Bilge insan hayatı yaşayandır

tibetli-bilge[1]
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ordek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarıniıikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşümüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana deger vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarina bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konusmayı öğren. Her gün kendinle kalmak icin zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kığıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli oldugunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örnegin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mi olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını birakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.

Kaynak: Çiğdem Alper

Yediğin Yemeğe Göre Karakterin… Kaçırma :)))

 

zeytinyagli-enginar[1]

-Hamur İşleri (Mantı, Makarna, Börek vs) : Evine bağlı, yumuşak huylu, fazla duygusal, insan ilişkileri iyi olan fa…kat başka fikirlerden çabuk etkilenen, geleneklere bağlı bir yapıda olurlarmış.

-Et Yemekleri (Kebap, köfte, ızgara vs) : Sinirli fakat yerine göre öfke kontrolünü sağlayabilen, şüpheci, titiz bazen geçimi zor, kuralcı, hırçın, dürüst, kendine güvenen bir yapıda olurlarmış.

-Sebze Yemekleri : Mantıklı, bazen fazla inatçı, kararlı ve idealist, aceleci, merhametli, becerikli, insanların sevgisini çabuk kazanan, etrafında beğenilen bir yapıda olurlarmış.

-Baklagiller : Kimse hakkında kötülük düşünmeyen, saf, iyilik sever, insanlara çabuk kanan, kırılgan ve yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen hayatı ve insanları seven bir yapıda olurlarmış.

-Fast Food (Abur cubur) : Kafası karışık ve ne istediğini bilmeyen. Aksi, mutsuz, depresif, hastalıklara açık, hafıza sorunları yaşayan. Kısa süreli arkadaşlıkları olan bir yapıda olurlarmış.

Afiyet Şifa Olsun

kaynak: Şamil Erkan

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bizi Mi Yiyo Lan Bu Karı…

13239179_10153750369043720_508714306563634420_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen Bir Kare Fotoğraf Dünyaya Bedeldir…

13173631_482513578625807_4394752027471569901_n[1]

 

Brezilya’da kendisini kemana başlatarak
Şiddet ve Sokaklardan kurtaran, müzik öğretmeninin cenazesinde
Kemanını Çalarken göz yaşlarını tutamayan,
12 yaşındaki Diego Frazo …!
Fotoğraf 2000 yılında dünyanın en etkileyici 20 fotosu arasına girmiş..
Bazen bir kare fotoğraf bin kelimeye bedeldir..

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KARTALLARIN ZAFER UÇUŞU

Kuşlar arasında en uzun yaşayanlarından bir tanesi de kartallardır. Eğer bir kartal, ömrünün son demine kadar yaşamak isterse, 70-80 sene yaşayabiliyor. Tabi isterse…

Kartalların uzun yaşamaları, ömürlerinin yarısında verecekleri bir karara bağlı. 40’lı yaşlara gelen kartallar, yaşamak ya da ölmek arasında bir karar vermek zorundadır. Bu yaşlarda kanatları hantallaşır ve uçamaz olurlar. Tırnakları büyür, avlarını yakalayamazlar. Gagaları genişler ve sertleşir, buda onların yemek yemelerini engeller. Bu nokta, kartallar için ya bir bitiş noktası, ya da yeniden doğuş noktasıdır.

Eğer kartal ölmeyi isterse, zaten hayatı onu ölüme sürükler.Avlanamayacağı için aç kalır. Güçsüzleşir… Kanatlarının hantallığı uçmasını engeller. Yerlerde sürünmeye başlar. Ve zamanla, tıpkı daha önce onun avladığı avlar gibi o da avlanır.

Ama kartal yaşamayı seçerse, onu zorlu bir yol bekler. İlk önce, ona kimsenin zarar veremeyeceği yüksek bir dağın zirvesine yerleşir. Burada, kendisine bir yuva yapar ve o işkenceli günler başlar…

İlk olarak, gagasını kayalara vurarak kırar. Kanlar içinde kalan ağzından, yeni bir gaganın çıkmasını beklemek zorundadır. Yeni gagası çıkmaya başlar ve zamanla sertleşir. Artık en güçlü organlarından birisini yenilemiştir. Sıra kanatlarına gelir… Yeni gagasıyla, kanatlarını tek tek yolmaya başlar. Bu öyle eziyetli bir iştir ki, dayanması gerçek bir güç gerektirir. Zamanla, bütün kanatlarını yolar ve yine çaresiz bekleyiş başlar. Bu sefer, kanatlarının yeniden çıkmasını beklemek zorundadır…

Kanatları da çıktıktan sonra, en eziyetli işe gelir sıra. Tırnaklarını yeni gagasıyla kökünden sökmek zorundadır. Bunu yapabilmek için cesaretini sonuna kadar kullanması gerekir. Bütün tırnaklarını kökünden söktükten sonra kalan manzara, onun için tam bir acıdır. Yıllardır kullandığı tırnaklarının yerinde, şimdi kan öbekleri vardır…

Zamanla, yeni tırnakları çıkmaya başlar. Bu yeni tırnaklar, eskisinden çok daha güçlüdür. Artık kartal yeniden doğmuştur!

Bu yeniden doğuş, tam 150 gün sürer. Acılarla, ızdıraplarla dolu 150 gün… Her günü, her saati acı veren 150 gün! Bu kadar uzun zaman, bu kadar büyük acılara katlanmak ve sonunda başarmak, kutlanması gereken bir şeydir. Kartalda aynen öyle yapar. Bu zaferini kutlamak ister. 150 gün boyunca, hiç yer değiştirmediği dağın etrafından ilk uçuşunu yapmaya başlar… Bu uçuş, tıpkı anasından doğduğunda yaptığı ilk uçuş gibidir. Atik, cesur ve güçlü bir edayla dağın etrafında süzülür.

İşte bu uçuşa, kartalların zafer uçuşu denir.
Gerçek bir zaferin en gerçek uçuşudur…

Yazarı Bilinmiyor

kaynak: Charlotte Gabay Facebook Sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatın sonsuzluğunda, bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam.

Gelincik-Nedir-Türleri-ve-Faydaları-Nelerdir[1]

Hayatın sonsuzluğunda, bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam.

İçimde direnç gösteren kalıpları yalnızca kurtulunması  gereken şeyler olarak görüyorum.

Onların üzerimde gücü yok. Kendi dünyamın gücü benim. Hayatımdaki değişimlerin akışına elimden geldiğince kendimi bırakıyorum.

Kendimi ve yaşadığım değişimleri onaylıyorum. Yapabildiğimin en iyisini yapıyorum. Günlerim gittikçe kolaylaşıyor.

Sürekli değişken hayatın ritmi ve akışıyla uyum halindeyim.

Bugün harika bir gün.

Böyle olmasını ben seçiyorum.

Dünyamda her şey iyi ve güzel…

Lose L. Hay

Ben Bunla Evlenmem Ağa… Kafam Şişti…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

22 Kişiyle Çıktığım Esas Yolculuğunu Sosyal Sorumluluk Projesiyle Taçlandırıyoruz…Çocukları Güldürüyoruz…

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YAZDA BENİ BEKLEYENLER BOLLUK AŞK BAŞARI YEHHUUUUU…YA SİZLERİ…

13230357_10154163558377402_2260278512608340880_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

GÜÇLÜ kadınlar;

VILMORIN-SEBBOY-CICEGI-TOHUMU__75233673_0[1]

 

 

GÜÇLÜ kadınlar;
Gülümsemelerinin ardına sakladığı YENİLGİLERİNİ,
Ders alınacak olaylar RAFINA koyar..

Tüm YARALARINA pansuman yapmayı öğrenirler..
Hayatlarına, şöyle bir geçerken uğrayan kimse;
Yüzlerinde TEBESSÜMDEN fazlasını göremez..
Kolay değil tabi, DUVARLARIN arkasındakini görebilmek..
Ne zaman duvarın KAPISINI az aralamaya kalksalar,
Karşısındakinin YETERSİZLİĞİ duygusuyla, tekrar kapatırlar..

Birşeyleri PAYLAŞMAK kolaydır,
Ama O’nlar sadece paylaşmak değil;
Gerçek anlamda ANLAŞILABİLMEK istediğinden,
Anlayamayacağını düşündüğü insanlara
O KAPIYI hemen kapatıverirler..!

Arkadaşları, MUTLU anlarda yanlarında olabilir..
Ama O’nlar DÜŞTÜĞÜNDE elinden tutacak
Gerçek DOSTLARLA ilgilenirler..

Tüm çukurlardan çıkabilmeyi öğrenmiş KADIN;
Kadına özgü o muhteşem zerafeti KAYBETMİŞ olsada,
Gerçek bir kadındır..
TOPRAK gibi, DENİZ gibi durur öyle..
Karşısındaki ADAMIN bunu anlayabilmesi için,
GÖKYÜZÜ ve YAĞMUR olması gerekir..
O’nunda kendini KEŞFETMİŞ olması lazımdır..

Güçlü bir KADINI;
Koluna takabilmek için, KADINIM diyebilmek için..
BİYOLOJİK olarak ERKEK olmanın ötesinde,
BİLGELİĞE, gerçeği arayan bir merak duygusuna;
KEŞFEDEBİLME zevkine, sadece bakan değil;
GÖREN gözlere sahip olması gerekir..

Bu tarz ADAMLARIN sayılarının azlığı nedeniylede,
GÜÇLÜ KADINLAR, aşkta mutluluğu en zor yakalayanlardır..
Garip bir SIZI vardır içlerinde..
Ancak RUHLARINA inebilirseniz,
O SIZININ ardında
Ne büyük bir GÖKKUŞAĞINA sahip olduklarını görebilirsiniz..

Ancak kaç kişide,
O muhteşem, o göz alıcı renklere bakabilecek YÜREK vardır ki..?

O yüzden GÜÇLÜ KADINLAR,
Gecenin bir yarısında
Balkonda, yalnızca RÜZGARLA aşka dair sohbetler ederler..
Keza;
Bu hayatta GÜÇLÜ olmanın ÖDÜLÜ,
Hep YALNIZLIK değil midir zaten..??

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece 2 Dakika Bastırın ve Mucizeye Şahit Olun!

9

Resimde ki gibi başparmağınız ve yanında ki ikinci parmağınızın arasında bulunan noktaya 2 dakika bastırırsanız mucizeyle karşılaşırsınız.

Bu yöntem ne işe mi yarıyor?

İşte uzmanların açıklaması..

Çin kültürünün vazgeçilmezi olan bu yöntem sayesinde hastalıklar iyileşiyor..

Uzmanlar bu noktadaki kasların uyarılmasıyla kramp, baş-bacak ağrısı, stres ve yüksek tansiyonun düşürülebildiğini belirtiyor..

Depresyonun da bu noktalara uygulanacak basınç sayesinde geçeceğini iddia ediliyor..

Bilim adamları aynı zamanda karaciğer hastalıkları, sindirim sorunları ve göz problemlerinde de işe yaradığını ifade ediyor..

kaynak: haber ortamı

 

 

Eğer hasta olmak istemiyorsan:Duygularını anlat;

Eğer hasta olmak istemiyorsan:

Duygularını anlat;
Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı ve hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime, çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!

Karar Vermelisin;
Kararsız kişi; güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık; sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi, kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. Kararsız kişiler; mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.

Olduğundan Farklı Yaşama;
Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi, tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar, sağlık için kötü bir şey yoktur. Kaderleri; ilaç, hastane ve acıdır.

Kabullen;
Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak, sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler; kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Haklı eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

Çözümler Bul;
Olumsuz kişiler, çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

Güven;
Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz. Açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik, sendeki inancın azlığıdır.

Hayatı Üzgün Yaşama;
Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk…
Bunlar, sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi, yaşadığı çevresini geliştirir.
“İyi mizah, bizi doktorun elinden korur!”
Mutluluk, sağlık ve terapidir…

DR. DRÁUZİO VARELLA

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beni Çok Etkileyen Rodin’in Bir Eseri… CEHENNEM KAPILARI…

  1. fransız heykeltıraş Auguste Rodin‘in 1890 yılında tamamladığı bronz heykel.

    eserin ebatları 6m x 4m’dir.

    dante‘nin inferno‘sundan bir sahneyi temsil etmekte olan heykelde düşünen adam gibi august rodin’in bazı ünlü eserlerini bir arada görmek mümkündür.

    heykel alanında bu zamana kadar yapılmış en mükemmel kompozisyonlarından biri olarak kabul edilmektedir.

    eserde tam 180 tane figür yer almaktadır.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.

Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu’nun zamanında geçer.. Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış hatta..
Efendim köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
“Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı” dermiş hep..
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..
Köylü ihtiyarın başına toplanmış..
“Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler..
İhtiyar “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.. Sadece ‘At kayıp’ deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez..”
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..
“Babalık” demişler.. “Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var..”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar.. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?..” Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler..
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara..
“Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler..
İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş. “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez..” Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
“Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:
“Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Vücudunuzu 3 Günde Doğal Olarak Arındırın

 

Vücudunuzu 3 Günde Doğal Olarak Arındırın

Yediğimiz besinlere göre, gün boyunca vücudumuza sayısız miktarda toksin alırız. Bu duruma bir de stres, çevre kirliliği ve çevremizdeki diğer çeşitli problemleri de eklediğimiz zaman; vücudumuzun belirli zamanlarda arındırılma ihtiyacı duyacak şekilde negatif maddelerle dolduğundan emin olabiliriz. Takip eden makalede, doğal yollarla vücudunuzu üç gün içerisinde nasıl arındırabileceğinizi anlatacağız.

Vücudumuzu Neden Arındırmalıyız?

Tıpkı duş almamız, kıyafetlerimizi yıkamamız ve her gün dişlerimizi fırçalamamız gibi, vücudumuz da belirli aralıklarla arınmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda; her gün tükettiğimiz işlenmiş un ve şekerlerden, kızarmış gıdalardan ve et ile süt ürünleri gibi hayvansal gıdalardan aldığımız zararlı toksin ve kimyasallardan kurtulmak amaçlı, detoks uygulamalıyız.

Ayrıca, vücudumuzu arındırmak oldukça gerekli bir işlemdir, çünkü birçoğumuz hareketsiz yaşam tarzına sahip ve günlük bazda çevre kirliliğine maruz kalan, stres, değişmiş duygular ve kaygılarla boğuşan insanlarız.

Bu durum, yıllarca bu şekilde devam ettikçe, zamanla organlarımızı ve genel anlamda vücudumuzu zayıflatır. Bu sebeple de, bazı hastalıkları yaşamaya daha meyilli hale geliriz. Örneğin yorgun hissetmek, mide ağrıları, ayda bir yaşanan soğuk algınlığı veya aynaya baktığımızda solgun ve bitkin bir yansıma görmek gibi… Eğer, bu sinyallerin, organizmanızın gönderdiği sinyaller olduğunu anlayabiliyorsanız, vücudunuza biraz daha fazla özen göstermenizin zamanı gelmiş demektir.

Böyle bir durumda, yapabileceğiniz en iyi şey çiğ bir vejetaryen diyet uygulamak olsa da, herkes böylesi büyük bir değişikliği başaramayabilir. Çok sevdiğiniz yiyeceklerden kendinizi yoksun bırakmak zorunda değilsiniz, ancak daha sağlıklı yemekler yemeye özen göstermeli ve fast food yiyecekleri, sadece nadiren, deyimi yerindeyse kaçamak olarak tüketmelisiniz. Böylelikle vücudunuz içerisinde oluşmuş toksinlerden doğal şekilde kurtulmaya başlayacaktır. Siz de bu sayede, daha sağlıklı olmuş olacaksınız.

Vücudunuzu Nasıl Temizler veya Arındırırsınız?

Organik Besinler Tüketin

Muhtemelen yakınlarınızda, organik meyve, sebze ve diğer besinleri satan bir pazar var. Bu besinler, diğerlerinden bir miktar daha pahalı olsalar da, kalite olarak da onlardan daha iyiler çünkü organik besinlerde diğerlerinde kullanılan gübre, böcek zehri ve büyüme hormonu kullanılmaz. Eğer arka bahçenizde, küçük de olsa bir alan varsa, kendi doğal besinlerinizi yetiştirebileceğiniz küçük bir bahçe oluşturabilirsiniz.

 

 

 

demir-açısından-zengin-besinler

Bol Su İçin

Su, organlarınızı nemlendirir ve ayrıca idrar ile birçok atığın vücuttan atılması da gerçekleşmiş olur. Günde en az iki litre (sekiz bardak) su içmeniz önerilmektedir. Eğer hava sıcaksa, spor yapmaktaysanız veya oldukça telaşlı bir gün geçirmekte iseniz, içtiğiniz su miktarını arttırın. Sabah yataktan kalktığınızda ve gece yatağa girmeden önce birer bardak soğuk su içmenizi tavsiye ediyoruz. Ayrıca, yüksek oranda su içeren elma, karpuz, domates ve salatalık gibi meyve ve sebzeleri; veya şekersiz, doğal meyve suyu ve çayları, özellikle de yeşil çay tüketerek de su ihtiyacınızın bir kısmını karşılayabilirsiniz.

Daha Fazla Lif Tüketin

Lifin temel faydası, su ile benzer özelliktedir: Toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Bunun da dışkı aracılığı ile gerçekleşmesini sağlar. Lif sindirim fonksiyonlarını arttırıcıdır, kabızlığı önler, vücutta ve sindirim yolunda biriken koruyucu ile atıkların atılmasını sağlar. Yulaf ezmesi, esmer pirinç, tam buğday makarna, tohumlar, kuruyemişler ve meyveler, size bol miktarda lif sağlayacaklardır.

Kahve veya Alkol Tüketmeyin

Bu iki içecek oldukça popüler olmalarına rağmen, organizmanız için hiç de sağlıklı değillerdir. Bu içecekler karaciğer ve böbreklerinizi daha fazla çalışmaya zorlayarak onlara zarar verir ve obezite ve diyabet gibi hastalıklara sebep olurlar. Akşam yemeği ile birlikte tüketilen bir kadeh şarap size sorun çıkartmayacak olsa da, alkol tüketiminizi bununla sınırlandırmanızı tavsiye ederiz. Kahve ile ilgili ise, endüstriyel kahvelerdense, doğal olanları tercih etmenizi öneririz.

Arındırıcı Besinler Tüketin

Organizmanızı arındırabilecek besinlerden en çok tavsiye edilenleri; limon (limon suyunu su ile karıştırın), pancar (bol miktarda lif içerir), sarımsak (hastalıklara sebep olan patojenlerden arındırır), karahindiba (çay olarak tüketmeyi deneyin veya birkaç çiğ yaprağını salatanıza eklemeyi deneyin).

arındırıcı-karahindiba

Vücudunuzu Arındırmak İçin Üç Günlük Diyet

İlk Gün

  • Kahvaltı için; 250 gram doğranmış meyve, bir fincan kaymaksız yoğurt, iki yemek kaşığı buğday kepeği veya yulaf ezmesi, beş yemek kaşığı buğday gevreği ve bir fincan şekersiz yeşil çay.
  • Öğleden önce; 200 gram taze meyve  veya 30 gram kuruyemiş ile birlikte iki bardak su.
  • Öğle yemeği için; çiğ veya pişmiş sebze salatası, 200 gram balık, tavuk veya hindi (kızarmamış olmalı), bir fincan esmer pirinç ve iki bardak su.
  • Öğleden sonra; 200 gram taze meyve ve iki bardak su.
  • Akşam yemeği için; bir kase sebze çorbası, bir fincan yoğurt ve iki yemek kaşığı buğday kepeği.

İkinci Gün

Japon-diyeti

  • Kahvaltı için; bir bardak ananas suyu ve bir yemek kaşığı keten tohumu, bir dilim tam buğday ekmeği ve az yağlı peynir, bir fincan papatya çayı.
  • Öğle öncesi; yarım yer elması ve bir fincan yeşil çay.
  • Öğle yemeği için; bir fincan esmer pirinç, ızgara balık fileto ve yanında marul, domates, kereviz ve turp ile hazırlanmış bir salata.
  • Öğleden sonra; bir miktar meyve tüketin
  • Akşam yemeği için bir kase kremalı sebze çorbası ve bir fincan jelatin.

Üçüncü Gün

Balık2

  • Kahvaltı için; bir fincan ananas suyu, bir kase kaymaksız yoğurt ve bir dilim tam buğday ekmeği ile biraz hindi.
  • Öğleden önce; bir avuç kuruyemiş.
  • Öğle yemeği için; tam buğday makarna, brokoli, havuç ve bezelye ile hazırlanacak bir makarna salatası, yanında 200 gram tavuk veya hindi (kızarmamış olmalı).
  • Öğleden sonra; bir adet meyve.
  • Akşam yemeği için; limon suyu ile birlikte bir parça balık hazırlayın.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »