KENDİMİZİ KANDIRDIĞIMIZ 20 BÜYÜK YALAN VE BUNLARDAN KURTULMANIN YOLLARI

nocanvas_stres-6pt_2[1]

1 “KEŞKE DAHA FAZLA ZAMANIM OLSA”

Herkesin söylediği en beylik yalanlardan biridir Günün 24 saat oluşunu dünyada hiçbir kuvvet değiştiremeyeceğine göre boş yere “Keşke bir gün 40 saat” olsa gibi cümleler kurmayın Günü nasıl planladığınız işte bu noktada daha da çok önem kazanır Öncelik listenizi belirleyin İşleri delege etmeyi öğrenin Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın Sistemli ve planlı olun Göreceksiniz daha fazla şey yapabilmişsiniz

2 “BEN DE SİZİ ARAYACAKTIM”

Unuttuğunuz ihmal ettiğiniz ya da konuşmak istemediğiniz için telefon açmadığınız biri ahizenin diğer ucundaysa genelde bu yalana başvururuz Yalan söylemek yerine sadece bir “Merhaba” deyip yumuşak bir geçiş yapmayı deneyin İnanın karşınızdaki kişi de günün birinde başkalarına “Ben de sizi arayacaktım” dediği için yalan söylüyor olma ihtimalinizi hissedebilir

3 “KİMSE BENİ TAKDİR ETMİYOR”

Siz belki de keşfedilmemiş bir Mozart sınız Ama eğer bu kadar yetenekliyseniz bunu dünyayla paylaşmanın bir yolunu da bulmalısınız Keşfedilmeyi beklemek yerine yeteneklerinizi ortaya koymaktan korkmayın

4 “BEN DE SİZE AYNI ŞEYİ SORACAKTIM SİZCE NE YAPALIM BU KONUDA”

Genellikle işyerinde üstlere söylenilen bu cümle aslında; “Bu konuyu unuttum İyi ki hatırlattınız”ın Türkçesi dir Not alın Planlı olun ve önce siz sorun Ama yok eğer sizden önce müdürünüz bir konuda size bir şey sormuşsa sadece soruyu cevaplayın Bu cümleyle cevaba başlarsanız inandırıcılığınızı yitirirsiniz

5 “ONU YAPACAĞIM AMA BİRAZ SONRA”

Bu cümleyi çok kullanırsanız bir süre sonra kendiniz bile buna inanmaya başlarsınız Ertelemeyin İşi zamanında yapmak planlı ve sistemli bir hayat için gereklidir

6 “JULIA ROBERTS A BENZESEYDİM HER ŞEY DAHA KOLAY OLURDU”

Julia Roberts ya da bir başkasıGüzelliği ve yeteneği ile ünlü başka herhangi biri yerine sadece kendiniz olmayı seçin Çevrenizdekiler sizi sevdikleri için yanınızdadırlar

7 “BİRAZ KİLO VEREBİLSEYDİM/İSTİFA ETSEYDİM/BİR SEVGİLİM OLSAYDI VS HER ŞEY HARİKA OLURDU”

Biraz kilo vermiş işinizden istifa edip dilediğiniz gibi özgür kalmış olabilirdiniz ama emin olun her şey yine şimdiki gibi olurdu Çünkü siz yine şikayet edecek başka şeyler bulurdunuzMutluluk ve memnuniyet birlikte seyreder ve siz de sahip olduğunuz güzel şeyleri takdir edebilme yeteneğine sahipsiniz bunu unutmayın

8 “AYNASI İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ KİMSEYE KENDİMİ KANITLAMAMA GEREK YOK”

İnsanın kendini övmesine pek sıcak bakılmaz ama kendini övmek yerine “Kimseye kendimi kanıtlamam gerekmiyor” demek de başvurduğumuz bir başka yalandır Yalan yerine yeteneklerinizi ve yapabileceklerinizi söylemek daha iyidir Kendinizden bahsetmezseniz karşılığında kocaman bir sıfır alabilirsiniz

9 “ASLINDA BENİ SEVİYOR AMA SÖYLEMEYE ÇEKİNİYOR”

Sizi istemeyen birini siz neden isteyesiniz ki? Eğer gerçekten aşktan korkuyorsa unutun gitsin O kişiyle bir ilişki yaşarsanız ilişki sırasında korkacak başka şeyler de bulabilir

10 “ZATEN ASLINDA ONU ÇOK SEVMEMİŞTİM”

İnsan ulaşamadığı şeyi kötüler Siz de geçmişte kısa bir süre olsa bile bir birliktelik yaşadığınız ama erkek arkadaşınızın isteği üzerine biten bir ilişkinin ardından bu yalana başvurmuş olabilirsiniz Tercihlerinizi baştan doğru yapın ya da gerçekle yüzleşmekten çekinmeyin

11 “ONU ALDATTI AMA BENİ ASLA ALDATMAYACAK”

Belki de hepimizin hayatının bir döneminde duyduğu en büyük yalanlardan biridir bu Siz gerçekten bu cümleyi söyleyen kişiye inanıyor musunuz? Sizden önceki kız arkadaşına sadakat konusunda yalan söyledi Size neden söylemesin ki?

12 “SADECE HAYIR DİYEMEDİM”

Aslında diyebilirdiniz ama karşınızdaki insanın ne duymak istediğinden emin olmadığınız için yalana başvurdunuz Belki onaylanmamaktan ya da karşı tarafın tepkisinden korkuyorsunuzdur cesur olun Ne olursa olsun insanın kendi inandığı şeyleri söylemesi her zaman daha iyidir

13 “BAZILARI ŞANSLI DOĞUYOR VE BEN ONLARDAN BİRİ DEĞİLİM”

Bu kendi kaderinizi kontrol etme gücünü azaltan bir yalan Kendi kaderinizi kendiniz yaratabilirsiniz İnandığınız bir şeyi yapamamanız söz konusu bile olamaz Yeter ki siz yapmak isteyin Böylece siz de kendi şansınızı yaratmış olacaksınız

14 “YALAN SÖYLEDİĞİMİ ASLA BİLMEYECEKLER”

Bir yalanınız çevrenizdekiler tarafından hiçbir zaman fark edilmemiş ve hayat sanki hiç yalan söylememişsiniz gibi devam ediyor olabilir Ama bu günün birinde yakalanmayacağınız anl***** gelmez Yalan yalanı doğurur Üstelik bir süre sonra herkesi kendiniz gibi görmeye başlayacak kendinizi yalan bir dünya içinde bulacaksınız

15 “İSTEDİĞİM ZAMAN BIRAKABİLİRİM”

Sigara size zarar veren bir erkek arkadaş ya da alışveriş çılgınlığıNe olduğu fark etmez Kötü bir alışkanlığınız olduğunu bilip istediğiniz zaman bırakabileceğinizi ileri sürmek de en büyük yalanlardan biridir Eğer bunu iddia ediyorsanız kanıtlamanın bir tek yolu var: kötü alışkanlığı bırakmak

16 “BANA GÖRE DEĞİL”

Hep mükemmeli aramaktan vazgeçin Bazen iyi mükemmelden daha iyidir Her zaman mükemmelle karşılaşacağınızı ummak sizi hayal kırıklığına uğratabilir
17 “O ELBİSEYİ ALACAĞIM AMA ÖNCE BİRAZ KİLO VERECEĞİM”

Belki bu sefer gerçekten kilo verebilirsiniz Peki ya sonraÜç beş yıl sonra da mı aynı yalana başvuracaksınız Kendi halinizden memnun olmayı öğrenin Eğer değilseniz kendinizi mutlu hissedeceğiniz kiloya ulaşın ve o kiloda kalın

18 “BİRAZ BRONZLAŞMAKTAN ZARAR GELMEZ”

Kırışıklara ve kansere inanmıyor musunuz? “Herkese olur ama bana bir şey olmaz” düşüncesini bir tarafa bırakın Hayatın değerini anlamaya ve onu doya doya yaşamaya bakın

19 “ELBETTE BEN DE BAYILIRIM”

Eğer gerçekten sözü edilen şeyden hoşlanıyorsanız o zaman size söyleyecek sözümüz yok Size önerilen her teklife veya davete sadece alışkanlıktan ya da refleks olarak evet diyorsanız (örneğin patronunuzun en yakın arkadaşının kızının doğum günü) başkalarının hayatı için kendinizinkinden veriyorsunuz demektir Teklifi bir kez daha düşünün ve gerçekten istiyorsanız onaylayın

20 “SU İÇSEM YARIYOR”

Daha neler Kendinizi kandırmaktan vazgeçin Ya boğazınıza hakim olacak ve diyetinizi bozmayıp kilo vereceksiniz ya da su içmeyeceksiniz! Şaka bir yana genellikle kilo problemi olanlarımızın söylediği inanmak istediği en büyük yalanlardan biri olan “Su içsem yarıyor”u hayatınızdan silmek için siz en iyisi sağlıklı beslenmeyi öğrenin ve hayatınızdan suyu eksik etmeyin

* Alıntı

kaynak: facebook ayçan berker sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çağımızın Hastalığı ” Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olmak”

11954682_1137093499653959_6777174265472945149_n[1]

Dürüstlükten bahsedip, ” İKİ YÜZLÜ ” olanlara,

Lotus-Pond-fantasy-37302065-1600-900-1140x641[1]

Dürüstlükten bahsedip, ” İKİ YÜZLÜ ” olanlara,

Sadakatten bahsedip, ” İHANET ” edenlere,

Merhametten bahsedip , ” ACIMASIZ ” olanlara,

Adaletten bahsedip ,” HAK ”yiyenlere,

Gururdan bahsedip , ” YALAKALIĞIN ” dibini vuranlara,

Aldığı paranın helalinden bahsedip,onun bunun sırtından geçinen ” PARAZİTLERE ”

Allah Korkusundan bahsedip, menfaati uğruna” İFTİRA ATANLARA”

Dostluktan bahsedip, dakikada Arkadaşını ” SATANLARA,”

MERT ‘im deyip ,” DANSÖZ ” gibi ” KIVIRTANLARA ”

Canınız Cehenneme Diyesim var !.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?

10888478_850560041672783_8963883685080765378_n[1]
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi bir çok küçük şeye bağlı olduğunu
hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yeni yılda düşünün!
Baharda hemen yayılın çimenlerin üzerine…
Acele edin, er veya geç; çimenler yayılacak üzerinize…

Can Dündar

kaynak: aroma sağlıklı yaşam kulübü
Şeval NÜKET sARAÇ
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece Yön Hafızası Zayıf Olan İnsanların Bildikleri 16 Durum

İsviçreli Bilim İnsanlarının araştırmalarına göre zeki insanların %64,17’sinin yön hafızası zayıfmış. Ya da bu konuda kendilerine güvenmiyorlarmış. Dünyanın en zeki bilim adamları, kendi evlerinin adresini tarif ederken bile zorluk çekerlermiş. 😅

Biz de yön hafızası ya da yön duygusu zayıflığından muzdarip olan kişilerin yaşadıkları 16 durumu bu içerikte derledik. ☺️

1. Öncelikle bütün yollar sana bu şekilde görünür. Geçtiğin yolla önündeki yolun hiçbir farkı yoktur.

Öncelikle bütün yollar sana bu şekilde görünür. Geçtiğin yolla önündeki yolun hiçbir farkı yoktur.

2. Kurtuluşu yön işaretlerinde ararsın ama onların kendilerine bile bir faydası yoktur.

Kurtuluşu yön işaretlerinde ararsın ama onların kendilerine bile bir faydası yoktur.

3. Diğer insanlar yolun keyfini çıkarırken; sen, kaybolmadan bir an önce evine varma telaşındasındır.

Diğer insanlar yolun keyfini çıkarırken; sen, kaybolmadan bir an önce evine varma telaşındasındır.

4. Yol ayrımlarına geldiğinde genelde bu şekilde kalırsın. Sağa gitsen olmaz sola gitsen olmaz. Düz gitsen hiç olmaz.

Yol ayrımlarına geldiğinde genelde bu şekilde kalırsın. Sağa gitsen olmaz sola gitsen olmaz. Düz gitsen hiç olmaz.

Geriye dönsem?

Yok yaa o da olmaz.

5. Bu yüzden bir yere çıkacağın zaman, yanına o yolu bilen bir arkadaşını alırsın.

Bu yüzden bir yere çıkacağın zaman, yanına o yolu bilen bir arkadaşını alırsın.

6. Navigasyon gibi bir teknoloji harikasını bulan insanlara da her gün methiyeler düzer, şükürler edersin.

Navigasyon gibi bir teknoloji harikasını bulan insanlara da her gün methiyeler düzer, şükürler edersin.

7. Genellikle, kendi arabanı almaktansa toplu taşıma araçlarına binmeyi tercih edersin.

Genellikle, kendi arabanı almaktansa toplu taşıma araçlarına binmeyi tercih edersin.

8. Hatta araba satın almak, içine tarifi mümkün olmayan bir korku salar. Geceleri, o arabayla kaybolduğuna dair kabuslar görmeye başlarsın.

Hatta araba satın almak, içine tarifi mümkün olmayan bir korku salar. Geceleri, o arabayla kaybolduğuna dair kabuslar görmeye başlarsın.

9. Zihninde gideceğin yerin haritasını çıkarmaya çalışırsın ama beceremezsin.

Zihninde gideceğin yerin haritasını çıkarmaya çalışırsın ama beceremezsin.

10. Bu yüzden, market, park, banka gibi hatırlayabileceğin yerleri belirlersin ve onlar vasıtasıyla yönünü bulmaya çalışırsın.

Bu yüzden, market, park, banka gibi hatırlayabileceğin yerleri belirlersin ve onlar vasıtasıyla yönünü bulmaya çalışırsın.

11. Bilmediğin bir yerde iş görüşmesine çağrılmak ya da sınava girmek ise senin en büyük kabuslarından biridir.

Bilmediğin bir yerde iş görüşmesine çağrılmak ya da sınava girmek ise senin en büyük kabuslarından biridir.
Nasıl gideceğini ezberleyene kadar Google Map’e bakıp durursun. Her seferinde ya bulamazsan diye yeniden tereddüt edersin.

12. Kaybolup da geç kalmamak için gideceğin yerlere hep erken gidersin. Bu yüzden senden sonra gelecek arkadaşlarını beklemek zorunda kalırsın.

Kaybolup da geç kalmamak için gideceğin yerlere hep erken gidersin. Bu yüzden senden sonra gelecek arkadaşlarını beklemek zorunda kalırsın.

13. Arkadaşların tarafındansa, gideceğin yönü hep karıştığın için sürekli eleştirilirsin.

Arkadaşların tarafındansa, gideceğin yönü hep karıştığın için sürekli eleştirilirsin.

14. Adres sormak senin için işkence halini alır. Birine adres sorduğunda ilk cümlesinden sonra ne anlattığını anlamazsın.

Adres sormak senin için işkence halini alır. Birine adres sorduğunda ilk cümlesinden sonra ne anlattığını anlamazsın.

-Şimdi abi, köşedeki ilk soldan dönmeden ikinci sağa saptığında önüne çıkan yolu düz gidip köprünün altından değil üstünden geçenleri sağına alıp sola döndüğünde bir 7 kilometre kadar güneybatıya doğru gittikten sonra sol çaprazında bir otel göreceksin. He işte o otelin tam karşısındaki yer.

15. Sana adres sormaları ise tam bir kaostur. Bildiğin bir adresi bile tarif edene kadar beynin yanar.

Sana adres sormaları ise tam bir kaostur. Bildiğin bir adresi bile tarif edene kadar beynin yanar.
Büyük ihtimalle, evinin adresini bile tarif etmen çok zor olacaktır.

16. Ama tüm bunlara rağmen yön duygunun aksine; kalbine güvendiğinde, her zaman seni doğru yola çıkaracaktır… ☺️

Ama tüm bunlara rağmen yön duygunun aksine; kalbine güvendiğinde, her zaman seni doğru yola çıkaracaktır... ☺️
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

90 Yaşındaki Bir Kadından :

????????????????????????????????????

1. Hayat adil değil ama yine de güzel!
2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vakit harcama.
3. Kimse ama kimse, kendini çok ciddiye almamalı!
4. Kredi kartlarını her ay düzenli öde.
5. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Bazen kabul et, gitsin.
6.Birisinin omzunda ağlamak, yalnız ağlamakdan daha iyi gelir.
7. İlk maaşından itibaren, emeklilik için para biriktirmeye başla.
8.. Konu çikolata olunca, direnmek gereksizdir. smile ifade simgesi
9.. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin.
10. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok.
11. Hayatını, başkalarının hayatıyla ile kıyaslama. Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin.
12. Eğer ilişkinin bilinmemesini istiyorsan, o ilişki içinde olmamalısın.
13.. Mutlu bir çocukluk yaşamak için hiç bir zaman geç değil. Yeniden çocukluğunı yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de karışamaz!
14. Hayatta neye tutku duyuyorsan peşinden gitmeli ve bu yolda ‘hayır’ı bir cevap olarak kabul etmemelisin.
15. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel!
16. Mor giymek için daha da yaşlanmayı bekleme, eksantrik olmanın tam sırası!
17. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: “5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı?”
18. Herkesi ve her yapılanı bağışla.
19. Başkalarının, senin hakkında ne düşündüğünden sana ne!
20. Ne demişler; zaman her şeyin ilacı! Zaman ver.
21. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, değişecek.
22. Hasta olduğunda işin sana bakmayacak, arkadaşların bakacak. Bağlarını koparma, dostlarına zaman ayır.
23. Mucizelere inan.
24. Unutma, seni öldürmeyen şey, seni güçlü kılar.
25.. Her gün mutlaka dışarı çık, mucizeler her yerde!
26.Hayatı çok fazla sorgulama, harekete geç ve gerekeni şimdi yap.
27. En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler, umudunu kaybetme.
28.Ne yapacağını bilemediğinde derin bir nefes al, iyi gelecektir.
29.Güzel bir pakette ve kurdeleyle bağlı değil ama HAYAT YİNE DE BİR HEDİYE.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Dolunay dileğim

11960142_1680304832201689_3585204211323463900_n[1]
Sevgili Allah’ım, sevgili meleklerim, bu dolunay enerjisiyle beraber hayatımda, bilinçaltımda, zihnimde, yüreğimde, bütünümde ve yaşadığım mekanlarda bulunan ve bana iyi gelmeyen ve bana kendimi iyi hissettirmeyen her şeyi sevgiyle bırakmayı seçiyorum! Ben egom başta olmak üzere …….( boşluğu siz doldurun ve aklınıza gelen genel, özel her şeyi; duygu, düşünce, olay, kişileri düşünebilirsiniz) tüm bunların hepsini sevgiyle bırakıyorum! Çünkü biliyorum ki sevgiyle bıraktığım tüm olumsuzlukların yeri tam da istediğim şeylerle sevgiyle ve kolaylıkla dolacak!
Kendimde ya da hayatımda farkedemediğim başka olumsuzluklar varsa, bunları da ilahi olan ve meleklerimin beni şifalandıran ve beni destekleyen enerjisine sevgiyle bırakıyorum ki, hepsi şifa olarak bana geri dönsün, hayatıma yansısın!
Öyle de oldu!
İstedigim tüm güzellikler için şimdiden şükürler olsun!
Işık Sarsın Sizi🙏 Sevgiler…Zişan:))

Bugün, 29 Ağustos Cumartesi günü akşam saat 21.35’de çok kuvvetli bir dolunay gerçekleşecek. Bu dolunay aynı zamanda bir süper dolunay olma özelliğini taşıyor. Yani dolunay gerçekleşirken, Ay da Dünya’ya en yakın olduğu konumda (perigee) olacak. Dolayısıyla, bu dolunayın çekimini ve ruhumuzdaki etkisini çok daha kuvvetli hissedeceğiz.

Tesadüf diye nitelendireceğimiz olaylar bizlere olayların gerçek yüzlerini gösterdi ve gösterecek. Bu dolunay, artık geçmişi ve bırakmak istediklerimizi bırakmak, hayatımızdan çıkarmak istediklerimizi çıkarmak, bize hizmet etmeyen tüm negatif duygu ve düşünce kalıplarımızı bırakmak, birtürlü bitiremediğiniz toksik, yıkıcı ilişkileri bitirmek, bağımlılıklardan kurtulmak, yaşadığımız hayal kırıklıklarını ve acıları şifalandırmak ve artık anı yaşamak için enerjisel olarak çok kuvvetli bir zaman ve harika bir fırsat.

Bugün akşam saat 21:35’de (öncesinde veya sonrasında bu saate niyet ederek de yapabilirsiniz) güzel derin bir nefes alın ve tüm negatifliği, size acı, endişe veya korku veren, canınızı yakan, kalbinizi acıtan herşeyi, hayatınızdan çıkarmak istediklerinizi, birtürlü bitiremediğiniz toksik, yıkıcı ilişkileri, bağımlılıkları, artık size hizmet etmeyen duygu ve düşünce kalıplarınızı, geçmişinizden gelen ve sizi aşağıya çeken tüm yaşanmışlıkları, affedemediklerinizi, kırgınlıkları, üzüntüleri neyi geride bırakmak istiyorsunuz onları lütfen bir kağıda yazın…Nasıl yazdığınızın hiçbir önemi yok. Önemli olan sadece niyetiniz.

Ve Yüce Allah’tan ve meleklerden bunları tümüyle bırakmak için ve ışığa dönüşmesi için yardım isteyin. Ayrıca Sevgili Başmelek Mikail’den (tüm endişe ve korkularınızı gidermek üzere), sevgili Başmelek Haniel’den (dolunay enerjisini en iyi şekilde kullanmak üzere), sevgili Başmelek Raziel’den (ilişkilerinizde tüm zamanlara doğru tüm karmanızın dengelenmesi için) ve Sevgili Başmelek Ariel’den (dünyevi isteklerimizin gerçekleşmesi, bu yaşamımızdan zevk almayı ve doğayla bağlantı kurmayı bize öğretmesi için) yardım isteyin.

Sonra bu kağıdı yakın. Dolunay ışığı ile yıkanacak ve tüm bu yüklerden, tutunduğunuz tüm negatiflikten, olumsuz eski kalıplardan arınacaksınız. O kadar hafifleyeceksiniz ki.

Dolunay sağlıksız yemek, sigara, alkol ya da diğer bırakmak istediğimiz alışkanlıkları da bırakmak için ideal bir zamandır. Meditasyonunuza ve duanıza bu niyeti de ekleyin.

Işık sarsın sizi! Ve öyle oldu!
Şükürler olsun!
Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

16 Maddede Mutluluğumuzu Etkileyen En Önemli ama En Az Bilinen Faktör: “Hedonik Adaptasyon”

Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz ? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar.” 

William Shakespeare

Düşünün, sahip olmayı çok istediğiniz bir evi, arabayı, telefonu aldığınızda, ya da üniversite sınavını kazandığınızda ne kadar sevinmiştiniz değil mi? Bir süre sonra ne oldu, her şey büyüsünü yitirdi mi? Peki neden?

Sorularınıza aradığınız cevaplar bu galeride…

1. Hedonik Adaptasyon Nedir?

Hedonik Adaptasyon Nedir?

İnsanoğlunun yaşadığı ortama uyum sağlayabilmesi, işlevsel olabilmesi ve hayatta kalabilmesi için adaptasyon çok önemlidir. Hepimiz günlük yaşamımızda farkına varmadan birçok şeye uyum sağlıyoruz.

İlk başlarda haz duyduğumuz şeylere giderek alışmanın sonucunda artık  hoşlandığımız şeylerden haz alamamaya başlıyoruz. Hazzın giderek azalması aslında bizim beklemediğimiz bir durumdur. Bu durum çoğu zaman hayal kırıklığına ve pişmanlığa neden olur. İnsanların iyi ya da kötü, yaşamlarındaki her türlü değişikliğe uyum sağlama sürecine hedonik adaptasyon denir.

2. Kavramın Ortaya Çıkışı

Kavramın Ortaya Çıkışı

1970’lerde mutlulukla ilgili yapılan çalışmalarda ortaya atılan hedonik adaptasyon kavramı, mutluluk konusunda yapılan araştırmalara yön verdi. Brickman ve Campbell’in tanımına göre hedonik uyum, insanların hem iyi hem kötü olaylara uyum gösterme (adapte olma) eğilimini ve bu sayede bir süre sonra aynı mutluluk seviyelerine geri dönmelerini ifade eder.

Örneğin Brickman, yaptığı çalışmalarda piyango kazanan insanların diğerleri ile karşılaştırıldığında sadece bir miktar daha fazla mutlu olduklarını göstermiş, yaşamlarında onları mutlu edecek olaylar yaşayan kişilerin belli bir zaman sonra eski mutluluk seviyelerine geri döndüklerini belirtmiştir. Aynı şekilde kayıp veya hastalık gibi olumsuz olaylar yaşayan kişilerin de bir süre sonra bu gibi durumlara adapte olduğunu ve mutluluk seviyelerinin bu olaylardan öncekine benzer seviyeye geldiğini söylemiştir.

Yani Brickman, kişinin duygusal sisteminin mevcut yaşam koşullarına ayak uydurduğu ve mutluluk ve mutsuzluğun insanların yaşamlarındaki değişikliklere verdiği kısa süreli tepkiler olduğu görüşünü savunmuştur. Daha da önemlisi, insanların bir bakıma ‘boşu boşuna’ mutluluğu aramaya devam ettiğini öne sürmüştür.

Hedonik adaptsyon için aynı zamanda koşu bandı benzetmesini kullanmıştır. Buna göre hedonik  adaptsyon ile, yürüyüş veya koşu hızımızı bantın hızına uydurduğumuz gibi, duygu durumumuzu da yaşamın koşullarına göre ayarlarız.

3. 10 Yıl Sonraki Mutluluk Seviyesini Tahmin Etmek Mümkün mü?

10 Yıl Sonraki Mutluluk Seviyesini Tahmin Etmek Mümkün mü?
Kısaca hedonik adaptasyona göre insanların mutluluk hissi günden güne ve bazı koşullara ve yaşantılara bağlı olarak değişse de, herkesin nispeten sabit ve ortalama bir mutluluk seviyesi olduğu, bu nedenle anlık ve durumsal duygu değişikliklerinden sonra bu seviyeye geri döndükleri görülüyor. Böylece bir insanın 10 sene sonraki mutluluk seviyesini, bugunkü seviyesine bakarak tahmin edebileceğimiz düşünülüyor.

4. Gelir Seviyesi, Fiziksel Güzellik, Eğitim Seviyesi ve Sağlığın Mutluluğa Etkileri Birer Efsane mi?

Gelir Seviyesi, Fiziksel Güzellik, Eğitim Seviyesi ve Sağlığın Mutluluğa Etkileri Birer Efsane mi?
Bu önemli ve hayli iddialı görüşlerden sonra psikoloji alanındaki araştırmacılar, elbette hedonik adaptasyonun gerçekten var olup olmadığını incelemeye başladı. Öyle ya, eğer hepimiz yaşadıklarımızdan sonra aynı mutluluk seviyemize döneceksek, o zaman bu yaşantıların ve mutluluğu aramanın ne anlamı var?
Gerçekten de 1980’lerde başlayan çalışmalar, dış koşulların ve olayların mutluluk seviyemizi çok az etkilediğini gösterdi. Örneğin gelir seviyesi, fiziksel güzellik, eğitim seviyesi, sağlık durumu gibi koşulların mutluluğa olan katkısının pek fazla olmadığı ortaya çıktı.

Bazı çalışmalar evli insanları inceleyerek, çiftlerin ilk 1 senede hızla artan mutluluk seviyelerinin bir süre sonra azalmaya ve kişinin önceki mutluluk seviyesine yaklaşmaya başladığını ortaya koydu. Yani hedonik adaptosyon ilgili görüşler kısmen doğrulandı.

5. Mutlulukla İlgili Temel Gerçekler

Mutlulukla İlgili Temel Gerçekler
Mutluluğun ortalama % 50’si (her insanda az çok değişir) genetik. Dolayısıyla mutluluğumuz üstünde tamamen kontrolümüzün olması mümkün görünmüyor. Ancak bu durum, diğer % 50′sinde çeşitli müdahaleler yapmanın mümkün olabileceğini göstererek, olumlu bir tablo da çizmiş oluyor.

6. Dışadönük Kişiler Daha Mutlu

Dışadönük Kişiler Daha Mutlu
Bazı kişilik özelliklerimiz mutluluğu belirlemede oldukça önemli. Aslında bu özellikleri bir önceki maddede belirttiğimiz genetik faktörler içine koymak mümkün; çünkü kişilik özellikleri oldukça sabit ve genetik kökleri olan özellikler. Bunlar arasında en belirleyici olanlarsa ‘dışadönüklük’ ve ‘duygusal denge/dengesizlik’.
Dışadönük kişilik özelliğine sahip insanlar, içedönüklerle karşılaştırıldığında daha mutlu. Dışadönük kişiler daha pozitif, daha sosyal ve daha girişkendir; hoşa giden şeyleri algılamaya daha eğilimlidir. Bu nedenle de mutluluk için programlandıkları düşünülür. Öte yandan duygusal dengesizlik yaşayan kişilerin mutluluk seviyelerinin düşük olduğunu biliyoruz.

7. Duygusal Açıdan Dengesiz Kişiler Mutsuz

Duygusal Açıdan Dengesiz Kişiler Mutsuz

Nevrotik kişilik özelliği olarak da tanımlayabileceğimiz ‘duygusal dengesizlik’, kaygı, depresif duygular, öfke gibi pek çok olumsuz duyguyu da beraberinde getiriyor.

Dolayısıyla ‘Kim daha mutlu? sorusuna verilebilecek önemli yanıtlardan biri ‘dışadönükler’; ‘Kim mutsuz olmaya eğilimli?’ sorusuna verilecek yanıtlardan biri ise ‘duygusal açıdan dengesiz kişiler’ oluyor. Pek iç açıcı gibi görünmese de durum bu: Bazı insanlar diğerlerinden daha mutlu olmaya doğuştan eğilimli.

8. Sosyal İlişkiler Mutluluğumuzu Etkiliyor

Sosyal İlişkiler Mutluluğumuzu Etkiliyor

Tatmin edici yakın ilişkiler yaşamak, mutluluk seviyemizi etkileyen önemli faktörlerden. Arkadaş ilişkileri, aile ilişkileri, romantik ilişkiler…Yoğun ve keyifli yakın ilişkiler sürdüren insanların daha mutlu olduğunu biliyoruz.

9. Para, Bir Yere Kadar Mutluluğu Etkiliyor

Para, Bir Yere Kadar Mutluluğu Etkiliyor

Klasik bir sorudur paranın mutluluk getirip getirmeyeceği. Belirli bir gelir seviyesine sahip olmak, çeşitli ihtiyaçlarımızı karşılamamıza, yaşamdan daha fazla keyif almamıza yardımcı olur. Bu nedenle de ‘para’ mutluluğumuzu (belirli seviyede de olsa) etkiler.

Ancak belli bir gelir seviyesinden sonra maddiyatın mutluluğu etkilemediği bilimsel bir gerçek. Zaten araştırmacılar, maddiyatın mutluluğu açıklamada çok yetersiz kaldığını bildiğinden, başka etkenleri araştırmaya devam ediyor.

10. İnsanların Duygu Durumları Sürekli Olarak Değişir

İnsanların Duygu Durumları Sürekli Olarak Değişir
Ancak uzun döneme bakıldığında her insanın ortalama duygu seviyesinde (olumlu veya olumsuz duygular) belirli bir istikrar olduğu bilinir.

11. Mutluluğa Verilen Anlam Herkes İçin Farklı Olabilir.

Mutluluğa Verilen Anlam Herkes İçin Farklı Olabilir.

Mutluluk hemen herkes için önemli olsa da, insanlar sadece mutlu olmak değil, değer ve önem verdikleri şeyler için mutlu olmak ister. Yani araştırma sonuçlarına göre insanların amacı sadece mutluluğa ulaşmak değil; değerleriyle örtüşen nedenlere bağlı olarak mutlu olmak.

12. Piyangoyu Kazanmak Mutluluk Getirir mi?

Piyangoyu Kazanmak Mutluluk Getirir mi?
Yapılan araştırmalar Piyango kazananların, en fazla birkaç ay süren neşeden sonra, başlangıçtaki mutluluk seviyelerine geri geldiğini göstermiş. Bu durumun nedeni de hedonik adaptasyon olgusu.
Piyangodan 45 trilyonu kazansanız, ilk birkaç gün ya da hafta hariç, bugünkünden daha mutlu olmayacaksınız. Dahası, bu para, hayatınıza, aklınıza bile gelmeyecek yığınla yeni sorunla birlikte gelecek.

Piyango kazananlara ‘talihli’ denmesi ironiktir. Çünkü istatistikler piyangodan büyük ikramiye vurmasının aslında çoğunlukla yüksek profilli bir talihsizlik olduğunu gösteriyor. İlk bakışta kulağa hoş gelmeyecek biliyorum ama umuyorum piyangonun ‘vurmadığı’ talihlilerden olursunuz.

13. Hamster Çarkına Nasıl Giriyoruz?

Hamster Çarkına Nasıl Giriyoruz?
İki psikoloji uzmanı Philip Brickman ve Donald Campbell, insanın yanlış yollardaki bu nafile mutluluk arayışını şu şekilde özetliyor:
Dış dünyada mutluluk ve haz arayışına çıktığımız her zaman aslında hamster çarkına girmiş oluyoruz. Sahip olduğumuz bir şeyin, örneğin para ya da makam, daha fazlasını elde ettiğimiz zaman, önce kendimizi mutlu hissediyoruz. Ancak çok kısa süre sonra, elde ettiğimize alışmaya başlıyoruz. Önceden ‘talih’ olarak gördüğümüz şimdiki seviyemiz yeniden ‘yetersiz’ gelmeye başlıyor. Ve, tattığımız mutluluk hissini sürdürebilmek veya yeniden kazanabilmek için yeniden bu kez daha fazlasının peşine düşüyoruz. Alıştığımız için, artık mutluluk için çok daha fazla şeye ihtiyaç duyar hale geliyoruz.”

14. Satın Aldıklarımız Bizi Daha Mutlu Etmiyor

Satın Aldıklarımız Bizi Daha Mutlu Etmiyor
Bu aslında maddiyat kökenli mutlulukların tamamı için geçerli. Birçoğumuz, büyük bir yanılgı ile, hayatımızda, sonrasında çok mutlu olacağımızı sandığımız bir eşik olduğu yanılgısı yaşarız. O eşiğe varınca sonsuz mutluluk bizim olacak zehabına kapılırız.
Bu, çok istediğimiz bir iş, eş, eşya, sosyal konum ya da egomuzu okşayacak başka bir şey de olabilir. ‘Şu arabayı alsam başka bir şey istemem’, ‘şu kişi benimle evlense başka bir şey istemem’ gibi yanılgılar dünyasında yaşarız.

Rasyonel olarak harici dünyada bu mutluluğu ne kadar gerçekleşebilir bulsak da, psikoloji diyor ki, insanın iç dünyasında bunun gerçekleşmesi imkansızdır. Yeni evinize taşındığınız ilk günleri, yeni tablet bilgisayarınızı ya da yeni otomobilinizi aldığınız ilk günleri ya da eşinizle yeni evlendiğiniz ‘cicim aylarını’ bir düşünün. Tatminsizlik kuşu, gelir yuvasına geri konar.

15. Mutluluk Seviyesi Arttırılabilir mi?

Mutluluk Seviyesi Arttırılabilir mi?
Eğer son 50 yılda dünyada boy, zeka, dışadönüklük gibi genetik ve değişmesi zor olduğu düşünülen şeyler değiştiyse (zeka seviyesi, ortalama boy ve dışadönüklük artış gösterdi), mutluluk da arttırılabilir görünüyor.

16. Peki Neler Yapabiliriz?

Peki Neler Yapabiliriz?

Olumsuz duyguları, olumlu duygularımız gibi, örneğin mutluluğumuzu kabul ettiğimiz gibi kabul etmedikçe gelişim göstermemiz zor olacaktır. ‘Sürekli’ mutlu olmak, aynı duygu seviyesinde kalmak ve devamlı bunları amaçlamak gerçekçi değildir.

  • Hangi müdahalelerin ve değişikliklerin mutluluğumuzda etkisi olduğunu bilmek önemlidir. Bu nedenle kendimizi yakından tanımak gerekir. Kendimize soracağımız bazı sorular, mutluluğumuzu kontrol etmede yol gösterebilir: Uyum hangi alanlarda meydana geliyor? Geldiğinde buna hazırlıklı mıyım yoksa hayal kırıklığı mı yaşayacağım? Beklentilerim neler ve bunlar ne kadar gerçekçi?
  • Hedonik adaptasyonun varlığını bilmek, aşırı mutluluk arayışlarını, ütopik mutluluk reçetelerini engellemeye yardımcı olabilir.

Galeriyi, mutluluk konusunda önemli isimlerden Diener, Oishi ve Lucas’ın bir sözü ile bitirelim:

“Mutluluk…iyi yaşam için gerekli, ama yeterli değil

Bir Teşekkür

Başaran Uzunhasan

kaynakk: onedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OKUNMAYA DEĞER BİR HİKAYE..

Bir yolcu gemisi yolculuk esnasında kopan bir fırtınada batar ve içindekilerden sadece iki adam küçük ve ıssız bir adaya yüzmeyi başarırlar.

Ne yapacaklarını bilemeyen bu iki kazazede Allah’a yalvarmaktan başka çarelerinin olmadığına karar verirler. Fakat kimin duasının daha güçlü olduğunu anlamak için adayı ikiye bölmeye karar verirler ve adada karşılıklı olarak yaşamaya başlarlar.

İlk diledikleri şey yiyecektir. Ertesi sabah, birinci adam kendi tarafında dalları meyve dolu bir ağaç bulur ve ağacın meyvelerinden yer. Diğer adamın alanı ise hala çoraktır!

Bir hafta sonra, birinci adam yalnız olduğu için kendisine bir eş diler. Ertesi gün bir kadın yüzerek birinci adamın tarafına gelir. Diğer tarafta yine hiçbir şey yoktur!

Hemen sonra birinci adam bir ev, giysiler ve daha fazla yiyecek diler. Sihirli bir değnek değmişçesine tüm istedikleri kendisine verilir. Fakat ikinci adam hala hiçbir şeye sahip olamamıştır!

En sonunda birinci adam bir gemi diler böylece karısıyla birlikte adayı terk edebilecektir. Sabahleyin kendi tarafına demirlenmiş bir gemi bulur. Birinci adam karısıyla birlikte gemiye biner ve ikinci adamı adada bırakmaya karar verir. Onun hiç bir dileği gerçekleşmediği için Allah’ın nimetlerine layık biri olmadığını düşünür.

Gemi kalkmak üzereyken birinci adam cennetten yankılanan bir ses duyar, “Neden arkadaşını adada bırakıyorsun?”

“Bana gönderilen nimetler sadece bana aittir çünkü onlar için ben dua ettim,” diye cevap verir birinci adam. “Onun duaları kabul edilmedi o yüzden o hiçbir şeyi hak etmiyor.”

“Yanılıyorsun!” diye azarlar ses birinci adamı. “Onun sadece tek bir dileği vardı ve kabul ettim. Eğer etmeseydim sen gönderdiğim nimetlerin hiç birine sahip olamazdın.”

“Allah’ım ne olur söyle bana” dedi birinci adam, “Ne diledi de ona minnettar olmam gerekiyor?”

“Senin tüm dileklerinin gerçek olmasını diledi.”

Hepimizin bilmesi gerekir ki; Bize gönderilen nimetler sadece bizim dualarımızın sonucunda değil bizim için dua edenler sayesinde de gerçekleşir.

Bu göz ardı edilemeyecek kadar güzel bir hikâye…

Benim bugün sizin için duam, tüm dualarınızın gerçekleşmesidir.

“Başkası için yaptığınız şeyler kendiniz için yaptıklarınızdan daha önemlidir.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çiftlerin Yatma Pozisyonlarının İlişkileri Hakkında Anlattıkları

Edinburgh Uluslararası Bilim Festivali’nde çiftlerin uyuma pozisyonlarının ilişkileri hakkında ipuçları verdiğini açıklandı. Araştırmalara göre gece yatarken birbirlerine temas eden çiftlerin yüzde 94’ü ilişkilerini mutlu olarak tanımlarken, uyurken temas etmeyenlerde ise bu yüzde 68’e düşüyor.

İşte değişen pozisyonlara göre uzmanların ilişkilere yaptığı tanımlamalar:

1. Sırt sırta dokunmadan

Sırt sırta dokunmadan

Birbirlerine arkaları dönük ama dokunmayacak şekilde hatta resmen ayrı köşelerde yatan çiftler. Büyük ihtimalle ilerlemiş bir ilişkinin ürünü olan bu pozisyon gün içinde yaşanmış bir sorununda sonucu olabilir. Genel olarak bağımsızlığına düşkün ya da içe kapanık çiftler tercih eder.

2. Sırt sırta temas halinde

Sırt sırta temas halinde

Çiftin arkalarını döndüğü ama birbirlerine temas halinde olduğu sırtsırta yatışları daha çok ilişkinin başlarında görülür. Hafif utangaçlığın henüz atılamadığını fakat aynı zamanda çiftin birbirine güvendiğini ve birlikte bir şeyler yapmaktan mutlu olduğunu gösterir.

3. Yüz yüze dokunmadan

Yüz yüze dokunmadan

Birbirlerine bakarak kısa bir muhabbetten sonra uykuya dalınan yüz yüze temassız yatma pozisyonu. Sevgi ve içtenliğin ön plana çıktığı ilişkilerin yataktaki yansımasıdır. Çiftin kesinlikle inişli çıkışlı olmayan, sakin ve problemsiz, temelini dinginliğin oluşturduğu bir ilişkisi olduğunu gösterir.

4. Uyurken temaslı sonra ayrılarak

Uyurken temaslı sonra ayrılarak

Uykuya geçerken sarmaş dolaş uyuduktan sonra ayrılan çiftlerin pozisyonu. Birbirlerine güveni yüksek olan birlikte vakit geçirmekten hoşlanan ama aynı zamanda bağımsızlıklarına düşkün olan çifleri temsil eder. Aralarındaki tartışmalar genellikle uzlaşıyla sona erer.

5. Kaşık şeklinde

Kaşık şeklinde
Bir partnerin diğerine arkadan sarılarak uyuduğu kaşık şeklindeki pozisyon. Sarılan kişinin ilişkide koruyucu rolü üstlendiğini, partnerinin ise hassas bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Bu çiftlerin ilişkilerinde romantizm ön plana çıkar ve günlük hayatta birbirlerinin üzerilerine titrerler.

6. Sırtüstü + sarılarak

Sırtüstü + sarılarak

Yatağın ortasında bir tarafın sırtüstü diğerinin onun göğüsüne yattığı pozisyon. Bu pozisyon sıklıkla ilişkilerin başında görülür. Tutkulu bir aşkın ve derinden bir sevginin göstergesidir. Bu çiftler birbirlerinde huzuru bulurlar. İlişkiyi adeta bir rehabilitasyon gibi kullanırlar.

7. Tüm gece sarmaş dolaş

Tüm gece sarmaş dolaş

Bacaklar birbirine geçmiş kolların birbirini kavradığı tam bir aşk çifti pozisyonu. Gerçekten romantik bir çift işareti olsa da aşırı samimiyet olayı kankalığa doğru götürebilir ki bu da ilişki sağlığı için pek de hayırlı olmayabilir. Günlük hayatta birbirlerinden bağımsız aktiviteye girmek istemezler.

8. Sıkıştırmış halde

Sıkıştırmış halde

Bir tarafın kol ve bacaklarını açtığı, sağa sola hareketlerle karşı tarafa sadece hareketsiz yatacak kadar bir alan bıraktığı bu pozisyon ilişkinin denge sorunu olduğunu gösterir. Burada bir baskın rol bir de ikincil rol söz konusudur. Ama baskın olacağım diye tam güç abanırsan yaptığın sadece partnerini yataktan düşürmek olur.

9. Karmaşanın hakim olduğu halde

Karmaşanın hakim olduğu halde

Çiftlerin ayrık ya da sarılı, temaslı ya da temassız bakmaksızın kafalarına göre yattığı pozisyon. Yatakta tam bir kaos hakimdir. Bir bakarlar partnerlerinin ayağı ağızlarına giriyor. İlişkilerinde rahatlık ön plandadır. Rahatlığın sebebi karşılıklı güvendir. Bir çift olarak ilişkilerindeki düzeni düzensizlikte bulurlar.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şifalı Noktalar: Diş Ağrısında, Burun Tıkanıklığında, Baş Ağrısında Bu Mucizevi Noktalara Basın Yeter…

11012894_1126593370702035_5760145485911014366_n[2]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

40 yaşını geçenler muhakkak okumalı!

shutterstock_216784834[1]

3 önemli tavsiye…(Osman MÜFTÜOĞLU)

Aşağıda vereceğim 3 önemli ‘tüyo’yu, çoğunuz zaten biliyorsunuz ya da bu köşede defalarca okudunuz. Yine de iyi ve sağlıklı bir hayat için, özellikle 40’larını geçmiş olanlarınız, bu önerilerimizi mutlaka okusun ve uygulasın..

Başlığı okuyunca lütfen elinize hemen bir kâğıt-kalem alıp “Bakalım Osman Hoca bugün hangi vitaminleri tavsiye etmiş” beklentisine girmeyin. Girmeyin zira bugün size vitamin tavsiyesi yerine, çok daha önemli olduğunu düşündüğüm “üç iyi hayat tüyosu” vereceğim.

Tüyoları okuyunca “Ben onları zaten biliyordum” ya da “Hocam bunları zaten daha önce de yazmamış mıydınız?” gibi düşüncelere filan girmeyin. Girmeyin çünkü bu tüyolar hepimize, her zaman lazım olan “vazgeçilmez yaşam tarzı alışkanlıkları” haline getirmemiz gereken şeyler ve özellikle de kırklı yaşlardan sonra çok ama çok önemliler. Benden söylemesi!

Hazırsanız başlayalım…

TÜYO 1: AZ YE!
Yaşlandıkça daha az yemenin bir yolunu bulmamız lazım.

Zira yaşlılık besinleri öğütüp hazmeden sindirim sistemi ve onlardan “fayda” üreten metabolik organizasyonlarımızda önemli yıpranmalara yol açar. Dişler eski dişler (çiğneme sorunu), mide eski mide (asit azalması), bağırsaklar eski bağırsaklar (emilimin bozulması) değildir. Kanda şeker ve yağ dengesini ayarlayan, hücrelere mikro ve makro besinleri taşıyan metabolik organizasyonlar da eski gücünden çok şey kaybetmiştir.

Kısacası yaşlı beden, eskisi kadar kolay öğütüp sindirememekte, sindirimle kazandıklarını da gençliğindeki kadar verimli kullanamamaktadır.
Bunlara bir de “boşaltım sistemleri”nin yaşadığı “yaşlanma sorunları”nı eklerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Siz yaşlandıkça bağırsaklarınız daha tembel (kabızlık), böbrekleriniz daha beceriksiz, mesaneniz daha sabırsız, prostatınız ise daha acımasız (prostat hipertrofisi) hale gelmiştir. Özetle, yaşlandıkça daha akılcı beslenme stratejileri oluşturup “az ye, öz ye” kavramına sadık kalmakta fayda var.

TÜYO 2: HAREKET ET!
Yaş ilerledikçe hareketsizliğin yaratacağı sorunlar belirginleşip daha bir öne çıkar, tembelliğin sonuçları yalnızca “kilo kontrolünde zorlanma” ile sınırlı kalmaz.
Kemikler kalsiyum kaybı hızlandığı için zayıflayıp (osteoporoz) daha kırılgan olmaya, damarlar “jimnastik” yapmadıklarından sertleşip daralmaya (ateroskleroz), eklemler kullanılmadıkları için kireçlenip katılaşmaya (artrit), kaslar uyarılmadıkları için eriyip sarkmaya (sarkopeni), sinirler “antrenman” yapmadıkları için “dengeyi koruma”da zorlanmaya, “orkestra şefi” beyin ise “emekli” edildiğini düşünüp yapacaklarını unutmaya başlar.

Özetle, “hareketsizlik” yaşlanmanın en etkin ve en sinsi zehri gibidir ve özellikle 50 yaş sonrası “ayakta kal, hayatta kal” mottosunun en geçerli olduğu yaşam dilimidir.

TÜYO 3: ÇOK ÖĞREN!
Unutmak insan beyninin olağan mağduriyetlerinden biridir ve her beyin (her bellek sistemi), az ya da çok, erken ya da geç mutlaka ama mutlaka “unutma” denilen kavramla bir şekilde tanışır.

Bu “bir dereceye kadar” normaldir, “yaşlanmaya bağlı bellek zayıflaması” olarak bilinir.

Ne var ki “kullanılmayan”, sürekli bilgi-algı bombardımanına tutulup “zorlanmayan” yani “zihinsel antrenmanlar” la her gün düzenli olarak çalıştırılmayan, yeni öğrenmelerle, huzurlu bir hayatla, doğru/faydalı streslerle “beslenmeyen” beyinlerde bellek zayıflaması daha belirgin, bunama tehdidi daha fazladır.

Özetle beyin ve sinir sisteminiz de, bellek gücünüz de tıpkı kas ve kemikleriniz gibi “kullan ya da kaybet” prensibi ile çalışır. Tam da bu nedenle o sistemi de sürekli “hareket” halinde tutup yeni bilgi ve tecrübelerle beslemek gerekiyor, zira “kullanılmayan bellek daha çabuk paslanıyor”.

BTM Ankara

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Türkiye erkeğinin gözünden makbul kadin modeli..

11855824_10153464576533467_3345163419711692310_n[1]

-45 kilo olmasına rağmen d-cup göğüslü olsun.
-Benden en az beş yaş genç olsun.Kadınlar yaşlandıkça çöker, erkekler durduğu yerde gençleşir malum..

-Ne hikmetse o güne kadar kimsenin elini bile tutmamış bir kız bulayım. Bu arada benim önüme gelenle düşüp kalkmam ve sevişmem sayılmaz çünkü pipim var.

-Evlenelim. Kendi ailesiyle pek görüşmesin, benim aileme tapsın. Hafta sonlarını ve bütün tatilleri aileme hizmet ederek geçirsin, daha ne ister bir insan?

-Ayda on bin lira kazandığı işinden döner dönmez mükellef sofralar hazırlamaya girişsin, o sırada ben de manda boku gibi televizyonun karşısına yayılayım. Benim yemek yapmam, ev işi yapmam düşünülemez çünkü pipim var malumunuz.

-İş stresinden dolayı sinirlendiğimde, bağırdığımda, çorbanın tuzu az diye kaseyi duvara fırlattığımda dahi susup hanım gibi oturmayı bilsin, karşılık vermesin. Pipisi bile yok zaten, ne haddine ağzını açmak?

-Hamile kalmasına ve doğum yapmasına rağmen 36 beden kalmayı başarabilsin, vücudunda çatlak matlak olmasın.

-Çocuk doğduğunda (tabii ki oğlan) bütün bakım işlerini üstüne yıkayım, zaten ben erkeğim elime yakışmaz. bebek kolik olsa bile, ağlama krizlerine girse bile susturmayı becersin, beni uykumdan etmesin yoksa fena olur.

– Çocukla ilgilenmesine rağmen her daim fönlü, makyajlı gezsin. Günde sekiz on defa alt değiştirip süt vermesine rağmen babydoll giysin mesela.

-Kadınlık görevlerini yerine getirsin, bir kadın bir erkeği evine bağlayamıyorsa aldatılmaya göz yummalıdır zaten. Pipileri yok ki nereden bilsinler?

-Pipin olunca önüne gelen kadına alıcı gözle bakma hakkına da sahip oluyorsun. ara sıra hovardalığa gitmeme, karıya gitmeme göz yumsun.

-Bu arada facebook hesabında karşı cinsten kim varsa silsin. Kuzen muzen anlamam ben, Kuzenini de silsin. Bir dediğimi iki etmesin, altan alsın, arada küfredip bir iki tokat patlatabilirim, böyle ufak şeylere takılmasın.

-Malumunuz pipi sahibi olmak zor zanaat..

kaynak: afife güner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 40 Comments »

Sol Yumruğunuzu Sıkın Hatırlamanız Güçlensin…

11902529_10155956777235557_6156019663995684973_n[1]

kaynak sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuççu Tuncay

GERÇEKTEN ARADIĞINIZ KİŞİ O MU???

11834780_1112972542050623_35134824098178345_o[1]

Onun doğru kişi olup olmadığını anlamak kolay değildir. Aşkı arayanlar için bu endişe hep vardır. Peki, hayalinizdekinin doğru insan olup olmadığını anlamanın bir yolu yok mu?

Hayatın akışına kapılmış giderken, birden karşınıza çıkanın doğru kişi olup olmadığını anlamak kolay değildir. İlk anların büyüsü geçtiğinde yanıldığınızı görmüş olmaktan korkuyor musunuz? Aşkı arayanlar için bu endişe hep vardır. Haksız da sayılmazsınız. Tanışma, yakınlaşma, alışma evrelerinden geçip, emek ve zaman harcadıktan sonra, aslında tüm bu zamanın havaya savrulmuş vakitler olduğunu görüp kimbilir kaç kere pişman olmuşuzdur?

AŞKI HİSSETMEK İSTİYORUZ
Hepimizin güvenmeye ihtiyacı var. Başımızı dayayacağımız, sevildiğimizi hissedeceğimiz, yanında olmaktan mutluluk duyacağımız birine ihtiyaç duyuyoruz. İnsanın temel gereksinimleri olan yemek, barınmak ve uyumaktır. Bunları hallettiğimizde ikinci basamakta yer alan ve bana sorarsanız, en az diğerleri kadar önemli olan şeye geliyor sıra, sevgiye! İnsanların biyolojik ihtiyaçları bittiğinde, ruhu ve kalbi sıraya giriyor. Dokunmak, aşkı hissetmek, güven duymak istiyoruz. Peki, karşılaştığımız insanın bizim için doğru kişi olup olmadığını nereden anlayacağız? Bilemiyorum! Mutlaka biraz zaman geçirmek ve görmek gerekiyor. Yanılma payımızı da hesaba katmak gerekli. Zor iş bu aşk işi yani!

BU YÖNTEM İŞE YARIYOR!
Aslında bir yol daha var. Ancak bunun için inanç, sağduyu ve önsezilerinize güvenmeniz gerekiyor. Daha doğrusu inanç gerekiyor. Belki birçoğunuza fantastik gelebilecek bu yöntemi, yıllar önce bir kitapta okumuştum. Dost sohbetlerinde ara sıra anlattığımda tebessümle dinlenmişti. Fakat birkaç gün önce arkadaşlarımdan biri, “senin yöntem işe yaradı” diye aradı. O zaman hatırladım ve size de aktarmak istedim. Belki birinizin işine yarar. Hangi dini inanca sahip olursanız olun, nasıl bir ibadet şekli kullanırsanız kullanın, yukarıya yollanan ve gönülden edilen tüm duaların, yerine ulaştığına inananlardanım. Eğer dileğiniz başka birinin kötülüğü üzerine değilse ve yüreğinizin derinliklerinde güçlü bir şekilde, saflıkla istenmişse, mutlaka gerçekleşiyor. Siz de dualarınızda, karşılaştığınız kişilerin sizin için doğru insanlar olup olmadığını anlamanıza yardımcı olması için, evrenden bir işaret göndermesini isteyin.

Mucizelere ve duaların gücüne inanın. Dileklerin ne zaman kabul olacağını kim bilebilir? Evrenden işaretinizi isteyin. Doğru insan mı değil mi, evrenden gelecek işarete göre hemen anlayabilirsiniz. Nasıl mı?

BİR PLAKLA GELEN İŞARET
Sevgili dostum anlattığına göre, arkadaş grubunda biriyle tanıştırılmış. Kalabalık içinde pek fazla konuşma şansları olmamış ancak ve bulabileceği yerleri arasa da bir sonuç alamamış. Eğer adam doğru kişiyse, işaret olarak ona bu albümü getirsin diye dua etmiş. Aslına bakarsanız zor ihtimal, kim hiç tanımadığı bir kadını yemeğe çıkarırken, sevdiğinden bile emin olmayacağı bir şarkıcının, üstelik plaklar tedavülden neredeyse kalkmışken, ilk albümünü bulup getirebilir ki ve neden? Ama tahmin edin ne olmuş? Gerçekten o akşam adam arkadaşımı almaya gelmiş ve arabaya binip restorana giderlerken, bir paket uzatmış. “Sevip sevmediğini bilmiyorum ama bugün dolaşırken birbirlerinin telefon numaralarını almışlar. Adam ertesi gün aramış ve yemeğe çıkmak için bir randevu almış. Arkadaşım o gece dua etmiş ve onun o adam kendisi için doğru kişiyse bunu anlamak için bir işarete ihtiyacı olduğunu söylemiş. Bu arada uzun zamandır sevdiği bir şarkıcının ilk plağını arıyormuş. Bütün sahafları bir eskici dükkanın camında bunu gördüm. İçimden sana almak geldi. Umarım çalacak bir pikabın vardır. Aslında çiçek alacaktım ama nedense bu plağı almayı tercih ettim” demiş. Mucizelere ve duaların gücüne inanın. Siz de kendi işaretinizi isteyin. Dileklerin ne zaman kabul olacağını kim bilebilir?

CANDAN ÜNAL

Seninle Dergisi Ocak 2013 Sayı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »