KENDİNİZDEN VAZGEÇTİĞİNİZDE BEDENİNİZDE NELER OLUR?

4194_degersizlikduygusu-300x152[1]
Her şey Midenizle başlar, kabullenemediğiniz sorunlar ilk başta Mide’nize vurur, Birilerine yararlı olma, onlara elinizden geleni yardım etme düşüncesiyle kendinizde vazgeçersiniz. Kendinize değil de başkalarına yararlı olma ihtiyacı, “o kişiler, ben olmadan yaşayamaz” düşüncesi sizi yiyip bitirir ise, bu düşünce ve duygu sizde değişmediği sürece mide amelyatı olsanız da iyileşemezsiniz.
Yardım etme ihtiyacını hissettiğiniz insanın, siz olmadan yaşayamaz düşüncesi size ait, ya onun sizin yardımınıza ihtiyacı var mı?
Ve sonraki adım ise….
Şekerli yiyeceklere açlık duyduğunuzda, endişeli düşünceler ürettiğinizde, kendinizi dış dünyaya kapattığınızda, kendinizi kaybolmuş hissettiğinizde, sürekli doyumsuzluk yaşadığınızda, fazla uyuyorsanız, kendinizi depresif hissettiğinizde ve unutkanlık başladıysa DİKKAT!!!
Beyniniz mutluluk hormonu üretemiyor, çünkü üretmesi için hiç bir neden göremiyor ve hayattan zevk alamaz olursunuz. Genç yaşta bunu yaşarsanız Diyabet1 neden olabilir, orta yaş üzeri ise Diyabet2 ye neden olabilir.
Artık kendinize dönmeve iyileştirme zamanı.
KAHKAHA atabileceğiniz bir durumu düşünün, sizi mutlu eden anılarınızı düşünün veya size mutluluk verecek anılar yaratın, ki beyniniz yeniden mutluluk hormonlarınızı üretsin ve Hayata yeniden katılın, katılın ki YAŞAYIN! Sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın, bırakın “başkaları ne der” düşüncesini.
Not: Resimde gördüğünüz Dalak/Pankreas bölgenize devamlı ovma veya hafif vuruşlar yapabilirsiniz. Doğru yeri bulabilmek için ilk ovmanızda veya vuruşunuzda acı hissetmeniz gerekiyor, çünkü orada birikmiş toksinler vardır ve siz oraya her işlem yaptığınızda oradan atılacaklardır ve zamanla o acı hissiniz yok olacaktır.
Hayattan tat almayı kestiğinizde bir sonraki zarar görecek organınız ise KALP’tir

Kaynak: Bütünsel Sağlık Koçu Nermin Doğruoğlu

55kopuk_Pankreaslage[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

KALP DAMAR TIKANIKLIĞINA KARŞI… “YILDA 2 DEFA MUTLAKA UYGULAYIN”

10300654_10153965037303232_1781265248262519636_n[1]

 

Kalp Damar Tıkanıklığı için Maydanoz Sarımsak Limon

Kalp Damar Tıkanıklığı için Maydanoz Sarımsak Limon
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun tarifini verdiği bu kür kalp ve damar sağlığı için çok faydalı. Bu kürü kalp damar tıkanıklığına karşı mutlaka uygulayın. İçerisinde maydanoz, sarımsak, limon ve su gibi evimizde kolaylıkla bulunan malzemelerle hazırlayacağınız bu karışım kalp ve damar sağlığınızı koruyacak.
Tarifini vereceğimiz maydanoz limon sarımsak kürü yılda 1-2 defa uygulamanız kalp ve damar sağlığınız için yeterli olacaktır. İşte maydanoz, limon ve sarımsaktan oluşan bu karışımın faydaları:

Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürünün Faydaları:

Kalp damarlarının içten yağ bağlamasını önler.
Kalp damarlarında plak oluşumunu önler.
Kalbi besleyen damarların daralmasını ve tıkanmasını önleyicidir.
Kan dolaşımını güçlendirir.
Kalp damarlarını açar.
Kalp damar tıkanıklığını tedavi edicidir.
Malzemeler:

1 diş sarımsak
10-12 tane taze maydanoz
2 yemek kaşığı taze sıkılmış limonun suyu
Yarım su bardağı klorsuz su

Not: Sarımsakların kahverengileşmemiş olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca maydanozlar yeşili ve taze olmalıdır. Sararmış maydanozu kullanmayınız.

Damar Tıkanıklığına Karşı Maydanoz – Limon – Sarımsak Kürü Nasıl Hazırlanır?

Kalp ve damar tıkanıklığını karşı kullanacağınız bu karışımı hazırlarken bir mutfak robotu veya blender’ a ihtiyacınız olacak. İlk olarak maydanozları saplarıyla birlikte bir kaç parçaya ayırarak robota atın. Üzerine limon suyunu ilave edin. Sarımsağı bıçakla doğrayarak karışımın içerisine ilave edin. Ardından yarım bardak suyu da ilave ettikten sonra robotunuzu çalıştırın. Yaklaşık olarak 1 -1 buçuk dakika robotunuzu çalıştırın. Hazırladığınız bu karışımı kahvaltıdan yaklaşık 20 dakika önce aç karnına için. Damar tıkanıklığına karşı müthiş bir tedavi edici özelliğe sahiptir.

Bu kürün uygulama şekli günden güne farklılık göstermektedir. Küre başladığınız ilk 3 gün sarımsaklı olarak, ikinci 3 gün sarımsaksız ve son 3 gün ise yine sarımsaklı olarak uygulanır. 9 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin. 3 gün ara verdikten sonra tekrar 9 gün aynı şekilde uygulayın ve kürü sonlandırın.

Maydanoz Limon Sarımsak Kürünün Zararı Var Mıdır?
Eğer düşük tansiyona sahipseniz bu kür tansiyonu bir miktar düşürebilmektedir. Bu sebeple düşük tansiyonlu olanların damar tıkanıklığı kürünü uygularken dikkat etmesi gerekir.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eckhart Tolle ”Şimdinin Gücü” Kitabından Alıntılar

phpThumb_generated_thumbnail[2]

Üstat Eckhart Tolle kısa sürede bir bestseller haline gelen bilgelik dolu bu eserinde bilincimizde ve yaşamımızda mucizevi bir değişiklik yaratabilecek evrensel bir öğreti sunuyor.Tolle,tüm ıstırap,endişe ve korkularımızın dolayısıyla mutsuzluğumuzun gerçek kaynağını çarpıcı bir biçimde gösterip,onu şimdi ve burada nasıl aşabileceğimizi,huzur ve mutluluğa hemen şimdi nasıl kavuşabileceğimizi,bilincimizi hemen şimdi dönüşüme uğratıp nasıl aydınlanabileceğimizi anlatıyor.Eleştirmenler böyle bir kitabın çok nadir olarak geldiği konusunda görüş birliğine varırken,okurlar yaşamlarında olağanüstü değişimlerin meydana geldiğini bildiriyorlar.Şimdi’nin Gücü yaşamımızın her anının bir mucize olduğunu fark etmemizi sağlıyor ve büyük bir yetkinlikle Şimdinin Gücüne nasıl erişebileceğimizi açıklıyor. Kitaptan özlü sözler…

  • “Geçmiş, şimdiki zaman üzerinde en ufak bir güç sahibi değildir.”
  • “Mutsuzluğun birincil sebebi içinde bulunulan durum değil, sizin bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir.”
  • “Kendinizi tanımlama çabalarını bırakın ve başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü önemsemeyin. Çünkü sizi tanımladıklarında, yalnızca kendilerini sınırlarlar. Bu da onların problemi.”
  • “Sevmek, başkasında kendinizi farketmektir.”
  • “Şimdiki zamanın sahip olduğunuz tek şey olduğunu fark edin. Şimdiyi hayatınızın odağı haline getirin.”
  • “Yaşam, zihinlerimizin zannettiği kadar ciddi bir şey değildir.”
  • “Şu ânı, içerdiği her şey sizin seçiminizmiş gibi kabul edin.”
  • “Başkasında gördüğünüz ve karşı çıktığınız her şey, kendinizde de vardır.”
  • “Zaman değerli değildir çünkü bir illüzyondur. Zamana, yani geçmişe ve geleceğe ne kadar çok odaklanırsanız, şu ânı o kadar kaçırırsınız. Yani asıl değerli olan şeyi.”
  • “Sürekli hayat şartlarınızı iyileştirmeye çalışarak huzuru bulamazsınız. Onu, yalnızca gerçekte kim olduğunuzun farkına vararak bulabilirsiniz.”
  • “Bir şeyle savaşırsanız, onu daima daha güçlü kılarsınız.”
  • “Kaygı ve üzütüntü bize gerekli şeyler gibi gözükür fakat bir yarar sağladıkları hiçbir zaman görülmemiştir.”
  • “Mutluluk ve iç huzuru arasında bir fark vardır. Mutluluk, olumlu olarak nitelendirdiğimiz durumların gerçekleşmesine bağlıdır. İç huzuru ise değildir.”
  • Kendiniz için oluşturmuş olduğunuz veya başka insanların sizin için oluşturmuş olduğu bir portreyi yaşamak sahte bir yaşamdır.
    “Zevk her zaman dışardaki şeylerden elde edilir. Neşe ise içten yükselir.”
  • “İyi bir insan olmaya çalışarak iyi olunmaz. Halihazırda içinizde bulunan iyiliğin gerçekleşmesine izin vererek buna ulaşabilirsiniz.”
  • “Yaşamaya başlayacağı ânı bekleyerek hayatını geçiren insan, hiç de ender rastlanır bir şey değildir.”
Çeşitli kaynaklardan alıntı yaparak derledim.
Unutmayın ” şimdiki an”’ en değerli andır. O yüzden anı yaşarken hakkını verin , yürüyorsanız yürüyün, konuşuyorsanız konuşun, yemek yapıyorsanız yemek yapın, kavga ediyorsanız kavga edin, ama o anun hakkını verin. Böylece üç saat sonra keşke şunu da söyleseydim demezsiniz…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Fıtığımizin, hangi bel omurunda olduğunu ,ağrıyan bölgelere bakarak anlayalım mi.?

12821439_470919899770971_8043933917204556220_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biz Ubuntu yaptık.

10600594_1223589110992389_8220851697854390548_n[2]

Günlerden bir gün,Afrika’da çalışan bir antropolog, bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir.
Oyun basittir.
Çocukları belirli bir yerde, yan yana sıraya dizer ve açıklar…

“Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak!”

Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır.

İşte o anda,bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar. Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.

Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar. Aldığı cevap hayli manidardır…

“Biz Ubuntu yaptık. Yarışsaydık, aramızdan sadece bir kişi yarışı kazanacak ve birinci olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir?

Oysa biz, Ubuntu yaparak hepimiz yedik.
Ubuntu, bizim dilimizde “Ben, biz olduğumuz zaman ben‘im” demek…”

Yazarı Bilinmiyor

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beden Sağlığımızı Geri Kazanmak İçin Yapabileceğimiz Bir Kaç Olumlama…

bocek-ilaclamanin-insan-sagligina-etkisi[1]

Şimdi, fiziksel bedende olmanın sağlığını, canlılığını, sevincini ve memnuniyetini sağlayacak seçimler yapıyorum Bilgece seçimler yapıyorum

Şimdi, fiziksel bedenimin sağlığı ile ilgili tüm anlaşmaları veya kontratları iptal ediyorum, salıveriyorum, bırakıyorum ve dönüştürüyorum

Bedenimin çeşitli sistemlerini onurlandırıyorum ve saygı duyuyorum

Bedenim ile ilgili her şeyi seviyorum

Bedenim yaşayan Tanrı’nın mükemmel ve kutsal bir tapınağıdır

Bedenim Tanrı’nın Dünya üzerindeki ifadesidir

Bedenim Tanrı’nın parçasıdır

Bedenim, bedene sahip olmayı seçtiğim sürece sağlıklı, genç ve hastalıktan özgür kalacak
Bedende ne kadar kalmak istediğimi seçebilirim
Eğer bedenimi terk etmeyi seçersem, bunu sevinçle, hoş şekilde, ve acısız bir şekilde yapabilirim

Bedenim ile ilgili veya bedenimin çeşitli parçaları ile ilgili tüm yargıları tamamen ve ebediyen salıveriyorum

Bedenim sadık bir hizmetkardır

Bedenimden zevk almak hoşuma gidiyor
Bedenim bana bir çok zevkler getirir

Bedende olmayı seviyorum
Bedende olmak güvenlidir

Maddi plana bağımlı olmayacağım ve ruh olduğumu unutmayacağım

Bedenim spiritüel doğamın bir ifadesidir Işıldayan fiziksel bedenim vasıtası ile spiritüel doğamı ifade ediyorum

Şimdi kendimdeki veya başkalarındaki tüm hastalıkları iyileştirme gücüne sahibim Şimdi ışıldayan sağlığı seçiyorum

Hastalığa veya rahatsızlıklara yatırım yapmayı (yetki vermeyi) salıveriyorum Hastalık ve rahatsızlık istediğim hiçbir şeyi sunmaz
Gereksinim duyduğum tüm dikkati, sevgiyi ve dersleri, sağlıklı kalırken alıyorum

Bedenim herhangi bir şekilde beni sınırlamaz
Ben, bedenim olup olmamasına bakmaksızın sınırsız ve özgürüm

Ölümsüz, ebedi bir bedende yaşama yeteneğim var
Bedenimi materyalize ve demateryalize etme yeteneğine sahibim
Bedenimi ışınlama yeteneğine sahibim

Bedenim saf, temiz ve günahlardan ve suçluluktan arınmıştır
Fiziksel bedenim dahil, varlığımın her seviyesinde tamamen ve bütünüyle masumum

* Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çıplak ayakla toprağa basma yani “Grounding” , en güçü _antioksidan_

nocanvas_ciplak-ayakla-yurumenin-sasirtici-faydalari-a9_ut[1]

 

Çıplak ayakla toprağa basma yani “Grounding” , en güçü _antioksidan_
her şeyden önce bu eylem _doğayla bir olduğunu hissetmek_ demek
ve vücudumuzda biriken pozitif iyonların yerküredeki negatif iyonlar ile dengelenmesini sağlar, tıpkı denize girmek, Plajda kumlar üzerinde yürümek, ılık bir duş almak gibi
Çünkü bu temas bizdeki otonom sinir sisteminin parasempatik kısmı üzerinde dengeleyici etki gösterir. Bu sistem vücudu dinlendiren ve tamir eden sistemdir. Doğu tıbbı uygulayıcıları topraklanmanının önemini binlerce yıl önce fark etmişlerdir.

Unutmadan ; serbest elektronların topraktan kana geçebilmeleri için de
80 dakikaya ihtiyaç var.

Qi Kong, Tai Chi gibi uygulamalar  veya sadece bir yürüyüş bile  negatif iyonların en yoğun olduğu sabah saatlerinde  toprakla temas ederek nötrleşmemizi sağlar

Jung’a göre, su gibi dişi ve pasif unsuru içeren TOPRAK ,  havanın zıttıdır
ve aşağı bakan ve ortasında çizgi olan üçgenle temsil edilir.  Mağaralar, mineraller ve bitkiler onun direkt etkisi altındadır.

Dört unsurun en yoğunu olan Toprak elementi
bize bedenimizle, doğayla ve hayatla
nasıl bağlantıya gireceğimizi öğretir.

Toprak elementi
Yin organ olarak Dalak ,
yang organ olarak Mide ile ilişkilidir.

Element dengesini kaybetmeye başladığında,
fiziksel hareketsizlikle birlikte sahip olduğumuz fikirleri ve yetenekleri değerlendirememe gibi durumlar görülür.

Dünyevi yaşamın gereklerini görmezden gelir.

Ancak maddi sorunlarla yüzleşmeye başlayınca,  bu konuda bir anlayış geliştirebilir.

Bu dünyaya ait olmama duygusu  başka bir boyutu deneyimleme arayışına götürebilir.

Fiziksel dünya ile uyumsuzluk, girişimlerden somut sonuçlar alamama, maddi sorunlar, kısırlık, uzun vadeli planlar yapamama,
düşünceleri fiziksel dünyada harekete geçirememe gibi sorunlar yaşayabilirç.

Ya da fazla fiziksel hareketlilik (birden fazla şeyle aynı anda ya da peşpeşe meşgul olmak)göstererek vücudu fazlasıyla yorar.

Bu durumda vücudumuzun bilinçli fiziksel aktivite, beslenme ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Toprak elementi için ideal denge çalışmasında,

öncelikle kendimize hakettiğimiz saygı ve özeni göstermeliyiz.

Dans etmek, egzersiz yapmak, bahçeyle ilgilenmek,
sevdiğimiz herhangi bir sporla ilgilenmek

toprak elementini dengelememize yardımcı olabilir.

kaynak: melek

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ALBERT EINSTEIN’DAN KIZINA MEKTUP: EVRENSEL GÜÇ OLAN SEVGİ HAKKINDA

1460129_1131210766930296_2991467491408652754_n[1]

1980’lerin sonunda ünlü dehanın kızı olan Lieserl, Einstein’ın yazdığı 1400 mektubu Yahudi Üniversitesine bağışladı; tek bir şartı vardı: babasının ölümünün üzerinden 20 yıl geçene kadar içerikleri yayınlanmayacaktı. Bu okuyacağınız mektup Lieserl Einstein için olanlardan bir tanesi…

İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpışmaya mahkum.

Mektupları gerektiği sürece korumanı istiyorum, ta ki toplum şimdi açıklayacaklarımı kabul edecek düzeye gelene kadar.

Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var. Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor , evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı.

Bu evrensel güç SEVGİDİR.
Bilim insanları, evren için birleşik bir kuram ararken, görülemeyen en kuvvetli evrensel gücü unuttular.

Sevgi Işıktır, onu alıp verenleri aydınlatan.
Sevgi yer çekimidir, çünkü insanların birbirine çekim hissettmelerini sağlar.

Sevgi kuvvettir, çünkü bizdeki en iyiyi çoğaltır, ve insanlığın kör bencilliklerinde tükenmemesine izin verir.

Sevgi için yaşarız ve ölürüz.
Sevgi Tanrıdır ve Tanrı sevgidir.

Bu güç herşeyi açıklar ve yaşama anlam katar. Bu bizim çok uzun süredir göz ardı ettiğimiz bir çelişkidir, çünkü belki insanın evrende kendi özgür iradesiyle kullanamayacağı tek enerji olduğu için sevgiden korkuyoruz.

Sevgiye görünürlük verebilmek için, en ünlü denklemimde basit bir yer değiştirme yaptım.

Eğer E=mc2 yerine, dünyayı iyileştirecek olan enerjinin ışık hızının karesiyle çarpılacak sevgiyle sağlanabileceğini kabul edersek, şu sonuca varıyoruz: sevgi en kuvvetli güçtür, çünkü sınırı yoktur.
İnsanlığın evrendeki bizim düşmanımız haline gelen diğer güçleri kullanmakta ve kontrol etmekte ki başarısızlığından sonra kendimizi başka çeşit bir enerjiyle beslememiz zorunludur.

Eğer türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, eğer hayatta bir anlam bulmamız gerekiyorsa, eğer dünyayı ve içinde yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi tek ve biricik cevaptır.

Belki bir sevgi bombası, gezegenimizi harap eden açgözlülük, nefret ve bencilliği tamamen yok edebilecek kadar güçlü bir cihaz, yapmaya hazır değiliz.

Buna rağmen her bireyin enerjisini açığa çıkartmayı bekleyen küçük ama kuvvetli bir jenaratör var.

Bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman sevgili Lieserl, sevginin hepsini yendiğini, herşeyin ötesine geçtiğini doğrulayabileceğiz, çünkü sevgi hayatın en özlü kısmıdır.

Bütün hayatım boyunca kalbimin içinde sana dair sessizce atanları ifade edemediğim için çok derin bir pişmanlık duyuyorum. Belki artık özür dilemek için çok geç, ama zaman göreceli olduğu için sana söylemem gerekiyor : seni seviyorum ve nihai cevabı bulduğum için sana teşekkür ederim.

Baban Albert Einstein

Yazının orjinal ingilizce metni için:

https://suedreamwalker.wordpress.com/…/a-letter-from-alber…/

Bazen güvendiğin birinin, düştüğünde seni tekmelediğine, Ve ender birinin kalkmana yardım ettiğine şahit olacaksın.

bahar_ciceklenme-1680x1050[1]

 

 

Bir süre sonra birine el uzatmak ile yardım etmek arasındaki farkı öğreneceksin.

Ve sevmenin, birbirine yardım etmek anlamına gelmediğini ve arkadaşlığın, daima güvende olmak demek olmadığını öğreneceksin.

Öpücüklerin ; ne sözleşme, ne armağan, ne de vaatler anlamına gelmediğini öğreneceksin.

Başarısızlıklarını bir çocuğun üzüntüsü gibi değil, olgun biri gibi, başın dik olarak kabul etmeyi öğreneceksin.

Yarın neler olacağı belirsiz ve projelerini gerçekleştirme garantisi olmadığı için, yollarını bugünden inşa etmesini öğreneceksin.

Ve gelecek, vaatlerini tutma alışkanlığında olmadığı için, Zamanla, eğer fazlaca karşısında kalırsan güneşin, yakacağını öğreneceksin.

En iyilerin bile, bazen seni yaralayabileceğini ve senin onları affedeceğini kabul edeceksin.
Konuşmanın, ruhun acılarını giderebileceğini öğreneceksin.

Güven yaratmak için uzun yıllar gerektiğini,
Ve onu yıkmak için birkaç saniyenin yeterli olduğunu ve senin de, hayatın geri kalan kısmında pişmanlık duyabileceğin şeyler yapabileceğini.

Gerçek dostlukların mesafelere rağmen büyüyerek devam ettiğini, Ve esas olanın sahip olmak değil, hayatındakilerin olduğunu,
Ve iyi dostların, bize seçme izni veren aileler olduğunu öğreneceksin.

Dostların değiştiklerini ve geliştiklerini kabul ettiğimizde, dostları değiştirmeye gerek olmadığını öğreneceksin.

En iyi dostlarınla, birlikte bir şey yap veya yapma, çok güzel anlar geçirdiğini göreceksin.

Onlarla birlikte bir gün geçirmenin çok zevkli olduğunu öğreneceksin.

Bize fazlaca önem veren insanları, çoğu zaman hafife aldığımızın farkına varacaksın.

Ve bu nedenle, her zaman onları çok sevdiğimizi söylemek zorundayız.

Zira belki de bu onları son görüşümüz olabilir.

İçinde bulunduğumuz şartların ve ortamın, seni etkileyeceğini öğreneceksin.

Ama yaptıklarımızı tek sorumlusunun da bizler olduğunu.

Diğerleriyle kendimizi kıyaslamamak gerektiğini öğreneceksin.

Olmayı arzu ettiğin insan haline gelmek için çok zaman gerektiğini ve zamanın çok kısa olduğunu öğreneceksin.

Eğer davranışlarını kontrol etmezsen, onların seni kontrol edeceğini.

Ve esnek olmanın, yumuşak olmak veya kişilik sahibi olmamak anlamına gelmediğini öğreneceksin.

Zira, durum ne kadar hassas veya karmaşık olursa olsun, daima bir hal tarzı bulunacaktır.

Kahramanların, sonuçları göze alarak yapılması gerekenleri yapanlar olduğunu öğreneceksin.

Sabrın, uzun bir uygulama gerektirdiğini öğreneceksin.

Bazen güvendiğin birinin, düştüğünde seni tekmelediğine, Ve ender birinin kalkmana yardım ettiğine şahit olacaksın.

Olgunlaşmak, yaşadığın yıllarda edindiğin deneyimlerin sana öğrettiklerine bağlıdır.

Bir çocuğa asla, hayallerinin aptalca olduğunu söylememek gerektiğini, zira bunun en aşağılayıcı şey olduğunu öğreneceksin.

Ve eğer çocuk sana inanırsa bu trajik bir şey olacaktır, zira ümitlerini yitirecektir.

Kendine öfke ve kızgınlık hissettiğinde buna hakkın olduğunu, ama bunun sana şiddete başvurma hakkını vermediğini öğreneceksin.

Bir insan seni, senin istediğin kadar sevmediğinde bu onun seni daha az sevdiği anlamına gelmez.

Zira,bizi seven insanlar vardır evet, ama, senin bunu anlayıp anlamadığını bilemezler.

Diğerleri tarafından daima affedilmek yeterli değildir, bazen de kendi kendini affetmesini öğreneceksin.

Diğerlerini nasıl yargılıyorsan, onlarında seni yargılayacaklarını ve hatta mahkum edeceklerini öğreneceksin.

Kırık bir kalbe sahip olmanın fazlaca önemli olmadığını, dünyanın dönmeye devam ettiğini öğreneceksin.

Zamanın geri dönmediğini öğreneceksin.
Başkalarının çiçek getirmelerini beklemek yerine, kendi bahçeni işlemek ve ruhunu süslemek zorundasın.

O halde sen, sadece sen, ne kadar tahammül edeceğini, ne kadar güçlü olduğunu ve artık ilerleyemeyeceğini düşündüğünde bile, sandığından daha uzaklara gidebileceğini öğreneceksin.
William

Renklerin Anlamları ve Psikolojik Etkileri

Kültürden kültüre değişmekle birlikte antik çağlardan beri birçok renge değişik anlamlar verilmiştir. Renklerin bir kısmı diğerlerine göre daha kolay farkedilir, bazıları fizyoloji ve psikolojimizi olumlu veya olumsuz yönde daha çok etkiler. Çalışma ortamında renklerin doğru kullanımı, üretkenliği artırabilir; yaşanılan iç, dış mekanların daha ergonomik ve sevimli olmasını sağlayabilir. Aşağıda renklerin anlamları ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerini paylaşıyoruz, inanıp inanmak size kalmış.

1. Kırmızı

Sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, samimiyet, güç, heyecan ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını ve solunumu hızlandırabilir. İnsanları çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır. Kırmızı, dikkat çekici bir renktir. Kırmızı renkteki kelimeler ve objeler insanların dikkatini hemen çeker. Dekorasyon ve dizayn yaparken kırmızıyı tercih edersek bu objeler hemen farkedilecektir. Kırmızı, duygusal yoğunluğu arttıran ve çoşturan bir renktir. Kırmızı kıyafetler insana özgür enerjik bir moda sokabilir. Kendini kontrol etmekte zorluk çekenlerin kırmızı renkten uzak durmalarını tavsiye ederiz.

kirmizi[1]

Kırmızı, hakimiyet kuran bir renktir. Kırmızı renk insanların zamanı unutmasına yol açar. İşte bu yüzden barlarda ve gece klüplerinde kırmızı renge ağırlık verilir. Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur.

Kırmızı rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde, bu kişilerin güç ve iktidara düşkün oldukları görülür. Bu kişiler aktif, atılgan, girişken olup kazanmayı ve elde etmeyi sever. Belirleyici ve yönlendiricidir. Arzuludur, iştahlıdır, hırslıdır. Duygularını anlatırken tepkiseldir. Liderlik ve önderlik özellikleri toplumca hemen fark edilir.

2. Mavi

Yalnızlığı, üzüntüyü, depresyonu, bilgeliği, güveni ve sadakati simgeler. Psikologların hasta görüşmelerinde mavi renkli giysiler asla giymemelidirler. İş görüşmelerine mavi giyerek gitmek kararlılığı ve bağlılığı ifade eder. İş görüşmelerine giden kişilerin kostümlerinde mavi rengi tercih etmeleri işe kabul edilmelerini sağlayabilir. Dolayısıyla mavi en popüler renklerden biri olmasına rağmen yiyeceklerle ilgili konularda mavi kullandığında dikkatli olmak gerekir. Çünkü mavi doğal bir iştah kapatıcıdır ve bazı durumlarda itici etki yaratabildiğinden kilo almak isteyenlerin mavi renkten uzak durmaları gerekir.

Kilo problemi olanların evlerini maviye boyamaları, onların diyetine yardımcı olabilir. Bu nedenle kilo problemi olanların, özellikle yemek odalarını ve mutfaklarını mavi renge boyatmaları gerekmektedir. Aynı şekilde müşterilerinin daha fazla yemek yemesini arzu eden restoran işletmecileri ise mavi renkten kaçınmaları gerekir.

mavi[1]

Mavi ve açık mavi boyanmış ortamlar, verimliliği ve performansı arttırır. Çalışırken akılda kalması gereken notların altını kalın mavi kalemle çizmek okunan şeylerin akılda kalmasını kolaylaştırır. Dünyada neden mavi renkli kalemlerin tercih edildiğini sanırım birçok kimse düşünmemiştir. Mavi kalemle yazılan yazılar hafızada daha çabuk ve kalıcı olarak yer almaktadır.

Mavi rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde bu kişilerin toleranslı, hoşgörülü, anlaşma yanlısı olduklarını ve huzuru aradıklarını görmekteyiz. Çevreleri ve kendileri ile barışıktırlar. Az ile yetinirler, sabırlı ve metanetlidirler. Ayrıca çok fedakardırlar. Aileleri ve arkadaşları için oldukça özverili olmaları bazen suistimallere sebebiyet verebileceğinden dikkatli olmalıdırlar.

3. Sarı

Parlak limon sarısı gözü en çok yoran renktir. Aynı zamanda sarı renk metabolizmayı hızlandırır. Odanızı parlak sarıya boyarsanız bebeklerin ağlamasına ve erişkinlerin sinirlenmelerine yol açarsınız. Ayrıca sarı sayfalı not defteri ve bilgisayar ekranında sarı renkli arka fon pek iyi bir fikir degildir. Beyninizi ve gözlerinizi yorar.

1sari_duvar_kagitlari_9[1]

Sarı, az miktarlarda kullanıldığında parlaklık ve sıcaklık hissi verir. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet edicidir. Sarı, güneş ışığı gibidir, kendinizi iyi hissetmek için orada olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini istemezsiniz. Soluk sarı söz konusu olduğunda, çürümeyi, hastalığı, kıskançlığı ve hilekarlığı simgeler. Dolayısıyla sarı söz konusu olduğunda seçilen tonlar oldukça önemlidir.

Sarı rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin özgür ve bağımsız olmayı sevdikleri ortaya çıkmıştır. Değişkenlikten hoşlanırlar. Çapkın ve şıpsevdi bir yapı gösterebilirler. Günübirlik, dolu dolu yaşamaya bayılırlar. Çevrelerine enerji saçarlar. Yaşamlarında bir terslikle karşılaştıklarında hemen yeni bir ritme girerler. Bu kişilerin ikna kabiliyetleri üst düzeydedir. Entellektüel olma, yöneticilik, hırs ve iddia onun temel öğeleridir.

4. Yeşil

Yeşil, pek çok kavramla ilişkili olarak karşımıza çıkar, bunların içinde en güçlüsü ve evrensel olanı doğadır. Buna bağlı olarak ayrıca yaşamı, gençliği, yenilenmeyi, ümitleri ve dinçliği simgeler. Bazı kültürlerde orta yaşlardaki gelinler, doğurganlığı simgelemesi icin yeşil giyer. Yeşil, gözler için en rahat renktir ve görme gücünü arttırır. Sakinleştiricidir ve sinir sistemi üzerinde doğal bir etki yapar. Yeşil aynı zamanda hastanelerde de tercih bir renktir. Çünkü hastaların rahatlamasını sağlar.

yesil[1]

Yeşil, aynı zamanda Amerikan kültüründe parayı simgeler.

Yeşil rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin kendilerine değer verme duygularının çok fazla olduğu görülür. Doğru bildiğinde ısrarcıdırlar. Fikrinden ödün vermez. Kovalayıcı ve takipçidir. Otoritesi ve inandırıcılığı ile çevresindekileri etkilemeyi başarır. Bazen abartıya kaçarak megaloman küstah bir kişilik sergileyebilirler.

5. Siyah

Tartışmalı bir renktir. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük ile düşünülürken, diğer taraftan sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirlik ile ilişkilendirilir. Bir tarafta yönetim ve güç anlamına gelirken diğer taraftan acı, keder ve yas anlamına gelir. Siyah, pek çok insan için kıyafet rengidir. Bazıları siyahı güçlü ve ciddi görünmek için kullanır. Bazıları ise daha zayıf gösterdiği için tercih eder.

siyah[1]

Siyah rengi seven insanlar genellikle özgüveni yüksek, azimli ve kararlı kimselerdir. Kendi kararlarını kendileri vermek isterler. Bu özellikleri ile iş hayatında başarılı olabilirler, fakat inatçılık ve aşırı hırs gibi olumsuzlukları dengelemeleri gerekir. Ayrıca, siyah giyen insanların ruhsal sorunlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Özellikle çocuklarda inatçılığa ve depresyona neden olabilir

6. Beyaz

Saflığı, temizliği ve masumiyeti simgeler. Pek çok kültürde gelinler beyaz giyer. Ayrıca temizliği simgeler. Bu yüzden doktorlar, hemşireler ve laboratuvar teknisyenleri steril görünmek icin beyaz giyerler. Beyaz, ışığı yansıtır ve ortamı serin tutar. Dolayısıyla yaz ayının kıyafet rengidir. Genel olarak serin ve canlandıran bir his verir.

beyaz[1]

Beyaz rengi seven insanlar genellikle, temizliği, aydınlığı ve düşünmeyi seven, hayal dünyası geniş, soğukkanlı ve uzlaşmacı kişilerdir.

7. Mor

Asaletin rengidir. Lüks hayat, zenginlik ve zarafeti simgeler. Aynı zamanda romantizmin, duygusallığın ve tutkunun rengidir. Bazı insanlar mor rengi, gösterişli havasından dolayı dekorasyonda kullanmayı sever. Bazıları ise suni bir renk olarak algılar.

Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkileri için çalışma odalarında tercih edilebilir. Beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi arttıran mor, özellikle sanatçıların çalışma ortamları için uygun olabilir.

mor[1]

Mor rengi seven insanlar genellikle, ruhsal dünyası ön planda olan, kişilerdir. Duyarlılıkları fazla olduğu için sanat dallarında başarılı olma ihtimalleri daha fazladır.

8. Kahverengi

Toprağın ve ahşabın rengidir. Sağlam ve güvenilir bir his verir. Kahverengi doğal, rahat ve açık bir atmosfer yaratmayı sağlar. Durağanlık, güçlülük, olgunluk ve güvenilirlik mesajları iletir.

kahverengi[1]

Kahverengiyi seven insanların tenleri genellikle hassas ve duyarlıdır. Duygusal yönleri ağır basar. Kendilerini güvende hissedecekleri tanıdık ortamlara ihtiyaç duyarlar. Sakinliği ve sadeliği severler, fakat yalnızlıktan hoşlanmazlar.

9. Pembe

Romantik ve narin bir renktir. Aynı zamanda sakinleştirici bir etkisi vardır. Araştırmalar gösteriyor ki, pembe insanları sakinleştirmekte ve kalpleri yumuşatmaktadır.

pembe[1]

Bir hapishanede kapı ve pencere demirleri pembeye boyandığında, mahkumların agresif davranışlarının kaybolduğu gözlemlenmiştir. Pembe enerjiyi çeken sakinleştirici bir rol oynar. Ancak maalesef pembe rengin teskin edici etkileri bazen kısa süreli olabilmektedir.

Pembe rengi seven insanlar ki bunlar genellikle kadınlardır, duygusal, neşeli, sorumluluklarının bilincinde ve biraz ürkektir, fakat çekingenliklerini fazla belli etmezler.

10. Gri

Siyah ve beyaz renklerin değişik oranlarda karıştırılması elde edilen bir renk olan gri, gözün en rahat algıladığı renklerden biridir. Alçak gönüllülüğü ifade eden, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsiziliği çağrıştırır. Diplomatik ve ağır ortamlarda denge unsuru ve uzlaştırıcı olarak kullanılabilir. Kullanıldığı ortamlarda bunaltıcı bir havaya neden olabileceği için fazla tercih edilmeyen bir renktir.

gri[1]

Gri rengi seven insanlar genellikle olaylardan uzak durmayı tercih ederler. Kuralcı, tutucu ve hareketsiz yanları ağır basabilir. Karamsarlık ve içe kapanıklığa da neden olabilir. Aktif ve dışa açık insanlar griyi bunaltıcı bulurlar.

11. Turuncu

Turuncu dışa dönük, heyecan ve mutluluk verici, dinamik, dikkat çekici, çarpıcı ve iç açıcı bir renktir. Kırmızıdan sonraki en sıcak renk olan turuncu gösterişin ve şatafatın rengidir, fakat kırmızı kadar rahatsız edici değildir. Turuncu renk metabolizmayı hızlandırır. Canlılık, cesaret ve güven verir. Zihni harekete geçirir.

turuncu[1]

Turuncu renk, kullanıldığı ortamlara neşe ve canlılık verir. Bundan dolayı, çocuk odalarında, mutfakta ve yemek odasında kullanılabilir. Çalışma odası ve dinlenme mekânları için çok uygun değildir.

Turuncu rengi seven insanlar genellikle dışa dönük, hareketli, neşeli ve sosyal ilişkileri kuvvetlidir. Bazen de gösterişe yatkınlık, sürekli haklı olma ve üstün gelme isteği görülebilir.

Kaynak
Nörolog Mehmet Yavuz, renklerinanlamlari.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Renklerin Anlamları ve Psikolojik Etkileri

Kültürden kültüre değişmekle birlikte antik çağlardan beri birçok renge değişik anlamlar verilmiştir. Renklerin bir kısmı diğerlerine göre daha kolay farkedilir, bazıları fizyoloji ve psikolojimizi olumlu veya olumsuz yönde daha çok etkiler. Çalışma ortamında renklerin doğru kullanımı, üretkenliği artırabilir; yaşanılan iç, dış mekanların daha ergonomik ve sevimli olmasını sağlayabilir. Aşağıda renklerin anlamları ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerini paylaşıyoruz, inanıp inanmak size kalmış.

1. Kırmızı

Sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, samimiyet, güç, heyecan ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını ve solunumu hızlandırabilir. İnsanları çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır. Kırmızı, dikkat çekici bir renktir. Kırmızı renkteki kelimeler ve objeler insanların dikkatini hemen çeker. Dekorasyon ve dizayn yaparken kırmızıyı tercih edersek bu objeler hemen farkedilecektir. Kırmızı, duygusal yoğunluğu arttıran ve çoşturan bir renktir. Kırmızı kıyafetler insana özgür enerjik bir moda sokabilir. Kendini kontrol etmekte zorluk çekenlerin kırmızı renkten uzak durmalarını tavsiye ederiz.

kirmizi[1]

Kırmızı, hakimiyet kuran bir renktir. Kırmızı renk insanların zamanı unutmasına yol açar. İşte bu yüzden barlarda ve gece klüplerinde kırmızı renge ağırlık verilir. Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur.

Kırmızı rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde, bu kişilerin güç ve iktidara düşkün oldukları görülür. Bu kişiler aktif, atılgan, girişken olup kazanmayı ve elde etmeyi sever. Belirleyici ve yönlendiricidir. Arzuludur, iştahlıdır, hırslıdır. Duygularını anlatırken tepkiseldir. Liderlik ve önderlik özellikleri toplumca hemen fark edilir.

2. Mavi

Yalnızlığı, üzüntüyü, depresyonu, bilgeliği, güveni ve sadakati simgeler. Psikologların hasta görüşmelerinde mavi renkli giysiler asla giymemelidirler. İş görüşmelerine mavi giyerek gitmek kararlılığı ve bağlılığı ifade eder. İş görüşmelerine giden kişilerin kostümlerinde mavi rengi tercih etmeleri işe kabul edilmelerini sağlayabilir. Dolayısıyla mavi en popüler renklerden biri olmasına rağmen yiyeceklerle ilgili konularda mavi kullandığında dikkatli olmak gerekir. Çünkü mavi doğal bir iştah kapatıcıdır ve bazı durumlarda itici etki yaratabildiğinden kilo almak isteyenlerin mavi renkten uzak durmaları gerekir.

Kilo problemi olanların evlerini maviye boyamaları, onların diyetine yardımcı olabilir. Bu nedenle kilo problemi olanların, özellikle yemek odalarını ve mutfaklarını mavi renge boyatmaları gerekmektedir. Aynı şekilde müşterilerinin daha fazla yemek yemesini arzu eden restoran işletmecileri ise mavi renkten kaçınmaları gerekir.

mavi[1]

Mavi ve açık mavi boyanmış ortamlar, verimliliği ve performansı arttırır. Çalışırken akılda kalması gereken notların altını kalın mavi kalemle çizmek okunan şeylerin akılda kalmasını kolaylaştırır. Dünyada neden mavi renkli kalemlerin tercih edildiğini sanırım birçok kimse düşünmemiştir. Mavi kalemle yazılan yazılar hafızada daha çabuk ve kalıcı olarak yer almaktadır.

Mavi rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde bu kişilerin toleranslı, hoşgörülü, anlaşma yanlısı olduklarını ve huzuru aradıklarını görmekteyiz. Çevreleri ve kendileri ile barışıktırlar. Az ile yetinirler, sabırlı ve metanetlidirler. Ayrıca çok fedakardırlar. Aileleri ve arkadaşları için oldukça özverili olmaları bazen suistimallere sebebiyet verebileceğinden dikkatli olmalıdırlar.

3. Sarı

Parlak limon sarısı gözü en çok yoran renktir. Aynı zamanda sarı renk metabolizmayı hızlandırır. Odanızı parlak sarıya boyarsanız bebeklerin ağlamasına ve erişkinlerin sinirlenmelerine yol açarsınız. Ayrıca sarı sayfalı not defteri ve bilgisayar ekranında sarı renkli arka fon pek iyi bir fikir degildir. Beyninizi ve gözlerinizi yorar.

1sari_duvar_kagitlari_9[1]

Sarı, az miktarlarda kullanıldığında parlaklık ve sıcaklık hissi verir. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet edicidir. Sarı, güneş ışığı gibidir, kendinizi iyi hissetmek için orada olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini istemezsiniz. Soluk sarı söz konusu olduğunda, çürümeyi, hastalığı, kıskançlığı ve hilekarlığı simgeler. Dolayısıyla sarı söz konusu olduğunda seçilen tonlar oldukça önemlidir.

Sarı rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin özgür ve bağımsız olmayı sevdikleri ortaya çıkmıştır. Değişkenlikten hoşlanırlar. Çapkın ve şıpsevdi bir yapı gösterebilirler. Günübirlik, dolu dolu yaşamaya bayılırlar. Çevrelerine enerji saçarlar. Yaşamlarında bir terslikle karşılaştıklarında hemen yeni bir ritme girerler. Bu kişilerin ikna kabiliyetleri üst düzeydedir. Entellektüel olma, yöneticilik, hırs ve iddia onun temel öğeleridir.

4. Yeşil

Yeşil, pek çok kavramla ilişkili olarak karşımıza çıkar, bunların içinde en güçlüsü ve evrensel olanı doğadır. Buna bağlı olarak ayrıca yaşamı, gençliği, yenilenmeyi, ümitleri ve dinçliği simgeler. Bazı kültürlerde orta yaşlardaki gelinler, doğurganlığı simgelemesi icin yeşil giyer. Yeşil, gözler için en rahat renktir ve görme gücünü arttırır. Sakinleştiricidir ve sinir sistemi üzerinde doğal bir etki yapar. Yeşil aynı zamanda hastanelerde de tercih bir renktir. Çünkü hastaların rahatlamasını sağlar.

yesil[1]

Yeşil, aynı zamanda Amerikan kültüründe parayı simgeler.

Yeşil rengi tercih edenlerin kişilik analizinde, bu kişilerin kendilerine değer verme duygularının çok fazla olduğu görülür. Doğru bildiğinde ısrarcıdırlar. Fikrinden ödün vermez. Kovalayıcı ve takipçidir. Otoritesi ve inandırıcılığı ile çevresindekileri etkilemeyi başarır. Bazen abartıya kaçarak megaloman küstah bir kişilik sergileyebilirler.

5. Siyah

Tartışmalı bir renktir. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük ile düşünülürken, diğer taraftan sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirlik ile ilişkilendirilir. Bir tarafta yönetim ve güç anlamına gelirken diğer taraftan acı, keder ve yas anlamına gelir. Siyah, pek çok insan için kıyafet rengidir. Bazıları siyahı güçlü ve ciddi görünmek için kullanır. Bazıları ise daha zayıf gösterdiği için tercih eder.

siyah[1]

Siyah rengi seven insanlar genellikle özgüveni yüksek, azimli ve kararlı kimselerdir. Kendi kararlarını kendileri vermek isterler. Bu özellikleri ile iş hayatında başarılı olabilirler, fakat inatçılık ve aşırı hırs gibi olumsuzlukları dengelemeleri gerekir. Ayrıca, siyah giyen insanların ruhsal sorunlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Özellikle çocuklarda inatçılığa ve depresyona neden olabilir

6. Beyaz

Saflığı, temizliği ve masumiyeti simgeler. Pek çok kültürde gelinler beyaz giyer. Ayrıca temizliği simgeler. Bu yüzden doktorlar, hemşireler ve laboratuvar teknisyenleri steril görünmek icin beyaz giyerler. Beyaz, ışığı yansıtır ve ortamı serin tutar. Dolayısıyla yaz ayının kıyafet rengidir. Genel olarak serin ve canlandıran bir his verir.

beyaz[1]

Beyaz rengi seven insanlar genellikle, temizliği, aydınlığı ve düşünmeyi seven, hayal dünyası geniş, soğukkanlı ve uzlaşmacı kişilerdir.

7. Mor

Asaletin rengidir. Lüks hayat, zenginlik ve zarafeti simgeler. Aynı zamanda romantizmin, duygusallığın ve tutkunun rengidir. Bazı insanlar mor rengi, gösterişli havasından dolayı dekorasyonda kullanmayı sever. Bazıları ise suni bir renk olarak algılar.

Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkileri için çalışma odalarında tercih edilebilir. Beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi arttıran mor, özellikle sanatçıların çalışma ortamları için uygun olabilir.

mor[1]

Mor rengi seven insanlar genellikle, ruhsal dünyası ön planda olan, kişilerdir. Duyarlılıkları fazla olduğu için sanat dallarında başarılı olma ihtimalleri daha fazladır.

8. Kahverengi

Toprağın ve ahşabın rengidir. Sağlam ve güvenilir bir his verir. Kahverengi doğal, rahat ve açık bir atmosfer yaratmayı sağlar. Durağanlık, güçlülük, olgunluk ve güvenilirlik mesajları iletir.

kahverengi[1]

Kahverengiyi seven insanların tenleri genellikle hassas ve duyarlıdır. Duygusal yönleri ağır basar. Kendilerini güvende hissedecekleri tanıdık ortamlara ihtiyaç duyarlar. Sakinliği ve sadeliği severler, fakat yalnızlıktan hoşlanmazlar.

9. Pembe

Romantik ve narin bir renktir. Aynı zamanda sakinleştirici bir etkisi vardır. Araştırmalar gösteriyor ki, pembe insanları sakinleştirmekte ve kalpleri yumuşatmaktadır.

pembe[1]

Bir hapishanede kapı ve pencere demirleri pembeye boyandığında, mahkumların agresif davranışlarının kaybolduğu gözlemlenmiştir. Pembe enerjiyi çeken sakinleştirici bir rol oynar. Ancak maalesef pembe rengin teskin edici etkileri bazen kısa süreli olabilmektedir.

Pembe rengi seven insanlar ki bunlar genellikle kadınlardır, duygusal, neşeli, sorumluluklarının bilincinde ve biraz ürkektir, fakat çekingenliklerini fazla belli etmezler.

10. Gri

Siyah ve beyaz renklerin değişik oranlarda karıştırılması elde edilen bir renk olan gri, gözün en rahat algıladığı renklerden biridir. Alçak gönüllülüğü ifade eden, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsiziliği çağrıştırır. Diplomatik ve ağır ortamlarda denge unsuru ve uzlaştırıcı olarak kullanılabilir. Kullanıldığı ortamlarda bunaltıcı bir havaya neden olabileceği için fazla tercih edilmeyen bir renktir.

gri[1]

Gri rengi seven insanlar genellikle olaylardan uzak durmayı tercih ederler. Kuralcı, tutucu ve hareketsiz yanları ağır basabilir. Karamsarlık ve içe kapanıklığa da neden olabilir. Aktif ve dışa açık insanlar griyi bunaltıcı bulurlar.

11. Turuncu

Turuncu dışa dönük, heyecan ve mutluluk verici, dinamik, dikkat çekici, çarpıcı ve iç açıcı bir renktir. Kırmızıdan sonraki en sıcak renk olan turuncu gösterişin ve şatafatın rengidir, fakat kırmızı kadar rahatsız edici değildir. Turuncu renk metabolizmayı hızlandırır. Canlılık, cesaret ve güven verir. Zihni harekete geçirir.

turuncu[1]

Turuncu renk, kullanıldığı ortamlara neşe ve canlılık verir. Bundan dolayı, çocuk odalarında, mutfakta ve yemek odasında kullanılabilir. Çalışma odası ve dinlenme mekânları için çok uygun değildir.

Turuncu rengi seven insanlar genellikle dışa dönük, hareketli, neşeli ve sosyal ilişkileri kuvvetlidir. Bazen de gösterişe yatkınlık, sürekli haklı olma ve üstün gelme isteği görülebilir.

Kaynak
Nörolog Mehmet Yavuz, renklerinanlamlari.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

PARMAKLARIMIZI OVARAK RAHATLAYALIM.

12802994_469454976584130_8756600061549415700_n[1]

Duygularımız vücudumuzda kaslarımızda birikir.Bu duyguları boşaltamazsak zamanla hastalanmamıza neden olurlar.
Aşağıdaki şekilde gösterdiğim gibi, üzüntü ,öfke. …duyduğunuz anlarda gösterilen parmakları ovalarsanız rahatladığınızı göreceksiniz

kaynak: luna akademi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu İnsanları Hayatınızdan Çıkarın…

imagesWD120WED

1. Sizi strese sokan kişiler.

Stres her zaman kötü bir şey değildir. Sizi harekete geçmeye motive ediyorsa sağlıklı bir şeydir. …Ancak sizi insanlar değil, olaylar strese sokmalıdır. Hayatınızda sizi sürekli olarak strese sokan insanlar varsa, zihniniz size onları hayatınızdan çıkarmanızı söylüyor demektir.

2. Sizi kullanan kişiler.
Aadeta bir parazit gibi bizden beslenen kişileri eleyin. Bu tür insanların hayatınızda yeri olmamalıdır. Onları yeni yıla götürmeyin.

3. Size saygı duymayan kişiler.

Saygılı insanlar saygı gösterilmeyi de hak eder. Hayatınızda sizin onlara gösterdiğiniz saygıyı size göstermeyen kişiler varsa onları kendinizden uzaklaştırın.

4. Sizi daima kıran kişiler.

Bazen insanlar bizi kırdıkça biz onlara hayatımızda daha çok yer veririz. Hayatımızdaki kişiler değer verdiğimiz ve bize değer veren insanlardır-ya da öyle olmalıdır- Bu nedenle sizi sürekli olarak kıran insanları hayatınızdan çıkarın. Acı, ancak size bir ders verirse iyidir. Bu durumda ders, başkalarının sizi kum torbası olarak kullanmasına dur demenizdir.

5. Size durmadan yalan söyleyen kişiler.

Dürüst insanlarla olun..Yalancılara gereksiniminiz yok.

6. Yüzünüze gülüp arkanızdan hakaret eden kişiler.

Bu insanlara kıllarından geçenleri size söylemeye cesaret edemeyen korkaklardır. Bunlar size arkadaşınızmış gibi davranırken dünyanın geri kalanına sizin işe yaramaz biri olduğunuzu söylerler. Bu kişiler sizin prestijinizi yok ederler. Sadece aptallar hayatlarında böyle insanlarla yeni bir yıla başlarlar.

7. Sizi umursamayan, ancak umursuyormuş gibi görünen kişiler.

Bunlar sizin sahte arkadaşlarınızdır. Çok eğlencelidirler, sizin yardımınızı mutlulukla kabul ederler. Siz onlara ihtiyaç duyduğunuzda ise mucizevi şekilde yok olurlar. Bu kişiler sizde yanlış bir güvenlik hissi oluşturduğundan çok zararlı insanlardır.

8. Sizi eski hayatınıza geri çekmek isteyenler.

Hayat ancak sürekli gelişiyorsa ilginç ve heyecanlıdır. Ancak sürekli ilerliyorsanız, sürekli kendinizi ve çevrenizi geliştiriyorsanız, mutluluk ve huzuru bulabilirsiniz. Çoğu kişi kendilerini eski hayatlarına çekmeye çalışan insanları hayatlarında tutmaya devam eder. Bu kişilere dikkat edin, tespit edilmeleri zordur ve sizin çok çalışarak sağladığınız ilerlemeyi geri çevirirler.

9. Sizi engelleyen kişiler.

Zaman geçtikçe bizim de ümit ve hedeflerimiz değişir. Hayatınızdaki birçok kişi sizin oluşturmaya çalıştığınız türde bir hayatı yaşamak istemeyecek ve sizi kendi istedikleri hayat tarzına çekmeye çalışacaklardır. Çoğu zaman insanlar tamamen farklı şeyler hedefleyen kişilerle sarılı olduklarından hayallerindeki hayatı kurmayı başaramazlar.
Hedefleriniz uyuşmuyorsa hayatlarınız da uyuşmayacaktır.

Sadece ne yapacağınızı değil, kiminle yapacağınızı da dikkatli seçmelisiniz. Aynı anda ancak belirli sayıda sağlam ilişkiyi sürdürebilirsiniz. Fazlasını yürütmek için gereken zaman, enerji ya da konsantrasyon çoğu kez bulunmaz. Hayatınızı işe yaramaz insanlarla doldurursanız, işe yaramaz bir hayat kurmanız kaçınılmazdır. Eğer bir kişinin sizin hayatınıza katkısı yoksa salıverin gitsin.

Onları eski yılda bırakın ve bu yıl daha iyi bir dostluk halkası oluşturun.

Not: Paul Hudson tarafından Elite Daily adlı sitede yazılan “10 Toxic People You Shouldn’t Bring With You Into The New Year” başlıklı yazıdan özetlenerek tercüme edilmiştir

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

KİMİ İNSAN ODAYA GİRDİĞİNDE ODA AYDINLANIR, KİMİ İNSAN DA ÇIKTIĞINDA

2424007[1]

AURA’NIZ KAÇ SANTİMETRE?

İnsan acaba karamsar olduğu için mi sürekli olumsuzluklarla karşılaşıyor, yoksa sürekli olumsuzluklarla karşılaştığı için mi karamsar?

Yaşamımıza şekil veren güç, düşüncelerimizdir Duygularımızın bir adım öncesine gidersek, orada bu duyguları yaratan düşüncelerimizle karşı karşıya geliriz

Evrende her şeyin titreşimlerden oluştuğu gibi düşüncelerimizin ürünü olan duygularımız da değişik oktavlardaki titreşimlerden oluşuyor Nefret, kıskançlık, kızgınlık, öfke, intikam gibi olumsuz duygular, düşük titreşimli ve ruhsal enerjiyi bloke edici nitelik taşırlar Bu duyguların egemen olduğu kişiler, karamsarlık ve aşağılık kompleksinden kurtulamazlar bu kişiler, etrafına yaydıkları manyetik alanın frekansına eşdeğerde duygu titreşimlerine sahip insanları ve koşulları kendilerine çekerler Kısır bir döngü içinde hayata düşmanca bakarak olayları, “haksızlık, talihsizlik” olarak değerlendirirler

“Kimi insan odaya girdiğinde odayı aydınlatır, kimi insan da çıktığında”

Hepimiz bu sözün doğruluğunu defalarca yaşamışızdır, hani bazı insanlar vardır; onlarla ilk kez karşılaşmamıza rağmen, anında kendilerinden hoşlandığımız insanlar; bulundukları ortama neşe, canlılık, sıcaklık getiren insanlar; çevresindekileri rahatlatan insanlar Bu tip insanların yanında kendimizi rahat hissederiz, maske takmaya ve savunmada olmaya gerek duymayız

Bu insanlar yaşama dostça bakarak, yaşam serüveninden çocukça bir neşe, bir haz alan insanlardır hareketleri rahat ve doğaldır etrafına yaydıkları enerji güçlüdür Ve her daim gençtirler

insanın fiziksek çöküntüsünün nedeni ‘ruhsal’ çöküntüdür Şu deneyde görüldüğü gibi:

Kızgınlık ve nefret dolu bir insanın soluğu, içinde küçük böceklerin bulunduğu bir cam tüpe üflendiğinde böcekler birkaç dakika içinde ölüyorlar nedeni, o kızgın ve gerilimli psikolojik yapının bedende ürettiği toksinlerin böcekler üzerindeki etkisi Yani kızgın ve nefret dolu insanın nefesindeki toksinler sözcüğün gerçek anlamıyla zehir saçmaktadır

İşte, asık suratlı, kızgın, kıskanç, ve korku içinde yaşayan insanların fiziksel olarak çökmelerinin nedeni kendi kendilerini zehirlemelerindendir Bu toksinler, “free radikal” olarak hücreler arasına çıkmamak üzere yerleşirler ve hücrelerin kendilerini yenilemesini önlerler Yenilenmeyen hücreler, ruhsal çöküntünün uzantısı olarak bedeni de çökertirler

“Keskin sirkenin zararı küpüne”, “bir kahkaha bir kilo pirzolaya bedel” gibi sözler de bu gerçeğin ifadesi

“gözler ruhun aynasıdır” denir sevgi ve iyimserlikle dolu insanda gözler ve yüz sanki içten vuran bir ışıkla aydınlatılmış gibidir bu yüksek titreşimli güzel duygular, ruhsal enerji kanallarını açtığı gibi insan bedenini çevreleyen ‘aura’yı da güçlendirir (Aura insan bedeni etrafındaki manyetik alana verilen isimdir) Bu tip insanlara çekilmemiz, onların varlığından huzur duymamız da doğaldır

Kirlian fotoğraf tekniği ile çekilen aura fotoğraflarında görülen şu oluyor:

Asık suratlı, katı ve yargılayıcı tipteki bir insanın aurası soluk renkli ve bir-iki santimetre genişliğinde Sevgi ve vicdan kavramları gelişmiş kişilerin aurası ise parlak ve renkli, otuz metreye kadar varan genişlikte

Kutsal kişileri tasvir eden resimlerde ‘Aziz’lerin başlarındaki hale de, saf beyaz ışığa dönüşmüş auranın sembolüdür

Genç kalmak için kozmetik ürünlerine milyonlarca lira harcamak yerine, yaşamı coşkuyla kucaklamak daha akıllıca galiba Zaten sevgi dolu gözlerin parlaklığını hangi kozmetik sağlayabilir ki?

( kaynağı: Kuraldışı ve Ötesi – Nil Gün / Kuraldışı Yayıncılık 3 Baskı 1997)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

PARMAK UÇLARINDAKİ İÇSEL ENERJİ VE ŞİFA KAYNAKLARI: “MUDRA”LAR

parmak-uçlarındaki-enerji-mudralar[2]

 

1- Gyan Mudra (Bilgi Mudrası)
Yöntem:
Başparmak ucu ile işaret parmak ucuna dokunulur. Diğer üç parmak uzatılır.
Özellik:
Bilgi mudrası olarak bilinir, bilgiyi geliştirir.
Başparmak ucunda hipofiz ve endokrin bezlerinin merkezleri vardır.
Parmaklarınızı bastırdığınız zaman, bu iki bezin bulunduğu merkezleri aktifleştirirsiniz.
Süre:
Bu mudra için belirli bir zaman süresi yok.
Her yerde ve her zaman; otururken, ayakta veya yatakta yatarken uygulayabilirsiniz.
Faydaları:
Hafıza gücünü arttırır, beyni keskinleştirir, konsantrasyonu artırır ve uykusuzluğu önler. Eğer düzenli olarak uygulanırsa, tüm ruhsal zihinsel bozukluklar tedavi olur. (Histeri, öfke ve depresyon gibi.)

2- Vayu Mudra (Hava Mudrası)

Yöntem:
İşaret parmağınızı aşağıya kıvırıp üzerine başparmağınız ile basın. Diğer parmaklarınızı düz tutun.
Özellik:
Hava dengesizliği nedeniyle gerçekleşen tüm hastalıkları önler.
Süre:
12-24 saat içinde bu mudra 45 dakika uygulandığında hastalığın şiddetini azaltır. Daha iyi sonuç için düzenli 2 ay uygulanmalıdır.
Faydaları:
Romatizma, Artrit, Gut, Parkinson hastalığı ve felç Servikal omur ve omurga iltihabı, yüz felci için yararlıdır.
Ayrıca midedeki şişkinliği düzeltir.

3- Shoonya Mudra (Hava Mudrası)

Yöntem:
Orta parmağı aşağıya doğru kıvırın ve başparmak ile kıvrım yerinin ortasına bastırın.
Özellik:
Vücudumuzdaki donukluğu azaltır.
Süre:
Günlük tedavi için 40-60 dakika süre yeterlidir.
Faydaları:
Kulak ağrısını 4-5 dakikalık uygulama bile giderebilir.
Doğuştan olmayan sağır ve zihinsel özürlüler içinde kullanılır.

4- Prithvi Mudra (Toprak, Dünya mudrası)
Yöntem:
Başparmağın ucu ile yüzük parmağının ucuna dokunulur, diğer üç parmak uzatılır.
Özellik:
Tüm fiziksel zayıflıkları azaltır.
Süre:
Belirli bir zaman süresi yoktur. İstediğiniz zaman uygulama yapılabilir.
Faydaları:
Zayıf insanlar için kilo artışına yardımcı olur. Cilt sağlığını güçlendirir ve cilde parlaklık kazandırır. Vücudu aktive ederek sağlığı koruyup güçlendirir.
Varuna Mudra (Su Mudrası)
Yöntem: Başparmak ucu ile küçük parmak ucuna dokunulur, diğer üç parmak uzatılır.
Özellik:
Su içeriğini dengeler ve tüm hastalıkları önler. Hastalıklar su eksikliğinden dolayı oluşur.
Süre:
Belirli bir zaman süresi yoktur. Uygulamaya göre belirlenebilir.
Faydaları:
Vücutta su içeriğini dengeleyerek kanı temizler ve sağlığı korur. Mide, bağırsak iltihabını iyileştirir ve kas erimesini önler.

5- Prana Mudra (Yaşam Mudrası)
Yöntem:
Yüzük parmağı ve küçük parmak ile başparmak ucu birleştirilir. Diğer iki parmak uzatılır.
Özellik:
Yaşam mudrası olarak tanımlanır, yaşam gücünü artırır. Uygulama ile zayıf insanlar güçlü hale gelir. Kan damarlarında daralmaları azaltır. Eğer düzenli olarak uygulanırsa, kişi aktif hale gelecektir.
Süre:
Belirli bir zaman süresi yok. Her zaman uygulanabilir.
Faydaları:
Bağışıklığı güçlendirir. Gözlerin gücünü artırır ve göz hastalıklarını azaltır.
Vitamin eksikliğini ve yorgunluğu ve halsizliği giderir.

6- Apan Mudra (Sindirim Mudrası)
Yöntem:
Orta parmak ve yüzük parmağınızı kıvırın başparmak ucu ile dokunun, diğer iki parmağınızı uzatın.
Özellik:
Boşaltım sistemini düzenleyerek sağlığımızda önemli rol oynar.
Süre:
Günlük 45 dakika uygulama önerilir. Ancak daha uzun süreli uygulamalar daha yararlı sonuçlar sağlar.
Faydaları:
Şeker hastalığını kontrol eder.
Kabızlık ve basuru iyileştirir.
Toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

7- Apan Va yu Mudra Kalp krizi için ilk yardım.
Yöntem :
İşaretparmağını başparmağınızın dibine değecek şekilde bükün. Aynı zamanda orta ve yüzükparmaklarınızın uçları başparmağınızın ucuna değmelidir. Serçe parmağınızı açın ve diğer elle de aynı mudrayı yapın.
Özellik:
Apan vayu mudra birçok kalp komplikasyonuna iyi gelir. Acil durumlarda dilin altına konan nitrogliserin kadar etkili olduğu söylenmektedir.
Süre:
İhtiyaç duyduğunuz süre boyunca yapın veya bir tedavi yolu olarak günde 3 defa 15 dakikalık seanslar halinde uygulayın.
Faydaları:
Bu parmak duruşları kalp krizinin ilk işaretini aldığınız anda bir ilk yardım işlevi görebilir.

Kalp krizleri ve kronik kalp sorunları nedensiz yere ortaya çıkmazlar. Bu sorunlar kişinin hayat tarzının yeniden düşünülüp planlanması gerektiğini işaret ederler. Bu mudra genel iyileşmeye yardımcı olup kalbi güçlendirir. Kalp hastaları dışarıdan artık mantıklı görünmeye ‘mecburiyetleri’ yerine getirmek zorunda olan insanlardır. Gevşemeye vakitleri yoktur. Ayrıca sakin sakin oturmakta güçlük çekerler. Hayatlarında sürekli bir şey olmalıdır, işte veya boş vakitlerinde başka birileri veya bir şeylere destek vermek için enerjilerini öyle tüketirler ki kendi ihtiyaçlarına yer kalmaz. Oysa ruhun gıdası olan vakitler de tam da bu vakitlerdir.

8- Surya Mudra (Güneş Mudrası)
Yöntem:
Yüzük parmağını kıvırıp başparmak ile bastırın.
Özellik:
Tiroid bezinde merkezi güçlendirir.
Süre:
Günde iki kez 5-15 dakika uygulanır.
Faydaları:
Kolesterolü azaltır ve kilo azaltmada yardımcı olur.
Anksiyeteyi azaltır, hazımsızlığı düzeltir.

9- Varun Mudra
Yöntem:
Sağ el serçe parmak ucunu bas parmağın etli kısmına değecek şekilde bükünüz. Sag elin bas parmağını üstüne yerleştiriniz. Sol bas parmağınız ile, bu iki parmağınızın üstüne hafif baskı uygulayınız. Sol eliniz sağ elinizi yumuşakça alttan sarsın.
Süre:
Günde 3 kere 15 er dakika uygulayabilirsiniz.
Özellik:
Mide ve akciğerler üzerinde etkilidir.
Faydaları:
Varuna mudra midede ya da akciğerde fazla balgam biriktiğinde muhakkak uygulanmalıdır. Balgamlaşmaların kısmı sinüzitlerinde akciğerde ve mideden bağırsağa kadar tüm sindirim bölgelerinde yer edinebilir. Balgamlar bedenin her neresinde olursa olsun, zorlanmış sinirlerle, iç kasılmalarla ve huzursuzlukla ilgilidir.Kaldırabileceğinden fazla yüklenmek, acelecilik, kızgınlık ya da korku tarafından tetiklenmektedirler.Varuna mudra ile birlikte aynı zamanda yeni bir yasam planı da ele alınmalı ve görevler sorumluluklar es ve ebeveyn ya da çocuklar arasında tekrar pay edilmelidir.Balgamlaşma olan kişiler genelde çok sorumluluk hisseden kişilerdir.Her şeyin kendilerine bağlı olduğunu ve her şeyi kendilerinin yapması gerektiğini düşünürler. Başlangıçta tüm sorumluluklarınızın akması için akıcı ılık bir su düşünün. Yük olan her ne varsa tümünü akarsuya dökmeniz muhteşem bir başlangıç olabilir. Simdi küçük bir şelalenin altındasınız.ister dışınızda ister içinizde olsun üzerinize yapışmış her şeyin bu su tarafından temizlendiğini imgeleyin.Sonra yeni temiz ve saflığınızın keyfine varın. Simdi bir süreliğine görevlerinizi düşünün neleri bırakabilirsiniz ve değiştirebilirsiniz.

10- Linga Mudra (Isı Mudrası)
Yöntem:
İki elin parmakları iç içe geçirilir, sol elin başparmağı yukarıya doğru uzatılarak sağ elin işaret parmağı ile sarılır.
Özellik:
Vücut ısı üretir. Bu mudradan daha çok faydalanmak için beslenmede süt, tereyağına önem vermeliyiz daha fazla su ve fresh meyve suları tüketmeliyiz.
Süre:
İstenildiği zaman uygulanabilir. Isı ürettiği için çok uygulamada terlemeye neden olabilir. Kış dönemi daha rahat uygulanır.
Faydaları:
Bu balgam üretimini durdurur ve akciğerlere güç verir
Şiddetli soğuk algınlığı ve bronş enfeksiyonunu tedavi eder. Vücudu canlandırır.
Mudraları istediğiniz zaman, her yerde yapabilirsiniz. (Otobüs, tren, araba, ofis veya evde)
İşe yarayıp yaramadığını anlamak için denemek gerekir.

Uygulama ile kazanacağınız çok şey olmasına rağmen, kaybedecek bir şeyiniz yoktu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »