Himalaya Tuzu’nun diğer tuzlardan farkı nedir ?

 Kristal Himalaya tuzu ile Kaya tuzunu kıyaslamak için en güzel örnek taş kömürü ile elmas arasındaki farktır. Taş kömürü ile Elmas’ da özünde aynı şeydir ve her ikisi de kimyasal açıdan aynı m…inerallerle sahiptirler. Fakat çıkarıldıkları kaynak farklıdır. Elmas Kristal himalaya tuzunda olduğu gibi çok yüksek basınç altında yoğunlaşarak sertleşmiş ve saydamlaşmıştır. Taş kömürü hepimizin bldiği gibi saydam değil kara dır. Kaliteli taş kömürlerinin daha parlak olduğu ve en kaliteli kömürü elimize aldığımızda kömürün karalığının elimize bulaşmadığını gözlemlediğimiz gibi Gerçek Himalaya tuzunda da bunu gözlemletebiliyoruz. Kaya tuzu ile Kristal tuz arasındaki fark taş kömürü ve elmas arasındaki fark gibidir. Kaya tuzu oldukça kaba bir mineral yapıya sahip olması nedeniyle hücreye girmesi zordur.
Renk olarakta Himalaya tuzunda gördüğümüz şeffaf veya süt rengini kaya tuzunda göremeyiz. Kaya tuzu genelde kirli beyaz, esmer, gri ve ender olarak ara sıra saydamdır. Kristal Himalaya tuzu İki kıtanın tektonik hareketinden dolayı birbirine yüklendiği yerdeki yüksek basınç ile oluşmuştur. Doğada var olan birçok güzel tesadüf gibi iki kıtanın tektonik hareketi İnsanlara doğal tuz için yardımcı olmuştur. Himalaya kristal tuzun oluşumundaki bu doğal tektonik hareket tesadüfünün günümüzde insan sağlığı için önemini bilim adamları söylemlerinde kullanmaktadırlar.
** Vücudun asit baz dengesini olumlu etkiler.
** Dolaşım sistemi ve organları olumlu etkiler.
** Kan basıncının dengelenmesine yardımcı olur.
** Vücutta biriken toksinlerin ve ağır metallerin dışarı atılmasına yardımcı olur. İNSAN NORMAL KOŞULLARDA SAĞLIKLI DOĞAR.. SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN GÜNDE 2.5 lt A KRİSTAL TUZLU SU İÇMELİDİR DÜZENLİ KULLANIMLA ŞU RAHATSIZLIKLARIN TEDAVİSİNDE YARDIMCI OLUR
** YÜKSEK TANSİYON (beyin kanaması,kalp krizi ,felç, v.s. rahatsızlıklara sebep olur.)
** KİLO kontrolü
** DEPRESYON (Lityum’la)
** STRES (Seretonin salgısını sağlamaya yardımcı olur.)
** BÖBREK TAŞLARININ ve KUMLARININ. ERİMESİNE
** KALP RİTMİNİ DÜZENLEME ve KALP DAMAR HASTALIKLARI
** MİGREN, ** KEMİK ERİMESİ (Osteoporoz)
** GUT hastalığına
** KİREÇLENME ve ROMATİZMAYA
** KANSERLİ HÜCRELERİN OLUŞUMUNU ÖNLEMEYE ve TEDAVİSİNE yardımcı olur.
** UYKU düzeni sağlar.
** DİABET (ŞEKER) hastalığına
** ALZHEİMER(Rafineri tuza konan Aliminyumlu katkı maddeler ALZHEİMER hastalığa yol açar.)
** ASTIM ve ALERJİYE (1 litre suya 2 çay kaşığı SOLE katılıp her gün 10 dakika buharında durularak tedaviye yardımcı olur. )
** KASLARDAKİ güç kaybına
** YAŞLANMAYI GECİKTİRİR.
** MAKSİMUM ENERJİ kaynağı olduğundan YORGUNLUĞA karşı, KRAMP ve ADELE ağrılarının giderilmesine yardımcı olur.
** HAFIZA, UNUTKANLIK İLE İLGİLİ SORUNLARDA ** SEDEF, EGZAMA, SİĞİL gibi cilt rahatsızlıklarına,
** AKNE ve UÇUKTA (Sole %26 lık tuzlu sudan siğil, uçuk ve akneye sürülür ve zamanla iyileşmeye yardımcı olur.)

Yüz şekliniz kişiliğiniz hakkında ipuçları veriyor!

ALIN:
Kişilerin düşüncelerini geliştirme yöntemi hakkında bilgi veriyor. Geniş alın, güçlü bir hayal  gücü ve entelektüel kişilik yapısını simgeliyor.
Dar alın ise kişinin dikkatli, zamanlamaya önem veren, matematiksel yetenekleri kuvvetli biri olduğunu anlatıyor.
Bombeli bir alna sahip kişiler ise inisiyatif sahibi, uyumlu ve paylaşımcı olarak kabul ediliyor.

GÖZLER:
Hayata bakış açısını ve stres karşısındaki davranış şeklini anlatıyor.
Çukur gözlü kişiler ciddi ve gizemli olurken, Gözleri yakın olanlar titiz, kararlı ve detaycı kişilik yapısına sahip oluyorlar.
Cosmotürk’ün haberine göre, Büyük gözler, açık sözlülüğü, kibarlığı ve sözüne güvenilirliği, Küçük gözler ise dikkatini kolay toparlamayı ve kapalılığı simgeliyor. Düşük gözlü kişiler hayata iyimser bakmayı sevmezken, Patlak göz şekline sahip olanlar hayata karşı hevesli ve alıngan oluyorlar.

BURUN:
İş hayatındaki tercihleri ve para konusuna bakışı simgeliyor. Geniş burun, iş hayatında kendine güvenen ve sosyal yapıyı; Dar burun kontrolcülüğü ve garanticiliği; Büyük burun, idealistliği ve lider olma isteğini; Düşük burun insanlarla iyi iletişim kurabilme yeteneğini; Yuvarlak ve şiş burun ise para konusunda başarıyı ve tasarruf düşkünlüğünü gösteriyor.
DUDAKLAR :
Düşünceleri ifadeyi ve cinselliğe bakış açısını simgeliyor. Geniş ve düşük dudaklar kişinin cömert olduğunu ve cinsel yaşamını geniş hayal gücüyle renklendirebildiğini; İnce dudaklar az ve öz konuşmayı, hırsı ve muhafazakarlığı simgeliyor. Aşırı büyük alt dudak ise kişinin tembel ve zevke düşkün olduğunu anlatıyor.

ÇENE:
Kendini savunma yöntemini ve saldırganlık düzeyini belirliyor. Geniş çene otoriterliği, acımasızlığı ve enerjiyi; Sivri çene çabuk sinirlenen yapıyı gösteriyor. İkiye ayrılmış çene kararsızlığı; Yuvarlak çene enerjikliği ve tez canlılığı; İleriye doğru çıkık çene inatçılığı ve hoşgörüsüzlüğü simgeliyor.

KAŞLAR:
Hayata dair önemli kararların nasıl alındığı hakkında bilgi veriyor. Aşağıya doğru kaşlar, kişinin ilişkilerini ciddiye aldığını ve sahiplendiğini; Kalkık kaşlar hırslı biri olduğunu ve kolay sinirlendiğini; Uzun kaşlar güçlü ve mücadeleci kişilik yapısını; İnce kaşlar kolay vazgeçen ve esnek yapıyı; Birleşik kaşlar maceracılığı; Düz kaşlar ise iyimserliği simgeliyor.

KULAKLAR:
Çevresindekileri etkileme ve onlardan etkilenme düzeyini belirliyor. Büyük kulaklar müziğe olan yeteneği; Normal kulaklar ciddiyeti; Başa yapışık kulaklar toplum kurallarına bağlılığı simgeliyor. Büyük ve kepçe kulaklı kişilerin ise konuşmayı çok sevdiği belirtiliyor.

YÜZ ŞEKLİ:
Kişinin duygusal ve zihinsel düzeyini belirliyor. Aşırı uzun yüzlü kişiler kibirli; Şişman yüzlüler maddiyatçı, eğlenceye rahatına düşkün; Kemikli yüze sahip olanlar çalışmayı seven ve ürkekü; Zayıf yüzlüler derin düşünceli ve dikkatli olarak kabul ediliyor.
kaynak: milliyet

Bir Dilenciden İmparatora Hayat Dersi

408552_449061338494220_1573283033_n[1]Bir imparator sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar.
“Dile benden ne dilersen” der.
Dilenci güler ve : “Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz.” diye yanıtlar.Kral alınır ve söyleşi koyulaşır.

Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele; Ne istiyorsun?
“Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım”.
Dilenci sıradan bir dilenci değildir. İmparatorun ilk yaşantısında öğretmeni olmuştur. Ve ona şu sözü vermiştir.
“Bundan sonraki yaşantında tekrar karşına çıkıp seni uyaracağım.”
İmparator olayı çoktan unutmuştur. Zaten geçmişi hangimiz noktasına virgülüne kadar anımsayabiliriz ki? Birlikte yaşlanan kişilerin bile anıları farklıdır.
Bu nedenle imparator bastırır:
– Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir imparatorum. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz.
Bunun üzerine dilenci, çanağını uzatıp, “Şu çanağı herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?” diye sorar.
İmparator kahkaha atar ve vezirine çanağı altınla doldurmasını emreder. Çanak dolup taşmakta ve anında boşalmaktadır. Paralar buhar olup uçmaktadır sanki. İmparatorun onuru kırılır. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktur sanki. Yer yutar ama boş kalır.
İmparator yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır :
“Tamam, sen kazandın. Dileğini yerine getiremedim ama olur bana çanağın neden yapılmış olduğunu anlat.”
– Çok basit, diye yanıtlar dilenci. İnsan dimağından yapılmıştır. Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu da bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir.

http://fwmail.net/hikaye/bir-dilenciden-imparatora-hayat-dersi/

Ne Gördüğümüz Büyük Ölçüde Ne İçin Baktığımıza Bağlıdır…

ELiNDEKiLERLE YETiNMEK

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış.

Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evle…nmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş. Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış. Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş.

Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş. Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş. Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış. Üstelik zengin bile değilmiş. Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını almış. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş.

Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş. Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış. Birden çok güzel sarı bir gül görmüş.Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül gözüne çarpmış. Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gül koparıp kıza götürmüş. Bahçenin en güzel gülün getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül.

Bunun üzerine adama dönen kız söyle demiş; ” Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi öğrenmek gerekir.”

Cavit Çağ
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Abi Kuşlar İki Olsun!..

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Hz. Mevlana anlatıyor; Birisi her gece kalkıp Allah’ı anıyor, O’na dua ediyordu.Şeytan ona dedi ki: – Ey Allah’ı çok anan kişi, bütün gece “Allah” deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı

532474_10151182219933946_222180784_n[1]Hz. Mevlana anlatıyor; Birisi her gece kalkıp Allah’ı anıyor, O’na dua ediyordu.

Şeytan ona dedi ki: – Ey Allah’ı çok anan kişi, bütün gece “Allah” deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı? Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne… zamana kadar dua edeceksin? Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu. Rüyasında ona söyle denildi:

– Kendine gel uyan! Niye duayı, zikri bıraktın ki? Neden usandın ki ? Adam: – ‘Buyur’ diye bir cevap gelmiyor ki! Kapıdan kovulmaktan korkuyorum, dedi. Bunun üzerine dendi ki ona: – Senin Allah demen, O’nun buyur demesi sayesindedir… Senin yalvarışın, Allah’ın senin ruhuna haber uçurmasındandır…

Senin çabaların, çareler araman, Allah’ın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir… Senin korkun, sevgin, ümidin Allah’ın lütfunun kemendidir… Senin her ‘Yarabbi’ demenin altında, Allah’ın “buyur” demesi vardır… Gafilin, cahilin caninin, bu duadan uzaktır. Çünkü ‘Yarabbi’ demeye izin yok ona. Ağzında da kilit vardır, dilinde de…

Zarara uğradığı zaman, ağlayıp, sızlamasın diye Allah ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermez… Bununla anla ki, Allah’a dua etmeni, O’nu çağırmanı sağlayan dert, dünya saltanatından çok ama çok daha iyidir… Dertsiz dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua gönülden taa derinden kopar… –

Okuyan çok mana bulacaktır,başkalarına da vesile olunuz.. ♥

Bildiklerini anlat, ama aklı vermeye kalkma..Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma..

558970_10151553906649129_237101892_n[1]Bildiklerini anlat, ama aklı vermeye kalkma..
Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma..
(Şems-i Tebrizî)

Gönül bahçesine kin ve nefret tohumları eken biri, saksılarda rengârenk çiçek yetiştirse neye yarar

<img class="alignleft" alt="Fotoğraf: Sevmek… Riyasız, gösterişsiz, kusurları görmeden sevmek.

Sevmek… Menfaat ummadan, karşılık beklemeden, inanarak sevmek. Sevmek… Mahlûkatı, Yaradan’dan ötürü sevmek.

Sevmek, sevebilmek ne güzel. Hangi güzel şeyi araştırsanız sonunda mutlaka sevgiyi bulursunuz.

Sevgi, insanları birbirine bağlayan en sağlam bağ. Sevgi; gönülleri fakirlikten kurtaran, aç ruhları doyuran, boş kalpleri dolduran yüce his.

Sevgi; mutluluğun zirvesine çıkan aile binasının temel taşı. Sevgi; merhametin neticesi olarak gözpınarlarından süzülen gözyaşı.

Sevgi; iyiye, güzele ve doğruluğa giden yolun ilk durağı. Kurumaya yüz tutan nebat için yağmur ne ise, gözlerini adavet bürüyen insanlık için de sevgi odur.

Hiç kin ile bakan bir gözle, sevgi ile tebessüm eden göz bir olabilir mi? Çiçeği koklamayan, çocuğu okşamayan, güldeki güzelliği göremeyen sevgiden ne anlar?

Sevgiden mahrum bir zavallı saadeti ne bilir? Gönül bahçesine kin ve nefret tohumları eken biri, saksılarda rengârenk çiçek yetiştirse neye yarar?

(Sinan Yılmaz’a teşekkürler)” src=”https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/c0.0.403.403/p403x403/72964_3856553832645_1125293521_n.jpg&#8221; width=”162″ height=”168″ />Sevmek… Riyasız, gösterişsiz, kusurları görmeden sevmek.

Sevmek… Menfaat ummadan, karşılık beklemeden, inanarak sevmek.

Sevmek… Mahlûkatı, Yaradan’dan ötürü sevmek.

Sevmek, sevebilmek ne güzel. Hangi güzel şeyi araştırsanız sonunda mutlaka sevgiyi bulursunuz.

Sevgi, insanları birbirine bağlayan en sağlam bağ.

Sevgi; gönülleri fakirlikten kurtaran, aç ruhları doyuran, boş kalpleri dolduran yüce his.

Sevgi; mutluluğun zirvesine çıkan aile binasının temel taşı.

Sevgi; merhametin neticesi olarak gözpınarlarından süzülen gözyaşı.

Sevgi; iyiye, güzele ve doğruluğa giden yolun ilk durağı.

Kurumaya yüz tutan nebat için yağmur ne ise, gözlerini adavet bürüyen insanlık için de sevgi odur.

Hiç kin ile bakan bir gözle, sevgi ile tebessüm eden göz bir olabilir mi?

Çiçeği koklamayan, çocuğu okşamayan, güldeki güzelliği göremeyen sevgiden ne anlar?

Sevgiden mahrum bir zavallı saadeti ne bilir? Gönül bahçesine kin ve nefret tohumları eken biri, saksılarda rengârenk çiçek yetiştirse neye yarar?

(Sinan Yılmaz’a teşekkürler)

Yarından bu kadar korku duyarsan, bugünü nasıl yaşarsın?

Kendini değil de başkalarını seversen, sevgin başkalarına odaklanırsa karanlıkta kalırsın.

Kendini değil de başkalarını seversen, sevgin başkalarına odaklanırsa karanlıkta kalırsın.

İlk önce ışığı kendine çevir, kendi kendini aydınlat. Bırak ışık içindeki karanlığı, zaafları dağıtsın.

Bırak aşk seni güçlendirsin. Ve ruhun güçlendiği anda ölmeyeceğini bilirsin, ölümsüz olursun, sonsuzluğa erişirsin.

Aşk sana sonsuzluğu tattırır.

Aşk zamanı aşabilen tek deneyimdir.

Osho

“Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız

“Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız

Ulan sayıyom,sayıyom, hep bir eksik çıkıyor!…

Her ”şaka yapıyordum’un arkasında daima biraz gerçek, her ‘sadece sordum’un arkasında daima biraz merak, her ‘bilmiyorum’un arkasında daima biraz bilinç,her ‘iyiyim’in arkasında daima biraz acı vardır…

Hayatınız seçtiğiniz kadındır

Hayat Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış. “bu gençliğin sırrı nedir” diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya…Ama sorular sık, soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki. Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.”Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş. Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.

Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş. “Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!..” Hanım… hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da : ” Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet” demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş.Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş. “Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin” demiş. Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış . Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?.

Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedicik sormuş. “Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??” Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış.. “Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!” Dedecik gülmüş. “Efendiler” demiş “O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu.Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne taşıtttırıyorsun bana defalarca…) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi.İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum.” “Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız.” Demiş.

SENİN NE ANLATTIĞIN DEĞİL, İNSANLARIN NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR. SENİ ANLAYAN BİRİNE ANLAT. ANLAŞILMIYORSAN SUS Kİ, ANLATTIĞINI ANLATMAK ZORUNDA KALMAYASIN!! !! Hayatınız seçtiğiniz kadındır…. Zevkli bir kadına rastlarsanız, ZEVKİNİZ, bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ, zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir. Hayat kat kattır. Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır. Hayatınız seçtiğiniz kadındır