

ALIN:
Kişilerin düşüncelerini geliştirme yöntemi hakkında bilgi veriyor. Geniş alın, güçlü bir hayal gücü ve entelektüel kişilik yapısını simgeliyor.
Dar alın ise kişinin dikkatli, zamanlamaya önem veren, matematiksel yetenekleri kuvvetli biri olduğunu anlatıyor.
Bombeli bir alna sahip kişiler ise inisiyatif sahibi, uyumlu ve paylaşımcı olarak kabul ediliyor.
GÖZLER:
Hayata bakış açısını ve stres karşısındaki davranış şeklini anlatıyor.
Çukur gözlü kişiler ciddi ve gizemli olurken, Gözleri yakın olanlar titiz, kararlı ve detaycı kişilik yapısına sahip oluyorlar.
Cosmotürk’ün haberine göre, Büyük gözler, açık sözlülüğü, kibarlığı ve sözüne güvenilirliği, Küçük gözler ise dikkatini kolay toparlamayı ve kapalılığı simgeliyor. Düşük gözlü kişiler hayata iyimser bakmayı sevmezken, Patlak göz şekline sahip olanlar hayata karşı hevesli ve alıngan oluyorlar.
BURUN:
İş hayatındaki tercihleri ve para konusuna bakışı simgeliyor. Geniş burun, iş hayatında kendine güvenen ve sosyal yapıyı; Dar burun kontrolcülüğü ve garanticiliği; Büyük burun, idealistliği ve lider olma isteğini; Düşük burun insanlarla iyi iletişim kurabilme yeteneğini; Yuvarlak ve şiş burun ise para konusunda başarıyı ve tasarruf düşkünlüğünü gösteriyor.
DUDAKLAR :
Düşünceleri ifadeyi ve cinselliğe bakış açısını simgeliyor. Geniş ve düşük dudaklar kişinin cömert olduğunu ve cinsel yaşamını geniş hayal gücüyle renklendirebildiğini; İnce dudaklar az ve öz konuşmayı, hırsı ve muhafazakarlığı simgeliyor. Aşırı büyük alt dudak ise kişinin tembel ve zevke düşkün olduğunu anlatıyor.
ÇENE:
Kendini savunma yöntemini ve saldırganlık düzeyini belirliyor. Geniş çene otoriterliği, acımasızlığı ve enerjiyi; Sivri çene çabuk sinirlenen yapıyı gösteriyor. İkiye ayrılmış çene kararsızlığı; Yuvarlak çene enerjikliği ve tez canlılığı; İleriye doğru çıkık çene inatçılığı ve hoşgörüsüzlüğü simgeliyor.
KAŞLAR:
Hayata dair önemli kararların nasıl alındığı hakkında bilgi veriyor. Aşağıya doğru kaşlar, kişinin ilişkilerini ciddiye aldığını ve sahiplendiğini; Kalkık kaşlar hırslı biri olduğunu ve kolay sinirlendiğini; Uzun kaşlar güçlü ve mücadeleci kişilik yapısını; İnce kaşlar kolay vazgeçen ve esnek yapıyı; Birleşik kaşlar maceracılığı; Düz kaşlar ise iyimserliği simgeliyor.
KULAKLAR:
Çevresindekileri etkileme ve onlardan etkilenme düzeyini belirliyor. Büyük kulaklar müziğe olan yeteneği; Normal kulaklar ciddiyeti; Başa yapışık kulaklar toplum kurallarına bağlılığı simgeliyor. Büyük ve kepçe kulaklı kişilerin ise konuşmayı çok sevdiği belirtiliyor.
YÜZ ŞEKLİ:
Kişinin duygusal ve zihinsel düzeyini belirliyor. Aşırı uzun yüzlü kişiler kibirli; Şişman yüzlüler maddiyatçı, eğlenceye rahatına düşkün; Kemikli yüze sahip olanlar çalışmayı seven ve ürkekü; Zayıf yüzlüler derin düşünceli ve dikkatli olarak kabul ediliyor.
kaynak: milliyet
Bir imparator sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar.
“Dile benden ne dilersen” der.
Dilenci güler ve : “Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz.” diye yanıtlar.Kral alınır ve söyleşi koyulaşır.
– Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele; Ne istiyorsun?
“Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım”.
Dilenci sıradan bir dilenci değildir. İmparatorun ilk yaşantısında öğretmeni olmuştur. Ve ona şu sözü vermiştir.
“Bundan sonraki yaşantında tekrar karşına çıkıp seni uyaracağım.”
İmparator olayı çoktan unutmuştur. Zaten geçmişi hangimiz noktasına virgülüne kadar anımsayabiliriz ki? Birlikte yaşlanan kişilerin bile anıları farklıdır.
Bu nedenle imparator bastırır:
– Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir imparatorum. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz.
Bunun üzerine dilenci, çanağını uzatıp, “Şu çanağı herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?” diye sorar.
İmparator kahkaha atar ve vezirine çanağı altınla doldurmasını emreder. Çanak dolup taşmakta ve anında boşalmaktadır. Paralar buhar olup uçmaktadır sanki. İmparatorun onuru kırılır. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktur sanki. Yer yutar ama boş kalır.
İmparator yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır :
“Tamam, sen kazandın. Dileğini yerine getiremedim ama olur bana çanağın neden yapılmış olduğunu anlat.”
– Çok basit, diye yanıtlar dilenci. İnsan dimağından yapılmıştır. Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu da bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir.
http://fwmail.net/hikaye/bir-dilenciden-imparatora-hayat-dersi/
Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış.Sevmek… Menfaat ummadan, karşılık beklemeden, inanarak sevmek. Sevmek… Mahlûkatı, Yaradan’dan ötürü sevmek.
Sevmek, sevebilmek ne güzel. Hangi güzel şeyi araştırsanız sonunda mutlaka sevgiyi bulursunuz.
Sevgi, insanları birbirine bağlayan en sağlam bağ. Sevgi; gönülleri fakirlikten kurtaran, aç ruhları doyuran, boş kalpleri dolduran yüce his.
Sevgi; mutluluğun zirvesine çıkan aile binasının temel taşı. Sevgi; merhametin neticesi olarak gözpınarlarından süzülen gözyaşı.
Sevgi; iyiye, güzele ve doğruluğa giden yolun ilk durağı. Kurumaya yüz tutan nebat için yağmur ne ise, gözlerini adavet bürüyen insanlık için de sevgi odur.
Hiç kin ile bakan bir gözle, sevgi ile tebessüm eden göz bir olabilir mi? Çiçeği koklamayan, çocuğu okşamayan, güldeki güzelliği göremeyen sevgiden ne anlar?
Sevgiden mahrum bir zavallı saadeti ne bilir? Gönül bahçesine kin ve nefret tohumları eken biri, saksılarda rengârenk çiçek yetiştirse neye yarar?
(Sinan Yılmaz’a teşekkürler)” src=”https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/c0.0.403.403/p403x403/72964_3856553832645_1125293521_n.jpg” width=”162″ height=”168″ />Sevmek… Riyasız, gösterişsiz, kusurları görmeden sevmek.
Kendini değil de başkalarını seversen, sevgin başkalarına odaklanırsa karanlıkta kalırsın.
İlk önce ışığı kendine çevir, kendi kendini aydınlat. Bırak ışık içindeki karanlığı, zaafları dağıtsın.
Bırak aşk seni güçlendirsin. Ve ruhun güçlendiği anda ölmeyeceğini bilirsin, ölümsüz olursun, sonsuzluğa erişirsin.
Aşk sana sonsuzluğu tattırır.
Aşk zamanı aşabilen tek deneyimdir.
Osho

