HEP BİRLİKLTE BARIŞA NIYET EDELİM!

11010575_952951751427588_3537424332432512617_n[1]
“Yüce Allah’ım, sen hepimizin yüreğindeki sevgiyi bilirsin. Biz hepimiz en içten sevgimizle, tek yürekten, huzurun ve barışın ülkemizin her köşesini kaplamasına niyet ediyoruz. Lütfen Allah’ım, sevgili Başmelek Mikail, Raguel, Zadkiel, ülkemizde yaşayan, nefes alan herkesin yüreğini tertemiz, pespembe saf sevgiyle kapla. Hoşgörü, kardeşlik, hepimizin kardeş olduğumuzun bilişi, yüreğin sevgisi tüm yürekleri kaplasın. Ana yüreğinin sıcaklığının beşiği, Anadolu toprakları barışın beşiği, huzurun merkezi olsun. Tüm bunları ve çok daha güzelini var et. Ve öyle de oldu.” Beki

NOT:
Yarın, 10 Eylul Persembe saat 22:00’da ülkemiz için şifa, barış ve huzur için çalışacağız. Saat tam 22:00’da dilerseniz ülkemizde tamamen ışık ve barışa niyet ederek bir mum yakın. Mumu hayalinizde de yakabilirsiniz. Gülümseyin ve en sevdiğiniz kişiyi düşünün, onunla en güzel anınızı… İzin verin bu an sizi gülümsetsin…

Sonra Türkiye’nin kalbinden, Ankara’dan ışığın doğduğunu, ve sizin, ve sizlerle birlikte Datça’dan bizlerin, binlerce meleğin, başmeleğin, aydınlanmış üstadın ve ışık işçisinin bu ışığı büyüttüğünü, ışık olmayan her şeyi şifalandırdığını, aydınlattığını hayal edin, hissedin ya da görün.

Buna SADECE niyet etmeniz, huzur ve barışı yayma niyetiyle Ankara’dan başlayarak tüm Türkiye’nin her köşesine, sınırlarımıza ve ötesine sevginizi yollamanız yeterlidir. Bir süre, 10 dakika kadar bu sevgiyi ve niyeti tutun.

“Yüce Allah’ım, senin, tüm melek ve üstatlarının, tüm ilahi ışık varlıklarının desteğiyle ülkemde barış, huzur ve sükunetin, kardeşlik ve Bir’liğin olması için ilahi müdahale istiyorum. Barışı, huzuru, ışığı, senin sevgini, anlayış ve hoşgörüyü, adaleti, liderliği ülkemde yerleştirdiğin, ve bunu da en kolay, yumuşak ve hızlı şekilde var ettiğin için yürekten teşekkür ediyorum. Bu süreçte tum canlarımızın korunmasina, şifaya niyet ediyorum. Bizler tüm derslerimizi öğrenerek bu güzellikler
sevgiyle hak ettik; şükürler olsun. Ve öyle de oldu.” diyebilirsiniz.

Işığınız ve sevginizin tüm yürekleri aydınlatması niyetiyle…

Beki

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BÖYLE ADAMLARI SEVİN VE KAYBETMEYİN. Okumaya değer..

11960051_10207940001006225_4901277299421675080_n[1]

Amerika’da yaşayan genç bir adam varmış. Bu genç o kadar yakışıklıymış ki bebek gibi bembeyaz bir yüzü kocaman mavi gözleri varmış.

Bir gün dergi almaya gittiğinde dergicide bir kitap görmüş ve o kitabı almış. Okuduktan sonra kitaptaki düşünceler resmen adamın düşünceleriyle aynıymış. Yazarın adı Amy’ymiş. Adam bu kitabı yazan kişinin adresini bulmuş ve ona mektup göndermiş. Kitabını çok beğendiğini ve her yönde aynı fikirde olduklarını söylemiş.

Aylar geçmiş, bunlar hala mektuplaşmaya devam ediyorlarmış. Adam her geçen gün bu kadına aşık oluyormuş, kadın da adama. Resmen RUH İKİZİ olduklarını düşünüyorlamış.

Bir gün buluşmaya karar vermiş ve bir yer belirlemişler. Kadın yakasında kırmızı bir gül olacağını söylemiş. Adam kadına öyle aşıkmış ki gözü başka birşey görmüyormuş. Buluşcakları gün eli ayağı titriyor, kalbi yerinden çıkacak gibi atıyormuş.

Zaman geldiğinde genç adam buluşacakları yere gitmiş. Aman Tanrım…!! Uzun boylu, beyaz tenli, mavi gözlü hayatında görmediği kadar güzel bir kız… Bu kızın gerçek olup olmadığına bile inanamıyormuş. Altın sarısı beline kadar uzayan saçları dalgalanıyor ve göz kamaştırıyormuş. Adam “Ne olur sen o kız ol, Ne olur sen o kız ol” diye içinden haykırıyormuş.

Kız bankın üzerine oturmuş ve adama bakmaya başlamış. Adam arkasını döndüğünde bir de ne görsün kısa boylu yaşlı, çirkin ve şişman bir bayan yakasında da kırmızı bir gül var.

İki kadının arasında kalan genç, ya çirkin ama hayatında tanıdığı en mükemmel olan kadının yanına gidecekmiş ya da dünyalar güzeli bir kadının yanına. Çirkin olanı yani sevdiği kadınını seçmiş, yanına gitmiş ve

– Merhaba Amy…

Kadın yabancı gözlerle ona bakmış:

– Ben Amy değilim, şu karşı bankta oturan bayan bana bu gülü verdi ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi. Şimdi seni orda bekliyor

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kendimi Bağışlıyor Ve Seviyorum

10365874_554342354724441_6535471265532156065_n[1]

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için, yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum için sonuçta yine yaşama güvenmediğim için kendimden özür dilerim. Sınırlama ve kurallar içinde yaşadığım için, hayatı kontrol etmeye çalışarak inatçı olduğum için, yaratıcılığımı kullanmayı ret ederek yaşadığım için, kendim olmayı reddettiğim için, şükürsüzlüğüm için, şefkat sevgi anlayış hoşgörü paylaşma duygularını unuttuğum için, beklentiler içinde yaşayıp hiçbir beklentim yok diyerek kendime söylediğim tüm yalanlar için kendimden özür dilerim.

Kararsızlıklarım için, öfkem, kızgınlığım için tüm parçalarımdan özür dilerim. Bedenimin kıymetini bilmediğim, ruhumun istekleri doğrultusunda hareket etmediğim, içimden gelen sesi dinlemediğim, zihnimi olumsuz enerjiler içinde doldurup sonrada devamlı yaşamdan şikâyet ettiğim için, ruhumun isteği doğrultusunda adım atmaktan korktuğum için, cesaretsizliğim için, zamanımın değerini bilemediğim, kendime yapmış olduğum tüm saygısızlıklar için, başkalarının beni üzmesine izin verdiğim, yaşam amacıma hizmet etmeyen oyunlar kurduğum vs. vs. vs için kendimden, buna neden olan bugüne kadar yok saydığım kabul etmediğim tüm bu parçalarımdan çok özür dilerim.Gücümü kötüye kullandığım kendimi üstün gördüğüm başkalarını küçümsediğim, haksızlık yaptığım kendimi değersizleştirdiğim için kendimden ve tüm parçalarımdan özür dilerim. Kendime vermiş olduğum sözleri tutmadığım için kendimden özür dilerim.

