AŞK KANSERDEN KORUR

247787_875332832504412_8611615706055566059_n[1]

heart ifade simgesi
Aşk nelere kadir’ lafı romantik bir inanış değil bilimsel bir gerçek! Zira aşkın gücü kansere bile deva olabiliyor! Medikal Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Teoman Yanmaz, “Aşık olunca salgılanan melatonin, serotonin, adrenalin ve oksitosin hormonları vücut direncini artırarak kanserden koruyor, tedavide başarı oranını artırıyor” diyor.

‘Çağın hastalığı’ haline gelen kanserden korunmada beslenmenin, rutin sağlık kontrollerinin, radyasyondan, katkı maddelerinden ve çevre kirliliğinden korunmanın önemini artık neredeyse bilmeyen kalmadı. Oysa kanserden korunmada belki de en önemli etkenlerden biri; sevgi ve aşk! Aşık olunca gözlerimizin hatta cildimizin parlaması, aslında aşkla birlikte salgıladığımız hormonlardan kaynaklanıyor. İşte aşık olunca salgılanan bu hormonların, aynı zamanda kanserden koruyucu etkiye de sahip olduğunu belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Teoman Yanmaz; “Yalnızca aşk değil, sevginin her hali aslında kanserden korur” diyor ve kanser-aşk arasındaki ilişkiyi şöyle anlatıyor:

Çağın hastalığı kanser gerçeğiyle aşk arasında bir ilişki var mı?
Kanser maalesef günümüzde ‘çağın hastalığı’ haline geldi. Kendiniz, eşiniz, dostunuz, yakın arkadaşlarınız ya da onların yakınları… Mutlaka tanıdık birilerinde bu hastalık var. Bugüne kadar bu hastalıkla ilgili yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, dokunduğumuz, konuştuğumuz, hatta bulunduğumuz ortamın tetikleyici bir faktör olduğu çok anlatıldı. Ama aşkın etkisi pek de dile getirilmedi. Oysa ‘aşkın kanser üzerinde etkisi var mı’ sorusunun yanıtı kesinlikle evet!

Aşk ve sevgi kanser üzerinde nasıl bir etkiye sahip?
Nicedir aşk denince modern insan altındaki kimyasallara odaklanıyor. Yani aşktan değil de aşık olduğumuzda salgıladığımız hormonlardan adrenalinden, serotoninden, oksitosinden ve melatoninden bahsediyoruz aslında. Bunların tamamı aşkı teşkil eder mi, aşk mı bunlara neden olur, bunlar mı aşka; bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şey, aşk dediğimiz durumlarda bunların da vücutta arttığının tespit edildiği. İşte aşk sırasında salgıladığımız bu hormonlar kansere de etki ediyor.

Nasıl bir etki göstererek kanserden koruyor bu hormonlar?
Bunların bazıları yaşam tarzımızı, bazıları biyoritmimizi dengeleyerek kanserden korunmada yardımcı olurken; bazıları da kanser tedavisi sırasında tedaviyi olumlu yönde etkileyecek ek faydalar sağlıyorlar.

Aşık olan insanın salgıladığı bu hormonlar faydalı mı?
Çoğunlukla evet . Her ne kadar fazlası zarar dense de adrenalin vücudun zinde kalmasını sağlıyor. Ani deşarjlarda kalp hızınız artıyor, çarpıntınız oluyor ve göz bebekleriniz büyüyor. Esas olarak her şeye karşı tetikte oluyorsunuz. Kanserle ilişkili olarak yaptığı en önemli metabolik aktivite birden fazla organı etkileyerek kan şekerini ve yağ asitlerini arttırmak. Yani en zor durumlarda (örneğin kemoterapi alan hastalarda ya da yeterli besin alamayan ileri evre kanser hastalarında) vücudun ihtiyacı olan enerjiyi temin ediyor.

Kanserden korunmada da bu hormonların olumlu etkileri var mı?
Tabii. Melatonin ve serotonin örneğin; özellikle de melatonin! Çok salgılandığında vücudun direnci artıyor. Enfeksiyonlara karşı koruyucu oluyor. Hem immün sistem üzerine olumlu etkisi ar hem de antioksidan etkisi yüksek. Bu nedenlerle kanser riskini azaltıyor. Ama sadece kanser riskini azaltmakla kalmıyor; bir çalışmada melatonin hormonunun kanserden ölümü de azalttığı gösterilmiş. Yani kanser hastasının ölümünü de önlüyor. Melatonin seviyesi az olan insanlar üzerine yapılan çalışmalarda; özellikle yatak odası ışıklandırılmış olanlar ve gece vardiyası yapılan işlerde çalışanlarda, kanserin daha sık görüldüğü saptanmış.

Melatonin hormonunun özellikle salgılandığı durumlar var mı?
Melatonin, karanlık ortamı seviyor. Gece 23.00 – 05:00 arası salınımı artıyor. Uyku da miktarını arttırıyor; ancak karanlık bir odada ve ışıksız ortamda bulunulacak. Zaten bu nedenle ‘çocuklarınızı bu saatlerde karanlık ortamda uyutun’ deniyor. Ne de olsa önlerinde çok uzun yıllar var, biraz büyüyünce aşık olmalarını öğütleyebiliriz!

Serotonin “mutluluk hormonu”nun nasıl bir etkisi oluyor kanserden korunmada?
Serotoninin düzeyini direkt ölçemiyoruz ama metabolitlerini ölçerek düzeyi hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Kendisinin direkt kanserle ilişkisi hakkında çelişkili sonuçlar var. Ama yokluğunun ya da eksikliğinin kanserin en önemli zemin hazırlayıcı faktörü obeziteye neden olduğunu biliyoruz.

Başka hormonlar da var mı kansere iyi gelen?
Oksitosini de bu gruba sokabiliriz. Buna ‘şefkat hormonu’ da deniyor. Doğumun başlamasını sağlar, orgazm onsuz olmaz, bebek anneyi emdikçe annede oksitosin artar. Aslında bu bahsedilenlerin hepsi aşkın değişik halleri zaten… Sevgilinin varlığı, onunla geçirilen ya da geçirilecek zaman, bunların yarattığı gerçek üstü dünya.

Oksitosinin kanserle ilşikisi nasıl?
Oksitosin esas olarak kişinin bilişsel ve emosyonel fonksiyonlarını düzeltiyor. Yani insanın korku duygusunu azaltıyor, güven duygusunu arttırıyor, empati yeteneğini geliştiriyor. Tabii bunların hepsi kişinin hastalıklara ve özellikle de kansere yakalanmasını önlüyor ve oluştuğunda da onlarla başa çıkma gücünü arttırıyor.

Aşkın hormon salgılamak dışında bir etkisi yok mu?
Hormonlar dışında da açıklanamayan bazı şeyler var aşkla ilgili. Mesela İsrailli araştırıcılar kadın gözyaşının erkeğin testosteron düzeyini düşürdüğünü ve prostat kanserine bu nedenle iyi geldiğini saptadılar. Bu da aşkın bir etkisi işte!

Karşılıksız aşk ya da aşk acısı da aynı etkiyi yapar mı?
Aşka sadece kimyasal bir gözle bakarsak olayın tamamı neredeyse bundan ibarettir. Ama neredeyse diyorum; çünkü bu konuların içinde aşk acısı yok, aşkını kaybetme korkusu yok ya da karşılıksız aşk durumu yok. Yani biz aşkın iyi yönünü ele alınca kanserden önleyici rolü bayağı belirgin görünüyor. Aşkın negatif yönü ise çok araştırılmış değil. Kimse görmek istemiyor herhalde!

Karşılıksız aşkı engellemek mümkün olmadığına göre ne yapmak gerekir?
Aşka sadece bu gözle bakmamak gerekir. Hayatta her şey fizik, kimya ve matematikle sınırlı değildir. Özellikle aşıklar açısından bakınca! Kanserden korumasa hatta kansere neden olsa da ne sevdiğimizden ne aşkımızdan vazgeçecek değiliz!

HORMONLARIN DANSI SAĞLIĞIN ANAHTARI
ADRENALİN: Vücudun zinde kalmasını sağlıyor. Organizmayı acil harekete hazırlıyor, acil enerji kaynağı sağlıyor.

MELATONİN: Vücudun direncini artıyor. Enfeksiyonlara karşı koruyucu oluyor. Kanser riskini azaltıyor. Hücre yenileyici ve bağışıklık sistemi düzenleyici. Vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlıyor. Özellikle gece karanlıkta salgılanıyor.

SEROTONİN: Diğer adı ‘mutluluk hormonu’dur. Serotonin yükseldiğinde moral düzelir, rahat uyku uyunur, iştah azalır, ruh sağlığı düzelir ve enerji artar. Serotonin düşüklüğü ise sinirli, huzursuz ve depresif ruh hallerine neden olur, obezite, anoreksiya ve bulimia nevroza gibi yeme ve iştah bozukluklarına neden olur.

OKSİTOSİN: Kanserden koruyucu bir hormon. ‘Şefkat hormonu’ da deniyor. Doğumun başlamasını, orgazmı sağlar. Döllenmeyi kolaylaştırır, doğum olayına katkıda bulunur ve emzirmeye yardımcıdır. Güven duygusunu arttırıp, korkuyu azaltır. Empati yeteneğini arttırır.

kaynak: reiki berlin

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇOK ÖNEMLİ VE YARARLI BIR BİLGİ-Ailenizde veya etrafınızda felç,romatizma,kırık sonrası cansız kalan uzuv gibi hastalıklara sahip insanlar varsa size bir tarif vereceğim.

11390549_875352975835731_857296403457005144_n[2]
Ailenizde veya etrafınızda felç,romatizma,kırık sonrası cansız kalan uzuv gibi hastalıklara sahip insanlar varsa size bir tarif vereceğim. Bu tarif Almanya’da bir prof. tarafından 20 yıl kadar önce yapıldı ve felç geçirmiş ayak üzerinde uygulandı. Felç sebebi ile kasılan ve o şekilde kalan parmaklar tam olarak açıldı.
Saf zeytin yağı ve turşu tuzu ile yapılan basit bir karışım.
BİR LİTRE ZEYTİN YAĞI
YARIM KİLO TURŞU TUZU
Hepsi bu kadar.Tuzu ve zeytin yağını bir şişede karıştırın.2,5 lt kola şişesinde karışımı hazırlamanız daha kolay olur.Bu şişeyi güneş alan bir yere koyuyosunuz elinizin altında bir yer olursa içi olur.Gün içinde fırsat buldukça çalkalayıp tekrar güneşe koyun.O tuz çalkalamanın etkisi ve güneşin ısısı ile yağın içinde eriyor ve dipte tortu haline geliyor. Mesela 25-30 derece arası ısıda 10 gün güneşlense yetişir.
Tuz eridikten sonra rahatsızlığı olan kişi güneşe uzanır ve güneş kremi gibi bu yağ şikayet olan bölgeye sürülür.Yağı sürmeden önce şişeyi mutlaka çalkalayın.Kişi ile birlikte diğer kişilerde görebilir zaten o macun sürüldüğü andan itibaren damarların açılmasını.Ciddi anlamda elektrik çarpıyormuş gibi garip hareketlere şahit olabilirsiniz.Yarım saat kadar güneşlenip ılık suyla masaj yaparak yıkayın.Bunu haftada 3 gün yapsanız dahi yeterli. Çok zor değil uygulayın derim.Heleki felç geçirmiş bir uzvun asla dönüşü olmayan bir tıbbı yanıltması benim çok hoşuma gitti
Şöhret Olgaç

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 25 Comments »

Peynir Altı Suyunu Kolon Kanserinin tedavisinde kullandıklarını biliyor muydunuz ?

fft68_mf111651[1]

Peynir suyu, peynir mayalandıktan sonra elde pıhtı telemesini süzdükten sonra arta kalan, laktoalbumin ve laktogul obülin gibi serum proteinleri ile farklı seviyelerde laktoz, yağ, mineral madde ve vitaminleri bulunduran önemli bir süt endüstrisi yan mamulüdür.

Birçok sektörde kullanım alanı bulan peynir altı suyu aynı zamanda eşsiz bir şifa kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Peynir altı suyu proteinler geniş yelpazeli özelliklere sahip zengin bir protein bileşiminden oluşmaktadır. Peynir altı suyu orta çağdan beri çeşitli hastalıkların tedavisinde ve korunmasında kullanılmaktadır. Hatta orta çağda kurulan tedavi ve sağlık merkezlerinde böbrek rahatsızlıkları, sindirim bozuklulukları, karaciğer zehirlenmesi, bağırsak tıkanması ,obezite, bağışıklık artırılmasında, yararlanıldığı gibi çağımızda da anti bakteriyel etkinliğin geliştirilmesinde ve bazı zehirlenmelerin sağaltılmasında istifade edilmektedir.

Günümüzde peynir altı suyunun aşağıdaki hastalıkların tedavisinde etkili olduğu bildirilmektedir.

1 Peynir altı suyu kolon kanserine karşı koruyucu ve tedavi edici işlemlerde destekleyici olarak kullanılmaktadır.

Farelerde yapılan bilimsel araştırmaların ışığında peynir altı suyunda bulunan proteinlerin kolon kanserine neden olan “dimetil hidrazinin ” oluşumunu durdurduğu anlaşılmıştır. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirdiği saptanan peynir suyunun kolon kanserine iyi geldiği bildirilmektedir.

2 – Peynir altı suyu Baş ve boyun bölgesinde tümör bulunan hastaların diyetlerine katılmaktadır

Özellikle uzun süre alkol alan kişilerde görülen baş ve boyun tümörleri ameliyatla sağaltılmaya çalışılmaktadır. Ancak ameliyat sonrası hastanın bakımı ve
beslenmesi çok önem taşımaktadır. Hatanın bağışıklık sisteminin güçlü olması ve yaraların enfeksiyon kapmaması mühimdir. Bağışıklık sisteminin kuvvetli olması aynı zamanda kanserin yayılmaması için de etkilidir. Bu durumda olan hastaların diyetine peynir suyu proteinleri katıldığında bağışıklığı n güçlendiği gözlenmiştir.

3- Peynir suyu proteinlerinin Deri Yangısını iyileştirmede kullanıldığı bildirilmiştir.

Ciltte şişkinlik , kızarıklık, lekeler ve ağrılarla ortaya çıkan Atopik dermatitis hastalığında hastaların diyetlerine peynir suyu prote­inleri ilave edilerek bir haftada iyileştirici sonuçlar alındığı görülmüştür. Ancak hastalığın tedavisine geç başlandığında bu bir haftalık süre bir yıla kadar uzamaktadır. Bu hastalığın tedavisinde günümüz tıbbının kullandığı hormon ve ilaçların ağır yan etkileri göz önüne alındığında peynir altı suyu ekstraktlarının ne kadar önemli bir doğal şifa kaynağı olduğu daha iyi görülebilir.Alternatif tedavilerde kullanılan peynir suyu hidrolizatlarının hiçbir yan etkisinin olmadığı bildirilmiştir.

4-Peynir suyu proteinlerinin Glukoma (Karasu) hastalığını iyileştirmektedir.

Bilindiği üzere Karasu hastalığı göz küresi içindeki basıncın artmasına bağlı olarak şekillenen kötü bir bozukluktur. Tedavisinde kullanılan Sympathomistik ve parasy­mpathomistik ilaçlar olumsuz yan etkiler ortaya çıkarmaktadır. Yapılan çalışmalar peynir suyu hidrolizatı ile aktif fraksiyonlarının bu hastalığa da iyi geldiğini kanıtlamıştır

5-Peynir suyu proteinleri bağırsak hastalıkları ve yaralarının iyileştirilmesinde de etkilidir.

Peynir suyu ekstraktlarında bulunan IGF-1, IGF-2, bazik ve asidik FGF, TGF-beta 1, TGF-beta 2 gibi bileşiklerin yıpranmış dokuların onarılmasını sağladığı deneylerle ortaya konulmuştur.

Bu yönüyle yanlış ve düzensiz beslenmeye bağlı olarak ince bağırsaklarda meydana gelen dejenerasyon, yara ve iltihaplarda bu bileşiklerin oral yolla verilmesi sayesinde iyileştirici sonuçlar elde edilebilmiştir.

Sonuç olarak denilebilir ki, her geçen gün artan ilaç sayısı beraberinde büyük yan etkiler ve ekonomik harcamalar getirmektedir. İlaç sektöründeki önlenemez ilaç enflasyonu ve basında çıkan olumsuz spekülasyonlar dikkate alındığında alternatif daha doğal tedaviler çok önem taşımaktadır. Bu noktada peynir altı suyundan elde edilen ekstraktların tedavide kullanılması sevindiricidir.

kaynak: milliyet sizden size

Karpuz kabuğu reçeli tarifi

11407298_1094965293853584_7298883660934689669_n[1]

Bu reçeli tattıktan sonra bugüne kadar attığınız karpuz kabukları için çok üzüleceksiniz.

• Malzemeler

1 kg. karpuz kabuğu
1.5 kg. şeker
750 gram su
1 limon suyu
7-8 diş karanfil
2 çay kaşığı tarçın
1 Yemek kaşığı kızamık şekeri (arzuya bağlı)

Yapılışı;

Kalın kabuklu, karpuz kabuğunun içinin kırmızı kısmı, dışının da yeşil kısmı kalmayıncaya kadar soyulur. 1cm. eninde  3cm uzunluğunda ve 1cm kalınlığında dik dörtgenlere bölünür. İsterseniz arzu ettiğiniz şekli vererek de bölebilirsiniz.

Tencereye 4 su bardağı suyu koyup kaynatın ve hazırladığınız  karpuz  kabuklarını kaynayan suya koyup ateşi kısın. 40 -45 dakika kadar tencerenin kapağı kapalı olarak kaynasın. Veya düdüklü tencerede 10 -15 dakikada pişirebilirsiniz. Karpuz kabuklarını çatalla kontrol edip yumuşadıktan sonra üzerine toz şekerini ilave edin. Karanfil ve tarçını da içine koyun. Ve bir yarım saat daha beraber pişirin.

Reçelin hazır olduğunu anlamak için, reçelden aldığınız bir damlayı soğuk zemin üzerine damlattığınızda top olarak duruyorsa reçel olmuş demektir. Ve ateşten indirmeden önce sıkılıp süzülmüş yarım limondan az fazla limon suyunu reçele ilave edip en fazla 1-2 dakika daha kaynatın ve ateşten indirin.

Şurup içinde pişen karpuz kabukları şeffaf bir durum alır. Arzu eden içine gıda boyası veya kızamık şekeri denen şerbet boyasından koyabilir.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yorgun gözlerinizin ilacı gül suyu…!

11393214_461289417371009_7042653388301334719_n[1]

Bilgisayar başında geçirdiğiniz uzun saatlerden sonra göz ağrısı ve göz çevrenizde şişkinlik yaşıyorsanız, gül suyu sayesinde bu sorunlardan kurtulabilirsiniz.

Yorgun gözlerinizin ilacı gül suyu
Yorgun ve şiş gözler özellikle masa başında çalışan insanların korkulu rüyası haline gelen bir durum. Gözde ve başta meydana gelen ağrılar kişinin yaşam kalitesini sınırlamakla birlikte konsantrasyonunu düşürerek çalışmasına da engel oluyor. Ancak üzülmeyin. Yorgun gözlerinizin ilacı gül suyunda!

Mazlemeler
1 adet gül
1 su bardağıo kaynar su
1 tatlı kaşığı bal

Nasıl yapılır
1 adet gülün yapraklarını 1 su bardağı suyun içinde kaynatın. 10 dakika demlendikten sonra süzün ve içine 1 tatlı kaşığı bal katın. Bu karışımı gözlerinizin çevresine dikkatlice yayın. Bu formülü her gün uyguladığınızda gözlerinizin şişliği kısa zamanda inecek, bakışlarınızdaki yorgun ifade yok olacaktır.

kaynak: herşeyden önce sağlık

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Baharatların tazeliğini korumak için ne yapmalı….!

10354730_461927093973908_3020002248311709062_n[1]

Sağlık deposu olan baharatlar doğru saklanmazsa zamanla nemlenir ve küflenir. İşte baharatların tazeliğini korumak için dikkat etmeniz gerekenler…

Baharatların tazeliğini korumak için ne yapmalı
Yaşamın devamlılığı için gerekli olan yemek eyleminde tekdüzelikten sıkılan insanoğlu çeşitlilik arayışında keşifler yapmıştır. Yaşadığı bölgedeki hayvansal ürünlerden faydalanırken avlanamadığı dönemlerde de sebzelere tat katmak amacı ile bitkilerden ve sebzelerden baharatları üretme tekniğini geliştirmiştir.

Baharat üretiminin sebebi fakirlik
Bol baharatlı yemekleri olan toplumlar incelendiğinde aslında yaşadıkları bölgenin avlanma açısından sıkıntılı olduğu ve topraklarının diğer toplumlara göre verimsiz olduğu görülmektedir. Yemeklerinde aradıkları çeşitliliği de yaşadıkları bölgedeki bitkilerden çeşitli teknikler ile baharatlar üreterek sağladıkları tespit edilmiştir. Kimi zaman bitki ve sebzelerin tohumları kimi zaman da yaprak kısımları kullanılarak üretilen baharatlardan rengârenk ve birçok tatta olanına rastlamak mümkün.

Bu kadar çeşitli tat nasıl sağlanıyor
Baharatların tadını veren esas maddeleri ise, özellikle tohumlardan üretilen baharatlar için, öğütülürken ortaya çıkan yağları. Baharatların yağları, öğütülme aşamasında, toz olan kısımla özleşerek farklı aromalar ortaya çıkarmakta. Günümüzde gelişen teknoloji ve gıda sektörü sayesinde dünya mutfağının tüm baharatlarına ulaşmak mümkün. Ancak sıkıntı baharatların muhafaza edilmesi aşamasında başlıyor.

Baharatların tatlarını korumak için püf noktaları
Baharatların ortalama ömrü 1 yıldan oluşuyor. 1 yıllık raf ömründe baharata aromasını veren yağ, zamanla özdeşleştiği toz kısımdan ayrılıyor ve baharatlarda tat bozulması ya da tat yok olması gerçekleşiyor. Baharatlarımızın ilk günkü tazeliğini koruyup tatlarının mümkün olduğunca saklı kalabilmesi alınacak bir dizi önlem ile sağlanabilir. Eğer vaktiniz ve imkânınız varsa tercih ettiğiniz baharatın nasıl yapıldığını araştırıp, mümkünse kurutulmuş tohum ve yapraklarını temin edin. Daha sonra evinizde bunları kullanacağınız miktarlarda öğüterek taze taze tüketebilirsiniz. Temin ettiğiniz tohum ve yaprakları da oda sıcaklığından bir miktar daha serin ve kuru ortamda muhafaza etmelisiniz.

Tüketeceğiniz ölçüde alın
Eğer vaktiniz yoksa ikinci önerimiz baharatçıları biraz daha sık ziyaret etmenizden yana. Yine tüketeceğiniz ölçülerde satın alacağınız baharatlar ile taze tada ulaşımı sağlamış olursunuz. Yine de stok yapmak isteyecek olursanız baharatların tatlarını korumak için şu noktalara dikkat etmelisiniz;

Satın aldığınız baharatları poşetlerinden çıkarıp, tamamen kuru cam kavanozlarda muhafaza etmeye özen göstermelisiniz.

Baharatı kavanoza koyduktan sonra ambalaj üzerindeki tarihi de kavanozun üstüne yazın ki zaman aşımına uğradığında farkına varabilesiniz.

Cam kavanozlara koyduğunuz baharatlarınızı evinizin en serin ve kuru bölgesinde muhafaza etmelisiniz.

Kavanozların güneş ile temasını kesmelisiniz.

Kavanoz kapaklarının tamamen kapalı olduğundan emin olmalı, baharatın rafta durduğu süre içinde hava almasını engellemelisiniz.

Tercih edeceğiniz aralıklarla da baharatınızı temiz bir bez üzerine döküp biraz havalandırıp tekrar kavanoza koymanızda fayda vardır. Bu sayede bir miktar aşağılara çökmüş olan yağın tekrar toz kısımla özdeşleşmesini sağlamış olacak ve tadının tazeliğini koruyacaksınız.

Baklagilleri pişirme tüyoları

070515015126_baklagilleri_pisirme_tuyolari_h[1]

 

Baklagiller sınıfı fasulye, bezelye ve mercimekten oluşan, yağ içeriği düşük, kolesterolsüz, diyet lifi, yararlı yağ, folik asit, potasyum, demir ve magnezyum bakımından zengin olan gıda grubudur.

Baklagillerin aynı zamanda protein içeriği yüksek olduğundan kolesterol ve yüksek doymuş yağ içeren etin proteinleri yerine geçebilir.  Diyetinizde daha çok baklagillerin yer alması için onları salatalarda, çorbalarda, güveç yemeklerinde kullanabilirsiniz.

Baklagilleri Pişirme Tüyoları:

– Börülce ve mercimek haricinde bütün kuru bakliyatlar pişirilmeden önce gaz yapmasını önlemek için oda sıcaklığındaki suyla ıslatılması gerek. Islatma suresinin ne kadar uzun olduğuna göre aşağıda belirtildiği gibi iki türlü yapılabilir.

Yavaş ıslatma: Yaklaşık 250 g bakliyatı ve 1 litre suyu tencereye koyup kapağını kapadıktan sonra en az 4 saat buzdolabında bekletme ile yapılan ıslatma işlemidir.

Hızlı ıslatma: yaklaşık 250 gram bakliyat ve 1 litre suyu önce kaynatıp sonra en az 1 saat oda sıcaklığında bekletme ile yapılan ıslatma işlemidir.

– Islatma işleminde kullanılan su gaz yapıcı etkisi olan sindirilmeyen lifleri içerdiğinden bu suyu ıslatma sırasında birkaç kez değiştirip, yemek pişirmek için başka su kullanılması gerekir.

– Pişirme işlemine ıslatmak için kullanılan suyu döküp üzerini 3 kat kaplayacak kadar su ile tencereyi doldurarak başlayabilirsiniz. Salatada kullanılmak üzere hazırladığınız fasulye ya da nohutu lezzetlendirmek için kaynama suyuna baharat ve tuz ekleyebilirsiniz.

– Uzun zaman kısık ateşte pişirilen baklagillerin sindirilebilirliği arttığından daha az gaz yapar.

– Bakliyatın çeşidine göre pişme zamanı değiştiğinden yaklaşık 45 dakika sonra pişip pişmediklerini kontrol ediniz.

– Hazırlamış olduğunuz bakliyatı daha sonra kullanmak üzere buzlukta saklamak isterseniz soğuduktan sonra etrafını kurulayıp buzluğa yerleştirebilirsiniz.

Kaynak: sağlık afiyet

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Keçi sütünün faydaları…

keçi-sütü[1]

KEÇİ SÜTÜ

Pek çoğumuz keçi sütünün satıldığını bile bilmeyiz. Bu yüzden ülkemizde fazla tüketilmez. Oysaki keçi sütü anne sütüne en yakın olan süttür. Doğal olan her besinin şifa dağıtması gibi keçi sütü de şifalar dağıtmaktadır. Diğer sütlere nazaran içerdiği bol muhteviyatı nedeni ile doktor reçetelerinde bulunmayı hak ediyor. Yazımızı okuduğunuzda keçi sütünün faydaları hakkında birçok bilgi öğrenecek ve ‘ keçi sütünü en yakın nereden temin edebilirim’ sorusunun cevabını arayacaksınız. Şifalı olması temennisi ile…

Keçi sütünün özellikleri

Keçi sütü, inek sütü gibi içimlik süt olarak tüketilebilme özelliğine sahiptir.
Keçi sütü homojenize özelliğine sahip olduğu ve içinde çok sayıda küçük yağ molekülü bulunduğu için kolay sindirilir. Bu sebeple yaşlı ve çocukların beslenmesinde önemli role sahiptir.
Keçi sütü proteinleri diğer sütlerdeki esansiyel yani dışarıdan alınması gereken proteinlerden daha fazla bulunmaktadır. Bu durum, inek sütü kullanması sakıncalı olan bebeklerde alternatif sağlar.
Fosfor elementini kayda değer derecede bulundurmaktadır. Bu durum et ve balık tüketmeyen kişilerde önem taşımaktadır.
İnek sütüne nazaran keçi sütü anne sütüne daha yakın benzerlik gösterir.
Keçi sütündeki kalsiyum anne sütündekinden 4 kat daha fazladır.
Keçi sütünün, vitamin A, fosfor, magnezyum ve selenyum miktarı açısından da anne sütüne daha yakındır.
Bakteri oranı diğer sütlere göre daha azdır. Tüberküloz ve brusellos gibi patojenler de görülmemektedir.
Keçi sadece doğal yollardan yani ağaç yaprakları ve ot yediği için eti ve sütü de doğaldır. İnekler ve koyunlar gibi yem yemez.
Maraş dondurmasının en önemli özelliği de keçi sütü kullanılarak yapılmasıdır.

KEÇİ SÜTÜNÜN FAYDALARI

Sindirim rahatsızlıklarında mide asitlerini dengeler, bağırsak sağlığınızı korur.
Astım,
Alerji yapmaz.
Sindirim sistemi rahatsızlıkları,
Hazım sorunları,
Cilt hastalıkları,
Bebek egzamaları,
Varis,
Canlıda iltihaplanmayı önleyici,
Diş ve kemikler için iyi bir kalsiyum kaynağı,
Geceleri oluşan öksürük nöbetleri,
El, yüz ve cinsel organlardaki egzamaları yok eder,
Bebeklerde ani ölümlerin önüne geçilmesi
İlaçların kullanılmasını gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülserlerin tedavisinde yarar sağlar.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Keçi sütünün faydaları

 keçi-sütü[1]

KEÇİ SÜTÜ

Pek çoğumuz keçi sütünün satıldığını bile bilmeyiz. Bu yüzden ülkemizde fazla tüketilmez. Oysaki keçi sütü anne sütüne en yakın olan süttür. Doğal olan her besinin şifa dağıtması gibi keçi sütü de şifalar dağıtmaktadır. Diğer sütlere nazaran içerdiği bol muhteviyatı nedeni ile doktor reçetelerinde bulunmayı hak ediyor. Yazımızı okuduğunuzda keçi sütünün faydaları hakkında birçok bilgi öğrenecek ve ‘ keçi sütünü en yakın nereden temin edebilirim’ sorusunun cevabını arayacaksınız. Şifalı olması temennisi ile…

Keçi sütünün özellikleri

Keçi sütü, inek sütü gibi içimlik süt olarak tüketilebilme özelliğine sahiptir.
Keçi sütü homojenize özelliğine sahip olduğu ve içinde çok sayıda küçük yağ molekülü bulunduğu için kolay sindirilir. Bu sebeple yaşlı ve çocukların beslenmesinde önemli role sahiptir.
Keçi sütü proteinleri diğer sütlerdeki esansiyel yani dışarıdan alınması gereken proteinlerden daha fazla bulunmaktadır. Bu durum, inek sütü kullanması sakıncalı olan bebeklerde alternatif sağlar.
Fosfor elementini kayda değer derecede bulundurmaktadır. Bu durum et ve balık tüketmeyen kişilerde önem taşımaktadır.
İnek sütüne nazaran keçi sütü anne sütüne daha yakın benzerlik gösterir.
Keçi sütündeki kalsiyum anne sütündekinden 4 kat daha fazladır.
Keçi sütünün, vitamin A, fosfor, magnezyum ve selenyum miktarı açısından da anne sütüne daha yakındır.
Bakteri oranı diğer sütlere göre daha azdır. Tüberküloz ve brusellos gibi patojenler de görülmemektedir.
Keçi sadece doğal yollardan yani ağaç yaprakları ve ot yediği için eti ve sütü de doğaldır. İnekler ve koyunlar gibi yem yemez.
Maraş dondurmasının en önemli özelliği de keçi sütü kullanılarak yapılmasıdır.

KEÇİ SÜTÜNÜN FAYDALARI

Sindirim rahatsızlıklarında mide asitlerini dengeler, bağırsak sağlığınızı korur.
Astım,
Alerji yapmaz.
Sindirim sistemi rahatsızlıkları,
Hazım sorunları,
Cilt hastalıkları,
Bebek egzamaları,
Varis,
Canlıda iltihaplanmayı önleyici,
Diş ve kemikler için iyi bir kalsiyum kaynağı,
Geceleri oluşan öksürük nöbetleri,
El, yüz ve cinsel organlardaki egzamaları yok eder,
Bebeklerde ani ölümlerin önüne geçilmesi
İlaçların kullanılmasını gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülserlerin tedavisinde yarar sağlar.
Yazının devamını oku »

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Buz kalıplarıyla yapılabilecek 7 yaratıcı tarif…

buz-kaliplariyla-yapilabilecek-7-yaratici-tarif-5414379[1]

 

Biraz çikolata ve üzerine birer çilek koyarak enfes tatlılar hazırlayabilirsiniz.

Meyveli yoğurdun kalan kısmını dondurabilirsiniz.

Fıstık ezmesi, çikolata ve balı karıştırarak enfes çikolatalı küpler yapabilirsiniz.

Hindistancevizi sütü ve meyve pürelerini dondurarak eğlenceli buz kalıpları elde edebilirsiniz.

Kalıp soğuyan kahveyi atmak yerine buz kalıplarında dondurun. Üzerine soğuk süt ekleyerek soğuk kahve yapabilirsiniz.

Zeytinyağı ve taze otları birlikte dondurarak zeytinyağlı yemeklerde kullanmak üzere yağ küpleri oluşturabilirsiniz.

Buz küplerinde minik parçalı meyveler ile suyu birlikte dondurarak limonata gibi içecekler için aromalı buzlar elde edebilirsiniz.

kaynak: milliyet- pembe nar

KALBİNİZ İÇİN ÖNEMLİ KARARLAR ALMANIN TAM ZAMANI!

11134144_1580632242217003_2408192520369924684_n[1]

Kalbiniz için yeni bir başlangıç yapın, ona daha iyi bakın, onu önemseyin, koruyun ve sağlıklı bir yaşam sürmeniz için ona ihtiyacınız olduğunu unutmayın.

Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Kalp Sağlığı Haftası öncesinde sağlıklı bir kalp için dikkat edilmesi gereken püf noktaları hakkında bilgi verdi.

Kalp haftasında yeniden başlayın

* Kalbinizi üzecek ne yaptıysanız, onları geride bırakın.

* Sigarayı bırakın.

* Aşırı kiloluysanız kilo vermeyi artık gündeme alın.

* Hiç spor yapmıyorsanız spor yapmaya başlayın.

* Tansiyon ve şekerinizi düzenleyin.

* Kalbinize yönelik yaptığınız her türlü ihaneti geride bırakın ve ‘Ben artık bunları yapmayacağım’ kararı alın.

KALP HAFTASI SİZİN İÇİN KARAR ALMA GÜNÜ OLSUN,,,

Sigarayı bırakın

Eğer sigara içiyorsanız, kalbiniz, aileniz ve ülkeniz için sigarayı bırakın. Sigara, koroner kalp hastalıklarını hızlandırıcı faktörlerin başında yer almaktadır. Ayrıca doğrudan akciğeri etkilediği için kalp ameliyatı olan hastalarda da ameliyat sonrası ciddi sorunlara neden olmaktadır. Önemli olan kişinin sigaraya hiç başlamamasıdır. Sigara içimi kadınlarda daha önemli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bu nedenle kadınların östrojeni parçalayıcı ve erken menopoza neden olan sigaradan uzak durması gerekir.

Kalp check up’ı yaptırın

Yılda bir kez kan yağlarınızı ve kan şekerinizi kontrol ettirip, efor testi yaptırın. Eğer 40 yaş ve üzerindeyseniz, bugüne kadar da kalp yönünden kontrol edilmediyseniz bu hafta vesilesi ile mutlaka kardiyolojik kontrolden geçin. 40 yaş üzerinde iseniz ve stresli, yoğun sorumluluğu olan bir işiniz varsa özellikle bilgisayarlı anjiyografi ile kalp damarlarınızın durumunu kontrol ettirmeniz yararlı olacaktır. Bu size koroner damarlarınız bugününün ve gelecek 5-10 yılını gösterir. Aile geçmişinizde kalp hastası varsa, aşırı kiloluysanız, diyabet veya yüksek tansiyon hastasıysanız, sigara kullanıyorsanız 30, değilseniz 40 yaşından sonra her yılda; Total kolesterol, HDL (iyi huylu kolesterol), LDL (kötü huylu kolesterol), tligriserid ve kan şekeri ölçtürün. Ayrıca tansiyon değerlerinizi de mutlaka bilin.

İyi beslenin

Sağlıklı beslenme konusunda kesin kararınızı verin. Çoğunlukla sebze ve meyveye dayalı, kolesterol yönünden zayıf bir diyet organize edin. Bu konuda sadece güvenilir kaynakların bilgilerine itibar edin. Bilin ki, ‘mucize diyet’, ‘lokman hekim ilacı’, ‘ölmez otu’ diye birşey yok. Beslenmede çok çeşitliliğin önemli olduğunu unutmayın. Yapılan sıkı bir diyetin mükafatı olarak ayda bir – iki kez kendinize sevdiğiniz bir yiyecek için (ölçülü olmak koşuluyla) izin verin.

‘Ben artık düzenli yürüyüş yapacağım’ kararını alın ve uygulayın

Egzersizden uzak, hareketsiz bir yaşam sürüyorsanız, merdiven yerine asansörü kullanıyorsanız yeni yılda bu alışkanlıklarınızı tamamen bırakın. Daha hareketli bir yaşamın startını verin. Eviniz işinize yakın mesafedeyse aracınızı kullanmayın. Haftada en az üç kez bir saat yürüyün. Temponuz, 5 kilometreyi 45 dakikada kat ediyor şekilde olmalıdır. Normal bir insan 5 kilometreyi bir saatte yürür. Yaptığınız yürüyüşten keyif almak istiyorsanız kemerinize bir adım sayıcı takmanızı rica ediyorum. Bu sayede günün sonunda ne kadar yürüdüğünüzü belirleyerek, bir sonraki günü daha iyi programlayabilirsiniz.

Kalbinizi yaza hazırlayın

Yazın su kaybı fazla olacağı için kanın koyulaşıp akışkanlığının azalma riski mevcuttur. Özellikle sıcak havalarda herkese bol su içmeyi öneriyoruz. Sessiz kalp hastalığı olanların (sınırda koroner arter darlığı olan hastalarda) bol su içme hayat kurtarıcı olacaktır. Kalp hastaları iki çeşit hastalık nedeniyle yazdan etkileniyor. Bunlardan biri, koroner kalp hastaları diğeri de kalp kapak hastaları. Kapak hastalarının yazdan etkilenme nedenleri, %90 oranında idrar söktürücü kullanmalarından ileri geliyor. Ancak yazın çok terledikleri için terleme ile de tuz ve su atacakları için özellikle kapak hastalarının da doktorlarına danışarak idrar söktürücü ilaç dozunu gerekli miktara gelecek şekilde azaltmaları gerekiyor. İçilecek suyun miktarı için en uygun ölçü idrarın renginin açık olmasıdır.

Yarışmacı sporları tercih etmeyin

‘Spor kalbe iyi geliyor’ diye hiçbir zaman yarışmacı sporlara başlamayın. Futbol, tenis, basketbol gibi yarışmacı sporlarda 15-20 yıllık geçmişiniz yoksa 40 yaşından sonra bu tür sporlara başlamak size yarar getirmeyecektir. Bu nedenle rekabet içerikli sporların yerine yapacağınız düzenli egzersizler, kalp hastalıkları ve kalp krizi riskine karşı koruyucu bir etki yapar kalbinizi, kemiklerinizi ve kaslarınızı güçlendirir. 30 yaşından sonra yoğun efor gerektiren bir spora başlayacaksanız, gizli kalp hastalığı riskine karşı mutlaka iyi bir kalp kontrolünden geçmeniz ve bir rehabilitasyon uzmanının yapacağı programı uygulamanız gerekir.

Egzersiz sırasında nabzınızı 120’nin üzerine çıkarmayınız. Kural 220 – yaş çıkan rakamı maksimum hız için 0.70, minimun hız için 0.60 ile çarpınız. 40 yaş için örnek: maksimum nabız için 220-40=180×0.70=126, minimum nabız için 220-40=180×0.60=108,

Stresi dolayısı ile adrenalini yaşamınızdan çıkarmaya çalışın

Daha barışçı, daha uzlaşmacı, daha az stresli, daha huzurlu bir yaşam tarzı benimseyin. Öncelikle kendi iç dünyanızla barışın. Bu sayede etrafınıza mutluluk ve barış mesajları verebilirsiniz. Evliyseniz, eşinizle daha uyumlu olmaya çalışın. Anne babaysanız, çocuklarınızla daha ılımlı ve uzlaşmacı bir iletişim kurun. Bunun için de gerekiyorsa bir aile psikoloğundan yardım alın. Çok çabuk karar veren, hızlı hızlı konuşan, merdivenleri birkaç basamak birden çıkmaya çalışan, sabırsız biriyseniz (A tipi kişilik) yavaşlayın. Riskinizi azaltmak için daha yumuşak, sakin hareket eden, huzurlu biri olmaya özen gösterin. Yeni yılda iş ve meslek hiçbir zaman, beceri ve olanaklarınızı zorlamayın. Çocuklarınıza da hazır olmadıkları sorumlulukları vermekten kaçının, onlar için çıtayı çok yükseltmeyin.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Vücuttaki nikotini temizleyen besinler!

11377230_1608314672782093_7164396488097258655_n[1]

Sigara içtiğiniz zaman 6 saat sonra vücut sistemlerde biriken nikotini dışarı atmaya başlar. Vücut nikotini filtrelemeye dikkat eder. Ama bazen vücut iyi çalışmaz yanı görevini başarıyla tamamlamaz ve nikotinin bir kısmı vücudumuzda kalır. Nikotinin tamamını vücuttan atmak için bunları deneyebilirsiniz…

-Isırgan otu: Demir bakımından zengin ve bağışıklık sistemi için iyidir.

-Kivi: Sigara içtiğinizde vücudunuzda bulunan A,C ve E vitamin miktarları azalır,bunu yükseltmek için bol bol kivi tüketin.

-Çam yaprağı çayı: Ağız ve boğazdaki enfeksiyonları yok ettiği kanıtlanmıştır.Ayrıca akciğer sağlığımız için oldukça iyidir.

-Brokoli: B5 ve C vitaminlerini almak için brokoli tüketin,brokoli ayrıca karaciğerin iyileşmesinde rol oynar.

-Portakal: C vitamini bakımından çok zengindir. Ve bir çok sigara tiryakisi C vitamini eksikliği ile karşı karşıyadır.

-Havuç suyu: Vücudunuza A,B,C ve K vitaminlerini vererek nikotinin dışarı atılmasını sağlar.

-Kara lahana: Turpgiller ailesinden kara lahana, kanser riskini 0’a indirir. C vitamininden zengin olup, A, B, E vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum, bakır ve demir minerallerini de bol miktarda içerir. Antioksidan etkisi ile vücuttaki zararlı radikalleri ve nikotini dışarı atar.

-Çok sebze tüketin.Bu genel anlamda sağlığımız için oldukça iyidir.Patlıcan,salatalık,fasulye ve kereviz gibi sebzeler vücudu nikotinden temizler.Kan hücrelerinizin maksimum seviyede çalışması için oksijene ihtiyaç vardır.Bunun için sık sık derin nefes alın.

-Ispanak: Ispanak tüketmeniz vücudunuza folik asit katacaktır,folik asit tütün tadını iğrenç hale getirir.

-Su: Suyun vücudunuzu baştan aşağı yenilediğini biliyorsunuz. Vücudunuzda bulunan toksinlerin içindeki nikotini dışarı atar

Kombu Çayı Nedir ? KOMBU ÇAYI içerisinde yaşayan 15 tür vücudumuza faydalı probiyotik maya ve bakteriler vardır

FB,41,38,kombucay-sade-12-x-250-ml-tum-kategoriler-kombucay-sade-500x500[1]

Kombu çayı  çok lezzetli ve sağlık desteği sağlayan bir fermente mantar çayıdır. KOMBU ÇAYI dünyada yenileyici etkisi, detoks etkisi ve sayısız yararlarından dolayı hızla yayılmaktadır. Kombu çayı, mantar çayı veya kombucha  kültürünün özel tatlandırılmış bitki ve meyve çaylarını fermente etmesiyle oluşur. Kombu çayı kültürü, bakteri ve mayaların oluşturduğu simbiyotik (ortak yaşam alanı)bir kültürdür. Kombu çayı’nın  içerisinde;

Hayati fonksiyonlara sahip;

Amino asitler

Organik asitler

Probiyotikler

Polifenoller

Organik enzimler

B Vitaminleri

C vitamini

ve Mineraller

gibi, yokluğunda insan metabolizmasını negatif yönde etkileyen ve ciddi hastalıklara sebep olan, hayati öneme sahip maddeler vardır.

 

Otoriteler , kombu çayını  fonksiyonel bir gıda olarak görmektedir. Hipokratın  ”Yiyecekleriniz ilaçlarınız olsun,ilaçlarınız yiyecekleriniz olsun”  öğretisi ve ”sağlıklı bir sindirim sistemi, hayati önem taşıyan bağışıklık sisteminin mihenk taşıdır” görüşü, fonksiyonel besinlerin , gıda olmalarının yanı sıra, tedavisel etkilerinin olduğunun da altını çizerler. Kombucha beslenmede ve organ sistem fonksiyonlarının düzenlenmesinde hayati bir rol oynar. Dr.Sklenar tarafından hazırlanan raporda ”kombu çayı organları olağan üstü bir şekilde detoks eder” denilmektedir.

kombu çayı, ilk olarak, vücut dengesinin yeniden yapılandırılmasını sağlayan ve bağışıklık sistemine destek veren doğal bir adaptojendir(vücudumuz ile beraber çalışır). Zengin probiyotik içeriği ile sağlıklı bir sindirim sistemi sağlar, sindirim sisteminin doğal florasını korur ve yeniden yapılandırılmasına destek verir.

Sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan kombu çayı, optimum sağlığa ulaşmanıza yardımcı olur.

YARARLI PROBİYOTİKLER (Faydalı canlılar)

Bakteri ve Mayalar

KOMBU ÇAYI içerisinde yaşayan 15 tür vücudumuza faydalı probiyotik maya ve bakteriler vardır.Tarımda kullanılan zirai ilaçlar, kullandığımız antibiyotikler ve çevreye zarar veren kimyasal atıklardan dolayı vücudumuzdaki faydalı mikroorganizmalar yok edilmektedir.Bu arkadaş canlılar sindirim sistemimizde çok önemli rol oynamaktadırlar.  KOMBU ÇAYI gibi muazzam doğal yenileyici bir kaynağın can alıcı önemi her geçen gün bu yüzden artmaktadır.

Bizim içeceğimiz sağlıklı sindirim sistemi ve bağışıklık sistemi desteği verebilen faydalı canlı maya ve bakterilerle doludur.

Aktif Enzimler

Aktif enzimler genellikle sadece gıdalarda bulunurlar. Enzimlerin hemen hemen çoğu proteinlerdir.Enzimler vücut hücreleri için ateşleme bujileri gibidirler.Vücutttaki her reaksiyon enzimlerin yardımıyla gerçekleşir.

Vücudumuz yaşayan bir organizmadır.O zaman yediğimiz ve içtiğimiz gıdalar neden ölü olsunlar?

Comboutea Kombu Çayı ham ve canlı gıdadır. Pastörize edilmemiştir, ısıl işlem görmemiştir.

Polifenoller

Antioksidan özelliklerinden dolayı insan sağlığına  faydaları vardır. Antioksidan polifenollerin oksidatif stresi (reaktif oksijen ile meydana gelen stres) azaltmalarindan dolayı, kardiyovasküler hastalık ve kanser risklerini de azalttığına dair bulgular vardır .

Bu bileşiklerin Alzheimer hastalığınin başlangıcını da geciktirdiği gösterilmiştir.

Vitaminler C, B1, B2, B3, B5, B6, B12

Vücut için hayati öneme sahiptirler ve vücudun düzenli çalışmasında yardımcıdırlar.

Mineraller:Magnezyum,potasyum,demir,kalsiyum,mangan,çinko

Organların düzenli çalışmasında yardımcı olurlar

ORGANİK ASİTLER

Glükuronik Asit

Normal şartlarda karaciğerde üretilir.Güçlü bir detoks etkisi yapar ve kolayca glukosaminlere dönüştürülür.İskelet sistemimizin temel yapılarından biridir.

Asetik asit

Antiseptiktir ve patojenik bakteriler için inhibitör görevi görür.

Hyalüronik asit

Cilt ve kıkırdak dokusu için çok önemli bir bileşendir.

Laktik asit

Temel olarak sağlıklı sindirim hareketine yardımcı olur.Karaciğer için enerji üretir.

Üsnik asit

Virüsleri yok eden kaliteli ve seçkin bir doğal antibiyotik görevi görür.

Malik asit

Karaciğerin detoks fonksiyonlarında yardımcı olur.

Bütirik asit

İnsan hücre zarını korur.Glükuronik asit ile kombine olarak mide için güçlü bir duvar görevi görür.Enfeksiyonlara karşı vücudu güçlendirir.

Folik asit

Kemik iliğinin alyuvar üretmesi için gereklidir.

Nükleik asit

RNA ve DNA gibi gibi nükleik asitler hücrelerin nasıl doğru performans göstereceği ve yenileceğinin bilgilerini taşırlar.

Basitçe;

Kombu  Çayı genel olarak insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayan ve vücudun doğal dengesininin korunmasına yardımcı olan, bozulan vücut dengesinin korunmasına destek veren, bozulan doğal dengenin yeniden  kurulmasını sağlayan olağanüstü bir gıdadır.

*Düzenli bir egzersiz gibidir

*Kombu çayı  sağlıklı yaşama stili desteğidir.Vücudun sağlıklı olması için doğal savunmasını güçlendirir.

*Kombu çayı adaptojenik yeteneğe sahiptir.Bu yetenek Kombu çayını sağlık özellikleri bakımından oldukça önemli kılmaktadır.

*Metabolik dengeleme ve detoksifikasyon comboutea’nin en önemli fonksiyonlarıdır

Basitçe söylemek gerekirse:

Kombu çayı kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Kombu çayı ayrıca aşağıdaki hususlarda da vücudumuza yardımcı olup çok önemli destek sağlayacak bir gıdadır.

Kombu çayı Mantar Çayı’nın Vücudumuza Sağladığı Destekler;

 

*Vücuda zarar veren toksinlerin böbrekler ve su vasıtası ile vücuttan dışarı atılması,

(ilaç kalıntıları,kimyasal kalıntılar,radyoaktif kalıntılar,sağlıksız ve hormonlu gıdaların kalıntıları..vb)
*Bağışıklık sisteminin güçlendirilip vücut direncinin artırılması.Vücudun hastalıklardan korunması ve hastalıklarla mücadele etmesi,
*Enerji artışı sağlayarak, vücut performansının artırılması,
*Damarların genişlemesi; kan dolaşımının hızlanması, hücrelere bol oksijen taşınması ve metabolizmanın hızlandırılması,

*Kan değerlerinin normalize edilmesi, kan şekerinin sabitlenmesi ve tansiyon düzeninin sağlanması,

*Kanserden korunma ve tümorlerin yok edilmesinde yardımcı olma,

*Kalp ve damar hastalıklarında,

(kardiyak kasının güçlenmesi , damar sertliği,damar bozuklukları,varis..vb.)

*Bağırsak florasının güçlendirilmesi ve bağırsak düzeninin sağlanması,

*Vücut ağırlığının düzenlenmesi ve yağların yok edilmesi,

*Sinir sisteminin düzenli çalışması,uykusuzluk ve stresin yok edilmesi,panik atak, depresyon, uyku bozuklukları, baş ağrıları,migren, sinüzit, mutsuzluk, kronik yorgunluk ve halsizlik problemlerinin çözümüne destek vermesi,

*Solunum bozukluklarının tedavisine yardımcı olması,

*Kas ve eklem rahatsızlıklarının dindirilmesi,

(kas ağrıları, kramp,yorgunluk, eklem iltihabı, romatizmaya bağlı rahatsızlıklar, artiritis, gut, kireçlenme, ve tendon problemleri)

*MS(Multiple Sclerosis) sspe, parkinson, epilepsi, alzheimer ve şizofrenik rahatsızlıkların tedavisine destek olması,

*Cinsel performans artışı ve cinsel problemlerin giderilmesine yardımcı olması,

*Mikrobik ve virütik hastalıklarda vücuda destek vermesi,

*Karaciğerin güçlendirilmesinde ve karaciğer bozlukluklarının tedavisinde önemli destek vermesi,

(karaciğer yağlanması, karaciğer büyümesi, hepatit, siroz, ve enzim bozuklukları)

*Hormonal denge sağlanmasının ve salgı bezleri düzensizliklerinin tedavisine destek olması,

(troid, hipofiz, böbrek üstü bezleri, tükürük bezleri,pankreas rahatsızlıkları, çölyak, behçet hastalığı ve hormon bozuklukları)

*Görme duyularının güçlendirilmesine yardımcı olması,

*Kulak, burun, boğaz rahatsızlıklarına destek olması,

(anjin,faranjit,bademcik iltihabı, ses kısıklığı..vb.)

*Böbrek rahatsızlıklarının tedavisine destek vermesi

*Cilt güzelliği ve cilt bakımı tedavilerinde destek sağlaması,

(selülit ve kırışıklıklarının giderilmesinde, cilt rahatsızlıklarında, egzema, sedef, alerjik cilt rahatsızlıklarında)

*Saç ve tırnak sağlığına destek sağlaması ,

*Kombu çayı ; vücudumuzun destekleyicisidir.

*Kombu çayını  ilk öncelikle sağlığımızı korumak amacı ile içmeliyiz.

KOMBU  MANTAR ÇAYI  NASIL KULLANILMALIDIR ?

İlk bir hafta günde bir su bardağı (200ml) içelerek başlanması, 1.haftadan sonra  yemeklerden önce ya da sonra 1’er su bardağı içilmesi tavsiye olunur.Daha rahat bir uyku için yatmadan önce 1 su bardağı (200ml) içilmesi tavsiye olunur. Fazla kilo problemi olanlar yemeklerden 15 dakika önce 1 su bardağı (200ml) comboutea içmelidirler.Kilo almak isteyenler yemeklerden sonra 1 su bardağı içmelidirler.Sindirim problemi olanlar tok ve sütlü gıdalardan sonra içerlerse daha hızlı sonuç alabilirler.

KOMBU ÇAYININ  HERHANGİ BİR YAN ETKİSİ VAR MIDIR ?

İYİLEŞME KRİZİ

Kombu Çayı’nın yan etkisinin olup olmadığı en çok merak edilen soruların başında gelir. Genellikle beslenme alışkanlıklarımızda fermente olmuş gıdalar ve probiyotiklerin eksikliği söz konusudur.

Kombu çayı (kombucha) tüketen insanların  bazıları vücudunun kombuchaya karşı bazı tepkiler verdiğinden fakat bunun çok kısa sürdüğünden ve sağlık yararlarının zamanla artığından bahsetmektedirler.

Bu tepkilerin sebebi kombuchadan değil , vücudumuzdaki toksinlerden dolayı meydana gelmektedir.Bunu kısaca vücudun, daha önce yemiş olduğunuz gıdalardan, çevresel kirliliklerden, stresten  ve diğer etkilerden kaynaklanan toksinlerin (zehirli maddelerin) dışarı atılmasına yardımcı olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu etki ‘’İYİLEŞME KRİZİ’’ diye tanımlandırılmaktadır. Bu kendinizi daha iyi hissetmenizin ve sağlıklı olmanızın ilk muhteşem basamağıdır.

Vücudumuz devasa bir dosyalama sistemi gibidir.Yaptığınız her iyi ya da kötü şeyleri vücudumuz depolar.

Kombu Çayı  (Mantar Çayı)  içmek isteyen insanlar genellikle hasta, yaşam tarzlarında değişiklik isteyenler ,geliştirmek isteyenler ve beslenme alışkanlıklarını değiştirmek isteyen insanlardır.Bu çok güzel bir şey fakat bunun anlamı vücutta toksinlerin olması ve vücudun temizlenmeye ihtiyacı olması demektir.Yaşam tarzınız ve beslenme alışkanlıklarınız çok kötü olmasa dahi mutlaka vücudunuzun detoksifikasyona (temizlenme işlemine) ihtiyacı olacaktır.Vücuda kombucha girmeye başladığı an detoksifikasyon başlar ve iyileşme krizi baş gösterir.

Bu kombuchaya ilk başlayanların neden bir bardak ile başlamaları gerektiğinin, bir hafta sonra ise artırılması tavsiyesinin açıklamasıdır aynı zamanda.Bu yöntemle vücuttaki toksinler yavaşça atılmaya başlayacaktır ve su ile toksinlerin vücuttan atılma prosesi çok yumuşak bir şekilde olacak ve iyileşme krizi minimuma inecektir.

Bununla beraber, eğer detoksifikasyon işlemi birazcık hızlı olduğunda, özellikle tüketicinin daha önce bir hastalığı yada zayıflığı var ise (akne,kaşıntı,kızarıklık,artiritis…vb) ilk olarak ve geçici olarak bu hastalıkların etkileri artacaktır.Mide ağrısı, sık sık tuvalete çıkma isteği en belirgin iyileşme krizi etkileri ve vücudun probiyotik yaşam ile tanışmasının tepkileridir.

Bu iyileşme krizi etkileri kesinlikle çok kısa sürmektedir ve vücudun sağlıklı yaşama atlamasındaki ilk basamaktır.Kesinlikle etkiler geçene kadar kombuchayı içmeye devam edin.

Kombu  Çayının en önemli yararlarından bir tanesi bu iyileşme krizleridir.Çünkü bu vücudun sağlıklı bir yaşama doğru yol aldığının müjdesidir.

Alman  Sağlık Departmanı , (Amerikan FDA ,Food and Drug Administration kurumu  ile ortak çalışan bir kurumdur) yetkililerinden Prof.Dr.F.Staib (Robert-Koch Institute of the German Public Health Department). ”Kombucha keşfedildiği günden bu yana olan tarihi süreçte, yan etkisi görülmeyen faydalı ve koruyucu maddeleri içinde bulunduran doğal bir içecektir” demektedir.

The German Health Deparment is the corresponding organisation to the American FDA.Translated by Günther Frank from ” Hessische Allgemeine Sonntagszeitung”Nr.24, June 14, 1992 , page 24

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Uzmanlar uyarıyor: Kulak temizleme çubuklarından uzak durun!

uzmanlar-uyariyor-kulak-temizleme-cubuklarindan-uzak-durun-h1433258946[1]

 

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mete Kıroğlu, kulak temizleme çubuklarından uzak durulmasını, bu çubukların iltihabı daha da arttırdığını söyledi.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mete Kıroğlu, kulak temizleme çubuklarından uzak durulmasını istedi. Prof. Dr. Mete Kıroğlu, sıcakların artmasıyla birlikte insanların daha sık banyoya girdiğini, havuz ve denizlerde serinlik aradığını söyledi. Prof. Dr. Kıroğlu, “İnsanlar genelde duş ve havuz sonrası pamuk sarılı temizleme çubuklarıyla kulaklarını temizlemeye çalışıyor. Bu çok doğru değil. Bu çubuklar dış kulak yolundaki yararlı olan koruyucu salgıyı alarak, burada iltihap oluşmasını kolaylaştırır” dedi.

‘HAVLUYLA KURUTUN’

Temizlik amacıyla kullanılan pamuklu çubukların kulağa daha çok zarar verdiğini anlatan Prof. Dr. Kıroğlu, şunları kaydetti:

“Bilgi sahibi olmayan insanlar temizlik yapmaya çalışırken kulaklarına daha çok zarar veriyor. Çünkü bu çubukları kullanırken, ‘buşon’ denilen kulaktaki iri kirler de farkında olmadan ileri doğru itilerek kulak zarına yapıştırılıyor. Kulağınız ıslaksa ve bundan rahatsızlık duyuyorsanız havlu yardımıyla kurutabilirsiniz ama bu çubuklardan uzak durun. Ayrıca kulak, burun ve boğaz sağlığı açısından da rutin doktor kontrolleri ve muayeneleri ihmal edilmemeli.”

Böbrek Taşlarını Düşüren Bitkisel Kür (Avakado Yaprağı Kürü)

11224466_666445630166909_2168558459960985369_n[1]

 

Böbrek Taşına Karşı Bitkisel Kür
[Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU]

“Avokado yaprağı böbrek taşını düşürmekte etkili olan nasıl bir kimyaya sahiptir?” Cevabını bulmak ve vermek en az altı yılımı almıştı.

Yeri gelmişken hemen belirtmekte fayda görüyorum, altı yıl boyunca her gün avokado yaprağını araştırmadım Ben, aynı zamanda çok sayıda farklı bitkiyi araştırırım Aynı bitkiyi sürekli araştırmak hem yorucudur, hem dikkat dağıtıcıdır, hem de kolaylıkla kısır döngüye girmenize neden olur Örneğin, bir hafta boyunca bir bitki üzerinde yoğunlaşırken, ikinci hafta başka bir bitki üzerinde tekrar çalışmaya başlarım Bazen, bir bitki üzerinde sadece birkaç saat çalışır bırakır, tekrar üzerinde çalıştığım diğer bir bitkiye dönerim

Böbrek taşını harekete geçiren kimyasal güç, avokado yaprağında bulunan methyl-chavicol’dur İlk bakışta methyl-chavicol ana etkin madde gibi görünmektedir Halbuki bu güç etkin madde olmaktan ziyade, böbrek taşını harekete geçiren etken bir rol üstlenmektedir Böbrek taşını harekete geçiren kimyasal gücün tetikleyicisidir diyebiliriz

Böbrek Taşlarını Düşüren Bitkisel Kür (Avakado Yaprağı Kürü)

Böbrek taşını düşürmek için:

Kaynamakta olan bir bardak (yaklaşık 150 ml) klorsuz suya bir tatlı kaşığı (2-3 gr) kurutulmuş avokado yaprağı ilave edilir Kısık ateşte sekiz dakika kaynatılır (demlenir)
– Demleme süresi tamamlandıktan sonra sıcakken süzülür
– Ilıyınca akşam yemeğinden iki saat sonra içilir Her beş gün kullanımdan sonra üç gün ara verilir
– Damak tadına uygun hiçbir şey ilave edilmemelidir Bu kürü 20 günden fazla uygulamayınız
– Tekrar uygulamak için en az 20 gün ara verilmelidir

BÖBREK TAŞI AĞRISI ÖNLEME

Böbrek taşı ağrısını nasıl önlerim?

Her 100 kişiden 10’unu etkileyen bu hastalıktan korunmanın yollarını, Hospitalium Hastanesi’nden Dr Mete Ekinci açıkladı:

* Öncelikle sıvı alım alışkanlıklarınızı yeniden düzenleyin 24 saatte çıkarılan idrar miktarının 2 litrenin altında kalmaması gerekiyor

* Endüstriyel içeceklerden kolalı olanları değil, daha çok sitrat içeriğine sahip meşrubatları tercih edin Sıkılmış meyve suları arasında ise tercihiniz greyfurttan değil, portakal veya limon sularından yana olsun.

* Taş hastalığından korunmak için günlük tuz alımı 4 gramı geçmemeli, sodyumun tersine potasyumlu gıdalar daha fazla alınmalıdır Hayvansal protein (kırmızı-beyaz et ve balık) alımı 70 kg ağırlığındaki bir kişide 70 gramı geçmemelidir.

* Oksalat içeren ıspanak, çay, kepek, patates ve çikolata gibi besinleri kısıtlı kullanın.

Taş hastalığında eskiden beri kalsiyum içermeleri nedeniyle klasik olarak yasaklanan süt ve diğer mandıra ürünleri, artık geçmişteki kadar katı bir şekilde kısıtlanmamaktadır Uzmanlar artık hastalara, günlük bir gram kalsiyum alımını önermektedir.

Böbrek Taşlarında Tedavi Nelerdir?

Böbrek taşların çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir
Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık 80’i ilaç tedavisi ile düşer Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür
4 mm’nin altında taşın düşmesi beklenirken 6 mm’nin üzerindeki taşlar‘a müdahale gereklidir Ayrıca taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimide düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir
-Kendiliğinden yada ilaç yardımıyla taşın düşürülmesi
-ESWL ( şok dalgası ile taşları kırmak)
-Minimal invaziv girişimler ( Perkütan Nefrolitotomi, Üreterolitotripsi)
-Klasik açık ameliyat yöntemi
Bu yaklaşımlardan hangisinin uygulanılacağı taşın yerine, büyüklüğüne, idrar yollarına verdiği veya verebileceği zararına ve taşın cinsine bağlıdır Günümüzde minimal invaziv tekniklerin gelişmesi sonucu klasik açık cerrahi, enaz başvurulan ve enaz tercih edilen metod olarak kalmıştır.

TEKRAR TAŞ OLUŞUMUNU ENGELLEMEK

Eğer ağrı ile beraber seyreden bir böbrek taşı tecrübeniz olmuşsa, büyük olasılıkla bir daha taş oluşmasını engellemek için ne yapmanız gerektiği sorusunu soruyorsunuzdur Tüm dünyada kabul edilen en önemli tedbir, mümkün olduğu kadar vücuda su alınmasıdır Kristalize olarak taş oluşumuna neden olacak kimyasal maddelerin konsantrasyonlarını azaltarak bu ihtimali azaltmaktadır.

Bunun dışında taş oluşumundaki mekanizma oldukça karmaşıktır Bu taşınızın kimyasal içeriğine, kan ve idrar biokimyanıza ve diyetinize bağlıdır Doktorunuz bu konuda çeşitli testler isteyebilir ve bunlara göre size tedavi önerebilir

kaynak: karbonat