Burcunuza Uygun Spor Dalları…

Astrolojiye göre burcumuz, hayatın pek çok alanında genel eğilimlerimizi belirliyor.

Club Aydınoğlu, 1500 üyesi arasında yapılan anket çalışmaları doğrultusunda hangi burçların hangi sporu tercih ettiğini açıkladı.

İşte burçlara göre tercih edilen sporlar:

ATEŞ GRUBU: Koç, Aslan, Yay
Enerjik, eğlenceli ve yerlerinde duramayan Ateş burçları, özellikle de açik havada bisiklete binmek, tenis oynamak ve takım sporlarında yer almaktan çok hoşlanırlar.
Oldukça hırslı ve her zaman herkesten üstün olmayı seven Koç’lar, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiye sahipler.Yönetici gezegeni “savaşçı” Mars sayesinde özellikle takım sporlarında başarılı olan Koç burçları, Aikido ve Tae-Bo derslerini tercih ediyor.
Yaşam sahnesinde her zaman parlayarak, odak noktası olmak isteyen Aslan’lar, özellikle takım çalışmalarını içeren sporlar tercih ediyor. Futbol, basketbol, tenis ve grup dansları sıkça tercih ettiği sporlar arasında yer alıyor.
Ateş elementinde yer alan ve hareketli bir yapıya sahip olan Yay’lar, açıkhava faaliyetlerinden hoşlanıyorlar. Kuvvetli, hızlı ve ritmik bir yapıya sahip Yay burçları, okçuluk, eskrim, spinning ve tae-bo’yu tercih ediyorlar.

TOPRAK GRUBU: Oğlak, Boğa, Başak
Mükemmeliyetçi ve doğa aşığı Toprak burçları, tenis ve golf oynamaktan, doğada uzun saatler yürüyüş yapmaktan büyük keyif alırlar.
Oğlak’lar, bir toprak elementi olarak doğada yürüyüş, koşu gibi egzersizlerle kendi temposunu kendileri belirlemekten hoşlanıyorlar. Özellikle ayaklarının altında toprağı hisset dağcılık, golf, tenis ve joggingi tercih ediyorlar.
Toprak elementi olan Boğa, eğlenceli ve doğa ile iç içe olan sporları tercih ediyor. Doğada yürüyüş, bisiklete binmek ve yüzmek vazgeçilmezlerinden. Spor sonrasında ise kendini mutlaka sauna ve masajla ödüllendiriyor.
Düzenli, titiz ve mükemmeliyetçi Başak’lar, formuna çok özen gösteriyor. Spor salonunda uzun saatler geçirebilen Başak, özellikle kondisyon aletleri ile çalışmayı, jimnastiği ve tenis oynamayı tercih ediyor.

HAVA GRUBU: Terazi, Kova, İkizler
Değişken, hareketli ve sosyalleşmeyi seven Hava burçları, genellikle aerobik, jimnastik, basketbol ve dans derslerinde baş rol oyuncusu olarak yer alır.
Ortaklık burcu olan Terazi, bir başkası ile takım olarak yapacağı sporlardan büyük keyif alıyor. Özellikle tenis, squash, basket, futbol, voleybol, yelkencilik gibi partner gerektiren sporları tercih ediyor.
Hızlı ve hareketli sporlardan zevk alan İkizler, aerobik, tenis gibi enerjik sporları tercih ediyor. Bunun yanı sıra Oryantal dansının egzersiz hareketleriyle birleştirildiği Aero-Oryantal dersleri de İkizler tarafından büyük ilgi görüyor.
Eğlenceli ve hareketli Kova’lar, sosyal bağlar da kurabileceği spor aktivitelerini tercih ediyor. Bu sporların başında aerobik, jimnastik, yoga ve dans dersleri geliyor.

SU GRUBU: Yengeç, Akrep, Balık
Nehirler gibi derin sulara akan Su burçları, su ile ilgili yapılan hemen hemen her spora tutkuyla bağlıdır.
Yengeç, Su elementi olmasının da etkisiyle su sporlarından ve su kenarlarında bulunmaktan zevk alıyor. Yüzmek, sahilde koşu, sörf ve kürek çekmek spor tercihleri arasında yer alıyor.
Akrep’ler, rekabetçi bir yapıları olmasına rağmen gevşemeye çalışırken yalnız olmayı tercih ediyorlar. Spor tercihlerini boks, uzun mesafe koşu, squash, yoga ve meditasyondan yana kullanıyorlar.
Ayakları yöneten Balıkburcu, genellikle yüzme, buz pateni, step, dans, aerobik gibi egzersizleri tercih ediyor. Spor sonrasında yoga, pilates ve meditasyon yapmaya özen gösteriyorlar.

fw mail

Bilge İnsanın 7 Gerçeği…

Budist rahipler, artık yetiştiğini düşündükleri bir öğrencilerini, yola çıkmadan önce çağırdılar. Başrahip öğrenciye tek bir soru sordu:

* “20 yıldır buradasın, neler öğrendin?”

“Yedi gerçek öğrendim” dedi öğrenci.

* “Yirmi yıldır buradasın, sadece yedi gerçek mi öğrendin?”

“Evet, yedi gerçek öğrendim…”

* “Say” dedi başrahip, “birincisi…”

“Dostluklar ikiye ayrılır: Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar. Hayatta bir zorluk ortaya çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur, kalıcı dostluklar çok azdır…”

* “İkincisi” dedi başrahip.

“İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar. Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz vermekten, kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar…”

* “Üçüncüsü” dedi başrahip.

“İnsanlar, amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar. Oysa başkasına kötülük yaparak elde edilen her şeyin geldiği gibi ellerinden gideceğini anlamıyorlar…”

* “Dördüncü” dedi başrahip.

“İnsanlar gerçekte bir anlamı ve önemi olup olmadığını hiç düşünmedikleri fakat değerli ve anlamlı saydıkları şeyler yüzünden birbirlerine zarar veriyorlar… Bu şekilde hayatı birbirlerine zehir etmeye alışmışlar.”

* “Beşinci” dedi başrahip.

“Herkes yanlışın nedenini, başarısızlığın nedenini başkalarında arıyor. Kimse, başına ne geldiyse aslında kendi yüzünden geldiğini anlamıyor, kendi suçunu, yanlışını kabul edip düzeltmiyor…”

* “Altıncı” dedi başrahip.

“İnsanlar helal lokmanın ve bölüşmenin değerini bilmiyor. En lezzetli lokmanın helal lokma olduğunu unutuyorlar. Vicdanları ve mideleri arasında kaldıkları zaman midelerini tercih ediyorlar…”

* “Yedinci” dedi başrahip.

“İnsanlar bir şeye dayanmadan yaşama gücünü bulamıyorlar. Bu yüzden çoğu zaman anlamsız şeylere sarılıyor, güveniyorlar. Asıl sarılmaları ve güvenmeleri gereken belki de tek duygunun sevgi olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlar…”

* “Güle güle” dedi başrahip.. fw mail

 

Japanyo’da bir kıyı…Günün Fotosu…08/10/2012

Japanyo’da bir kıyı. Deniz anaları tıpkı deniz yıldızı gibi, ama sanki büyülemek için doğayı, kıyıya vurmuş.

Aşk Acısını Atlatabilmenin Yolları…

Aslında bir  acının kullanım süresi 40 gündür. Ölüm acısını ayrı biryere koyacak olursak , ayrılık acısını tamamen 40 günde atlatabilmenin yolları vardır, bunu başarabilenler de vardır. Tabiki ayrılığın şakası yoktur, üzülmemek için herhangi bir reçete, bir formül de yoktur. Bu acıyı yaşamanız ve bunun üstünden gelmeniz gerekiyor.  Ne demişler Life goes on !!! (hayat devam ediyor)

10-Yapabileceğin Birşey Varsa Yap Yoksa Olanı Kabul Et

Aşk acısını atlatabilmenin ilk kuralı o ayrılığı önce kabul etmektir. Eğer ilişkinizi düzeltebilmek için yapabileceğiniz birşey varsa, hiç durmayın hemen yapın . Ama eğer gerçekten de yapılabilecek birşey yoksa ozaman önce bu ayrılığı kabul etmeniz gerekiyor. Birgün size dönebilir ümidiyle , aylarınızı harcamayın … Her acının önce bir reddetme , kızgınlık ve kabul etme dönemi vardır ki acıyı atlatabilmeye başlamak için önce diğer 2 yolu aşıp sonra olanı kabul etmeniz gerekir.

9-Melankolik Olmaya Gerek Yok

Biz severiz melankolik olmayı, koy bir şarkı , sabaha kadar dinle ,ağla, dinle,ağla…. Bir kere şu iki şeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. Acıyı yaşamak ve melankolik olmak farklı şeylerdir. Melankolik olmayı seven insanlar, acılarını süslerler ,püslerler herseferinde ondan kurtulmaya değil , onu daha da yaşamaya çalışırlar. Hayatımızda niye daha fazla acı yaratmaya çalışıyoruz ki??? 8-Severek Yapabileceğiniz Bir Hobi Bulun

Genellikle aşk acısı çeken insanlar , kendilerini eve kapatma eğiliminde oluyor. Aşk acısı böyle bir şeydir işte. Yemek yiyemez insan , yediğinden de keyif almazsın , içtiğinden de izlediğin şeyden de… Evet kısa bir süre insanın kendine bu yas dönemini tutmasına izin vermesi gerektiğini düşünüyorum , ancak bu çok da uzatılmamalı. Sürekli düşün düşün nereye kadar değil mi? Biraz kafa dağıtmalı , yapmaktan hoşlanabileceğin bir şeyler bulmalısın ki bu acıyı daha kısa sürede atlatabilesin. 7-Hayat Devam Ediyor,

Hayatınızın aşkını , ilişkisini kaybetmiş olabilirsiniz. Yada biri gururunuzu fazlasıyla kırmış olabilir ama unutmayın hayat devam ediyor. Ne yaparsanız yapın , kendinizi istediğiniz kadar hırpalayabilirsiniz ama sonuç yine aynı olacak … Zaman geçecek … acınız azalacak ve hayat kaldığı yerden devam edecek! 6-Yazmayı Deneyin

Yazmak çok rahatlatıcı bir şeydir. Ayrılığınızı, hislerinizi hatta ona söylemek isteyip de söyleyemediğiniz ne varsa yazın . Ona bir mektup bile yazabilir , sonra onu  defalarca okuduktan sonra o mektubu yırtıp atabilirsiniz.

5-Acınızı Kendi Lehinize Çevirebilirsiniz

Evet ayrılık acısı ,zor bir şeydir. Hele bir de severek birinden ayrılmak zorunda kaldıysanız işte o daha da zordur. Sadece oturup bütün gün ağlamaktansa , ilişkinizi gözden geçirip ,hatalarınızı bulmaya çalışın. Karşınızdaki size çok kötü birşey yapmış olsa bile unutmayın ilişkiler 2 kişiliktir ve hiçbirzaman tek taraf suçlu değildir. Hatalarınızı, yapmamanız gereken şeyleri düşünüp , kendinizi eğitin. Bu acıyı bir sonraki ilişkinizde daha mutlu olmak için kullanın . 4-Daha Önce Ayrılık Acısı Yaşamış Bir Arkadaşınızla Konuşun

Acıyı paylaşmak önemlidir. Tek başınıza acınızın üstesinden gelmeye çalışmayın. Ayrılık acısını dünya’da ne ilk siz yaşıyorsunuz ne de son yaşayan siz olucaksınız. Öyleyse sizin kadar üzülmüş , acı çekmiş ve bunun üstesinden gelmiş arkadaşlarınızla bağlantıya geçip, onlardan yardım isteyin. Bu acı öyle bir acıdır ki , bu acıyı yaşamış olan insanların hepsi size yardım elini uzatacaklardır emin olun. 3- Çivi Çiviyi Söker Bazen

Bu da ayrılığı atlatabilmenin bir diğer yolu. Bazıları için de  gerçekten işe yarayan bir şey. Bir ayrılığı , başka bir ilişki yaşayarak unutabilen çok fazla insan var. Eğer yalnız kalmaktan hoşlanmayan bir yapınız varsa , bu genellikle işe yarar. Ama karşımızdakine de eziyet etmeden tabiî ki. Yoksa birgün bir bakarsınız başka birinin çivi çiviyi söker kişisi siz olmuşsunuz…

2-Acınızı Yaşayın

Bazıları ayrıldıktan sonra , içlerinden çok fazla üzülseler de bunu dışarıya yansıtmak istemezler. Çünkü üzgün olmak , bazıları için güçsüzlük göstergesidir. Sonra kendilerini kandırarak ,acı çekmediklerine kendilerini bile inandırırlar. Ama bu iş böyle olmuyor. Her acının bir yas dönemi olmalı . Bu yas dönemi 1 haftada sürebilir, 6 ay da , 6 yıl da… Bu tamamen sizin acıya ne kadar bağımlı olup olmadığınızla alakalı. Ama kendinize acı çekmek için  zaman ayırın . Yasınızı tutun ve sonra bırakın onu gitsin … Ne kadar direnirseniz direnin…  Life goes on !!! (hayat devam ediyor)

1-Zamana Güvenin

Acınız ne kadar fazla olursa olsun , zamana güvenin. Zaman her şeyin ilacı.  Bu çok klişe bir söz olsa da %100 doğrudur ve kanıtlanmıştır. listemiste

 

Kırmız Turp’un Faydaları…

Çoğunlukla salatalarda kullandığımız kırmızı turp, tam bir sağlık hazinesi. Çıtır çıtır ve taze kırmızı turplar özellikle C vitamini açısından oldukça zengindir.
Kırmızı turpun özellikle yeşil kısmı köklerine oranla 6 kat daha fazla C vitamini barındırır ve iyi bir kalsiyum deposudur.

Karaciğer ve safra kesesi sağlığı açısından siyah turpu, antioksidan içeriği açısından ise kırmızı turpu tercih etmelisiniz.
*Kırmız Turp, lif içeriği ve glukosinat bileşikleri ile kalın bağırsak kanseri başta olmak üzere diğer kanserlere karşı koruma sağlıyor.
* İdrara çıkışı hızlandırıyor ve ödem çözücü etki sağlıyor.
* Safra kesesi üzerindeki olumlu etkisi ile sindirimi kolaylaştırıyor.
* Krmızı Turp Ayrıca kan şekerini yavaş yükselten bir sebze olduğu için şeker hastaları da rahatlıkla yiyebiliyor.
*Diş, diş eti, sinir, Saç ve tırnaklar için oldukça yararlıdır.
*İştah açar.
*Sinir ve stresi alır.4. Solunum yollarına iyi gelir.
*Sindirimi kolaylaştırır.
*Nezle ve grip gibi hastalıklarda burnun akmasını engeller.
*Böbrek taşlarına, hazımsızlığa ve aşırı kilolara karşı önerilir.
*Verem hastalarına tavsiye edilir.
*Diyabet hastalarının salatalık yanında kırmızı turp tüketmesi de gerekmektedir.
*Kırmızı Turp, yüksek oranda potasyum içeriyor ve kalp kası dâhil bütün kasların düzgün çalışması için gereken mineralleri içinde bulunduruyor. Vücuda yeterli miktarda alınan potasyum ise tansiyona karşı koruyucu özellik taşıyor. Turpun içinde yüksek oranda bulunan folat, onu diğer sebzelerden ayırıyor. Vücud folatı, DNA’nın onarımında kullanıyor.

Kırmızı Turpun Zararları
Böbreğinden oksalat (bir çeşit böbrek taşı) taşı dökenler turpu az yemesi gerekenlerin başında geliyor. Çünkü vücuttaki oksalat miktarı arttığında kalsiyum kaybı daha fazla oluyor.
İshal olanlar ve gaz sancısı çekenler.
Mutsuz (irritabl) bağırsak sendromu olanlar.
Gastriti olanlar turpu pişirerek yemeli.
Açık ülser yarası olanlar turp yememeli. vitaminmagazası

 

Ne bakıyorsun be!!!

Vitamini Kabuğunda Olan Besinler!!


eminim birçoğumuz “onun vitamini kabuğunda, asıl orasını yiyeceksin” cümlesini aile büyüklerimizden yüzlerce kez duymuşuzdur. hatta belki de bunu diyen aile büyüklerinden birisinizdir. Peki bu gerçek mi?

birçok besinin kabuğu, kendisinden daha fazla fayda gösterir. İşte O Besinler;

Armut kabuğu
kendisinden daha fazlavitamin ve besin konsantrasyonu içeren besinler arasındadır. Kanser hücrelerinin büyümesini engellediği gibi güçlü antioksidanlarda içeririr.

Patates Kabuğu
Patates özellikle Türk yemeklerinde oldukça fazla bulunan bir malzemedir.insanlar için yaratilmış bi rbesindeposudur.Patates’in sadece kendisi değil çöpe attığımız kabukları bile çok yararlıdır.Cilt için gerçek bir besin gücüdür. Sadece bir yumruk büyüklüğünde patates lif, potasyum, demir, fosfor çinko ve C vitamini içerdiği için günlük ihtiyaçlarımızdandır.

Kivi Kabuğu
Bu doğa harikası kivi meyvesinin kabuğu anti-kanser, anti-enflamatuar ve anti-alerjik özellikler sunan antioksidanlar içerir.Ayrıca, gıda zehirlenmesi gibi tehlikeli sorunlarda da etkilidir.

Muz Kabuğu
Yapılan bir araştırmaya göre, ruh halini dengeleyen kimyasallar muz kabuğu özünde bulunuyor.

Aynı zamanda katarakt hastaları, ve ultraviyole ışınlarına maruz kalanlar içinde oldukça yararlıdır.

Muz kabuğunu on dakika kaynattıktan sonra suyun soğumasını bekleyerek içebilirsiniz.

Portakal Kabuğu
Kabuğu, kolestrolü önemli ölçüde azaltabilir. Kabukların içerisinde bulunan güçlü antioksidanlar, suyundan 20 kat daha fazla fayda sağlıyor.
Lezzetli bir kek yaptığınızda içine koyacağınız portakal suyu ve kabukları bu sağlıklı yiyecek için altarnetif olacaktır.

Elma Kabuğu
Cornell Üniversitesi araştırmacıları elma kabuğunun, içindeki tatlı beyaz bölgeye göre yüzde 87 oranda daha fazla kanser karşıtı fotokimyasal içerdiğini tespit etmiş.

Salatalık Kabuğu
Kendisinde neredeyse hiç kalori bulunmayan bu yiyeceğin kabuğu, deriyi dolgunlaştıran, kırışıklığı önleyen kolajen olan silisten meydana geliyor. Silis için uzmanların önerdiği minimum bir doz yok ama uzmanlar günde en az beş miligramı uygun buluyor. Bu da tek bir salatalığın kabuğundan alabileceğin miktara denk.vitaminmagazası