Hırslarıma yenik düşüp kibir ve gurur içinde davrandığım her an için, kendime olan güvensizliğim inançsızlığım için kendimden özür dilerim. Gücümü başkalarına devrederek beni yönetmelerine izin verdiğim için, kendime yaşatmış olduğum tüm baskılar için, enerjimi düşürüp kendimi yaşamdan kopardığım için, kendime yalnızlığa mahkûm ettiğim için, korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için, başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum için, suçlayıcı konuşmalarım için kendimden özür dilerim. Olumsuz yaşanan her olayın güzel şeyleri arzulayabilmen için yaşadığını, arzu duygusunun yaşanması için deneyimlendiğini bunlara şükrettiğinde, minnettarlık içinde yaşadığında sahip olduğun tüm güzelliklerin büyüdüğünü öğrendim. Farkında olursan eğer, sınırlarını kaldırırsan, yaşanan olaydaki hizmeti ve sevgiyi görmeye niyet edersen her deneyimin insanı ne kadar büyüttüğünü, ilerlettiğini öğrendim…

Sonuçta kendimi olduğum gibi sevgiyle kabul etmeyi öğrendim, ben kendimle barıştım. Tanrının parçası olarak kendimle barıştığımda, Tanrıyla barıştım. Kendimi kucaklamayı öğrendim.
Kendimle barışıp, kendimi tam olarak kucakladığımda hayatımın sorumluluklarını alınca gözümdeki perde kalktı ve sanki dünyadaki tüm perdeler kalktı. Artık kalbim açık ve sevginin yaşamımda özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Tüm ruhumla, benliğimle, kalbimle seviyorum kendimi, insanları ve yaşamı..

ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYATA DAİR KÜÇÜK ÖĞÜTLER

1007[1]

İnsanlar birbirinden öğrenirler. Başarı verilen doğru kararlardır. Doğru kararlar, tecrübe ile kazanılır. Tecrübe ise yanlış kararlar ile kazanılır. Az hata yapmak istiyorsak; başkalarının tecrübelerinden faydalanmalıyız.

* Yılda en az bir kez güneşin doğuşunu seyret.
* Yaşlılarla özellikle nazik ve sabırlı ol.
* İnsanların gözlerinin içine bak.
* Sık sık “teşekkür ederim” de.
* Sık sık “lütfen” de.
* Değerli gümüş takımlarını saklama, kullan.
* İlk önce sen “merhaba” de
* Olanaklarına göre yaşa.
* Ucuz otomobil kullan ama sahip olabileceğin en iyi evi al.
* Pabuçların boyalı olsun.
* Hiçbir neden yokken de şampanya iç.
* Bir konuşmanın hemen öncesinde asla yemek yeme.
* Sır sakla.
*Sevinçleri erteleme.
* Öfkene gem vur.
* Sevdiklerine küçük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap.
* Hayatının her alanında sorumluluğu üstlen, suçu başkalarına yıkma.
* Hatalarını kabul et.
* Cesur ol. Değilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz.
* Son üç yıldır giymediğin bütün kıyafetlerini bir hayır kurumuna ver.
* Sağlıklı olmanın değerini bil.
* Konuşmalarında Alaycı sözcükler kullanma.
* İş ve aile ilişkilerinde en önemli şeyin güven olduğunu aklından çıkarma.
* Sarhoşken kimseye görünme.
* İnsanlara senden kaynaklandığını anlayamayacakları güzel şeyler yapmayı alışkanlık haline getir.
* Büyük düşün ama küçük zevklerin de tadına var.
* Bilanço yorumlamayı öğren.
* Bol bol gülümse. Hem maliyeti sıfırdır hem de bedeline paha biçilmez.
* İnsanların adlarını hatırla.
* Saatin daima beş dakika ileriye ayarlı olsun.
* Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur.
* Milli bayramlarda bayrak as.
* Özgün ol.
* Gerçekten yapmak istediklerinden asla vazgeçme. Büyük düşleri olanlar, gerçekleri bilenlerden daha güçlüdür.
* İnsanlara üçüncü bir şans asla verme! İkide kal.
* Yaşlan ama paslanma.
* Büyük bir açgözlülükle merak et. Sık Sık “niçin?” de.
* Bedenini dik tut. Odalara kendine güvenen ve ne isteğini bilen bir tavırla gir.
* Yağsız süt iç.
* Az tuzlu ye.
* Kırmızı eti azalt.
* Unutma! Bir insanın en derin duygusal ihtiyacı, takdir edildiğini hissetmesidir.
* Büyük olduğunu düşündüğün bir fikirden seni vazgeçirmelerine izin verme.
* Hazırlıklı ol. Arada sırada kaybedebilirsin de.
* Bir şey satın alırken babadan kalma yöntemi kullan: Önce tasarruf et, sonra peşin öde al.
* Kimse tek başına başaramaz. Sana yardım edenlerin hakkını teslim et ve onlara minnet duy.
* En ufak bir gelişme için bile iltifat et.
* Pahalı ayakkabı, kemer ve kravat satın al, ama indirimden al.
* Bir odayı ne renk boyayacağın konusunda kararsız kaldığında, kırık beyaza boya.
* Ciddi bir sağlık sorunuyla yüz yüze kaldığında, en azından üç ayrı görüş al.
* Dikkatini, işini daha büyütmeye değil, daha iyi yapmaya ver.
* Konferanslarda ön sıralarda otur.
* Arada sırada, güzel manzaralı ara yolları kullan.
* Namını koru. En büyük servetin odur.
* Bol bol gül. Hayatın kötülüklerine karşı çok iyi gelir.
* Kötü yemek getirdi diye garsona az bahşiş verme. Pişiren o değil.
* Dürüstlükten asla ödün verme.
* İşi ne kadar önemsiz olursa olsun, ekmek parası için çalışan herkese saygı duy.
* Zamanı ve sözleri dikkatsizce kullanma. İkisi de geri alınamaz.
* Daha sonra ne olacağını düşünerek o anın sihrini bozma.
* İşe ziyarete gelenleri ayakta karşıla.
* Başladığın her işi bitir.
* İş sırasında yorgun, aç ya da sıkkın olduğunu asla belli etme.
* Kazancının yüzde onunu tasarruf et.
* Aile büyükleri ile birlikte değilse (Baba, Anne) ara, ziyaret etmeğe çalış
* Senden çok fazla ya da çok az parası olanlarla para konuşma.
* Aynı hatayı iki kez yapma.
* Sıkma meyve suyu iç.
* Hiç kimsenin sözünü kesme.
* Pazar günleri en az iki gazete al.
* Az tanıdığın birine rastladığında elini uzat ve adını söyle. Seni hatırlamayabilir.
* Kendi dininden başka üç din hakkında da bilgin olsun.
* Başkalarının başarılarını coşkuyla karşıla.
* Adliyeye giderek bir duruşma izle.
* Kim eksik olursa olsun, toplantıları zamanında başlat.
* Otomobilinde akü için bir ara kablosu bulundur.
* Haftada bir geceyi karınla baş başa geçir.
* Seninle iş yapanlarla iş yap.
* Bir ev satın alırken şu üç önemli şeyi aklından çıkarma: Semt, semt, semt.
* Atak ve cesur ol. Bir gün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın.
* Hastanedeki arkadaşlarını ve akrabalarını ziyarete git. Senin orada geçireceğin süre onlarınkinden çok kısadır.
* Bütün canlılara saygı duy.
* Herkesin önünde öv.
* Eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.
* Ailevi sorunlarda, para sorunlarında ya da saç kesimi konusunda akıl verme.
* İş bitmeden önce asla ödemenin tamamını yapma.
* Asıl savaşı kazanmak için küçük çarpışma yitirmeyi göze al.
* İlk izlenimlerine güvenme.
* Her gün sekiz bardak su iç.
* Gelenek ve göreneklere saygılı ol.
* Başkalarının zamanına saygılı ol. Randevularına on dakikadan fazla gecikeceğin zaman telefon ederek haber ver.
* Öyle olmadığın zamanlarda bile neşeli görünebilmeyi öğren.
* Daima yakınındaki benzinciden benzin al. Karda kışta otomobilin çalışmadığında, ahbaplığın işe yarayacaktır.
* Dedikodu yapma.
* Sırtüstü uzan ve yıldızlara bak.
* İşe erken git ve mesai bittikten sonra da çalış
* Parayla saadet olmaz, ancak yaşamına ve amaçlarına yeterli paran da olmalı !
* Durum ne kadar vahim olursa olsun, soğukkanlılığını yitirme.
* Herkesin ortasında kürdan kullanma.
* Erkekliğini kanıtlamak için korunmasız hayvan ve kuşlara ateş etmekten başka yollar bul.
* İnsanların gerçeği , her zaman bilmek istemeyeceklerini de unutma !!!
* Hayatın her zaman adil olmasını bekleme.
* Başarılarını sana sağladığı iç huzuru, sağlık ve sevgiyle ölç.
* Misafirlikte yemeği övmeyi unutma.
* Zarif ol. Kimseyi bile bile kendinden soğutma.
* Kıskanma. Mutsuzluk kaynağıdır.
* Herkese nazik davran.
* Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein’ın da günleri 24 saatti.
* Eski dostlukları tazele.
* Bir yolculukta, üzerinde ad ve soyadın, ev telefonun, bir dostunun ya da yakın akrabanın telefonu, önemli tıbbi bilgiler, ayrıca kalacağın otel ya da motelin telefonu yazılı bir kart bulundur.
* Öyle bir hayat yaşa ki mezar taşına “asla pişman olmadı” yazılabilsin
* Eski fotoğraflarını elden geçir. On tanesini mutfak dolaplarına bantla, ayda bir değiştir.
* Kendini başkalarının değil kendi standartlarına göre ölçüp biç.
* İnsanların sana ihtiyaçları olduğu zaman yanlarında ol.

kaynak:: sonsuz şifa

Cavit Çağ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SEVGİ DUASI

11990675_917378244966537_8444821415355132198_n[1]

Evrenin Yaratıcısı Rabbimmmm… Bugün bizimle sevgiyi paylaşmanı istiyoruz. Gerçek adının Sevgi olduğunu biliyoruz. Seninle iletişim içinde olmak aynı titreşimi paylaşmak demek. Çünkü evrende var olan tek şey Sensin. Bugün, bize senin gibi olmamız için, yaşamı sevmemiz için, yaşam olmak, sevgi olmak için yardım et. Bize senin gibi sevmemiz için yardım et. Koşulsuz, beklentisiz, görevsiz, yargısız. Kendimizi yargılamadan sevmemiz ve kabul etmemiz için bize yardım et. Çünkü kendimizi yargıladığımızda suçlu buluyoruz ve cezalandırıyoruz. Başkalarını koşulsuz sevmemiz için bize yardım et. Onları yargılamadan kabul etmemiz için bize yardım et. Çünkü onları yargıladığımızda suçlu buluyoruz ve cezalandırıyoruz. Başkalarını reddettiğimizde kendimizi reddediyoruz, kendimizi reddettiğimizde Seni reddediyoruz. Yarattığın her şeyi koşulsuz sevmemiz için bize yardımcı ol. Bugün yüreğimizi v e duygusal zehirlerimizi temizle. Zihnimizi yargılardan özgürleştir. Böylece saf huzur ve saf sevgiyle yaşayabilelim. Bugün çok özel bir gün. Bugün yüreklerimizi yeniden açıyoruz ve birbirimize “Seni Seviyorum” diyoruz – korkmadan ve sevgiyi hissederek. Bugün kendimizi sana sunuyoruz. Bize gel, sesimizi, gözlerimizi, ellerimizi ve yüreklerimizi kullan. Kullan ki sevgiyi herkesle paylaşabilelim.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

‎Hayat‬ Ne Kadar Zor Olursa Olsun Akışına Bırakınca Her Şeyin Rayına Oturacağının 17 Kanıtı…

11987032_10153530220264892_6594409985979840073_n[1]
1. Sürekli gelecek kaygısı güdüp anı kaçırmak yerine, anın tadına varmayı bilmektir, akışına bırakmak.
2. Rüzgarın esintisiyle, ağacından ayrılan bir yaprağın yavaşça yere ineceğine güvenmektir.
3. Ayakkabılarını çıkarıp toprağa basmaktır akışına bırakmak. Vücudunda biriken tüm olumsuzlukları; parmak uçlarından toprağa salmaktır.
4. Akışına bırakmak, bir dalganın kıyıya vurmasını seyretmektir. Onun sakinleştirici etkisidir.
5. Gözlerini kapatıp, hiçbir şey söylemeden kendini dünyanın dönüşüne bırakabilmektir.
6. Zordur akışına bırakmak. Başkaları ne der korkusu yaşamamaktır mesela. Hayatını kendi isteklerine göre şekillendirebilmektir bazen.
7. İçindeki tüm kötülükleri arındırıp, güneşi selamlamaktır.
Bedeninden çok,  ruhunla hissetmeyi bilmektir.
9. Maskeni çıkarıp, kim olduğunla yüzleşebilmektir.
10. Bir kelebeğin uçuşuyla mutlu olabilmek, onun kanat çırpışında kaybolabilmektir akışına bırakmak.
11. Hayatın renklerini saçmaktan ve birbirleriyle karıştırmaktan korkmamaktır. Sen ne yaparsan yap, güzel olacağına inanmaktır.
12. Bir işe başlarken başkasından kopya çekmek yerine kendi hayal gücüne sonuna kadar güvenebilmektir.
13. Dünyadaki bütün başarıların da büyük yenilgilerin de geçici olduğunu bilmektir. Hiçbir şeye körü körüne bağlanmamaktır mesela.
14. İyi bir başlangıç için gereken anı kollamaktır. Ve o başlangıçtan sonra zaferi düşünmek yerine sadece yapılan işe konsantre olabilmektir. Zafer zaten o zaman kendiliğinden gelecektir.
15. Bir yolda hareket ederken; bütün enerjisini yolu bitirmeye harcamak yerine yolda karşısına çıkan güzel ayrıntılarının keyfine varabilmektir.
16. Kimi zaman kontrolü bırakmak gibi görünse de, aksine kendini o şeyden çekip, bir dış göz olarak bütünü görmesini ve öyle karar vermesini sağlayacaktır akışına bırakmak.
17. Ve en önemlisi; kendini bu dünyadaki her şeyden üstün görmek yerine, bu dünyanın sadece ufak bir parçası olduğunu bilmektir.
kaynak: liste liste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

30 Yaşından sonra kadın…

11990377_1675163199366810_6691897999499689137_n[2]

” Yaşım ilerledikçe, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım.”

İşte bunun sebeplerinden bir kaçı:

Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp “ne düşünüyorsun?” diye sormaz…

Umurunda degildir çünkü ne düşündüğünüz.

Diyor ki…

Otuzunu aşmış bir kadın TV deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV ‘nin karşısında yanınızda oturmaz…

Yapmak istediği bir şeyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.

Otuz yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir…

Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini, ve kimden istediğini bilir.

Otuzunu asmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne düşündüğünüzü önemser.

Otuz yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur.

Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.

Otuzunu aşmış kadın, ağırbaşlıdır.Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa

kavga etmesi cok nadirdir…

Ha tabi hakettiyseniz, size vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak…

Otuzunu asmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa…

çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir.

Otuzunu asmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir…

Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.

Otuz yaşın üstündeki kadın sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı hiç sallamaz….. arkadaşının onun aldatmayacağını bilir.

Kadınlar yasları ilerledikçe medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza Hiç gerek yoktur… Onlar her haltınızı bilirler.

Otuz yaşını aşmış bir kadın Kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir. Çiğ durur…

Otuz üstü kadınlar açıksözlü, doğrucu ve dürüsttürler… Onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur…

Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir…

Eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız…

Andy Rooney..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Çakralarınızın Sağlıklı Çalışması İçin Odaklanmanız Gereken Düşünceler…

Çakra[1]

Kök Çakra;

Dünyayı ihityacım olan herşeyi karşılayan güvenli bir yer olarak görüyorum. Hayata kendimi güvenle açıyorum ve benim için hazırladığı herşeyi kabul ediyorum. Tüm davranışlarım yeryüzüne ve yaşamın üretici gücüne bağlı kalıyor; hayatımı yaratıcı olarak şekillendiriyorum
Kararlılık ve başarma gücüne sahibim. Hayata endişelenemek ve belirsizlik duyguları ile yaklaşmıyorum

İkinci Çakra;

Başkalarına kendimi açıyorum ,doğal ve içten davranıyorum. Yasam enerjisi bedenimden, ruhumdan ve zihnimden akıyor. Hayata coşku ve hayret ile yaklaşıyorum. Duygularım gerçek ve samimi,eylemlerim yaratıcı Kendim ve çevremdekiler için canlandırıcı bir enerji sağlıyorum

Mide (Solar pleksüs) Çakrası;

Hayata ve yaşamdaki yerime dair huzurluyum ve dengeliyim Kendimi ve başkalarını kabul ediyorumTüm davranışlarımın ruhsal ve maddi gelişime katkıda bulunmasına özen gösteriyorum Işik ve enerji ile doluyum ve bu nedenle çevremdeki olumsuzluklara karşı korunuyorum İsteklerim gerçekleşiyor çünkü aradıklarımı kendime çekiyorum Bolluk doğuştan gelen bir hak ve ilahi bir miras Çevremde engeller değil, bana açık olan yollar görüyorum

Kalp Çakrası;

Kalbimdeki enerjiler dünyayi değiştirecek, insanları birleştirip,uzlaştıracak ve iyileştirecek şekilde olumlu bir yöne sahip Sıcaklık, samimiyet ve mutluluk ile doluyum Çevremdekilere güven ve neşe veriyorum Şefkat ve yardım etme isteği ile doluyum Duygularım şüpheden ve belirsizlikten uzak Kendimi evrende uyumlu,güvende ve rahat hissediyorum

Boğaz Çakrası;

Duygularımı,düşüncelerimi ve iç bilgimi özgürce ifade ediyorum. Zayıflığımı açığa çıkartmaya da gücümü göstermeye de cesaretim ve yeteneğim var. Kendime ve başkalarına karşı dürüstüm Sesim gür ve melodili Zorluk ve direnç ile bile karşılaşsam Hayır deme cesaretimi yitirmiyorum. Başka insanların düşünceleri beni yolumdan saptırmıyor ve kandırmıyor. Önyargılardan arınmış bir içözgürlüğe sahibim İçsesimi dinliyorumYaratıcı ifade için kullandığım herşey bana bilgelik ve doğruluk getiriyor

Üçüncü Göz Çakrası;

Bilimsel arastirmalara ve felsefi gerçeklere ilgi duyuyorum Çoğu şeyi sezgisel olarak anlayabiliyorum İdealizm ve hayal gücü düşüncelerimi oluşturuken anahtar işlevi görüyor. Düşüncelerimi gerçeğe dönüştürebiliyorum. Akılcı düşüncenin sınırlarını asip sezgilerim ile aklimi birlestiriyorum

Taç Çakrası;

Bilincim sakin ve açık Birşeyi bilmek istiyorsam tüm dikkatimi ona yönlendiriyorum. Böylece evrenle birliğim sayesinde herşey içimde varoluyor. Böylece evrenle birliğim sayesinde herşey, her bilgi içimde varoluyor İç görü, bütünlük ve dinginliğe sahibim

kaynak: sonsuz şifa

Cavit Çağ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Haklı Olduğu Halde Susmayı Tercih Eden İnsanların 15 Ortak Özelliği

Eğer haklı olduğunuz halde susmayı başarabiliyorsanız, fıtratınızda sabır var. Ne diyelim?

1. Hakkını aramadığı için sustuğu zannedilir.

Hakkını aramadığı için sustuğu zannedilir.

Öyle olmadığını hepimiz biliyoruz tabii ki.

2. Oysa ki bu kişiler, bir an evvel karşısındaki sussun diye beklemektedir.

Oysa ki bu kişiler, bir an evvel karşısındaki sussun diye beklemektedir.

3. Ama sustukça daha çok üstlerine gidilir.

Ama sustukça daha çok üstlerine gidilir.

Loading Saaabbbbbııııııı…..r

4. O sırada hayal dünyasında muhtemelen şöyle bir şeyler yapıyordur:

O sırada hayal dünyasında muhtemelen şöyle bir şeyler yapıyordur:

Kafasına sanal ortamda karpuz atıyordur.

5. Bir süre sonra karşısındakinin saçmalamasını izlemek büyük keyif vermeye başlar.

Bir süre sonra karşısındakinin saçmalamasını izlemek büyük keyif vermeye başlar.

Haykırışlarına cevap alamayan mağdur, olayı iyice çığırından çıkarmaya kararlıdır çünkü.

6. Kavga etmeyi sevmeyen insanlardır. Olayı en kısa yoldan çözmeye çalışırlar.

Kavga etmeyi sevmeyen insanlardır. Olayı en kısa yoldan çözmeye çalışırlar.

İstediği kadar kısa ve net cümleler kursun, karşı taraf onu da uzatmasını bilir.

7. Kısa kesmek için bazen böyle cümleler kullanırlar.

Kısa kesmek için bazen böyle cümleler kullanırlar.

taam taamamm sen haklısın

8. Ya da olay hiç başlamadan, “yaw hee hee” deyip geçenler de yine bu insanlardır.

Ya da olay hiç başlamadan,

9. Büyük ihtimalle daha öncesinde de böyle insanlarla ağız dalaşına girmiş olduklarından, artık dillerinde tüy bitmiştir.

Büyük ihtimalle daha öncesinde de böyle insanlarla ağız dalaşına girmiş olduklarından, artık dillerinde tüy bitmiştir.
Allahım sana geliyorum

10. Bu nedenle “Anlatsam da nasıl olsa anlamayacak,” diye düşünüp susmayı tercih ederler.

Bu nedenle

11. Aslında cevap vermeyerek, karşısındaki kişiyi kaale almadığını son derece net bir şekilde belirtirler.

Aslında cevap vermeyerek, karşısındaki kişiyi kaale almadığını son derece net bir şekilde belirtirler.
Anlayana tabii…

12. Uyguladığı bu stratejiyle karşısındakini çıldırtmayı amaçlıyor olabilir.

Uyguladığı bu stratejiyle karşısındakini çıldırtmayı amaçlıyor olabilir.
Resmen akıl oyunları bunlar…

13. Karşı taraf konuşmaya devam etsin, o muhtemelen içinden şeytani planlar yapıyordur.

Karşı taraf konuşmaya devam etsin, o muhtemelen içinden şeytani planlar yapıyordur.

Sessiz adamdan korkacaksın…

14. Aslında böyle insanların karşısında bağırıp çağıracağınıza sakin kalsanız konuşacaktır.

Aslında böyle insanların karşısında bağırıp çağıracağınıza sakin kalsanız konuşacaktır.

Sen bağırdıkça, adamın söylemediği her kelime kıymete biniyor.

15. Karşısındaki insanı kırmak istemedikleri için susarlar.

Karşısındaki insanı kırmak istemedikleri için susarlar.
Aslında bir konuşsalar, neler söyleyecekler de… Gene iyisiniz… 😎

MARİLYN VE RABİA (MUTLAKA OKUYUN )

11227762_1658156061067524_8634682502233486756_n[1]
Marilyn Monroe, ölümünün üzerinden geçen yarım yüzyıla rağmen hâlâ bir efsane.

Gayri meşru olarak dünyaya gelen ve annesini tımarhanede yitiren Marilyn’nin, mutsuz bir çocukluk geçirdiği ve bakımevlerinde istenmeyen bir eşya gibi görülme duygusuyla yaşadıkça didiştiği bilinir.

Rabia’yı ise, Diyarbakır’da bir aşiret reisi olan Hacı Hüseyin’in kızı olmasına rağmen, aile çevresi dışında kimseler tanımaz.
Rabia, Marilyn’e kıyasla, ailesiyle birlikte mutlu bir çocukluk geçirmiş, beş kardeşin en güzeli ve en küçüğü olarak bir dediği iki edilmemiştir.

Bu iki kadının Hollywood kökenlisi, gençlik yıllarından itibaren ünün doruğuna çıkmış, baş döndürücü bir popülerlik ve servet edinmiş, dilediği erkekle birlikte olup fırtınalı aşklar yaşamıştır.

Rabia ise, ergenlik dönemine geldiğinde taliplerinden Sefer’e, o yılların törelerine uygun biçimde -başlıkla- gelin edilmiştir.

Marilyn, üç kez evlenip onlarca erkekle flört ederken, Rabia ise eşi Sefer’e varlığını armağan edip, o günden itibaren yazgısına itaatle boyun eğmiştir.

Daha sonra Rabia’nın kocası Sefer, bir ömrün yoksullukla geçmeyeceğine karar verip, birkaç yıl içinde Almanya’ dan zengin bir adam olarak döneceğine Rabia’yı ikna etmiş ve Almanya’da otomotiv sektöründe işçi olarak çalışmaya başladığında, Rabia ise kaynanası ve iki çocuğuyla acı dolu günleri, yılları saymaya koyulmuştur.

Marilyn, geniş salonlarda onlarca erkeğin iltifatlarıyla şuh kahkahalar atarken, Rabia ise şirret bir kaynananın bekçiliğinde her gün ağlamayı yazgı bilmiştir.

Rabia, evinin perdelerini açamaz, dış kapısının önünü bile -bir başka erkeğe bakmasın diye- süpüremez olmuştur.Kaynanası ve kayınları, Rabia, Sefer’i “namusuyla” (!) beklesin diye onu birkaç günde bir tokatlamayı da huy edinmişlerdir.

Bütün gazeteler Marilyn’in bir “narsisist” olduğunu yazarken, Rabia’nın ise hiç seçmeden, hiç istemeden Diyarbakır’ın varoşlarında bir “mazoşist” olabildiğini kimseler bilmemiştir…

Üç yıl sonra Almanya’dan döneceğine söz vererek giden sefer, her yıl sadece on beş ila yirmi gün tatilegelebilmiş ve Rabia’nın bütün sitemlerine rağmen “iki daire ve bir ekmek fırını parası biriktirmeden Diyarbakır’a dönemeyeceğini,” söyleyerek ona sadece “sabır” dilemiştir…

Marilyn, fırtınalı yaşamından dolayı psikolojik tedavi görmeye başlarken, Rabia ise bir kaynana ve iki çocuğu ile dört duvar arasında silik ve dingin, bunaltıcı yıllar geçirmekten giderek psikolojik bir vaka haline gelmiştir.

Onu tedavi eden de olmamış, aradan upuzun on yıl geçmiş ve Sefer, iki daire, bir de ekmek fırını parası biriktirip nihayet- Almanya’dan dönmüştür.

Kaynanası ve kayınbiraderleri görevlerini yapıp (!) tam on yıl boyunca Rabia’nın yanına bir erkek sineği bile yaklaştırmayarak, onun bedenini Sefer adına bir yetkiyle korumuşlardır.Bedenini korumuşlardır ama, Rabia’nın ruhsal durumu yıllarca yaşadığı intihar boğuntularıyla artık paramparçadır…

Marilyn, çevresinde şöhreti ve parası için dolaşan yüzlerce insandan hangisinin gerçek dost, hangisinin sevgili olduğunu kalabalığın kuşatmasında anlayamadığı için tedavi görürken, Rabia ise on yıl süren upuzun bir yalnızlıkta sadece Sefer’in adını sayıklamaktan bir şizofrendir artık…

Marilyn, Saint Exupery, Dostoyevski, Miller okurken ve Miller’le flört ederken, ilkokul çıkışlı Rabia ise Sefer’i beklediği günlerdeki yalnızlıkta çocuklarının hikâye kitaplarını okumuş, radyo programları, haberlerden vb yerlerden Napolyon’un, Gorbaçov’un kim olduklarını öğrenmiştir.

Diyarbakır’a yıllar sonra dönen Sefer, artık Rabia’yı tanıyamamaktadır; çünkü Rabia, her sabah Napolyon Bonapart’ın selamını Gorbaçov’a ulaştırmak üzere evden çıkmakta ve Sefer’in Almanya’dan getirdiği fötr şapkayı giyip, dudaklarının kıyısına bir sigara iliştirip düşsel olarak kurguladığı ordulara kendince komutlar vermektedir.

Belki de kendini hep arzuladığı bir özgürlüğün kollarına böyle bırakmaktadır; artık şuursuzdur…

Rabia’yı bir süre gözleyen Sefer, anasına, artık Rabia’nın kendisine kadınlık yapamaya cağını, bu yüzden yeni bir evlilik için genç ve güzel bir kadın bulmasını söyler. Başlık parası fazlasıyla ödenir ve kırk beş yaşındaki Sefer’e on yedi yaşlarında bir kız bulunur civar köylerden; incecik, gencecik bir kız.

Rabia, artık otuz yedi yaşına gelmiş ve yıllarca evde oturmaktan hayli kilo almış bir delidir (!) Sefer, küçük bir oda tutar Rabia ve çocuklarına; kendisi de genç eşiyle yeni aldığı daireye çekilir. Rabia’yı bağlamak da bir çözüm getirmez ve kaldığı evin duvarları dışında ne varsa her şeyi paramparça ederek dışarı, sokaklara kaçar durur…

Rabia, artık Diyarbakır’ın muhtelif semtlerinde kâh Napolyon’un askerlerine komutlar verirken, kâh yollarda, kaldırımlarda oturup bir başına ağlarken görülmektedir. Artık kocası Sefer’in hiçbir işine yaramayan Rabia’nın onuru ve delirmiş yalnızlığı ne kaynanasının ne kayınbiraderlerin umurunda değildir…

Rabia, bir akşam Diyarbakır’ın Dağkapı semtinde SSK hastanesi bitişiğindeki askeri karargâh civarında yürürken, nasılsa kırmızı şapkalı kızın büyükanne kılığına giren kurt tarafından yenmek üzere olduğunu düşler. Kırmızı şapkalı kızın kulübesi ise, askeri karargâhın içindeki karanlık alandadır.

Rabia, arkasında yürüdüklerine inandığı Napolyon’un askerlerine komut verir ve kırmızı şapkalı kızı kurtarmak üzere tel örgülerle çevrili yasak alana girer…

Nöbetçi askere, karargâha parolasız girmeye kalkan olursa ona vurması emredilmiştir. Asker uyarır, bağırır, ama kırmızı şapkalı kızı kurtarmaya giden Rabia, o an hiçbir şey duymaz…
Nöbetçi askerin önce bir, ardından ik kurşun Rabia’nın bedenine isabet eder.Rabia, vurulup yere düşerken bile hâlâ Napolyon’un askerlerine komutlar vermektedir.

Namlusundan dumanlar çıkan nöbetçi er, onun mırıldandıklarından hiçbir şey anlamaz.Askerin onun hakkında bildiği tek şey “dur” ihtarına uymadığıdır…
Nöbetçi er, siyasal gerilimin alabildiğine boyutlandığı o günlerde olağanüstü hal bölgesi kapsamındaki Diyarbakır’daki kışla nöbetinde, aklınca kendisine verilen “emre itaat” etmiştir(!)

Rabia, sonraki gün sahipsizler mezarlığına gömülür ve o yıl bazı insan hakları dernek ve kurumlarının yıllıklarının Güneydoğu’daki “yargısız infaz”lar listesinde adı geçer.
Oysa ki ölümü değil, asıl Rabia’nın yaşamı bir yargısız infazdır…

Bu iki efsane kadın, benim kalbimde yıllar yılı ev sahibi gibi oturup kalmışlardır ve daha kalmaktalardır.Çünkü Marilyn, biricik platonik aşkım, Rabia ise öz teyzemdi benim…

Sevgili Marilyn, Cemal Süreya’nın dediği gibi, “şimdi cehennemde Nietzsche’nin metresi olmalıdır”; anamın kara gözlü bacısı Rabia ise, belki cennette bile hâlâ Sefer’i sayıklamaktadır…

Yılmaz Odabaşı – Sevginin Herkesten Şikâyeti Var adlı kitabından

Aşk Küçük Şeylerde Gizlidir, Önemli Olan Onları Farketmek ve Anı Yaşamaktır

Nidhi Chanani isimli bir illüstratör kariyerine sanat alanında devam etmek istediğinde ”İnsanları mutlu etmek istiyorum.” demiş ve günlük yaşamın ritminden dolayı fark edemediğimiz anlara dikkat çekmeye çalışmış.

İnsanın hayatında her an sevgi ve güzellikler vardır maalesef çoğumuz sevgi dolu bu minik anları yakalayamıyoruz. Bir kedinin gelip kafasını size dayaması ya da sevdiğinizle gün batımını izlemek, işte böyle şeyler içinde aşkı barındırır. Her gün arkadaşımız ile sohbet edebiliriz fakat o an düşünemeyiz ki o anın bir daha gelmeyeceğini. İşte böyle anlar aslında çok özeldir fakat etrafımızda birçok dikkat dağıtıcı etmen olduğu için onların farkına varamayız. Aşkı unutmak bu yüzden çok kolaydır. Arkadaşlarınızın ya da ailenizin yüzünde bir gülümseme oluşturduğunuzda o anın ne kadar eşsiz ve mükemmel olduğunu artık farketmeniz dileğiyle.

İşte Chanani’nin illüstrasyonları ile o anlardan bazıları:

Birisinin size günaydın demesi.

Birisinin size günaydın demesi.

 

Birisi ile aynı şarkıyı sevmeniz.

Birisi ile aynı şarkıyı sevmeniz.

 

Eve geldiğinizde sizi karşılayacak bir arkadaşınızın ya da eşinizin olması.

Eve geldiğinizde sizi karşılayacak bir arkadaşınızın ya da eşinizin olması.

 

Sevdiğiniz ile okuma gözlüğü takmanız bile bir aşktır.

Sevdiğiniz ile okuma gözlüğü takmanız bile bir aşktır.

 

Sevdiğiniz insan ile yastık savaşı yaptığınızda.

Sevdiğiniz insan ile yastık savaşı yaptığınızda.

 

Kendiniz ya da sevdiğiniz insanlar için bir şeyler yaptığınız o an.

Kendiniz ya da sevdiğiniz insanlar için bir şeyler yaptığınız o an.

Yıldızları sakinlik içinde izlediğinizde.

Yıldızları sakinlik içinde izlediğinizde.

 

Denizi, güneşi, manzarayı izlediğiniz o eşsiz anda.

Denizi, güneşi, manzarayı izlediğiniz o eşsiz anda.

 

Birileri ile ortak hayalleriniz olduğunda.

Birileri ile ortak hayalleriniz olduğunda.

 

Sevgiliniz bir şey yedirmeye çalıştığı ve sizin istemediğiniz o an bile o kadar mükemmeldir ki.

Sevgiliniz bir şey yedirmeye çalıştığı ve sizin istemediğiniz o an bile o kadar mükemmeldir ki.

 

Sarıldığınızda.

Sarıldığınızda.

 

Bir kediciğin bile size olan sevgisini hissettiğiniz o sıcak anda.

Bir kediciğin bile size olan sevgisini hissettiğiniz o sıcak anda.

 

Sevdiğiniz bir insan ile yeni yerler keşfettiğinizde.

Sevdiğiniz bir insan ile yeni yerler keşfettiğinizde.

 

Sevdiğiniz insanlar ile yemeğinizi paylaşırken.

Sevdiğiniz insanlar ile yemeğinizi paylaşırken.

 

Şehrin ıssız yerlerini dolaşırken.

Şehrin ıssız yerlerini dolaşırken.

 

Hatta ve hatta yağmur yağdığında.

Hatta ve hatta yağmur yağdığında.

 

İçinizde bir sıcaklık oluşur fakat çoğumuz bu anın güzelliğini farketmeyiz.

Sevdikleriniz ile ilginç aktiviteler yaptığınızda.

Sevdikleriniz ile ilginç aktiviteler yaptığınızda.

 

Yorulduğunuz zaman sizinle beraber dinlenecek birisi yanınızda olduğunda.

Yorulduğunuz zaman sizinle beraber dinlenecek birisi yanınızda olduğunda.

 

Ya da parklarda çocuklar gibi koşturduğunuzda.

Ya da parklarda çocuklar gibi koşturduğunuzda.

 

Evde şapşallar gibi dans ettiğiniz o tatlı anlarda.

Evde şapşallar gibi dans ettiğiniz o tatlı anlarda.

 

Birisinin size olan samimiyetini, sevgisini hissettiğinizde.

Birisinin size olan samimiyetini, sevgisini hissettiğinizde.

 

Ya da bir mum yaktığınızda.

Ya da bir mum yaktığınızda.

 

Başka insanların mutluluğuna şahit olduğunuzda.

Başka insanların mutluluğuna şahit olduğunuzda.

 

Yazın içinizi ısıtan sıcağınızda sevdiğinizle yatabildiğiniz zaman.

Yazın içinizi ısıtan sıcağınızda sevdiğinizle yatabildiğiniz zaman.

 

Boş boş oturup tatlı sohbetler ettiğinizde.

Boş boş oturup tatlı sohbetler ettiğinizde.

 

Eşinizle, eşiniz olabilmiş o mükemmel insanla aynı anda kitap okuduğunuzda.

Eşinizle, eşiniz olabilmiş o mükemmel insanla aynı anda kitap okuduğunuzda.

 

Ya da onunla dünyayı keşfettiğinizde.

Ya da onunla dünyayı keşfettiğinizde.

 

Eğer artık biraz daha dikkatli bakarsanız küçük anlarda bile aşk etrafınızı saracaktır. Çünkü aşk her yerdedir.

 

Küllerinden Yeniden Doğan O Kadın, Şimdi de Hayatının Aşkıyla Evleniyor!

2011 yılında gerçekleşen korkunç kazadan evvel Turia Pitt, yarı zamanlı modellik yapıyormuş.

2011 yılında gerçekleşen korkunç kazadan evvel Turia Pitt, yarı zamanlı modellik yapıyormuş.

Hatta 2007 yılında düzenlenen güzellik yarışmasına bile katılmış.

Vücudunun yüzde altmış beşi yandı!

Vücudunun yüzde altmış beşi yandı!
2011 yılında düzenlenen Kimberley Ultra Maratonu’nun yarış güzergahında çıkan orman yangınında yaralanan atletlerden Turia Pitt’in vücudunun yüzde 65’i yanmıştı.

10 milyon dolarlık tazminat!

10 milyon dolarlık tazminat!

Olayın ardından, hakkında dava açılan maratonun organizatör şirketi Racing The Planet’in avukatları ile Pitt’in avukatı arasında yapılan görüşmelerle anlaşma sağlanmış. 26 yaşındaki Pitt, 10 milyon dolarlık tazminatı almaya hak kazanmış.

O hep yanındaydı!

O hep yanındaydı!

Eski görüntüsünden eser kalmayan Pitt, pek çok operasyon geçirmiş. Yaşadığı zor günleri sevgilisi ve ailesinin desteği ile atlatmış. Ardından gönüllülük işlerinde çalışmaya başlamış.

Women Weekly’e kapak oldu!

Women Weekly'e kapak oldu!

Küllerinden doğan kadın Turia’nın hayata sımsıkı tutunuşu pek çok kişiye ilham olmuş. Hatta Avustralya’nın ünlü kadın dergisi Women Weekly, onu ve hikayesini kapağına taşımış.

Estetik ameliyat olması gereken, ancak mali durumu yetmeyen insanlara bağış toplayabilmek için yola çıktı.

Estetik ameliyat olması gereken, ancak mali durumu yetmeyen insanlara bağış toplayabilmek için yola çıktı.

Kadınlardan oluşan 22 kişilik bir ekiple sekiz gün boyunca, 95 kilometre yürüyerek Çin Seddi’ne tırmanmış. Onun için oldukça zor geçen bu yürüyüş boyunca burun kanaması, mide bulantısı, boğaz ağrısı ve yorgunlukla mücadele etmesi gerekmiş. Ancak Pitt ve ekibi 200 bin dolar bağış toplamayı başarmışlar.

Geçtiğimiz günlerde Pitt, sevgilisi Hoskin’den evlenme teklifi almış!

Geçtiğimiz günlerde Pitt, sevgilisi Hoskin'den evlenme teklifi almış!

“Bundan dört yıl önce, Turia daha yoğun bakımdayken, ona bir tektaş almıştım.”

diyen Hoskin, aslında çok daha uzun zamandır evlenme teklifi etmeyi düşünüyormuş. Ancak hem Pitt’in sağlık durumu, hem de psikolojisi buna hazır olmadığı için bekleme kararı almış. Dava, operasyonlar, toparlanma derken teklif, bu zamana kadar sarkmış.

Maldivler’de tatilde olmalarını fırsat bilen Hoskin, hayatının teklifini yapmış.

