Al Bunu Ye İŞte…Günün Fotosu 2…05/02/2013

Fotoğraf: güzellik!

Bir Şey Mi Diyon Arkadaş…Günün Fotosu…05/02/2013

:::: DEĞİŞİMİN İŞARETLERİ:::: (2013)

 

2013 yılı hoş gelsin. Bundan sonraki yıllarda dünyanın gidişatında büyük değişimlere şahit olacağız. İnsanlık tarihinde, türümüzde daha önce bu boyutta ve hızda yaşanmamış bir bilinç sıçramasının yaşanacağı bu evrimleşme sürecinin başlangıç evresinde yer aldığımız için “köprü insanlar” olarak çok şanslıyız. 1970’li yıllardan beri gelişime açık Homo sapienslerin bu süreçte bireysel olarak yaşadığı veya yaşayacağı bazı somut durumları paylaşmak istiyorum. Yaşadıklarınıza ve yaşayacaklarınıza bir anlam verebilesiniz diye. Bu belirtilerin hepsi olmasa da çoğu, zaman içinde sıkça yaşanır. Eski kimliğiniz artık size doyum vermez. Kim ve ne olduğunuzu sorgularsınız. Yalnızlık hissedersiniz. Toplum içinde kendinizi rol yaparken bulursunuz. Bu durum sizi rahatsız eder.

Bedensel ve zihinsel enerjinizde belirgin bir artış hissedersiniz. Bazen fiziksel olarak taşıyabileceğinizden daha fazlaymış gibi hissedebilirsiniz. Kendinizi takvim yaşınıza göre, hem enerji hem görünüm olarak daha genç hisseder; beden-zihin-ruh bağlantısını daha iyi kurabilmek için bedeninize gereken saygıyı gösterir ve egzersiz yapma arzusu duyarsınız. Ellerinizle ayaklarınızın ısısı yükselir. Kendiliğinden daha derin nefes almaya başladığınızı fark edersiniz, duruşunuz diklik kazanır. Bedeninizin esnekliği artar. Bedeninizde enerji tıkanması olan yerleri daha farkındalıkla hissedersiniz. Bu tıkanık/ağrıyan bölgelerde birikmiş duygulardan özgürleşmeniz gerektiğini bilirsiniz. İlaçlarla kendinizi iyileştirmeye çalışmak yerine bütünsel sağlık uygulamaları size daha çekici gelir. Beslenme tarzınız kendiliğinden daha sağlıklı hale gelir. Bedene zarar veren yiyeceklere ilginiz azalır. Bedeninizde değişimler yaşayabilirsiniz. Bütün bedeniniz ve zihniniz değişmektedir. Eski sorunlar aşıldıkça zihniniz ve bedeniniz de düzene girecektir. Sevgiye evet dedikçe vibrasyonunuz yükselir. Eskisine göre çok daha fazla sıvı tüketirsiniz. Yüksek sıvı tüketim süreci uzun süre devam eder. Duyularınızın duyarlılığı belirgin şekilde artar. Duyusal uyarılara hassaslaşırsınız.

Özellikle işitme, tat ve koku duyularınız keskinleşir. Yüksek seslere karşı duyarlılığınız artar. Bazen birisinin isminizi seslendiğini “duyarsınız.” Yanınızda birilerinin olduğunu hissedersiniz. Altıncı duyunuz açılır ve daha yüksek titreşimli enerjileri algılar hale gelirsiniz. Başkalarının göremediği titreşim boyutlarını gördüğünüz anlar artar. Burnunuza bir anda güzel kokular gelir ve kaybolur. Bazen hiçbir şey yemediğiniz halde damağınızda enfes bir tat hissedersiniz. Ama bu, bildiğiniz ve aşina olduğunuz bir tat değildir. Göz kenarıyla ışık topu, gölgeler, ışık huzmeleri, geometrik şekiller, birtakım ışık/gölge hareketleri görürsünüz. Gözünüzün kenarından gördüğünüz bu şekiller yeni düşünce frekanslarının beyninize giriş anlarıdır. Dünyayı yeni gözlerle görmeye başlarsınız. Farkındalığınız ve uyanışınız artar. Sevecen, her şeyle “bir ve bağlantıda” olduğunuzu hissedersiniz. Başkalarına yürekten yardım ve hizmet edersiniz. Bunun aslında “kendinize” yardım etmek olduğunu idrak edersiniz. Desteğe gerçekten ihtiyacı olan insanlar ile sizi manipüle etmeye çalışarak kullanmak isteyen insanların ayrımını kolaylıkla yaparsınız. Vicdanınız sizin pusulanızdır. Bazen eski dünyanızın size dayattıkları sizi karmaşaya düşürse de, bunun üstesinden kısa zamanda gelirsiniz. “Hayır” ve “Evet” sözcüklerini yerli yerinde kullanırsınız. Düşük frekanslı ayrımcı ve önyargılı yaklaşımlara “tahammülsüzlüğünüz” artar. Drama krallarını/kraliçelerini hayatınızdan uzaklaştırırsınız. Sürü bilincinden uzaklaşırsınız. Sevmenin “katlanmak” anlamına gelmediğini idrak edersiniz. Zamanınızın değerini bilirsiniz… İlham, yaratıcılık anlarınız artar. Daha önce düşünmediğiniz fikirler ardı ardına gelir. Bazen titreme ya da ter basması yaşayabilirsiniz.

Tek başına olmayı seçtiğiniz zamanlar çoğalır. Bu anları tercih edersiniz. Bu anlar yaratıcılık anlarınızın arttığı anlardır. Başınızın üzerinde bir basınç hissedersiniz. Sanki birisi parmağıyla bastırıyormuş gibi. Baş ağrısı, baş dönmesi hisseder, boyun ve bel ağrıları çeker, alerjilerinizde artış olur. Ama bunlar geçicidir. İlk dönemlerde uyku düzeniniz bozulur, sıkça uyanır veya uyumakta güçlük çekersiniz. Özellikle sabaha karşı 02:00 ila 04:00 saatleri arasında uyumakta zorlanırsınız. Bir süre sonra uyku düzeniniz doğal olarak ve kendiliğinden yeniden oluşur. Hiç nedensiz duygu değişimleri yaşarsınız. Bir an hiç nedensiz üzgün, bir an neşeli, bir an kızgın, bir an mutlu olursunuz, bir an depresyon yaşarsınız, bir an umursamazlık hissedersiniz. Bu hızlı değişimlere, duygu çalkantılarına bir anlam veremezsiniz. Bu, kalp çakranızın açılmasından dolayı yıllar boyu bastırılmış duygularınızın açığa çıkış sürecidir. Duygular kendiliğinden ortaya çıktığında onları kabul edin ve sevgiyle özgür bırakın. Duygularla barışma sürecidir bu. Hem kısa vadeli hem uzun vadeli unutkanlıklar artar. Bazen “kayıp zaman” anları yaşarsınız. Bu anlarda bulunduğunuz yerde değil başka bir yerdeymişsiniz gibi hissedersiniz. “Kayıp zaman” anlarında bulunduğunuz yerde ne yaptığınızı hatırlamazsınız.

Bazı anlar kısmen ya da tamamen bedeninizden ayrıymış gibi hissedersiniz. Eski sorunlar sizi yeniden ziyaret eder. Bazı anlarda kendinizi kaybolmuş hissedersiniz. Bu sorunlarla yüzleşmek, kucaklaşmak, çözüm üreterek özgürleşmek derin temizlik sürecidir bu ve geçilmesi gerekli bir süreçtir. Bu anlarda kendinizi “depresif” hissetseniz bile bu ruh halinden çabuk çıkarsınız. En uzun “depresyonunuz” üç günü geçmez. Başlangıç döneminde birçok kayıp yaşarsınız. İş, aile, mülk, para, ilişki vs. Bazen bu kayıplara tahammül etmekte zorlanırsınız ama kapasitenizin bütün bunları kaldırabildiğine zaman içinde tanık olursunuz. Parasal engeller, size ilk anda engel gibi gelse de bu durum içinizde, gelişiminize destek olacak konularda yapmak istediğiniz şeylerin önüne geçemez. Bunların geçici “durumlar” olduğunu “sezgisel” olarak bilirsiniz. Engele değil, aşmaya odaklanırsınız. Hayata güvendikçe parasal engelleri de yaşamaz hale gelirsiniz. Bolluk ve bereket bilinciniz artar. Gelişiminizin önündeki en büyük engelin “kibir” ve “eleştirilme korkusu” olduğunu idrak edersiniz ve kibir anlarınızı hemen yakalayarak kendinize “ayar” vermeye özen gösterirsiniz. Özeleştiri yapabildiğiniz için artık hayatınızda kibrin yeri yoktur. Kibir gittikçe doğallık, içtenlik, sıcaklık ve sevecenlik artar. Artık size hizmet etmeyen tepki ve davranış kalıplarınızdan, sizi sınırlayan inançlardan ve alışkanlıklarınızdan özgürleşme ihtiyacı duyar ve bu doğrultuda adım atarsınız. Bu adımları atmaya cesaretiniz olur.

Eskiyi temizleyip yeniye yer açarsınız. İstemeyerek çalıştığınız işler sizi hızla tüketir, kanınızı emer hale gelir. Ama korkuyla orada kalmak yerine cesaretle kendinize yeni imkânlar yaratmayı seçersiniz… ve kapılar açılır. Enerjinizi sizi geliştiren ve Bütün’e yararlı düşüncelere, duygulara, davranışlara ve seçimlere yöneltirsiniz. Hiç nedensiz huzur içinizi sıkça kaplar. Her şeyi kontrol etme ihtiyacı yerine kendinizi akışa bırakmaya başlarsınız. Kötü bir gün geçirdiğinizde kendinize moral verebilirsiniz. Farkındalığınız arttıkça, bilinciniz genişledikçe kendinize ve başkalarına karşı daha şefkatli olursunuz. Derin boyutta doğrudan size hitap eden işaretleri daha sıklıkla görmeye başlarsınız. Farkındalığınız arttığı için bu işaretler sizin için büyük anlam ifade etmeye başlar. Rakamlara merak salarsınız. Rakamların, sembollerin derin anlamlarıyla ilgilenmeye başlarsınız. Kendini tekrar eden rakamlar sıkça karşınıza çıkar ya da rüyalarınızda görürsünüz. Eş zamanlılık artar. Hayatınızda “anlamlı tesadüfler” olağanüstü boyutta sıklaşır. Doğru yolda olduğunuzda “tesadüfen” doğru insanlarla doğru zamanlarda karşılaşırsınız. Birbiriyle alakası yokmuş gibi görünen olaylar anlam kazanmaya başlar. Bu mesajların ardındaki mesajları algılamaya başlar, sezgilerinizin güvenirliliğine daha fazla güven duyarsınız. Dejavü (bir olayı daha önce de yaşamış gibi hissetmek) anlarını yaşarsınız. Üç boyutlu beden dışı deneyimler de yaşayabilirsiniz. İnsanlara, hayvanlara ve doğaya empatiyle yaklaşırsınız. Evcil hayvanlar size yaklaşır ve size sürünür. Bebekler size sıcak tepki verir. Her şeyle aranızdaki bağı daha güçlü hissedersiniz. Kendinizi gizlemek yerine duygularınızı insanlarla daha rahat paylaşırsınız. Ağlamak istediğinizde ağlar, gülmek istediğinizde gülersiniz. Kendinizle dalga geçme ve espri yapma yeteneğiniz artar.

Daha çok gülersiniz. Bir günbatımını seyretmek gibi sade anlardan büyük keyif alırsınız. Bu anlarda içinizi dinginlik ve huşu kaplar. Rüyalarınızı daha sık hatırlar ve sembollerin mesajlarını daha net algılarsınız. Hayatınıza giren her insanın hayatınızda sizin davetinizle yer aldığını bilirsiniz. Yüreğinizin derin arzularını takip etmek için kendinize izin verirsiniz. Yuvaya (öz’ünüze) dönüşte her “şimdi”yi kendinizin yarattığını bilirsiniz. Bazen de “Ben burada ne arıyorum? Eve gitmeliyim” duygusunu hissedersiniz. Kendi hayatınızın sorumluluğunu fiziksel, duygusal, zihinsel, ekonomik boyutlarda TÜMÜYLE üstlenirsiniz. “Suçlama” ve “mazeret”i hayatınızdan TÜMÜYLE çıkarırsınız. Kendi ayaklarınızın üzerinde durabilecek güce ve özgüvene sahip olursunuz. Başka insanların hayatlarında olumlu farklar yaratırsınız. Bu 35. madde çok önemli. Suçlama ve mazeretten özgürleşmek. Her boyutta kendi hayatımızın sorumluluğunu üstlenmek ve başkalarına da yararlı bir hayat sürmek. Bu sorumluluğu üstlenmeksizin, sadece bu belirtilerden bazılarını yaşadığı için kendisine özel güçler atfeden akıl sağlığı pek yerinde olmayan insanlar da var. Ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri ve bazı “spiritüel” gruplar bu tür insanlarla dolu. Ne kendine ne başkalarına hayrı dokunan benmerkezci “özel” (!) insanlar… Spiritüelim diye ortalıkta dolanıp, kendisiyle yüzleşmekten ödü patlayan insanlar… Ayağı yere basmayan insanlar… Bu deneyimleri yaşarken kişinin ayaklarının yere basması, hayatın ve hayatının sorumluluklarını taşıyabilme gücüne ve sevme yetisine sahip olması EN ÖNEMLİ kıstastır.

Elbette bu belirtilerden bazılarını herkes zaman zaman yaşamış veya yaşıyor olabilir. Önemli olan bunları gittikçe daha sıklıkla yaşıyor olmanız ve 35. maddeye uygun bir yaşam sürmeniz. Bedenimizin dünyanın yeni enerjisine “frekans uyumu” sürecinde, bazı insanlar “bana neler oluyor?” duygusuyla panikler ya da “deli” diye yaftalanacaklarından çekinerek deneyimlerini kimselere söylemezler. Yalnız olmadığınızı HATIRLAYIN! :::::::Dönüşüm İçin Dört Adım::::::::: Bilinç yükselmesi sürecinde enerjinin akışa ihtiyacı var. Bu akış için olanı olduğu gibi kabul etmeye, değer bilmeye, şefkate ve kendimize güvenmeye ihtiyacımız var. Kabul edin: Hayata “Evet” deyin. Olana “Hayır” demek dışarıya çıkmaya çalışan enerjiyi bastırmaya çalışmaktır. Enerji dışarı çıkıp, çözümlenmek tamamlanmak ve özgürleşmek istiyor. Değer bilin: Hoşlandığınız ve hoşlanmadığınız durumlara teşekkür edin. Bana bu yönümü gösteren duruma, hastalığa, kişiye teşekkür ederim. Şefkat hissedin: Şefkat hissetmek bir düşünce kadar yakın. Sevecen bir düşünce şefkat duygularını açığa çıkarır. Kendinizi artı ve eksilerinizle kabul ederek “Seni seviyorum” deyin. Teşekkür etmenin ötesinde “üzüntümü kucaklıyorum, duygularımı kucaklıyorum” şefkatini verin kendinize. İçinizdeki şefkat duygusunun artışını hissediyor olacaksınız. Hayata güven duyun: Kendine güvenmek ve hayata güvenmek aynı şeydir. İşte bu uyanıştır. Her gün meditasyona zaman ayırın. Sezgilerinize güvenin. Yeni yıl dünyamıza neyi getireceğini bizim seçimlerimizle belirliyor. Yaşama… OLANA… EVET! Amaçlı ve anlamlı bir yaşam içinde sevgiyle hoşça olun.

Nil Gün

MOTİVASYON ANDI

 <img class="alignleft" alt="Fotoğraf: MOTİVASYON ANDI

Aklımın dinginliğini hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaya,

Karşılaştığım herkesle sağlık, mutluluk ve başarıdan söz etmeye,

Tüm arkadaşlarımın kendilerini değerli hissetmelerini sağlamaya,

Her şeyin aydınlık yüzüne bakmaya ve iyimserliğimin gerçeğe dönüşmesine çabalamaya,

Yalnız en iyiyi düşünmeye, yalnız en iyi için çalışmaya ve en iyiyi beklemeye,

Başkalarının başarısından kendiminki kadar coşku duymaya,

Geçmişin yanlışlarını unutmaya ve gelecekte daha büyük başarılara ulaşmak için var gücümle çalışmaya,

Her zaman neşeli bir yüz ifadesine sahip olup, selamladığım her canlı varlığa gülümsemeye,

Kendimi geliştirmeye,başkalarını eleştirmeye zaman bırakmayacak kadar çok zaman vermeye,

Kaygılanmayacak kadar yüreğim geniş, kızgınlığa kapılmayacak kadar yüce,

bozguna uğramayacak kadar güçlü ve üzüntüye kapılmayacak kadar mutlu olmaya

KENDiME SÖZ VERiYORUM!” src=”https://fbcdn-sphotos-e-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/c48.0.403.403/p403x403/385339_415091225246253_1589793291_n.jpg&#8221; width=”349″ height=”260″ />

Aklımın dinginliğini hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaya,

Karşılaştığım herkesle sağlık, mutluluk ve başarıdan söz etmeye,

 Tüm arkadaşlarımın kendilerini değerli hissetmelerini sağlamaya,

Her şeyin aydınlık yüzüne bakmaya ve iyimserliğimin gerçeğe dönüşmesine çabalamaya,

Yalnız en iyiyi düşünmeye, yalnız en iyi için çalışmaya ve en iyiyi beklemeye,

Başkalarının başarısından kendiminki kadar coşku duymaya,

Geçmişin yanlışlarını unutmaya ve gelecekte daha büyük başarılara ulaşmak için var gücümle çalışmaya,

Her zaman neşeli bir yüz ifadesine sahip olup, selamladığım her canlı varlığa gülümsemeye,

Kendimi geliştirmeye,başkalarını eleştirmeye zaman bırakmayacak kadar çok zaman vermeye,

Kaygılanmayacak kadar yüreğim geniş, kızgınlığa kapılmayacak kadar yüce,

bozguna uğramayacak kadar güçlü ve üzüntüye kapılmayacak kadar mutlu olmaya

KENDiME SÖZ VERiYORUM!
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

kUM vE kÖPÜK…

Affetmek; Tamamiyle Affeden Kişiye Faydası Olan Düşünsel Bir Eylemdir –

537486_301275106655728_404256687_n[1]

AFFEDİYORUM… bana tüm haksızlık yapanları..

AFFEDİYORUM.. bana sevgisiz davrananları,

AFFEDİYORUM.. bana bencillik yapanları,

AFFEDİYORUM.. varlığıma “yoksun” muamelesi yapanları,

AFFEDİYORUM… beni kızdıranları, öfkelendirenleri..

AFFEDİYORUM… beni itham altında bırakanları

AFFEDİYORUM… bana iki yüzlü davrananları..

AFFEDİYORUM… bana kendisini tam olarak ifade edemeyenleri,

AFFEDİYORUM… bana düşüncelerini zorla kabul ettirmeye çalışanları,

AFFEDİYORUM… bana güvenmeyenleri,

AFFEDİYORUM… bana inanmayanları,

AFFEDİYORUM… Herkesi

AFFEDİYORUM… en çok da KENDİMİ…

KÖK ÇAKRA TEMİZLİK PROGRAMINI KAÇIRMAYIN…

<img alt="Fotoğraf: "KÖK ÇAKRA TEMİZLİK PROGRAMINI" PDF olarak düzenledim ve daha okunaklı bir hale getirdim kendim için ve belki ihtiyacı olan başka insanlar da olur diyerek sizlerle de paylaşıyorum, buyurun iyi günler için, iyi günlerde kullanın.

http://www.mediafire.com/view/?ah2a2a1kgmxt4iu&#8221; src=”https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-snc7/c120.0.403.403/p403x403/486783_374251592674252_1180522363_n.jpg&#8221; width=”363″ height=”255″ />

PDF olarak düzenledim ve daha okunaklı bir hale getirdim kendim için ve belki ihtiyacı olan başka insanlar da olur diyerek sizlerle de paylaşıyorum, buyurun iyi günler için, iyi günlerde kullanın.

dENİZ aDA

http://www.mediafire.com/view/?ah2a2a1kgmxt4iu

En güçlü kişilerin genellikle en hassas olanlar olduğunu biliyor muydunuz?

206547_409573195787218_434010157_n[1]En fazla nezaket gösterenlerin, aslında kaba davranışlara maruz kaldığını?

Sürekli başkalarıyla ilgilenenlerin aslında ilgiye en çok ihtiyaç duyanlar olduklarını? Söylemesi en zor üç sözün “Seni seviyorum!” “Özür dilerim!” ve “Bana yardım et!” olduğunu? Biliyor muydunuz?

Bazen birinin mutlu görünmesi mutlu olduğu anlamına gelmez; yüzündeki o gülümsemenin ardına bakarsanız, belki aslında ne kadar acı çektiğini görebilirsiniz. Şu anda sorunlar yaşayan bütün dostlara…

Bir iyi niyet çığı başlatalım. Hepimizin şu anda olumlu duygulara ve iyi niyetlere ihtiyacımız var. Adınızı görmezsem anlarım, ancak dostlarımdan, nerede olursanız olun, bu yazıyı kopyalayıp duvarınıza yapıştırmanızı istiyorum; sadece aile sorunları, sağlık sıkıntıları, iş dertleri, o ya da bu konuda endişeleri olan ve sadece birinin umursadığını bilmeye ihtiyaç duyanlara bir anlık moral desteği vermek için. Bunu hepimiz için yapalım, çünkü kimse sorunlardan bağımsız değildir. Umarım bu yazıyı bütün dostlarımın duvarında görürüm. Bazılarının duvarlarında göreceğimi biliyorum!!! Ben bir dostum için yaptım ve siz de yapabilirsiniz. Ama paylaşmak yok; kopyalayıp yapıştıracaksınız, çünkü nezaket kalpten gelen bir çabadır, bir düğmeye basmak değil. :))

Hayalimdeki Ev Serisi…nO:4

Acaba Bugün Ne Giysem…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Bilinçli olmakta fayda var arkadaşlar…

Bir Kan Pıhtısı = Felç/İnme – Şimdi Tanı için Dördüncü bir Endikatör var:

Dil Felç (STROKE): İlk üç harfini hatırlayın:

S: Smile/ Gülümse.

T: Talk/ Konuş.

R: Raise/Kaldır.

Felç Teşhisi … Barbekü esnasında, bir kadın tökezledi ve düştü, paramedikleri çağırmayı önerenlere kendisinin iyi olduğunu, yeni ayakkabıları nedeniyle taşa takıldığını söyledi. Onu temizlediler ve yeni bir tabak yemek verdiler. Biraz sarsılmış görünse de Jane akşamın geri kalanını eğlenerek geçirdi. Jane’in kocası daha sonra telefonla arayarak eşinin hastaneye kaldırıldığını söyledi (akşam 06:00’da Jane öldü.) Barbekü’de felç geçirmişti. Eğer felç’in işaretlerini tanımlayabilselerdi, belki de Jane şu anda aramızda olacaktı; bazıları ölmüyor, ama çaresiz ve ümitsiz bir durumda kalıyorlar.

Bunu okumak sadece bir dakikanızı alır. Bir nörolog felç vakalarını inmenin geldiği zamandan üç saat içinde müdahale edebilse felcin etkilerini tamamen geri çevirebileceğini söylüyor. Püf noktasının felcin tanımlanması, teşhis edilmesi ve üç saat içinde hastanın medikal bakımının başlaması olduğunu söylüyor. Felcin tanımlanmasında üç test: “S.T.R.” Bazen felcin semptomlarının tespit edilmesi zordur. Bilinçsiz olmak malesef felakettir. Felç hastası, eğer yakınındaki kişiler tarafından felcin semptomları teşhis edilemezse, ciddi beyin hasarına maruz kalır.

Doktorlar yakında bulunan herhangi birinin üç basit soru sorarak felci teşhis edebileceğini söylüyor: S *Gülümsemesini söyleyin (Smile) T *Basit bir cümle kurmasını söyleyin (Talk) (örn. Bu gün dışarısı güneşli.) R *Her iki kolunu kaldırmasını söyleyin. (Raise) Hasta bu görevlerin herhangi birini yapmakta zorlanıyorsa, derhal acil servis numarasını arayın ve semptomları almaya gelenlere söyleyin. Felcin yeni işareti: Dilinizi çıkarın! Dikkat: Felcin birbaşka işareti şudur: Hastaya dilini çıkarmasını söyleyin. Eğer dil kıvrılmışsa veya bir tarafa doğru yatmışsa bu da felç işaretlerindendir. Bir kardiyolog bu mektubu her alanın 10 kişiye iletmesi halinde iletenin en azından bir hayat kurtaracağını söylüyor. Ben kendime düşeni yaptım, Siz yapar mısınız???

OKUDUYSANve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN? NETTEN ALINTIDIR / PAYLAŞALIM

Hiçbir şey düşündüğümüz gibi değil…Herşey yaşadığımız gibi…

Bana Laf Edecek Kişi Üç Şeyi Düşünsün…

Affetmek kolay, ama tekrar güvenmek mi? işte o farklı bir hikaye…

556764_3587859635437_1310657423_n[1]

 

Affetmek kolay, ama tekrar güvenmek mi? işte o farklı bir hikaye…

Naime Küçükduran…

Hepimiz Elele…Günün Fotosu…05/02/2013