Alzheimer Testi… Aşağıdaki Metni Okuyabiliyor Musunuz?

35145973_10156458034704629_8632629345766080512_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bayram Eğlencesi… Telefonunuzun Son Üç Rakamına Göre…

hareketli-bayram-kutlama-kartı[1]

KİMİNLE                                 NERDE              NE YAPTINIZ

1.Sevgilimle                            Parkta                Yürüyüş yaptık

2. Eski Sevgilimle                   Telefonda         Yazıştık

3. Ailemle                                 Sahilde               Kahvaltı Ettik

4.Arkadaşlarla                         Kafede                  Dertleştik

5.Kendimle                                Evde                  Film Seyrettim

6.İş Arkadaşlarımla                Lokantada          Yemek Yedik

7. Oğlumla                               AVM de              Alışveriş Yaptık

8. Kızımla                                Pastanede           Limonata İçtik

9. Müstakbel Sevgiliyle        Plajda                 Yüzdük

0. Kocamla                             Caddede               Elele Tutuştuk

Herkese güzel ve iyi bayramlar olsun cancanlar,

Kocaman Kocaman Öpüyorum

Sağlıcakla,

Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendi Kendine Mutlu Olmayı Öğrenmelisin…

0b7152c7b6b83ac4916479fadb7d2470[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mars 27 Haziran da retro yapmaya başlayacak ve 27 Ağustosa kadar retrosu devam edecek.

35143779_1154945444647211_2744700353747353600_n[1]

 

Kuzey Ay Düğümü ejderhanın ağzıdır,şimdi yaratmakta olduğumuz,sonraki yaşamda “sindireceğimiz ve hazmetmek durumunda olacağımız”deneyimlerdir.
Güney Ay Düğümü ise geçmişte “yediklerimizin” sonucudur, bir önceki dönemde yediklerimizi hazmetme dönemini anlatır. Önümüzde zor bir hazımsızlık süreci olacağı kesin zira Güney Ay Düğümü Kova burcunda ve eylem ve kararlığın ifadesi, cesaretin astrolojik semboliği Mars ile kavuşumda, Mars 27 Haziran da retro yapmaya başlayacak ve 27 Ağustosa kadar retrosu devam edecek.

İçe dönem Mars enerjisi “geçmişte neyi? Niye yanlış yanlış yaptığımızı ya da yapmamız gerekirken yapmadığımız, yapamadığımız konuların sonuçları ile yüzleştirerek, hem kendimizin hem de kollektifin en yüksek hayrına olan şeyleri yapmamızı talep edecek bizlerden. Önümüzde bir bayram ve bir de seçim süreci var malum. Hem bireysel olarak bizleri hem de bizim kollektif içindeki varlığımızı çok iyi sembolize eden iki önemli olay.
2016 da Kasım ve Aralık ayında Mars yine Kova burcundaydı ve o zaman neler yaşadınız? Hangi konular gündemdeydi hayatınızda? Yanlış, adaletsiz ve bencilce verilen kararlar varsa şimdi dönüp bir daha üzerinden geçme zamanı kimimiz için; haritasında uygun etkileri alanlar ve hak-hujkuk-adlet ve eşitliğe, kendi için istediğini aynı saf ve kalbi duygular ile başkaları için isteyenler için de karmik hak ediş zamanı içindeyiz. Kimi yediklerini hazmedecek, kimi hazımsızlık çekecek de diyebiliriz…

Kaynak: Hülya Değer

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnanılmaz Etkili… Hayatına Bolluk Bereket Gelsin İsteyenler 13 Haziran’daki Yeni Ayda Mor Kurdeleli Cam Kavanoz Ritüelini Mutlaka Yapmalı…

213975_Thb57xwl_1[1]

 

Merhabalar Cancan’ lar,

Bir süredir bolluk bereket için ne yapabilirim, para geliyor ama elimde tutamıyorum, işim yok nasıl iş bulabilirim gibi çok sayıda mesaj alıyorum…

Ben de tüm bu sorunlara ilaç olabilecek harika bir yeni ay ritüeli hazırlamaya karar verdim..

İşte malzemeler:

Bir cam kavanoz

Mor bir kurdele

Bir avuç pirinç, lavanta ve çörek otu

Bir kaşık şeker

Ve sitrin taşı

Ritüelin Hazırlanışı

Şimdi kavanozu elimize alıyoruz içine sitrin taşını, çörek otunu, lavantayı, pirinci ve şekeri koyuyoruz en son kavanozu kapatıp mor kurdeleyi bağlarken şu cümleyi üç kez söylüyoruz

”Hayatıma her türlü hayırlı kaynaktan bolluk bereketin hızlıca,  kolaylıkla gelmesi ve iş kapılarımın açılması için neler mümkün…”

Ve kavanozu mutfakta görünür bir yere koyuyoruz ve kavanozu gördükçe cümlemizi tekrar ediyoruz…

İşte bu kadar basit…

Tarifi benden yapması sizden…

Hepinizi kocaman kocaman öpüyor bolluk ve bereketin her daim hayatınızda olmasına niyet ediyorum…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayatlarımız seçimlerimiz tarafından şekillendiriliyor. Önce seçimlerimizi yaparız, sonra da seçimlerimiz bizi şekillendirir

iyi-bir-hayat-e1454358347119[1]

 

19. Yüzyılın sonunda İngiliz ayakkabı sanayicileri Afrika’nın çeşitli yerlerine pazar araştırmaları yapmaları için uzmanlar gönderdiler. Sanayi devrimi ile birlikte üretim ve arz artmıştı ve fabrikalarda üretilen on binlerce ihtiyaç fazlası ayakkabı çiftini pazarlayabilmek için yeni pazarlar bulmaya çalışılıyordu. Afrika’yı gezip dönen uzmanların hepsi son derece karamsar raporlar yazdılar; ” Afrika’da insanlar yalın ayak geziyorlar ve ayakkabının ne olduğu bile bilinmiyor.” İstisnasız bütün raporların sonunda; “Değil Afrika’ya ayakkabı satmaya çalışmak, pazar araştırması yapmak için masraf yapıp uzman göndermeye bile değmez “ sonucuna varılmıştı.
Aynı dönemde Çekoslovakya’nın küçücük bir şehrinde (Zlin ) kurulmuş olan Bata isminde aile şirketi niteliğinde bir ayakkabı fabrikasının olağanüstü girişimci sahibi Thomas Bata’da gözünü Afrika’ya dikmişti ve kendi yetiştirdiği çok güvendiği bir satıcısını Kongo’ya gönderdi ve pazar araştırması yaptırdı. Gelen rapor İngilizlere verilen raporlar gibi başlıyordu; “Afrika’da insanlar yalın ayak geziyorlar ve ayakkabının ne olduğunu bilmiyorlar.” Bu bilinen başlangıç raporun sonunda çok farklı bir değerlendirme ile bitiyordu; “Bu durumda Afrika ayakkabı satabilmek için dev bir pazar. Rakip yok, ürün saplantısı yok, harika iş yapılabilir hemen yatırım yapılmalı”
Thomas Bata hemen Afrika’ya çıkarma yaptı. Yüzyıl bittiğinde Bata ayakkabıları, Afrika’da Bata’ya ait nerede ise her yerleşim biriminde olan dükkanlarda satılmakta idi ve dahası Nijerya, Kenya, Fas, Güney Afrika, Mısır, Sierra Leone, Libya, Sudan, Cezayir, Senegal, Kongo, Tanzanya, Rodezya’da Bata fabrikalarında üretilmekte idi.
Afrika’daki yalın ayaklar Bata’yı bugün bütün dünyada 6000 i kendi mağazası olmak üzere 25.000 bayisi, 6800 çalışanı ve 56 dev fabrikası olan, günde 120.000 kişiye ayakkabı satıp yılda 45 milyon ayakkabı üreten uluslararası bir imparatorluk yaptılar. Üstelik bulunduğu yerlerde sosyal projeleri ile çok faydalı insancıl yatırımlar yapan bir müesseseyi yarattılar.
Daha doğrusu bence bu dev atılımın ilk adımını iki kişi attı. Birincisi patronunun ne istediğini anlayan, herkesin baktığı yerde farklıyı görebilen bir uzmandı ve ikincisi de bütün zorluklara rağmen işinde büyümeyi seçen bunun için de herkesin yaptığını yapmaması gerektiğini sezen bir girişimci idi.
————————
Hepimiz bakarız ama sadece bir kısmımız “görürüz” Oysa başarının anahtarı “görebilmek”. Görebilen insanlara bütün toplumların ihtiyacı var. Eğitim sistemleri “görebilen insan” yetiştirmeli. Peki “görmeyi” kime nasıl öğreteceğiz?
Şöyle düşünelim; hızla akan bir nehrin kıyısındayız. Kimler karşıya geçebilecek? Kimler bu kıyıda kalacak? Cevap basit; “Kimler suyun içindeki elverişli akıntıyı ve bu akıntıdaki değişimi görebiliyor ise o geçecek”
Peki, akıntıyı görmek ne ile mümkündür?
Zeka ile mi?
Bence etkisi var ama sınırlı. Yaşamım boyunca suyun içine öte yanında çok parlak zeka işareti vermeyen insanlar gördüm.
Detaylara düşkün bir bakış alışkanlığı ile mi?
Öyle olduğunu söyleyenler vardır ama bence kesinlikle değil. Detaycıların pek azı suları aşar. Çoğu düşünür durur.
Bilgi birikimi ile mi?
“Dunning sendromu” diye öğrenilmesi gereken bir gerçek var. Çok defa bilenler tutukturlar yani cahillerden daha az cesaretli ve girişimcidirler.
O zaman cesaretliler mi geçecek?
Evet suyu geçenlerin hepsi muhakkak ki cesaretlidir. Zaten cesaretsiz olanların hiç şansı yok. Suya “korkular platformundan “ bakanlar engelleri , tuzakları, komploları ve tehlikeleri görür ya da sezdiğini sanır ve harekete bile geçmezler. Ama şurası da gerçek ki boğulanların da hepsi cesaretli idiler. Demek ki salt cesaret yetmiyor.
Bu yazıları yazarken daha baştan kendi kendime sorduğum yukarıdaki soruların yanıtlarını ve varmak istediğim noktayı bildiğim sanılmasın. İşte tam bu satırları yazarken başka bir hikayenin kucağında düşünmek gerektiğini hissettim….
Bir şehrin kapısında, yaşlı, beyaz sakallı, bilge görünümlü bir kişi oturmaktadır. Şehre ilk kez gelen bir yabancı yaşlı adama yaklaşır ve sorar: “Baba yerleşecek yer arıyorum bu şehir nasıl bir yerdir?” Yaşlı adam cevap vermez. Soru tekrarlanınca, kafasını kaldırır ve bir soru sorar; “Nasıl bir yerden kaçıyorsun evlat?” Adam cevap verir; “İnsanların hırslı dolayısıyla huzursuz ve çatışmacı oldukları sürekli rekabet içerisinde yaşadıkları bir yerdi.” Yaşlı adam üzgün gözlerle; “Burası da böyle evlat, burası da böyle…” Ve sonra sordu; “Sen nasıl bir yer arıyorsun evlat?” Adam cevap verdi “Bereketli bir yer arıyorum, emeğinin karşılığını süt ve bal olarak alacağım evim gibi hissedeceğim bir yer arıyorum.” Yaşlı adam gülerek cevap vermiş; “Burası da öyle evlat, burası da da öyle!…”
Bizler aslında dilimizin değil kalbimizin seçimlerini görürüz. Görebilmek çok kez elimizde değil ama seçimlerimiz bizim seçimlerimiz.
Yaşasaydı Anne Frank gelecek hafta 89 yaşında bilge yaşlı bir kadın olacaktı. 16 yaşında bilge bir genç kız olarak öldürüldü. Bu yazıya da onun şu sözü ile son verelim;
“Our lives are fashioned by our choices. First we make our choices, then our choices make us.” (Hayatlarımız seçimlerimiz tarafından şekillendiriliyor. Önce seçimlerimizi yaparız, sonra da seçimlerimiz bizi şekillendirir)

Bayram’da Yaşam Çiçeği Kolyesi Hediye Etmek İsteyenler Buraya :) Sip. Tel. 0541 242 23 24

AD New

Merhabalar,
Geçenlerde Aslı ve Murat çiftini dükkanlarında ziyaret etim… Ve ilk on beş dakkamı oradan oraya sıçrayan çocuklar gibi ve mutlulukla -aaa bu da mı var, –aa bu da mı var diyerek kolyelerin arasında sevinçle gülümseyerek geçirdim…
Sonunda sohbete başladığımızda da onların bilgileri, dostlukları, yaratıcılıkları ve insancıllıkları her biri tarafımı sarmıştı…
Hele bir de bana kolye hediye ettiklerinde oradan yüzümde kocaman bir gülümsemeyle ayrıldığımı söylemeliyim…
Bu harika kolyeleri tasarlayan ve hayata geçiren Aslı aşağıda kısaca sizlere kendini ve ürünlerini tanıtacak… Beğendiğiniz, size şans getirecek olanı hemencecik alma şansınız var…
Hepinizi kocaman kocaman öpüyorum…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg
Aslı Girgin kendini anlatıyor:
Tasarımcıyım.
Ali ile Ayşe’nin annesiyim.
Leyla’nın ikiziyim.
Hala dünyaya çocuklar gibi bakabildiğimi söyleyen bir kocam var.
Nişantaşı’ndaki atölyemde insanların içine hitab eden naif, gülümseten takılar üretmeye çalışıyoruz.
http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

YAŞAM ÇİÇEĞİ kOLYESİNİNİ ANLAMI

iç içe geçmiş çemberler ve onları çevreleyen büyük bir çemberden oluşan bir geometrik şekil, Yaşam Çiçeği olarak adlandırılıyor ve bu sembolün evrenin sırlarını barındırdığı düşünülüyor. Kutsal geometri deyince aklımıza gelen ilk form olan Yaşam Çiçeği, tüm yaşam formlarının içinde bulunuyor.

Bu iç içe geçmiş yedi küre ilk olarak yaşam tohumunu veriyor, sonra 19 küreye kadar devam ediyor ve onları bir bütün olarak içine alan 20’nci küre ile Yaşam Çiçeği meydana geliyor. Çiçek denmesi ise hayatın beş döngüsünü anlatıyor, hiç bitmeyen döngülerden bahsediyor. Bir hayat ağacını ele aldığınızda meyve toprağa düşer, ağaç olur, ağaçtan çiçek olur, çiçekten meyve olur, tekrar toprağa düşer, tekrar bu döngü başlar. Dolayısıyla bu form bir çiçekten öte hayatın bitmeyen döngülerini anlatıyor.

Üzerinde taşıyan kimsenin sezgisel gücü ve yaratıcılığı artar aynı zamanda negatif enerjiden korunur…

Ürünler pirinç üzerine altın kaplama.
Fiyatları 80₺ ‘dir.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevgi Damlacıkları Uygulaması…

images[4]

 

DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR
Bir öğretmen arkadaşla sohbetimizi sizinle paylaşmak istedim. Adının kullanılmasını istemediği için ona Hayri Öğretmen diyelim. Kendisi benim verdiğim üç günlük bir eğitime katılmıştı; o zamandan beri ara sıra buluşur, konuşuruz.
İyi bir öğrenci olan Recep (isim gerçek değil) son iki aydır gittikçe düşük notlar almaya başlıyor ve yine bu dönemde arkadaşlarıyla ara sıra kavgalı oluyor. Gittikçe kötüye giden bu durum Hayri öğretmenin dikkatini çekiyor ve öğrenciyle konuşmak istiyor.
Recep kendisine sorulduğunda bir sorun olmadığını söylüyor ve göz teması kurmuyor. Hayri öğretmen pek üstelemiyor. Diğer öğretmen arkadaşlarıyla konuşuyor, onlar da bir şey bilmiyor. Daha sonra Recebin en yakın arkadaşı olan bir başka öğrenciyle konuşuyor ve Recebin annesinin babasından ayrılma süreci içinde olduğunu öğreniyor. Bu ayrılma süreci içinde anne Recebi yanına almak istemiyor, baba ise başka bir şehre gideceğini ve Recebin annesinin yanında kalmasının daha doğru olacağını düşünüyor.
Sonuç olarak Recebi ne annesi ne de babası istiyor. Recep kendisini istenmeyen evlat olarak görüyor. O kadar gücüne gidiyor, o kadar utanıyor ki, bu durumu en yakın arkadaşına dahi söyleyemiyor. Recebin bir arkadaşı, annesinin komşusu olan bir başkasından durumu öğreniyor.
Hayri öğretmen ne yapacağını bilemiyor, ama Recebin içinde bulunduğu zor durumun farkında olarak onu izlemeye başlıyor. Durumu okul müdürüyle, rehber öğretmenle konuşuyor. Rehber öğretmenin konuşma isteğini de Recep olumlu bakmıyor ve Rehber öğretmenle buluştuklarında sessiz kalıyor.
Hayri öğretmenin aklına bir fikir geliyor; bizim seminerde “sevgi damlacıkları” adını verdiğimiz bir uygulamayı biraz değiştirerek sınıfa taşımaya karar veriyor. Bu uygulamanın aslında şöyle bir yol izleniyor: Uygulamaya katılanlar birbirlerinin yüzlerini görecek biçimde bir çember oluşturuyorlar. Sırası gelen kişiye” hedef” deniyor. Diyelim A kişisi hedef oldu: Çemberdeki herkes A’nın gözünün içine bakarak, onda gördüğü olumlu bir özelliği söylüyor. “Çalışkan ve dürüst bir insansın,” gibi. İsterse birden fazla olumlu özellikler de söyleyebiliyor; “Çalışkan ve dürüst bir insansın; senin müzik yeteneğine bayılıyorum ve hep arkadaşım olarak kalmanı istiyorum,” gibi. Daha sonra sıradaki kişi konuşuyor, o da A’da gördüğü olumlu özellikleri söylüyor. Her bir kişi en fazla 10 saniye konuşuyor. Bu süreç devam ederken A konuşanın gözünün içine bakmanın ötesinde başka bir şey yapmıyor. Sadece dinliyor. Tüm grup bittikten sonra gruba teşekkür ediyor ve şimdi burada neler hissettiklerini paylaşıyor.
Sonra sıra B kişisine geçiyor ve gruptaki herkes “hedef” oluncaya kadar süreç devam ediyor. (Otuz kişilik bir grup kişi başına ortalama 10 saniyeden 150 dakika alır.)
Bu güçlü bir uygulama. Bu uygulamada olumsuz hiçbir ifadeye izin verilmez. İfadenin temiz olması gerekir, olumlu ifadeden sonra “ama, fakat, ne var ki, keşke biraz da” gibi ifadelere yer verilmez. Konuşan kişi inandığı, var olduğunu gördüğü olumlu özellikleri söyleyecektir.
Bu uygulamadan sonra gruptakilerin ilişkisi yenilenmekte ve güven duygusu artmaktadır. Bence yılda bir birlikte çalışan insanların bunu yapması gerekir.
Hayri öğretmen bu uygulamayı değiştirerek her hafta bir öğrenciye sevgi damlacıkları uygulamasını yapmaya karar veriyor. Yani tüm öğrenciler değil, her hafta ancak bir öğrenci “hedef” olacaktır.
Peki, “hedef” kim olacak? Bir araştırma yapıyor ve hem isminde hem de soyadında “p” harfi olan tek kişinin Recep olduğunu saptıyor.
Hafta başında Recebin sınıfında kararını açıklıyor; uygulamayı anlatıyor. Kimle başlayacağımıza karar verelim, diyor. İlk isminde “p” harfi olanlar el kaldırsın, deyince üç kişi el kaldırıyor. Soyadında “p” harfi olan var mı deyince, sadece Recep el kaldırıyor. Evet, arkadaşlar Recep ile başlayacağız, diyor öğretmen. “Recep sen ilk olacaksın, bu uygulama bitince, önümüzdeki hafta kimin “hedef” olacağına sen karar vereceksin. Senin seçtiğin kişi de kendinden sonra kimin “hedef” olacağına karar verecek, böylece zincirleme herkes “hedef” oluncaya kadar uygulama her hafta devam edecek,” diyor.
Sınıftaki herkes Recebe gördüğü olumlu bir yönünü söylüyor. Beş dakikanın sonunda Recep gözyaşlarını tutamıyor. O dersin sonunda Hayri öğretmenle konuşmak istediğini söylüyor ve baş başa kaldıklarında durumu olduğu gibi anlatıyor.
Hayri öğretmen o noktadan sonra Recep’ten izin alarak ona yardımcı olmaya başlıyor; müdür, müdür yardımcısı, rehber öğretmen devreye giriyor. Uygun ortamlar yaratılarak baba ve anneyle konuşuluyor; hayretle görülüyor ki, anne ve baba Recebi nasıl etkilediklerinin farkında değiller.
Recebin aynı okulda kalarak, arkadaşları ve öğretmenlerinde ayrılmadan eğitimine devam etmesi olanağı sağlanıyor.
***
Sevgi damlacıkları uygulamasını sınıfa taşıyan “Hayri” öğretmeni kutluyorum. Bence her aile, doğum günü olan kişiyi” hedef” yaparak sevgi damlacıklarını uygulayabilir. Her öğretmen o gün doğum günü olan öğrencisini “hedef” ilan ederek sevgi damlacıklarını uygulayabilir.
Lütfen, tanıdığınız tüm öğretmenlerle paylaşın.
Böyle yaratıcı bir uygulamayı benimle paylaşarak “Hayri” öğretmen benim ufkumu açtı. “Öğretmen gibi öğretmen.” Teşekkür ediyorum.
Doğan Cüceloğlu (26.02.2012)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Lan Nerden Aydınlandım Be…

28279101_10156031507017416_5268369274282321338_n1[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10” kat daha fazla vitamin barındırır..!

34923388_633275143675489_1165719549371219968_n[1]

Dünya’da en çok israf edilen şeylerden biride suyu sıkılmış limon kabuğudur. Genelde çöpe atılır. Oysaki buzdolabında dondurup, yeri gelince yemeklerde yada içeceğinizde kullanabilirsiniz.
Bir limonun kabuğu, limonun içindeki sudan ”10” kat daha fazla vitamin barındırır..! Bu kabuk kanserli hücreleri öldürmede çok etkilidir. Ve kemoterapiden 5 kat daha güçlüdür…
Karaciğeri ve böbrekleri temizler, strese ve sinir bozukluğuna iyi gelir…
Böyle bir nimeti çöpe atarak ziyan etmeyin…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kaliteli Yaşamın Kuralları

sağlıklı-yaşam[1]
1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın — Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Meditasyon,REİKİ, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2009’de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun
10. Hergün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.
KİŞİLİK:
11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.
13. Fazla abartmayın. Sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok ciddiye almayın.
15. Kıymetli enerjini gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. Zaten ihtiyacın olan herşeye sahipsin.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.
22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülün.
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.
SOSYAL YAŞANTI:
25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi herşey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
29. Hergün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye “GÜNAYDIN” deyin.
30. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez.
31. Hasta olduğun zaman işin sana bakmamalı. Arkadaşların bakmalı. Onlarla temasta olun.
HAYAT:
32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan herşeyden uzak durun.
34. TANRI herşeyi iyileştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah sağlıklı olarak uyandığınız zaman, bunun için TANRI’ya şükredin.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Çekim Yasasının Püf Noktaları…

34728586_1950433591668199_6213186882524676096_n[1]
1 ) Öncelikle küçük isteklerle başla.
Böylece zihnini isteklerinin gerçekleşeceğine ikna edersin.
Hiç bir şey başarının kendisinden daha başarılı bir etki bırakmaz zihninin üzerinde.
Başarı ise hayatına yeni başarıları çeker.
Böylece başlangıç adımın kolay netice verir ve daha da büyük isteklerinin gerçekleşeceğine inanır.
2 ) İsteklerini doğru formüller halinde evrene sunmalısın.
Şimdiki zamanda istemek tek doğru kuraldır.
“Ben sağlıklıyım”,
“Ben zenginim”,
” Benim mükemmel bir ilişkim var”,
” Ben sevdiğim bir ortamda, sevdiğim işi yapıyorum” gibi cümleler olmalı. “…olacak”, “…sevecek” gibi cak/cek ‘le biten cümlelerden uzak dur.
Aksi takdirde sadece isteme durumunu istemiş olursun ki, bu da sana sürekli isteme halinden başka bir şey getirmez.
Olmuş gibi davranmalısın.
İstediğin her neyse, ona sahipmiş gibi yaşamalısın.
İsteğinin gerçekleşeceğine dair olumlu bir ruh hali içinde olman önemli.
Böyle davranırsan motivasyonun artar.
Hayatına doğru olayları da beraberinde çekmiş olursun.
Olumsuz ekler içeren cümlelerden kendini arındır.
Engel olmaya çalıştığın şeyleri andıkça onları da hayatına çekiverirsin.
Enerjini sahip olmak istemediklerine değil, sahip olmak istediklerine yönlendir.
Unutma korkular, korktuklarını hayatına çeker.
“ hasta olmak istemiyorum” dediğin an hastalığı çekersin.
Ağzından dökülen kelimelerin bilincinde ol.
“Ben sağlıklıyım!” de.
Bir şeyi var etmemeyi değil, bir şeyi var etmeyi becerebiliyorsun.
Bu yüzden sadece var etmek istediklerine odaklan, var etmek istemediklerine odaklandıkça içini korkuyla doldurursun.
Sakın ola, bir şeyi önlemek adına kurulmuş cümleler kullanma.
Bunu yapamazsın.
Tam tersini ise uygulayabiliyorsun.
Demek ki yalnızca olumlu cümleler kuracaksın.
Hiçbir cümlen yok etmeye yönelik olmayacak.
“Ben sağlıklıyım!” cümlesi kısa ve öz bir emirdir.
Böyle bir emirle evrene hastalığına ilgilendiğini değil, sağlığınla ilgilendiğini gösterirsin.
3 ) İsteklerini yaz.
Yazdıkça onları beyan etmiş olursun.
Yazdığın andan itibaren isteğin maddeye dönüşmüştür.
O senin sabit ve kesin isteğin haline gelmiştir.
Yazınca isteğin sarsılmaz ve kesim bir forma bürünmüştür.
Yazılmış isteğin gerçekleştiğinde onu kolayca takip de edebilirsin.
Gerçekten istediğini mi elde ettin?
Yoksa onu tekrar formüle mi etmelisin?
Bunu sadece yazdıysan görebilirsin.
Yazarak tüm bunları uygulaman daha kolay olacaktır.
Bunun için ister bir ajanda, ister bir defter kullanabilirsin.
Formüllerin kısa, öz, net ve kesin olsun.
İsteklerini ne kadar doğru iletirsen, karşılığını o kadar doğru alırsın.
Kısa ve öz formüller üretirken, isteğin üzerinde düşünmek zorunda kalırsın ve bu sayede onun özüne inebilirsin.
İsteğinin özüne inmek onun gerçekleşme süresini hızlandırır.
4 ) Muhakkak teşekkür etmelisin.
Teşekkür ederek iyi olan her şeyi çoğaltırsın, hayatına bolluk bereket gelir.
Teşekkür ederek hayatını gözden geçirirsin ve hayatındaki güzel gelişmelerin farkına varabilirsin.
Bu sayede elde ettiklerine ve sahip olduklarına hak ettikleri dikkati ve değeri vermiş olursun.
Dikkatini neye verirsen, enerjin peşinden gider.
Hayatındaki tüm iyiliklere ve güzelliklere teşekkür ettikçe dikkatin enerjin o yöne akar.
Şükredeceğin, teşekkür edeceğin şeyler artar.
Teşekkür ettikçe isteğini şimdiki zamanda tutarsın.
Nasıl ki duanın sonundaki “amin” duayı doğrulayan ve kesinleştiren bir şeyse, isteklerinde de teşekkür ve şükretmek aynı etkiyi yaratır.
Dua etmek ya da bir istekte bulunmak birbirinden çok farklı konular değildir.
Her iki koşulda da dünya üzerinde beş duyunla tanıdığın “sen”den daha yüce bir mertebeye sesleniyorsun.
Ayrıca unutma teşekkür etmek endişeleri ve korkuları ortadan kaldırır.
Kendine güvenin artar.
Unutma arkadaşlarından bir istekte bulunduğunda bile, daha isterken yapacağından emin bir şekilde teşekkür ediyorsun.
Teşekkür ederek siparişini teyit etmiş olursun.
İsteğini mühürlersin, imzalarsın.
5 ) Endişe etmeyi bırak ve yüreğini güven duygusu ile doldur.
Endişe her zaman kesin bir istektir.
Bir istekte bulunduktan sonra endişe duyarsan, evren o isteğini istemediğini düşünecek.
Yani birinci siparişin isteğin iken, ikinci siparişin isteğini iptal etmen olacaktır.
Her zaman başarılısın, sadece hangi isteklerinin daha baskın olduğunun farkına var.
İstediğin her hangi bir şey mi, yoksa endişen mi daha baskın bir istek?
Başarıya inanmazsan başarılı olamazsın.
Başarısızlığa değil, başarıya odaklan.
Başarısızlığa odaklandığında da başarılı olacaksın tabii ki.
Fakat bu durumda ödülün başarısızlık olacak!
6 ) Sessiz olmayı öğren.
Bir istekte bulunduysan bunu kendine sakla, onun enerjisini kimsenin ağzına sakız etme.
Sırrını saklayabilirsen onu başkalarının olumsuzluklarından, şüphelerinden, hatta kıskançlıklarında uzak tutmuş olursun.
Bırak başkaları gerçekleşene kadar isteğinden haberdar olmasın.
7 ) İsteğini unut!
Böyle yaparsan siparişini iptal edebilecek endişelerinden de kurtulmuş olursun.
8 ) Tesadüflere gözün açık olsun.
Evrenin isteklerini hangi yollarla gerçekleştireceğini bilemezsin.
Hatta çoğunlukla senin aklına bile gelmeyen bir yolu kullanacaktır.
Gözünü, kulağını dört aç ve uyanık ol.
Böyle yaparsan seni isteğine götürecek tüm bilgilere kavuşursun.
Sezgilerinin seni yönlendirdiği tarafa doğru git.
Sana mantıklı gelmese bile, evren sana senin tanımadığın bir yol ile ulaşmaya çalışıyor olabilir.
9 ) Gerçekten ne istediğini, yani büyük isteğinin ne olduğunu bulmak için çaba sarf et.
Sana, senin doğana hiç uymayan bir istekte bulunmanın hiçbir mantığı yoktur.
Sadece başkaları sahip diye istekte bulunma!
İsteğin sana uygun olsun.
Senin GERÇEKTEN istediğin bir şey olsun.
Seni daha mutlu, daha sevgi dolu kılacak bir şey olsun.
Her gerçekleşmiş istek senin hayatını değiştirecektir.
Bu yüzden isteklerinde dikkatli ol!
Onlar seni gerçekten gitmek istediğin yolda ilerleten ve yardımcı olan istekler olsun.
10 ) Birlikten kuvvet doğar.
Kendine bir arkadaş grubu edin.
Bu grupla birlikte her hafta bir gün ve saat tayin et.
Bir arada olmasanız bile, isteklerinizi aynı anda evrene yollayın.
Bir birinizin isteklerini merak etmeyin.
Sadece birlikte istemenin gücünü hissedin.
İşe yaradığını göreceksin.
Alıntı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

BEYNİNİZİN HANGİ YANINI DAHA ÇOK KULLANIYORSUNUZ (TEST)..

34670814_637764969936409_3818215729891639296_n[1]

Dr. Yavuz, sağ ya da sol beynin baskın olup olmadığını belirlemek için aşağıdaki testin yapılmasının yeterli olacağını ifade etti.
Cevaplarda ‘A’ şıkkının sayısı fazla ise sağ beynin daha gelişmiş olduğu anlamına geliyor, ‘B’ şıkkı çok ise sol beynin etkin olduğu anlamı çıkıyor.
Okuldayken hangi dersleri daha çok severdiniz?
a) Türkçe, resim, sosyal vb.
b)Fenle ilgili olanları.
2-Hangi tip sporları yapmaktan hoşlanırsınız?
a)Tek başına yapılan sporları
b)Takım sporlarını.
3-Gördüğünüz rüyaları hangi sıklıkta hatırlarsınız?
a)Çoğunlukla hatırlarım,
b)Ender olarak hatırlarım.
4-Ellerinizi ve mimiklerinizi konuşurken ne sıklıkta kullanırsınız?
a)Çok kullanırım
b)Çok az kullanırım.
5-İki elinizin parmaklarını birbirine geçirerek kapatın. Hangi elinizin baş parmağı üstte kalıyor?
a)Sağ
b)Sol
6-Şu an saatin kaç olduğunu tahmin edin, şimdi saate bakın, yanılma payınız ne kadar?
a)On dakikadan fazla,
b)On dakikadan az.
7-Aşağıdakilerden hangisini daha kolay hatırlarsınız?
a)İnsanların yüzlerini,
b)İnsanların isimlerini.
8-İki gözünü açık tutarak elinizdeki kalemi, bir cam kenarı veya kapı kenarı ile hizalayın. Önce sol gözünüzü, sonra sağ gözünüzü kapatın. Hangi gözünüzü kapatınca kalem daha az oynuyor?
a)Sağ gözümü kapatınca
b)Sol gözümü kapatınca
SOL ELİ KULLANANLARIN SAĞ BEYNİ BASKIN”
Sağ ve sol el kullanımı ile hangi beynin daha baskın olduğu arasında önemli bir ilişki olduğunu belirten Dr. Yavuz, şunları kaydetti: “Günlük hayatta sol elini kullanan kişilerin sağ beyinleri baskın durumdadır. Eğer kişi sağ elini kullanıyorsa o zaman da sol beyin baskındır. Bu nedenle şunu diyebiliriz ki solak olanlarda sağ beyin baskın durumda olacağı için, bunlarda mimarlık yeteneği ve müzisyenlik kabiliyetleri iyi gelişmiştir.
Sağ ve sol beyni baskın kişiler matematiksel yeteneğe sahip olabilir ancak sağ beyin daha çok matematiğin geometri, sol beyin ise cebirsel bölümü ile ilgilenir. Buradan şu netice çıkıyor ki solak olan bir çocuğun, mimarlığa ya da güzel sanatlara yönlendirilmesi gerekebilir.
Bireyin, fen ya da konuşma becerisi gerektiren avukatlık veya pazarlama gibi bir meslekle uğraşması hata olabilir. Çünkü sol beyin konuşma becerilerinde rol oynar. Eğer solak bir kişi, hukuk mesleğini seçmişse avukatlığı değil estetik muhakeme yeteneğine yönelten sağ beyinden dolayı hakimliği tercih etmelidir.”
ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kanser ve şeker hastalığı tedavisinde Kudret Narı mucizesi!

kudret-nari-fiyati-nedir-nerede-bulunur-neye-iyi-gelir--1472249258[1]

 

Kudret narı, kabakgiller türüne ait tropikal bir bitkidir ve genellikle demlenerek çay olarak tüketilir. Yapılan bazı araştırmalara göre, bu bitki kanseri ve şeker hastalığını iyileştirebilir, ayrıca pek çok sağlık sorununu önlemeye yardımcı olacak özelliklere sahiptir. Bu bitkiden yapılan çay; Afrika, Asya ve Latin Amerika’da oldukça yaygındır ve düzenli olarak içildiğinde şeker hastalarında kan şekeri seviyesini düşürdüğü bilinmektedir. O kadar ki bazı araştırmalar kudret narından “sebze insülin” olarak bahsetmektedir.

Kudret Narı Çayı Şeker Hastalığını Nasıl Geçiriyor?

Kudret narı çayı, kan şekerindeki düzensizlikleri önlemek ve tedavi etmek için önerilmektedir. Bu tür düzensizlikler genellikle şeker hastalığıyla bağlantılıdır. Kudret narının içerdiği yüksek miktarda antioksidan kandaki şeker düzeyini düşürür bu da tip-2 şeker hastaları için çok faydalıdır. Araştırmalara göre, kudret narı glikoz metabolizmasına etki ederek metabolizma problemlerine iyi gelmektedir

.Kudret Narı Kanserle Savaşmaya Nasıl Yardım Ediyor?

Kudret narının kanser karşıtı özellikleri üzerine yapılan pek çok araştırma sonucunda, bu bitkinin kanser hücrelerinin büyümesini engelleyen kanser karşıtı bir özelliği olduğu ortaya çıkarılmıştır. “Cancer Research” dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, bilim insanları kudret narı özünün içerdiği yüksek miktarda antioksidanın kanser hücrelerinin büyümesini engelleme özelliği olduğunu keşfetmişlerdir. Bunun yanı sıra, bu antioksidan özellik vücudumuzdaki hücreleri kansere karşı korumaya ve serbest radikaller, kötü beslenme, çevresel toksinler ya da sigara dumanı nedeniyle ortaya çıkan hasarları azaltmaya da yardım eder. Colorado Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırmadaysa, kanserli farelere belirli miktarda kudret narı özü verildiğinde pankreas tümörlerinde %64 oranında azalma olduğu ve hiç bir yan etkiye de rastlanmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, kudret narının içerdiği yüksek miktarda antioksidan bağışıklık sisteminin etkinliğini arttırmaktadır.

Kudret Narının Yan Etkileri

Kudret narı çayı hamileler için önerilmemektedir çünkü içeriğinde bulunan bazı bileşenler düşüğe neden olabilir.

Uzun bir süre boyunca kudret narı çayı tüketmek karaciğer iltihabı riskini yükseltmektedir.

Çay karaciğer dokusu için zararlı olmasa da karaciğerde bulunan enzimlerin seviyesini arttırması damar sertliği gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Diğer yan etkileri arasında mide bulanması, kusma, ishal ve mide ülseri bulunmaktadır. Bu çay çocuklar için zararlı olabilir ve ancak bir uzman gözetiminde kullanılmalıdır.Ayrıca, kudret narını sıklıkla içmek kalp atışlarında düzensizliğe, baş ağrısına, doğurganlıkta azalmaya, kas zayıflığına ve idrar tutamamaya neden olabilir.

Kudret Narı Nasıl Hazırlanır?

Kudret narı, piyasada toz ya da öz halinde bulunabilir. Çayı hazırlamak için bir litre kaynar suya bir ya da iki yemek kaşığı toz atarak 6-10 dakika arası demleyin. Ayrıca, kudret narını kapsül olarak da bulabilirsiniz.,

Kudret Narının Diğer Faydaları

Kudret narı, alfa karoten, beta karoten, lütein ve zeaksantin gibi antioksidanlar yönünden çok zengindir.

Ayrıca, önemli miktarda A vitamini içerir, içerdiği diğer antioksidanlarla birlikte vücudu serbest radikallerden korumaya, erken yaşlanma ve diğer hastalıkları önlemeye yardımcı olur.

Kudret narı çayı içmek, sindirim sisteminin sağlığını korumaya yardımcı olur. Sindirimi ve sağınımı canlandırarak besinlerin vücuttan geçerek atılması işlevini kolaylaştırır. Ayrıca kabızlığa ve hazımsılığa da iyi gelir.

Hindistan’da, enfeksiyonlarla ve uçuk gibi cilt hastalıklarıyla savaşmak için kullanılan popüler bir tedavidir.

Detay ► https://saglikhaberleri.com/sifali-bitkiler/kanser-ve-seker-hastaligi-tedavisinde-kudret-nari-mucizesi-h103757.html

Sağlık Haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bayram’da Gitmek İçin Harika Bir Önerim Var… Datça’da ki Aşık Olduğum Eko Çiftlik… Rez.Tel. 0532 607 11 44

Çiftlik Reklam

Cancanlar,

İsterseniz bayramda isterseniz yazın gidebileceğiniz eşsiz bir eko çiftlikten bahsetmek istiyorum…

”Ay ben her yere gitmem hele bi anlat” mı diyorsunuz… Hay hay buyrun…

Doğal beslenelim, sessiz olsun, temiz olsun, samimi bir yer mi olsun istiyorsunuz…

Yogamı, meditasyonumu da rahatça yapabileceğim bir platformu mu olsun diyorsunuz…

Hamakta geviş getireyim, kuş seslerini dinleyeyim, bostandan patlıcan toplayayım diye mi diliyorsunuz…

Gece samanyoluna bakarak dilek dilemek, ateşin çıtırtısını dinlemek tekrar doğayla bütünleşmek mi istiyorsunuz…

Açık havada yatayım, ya da kelebekler kapıyı açtığımda içeri mi dolsun diliyorsunuz…

Yakınında deniz de olsun, temiz de olsun mu diyorsunuz…

İşte size tüm bunlara sahip bu sihirli çiftliği öneriyorum…

Yazması benden, değerlendirmesi sizden…

Hepinizi kocaman kocaman öpüyorum…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not 1: instagram adresi @ecofarmknidia

Not 2: Rez.Tel. 0532 607 11 44