Ve sevgi peşine düşülmeden, düşünülmeden, kendi kendine basit bir şekilde daha büyük bir ahengin parçası olarak gerçekleştiğinde tamamen farklı bir niteliği olur. O artıķ ilâhi dir….

20664963_10211388454600305_7245633965269281028_n[1]

Bir ilişki bittiğinde artık sevgi birine yönelmeyecektir çünkü yönelebileceği hiç kimse yoktur ve sevgi yönelmeden var olduğunda muhteşem bir saadet vardır.
Sahte benliğin sana bu saadeti fazla yasatmadan en kısa sürede yeniden birisine aşık edecek çünkü sahte benlik başka gerçekliği olmayan şeylerden desteğe ihtiyaç duyar.
Belki bu kadın ya da adam hep aramakta olduğun cenneti sana getirecek diye diğerini değiştirip durursun. Birisine uzaktan baktığında cazip görünür . Yakına geldikçe cazibe azalır. Ve ansızın diğer kişinin boş olduğunu görürsün ve kandırıldığını hissedersin çünkü diğer kişi vaat etmiş olduğu hiçbir şeye sahip değildir.
Yine ayrılırsın , kısa sürede yine başka bir kadının peşine düşeceksin ve aynı tuzağa düşeceksin.
Şayet gerçekten ıstıraptan ve acıdan kurtulmak istiyorsan o zaman şunu anlamak zorundasın. Bir benliğin yok…
Ve dikkatlice dinle: Diğerine ihtiyacın olmadığında sevebilirsin ve bu sevgi ıstırap getirmeyecektir.
Evet, yalnızlığınla o kadar çok kalmalısın ki o tek başınalığa dönüşebilsin. Ancak o zaman derin, seni zenginleştiren bir ilişkiye girmeye muktedir olacaksın.
Şayet birisiyle yalnızlık çektiğin için bir ilişkiye giriyorsan, o halde diğerini sömüreceksin demektir. Diğeri seni tatmin edecek bir araç haline gelecektir.
O yüzden ne zaman bir ilişkiye yalnızlık nedeniyle girersen, ilişki sallantıdadır. O ölü doğmuş bir çocuktur. Senin için daha çok ıstırap yaratacaktır. Unutma yalnızlığına göre davranacak olursan seninle aynı yolun yolcusu bir kimseyle bir ilişkinin içine düşeceksin çünkü gerçekten kendi yalnızlığının içinde yaşayan kimseye çekici gelmeyeceksin. İki dilenci buluşacak , iki perişan kişi buluşacak…
Ve unutma iki mutsuz insan buluştuğunda bu basit bir toplama işlemi değildir, bir çarpım işlemidir. Çok daha fazla ıstırap yaratacaklardır.
Önce uzun süre tek başına ol. Önce kendinden hoşlanmaya başla, önce kendini sev. Önce öylesine hakiki bir şekilde mutlu ol ki kimse gelmese bile önemi olmasın. Sen dolusun, taşıyorsun. Şayet kimse kapını çalmazsa bu mükemmel iyidir; hiçbirşey kaçırmıyorsun. Kimsenin gelip kapını çalmasını beklemiyorsun. Tek basinaliginla mutlu olana dek bekle. O zaman ilişkiye gir. Artık bir efendi gibi giriyorsun, bir dilenci gibi değil…
İşte o zaman kendi benzerini çekeceksin. İki efendi buluştuğunda mutluluk sadece birbirine eklenmez, birbiriyle çarpılır. Ve onlar sömürmez, onlar paylaşır. Onlar birbirini kullanmaz . Aksine onlar bir hale gelir ve onları çevreleyen varoluşun tadını çıkarır…
Ve sevgi peşine düşülmeden, düşünülmeden, kendi kendine basit bir şekilde daha büyük bir ahengin parçası olarak gerçekleştiğinde tamamen farklı bir niteliği olur. O artıķ ilâhi dir….
OSHO

ÜZÜNTÜSÜZ YAŞAMA SANATI

21369137_10155695084134938_1359827844950616647_n[1]
Üzüntüsüz yaşama sanatı Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
“Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder, Ektiğini biçer ”
🌸
“Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz.
🌸
Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir”
🌸
Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarınızdan daha değerlidir. Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir.
🌸
Aristo şöyle diyor:
“İdeal insan iyilik yapmaktan zevk alır. Kendisine iyilik yapılırsa mahcubiyet duyar Çünkü iyilik yapmak üstünlük işareti, bir iyiliğe muhtaç duruma düşmek zaaf işaretidir”
🌸
Karşılaşacağımız nankörlükten dolayı üzülmemek için hazırlıklı olalım. Karşılık beklemeden iyilik yapalım.
🌸
Mutluluk minnet beklemekte değil, minnet gösterilmesinden rahatsızlık duyulacak olgunluğa erişmektir.
🌸
1) Dinleme: Ama gerçekten dinleyin Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden Can kulağıyla dinleyin.
🌸
2) Sevgi Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir.
🌸
3) Kahkaha Fıkra anlatın, neşeli hikâyeleri paylaşın Bu armağanınız “seninle birlikte gülmeyi seviyorum” anlamına gelir.
🌸
4) Yazılı bir not Basit bir “Yardımın için teşekkürler” notu, ya da belki bir şiir Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır.
🌸
5) İltifat Basit, içtenlikle söylenen bir söz (“Bu renk sana ne çok yakışmış”, “Harika bir iş çıkardın”, “Yemek nefis olmuş” gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır.
🌸
6) İyilik Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın.
🌸
7) Yalnızlık Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin.
🌸
8) Neşeli bir yapı Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur Selâm vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?
* Alıntıdır

Kaynak: Filiz Eroğlunun Sayfası

Burçlara Göre

2016-Yılı-Burç-Yorumları-1024x576[1]

 

KOÇ BURCU
♈ Sevdiği insanla arası bozukken araya giren 3. şahıslardan hoşlanmaz. Çünkü bilir insanları kader değil; insanları insanlar ayırır.
BOĞA BURCU
♉ Ağladığı zaman rahatlamaz bir Boğa ağladığı zaman değer vermiş olur içindeki şey daha çok büyür.
İKİZLER BURCU
♊ Hiçbir şey bir ikizlerin kalbini kırdığına değmez şu alemde… Çünkü Kırıldıktan sonra kolay eski haline dönmez bir İkizlerin kalbi.
YENGEÇ BURCU
♋ Bazı şeylerden vazgeçmesinin sebebini tek kelimeyle açıklar bir yengeç “Sıkıldım!” Aklı olan onu sıkmadan yıpratmadan sever.
ASLAN BURCU
♌ Bir Aslanın sesi yükselmeye başladığında sabrı tükenmiş demektir! Sustuğunda içindeki sen tükenmeye başladın demektir.
BAŞAK BURCU
♍ Seni kıskanan insanlara dikkat. Unutma seni “Sen” olduğun için çekemeyenler var. Ne yaparlarsa yapsınlar kendini kaybetme.
TERAZİ BURCU
♎ Ne konuştuğunu bilmeyen insanların laf olsun diye konuştuğu şeyler bir Terazide baş ağrısı yapar. Hatta zaman zaman sinirlerini bozar.
AKREP BURCU
♏ Mesela bir Akrebi tanımadan kendini inatçı sanan insanlar var! Her şeye inat etmez bir Akrep ama inat damarı tuttu mu; fena tutar.
YAY BURCU
♐ Seven yay insanın omzundaki Melek gibidir. İster ki sevdiğinin kılına zarar gelmesin. İster ki hiçbir şey onun canını acıtmasın.
OĞLAK BURCU
♑ Oğlak insanını üzmenin bir bedeli vardır! Ya peşin peşin Hatanı kabullenir özür dilersin veya taksit taksit Oğlaktan laf yersin.
KOVA BURCU
♒ Bazı gülüşler bir Kovanın içine işler ve taaa kalbine kadar ulaşır. İşte o gülüşün sahibi o Kova için hep özel olarak kalır.
BALIK BURCU
♓ Bir Balık özlediği zaman yüreğinin sesi başının belası olur. “Beni ona götür” der durur.. ve onu sevdiğine götürene kadarda susmaz.

“AGORA MEYHANESİ

21731038_10213281535460181_2138243312569410085_n[1]
Bilmeyenimiz yoktur bu eseri ;
Ama benim gibi çok ilginç ve hazin hikayesini bilmeyenleriniz de çoktur diye tahmin ediyorum.
1890’da bir Rum olan kaptan Asteri , Balat çarşısında bir Meyhane açar.
Meyhanesine de Rumca “meydan” anlamına gelen “Agora” adını koyar.
Meyhane masa yerine kullanılan dev fıçıları ve ucuz şaraplarıyla kısa zamanda ün yapar.
Ama meyhanenin ününü artıran olay ilgisiz bir biçimde İzmir kaynaklıdır.
Aradan zamanlar geçer…
Tarih 1959’dur.
Onur Şenli adında bir tıp fakültesi öğrencisi
Komşu kızına aşık olur ama aşkına karşılık bulamaz.
Aşk acısı ona soluğu birçok zaman,
İzmir’in Agora semtinde aldırmaya başlar.
Çünkü Agora salaş meyhanelerin mekanıdır.
Bir gün bu salaş meyhanelerden birinde içtikten sonra eve gelir Ve bir mektup yazmaya başlar aşkına.
Mektup şöyle başlar:
“Sana bu satırları bir sonbahar gecesinin felç olmuş köşesinden yazıyorum.”
Onur Şenli
, Mektubun ileriki bölümlerinde fakına varır ki aslında bir mektup değil bir şiir yazmaktadır
. Şiirine de şu adı koyar:
Gece, Şarap ve Aşk
Onur, şiiri yayımlatmak için fakültenin dergisine gönderir
,Şiiri kabul edilir.
Şiir dergide tam basılmak üzereyken,
Ege Expresi gazetesinin kültür-sanat editörü tarafından görülür. Editör şiiri yayınlar ama adını değiştirerek.
Şiirin adı olur Agora Meyhanesi.
Şiir o kadar sevilir ki, dillere pelesenk olur.
Hatıra defterlerinde yer alır,
Sevgililerin kulaklarına fısıldanır.
Şarkısı yapılır,
Şarkıyı neredeyse ünlü olup da söylemeyen sanatçı kalmaz. Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Gönül Yazar, Behiye Aksoy sadece bunlardan birkaçıdır.
Şarkıyı dinleyenler İzmir’deki
Agora’dan habersiz Balat’ta ki Agora Meyhanesi’ne akın ederler.
Çünkü şarkıdaki Agora Meyhanesi’nin burası olduğunu düşünmektedirler.
Haliyle geceleri burası hınca hınç dolmaya başlar.
Öyle popüler bir mekan olur ki tam 286 Türk Filmi’nin
Meyhane bölümleri burada çekilir.
Yani ucuz şarapların satıldığı meyhane
Türkan Şoray’ları, Fikret Hakan’ları, Ayhan Işık’ları, Cüneyt Arkın’ları ağırlamaya başlar.
2000’li yıllardan sonrada kaderine terkedilir,
Çöplük olarak kullanılmaya başlar.
AGORA MEYHANESİ
(Şiir,tam metin)
Sana bu satırları
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmuş köşesinden yazıyorum
Beşyüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir boşalan kadehlere
şarkılarını dolduruyorum
Tabağımdaki her zeytin tanesine
Simsiyah bakışlarını koyuyorum
Ve kaldırıp kadehimi
Bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum.
Burası agora meyhanesi
Burada yaşar aşkların en madarası
Ve en şahanesi
Burada saçların her teline bir galon içilir
Gözlerin her rengine bir şarkı seçilir
Sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
Bu sekiz köşeli meyhane seni bilir
Burası agora meyhanesi
Burası arzularını yitirmiş insanların dünyası?
Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
Boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
Bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
Elimde değil
Bu da bir nevi namuslu serserilik
Dışarda hafiften bir yağmur var
Bu gece benim gecem
Kadehlerde alaim-i semaların raksettiği
Gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
Camlara vuran her damlada seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu
Birazdan şarkılar susar, kadehler boşalır
Umutlar tükenir, mezeler biter
Biraz sonra bir mavi ay doğar tepelerden
Bu sarhoş şehrin üstüne
Birazdan bu yağmur da diner
Sen bakma benim böyle
Delice efkarlandığıma
Mendilimdeki o kızıl lekeye de boş ver
Yarın gelir çamaşırcı kadın
Her şeyden habersiz onu da yıkar
Sen mesut ol yeter ki ben olmasam ne çıkar?
Dedim ya burası agora meyhanesi
Bir tek iyiliğin tüm kötülüklere meydan okuduğu yer
Burası agora meyhanesi
burası kan tüküren mesut insanların dünyası.”
Maalesef kanserle savaşan Dr. Onur Şenli
bugün tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
(08.09.2017).
Mekanı cennet olsun.
Onur Şenli (İzmir-1940-2017)

Prensesi Unut Ben Bilim Kadını Olmak İstiyorum..ç

21752022_10155242897721939_7443386227950469655_n[1]

Kızlarınıza görüntüleriyle değil, akıllarıyla bilgileriyle zekalarıyla kişilikleri ve kimlikleriyle var olmayı öğretin. Kadının kaştan gözden ve al dudaktan ibaret olmadığını, hiçbir zaman kendisini bu seviyeyi indirgememesi gerektiğini öğretin. Onları prenses, sosyal medya fenomeni, dizi oyuncusu, manken hayalleriyle değil düşünen, araştıran, keşfeden, bilim insanı olma hayalile yetiştirin. Bu onlara kitap okumayı sevdirmekle mümkün…

HARUN KOLÇAK’in kaleminden…

0x0-2[1]
HAYATTAN…
*Geniş ve rahat olmayı öğrendim… Ölümün dışında hiç bir şey göründüğü kadar önemli ve acil değil…
*Coşkulu ve neşeli olmadığım zaman, bunun hiç kimsenin suçu olmadığını ve gülümsemem gerektiğini öğrendim…
*Cesur olmayı; değilsem bile öyle davranmayı öğrendim… Nasıl olsa, aradaki farkı kimse anlamıyor…
*Cazibemle 15 dakika idare edebildiğimi, ama ondan sonra mutlaka bilmem gereken bir şeyler olduğunu öğrendim…
*Hiç kimsenin sır saklamadığını öğrendim!… Çünkü herkes, “birine söylemek ihtiyacı” hissediyor…
*Yanıtını bilmediğim ve emin olmadığım konularda “Bilmiyorum” demenin daha faydalı olduğunu öğrendim…
*Ağzımı kapalı tuttuğumda, fazla hata yapmadığımı öğrendim!…
*Başarıya çıkan bir “asansör” olmadığını, tırmanmak gerektiğini öğrendim…
*İnsanların bana sadece, -benim izin verdiğim şekilde- davranabildiklerini öğrendim…
*Kıskançlığın, mutluluğun düşmanı olduğunu ve “mutlu olmak için başkalarına güvenme”nin sonsuza kadar hayal kırıklığı getirdiğini öğrendim…
*İnsanların kendinden daha az başarılı insanlarla, başarısını; mutsuz insanlarla da mutluluğunu konuşmaması gerektiğini öğrendim…
*Başkaları için olumsuz düşünüp acımasız ve kırıcı olanların, aslında güçsüz kimseler olduğunu ve sevgiyi sadece güçlü insanLarın bildiğini öğrendim…
*İnsanlara artık kızmıyorum… Çünkü, hayatlarında hataları, sorunları, mutsuzlukları olan insanların,karşılarındakileri kendi yerlerinde görmeye çalıştıklarını öğrendim…
*”Ben bu hatayı nasıl yaptım?” demek yerine, en mükemmel düşünenlerin bile hata yapabileceğini; önemli olanın, ders alıp yinelememek olduğunu ve yeni hatalardan daha az zararlı çıkmayı öğrendim…
*Hayattaki en önemli çözümün, neyin “önemli” olduğuna karar verip gerisini çöpe atmak olduğunu öğrendim…
*BENİ ELEŞTİREN, BANA BİR ŞEYLER SÖYLEME YETİSİNİ KENDİNDE BULANLARA , “CEVAP VERMEME”Yİ ÖĞRENDİM…
ÇÜNKÜ BU TARTIŞMA, HİÇ BİR ZAMAN BİTMEYECEKTİR…
*Sadece “ders almak” için arkama bakmayı, sadece “yüksek sesle düşünebilmek” için sorunumu bir başkasına anlatmayı öğrendim…
“Çözüm” için değil…
*”İmkânsız” diye bir şey olmadığını, çok istediğimde imkansızı eldeedebildiğimi, asıl savaşı kazanabilmek için “küçük çarpışmaları
kaybetmeyi” göze almayı öğrendim…
*Zamanı ve sözleri, dikkatsizce kullanmamayı öğrendim… Çünkü geri alamıyorum…
*Ne kadar çaba harcarsam harcayayım, bazılarının mutsuzluk için her zaman bir “neden” bulabildiğini öğrendim… ARTIK ÇABALAMIYORUM!
*Önemli olan şeyin, başkalarının benim hakkımda ne düşündükleri değil; benim kendim hakkındaki düşüncelerim olduğunu öğrendim…
Kendimi yargılıyorum…
*”Affetmek ve Unutmak”… Eğer güçlüysen başarabildiğini ve kin tutmanın beni rahatsız ettiğini öğrendim…
*Nerede ve ne şartlarda olursa olsun, yaşadığım yeri güzelleştirmeyi öğrendim…
*Sürekli “BEN DÜRÜSTÜM, BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORUM, SEN FARKLISIN” diyenlerden kuşkulanmayı öğrendim!…
*Durum ne kadar vahim olursa olsun, soğukkanlılığımı yitirmemeyi, gülümsemeyi; her şeyi negatif ve kötü düşünen, mutsuz olan insanlardan ayrı kalmayı öğrendim…
*Beni kızdıran birine cevap vermeden önce, 10 saniye düşünmeyi, nefesalmayı ve kendime sakinleşmek için zaman tanımayı öğrendim…
*Bugünkü her üzüntümün ve her acımın, benim yarınki mutluluğumu hazırladığını öğrendim…
*Yapmak istediklerimden asla vazgeçmemeyi, büyük düşlerin gerçeklerden daha güçlü olduğunu ve “başarmanın en kısa yolu” olduğunu öğrendim…
*”Kaybedecek neyim var?” demek yerine , yaşadığım her şeyde “kazanacak çok şeyim var!” demeyi öğrendim…
*Hayatı, gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrendim…
*En önemlisi de, kendime gülmeyi, kendimle eğlenmeyi, kendimi sevmeyi öğrendim!
Harun Kolçak