Eski Sevgililerin Attıkları Mesajlara Verilebilecek 17 Alternatif Cevap

Tam unuttum dediğiniz sırada, yırtık çoraptan fırlayan parmak gibi çıkarlar. Nereden gelecekleri belli olmaz hiçbir zaman. Facebook, Twitter, Instagram, Whatsapp… Yani yazarlar da yazarlar. Koşup tekrar onun kollarına atlamanızı beklerler. Her sözlerine de karşılık vermenizi isterler.

İşte biz de size eski sevgilinizin attıkları mesajlara yazabileceğiniz 17 alternatif cevaplara bu içerikte değindik. Bunları attığınız zaman anında soğuyacağına garanti veriyoruz. Denendi, onaylandı. %100 çalışıyor.

1. “Kalbimi çok kırdın ama yine de hala seni çok seviyorum…”

-Kırılmamıştır o, çıkmıştır. Kırık olsa yerinde duramazsın!

2. “Sensizlik çok soğuk. Yokluğunda hiç üşümediğim kadar çok üşüyorum…”

-Birlikteyken de cimriydin, yine cimrisin. Hep minimumda yakıyorsun kombiyi. Azcık yükselt, parana kıy. Isınırsın.

3. “Uzun zamandır görüşemiyoruz. Bir ara görüşmesek mi?”

-Hmm. Bir bakayım canım…

He evet, önümüzdeki hafta bütün eski sevgililerim için bir parti düzenliyorum ben. Sen de gel istersen. Yok yaa sıkılmazsın. Hepsi senin gibi. Eski işte.

4. “Uyuyor musun?” (Saat gece 03:00 falan)

-Hayır kasaba gidiyorum. İstersen sana da beyin alayım.

5. “Beni özlüyor musun?”

-Özleseydim, ilk mesajı atan ben olurdum. O yüzden tabii ki özlemiyorum canıms.

6. “Ben seni hala özlüyorum…”

-Tütün bas geçer.

7. “Dün gece rüyamda gördüm seni. Çok korktum. Başına bir şey gelmedi değil mi?”

 -Başıma gelen en kötü şey sendin canım. Merak etme.

8. “Üzerinde ne var?”

-Senden ayrılmış olmanın verdiği o ferahlık.

9. “Uyudun mu?”

 -Bir uyutmadın ki!

10. “Sensizken hep sol tarafım ağrıyor. Nefes alamıyorum…”

 -Ah canım kıyamam. Seni Türk doktorlarına emanet ediyorum…

11. “Seni bir türlü unutamıyorum. Aklımdan silemiyorum!”

-Ctrl Alt Delete yapmayı denedin mi? Bak ben geçende öğrendim çok işine yarıyor insanın. Dene bence.

12. “Seni sevdiğim kadar, kimseyi sevmedim ben şu hayatımda.”

 -Peki bu bilgi gerçek hayatta ne işimize yarayacak?

13. “Saçlarını kızıl yapmışsın, çok hoş durmuş bence böyle. 😀

-Sağ ol, sevgilim de böyle seviyor zaten. O istedi.

14. “Senden ayrıldıktan sonra kafamı duvarlara vuruyorum her gün. Eski günleri özlüyorum…”

-Thank you Mario, but ben seni artık arkadaş olarak görüyorum.

15. “Kanatlarım senmişsin benim. Hep kelebek olduğumu sanırdım oysa.”

-Açken sen sen değilsin dostum. Halbuki bence hep hamam böceğiydin.

16. “Hani çok sevdiğin bir tişörtüm vardı, hatırlar mısın? Onu sende unutmuşum galiba. Bir gün gelip alabilir miyim?”

-Hmm. Şey. Onu ben yer bezi yaptım canım ya.

17. “Şu anda evleniyorum ve mutsuzum. Nedeni de sensin, biliyorsun değil mi?”

-Zarfa 50 lira koyup göndermiştim halbuki düğününe. Az mı geldi yoksa?

kaynak: onedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tibet Tedavi

11951356_1138496486178390_7655465612554991100_n[1]
Kendinize ait özel ve mahrem olan cinsel enerjinizi kiminle paylaştığınıza dikkat ediyor musunuz?
Mahrem enerjiniz, cinsel ilişki esnasında nelere yol açar?

Auranız, birleştiğiniz kişinin aurasıyla enerji yüklü iki kablonun birbirine bağlanması gibi bağlanır ve enerji akışı gerçekleşir.
Bu sistemden haberiniz yoksa ya da bu birleşim enerjisinin bu kadar önemli olduğunu kabul etmek istemeseniz bile,
birleştiğiniz kişinin, kendi fiziksel ve ruhsal titizliğinin derecesinden habersizsiniz
yani cinsel ilişki yaşadığınız kişinin içsel enerjisinin mahremiyetini bilmiyorsunuz,
ilişkiye girmeyi skor kaydetmek ve avlanmak gibi ilkel kişiliğine ait tatminsel sembollerle dışarı vuran kişinin, sizde bırakacağı tek şey kocaman bir ruhsal yıkıntı çöplüğü olacaktır.

İlişkiye girme sıklığınız,
partnerinizin aurası ile daha derin ve güçlü bağlantı kurmanız demektir.

Şimdi cinsel hayatı çok eşlilik üzerine kurulu kişinin kendine ait aurasındaki karışıklığı, kirliliği ve DAĞILMIŞLIĞI düşünün!!!

Beraber olduğu herkesin ruhsal özelliklerini de aurasında taşıyor ve
kendi yüksek benliği dışındaki her şeye ve aslında herkese dönüşüyor!

Karması farkında olmadan arap saçına dönmüş.
Kişilerle beraberliğinden sonra aldığı tüm negatif enerjiler (duygu, düşünce, his, inanç) kendi ayağına dolanıp durduğu için sık sık maddi manevi her alanda düşüyor, farkında olmadan aurasını kirletmiş ve gücünü bu negatif enerjiler aurasına yapışık onun yaşam enerjisini sömürür kemirir halde, zihin ve bedeniyle bir bütün olamadan DAĞILMIŞ olarak yuvarlanıp gidiyor..

Benzemek istemediğiniz kişiyle ilişkiye girmeyin!

kaynak: Işık Ulvi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş.

11825030_1481216435522305_5657063343207736131_n[1]

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin:
– “Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum” demiş :))

ABRAHAM HİNCH’İN 30 GÜNDE HAYATINIZI DEĞİŞTİRİN KİTABI 1. GÜN

images[2]

 

Birinci günü yayınlıyorum arkadaşlar. Önümüzdeki 30 günün hepimiz için bazı şeyleri iyi yönde değiştireceğine inanıyorum.

Sevgi ve Işıkla Kalın

1.GÜN-SAĞLIK

SABAH RİTÜELİ

Günün Notu
…… Vücudunu hisseden herkes ,bedeninde meydana gelen değişimleri de hissedebilir.
Bu olağanüstü bir evrimdir. Bedenimiz korkmamız gereken bir şey değildir. Bedenimize ve organlarımıza saygı duyulmalıdır. Hayret edilecek ve alkışlanacak kadar mükemmeldir. Ama asla savunmasız ve kırılgan değildir. Bedenimiz esnektir. Vücudunuzla arkadaş olabilmenin tek yolu onun kabiliyetlerine güvenmek kendi kendini tekrar tekrar yenileyebileceğine inanmak ve siz ne isterseniz ona adapte olabileceğini bilmektir.Vucudumuzu sevip onu sevgiyle beslememiz gerekir. Eğer vucudunuzu sevip sevgiyle beslerseniz ne yediğinizin de bir
önemi yoktur.

1 Dakika Gülümse
Gülmek vücuttaki serotonin oranını yükseltir çok güçlü bir antidepresandır.İçinizden 60’a kadar sayabilirsiniz.

5 Dakika Meditasyon Yapın
Bugünün tekniği:Nefesinize odaklanın ve 60 sefer nefes alıp verin

5 dakika egzersiz yapın

1. Gün part 1 word dosyasını doldurulacak
Sanal günlük harcama tutarınız 1000 birimdir.

GÜN İÇERİSİNDE
Günün teması Sağlık olduğu için teknik bu temaya uygun olacaktır.

1)Kendi Kendinizin titreşim metresi olun
Günün tekniği: Sıkıntılı zamanlarınız da sizi neyin rahatsız ettiğini kendinize sorun.Bu olaylara daha dirayetli bakmanızı sağlayacaktır.Sonrada kendinize nasıl hissetmek istediğinizi sorun,ve bunu uzun uzun düşünün.

2)Yaratılış kutunuzu hayallerinizle doldurmaya başlayın
Biraz önceki kendinizi nasıl hissetmek istiyorsunuz sorusuna olan cevabınızı ve neye sahip olmak istiyorum sorusuna olan cevabınızı Yaratılış kutunuza atınız.

3) Sanal gerçeklikten yararlanma-30 saniyelik eğlenceli videolar izleyin

4)Sanal günlük harcama tutarıyla alabileceklerim……………………………� �……………………
AKŞAM RİTÜELİ
Gece Notu

Abe: … Size evrenle uyum sağlayabilmek için istediğiniz enerji akışını sağlayabilmek için yardımcı oluyoruz. Ve evet enerjinin akışına ne zaman izin verirseniz olmasını istediğiniz şeyler mükemmel bir şekilde hayatınızda tecrübeleniyor. Size enerji akışını öğretmek istememde ki sebeplerden bir taneside akışı hissetmenin insanı çok iyi hisettirmesidir.
Düşünürken hayal ettiğiniz şeylerin muhakkak ve muhakkak istediğiniz şeyler olmasına dikkat edin çünkü evren sizin düşüncelerinizde hayal ettiğiniz isteklerinizle yaşanılanları karşılaştırır.

1.Gün Part 2 word dosyası doldurulacak

Uyku ve rüya zamanını planlamak

Uyku en etkili hayallermizi kullanmamızın yoludur.
Uyumadan önce söyleyeceğimiz sözler şu şekilde olmalıdır.

“inanıyorum ki bu gece rüya göreceğim. Rüyamda dileklerimin gerçekleştiğini göreceğim.-tabiri caizse. Uyandığım da da rüyamı hatırlamak istiyorum. Sabah olur olmaz kendinize gelir geldiğiniz de kendinize sorun Rüya gördüm mü? diye. Eğer rüya gördüyseniz ve bu rüya güzel bir rüyaysa eğer. Bu sefer bunun size ne hissettirdiğini sorun
çünkü rüyada yaşanılan ve hissedilenler günlük hayatta düşülen şeylerden çok daha etkili ve kuvvetlidir.
Eklentileri doldurmanızı öneririm çünkü yazıya geçirdiğiniz herşey bilinçaltınız tarafından daha rahat kavranacaktır.

* Alıntı

kaynak: sonsuz şifa.com

Cavit Çağ

Negatif Duyguların Olumlu Karşıtları :

10898010_872475886126291_6713187319016214512_n[1]

Negatif bir duyguya kapıldığınızda, olumlu karşıtını, olumlama olarak tekrarlayın rahatladığınızı göreceksiniz…

Kaygı – Uysallık
Huzursuzluk – Huzur
Stres – Gevşeme
Aşırı Hassaslık, Alınganlık – Sakinlik
Zihin Karışıklığı – Nezaket
Aşırı Korku – Aklın Rahat Olması
Öfke – Şefkat, Duygudaşlık (Empati)
İlgisizlik – Tutku
Sabırsızlık – Hoşgörü
Yanlızlık – Sevinç
Üzüntü – Neşe
Kin – Minnetarlık
Ürkeklik, Utangaçlık – Girişkenlik
Nefret – Sevgi
Öfke – İyilik, Sakinlik
Korku – Cesaret, Güvendeyim
Endişe – Sükunet
Gerginlik – Rahatlık, Gevşeme
Can Sıkıntısı – Coşku
Affedememe – Şefkat
Depresyon – Denge
Zihinsel Katılık, Ben Merkezcilik, Esnek olmamak – Sevecenlik
Kıskançlık – Özgürlük
Kırgınlık ve Kızgınlık – Uyum ve Barış

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SONSUZLUĞUN MESAJI – ABORJİNLER “

1377600_10151756852513440_2067093464_n[1]
*Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir hale gelir. Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir.

*Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır. Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer.

*Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir.

*Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir.

*Korku bazı şeyleri sona erdirir. Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar. Korku ilginç bir duygudur çünkü bu, aslında insansı değildir. Bu duygu çok kısa süreli bir hayatta kalma rolüne hizmet ettiği hayvanlardan alınmıştır. Hiçbir hayvan korku içinde yaşayamaz. İnsanların aslında korku duyacakları hiçbir şey yoktur. Onlar kendilerinin sonsuzluk olduklarını biliyorlardı. Şimdiyse korku gezegenimizi çevreleyen temel bir enerji gücü haline geldi. Korkunun içimizde yol açtığı zarar işte böyledir.

*İnsan yaşamı bir spiraldir, bizler sonsuzluktan geliriz ve daha yüksek bir düzeyde oraya geri dönmeyi umarız. Zaman bir dairedir. Ve bizim ilişkilerimiz de bir dairedir. Bizler Aborijin çocukları olarak, yaşamın ilk yıllarında her bir daireyi, her bir ilişkiyi kapatmanın önemini öğrendik. Eğer bir anlaşmazlık varsa biz bu çözümlenene kadar uyanık kalırız. Biz yarın ya da ileri ki bir tarihte çözüm bulmayı umarak gidip uyumayız. Bu, daireyi uçları kırılabilir bir halde açık bırakmak olur.

*Sen bu dünyaya bir ruhsal farkındalık düzeyinde geldin ve buradan daha GENİŞLEMİŞ bir düzeyde ayrılma fırsatına sahipsin.

Marlo Morgan…

Hayatınızı Dönüştürmek için 6 Etkili Öğreti

Lotus-Pond-fantasy-37302065-1600-900-1140x641[1]

 

Lotus çiçeği yeniden doğuşu, yenilenmeyi ve ruhani uyanışı temsil eder. Ancak suyun üzerinde hiç çaba sarf etmeden yüzer gibi görünen bu güzel çiçeğin, çiçek açmak için aslında çok çalışması gerekir. Lotus çiçekleri suyun yüzeyine çıkmadan önce bir nehrin ya da göletin dibindeki çamurdan çıkıp büyür.

Kendi hayatımızdaki çamurdan çıkabilmek de bizim çiçek açmamıza yardımcı olur; bu, gerçek benliğimize, özümüze doğru bir çıkıştır. Kalbin sesini duymak ve onu takip etmektir. Ama çiçek açmak için içeriye bakmamız ve bizi geri tutan ne varsa onu aradan çıkarmaya odaklanmamız gerek. Bakmamız, yüzleşmemiz ve geride bırakmamız gereken bir çok duygu olabilir. Bu duygular utanç, bir hastalık ya da bir ilişki kaynaklı olabilir.

Ve bu çamur birikintilerimizde pek çok şey saklı olabilir. Her şeyi bir anda açığa çıkarmamız gerekmiyor. Şifalanma katman katman gerçekleşir. Bir soğanı soyduğunuzu düşünün, bunun gibi. Ama eğer kendi kişisel çamurumuzu biraz karıştırmayı göze alamıyorsak yeni ya da iyi bir şeyi hayatımıza yansıtmamız da mümkün değildir.

İşte kendi çamurunuzdan çıkıp hayatınızı gerçek anlamda dönüştürmeye başlayabilmeniz için birkaç yol:

Öğreti 1: Kendine Dürüst Ol

Gerçeklik manevi uyanmanın temel taşıdır. O olmadan büyüyemeyiz. Davranışlarımıza ne zaman mazeretler bulursak ya da gerçekleri gizlersek sonucunda bunun bedelini öderiz. Bu bedel genellikle hastalık ya da sıkıntı şeklinde olur.

Gerçek her ne kadar acıtsa da sizi özgür kılar.

Öğreti 2: Değişime Direnç Gösterme

Değişiklikle karşı karşıya geldiğimizde birçoğumuz panik yapar, olayları kontrol edip düzeltmek için olayla yüzleşir. Ancak çoğu kez bu kontrol, kökenleri çok derinlere inen sorunlarımızın pekişmesine neden olur. Belirli bir noktada var olan duruma teslim olmalı ve her sonucu kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçmeliyiz. Aksi halde bedenlerimiz, dokularımız ve sinir sistemimiz, hastalık ve engelliliğin davetçisi olan katı kalıplarda “takılı” kalır.

Öğreti 3: İtiraf Et

Bu biraz ağır bir tabir. Ancak itiraf etmenin basit anlamı şu; “bir şeylerin” arkasına saklanmaktan vazgeç. O “bir şeyler” yiyecek, alkol, üzüntü, alışveriş, dedikodu, ilişki ya da başka herhangi bir bağımlılık olabilir. Ya da hayatındaki biriyle daha anlamlı bir ilişki geliştirebilmek için duygusal anlamda hesaplaşmak anlamına da gelebilir. Bu hiç kolay değil. Hatta “itiraf etmek” en zor şeylerden biridir.

İtiraf edip gerçeği söylediğinizde hayatınızdaki eski bir kalıbın patlayacağından emin olabilirsiniz. Bir ilişkinin bitmesine bile neden olabilir. Ama bir yalanı yaşamak uzun vadede çok daha kötüdür. Bazen itiraf etmek destek gerektirir.

Temizlik sürecinde bedeninde ani bir toksin boşalması hissedersiniz ve bununla birlikte büyümek için özgürleşirsiniz.

Öğreti 4: Bağışla ve Atlat

Bağışlamak kendimizi kıstırdığımız kapandan kendimizi kurtarmaktır.
Ne sıklıkla kendini ya da başka birini yargılıyorsun? Şöyle şeyler diyor musun, “Hiçbir zaman paramı iyi yönetememişimdir; bu işi benim için eşime yaptırıyorum?” O halde bir yatırım yapmaya çalıştığında daha baştan kendini Başarısızlığa mahkum etmişsin demektir. Bir şeyi atlatmadan yola devam etmeye çalıştığımız zaman geçmiş sinsice hayatımıza geri sokulmanın bir yolunu bulur. Ama affedip atlattığımızda kendimize çamurdan çıkma fırsatı yaratırız.

Çoğu zaman en çok bağışlamamız gereken kişi kendimizdir. Yargıladığınız şeyler her neyse bunun için kendinizi affetmek için şöyle diyin: “Kendimi bu konuyla ilgili yargıladığım için kendimi bağışlıyorum: ……….. (boşluğu doldurun)” . Bu kelimeleri sessizce ya da daha iyisi yüksek sesle ayna önünde söyleyebilirsiniz.

Öğreti 5: Suçluluk ve Utanç Duygularına Bak

Suçluluk, yapmamız ya da olmamız gerektiğini düşündüğümüz şey, gerçekte yapmak istediğimiz şeyle ya da olduğumuz kişiyle zıt olduğunda ortaya çıkar. Genellikle de aile baskısından ya da çarpık toplum yapısından kaynaklanır.
Brene Brown bu konuda şöyle diyor; “Suçluluk şunu der, ‘Ben bir hata yaptım’. Utanç ise şöyle der, ‘BEN hatayım.’”

Suçluluk duygusundan şunu kabul ederek kurtulabilirsiniz; her ne sebepten ötürü suçluluk hissediyorsanız onu deneyimlemenizi yüksek benliğiniz istedi. Diğer bir deyişle yüksek benliğiniz o dondurmanın ya da çocuklardan uzakta geçirdiğiniz bir öğleden sonranın tadını çıkarmanızı istedi. Bir kez yüksek benliğinizin varlığını kabul ettiğinizde KENDİNİZ olmanız artık mümkün olur. İnsana en acı veren duygulardan biri olan utanç, mizah ve ışığın olduğu bir ortamda barınamaz.

Utanç duyduğunuz şey her neyse, onun hakkında konuşmaya başlayıp destek almaya yanaştığınızda utanç ortadan kalkar.

Öğreti 6: Filizlenişini Kutla

Kendi kişisel çamurunuzla yüzleşecek cesaretin sizde var olduğunu görmeye çalışın. Kirli işi temizlemeye el attığınızda güzelliğiniz, gücünüz ve dönüşümünüz ışıldamaya başlar. O zaman da yolculuğunuzun meyvelerini toplamaya başlarsınız. Bunu da sadece sizinle birlikte bunu geçekten kutlayabilecek kapasitede olan kişilerle paylaşın. Ellerini çamura sokmak istemeyen kişiler size nasıl destek olacaklarını da bilemeyeceklerdir.

Birbirinden ender güzellikte ahenk yayan Nilüfer çiçekleri gibi olma niyetiyle…

Sevgilerimle,

Gülenay PEMA

Gizemli Dişilik

 

Ben nolucam?

11289556_1030056550353027_5239874193892141174_o[1]

Deli ol valla en güzeli o…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Duygusal Anlamda Güçlü İnsanların Asla Yapmayacağı 15 Şey

Bir insanın iyi bir hayat yaşayıp yaşamayacağı kişinin zihinsel güç ve dayanıklılığı ile oldukça yakından alakalıdır. Zihinsel güç birkaç kademeden oluşan bir bütündür ve mutlu ve başarılı  olmak için bütün bu kademelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kademelerden en belirleyici ve güçlü olanı ise kişinin duygusal gücüdür.

Duygular, insanın tartışılmaz bir parçasıdır ancak duyguları diğer zihinsel özelliklerimizden ayıran yönü bizleri en direk şekilde etkiliyor oluşudur. Fiziksel benliklerimiz olan vücudumuzu ve yaptığımız en ufak eylemi duygularımız doğrultusunda yönlendirmekteyiz.  Duygularımız olmasa, herhangi bir eylemi gerçekleştirecek ya da bizi kendimiz için bir şeyler yapmaya yöneltecek hiçbir sebebimiz olmazdı.

Duygularımız bizleri motive eden en büyük etmenlerdir. Ancak ne yazık ki, herhangi bir konuda bizleri motive edebilirler ve bunlara kötü kararlar da dahil. Bu nedenle, duygusal güç her bir birey için elzemdir. Duygusal anlamda güçlü olan insanların bu doğrultuda kesinlikle kaçındıkları bir çok durum ve asla yapmadıkları bir sürü şey mevcut, işte sizler için derlediğimiz 15’i:

1. İlgi Manyağı Değildirler.

İlgi Manyağı Değildirler.

İlgiye ihtiyaç duymak doğrudan duygularla ilgili bir durumdur. Tanınma ya da bilinme ihtiyacı hisseden insanlar genellikle kendi değerlerini yalnızca birileri tarafından ihtiyaç duyulduklarında hissederler; kendileri için adeta değersiz ve özsaygı yoksunu insanlardır bu kişiler. Kişinin kendine verdiği değer yine kendisiyle alakalıdır; eğer siz değerli olduğunuza inanmıyorsanız muhtemelen kimse sizi değerli bulmayacaktır.

2. Başkalarının Kendilerini İncitmelerine İzin Vermezler.

Başkalarının Kendilerini İncitmelerine İzin Vermezler.

Duygusal güç dirençlilik gerektirir. Bu dünya kincilerle ve trollerle dolu ve her köşede bir çift kıskanç göz daima sizi izlemekte. Ama acı gerçek şu ki; bizleri genelde acıtmayı başarabilen insanlar en yakınımızdakilerdir. Genelde bu insanlardan kurtulmak en iyi çözüm olmakla birlikte en zor olanıdır aynı zamanda. Yine de bu insanları sakince hayatınızdan çıkarmak sizi duygusal anlamda rahatlatacaktır ve olaylı bir biçimde sonlanmasından çok daha iyi bir bitirme şeklidir.

3. Kin Tutmazlar.

Kin Tutmazlar.

Şayet birine kin tutuyorsanız eğer o durumu haddinden fazla önemsiyorsunuz demektir. Bir insan içten bir şekilde özür diliyorsa onu affedin. Eğer dilemiyorsa bu kişiyle iletişiminizi kesin, ancak kin tutmayın. Soğuduğunuz ya da kin tuttuğunuz insanları düşünmek çok fazla zihinsel enerji harcamanıza neden olur ve yarardan çok zararı vardır.

4. Canları Neyi Nasıl İsterlerse Öyle Yaparlar.

Canları Neyi Nasıl İsterlerse Öyle Yaparlar.

Duygusal gücü yüksek insanlar ne isterlerse onu yaparlar, ve bunu severek yaparlar. Yaptıkları şeyin uygunsuz olduğunu söyleyenleri ya da yersiz eleştiri yapanları kaale almazlar.

5. Kendilerine Olan İnançlarını Asla Kaybetmezler.

Kendilerine Olan İnançlarını Asla Kaybetmezler.

Kendilerini sevip anlayan – kendileri olmaktan nefret etmeyen ya da kendilerini oldukları gibi kabul eden kişiler- kendilerinden asla şüphe etmezler.  Kendi değerini sen belirlersin, o kadar!

6. Kaba İnsanlar Gibi Davranmazlar.

Kaba İnsanlar Gibi Davranmazlar.

E napalım, öyle, insanlar acımasız. Ama hiç neden diye düşündünüz mü? İnsanlara kötü davranmak yalnızca onlara göz dağı vermeye çalışıyorsanız iyi bir şeydir, umuyoruz bu göz dağı verme olayı da pazarlık tarzı şeyler yaptığınız bir iş gereği falandır. Eğer öyle değilse büyük ihtimalle özgüven eksikliğinizi diğer insanlar üzerinde korku ve baskı kurarak kapamaya çalışan birisiniz demektir. İnsanlar eksik ya da kısa kaldıkları şeyleri kapamak için böyle yollara başvururlar, çok büyük araba kullanan beyler mesela, bu durum için haplar var ve modern tıp ilerledi, üzülmeyin!

7. Yoldan Geçen Herkesi Hayatlarına Dahil Etmeyecek Kadar Zekidirler.

Yoldan Geçen Herkesi Hayatlarına Dahil Etmeyecek Kadar Zekidirler.

Duygusal anlamda güçlü olan insanların güçlü olmasının bir nedeni var: Zayıf noktalarını bunları istismar eden, iç düzenlerini bozan insanlara karşı açık etmezler. Dünya sizi de şüphe etmeden kendilerine benzetecek amaçsız ve kayıp insanlarla dolu. Gereksiz bir ilişkinin mutluluğunuzu elinizden almasına izin vermeyin.

8. Sevmekten Korkmazlar.

Sevmekten Korkmazlar.

mahvolmaya mahkum bir ilişkiye sahip olabileceğinizi de düşünüyorsunuzdur. Canınızın yanmasını istemiyorsunuz tekrar çünkü bu berbat bir durum değil mi? Ama ne var biliyor musun, kalbinin tekrar kırılmasına hiç gerek yok çünkü sen mükemmel bir insansın! Eğer bir ilişki yürümüyorsa bunun sorumluluğu sadece sende değil; sizde! Tabii ki iğrenç bir insan olmadığınız takdirde, eğer öyleyse sorun kesinlikle sende tabi.

9. Uyanır Uyanmaz Depresyon Gömleklerini Giyip Kara Kara Düşünmezler.

Uyanır Uyanmaz Depresyon Gömleklerini Giyip Kara Kara Düşünmezler.

Günümüzün en güzel anı uyanıp hala hayatta olduğumuzu fark ettiğimiz an olmalı. Hayatı sık sık hafife alıyor yeterince takdir etmiyoruz.

10. Yavaşlamaktan Korkmazlar.

Yavaşlamaktan Korkmazlar.

Bu insanlar devamlı hareket ve heyecanla dolu bir hayatın peşinde değildirler. Tüm gün bir şeylerden kaçıyormuşçasına koşuşturup durmazlar. Duygularına hakim olan insanlar yavaşlamayı ve durmayı severler çünkü bu onlara anı yaşamaktan başka hiçbir şey yapmamanın, durup nefes almanın değerini hatırlatır. Bu onların hayatlarında heyecan olmasını sevmedikleri anlamına gelmez kesinlikle, ama ara ara bir yürüyüş yapıp parklarda bahçelerde çiçekleri koklayıp mutlu olmanın kimseye de zararı yoktur.

11. Yapmak İstemedikleri Şeyleri Yapmazlar.

Yapmak İstemedikleri Şeyleri Yapmazlar.

Hepimiz yapmaktan hoşlanmadığımız şeyleri yapmışızdır ama kimse yapmak istemediği bir şeyi yapmamalı. Duygusal yönüne hakim insan sevdiği şeyleri yapmaya odaklanmanın bir yolunu daima bulur ve  sevdiği şeyleri yapabilmeye devam etmek için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini anlar.  Hedefe doğru gittiği süreçten pek hoşlanmayabilir ama ileride keyifle yapacağı şeylere bir adım daha yaklaştığını bilerek bundan da zevk alabilir.

12. “Hayır” Demesini Bilirler.

İnsanlara “hayır” demesini bilmiyorsanız iyi niyetiniz kötüye kullanacaklardır. İnsanlar tarafından kolay aldanan, çantada keklik biri olarak gözükeceksiniz ve bir konudaki fikirleriniz sorulmayacak, hatta siz kendi fikrinizi beyan ettiğinizde de ciddiye alınmayacaksınız. Hayır diyebilmek insanlara kontrolün sizde olduğunu hatırlatır.

13. Paylaşmayı Unutmazlar Ve Yapılan İyiliklere Karşılık Verirler.

Paylaşmayı Unutmazlar Ve Yapılan İyiliklere Karşılık Verirler.

Paramızı ya da zamanımızı başka insanlar için kullanamayacak kadar fakir ya da meşgul değiliz. Unuttuğumuzu söylersek de yalan olur. Bazı insanlar sadece sorumluluklarını gözardı eder ve bahaneler arkasına saklanırlar. Duygusal anlamda güçlendikçe, insanları ve hayatın kendisini daha çok takdir etmeyi öğreniyoruz. Zamanla hayat daha değerli bir hal alıyor ve yine hayata kötü bir el ile başlayan insanlara karşı daha fazla empati sağlamayı öğreniyorsunuz.

14. Uyum Sağlamak Zorunda Hissetmezler.

Uyum Sağlamak Zorunda Hissetmezler.

Kendinize ve duygularınıza ne kadar hakimseniz o kadar bağımsızsınız demektir. Bir yere ait olmak, bir yere uyum sağlamak zorunda hissetmezsiniz çünkü zaten uyum sağlamanız gereken yere aitsiniz: Dünya’ya.  İnsanlar sağlıksız ve çarpık küçük sosyal ortamlar oluştururlar ve  bunlara uyum sağlamak zorunda hissetmek demek “kendim olmaktan korkuyorum” demektir.

15. Mutlu Olmanın Kişisel Bir Seçim Olduğunu Unutmazlar.

Mutlu Olmanın Kişisel Bir Seçim Olduğunu Unutmazlar.

En önemlisi, duygusal anlamda güçlü insanlar beyinlerinin düşünce yapıları ve bedenleri üzerindeki gücünü anlamayı öğrenmişlerdir. Duygularımızın doğrudan somut olaylara verilen tepkiler değil; bizlerin bu fiziksel,somut olayları nasıl algıladığımızın yansımaları olduğunu bilirler.  Başka bir deyişle; duygularımız gerçekliği yansıtmazlar, duygularımız gerçeklik algımızın yansımalarıdır. Bu gerçeği anlamak bizlere  duygularımız ve hayatlarımız üzerinde neredeyse mutlak güç ve hakimiyet bahşetmektedir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Negatif Enerjilerden Kurtulmak için Basit Bir Arınma Tekniği

10339763_845003378906514_5507676602595470033_n[1]

Negatif enerjilerden kurtulmak, temizlenmek ve arınmak için çok kolay uygulayabileceğiniz bir arınma tekniğini sizinle de paylaşmak istedim.

Sessiz bir ortama çekilin ve aşağıdaki uygulamayı bire bir yapın.

Gözlerinizi kapatın kendinizi pembe bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Sevgiyim” deyin.

Bunu istediğiniz kadar yapabilirsiniz. Bir kaç saniye yada bir kaç dakika size kalmış.

Daha sonra kendinizi yeşil bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Refahım ” deyin.
Daha sonra kendinizi mavi bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Huzurum” deyin.
Son olarak kendinizi beyaz bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Evrenle birim” deyin.

İmgelemelerinizi bitince gözlerinizi açmadan şu kalıbı bir yada birden fazla tekrar edin.

“Ben sevgiyim, ben refahım, ben huzurum ve ben evrenle birim”

Arındım, temizlendim ve evrenle uyum içinde olduğumu kabul ettim.

kaynak: şiron kuantum dengeleme

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÖNEMLİ OLAN

11960135_497972723699943_7121520544113322712_n[2]

Hazır olun ya da olmayın,bir gün sona geleceksiniz. O gün geldiğinde Zenginliğiniz,hıncınız kininiz,öfkeleriniz,hayal kırıklarınız, umutlarınız, tutkularınız, planlarınız ve yapmak istedikleriniz hiçbir önemi kalmayacak.

Öyleyse önemli olan nedir? Yaşadığımız günlerin değeri neyle ölçülür.
Önemli olan, ne aldığınız değil, ne verdiğinizdir.
Önemli olan, öğrendikleriniz değil, öğrettiklerinizdir.
Önemli olan,doğruluk,dürüstlük, merhamet,fedakarlık ve cesaretle atmış olduğumuz her adımla,başka yaşamları zenginleştirmiş olmanızdır.
Önemli olan,yetenekleriniz değil, karakterinizdir.
Önemli olan,diğer insanları yüreklendiren,onların sizi takip etmesini sağlayan örnek bir insan olmaktır.
Önemli olan kaç kişi tanıdığınız değil,siz gittiğinizde ebedi bir yoksunluk hissedecek olan insanların sayısıdır.
Önemli olan,hatıralarınız değil,sizi sevenlerin kalbinde yaşayacak olan hatıralarınızdır.
Önemli olan, ne kadar uzun süre hatırlanacağınız değil,kimler tarafından ne şekilde hatırlanacağınızdır.
Önemli bir hayat yaşamak rastlantıyla olmaz.
Önemli olan, koşullar değil, seçimlerinizdir.
Önemli bir hayat yaşamayı seçin.

MICHAEL JOSEPHSON

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DUYGUSAL VAMPİRLER

1908365_844785895594929_4194578106243488911_n[1]

Bazı ilişkiler olumludur ve ruh halinizi olumlu etkilerler. Bazıları ise sizdeki iyimserlik ve huzur duygusunu yok ederler. Ben böyle sizi kurutan insanlara “duygusal vampirler” diyorum. Bu insanlar sadece fiziksel enerjinizi emmekten çok daha fazlasını yapıyorlar. Kötü niyetli olanları size kendinizi değersiz ve sevilemez hissettirebilir. Diğerleri size kendinizi kötü hissettirmek için küçük zararlar verebilirler. Örneğin, “ Birkaç kilo aldığını fark ettim, şekerim” ya da “Çok hassassın!” onların en sevdiği cümlelerdendir. Bir anda sizi güveninizi sarsacak, tehlikeli alanlara doğru sürüklerler.

Enerjinizi korumak için duygusal vampirlerle savaşmak gerekir. Bir duygusal vampirle karşılaştığınıza dair işaretler:

• Göz kapaklarınız ağırlaşır ve şekerleme yapma ihtiyacı hissedersiniz.
• Ruh haliniz bir anda düşüşe geçer.
• Sizi rahatlatan, bol karbonatlı yiyecekler yemek istersiniz.
• Kendinizi endişeli, depresif ve olumsuz hissedersiniz.
• Kendinizi eleştirilmiş hissedersiniz.

Duygusal vampir çeşitleri;
Narsist
Sloganları “Önce ben”dir. Her şey onlar hakkındadır. Abartılmış bir kibirleri vardır, dikkat çekmeye bayılırlar ve beğenilmeye ihtiyaç duyarlar. Tehlikelidirler çünkü empatiden yoksundurlar ve koşulsuz sevme konusunda hiç iyi değillerdir. Eğer bir şeyleri onların istediği gibi yapmazsanız, cezalandırıcı ve soğuk olurlar.

Beklentilerinizi gerçekçi tutun. Bu insanlar duygusal anlamda kısıtlı insanlardır. Böyle birine aşık olmamaya çalışın ya da onlardan koşulsuz sevgi beklemeyin. Hiç bir zaman sizin değeriniz onlara bağlıymış gibi düşünmeyin ve onlarla en saklı sırlarınızı paylaşmayın. Onlarla başarılı bir şekilde iletişim kurmak için, bir şeyin onların nasıl yararlı olacağını göstermelisiniz. Eğer zorunlu değilse bu can sıkıcı egosantrikle fazla muhatap olmamak en iyisidir, ama eğer ilişki kaçınılmazsa bu yaklaşım işe yarar.
Kurban
Bu vampirler “zavallı ben” tavrıyla sinirlerinizi yıpratırlar. Dünya her zaman onların karşısındadır ve bu da mutsuzluklarının ana sebebidir. Sorunlarına bir çözüm önerdiğinizde her zaman sizi şöyle yanıtlarlar “Evet ama…” Onları arayıp sormaktan vazgeçme ya da onların aramalarını görmezden gelme noktasına gelebilirsiniz. Arkadaş olarak yardım etmek isteyebilirsiniz ama hüzün dolu öyküleri sizi yorabilir.

Nazik fakat kesin sınırlar koyun. Kısaca dinleyin ve arkadaşınıza veya akrabanıza “Seni seviyorum ama eğer çözümü tartışmak istemiyorsan, seni ancak beş dakika dinleyebilirim” deyin. Söz konusu iş arkadaşınızsa “Senin için her şeyin iyi olmasını tüm kalbimle dileyeceğim” deyin ve ardından “Umarım anlarsın, yetiştirmem gereken bir iş var ve ben çalışmaya dönmek zorundayım” diye ekleyin. Bunun iyi bir zaman olmadığını belirtmek için vücut dilinizi kullanabilir; göz kontağını keserek veya kollarınızı birbirine kavuşturarak sağlıklı sınırlar koyabilirsiniz.

Denetleyici
Bu insanlar takıntılı olarak sizi kontrol etmeye ve nasıl olmanız ve hissetmeniz gerektiğini size dikte etmeye çalışırlar. Her şey hakkında bir fikirleri vardır. Eğer davranışlarınız onların kitabına uygun değilse, duygularınızı geçersiz kılarak sizi kontrol etmeye çalışırlar. Çoğu zaman “Aslında senin neye ihtiyacın var, biliyor musun?” diye cümleye başlarlar. Sonunda hükmedilmiş, küçültülmüş ve değersizleştirilmiş hissedersiniz.

Başarının sırrı denetleyici kontrol etmeye çalışmamaktır. Sağlıklı bir şekilde girişken olun, ancak onlara ne yapmaları gerektiğini söylemeyin. Şöyle diyebilirsiniz “Tavsiyene değer veriyorum ama bunu gerçekten benim kendi kendime halletmem gerekiyor.” Güvenli olun ve kurbanı oynamayın.

Sürekli konuşan
Bu insanlar sizin hislerinizle ilgili değildirler. Onlar sadece kendileriyle ilgilenirler. Lafa girebilmek için bir boşluk beklersiniz, fakat o an hiç bir zaman gelmez. Ya da bu insanlar size fiziksel olarak o kadar yaklaşırlar ki, neredeyse üstünüzde nefeslerini hissedersiniz. Siz geriye gidersiniz ve onlar size bir adım daha yaklaşır.

Bu insanlar sözsüz ipuçlarına cevap vermezler. Yapması zor olabilir, ama sözlerini kesmeli ve konuşmalısınız. 2-3 dakika dinleyin ve sonra kibarca “Sözünü kestiğim için kusura bakma ama, başka insanlarla konuşmam gerekiyor ya da randevum var ya da tuvalete gitmem gerekiyor.” Bunlar “Kes sesini, beni deli ediyorsun!” diye bağırmaktan çok daha yapıcı taktiklerdir, aklınızdan geçenler tam olarak bunlar olsa da. Eğer bu bir aile üyesiyse, kibarca “Eğer bana da söz hakkı tanırsan, belki ben de aramızdaki diyaloga bir şeyler ekleyebilirim” diyebilirsiniz. Eğer bu nötr bir şekilde söylersiniz, anlaşılma ihtimaliniz artar.

Drama kraliçesi
Bu insanların küçük olayları abartarak onlardan dört başı mamur dramalar çıkarmak konusunda doğal yetenekleri vardır. Hastalarımdan Sarah, işe devamlı geç gelen bir eleman aldığında, bu durumdan muzdaripti. Bir hafta, söz konusu elaman grip oldu ve “neredeyse ölüyordu”. Ardından arabası park yerinden çekildi! Bu çalışan ofisi terk ettiğinde Sarah kendini kullanılmış ve yorgun hissediyordu.

Drama kraliçesi, ağırbaşlılıktan nasibini almamıştır. Sakin olun. Derin nefes alın. Bu size onların etkisine girmekten alıkoyacaktır. Kibar fakat kesin sınırlar koyun. Örneğin “Bu işi istiyorsan, zamanında burada olmalısın. Başına gelen talihsizliklerden dolayı üzgünüm, ama iş önce gelir.

İlişkilerinizi geliştirmek ve enerji seviyenizi yükseltmek için, hayatınızda kimlerin sizin enerjinizi emdiği, kimin enerjinizi yükselttiği hakkında bir keşfe çıkmanızı öneririm. Size iyi gelen insanlarla daha çok vakit geçirin ve sizin enerjinizi emenlere karşı sağlıklı sınırlar koyun. Bu hayat kalitenizi artıracaktır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ÇAKRA EGZERSİZLERİYLE HASTALIKLARDAN KURTULUN

22f2c870acc31e7b757bc47e870c4610_1282046601[1]

Kendinizi yorgun ve halsiz hissediyorsunuz. Tabii bu durumda spor salonuna gitmeniz bile düşünülemez. O zaman rahatlayın, çakra çalışmasıyla bu türden rahatsızlıklarınızdan kurtulabilirsiniz.

Çakra nedir?

Sanskritçe karşılığı ‘çark, daire, tekerlek ve hareket” olan çakralar, farkına vardığımız veya varamadığımız, varlığımızda mevcut psişik enerji merkezleridir. Hem yoga, hem de refleksoloji sistemlerinde binlerce yıldır kullanılmaktadırlar. Sağlıksız bir yaşam tarzı, çakralarımızda tıkanıklıklara sebep olur. Bunun sonucunda da çeşitli türde rahatsızlıklar meydana gelebilir. Çakralar vücudunuzun 7 farklı noktasında bulunan enerji merkezleridir. 21 farklı enerji kanalının kesişme noktalarında bulunurlar ve genellikle vücudun belli bazı bölgelerinde bulunan ve daha küçük enerji noktaları olan akupunktur noktalarıyla karşılaştırılırlar.

Bu 7 çakra, omurganın başlama noktasında, göbeğin altında ve üstünde, göğüs bölgesinin merkezinde, boynun başlama noktasında, kaşlarımızın arasında ve ayrıca da alnımızın üzerinde bulunur. Her çakra, turuncudan yeşile kadar değişen belli bir renkle gösterilir ve titreşimli bir frekans şeklinde kendi enerjisini yaydığına inanılır.

Çakra dengesi nasıl sağlanır?

Nefes alma ve hayalinde canlandırma, ya da refleksoloji ve yoga duruşları gibi çeşitli yöntemlerle, 7 çakramıza giden enerji uyarılır. Terapistlere bakılacak olursa, vücudumuzu titreşimli enerjiyle beslemek, hastalıkları önlemeye yardımcı olur. Bunun nedeni çakralarımızın vücudumuzdaki endokrin (vücudun hormonları kontrol eden kısmı) ve sinir sistemleriyle bağlantılı olmasıdır. Yani eğer çakralarımızın dengesini koruyabilirsek, sağlıklı olabiliriz.

Stres, migren ve kas gerginliklerini çakra egzersizleriyle iyileştirebilirsiniz

Stres, migren ve kaslarınızdaki gerginlikten mi şikayetçisiniz? Vücudunuzdaki yedi enerji noktasını dengeleyerek bu sıkıntılarınızdan kurtulabilirsiniz. Çakralarınızı harekete geçirebilmek için, size birkaç basit canlandırma ve refleksoloji egzersizi göstereceğiz.

STRES, SİNDİRİM VE DENGE

Hangi çakra?

Muladhara (kök) çakra; kan, omurga, sinir sistemi, bacaklar ve kemikleri etkiler.

Nerede bulunur?

Kırmızı renkle temsil edilen bu çakra, anüs ve cinsel organlar arasında yer alır.

Kök çakranızı hayalde canlandırma yoluyla hareket geçirmek:

Oturun ve vücudunuzu gevşetin, zihninizi boşaltın. Şimdi anüs ve cinsel organlarınızın arasına, yani omurganızın başladığı, kök çakranın bulunduğu noktaya odaklanın. Bu çakrayı bir kırmızı ışık halesi olarak gözünüzün önüne getirin. Ayaklarınıza konsantre olarak, kırmızı bir ışıkta ayak tabanlarınız, bacaklarınız ve kök çakranızı kullanarak soluduğunuzu hayal edin.

Enerji noktasının yerini görmek için

Nefes verirken, bu kırmızı ışık dalgasının kök çakranıza ve daha sonra da geriye, ayaklarınıza doğru aktığını gözünüzün önüne getirin. Bu egzersize 5-10 dakika kadar daha devam ederek, kendinizdeki değişiklikleri hissetmeye çalışın. Kök çakranızı refleksoloji yoluyla hareket geçirmek: Sağ ayağınızla başlayın. Baş parmağınızla nazikçe topuk kemiğinize bastırın. Bu nokta, kök çakranızı harekete geçirir.

 

Şimdi baş parmağınızı saat yönünde çevirerek bu noktaya masaj yapın. Eğer bir acı duyuyorsanız -bu, engellenmiş enerjiye işaret eder-, bu acı ortadan kalkana kadar bastırmaya devam edin. Eğer acı 5 dakikadan daha uzun bir süre devam ediyorsa, masajı bırakın. Sol ayağınızla tekrarlayın.

MESANE PROBLEMLERİ VE MİGREN

Hangi çakra?

Swadhistana çakrası, cinsel organlarınızı, meme bezi, deri, böbrek ve böbreküstü bezlerini etkiler.

Nerede bulunur?

Turuncuyla temsil edilen bu çakra, erkeklerde penis ve kadınlarda klitorisin iki parmak üzeridir.

Swadhistana çakrasını hayalde canlandırma yoluyla hareket geçirmek:

Bu egzersize, yavaşça nefes alıp vererek başlayın. Her nefes 5 sayıdan oluşmalıdır, yani nefes alıp verirken içinizden 5’e kadar sayın, nefesiniz 5’e ulaşmadan önce bitmemelidir. Bunu 8-10 kez tekrarlayın. Şimdi kalça kemiğinizle göbeğiniz arasında kalan çakranıza konsantre olun.

Enerji noktasının yerini görmek için

Nefes alırken, turuncu bir ışığın ayaklarınızdan vücudunuza girip, bacaklarınızdan yukarı çıktığını ve Swadhistana çakranıza girdiğini hayal edin. Bu egzersize 5-10 dakika kadar devam edin. Swadhistana çakrasını refleksoloji yoluyla hareket geçirmek: Baş parmağınızı, sağ ayak bileği kemiğinizin hemen altındaki çakra noktasına koyun. Nefes alırken, her iki ayağınızın tabanından da turuncu bir ışığın vücudunuza girerek, bacaklarınızdan yukarı tırmandığınız, omuzlarınıza ulaştığını ve daha sonra kollarınızdan aşağı inerek, tekrar başparmağınıza döndüğünü hayal edin.

Nefes verirken, ışığın her iki ayağınız üzerinde de baş parmaklarınızdan çakra noktalarına geçtiğini gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Sol ayağın üzerinde tekrarlamadan önce 5-10 dakika kadar uygulamaya devam edin.

KASLARDAKİ GERGİNLİK, SİNDİRİM BOZUKLUKLARI VE KARACİĞER PROBLEMLERİ

Hangi çakra?

Manipura (solar pleksus) çakrası, cilt, sindirim organları, mide, pankreas, karaciğer ve endokrin bezleri üzerinde etkilidir.

Nerede bulunur?

Sarı renkle temsil edilen bu çakra, göbek bölgesinde, göbek deliğinin hemen üzerinde yer alır.

Manipura çakrasını hayalde canlandırma yoluyla hareket geçirmek:

Bu çakra üzerine yoğunlaşın ve altın ışıklar saçan bir topun bu çakrayı doldurduğunu ve tüm vücudunuza enerji saçtığını hayal edin. Bu egzersize 5-10 dakika kadar devam edin.

Manipura çakrasını refleksoloji yoluyla hareket geçirmek: Herhangi bir parmağınızı, topuk kemiğinizle, sağ ayağınızın baş parmağı arasındaki çakra noktasına yerleştirin.

 

Astım, kilo problemleri, uykusuzluk ve migren gibi problemleri çakra egzersizleriyle iyileştirebilirsiniz. Üstelik bunun için bir spor salonuna gitmenize bile gerek yok. Tek yapmanız gereken yedi çakranızı dengelemeyi öğrenmek ve vücudun kendi kendini tedavi yeteneğinden faydalanmak.

Enerji noktasının yerini görmek için

Nefes alırken, turuncu bir ışığın ayaklarınızdan vücudunuza girip, bacaklarınızdan yukarı çıktığını ve Swadhistana çakranıza girdiğini hayal edin. Bu egzersize 5-10 dakika kadar devam edin. Swadhistana çakrasını refleksoloji yoluyla hareket geçirmek: Baş parmağınızı, sağ ayak bileği kemiğinizin hemen altındaki çakra noktasına koyun. Nefes alırken, her iki ayağınızın tabanından da turuncu bir ışığın vücudunuza girerek, bacaklarınızdan yukarı tırmandığınız, omuzlarınıza ulaştığını ve daha sonra kollarınızdan aşağı inerek, tekrar başparmağınıza döndüğünü hayal edin.

Nefes verirken, ışığın her iki ayağınız üzerinde de baş parmaklarınızdan çakra noktalarına geçtiğini gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Sol ayağın üzerinde tekrarlamadan önce 5-10 dakika kadar uygulamaya devam edin.

 

YÜKSEK TANSİYON VE ASTIM

Hangi çakra?

Anahata (kalp) çakrası, akciğerleri, solunum sistemini, kalbi ve dolaşım sistemini etkiler. Ayrıca bağışıklık sistemi ile lenf bezlerini de kontrol eder.

Nerede bulunur?

Yeşil renkle temsil edilen bu çakra, göğüs kafesinin ortasında yer alır.

Kalp çakranızı hayalde canlandırma yoluyla harekete geçirmek:

Yeni yeni yeşeren yaprakların kokusunu hayal edin ve bu zengin yeşil kokuyu içinize çekin. Nefes verirken, bu koku ve rengin kalp çakranızı beslediğini düşünün. Kalp çakranızın tamamen temizlendiğini hissedene dek bu canlandırmaya devam edin.

Enerji noktasının yerini görmek için

Kalp çakranızı refleksoloji yoluyla harekete geçirmek: Sağ ayağınızın başparmak kemik ekleminde bulunan enerji noktasına masaj yaparak başlayın. Masajı dıştan içe doğru yapın. Bu bölgeye 15 saniye kadar hafif basınç uygulayın. Daha sonra sol ayakla tekrarlayın.

KİLO PROBLEMLERİ,BOYUN AĞRISI, ACIYAN BOĞAZ VE TİROİD BOZUKLUKLARI

Hangi çakra?

Vishudda (boğaz) çakrası, omuzları, boğazı, gırtlağı ve tiroid bezini etkiler.

Nerede bulunur?

Mavi renkle temsil edilen bu çakra, yaklaşık olarak adem elması denen bölgenin ortasındadır.

Boğaz çakranızı hayalde canlandırma yoluyla harekete geçirmek:

Mavi bir çiçek hayal edin ve bu çiçeklerden birini alıp boğaz çakranızın üzerine koyduğunuzu gözünüzün önüne getirin ve taç yapraklarında bulunan mavi rengi emdiğinizi düşünün. 5-10 dakika boyunca bu egzersize devam edin.

Enerji noktasının yerini görmek için

Boğaz çakranızı refleksoloji yoluyla harekete geçirmek: Sağ ayak baş parmak kemiğinize 20-30 saniye kadar yavaş yavaş masaj yapın. Parmaklarınızdan birini bu çakra noktası üzerinde tutarak, mavi bir ışık hüzmesinin başınıza girdiğini ve boğaz çakranıza doğru yol aldığını hayal edin. Bu görüntüyü 3-5 saniye kadar kaybetmeyin ve daha sonra aynı egzersizi sol ayakla tekrarlayın.

HER BİR ÇAKRANIN DENGELİ ÇALIŞMASINA VEYA TIKANIKLILIĞINA BAĞLI OLARAK ORTAYA ÇIKAN HALLER:

  1. Kök Çakra

Olumlu: Fiziksel realitede güvende ve dengede hissetmek, yaşama sevinci

Olumsuz: Güvensizlik, güvence arayışı ve buna bağlı yoğun korku, intihar eğilimi, şiddet, kızgınlık; beden bazında ise peklik, hemoroidler, şişmanlık

  1. Sakral Çakra

Olumlu: Dengeli bir cinsellik, üreme ve yaşamdan haz alma

Olumsuz: Cinselliğe ilişkin sorunlar, ya cinselliğe aşırı ilgi duyma veya cinsel soğukluk, kıskançlık, sahiplenme, histeri krizleri; beden bazında ise idrar yollarında sorunlar, belin alt bölgesinde ağrılar

  1. Solar Plexus Çakrası

Olumlu: Yöneticilik erki, gücü ve iradeyi organizasyon adına kullanabilme

Olumsuz: Güçsüz veya aşırı güçlü hissetme, kişileri güç kullanarak yönetme güdüsü, güce odaklı bir yaşam; beden bazında ise ülser, şeker hastalığı, anorexia (şişmanlıktan aşırı derecede nefret etmeye bağlı olarak yemekten kesilme) veya bulimia (kilo almamak için yedikten sonra çıkarma) türü beslenme bozuklukları

  1. Kalp Çakra

Olumlu: Koşulsuz, yargısız, bağımsız sevgi hali, sevgide bilgelik

Olumsuz: Sevgiye ve ilişkilere yönelik korku, aşırı romantizm, kara sevda, sürekli dışsal sevgi arayışı veya sevgiyi tümden reddetme eğilimi; beden bazında ise astım, tansiyon sorunları, kalp ve akciğer rahatsızlıkları

  1. Gırtlak Çakrası

Olumlu: İfade yeteneği, sezgi kanallarının açılması, sanatsal yaratıcılık, eğitici ve öğretici potansiyelin açığa çıkması

Olumsuz: İletişim sorunları, kendini ifade güçlüğü, iradeyi kontrol edememe; beden bazında ise boğaz ağrısı, nezle, grip, tiroid bezinin düzensiz çalışması

  1. Üçüncü Göz Çakrası

Olumlu: Kişinin ruhsal farkındalığını besleyen duyu ötesi algılamalar, zaman/mekanı aşan deneyimler

Olumsuz: Korku vizyonları, kabuslar, konsantrasyon eksikliği; beden bazında ise baş ağrıları, görme bozuklukları

  1. Tepe Çakrası

Olumlu: Birlik, bütünlük hali, kozmik bilinç, vecd duygusu

Olumsuz: Yabancılık duygusu, depresyon, kendini boşlukta hissetme, yoğun yalnızlık hissi

Detaylarını pek hatırlamasam da şöyle bir olaydan bahsedilir:

ABD’nin bir yöresinde yol yapımında çalışan işçiler aniden kendilerini tuhaf hissetmeye, vizyonlar görmeye başlamışlar. Bir klinikte gözlem altına alınan işçilerin, sonradan tıp literatürüne Kundalini Sendromu olarak geçen bir hali deneyimledikleri anlaşılmış. Beton kırma aletinin titreşimin frekansı (sanırım 7-8 Hz civarındaydı) Kundalini’nin aniden ve kontrolsüz olarak yükselmesine neden olmuş ve 3. göz çakrasına vuran Kundalini beş-duyu ötesi algıları tetiklemiş işçilerde!…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendimize sorarız, ben kimim ki parlak, güzel, yetenekli ve harika olayım?

dddbacafed48d66024e470f5f213d5fa_1271966214[1]

En büyük korkumuz yetersiz oluşumuz değil
En büyük korkumuz ölçüsüz güçlülüğümüz.
Bizi en çok korkutan karanlığımız değil, ışığımız.
Kendimize sorarız, ben kimim ki parlak, güzel, yetenekli ve harika olayım?
Aslında siz ne değilsiniz ki?
Siz Tanrı ‘nın çocuğusunuz.
Küçük oyununuz dünyaya hizmet etmiyor.
Sinmenin aydınlık bir tarafı yok ve insanlar sizin yanınızda güvende hissetmeliler kendilerini.
Hepimiz, tıpkı çocuklar gibi ışıldamalıyız.
İçimizde olan Tanrı ‘nın ihtişamını göstermek için doğduk.
O sadece bazılarımızın içinde değil, her birimizin içinde.
Kendi ışığımızın parlamasına izin verdiğimizde, bilmeden diğer insanların da aynı şeyi yapmasına izin veririz.
Kendi korkumuzdan kurtulduğumuzda varlığımız kendiliğinden özgürleştirir diğerlerini de.

Marianne Williamson

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevdiklerinizin Korunmasını İstiyorsanız Melek Kolyerleri Hediye Edin… İçiniz Rahat OLSUN!!!

Teşvikiye’de cici mi cici bir sanat galerisi. İçinde Işıl Hanım ve melekleri… İyi niyetini, sıcacık enerjisini, samimiyetini hemen hissediyorsunuz. Sonra başlıyor melek tasarımlı kolyelerini anlatmaya. Hepsi elinin emeği, gözünün nuru. Hiç birini birbirinden ayıramıyor. Her meleğin verdiği mesaj farklı, açtığı kapı farklı, sizi koruduğu alan farklı. Konuşmamızın ortasında içeri gidiyor, bu size gerekli olan melek deyip geri geliyor.

Bakıyorum benim ihtiyacım olan melek neymiş:temmuz ist  2015 076

Baş Melek Mikail (Güven) Mesajı aynen şöyle: En ufak bir korku parçası bile seni Bir’den ayırıyor. Tüm korkularını serbest bırak… Bana havale et ve özgür olduğunu bil…

Vallahi doğru, billahi doğru. Her zaman güvenle ilgili sıkıntım olmuştur. Şimdi ne yapacağımı biliyorum. Baş Melek Mikail’i yardıma çağıracağım. Kitap ayracımı da her gördüğümde içime rahatlık yayılacak…

Siz de kendi meleğinizi, kolyenizi, mesajınızı alın, hatta en güzeli sevdiklerinize de hediye edin. Daha sevgi dolu, daha güvenli, daha mutlu, daha bereketli bir dünyaya adım atalım. Sizin de bunda payınız olsun… (Siparişleriniz için 0536 508 19 73’ten kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.)

FullSizeRender IMG_5457

IMG_5458 m9

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Bir kaç cümleyle Işıl Hanım bu işe nasıl başladığını anlatıyor. Buyrun okuyun…

Hiç meleklerin mucizelerine tanık oldunuz mu? Ben oldum. En çok ihtiyacım olduğunda önden bir mesaj yollayarak her zaman yanımda olduklarını hissettirdiler, kimi zaman bir tüy, çoğu zaman çift rakamlarla tüm tüylerimin dikilmesiyle ve içimi kaplayan sıcaklıkla enerjilerini hissettim. Güvendeydim. Korunuyordum. Seviliyordum. Böylelikle onlarla başlayan bir serüvene çıktım. Meleklerin mesajları ve mucizelerini deneyimliyorum. Haydi! Sizler de bu deneyimi benimle paylaşın.

Sevgiler…

Işıl İpekçi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »