B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNDE NELER OLUR?

Vitamin-B12-Cobalamin-Importance-for-Your-Body[1]

Son yıllarda çevremizde çok duyulan “B12 vitamini eksikliği”nin temelinde
beslenme şekli, sindirim sisteminde bozukluklar, stres faktörleri ve buna ek olarak diğer sebepler yatmakta.
Tek yönlü beslenen kişilerde de görülmektedir.
Eksiklik yaşanan ağır stres durumunda da rastlanır.
Belli özel dönemlerde gıda yoluyla alınan B12 vitaminine oranla,
beden tarafından kullanımı arasında farktan dolayı da
eksiklik belirtileri yaşanabilir.

B 12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ RİSKİ TAŞIYAN GRUPLAR

Bazı durumlarda ve bazı gruplarda B12 vitamini eksikliğinin oluşma ihtimali daha yüksektir:

1. B12 gıda tüketimi eksikliği

– Veganlar
– Vejetaryanlar
– Tek yanlı beslenenler

2. Aşırı B12 İhtiyacı

– Hamile ve emzikli kadınlar
– Kriz dönemleri
– Stres durumu
– HIV-Enfeksoyonu

3. B12 emilim bozuklukları

– İleri yaştaki kişiler
– Mide ve bağırsak alanında iltihaplamalar ve ve bozukluklar
– Gastrit
– Morbus Crohn
– Helicobacter pylori enfeksiyonu
– Alkoliker
– Çok sayıda ilaç kullanımı
– Sigara kullanımı
– Tenya
– Karaciğer ve pankreas hasarları
– V.b.

B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNDE OLASI BELİRTİLERDEN BİR SEÇME

• Depresyon
• Performans düşüklüğü
• Baş ağrısı
• Uyku bozukluğu
• Sinirlilik hali
• İştahsızlık
• Saç dökülmesi
• Müdigkeit
• Hafıza bozukluğu
• Konsantrasyon düşüklüğü
• Unutkanlık
• Soluk cilt
• Ağız kenarları yarası
• Karın ağrısı
• Hassasiyet
• Güçsüzlük
• Kilo kaybı
• Baş dönmesi
• Dil yanması
• Sağırlık hissi
• El ve ayak uyuşması
• Kas zayıflığı
• Koku ve tad alma yetisi kaybı
• İktidarsızlık
• Tekrarlayan düşükler

Vitamin B12 eksikliğinin tedavisi sebebe yönelik yapılmalı

B12 vitamini ve demir eksikliğinin de aft oluşumuna önemli bir katkısı var.
Yine Alerjisi ve cilt sorunları olan insanlarda da B12 eksikliği olabilir.

B12 Kefirde bol miktarda bulunur.

Deniz Ürünleri: Balık yumurtası en çok B12 vitamini içeren gıdalar arasındadır. 50 gram balık yumurtası günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık 5 katını karşılar. Ülkemiz mutfağında pek popüler olmayan, ancak B12 bakımından zengin bir diğer deniz ürünü ise ahtapottur. 15 gram ahtapot günlük B12 ihtiyacının tamamını karşılamaya yeter. Yüksek miktarda protein ve esansiyel yağ asitleri içeren uskumru, somon, sardalya ve ton balıkları aynı zamanda iyi birer B12 vitamini kaynağıdır. 100 gram uskumru günlük B12 ihtiyacının 3 katını, aynı miktarda somon yine 3 katını, ton balığı yaklaşık 2 katını, sardalya 1.5 katını karşılar. B12 bulunan diğer deniz ürünleri ise istiridye ve midyedir.

Et: Sırasıyla; kuzu ciğeri, sığır ciğeri, dana ciğeri, hindi ciğeri, ördek ciğeri ve kaz ciğeri B12 vitamini bakımından en zengin et ürünleridir. Bunlar dışında sığır eti veya dana kıyma da hem B12 hem de protein, çinko ve demir bakımından oldukça zengindir. 100 gram kuzu eti günlük B12 ihtiyacının yarısından fazlasını karşılar.

Yumurta ve Peynir: Yüksek kolesterollü olması bir yana peynir çeşitleri B2 (riboflavin), protein ve kalsiyum içerir.

Peynir çeşitlerinde bulunan B12 vitamini miktarı peynir tipine göre farklılıklar gösterebilir. Örnek olarak 100 gram beyaz peynir günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık olarak 1/3’ünü karşılar. 1 adet yumurta sarısı ise günlük ihtiyacın %6’sını karşılar.

B12 Vitamini Bulunan Diğer Besinler

Takviye edilmiş kahvaltılık gevrekler

Yağsız yoğurt

Yağsız süt

Tam yağlı süt

Tam yağlı yoğurt

Tavuk

Takviye edilmiş tofu

Karides

Geyik eti

Deniz yosunu

Maya

Takviye edilmiş soya sütü

Sakatat –

Kaynak: Murat Kınıkoğlu-iyi gelen yiyecekler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KARACİĞER KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN BUNLARA DİKKAT

12122526_10153685125609169_1777723586113120839_n[1]

Usta oyuncu Levent Kırca’nın karaciğer kanserinden hayatını kaybetmesi üzerine gözler bir kez daha hastalığa çevrildi. Karaciğerin vücudun en büyük organı olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek, bir fabrika gibi çok yoğun çalışan karaciğerin kendi kendini yenileme yeteneği yüksek bir organ olduğunu belirtti.

Karaciğer sağlığını korumak için yapılması gereken püf noktalara değinen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek karaciğerin görevlerini, “Bir yandan ağızdan alınan tüm yiyecek ve içeceklerin, diğer yandan hemen hemen tüm ilaç ve besin takviyelerinin sindirilmesi, vücuda yararlı hale getirilmesi, kullanılmayan ve vücuda zarar verebilecek şekle dönüşen kısımlarının zararsız hale getirilerek vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar” şeklinde özetledi.

Hepatit B ve C gibi tedavi edilmez ise karaciğer yetersizliğine yol açabilecek virüslere karşı korunmanın önemine değinin Şimşek, hepatitten korunma konusunda yapılması gerekenleri şöyle aktardı:

“Özellikle hepatit B ve C virüslerine bağlı kronik hepatit veya sirozu olan hastalarda karaciğer kanseri gelişme riski artmaktadır. Karaciğer kanserinin Batı ülkelerinde en sık nedenlerinden biri hepatit C virüsüne bağlı siroz iken, Asya ülkelerinde karaciğer kanserinin en sık nedeni hepatit B virüsüne bağlı karaciğer hastalığıdır. Hepatit B aşılaması bu nedenle çok önemli bir adımdır. Hepatit C virüsü için henüz bir koruyucu aşısı bulunmaması nedeniyle aşılama ile korunmak mümkün olmamaktadır. Bulaşmayı önlemek için kişisel hijyen kurallarına çok dikkat edilmelidir. Hepatit B ve C virüslerinin bulaşmasına yol açabilecek korunmasız cinsel temastan kaçınılmalıdır. Steril olmayan malzeme kullanılarak yapılan tıbbi girişimler (diş tedavileri, anjiyografi, jinekolojik muayeneler vb.) dövme-tatoo, manikür-pedikür gibi uygulamalarda tek kullanımlık malzeme kullanılmasına özen gösterilmelidir.”

KARACİĞER KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN…

Doç. Dr. Binnur Şimşek karaciğeri kanserden korumada etkili olabilecek bazı noktaları ise şöyle sıraladı:

• Obezite ve kontrolsüz diyabet hastalığı önemli etken: Karaciğer yağlanmasına yol açmaktadır. Bu yağlanma öncelikle basit yağlanma şeklinde başlayıp, sonrasında yağlı hepatit denilen karaciğer iltihabına yol açabilmektedir. Yıllar sonrasında da yağlı hepatit siroza dönüşebilir. Hepatit virüslerine bağlı karaciğer sirozuna benzer biçimde yağlı karaciğer hastalığına bağlı siroz zemininde de karaciğer kanseri gelişebilmektedir. Sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve kilo kontrolü ile karaciğer yağlanması önlenebilir. Bu nedenle yağlı ve karbonhidratlı gıdaların tüketimi sınırlanmalı, sebze-meyve tüketimi arttırılmalı, hazır gıda tüketimi en aza indirilmelidir.

• Düzenli egzersiz yapın: Kas gücünün korunması ve arttırılması, eklem ve kas esnekliğinin kazanılması, denge ve koordinasyonun güçlendirilmesi için mutlaka düzenli egzersiz yapılmalıdır. Bireysel sağlığı koruyan en önemli aktivitelerden biri egzersiz yapmaktır. Egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonu, stresin azalmasını ve kendinizi mutlu hissetmenizi sağlar. Bu nedenle haftada 3-4 gün, en az 30 dakika egzersiz yapın.

• Alkol kullanımı sınırlanmalı: Eşlik eden karaciğer hastalığı olan bireyler hiç alkol almamalıdır. Alkol hem yağlı karaciğer hastalığına, hem alkolik hepatit ve siroza yol açabilmektedir.

• Doktor önerisi olmadan ’gelişigüzel’ ilaç kullanılmamalı: Pek çok ilaç veya bitkisel ürünün karaciğer için zararlı etkileri olabilmektedir. Hangi ilaç veya ürünün karaciğer hasarına sebep olabileceğini önceden mutlak biçimde tahmin etmek her zaman mümkün olmamaktadır. Özellikle bazı grup antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar, aktarlarda satılan bitkisel ürünler ve mantar zehirlenmesi; karaciğerde hasara yol açabilmekte ve karaciğer yetersizliği tablosuna sebep olarak acilen karaciğer nakli yapılamazsa, ölüme yol açabilmektedirler.

kaynak: Birgül Filiz Aytar- Bilim Dünyası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pozitif Enerji Çeken 10 Bitki

bitkipozitif[1]

Aloe vera büyürken iyi şans getirir. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir.

Bitkiler uzun zamandır evde, ofiste ve daha bir çok mekanda dekorasyon için kullanılıyor. Ayrıca taze kokuları ve doğal dokunuşları dolayısıyla da kullanılırlar. Bunların yanı sıra pozitif enerjinin akışını desteklediklerine ve negatif enerjileri önlediklerine inanılır.

Uzmanlara göre belli başlı bitkiler pozitif enerji sağlar ve günlük olarak -diğerlerine göre- iyi hissetmemize yardımcı olurlar. Unutmayınız bunlar canlı bitkiler olmalı, saksılarda tutulmalı ve bunlara özel ilgi göstermeliyiz. Bu anlayışla devam ederek pozitif enerji çeken 10 bitki hakkındaki makalemizi okuyun. 

Kaktüs

Kaktüsler çok güzeldir ve ev ile ofislere çok özel bir dekoratif etki yaratırlar. Bu bitki ilgi ister ve kıskançlık, davetsiz misafirler, kötü insanlar ve ikiyüzlüleri uzaklaştırıp ev aletlerinden gelen kötü elektromanyetik enerjileri emerler.

Kıvırcık nane

nane

Bir çok tıbbi özellik taşımasının yanı sıra, kıvırcık nane aynı zamanda kötü şans ve kıskançlığa karşı koruma sağlar. Kıvırcık nane aynı zamanda refahınız için iyidir ve bazı insanlar bunun ekonomik refahı da etkilediğine inanırlar.

Bambu

Bambu ev dekorasyonu için moda haline geldi, aynı zamanda oturma odalarına sofistike bir dokunuş için yerleştiriliyor. Ama aynı zamanda pozitif enerji çektikleri için de popüler oldu. Bambunun büyüme ve suyu bütünleştirdiği, saflık, transparanlık ve yaşam sunduğu söyleniyor. Bu bitkiyi evde bulundurmak rahatlık ile sakinlik getirirken kıskançlığı kovuyor. 

Yasemin

yasemin

Yasemin çiftlerin bitkisi olarak da bilinir, çünkü ilişkiye ruhsal anlamda yarar sağlar. Ayrıca bu bitkiyi yatak odasında veya eşiniz/partnerinizle en çok vakit geçirdiğiniz yerde bulundurun, çünkü ilişkinizi güçlendirecek ve romantikliği arttıracak pozitif enerjiyi arttırıyor.

Biberiye

Biberiye antik çağlardan beri tıbbi ve şifalı özellikleri sayesinde kullanılmaktadır. Ruhani derecede bu bitki ciddi anlamda sevgi ve mutluluk getirmesiyle bilinmektedir. Evde taze biberiye bulundurmanın yanı sıra, giysileriniz arasında veya evin diğer yerlerinde bir kaç dal biberiye bulundurabilirsiniz.

Nane

naneler

Nane bir çok tıbbi özellik taşır ve bundan her zaman yararlanabiliriz. Bu bitkiyi evde bulundurmak sağlığınız için çok iyidir, ama aynı zamanda her yerde pozitif titreşimler oluşturmasıyla bilinir. Nanenin negatif titreşimleri uzaklaştırdığı ve uykusuzluğa iyi geldiği söylenir. Ayrıca bu bitki evde iletişimin artmasına yardımcı olur.

Dağ kekiği

Dağ kekiği antik çağlardan beri havadaki olumsuz titreşimleri kovmak için kullanılır. Bu bitki temizleyicidir ve negatif enerji ile savaşır, kabuslara karşı koruma sağlar ve özgüveni geliştirir. Evinizde dağ kekiği bulundurmanız eviniz ve evde yaşayanlar için koruma sağlar.

Kasımpatı

Kasımpatı güzelliği ve evlere refah getirmesiyle bilinmektedir. Bu bitki mutluluk ve iyi hissetmeyi destekler, bu yüzden sürekli gerginlik veya tartışmanın olduğu yerlerde bulundurmayı öneriyoruz. Kasımpatılar rahatlık dolu bir yaşam getirir.

Okaliptüs

okaliptus

Bu bitki genelde kıskanç ve kötü niyetli insanlarla gelen kötü titreşimlerle savaşma ve onları kovma özelliğine sahiptir. Bu yüzden iş yerlerinde ve ofislerde bulundurulması önerilir, çünkü bu bitki bolluk ve refah sağlar. Ayrıca ideal bir uyku için birebirdir ve baskılı enerji taşıyan yerleri özgürleştirir.

Aloe Vera

Bu bitki kötü şansa ve kıskançlığa karşı işe yarar ve kötü titreşimlere karşı savaşmak için en güçlü bitkilerden biri olduğu söylenir. Aynı zamanda evin neresinde olursa olsun refahlık ve pozitif enerji sağlar. Bir çok insan aloe vera bitkisinin iyi şans getirdiği için hayati önemi olduğuna inanır. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir.

kaynak: Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

D Vitamini Eksikliği Sizi Nasıl Etkiler?

Vitamin-D1[1]

Bu makalede, D vitamini eksikliğinden ve sonuçlarından bahsedeceğiz. D vitamini veya  kalsiferol, dişlerin ve kemiklerin doğru şekilde oluşmasına yardımcı olur. Ayrıca eklemlerinizin ve sinir sisteminizim normal çalışmalarını devam ettirebilmeleri için de yararlıdır.

Diğer Yararları

Kalsiyum ve fosfor emilimi de bu vitaminin yararlı etkilerine dahildir. Kasla ve kalple ilgili olan vücut faaliyetleri, hormon üretimi için gereklidir. Ayrıca, uyumanıza yardımcı olur ve sinirlilik halinin önüne geçer.

Küçük bağırsaktaki proteinlerin uygun şekilde emilimine de yardımcı olur. Güneşe çıkmak vücudunuzun deri altında D vitamini üretmesine ve onu işlemesine yardımcı olur; ama yine de, güneşte çok fazla zaman geçirmemek gerektiğini aklınızda tutmanız önemli (her şeyin fazlası zarar).

 D vitaminini besin veya takviye yolu ile de alabilirsiniz. Ama tavsiye edilen günlük dozajın dışına çıkmamaya dikkat etmelisiniz çünkü amaç; bu vitaminden dengeli ve sağlıklı miktarda almaktır- ne eksik ne fazla.

somon2

Bu vitamini aşağıdakiler gibi besinlerde bulabilirsiniz:

  • balık
  • süt
  • tereyağı
  • yumurta sarısı
  • ton balığı
  • sardalya
  • karaciğer
  • tahıl
  • peynir

Bu vitamin, vücudunuzda kaynak olarak depolanır. K vitamini de aynı şekildedir. K vitamini de kan pıhtılaşması için gereklidir ve bu ikisi vücudunuzun üretebildiği vitaminlerdir. Diğerlerini ancak yediğiniz besinler ya da doktorunuz tarafından tavsiye edilen takviyelerle elde edebilirsiniz.

K vitaminini yeşil yapraklı bitkiler; brokoli,  karnıbahar, lahana, balık, karaciğer, kıyma, tahıl ve yumurtadan elde edebilirsiniz.

Bu Vitaminin Eksikliği Aşağıdaki Bozukluklara ve Hastalıklara Sebep Olur

  • Küçük çocuklarda kemik biçimsizliği
  • Dişte çürükler
  • Raşitizm: çocuklarda zayıf kemik üretimi
  • Kemik erimesi: kemikleri zayıflatır, kişinin kırık ve çatlaklara karşı olan savunmasını azaltır.
  • Göğüs kanseri
  • Kolon kanseri
  • Bağırsak iltihaplanması

D Vitamini Eksikiliğinin Belirtileri

uykusuzluk

Ağızda çürüklerin ve yaraların belirmesi, görme problemleri, uyku bozukluğu, şişmiş eklemler vb.

Bu vitaminde aşırıya kaçmak ishal, kusma, böbreklerde, kalpte ve karaciğerde hasar, iştah eksikliği gibi sorunlara yol açabilir.

Belli vitaminlerin eksikliği bu denli ağır sonuçlara yol açabildiğinden sağlıklı ve çok çeşitli bir beslenme alışkanlığına sahip olmak önemlidir. Tek tip besin besin yerine bir çok besine dayalı bir beslenme alışkanlığı vücudunuzun her birinden ayrı ayrı faydalanmasını sağlayacaktır ve böylece vücudunuz her parçasının normal işlevlerini devam ettirerek bir sinerji içinde çalışabilir.

 Vitamin-D1[1]

Vitaminler, vücudunuzun düzgün bir şekilde çalışabilmesi için son derece önemlidirler. Vitamin eksikliği ya da kıtlığı sağlığınızla ilgili bazı sorunlara veya değişikliklere sebep olabilir.

Bir diyetisyene danışmak önemlidir. Vücudunuzun bir başkasıyla aynı özelliklere sahip olmadığını ve herkesin farklı miktarda besine ihtiyacı olduğunu unutmayın. Her birimiz farklıyız ve kendimize özgü diyetlere ihtiyacımız var.

Yukarıda bahsedilen hastalıklar oldukça ciddi hastalıklardır. Çok geç olana kadar beklemeyin. Daha sağlıklı olmayı seçerek bugünden başlayın. Eğer küçük çocuklarınız varsa, onları çeşitli ve sağlıklı beslenme konusunda destekleyin. Her istediklerini ya da en basit şeyleri yiyemezler çünkü yeterince büyük değiller.

Kendinizin ve sevdiklerinizin sağlığına bugün yatırım yapmaya başlayın. Vücudunuz bunu sağlıklı ve dirençli olarak ödüllendirecektir ve böylece zamanın zararlı kötüleştirme etkilerinden kurtulabilirsiniz.

Önemli…

Her zaman bu alanda yıllarca çalışmış bir profesyonele danışın. Sizi için daha sonra kötü etkilere yol açabilecek kanıtlanmamış tavsiyelere kulak asmayın.

Bilinmelidir ki; vitamin takviyeleri sadece gerçek eksiklik durumlarında tüketilmeli. Fazlasının da tavsiye edilmediğini ve vücudunuza zarar verdiğini aklınızda bulundurun.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağırsakları Temizlemenin Doğal Yolları

cleanse-intestines-tr[1]

Bağırsaklar, içlerinde vücudun tüm fonksiyonlarını etkileyebilecek kadar zararlı atık bulundurabilirler. Kolon olarak da bilinen bağırsaklar, düzgün şekilde temizlenmediklerinde, sağlık sorunlarına sebep olabilirler. Bu nedenle bağırsakları temizlemek, sağlık için çok önemlidir. Vücutta ve bağırsaklarda toksinlerin birikmesine neden olan unsurları öğrenip, bu birikmeyi engellemek, sizi bir çok açıdan daha sağlıklı bir birey haline getirecektir.

Bağırsak Temizliği ile İle İlgili Bilmeniz Gerekenler

Eğer hafif kabızlıktan şikayetçiyseniz ve bağırsaklarınızı temizleyip rahatlatmak istiyorsanız, boşaltımı kolaylaştırmak ve karnınızı yumuşatmak için, bol lif içeren yiyeceklerle beslenmeye özen göstermeniz yeterlidir. Ancak bu yöntemin, bağırsak duvarlarına çok önceden takılıp kalmış eski atıkları sökmesi çok zordur. 5 gündür kabızlık çeken ortalama bir birey, vücudunda 15 çeşitten fazla öğünün atıklarını taşıyor demektir.

Bağırsak temizliği tüm vücut için çok yararlıdır çünkü bu temizlik, parazitlerden çok zaman önce tüketilmiş bir gıdanın atıklarına kadar vücut için gerekli olmayan ve bağırsakları tıkayabilecek her şeyi temizler. İyi bir kolon temizliği ve uygun bir diyet, bağırsakları tertemiz yapar. Bu; vücudu ve iç organları iyileştirmekle kalmaz; daha huzurlu hissetmeye, daha rahat uyuyup daha kolay nefes almaya yardımcı olur, ağız ve ter kokusunu önler ve sivilcelerin azalmasına yardımcı olur. Kolon temizliğinin, abdominal ve karaciğer bezlerini, özellikle de pankreası uyarıcı bir etkisi de vardır. Bağırsak temizliği, besinlerin daha iyi emilip özümsenmesini sağlar.

Intestines tr

Kolon temizliği ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktalardan en önemlisi, müshil türü ilaçları kullanmamaktır. Müshil ve müshil yerine geçen maddeler, içlerinde çok fazla toksin barındırırlar ve vücuda, yenilen yemekten daha fazla zarar verirler. Müshil almak yerine yapabileceğiniz en iyi şey, sindirime doğal yoldan yardımcı olan yiyecekleri yemek ve lavaj ve enema gibi yollarla bağırsakları temizlemektir. Kabızlık sorununuzu müshil ilacı almak yerine bu yollarla çözmeyi deneyin.

Kolonları temizlerken başka önemli bir nokta ise, bu gibi dışardan çözümlere bağımlı olmamaya dikkat etmektir. Bağırsak temizlemek ve boşaltım yapmak için sürekli uygulanan herhangi bir yöntem, sonunda vücutta karşı etkiye neden olacaktır. Bir hafta boyunca aşırı ve sağlıksız beslenip, haftada bir kez kolon temizliği yapmak da iyi bir fikir değildir, çünkü vücudun doğal ve en sağlıklı hali, her şeyin dengeli miktarda ve vücudun kendi sisteminde çözümlenmesidir.

Kolon temizliği için, yukarıdaki teknikleri kullanmak yerine, vücudu temizleyici yiyecekler de tüketebilirsiniz. Aşağıda bu yiyeceklerden bahsedeceğiz.

Bağırsakları Temizlemek İçin Vejetaryen Tarifler

Bu yazıda vereceğimiz besinler ve tarifler, bağırsaklarınızı ve sindirim sisteminizi, etkili ve kolay bir şekilde temizlemeye yardımcı olacaktır. Bunun için her şeyden önce beslenme şeklinize dikkat etmeniz gerekmektedir. Günlük öğünlerinizi mevsimlik meyve, sebze, baklagil ve kuruyemiş ağırlıklı yemeyi ihmal etmeyin. Bu yiyeceklerle beslendiğinizde, bağırsaklarınız temizlenecek ve bu da dolaylı yoldan, böbrek ve karaciğerinizin temizlenmesine yardımcı olacaktır. Bu değişiklikler, genel sağlığınızı da düzeltecek ve iç organlarınızın daha iyi çalışmasına katkıda bulunacaktır.

Kolonu temizleyen pratik bir içecek için; iki portakal, 7 adet çilek, çekirdekleri çıkarılmış 3 şeftaliyi küçük küçük kesin. Bu karışım, bağırsaklarınızı temizlemenin yanı sıra solunumunuzu kolaylaştırmaya da yardımcı olur. Depresyona iyi geldiği de kanıtlanmıştır. Bu karışım için bütün malzemeleri beraber blendırdan geçirmeniz yeterlidir. Hazırladığınız bu meyve suyunu kahvaltıdan önce, bekletmeden için. 9 gün boyunca aralıksız için. İçtikten bir saat sonra normal kahvaltınızı yapabilirsiniz.

Intestines-2 tr

Bazı baharatlar ve bitkiler de kolonları temizlemeye yardımcı olur. Aşağıda, bunlardan birkaçından bahsedeceğiz.

  • Kutsal Kabuk (cascara sagrada) adı verilen bitki aslında bir türk ağaç kabuğudur. İspanyollar bu bitkiyi kullanmayı, 16 yüzyılda Kuzey aborjinlerden öğrenmişlerdir. Kolonun kasılma hareketini tetikleyen antrakinon isimli bir madde içeren bu bitki sayesinde vücut tuvalete çıkma hareketini taklit eder. Eğer hassas bir sindirim sistemine sahipseniz, bu kabuğu kullanarak, bağırsaklarınızda kalan fazla atıkların atılmasını kolaylaştırabilirsiniz.
  • Karnıyarık Otu (plantago ovata): Iran ve Hindistanda yetişen bir bitkinin kabuklarının ezilmesiyle elde edilen bu baharat, alternatif tıpta da kullanılmaktadır. İçerdiği yüksek oranda lif sayesinde bağırsakları temizlemeye yardımcı olur. Bitkinin demlenmesiyle ortaya çıkan jelimsi yapı, bağırsak duvarlarına yapışarak toksinleri süpür ve böylece de kolonu temiz tutmaya yardımcı olur.

Intestines-3 tr

  • Hatmi (Althaea Officinalis): Ebegümecigillerden bir bitki olan hatmi, antik Yunan’da da kullanılırdı. İsmindeki Altho Yunanca’da ‘iyileştirmek’ anlamına gelir. Mucilage adı verilen şeker molekülleri içeren bu bitki, kolon duvarını jelimsi bir tabakayla kaplayarak temizler.
  • Kabuk Tarçın: Çin tarçını olarak da bilinen bu bitki, Büyük İskender sayesinde Avrupa’ya gelen ilk bitkidir. Avrupa’dan önce bu bitkiyi, Mısır ve İsrailliler kullanmıştır. Kuzeydoğu Çin’de yağı, kabuğu ve çiçekleri için yetiştirilir ve sindirim sistemi üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Mide ve karın zarı sağlığını korunmasına yardımcı olan kabuk tarçın, dokuların sağlığı için çok önemlidir.

Bağırsakların Temiz Kalması İçin Öneriler

  • Haftada 8 ile 10 porsiyon meyve tüketin ve çok lif içeren, özellikle kırmızı meyveleri seçmeye özen gösterin.
  • Haftada 2 ila 3 kez, tam tahıllı karbonhidratlar tüketin.
  • Kolon temizleyici özelliği olan, yani bol protein ve lif içeren yiyecekler tüketin.
  • Yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durun.
  • Yemeklerinize çekilmiş keten tohumu ekleyin.
  • Her gün egzersiz yapmaya çalışın. En azından günde yarım saat yürüyüş yapın.
  • Günde en az 2 litre su tüketin.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ARTRİT HASTALARININ DİKKATİNE… ARTİTİ ENGELLEMEDE FAYDALI 8 YİYECEK

12118903_697490017048963_6869199600035935701_n[1]

Artrit eklem ağrısı ve eklem iltihabına verilen isimdir. Artritin 100’den fazla tipi ve dolayısıyla farklı nedenleri ve tedavi yöntemleri vardır. Artrit oldukça ağrılı olabilen ve hayat kalitesinin kötüleşmesine yol açabilen bir durumdur. Artrit oluşumunun önlenmesinde diyetin yeri kesin olarak kanıtlanamasa da bazı besin kaynaklarının artrit bulgularının azalmasına faydası olabileceği belirtilmiştir. Yani kısacası diyetini değiştir, ağrını azalt diyebileceğimiz gıdaları aşağıda bulabilirsiniz.

1-Omega 3:

Omega 3 yağ asitlerinin inflamasyonu ve artrite bağlı bulguları azaltmada faydalı olduğu bir çok çalışmada gösterilmiştir. Eklemlerde iltihap oluşumuna neden olan COX-2 enziminin Omega-6 yağ asitlerinde daha fazla oranda olduğu ve omega-6 yağ asitlerinin de fast food türü yiyeceklerde, ayçiçek yağında ve hayvansal etlerde daha çok oranda bulunduğu gösterilmiştir. Omega-3 ise somon, sardalya, uskumru, alabalık, keten tohumunda yoğun olarak bulunur.

Diyetinizde omega-6 yağlarını azaltırken omega-3 yağlarını arttırmak artrit bulgularının oluşmasını yavaşlatacaktır.

2-Brokoli:

Mayo Kliniklerinde 11 yıl boyunca süren bir çalışmada brokoli, karnabahar ve turpgillerin artrit gelişimini önlemede oldukça faydalı olduğu gösterilmiştir.

3-Vitamin D:

Artrit hikayesi olmayan 29.000 kadında yapılan bir çalışmada daha fazla vitamin D alanlarda artrit gelişme riskinin azaldığı gösterilmiştir.

4-Zeytinyağı:

Akdeniz diyeti gibi zeytin yağından zengin diyetlerin artritli hastalarda ağrıyı ve eklem katılıklarını azalttığı gösterilmiştir. Zeytin yağındaki anti-inflamatuar özelliğin oleik asitle ilişkili olduğu ve oleik asitin aynı zamanda antioksidan olan polifenol ve omega-3 yağ asitlerinden zengin olduğu da gösterilmiştir.

5-Zenfecil:

Zencefil binlerce yıldır soğuk algınlığı, migren, yüksek tansiyon ve bulantı gibi durumların tedavisinde kullanılmıştır. Zencefilin artritli hastalarda anti-inflamatuar ve antioksidan özelliği ile etkili olduğu klinik çalışmalar ile gösterilmiştir.

6-Vitamin C:

Yapılan bir çalışmada vitamin C alımının arttırılmasının artrit gelişimini %30 oranında azalttığı gösterilmiştir. C vitaminin doğal yollarla günde 75-90 mg alınması önerilmektedir.

7-Antosiyaninler:

Antosiyaninler kiraz, vişne, çilek, böğürtlen, ahududu gibi meyvelerdeki kırmızı pigmentten sorumlu antioksidanlardır. Antosiyanin içeren gıdaların inflamasyonun azalmasında faydalı olduğu gösterilmiştir.

8-Beta Kriptoksantin:

Beta kriptoksantin karotenoid ailesinden güçlü bir antioksidandır. Beta karoten gibi vücutta A vitaminine dönüşür ve artritin önlenmesinde yardımcıdır. Beta kriptoksantin açısından en zengin besinler dolma biberi, kabak, bal kabağı, mandalina, papaya ve kayısıdır.

Tüm bu bilgiler ışığında diyetinizde meyve ve sebzeleri arttırmanız, balık, fındık, bakliyat ve zeytin yağına ağırlık vermeniz, kırmızı eti, doymuş yağları ve şekeri azaltmanız artrit oluşumunu yavaşlatacak ve artrite bağlı ağrı ve inflamasyonun azalmasını sağlayacaktır.

Kaynak: Ayhan Bekmez

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Uzmanları Şaşırtan Mucize: Trabzon Hurması…

12096610_510244172475533_5582694904260012578_n[1]

Trabzon hurması, yaygın olarak görülen kanserden korunmak için önemli yer tutan bir meyvedir.

Cennet hurması olarak da bilinmektedir. Trabzon hurması, Türkiye’de Kuzey Anadolu, Hatay ve Antalya civarlarında yetiştirilmektedir

Anavatanı uzakdoğu olan Trabzon hurması, bir çok yabancı menşeli meyve türleri gibi Türkiye’de başarı ile yetiştirilmektedir.

Trabzon hurmasının Faydaları :

Trabzon hurması, A vitamini ve karbonhidrat bakımından çok zengindir.Kalp-damar sistemi hastalıklarının tedavisi için şifalı bir meyvedir.

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelir Antioksidanlar bakımından zengin olması sebebiyle günümüzde yaygın olarak görülen kanserden korunmak için önemli bir yeri vardır.

Bu meyve aynı zamanda zayıflığın giderilmesi, kansızlık, vitamin eksikliği ve mide-bağırsak hastalıkları için iyi gelir.

Trabzon hurması yenilmeye devam edildiğinde ishali kesmekte, iştahı açmakta, mideyi kuvvetlendirmekte, safranın hararetini gidermekte, mide gastritini önlemekte, bağırsak iltihabını iyileştirmektedir

Trabzon hurmasının yaprakları kaynatılarak saç ve yüz yıkanırsa cilt ve saç güzelleşmektedir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Böbrek sağlığına iyi gelen sebzeler

böbrek[1]

Beslenme düzeniniz her zaman doğanın sunduğu gücü yansıtmalı ve bedeninize iyi gelmelidir. Böbrekleriniz, her şeyin en iyisini hak eden, yaşam kalitesi için çok önemli organlardır. Beslenme düzeninizde, böbrek fonksiyonlarına iyi gelecek besinlere ve özellikle sebzelere yer vermelisiniz.

Soğanların bedende yağ birikimini önlemenin yanı sıra kan dolaşımına da iyi geldiğini biliyor muydunuz? Ayrıca böbrek fonksiyonlarını da tetikliyorlar.

Sağlıklı olmanın anahtarı sağlıklı ve dengeli beslenmedir. Yağlardan, işlenmiş yiyeceklerden, şeker ve tuz gibi maddelerden uzak durmak, böbreklerinize iyi bakmak için atabileceğiniz ilk adım.

Eğer sağlığınız üzerinde daha iyi bir etkisi olması için beslenme düzeninizi değiştirmeyi düşünüyorsanız; uzmanlar böbreklerinizi arındırıp koruyacak ve performanslarını arttıracak çeşitli yiyeceklere öncelik vermenizi öneriyorlar. Aşağıda organlarınızı tetikleyip en iyi şekilde çalışmalarını sağlayacak bu sebzelere bir kaç örnek vereceğiz:

1- Kuşkonmaz

kuskonmaz

Kuşkonmaz yedikten sonra idrarınızın aldığı ağır koku, bu güçlü sebzenin etkilerinden sadece birisidir. Bu güçlü kokuya kuşkonmazın içindeki, böbrekleri arındırmaya yarayan asparajin neden olur. Böbreklerinizi güçlü ve sağlıklı tutmak için, beslenme düzeninize kuşkonmaz ilave etmek çok iyi bir fikir olabilir. Ayrıca kuşkonmazın içindeki diğer vitamin ve mineraller de sağlığınıza iyi gelecektir. Kuşkonmaz yağ içermez ve bitki proteini açısından çok zengindir. Bol miktarda C vitamini ve lif içeren kuşkonmaz, doğal bir antioksidandır. Hem kim bu kadar lezzetli bir sebzeye hayır diyebilir ki?

2- Kırmızı dolmalık biber

dolmalıkbiber

Canınız kırmızı dolmalık biber mi çekti? İçerdiği potasyum sayesinde bu biberler böbrek dostu birer sebzedir. Dahası kırmızı dolmalık biberler likopen, A, C ve B vitaminleri, folik asit ve lif içerir.

Böbrek dostu bir yemek için biraz ton balığı ve doğranmış kırmızı dolmalık bibere en sevdiğiniz salatayı veya sebze karışımını ekleyin.

3- Lahana

lahana

Bedenimizdeki serbest radikallerle savaşan lahana, brokoli gibi güçlü ve şifalı sebzelerden birisidir. Bu sebzeyi beslenme düzeninize eklemeniz hem böbreklerinize hem de karaciğerinize iyi gelecektir. İçerdiği yüksek K, C ve B6 vitaminleri, lif oranı ve folik asit yüzünden bu sebzeyi kesinlikle gözardı etmemelisiniz.

4-  Karnıbahar

karnibahar

Lahana ile aynı özelliklere sahip karnıbahar böbrek dostu bir beslenme düzeni için çok uygundur. Karnıbaharı patates püresine ekleyebilir; ister çiğ ister pişmiş olarak salatalara ekleyebilir veya sirke ve zeytinyağı ile yiyebilirsiniz. Yüksek oranda C vitamini ve lif içeren bu sebze besleyici olduğu kadar da lezzetlidir. Tabağınızda, folik asit ve lif açısından zengin, böbreklerinizi temizleyip güçlendirecek, karaciğerinizin bedeninizdeki toksinleri atmasına yardımcı olacak harika bir öğün olacak.

5- En iyi doğal ilaç: Sarımsak

sarimsak

En yaygın bilinen ve eski doğal tedavilerden birisi olan sarımsak, enflamasyonu azaltır, enfeksiyonlarla savaşır, arındırır, kolesterolü düşürür ve doğal bir antibiyotiktir. Ayrıca sarımsak bedeninizin ihtiyaç duyduğu antioksidan ve pıhtılaşma önleyiciler de içerir.

Sarımsağı nasıl pişireceğiniz hakkında endişelenmenize gerek yok, kaynatıldığında bile bu özelliklerini kaybetmez. Sarımsağı pilavdan soslara kadar pek çok farklı ve lezzetli yemek hazırlamakta kullanabilirsiniz. Hatta sarımsaksız bir hayat düşünmek çok zordur!

6- Kadim bir dost: Soğan

sogan

Hem yemeklerinize lezzet katacak, hem de bedeninizi arındırmaya yarayacak bir sebze mi arıyorsunuz? Hem bedenimizde doğal olarak bulunan, hem de dışarıdan aldığımız yağ gibi kimyasalları ve toksinleri, bedenimizden atmaya yardımcı kuersetin gibi flavonoidler açısından zengin soğan tam aradığınız sebze! Soğan damarlarımızın yağ tarafından tıkanmasını önler, onları temizler ve kan dolaşımına iyi gelir. Ayrıca anti enflamatuar özelliğinin yanı sıra böbreklerimizi koruyan ve organlarımızın sağlıklı çalışmasına yardımcı olan soğan böbreklerimiz için de çok faydalıdır.

Soğanı salatanıza ekleyerek herhangi bir yemeğin yanında yiyebilirsiniz. Soğanlar düşük potasyum içerirler ve bu da böbrek sağlığı için önemlidir. Ayrıca metabolizmanızın protein ve karbonhidratları işlemesine de yardım ederler.

Böbrek sağlığınız için beslenme düzeninizi değiştirmeyi düşünüyorsanız, genel sağlığınıza iyi gelecek bu sebzeleri lezzetli birer alternatifler olarak ister çiğ ister salata olarak, isterseniz de pişmiş olarak beslenme düzeninize eklemenizi öneriyoruz.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tıkalı Damarlardan Enfeksiyonlara İyi Gelen 4 Sihirli Malzeme

zencefil-limon[1]

Sadece dört doğal malzemenin karışımından oluşan bir içecek tıkalı damarlardan kandaki yağ oranına, enfeksiyonlardan soğuk algınlığına kadar birçok sağlık sorununa iyi geliyor. Üstelik bulunması hiç de zor olmayan malzemeler: Sarımsak, limon, zencefil ve su.

Bu karışım damar tıkanıklığı tedavisinde kullanılıyor ve bu durumun oluşmasını engelliyor. Ayrıca, kandaki yağ oranının düzenlenmesine, genel olarak yorgunluğa, enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına, bağışıklık siteminin güçlendirilmesine, karaciğerin ve karaciğer enzimlerinin temizlenmesine de yarıyor. Bu doğal ilaç kalpte ve dolaşım sisteminde ciddi hastalıklara neden olan serbest radikalleri engelliyor.

Bu karşımı elde etmek için kullanılması gereken malzemeler şöyle:

4 irice sarımsak başı

4 kabuklu limon

Ufakça bir zencefil kökü (3-4 santim)

2 litre temiz içme suyu

Limonları yıkadıktan sonra ufak parçalar halinde kesin. Sarımsakları ayıklayın ve limonla ve zencefil köküyle birlikte blenderdan geçirin. Bunları metal bir kaba alın, iki litre su ilave edin ve kaynama noktasına gelene dek karıştırarak pişirin. Karışım tam kaynama noktasına gelmeden önce ateşi kapatın ve soğumaya bırakın. Orta delikli bir süzgeçten geçirin ve cam şişelere doldurun. Her gün yemeklerden en az iki saat önce veya aç karnına bir bardak için.

Limon, su ve bu karışımın pişirilmesi sarımsağın kokusunu etkisiz hale getirir. Karışımı içmeden önce, her seferinde dibe çöken limonu ve sarımsağı da içebilmek için şişeyi sallayın.

(karışımı bal ekleyerek de tüketebilirsiniz derim )

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 11 Comments »

Ayak Tırnağı Mantarı İçin 3 Basit Yöntem

12096114_1018069214905211_7491516416161498442_n[1]

Tırnak mantarı, ister elinizde olsun ister ayakta olsun can sıkıcıdır. Mantar büyüyen ve yayılan bir hastalıktır. Özellikle nemli ve karanlık ortamları çok sever. Bunun için ayaklarda çok daha fazla görünür. Ayakkabı içinde sıkışan ve terleyen ayaklar, mantarın üremesi için mükemmel bir zemin hazırlar.

Nasıl görünür?

Tırnak mantarları bir enfeksiyondur. Tırnağın ucunda beyaz veya sarı nokta olarak başlar. Ardından tırnak üzerinde yayılmaya başlar ve tırnak kalınlaşır. Tırnak kırılmaya, donuk bir renk almaya başlar. İleri aşamalarında tırnak, tırnak yatağından ayrılarak havaya kalkmaya başlar. Tedavi edilmemesi halinde tırnak mantarı sizinle ömrünüzün sonuna kadar kalır.

Tırnak mantarı için evinizde yapabileceğiniz basit yöntemler

1. Çay Ağacı / Portakal Yağı

Çay ağacı yağı tırnak mantar tedavisinde çok popüler bir üründür. Anti-bakteriyel özelliklere sahip olduğundan doğal bir dezenfektantır. Portakal yağı ise mantarı kurtulmak için çok iyi sonuçlar vermektedir. Ancak tırnaklarınıza uygulamadan önce yağı sulandırmak gerektiğini unutmayın.

Malzemeler

Çay ağacı yağı -1 tatlı kaşığı

(isteğe bağlı) turuncgil bir yağ -1/2 çay kaşığı

üzüm çekirdeği ya da zeytin yağı -1/2 kaşığı

Pamuk

Tırnaklarınızda mantar işaretlerini görür görmez hemen harekete geçmeniz gerekir. Çay ağacı yağı ile portakal yağı ½ çay kaşığı karıştırın Portakal yağı yerine üzüm çekirdeği ya da zeytinyağı da kullanabilirsiniz. Karışıma bir pamuk batırın sonra bu pamuğu tırnaklarınızın üzerine bastırarak sürün. Bütün tırnaklarınıza sürdükten sonra kuruması için bekleyin. Alternatif olarak, suyun içine 4-5 damla çay ağaçı yağı ilave edin ve tırnaklarınızı bu suya batırın. 15-20 dakika tırnaklarınızı suyun içine bekletin. Her iki tedavi sabah ve akşam sadakatle yapılmalıdır.

2. Karbonat ve sirke

Karbonat, mantarı öldürmez ama yayılmasını önler. Ayrıca PH dengesini sağladığı için tırnak üzerinde deformasyon görüntüsünün düzelmesine yardımcı olur. Sirke ise mantarı öldürür. Sirkenin içinde zayıf asit bulunmasına rağmen, mantarı yok edir.

Malzemeler

Karbonat 4-5 yemek kaşığı

-1 fincan beyaz sirke veya elma sirkesi

-Su

Ayaklarınızı koymak için yeterli miktarda su ile sirkeyi karıştırın. Ayaklarınızı 15 dakika bekletin, sonra kağıt havlu ile ayaklarınızı kurulayın. Ardından yine suyun içine birkaç kaşık karbonat ekleyin. Yine tırnaklarınızı karbonatlı suyun içinde 15 dakika bekletin. Ardından kağıt havlu ile yine kurulayın. Bu uygulamayı günde iki kez yapın. Faydasını göreceksiniz.

3. Hindistan Cevizi Yağı

Tırnak mantarını yok etmek için sert kimyasallar kullanmak yerine doğal yönetmelirn tercih edilmesi çok daha faydalıdır. Yağ asitleri doğal mantar öldürücüleri olarak çalışırlar. Bunun için hindistan cevizi yağı, doğal mantar öldürücü olarak mucizevi bir şekilde işe yarar.

Malzemeler

Bir miktar Hindistan cevizi yağı

Eldiven

Eldivenlerinizi giyin tırnaklarınızı hindistan cevizi yağı ile iyice ovun. Tırnaklarınızın hindistan cevizi yağını iyice emmidğinden emin olun ve kuruması için bekleyin. Bu uygulamayı günde 2-3 kez tekrarlayın.

Ayak mantarını önlemek için ayaklarınızın her zaman kuru ve temiz olmasına dikkat edin. Giydiğiniz çorabı, yıkamadan asla giymeyin. Eğer ayağınızda mantar varsa, parmaklı çorapları tercih edebilirsiniz. Mantar tedavisi uzun ve sabır isteyen bir tedavidir. Tedaviye başlamadan önce mutlaka tırnaklarınızı kısaltın. Mantarlı bölümleri mümkün olduğu kadar kesmeye çalışın. Tırnak makasınızı kesme işleminden sonra dezenfekte edin.

Aklınızda Bulunsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KIRMIZI REİSHİ MANTARI

1016800_10151726377075340_1437455630_n[1]

Reishi mantarının içerdiği farmasötik etkili en önemli bileşik gruplarından biri, triterpenlerdir.
Triterpenler vücutta histamin deşarjına engel olurlar.
Reishi Mantarı, kas distrofisinde de kullanılmaktadır.
Reishi Mantarı, yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu dengelenmesinde yardımcıdır.
Reishi Mnatarındaki triterpenlerin sitotoksik etkileri vardır.
Plazma ve karaciğerde kolesterol sentezini yavaşlatarak ve / veya kolesterol metabolizmasını hızlandırarak toplam kolesterol düzeyinde düşüşe yardımcıdır.
Alerjiye bağlı nefes darlığına yardımcı, beyini kuvvetlendirilmesine yardımcıdır.
Uykusuzluğun giderilmesinde ve beyin yorgunluğunun giderilmesine yardımcıdır.
Hem akut hem de kronik hepatit sorununa yardımcı. Antiemflamatuar ve antifibrotik etkisiyle karaciğer sirozuna yardımcıdır.
Karaciğer ve böbreklerin, oksidatif hasarlarını önlenmesinde yardımcıdır.
Herpes zosterde, ağrı ve deri ile ilgili semptomları azaltmakta yardımcıdır.
İn vitro testlerle kanser tümörlerine karşı Reishi bileşenlerinin yardımcı olduğu gösterilmektedir.
Antitümör, bağışıklık sistem düzenleyici olarak yardımcıdır.
Miyon , fibro kist, rahim kisti üzerinde yardımcıdır.
Radyoterapiden önce veya sonra alınması hiç fark etmez; lökosit, eritsrosit ve trombosit seviyeleri en kısa sürede normale dönmesinde yardımcıdır.
Reishi Mantarı, sinir dokusunu korunmasına yardımcı, sinir hücrelerinin gelişmesine yardımcıdır.
Herpes simplex virüsüne direkt etki etmesine yardımcı, virüsün konak hücreye yapışmasını ve girmesini engellemeye yardımcıdır. (antiviral)

Reishi Mantar Nedir?
Reishi mantarı Kırmızı Reishi mantarı özellikle Asya kıtasında 2000 yılı aşkın süredir; kanser gibi tedavisi zor hastalıkların tedavisinde vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmek, vücudumuzu toksitlerden arındırmak, vücut metabolizmasını canlandırmak, kalp sağlığını güçlendirmek ve dolaşım sisteminin düzenlenmesine ek katkıda bulunmak, hücre yenilenmesini sağlayarak yaşlanmayı geciktirmek, konsantrasyon bozukluklarının ve uyku düzensizliğinin giderilmesine katkıda bulunmak ve de kanser hücrelerinin tedavisi üzerindeki olumlu etkiler sağlamak maksadı ile kullanılan bir mantar türüdür.
Kanser tedavisi Reishi Mantarı
Geçtiğimiz on yıllık zaman diliminde kırmızı reishi mantarı Japonya da kanser tedavisinde kullanılmış ve bazı başarılar elde edilmiştir, reishi mantarının kanser üzerindeki bu engelleyici etkisinin bağışıklık sistemi üzerindeki faydalı etkileri ile gerçekleştiriyor gibi gözükmektedir. Kırmızı reishi mantarının içerdiği etken maddeler; bağışıklık sistemini uyararak, makrofaj ve T- lenfositler harekete geçirmektedir, bu hastalıklarla savaşan hücreler vücudu istila eden virus, bakteri ve kanser hücreleri gibi unsurların etkisiz hale getirilmesine yardımcı olmaktadır.

Canthaxanthin isimli madde; antioksidan, bağışıklık sistemini destekleyici, kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatıcı ve deri, meme kanserlerinin önlenmesinde etkili olabilmektedir. Kırmızı reishi mantarları, maitake ve shiitake mantarları bu etken maddeyi içeren besin kaynaklarıdır.

Antik Çin deki bitki bilimciler kırmızı reishi mantarının en faydalı ilaç olduğunu düşünürlerdi ve Japon imparatorları ise bu mantarın kendilerine ölümsüzlük getireceğine inanırlardı. Bugün Japon devleti kırmızı reishi mantarını kanser tedavisinin bir unsuru olarak resmen tanımıştır.

Kanser karşıtı ve bağışıklık sistemini harekete geçirici etkilerinin yanı sıra , kırmızı reishi mantarı stresin etkilerini tersine çevirmede yardımcı olabilmektedir.Kırmızı reishi mantarının işlememiş halinden elden ekstresinin serbest radikallerin oluşturduğu hasara karşı savaşta ; izole ve sentetik olarak üretilen formundan çok daha etkili olduğu bulunmuştur.Kırmızı reishi mantarı aynı zamanda acı triterpenler içermektedir. Triterpenler dolaşım ve bağışıklık sistemini güçlendirmekte, karaciğeri kuvvetlendirmekte ve vücudu fiziksel strese karşı korumaktadır. Ayrıca triterpenler yüksek tansiyonun engelleyici ve alerjik reaksiyonların kontrolüne de yardımcı olmaktadır.

Japonya Ulusal Kanser Merkezi ( National Cancer Center) ‘ nde ki araştırmacıların iddialarına göre ; kırmızı reishi mantarı, maitake ve shiitake mantarları ekstreleriyle beslenen kanserli hayvan deneklerin tümörlerinde % 80 e varan gerileme görülmüştür.

Mantarların çeşitli türleri vitamin D , B1 ( tiamin) , B2 ( riboflavin) , B3 (niasin) , mineraller ve amino asitler için iyi birer kaynak olabilirler.Bu tür mantarlar , bağışıklık sistemini uyararak; T lenfositleri tümör hücrelerini tanıma ve yok etmeleri için teşvik ederler.Kırmızı Reishi Mantarı ve maitake, shiitake, zu ling , enoki mantarlarının hepsinin anti kanser özellikleri olduğu rapor edilmiştir.

Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları ve Kırmızı Reishi Mantarı
Kırmızı reishi mantarı Japonya ve Çin ‘ de gençleştirici özellikleri 4.000 yıla aşkın süredir bilinmekte ve bu nedenle değer görmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar bu mantarın tıbbi özelliklerini onaylamaktadır. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda; kan basıncını düşürdüğü, kanda ki ‘kötü’ LDL kolesterol, trigliserid ve diğer kan yağlarının seviyelerini azalttığı gösterilmiştir. Aynı zamanda, inme ve kalp krizine neden olabilen kan pıhtısı oluşumunu azaltmaktadır. Kırmızı reishi mantarının ham halinin yenmeye uygun olamaması nedeniyle, kırmızı reishi mantarı suda uzun süre kaynatılarak geleneksel çay formunda hazırlanmaktadır.

Araştırmalar kırmızı reishi mantarının etkili bir kardiyotonik (kalbi güçlendirici tonik) olduğunu onaylamaktadır. Yapılan bir çalışmada ortalama yaşları 58,5 olan, hipertansiyon tedavisine cevap vermeyen ve kan basınçları 140/90 mm/hg.’ nın üzerinde olan 54 kişilik bir gruba 4 hafta süresince kırmızı reishi mantarı uygulanmıştır. Bu süre sonunda kontrol grubundaki kişilerin tansiyon değerleri değişmezken, kırmızı reishi mantarı kullanan grupta ki her kişide tansiyon değerleri 140/90 mm/hg.’nın altına indiği gözlenmiştir.

Kandaki aşırı olan kolesterol miktarını düşürür, bu da kan dolaşımını iyi yönde etkiler.

Günümüzde, kırmızı reishi mantarı ve shiitake mantarı çeşitli hastalıkların tedavisinde ve yaşam kalitesini arttırmada kullanılmaktadır.Bu mantarlar ; yüksek tansiyonu ve kalp hastalıklarını engellemek , kolesterol seviyesini düşürmek ve kontrol altında tutmak, hastalıklara karşı direnç kazandırmak, halsizliği ve viral enfeksiyonları tedavi etmek amaçlı kullanılmaktadır. Ayrıca kanser karşıtı (anti-tümör) etkileri ile de kanser tedavisinde değerli olabilecek özellikler taşımakta oldukları bilinmektedir.

Bu tıbbi mantar ; Çin’ de çok uzun zamandır, diğer hastalıklarda kullanıldığı gibi, genel kalp toniği (kalbi güçlendirici tonik) olarak da kullanılmaktadır.Eğer aritmileriniz ( kalp ritmi bozukluğu) stres kaynaklı ise ve de bu mantarın stresin etkilediği diğer organlar üzerindeki tesirleri nedeniyle; kırmızı reishi mantarını günlük hayatınıza eklemeniz iyi bir seçim olacaktır.

Kırmızı Reishi mantarı , shiitake, ve maitake mantarları antik Çin’de üstün nitelikli ilaçlar olarak kabul edilir ; uzun yaşam ve gençlik verdiklerine inanılırdı. Yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarının önlenmesinde, kolesterol seviyesinin düşürülmesinde, viral enfeksiyonların ve halsizliğin engellenmesi ve daha birçok durumda kullanılmaktadır.

Tavşankulağı (hawthorn) ve ginko gibi, kırmızı Reishi mantarı da bir kalp toniğidir.
Kalbe giden kan akımını arttırarak, kalbin oksijene olan ihtiyacını azaltmakta ve anjina nedenli oluşan göğüs ağrılarının dindirilmesine yardımcı olmaktadır.
Ben kırmızı reishi mantarın çayını; kaynayan su dolu kaba 3 çay kaşığı kurutulmuş mantar atarak hazırlamaktayım.
Sporcu Sağlığı ve Kırmızı Reishi Mantarı
Kırmızı Reishi mantarı özellikle Çin’ de ve Asya kıtasında 2000 yıla aşkın süredir; vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmek, vücudu toksitlerden arındırmak (antioksidan), metabolizmayı canlandırmak, kalp ve dolaşım sisteminin düzenlenmesine katkıda bulunmak, yaşlanmayı geciktirmek, konsantrasyon bozukluklarının ve uykunun düzenlenmesine katkıda bulunmak ve de kanser hücreleri üzerindeki etkileri nedeni ile geleneksel bir yöntem olarak tüketilmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalarda Kırmızı Reishi mantarının; bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve organlara giden oksijen miktarının artmasını sağladığı kanıtlanmıştır.(1)Spor veya herhangi bir fiziksel aktivite sırasında organlara giden oksijen miktarının artması; yorgunluk, halsizlik ve yorgunluğa bağlı gelişen baş ağrılarının önüne geçebilmektedir. Ayrıca kaslara giden oksijen miktarının yüksek olması; kas gelişimini de olumlu yönde etkilemektedir. Özellikle kandaki okisjen miktarını arttırıcı özelliği nedeni ile Asya’lı dağcılar tarafından; akut dağ hastalığına (temelde yetersiz solunum nedeni ile kandaki oksijen miktarını düşmesi ve buna bağlı gelişen sağlık sorunları) karşı önlem olarak sıkça kullanılmaktadır. Ayrıca Kırmızı Reishi mantarının da içinde bulunduğu, bazı performans arttırıcı bitkisel formüller Çin’li atletler tarafından kullanılmaktadır.
Kırmızı Reishi mantarı kalp ve damar sistemi üzerinde de olumlu etkiler göstermektedir.Yüksek tansiyonu ( hipertansiyon ) yani kan basıncını düşürücü etkileri vardır. Kanda ki ‘kötü’ LDL kolesterol, trigliserid ve diğer kan yağlarının seviyelerini azaltarak damar sağlığının korunmasına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca kanın pıhtılaşma özelliğini azaltıp, kanı sulandırarak; kalp krizi ve inmelere karşı korucu özellik gösterebilmektedir.
Kırmızı Reishi mantarı ayni zamanda enerji veren bir toniktir. Bağışıklık sistemini ve dolaşım sistemi üzerindeki olumlu etkileri ile kişiye daha fazla enerji vermek suretiyle; yorgunluk ve halsizliğin giderilmesine katkı sağlamaktadır.
Kırmızı Reishi mantarı sporcular için; güçlü bir antioksidan, bağışıklık güçlendirici, kandaki oksijen miktarını arttırıcı, kan dolaşımını düzenleyici, yorgunluğun etkilerini azaltıcı ve de önemli bir enerji kaynağıdır. Tüm bu özellikleri ile de sporcuların en iyi dostudur…

Kırmızı Reishi’nin Yaşlılığa Etkileri

Yaşlılık, 65 yaş ve üzerinde biyolojik verimliliğin azalması, uyum güçlüğü ve direnç kaybı olarak nitelendirilir. Yaşlılığa bağlı olarak fiziksel etkinlikte gerileme, kemik ve kas dokusunda azalma, algılama güçlüğü ve hafızada zayıflıklar görülür. Vücutta oluşan bu değişiklikler nedeniyle sosyal hayatta gerileme ve moral kaybı da gözlemlenebilir.

Antik Çin döneminde kaleme alınan Shen Nong Ben Cao Jing adlı eserin 1. cildinde Reishi mantarı kullanımı için sayılan 500 nedenden birinde yaşlılık yer alır. Çinliler yüzyıllardır Reishiyi unutkanlık ve yaşlılığa bağlı rahatsızlıkları engellemek için kullanmışlardır. Reishi genel canlılığı arttırarak yaşlanma sürecini uzatır. Derinin elastikiyetini korumaya yardımcı olarak ölü hücrelerden kaynaklanan cilt lekelerinin oluşumunu ve yayılımı engeller.

Reishiye oluşan büyük ilgi nedeniyle kırmızı mantarı incelemeye alan bazı ABD Sağlık kuruluşları ; Alzheimer ve Kardiyovasküler alanlarda çalışmalar yaptılar ve çağdaş batı bilimi bu hastalıkların oluşması ve yayılmasını engellediğini rapor etti.

Yapılan bir araştırma sonucu Kırmızı Reishi’nin bazı çarpıcı sonuçları görüldü;

Reishi mantarı güçlü bir anti-enflamatuardır.
Mantarın sahip olduğu bileşenler, yaşlılık kaynaklı ağrılı şişliklerinin büyümesini engellemiş ve gerilemelerine neden olmuştur.
Hem ağızdan kullanımda, hem lokal kullanımda etkindir.
Tedavide kullanılan diğer steroidlerin yan etkilerini göstermez, aspirin gibi steroid olmayan ilaçların neden olduğu gastropatiye (asid hipersekresyonu ve gastrik protein kaybı) yol açmaz.
Kaynak : (Stavinoha et all 1991/1996 – Rogers 1995)

Son olarak San Antonio’daki Teksas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi’nin çalışmaları sonucu yapılan açıklama şu sonucu ortaya koyar ;

Kırmızı Reishi’nin Prostat Kanserine Etkileri
Prostat kanseri, erkeklerin ürolojik sistemindeki prostat bezinde habit tümörüne bağlı olarak görülen bir hastalıktır. Erkeklerde görülen bu hastalık özellikle 50’li yaşlardan sonra kendini gösterir ve 70’li yaşlara kadar yüksek risk taşır. Araştırmalar, Amerika’da her üç erkeğin birinde 50’li yaşlara yaklaştıkça kanser riski taşıyan hücrelerin geliştiğini ortaya koymuştur. Daha da ilerleyen yaşlarda ise, kanser riski taşıyan hücrelerin oluşturduğu alanın büyüdüğü ve bunların bir kısmının kontrolsüzce çoğaldığı gözlenmiştir. Ayrıca ender de olsa bu hücrelerin diğer organlara sıçradığı ve başka tür kanser vakalarına yol açtığı saptanmıştır. Hastalığın belirtileri başta kendini göstermez. Ancak ilerleyen zamanlarda sık idrara çıkma, karın bölgesinde aşırı şişkinlik ve idrar sırasında yanma şikayetleri ile ortaya çıkabilir.

Hastalığın tanısı aşamasında bir ürolog tarafından yapılan tetkikler sonucu teşhis konulur. Düzenli olarak muayenelerle oluşabilecek riskli durumlar ultrason yardımı ile tespit edilir ve buna yönelik tedavi yöntemleri uygulanır. Ancak prostat kanseri teşhisi konulmuş bir hasta için tıbbi müdahaleler sınırlı kalmaktadır. Başlangıçta ilaç tedavisi ile durdurulmaya çalışılan prostat kanseri kimi zaman tedaviye cevap vermez ve ilerlemeye devam eder. Tıbbın yetersiz kaldığı bu gibi durumlarda alternatif tıp devreye girer.

Son yıllarda bir çok hastalığın tedavisinde kullanılan kırmızı reishi mantarının prostat üzerinde etkisi incelenmiş ve prostat kanserli hastalar üzerinde kullanılmıştır. Prostat kanserinin etkisiyle böbrek üstü bezlerde seviyesi artan PSA(Prostat Specific Antigen) glikoprotenin kırmızı reishi mantarının kullanıma bağlı olarak normal seviyelere indiği gözlenmiştir. Bununla beraber tümörün oluşturduğu alan küçülmüş ve hatta ilerleyen zamanlarda tamamen kaybolduğu görülmüştür.

Kırmızı Reishi ve Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık sistemi, vücudumuzda hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden sistemdir. Virüslerden parazitik solucanlara, vücuda giren her yabancı maddeyi tarar ve onları, sağlıklı vücut hücrelerinden ve dokularından ayırt eder. Eğer bağışıklık sistemi zayıflarsa, vücudun koruma yeteneği de zayıflar ve patojenler, nezle veya grip gibi bir çok hastalık vücutta rahatça gelişebilirler.

Bağışıklık sistemi genelde iki bölüme ayrılır:

Doğuştan bağışıklık: Kalıtsal yollarla edinilmiş ögeleri içerir ve bunlar hemen ilk savunma hattını oluştururlar.
Adaptif bağışıklık: Belirli patojenleri hedef alacak T hücreleri ve özel antikorlar üreterek vücut onlara karşı bağışıklık geliştirebilir. Bu bağışıklığın gelişmesi günler alabilir ve ilk saldırıyı önlemede pek etkili değildir, fakat aynı enfeksiyonun tekrarında devreye girer ve yerleşmesini önler ve uzun süreli enfeksiyonların temizlenmesine yardımcı olur.
Bağışıklık sisteminde koruma kademeli olarak yapılmaktadır. Her kademe ayrı sınamalar yapar. Kronik ve kötü huylu hastalıklar bu kademelerin çoğunu aşabilirler. Bu gibi zamanlarda lenfositler sıradaki defans mekanizmasını oluşturur. Lenfositler de etkisiz kalırsa, en son makrofaj T-hücreleri devreye girer. Bu hücreler aktif hale geldiklerinde kanser hücreleri de dahil olmak üzere tüm yabancı organizmaları yok ederler. Ancak bu hücrelerin aktive edilmesi oldukça zordur.

Kırmızı Reishi’de bulunan polisakkaritlerden, β-1, 3-D-glucan ve &beta-1, 6-glukan, akyuvar ve lenfositlerin çoğalmasını sağladığı gibi bağışıklık sisteminin en önemli hücreleri olan makrofaj T-hücrelerinin de çoğalmasına ve aktif hale gelmesine etki ettiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kırmızı Reishi’nin düzenli tüketimi bağışıklık sistemini güçlendirir.

Sağlıklı bir bağışıklık sistemi kendimizi iyi hissetmemizi, iyi görünmemizi, kaliteli bir yaşam sürmemizi sağlar. Bizi enfeksiyonlardan, kanserlerden ve çevresel zararlardan korur. Ayrıca yanık ya da ameliyat sonrası iyileşmede de sağlıklı bir bağışıklık sistemi gerekir. Kırmızı Reishi kullanımı güçlü bir bağışıklık sistemine kavuşmanıza katkıda bulunur.

Son yıllarda ise reishi mantarı konusunda bilimsel çalışmalar artmıştır. 2009 yılı Aralık ayında saygın tıp mecmuası Bioscience dergisinde Taiwan Tıp Üniversitesinde yapılmış bir çalışma yayınlanmıştır. Yapılan çalışmada reishi (Ganoderma Luciducum) kan kanseri hücreleri üzerinde denenmiş ve bağışıklık sistemini tetikleyerek fagositoz yolu ile kanserli hücrelerin yok edildiği görülmüştür. 2010 yılı Mart ayında Madrid Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada Ganoderma Luciducumun insan lösemi hücrelerini yok edici özelliği bulunmuştur.

2009 Aralık ayında TG Pillai, M.John ve Sara Thomas tarafından yapılan bir başka çalışmada da reishi mantarı, deneklere kemoterapide kullanılan cisplatin adlı ilaçla beraber verilmiştir. Cisplatin kemoterapide oldukça sık kullanılan güçlü bir ilaçtır. Bu yüzden uzun süre kullanımda hastalarda böbrek yetmezliğine yol açmaktadır. Reishi mantarı verilen deneklerde cisplatinin böbrek üzerindeki yan etkilerini yok ettiği ve iyileştirici etkisi gözlemlenmiştir.

Sinir Sistemine Etkileri:

Kırmızı Reishi , sinir sistemini kuvvetlendiren tek tıbbi mantardır.Hafızayı güçlendirici etkisi var;konsantrasyon eksikliğini giderir ve bu özellikleri nedeni ile yaşlılığa bağlı Alzheimer gibi hastalıkların önlenmesinde veya ilerlemesinin durdurulmasında etkilidir.

Solunum Sistemine Etkiler:

Antienflamatuar etkisi ile de astım ve kronik bronşiti olan hastalarda etkindir.Sigara içenlerde , nefes borusunda ve bronşlarda oluşan epitel dokusu tahribatının giderilmesinde etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

HIV / AIDS Hastalığına Etkileri:

Vücudun infeksiyon hastalıkları ve HİV ile mücadelesinde Kırmızı Reishi yardımcı olmaktadır.Birçok bilim adamı, Kırmızı Reishi mantarının bu hastalıklarla mücadelede, hiçbir yan etki göstermeden sağladığı faydayı, reishiyi değerli kılan özelliklerin başında saymaktadır.
Dolaşım Sistemine Etkileri:

KAN DOLAŞIMI ve KALP üzerinde etkili birçok önemli faydası olan reishinin, Yüksek kan basıncının (yüksek tansiyonun) düşürülmesinde etkinliği araştırmalar ile kesin olarak kanıtlanmıştır.

Doğu literatüründe Reishi mantarından tıbbi mantar, diğer mantarlardan ise gıda olarak bahsedilmektedir. Kırmızı Reishi yenilebilen mantarlar sınıfına dahil edilmez.Mantarın meyvesi kalın, katı ve serttir, etli değildir. mantar meyvesinin ekstrakları, yiyecek veya içeceklere karıştırılarak kullanılır. Mantarın farmakolojik özelliklerini tanımlamak için yapılan deneyler ve kullananlardaki izlenimler Reishi mantarının bazı bileşenlerinin önemli biyoaktiviteye sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İnsanların immün sistemlerini güçlendirmek için sıcak su ekstraktları özellikle kullanılmaktadır. Ekstrakte edilebilen Reishi ürünlerinden nütrisötikler, farmasotiklerden daha kolay elde edilebilmektedirler. Reishi mantarının yan etkilerinin ve belirgin zehirleyici etkilerinin olmadığının defalarca belirtilmesi ise en dikkat çekici yanıdır.

Reishi mantarının bünyesinde yer alan biyoaktif maddeler Sarcoma-180 tip katı tümörlerin gelişmesini önlemede, durdurmada, yok etmede son derece etkilidir ve önleme mekanizması halen çok geniş çaplı bir şekilde dünyada araştırılmaktadır.
Triterpenlerden Ganodermik asit, karaciğer kanserinde tümör gelişimini engellediği kanıtlanmıştır.İnsan vucudunda bağışıklık siteminden beyaz kan hücreleri sorumludur. Beyaz kan hücrelerinin mast, T, B, NK,f agositler (monositler,nötrofil,makrofaj) gibi birçok değişik tipi bulunmaktadır. Reishinin aktif bileşenleri bu bağışıklık hücrelerinin sayısını çok kısa sürede artırmaktadır. Kandaki makrofaj hücreleri vucudun kendi doğasının dışında her türlü yabancı maddeyi, serbest radikalleri, mikropları, tümör hücrelerini kuşatarak sarmakta ve onları yiyerek yok etmektedir.

Reishi bağışıklık sisteminin bir koruyucusu, güçlendiricisi olarak sadece kanser hastalarının değil, tüm insanların hizmetindedir. Vücudun güçlenmesiyle dinçlik kazanılmakta,bu durum tümörlerin ortaya çıkmasını önlerken Reishi mantarına antiviral, antibakteriyel, antihistaminik, ateş düşürücü, yaşlanmayı geciktirici özellik kazandırmaktadır.

Reishi mantarında bulunan bazı peptidoglukanlarla, ganoderan B ve D, triterpenler pankreasın düzgün çalışmasını sağlayarak kandaki şekerle,insülin seviyesinin artışını engelleyebilmektedir.

Astım,alerji,ateşli hastalıklarda mast hücrelerinden aşırı miktarda histamin salgılanmakta,bu gibi durumlarda antihistaminik ilaçlar içilmektedir. Reishi mantarında doğal olarak bulunan ganodermik asit A, C, D ve cycloctasülfür’ün histamine salınımını engelleyici etkisi bulunmakta şişme, alerji oluşumunu, anafilaktik şoku engellemektedir.

Reishi mantarı Uzak doğu ülkelerinde yüzyıllar boyunca yüksek tansiyonun düşürülmesinde kullanılmıştır. Son yıllarda yapılan klinik deneylerde ganodermik asit B ile D’nin yüksek tansiyon hastalarında kan basıncını 2 hafta gibi kısa süre içerisinde dengeleyerek bu hastalığın iyileştirildiği belirtilmektedir. Reishi mantarının antibakteriyel etkisinde en önemli bileşikler triterpenlerdir ve bünyesinden elde edilen bazı ekstraktlar Bacillus subtilis, B.cerus, Corynebaterium diptheriae, Escherichia coli, Klebsiella oxytoca, Phylococcus aeteus, salmonella typhi, Streptococcus pyogens v.b toplam 15 gram pozitifle negatif tip bakteriye karşı başarıyla kullanılmaktadır.

Son yıllarda in vitro çalışmalarında Reishi mantarından izole edilen lucidenik asit O,Lucidenik lakton, linoleic asit, ganodermik asit O, Lucidenik lakton, linoleik asit,ganodermik asit B, C, H ile ganoderiol A,B,F,ganodermanontriol,lucidimol B’nin antivirüs özellikler taşıdığı, HIV, Herper, Hepatit B ve Hepatit C infeksiyonlarında umut verici sonuçlar elde edildiği belirtilmektedir.Reishi’ nin içerdiği farmasötik etkili en önemli bileşik gruplarından biri, triterpenlerdir. Bu mantarda 140’ ın üzerinde farklı triterpen bulunmaktadır. Antiseptik, ateş düşürücü, anti – kanser, antibakteriyel etkileri olan triterpenler vücutta histamin salınımına en gel olurlar. Reishi mantarı yapısal olarak steroid hormonlarına benzeyen ve ganoderik asit olarak bilinen bir grup triterpenlerin tek bilinen kaynağıdır.

İçeriğinde ayrıca;
Ergosterol
Kumarin
Mannitol
Laktonlar
Alkoloidler
Doymamış yağ asitleri
Vitaminler ve mineraller bulunmaktadır.

Yapısının %90 su olan mantarların aksine Reishi mantarı sadece %75 su içerir. Bunun da iki sonucu vardır. İlk olarak yapısındaki su miktarının diğer mantarlarınkinden az olmasından dolayı, aktif bileşen miktarı daha fazladır. Öte yandan, su içeriğinin az olmasından ve yapısında kitin içermesinden dolayı, Reishi mantarının gövdesi sert bir yapıya sahiptir. Bu nedenle kimse bu mantarı işlem görmeden yiyemez. Kitin tıbbi önemi olan bileşikleri bloke etmektedir. İnsanlar tarafından kullanabilmesi için öncelikle, hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğu bilimsel deneylerle ispatlanmış biyolojik aktif bileşiklerin, mantarın bu odunsu yapısından ekstrakte edilmesi gerekir. Sindirim sistemimizde emilimin sağlanabilmesi açısından da ölümsüzlük mantarının ekstrakt formu en uygun tüketim şeklidir. Bu mantarın basitçe toz haline getirilmiş hali tamamen eksiksizdir. Literatürde bu mantarın etkinliği ile ilgili çok nadirde olsa çelişkili sonuçlar çıkması toz halinin ya da düzgün özütlenme yapılmamış formunun kullanılmasıyla açıklanmaktadır.
ANTİOKSİDAN ÖZELLİKLERİ
Oksidatif stres insanlarda ateroskleroz, Parkinson hastalığı, Alzheimer gibi birçok hastalığa neden olmaktadır. Oksidatif stres aynı zamanda da yaşlanmada da önemli bir yere sahiptir. Antioksidanlar serbest radikallerin oluşmasını engelleyen, oluşanları ortadan kaldıran ve verdikleri zararı önleyen maddelerdir. Antioksidan enzim düzeylerinde ki azalma ve/veya DNA onarım mekanizmalarında eksiklik olması, ROM ve oksidatif DNA hasarının artmasına yol açmaktadır.

Antioksidan enzim düzeyleri yaşlılıkla birlikte azalmaktadır. Başka bir deyişle vücutta antioksidanların azalması sonucu yaşlanma meydana gelir. Bundan dolayı, yaşlanmayla beraber vücutta oksidatif stres düzeyleri artarken kanser, kalp damar hastalıkları ve beyin felci olgularında artış görülmektedir. Son yıllarda insanların maruz kaldıkları hava kirlilikleri, hazır gıdalardaki koruyucu katkı maddeleri, denizlerin kirlenmesi sonucu balıklar sonucu alınan kimyasallar, pestisitler, ağır metaller, sigara vb zararlı maddeler nedeniyle de oksidatif stres artmaktadır.

İnsanlar arasında antioksidan enzim seviyeleri açısından ciddi farklılıklar bulunmaktadır. DNA yapısındaki nükleotid farklılıklardan kaynaklanan bu değişimlere polimorfizm denilmektedir. Antioksidan enzimler kimi insanda çok aktif oldukları halde kimilerinde ise düşük seviyededirler. Bundan dolayı birinin maruz kaldığı çevresel kirlilik, oksidatif stres, kanserojen, madde gibi etkenler o kişide herhangi bir hastalığa yol açmazken, bir başkasında kanser, kalp hastalığı, inme gibi ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir. Şu anda rutin çalışan laboratuarlarda antioksidan enzim seviyelerine ve DNS farklılıklarına bakılmamaktadır. Bu yüzden hiç birimiz vücudumuzda bu enzimlerin bulunduğunu, DNA’mızda antioksidan enzim seviyelerini düşürecek bir mutasyon olup olmadığını bilmiyoruz. Vücudumuzda neler olup olmadığını bilmediğimize göre hastalıklardan korunmak için yapılacak en akıllıca iş antioksidan alımımızı arttırmak olmalıdır. Diyabet hastalarında da oksidatif stres artmakta, bu da böbrek, kalp ve karaciğer gibi organlarda hasara yol açmaktadır.

Efsane mantar Reishi karaciğer ve böbreklerin oksidatif hasarını önlemektedir.

Reishinin hücresel DNA’ yı oksidatif hasara karşı koruyan biyolojik aktif bileşikler içerdiği bildirilmiştir. Reishinin özütünün ultraviyole ışınları ve radikali sonucu DNA’ da oluşan kırıklara karşı koruma sağladığı bulunmuştur.
Ayrıca bu yıl Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayınlanan bir çalışmada Reishinin suda çözünen özünün oksidatif DNA hasarı sırasında ortaya çıkan 8OHdG konsantrasyonunu düşürdüğü gösterilmiştir.
Lee ve Ark. Tarafından yapılan bir araştırmada Reishiden izole edilen aminopolisakkaritlerin hidroksil radikali (OHx) v esüperoksit anyonunu )o2-) inaktive etmiş ve reaktif oksijen türleri tarafından indüklenen oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu ortaya konmuştur.
Ajith ve janardhanan yazılan bir makalede Reishinin ciddi antioksidan özellikler içerdiği belirtilmektedir.
Reishinin antioksidan özelliği sayesinde makrofajlardaki süperoksit anyonu oluşumunu engellediği bundan dolayısı ile ateroskleroza karşı terapatik bir ajan olarak kullanabileceği ortaya konmuştur.
Vücudun oksijen kullanımını düzenleyen Reishi kalp krizini ve spazmı önlemektedir.
ANTİ-DİABETİK ETKİLERİ

Ganoderma Lucidum’ dan izole edilen polisakkaritlerin hipoglisemk (şeker düşürücü) etkisi olduğu gösterilmiştir. Zhang HN, Lin ZB
Ayrıca Reishiden elde edilen polisakkaritlerin diyabetik farelerdeki meta bolikanormallikleri düzelttiği ve diyabetik böbrek komplikasyonlarını durduğu veya ilerlemesini yavaşlaştığı ortaya konmuştur.
Reishide bulunan bazı peptidoglukanlar, ganoderan B, D ve triterpenler pankreasın düzgün çalışmasını sağlayarak kandaki şeker seviyesinin kontrol altında tutulmasını sağlayabilmektir. Özellikle tip 2 diabette etkili olduğu belirtilen Reishi bu hastalığın beraberinde getirdiği rahatsızlıkların da iyileşmesinde koruma amaçlı önerilmektedir. (Tomodo ve ark., 1986; Hikino ve ark., 2004).
KARACİĞER KORUYUCU VE KRONİK HEPATİTE KARŞI ETKİLERİ

Çin’ de geleneksel tıpta kullanılan bir mantar olan Reishi, değişik etiyolojilere sahip kronik hepatopatilerin tedavisinde yaygın olarak kullanılmıştır. Reishi hem akut hem kronik tedavide kullanılır. Antienflamatuar ve antifibibrotik etkisiyle karaciğer sirozunda çok faydalıdır. In-vitro ve hayvan çalışmalarında Reishi eksraktından elde edilen polisakkaritlerin ve triterpenoidlerin toksik kimyasallar (örneğin CCI4) sonucu meydana gelen karaciğer hasarına karşı koruyucu etki gösterdiği bulunmuştur. (Byun ve Rim, 1987; Wasser 2005)

Reishiden elde edilen ganodermik asit T ve Z karaciğerde tümör gelişmesini engellemektedir. Bu aktif maddelerin Hepatit B virüsüne koruyucu etki göstererek kronik hepatiti önlediği bulunmuştur. Ayrıca mantarların misellerinden elde edilen ganodermik asit R ve S ile sporlarından elde edilen ganosporik asit A da kronik hepatite karşı koruyucu etki göstermektedir. (Chen ve Yu, 1999; Kim ve Ark. 1999; Zhang ve Ark, 2002; Gao ve ark, 2003; Wasser 2005)
• Journal of ethnopharmacology dergisinde yayınlanan bir araştırmada Reishiden elde edilen peptid’leri kronik hepatit durumunda görülen yüksek serum AST,ALT enzim aktivitelerini, yüksek MDA değerlerini, düşük SOD aktivitesi ve düşük GSH seviyesini normale döndürdüğü ve karaciğer koruyucu etkileri olduğu gözlenmiştir.

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİLERİ
Reishi plazma ve karaciğerde kolesterol sentezini yavaşlatarak ve / veya kolesterol metabolizmasını hızlandırarak toplam kolesterol düzeyinde düşüş meydana getirir.

HİPERTANSİYONA KARŞI ETKİSİ
Reishi uzak doğu ülkelerinde yüz yıllar boyunca yüksek kan basıncının düşürülmesinde kullanılmıştır. Yüksek tansiyona yol açan bir enzim olan
anjiyontensin- dönüştüren enzimin( ACE) çalışmasıReishiden izole edilen ganodermik asit B ve D tarafından engellenmekte bu sayede kan basıncı düşmektedir.(morigiwa ve ark. 1986)

ANTİVİRAL ETKİLERİ

Reishiden izole edilen lucidenik asit O, lucideik lakton, linoleik asit, ganodermik asit B, C, H , ganoderiol A, B, F, ganodermanontriol ve lucidimol B’nin antiviral özellikler taşıdığı , AİDS neden olan HIV ve HERPES virüslerine karşı ümit verici sonuçlar verdiği belirtilmektedir.(Eo ve ark. 1999; Wasser 2005 )
Reishinin HERPES simplex virüsüne direk etki ettiği, virüsün konak hucreye yapışmasın ve girmesini engelleyerek antiviral etkili olduğu
gösterilmiştir.
Reishiden izole edilen ganoderik asidin hepatit-B virüsünün çoğalmasını engellediği gösterilmiştir.(Li ve Wang 2006 )
Herpes zosterde (zona) ağrı ve derideki problemleri azaltmaktadır. İçinde Reishide bulunan bitki karışımının sıcak suda elde edilen özütünün verildiği 5 Japon zona hastasında hastalığın bir kaç gün içinde ağrısının azaldığı, 10 gün içinde ise tamamen yok olduğu görülmüştür.(Hijikatave ark. 2005
ANTİBAKTARİYEL ETKİSİ
Reishinin antibaktariyel etkisinde en önemli bileşikler triterpenlerdir. Ve bu mantarlardan elde edilen bazı ekstraktlar bacillus subtilis, B.cerus coryne bacteriyum dibhetaeria, eshericia coli, klebsiella oxytoka, phylococcus aeteus gibi toplam 15 bakteriye karşı başarıyla kullanılmaktadır. Helicobacter pylory insanlarda gastrit, ülser ve mide kanserine yol açmaktadır.Reishinin özütünde bu bakterinin büyümesinin durduğu gözlenmiştir. Bu nedenle efsane mantar Reishinin ülsere karşı son derece etkili olduğu bilinmektedir.

KANIN PIHTILAŞMASINA ETKİSİ
Kan hücrelerinin trombositlerin bir araya gelerek pıhtılaşmasıyla trombozis oluşmaktadır. Damarların tıkanmasıyla yol açan bu durum insan sağlığı açısından
son derece tehlikelidir.Reishide bulunan bir adenosin, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damarların tıkanmasını engellemektedir. Bununla birlikte Reishide bulunan yüksek adenosin miktarının kanın sulandırması nedeniyle bu mantar hemofili hastalarına önerilmektedir.

ANTİENFLAMATUAR ETKİLERİ
Astım, alerji, romatizma ve ateşli hastalıklarda mast hücrelerinden aşırı miktarda histamin salgılanmaktadır. Reishide doğal olarak bulunan
ganodermik asit A, C, D ve Cyclooctasulfur’un histamin salınımını engelleyici etkisi bulunmaktadır . böylece Reishi alerji, simse ve anaflaktik şoku engellemektedir.(Tasaka ve ark. 1988 Wasser 2005 )

Pre-klinik çalışmalarda Reishinin bağışıklık düzenleyici ve ağrı giderici özellikleri olduğu gösterilmiştir.

Astım, sedef, romatizma, pankreas iltihaplanması ve büyümesi gibi bazı hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynayan fosfolipaz grubu enzimlerde Reishi tarafından engellenmektedir.
Ölümsüzlük mantarı olarak ta bilinen Reishi ileri ülkelerde solunun yolları problemlerinin çözücüsü olarak ta tanınmaktadır. Kronik bronşit hastası olan 2000 Çinli hasta üzerinde yapılan ve ‘Herbs for health’ dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre iki hafta süreyle Reishi kullanan bu hastaların %60-90’nın kendilerini daha iyi hissettikleri ve iştahlarının arttığı bulunmuştur.
YAN ETKİLERİ
Mantarı ilk defa kullanan insanlarda bazen kusma, kaşıntı, deride hafif kızarma, sık idrar çıkma gibi yan etkileri görülmüştür. Reishinin herkeste ortaya çıkmayan bu etkisi geçici olup ilk kullanımdan 5 – 6 gün sonra ortadan kalkmaktadır. Bu durum vücudun daha önce bu mantarlar tanışık olmamasından ve özellikle içeriğindeki Germanyum elementinden kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda Reishinin vücutta birikim yapmış zararlı maddelerin atılmasının (detoks özelliği) da belirtisi olup, mantarın vücutta çalıştığının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Hemofili hastaları hariç herkes Reishi kullanabilir. Bağışıklığını güçlendirme, fiziksel canlılığını koruma, geliştirme ve her türlü zihinsel yorgunlukların kurtulabilme yönünde, kendine yüksek düzeyde yardımcı olabilir.Geçmişte suyu bir ayin şeklinde törenle içilen Reishinin yukarıdaki özellikleri dikkate alındığına imparatorların bu mantarı neden kendilerinden başka herkese yasakladıkları açıkça anlaşılabilmektedir….

…..

İNTERNETTEN

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ÇİN TIBBINA GÖRE HANGİ ORGANLARIMIZ DA ZEHİR BİRİKİR.? NASIL ANLARIZ? ÇÖZÜMLERİ?

19574_17731_5[1]

HANGİ ORGANLARIMIZ DA ZEHİR BİRİKİR.? NASIL ANLARIZ? ÇÖZÜMLERİ?
Çin tıbbına göre bazı organlarımız da zehirler birikiyor. Bu zehirler biriktiginde vücudumuzda ne değişiklikler olur.Çözüm için neler yapabiliriz ,

Dalağında Zehirli Madde Biriken Kişilerde:

Yüzünde benekler olur,

Kilo vermekte zorlanır

Ağız kokusu olur.

Dalaktaki Zehirli Maddelerin Boşaltılması İçin:

Ekşi yemekler tüketilmeli

Yemek sonrası yürüyüş yapılmalı

Aftimuni bitkisi kaynatılarak içilmeli

Ayak tabanında dalağın olduğu yere en az 3 dak. basılmalı

ayaksss_1246880508[1]

Karaciğerimizde  Zehir Biriktiğini

Tırnak içindeki çıkıntılı çizgiler ve çukurlardan anlarız.

Depresyona girdirir.

İki yanakta ve göbekte mutlaka belirtiler olur.

Karaciğerimizdeki Zehirli Maddelerden Kurtulmak İçin:

Portokal ve limon suyu tüketmeli,

Sülfür içeren gıdalar soğan, sarımsak brokoli tüketmeli

Ağlamakta toksinlerin atılmasına yardımcı olur.

Ayağımızda karaciğer bölgesine arada bir basınç uygulayalım.

Kalbimizde Zehirli Madde Birikirse

Dilde ülser olur

Alında kabarcıklar oluşur

Kalp rahatsızlığı görülür

Kalpteki Zehiri Boşaltmak İçin

Nilüfer tohumu gibi acılı yiyecekler tüketilmeli

Elleri yumruk yaptığımızda yüzük parmağı ve küçük parmağın tırnaklarının değdiği yere basınç uygulanır.

Akciğerimizde Zehirli Madde Birikmişse

Cilt pas renginde olur

Çin tıbbında bağırsak ve akciğer bir sistem olarak düşünülür.

Kabızlık olur.

Sinir bozukluğu görülür.

Akciğerimizi Zehirden Arındırmak İçin

Özellikle turp, meyankökü, zencefil tüketmeli.

Sabah 7-9 arası terlemek ve temiz hava çok yararlıdır.

Böbrekte Zehirli Madde Biriktiği Zaman

Aybaşı miktarı az, süresi kısa ve rengi koyu olur.

Alt çenede kabarcıklar görülür.

Yorgunluk olur.

Böbreklerdeki Zehiri Nasıl Temizleriz

En güzel suyla temizlenir. Özellikle sabahları 05-07 arası su tüketin…

19574_17731_5[1]

KAYNAK: LUNA AKADEMİ

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kimyasal Madde Kullanmadan Su Isıtıcısının (Kettle) İçindeki Kireç Nasıl Temizlenir?

12063882_10156084407995557_1423536716713557350_n[1]

Elektrikli su ısıtıcıları (kettle) en sık kullanılan mutfak aletlerindendir. Suda bulunan mineraller zaman içinde bu aletlerin iç yüzeyinin ve rezistansının kireçle kaplanmasına neden olurlar. Kireç birikimini belirli aralıklarla çözmek gerekir. Bu işlem ısıtıcının içini temizlerken aynı zamanda suyun kaynama süresini de kısaltarak, enerji tasarrufu sağlar. Düzenli olarak kireç çözme işlemi yapmak ısıtıcının bozulmasını önler, ömrünü uzatır.
Kimyasal Madde Kullanmadan Su Isıtıcısının (Kettle) İçindeki Kireç Nasıl Temizlenir?

Su ısıtıcılarında kireç çözme işlemini kimyasal madde kullanmadan çok kolay bir şekilde yapabiliriz. 3 ayrı yöntem ile ısıtıcıların iç yüzeyindeki kireci çözmek mümkündür.

Limon Tuzu Kullanarak
Çok kolay ve etkili bir yöntemdir. Bunun için;
Isıtıcıyı kireçli bölgeyi biraz geçecek kadar su ile doldurun,
1 yemek kaşığı limon tuzu atıp ısıtıcıyı çalıştırın,
Su kaynayıp ısıtıcı durunca kapağı kapalıyken sapından tutarak içindeki suyu biraz oynatın,
Kapağını açınca kirecin tamamen çözüldüğünü göreceksiniz,
Suyu boşaltıp birkaç defa temiz suyla durulayın,
Elektrikli ısıtıcının içi tertemiz olacaktır.

Not: Isıtıcının içindeki su ile çaydanlığın içindeki kireci de çözebilirsiniz.
Beyaz Sirke Kullanarak

Bu yöntem oldukça etkilidir ancak sirke kokusunu çıkarmak için biraz uğraşmak gerekir.
Su ısıtıcısını maksimum göstergesinin 3/4’üne kadar su ile doldurup çalıştırın,
Su kaynayıp ısıtıcı durduktan sonra maksimum seviyesine kadar beyaz sirke ekleyin,
8-10 saat beklettikten sonra sirkeli suyu boşaltıp içini iyice yıkayın,
Temiz su ile doldurup suyu kaynatın, ısıtıcıyı boşaltıp tekrar durulayın,
Sirke kokusunun geçmesi için bu işlemi birkaç defa tekrarlayın.

Limon Suyu Kullanarak

Hafif kireçli iç yüzeylerde etkilidir, daha ağır kireçlerde limon tuzu kullanılması önerilir.
Bir limonun suyunu sıkın ısıtıcının içine boşaltın,
15-20 dakika bekleyip kireçli bölgeyi biraz geçecek kadar su ile doldurun,
Isıtıcıyı çalıştırın, ısıtıcı durduktan sonra kireci kontrol edin,
Kireç çözülmediyse işlemi tekrarlayın,
Kireç çözüldüyse suyu boşaltıp birkaç defa temiz suyla durulayın.

Elektrikli su ısıtıcısının dış yüzeyini temizlemek için önce sıvı bulaşık deterjanı ile ıslatılmış bezle, sonra da nemli bir bezle silin. Paslanmaz çelik su ısıtıcısının dış yüzeyini parlatmak için yumuşak bir beze çok az zeytinyağı döküp ovalarsanız pırıl pırıl olacaktır.

kaynak: Sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Miyop Testi…

12105880_1062868187066358_6611274294765701877_n[1]

Gözlerinizde bir problem yoksa Einstein’i göreceksiniz.

Eğer miyop rahatsızlığınız varsa, Marilyn Monroe’yi göreceksiniz.

Einstein’i görenlerdenseniz, ekrana bir kaç adım öteden bakın. Marilyn’i göreceksiniz…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ağrıyan Dişiniz Hangi Organınıza Baktırmanız Gerektiğini Haber Veriyor… Sakın İhmal Etmeyin…

12096482_423473647848930_931003387539978279_n[1]

Kaynak: Luna Akademi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »