ENERJİNİZİ KULLANMAYI ÖĞRENİN…

adsiziii1

 

 

Kafadan geçen her düşüncenin bir talep olduğuna inanıyorum…
İyi şey ister güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir…
Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.
Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanız
ve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın..
…
Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler olur, yani biri bir taş atsa bile gelir
sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz “onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor.
Neden acaba ?
Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu)’yu andırmıyor mu?
Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir araya geldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz yani dostlarla da sohbetin güzelliği, keyfi kalmadı.
Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi. Aynen devam edin,
neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeye devam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek her şeyin bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızı da kaçırdığınızı fark edeceksiniz.
Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar ki bir gün gelir birde bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş ani çıkan hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanması gereken miktarlar da olabilir.
Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsün hangi hastalıktan korkup, çağırıyorsanız size onu getirir.
Allah zaten verilen nimetlere şükretmesini bilmeyen kullarından bu nimetleri bir müddet sonra almaya başlar. Çevrenize bakın örneklerini çok göreceksiniz. Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere ÇOK İYİYİM
ÇOK ŞÜKÜR demekle işe başlayın.
Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zaman bulamıyoruz.
bulamıyoruz.
Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir. Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun. Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.
Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğe sahipse lütfen en olumlu
olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak tenine değdirsin. Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı
bir bebek olmasını istiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif bir ortamda büyütmeye çalışın, Kızgınken, sinirliyken kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizi gösterin.
Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve bilin ki çok çabuk büyüyorlar. Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri halde bunu ifade edemez ve gösteremezler.
Neden ? Ne zaman göstereceksiniz?
Yaratıcının verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz bir şükür ve teşekkür değil mi ?
Beyin öyle bir güçtür ki, insan beyin gücünü kullanarak isterse kendini felç de edebilir, öldürebilir de,
kanserini de yenebilir. Yeter ki beynini şartlandırabilsin. Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır. Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki
tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir.
Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum,
“Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor.. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor.. Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor.”. .
Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin. Bazı insanlar vardır, hep konuşurken daha yaşasam 1-2 sene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunu tekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler.
Ben bu laftan çok korkarım ,eğer bunu inanarak söylerlerse
beyinlerini öyle bir şartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler.
Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz.
İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Ne doğru bir laf değil mi?
Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi.
Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .
Ama şu anımı biliyorum, ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımda çocuklarım sağ ve ben
bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı da bilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve
en pozitif şekilde değerlendiririm.
Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem. Siz de böyle yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla 3’e bölün. Dün, bugün, yarın diye…
Biz ani stresleri çok severiz. Çünkü ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar ve hafıza, algılama, enerji süper olur.Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır.Ama siz bu stresi
kısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunu düşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.
Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon, kalple ilgili şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.
Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ? Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli..
Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın. Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi az alsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın. Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistik etki onların pozitiflenmesini sağlar.
Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim…
* Prof. Yıldız Batırbaygil

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Dereotu  Tiroid şikayetleri başlamak üzere olan hastaların imdadına yetişir.

15135734_723661604454725_6049029704239297102_n1

Dereotu  Tiroid şikayetleri başlamak üzere olan hastaların imdadına yetişir. Eğer, hekiminiz tiroid hormon düzeylerinizin takip edilmesini önerdi ise ve düzelmediği takdirde ilaca başlayacağını söyledi ise, hekiminize danışarak dereotu kürüne başlayabilirsiniz.
Hipotiroid (Tiroidin yavaş çalışması) ya da Hipertiroid (Tiroidin hızlı çalışması) durumunda, dereotu kürü uygulanacaktır. Tiroid glandının her iki durumunda da kürün uygulanış tarzı aynıdır.
Dereotu kürünün uygulanışı: Sabah, öğle ve akşam aç karnına, öğünlerden 15 Dakika önce 1 yemekkaşığı dolusu taze yeşil dereotu bir kaç kere çiğnendikten sonra 2-3 yudum Su ile yutulacaktır. Bu küre hiç ara verilmeden 3 Ay devam edilir.
Kürün ikinci ayından sonra tiroid hormonlarınızı zaman zaman kontrol ettirin, çünkü kullandığınız ilacın miktarını azaltmanız gerekebilir. İlaç azaltımını doktorunuza danışmadan kesinlikle kendi kendinize karar vermeyin.
Tiroid nodüllerinin küçülmesinde ya da ilerlemesinde de bu kür oldukça etkilidir. Bu kür sayesinde çok sayıda hasta, ilaç alımından kurtulmuştur .Var olan nodülleri de yok olmuştur. Gerekirse dereotu kürüne daha uzun zaman devam edilebilir.
Bu konuda 5 ay sonra ilaçlarını bırakan hastaların oranı yüzde 90’dır.
Dikkat:
Dereotu kürünü uygularken, hekiminizin önerdiği tiroid ilaçlarınızı mutlaka kullanınız. Kendi kendinize ilaçlarınızı kesmeyiniz. Üç aylık hekim kontrollerini ve tahlilleriniz mutlaka yaptırınız. Tahlil sonuçlarına göre hekiminiz kullandığınız tiroid ilacını azaltabilir veya kestirebilir. Altı-yedi aylık dereotu kürünü uygulayıp nodüllerinden ve tiroid ilaçlarından kurtulmuş hastaların sayısı giderek artmaktadır.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yumruğunuzu 90 Saniye Sıkın…

63c2fd955f801f9eb174da5da232de991

 

 

Amerikalı psikologlar, sağ yumruğun 90 saniye süreyle sıkılmasının hafıza oluşumuna yardımcı olduğunu, aynı işlemin sol yumrukta yapılmasının ise hatırlamayı kolaylaştırdığını açıkladı.
Plos One dergisinde yayımlanan bir araştırma, yumruk sıkma yoluyla hafızanın güçlendirilebileceğini ortaya koydu.
50 yetişkin ile yapılan deneyde, kişilerin bu yolla uzun bir kelime listesini hatırlamaya çalışırken daha iyi performans sergilediği görüldü.
Araştırmacılar, yumruk sıkmanın beyinde hafıza ile ilgili bazı özel bölgeleri harekete geçirdiğine inanıyor.
New Jersey’deki Montclair Üniversitesi’nden Ruth Propper’a göre bu araştırma, bazı basit vücut hareketlerinin beynin işleyişini geçici olarak değiştirip hafızayı geliştirebileceğini gösterdi.
Dr. Propper BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bir şey öğrenmeden hemen önce sağ yumruğun, hatırlamaya çalışırken de sol yumruğun sıkılması hafızayı geliştiriyor” dedi.
Daha önceki araştırmalarda, sağ yumruğun sıkılması ile beynin sol yarısının, sol elin sıkılması ile de sağ yarısının harekete geçtiği gözlenmişti.

Bu eylemin duygularla bağlantısı kurulmuş, örneğin sağ yumruğun mutluluk ve öfke ile, sol yumruğun ise üzüntü ve endişe ile bağlantısına dikkat çekilmişti.
Hafıza ile ilgili süreçlerde beynin iki yarısının da kullanıldığı, sol yarısının hafıza kaydında, sağ yarısının ise hatırlamada etkili olduğu düşünülüyor.
Yapılacak yeni araştırmalarla yumruk sıkmanın sözel ya da uzamsal, kelimelerin yanı sıra resim ve yerlerin de hatırlanması ile ilgili diğer zihinsel işlevleri de etkileyip etkilemediği incelenecek.
Ancak araştırma sonuçlarını kesin bir dille ifade etmek için daha fazla konu üzerinde daha fazla çalışma yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.
Londra Üniversitesi Bilişsel Sinirbilim Enstitüsü’nden Profesör Neil Burgess, hafıza üzerindeki özel etkinin kesin olarak belirtilmesi için daha geniş bir araştırma gerektiğini, örneğin taram yoluyla beynin sol ve sağ yarısına kan akışının incelenmesi gerektiğini ifade etti.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aman dikkat!!! BİR DOKTOR’un VERDİĞİ ÖNEMLİ BİLGİ!

aluminyum%20folyo-etrafca-etrafca-blogspot-aluminyum%20folyonun%20zararlari-1
“Kliniğime gelen 12 yaşlarındaki kız çocuğu, bana gelmeden yaklaşık iki sene önce aşırı halsizlik, yorgunluk ve mide bulantısı şikâyetleri ile ailesi tarafından bir tıp fakültesine götürülüyor. Teşhis aplastik anemi. Bu kemik iliğinin baskılandığı ve neredeyse tüm kan hücrelerinin sıfırlandığı korkunç bir hastalık. Devreye hemen bu hastalığın tedavisi için kullanılan kemoterapi ilaçları ve kortizon giriyor. Küçük hastamın durumu iyice kötüleşiyor. Ölümün eşiğine gelen çocuktaki asıl sorun neymiş biliyor musunuz? Ağır metal zehirlenmesi..
Zehirlenmenin kaynağı mı? Tost makinesi. Anne tost makinesinin yüzeyi çizildiği için önlem almak adına içini alüminyum folyo ile kaplamış. Yani yediği tostlarla küçük kızın vücudunda yüksek miktarda alüminyum birikmiş. Vücut ağır metallerin yükü altında, ilik baskılanmış kan hücresi üretemiyor. Neyse ki, hastam ağır metalleri vücuttan atan şelasyon tedavisine başladıktan kısa süre sonra tamamen iyileşti.
Alüminyum folyolar ısıyla temas ettiklerinde muhafaza ettikleri yiyeceğin içine alüminyum salmaya başlarlar. Bunu bilmeyen birçok ev hanımı, balığı, sebzeyi bu folyolara sarıp fırına atar. Aslında kimse bunu bilmek zorunda değil. Esas sorumluluk folyoyu yapan ve bu bilgiyi paylaşmayan üreticide, onu denetlemeyen kurumlarda. Ama maalesef kimse bizi korumadığı için, bütün tehlikeleri öğrenmek ve önlem almak yine bizlere düşüyor..”
-Dr.Ümit Aktaş
(Paylaş ki herkes bilgilensin..)

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

BÖYLE OLUR DEVRİMCİNİN VEDASI!..EFSANE LİDER FİDEL’İ HAVANA’DA MİLYONLAR UĞURLADI!..

15253488_10208737250286489_2774695336689366880_n1

Geçen hafta 90 yaşında yaşama veda eden Küba’nın efsane lideri Fidel Castro Ruz için Havana Devrim Meydanı’nda düzenlenen uğurlama töreni, Türkiye saati ile bu sabah sona erdi. Havana Devrim Meydanı’nda bir milyonun üzerinde kişinin katıldığı dev bir uğurlama törenine, birçok devlet başkanı da katıldı. Törende Küba lideri Raul Castro’nun yanı sıra Venezuela Devlet Başkanı Maduro, Bolivya Devlet Başkanı Morales, Nikaragua Devlet Başkanı Ortega da birer konuşma yaptılar.

Namibya, Cezayir, Güney Afrika, Meksika, Dominik Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Yunanistan, Çin, Vietnam, Katar ve İran da Fidel anısına düzenlenen törende devlet ya da hükümeti temsilen kürsüden söz aldı. Törene Türkiye’den de Komünist Parti Merkez Komite üyesi Kemal Okuyan katıldı. Castro’nun gençlik yıllarında gerilla üniforması resminin olduğu Devrim Meydanı’nda “Çok yaşa Devrim” ve “Fidel” sloganları atıldı.

Venezüella Devlet Başkanı Maduro törende yaptığı konuşmada, Castro’yu “O, bu dünyadaki misyonunu tamamlamanın ötesine geçti. Çok az hayat bu kadar tam, bu kadar parlaktır. Bu dünyadan ele geçirilemeden göçtü” sözleriyle andı. Törende konuşan bir diğer isimse Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega oldu. “Fidel, Raul ve yoldaşları Küba’daki ilk sosyalist devrimin mucizelerini yarattı” diyen Ortega’nın “Fidel nerede?” sorusuna anmaya katılanlar “Yo Soy Fidel” (Ben Fidel’im) diyerek yanıtladı.

Ekvador Devlet Başkanı Correa da Fidel Castro gibi bir örneğe sahip olan Küba’nın asla bir koloni olmayacağını söyledi. Correa, “Küba’yı işgal etmediler çünkü tüm ulusu kazanamayacaklarını biliyorlardı. Seninle birlikte sevgili Fidel, (Ernesto) Che (Guevara), (Camilo) Cienfuegos, (Hugo) Chavez adaletli bir dünya yaratmak için ilerlemeyi öğrendik. Komandante, son zafere kadar mücadele etmeye yemin ederiz” dedi.

Yunanistan Başbakanı Çipras ise konuşmasında “Küba’nın Fidel’i bize sosyalizm yolunun güllerle kaplı olmadığını gösterdi. Fidel, tüm dünyada bağımsızlık, özgürlük ve onur için yapılan mücadelelere ilham verdi” ifadelerini kullandı.

Törende son sözü Raul Castro aldı. Küba Devlet Başkanı Raul Castro, Havana Devrim Meydanı’nda yaptığı konuşmada, “Fidel’in görüş ve sözleri bu meydanda yankılanıyor. Fidel’in de dediği gibi; gençlik, gelecek sizin ellerinizdedir. Fidel’in varlığında olduğu gibi, savaşmaya devam edeceğiz” dedi.

4 ARALIK’TA DEFNEDİLECEK

Havana’da düzenlenen törenin ardından Castro’nun külleri, Kübalı diktatör Fulgencio Batista’nın ülkeden kaçmasının ardından Castro’nun çıktığı zafer yolculuğunun rotasının tersi yönünde götürülecek. Fidel’in külleri Havana’dan Santiago de Cuba şehrine doğru yola çıkacak ve böylece Küba’nın komünist devriminin lideri Castro’nun külleri, 1959 yılında Fulgencio Batista yönetiminin sona ermesine neden olan gerilla hareketinin başlangıç noktasına gidecek.

Castro, 1 Ocak 1959’da Batista’nın Küba’dan kaçmasıyla ülkenin doğusundaki Santiago de Cuba kentinden bir ‘zafer’ yolculuğuna çıkmıştı. Küba’yı bir uçtan diğer uca geçerek 8 Ocak’ta geldiği Havana’da on binlerce kişi tarafından karşılanmıştı.

Bu sefer ülkenin hayatını kaybeden lideri, yolculuğu tersten alacak. Külleri, 3 Aralık’ta Santiago de Cuba şehrine ulaşacak, 4 Aralık’ta ise Castro’nun cenaze töreni düzenlenecek.

Kaynak: oda

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kış Sebzelerinin Mucizelerini Hastalıklardan Korunmak İçin Kullanın

12299276_10153788050197431_73611689512417682_n1
Kış aylarında yetersiz beslenme, vitamin ve mineral eksikliği bağışıklık sistemimizin zayıflamasına ve hastalıklara karşı vücudumuzun zayıf düşmesine neden oluyor.
Günlerin kısaldığı, kışın soğuk yüzünü gittikçe daha çok hissettirmeye başladığı bugünlerde vücudumuz hastalıklara karşı direnci azalıyor. Bu yüzden özellikle kış aylarında bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesi gerekiyor. Grip ve soğuk algınlığı gibi bağışıklık sistemimizin zayıf anını yakalamaya çalışan sinsi hastalıklara karşı durabilmek için beslenmemize dikkat etmemiz ve vücudumuz için gerekli vitamin ve minerallerden yeterince almamız gerekiyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi ve sağlıklı bir kış geçirmek isteyenler, aradıkları mücizeyi kış sebzelerinde bulabilirler.
Sağlıklı bir kış için neler yapabiliriz;
Kış hastalıklarından korunmak ve savunma kalelerimizi güçlendirmek için A ve C vitaminlerini yeterince tüketmemiz gerekir. Kış sebzeleri ve meyveleri de bu vitaminler bakımından oldukça zengindir. Portakal, mandalina, greyfurt, havuç, kivi, karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası, maydanoz, tere, ıspanak gibi sebzeler ve bitkiler A ve C vitamini açısından zengin besinlerdir. Salata ve sebze yemeklerini ana öğünlerimizde mutlaka bulundurmalı, günde 2-3 porsiyon mevsim meyvelerinden tüketmeye özen göstermeliyiz.
Sebzeler günlük beslenmemizin vitamin ve mineral kaynağını oluşturur. Sebzeleri soframızda yemek ve salata olarak kullandığımızda günlük posa ihtiyacımızın da karşılanmasına yardımcı oluruz. Posanın günlük olarak düzenli tüketimi bağırsak aktivitesinin düzenli olmasını sağladığı gibi, kan yağlarının düşürülmesine de yardımcı olur. Sebzeler hücrelerimizin hasara uğramasını engelleyen ve böylece kronik hastalıklara karşı bizi koruyan antioksidan öğelerden de zengindirler. Özellikle vitamin kaynağı meyveleri de düzenli olarak tüketmemiz gerekmektedir. Meyvelerin suyunu sıkıp içmek yerine katı olarak tüketmek C vitamininden daha fazla yararlanmamızı sağlar.
Mevsimlerle beslenme şeklimiz arasında ciddi bir bağlantı var. Doğa mevsimlere göre ihtiyacımız olan besinleri bize sunuyor. Sebzeler yaz sezonuna göre daha çok çeşitlendi. Pırasa, karnabahar, ıspanak, lahana, Brüksel lahanası, kereviz, brokoli sonbahar sebzeleridir.
SONBAHAR SEBZELERİNİN BESİN DEĞERLERİ
Pırasa: Soğan gibi yapısında kükürtlü bileşikler içerir. Bu kükürtlü bileşiklerin antibiyotik, antiviral, tansiyon düşürücü gibi olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.
Lahana: Çiğ lahana çok iyi bir C vitamini ve karoten kaynağıdır. Pırasa gibi kükürtlü bileşiklerden zengindir ve histidin aminoasidini de içermektedir. Histidin vücudumuz için mutlaka dışarıdan almamız gereken bir aminoasittir. Histidin, hemoglobinin yapısına girmekte ve folik asidin işlevlerini görmesine yardımcı olmaktadır. Yemeğini pişirdiğimiz beyaz lahanın enerjisi çok düşük olduğu için zayıflama diyetlerinin de baştacıdır. İyi bir ödem söktürücüdür ve beyaz lahana suyunun ülsere oluşumuna engel olan faktörler içerdiği bilinmektedir.
Brokoli: C vitamininden ve beta karoten açısından zengindir. İyi bir kalsiyum ve demir kaynağıdır. Ayrıca brokolinin içinde bulunan sülforafan adlı maddenin antikanserojen bir özellik taşıdığı tespit edilmiştir.
Brüksel Lahanası: Lahana familyasındandır. Özellikleri brokoliyle aynıdır.
Karnabahar: Lahanagillerdendir. İyi bir C vitamini kaynağıdır, yapısında E ve B grubu vitaminleri de içerir. Kükürtlü bileşenlerden zengindir. Kükürtlü bileşenlerin diğer faydalarının yanı sıra antioksidan aktiviteleri de yüksektir.
Kereviz: İçeriğinde yüksek oranda tuz içerir, bu yüzden pişirirken mümkün olduğunca az tuzla pişirmekte fayda vardır. İdrar söktürücü özellik gösterir. Enerjisi düşüktür, 100 gram kök kereviz 40 kaloridir, bu yüzden kilo verme ve koruma diyetlerinde rahatlıkla kullanılabilir.
Ispanak: Demir içeriği yüksek olan ıspanağın, okzalat içeriği yüzünden içindeki demirden insan vücudunun faydalanma oranı düşüktür. Karoten, C vitamini açısından da zengindir. İyot içeriğinin yüksek olunduğu pek bilinmez, ama özellikle büyüme çağındaki çocuklar ve gebelerde alımı çok önemli olan iyot açısından değerli bir besindir.
Kışın D vitamini ihtiyacını balıkla karşılayın
Güneşin kendini daha az hissettirdiği kış aylarında D vitamini ihtiyacını da karşılamamız gerekiyor. Güneşli saatlerde 20-25 dakika kadar açık havada güneşin enerjisini almak D vitamini ihtiyacımızı karşılamamıza yardımcı olacaktır. Balık, omega-3 yağ asitlerini almamızı sağlarken, D vitamini acısından da tercih edilmesi gereken önemli bir besindir. Haftada 2 kez balık yemek kalp sağlığınızı korumaya yardımcı olurken, kemiklerimizin de güneşin eksikliğini (D vitamini yetersizliği) daha az hissetmesine sağlayacaktır.
Dyt.Canan Aksoy

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beklenti her zaman mutsuzluk demektir.

hqdefault1

 

 

Beklenti her zaman mutsuzluk demektir. İster seçimle ister başka bir şeyle olsun… Zaman zaman öğrencilerim bana gelip hayatlarının çok kötü bir döneminden geçmekte olduklarını söylerler. Ben de onlara bunun harika bir şey olduğunu söylerim. Bu bir fırsattır. Normal koşullarda asla fark edemeyeceğimiz zayıflıklarımızı ve kusurlarımızı ancak canımızı çok yakan koşullar altında görebiliriz. Koşullar iyiyken zayıflıklarımız ve kusurlarımız, zamanı geldiğinde bizi çürütmek ve yok etmek için saklanırlar. Bu sebeple hastalığımızı anlamak için belirtilere ihtiyacımız vardır. Bu belirtiler ise yalnızca kötü zamanlarda ortaya çıkar.
Zor zamanların sağladığı keşfetme, öğrenme, çözüm bulma, değişme ve iyileşme süreçlerini teker teker kullanabilmenin koşulu ilk olarak ıstırap çekerken sakin sakin beklemek, tahammül etmek, korkularımıza karşın kıpırdamadan durup olmakta olanı gözlemlemektir. Sakın ola kendinizi rahatlatacak geçici çözümlere baş vurmayın. Biliyorum ki bu koşullar altında bir an önce acıyı geçirmek için geçici bir çözüme kaçmak isteyeceksiniz. Sakın bunu yapmayın. Durun. Sabredin. Gözlemleyin. Anlayın. Geçici çözümlerin hiçbiri kolay değildir. Geçici çözümlerin yaptıkları şey o an için acıyı bir miktar hafifletmek ama temelde acının şiddetini ve süresini artırmaktır. Cesaretle durmak ve durumu anlamak, ardından çözümü keşfetmek, hayalperestliği bırakmak ve sonra adım adım ilerlemek en hızlı ve etkili yoldur. Niçin adım adım? Çünkü karşınızda yapmanız gereken şey size devasa görünecektir. Sakın bunun sizi ürkütmesine izin vermeyin. Küçük adımlarla ilerlemeyi sürdürün. Mutlaka ama mutlaka ilerleyecek ve çözüme ulaşacaksınız. Hem de tahmininizden çok daha kısa bir sürede.
Bilgeliğe ve mutluluğa giden yol yalnızca güneşli günlerde yürüyerek kat edilemez. Eğer fırtınayı ve olumsuz koşulları görüp de geri dönerseniz hedefinize varamazsınız. Unutmayın ki bir sonraki yola çıkışınızda yolun bir noktasında kendinizi yeniden kötü koşullarda bulacaksınız. Bu yol uzundur ve yalnızca her koşul altında yürüme kararlılığında olanlar tarafından kat edilebilir. Her insan bu yolda yürümek için gerekli donanıma sahiptir. İnsanın anlamı ve işlevi yürümek ve ilerlemektir. Eğer yürürseniz anlamınızı bulursunuz. Durursanız anlamınızı yitirsiniz. Durmayın. Yürüyün.
En içten dostluk duygularımla

Cem Şen

Bir Büyük Sözü Dinleyin: Efsanevi Sanatçı Leonard Cohen’den Hayat Dersi Niteliğinde 17 Söz

Leonard Cohen 40 yılı aşkın müzik hayatında bilgelik, aşk, hüzün dolu şarkı sözleriyle, şiirleriyle ve bir de kitabıyla adeta bizi şekillendirdi. Cohen’i ilah belleyen 3 nesil yanılıyor olamaz!

Cohen’in tecrübesinden sual olunmaz. Aşk, hayat, felsefe, onun işi!

1. “Genellikle melankolik ve karanlık olmakla suçlanıyorum. Oysa dünyanın en neşeli adamıyım. Karamsar da değilim. Karamsarlık sürekli yağmurun yağacağını hissetmektir. Oysa ben üstümün başımın çoktan sırılsıklam olduğunu biliyorum.”

 

2. “Şiir hayatın kanıtıdır. Eğer hayatın alev alev yanıyorsa, içinden dökülen şiir, bu hayatın külleridir.”

3. “Aşk bir ateştir. Herkesi yakar, herkeste iz bırakır. Dünyanın çirkinliğinin bahanesi budur.”

4. “Biz deli değiliz. Biz insanız. Sevgi istiyoruz. Sevilmek için seçtiğimiz yollardan dolayı birileri bizi affetmeli… Çünkü o yollar karanlık ve zalim!”

5. “Bana ‘aşk adamı’ lakabı takılması, beni yapayalnız geçirdiğim yüzlerce gece yarısında acı acı güldüren bir şaka… ”

6. “Bir yarayı göstermek kolaydır. Hele hele görkemli, büyük bir savaş yarasını. Fakat ufak sıyrıkları göstermek, işte bu cesaret ister.”

 

7. “Zenginler ve fakirler arasında bir savaş var. Kadınlar ve erkekler arasında bir savaş var. ‘Bir savaş var’ diyenler ve ‘Savaş yok’ diyenler arasında bile bir savaş var.”

8. “Bir kadının tüm ihtiyaçlarını karşılayan ve ruhuna hitap eden erkek, dünyada sadece bir tane olabilir; fakat her erkek, herhangi bir kadının varlığı karşısında kendisini mutlu hisseder. İşte kadınların ve yaratıcımızın yüceliği buradadır.”

 

9. “Erkeklerin yaradılışındaki en orijinal özellik huzursuz olmalarıdır. Bu yüzden dünya üzerinde sürekli yeni sistemler kurulur ve değişim sağlanır. Eğer Hitler, Nazi Almanyası’nda doğmuş olsaydı, yine sistemi değiştirmek isterdi.”

10. “Mükemmeliyeti boşver. Her şey kusurludur. Her şeyin üzerinde çatlaklar vardır. Işık da bu çatlaklar ve kusurlar sayesinde görünür.”

11. “Şair olmak bir meslek değildir, kaderdir.”

12. “Reenkarnasyon kavramını tam olarak anlamıyorum; fakat dünyaya bir daha geleceksem, kızımın köpeği olarak gelmek isterim.”

 

13. “İnsanların açlıktan kırıldığı, kurşunlandıkları, zindanlarda tırnaklarının söküldüğü bir dünyada yaptığım ‘şarkı yazmak’ mesleğimi pek de önemseyemiyorum. Evet, çok çalışıyorum, ama ne için?”

14. “Çocuklar yaralarını bir madalya gibi gösterirler. Sevgililer ise yaralarını verilecek kıymetli bir sır gibi kullanırlar. Yaralar, kelimelerin gerçeğe dönüşmesidir. Yaralar konuşur.”

15. “Biz müziği eğlenmek için yapardık. Şimdiki gençler ise eğer para kazanamayacaklarsa, gitarı ellerine bile almıyorlar.”

16. “Kadınlar kendi vücutlarına pek beğenmeden uzun uzun bakarlar. Sanki bedenleri, aşk denilen bu savaşta pek de güvenmedikleri bir müttefikmiş gibi.”

17. “İngiliz gazeteciler bana karşı çok zalimdi. Sadece 3 akor bildiğimi yazdılar. Oysa ben 5 akor biliyorum.”

kaynak: listeliste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİRŞEY ALMAK İSTİYOSAN ÖNCE VERMEYE HAZIR OLACAKSIN. VERMESİNİ BİLMİYORSAN ALAMAZSIN

hands1

 

 

Bir gezgin, dağ bayır gezerken bir akarsuyun içinde değerli bir taş bulur. Ertesi gün yolda bir adamla karşılaşır. Adam çok açtır. Gezgin torbasındaki yiyeceği karşılaştığı bu kişiyle paylaştırır. Ama erzak çantasını açarken adamın gözü çantadaki değerli taşa ilişir. Gezginden bu değerli taşı kendisine vermesini ister. Gezgin hiç duraksamadan değerli taşı adama uzatır. Adam başına konan talih kuşundan memnun, aceleyle oradan uzaklaşır. Artık kendisine ömür boyu maddi güvence sağlayacak değerli taşın sahibidir.
Bir kaç gün sonra gezgin, arkasından koşarak kendisine yaklaşan adamı görür. Adam nefes nefese değerli taşı gezgine uzatır.”Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm. Bu taşın ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Ama onu sana geri vermek senden daha değerli bir şey almak istiyorum.
Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise ondan istiyorum” Sahip olduğun maddi şeyleri vermek, vermenin en kolay yoludur. Ama burada bile takılı kalan ne çok insan var. Gerçek vermek, kişinin kendinden, özünden vermesidir.
Emerson’un dediği gibi: “Yüzükler ve mücevherler armağan değildir. Gerçek armağanı veremediğin dilenen özürdür. Gerçek armağan kendinden bir parçayı verebilmektir.” Dünyaya sahip olduğunun en iyisini ver, en iyi sana geri gelecektir.
Kendinin en iyisini vermeye bugün başla. Sevdiklerine zamanını ver, dikkatini ver, ilgini ver, bilgini ver, pozitif bakış açını ver, onlara değer ver. Yüreğindeki armağanları ver, sevgini, anlayışını, neşeni, şefkatini ver, affediciliğini ver. Zihnindeki armağanları ver, rüyalarını, fikirlerini, yaratıcılığını, yeteneklerini sun dünyaya. Yüreğini sunduğunda kendini iyi hissedersin, kendine olan güvenin artar, en önemlisi kendine verdiğin sevgi ve değer artar. Ne verirsen kendine veriyorsun. Şunu daima hatırla: Kendine sakladığın, kaybetmekten korktuğun her ne ise onu kaybedersin. Verdiklerin ise senindir.
NİLGÜN Mutluluk Kitabı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇOK ESKİ BİR TEDAVİ YÖNTEMİ…MUTLAKA UYGULAYINIZ.

zeytin1

 

 

MUTLAKA UYGULAYINIZ.SONUCUNU GÖRECEK VE GERÇEKTEN RAHATLADIĞINIZ HİSSEDECEKSİNİZ.SAĞLIKLI GÜNLER DİLİYORUM.
Günde 1 kaşık zeytinyağı ağızda 15-20 dakika dolaştırılıp tükürünüz.

Ağızda yağı dolaştırırken (Ağzınız kapalı olacak ve sadece burundan derin derin nefes alacaksınız ) tükürük bezleri enzim salgılamaya başlıyorlar. Bu sıvı ile beraber ağızdaki toksitler de yağ ve enzim tarafından emiliyorlar. Mide sizin yağı yutacağınızı düşünerek enzim salgılamaya başlıyor. Ve bu enzimler de mideyi temizliyor. Karaciğeriniz de ayni yanılgıya düşerek yani yağı yutacağınızı düşünerek bol miktarda safra salgılamaya başlıyor. Karaciğerin bol miktarda safra salgılaması da karaciğerdeki safra kanallarındaki toksinlerin atılmasını sağlıyor. Safra karaciğeri ve bağırsakları temizliyor, ayni zamanda mideden gelen enzimler de bağırsaklara ulaşıyorlar. Daha sonra da boşalttım yoluyla dışarı atılıyorlar

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BUGÜN VE HERGÜN HERŞEYİ İLE BÜTÜN SAĞLIKLI BİR BİREY OLMAYI SEÇTİM

tepe-home-ruzgar-cani-13282785381

 

 

BUGüN
Mutlu, sağlıklı ve bütün olmayı seçiyorum.
BUGÜN
Geçen günden daha İyi olmayı seçtim.
BUGÜN
Bedenimin mesajlarını sevgiyle dinliyorum.
BUGÜN
Bedenim, ruhum ve kafam sağlıklı bir takımı oluşturdu.
BUGÜN
Kalbimi açtım ve şifa yeteneğimin akmasına izin verdim.
BUGÜN
Bedenim içinde yaşamak için muhteşem bir yer oldu.
BUGÜN
Bedenimdeki her hücre aklımdan geçen her düşünceye cevap veriyor, bu nedenle düşüncelerim olumlu, huzur dolu, sevgi dolu.
BUGÜN
Gün boyunca derin nefes alıp veriyorum bedenimi ve zihnimi derinden gevşeterek daha da huzur buluyorum.
BUGÜN
Kalbimden gelen sevginin bedenimin her parçasını duygularımı
ruhumu ve zihnimi temizleyip şifalandırmasına izin veriyorum.
BUGÜN
BUGÜN ve her gün bedenimin doğal arzusu sağlıklı ve bütün olmak.
BUGÜN
İçimde muhteşem, dinamik bir enerji hissediyorum.
BUGÜN
BUGÜN ve her gün sağlığım daha iyiye gidiyor.
BUGÜN
Zihnim ve bedenim kusursuz bir dengede. Sağlıklı ve uyumluyum.
BUGÜN
Bedenimin olaganüstü, akıl almaz bir makine olduğunun farkındayım ve bu bedenin içinde yaşamanın bir ayrıcalık olduğunu hissediyorum.
BUGÜN
Değerli hayat nefesini içime çekiyorum ve bedenimin, zihnimin ve duygularımın gevşemesine izin veriyorum.
BUGÜN
Şahane görünüyorum ve kendimi şahane hissediyorum.
BUGÜN
Kendime sevgiyle şefkat göstermek bana keyif veriyor.
BUGÜN
Tamamen iyileşmek için ihtiyacım olan her insanı, yeri ve neşeyi hayatıma getiriyorum.
BUGÜN
Bedenimi tam bu haliyle onaylıyorum.
BUGÜN
Kusursuz, canlı, pırıl pırıl sağlığım için müteşekkirim.
BUGÜN
Güç ve bütünlük bedenime geri dönüyor.
BUGÜN
Bedenimi dinliyorum ve ihtiyaclarına sevgiyle cevap veriyorum.
BUGÜN
Şifaya değer olduğumu biliyorum.
BUGÜN
Kendimi kabullenerek bütünlüğe ve sağlığa yerleşiyorum.
BUGÜN
Bedenimdeki her hücre zihnimdeki olumlu imgelere olumlu tepki veriyor.
BUGÜN
Bedenimdeki her organ, kas, eklem ve hücre seviliyor ve onaylanıyor.
BUGÜN
Bedenim nasıl sağlıklı olacağını biliyor.
BUGÜN
Sağlık yanımdan hiç ayrılmayan yol arkadaşımdır.
BUGÜN
Sağlıklı dünyamda her şey yolunda.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DENEYİN FAYDAYDASINI GÖRCEKSİNİZ TAMAMEN DOGAL

15318002_1219641724769493_6104233712359867906_n1
Hayatımız boyunca pek çok sebeple vücüdumuzda biriken toksinler, bizde başta hastalıklar olmak üzere, pek çok sağlık sorununa sebep olan bir durum. Vücutta biriken bu zehirlerin dışarı atılması çok daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmemiz için son derece önemlidir.
Toksin Attırıcı içeceklerin başında su gelmekte hepimizin bildiği gibi.. Suyu bir de bizim önerdiğimiz şekilde içmeyi deneyin deriz.. Vücuttan toksinlerin atmanın en pratik yolu.. Hem toksinlerden kurtulacaksınız, hem de bazı ek faydalarını da göreceksiniz. Şimdi bir sürahi alın ve içine mümkünse, PH değeri 8 üzerin olan su doldurun.. Vereceğimiz tariflerden herhangibirini uygulayabilirsiniz..
Limonlu Su : Birkaç dilim limon atın. Limon vücudun temizlenmesi ve alkali olmasına katkıda bulunacaktır.
Nanenli Su : Birkaç dal nane ekleyin. Hem suyun tadı güzel hale gelecek, hem kokusu! Midenize ve sindiriminize de destek verecektir.
Salatalıklı Su : Dört-beş dilim salatalık ekleyin. Salatalık vücudunuzun nemlenmesi için harikadır ve inflamasyona karşı etkilidir.
Zencefilli su : Bir bilemediniz iki ince dilim ekleyin. Midenize iyi gelecek ve sindiriminize de. Özellikle gastritiniz varsa. Bu suları bir gece buzdolabında bekleterek kullanırsanız, daha da etkili olacaktır. En azından birkaç saat..

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karaciğer, Pankreas ve Böbreklerdeki İltihaplanmayı Azaltan İçecekler

 

Vücudu temizleyip, genel işleyişini düzenlemekle görevli bu organlardaki iltihaplanmayı azaltmak için en iyi yöntem, su ve antioksidanlar açısından zengin olan taze meyve ve sebzeler tüketmektir. 

Bildiğiniz üzere, sağlıklı bir karaciğer sağlıklı ve zinde olduğunuz anlamına da gelir.

Böbrekleriniz de ayrıca toksinlerden ve aşırı sudan arınmanızda rol oynarken, kan basıncını düzenleme, D vitamini ve hormon üretme gibi diğer işlemlere de yardımcı olur.

Dahası, her gün enzim ve mineraller açısından zengin doğal içecekler içmek kadar basit bir şey pankreasınızdaki iltihaplanmayı azaltarak, daha iyi bir sindirim sağlar ve hücrelerinizdeki hasarla savaşmanıza yardım eder.

İşte bu yüzden, bugün sizi bu organlardaki iltihaplanmanın azalmasına yardım edecek bazı sağlıklı ve lezzetli içecekleri keşfe davet ediyoruz. Not almanıza değecekler.

İltihaplanmayı azaltmak için aloe vera, klorofil ve limon suyu

2-aloe-suyu

Malzemeler

  • 3 yemek kaşığı aloe vera jeli (45 g)
  • 1 limonun suyu
  • 1 yemek kaşığı klorofil (10 g)
  • 1 bardak su (200 ml)

Hazırlanışı

  • Bu üç malzeme yalnızca iltihaplanmayı azaltmayacak, bunun yanında içeriğindeki az miktardaki klorofil organların işleyişini en iyi durumu getirecek. Bu ürünü eczanelerde ya da aktarlarda bulabilirsiniz.
  • Bu suyu yapmak için yalnızca üç yemek kaşığı aloe jelini limon suyu ve suyla beraber karıştırıcıya ekleyin.
  • Homojen bir sıvı elde edene kadar işleme devam edin ve bir yemek kaşığı klorofille karıştırmayı da unutmayın. Harika bir tıbbi tedavidir.

Keşfet: Nemlendirici Aloe Vera Sabununu Nasıl Yaparız?

Pancar, portakal ve havuç suyu

Pancar her detoks diyetinin temel parçalarından biridir ve etkin bir biçimde iltihaplanmayı azaltır.

Pancar suyunu, havuçtaki ve portakaldaki A ve C vitaminleriyle birleştirdiğinizde lezzetli ve sağlıklı bir ilaç elde edersiniz.

Nasıl yapılır öğrenmek için bir kulak verin.

Malzemeler

  • 1 pancar
  • 1 portakalın suyu
  • 2 havuç
  • 1 bardak su (200 ml)

Hazırlanışı

  • Tüm malzemeleri iyice yıkayarak başlayın; ardından hem pancarı hem havucu doğrayıp parçalara ayırın. Bu işlem karışmalarını kolaylaştıracak.
  • Sonrasında portakal suyunu, pancarı, havucu ve suyu blendere koyun.
  • Homojen bir içecek elde edene kadar karıştırın ve günün erken saatlerinde keyfini çıkarın. Çok iyi hissedeceksiniz.

Kereviz, havuç ve sarımsak suyu

3-yesil-icecek

Bu tarifteki sarımsağın varlığına şaşırmış olabilirsiniz. Güzel, hatırlamanızda fayda var ki sarımsak, dünyadaki en güçlü doğal antioksidan ve antibiyotikten biridir.

Yalnızca iltihaplanmayı azaltarak yardım etmez, ayrıca böbreklerinizdeki toksinleri temizler, pankreasınızın işleyişini düzene sokar ve  karaciğerinize de iyi gelir.

O küçük bir diş sarımsağı bu doğal içeceğe eklemeyi unutmayın, çünkü etkileri gerçekten inanılmaz.

Malzemeler

  • 1 sap kereviz
  • 2 havuç
  • 1 diş sarımsak
  • 1 bardak su (200 ml)

Hazırlanışı

  • Hazırlaması kolay ve çabuk. Öncelikle kerevizi ve havuçları iyice yıkayın, sonrasında tüm yapmanız gereken bir bardak su ve sarımsakla birlikte her şeyi blendere eklemek.
  • Blenderde iyice karıştırın ve bu içeceği günün erken saatlerinde tüketin.

Keşfet: Pankreası Doğal Yöntemlerle Arındırın

Elma ve keten tohumu suyu

4-elma-suyu

Keten tohumu iltihaplanma karşıtı, idrar söktürücü ve canlandırıcı özellikleri bulunan tıbbi amaçlı bir bitkidir. Sindirim sistemi sağlığınızın bakımına yardımcı olur ve iltihaplanmaları önleyip sindirim işlevini düzenler.

Keten tohumunun faydalarını doğal elma suyuyla karıştırdığınızda kayda değer etkilerle karşılaşacaksınız.

Yine de tüm faydalarından yararlanmak adına, az yağ ve koruyucu içeren çeşitli ve dengeli bir beslenme düzeni sürdürmeniz gerekmektedir.

Malzemeler

  • 2 elma
  • 1 bardak su (200 ml)
  • 1 çay kaşığı keten tohumu tozu (5 g)

Hazırlanışı

  • Her şeyden önce, keten tohumu tozunu doğal ürün satan mağazalarda/aktarlarda bulabilirsiniz. Gıda takviyesi olarak salatalara, yoğurda ya da meyve sularına iyi bir ektir.
  • Unutmayın ki her zaman, sevdiğiniz herhangi bir çeşitte, organik üretilmiş elmaları tercih etmelisiniz. Ancak daima taze olduklarından da emin olun.
  • Yapmanız gereken ilk şey elmaları yıkamak. Sonrasında soyun ve çekirdeğini çıkarın. Ardından, tüm malzemeleri karıştırmaya başlayın.
  • İçeceğinizin çok koyu olmadığından emin olmak için bir bardak suyu ve keten tohumu tozunu eklemeyi de unutmayın. Bunu sabahları için.

Bunu da okumanızı öneririz: Patlıcan suyuyla göbek yağlarına elveda

Sonuç olarak, burada paylaştığımız herhangi bir içeceği deneyin. Hangileri sizi daha iyi hissettiriyor görün ya da basitçe evinizde bulunan malzemeleri kullanın. Beslenme düzeninize dikkat edip yaşam stilinizi de düzeltirken, bu içecekleri her gün düzenli olarak içmeniz önemli.

Bugün hangisini deneyeceksiniz?

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Arrival…

arrival-turkce-afis-2016-10-21-14-13-221

Benim gibi uzaylıları merak eden ve görmek isteyen birinin kaçırmak istemeyeceği bir film…

Dünyanın 12 değişik noktasına iniş yapan uzaylılarla iletişim kurmaya çalışan dil bilimci kahramanız sonunda bunu başarır. Bunda gördüğü hayallerin (anıların) da etkisi büyüktür.

Dünyadaki ülkeler önceleri uzaylılarla ilgili edindikleri bilgileri paylaşırken sonra bundan vazgeçer ve onlara karşı savaş ilan ederler.

Dilbilimcimizse bu savaşı engellemekte başarılı olur ve dünyayı birleştirir.

Bu arada kendi hayatı için de önemli bir karar vermelidir. Tüm geleceği bilerek ve bunda çok tatsız şeyler olacağını bilerek yine de aynı seçimleri yapmalı mıdır?

Zaman kavramı, dil bilimine getirdiği bakış, geleceği bilmek faydalı mı gibi bir çok soruya cevap arayan filmi mutlaka izleyin…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

KENDİ TERCİHLERİNİZLE YAŞAMAK

images8

 

Seni yiyip bitiren değersizlik fikri milyonlarca insanı da yiyip bitirmektedir. Çocukluktan itibaren toplum bireyin özgürlüğünü ele geçirmeye başlar. Onlar senin bir başkası olmanı isterler, kendin olmanı değil. Kendini değersiz hissetmenin sebebi budur.
Bu çok doğal – sen asla bir başkası olamazsın; içten içe kendine ihanet ettiğini hissedersin. İçten içe, her insanın doğal hakkı olan mutluluğu, özsaygıyı, gururu ve varoluşun sana hayatla birlikte sunduğu saygınlığı hissedemezsin.
Kendin olmana izin verilirse, kendini asla değersiz hissetmezsin. Ama toplum senden bir koyun olmanı ister. Sen bir ceylan olmanın, bir kaplan olmanın, bir aslan olmanın ya da bir kartal olmanın niteliklerine sahip olabilirsin ama toplum senden tek bir şey olmanı ister. Herkes koyun olmak zorundadır. Şimdi eğer sen bir aslanı bir koyun olmaya zorlarsan, o kendini değersiz hisseder.
Sen ona, doğal olmayan bir şey dayatmış olursun. Kimse seni olduğun gibi sevmez; herkes senden şunu olmanı, bunu olmanı ister. Elbette eğer onların taleplerini karşılarsan sevilir, sayılırsın, ama bu çok tehlikelidir; kendini kaybetmek zorunda kalırsın. Sadece ikiyüzlü biri olursun. Onların saygısını, sevgisini kazanmak nedir ki – sen ruhunu kaybetmişsindir.
Sen evrendeki yerini, alanını, en önemli benliğini ve bilincini kaybetmişsindir.
* OSHO