DEFNE YAPRAĞI VE YAĞININ FAYDALARI

<img class=”alignleft” alt=”Fotoğraf: DEFNE YAPRAĞI VE YAĞININ FAYDALARIDefne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir.

Defne, sizi ağır hastalıklardan koruyabilir ve iyileştirebilir.

DEFNE YAPRAĞI VE SUYU

– Mide ağrılarına ve gastriti olanlara iyi gelir.

– Diş ağrılarında, 2-3 yaprağını sirke ile kaynatıp dişe gargara yapıIdığın da ağrıları dindirmeye yardımcı olur.

– Terletici antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.

– Doğum kolaylaştırıcı (Hamilenin son haftası) ağrı kesici

– Grip,nezle ve ateş düşürücüdür.

– Romatizmaya karşı kullanılır.

– Sindirim sistemi hastalıklarından hazımsızlıkta,

– İştahsızlıkta, gastritte, karındaki gaz şikayetinde etkilidir.

– Kadın hastalıklarından adetin düzenlenmesinde etkilidir.

– İdrar söktürücüdür.

Bu etkilerinden yararlanmak için defne yaprakları genelde yaz sonunda toplanır, gölgelik ve havadar yerde kurutulur.

DEFNE YAĞI VE KULLANIMI: Defne yağı tıbbi olarak sert bir koku ve sıcaklık verir. Yağ kaslarda gevşeme, vücut ısısında artma, antiseptik ve immun sistem adını verdiğimiz BAĞIŞIKLIK sistemini artırıcı etkisi vardır. Aromaterapide eklem ağrılarında, adet ağrılarında ve idrar retansiyonunda kullanılır. Soğuk algınlığına bağlı eklem ağrılarında, viral enfeksiyonlarda ve vücut direncinin artırılmasında kullanılır.Yüzyıllardır saç dökülmelerine karşı defne yağı, saç diplerine yedirerek kullanılır. Defne saç diplerindeki hücreleri aktive ederek saç tellerinin güçlenmesini, çevre şartları, kimyasal temizleyiciler ve çeşitli nedenlerden kaynaklanan kepeklenmenin azalmasını ve zamanla ortadan kalkmasını, ciltte oluşan ölü derilerin atılmasını hızlandırarak sivilce, kırışıklık, istenmeyen leke ve yağların azalmasını sağlar.

Kullanım Şekli: Defne yağı masaj, buğu ve lapa tarzında kullanılır. Yağ sıcak suya konularak radyatör peteklerine konularak havadaki mikrobu ve virüsü öldürmekte kullanılır. Eklem ağrılarında masaj tarzında kullanılmaktadır. Deriyi tahriş edici etkisinden dolayı dilüe edilerek kullanılmalıdır. Hamilelik esnasında kullanılmaz.

 

Defne ağacı, bahçeye güzellik verir. Defne yaprağı, yemeklerinize lezzet katar. Defne yağlı sabunu ise cildinizi güzelleştirir. Defne, sizi ağır hastalıklardan koruyabilir ve iyileştirebilir.
DEFNE YAPRAĞI VE SUYU – Mide ağrılarına ve gastriti olanlara iyi gelir. – Diş ağrılarında, 2-3 yaprağını sirke ile kaynatıp dişe gargara yapıIdığın da ağrıları dindirmeye yardımcı olur. – Terletici antiseptik ve midevi etkilere sahiptir. – Doğum kolaylaştırıcı (Hamilenin son haftası) ağrı kesici – Grip,nezle ve ateş düşürücüdür. – Romatizmaya karşı kullanılır. – Sindirim sistemi hastalıklarından hazımsızlıkta, – İştahsızlıkta, gastritte, karındaki gaz şikayetinde etkilidir. – Kadın hastalıklarından adetin düzenlenmesinde etkilidir. – İdrar söktürücüdür. Bu etkilerinden yararlanmak için defne yaprakları genelde yaz sonunda toplanır, gölgelik ve havadar yerde kurutulur.
DEFNE YAĞI VE KULLANIMI: Defne yağı tıbbi olarak sert bir koku ve sıcaklık verir. Yağ kaslarda gevşeme, vücut ısısında artma, antiseptik ve immun sistem adını verdiğimiz BAĞIŞIKLIK  sistemini artırıcı etkisi vardır. Aromaterapide eklem ağrılarında, adet ağrılarında ve idrar retansiyonunda kullanılır. Soğuk algınlığına bağlı eklem ağrılarında, viral enfeksiyonlarda ve vücut direncinin artırılmasında kullanılır.Yüzyıllardır saç dökülmelerine karşı defne yağı, saç diplerine yedirerek kullanılır. Defne saç diplerindeki hücreleri aktive ederek saç tellerinin güçlenmesini, çevre şartları, kimyasal temizleyiciler ve çeşitli nedenlerden kaynaklanan kepeklenmenin azalmasını ve zamanla ortadan kalkmasını, ciltte oluşan ölü derilerin atılmasını hızlandırarak sivilce, kırışıklık, istenmeyen leke ve yağların azalmasını sağlar. Kullanım Şekli: Defne yağı masaj, buğu ve lapa tarzında kullanılır. Yağ sıcak suya konularak radyatör peteklerine konularak havadaki mikrobu ve virüsü öldürmekte kullanılır. Eklem ağrılarında masaj tarzında kullanılmaktadır. Deriyi tahriş edici etkisinden dolayı dilüe edilerek kullanılmalıdır. Hamilelik esnasında kullanılmaz. Sağlıklı günle
şİFANIN sIRLARI

KAPARİ MUCİZESİ

Anti-Tümör özelliği taşıdığı bilimsel deneylerle kanıtlanmış olan Kapari otunun faydaları oldukça fazla ve önemlidir.

Kapari bitkisinin içerisinde Fosfor, potasyum, kalsiyum, sülfür, magnezyum, sodyum, çinko, demir, mangenez bulunmaktadır.Kaparinin bezelye büyüklüğündeki tomurcuklarının protein, vitamin, mineraller, rutin ve hardal yağı glikosidi yönünden oldukça zengin olması, onu doyurucu bir besin haline getiriyor.

Gençleştirici ve “afrodiziak”- cinsel gücü arttırıcı- etkisi de keşfedilen kapari tomurcukları,Avrupa ve Amerika da vazgeçilmez bir çeşni olarak sofrada yerini alıyor.

Evliya Çelebi’nin 400 yıl önce keşfettiği kapari bitkisinin faydaları saymakla bitmiyor.

AĞRI KESİCİ özellikleri ile ön plana çıkan kapari, yoğun ağrı çeken kişilerin rahatlıkla kullanabileceği; kısa sürede faydasını görebileceği bir bitkidir.

Sindirim sistemini de düzenleyici özelliği bulunan kapari, bu konuda sıkıntısı olanların mutlaka tüketmesi gereken bir bitkidir.

ROMATİZMA rahatsızlıkları olan kişiler de kaparinin faydalarından en iyi biçimde yararlanabilir; romatizmasal rahatsızlıkları ve ağrılarını en aza indirebilir.

ÜLSER hastalığına yakalanan; aynı zamanda daha farklı mide rahatsızlıkları olan kişiler de kapari ile dertlerine deva bulabilirler; rahatsızlıklarını giderebilirler.

Dalak büyümesi ile ilgili kapari bitkisinin faydaları oldukça bilinen bir durumdur.

Balgam söktürücü ve adet düzenleyici olan kapari, dünyanın en önemli şifalı bitkileri arasında sayılıyor.

MUCİZE BİTKİ KAPARİNİN FAYDALARI

1.Cinsel Gücü Artırıcı 2.Kabızlık giderici 3.İdrar söktürücÜ 4.Balgam söktürücü 5.Solucan düşürücü 6.Ağrı kesici 7.Romatizma 8.Felç 9.İskorbit hastalığı 10.Kan bozuklukları 11.Gut hastalığına 12.Antitümör 13.Hemoroid 14.Dalak büyümesi 15.Kalça rahatsızlıkları 16.Adet düzenleyici ve sancıları 17.Diş ağrıları 18.Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici

Kaparinin mucizelerindan sizde faydalanın

Anti-Tümör özelliği taşıdığı bilimsel deneylerle kanıtlanmış olan Kapari otunun faydaları oldukça fazla ve önemlidir. Kapari bitkisinin içerisinde Fosfor, potasyum, kalsiyum, sülfür, magnezyum, sodyum, çinko, demir, mangenez bulunmaktadır.Kaparinin bezelye büyüklüğündeki tomurcuklarının protein, vitamin, mineraller, rutin ve hardal yağı glikosidi yönünden oldukça zengin olması, onu doyurucu bir besin haline getiriyor. Gençleştirici ve “afrodiziak”- cinsel gücü arttırıcı- etkisi de keşfedilen kapari tomurcukları,Avrupa ve Amerika da vazgeçilmez bir çeşni olarak sofrada yerini alıyor. Evliya Çelebi’nin 400 yıl önce keşfettiği kapari bitkisinin faydaları saymakla bitmiyor.

AĞRI KESİCİ özellikleri ile ön plana çıkan kapari, yoğun ağrı çeken kişilerin rahatlıkla kullanabileceği; kısa sürede faydasını görebileceği bir bitkidir. Sindirim sistemini de düzenleyici özelliği bulunan kapari, bu konuda sıkıntısı olanların mutlaka tüketmesi gereken bir bitkidir. ROMATİZMA rahatsızlıkları olan kişiler de kaparinin faydalarından en iyi biçimde yararlanabilir; romatizmasal rahatsızlıkları ve ağrılarını en aza indirebilir. ÜLSER hastalığına yakalanan; aynı zamanda daha farklı mide rahatsızlıkları olan kişiler de kapari ile dertlerine deva bulabilirler; rahatsızlıklarını giderebilirler. Dalak büyümesi ile ilgili kapari bitkisinin faydaları oldukça bilinen bir durumdur. Balgam söktürücü ve adet düzenleyici olan kapari, dünyanın en önemli şifalı bitkileri arasında sayılıyor.
MUCİZE BİTKİ KAPARİNİN FAYDALARI 1.Cinsel Gücü Artırıcı  2.Kabızlık giderici   3.İdrar söktürücÜ   4.Balgam söktürücü   5.Solucan düşürücü   6.Ağrı kesici   7.Romatizma   8.Felç   9.İskorbit hastalığı   10.Kan bozuklukları   11.Gut hastalığına   12.Antitümör   13.Hemoroid   14.Dalak büyümesi   15.Kalça rahatsızlıkları   16.Adet düzenleyici ve sancıları   17.Diş ağrıları   18.Karaciğer fonksiyonlarını düzenleyici Kaparinin mucizelerindan sizde faydalanın Sağlıklı günlere
Şifanın Sırları
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

14 Şubatta Sevgiliniz Adına Ağaç diktirin!..

http://www3.tema.org.tr/mail/sg13/

Aşkınız

fidanlarda

büyüsün

 

14 Şubat’ta sevgiliniz adına fidan bağışlayın,       aşkınız derinlere kök salsın,       gelecek herkes için daha güzel olsun.

Sevgililer gününüz kutlu olsun.

Hediyenizi online                    sipariş edin.

www.tema.org.tr

Bize e-posta ile ulaşın.

fidan@tema.org.tr

Bize telefonla ulaşın.

0212 283 78 16             dahili 141

Talep formunu indirerek

0212 284 80 09’a

fakslayın.

TEMA, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma

Eğer birinin ruhunu görmek istiyorsan, ona hayallerini sor…!

<img alt="Fotoğraf: Eğer birinin ruhunu görmek istiyorsan, ona hayallerini sor…!

William James” src=”https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/c72.0.403.403/p403x403/404460_10151459480301011_1854287409_n.jpg&#8221; width=”272″ height=”241″ />Eğer birinin ruhunu görmek istiyorsan, ona hayallerini sor…!

William James

Hiç Bir Şey Gözüktüğü Gibi Değildir…Güzel Bir Hikaye…

Sultan  o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil.

Veziriazam  sorar:

– Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?

— Akşam garip bir rüya gördüm.

– Hayırdır inşallah?..

— Hayır mı şer mi öğreneceğiz.

– Nasıl yani?

— Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar;

— Kimdir bu?

Ahali:

– Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşın meyhusun biri işte!..

— Nerden biliyorsunuz?

– Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz…

Bir başkası tafsilata girer;

– Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısı’nda çalışır. Nalının hasını yapar… Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine…

Hele yaşlının biri çok öfkelidir.

– İsterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?..

Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada!… Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu :

— Nereye?

– Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.

— Millet bu, çeker gider. Kimseye bir sey diyemem… Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek.

– İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.

— Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.

– Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?

— Mollalığa devam… Naaşı kaldırmalıyız en azından.

– Aman efendim, nasıl kaldırırız?

— Basbayağı kaldırırız işte.

– Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini…

— Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.

– Şurada bir mahalle mescidi var ama…

— Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?

– Ne bileyim, Ayasofya’dan, Süleymaniye’den, en azından Fatih Camii’nden…

— Ayasofya ile Süleymaniye’de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii’ni iyi dedin. Hadi yüklenelim…

Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa… Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza… Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha… Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.

– Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba…

— Nasıl yani?..

– Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..

— Doğru, öyle ya, neyse… Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.

Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur.

Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir.

– Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun.

Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar… Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından…

– Biliyor musun oğlum? diye dertli dertli söylenir… Bizim efendi bir âlemdi, vesselam… Akşamlara kadar nalın yapar… Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi yüz numaraya!..

— Niye?

– Ümmeti Muhammed içmesin diye…

Hayret…

– Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek… O çeker gider, ben menkîbeler anlatırdım onlara… Mızraklı ilmihal. Hucceti islam okurdum. Konuşurdum… Dertlerini dinlerdim.

— Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki…

– Milletin ne sandığı umrunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kabe’yi görmeli…

— Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?

– İşte bu yüzden Nişancı’ya, Sofular’a uzanırdı ya… Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek.inan cenazen kalacak ortada…

— Doğru, öyle ya?..

– Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?

— Peki o ne dedi?

– Önce uzun uzun güldü, sonra;

– Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?

YENİ AY- YENİ BAŞLANGIÇLAR ZAMANI

66445_410236079058434_188610189_n[1]10 Şubat Pazar günü sabah saat 09.20’de Yeni Ay gerçekleşecek. Enerjisi kuvvetli çok güzel bir yeni ay bu. Yeni başlangıçların zamanı!

Tam o saatte ya da kaçıranlar o saate niyet ederek; hayatınızda olmasını, artmasını ve yükselmesini istediğiniz her ne varsa tam olarak onlara ve sevgiye, ışığa odaklanın (zihninizde olmuş gibi canlandırın) ve tüm bu niyetlerinizi, dileklerinizi, hayatınızda olmasını istediğiniz tüm güzellikleri bir kağıda yazın.

Sonuna da “bütünün en yüksek hayrına ise olmasını diliyorum.” yazın. Sizin için özel bir yer varsa bu kağıdı oraya koyun ya da kağıdınızı suya atın ya da toprağa gömün. Yazdıklarınız bittikten sonra meleklerinize gerçekleşmelerine yardım ettikleri için teşekkür edin.

Ve Yüce Allah’a şükredin. Şükretmek; çok kuvvetli enerjisi ve anlamı olan bir kelimedir. Tüm dilekleriniz göz açıp kapayıncaya kadar çok kısa sürede gerçek olsun 🙂 ve öyle de oldu! Sevgi ve ışıkla…

Meleklerle Yaşamak

Yoncaların Anlamı Şöyleymiş…

 

 

Yoncaların anlamı şöyleymiş:

Birinci yaprak sağlığı,

İkincisi barışı,

Üçüncüsü aşkı,

Dördüncü yaprak ise şansı simgelermiş…

Sağlık, Barış, Aşk ve Şans daima sizinle OL’sun sevgili dostlar… ❤

 

Güzel Bir Kıssadan Hisse!

 

Kasabanın birinde zengin bir tüccar yaşarmış. Öleceği vakit vasiyetinde: ‘Ben mezara konulduğum gün kim gelir benimle bir gece mezarda kalırsa ona servetimin yarısını bırakacağım.’ demiş. Çoluğu çocuğu, akrabala…rı servetin yarısı bırakılmasına rağmen bunu yerine getiremeyeceklerini düşünüyorlarmış.

Kısa bir müddet sonra adam ölmüş. Adamın vasiyeti kasabada zaten meşhurmuş. Bunu duyanlardan biri de kasabanın en ücrâ köşesinde yaşayan hamalmış. Adamın öldüğü haberini duyunca yakınlarına kendisinin bir gece mezarda kalabileceğini söylemiş. Bunun üzerine cenaze merasiminden sonra hamalı da adamla birlikte kabre koymuşlar. Hamal: ‘Zaten bir tane ipim bir tane de küfem var. Kaybedecek bir şeyim yok. İyi ettim de bu adamla buraya girdim.

Çıktığımda kasabanın hatırı sayılır insanlarından biri olacağım.’ diye düşünüyorken bir gürültü kopmuş ve dünyada daha önce hiç karşılaşmadığı yüzlere orada rastlamış. Gelen melekler aralarında konuşuyorlarmış: ‘Bu ölü olan zaten elimizde. Onu istediğimiz vakit hesaba çekebiliriz. İlk önce şu canlı olandan başlayalım.’ Adam tir tir titriyorken başlamış melekler art arda sorular sormaya: ‘Söyle bakalım ey falan oğlu filan. Küfenin ipini nereden buldun? Satın aldıysan ne kadara aldın? Kimden aldın? Aldığın kişiyi dolandırdın mı? Hakiki değerinde mi verdin ücretini?’ Adamın dili dolanıyor sorulan sorulara cevaplar bulmaya çalışıyor ancak, o cevap verdikçe ip ile ilgili bir başka soru ile karşılaşıyormuş. Gün ağarırken zengin adamın akrabaları gelmiş ve adamı mezardan çıkarmışlar:

– Artık kasabanın sayılı zenginlerindensin. Anlat bakalım bir gece mezarda kalmak nasıl bir duygu? Hamal: – Aman, lanet gitsin! İstemiyorum! Bütün mal mülk sizin olsun! Ben bir ipin hesabını sabaha kadar veremedim, o kadar malın hesabını kıyamete kadar veremem herhalde… Ne kadar seversen sev, bir gün ayrılacaksın. Ne kadar toplarsan topla, bir gün bırakacaksın. Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin. Ne yaparsan yap, bir gün hesabını vereceksin.

Gitti Kadın!..

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Bana karşı anlayışlı davranan tek kişi terzimdi. Her gördüğünde yeniden alırdı ölçülerimi. Onun dışında herkes önceki ölçülerin bana hep uyacağını sanırdı… ”

<img alt="Fotoğraf: “Bana karşı anlayışlı davranan tek kişi terzimdi. Her gördüğünde yeniden alırdı ölçülerimi. Onun dışında herkes önceki ölçülerin bana hep uyacağını sanırdı… ”

BERNARD SHAW” src=”https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/c96.0.403.403/p403x403/318229_10150718475192427_488120550_n.jpg&#8221; width=”403″ height=”327″ />Bana karşı anlayışlı davranan tek kişi terzimdi. Her gördüğünde yeniden alırdı ölçülerimi. Onun dışında herkes önceki ölçülerin bana hep uyacağını sanırdı… ”

BERNARD SHAW

”Kaz kafalı” sözü de nereden çıkmış?

Göç eden kazları havada süzülürken izlediniz mi hiç? İzlediyseniz eğer, “V” şeklinde bir formasyonla uçtuklarını farketmişsinizdir. Bilim adamları araştırmış, “Bu kazlar neden V şeklinde bir grup oluşturarak uçarlar” diye…        Kazların… bu uçuş stilinden bizlerin ders alacağı noktalar var…

Uçan her kaz, kanat çırptığında arkasındaki kaz için onu kaldıran bir hava akımı oluşturuyor. V şeklindeki formasyonla uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışlarındaki hava akımını kullanarak uçuş menzillerini % 71 oranında artırıyorlar. Yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlar.

Kıssadan hisse :        Belli bir hedefi olan ve bu hedefe ulasmak icin biraraya gelen insanlar hedeflerine çok daha kolay ve çabuk erişirler. Çünkü birbirlerinin çekimini kullanırlar.        Bir kaz, V grubundan çıktığı anda, uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü kaldıraçla hava akımının dışında kalmış oluyor. Bunun sonucu olarak hemen formasyona geri dönüyor ve “V”nin gücünü kullanıyor.

Kıssadan hisse :       Bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alışverişini sürekli kılmalıyız.        Başta giden V lideri yorulduğunda en arkaya geçiyor ve hemen arkasındaki lider konumuna geliyor. Bu değişikliği sürekli yapıyorlar.

Kıssadan hisse :       Liderliği paylaşmak ve zor işi rotasyonlu yapmak ivme kazandırır.

Gerideki kuşlar öndekileri daha hızlı gitmek üzere bağırarak uyarıyor:

Kıssadan hisse :        Takım ruhu.        Formasyondaki bir kuş hastalanırsa veya bir avcı tarafından vurulur da uçamayacak hale gelirse… Düşen kuşa yardım etmek üzere formasyondan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere yanına gidiyor. Tekrar uçabilene kadar veya ölümüne kadar onunla beraber kalıyorlar. Sonra diğer bir “V” formasyonuna katılıp kendi gruplarına ulaşıncaya kadar beraber uçuyorlar.        Kıssadan hisse : İşler zorlaştığında kenetlenmenin faydası var…

Abi Bir İyi Bir De Kötü Haberim Var!…

Ulan Apar Topar Çıktık Evden…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Ya Ben Kış Uykusundayken Herkes Çok Acaip Eğleniyorsa…

Parmaklarının ucunda duran dengeli duramaz,

257038_337866949654358_1608281586_o[1]Parmaklarının ucunda duran dengeli duramaz,
İlerisi için çabalayan, ilerleyemez.
Sürekli kendini gösteren şeffaf değildir.
Haklılığını ortaya koyan dürüst değildir.
Böbürlenenler tercih edilmez.
Kibirli olan uzun dayanamaz.
-Lao Tzu