Ceviz Yaprağı Mucizesi…

11207358_896163707117298_5486707786307378997_n[1]

Aklınızda Bulunsun, Pratik Bilgiler
Ceviz yaprağının kan durdurucu-sıkıştırıcı (astringent), kuvvetlendirici (tonik) ve bağırsak kurtlarını veya solucanlarını düşürücü (antihelmintik) etkisi vardır. Yaprak çayı, sindirim bozukluklarında, kabızlıkta, iştahsızlıklarda ve kan temizliğinde etkilidir. İştah açıcı, kan şekerini düşürücü ve kuvvet verici etkileri vardır. Deri hastalıklarında antiseptik olarak haricen kullanılır.

Ceviz yaprağı kaynatılarak, tüm sıraca (scrofula), frengi (sifilis), egzema (mayasıl), herpes (uçuk) ve raşitik hastalıklarda, kemik çürümesinde, kemik deformasyonunda ve ayrıca, iltihaplı el ve ayak tırnaklarında kullanılabilen çok etkili bir banyo katkısı elde edilir.

Favus ve uyuz hastalıklarında, hasta bölgeler, taze ceviz yaprağının kaynama suyu ile yıkandığında, kısa sürede düzelme görülecektir. Bu suyla yapılan banyolar, yıkamalar, ergenlik sivilcesine, iltihaplı egzemalara, ayak terine ve kadınların akıntılarına iyi gelir. Ağız boşluğu iltihabı, dişeti, boğaz ve gırtlak hastalıklarında gargara yapılmalıdır. Ceviz yaprağının kaynama suyu banyo suyuna eklendiğinde, donuk kabarcıkları iyileşir. Ceviz yaprağı kaynama suyu, hızlı saç dökülmelerinde de kafa derisine friksiyon (ovarak sürme) yapmakla kullanılır. Bu sıvı ayrıca, kafadaki bitine karşı da çok etklidir.

Faydaları

-Akan kanı durdurur.
-Tonik etkisi ile arındırma sağlar.
-Bağırsakta yaşayan kurtları döker.
-Kanı temizler.
-Kan şekeri düşürür.
-Kabızlıkta iyi bir alternatiftir.
-Çocuklarda iştah açar.
-Egzama, mantar, uçuk, uyuz, sivilce gibi deri hastalıklarında etkilidir.
-Ağız içi hastalıklarına iyi gelir. Özellikle diş eti hastalıklarında güzel sonuçlar elde edilir.
-Ayak kokusuna ve terlemesine iyi gelir.
-Saç dökülmesini engeller.
-Boğaz hastalıklarında gargara olarak kullanılabilir.

Uyarı : İçerdiği tanen maddesi duyarlı kişilerde bazen mide bulantısı veya kusmaya yol açabilir. Bunun dışında, ceviz yaprağının bilinen bir yan etkisi yoktur.

Kullanımı

Çay hazırlamak:

1) Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 4-5 dakika demlendirilir ve süzülür. Gün boyunca 1 veya 2 bardak yudumlanarak içilir. (Referans1)

2) Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy 1 su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 2-3 dakika boyunca hafif ısıda kaynatılır. Süzülen çay kullanıma hazırdır. Günde 2-3 bardak içilir. (Referans3)

Banyo ve Yıkama Katkısı: Tam banyolar için, iki büyük avuç ince kıyılmış yaprak, akşamdan 2-3 lt suya eklenir. Sabahleyin hafif ateşte 4-5 dakika kaynadıktan sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Gerektiğinde, bitki miktarı bir misli arttırılabilir.

SEVDİKLERİNİZİ BİLGİLENDİRMEK İÇİN LÜTFEN PAYLAŞIN..

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daha Çok Avokado Yemek için En Az 10 Neden…!

11219358_487754884724462_9223147407732559824_n[1]

Çelişkili bir şekilde, bu meyve pek çok özelliğe sahip olmasına rağmen elma veya portakal gibi diğer meyveler kadar popüler değildir. Bu meyve bol miktarda yağ içerdiğinden, çoğu kişi bunun kilo kaybetmeye çalışırken veya atletik diyetler uygularken iyi bir seçim olmadığı düşüncesindedir. Ancak bu makalede size avokadonun faydalarını anlatacağız ve bunu okuduktan sonra daha fazla avokado yemek isteyeceğinizden eminiz.
Bir meyve, bin özellik
İlk olarak belirtmekte yarar vardır ki, avokadoda yer alan yağ çoğu insanın sandığı gibi zararlı değildir. Avokado, bolca enerji sağlaması nedeniyle özellikle atletlerin bolca tükettiği bir meyvedir.

Ancak bu sırf antrenman için enerji elde etme amacıyla tüketilmez. Bu aynı zamanda ofiste çalışanlar, çocuklar, yaşlı insanlar, hamileler ve genel olarak herkes için faydalı bir meyvedir. Avokado bir yandan kolesterol seviyelerini iyileştirmeye yardımcı olurken, bir yandan da kalp ritmini düzenler (zaten bu nedenle atletler için iyi olduğu belirtilir). Bir avokado tekli doymamış yağlar, oleik asit ve alfa-linoleik asit (yaygın olarak omega-3 yağ asitleri olarak da bilinir) içerir.

Avokado, yüksek miktarda proteinler, potasyum ve çinko içermesi nedeniyle (hatta bunlara muzdan daha fazla sahiptir) büyümeye veya kas hacminin geri kazanımına yardımcı olur. Bu “iyi” yağlar doğal olarak testosteron seviyelerini iyileştirir.

Ayrıca uçucu yağları ve E grubu vitaminleri sayesinde eklem iltihabını azaltır (bu artrit için önerilir) ve kıkırdak onarımına yardımcı olur. İçerdiği çözünür ve çözünmez lifler sayesinde sizin kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Avokado karbonhidrat ayrışımını da yavaşlatır. Sahip olduğu yüksek miktarda oleik asit sayesinde tokluk hissini üreten beyin alanlarını uyarır.

Bu yetmezmiş gibi, avokado aynı zamanda sahip olduğu yüksek karotenoid içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Avokadoda yer alan bir diğer bileşen olan lutein bir antioksidan görevi görür ve sizi görme hastalıklarına karşı korur. Bu meyvenin bir diğer güzel yanı onun sebzelerle, salatada, tostla, vs. çiğ olarak yenebilmesidir.

Yukarıda da söylediğimiz gibi, bu meyve hamile kadınlar için de faydalıdır, çünkü hem annede, hem de bebekte hastalığı önleyebilir (özellikle ailede hastalık geçmişi söz konusuysa). Folik asit açısından zengin olması nedeniyle bir kadının hayatındaki bu dönemde oldukça önemli bir takviyedir ve sağladığı destekle ilaçların veya kimyasalların tüketimini önleyebilir. Eğer hamile kalmayı düşünüyorsanız, şimdiden avokado yiyerek vücudunuzu hazırlayabilir ve sağlığınızı en ideal duruma getirebilirsiniz.

Yüksek kolesterolden muzdarip hastalar, LDL (kötü) kolesterol seviyelerini azaltmak ve HDL (iyi) kolesterol seviyelerini arttırmak için bu lezzetli meyvenin yararlarından faydalanabilir. Bu özellikle gitgide daha yaygın bir şekilde görülmeye başlanan inme gibi kalp-damar sorunlarını önlemek için de şüphesiz çok önemli.
Avokado ayrıca cilt yaşlanmasını önleyerek ve saçları koruyarak estetik katkılarda da bulunur. Bu nedenle onu kendinizi daha genç ve daha güzel kılmak için alışveriş listenize ekleyebilirsiniz. Bunu güneş yanıklarını gidermek ve aynı zamanda kırışıklıkları azaltmak için yüzünüze uygulayın.

Avokado, kremsi yoğunluğu sayesinde yağ veya mayonez yerine de kullanılabilir. Avokadoyu pasta, muz ekmeği, sandviç, tost, salata sosu hazırlamada veya daha pek çok şekilde kullanabilirsiniz.

Geleneksel tıpta avokado pek çok özelliğiyle bilinir, ancak bunlardan en önemlileri onun bir afrodizyak olması ve ayrıca ishal önleyici özelliğe sahip olmasıdır. Bu durumlar için bu meyvenin tohumları, yaprakları, hatta kabuğu bile kullanılabilir. Ama kullanımları bunlarla sınırlı değildir: bu meyve aynı zamanda dizanteriyi hafifletmek ve kelliği önlemek için de kullanılır.

Ya çekirdeği?
Kendisine ilaveten, avokadonun örneğin çekirdeği gibi diğer parçalarını da tüketebilirsiniz. Çekirdekleri öğütebilirsiniz ve isterseniz çiğ, isterseniz pişirerek farklı karışımlarda kullanabilirsiniz. Bunu kullanmanın pek çok farklı yolu vardır.

Bu meyvenin aminoasitlerinin büyük bir kısmı çekirdeğinde bulunur. Meyvenin yağı kolesterolü düşürmek için ve vücudu kalp-damar sorunlarından veya kalp krizlerinden korumak için kullanılabilir. Araştırmalar, onun dünyadaki diğer herhangi bir besinden daha fazla çözünür lif içerdiğini göstermiştir. Bu aynı zamanda ishalle veya bağırsak yolunda bir iltihaplanmayla başa çıkmak için de birebirdir. Avokado pek çok ülkede sindirim iltihaplanmalarını veya sorunlarını tedavi etmek için kullanılır.

Avokado çekirdekleri bağırsak ülserinin yanı sıra bakteriyel veya viral enfeksiyonları önlemeye yardımcı olan fenolik bileşikler içerir. Flavonol içermesi nedeniyle tümör büyümesini önler. Ayrıca bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve erken yaşlanma gibi zayıflatıcı hastalıkları önlemek için de kullanılabilir. Artrit ve diğer benzer ağrılardan muzdarip insanlar avokado çekirdeklerinin onların ağrılarına iyi geldiğini görmüştür. Avokado yağı saça inanılmaz parlaklık sağlar ve aynı zamanda kepeği tedavi etmeye de yardımcı olur. Bu aynı zamanda daha sıkı, daha az kırışıklı bir görünüm sağlamak için cilt kollajenini arttıran bir gençleştirici etkiye sahiptir.

Avokado çkirdeklerini öğütmek, pişirmek ve çay olarak içmek astım atakları kontrol eder ve Çin tıbbına göre insanın daha uyumlu ve enerjik hissetmesine yardımcı olur. Avokado çekirdekleri salatalarda, çaylarda, meyve ve sebze suyu karışımlarında, sıvı meyve veya sebze pürelerinde kavrulmuş, pişirilmiş veya kuru olarak tüketilebilir (kendi başlarına da tüketilebilir ancak tadı biraz acıdır).

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bıldırcın Yumurtası Faydaları Nelerdir?

11887952_488418661324751_6740130810314909585_n[1]

Birçok kişi bıldırcın yumurtasının faydalarının farkında değildir. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda bu şifalı yumurtanın oldukça kolay bulunabileceği ve çok faydalı bir yumurta türü olduğu ortaya çıktı. Ağırlık olarak düşünüldüğünde 3-4 bıldırcın yumurtası yaklaşık olarak 1 tavuk yumurtasına denk gelmektedir. Fakat içeriğindeki mineraller, vitaminler ve besleyicilik yönünden bıldırcın yumurtası tavuk yumurtasının önüne geçmektedir.

Bıldırcın Yumurtası Faydaları Nelerdir?

Yüksek miktarda A ve B2 vitaminlerini içerir. Vücudunuzdaki vitamin ihtiyacının büyük bölümünü karşılar.
Yüksek oranda protein ve amino asit içerir.
Astım gibi solunum yolu hastalıklarına iyi gelir.
Tüberküloz rahatsızlığı için faydalı bir yumurtadır.
Bıldırcın yumurtası prostat bezlerini uyararak cinsel isteği arttırır. Cinsel gücünüzü yeniden kazanmak ve cinsel isteği arttırmak için düzenli olarak bu şifalı yumurtadan tüketebilirsiniz.
Vücuttaki toksinleri atar, vücutta bulunan ağır metalleri uzaklaştırır.
Vücutta bulunan ve kişileri rahatsız eden böbrek taşlarının kolaylıkla düşürülmesine yardım eder.
Bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudun hastalıklara karşı korunmasını sağlar.
Kalp kaslarını güçlendirir. Kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
Mide rahatsızlığınız var mı? Birçok kişi ülser ve gastrit gibi mide rahatsızlıklarının olduğundan yakınır. Ülser ve gastrit gibi mideyi rahatsız eden hastalıkların iyileşmesini hızlandırır.
Herkes mevcut olduğu kilosunu korumak yada fazla kiloları varsa zayıflamak ve kilosunu dengeye getirmek ister. Bu şifalı yumurta ile kilonuzu korumak oldukça kolaydır. Sahip olunan kiloyu dengede tutarak obeziteyi de engeller.
Çocukların ve gençlerin sağlıklı büyümesine yardım eder.
Çok iyi bir D vitamini kaynağıdır. Yüksek oranda D vitamini içermesi sebebiyle süt içmeyi yada süt ürünleri tüketmeyi sevmeyen kişilerin de kurtarıcısı olabilir. Süt ve süt ürünlerinden alınması gereken D vitamini ihtiyacının büyük bölümünü karşılar.
D vitamini eksikliğinden de kaynaklanabilen osteoporoz yani kemik erimesini engellemeye yardım eder.
Kansere karşı da faydalı bir yiyecektir.
Kan basıncını düzenler.
Migrene karşı da fayda sağlar.
Kansızlık diğer bir adıyla anemiye karşı iyi gelen bir yiyecektir.
Tansiyonu düzenlemeye yardım eder.
Sindirimi rahatlatır.
Egzama gibi cilt rahatsızlıklarına iyi gelmesi de bıldırcın yumurtasının faydaları arasındadır.
Çağımızın hastalığı ve birçok hastalığın temeli olan strese de iyi gelir.
Beyin fonksiyonlarını uyararak zekayı geliştirir. Ayrıca hafızayı da korur.
Birçok alerjik hastalığa iyi gelir.
Cilt güzelliği ve cilt bakımı da sağlar. Ten rengini güzelleştirir ve cildin parlak görünmesine katkı sağlar. Bıldırcın yumurtası ile çeşitli saç ve cilt maskeleri yapmak da mümkündür. Bu şekilde saç bakımı ve cilt bakımı sağlar. Saçların parlamasına ve kuvvetlenmesine yardım eder.
Şeker hastalığı adıyla anılan diyabet için de faydalı bir yumurtadır.
Nörolojik yani sinirsel rahatsızlıklara da iyi gelir.
Bıldırcın Yumurtası

Bıldırcın Yumurtası Nasıl Yenir?

Bıldırcın yumurtası çiğ olarak tüketilmelidir. Bir bardağın içine bıldırcın yumurtasını kırın, bardağı tamamen süt ile doldurun ve 1 çay kaşığı bal ilave edin. Bu karışım öksürük ve alerjik reaksiyonlara oldukça iyi gelir. Vücudu kuvvetlendirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Her gün bir bardak içmek yeterlidir. Fazlası zararlı olabilir. 15 gün bu uygulamayı yapın. Bu şekilde öksürükten ve alerjik reaksiyonlardan kurtulabilirsiniz.

Bıldırcın Yumurtası Bebekler İçin Kullanılabilir Mi?
Bıldırcın yumurtası yetişkin bireyler için oldukça faydalıdır. Fakat bebekler çok küçük oldukları ve yeni doğdukları için bu yumurta bebeklerin vücutlarına ağır gelebilir. Özellikle böbreklerine zarar verebilir. Büyüdükten sonra da erken ergenliğe girmeye sebep olabilir. Yine de bıldırcın yumurtasını çocuklarınıza yada bebeğinize vermeden önce mutlaka doktorunuza danışmalı, herhangi bir yan etkisi olup olmayacağını öğrenmeli, uygulama şeklini ve miktarını öğrenmelisiniz.

Bıldırcın Yumurtasının Zararları Nelerdir?

Kalp hastalığınız varsa yada daha önceden felç geçirdiyseniz bıldırcın yumurtası tüketmeden önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Ayrıca yüksek kolesterolü olan kişiler de bu yumurtayı tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Leblebi Diyeti ile Detoks Yapın

Leblebi Diyeti ile Detoks Yapın

Leblebi Diyeti ile Detoks Yapın

Leblebi Diyeti yada Leblebi Su Diyeti Nedir?

Öncelikle bu yazımızı okuyorsanız bir kaç hatırlatma yapmak gerekiyor. Leblebi diyeti ya da diğer adıyla leblebi detoksu uzun soluklu bir program değildir. Adı üstünde detoks amaçlı kısa bir uygulamadır. Bu leblebi diyetini yapmadan önce herhangi bir sağlık sorununuzun olup olmadığına bakmanız gerekiyor. Özellikle sindirim ya da bağırsak sorunlarınız var ise leblebi su diyeti uygulamasını yapmadan önce bir doktora danışmanızda fayda var.

Peki Leblebi Diyeti tam olarak nedir?

Aslında bu sorunun cevabı çok basit. Leblebi su diyeti kısa bir sürede vücuda yağ yaktırmaya yarayan, toksinleri vücuttan uzaklaştırmak için basit bir detoks işlemidir. Leblebi diyeti yapılırken dikkat edilmesi gerekenler iradeniz ve açlığa dayanıklılığınızdır.

Leblebi Diyeti Nasıl Yapılır

Malzemeler:

  • Leblebi
  • Organik limon ( 5 tane )

Leblebi Diyetine başlıyoruz.

5 tane limonu 2500 ml (2,5 litre) hazır suya sıkın. Musluk suyu olmasın kesinlikle. PH değeri yüksek sulardan olursa daha iyi olur. (Atatürk Orman Çiftliği suları gibi) Kesinlikle şeker ya da tuz atmayın. Hazırladığınız bu limonlu suyu gün içinde isteğinize göre tüketin.

3 gün boyunca sabah öğle ve akşam olmak üzere 1 bardak leblebi tüketiyoruz. Limonlu su dışında hiç bir gıda almıyoruz.

4.günün sabahında normal beslenmenize geri dönebilirsiniz. 1 Organik tavsiyesi olarak, leblebi diyeti yaptıktan sonra 1 hafta boyunca yoğurt limon kürü uygulayabilirsiniz.

Leblebi Su Diyeti‘nin ana mantığı, limon’un antioksidan özelliğini kullanarak vücuda yağ yaktırmak ve zararlı toksinleri vücuttan uzaklaştırmaktır. Limonlu su leblebi diyeti boyunca vücudun vitamin ihtiyacını karşılar. Leblebi ise tok tutması nedeniyle tercih ediliyor. Leblebi kötü kolesterolü düzenler, bol miktarda demir ve mineral içerir. Aynı zamanda müthiş bir enerji vericidir. Bu bakımdan leblebi bu detoksun vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

Leblebi diyeti alternatifi olarak beyaz leblebi diyeti de yapabilirsiniz. Yukarıda anlatılan işlemlerde leblebi yerine beyaz leblebi kullanarak aynı faydayı elde etmek mümkün. Eğer leblebi su diyeti yapamam, dayanamam diyorsanız o zaman size tavsiyemiz yemeklerden önce bir iki avuç leblebi yiyerek doygunluk hissini arttırmanızdır. Bu sayede daha az yemek yemeniz mümkün. Her zaman söylediğimiz gibi; zayıflamak için iki tane ön şartımız var;

Birincisi hareket miktarınızı arttırın; yürüyüş yapın, yürüyüş sürenizi uzatın zamanım yok derseniz; ev işlerinize ağırlık verin, dans gibi aktivitelerde bulunun. Günde 30 dakika ekstra hareket etmelisiniz.

İkincisi ise, tüm diyetlerin ana mantığı diyeti uygulayan kişiyi zararlı yiyeceklerden uzak tutmaktır. Leblebi su diyeti uygulanırken; rafine un, şeker, kızartma, kola tüketiminden mutlaka kaçının, beyaz ekmeği hiç tüketmetin ve esmer ekmeği yada tahıl ürünlerini çok az tüketin. Bol miktarda; bakliyat, sebze, balık, doğal yumurta, doğal yoğurt tüketin ve az miktarda kırmızı et mutlaka tüketin.

Leblebi’nin Besin Değerleri

(100 gram leblebi baz alınmıştır.)

Karbonhidrat (g) =38
Protein (g)= 20
Yağ (g)= 3
Lif (g)= 21
Kolesterol (mg)= 0
Sodyum (mg)= 125
Potasyum (mg)= 4050
Kalsiyum= 620
Vitamin A= 150
Vitamin C= 20
Demir= 35
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yara İzlerini Soğanla Tedavi Edebilirsiniz

Yara İzlerini Soğanla Tedavi Edebilirsiniz 

Soğan, bütün dünyada yaygınca kullanılan harika bir sebzedir, özellikle çok bilinen yemekleri çeşnilendirerek daha değişik yemekler elde etmede kullanılır. Sağlık için faydalı olup ciltle ilgili sorunlarda çok destek sağlar. Bu yazımızda, soğanın cerrahi operasyon sonucu oluşan yara izlerine veya tipik deri çatlaklarına bağlı izlerle savaşmada nasıl etkili bir ilaç olabileceğini göreceğiz.

Cildinizin Görünümünü Güzelleştirmek İçin Soğan

Soğan, hasar görmüş deriyi yenileyerek yara izleri üzerinde etki gösterir.  Bundan faydalanmak için aşağıda tarifini bulacağınız soğan özünü yara izi olan bölgelere uygulayın. Bu soğan özü, uygulandığı yerde kolajen üretimini arttırarak yara izlerini azaltır.

Soğan Özünün Etkinliği

Soğan özü hipertrofik ve keloid yaralar (cerrahi veya yaralanma sonucu meydana gelerek aşırı büyüyen, fibröz doku içeren ve kalınlaşan yara izleri)  üzerinde çok etkilidir. Soğan özü tedavisine başladıktan yaklaşık altı ile sekiz hafta içinde sonuç alacaksınız.

Soğan Özü Nasıl Hazırlanır?

soğan

Soğan özü hazırlamak için gerekenler:

  • kesme tahtası
  • bıçak
  • bulaşık deterjanı
  • su
  • buz
  • termometre
  • kahve filtresi
  • distile su
  • tuz
  • iki adet orta boy kase

Hazırlanışı

Öncelikle üç gram tuzu on gram bulaşık deterjanıyla karıştırın. Soğanı çok küçük ve birbirine eşit parçalara bölün, kaselerden birisine koyun. sonra tuz ve deterjan karışımını ekleyip iyice karıştırın.

Karışımı on beş dakika boyunca sıcak su banyosunda bekletin, sonra hemen soğuk suyun içine koyarak beş dakika boyu karıştırın.

Ardından karışımı beş saniye blendırda parçalayıp takiben kahve filtresini ve ikinci kaseyi kullanarak süzün. Elde edeceğiniz sıvı, soğan özüdür

En iyi sonuçları alabilmek için soğan özü yaralı bölgeye günde bir kez uygulanmalıdır. Düzenli olarak kullandığınızı temizleyici veya nemlendiriciye karıştırarak uygulayın.

Bu ürünü kullanırken dikkatli olmalısınız. Eğer hassas bir cildiniz varsa, iritasyon veya kontakt dermatit riski bulunur. Bu nedenle cildinizdeki reaksiyona dikkat edin, eğer kızarma vb. bir belirti görürseniz bu tedaviyi hemen sonlandırın. Gerekirse en kısa zamanda bir cilt doktoruna başvurun.

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karaciğer Yağlanmasını Tedavi Edin…

genelde ‘yağlı karaciğer’ olarak bilinen karaciğer yağlanması bazı günlük alışkanlıkların düzenlenmesi ile ortadan kaldırılabilir. Nadir de olsa, tedavi edildiği takdirde sorun ciddileşmez. Bu makalede karaciğer yağlanması için tedavi yöntemlerini okuyabilirsiniz.

Yağlı karaciğerin özellikleri

Karaciğer yağlanması, karaciğerin toplam ağırlığının %5 ila %10’unun yağ olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu sorunu yaşayan bireyler genelde 50 yaşın üzerindedir veya diyabetiktir. Ancak, genelde yağlı karaciğer hastaları bahsetmeye değer belirtiler yaşamazlar. Bu hastalığı iki ayrı biçimde değerlendirebiliriz:

  • Alkolik karaciğer yağı: aşırı alkol tüketiminden kaynaklıdır. Siroz gibi karaciğer hastalıklarının ilk belirtilerinden biridir. Karaciğer zayıf düştüğü zaman yakamadığı yağları biriktirmeye başlar. Eğer hasta alkol içmeyi bırakırsa durum genelde 6 veya 8 hafta içinde düzelir. Elbette hasta alkol tüketmeye devam ederse durum iyileşmekten ziyade beraberinde daha fazla sorun getirecektir.
  • Alkole bağlı olmayan karaciğer yağı: aynı zamanda sirozun ilk belirtilerinden biridir ama alkol tüketiminden kaynaklanmaz. Ama bu sorun karaciğerin  duvarındaki yaralanmalardan dolayı meydana çıkar, çünkü bu yaralar yüzünden karaciğer işlevini yerine getirememektedir. Obezite, Tip 2 Diyabet, yüksek kolestrol, metabolik sendrom, yüksek oranda trigliserid veya hızlı kilo kaybı bu soruna sebep olabilir.

yagliciger

Karaciğer yağlanmasını farklı kılan durum herhangi bir kesin ve karakteristik belirtisi olmaması ve bu yüzden diğer sorunlarla karıştırılabilmesidir. Hastalık ilerledikçe belirtiler ortaya çıkmaya başlar:

  • Akşam anksiyetesi
  • Fibromiyalji
  • Karın bölgesinde yağlanma
  • Yüksek oranda ürik asit, kolestrol veya trigliserid
  • Saç kaybı
  • Akne
  • Boyunda ve koltuk altında siğil
  • Horlama
  • Yorgunluk
  • İştah kaybı
  • Kilo kaybı 
  • Mide bulantısı ve baş dönmesi
  • Odaklanma zorluğu

karaciger

Yağlı karaciğeri tedavi etmek için doğal yollar

Evde yapılabilecek ilaçların yanı sıra karaciğer yağlanması yaşayan bireylerin öncelikle yaşam biçimlerini, özellikle de beslenme ve aşırı alkol kullanımı gibi alışkanlıklarını değiştirmeleri gerekir. Kişi kendini tamamen adamazsa ve karaciğeri tehlikeye sokacak alışkanlıklara devam ederse bu organın iyileşmesi zaman alabilir. En etkili doğal tedaviler aşağıdadır:

  •  Enginar: Karaciğer sağlığınızı geliştirmek için bu sebzeyi diyetinize eklemekte asla tereddüt etmeyin. Fazla kalori içermez, harika bir idrar söktürücüdür, kolestrol ve kan şekerini düzenler, ve yağ emilimini azaltır. Haftada en az iki kere sağlıklı biçimde hazırlanan, haşlanmış veya sosla pişirilmiş, taze enginar yemenizi öneriyoruz.
  • Malta eriği/Yenidünya: Bu meyve bir çok hastalıkla savaşmasıyla bilinir, karaciğer yağlanması da bunlardan biridir. Bu meyve vücudu temizleyip arındırdığı için karaciğere etki eder. Ayrıca bu meyvenin tatlısı da yapılabilir.

malta

  • Kırmızı turp ve pancar: Karaciğeri temizledikleri ve şişkinliğini azalttıkları için rahatlıkla diyetinize ekleyebilirsiniz. Çok besleyicidirler ve çok az kalori içerirler. Kırmızı turp çiğ yenebilir ve salataya eklenebilir. Pancar ise salatalara eklenmek için haşlanabilir veya ana yemeğin yanında yenilebilir.
  • Deve dikeni: Karaciğer yağlanmasını tedavi etmek için kullanılan bir bitkidir. Kurutulmuş yapraklarından her kaba 1 çay kaşığı olacak şekilde günde 3 defa içebilirsiniz.
  • Karahindiba: Bu, karaciğeri güçlendirmek ve işlevini arttırmak için en kuvvetli temizleyicilerden biridir. 1/4 litre kaynar suya bir yemek kaşığı karahindiba ekleyerek çayını yapın ve günde 3 defa için.

temizcay

  • Boldo: Bu bitki karaciğeri temizleyip yağdan arındırarak iyileştirdiği için çok popülerdir. Öğünlerden sonra boldo çayı için, aynı zamanda sindirim sisteminize de faydalıdır.
  • Limon: Bu, asit problemi yaşamayan kişiler için uygundur. Çay içerken, salata veya diğer yiyecekleri yerken biraz limon suyu ekleyin. Karaciğeriniz için çok kuvvetli bir temizleyicidir ve yağların eritilmesine yardımcı olur.
  • Zencefil: Zencefil içerdiği antioksidanlar sayesinde trigliserid değerlerinin düşmesini sağlar ve dolayısıyla karaciğer yağlarını azaltmaya yardımcı olur. Kaynayan suya iki yemek kaşığı zencefil tozu atarak çayını yapın. Ayrıca tazesini doğrayıp salatalara ekleyebilirsiniz.
  • Yabani hindiba: Bir kilo taze hindibayı yıkayın ve doğrayın. Mikserde karıştırın ve bir tencerede bir kilo şeker ile şurup kıvamına gelene kadar kaynatın. Hava geçirmeyen cam bir şişeye koyun ve her gün 1 çay kaşığı için.
  • Greyfurt: İçeriğindeki naringin sayesinde karaciğer yağlanmasına iyi gelir. Çünkü naringin yağ asitlerini kırmakla sorumlu kimyasalları aktive eder. Ayrıca vücut yağını azaltır ve metabolik sendromu yatıştırır. Bu iki sorun da genellikle karaciğer yağlanmasıyla ilişkilidir.
  • kaynak: sağlığa bir adım

 

Kireçlenme sorunu olanlar için çınar ağacının yaprağından yapılan kürü tavsiye etti…

cinar-yapragi-kuru-ibrahim-saracoglu[1]

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Kireçlenme sorunu olanlar için çınar ağacının yaprağından yapılan kürü tavsiye etti…

Bilgi Doktoru – İbrahim Saraçoğlu hocamız Kireçlenme tedavisinde kurutulmuş olgun çınar yaprağı kürünün  nasıl yapılacağını tarif etti ve bu kürün etkilerinden, faydalarından bahsetti.

Kireçlenmeye Karşı Çınar Yaprağı Kürü

Çınar ağacı yapraklarından hazırlanan bu kür beyinde oluşan kireçlenmenin dışından vücudumuzun hemen hemen her bölgesinde meydana gelen kireçlenmeleri önlemek için büyük yarar sağlıyor.

Kireçlenme Tedavisinde Çınar Yaprağı Nasıl Kullanılır?

Malzemeler: 1 Su Bardağı Klorsuz Su ve 1,5 yemek kaşığı kurutulmuş ufak çınar yaprağı.

Hazırlanışı: Kaynamakta olan 1 su bardağı klorsuz suyun içine 1,5 yemek kaşığı kurutularak ufalanmış olgun çınar yaprağını ekleyerek tam 1 dakika (bu süre önemlidir. 1 dakikadan fazla yada az olmayacak)  kaynattıktan sonra ılımaya bırakın. Ilımasının ardından da süzün .

Nasıl Uygulanır: Sabah kahvaltısıyla öğlen yemeği arasında aç karnına olmak üzere 1 bardak, Öğlen yemeği ile akşam yemeği arasında aç karnına 1 bardak içmeniz gerekiyor.

Bu kürü uygulamayı 15 gün yaptıktan sonra 3 gün ara vereceksiniz. Ardından tekrar 15 gün daha uygulamanız gerekir.

Not: Zeytin yaprak kürü her defasında taze olarak hazırlanmalıdır. Kaynatma süresi 1 dakikadan fazla olmamalıdır. Ayrıca her zaman aç karnına tüketilmelidir.

Şikayetinize bağlı olarak  zaman zaman tekrarlanabilir.

Kaynak: bilgi doktoru

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karpuz Çekirdeği Suyunun Faydaları

karpuz-cekirdeki-suyu-faydalari-600x320[1]

Karpuz Çekirdeğinin Sağlığımız üstünde pek çok faydası vardır.  Ayrıca bir çok hastalığın oluşmasını önler… Kolaylıkla bulunabilen ve nefis bir karpuz, vücudumuzu temizleyerek sıhhat verir.

Yüksek miktarlarda lif, B ve C vitaminleri açısından zengin olan karpuzu açken yemek daha yararlıdır.  Tatlı olan kırmızı kısımlarının yenmesinden ziyade beyaz olan kısmı daha faydalı olduğu uzmanlar tarafından dile getirilmektedir.

Karpuz Çekirdeğinin Faydaları;

  • Bağırsak Parazitleri ile mücadele
  • Sarılık
  • İnflamasyon
  • Damar Sertliği
  • Angina Pektonis
  • Böbrek taşı kumu
  • İdrar Söktürücü
  • Kalp ve Kas yapısını güçlendirir
  • Hafızayı Güçlendirir
  • Cinsel gücü artırır
  • Çilt elastikiyetini sağlar
  • Konsantrasyonu Artırır
  • Tip 2 Şekere faydalı

Karpuzun Çekirdeğinin Suyu (Karpuz Çekirdeği Kürü) Nasıl Yapılır;

Karpuz çekirdeğinin kaynatılması sonucu elde edilen suyu (Karpuz Çekirdeği Kürü) içerek pek çok hastalığa karşı savaş açabiliriz.

Hazırlanışı: 4 yemek kaşığı taze karpuz çekirdeğini 2 litre suda 15 dakika kadar karıştırarak kaynatalım.
Hazırladığımız bu çayı 2 gün içinde içelim.
3. gün mola verelim. Sonra tekrar 2 gün  içelim.
Bunu bu şekilde tekrar delim.
1-2 hafta bu reçeteye devam ederek sonlandırabilirsiniz.

Kaynak: bilgi doktoru yazar arda kılıç

Mis gibi buz gibi soğuk karpuz yanına beyaz peynir, kızarmış ekmek hem tok tutar az yemenize de yardımcı olur.. Anette

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evdeki Havayı Temizleyen Bitkiler…

Bulunduğu ortamdaki havayı temizleyen bitki türleri

Bitki beslemeyi kuşkusuz hepimiz severiz. Hem gözümüzü gönlümüzü açıyor hem de emek verdiğimiz bir şeyin büyümesini gözlemlemek olabildiğince zevkli bir durum. Sizler değerli bilgi doktoru okurlarımız için yaşadığınız ortamdaki havayı temizleyen bitkileri araştırarak hazırladık.

Aloe vera

Kısa köklü ve etli yapraklı olan aloe vera çiçeği, yüzlerce senedir alternatif tıpçılar tarafından kullanılmaktadır. Aloe vera jelinin iyi gelmediği problem hemen hemen yok denecek kadar azdır. Bilhassa hafif yanıklar ve yaralara iyi geldiği belirtiliyor. Tek yararı da bu değil. Aloe vera bulunduğu yerdeki atmosferi – havayı temizliyor. Çok az miktardaki su ile bakabileceğiniz aloe verayı ofiste ya da evinizde rahatlıkla yetiştirebilirsiniz.

aloe-vera-bitkisi

aloe-vera-bitkisi

Sarmaşık

Sarmaşığı genellikle bahçelerde ya da binaların haricinde görmeye alışkınız. Fakat kapalı mekanlarda da yetiştirmek mümkün. Sürekli yeşil kalan sarmaşık bulunduğu ortamın havasını temizleyen bir bitki türüdür.

havayi-temizleyen-sarmasik

havayi-temizleyen-sarmasik

Yelken çiçeği

Yelken çiçekleri çok fazla ışık ile su istemeyen beslemesi olabildiğince basit çiçeklerdir. NASA tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre yelken çiçekleri bulunduğu yerdeki benzen, formaldehit ve amonyağı temizlemektedir.

 

yelken-cicegi

yelken-cicegi

Patos sarmaşık

Sürekli yeşil kalan bir diğer bitki olan patos sarmaşık benzen, formaldehit ile ksilen gibi kimyasal bileşikleri temizliyor.

patos-sarmasik

patos-sarmasik

Kurdele çiçeği

Kurdele çiçekleri pek fazla bakım istemeyen bitki çeşitlerindendir. NASA’ya göre yaşadıkları mekanı tolüen, formaldehit ile ksilen gibi kimyasal bileşiklerden arındıran bu bitkiyi hem evlerinizde hem de iş yerinizde rahatlıkla besleyebilirsiniz.

kaynak: bilgi doktoru sağlıkla kal facebook sayfası Fatoş Pabuccu Tuncay

ayrıca televizyonun yaydığı radyosyandan kurtulmak için kaktüslerden faydalanabilirsiniz. Anette

kurdele-cicegi

Kavunun Faydaları Nelerdir?

11870917_486292811537336_4156171242467323881_n[1]
Latince adı cucumis melo olan ve tek yıllık otsu bitki olan kavun, sülükleri olan tırmanıcı bir bitkidir. Kazık kökü bulunan bu şifalı meyve, soğuk havalardan hoşlanmaz. Gövdesi sık tüylerle kaplı otsu bir yapıdadır. Gövde tutunacak bir yer bulamazsa sürünerek gelişir. Bitki yapraklarının alt ve üst yüzeyleri tüylerle kaplıdır. Halk arasında meyve olarak bilinmesine rağmen, zirai anlamda meyvesi yenen bir sebzedir. Tınlı topraklarda iyi gelişme gösteren kavun, en iyi bitki gelişimini 20-30C’ler arasında gösterir. Kavun, A, B, B1, C vitaminleri, potasyum, iyot, brom içerir.

KavunKavunun Faydaları ve Tıbbi Etkileri Nelerdir?

Kavun yaz mevsiminin vazgeçilmez gıdalarındandır. Yüksek oranda su içerir. Ayrıca su içeriği böbreklerde bulunan kum ve taşların da dökülmesinde büyük fayda sağlar. Uykusuzluk ve stres gibi sorunlara karşı da fayda sağlayan kavun, aynı zamanda vücudu toksin maddelerden arındırır. Damar tıkanıklığı ve kansızlık gibi sorunlara kavunla çözüm bulunabilir. Göz nezlesini de iyileştiren kavun, aynı zamanda romatizma ağrılarının da dinmesine yardımcı olur. İdrar sökücü özelliğinin olması da kavunu mutlaka tüketilmesi gereken gıdalar arasına sokar. Basur yani hemoroid rahatsızlığına fayda sağlar. Sinir sistemine iyi gelir. Egzama gibi cilt rahatsızlıklarına da büyük faydası vardır. Oldukça iyi bir potasyum kaynağıdır. İçerdiği potasyum sayesinde felç yada kalp krizi geçirme riskini azaltır, kan basıncı yada kalp hızını kontrol etmeye yardım eder. Yaşlılığa bağlı oluşan göz bozukluklarını önlemeye yardım eder. Hücreleri yeniler. Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır.

Kansere Karşı Da Etkili!

Yazın susuzluğun giderilmesi amacıyla bol miktarda kavun tüketilebilir. Yaklaşık olarak %95 oranında su içermesi sebebiyle kanı temizler ve kansere karşı koruyucu etki sağlar. Ayrıca iyi bir likopen kaynağıdır. Bu yüzden anti kanser özelliği vardır. Özellikle akciğer, meme, kolon, prostat, göğüs ve pankreas kanserine karşı koruma sağlar.

Kavun Çekirdekleri İle Şifa Bulun!

Kavun çekirdekleri de en az kavunun tatlı ve sulu kısmı kadar faydalıdır. Kavun çekirdekleri kurutularak dövülüp, suda kaynatılarak içildiğinde öksürük, bronşit ve göğüs ağrısı gidi hastalıklara iyi gelir.

Cilde Birçok Faydası Vardır!
Birçok şifası bulunan kavun içerdiği kollajen maddeler sayesinde cilt için de çok faydalıdır. Özellikle kuru ciltler için bu meyvenin tüketimi cildi nemlendirir. Kavunun diğer bir faydası ise deride oluşan hafif yanıkları iyileştirmesidir. Karaciğer hastalarının da tüketmesi önerilir. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudu dışarıdan gelebilecek enfeksiyonlara karşı korur. Kemikleri güçlendirir.

Kavunun FaydalarıKavunun Zararları Veya Yan Etkileri!

Hazmı zor olduğu için fazla tüketilmesi bağırsak sorunu oluşturabilir. Ayrıca şeker oranı yüksek olduğundan şeker hastalarının aşırı miktarda kavun tüketmesi önerilmez. Ülser gibi mide rahatsızlıkları ve sindirim sistemi hastalıkları olan kişilerin kavun yemesi önerilmez.

Kavunun Halk Arasındaki Adı (Diğer İsimleri)

Olgunlaşmadan koparılan kavun halk arasında kelek olarak da adlandırılır.

Kavun – MelonHerhangi Bir Hastalığımız Olmadan Kavunu Hastalıkları Önlemek İçin Nasıl Kullanabiliriz?

Özellikle yaz aylarının vazgeçilmez gıdası olan kavun, sıcak havalarda ölçülü bir şekilde tüketilmelidir. Yüksek su içeriği sayesinde vücudun susuz kalmasını engelleyen kavun, aynı zamanda vücudun toksin maddelerden de arınmasını sağlar. Daha birçok faydası bulunan kavunun çekirdekleri de oldukça faydalıdır. Derideki yanıklar, öksürük, bronşit gibi hastalıklar için kavun çekirdekleri kullanılabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Maden Suyunun Faydaları Nelerdir?

Maden Suyu Nedir?

Maden suyu, mineral tuzu ve elementler bileşeninden oluşan, mineral bakımından oldukça zengin olan doğal bir kaynaktır.

Maden Suyu İle Soda Arasındaki Fark Nedir?

Maden suyu soda değildir, ikisi farklı şeylerdir. Maden suyu asit içermez, karbondioksit gazı asit etkisini hissettirir.

Maden suyu doğal, soda ise yapaydır. Soda, suya karbondioksit gazı karıştırılarak üretilir.

Maden Suyunun Faydaları Nelerdir?

  • Vücudun ihtiyaç duyduğu mineral ve vitamini depolar.
  • Doğal bir ilaçtır.
  • Vücudun günlük ihtiyaç duyduğu kalsiyum ihtiyacını dengeler.
  • Kemikleri kuvvetlendirir.
  • Güçlü kemik yapısının oluşması ve kemik yapısının korunmasını sağlar.
Maden Suyunun Faydaları Nelerdir?
 
  • Troid bezi fonksiyonlarını dengeler.
  • Yüksek tozda vücuda enerji depolar.
  • Diyet yapanlar için ideal bir içecektir.
  • Kilo sorunu olan ve obezite hastalarında kişilerin kilo vermesine yardımcı olur.
  • Hücre metabolizmasını yeniler.
  • Bağırsakların ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Kalp damar hastalığına iyi gelir.
  • Günde en az bir şişe maden suyu tüketilmesi ani kalp krizi riskini azaltır.
  • Kalp ve damar hastalıklarında doğal tedavi yöntemi olarak kullanılır.
  • Damar ve kasların düzenli çalışmasını sağlar.
  • Gut tedavisinde kullanılır.
  • Böbreklere, bağırsaklara, mideye ve idrar yollarına olumlu katkıları vardır.
  • Gaz problemlerini ortadan kaldırır.
  • Şişkinliği ve hazımsızlığı giderir.
  • Şeker hastalığının tedavi sürecinde destekleyicidir.
  • Kan basıncını ve şekeri dengeye sokar.
  • Böbrek taşı oluşumunu engeller.
  • Böbrek taşı düşürmede etkilidir.
  • Sindirimi kolaylaştırır.
  • Cilde pürüzsüz ve canlı bir görünüm kazandırır.
  • Vücuttaki toksinlerin hızlı bir şekilde dışarıya atılmasına yardımcı olur.
  • Cilt sorunlarına karşı etkili olan maden suyu kırışıklığa, sivilceleri aza indirir.
  • Cildin nem dengesini düzenler ve cildi korur.
  • Mide yanmalarına ve ekşimelerine iyi gelir.
  • Karaciğer, safra kesesi ve birçok organın düzgün çalışmasına yardımcı olur.
  • Menopoz döneminde olan kadınlara olumlu katkı sağlar.
  • Magnezyum ve potasyum miktarını dengelediği gibi, kalsiyum ve fosfat miktarını da düzene sokar.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ey D Vitamini Sen Nelere Kadirsin…

196680_10151111979550340_735714099_n[1]

Faydalari :

Agiz sagligi :
D vitamini periodontal rahatsizlikta kalsiyumdan yararlanmayi arttirarak alveolar kemik kaybi
hizini yavaslatir.
D Vitamini, kalsiyumun dislerle birlesimini kolaylastirarak dis kayiplarini önler.
D Vitamini, dis çürümelerini önler.
Deri :
D Vitamini, cilde merhem olarak sürüldügünde psoriasis ( sedef ) hastaliginda lezyonlarda belirgin bir iyilesme görülür.
D vitaminin ( sedef ) hastaligindaki en etkin formu calcitriol dur.
sedef hastalarinda vücut yapimi calcitriol seviyeleri çok düsük bulunmustur.
Immün sistem :
D vitamini otoimmün hastaliklari önlemeye yardimci olur. Bagisikligi arttirir.
D vitamini, bazi kanser türlerini önlemeye yardim eder bazilarini da iyilestirir.
D vitamini eksikliginde gögüs kanseri olusabilir.
D vitamini eksikliginde kolon kanseri olusabilir. Serum D vitamin seviyeleri yüksek kisilere göre
düsük D seviyeli sahislarda barsak kanseri olusma riski 4 – 5 kere daha fazladir.
D vitamininin D3 ve calcitriol tipi gliomas(beyin tümörü) kanserinde apoptosisi(kanserli hücre ölümü ) tetikler.
D vitamini böbrek kanserini önlemeye yardimci olur.
D3 vitamini, löseminin bazý türlerini ti önlemede yardimci olur.
D3 vitamini, karaciger kanser hücrelerinin hizli çogalmasini engeller.
D3 vitamini, melanoma (deri kanseri)hücrelerinin hizli çogalmasini engeller.
D vitamini yumurtalik kanserini önlemeye yardimci olur.
D vitamininin calcitriol tipi prostat kanserini önlemeye yardimci olur. Prostat kanserli hastalarda D vitamin seviyeleri genellikle düsük bulunur.
Prostat kanserli hastalarda günlük alinan 2000 IU D3 vitamini prostat kanserli hücreleri
normal hücrelerden ayirir. D3 vitamini androjen – bagimsiz prostat kanser hücrelerini direk olarak öldürür.
D vitamini immün sistemin bazi fonksiyonlarini gelistirir.
D vitamini makrofajlarin (dokuya yerleþmiþ ve dokulardaki infeksiyonlara karþý savaþan dev lenfosit hücreleri.aktivitesini uyarir.
D vitamini monositlerin(lökosit türü) üretimini kolaylastirir.
D vitamininin D3 formu baskilanmis NK Lenfositleri aktive eder. Normal durumda NK lenfositler üzerinde bir etkisi yoktur.
D vitamini tüberkülozla savasan makrofajların(dokuya yerleşmiş ve dokulardaki infeksiyonlara karşı savaşan dev lenfosit hücreleri) aktivitesini uyararak tüberküloza karsi direnci arttirir.
Iskelet kas sistemi :
D vitamini ankylosing spondylitis(bel kemigi eklemlerinde olusan iltihap ve arteritler) in iyilestirilmesinde faydalidir.
D vitamini eksikliginde artralji (eklem agrýsý )olusabilir.
D vitamini kalsiyum/fosfor oranini ayarlayarak ve osteoblastlari(kemik olusumunu saglayan hücreler ) aktive ederek kemiklerin büyüme ve olusumunu aktive eder. Kalsiyum ve fosforun emilimi ve kullanimi için gereklidir.
D vitamini kalsiyum/fosfor oranini ayarlayarak ve osteoblastlari aktive ederek kemik kiriklarinin iyilesmesini hizlandirir.
D vitamini eksikliginde kas agrilari olusabilir.
D vitamini yasli insanlarda kas dayanimini arttirir.
D vitamini eksikliginde kas zayiflamasi olusabilir.
D vitamini ( 1000 I.U/gün ) muscular dystrophy(kaslarda zayıflık ve dejenerasyona sebep olan genetik hastalıklara verilen isim ) yi önlemeye yardimci olur ve ilerlemesini geciktirir.
D vitamini osteoartrit i önlemeye yardimci olur. osteoartrit li hastalar en düsük D vitamini seviyelerine sahiptirler.
D vitamininin D3 formu, kemik hücrelerini aktive eder ve osteocalcin üretimini arttirir.
D vitamini osteomalasi ve rasitizm hastaligini önler ve iyilestirir.
Doktorlar osteomalasi ve raşitizm hastaliginda D vitamininin D2 formundan günlük 5000 UI
(125 mcg) tavsiye ederler.
D vitamini eksikliginde rheumatoid arterit meydana gelebilir.
D vitamini karaciger ve böbrekte, aktif formuna dönüstürüldügünden bu organlari hasta kisiler
osteoporoz hastaligi açisindan risk altindadirlar.
Kalp dolasim sistemi :
Atherosclerosis i önlemeye yardimci olur. Damarlar yerine kemikteki kalsiyum kaybini uyararak
yararli olur. Özellikle osteoporosis de eriyerek incelen kamiklerden gelen kalsiyum, damarlarda
birikerek plaklar olusturur. Bu sistemin mekanizmasi izah edilebilmis degildir.
Kulaklar – Isitme :
D vitamini eksikligi , kulak kemiklerinde kalsiyum kaybina sebep olabildiginden D vitamini takviyesi,
sagirligin bazi durumlarinda isitme özelliklerini gelistirebilir.
Otosclerosis hastalarinin % 20 sinde anormal D vitamini eksikligi bulunmustur. Günlük 500

D vitamini takviyesi, kalsiyum tamamlayicilari ile birlikte kombine edildiginde isitmede epeyce bir
gelisme olur. Otosclerosis hastaliginin altinda D vitamini eksikliginin yattigi zannedilmektedir.
Metabolizma :
D vitamininin çocukluk döneminde günlük 1000 I.U alimi ileriki yaşlarda diabetes mellitus – 1
hastaligini engellemede yardimci olur.
D vitamini eksikliginin diabetes mellitus – 2 hastaligiyla baglantisi olabilir.
D vitamini eksikligi neticesinde yorgunlukortaya çikabilir.
D vitamini salik verirler.
D vitamini insülin direncini önlemeye yardimci olur.
D vitamini adipose dokusununleptin salgilamasini engelleyerek obezite yi önlemeye yardimci olur.
D vitamini eksikligi neticesinde tiroid ortaya çikabilir.
Seksüel sistem :
D vitamini eksikligi neticesinde diside kisirlik ortaya çikabilir.
D vitamini kalsiyumla birlikte polisistik yumurtalik sendromunun iyilesmesinde yararli olur.
D vitamini kalsiyum ve magnezyumla birlikte pre – menstrual syndrome un bazi durumlarini
tamamen elimine eder.
D vitamini prostatitis i önlemede yardimci olur.
Sindirim sistemi :
Bir çok kolik rahatsizligi çeken hastada D vitamini eksikligi tesbit edilmis olup takviye D vitamini
tamamlayicisi almak faydali olur.
Crohn hastaligi çeken kisilerde D vitamini eksikligi tesbit edilmis olup takviye D vitamini Crohn
hastaligi semptomlarini azaltir.
Sinir sistemi :
D vitamini eksikligi neticesinde depresyon ortaya çikabilir.
D vitamini kalsiyum ile birlikte tüketildiginde bazi hastalaRDA migrene iyi gelebilir.
D vitamini eksikligi (özellikle ergenlik döneminde) multiple skleroz a sebep olabilir. Alinacak olan
tamamlayici D vitamini bu hastalikta iyilesmeler yapabilir.
D vitamini calcitriol e dönüstükden sonra, Parkinson olusturabilen 6 – hidroksidopaminin nörotoksik
etkilerini engelleyerek Parkinson hastaligini önlemeye yardimci olur.
Mevsimsel depresyon hastalarinda günlük 400 I.U D vitamini ruhsal iyilesmeler saglar.
Spinal cordu hasarli hastalarda D vitamini seviyeleri çok düsük olup tamamlayici D almalidirlar.
Hamilelik sirasinda çok düsük D vitamin seviyesi yavruda sizofreni riskini arttirir.
Solunum sistemi :
D vitamini astimi hafifletir.
Yaslanma prosesi :
Yas ilerledikçe buna paralel olarak D vitamini seviyeleri azalir. Serum D vitamini seviyeleri
% 50 kadar düsebilir.
Biyolojik Etkinlikleri
Absorpsiyon :
Ince barsak : D vitamini, oral olarak alindiginda ince barsagin ileum bölümünde safra asidi yardimiyla
diger diyetsel yaglarla birlikte absorplanir.
Cilt :Topikal olarak sürüldügünde deri yolu ile absorplanir.
Diyetsel Kaynaklari
Verilen rakamlar mcg cinsinden olup100 gr lik porsiyondaki vitamin miktarini gösterir.
Bitkiler
Feslegen
Deniz ürünleri
Kalkan
Somon
Karides
Ton
Ringa
Tuna
Ringa (tütsülenmis)
Uskumru
Sardunya
Diyetsel yaglar
Halibut karaciger yagi
Morina karaciger yagi
Etler
Ciger
Sigir
Süt ürünleri
Peynir
Süt
Krema
Tereyag
Tohumlar
Ay çekirdegi
Yumurtalar
Yumurta sarisi

Iltihapsal Olmayan
Diyetsel Kaynaklari
Baliklar – Feslegen – Süt – Peynir – Yulaf
Diger Bitkisel kaynaklar
Yulaf
Negatif etkileyenler

Farmasotik ilaçlar :
Farmasotik antiasitlerD vitamininin absorpsiyonunu azaltir.
Cholestyramine, D vitamininin barsaklaRDAki absorsiyonunu engeller.

Antihistaminkler , D vitamininin tüketilmesine sebep olur.
Antibiotk D vitamininin tüketilmesine sebep olur.

Keyif vericiler :
Alkol, D vitamininin tüketilmesine sebep olur.
Kisisel bakim ürünleri :
Günes isigi UV filtreleri, UV – B radyasyonunun deri tarafindan absorpsiyonunu engellediginden
dolayli olarak vücutta D vitamini üretilmesini de engeller.
Düzenli koruyucu kullanimi vücut D vitamini seviyelerini % 50 kadar azaltir.
Metabolizma :
obezite, D vitamininin üretimini azaltir. Neticede D vitamini eksikligi artar.
Mineraller :
Mineral yaglar barsakta D vitaminine baglanarak onun absorplanmasini zayiflatirlar.
Asiri fosfor tüketimi D vitamininin vücutta aktif formuna dönüsmesini engeller.
Vitaminler :
A vitamini,D vitamininin bir fonksiyonuna karsi gelir. Özellikle D2 vitamininin kemiklerin kalsiyum
seviyelerini arttirma yetenegini zayiflatir.
Yaslanma prosesi :
Yaslanma ile paralel olarak D vitamini absorpsiyonu da azalir.
Deride UV isinin etkisiyle 7 – dehydrocholesterol dan D vitamini olusturulmasi da yaslandikça azalir.
Yiyecek proseseleri :
Olestra baglanir ve D vitamininin absorpsiyonunu engeller.

Negatif etkileri

Iskelet kas sistemi :
Asiri D vitamini kas zayifligina sebep olabilir.
Kalp – dolasim sistemi :
D vitamininin kalsiyum absorpsiyonu ve metabolizmasinda oynadigi rolden dolayi, asiri D vitamini
Atherosclerosis e sebep olabilir.
Sindirim sistemi :
D vitamini magnezyumun absorpsiyonu ile yarisir. Ikisi günün degisik zamanlarinda tüketilmelidirler.
Asiri D vitamini diyareye sebep olabilir.
Sinir sistemi :
Asiri D vitamini bas agrisina sebep olabilir.
Asiri D vitamini mide bulantisina sebep olabilir.
Asiri D vitamini susama hissine sebep olabilir

kaynak: canan ulay sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuççu Tuncay

Unutmayın her gün 15 dakka güneşe çıkmak d vitamini ihtiyacını karşılamak için çok önemli Anette

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GÜNE LIMONLU SU ILE BAŞLAMAK IÇIN TAM 20 MUHTEŞEM NEDEN:

11260499_925252960874206_108097919940699578_n[1]

1 – Malum “Su Hayattır!”. Lmonlu su, zengin elektrolitleri ile (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) bedenin her köşesini şahanesiyle sular.
2 – Limonlu su, karaciğerin en sevdiğidir. Tüm yiyeceklerden daha fazla enzim üretmesine yardımcı olur.
3 – Limonlu su, karaciğeri toksinlerden temizler, arındırır. Yani limonlu su, süper bir detoks içeceğidir.
4 – Limonlu su, bağışıklık sistemini güçlendirir.
5 – Limonlu su, bedenin kendini iyileştirme mucizesini destekler.
6 – Limonlu su, serotonini yükseltir. Modu mutluluğa çevirir.
7 – Limonlu su, stres savardır. Tüm endişeleri, negatif kuruntuları ve hatta depresyonu da alt eder.
8 – Limonlu su, beyne iyi gelir. Dikkati canlandırır.
9 – Limonlu su, metabolizma ve sindirimi sorunlarını giderir. Beden besinleri daha iyi özümser. Bu da elbette kilo vermek demektir.
10 – Limonlu su, pektin lifi içeriği ile iştah kontrolü de sağlar.
11 – Limonlu su, kemik erimesini önler.
12 – Limonlu su, böbrek taşı, safra taşı, pankreas taşı ve kalsiyum birikimlerini eritir.
13 – Limonlu su, kanı, damarları, arterleri temizler.
14 – Limonlu su, yüksek tansiyona iyi gelir. Düşük tansiyonluların dikkat etmesi gerekebilir. Düşük tansiyon için limonlu suya Himalaya veya deniz tuzu eklenmesi önerilir.
15 – Limonlu su, enfeksiyonları hafifletir.
16 – Limonlu su, eklemlerde biriken ürik asidi seyreltir. Eklem ağrılarına ve dizlere iyi gelir.
17 – Limonlu su, diş ağrılarına ve diş eti hastalıklarına da iyi gelir.
18 – Limonlu su, bütün bedeni yeniler, gençleştirir.
19 – Limonlu su, müthiş bir antioksidandır. Cildin kolajen üretimini destekler. Çizgiler, sarkmalar yok olur.
20 – Limonlu su, vücudun pH değerini alkali yönünde yükseltir. Bedenin yüksek pH seviyesinde uzun süre kalmasını sağlar. Daha yüksek pH seviyesi, hastalıkların bedende yaşayamamasına sebep olur. Kanser dahi alkali bir ortamda yaşayamaz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 12 Comments »

Lavanta Çayının Faydaları

11063640_880494255350077_4449743485226569606_n[1]

Akdeniz’in güneşli, taşlık ve dağlık bölgelerine özgü bir bitki olan lavanta günümüzde Güney Avrupa dışında Avustralya, Arap Yarımadası, Rusya, Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yetiştirilmektedir. 60-100 santimetre yüksekliğe kadar uzayabilen bitki çok dallıdır ve yeşil yaprakları yukarı doğrudur.

Lavantaya güzel kokusunu mor, mavi-mor renkli çiçeklerinin içinde bulunan yağ verir. Lavanta kokulu ürünler bu yapraklardan elde edilen öz ile hazırlanmaktadır. Geleneksel olarak parfüm yapımında, bahçe bitkisi ve dekoratif amaçlı olarak kullanılan bitki en iyi gün boyu güneş gören ortamlarda yetişmektedir.

Uykusuzluğa iyi gelir
Sakinleştirici özelliği vardır
Kaygıyı giderir
Stresi azaltır
Şişkinliği alır
Kolik tedavisinde kullanılır
Depresyon belirtilerini hafifletir
Migren nedeniyle oluşan baş ağrısına iyi gelir
Soğuk algınlığının çabuk geçmesine yardımcı olur
Öksürüğü alır
Astım belirtilerini hafifletir
Solunum yollarını rahatlatır
Terlemeyi arttırır
Ateş düşürücüdür
Ağız kokusunu giderir
Kabızlık ve ishale iyi gelir
Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar
Bağışıklık sistemini güçlendirir

Lavanta Çayı Nasıl Hazırlanır?

2 bardaklık su kaynatın ve ateşin üzerinden alarak 2 çay kaşığı kurutulmuş lavanta koyun. Demliğin kapağını kapatıp 5-10 dakika kadar demlenmesini bekledikten sonra içebilirsiniz. Zaman içinde damak tadınıza göre sizin için en uygun olan lavanta miktarını ve demleme süresini belirleyebilirsiniz. Tatlandırmak için bal ve birkaç damla limon kullanabilirsiniz.

Lavantanın Sağlığa Faydaları

Lavanta çayı tarih boyunca sinirleri yatıştırmak, uyku bozukluklarının tedavisinde, romatizma ağrılarını hafifletmek için tüketilmiştir. Ancak lavanta sadece çay formunda değil yapraklarından elde edilen yağ ile kas ağrılarını hafifletmek, akne tedavisi, saç köklerini güçlendirmek gibi farklı kullanım alanlarına sahiptir.

Uyku getirmesi için halk arasında yastığa bir kaç damla lavanta yağı damlatmak oldukça popüler bir uygulamadır. Yine yağ olarak yanık ve açık yaraların temizlenmesinde kullanılır. Maden suyuna birkaç damla lavanta damlatıp güneşten yanmış cilde sürerek yumuşamasını sağlayabilirsiniz. Düzenli olarak lavanta yağıyla saç derisine masaj yapıldığında saç derisi yumuşar ve saç kökleri güçlenir.

Özellikle yaz aylarında sinek ve böcek sokmasından korunmak için bir miktar ayçiçek yağı içine bir kaç damla lavanta yağı damlatarak cildinize sürebilirsiniz.

Bitki uzmanları lavanta yağını mantar enfeksiyonları, açık yaralar, sivilce, egzama tedavisi için tavsiye etmektedir. Yağ bu tip cilt hastalıklarında yayılmayı engeller ve cildin sorunlu bölgesinde gözle görülür iyileşme sağlar.

Lavanta Tarihi

Lavanta yüzyıllardır farklı toplumlarda analjezik, anti bakteriyel, anti fungal, antidepresan, kas spazmlarını giderici, gaz giderici, yatıştırıcı ve uyku bozukluklarını düzenleyici bir şifalı bitki olarak kullanılmaktadır. Lavanta özü akne, egzama gibi cilt rahatsızlıklarının tedavisinde tarih boyunca kullanılmış. Eski Mısır mumyalama işleminde kullanılan bitki Hindistan ve Tibet’te psikolojik sorunların tedavisinde kullanılmış.

Lavanta Yan Etkileri

Lavanta gibi sağlığa faydaları kabul görmüş ancak kullanımı ve etkisi hakkında yeterli bilimsel çalışma bulunmayan bitkileri tüketirken genel sağlık koşullarınızı göz önüne almalı ve kullanım miktarını iyi belirlemelisiniz. Bu tip alternatif tedavi yöntemlerini kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışmak en doğru yol olacaktır.

Lavanta bazı insanlarda alerjik reaksiyona neden olabilir. Bulantı, kusma, baş ağrısı ve titreme gibi yan etkilere rastlanabilir. Cilt üzerinde topikal olarak kullanıldığında ciltte kızarıklıklara ve tahrişe neden olabilir.

Ağız yoluyla alındığında kabızlık, baş ağrısı ve iştah artışı gibi yan etkiler görülebilmektedir. Hamile ve emzirme dönemindeki kadınların lavanta çayı içmesi tavsiye edilmez.

Lavanta kullanımının modern ilaçlarla etkileşimi konusunda henüz bir araştırma bulunmamasına karşın yatıştırıcı etkisi olduğu bilinen lavantanın anti depresan ilaçların etkisini arttıracağı yönünde görüşler bulunmaktadır. Depresyon tedavisinde kullanılan ve kaygı giderici ilaçlar olan lorazepam (Ativan), diazepam (Valium) ve alprazolam (Xanax) ile birlikte kullanılması önerilmez.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ardıç Yağı Mucize Gibi

149310_10151353955170340_1169989764_n[1]

Ardıç Yağı Mucize Gibi…

Sifali bitkilerin bazilari ucucu yag adi verilen ve etki gucu
oldukca yuksek yaglar ihtiva ederler. Ardic yagi, kekik yagi, gul yagi gibi. Bu yaglar, cok miktarda bitkinin islenmesiyle az miktarda elde edilirler. Oldukca yogun bir icerige sahip bu yaglari mutlaka dozajina uygun kullanmak gerekir. Onlardan biri de ardic yagi. Pek cok insanin daha once adini bile duymadigi, ama kullanip etkisini gordukten sonra, vazgecilmezi haline gelen ardic yagi, bir cok insanin hayatinda kucumsenemeyecek degisIkliklere yol acti. Onlarin hayatini cok olumlu etkiledi. Pek cok insana sifa kaynagi oldu. Onu taniyip kullandiginizda, gercekten de ne kadar mucizevi bir yagı oldugunu sizin de onaylayacaginiza eminim. Simdiye kadar pek cok bitkiyi tavsiye ederken, uzun sureli kullanimin sart oldugunu belirttik. Ama ardic yagini uzun sureli kullanamiyoruz. 4-6 haftalik bir kullanimdan sonra mutlaka birkac haftalik bir ara vermek gerekiyor. Ardic yagi bobrek hastalarinda ve hamilelerde kullanilmaz.
Dahilen alimlarda kesinlikle belirtilen miktarin uzerine cikilmaz. Haricen kullanimlarda ise sure ve doz kisitlamasi soz konusu degil. Bakin ardic yagi hangi hastaliklarda bize yardimci oluyor:
KANI TEMIZLER…
Ardic yagi kani temizler, kandaki zehirli maddeleri disari atar. Kan yoluyla olusan hastaliklara da engel olur. Ayrica kansizliga iyi gelir.vucuttaki toksinleri temizledigi, iltihaplari soktugu, tikanikliklari acip temizledigi icin arindirici bitkisel kurlerde yer almaktadir.
GRIP ARTIK SORUN DEGIL…
Hic unutmam, bundan 5-6 yil kadar once misafirlerim vardi ve onlardan bir tanesi
oldukca rahatsiz gorunuyordu. Arkadasimin bu hasta hali beni rahatsiz etti.
Konusurken aile boyu griplerinin cok agir gectigini, en az 10 igne kullanmadan kendilerine gelemediklerini anlatti. Hemen orada ona , ardic yagi damlatilmis bir kesme seker ikram ettim. Arkadasim etkisini hissetmis olacak, giderken bana ardic yagiyla ilgili sorular sormaya basladi. Sonra ardic yagi temin edip kullanmis ve hastaligini kolayca tedavi etmeyi basarmis. O gunden sonra ne zaman karsilassak, ardic yagi sayesinde ignelerden kurtuldugunu soyler, kendisini ardic yagiyla tanistirdigim icin tesekkur eder. Ardic yaginin grip ve soguk alginligindaki etkisi gercekten de denemeye deger. Hele bir de soguk alginligina yatkinsaniz, gripleriniz cok agir geciyorsa, ne kullanirsaniz kullanin fayda vermiyorsa en kisa zamanda onunla tanismalisiniz. Onu kullanip, etkisini gordugunuzde bana hak vereceginize
eminim. Bugune kadar pek cok insan onunla sifayi yakaladi, ona alisti, onu evinin bir numarali ilaci yapti. Ailemizde de en sIk basvurdugumuz ilaclardan birisidirARDIC YAGI.
Vucudumuzda azicik bir kirginlik hissettigimizde, hemen ardic yagi kullanmaya baslariz. Onunla grip cogu zaman baslayamadan biter. Bazen de baslar, ama etrafimizdaki insanlardan cok daha kisa surede ve hafif atlatiriz. Ustelik hicbir kimyasal ilac kullanmadan. Ardic yagini dozajini dusurerek cocuklarimiza da veriyoruz. Kisa surede etkisini goruyor, antibiyotiklere muhtac olmamanin huzurunu
yasiyoruz. ARDIC YAGI ayrica vucut atesini de dusuruyor, soguk alginliginda cok ihtiyac duydugumuz terlemeyi saglayarak, vucuttan toksin atilmasini temin ediyor.
SINUZITE ARDIC YAGI…
Sinuzit zor bir hastaliktir. Ozellikle de kis aylarinda. Sinuzit sogugu hic sevmez ve en ufak bir usutmede kendini gosterir. Burun tikanikligiyla birlikte gorulen bas agrilari dayanilmaz olabilir. Tikanik burnunuzu acmayi cogu zaman basaramazsiniz.
Iste bu durumda ARDIC YAGI buyuk yardimci. Burundan teneffus edildiginde tikali burnu aciyor, sinusleri bosaltiyor, iltihabi sokuyor. Sinuslerin bosalmasiyla buyuk
rahatlama saglandigi gibi, buna bagli bas agrilari da sona eriyor. Sinuzit tedavisinde ardic yagi burundan teneffus edilerek uygulanir. Bunun yaninda dahilen almak da, iltihap sokulmesine yardim edeceginden etkiyi artirir.
ROMATIZMA, ARTRIT VE GUTTA…
Bu uc hastalikta ardic yagi vucuttaki fazla suyu atarak, rahatlamaya sebep olur.
Eklem ve kas agrilarini yatistirir, hareket kabiliyetini artirir. Dahilen kullanimin yani sira, agrili bolgelere zeytinyagiyla 1/10 oraninda karistirilarak masaj yapilmasi buyuk fayda saglar. Ardic yagiyla yapilan masajlar carpma, burkulma, ezilme gibi durumlarda da etkilidir.
SELULIT PROBLEMINIZ MI VAR…
Bitkisel yaglar kullanilarak tedavi yapilan aromaterapide, ardic yagi selulitte basariyla kullanilmaktadir. Sizler de eger selulitlerinizden kurtulmak istiyorsaniz, ardic yagiyla duzenli masajlar yapabilirsiniz.
OKSURUK, BRONSIT, ANJIN VE BOGAZ ILTIHABINDA…
Butun bu hastaliklarda ardic yagi kisa surede etkisini gosterir, buyuk rahatlama saglar. Dozajina dikkat etmek ve uzun sure kullanmamak sartiyla cocuklariniza da
rahatlikla ardic yagi verebilirsiniz. Ayrica inatci oksuruklerde ardic meyvesinin kaynatilmasiyla yada kaynayan suya biraz ardic yagi katilmasiyla uygulanacak buhar teneffusunun de cok faydali oldugunu, kendi deneyimlerime dayanarak belirtmek istiyorum.
IDRAR SOKTURUCU…
Ardic yagi idrar sokturucu ozelligiyle bilinir. O, idrar soktururken, vucutta birikmis olan suyu da atar. Hastalik sonrasi nekahet doneminin kolay atlatilmasini saglar.
ADET SANCILARINA FAYDALI…
Ardic yagi adet sancilarini dindirir. Adet sokturur. Rahimdeki iltihaplari temizler, beyaz akintilara da iyi gelir.
SEKER HASTASIYSANIZ…
Seker hastalari da zaman zaman ardic yagindan faydalanabilirler. Ardic yagi pankreasi olumlu etkiler. Kandaki seker miktarini dusurur. Bedende genel bir iyilesme saglar. Seker hastasi bir yakinimiz var. Seker hastaligiyla alakali mi bilinmiyor ama, vucudunun cesitli yerlerinde yara benzeri olusumlar meydana geliyormus. Doktorlar bunun ne sebebini, ne de caresini bulabilmisler.
Inanamayacaksiniz ama bu rahatsizliga ardic yagi care oldu. Tavsiyemiz uzerine ardic yagi kullanmaya basladi.Bize bildirdigine gore, ardic yagi kullandiginda yaralar
kayboluyor, biraktiginda ise tekrar cikiyormus. Sebebi ve caresi bilinmeyen bir hastalikta, elde edilen bu etki, sizce de ardic yaginin buyuk bir basarisi degil mi?
HAZIMSIZLIK VE GAZ PROBLEMINE…
Ardic yagi sindirimi uyarir, hazmi kolaylastirir, mide ve bagirsak gazlarini izale eder. Ardic yagini kullanan bir cok kisiden gaz problemlerine care oldugunu bizzat isittim. Midesinde surekli sislik, dolgunluk hissedenlere de ardic yagi faydali olacaktir. Ardic yagi ayrica agiz kokusunu da, izale eder.
MESANE ILTIHAPLARINDA…
Ardic yagi bobrek rahatsizliklarinda kullanilmaz, ama soz konusu olan mesane ve idrar yollari enfeksiyonuysa cok iyi bir antiseptiktir. Idrar yollarini temizler, iltihabi soker atar.
CILT HASTALIKLARINIZA CARE OLABILIR…
Antiseptik oldugu icin haricen kullanimla bir cok deri hastaliginda faydasi gorulecektir. Kasinti, egzama mantar hatta sedef benzeri rahatsizliklar icin onu deneyebilir

KULLANIM SEKILLERI
1- DAHILEN:
Kesme seker uzerine 5-6 damla ardic yagi damlatilip, dil uzerine konularak yavas
yavas emilir. Ya da ayni miktardaki ardic yagi az bir su uzerine damlatilarak
icilir. ( gunde 3 defa)
2- BURUNDAN: 2 kucuk pamuga 4-5 damla damlatilir ve 2 burun deligine konulur. Nefes
alirken pamuktan suzulen hava 15-20 dakika teneffus edilir. Gunde bir veya iki defa yapilabilir.
3- HARICEN:
Romatizmal hastaliklarda, agriyan yerlere zeytinyagiyla 1/10 oraninda karistirilarak
elde edilen karisim ilgili bolgeye masaj yapılarak sürülebilinirBasur sorunu olanlarda,memelerin üzerine sürülürse iyi gelir.

İnternet ten
hastaliklarda, agriyan yerlere zeytinyagiyla 1/10 oraninda karistirilarak
elde edilen karisim ilgili bolgeye surulerek masaj yapilir. Cilt hastaliklarinda ve
selulitte ise dogrudan kullanilir
Basur sorunu yaşayanlarda memelerin üzerine sürüldüğünde fayda görür

Canan Ulay

sağlıkla kal facebook sayfası Fatoş Pabuççu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »