TV Söyleşi…

ENERJİSEL MEKAN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR?

c168d8f85bb14b0890e6be27f4a1d490[1]
Her temizlik bir enerjisel mekan temizliğidir ancak enerjisel mekan temizliği bundan fazlasıdır. Mekanı kirleten türlü negatif etkenler; yaşanan kavgalar, tüm endişe, üzüntü ve depresyon hava yoluyla duvarlara yapışır ve zeminde birikirler. Özellikle daha önce oturulmuş bir evde yaşıyorsanız sizden önce yaşanan herşeyi bilemezsiniz. Bu yüzden taşınmadan önce bir arınma ritüeli yapmak mantıklı olacaktır. Aynı işlem çok sayıda insanın girip çıktığı işyerlerindede yapılmalıdır.
Enerjisel mekan temizliği için çok sayıda yöntem var; Amerikalı yerliler davul ve çıngırak çalarak adaçayı yakarlarken Çinliler çanlar, ziller çalıp tütsü yakarlar. Avrupalılar kutsal su, mum, tuz, çiçek ve dualar kullanırlar. Ortadoğuda buhur, sarı sakızi ve aselbent sakızı popülerdir. Anadolu geleneklerinde sarımsak asılır, adaçayı yakılır, ortam tuzla yıkanır, yeni doğan bebekler tuzlanır. Çok farklı kültürler ve çeşitli teknikler arasında ben beş element tekniğini seviyorum, element döngüsüne göre her aşama bir sonraki aşamayı besliyor. Sırayla mekana su, ağaç, ateş, toprak ve metal enerjisi getiriyorum, enerjiyi sarsıyorum ve istenmeyen negatif enerjiyi uzaklaştırıyorum.
Peki enerjisel mekan temizliği hangi durumlarda yapılmalı?
-Yeni bir eve taşındığınızda
-Yeni bir iş kurduğunuzda
-Mekanınızda kavgalar yaşandığında
-Mekanınızda hastalık yasandığında
-Çok fazla kötü rüya görüyorsanız
-Hayatınızda sürekli aksilikler oluyorsa
-Biten bir ilişkinin ardından
-Aileden biri vefat ettiğinde mutlaka bir enerjisel mekan temizliği yapın.

Benim sevdiğim beş element tekniğini uygulamak için sırasıyla şunları yapın:
1. İlk olarak tuzlu suyla heryeri sildirin ve her odaya bir tuzlu su kabı koyun, içine korozyonu önlemek için birkaç tane bozuk para atın. Tuz havaya buharlaştıkça negatifi emer.
2. Havaya enerji verici ve doğal aromatik yağlardan oluşan özel karışımlar hazırlayarak sıkın.
Arındırıcı etki için: Greyfurt, Biberiye ve Çay ağacı
Enerji vermek için: Lavanta, Sardunya ve Bergamut
Canlandırmak için: Adaçayı, Lavanta ve Nane
Sakinleştirmek için: Lavanta, Papatya, Portakal ve Sandalağacı karışımlarını su dolu bir kaba karıştırıp havaya sıkın.
Kendiniz hazırlayamazsanız hazır alabilirsiniz, bilgi için mail atınız. (SU)
3. Biraz ses yaratın. Ses enerjiyi canlandırır, özellikle köşelerdeki ölü enerjiyi sarsmak için iyidir. Bir enstrüman seçin ve evin içinde köşelerden geçerek bir tur atın. (AĞAÇ)
4. Adaçayının dumanı negatif enerjiyi emer. Uzun bir adaçayı demeti yakıp dumanı tüm odalardan geçirin. Adaçayı bulamıyor yada bunu yapamıyorsanız tüm odalarda mum yakın. (ATES)

5. Odalara üstü açık kaplarda çörekotu bırakın. Çörekotu toprak enerjisi getirir ve kalan son negatif enerjiyi alır. (TOPRAK)
6. Bir enerjisel mekan temizliği ziliyle metal sesi yaratın, metal tüm enerjiyi yeniler. Bu zile sahip değilseniz normal bir zil kullanın. (METAL)
7. Bitirdikten sonra tamamlayıcı olarak eve güzel ve taze çiçekler alın ve hoş vibrasyonu olan müzikler çalın. Sevgi frekansında kalmaya ve güzel sevgi sözleri kullanmaya dikkat edin.
Sevgilerimle…
Sinem Oktay

ENERJİSEL MEKAN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR?

10 Ekim 2017- 8 Kasım 2018 JÜPİTER AKREP BURCUNA GEÇİNCE NEYİ BÜYÜTECEK?

gezegenler1[1]

 

Genişlemeyi, bolluğu ve bereketi, iyi şansı, yaşama ve kendine olan inancı, vizyon sahibi olmayı ve gelecekten yana daima iyimser beklentiler içinde olmayı astrolojik olarak JÜPİTER gezegeni temsil eder. Geçtiğimiz 1 yıl boyunca Terazi burcunda bulunan Jüpiter 10 Ekim tarihinden itibaren artık Akrep burcuna girecek ve doğum haritalarımızda Akrep burcunun söz sahibi olduğu alanlarda büyüme ve gelişme adına bir takım fırsatları, yeni bazı seçenekleri 1 yıllık süreçte sunmaya başlayacak.
Akrep burcu Su elementine ait olduğu için duygular, sezgiler ve içten biliş hali ile ilgilidir. Sabit nitelikte olduğu için de dayanıklı, sebatkar ve kararlı bir burçtur. Gizemli ve tutkulu doğası ile güç arzusundadır. Psikolojik açıdan da Akrep yenilenmenin, değişimin ama asıl önemlisi dönüşümün burcudur. Önce kendi karanlıkları ile mücadelesi söz konusudur. Bu karanlıkları ile yüzleşme süreci sancılı olsa da sonrasındaki süreç tam bir aydınlanma, farkındalık ve gelişim içerir. Akrep burcu söz konusu olduğunda arzular, tutkular ve sezgiler daima ön plandadır. Akrep burcunu anlatan detaylı bir yazıma buradan NE BİÇİM Bİ AKREPSİN ? ulaşabilirsiniz.
Jüpiter’in büyüten ve genişleten etkisi ile yukarıda saydığım Akrep burcuna ait özellikler vurgulanmaya, bu temalar yaşamda etkin bir şekilde görünmeye başlayacaktır. Jüpiter’in Akrep burcunda bulunduğu süreç boyunca, bireysel haritalarımıza bağlı olarak görünenin ötesini görmeye çalışmak, sezgilerin artması, tutku ve arzuların da büyümesi söz konusu olacak. Var olan her konuda derinlemesine irdelemek, sadece gözümüzle görmenin yetmeyeceği o konunun taa özüne inme, sondajlama isteği duyacağız. Dayanıklılık, sebatkarlık ve isteklerin peşinden azimle gitmek, dönüşüm ve canlanma söz konusu olacak.
Ölüm ve ölüme yakın deneyimler ve krizler ile ilişkilendirilir Akrep burcu. Jüpiter’in bu burçtan geçişi yaşamın doğal döngüsü içerisinde ölüm gerçeği ile bizleri yüzleştirebilir. Bu bahsettiğim illa ki fiziksel bir ölüm olmak zorunda da değildir. Hayatın doğal ritmi içinde doğum ne kadar normal ise ölümün, bitişin ve sonlanmaların da bir o kadar normal olabileceği gerçeğini öğretmeye çalışacak Jüpiter. Krizler ile ilişkilendirilen Akrep burcundan Jüpiter transit ettiğinde var olan sorunların da büyümesi söz konusu olabilir bu yüzden olabildiğince yeni sorunlar çıkarıp, kendimize yeni mücadele alanları açmamak adına daha odaklı, daha sorunları çözme eğilimi içinde olmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Akrep burcunun gölge yönü aşırı hırsıdır ve bitmek bilmeyen kontrol etme, güçlü olma saplantısıdır. Bu süreçte Jüpiter Akrep burcunun gölge yönlerini de büyütecektir. Aşırı hırs, intikam, başkalarını değişmeye zorlama, baskı ve şiddetle istediğini yaptırma, nefret, kıskançlık ve intikam duyguları da büyüme eğilimi gösterebilir.
Olumlu açıdan bu süreç duygularımızın derinliğini arttırırken artık gördüğümüze değil gözle görülmeyen öte aleme dair inançlarımızı da değiştirip yenileyecektir. Metafizik çalışmalar, öklit bilimler, bilinçaltı şifa terapileri ve spritüel anlamda derinlik isteyen konularda çalışmalar, araştırmalar yapmak, bu konularda bilgi ve inançlarımızı yenilemek adına da olumlu katkı sağlayacaktır. Pek çok kişinin bu süreçte metafizik eğitimler alacağını ve bu türde yazılmış kitapların çokça satılacağını düşünüyorum. Para, cinsellik, karizma sahibi olmaya çalışmak, hırs ve tutku, zorlu şartlara dayanıklılık Jüpiter Akrep sürecinin öne çıkan büyüme temaları arasında yer alıyor.
Gizlerin, sırların, karanlık olayların burcudur Akrep. Derinden,gizli ama bir o kadar kararlı, kendine has bir hareket tarzı vardır. Jüpiter Akrepte olduğu sürece de bu tür gizli saklı, tabu olarak görülen şeyler daha da büyüyebilir. Cinsellikle bağlantısını düşündüğümüzde de cinsel içerikli yayınların artması, pornografik içerikli yayınların el altından da olsa alıcısına ulaşması, cinsel içerikli suçlarda artış, uyuşturucu ve bu gibi illegal maddelerin kullanımında artışlar görülebilir.
Kökleri derinlerde olan her şeyin büyümesi söz konusu olabileceği için Jüpiter Akrep sürecinde yeraltı madenleri, gizli zenginlikler, yastık altındaki paralar, başkalarının kaynaklarını kullanma fikri ön plana çıkabilir. Bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde birtakım yeni düzenlemeler ve gelişmeler yaşanabilir.
Yaklaşık 13 aylık Akrep burcu transitinde Jüpiter Mars tarafından yönetileceği için özellikle bir tarih aralığına dikkati çekmek isterim. Mars 2018 yılının 26 Haziranında KOVA burcunda retro hareket edecek ve bu 27 Ağustosa değin sürecek. Bu süreçte içe dönen Mars enerjisi, Ay Düğümleri ile yapacağı sert açıların da etkisi ile hem finansal anlamda hem de kaynaklara ulaşma anlamında bazı testlerden geçirecek bizleri. Geçmişten gelen korku, zayıflık ya da zayıf hissettirecek olaylar ile karşı karşıya gelmek mümkün olabilir. MARS; Akrep burcunun yukarıda sözünü ettiğim negatif özelliklerine biraz daha vurgu kazanabilir bu süreçte. Toplumsal anlamda suç artışları, şiddet eğilimi ve kural tanımazlık söz konusu olabilir, dikkat etmekte fayda var bu süreçte. Özellikle Sabit burçlar ( Kova, Aslan, Boğa ve Akrepler) ve sabit burçlarda gezegenleri ve önemli yerleşimleri olanlar bu süreci biraz zorlu geçirebilirler. Bu dönem Jüpiter’in getireceği iyicil etkilere ulaşmanın kolay olmayacağını düşünüyorum.
Olumlu anlamda ise bu süreçte Neptün ve Plüton ile JÜPİTER arasında gerçekleşecek olan açıların bir çoğumuza destek olabileceğini düşünebiliriz. Neptün Jüpiter üçgen açısının etkili olduğu dönemlerde sezgilerimizin artışına, merhamet ve empati duygumuzun gelişimine tanık olabiliriz. Maddi anlamda zorluklar ile mücadele edenlere bu destek bir açıdır. Balık, Yengeç, Akrep, Başak, Oğlak ve Boğalar (kişisel haritalarına bağlı olarak) bu desteği yanı başında hissedebilecekler.  Plüton ile oluşacak olumlu görünüm ise yaşamımızda tıkanmış bazı konuların açılması adına destek vereceği gibi, motivasyonumuzu arttırarak geleceğe dair gerçekleştirmek istediğimiz planlarımızı, projelerimizi büyütmek adına bizleri destekleyecek. Daha güçlenerek çıkacak aramızdan bazıları bu süreçte, bazılarımız yeni mücadeleler içerisinde olacak genişlemek adına.
Jüpiter Akrep burcundan en son 25 Ekim 2005- 23 Kasım 2006 tarihleri arasında geçmişti. 12 yıl önce doğum haritalarınızda Akrep burcu enerjisinin söz sahibi olduğu alandan yine bir Jüpiter geçişi yaşamıştınız. Bu alanda kişisel gücünüzü genişleten, büyüten etkiler yaşanabileceği gibi bu gücü test edici bir takım olaylar, mücadelenizi daha da büyüten bir takım krizler ile karşılaşmış olabilirsiniz.
Her doğum haritası kendine özel etkiler alacak bu önemli transit süresince, bu konuda sormak istediklerinizi ve kendi haritanıza dair Jüpiter’in Akrep burcundaki geçişinin etkilerini astrolojirehber@gmail.com a mail atarak sorabilirsiniz.
Ülkemiz Akrep burcunda yoğun gezegen yerleşimleri olan bir haritaya sahip. Dolayısı bu transitin ülkemiz açısından da önemi son derece büyük olacak. 5. evimizden geçecek olan Jüpiter çocuklarımız, gençlerimiz ve onlarla ilgili konuları ülke gündemine taşıyacaktır. Son günlerde çocukların ve gençlerin girdikleri önemli sınavlara dair sistemlerin değişmesi haberleri de  Jüpiter’in henüz bu alandan geçmeden ayak seslerini duymamıza neden oldu gibi sanki. Pek çok gencimiz yeni sistemin getireceği belirsizlik -bir anlamda kriz- ile yüz yüze aslında şu an.
Yaklaşık 1 yıllık süreçte doğum oranında da gözle görülür bir artış yaşanabilir ülke açısından. Jüpiter transitleri bir ülke haritasında incelenirken Satürn transitinden bağımsız olarak ele alınmamalı diye düşünüyorum ve hem bu yazımı uzatmamak adına hem de Satürn’ün Oğlak, Jüpiter’in Akrep burcuna geçişinin ülkemiz adına yaşanması muhtemel sonuçlarını daha detaylı yazmak adına bu konuyu başka bir yazıma bırakmak istiyorum.
Jüpiter’in Akrep burcundaki geçişinin burçlar üzerindeki etkilerini de çok kısa bir süre sonra yine buradan sizlerle paylaşacağım. Hepimize bu sürecin bereketli, geliştirici ve kendi özümüzü, gerçeğimizi anlayıp idrak edebileceğimiz bir dönem olmasını gönülden diliyorum.
Sevgi, umut ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun….
Hülya DEĞER  DİP: ASA

Doğruluk Oranıyla Şaşırtan 3 Soruluk Tibet Kişilik Testi

Tibet-kisilik-testi-filoji[1]

 

Japonya’da en çok satılan kitaplar arasına girmiş ve başarısıyla insanları oldukça çok şaşırtan kokoloji testlerinin esin kaynağı olan bu eski Tibet kişilik testi sizide şaşırtacak. Tek yapmanız gereken rahatlamak ve aşağıda size sorulan sorulara uygun cevaplar vermek. Cevapları çok fazla düşünmeye çalışmayın. Size ilk doğru gözüken cevabı verin ve diğer soruya geçin. Eğer aklınızda tutmakta zorlanırsanız, cevapları kağıda yazabilirsiniz;
1. Aşağıdaki 5 hayvanın önünüzde belirdiğini hayal edin. Bu hayvanları hoşunuza gidecek şekilde 1,2,3,4,5 gibi numaralandırarak sıralayın. Herhangi bir mantık çerçevesinde düşünmek zorunda değilsiniz, istediğiniz şekilde hayvanları sıralayabilirsiniz;

İnek, kaplan, koyun, at, domuz

2. Şimdi yapmanız gereken, aşağıda gördüklerinizi, sadece tek bir kelime kullanarak tanımlamak olacak; (Örneğin deniz … “büyük”tür.)
Kediler …
Köpekler …
Sıçanlar …
Kahve ve Çay …
Deniz …

3. Sizin için öneme sahip 5 kişi düşünün ve aşağıdaki listeden her biri için ayrı bir renk seçin. Her bir birey için başka renk seçmiş olduğunuza mutlaka emin olun;
Sarı
Turuncu
Kırmızı
Beyaz
Yeşil
Her bir soruya cevap verdiyseniz sonuçlara geçebilirsiniz.

Sonuçlar;
1. Sıralamasını yaptığınız hayvanlar aslında, sizin hayatınızla ilgili alanları temsil etmektedir. En ön sıraya koyduğunuz hayvan, aslında hayatınızında en büyük önceliğe sahip alanı size göstermektedir. En son sıra ise en az öncelik göstermeyi seçtiğiniz alanı temsil eder.
İnek kariyeri ve çalışma hayatını,
Kaplan kendinize verdiğiniz değeri,
Koyun aşkı veya sevgiyi,
At aileyi,
Domuz parayı temsil eder.

2. Bu soruda bahsi geçen hayvan ve cisimlere yaptığınız tanımlamalar, bilinçaltı seviyesinde dünyayı nasıl algıladığınızı yansıtır;
Köpek için kullandığınız sıfat, kendinizi,
Kedi için kullandığınız sıfat sevdiğiniz ve yakın gördüğünüz kişiyi,
Sıçan için kullandığınız sıfat düşmanlarınızı veya sevmediğiniz kişileri,
Kahve ve çay için kullandığınız sıfat aşkı,
Deniz için kullandığınız sıfat ise hayata genel olarak nasıl gördüğünüzü temsil eder.
(Örneğin, sorularda, “köpek sakindir” şeklinde verdiyseniz, bu yukarıdaki tabloya göre kendinizi sakin biri olarak gördüğünüzü işaret eder.)

3. Bu soruda seçtiğiniz kişilere atadığınız renkler bilniçaltı düzeyde bu kişileri aslında hangi konuma koymuş olduğunuzu gösterir;
Sarı rengi verdiğiniz kişi, sizi belli bir olayla ya da size karşı olan tutumuyla oldukça fazla etkileyen kişidir.
Kırmızı rengi verdiğiniz kişi, gerçekten içten bir şekilde sevdiğiniz kişidir.
Turuncu rengi verdiğiniz kişi, aslında güvenilir olduğunu düşündüğünüz kişidir.
Beyaz rengi verdiğiniz kişi, aslında temiz bir ruha sahip olduğunu düşündüğünüz ve kendinizi yakın hissettiğiniz kişidir.
Yeşil rengi verdiğiniz kişi ise, ömrünüzün sonuna kadar, hayatınızda yer alacağını düşündüğünüz kişidir.

http://filoji.com/dogruluk-oraniyla-sasirtan-3-soruluk-tibet-kisilik-testi/

Geceleri sürekli olarak aynı saat aralarında uyanmak bir tesadüf değildir. Uyandığınız saat aralığı sizinle ilgili önemli bilgileri açığa çıkarmaktadır.

2odqBRYlrkapA1SXyybu6g[1]

 

 

Geceleri sürekli olarak aynı saat aralarında uyanmak bir tesadüf değildir. Uyandığınız saat aralığı sizinle ilgili önemli bilgileri açığa çıkarmaktadır.
Eğer Akşam Saat 9 ile 11 Arası Uyanıyorsanız
Bu saatler arasında sürekli olarak uyanıyorsanız uykuya dalamıyorsunuzdur. Bu sorunu uyumadan önce meditasyon yaparak, kitap okuyarak ve elektronik aletlerden uzak kalarak çözebilirsiniz.

Eğer Gece Saat 11 ile 1 Arasında Uyanıyorsanız
Bu saatler de enerji safra kesesinden geçmektedir ve duygusal olarak hayal kırıklığına uğradığınızı hissettiğiniz zamanlarda bu durumla sık karşılaşabilirsiniz. Bunu çözmek için kendinizi ve size kötü hissettiren kişisi affetmeli ve kendinizi rahatlatmalısınız.

Eğer Gece 1 ile 3 Arası Uyanıyorsanız
Karaciğeriniz enerjinizi emmektedir ve bu sizde sinirli bir ruh haline sebep olmaktadır. Yang enerjiniz yükseldiği için dengesiz bir ruh haline bürüneceksiniz. Bu sorunu çözmek için uyumadan önce soğuk su için. Bunun da ötesinde sorunu esaslı olarak çözebilmek için neden böyle hissettiğinize dair düşünün.

Eğer Gece Saat 3 ile 5 Arası Uyanıyorsanız
Enerjiniz akciğerleriniz de dolaştığı için bu saatler arasında nefes darlığı çekebilirsiniz. Bu saatlerde sık sık uyanmak, hayat, yaşayış, geleceğiniz ve kader üzerine yoğun düşünceler içinde olduğunuzun kanıtıdır. Bu durumdan kurtulabilmek için hayatınızın akışıyla barış içinde olacak ruh halini bulmanız şarttır.

Eğer Sabah 5 ile 7 Arası Uyanıyorsanız

Bu saatler arasında enerjinizin bağırsaklarınızdan geçtiğini hissedeceksiniz. Eğer bu kadar erken uyanıyorsanız, uyumadan önce esneme hareketleri yapmalısınız.Ayrıca eğer bu saatlerde istemsiz uyanıyorsanız, aynı zaman da sindirim ve boşaltım sistemi ile ilgili sorunlar yaşıyor olabilirsiniz. Çünkü bu saatler de kabız veya ishal olma ihtimaliniz bir hayli yüksektir. Fakat bu durum eğer sabah işiniz yoksa geçerlidir. Okula veya işe gidecekseniz uykuya geri dönmek sizin için bir seçenek olmayacaktır.

http://filoji.com/geceleri-ayni-saat-araliginda-uyanmanin-sebeplerini-gorunce-cok-sasiracaksiniz/

Kuantum Sıçrama-Hastalıklar ve Anlamları

b9e40a7b-20df-4ed9-8a93-94a38febfaaa[1]

 

Kuantum Sıçrama-Hastalıklar ve Anlamları / R. Şanal
MİGREN
Nedeni:
Mükemmelliyetçilik. Yaptığını bir türlü yeterli bulamamak. Kendisini içten içe ve sürekli olarak eleştirmek. Bu gibi kişiler, aynı zamanda başkalarını da sürekli olarak eleştirirler ve kırıcı olurlar. Kimseyi beğenmezler.
Çekirdek İnanç:
“Mükemmel ve benden beklenildiği gibi birisi olamazsam, güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Sevilmek ve takdir edilmek için, mükemmel olmak zorunda değilim.
Kendimi seviyorum ve olduğum halim, zâten tam ve eksiksizdir.
Ben sâdece, o anda yapabildiğimin en iyisini yaparım. Ve o işi yaparken de, bunun keyfini çıkarırım.
Yaptığım iş, beni değerli ya da değersiz yapmaz.
Başarılı ya da başarısız yapmaz.
Ben nasılsam, zâten öyle iyiyimdir.
Bu kararımı uygulamanı istiyorum.
Bunu bütün hücrelerime iletmeni istiyorum.
….
GUATR
Nedeni:
Kendini ifâde edememek. Gerçek duygularını ve düşüncelerini söyleyememek. Bu gibi kişilerin özellikle kızgınlıklarını ve öfkelerini dışa vurma konusunda problemleri vardır.
Çekirdek İnanç:
“Kendimi ifâde edersem, güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Duygu ve düşüncelerimi özgürce ifâde ettikçe, güvende olurum ve güçlü olurum.
Düşüncelerimi ifâde ettikçe, insanlarla gerçek bir iletişim kuruyorum. Anlaşılıyorum kolayca.
İşte yeni düşüncem budur.
Bu düşüncemi derhal bütün hücrelerime iletmeni ve uygulamaya koymanı istiyorum ve sana şimdiden teşekkür ediyorum.
….
KALPLE İLGİLİ SORUNLAR
Nedeni:
Sevgi alış-verişinde tıkanma. Sevilmediğine inanma. Küskünlük, terkedilmişlik duygusu ve bir daha yanı durumu yaşamamak için kalbin kapatılması. Katı ve sert durmak.
Çekirdek İnanç:
“Seversem ve sevilirsem, güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Kalbimi sevgiye açıyorum ve bunun beni güvende tutup, güçlü kılacağını biliyorum. Sevgimi ifâde ediyorum. Kimse benim kalbimi kıramaz, ben izin vermedikçe.
Sevmek ve sevilmek beni güçlü kılar.
Sevginin kaynağı bendedir. Bir kişiye bağlı değildir.
İşte bu düşünceler, beni güçlü ve güvenli kılar.
Şimdi bu düşüncemi uygulamanı istiyorum.
….
BOYUN SORUNLARI (FITIK, DÜZLEŞME)
Nedeni:
Kontrol. Değişimden korkmak. Sürpriz gelişmelerin kendilerine zarar vereceğini düşünmek.
Çekirdek İnanç:
“Kontrol ettikçe, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Hayata güveniyorum ve kendimi hayata bırakıyorum (bunu birkaç kez söyleyin.) yaşadığım her şey beni daha ileriye götürür. Güçlü ve olgun birisi haline getirir.
Hayata güveniyorum. Rahat ve huzurluyum.
Şimdi gevşiyor ve rahatlıyorum.
İşte bu düşüncemi uygulamaya geçirmeni istiyorum ve eski kararımı iptal ediyorum.
….
BEL FITIKLARI
Nedeni:
Kendileriyle ilgili olmayan sorumlulukları taşımak zorunda kalmak.
Çekirdek İnanç:
“Sevdiklerimin yükünü üzerime alırsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Ben, sâdece kendi hayatımdan sorumluyum ve kendi hayat sorumluluğumu taşıyorum.
Başkalarının yüklerini ve sorunlarını omuzlamak zorunda değilim.
Onlar da kendi hayat sorumluluklarını kolayca taşırlar.
Hafifliyorum. Bir kuş kadar.
Sapasağlam ayağımı toprağa basıyor ve kendi planlarımı uygulamak için ilerliyorum.
….
ASTIM
Nedeni:
Hayatı haketmediğini düşünmek. Suçluluk duygusu içinde olmak.
Çekirdek İnanç:
“Neşeyi, başarıyı ve huzuru kabul etmezsem, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Hayatı solumayı hak ediyorum.
Mutluluğu ve huzuru hakediyorum.
Ben, hayatın bana sunacağı her türlü bolluğu, iyiliği ve başarıyı almayı hakediyorum.
Hayatı ciğerlerime dolduruyor ve bu havayı bütün hücrelerime ulaştırıyorum.
….
ŞEKER (DİABET)
Nedeni:
Hayatı sâdece bir görev olarak görmek, neşesizlik ve keyifsizlik hali. Neşeyle beslenememek.
Çekirdek İnanç:
“Hayatım benim mutluluğuma hizmet etmez. Ben ona hizmet ederim.”
Yeni Kodlama:
Hayatıma, neşeyi ve mutluluğu dâhil ediyorum.
Keyif alacağım ve beni mutlu eden şeylerle ilgilendikçe güvende olurum (bu cümleyi birkaç kez söyleyin).
İşimi büyük bir keyifle yapıyorum. Bir oyun gibi. Yaptığım işin sonuçlarından çok, kendisiyle ilgileniyorum. Keyfini çıkartıyorum.
Denemenin ve oynamanın keyfini.
İçimdeki çocuğu açığa çıkartıyorum.
….
KABIZLIK
Nedeni:
Elde tutmak ihtiyacı. Geleceğe karşı güvensizlik duymak ve akışa direnmek.
Çekirdek İnanç:
“Kontrol edersem, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Kendimi hayatın akışına rahatça bırakıyorum ve güvende oluyorum.
Bırakıyorum…bırakıyorum…ve güvende oluyorum.
Akışı içimde hissediyorum.
Rahatım ve huzurluyum.
Ben de kendimi yeniliyorum. Her an.
….
DİZLERDE SORUNLAR
Nedeni:
Güçsüzlük. Kendi hedeflerini gerçekleştirme konusunda duyulan korku.
Çekirdek İnanç:
“Bana başkaları tarafından sunulan hedef için yaşarsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Kendi hayat amaçlarım doğrultusunda yaşayıp, beni mutlu edecek şeyleri yaparak güvende ve güçlü olurum.
Yeni kararım budur ve bu kararımı uygulamanı istiyorum.
….
RAHİMDE VE MEMEDE MİYOMLAR
Nedeni:
Cinselliğin ve kadın kimliğinin reddi. Kendini değersiz görme.
Çekirdek İnanç:
“Kadın kimliğimi reddedersem, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Kadın kimliğimi ve cinselliğimi kucaklıyorum. Kabul ediyorum ve özgürce ifâde ediyorum, beni güvende tutacak olan yeni kararım budur (bu cümleyi birkaç kez okuyun.)
Kendimi kucaklıyorum. Olduğum halim, tam ve eksiksizdir.
Değişmeye ve değiştirmeye ihtiyaç duymuyorum.
Öylece kabul ederek güvende oluyorum.
Kadınlığımı kabul edip-kucakladıkça, kendimi sağlıklı hissederim. Huzurlu ve mutlu olurum.
….
MS
Nedeni:
Hayatı uzanıp-alamamak. Suçluluk duygusu hissetmek. İstememek ve elde etmemek.
Çekirdek İnanç:
“Uzanıp-almazsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Ben, arzu ettiğim şeyleri uzanıp-almayı seçiyorum ve bu, beni güvenli kılıyor (bu cümleyi birkaç kez okuyun).
Beni mutlu edecek olan şeyleri uzanıp-alırsam, güçlü ve güvende olurum.
Ben, sâdece kendi hayatımdan sorumluyum.
Başkalarını mutlu ya da mutsuz yapamam. Ancak onlar kendilerini mutsuz kılarlar.
Ben, kendimi mutlu etme yeteneğine sahibim ve bu gücü kullanıyorum. Ancak o zaman güvende olurum.
….
İŞİTME KAYBI
Nedeni:
Duymayı reddetmek.
Çekirdek İnanç: “Duymazsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Duymayı seçiyorum. Gerçeği duymak, beni güçlü kılıyor. Her duyduğumu uygulamak zorunda değilim. Onu, kendi akıl süzgecimden geçirerek uygularım ya da uygulamam. Bu, benim seçimimdir. Ben, bu konuda özgürüm.
Aynı zamanda, kalbimden gelen bilgeliği işitmek ve bunları yapmak bana güç verir.
İşitiyorum ve bu, beni güvende kılıyor.
Duyuyorum. Duyduğumu değerlendiriyorum.
….
BÖBREK SORUNU
Nedeni:
Güçlü bir korku ve yalnızlık duygusu.
Çekirdek İnanç:
“Başkalarının desteğini alırsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Güven içindeyim. Hayata ve kendime güveniyorum. Yapabilirim ve güçlüyüm.
Güçlüyüm. Her anlamda bu gücü hissediyorum.
….
EPİLEPSİ
Nedeni:
Beynin sâdece bir yarım küresinin aşırı kullanımı. Kontrol, güç ve bilme ihtiyacı. Sevgiyi reddetme. Beynin özellikle sol tarafının diğer tarafının aleyhine fazlaca kullanımından doğan aşırı elektrik yükü ve bunun sonucunda oluşan deşarj.
Çekirdek İnanç:
“Güven duyarak kendimi açar ve bırakırsam, sorunlar yaşarım ve güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Güvenmeyi ve bırakmayı seçiyorum. Kalbimi sevgiye açıyorum. Çünkü gerçek sevgi, beni açar, genişletir ve güçlendirir.
Sevmek zayıflık değil, güçtür.
Duygularımı ifâde etmeyi seçiyorum. Zayıflıklarımı ve üzüntülerimi.
Onlar benim hazinelerimdir.
..
Teşekkürler N

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için,yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,

39977390-dreamcatcher-rainbow-feathers[1]

 

 

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için,
yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,
sonuçta yine yaşama güvenmediğim için, kendimden özür dilerim.
Sınırlama ve kurallar içinde yaşadığım,
hayatı kontrol etmeye çalışarak inatçı olduğum,
yaratıcılığımı kullanmayı reddederek yaşadığım için,
kendim olmayı reddettiğim,
şükürsüzlüğüm,
şefkat, sevgi, anlayış, hoşgörü, paylaşma duygularını unuttuğum,
beklentiler içinde yaşayıp “hiçbir beklentim yok” diyerek kendime söylediğim tüm yalanlar için, kendimden özür dilerim..
Kararsızlıklarım,
öfkem, kızgınlığım için, tüm parçalarımdan özür dilerim..
Bedenimin kıymetini bilmediğim,
ruhumun istekleri doğrultusunda hareket etmediğim,
içimden gelen sesi dinlemediğim,
zihnimi olumsuz enerjiler içinde doldurup sonra da devamlı yaşamdan şikâyet ettiğim için,
ruhumun isteği doğrultusunda adım atmaktan korktuğum,
cesaretsizliğim,
zamanımın değerini bilemediğim,
kendime yapmış olduğum tüm saygısızlıklar için,
başkalarının beni üzmesine izin verdiğim,
yaşam amacıma hizmet etmeyen oyunlar kurduğum vs. vs. için kendimden, buna neden olan, bugüne kadar yok saydığım kabul etmediğim tüm bu parçalarımdan çok özür dilerim..
Gücümü kötüye kullandığım,
kendimi üstün gördüğüm,
başkalarını küçümsediğim,
haksızlık yaptığım,
kendimi değersizleştirdiğim için, kendimden ve tüm parçalarımdan özür dilerim.
Kendime vermiş olduğum sözleri tutmadığım için, kendimden özür dilerim.
Hırslarıma yenik düşüp kibir ve gurur içinde davrandığım her an için,
kendime olan güvensizliğim inançsızlığım için, kendimden özür dilerim.
Gücümü başkalarına devrederek beni yönetmelerine izin verdiğim için,
kendime yaşatmış olduğum tüm baskılar,
enerjimi düşürüp kendimi yaşamdan kopardığım için,
kendimi yalnızlığa mahkûm ettiğim,
korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için,
başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum,
suçlayıcı konuşmalarım için, kendimden özür dilerim..
Olumsuz yaşanan her olayın güzel şeyleri arzulayabilmem için yaşandığını,
arzu duygusunun yaşanması için deneyimlendiğini,
bunlara şükrettiğimde, minnettarlık içinde yaşadığımda sahip olduğum tüm güzelliklerin büyüdüğünü öğrendim.
Farkında olursam,
sınırlarımı kaldırırsam,
yaşanan olaydaki hizmeti ve sevgiyi görmeye niyet edersem, her deneyimin insanı ne kadar büyüttüğünü, ilerlettiğini öğrendim..
Sonuçta kendimi olduğum gibi sevgiyle kabul etmeyi öğrendim.
Ben kendimle barıştım.
Tanrının parçası olarak kendimle barıştığımda, Tanrı’yla barıştım.
Kendimi kucaklamayı öğrendim.
Kendimle barışıp, kendimi tam olarak kucakladığımda hayatımın sorumluluklarını alınca gözümdeki perde kalktı ve sanki dünyadaki tüm perdeler kalktı.
Artık kalbim açık ve sevginin yaşamımda özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Tüm ruhumla, benliğimle, kalbimle seviyorum, kendimi, insanları ve yaşamı..
Alıntı

Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?

kendini-sevmek[1]

 

Üzgünüm,
Beni affet,
Seni seviyorum,
Teşekkür ederim..
Bu mucize dörtlemeyi Joe Vitale’nin dilinden bir videoda öğrenmiştim. Çok özüme yattı, defterime yazıp kısmeti olan insanlara anlatmaya başladım. Bu arada birkaç yıldır kırgın olduğumuz Mersin’de yaşayan rahmetli ev sahibim, annem Ümran HANNİ için içimden tekrar edip Bayramda O’nu aramaya karar verdim. Bayramda köyde, ocağın başında birşey karıştırırken telefon çaldı. Arayan Ümran Teyzemdi. Bu mucizeyi yaşamasam da inanır mıydım? Evet. Bütün kalbimle. Siz de deneyin. Bakın neler olacak..
Ö.T.. 🙃
“2 yıl önce, Hawaii’de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum. Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş.
Bu hikayeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.
Biri, kendini iyileştirerek başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki? Bu kişi bilge bir kişi olsa bile akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi?
Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.
Ta ki hikayeyi bir yıl sonra yeniden duyana kadar. Terapistin” Ho’oponopono” adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum. Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Eğer hikaye tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim.
Şu ana kadar “sorumluluk” kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım. Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil diye düşünürdüm. Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı.
Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Hawaii Eyalet Hastanesi’nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi. Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış. Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış. Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş.
Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı. Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş. Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış. Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.
“Birkaç ay sonra, daha önceden elleri kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı” dedi bana. “Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı.”
Şaşkınlık içindeydim.
“Sadece bu kadar değil, diye devam etti. Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti. Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı.”
Ve işte en önemli soru; “Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?”
“Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece” dedi.
Anlamadım.
Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyledi. Aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın..
Hmmm. Kolay sindirilebilir bir şey değil. Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır.
Gerçek şu ki, eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır. Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır.
Terör eylemleri, ülke yöneticileri, ülkenin mali durumu ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler, hepsi şifalanmak üzere sana geliyor. Onlar aslında yoklar. Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması. Sorun onlarda değil, sende.. Onları değiştirmek istiyorsan, kendini değiştirmelisin..
Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil, biliyorum.
Suçlamak, sorumluluk almaktan kolaydır.
Fakat Dr. Len’le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho’opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım. Hayatının gelişmesini istiyorsan, onu iyileştirmelisin.
Eğer birini iyileştirmek istiyorsan -bu akıl hastası bir suçlu bile olabilir- bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.
Dr. Len’e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum. Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?
“Sadece, tekrar, tekrar ‘üzgünüm’, ‘seni seviyorum, içimde senin bu acına, hastalığına sebep olan her ne oluyorsa bunun için senden af diliyorum, dedim” dedi.
Bu kadar mı?
Bu kadar.
Sonuç olarak, kendini sevmek kendini geliştirmenin en önemli yoludur ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.
Bu konu hakkında bir örnek vermeme izin verin; Bir gün biri bana beni üzen bir e-posta gönderdi. Eskiden olsa, bu konu üzerindeki çalışmamı, zayıf duygusal noktalarımı araştırarak ya da hoş olmayan bu e-postayı gönderen kişinin bunu neden yapmış olabileceğini bulmaya çalışarak yapardım. Bu sefer, Dr. Len’in yöntemini kullanmaya karar verdim. İçimden; “Üzgünüm” ve “Seni seviyorum,” dedim. Bu dediklerimi özellikle bir kişiye yönelik söylemedim. Sadece, dış koşulları yaratan içimdeki parçamı iyileştirmesi için sevginin ruhunu yardıma çağırdım.
Bir saat sonra aynı kişiden bir e-posta daha aldım. Önceki e-posta için özür diliyordu. Bu özür için herhangi özel bir eylemde bulunmamıştım. Ona herhangi bir şey yazmamıştım. “Seni seviyorum” diyerek içimdeki, o kişiyi yaratan parçamı iyileştirmiştim.
Daha sonra Dr. Len tarafından düzenlenen bir ho’oponopono workshopuna katıldım. 70 yaşında, saygıdeğer yaşlıca bir şaman. Ve bir münzevi gibi. “Çekim Yasası Sırrı” adlı kitabımla ilgili güzel şeyler söyledi. Kendimi geliştirirsem, kitaplarımın titreşiminin artacağını ve okuyucuların bunu hissedeceklerini söyledi. Kısacası, kendimi geliştirirsem okuyucularım da gelişecekti.
“Şu anda piyasada, dış dünyada olan kitaplar hakkında ne dersin?” diye sordum.
“Onlar orada değiller,”dedi. Bilgeliği aklımı karıştırmıştı. “Onlar hâlâ içinde.”
Dış dünya diye bir şey yok.
Bu gelişkin tekniği hak ettiği derinlikte anlatabilmek için bir kitap yazmak gerekir ama kısaca şunu söyleyebiliriz;
Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: SENİN KENDİ İÇİN..
İçine baktığında, bunu sevgiyle yap..”
Joe Vitale

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için, yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,

images[7]

 

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için,
yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,
sonuçta yine yaşama güvenmediğim için, kendimden özür dilerim.
Sınırlama ve kurallar içinde yaşadığım,
hayatı kontrol etmeye çalışarak inatçı olduğum,
yaratıcılığımı kullanmayı reddederek yaşadığım için,
kendim olmayı reddettiğim,
şükürsüzlüğüm,
şefkat, sevgi, anlayış, hoşgörü, paylaşma duygularını unuttuğum,
beklentiler içinde yaşayıp “hiçbir beklentim yok” diyerek kendime söylediğim tüm yalanlar için, kendimden özür dilerim..
Kararsızlıklarım,
öfkem, kızgınlığım için, tüm parçalarımdan özür dilerim..
Bedenimin kıymetini bilmediğim,
ruhumun istekleri doğrultusunda hareket etmediğim,
içimden gelen sesi dinlemediğim,
zihnimi olumsuz enerjiler içinde doldurup sonra da devamlı yaşamdan şikâyet ettiğim için,
ruhumun isteği doğrultusunda adım atmaktan korktuğum,
cesaretsizliğim,
zamanımın değerini bilemediğim,
kendime yapmış olduğum tüm saygısızlıklar için,
başkalarının beni üzmesine izin verdiğim,
yaşam amacıma hizmet etmeyen oyunlar kurduğum vs. vs. için kendimden, buna neden olan, bugüne kadar yok saydığım kabul etmediğim tüm bu parçalarımdan çok özür dilerim..
Gücümü kötüye kullandığım,
kendimi üstün gördüğüm,
başkalarını küçümsediğim,
haksızlık yaptığım,
kendimi değersizleştirdiğim için, kendimden ve tüm parçalarımdan özür dilerim.
Kendime vermiş olduğum sözleri tutmadığım için, kendimden özür dilerim.
Hırslarıma yenik düşüp kibir ve gurur içinde davrandığım her an için,
kendime olan güvensizliğim inançsızlığım için, kendimden özür dilerim.
Gücümü başkalarına devrederek beni yönetmelerine izin verdiğim için,
kendime yaşatmış olduğum tüm baskılar,
enerjimi düşürüp kendimi yaşamdan kopardığım için,
kendimi yalnızlığa mahkûm ettiğim,
korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için,
başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum,
suçlayıcı konuşmalarım için, kendimden özür dilerim..
Olumsuz yaşanan her olayın güzel şeyleri arzulayabilmem için yaşandığını,
arzu duygusunun yaşanması için deneyimlendiğini,
bunlara şükrettiğimde, minnettarlık içinde yaşadığımda sahip olduğum tüm güzelliklerin büyüdüğünü öğrendim.
Farkında olursam,
sınırlarımı kaldırırsam,
yaşanan olaydaki hizmeti ve sevgiyi görmeye niyet edersem, her deneyimin insanı ne kadar büyüttüğünü, ilerlettiğini öğrendim..
Sonuçta kendimi olduğum gibi sevgiyle kabul etmeyi öğrendim.
Ben kendimle barıştım.
Tanrının parçası olarak kendimle barıştığımda, Tanrı’yla barıştım.
Kendimi kucaklamayı öğrendim.
Kendimle barışıp, kendimi tam olarak kucakladığımda hayatımın sorumluluklarını alınca gözümdeki perde kalktı ve sanki dünyadaki tüm perdeler kalktı.
Artık kalbim açık ve sevginin yaşamımda özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Tüm ruhumla, benliğimle, kalbimle seviyorum, kendimi, insanları ve yaşamı..
Alıntı