Maldivler'de tatilde olmalarını fırsat bilen Hoskin, hayatının teklifini yapmış.

İşte Pitt’in teklife ilişkin söyledikleri:

“Kendimi aşka boğulmuş gibi hissediyorum. İnanılmaz bir duygu bu! Micheal zaten yıllardır benim hayat ortağım. Evliliği ilk zamanlardan beri konuşuyorduk ama, yine de şaşırdım!”

Kapitalizmin, medyanın ve toplumun dayattığı güzellik standartlarına inat, içlerindeki gerçek güzelliği koruyabilmiş bu inanılmaz çiftin düğünlerini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Kapitalizmin, medyanın ve toplumun dayattığı güzellik standartlarına inat, içlerindeki gerçek güzelliği koruyabilmiş bu inanılmaz çiftin düğünlerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Dünyanın tüm çirkinliklerine rağmen, böylesine güzel kalabildikleri için, ikisini de tebrik ediyoruz!

Karma’nın 10 yasası

images[2]

“Karma yasaları aslında cezalandırıcı değil, geliştirici bir yapıya sahiptirler”

Karma, Newton’un etki-tepki prensibine benzeyen, her hareketin etkisi ve sonucu olduğuna inanan bir öğretidir. Sanskritçe kökenli bu kelime, yapmak, bir fiilde bulunmak anlamına gelir. Bu yasa aslında cezalandırma değil, eğitimdir. Bir insan davranışlarının sonucundan kaçamayabilir, fakat sadece acı çekmek için ortam hazırlar ise Karma o kişiye acı getirecektir.

1. Büyük yasa
Neden-sonuç, etki-tepki yasasıdır.
-Eğer mutluluk, sevgi, barış ve arkadaşlık istiyorsak, o zaman bizzat kendimiz mutlu, sevgi dolu, barışçıl ve arkadaş canlısı olmalıyız.
-Ne ekersek, onu biçeriz.

2. Yaratılış yasası
-Hayat kendiliğinden meydana gelmez, bizim de dahil olmamız gerekir.
-Hem içimizde hem dışımızda, hepimiz evren ile biriz.
-Etrafımızı çevreleyen her şey, bize içimizde ne olduğu hakkında ipucu verir.
-Kendin ol ve etrafını, hayatında olmasını istediğin şeylerle çevrele.

3. Büyüme yasası
-Nereye gidersen git, orada da sen varsın.
-Ruhumuzu geliştirmek için çevremizdekileri ya da bulunduğumuz mekanları değil, kendimizi değiştirmeliyiz.
-Sahip olduğumuz tek şey hayatlarımızdır. Üzerinde kontrol sahibi olduğumuz tek şey de budur.
-Kalbimizde olanı değiştirirsek, hayatımız da buna uyum sağlayacaktır.
-Kalbimizde olanı değiştirirsek, hayatımız da buna uyum sağlayacaktır.

4. Sorumluluk yasası
-Ne zaman hayatımızda bir problem varsa, bizde de bir sorun var demektir.
-Bizi çevreleyen her şeyi yansıtırız, çevremizdeki her şey de bizi yansıtır.
-Hayatımızda olup bitenin sorumluluğunu almamız gerekir.

5. Bağlılık yasası
-Yaptığımız şey bize mantıksız gelse bile, evrende her şey birbirine bağlantılı olduğundan, o işin yapılması önemlidir.
-Her adım, bizi biraz daha ileri götürür.
-İşin tamamlanması için, birinin ilk görevi yapması gerekir.
-Bir işin ilk aşaması da son aşaması da aynı öneme sahiptir. Çünkü hepsi de işin tamamlanması için gereklidir.
-Geçmiş, şu an ve gelecek bağlantılıdır.

6. Odaklanma yasası
-Aynı anda iki şey hakkında düşünemezseniz.
-Bu sebeple eğer odağımız olumlu ruhsal kazanımlarsa, bizim için öfke ve açgözlülük gibi düşük seviye duyguları hissetmek mümkün değildir.
-Ne olduğunu anlayabilmek için geçmişi deşmek ya da gelecek hakkında endişelenmek bizi anı yaşamaktan alıkoyar.

7. Şu an ve burada yasası
-Ne olduğunu anlamak için geçmişi deşmek ya da gelecek hakkında endişelenmek bizi anı yaşamaktan alıkoyar.
-Eski düşünceler, eski alışkanlıklar ve eski hayaller yenilerini edinmemize engel olabilir.

8. Değişim yasası
-Tarih, doğru yola girmek için değiştirilmesi gerekeni anlamadığımız sürece, kendini tekrar eder.

9. Sabır ve ödül yasası
-Bütün ödüller, öncesinde çaba gerektirir.
-Uzun süreli değeri olan bir ödül kazanmak için, sabırlı olmak ve ısrarla çalışmak gerekir.
-Gerçek mutluluk, yapmamız gereken işi yaptığımızda ve ödülün bize kendi zamanında geleceğine inandığımızda elde edilebilir.

10. Önem ve ilham yasası
-Her kişisel katkı, aslında bütüne yapılan bir katkıdır.
-İsteksizce yapılan işlerin bütüne faydası yoktur, hatta zarar bile verebilir.
-Sevgi ile yapılan şeyler hayata canlılık ve ilham kazandırır.

uplifers

kaynak: şamil erkan facebook sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hakan Günday’ın Kitaplarından İnsana Boşluktan Düşüyormuş Etkisi Yaratacak 30 Sözü

Yeraltındaki hayatları mürekkebe bulayıp kitaplarında sunan yazar Hakan Günday.

Yaşamın gölgesine ekilen hayatların acıyla sulanarak büyümesini, varoluştan yok oluşa uzanan o keskin ince ipin üzerinde cambazlık yapmaya çalışan insanları kalemiyle okuyucuya yansıtıyor.

Biz de Hakan Günday’ın kitaplarında yer alan 30 vurucu sözü sizler için derledik.

1. “Sıfırdan hayatlarını yaratmış insanların hikayeleri kadar, hayatlarından bir sıfır yaratmış olanlarınki de gösterişlidir.” (Piç)

2. “İnsanın kullandığı ilk alet de başka bir insandı.” (Ziyan)

3. “Kendinden ilham alan kişi her şeyi yapabilir. Bir sanat eseri olarak yaşar ve kendinden eser kalmaz.” (Malafa)

4. “Yaşarken ölmeyi, ölerek yaşamayı sadece uykusuzlar bilir. Gözlerinin altındaki her küçük torba, hayalleriyle doludur.” (Kinyas ve Kayra)

5. “Dünyada aslında iki ırk vardır: Dolandırılanlar ve tecavüz edilenler.” (Kinyas ve Kayra)

6. “Bir yerde okumuştum, her basamak dört saniye hayat uzatıyormuş. Asansöre binerek intihar mı etseydim?” – Kinyas ve Kayra

7. “İntihar,akla düşen bir damla asittir.” – Ziyan

8. “Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. Her yere aitmiş gibi davranırlar.” – Kinyas ve Kayra

9. “Tek istediğim bütün düşündüklerimi içinde barındıran beynimi bedenimden yırtıp uzay boşluğuna fırlatmak.” (Kinyas ve Kayra)

10. “Kendimi beyaz kadranlı, Roma rakamlı bir duvar saatindeki saniye çubuğu gibi hissediyorum. Sadece dönüyorum. Zamanın kendisiyim.” -Piç

11. “Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi.” Kinyas ve Kayra

12. “Sonunda Tanrı sıkıntıdan patlamıştır. Buna da big bang denir” – Azil

13. “Çelişki, göldeki çatlağa saplanıp donmaya başlamandır. Çelişki, yardım istemek için açtığın ağzına dolan sudur.” – Azil

14. “Dünyanın en çabuk geçen, geçer geçmez de en hızlı yakalanılan hastalığına sahipti: Umut.” – AZ

15. “Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni kaçırdım. aşık olmaktan vazgeçtim.” (Kinyas ve Kayra)

16. “Kurtulmaya gelmedik dünyaya. Daha da saplanmak için buradayız. Dibine kadar. Onun için çürüyor bedenlerimiz ölünce.” [Kinyas ve Kayra]

17. “Sorarlarsa “ne yaptın bu dünyada?” diye, rahatça verebilirim yanıtını. Yalnız kaldım, kalabildim!” [Kinyas ve Kayra]

18. “Doğu’da kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler.” (Ziyan)

19. “Hakkımda bir şey bilinecekse doğum ve ölüm tarihim yeterlidir. Çünkü aradaki tire kadarım.”

20. “Hayat yatılı bir misafirlik değil, günübirlik gidilen piknikti.” Azil

21. “Ve en büyük acının kendininki olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan habersiz tüm gerizekalılar gibi.” -Kinyas ve Kayra

22. “Unutma ki zaman, gidecek yeri olmayanların evidir. Sadece zaman onları ileriye taşır.” (Azil)

23. Manzaradan değildi cam kenarını sevmesi. Yanında bir insan az olması demekti. Öğreniyordu Derda. Ne kadar az, o kadar iyi.” (Az)

Manzaradan değildi cam kenarını sevmesi. Yanında bir insan az olması demekti. Öğreniyordu Derda. Ne kadar az, o kadar iyi.

24. “İnsanları çaresiz bırak, iç organlarından roket yaparlar!” -Daha

25. “Bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir.” (Azil)

26. “Çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır.” (Piç)

27. O kadar iyimserim ki, Pollyanna benim yanımda uyuşturucu bağımlısı bir fahişe gibi kalır… – Kinyas ve Kayra

O kadar iyimserim ki, Pollyanna benim yanımda uyuşturucu bağımlısı bir fahişe gibi kalır... - Kinyas ve Kayra

28. “Türkiye caza benzer. Bir sonraki notanın ne olduğunu tahmin edemezsiniz. Ve bu yüzden dinlemeye devam edersiniz.” (Malafa)

“Türkiye caza benzer. Bir sonraki notanın ne olduğunu tahmin edemezsiniz. Ve bu yüzden dinlemeye devam edersiniz.” (Malafa)

29. “Hayatta kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağını anlamıştı. Biri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı.” (AZ)

30. “Acı dedim. Adama gözeneklerini bile hissettiriyor. Güldü. Bir hıçkırık gibi…” (Ziyan)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Esas Degistirmem Gereken Kendimim!

5-mayis-dunya-astim-gunu-21322[1]

Delikanlinin biri vaktiyle, aradiklarini Tasavvuf kitaplarinda bulmus… Kitaplari okudukca meraki artmis! Cok etkilenmis… Ogrendigi hakikatler karsisinda hayretler icerisinde kalmis… “Hay Allah” demis “Hakikatin ne oldugundan kimsenin haberi yok oysa! Dunya alem bilgisizlik ve gaflet icinde yasiyor. Insanlar daha Allah’i bilmiyorlar, kendilerini tanimiyorlar… Din diye putlara ya da hayallere tapiyorlar. Bos yere de kavga gurultuyle birbirlerini uzup kiriyorlar”.

“Bu yasta bunlari farketmem cok iyi oldu” diye dusunmus. “Benim simdi esas isim bu bilgileri tum dunyaya yaymak, insanlara isin gercegini aciklamak olmali. Eger insanlar bu hakikatleri farkederlerse, hersey degisir, kimse karsisindakine zarar veremez; o zaman dunya gulluk gulistanlik olur, insanlar huzur icinde yasar… Ben de insanliga iyi bir hizmet vermis olurum…

Derken dusmus yollara, bir memleketten otekine baslamis dolasmaya. Gittigi her yerde anlasabildigi insanlarla dostluklar kurup, bildiklerini baslamis paylasmaya! Dinleyen buldukca anlatmis; anlattikca kendisi de yeni seyler farketmis… Yillar gecmis, gel zaman git zaman, yasi gelmis yirmilerden otuzlara… Bir gun, sakin bir koseye cekilip dusunmeye baslamis. Gecen zamana donup soyle bir bakmis; gosterdigi gayreti ve olup biteni muhakeme etmis. Bakmis ki sonucta dunya yine hep ayni, degisen hic bir sey olmamis! Dostluklar da, kavga gurultuler de aynen eskisi gibi devam edip gidiyor… Bilen biliyor, bilmeyen bilmiyor…”Yahu” demis, “ulkeler degistikce, insanlar da degisiyor; her milletin farkli deger sistemi, farkli birikimi ve farkli bakis acilari var. Bilip tanimadigim toplumlara benim bu bilgileri anlatip, birseyleri degistirebilmem cok guc! En iyisi ben kendi memleketime emek vereyim. Kendi lisanimdan anlayanlarla daha iyi paylasirim bu bildiklerimi…

Baslamis bu kez koy koy, kasaba kasaba gezmeye memleketini…Her gittigi yerde ilgiyle karsilanmis. Sohbetler etmis, kitaplardan pasajlar okumus… Derken, yasi gelmis kirklara… Bakmis ki, kendi memleketinin insanlari da cesit cesit. Her bir koyun farkli adetleri, farkli anlayislari var. Kime ne soylerse soylesin, kolay kolay vazgecmiyor insanlar bildiklerinden… Kimi soylenenleri oyle anliyor, kimi boyle! Bilen yine biliyor, bilmeyen bilmiyor! Seven yine seviyor, soven yine sovuyor”Hey hat” demis, “bu insanlara benim bir faydamin olmasi cok zor! Iclerinde tek tuk anlayan ciksa da, onlarla da butun omrumu gecirmem mumkun degil! Ben bunun yerine hic olmazsa kendi esime dostuma yoneleyim. Biraz onlara tatli dille birseyler anlatayim. Baskalari nasil olurlarsa olsun, beni taniyip sozumu dinleyenlerle sevgi ve hosgoru yayan ornek bir topluluk olalim bari…

Ama ne fayda…Sonucta bir kez daha ayni gercekle karsilasmis… Bu arada kirkli yaslar da kalmis geride. Derken, son careyi bulmus. “Ben kimseden mesul degilim, kendi ailem ve cocuklarimdan baska” demis. “O zaman kalan zamanimi coluk cocuguma ve yakinlarima bildiklerini anlatarak degerlendirmeye bakayim” demis…

Baslangicta hersey yolunda gitmis. Adam her sabah yeni bir hevesle uyanmaya baslamis. Derken, zaman her zamankinden hizli gecmeye baslamis. Yillar birbirini kovalamis… Yas ellilere varinca, yine bir gun durup dusunmus. Bakmis ki, aslinda ev halkinda da degisen pek birsey yok. Hersey degismis, iyi gidiyor gibi gorunse de, birgun ola ki tabiatlarina ters gelen birseyle karsilassalar, al takke ver kulah, yollar yine karisiyor. Konusulanlar unutuluyor, herkes kendi tasasinin pesine dusuyor. Buyukler buyuklugunu, kucukler kucuklugunu devam ettirip gidiyor… Caresiz, adam cekmis elini etegini etraftan. “Demek ki takdir boyle” demis; “benim pek de yapabilecegim birsey yokmus”…

Zamanla adamin saci sakali agarmis, bembeyaz olmus. Altmislar da birer birer tukenmis… Artik, omrunun son gunlerinin yaklasmakta oldugunu hissetmis. Gunler geceleri, geceler gunduzleri takip ederken, yine bir gun sabaha dogru ruyasinda nur yuzlu, ak sacli bilge zati gormus ve ondan yasamin gercegine dair su sozleri isitmis:

“Kalktigin bir sabah kesinlikle son sabahin olacaktir!”

O an kafasinda bir isIk yanmis: “Hey hat” demis, “Dunya alemi degistirmeye calistim, omrum gecti!.. Meger gozum hep disardaymis. Oysa, benim esas degistirmem gereken kendimdi, kendime bakmaliydim; onu unuttum!.. Herseyi yerli yerince goremedim, degistirmeye calistim. Onun icin de hic degisemedim, hicbir sey de degismedi…”

Ve seslenmis kendisine gun dogdugunda:

Uyan ey gozlerim uyan!.. Uyan uykusu cok olan uyan!..”

“Kalktigin bir sabah kesinlikle son sabahin olacak!”

kAYNAK:ŞİFA ÇEMBERİ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »