Birini sevmeye, koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister.

Birini sevmeye, koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister. Hatta başlangıçta öyle  bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister; düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu.

Jean Paul Sartre

Mutlaka Okuyun… Doğru Nefes Alma Yöntemleri…

Resme bakarak önce ağızdan nefes alın. Ciğerlerinizin ön tarafına hızla hava dolmasına rağmen sırtınıza ve alt karnınıza fazla hava gitmediğinin ve ciğerlerinizin tamamının dolmadığının farkına varın. Sonra burundan nefes alın.

Daha uzun bir zamanda aldığınız nefesle karnınızın alt bölümleri ve sırtınızda dahil olmak üzere ciğerlerinizin tamamını doldurduğunuzun farkına varın. Ağızdan hızlı nefes alırsınız ama ciğerleriinizin tamamını dolduramazsınız.

Oysa ki nefesi yavaşlatmak PH’ı dengelemek ve oksijenlenmeyi artırmak açısından da çok önemli olduğu için burundan nefes alıp vermeyi öğrenin. Ne kadar hatalı nefes alıp verdiğinizi gözlemlemek için bir süre ağzınızı plasterle kapatmanız farkındalığınızı artırabilir.

Mustafa Kartal

SATÜRN NEPTÜN ÜÇGENİ

 
Zamanın efendisi Satürn, yaklaşık iki buçuk sene sürecek yeni bir harekete başlıyor. Bu gezegen astroloji de sorumluluklarımızı, sınırlarımızı, ders ve ödevlerimizi anlatır. Yapılandırmak ve inşa etmek için fırsatlar sunar. Satürn zorlu bir öğretmen gibidir hataları affetmez fakat ödülü daima diğerlerinden büyük olur. Karşımıza engeller çıkararak ve kısıtlayarak öğretir.
Bir musibet, bin nasihat hikayesini en güzel anlatan gezegendir. Satürn Akrep’ te içsel derinliğimizin sınırlarının farkına varmayı talep eder. Dönüşümün gerekliliğini ve dönüşüm sırasında yaşanacak krizleri yapılandırarak çıkabilmeyi anlatır. Bu zorlu öğretmen bize ölümün varlığını hatırlatarak, korkularımızla yüzleştirir ve yüzeyde kalmamızı engeller. Yani derine bakabilmeyi öğretir.  Cinselliğimizle ilgili kısıtlanmalar, duygusal hayatımızı tekrar organize etmemizi gerektirebilir.
Neptün; çevresinde ki sis bulutuyla görünmesi zor bir gezegendir. Bu sis bulutunun içinde tehlikeler olduğu kadar, hayaller kurduran ilham perileri de vardır. Neptün gezegeni; astroloji de sezgi, fedakârlık, ilham ve saflıkla sembolize edilir. Bağımlılık getirir ama sanatsal yetenekleri ve ilahi aşkı da anlatır. Bir yandan kendini feda etmeyi, bir yandan da duyarlılığın getirdiği yaratıcılığı gösterir. Balık burcuyla özdeşleştirilen Neptün; Balık burcunda yukarıda saydığımız özellikleri en güçlü haliyle ifade edebilecektir. Evrensel enerjileri en rahat sezebileceğimiz, kaderi anlayabileceğimiz ve kadere teslim olmanın getirdiği huzuru yakalayabileceğimiz bir süreçteyiz.
Satürn ve Neptün arasında gerçekleşecek üçgen açı enteresan olayları da beraberinde getirecektir. Su elementinde oluşan bu görünüm enerjilerin rahat akmasını ve sezgilerimizin şifresini çözme gerekliliğini de anlatır. Bağımlılıklardan kurtulmak isteyebiliriz ama bu çok kolay olmayacaktır. Satürn’ ün kriz yönetimi burada işimize yarayabilir. Su üçgenleri duyarlılığı ve empatiyi güçlendirir. Karşımızdakilerin acılarına ve hassasiyetlerine aşırı duyarlı hale gelmemiz kendimizi kurban durumuna düşürebileceğimizi anlatıyor. 120 derecelik görünümler iyi ve kötü enerjiler arasında ki akışı hızlandıracağı için olayların kendiliğinden ve doğal sürecindeymiş gibi gelişmesini sağlayabilir.     Önümüzde ki bir hafta içinde hayallerimizi, ideallerimizi gerçekleştirmek için yeni bir yapılandırma sürecine girmenin fırsatları karşımıza çıkarabilir. Sanatsal yeteneklerin açığa çıkması için girişimlerde bulunabilir, hayal etmenin yeterli olmadığı, sorumluluk almanın da gerekliliğini anlatıyor. Neptün’ ün geri harekette olması konuları daha içsel ve derinden hissedeceğimizi gösteriyor. Bizim için hayırlı olacak hayallerin gerçekleşmesi umuduyla….
Beki Baron

 

10 Günde Ruhsal Detoks

 
Geçmişte yaşadıklarınız sırtınızda ağır bir yük mü? Ne zamana kadar taşıyacaksınız. Bir yerde bırakıp geleceğe doğru daha hafifleyerek adım atmak istemezsiniz? Şimdi 10 günde ruhsal detoks ile anılarınızın tozunu alma zamanı.
Birinci gün: Yüzleşin Aklınızdaki sorunları alt alta yazarak bir tablo oluşturun. Çok kızdığınız ya da güldüğünüz şeyleri bile yazın. Örnek: Almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim
İkinci gün: İçinizdeki dostu uyandırın Sorunlarınızın yanına sorunla ilgili iyimser ya da arkadaşınıza söyleyebileceğiniz şeyi yazın. Örnek: Almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim / Yarın zaman ayıracağım zaten o kadar da önemli değil.
Üçüncü gün: Yetiştirilme tarzınızı önerin Nasıl bir ailede büyüdünüz? Yetiştirilme tarzınızdan memnun musunuz? Çocukken sevildiğinizi düşünüyor musunuz? Eğer yanıtınız “evet” ya da “hayır” ise size bunu düşündürten nedir? Kendinizi yargılamadan bu sorulara yanıt verin. Bunalırsanız sizi mutlu edecek şeyler yapın ve sonra tekrar devam edin.
Dördüncü gün: Geçmişteki sizle buluşun Bu egzersiz hayal gücünüze dayanıyor. Çocukluğunuzu hatırlayın. O zaman nasıl görünüyorsunuz? Yüzünüzde hangi ifade var. Mutluluk mu? Korku mu? Heyecan mı? “Orada mısın, ne hissediyorsun” gibi sorular sorun o çocuğa. “Ne hissettiğini biliyorum ama bunu değiştireceğim deyin ona..” Anne-babanıza ya da kendinize, o çocuğa mektup yazın. Böylece uzaklarda kalan o sorunu böylece aşmış ve rahatlamış olacaksınız.
Beşinci gün: Kızgınlığınızı tanımlayın Çocukken anne-babanıza, bakıcınıza ne için kızmıştınız? Bunu onlara söyleyebiliyor musunuz? Kendinizi ter edilmiş hissetseydiniz bunu nasıl gösterirdiniz? Kızgınlığınızı bastırıyor muydunuz? Kızgınlığınızı dillendirirken çocukken ve şimdi hissettiklerinizi ayrı ayrı yazın.
Altıncı gün: Ailenizi anlayın Ailenizi sorular sorarak anlamaya çalışın. Duygusal olarak nasıl hissederlerdi? Duygularını nasıl anlatırlardı? Duygularını bastırırlar mıydı? Neden böyle davrandılar? Ben duygularımı bastırmayı mı öğrendim. Şimdi onlara karşı nasıl hissettiğinizi enince ayrıntısına kadar yazın.
Yedinci gün: Kendinizi yetiştirin Ailenize şunları söyleyin; Bana hayat verdin ama sana hayatımı borçlu değilim. İlgiyi hak ediyorum. Senin koşulsuz saygı ve ilgini hak ediyorum. Kendimi sana ispatlamak için yaşamayacağım. Senin yerine getirilmemiş rüyanı yaşamak zorunda değilim. Kısıtlamalarına rağmen senin sevginle beslendim.
Sekizinci gün: Şefkatle hatırlayın Yaşadığınız gerçekleri tamamen kabul edin, üzerini örtmeyin. Şefkatli içsel arkadaşınızın sesine kulak verin ve yazarak rahatlayın.
Dokuzuncu gün: Geçmişi kabullenin Duygusal anlamda yaşadıklarınızın farkında oldunuz ve nasıl hissettiğinizi gördünüz. Artık bağışlayıcı ve şefkatli olun. Geçmişi kabullenerek özgürlüğe adım atın. Kendinize; geçmişimle ilgili şu an inandığım şey nedir, inandıklarımı kabullenebilir miyim, kötü anıların çıkıp gitmesine izin verebilir miyim? Duygularınızı hayatınız boyunca taşıdınız. Hemen değişmeyebilirler. Başka bir perspektiften bakmanızı sağlayacak aile bireylerinden biri ya da arkadaşınızdan yardım isteyebilirsiniz. Kendinize karşı daima nazik olun.
Onuncu gün: Kötü anıların gitmesine izin verin Kendi seremoninizi düzenleyin. Bir mum yakın, derin nefes alarak dinlenin. Bir balon salın gökyüzüne ve kötü anılarınızı ve düşünceleriniz onunla uçup gitsin. Mutlu olun.
Kaynak: Aktüel Dergi ===

BARIŞA EVET

Sevgili arkadaşlar, bir süredir duvarlarınızda, savaşın yıkıcı etkilerini gösteren, barışı desteklemek amacı ile hazırlanmış resimlerle tepkilerinizi göstermekte, iyi niyet ve temennilerinizi paylaşmaktasınız. Ve lakin birçok konuda olduğu gibi maalesef Karanlık Güçlere bilmeden ve istemeden hizmet ediyorsunuz. Zira bu Karanlık güçler sizlerin duygusal zafiyetlerinizden faydalanarak, zayıf anlarınızdan kaynaklanan dikkatsizliğinizi kullanarak kendilerine hizmet etmenizi sağlamakta, kendi karanlık enerjilerini sizlerin iyi niyetinizin ışığı ile beslemekteler.
Birçoğunuzun bildiği ve bizimde zaman zaman sohbetlerimizde değindiğimiz, pozitif düşünce tekniklerinde ve olum lamalarımızda da özellikle vurguladığımız, doğru bildiğimiz yanlışalar üstünden yapmaktadırlar bunu. SAVAŞA HAYIR… ( iki olumsuz kelime barındıran, Negatif bir temenni biçimidir ki maalesef duvarlarınızda bunu paylaşmaktasınız. )
Doğrusu: BARIŞA EVET… tir. ( İki olumlu kelime ile Pozitif bir temennidir.) Sevginiz Şifanız OLsun… ©

 

Öğretmen sordu; -Kim güldü ?

Kör tarifle görmez sağır feryatla duymaz. Herkese anladığı dilden konuşmak gerekir…

Türk Gülü…

Fotoğraf: Osiria gülleri yaratılıştan , kırmızı ve beyazdır. Dünya üzerinde TÜRK gülü diye adlandırılır.Osiria gülleri yaratılıştan , kırmızı ve beyazdır. Dünya üzerinde TÜRK gülü diye adlandırılır.

Daha önce başka kadınlara da beste yaptın mı?

Fotoğraf: Hep mi aynıymışız yaw :D

Küçük bir delik, koca bir gemiyi batırır…

Fotoğraf: Küçük bir delik, koca bir gemiyi batırır…~Benjamin Franklin~Küçük bir delik, koca bir gemiyi batırır…

~Benjamin Franklin

”Ney” in hikayesi…

neyden en üst verimi resimleri
İslam geleneğinde neyin doğuşu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bunların en meşhuru şöyledir: “Peygamberimiz ilahi aşk sırrını Hz.Ali”ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz.Ali gidip Medine dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmış. Su her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş.
Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip ilahi sırrı anlatır olmuş. Peygamberimiz tesadüfen bu çobanın ney sesini işitince bu durumu anlamış.
O günden sonra ney,bir ilham kaynağı olmuştur.” Bugünkü manada neye ruhunu veren Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir. “Türk olsun ,Acem olsun, Yahudi olsun; musiki aşıkların ortak gıdasıdır.” Görüşündeki Mevlana,mesnevisinin ilk on sekiz beyitini de bu cazibeli çalgıya ayırmıştır

Aslında bazen, hayatına girenleri düşünmeyi bırakıp, kimlerin çıkması gerektiğini düşünmek gerek…

İçindeki barışa, bilgeliğe, ilahi doğana ve şapkana sahip olmak istiyorum.

Fotoğraf: İçindeki barışa, bilgeliğe, ilahi doğana ve şapkana sahip olmak istiyorum.Sevgiler,Sincap:)İçindeki barışa, bilgeliğe, ilahi doğana ve şapkana sahip olmak istiyorum.

Sevgiler,
Sincap:)

Alkali misin, asidik mi?

 
Sağlık ve vücudumuzun dinginliği en önemli  konu olsa gerek. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur diyerek, yeni bir gelişmeyi sizlere aktarayım. Kanser tedavisinde son önemli buluş, pH’ı yüksek yiyecek ve içeceklerle beslenmek. Kısaca buna ; …Karbonatlı su mucizesi…deniyor.
Sodyum bikarbonat’ı suda erittikten sonra kullanarak 5 gün içerisinde vücudumuzdaki pH seviyesini 8’in üzerine çıkarabiliyormuşuz. İdrardaki  pH seviyesi vücudumuzdaki her organı etkilemektedir. Ortamın asidik olmasının kanseri tetiklediği yeni keşfedilmiş bir şey değil  üstelik. Denemekte yarar olduğunu düşünüyorum. Bildiğimiz Karbonatı nasıl kullanacağız: Bir büyük bardağa 2 tatlı kaşığı karbonat konulduktan sonra üzerine  bir miktar kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice erimesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılır ve içilir.
Eğer Kanser, MS, Diabet hastasıysanız vücudu Alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden 1 saat önce bu uygulama 2 kere tekrarlanır. Sonraki 3 Hafta sadece sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir. 1 Ay sonra gidip hastalığınızı kontrol edip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz. Eğer idrarınızdaki pH 7.5 ve üstüyse Alkali haldedir vücudunuz dilerseniz her gün bir çay kaşığı suya karbonat atıp her ün kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç duyduğunuzda bunu uygulayabilirsiniz.
İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için ise gelişen teknoloji ile birlikte Üretilen Diital pH ölçer edinmekte, soruna katkı verebilir. Digital pH ölçerler gibi laboratuarlarda kullanılan pH kağıtlarınıda temin edebilirsiniz. Basit olduğu gibi faydalı bir metod olabilir.
Kanser, Diabet, MS, Akne, Egzama ve diğer bütün hastalıklar Asidoz’dan kaynaklanmaktaymış…
Asidoz kısaca vücudun işleyebileceğinden daha fazla asidin hücrelerde toplanması olarak değerlendirilebilir. Metabolizma fazla asitten korunmak için yağ depolamakta ve vucüdumuzu deforme eden bu yağlar ise kilo sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.
•Bunama
•Bağışıklık sistemi yetersizlikleri
•Ostrepoz
•Erken yaşlanma
•Erkeklerde prostat problemleri,asidoz un başımıza açtığı sağlık sorunları.
•Eğer sağlık probleminiz varsa büyük ihtimalle vücudunuz asidik olmaya başlamıştır.Vücut pH’nin hafifce alkali olmasını sağlamaksızın vücudun kendini iyileştirmesi mümkün değildir.
Alkali mi, asidik mi olmanız gerekiyor buna siz karar verin artık…! Sağlıcakla Kalın.

Kimse Kendiliğinden Delirmez…