Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,

“Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim,” dedin,
“bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede.”

Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

Kavafis

Beethoven’ın Ay Işığı Sonatı Hikayesi

Bir Rivayete Göre Beethoven'ın Ay Işığı Sonatı Hikayesi

 

Rivayete göre; kötü ve mutsuz geçirdiği çocukluk dönemi, yalnızlığı, sağlık problemleri -özellikle sağır oluşu- Beethoven’ı hayata küstürmüştür. İntihara karar verir ve hatta vasiyetini bile hazırlar. Ancak görme engelli küçük bir kız, Beethoven’a yaşama bakışını tamamen değiştirecektir. Gözleri görmeyen genç kızın ayışığını hiç görememiş ve göremeyecek olması Bethooven’ı fazlasıyla derinden etkiler. Ve yaşama yeniden bağlanmasına en büyük sebep olur.

Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaya çıkmıştır. Tam o esnada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve Beethoven’ı büyüleyen ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler.

Birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini, çalan kişiyi çok merak ettiğini ve muhakkak görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek Beethoven ve arkadaşını içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve küçük kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız görme engellidir. Bunu gören Beethoven ise, “Lütfen benden bir şey isteyin.” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; “Ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” Bu durumdan etkilenen Beethoven, bunun üzerine piyanonun başına geçer ve Ayışığı Sonatı’nı(Moonlight Sonata), doğaçlama olarak besteler.

“Bu hikaye tamamen rivayettir. Gerçek olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir.”

 

Gün boyu bu titreşimler arasında gidip geliyoruz ve benzer frekanslı insanları çekiyoruz …Her şey titreşimdir .

 

Gün boyu bu titreşimler arasında gidip geliyoruz ve benzer frekanslı insanları çekiyoruz …Her şey titreşimdir ….Her şey titreşimdir .
“Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsan, enerji, frekans ve titreşim açısından düşünmelisin” –Nikola Tesla
“Titreşimleri duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye madde deriz. Madde diye birşey yoktur.” –Albert Einstein

Bu Noktaya Bir Dakika Basmak Bakın Nelere İyi Geliyormuş…

 

Akupunkturun güçlü noktalarından birisi de iki kaş arasındaki bölgedir. Bu noktayı uyarmak için sadece gözlerinizi kapatın, ve parmağınızı bu noktaya koyun uzun ve yavaş nefes alırken bir yandan bu noktaya 1 dakika boyunca basınç uygulayın  bu işlemde orta işaret parmağınızı  kullanın.

Uykusuzluk, baş ağrısı, göz problemleri, baş dönmesi, burun tıkanıklığı, anksiyete gibi sorunları çözüyor ve sizi rahatlatıyor. Zihninizi rahatlatıyor…

Kaynak: bayanlar kahvesi

Küçük Kurbağanın Hikayesi – Bu hikaye benim hayatımı değiştirdi

 

Yıllar önce üniversite yıllarımda, moralimin bozulduğu ve pes edip okumayı bırakıp evime geri dönmeyi düşündüğüm bir anda, sevgili bir abimin bana anlattığı hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu hikayeyi dinledikten sonra, eğitimimi yarıda bırakmaktan ve pes etmekten vazgeçtim. Ne zaman arızalansam, aklıma her zaman küçük kurbağa gelir…

Bu güzel hikayeyi sizlerle paylaşıyorum…

“Bir köyde her sene kurbağa yarışı yapılırmış. Yüksek bir yokuşun dibine herkes kurbağasını getirir, onları tepeye doğru yarıştırırlarmış. Bir gün yaşlı bir dede, küçük, cılız bir kurbağa getirmiş yarıştırmak için. Herkes bu dedeyle dalga geçmiş, çünkü diğer bütün kurbağalar güçlü, kaslı, kocaman kurbağalarmış. Dedeye “yahu dede, bu kurbağa hayatta bu yarışı kazanamaz. Yol uzun, kurdu var, kuşu var, zorlu bir yol, senin bu minik, cılız kurbağan mümkün değil yarışı bitiremez” demişler. Dede önemsememiş söylenenleri, kurbağasını sokmuş yarışa.

Bütün bu konuşmaları kurbağalar duymuş. Başlamışlar yarışmaya ama kurbağalar bu ‘kurt var, kuş var, yılan var’ laflarını duydukları için korkuya kapılmışlar ve can havliyle koşmaya başlamışlar ve hepsi yolda çatlamış. Tepeye, yani bitiş noktasına bir tek dedeciğin cılız kurbağası ulaşabilmiş.

Herkes şaşırmış “nasıl olur dede” demişler, “Bu kadar güçlü kuvvetli kurbağa başaramazken bu cılız, ufacık kurbağa nasıl tek başaran olur”. Dedecik cevap vermiş:

“Benim kurbağamın kulakları sağırdır”.

Düşünün bakalım, kaç kere başarmak üzereyken, birinin laf arasında da olsa ‘ya olmazsa’ demesi üzerine korkuya kapılıp başaramadınız? Kaç kişi sizin bilinçaltınıza “bizim bilmem kim de bunu yapmaya çalıştıydı da başaramadıydı, sen deli misin bunu yapacaksın?” ya da “sen nasıl başaracaksın?” düşüncelerini ve korkularını ekti?

Biz hep başkalarından tecrübe isteriz. Bana biriniz etrafındaki birinden olumlu bir tecrübe aldığını söyleyebilir mi? Tecrübe nedir bilir misiniz? Tecrübe, geçmişteki bütün başarısızlıkların bileşkesidir. Herkes olumsuz tecrübeleri örnek verir. Olumlu tecrübe verenler zaten milyon dolarlar kazanıyor. Olumlu tecrübe verebilmek bir erdemdir ve bu çok az kişide vardır.

Hislerinize güvenin. Allah niyeti iyi olan insanların her zaman yanında… Siz yeter ki inanın… Zihniniz şimdi vesvese ile birlikte devreye girip tersini söylemeye çalışacak…

İnanıp inanmaması size ait…

Allaha emanet olun

Bülent Gardiyanoğlu

Beni Anlayacak…

Gene Geliyo Manyak…