Archive | 07 Haziran 2018

Burçlar 1 Yıl İçinde Nerede Olacaklar

gecmisten_gunumuze_astroloji_ve_burclar_h148332[1]

Koç: Yaşamak İçin Başka Şehre Taşınmış

Boğa: Kendine Ait Bir İş Açmış

İkizler: Sağlığına Kavuşmuş

Yengeç: Evlenmiş

Aslan: Meşhur Olmuş

Başak: Çocuk Doğurmuş

Terazi: Zengin Olmuş

Akrep: Şifacı Olmuş

Yay: Üç Yeni Ülke Gezmiş

Oğlak: İşinde Terfi Etmiş

Kova: Kitap Yazmış

Balık: Yaşam Amacını Bulmuş

Not: Bu yazı size ilham vermek üzere tarafımca hazırlanmıştır…Yollarınız açık olsun…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çift Sayılar Ne Anlama Geliyor? Gizemli Enerji Çifterinin Anlamları

numbers[1]
Pek çok insan, hayatlarında sayılar olduğunu fark ediyor – saatlerde, ulaşım numaralarında, belgelerinde, kısacası tüm çevremizde. Hayatın bir noktasında, bir figürün, bazen bir rüyada bile, akıl almaz bir şey olduğu görülür. Bu sayılar elbette ki bir şeyler ifade ediyor? Favori numaranız (birkaç basamaktan oluşsa bile) çok sık görünür. Bu aynı zamanda bir işarettir. Ve eğer, bundan kısa bir süre önce, bir dilek tuttunuz ya da herhangi bir karar vermekle ilgili şüphelerinizden dolayı kararsız kaldıysanız, bu size nasıl davranılacağını ve ne istediğinize karşı savaşmaya değip değmeyeceğini söyleyen uzun zamandır beklenen cevap olabilir.

Kutsal numerolojiden bildiğimiz gibi, dünyadaki her şey bir numaradır. Herhangi bir nesne ve herhangi bir fenomen ölçülebilir ve hesaplanabilirdir. Evrendeki her şeyin, sayısal değerlerle ifade edilebilen kendi ölçüsü vardır. Zamanı konuştuğumuzda, daima ritmi kastediyoruz. Ritim zamanın ölçüsüdür.

Evren ile büyük bir uyum sağlamak için ritimleriyle senkron bir şekilde yaşamak gerekir. Sevdiklerinizle birlik içinde olmak için, kalp ritminizi kendi ritmi ile tam olarak hizalayabilmeniz gerekir. Kendinizle uyum bulmak için, vücudunuzun bioritimlerini ve ruhunuzun döngüsel titreşimlerini incelemeniz gerekir.

Zaman ve ritim ölçüsü, doğru uygulandığında, evrenin nabzını tutmaya, herhangi bir gezegen ya da yıldızla rezonansa, herhangi bir kozmik yaşam seviyesine sahip olan sayılarla ifade edilir. Saatteki çift ve ayna numaraları, aklımızın şu anda hangi frekansta ayarlandığını ve Cosmos’un hangi seviyesinde bir bağlantı olduğunu söyler.

Çoğunlukla, Yüksek Kuvvetler, bize şu anda bizim için gerekli olan, sayıların dilinde, ipuçlarını göndererek bizimle iletişim kurarlar.

Her bir sayı kesin olarak tanımlanmış bir frekansta titreşir, bu nedenle farklı sayılar ve kombinasyonları benzersiz bir enerji kalitesi taşır. Sayıların enerjisi, ruhumuzun psikonerjik potansiyelini güçlendirerek, dikkatimizle asimile edilir. Şimdi, bu veya diğer figürlerin ve kombinasyonlarının sahip olduğu titreşimlerin ve kutsal değerlerin kalitesi hakkında konuşalım.

0 veya 00:00 sayısı: huzur, sakinlik ve uzlaşma için ihtiyaç duyulduğuna dair bir işarettir. Eğer bunu kabul etmezseniz başınız belaya girebilir.

11 veya 11:11 sayısı: Bireyin bireyselliğinin iradesini, kararlılığını ve olumlamasını taşıyan ego-kişiliklerinin titreşimleridir. Eğer bu rakamlar, güçlü iradeli bir kişi tarafından fark edilirse, bu onun kişiliğine çok fazla dikkat ettiğinin ve dış dünyadaki faaliyetlerini azaltmasının gerekli olduğuna dair bir ipucudur. Eğer bu sayı kötümser bir kişi için ortaya çıkarsa, Yüksek Kuvvetler ona kendisine inanmasına yardımcı olacak irade, coşku ve kararlılık verir.

12 veya 12:12 sayısı: bilginin ve bilgeliğin sıklığı, aynı zamanda Yüksek Güçlerin korunmasıdır. Bu, bir kişinin dış dünya ile enerji-bilgi dengesine ulaştığını gösteren çok olumlu bir kombinasyondur.

13 veya 13:13 sayısı: Uygulamada edindiği bilgileri uygulama zamanının geldiğini, deneyimlerini ve becerilerini diğer insanların yararına aktif olarak uygulayıp gösterdiklerini belirtir. Bu yapılmazsa, kişinin hayatında bir çöküş olabilir.

14 veya 14:14 sayısı: Dünya’nın evriminin kutsal döngülerinin sayısıdır. Yani ruh gelişimin bir sonraki aşamasına, evrimin bir sonraki aşamasına geçmektedir.

15 veya 15:15 sayısı: Spiritüel Sevginin ve yaratıcı enerjinin titreşimlerini taşır. Yaratıcılıklarını geliştirme ve tezahür ettirme ihtiyacı konusunda Kozmos’un ilham kaynağıdır.

16 veya 16:16 sayısı: Sonsuz zamanın sayısı, sonsuzluğun ve Mutlak Bilgeliğin sayısıdır. Bu, Kozmos’un ruhsal seviyesinin Yüksek Kuvvetlerinin korunmasının bir işaretidir. Sayı 16, Kozmik Zihin ile bir füzyon elde etmek için zihnin konsantre olmasına ve değişmiş bilinç durumuna girmesine yardımcı olan titreşimleri taşır.

17 veya 17:17 sayısı: Mutlak iradenin ve en yüksek adaletin sayısıdır. Bu muazzam bir güç taşır, üstatlığı elementleri ve süptil enerjileri kontrol etme yeteneği en yüksek ruhsal gücü verir. 17 numara, insan ruhunun Karma’nın Kozmik lordları ile olan bağlantısını gösteriyor.

18 veya 18:18 sayısı: Arınma ve yenilenme titreşimlerini taşır, ruhun huzur ve sükunete girmesine yardımcı olur. Bu aynı zamanda Yüksek Savunma’nın sayısıdır.

19 veya 19:19 sayısı: Titreşimleri birbirine bağlar, durumun dengesizliğini ve olası uyuşmazlıkları işaret eder.

20 ve 22 sayısı ve çiftleri: biyoenerji eksikliği olduğunda uyarır aura ve sübtil bedenler için bize ek bir enerji akışı sağlar. Bu, sağlığınıza dikkat etmeniz gereken bir işarettir.

21 ve 21:21 sayısı: bir rüyanın şekillenmesinin ve planların gerçekleştirilmesinin sayısıdır. Düşüncelerin gerçekleşmesini teşvik eden titreşimleri taşır.

33 sayısı: Fiziksel aktivitenin titreşimlerini, isteklerini, kararlılıklarını ve üstesinden gelme zorluklarını taşır. Sayı karmaşıktır, karşılaşacağınız yaklaşmakta olan yaşam zorluklarına işaret eder.

44 sayısı: Kuvvet, kararlılık, güvenilirlik ve yoğun madde sayısıdır. Bir insan konfor bölgesinden çıkmak istemediğinde, hayattaki durgun bir dönemi uyarır. Bu konfor bölgesinden çıkmak, daha fazla gelişme için gereklidir.

 

55 sayısı: Yaratıcılığın, kendini gerçekleştirmenin, hobilerinin titreşimini sembolize eder. Yeteneklerinizi etrafınızdaki dünyaya göstermeniz gerektiğini bildirir. Bu sayı, 15 numaradaki titreşimlere benzer, sadece kolektif bir seviyede hareket eder. İnsanları gruplara, yaratıcı kolektiflere birleştirmek ve yaratıcılığın birliği için enerji vermek için bir dürtü taşımaktadır.

66 sayısı: Bir kişinin manevi bilgi ve maddi yaşamı ikiye ayırdığını gösterir. Bu, bir kişinin sıradan yaşamda manevi bilgisini fark edemeyeceği ve insanlarla iletişim kurarken ahlaki yasaları uygulayamadığının bir işaretidir.

77 sayısı: derin bir içgüdüm ve yaşamın geçme aşamasının yeniden düşünülmesi amacıyla toplumla iletişimin kesilmesi ve kısıtlanması ihtiyacına dair bir işarettir.

88 sayısı: Öngörülemezliğin titreşimini sembolize eder, kader, özgürlük, kısıtlamaların kaldırılması. Bu sayının titreşimlerinin etkisi altında, her şeyi aynı anda öğrenmeye çalışmadan, yavaş yavaş öğrenilmesi gereken çok yoğun bir enerji dürtüsü olduğundan, karıştırılmak kolaydır.

99 sayısı: Kozmik enerjinin, hayatta bir kader armağanı olarak tezahür edebilen güçlü bir dürtüdür, çünkü bu bir insanın kendisinden beklemediği büyük bir başarıdır.

Unuttuklarımızın tekrar farkına varabilmek dileğiyle…

34536312_2027613570826922_1477508693019852800_n[1]

Evime televizyon geldiğinde okumayı unuttum.
Kapıma araba geldiğinde yürümeyi unuttum.
Elime telefon aldığımda mektup yazmayı unuttum.
Evime bilgisayar geldiğinde hecelemeyi unuttum.
Evime klima aldığımda serinlemek için ağaçların altına gitmeyi unuttum.
Şehirde kaldığımda çamurun kokusunu unuttum.
Bankalar ve kartlarla uğraşırken paranın değerini unuttum.
Parfümün kokusuyla taze çiçeklerin kokusunu unuttum.
Fastfood’u keşfettiğimde milli yemekleri pişirmeyi unuttum.
O kadar çok koşturdum ki durmayı unuttum.
Whatsapp’ı indirdiğimde konuşmayı unuttum.

Unuttuklarımızın tekrar farkına varabilmek dileğiyle…

Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle…

34583150_1735086603226525_7651092399367651328_n[1]

…Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası.
Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini…
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, “Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş.
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, “Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış.
Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp,
“Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince, “Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi.
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.
“Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam, “Ben terziyim” yanıtını alınca “Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.
Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş.
Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.
Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için.
Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama kendi anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.
Ve başlamış anlatmaya:
“Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.
Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona “Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş.
Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.
Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın…”
Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş…
Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle…