MİDE SORUNLARININ ARKASINDAKİ PROBLEM NEDİR?

 

 

MİDE SORUNLARININ ARKASINDAKİ PROBLEM NEDİR?

Yenilen besinlerin içeriye kabulünün öncelikli organı midedir. Mide, dışarıdan gelen tüm etkileri alır ve sindirebildiklerini kabul eder. Kabul edebilmek, açıklık, pasiflik ve fedakarlık gerektirir. Bu nitelikleriyle mide, dişi kutbu temsil eder. eril (erkeğe ait) prensip hareketlilik ve ışıldamak (ateş elementi) ile özdeşleşirken, dişi prensip, kabul etmenin, fedakarlığın, etkilenebilirliğin temsilcisidir (su elementi). Bu prensip dişi kutba ait duyarlılığın ve hissetme yeteneğinin dünyasıdır. İnsan hissetme işlevini bilinçdışına itmeye çalışırsa, bu işlevler bedensel boyutta ortaya çıkarlar. Böylece, mide, fiziksel besinlerin yanısıra ruhsal duyguları da kabul etmek ve sindirmek zorunda kalır. Böylece aşkın yolu mideden geçer.

Midenin alma ve kabul etme görevlerine ilaveten sahip olduğu bu kez eril kutba ait bir işlevi daha vardır: Üretim ve mide asitlerinin salgılanması. Asitler yakalar, parçalar, yakar ve eritir; açıkça saldırgandır. Eğer insan birşeylere kızar, fakat bu kızgınlıkla bilinçli olarak başedemezse, ya da bu kızgınlığı bir saldırganlığa dönüştüremezse bu hisler mide ekşimesi olarak cisimleşir. Mide ekşimesinin nedeni, saldırgan mide asitlerinin fazla miktarda üretilmesidir. Maddesel boyuttaki bu tepkinin esas hedefi, maddesel olmayan hislerin işlenmesi ve sindirilmesidir. Bilincin yapamadığını beden telafi etmeye çalışır. Mide asiti yukarı doğru yükselir, çünkü kendini ifade etmek istemektedir. Bu noktada mide hastalanır.

Alıntı: Hastalık İyileşmeye Giden Yoldur, Mozaik

 

Karsisindakini kirmamak ve inançlarini savunmak arasinda çizginin nereden geçtîgini bulmak zor…

537486_301275106655728_404256687_n[1]

Ögrendim ki…
Karsisindakini  kirmamak  ve  inançlarini  savunmak  arasinda çizginin  nereden  geçtîgini  bulmak  zor…

Gülay-Polat Cavlar

Tüm Bunlardan Vazgeçmeli Mi?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sevgilim; Eski Karısının Fotoğraflarını Salonun Ortasında Saklıyor… İmdat!

images[10]

Ya kardeşim; nedir bu, eskiye bağlılık, eskiye özlem, yeninin suyu mu çıktı anlamadım ki? Önce her yerde bir 80’ler partisi modası aldı başını yürüdü gitti… Arkasından 90’lar başladı… Bense 2013 ten memnunum. 2012 den de memnundum. Niye şu anın partisi yapılmıyor? Mesela herkes hissettiği gibi gelsin partisi de yapılabilir. Müzik de gelenlerin ortak duygularına göre şekillenir.

Hadi partiyi, müziği, kıyafeti geçtim. Nedir bu eski sevgiliye, eski eşe duyulan özlem. İlişki yaşanmış, bitmiş işte. Belirli bir süre yasını tut, olayı kabullen ve yoluna devam et. Yok arkasından ağıt yakmalar, herkese onu anlatmalar, sağı solu rahatsız etmeler, facebook hesabına yapışmalar. Durun kardeşim, bir kendinize gelin. Derin derin nefesler alın ve hayata yeniden başlayın. Kendi hayatınızın bir değeri olduğunu idrak edin ve sizi de sevecek birini bulunuz ki hayatınız daha güzel hale gelsin.

Haa bir de yeni sevgili bulduğu halde; hala, inatla eski sevgilisinin resimlerini saklayanlara ne demeli… Geçmiş, geçmiş, geçmiş diye diye şimdin gidiyor arkadaş. Uyan ve kendine gel. Hayat çok kısa, kıymetini bil. Sen kendi kıymetini bilmiyorsan hiç kimse bilmez zaten.

Geçen gül Meltem aradı; bir süredir, Hasan’la çok güzel bir beraberlik yaşadıklarını ama bir problemi olduğunu söyledi. ‘’Çekinme, anlat’’ dedim. Efendim bizim Hasan eski eşinin fotoğraflarını salonun ortasındaki dolapta tutuyormuş. Meltem ilişkinin başlarında bu durumdan pek rahatsız olmasa da, artık çok rahatsız olmaya başlamış. Ya ben neciyim? diye telefonda ağlıyordu. ‘’Hasan hala evlilik fotoğraflarını saklıyor inanabiliyor musun?’’ dedi… (Üstelik boşanalı 5 sene geçmiş.) ‘’Valla inanırım’’ dedim. Böyle hikayeler o kadar yaygın ki .’’Şu insanların kafasındaki geçmişi takıntıyı atabilsek ne kadar çok kişi mutluluğu yakalıya bilir biliyor musun?’’ diye cevap verdim.

Bundan yıllar önce Ezgi diye bir kız arkadaşım,nişanlısı Mehmet’in eski kız arkadaşıyla çektirdiği fotoğrafları dolapların birinde bulmuş. Tam evlilik arifesinde olduklarından da çekip gidememiş. O da bütün fotoğrafları yatağın üzerine bir güzel dizmiş… Mehmet eve gelince de kıyamet bir güzel kopmuş. Kavga sonucu ya fotoğraflar, ya ben’e bağlanmış. Allahtan Mehmet akılı çocukmuş ta fotoğraflar atılmış, ilişki kurtulmuş. Şimdilerde iki güzel çocukları olan çiftin evlilikleri de; mutlu mesut devam ediyor. Düşünsenize Mehmet o fotoğrafları atmama kararı vermiş olsaydı, ne o mutlu evliliğe, ne de o çocuklara sahip olacaktı. Elindekinin kıymetini bilmeyip, biraz da mazoist bir duyguyla, ah geçmiş, ah canım acıyor deyip deyip, hayatını harcayıp gidecekti.

Bir başka örnekte de Ebru, eski erkek arkadaşının resimlerini, yazılarını, mektuplarını saklamış. Günün birinde de (şans bu ya) Ragıp’la hayatları tekrar kesişmiş. Gerçi Ragıp’ın hayatında başka bir kız varmış ama gene de Ebru’nun evine gelmekten kendisini alamamış. Ebru fırsat bu fırsat, Ragıp eve gelince bütün sakladığı resimleri, mektupları bir bir ortaya döküp, bak ben seni hiç unutmadım, hala seni çok seviyorum diye ilan-ı aşk etmeye başlamış. Arkasından da sormuş, sen benim yazdıklarımı ne yaptın? Saklıyorsun değil mi? Ragıp ne cevap verse beğenirsiniz, ooooooo ben onları atalı çok oluyor. Senden sonraki kız arkadaşım Özlem onları çekmecemde buldu. Hepsinin tek tek yaktı. Sen hala o kadar eski de mi kaldın deyip eyvallah deyip gitmiş. Anladığım Ragıp, Ebru’nun bu kadar takıntılı olmasından korkup kaçmış. Ama Ebru’ya da bu sözler tokat gibi çarpmış ve yıllardır platonik aşık olarak sürdürdüğü hayatına böylece devam etmeye başlamış. Şimdilerde Evgin’le evlenmek üzere olduğunun da haberini vereyim yani…

Kıssadan hisse, arkadaşlar geçmiş geçmişte kalmıştır. Ya bunu kabul edip, hayatınıza devam edersiniz. Ya da geçmişte kalıp, hayatı kendiniza zehir edersiniz. Seçim sizin…

Sağlıcakla,

Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değil, dertlerimiz bile…

Dekolte Her Zaman Yeterli Değildir…

Kendinizle iyi geçinin çünkü hayatta en uzun ilişki KENDİNİZLEDİR…

İnsan; içinden yenilenmeyince dışından eskir…

Geçmişimizi bugüne taşıdığımız sürece, bugün yeni bir gün olmuyor…

İki Medeni İnsan Gibi Ayrılalım…

Her Burcun Öne Çıkan Özelliği…

 
•KOÇ: Koç burcu insanı burnunun dikine gider. Onun üzerine çok gitmemelisiniz. Üzerine giderseniz kaçacaktır.
•BOĞA: Aşk insanıdır boğa burcu. Onun hayatına bir defa giriyorsanız her şeyi göze almalısınız.
•İKİZLER: İkizlerin bir insandan beklediği tek şey kendisine huzur vermenizdir. Huzur yoksa mutsuz olur ikizler insanı.
•YENGEÇ: Yengeç insanına sadakat göstermezseniz sizden gün geçt…ikçe soğuyacaktır.
•ASLAN: Aslan burcu insanı ilgiyi sever. Ona her zaman ilgi göstermelisiniz. Yoksa kaybedersiniz.
•BAŞAK: Eğer bir başağın ilgisini çekmek istiyorsan yapman gereken tek şey sevimli olmak. O doğal insanlardan hoşlanır.
•TERAZİ: Terazi burcu her zaman aksiyonu sever. Adrenalin bağımlısı gibidir. Her zaman risk alır.
•AKREP: Akrep burcu melek gibidir. İyilik yapmayı sever lakin damarına basarsanız şeytandan bile tehlikeli olabilir.
•YAY: Yay burcunu düşman edinmeyin. Aksi taktirde sizi doğduğunuza doğacağınıza pişman eder.
•OĞLAK: Oğlak burcu yalanı sevmez. Yalan dolanla işi olmaz, her zaman nettir ve kendi gibi net insanları sever.
•KOVA: Eğer kova burcu sizi sevmiyorsa ne yaparsanız yapın sevmeyecek demektir. Aklınızda olsun.
•BALIK: Balık burcuyla başa çıkabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Boşuna uğraşmayın.
alıntı

Gitme zamanı gelmişse ‘dur’ demenin; zaman geçmişse ‘dön’ demenin ve aşk bitmişse ‘yeniden’ demenin; hiç bir anlamı yoktur…

Aslında bazen, hayatına girenleri düşünmeyi bir kenara bırakıp, kimlerin çıkması gerektiğini düşünmelisin…

Fark Et…Uygula…Değiş…

 

 

 

Toplum bilimciler şunu der; toplumu anlamak istiyorsan ön yargılarını at. Meğer kişisel bilimciler de aynı şeyi söylüyormuş. Kendini tanımak istiyorsan ön yargılarını at, bakış açını değiştir. Bu kitap bunu söylüyor. Pozitif yaklaşacaksın, korkmayacaksın, inanacaksın, özgüvenini artıracaksın, affetmeyi bileceksin.

Hayatın zor olduğuna inanırsan hayat zor olur. Ne yapacağız? Bu kitap ne yapacağınızı söylüyor. Başka kitaplar da söylüyor ama bu kitap sadece söylemekle kalmıyor antrenman da yaptırıyor. Yolunu yordamını gösteriyor.”

Mehmet Tezkan,

Gazeteci, Milliyet Gazetesi köşe yazarı

 

“Bir solukta okuduğum bu kitabın beni en çok etkileyen tarafı, tamamıyla güncel hayatta uygulanmış ve faydalı sonuçlar vermiş tekniklere yer verilmiş olması. Değişim hiç bu kadar kolay ve eğlenceli olmamıştı!

Sevgili Arzu, emeğine ve yüreğine sağlık!”

Hatice YILDIRAN,

ID Coaching International

MBA, MCCT, Founder

 

“Şifa, insanın kendi farkındalık yolculuğudur.  İçsel yolculuğumuzda daha derinlere indikçe hem ruhumuz, hem de bedenimiz şifa bulur. Bu kitap, bu yolculukta içimizdeki en derin, en gizli saklı noktalara ulaşabilmek için yeni kapılar açıyor, kendi farkındalığımızı artırabilme fırsatı tanıyor.

Uygulaması çok kolay, derin ve etkin farkındalık yaratan şifalandırıcı egzersizlerden oluşan bu kitabı, herkese öneririm.”

Ferda Berkman,

Sağlıklı Yaşam Koçu

 

Kitabı okumaya başlar başlamaz devamını merak ettim… O kadar sahici ki…

Sahici; çünkü kişisel gelişimi hayata dokunduran bir tarafı var… İnsan hayatına dair meseleleri inceliyor ve içten bir üslupla okuyucuyu kavrıyor…

Yaşam koçluğu ve NLP ile tanışmak, hayatında bir fark yaratmak isteyen herkes için başucu kitabı olacağını düşündüğüm bu değerli çalışma, okuyucularına kendi kitabını yazma fırsatını da veriyor.

Bu kitap, içerdiği güçlü teknikleri okuyucunun uygulamasını sağlıyor, cesaretlendiriyor ve harekete geçiriyor!

Neslihan Erdoğdu

Uluslararası Koçluk Entitüsü Derneği Başkanı