LÜTFEN OKUMADAN GEÇME ! BİBERİYE MUCİZESİ…

11011746_1040114009374443_3503740250568183065_n[1]

1. Eşim evliliğimizden önce başlayan migren ağrılarından şikayetçi idi ve cebinde bir suru ağrı kesici ilaçlarla dolaşır ve kriz anlarında da başımı kesin de bu ağrıdan kurtulayım’ derdi. Hacettepe Tip Fakültesi’nde 1980 başlarında MR’ çekilip migren teşhisi konuldu ama olumlu bir sonuç alamadık. 1983 yılında iş yerim Ankara Üniversitesi’nden Gazi Üniversitesi’ ne geçince burada da MR çekilip migren teşhisi konulunca migren tedavisi başladı. Verilen çeşitli haplar etkili olmayınca depresyon tedavisine başlayacağız dediler ve giderek değiştirilen ilaçlar sonucu eşim neredeyse 24 saat uyumaya başladı ilaçların etkisi ile. Bu aşamada ben tedavi ve ilaçları kestirdim. Bitkisel ilaç aramaya başladım ve tanıdığım bir zamanlar orman bakanlığında tıbbi bitkiler araştırma projesi’nde çalışmış emekli tanıdığım biberiye çayını tavsiye etti. Günde 5–6 fincan biberiye çayı tedavisine başladık ve 20–25 gün sonra migren, baş ağrıları sorunları bir daha gelmemek üzere sona erdi.

2. Ortopedist kardeşime ameliyat olan sanatçı Selçuk Ural kardeşime migreni olduğunu söylüyor ve kardeşim biberiye çayını tavsiye ediyor. Selçuk Ural birkaç yıl önce ATV televizyonundaki bir programda migreninin ortopedist doktorunun botanikçi ağabeyinin tavsiyesi ile geçtiğini söylüyor ve teşekkür ediyor.

3. Kayınbiraderimin eşi Elmadağ’da kızakla kayarken düşüp kızak freni demirinin ayak bileği ile diz arası orta bölgede V harfi şeklinde ve büyükçe bir bölgede etini kemiğe kadar kaldırdı. Buraya dikiş atıldı ancak kalkan kısmın büyüklüğünden 1 ay V harfi iç kısmındaki deri canlanmadı ve doktorlar bu bölgeye deri nakli yapmamız gerekir dediler. Kayınbiraderimin bulduğu estetik ameliyatı yapacak doktor Amerika’dan yeni bir ilaç geldi önce birkaç gün bunu sürüp deneyelim, sonuç alamazsak ameliyatı yaparız dedi. Sürülen yağ deriyi 3–4 gün sonra canlandırmaya başladı. Bu yağın üzerine baktığımda Rosmarinus kelimesini görünce biberiye bitkisine olan ilgim çok daha arttı. Kendi kütüphanem ve internetten yaptığım araştırmada biberiye bitkisinin iyi geldiği hastalık ve sorunlar 100’u çok aşınca araştırmayı kestim bu kadar yeter diye.

4. Biberiye yağını yazlık evimize götürdük. Ağabeyimin torunları düşüp veya koşarken başlarını veya eller ve ayaklarını bir yerlere çarptığın da evde başlayan telaşa hiç gerek olmadığını söyleyip bu yağı sürüyordum ve şişmesi, morarması veya ağrıması gereken bölgelerde bunların hiç biri gerçekleşmiyordu.

5. Eşimin işyerinde arkadaşının babasının ayaklarında diz altı bölgesinin dolaşım bozukluğu nedeniyle ayakları soğuk idi. Biberiye çayı ile bu sorunları çözüldü.

6. Çok yaşlı komşumuzun 2 yıldır geceleri uyuyamama sorunu vardı. Damadı Ankara’da bir devlet hastanesinde beyin cerrahi doçent de çözüm bulamamıştı uyku sorununa. Biberiye çayı içmeye başladıktan sonra gece de gündüz de uyumaya başladı.

7. Yine ayni çok yaşlı komşumuz gut hastalığından da muzdarip idi ve kanında ürik asit yüksek çıkıyordu. Biberiye çayı ile bu sorunu da çözüldü.

8. Kayınpederim boyun kireçlenmesinin sonucunda boynu tamamen hareketsiz duruma geçti. Doktorlar ameliyat yapamayız böyle idare et dediler. Biberiye yağı ile yaptığı masajlar sonucu 1 hafta sonra boynunu hareket ettirmeye başladı.

9. Kızım koşarken çarptığı eli mosmor oldu. Biberiye yağını sürdük, 2 saat sonra morluk geçmeye başladı. Akraba doktora soruyorum söyle morluk normal ne kadar zamanda geçer diye ve 2 günde geçer diyor.

10.Biberiye yağı ecza dolabımızda artık yerini almıştı. Bir yerin mi ağrıyor (örneğin baş ağrısı) sür biberiyeyi en azından geçici olarak ağrı geçsin. Bir yerin kesildi mi, çizildi mi sür biberiye yağını çok süratli olarak iyileşsin.

Umarım arkadaşlar için bu bilgiler yararlı olur.

Prof. Dr. Turhan USLU

TIBBİ ETKİLERİ VE KULLANIMI

Biberiye bitkisi sağlığa çok yararlı olduğu gibi, mükemmel bir
güzelleştiricidir. Önce bitkinin tıbbi etkilerinden söz edelim:

-Kan dolaşımını hızlandırır.Kılcak damarları açar.
-Karaciğeri tedavi eden bitkilerin başında gelir.
-Biberiye yağı,kanser tümörlerinin ve vücuttaki yağ bezelerinin zamanla
eriyerek kaybolmasını sağlar.
-Sinirleri uyarır ve güçlendirir.
-Mide ve bağırsakları uyarır. Böylece sindirime (özellikle yağlı yiyecek
yendiğinde) yardımcı olur.
-Hazımsızlıktan oluşan gazları söktürür.
-Safra salgısını artırır.
-İdrar söktürücüdür.
-Kadınlarda aybaşını düzene sokar. Gecikmeleri önler. İyi bir adet
söktürücüdür.
-Etkili bir toniktir.
-Kas ağrılarını, siyatik ve nevraljiyi hafifletir
-Romatizma ağrılarını azaltır.
-Burkulma ve eziklerde iyileştiricidir.
-Saç diplerindeki bezleri uyarır. Erken saç dökülmelerini önler. Bu nedenle
özel şampuanların yapımında kullanılır.

Biberiye Çayının Hazırlanışı:

Biberiye taneleri iyice ezilir. 2 çorba kaşığı ezilen biberiye taneleri 1 tatlı kaşığı burçak unu ile birlikte sıcak suda 15 dakika boyunca kaynatılırlar. Elde edilen çay şeke ryada bal ile birlikte tatlandırılarak içilir.

SEVDİKLERİNİZDE OKUYABİLSİN DİYE LÜTFEN PAYLAŞALIM..!!

EN GÜNCEL SAĞLIK BİLGİLERİ İÇİN SAYFAMIZI BEĞENİN

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Düz Bir Karın İçin Zencefil, Salatalık ve Naneli Limonata

zencefil-salatalik-naneli-limonata-hazırlanisi-310x165[1]

Düz bir karın hepimizin hayali bu içecek gaz ve şişkinliğe iyi gelir diye düşünüyorum denemekte yarar var tesadüf buldüğum bu bilgiyi hemen paylaşmak istedim sabahları düz görünen karnınız gün içinde giderek şişer, özellikle yemeklerden sonra iyice büyük hale gelir. Peki bu neden olur? En büyük neden hareketsiz bir yaşam biçimi sürmektir. Bunun dışında yediklerinizin de etkisi büyüktür. Gazlı içecekler, marul ya da bakliyatlar gibi bazı yiyecekler şişkinliğe neden olur.

Bu limonata, sadece karnınızdaki şişkinliği azaltmakla kalmaz, vücudunuzun bu zorlu bölgesinden kilo vermenizi de sağlar

LİMONATAYI YAPMAK İÇİN GEREKENLER

2 Litre su

1 limon

1 orta boy salatalık

2 yemek kaşığı rendelenmiş zencefil

10 adet nane yaprağı

HAZIRLANIŞI

Çok basit. Yapmanız gereken ilk şey naneyi kaynatmak. 10 adet nane yaprağını yarım litre suyun içinde kaynatın ve 5 dakika demleyin. Hazır olunca, bir kenarda bekletin.

Şimdi, limon suyuna ihtiyacınız olacak.

Limonun kabuğundan üç parça rendeleyin, sonra da limonun suyunu sıkın.

Üçüncü aşama salatalığı soymak ve ezmek. Sonra, limon suyu ve demlenmiş naneyle karıştırın.

Kalan bir buçuk litre içme suyunu da salatalık, limon suyu ve nane çayı karışımına ekleyin, rendelenmiş zencefili, limon kabuklarını ve dilerseniz birkaç nane yaprağını da karıştırın.

Elde ettiğiniz iki litre limonatayı gün boyunca içebilirsiniz.Özellikle, ana yemeklerden; yani kahvaltı, öğlen yemeği ve akşam yemeğinden sonra içmeniz önemli ama gün boyunca içebilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kefir İle Yoğurt Arasındaki Farklar…

12191636_977936805585737_8713340291446467045_n[1]

KEFİR:

1.Probiyotik: Çok çeşitli ve yüksek sayıda mikro organizma

2.Prebiyotik: Yüksek prebiyotik içeriği

3. Besleyici değer: Protein, iyi kalsiyum

4. Vitamin: B2-B12-K2

5. Sindirim: Sindirime yardımcı enzimler var

YOĞURT:

  1. Probiyotik: Sadece iki çeşit mikroorganizma
  2. Prebiyotik: Az prebiyotik
  3. Besleyici değer: Protein, iyi kalsiyum
  4. Vitamin: B2-B12-K2 (AZ)
  5. Sindirime yardımcı emzimler yok
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çin Tıbbına Göre İç Organlardaki Zehirli Maddeler Nasıl Boşaltılır?

12193338_932383000162035_3697187456257560406_n[1]

İnsan vücudundaki iç organlarda zehirli maddeler var mı? Bedensel sorunlara bu zehirli maddeler mi yol açar?

Çin tıbbına göre, insan vücudundaki beş iç organda zehirli maddeler birikir, bu zehirli maddelerin birikmesi, vücutta belirtiler bırakır. Şimdi zehirli maddelerin saklandığı yerleri bulalım ve bu zehirli maddeleri yok etme yöntemleri öğrenelim.

Eğer dalakta zehirli maddeler birikirse, yüzde benekler görülür. Yüzünde benekler olan bir kadının sindirim sistemi nisbeten zayıflar; beyazımtırak akıntısı fazla olur; yağ birikir.

Çin tıbbına göre, dalaktaki sindirim iyi olmadığı takdirde, zehirli maddeler zamanında dışarı boşaltılmaz. Bu nedenle kilo vermek isteyen bir kişi, öncelikle dalağının ve midesinin işlevini normalleştirmeli; dalağında zehirli maddeler bulunan kişide ağız kokusu olur, ağız ülseri görülür.

Şimdi dalaktaki zehirli maddeleri boşaltma yöntemlerine geçelim.

1. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılmasına ekşi yemekler iyi gelir. Ekşi yemekler, bağırsak ve midenin sindirim işlevini pekiştirir, yemeklerdeki zehirli maddelerin en kısa sürede boşaltılmasını sağlar; ayrıca ekşi yemekler dalağı güçlendirir.

2. Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılması için Shangqiu adlı akpunktur noktasına basılabilir. Bu akpuntur noktası, iç topuk kemiğinin altındaki çukurun ortasında bulunur. Bir parmakla bu noktaya, azcık acı hissetecek şekilde basabilirsiniz. Bu basma bir defasında üç dakika sürerse, yeterli olur.

3. Yemekten sonra yürüyüş yapmak. Spor, dalağa ve mideye yardımcı olur. Bu yöntem azimle uygulanmalı.

Yemek sonrası, zehirli maddelerin en kolay oluştuğu zaman dilimidir. Yemeklerin zamanında sindirilmemesi veya emilmemesi halinde zehirli maddeler birikir. Bu nedenle yemekten sonra yürüyüş tavsiye edilir. Ayrıca yemekten bir saat sonra bir meyve yenebilir.

******

Karaciğer, insanın diğer önemli iç organlarından biridir. Karaciğerde zehirli maddeler birikirse, tırnak üzerine çıkıntılı çizgi veya tırnak çökmesi görülür. Çin tıbbına göre, kirişler karaciğere bağlıdır, tırnak ise kirişlerden bir bölümüdür. Bu nedenle karaciğerde zehirli maddeler biriktiği takdirde, tırnak üzerinde belirgin işaret olur.

Karaciğerde zehirli maddeler bulunursa, kadında mastit görülür; deprasyon başgösterir. Çünkü karaciğer insan vücudunda duyguları ayarlayan iç organdır. Eğer içindeki zehirli maddeler zamanında boşaltılmazsa, Qi dolaşımı engellenir, bu da depresyon duygusuna neden olur. Ayrıca yarım baş ağrısı ve aybaşı ağrıları gibi belirtiler görülür. Yüzün iki yanağı ve göbek, karaciğer ve safra kesesinin “etki alanı”dır. Eğer karaciğerde zehirli maddeler varsa, yüzde ve göbekte mutlaka belirti gözükür.

Karaciğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için, yeşile çalan mavi renkli yemekler tüketilmeli. Örneğin portakal veya limon suyu, karaciğere iyi gelir; karaciğerle bağlantılı akpunktur noktasına basmak iyi gelir. Basılacak nokta, birinci ve ikinci ayak parmaklarının buluştuğu noktanın önündeki çukurun ortasında yer alır. Ağlama, zehirli maddelerin boşaltılmasına yardımcı olur. Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının gözyaşlarına bağlı olduğu, hem Batı tıbbınca, hem de Çin tıbınca doğrulandı. Gözyaşları gerçekten insan vücuduna zararlı maddeler içerir. Bu nedenle istediğiniz zaman ağlayabilirsiniz.

******

İnsan kalbinde zehirli maddeler birikirse, dil ülseri olur, alnında kabarcıklar oluşur, uykusuzluk ve kalp rahatsızlığı meydana gelir.

Çin tıbbına göre, kalple en yakın ilişkili organ dildir. Bu nedenle ülser dilde görülür. Alın, kalbin “nüfuz alanı”dır. Eğer kalpte “ateş” varsa, alın “yanar”, kabarcıklar ortaya çıkar.

Kalpteki zehirli maddelerin boşaltılması için, nilüfer tohumları gibi, acı yemekler tavsiye edilir; kalbi simgeleyen Shaofu adlı akpunktur noktasına basılır. Shaofu, insanın yumruğunu sıktığı zaman, avuçta yüzük parmağı ve küçük parmağının tırnaklarının değdiği yerdir. Bu noktaya güçlü bir şekilde basılır. Yeşil fasülye, zehirli maddelerin idrar yoluyla boşaltılmasına yardımcı olur.

Çin’de yaz mevsiminde hemen hemen her ailede yeşil fasülye suyu içilir. Siz de deneyebilirsiniz.

******

Akciğerde zehirli maddeler birikirse, insanın cildi pas renginde olur, kabızlık çekilir, duygusal durumunda hassasiyet meydana gelir.

Çin tıbbına göre, akciğer, tüm cildi yönetir. Cildin iyi olup olmaması, akciğerin sağlıklı olup olmamasına bağlıdır. Akciğerdeki zehirli maddelerin miktarı fazla olursa, bu zehirli maddeler akciğerin çalışmasıyla cilde yansır; ayrıca akciğer ve kalın bağırsak tek bir sistemdir. Yukarıda akciğerde zehirli maddeler varsa, aşağıdaki bağırsak içinde de anormal birikim olur, kabızlık çekilir; akciğerdeki zehirli maddeler de Qi ve kan dolaşımını engeller.

Turp, akciğere en iyi gelen yiyecektir. Çin tıbbına göre, kalın bağırsak ile akciğer arasında yakın ilişki vardır. Akciğerdeki zehirli maddelerin ne kadar boşaltılacağı, kalın bağırsağın iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır. Turp kalın bağırsağın dışkıyı boşaltmasına yardım eder. Turp çiğ de yenir.

Ayrıca akciğeri temsil eden akpunktur noktasına basmak da yararlıdır. Hegu adlı nokta, el sırtında, parmakların arasında bulunur.

Terlemek, akciğere iyi gelir; çünkü terle vücuttaki zehirli maddeler atılır; sıcak duş ve derin nefes da benzer sonuç verir.

Akdiğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için en uygun zaman dilimi sabah 7:00 ile 9:00 arasıdır. Bu zaman içinde bol oksijen almayı sağlayan spor yapılırsa, çok iyi olur.

******

Böbrek içinde zehirli maddelerin biriktiği zaman, aybaşı miktarı az, süresi kısa ve rengi koyu olur. Aybaşının oluşması ve kaybolması, böbrek işlevinin güçlü olup olmamasına bağlıdır; böbrekteki zehirli maddeler, hidronkusa neden olur, altçenede kabarcıklar oluşur, yorgunluk çekilir.

Böbreği simgeleyen akpunktur noktası Yongquan’dır. Bu nokta, insan vücudundaki en alçak akpunktur noktasıdır. Yongquan, ayak tabanının üçte birinin ilerisinde bulunur. Bu nokta hassas olduğu için fazla güçlü basılmamalıdır. Beş dakika yeterlidir.

Böbrekteki zehirli maddelerin boşaltılması için en iyi zaman dilimi sabah 5:00 ile 7:00 arasıdır. Bu nedenle sabah kalkınca bir bardak su içilmesi çok iyi olur.

KAYNAK:turkish.cri.cn

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

7 Yerde Su İçilmez Kuralı…

12191703_932970126769989_3338090218858562039_n[1]

7 yerde su içilmez kuralı…

1-Banyodan sonra su içilmez, içilirse organlar yaşlanır

2-Acı yedikten sonra su içilmez, içilirse reflü, gastrit ve bağırsak rahatsızlığı yapar.

3-Uyku arasında içilmez, çünkü beyni etkiler

4-Meyveden sonra içilmez, içilirse asit ortaya çıkar

5-Koşup yorulduktan sonra içilmez, karaciğer ve dalak büyür

6-Tatlı yedikten sonra, şeker yükselmesine sebep olur

7-Kustuktan sonra içilirse ağızda kötü tat kalır

Ne zaman su içilir?

1-Et yedikten sonra su içilir

2-Korkunca su içilir

3-Yağlı yiyince su içilir

4-Yemekten önce su içilir

Atasözümüz:

Ye yağlıyı iç suyu donarsa donsun

Ye tatlıyı içme suyu yanarsa yansın:)

kaynak sağlık olsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kışın Turp Gibi Olmak İçin Turp Yiyin…

10357518_933121030088232_9091873669217690009_n[1]

Turpun faydaları…!

Kara turp, kirmizi turp, siyah turp… Turp yüksek oranda potasyum barındırıyor. Liften zengin, sindirimi kolaylaştırıyor. Kabızlığa da iyi geliyor.

Karaciğere çok faydalı bir besin olan turp tam bir karaciğer dostudur. Karaciğeri kuvvetlendirir ve şişliğini indirir. Sarılığa karşı da faydalıdır. Böbrek kumlarını ve safra taşlarını dökmeye yardımcı olur. Romatizma ve siyatikte faydalıdır.
Astım ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına iyi gelir. Öksürüğü keser. İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Uyarıcıdır. İştah açar. Mikrop öldürücüdür.
Vücudu ve dişetlerini kuvvetlendirir. Kalp ve damar sağlığına faydalı olmasının yanında kansere karşı da koruyucu etkilere sahiptir. Şeker hastalarına da faydalıdır. Turp cilt bakımı için de yararlıdır. Cilde tazelik, saçlara ise parlaklık verir. Sivilce ve egzamayı geçirmeye yardımcı olur.
Bağışıklığı güçlendiriyor. Anne sütünü de arttırdığı biliniyor. Soğuk algınlığı sırasında vücudu destekleyici bir yapısı var.
Öksürüğe karşı siyah turp bal kürü ise annelerin sıkça tavsiye ettiği bir besin. Turpun ortasından bir delik açıp üzerine biraz bal koyun ve gece boyunca balın kara turp içinden akıp altına koyduğunuz bir tabağa dökülmesini bekleyin. Ertesi gün bunu 1 yaş üstü bebekler için öksürüğe karşı kullanabilirsiniz.
Turpun Diğer Faydaları:

Nefesi tazeler, ağız kokusunu önler, kan dolaşımını hızlandırır, kabızlığa iyi gelir, sivrisinek ısırığına sürüldüğünde kaşıntıyı ve şişliği alır, ateş düşürücüdür, kan dolaşımını artırır, güçlü bir antioksidandır, ciltte görülen yaşlanmanın etkilerini geciktirir, bağışıklık sistemini güçlendirir, oksidatif stresi azaltarak kansere ve kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mucize bitki ISKIN 💜 Kanseri İki Günde Bitiriyor…

12193407_933464860053849_2224290127188885605_n[2]
ABD’nin Atlanta Üniversitesi’nde iki aşama hâlinde yapılan deneyler fareler üzerinde gerçekleştirildi. Işgında bulunan parietin isimli kırmızı pigmentler kanser hücrelerine enjekte edildi. Sadece iki gün içinde kanser hücrelerinin yarısının öldüğü görüldü. Pigmentlerin modifiye edilmiş bir çeşidinin de tümörlerin gelişimini azalttığı belirlendi. Araştırmadan çıkan bu bulgu yeni bir kanser ilacının da habercisi. Uzmanlar ışgından yapılmış kanser ilacının birkaç yıl içinde kanser tedavisinde kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak her ne kadar deney sonuçları olumlu olsa da ışgının ilaca dönüştürülmesi için birçok yeni araştırma yapılması gerektiği belirtiliyor. Işgın hakkında bulunan keşif bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İngiliz Daily Express gazetesinde “Işgın hayatınızı kurtarabilir ” başlığıyla yayımlanan haber dünya basınında büyük yankı buldu.
ANADOLU’DA SEVİLİYOR
Kuzukulağıgiller familyasından olan ışgının Latince ismi Rheum ribes. Işgın Anadolu’da ışkın, aşgın, aşkın, eşkin, eşgin, ıçgın, ıçkın, uçgun, uçkun, uşgun ve uşkun isimleriyle de biliniyor. Doğu Anadolu bölgesinde ise yayla muzu ve dağ muzu olarak da bilinen bu sebzeye yetiştiği yöreye göre Van muzu ve Hakkâri muzu gibi isimler de veriliyor. Işgın, Güneybatı Asya’nın ılıman ve subtropikal bölgelerinde yetişiyor. Tozlaşması rüzgârlarla olan ve kendi cinsinin diğer türleriyle melezlenebilen ışgın tıbbi bitkiler sınıfına girdiğinden farmakolojik araştırmalarda çok sık kullanılıyor. Çiğ olarak yenen, zeytinyağlı, yumurtalı yemeği ve reçeli de yapılan ışkın oldukça farklı tariflerde kullanılıyor. Ancak Türk botanik bilimciler bilinçsiz ve uygun olmayan yöntemlerle toplanan ışgının Anadolu’da yok olma tehlikesi altında olduğu uyarısını yapıyor

kaynak: sağlık olsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İşte elma ve kahvenin inanılmaz gücü…

1430226265094[1]

Her gün bir elma ve kahvenin sağlık açısından o kadar faydaları varmış ki…

Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, elma ve kahvenin sağlık açısından faydalı gıdalar olduğunu belirtti.

Her gün bir elma tüketmenin kötü huylu kolesterolü düşürdüğünü ifade eden Keçeci, “Özellikle LDL kolesterolün düşürülmesinde içerdiği lif ve antioksidanlar nedeniyle büyük etkisi vardır. Zayıflama diyetlerinin vazgeçilmezi elma, hem kilo verilmesi hem de kilo korunması için bire birdir. Her gün bir elma tüketmek gerekli olan lif miktarı ile hem yağlanmanın geciktirilmesini sağlarken kas yapımı içinde fayda sağlayacaktır. Özellikle kilo alma riskleri olan bireyler de kalori yakımın da yardımcı olacak ve vücudumuzu dengede tutmamızı sağlayacak bir koruyucu haline gelecektir. İçerdiği vitamin ve mineraller hem cildin güzel kalmasına hem de bağışıklık sisteminin kuvvetlenerek hastalıklardan arınmamamıza ya da hastalıkların önlenmesine yardımcı olacaktır.

KOLON VE GÖĞÜS KANSERİNİ ÖNLEYİCİ 

Elma içerdiği vitamin mineral ve antioksidanlarla vücuttan fazla suyun ve yağın atılmasına yardımcı olur, tarçın, ısırgan ve mate yaprağıyla birlikte kullanıldığında detox etkisi gösterir ve kilo verme programların da kullanılabilir. Kolon ve göğüs kanserinde önleyici etkisi olduğu pek çok araştırma da vurgulanmaktadır.

DİYABETİ ÖNLÜYOR 

Her gün bir elma ailede diyabet riski olan bireylerin için önleyici etki gösterir, diyabetin ilerlemesini önler ve özellikle kırmızı, mor ve mavi meyvelerle birlikte tüketildiğin de diyabetin ilerlemesi ve komplikasyonlarının görülme riskini önler. Antioksidan etkisi ile pek çok sinir sistemi hastalıkların da ve Alzheimer hastalığının oluşmasının önlenmesi ya da geciktirilmesin de elmadan faydalanılabilir. Özellikle anne adayları, Her gün 1 elma yendiğinde astım ve benzeri solunum sistemi hastalıklarına yakalanacak çocuk doğurma riskleri azalmaktadır.” diye konuştu. Her gün bir fincan kahve tüketmenin, sağlık açısından faydalı olduğunu kaydeden Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, şöyle konuştu:

KİLO VERMEYE YARDIMCI

“İçerisinde belirli oranlarda kafein, niasin ve antioksidan içeren doğru miktarda tüketildiğinde hem tokluk hissi hem de pek çok hastalığın önlenmesinde bizlere yardımcı olabilecek bir içecektir. Koyu renkte tüketilen özellikle paketlenmemiş ve aroma içermeyen kahveler ve Türk kahvesi günde bir fincan tüketildiğinde tokluk hissi sağlayarak kilo verme ve kilo koruma programlarında da olumlu etkiler sağlar. Kahvenin tüketim miktarı çok önemlidir, gebe bayanlarda kafein alımı istenmezken, gebelik düşünen bayanlar içinde fazla kafein ve kahve tüketimi sorunlara neden olabilmektedir.

FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR 

Kahve doğru tüketildiğinde inme, kalp hastalıkları, stres gibi pek çok hastalığa iyi gelirken bu hastalığa yakalanmış bireylerde ise günlük dozları belirli miktarları geçmemesi gereken bir içecek halini alır. Son yapılan çalışmalar, günde 1 fincan french press, Türk kahvesi ya da İskandinav kahveleri gibi kaynatılarak hazırlanan kahvelerin göğüs kanseri, baş ve boyun kanserini de önleyebilici etkilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Günde 1 fincan kahve tüketen bireyler de yapılan araştırmalar da kanser olma risklerinin %10 oranında azaldığı bulunmaktadır.

PARKİNSON HASTALIĞINI ÖNLEYİCİ 

Yapılan pek çok çalışmada, Parkinson hastalığı gibi hastalıkların önlenmesi ya da geciktirilmesinde de kahvenin önemi vurgulanmaktadır. Ayrıca kahveyle yapılan cilt bakımları yağlanma ve selülit problemlerine de iyi gelecektir. Unutulmaması gereken en önemli nokta bir uzmana danışarak kahve tüketim miktarının ayarlanmasıdır. Fazla kafein alımı uykusuz problemleri, kafein alımına kazanılan bağışıklık kazandırabilir bu da başta duygu durumumuz olmak üzere pek çok durumu etkileyebilir. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de, kahve ile birlikte su alımının azaltılmamasıdır. Günde en az 2 lt su tüketmek ve 1 fincan kahve tüketmek sağlımız için olumlu sonuçlar doğurur.”

kaynak: sağlık gazetesi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mucize üçlü Alzheimer’e karşı!

81[1]

Almanya Ulm Üniversitesi’ndan uzmanlar havuç, ıspanak ve kayısının özellikle Alzheimer’a karşı çok etkili olduğunu belirtti.

Bilim adamları iki grup gönüllüyü inceledi.

Birinci grubun sağlık durumu oldukça iyiyken ikinci grup Alzheimer hastalarıydı. Her iki grubun üyelerinden alınan kan örnekleri incelendi. İkinci grubun kanındaki antioksidan, C vitamini ve beta-karoten miktarının çok düşük olduğu kaydedildi. Doktorlar tüm bu maddelerin beyin sağlığını koruduğunu belirtiyor. C vitamini, antioksidan ve beta-karoten açısından zengin meyve ve sebzelerin mutlaka tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu besinler arasında havuç, ıspanak ve kayısı özel yer tutuyor.

Havucun Sağlığa Faydaları
Beta Karoten:

Beta karoten havuca turuncu rengini veren renk pigmentidir. Beta karoten vücut tarafından A vitaminine dönüştürülür. Bu nedenle havuç, hayvansal gıdalar dışında A vitamini bakımından en iyi kaynaklardan biridir. Etkili bir antioksidan olan beta karoten kanserden kalp hastalıklarına kadar pek çok hastalığın oluşma riskini yükselten oksidatif strese karşı vücudu korur.

Kanserden Korunma: Beta karoten ve diğer antioksidanlar bakımından zengin olan havuç kanseri önlemede rol oynayabilir. Yapılan araştırmalarda beta karoten bakımından zengin bir beslenme programının prostat kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri riskini düşürdüğü sonuçları elde edilmiştir. Ancak laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan bu araştırmaların sonuçlarının kesinlik kazanması için insanların katılımıyla yapılacak daha fazla sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Lösemi:

2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre havuç suyunda bulunan bioaktif kimyasallar, miyeloid ve lenfoid lösemide kansere yol açan hücre büyümesini baskılıyor. San Diego Tıp Merkezi tarafından yapılan bir diğer çalışmada ise havuç mesane kanseri riskini azaltmak için tavsiye edilen gıdalar arasında yer alıyor.

Kalp Sağlığı:

Hollanda kaynaklı ve 10 yıl süren bir çalışmaya göre turuncu ve sarı renkli sebzeler kardiyovasküler hastalıkların görülme riskini önemli oranda düşürüyor. Araştırma sonuçlarında havuç gibi turuncu ve koyu sarı tonlarda sebzeleri düzenli olarak tüketenlerde kalp ve damar hastalığı görülme oranının tüketmeyenlere göre %32 daha az olduğu belirtilmiş.

Göz Sağlığı:

Aşağı yukarı hepimiz havucun gözler için iyi olduğunu biliriz ancak şaşırtıcı bir şekilde bu konuda yapılan araştırma sayısı oldukça az. Yine de yapılan araştırmalar bu genel olarak kabul görmüş bilgiyi doğrular nitelikte. Bu konuda Kaliforniya Üniversitesi Jules Stein Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre haftada 2 veya daha fazla sayıda havuç yiyen kadınlarda daha az veya hiç havuç yemeyen kadınlara göre glokom hastalığı görülme oranı daha düşük. Göz tansiyonu olarak bilinen glokom göz içinde basıncı sık sık yükselmesi nedeniyle görme sinirinin hasar görmesine ve görüşün yavaş yavaş azalmasına yol açıyor. Ayrıca havuçtan alınan beta karoten A vitaminine dönüştüğünde gözlerin ışığı ayarlama fonksiyonunu koruyor ve gözlerin nemli kalmasını sağlayarak göz kuruluğunu önlüyor.

Sindirim Sistemi:

1 adet orta boy havuç sağlıklı bir sindirim sistemi için son derece önemli günlük besin lifi ihtiyacının yaklaşık %7’sini tek başına karşılıyor. Besin lifi sadece sindirim sistemi için değil aynı zamanda kan şekeri seviyesinin korunması için de önemli. Eğer kilo vermek için diyet yapıyorsanız atıştırmalık olarak havuç yemek tokluk hissini uzaratarak kilo vermenize yardımcı olabilir.

Potasyum:

Havuç potasyum bakımından en zengin sebzelerden biridir. Potasyum, beynin normal fonksiyonlarının devam etmesinden kalp sağlığının korunmasına, kan şekerinin düşürülmesinden kas kramplarının önlenmesine kadar pek çok alanda vücut tarafından kullanılan önemli bir mineral. Potasyum aynı zamanda kortizon ve adrenalin gibi stres hormonlarını dengeleyerek stres ve kaygı seviyesini düşürüyor.

Bağışıklık Sistemi:

Lenf bezleri, damarlar, beyaz kan hücreleri, solunum yolu ve dalak gibi vücudun birden fazla parçasını kapsayan bağışıklık sisteminin güçlü olması için pek çok sebzede bulunmayan protein ve lipidlere ihtiyaç vardır. Ancak aynı zamanda bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için havuç gibi vitamin ve mineral bakımından zengin sebzelere de ihtiyaç duyulur. A, C, E, B vitaminleri ile demir, bakır ve çinko bakımından zengin olan havuç bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırır.

Güneşten Korunma:

Havucun antioksidan etkisi cildi serbest radikallere karşı koruyarak esnek kalmasına yardımcı olur ve yaşlanmanın ciltte görülen etkilerini geciktirir. Ayrıca düzenli olarak havuç yemek güneşin zararlı UV ışınlarına ve güneş yanığına karşı cildi korur. Tabi bu koruma faktörlü güneş kreminizi bir kenara bırakın ve bol bol havuç yiyin anlamına gelmiyor. Ancak daha güçlü bir korunma için özellikle yaz aylarında daha fazla havuç tüketebilirsiniz.

Havucun Diğer Faydaları
  • Kanı temizleyen alkali elementler içerir.
  • Vücuttaki asit alkali dengesinin korunmasına yardımcı olur.
  • Yüksek potasyum içeriğiyle tansiyonu yükselten sodyumu dengeler.
  • Havuçta bulunan besin lifi kötü kolesterolü (LDL) düşürürken iyi kolesterolü (HDL) yükseltir.
  • Güçlü antioksidanlar içeren havuç yaşlanmanın ciltte görünen etkilerini geciktirir.
  • Ağızda bulunan bakterileri temizleyerek diş sağlığını korur.
  • Düzenli olarak havuç yemek mide ülserine karşı koruma sağlar.

Ispanağın Faydaları Nelerdir?
Ispanak özellikle bir demir kaynağı olarak bilinmektedir. Her ne kadar demir mineralini içerisinde barındırsa da aslında vücudumuz tarafından emilimi bir miktar olsa da, çok da fazla değildir.
Ispanağın en önemli özelliklerinden birisi C vitamini yönünden zengin olmasıdır. İçerisindeki C vitamini sayesinde Ispanaktan alınan demirin emilimi artar fakat ıspanak yemeği yaparken bu C vitamininin kaybedilmesine yol açacak yöntemlerden kaçınmak gerekir. Örneğin sıkça yapılan tuz ile ıspanağı ovalama işlemi C vitamini kaybına yol açan sebeplerden bir tanesi.
Ispanağın vücudun direncini ve kuvvetini arttırdığı da bilinmektedir. Zihinsel ve bedensel olarak kuvvet sağlayan ıspanağın içerisinde sadece C vitamini de değil, ayrıca A, E ve B vitaminleri de yer almaktadır.

KAYISI: A, B, C ve P vitamini açısından zengin bir meyve olan kayısı aynı zamanda bol miktarda demir içerir. Ayrıca magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından da zengindir.

Kayısının Faydaları:
  • Kayısı kanseri önleyici ve tansiyonu düşürücü özelliğe sahip.Bağırsakları iyi çalıştırdığından kilo verilmesini kolaylaştırıyor.
  • Kayısı iyi bir betakaroten kaynağı olup,akciğer ve mide kanserlerinden koruyucu özelliğe sahiptir.
  • Yorgunluğu alır.
  • Beslenme problemi olan yaşlıların potasyum eksikliğine bağlı depresyon sorunlarının giderilmesinde de çok faydalıdır.
  • Gırtlak iltihabına ve astıma iyi gelir.Astımda balgam söktürücü özelliğe sahiptir.
  • Kabızlığa önlüyor.
  • Gece körlüğünü önlüyor.
  • Yaşlanmaya karşı vücudu korur.
  • Beyinin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Strese iyi gelir.
  • Ülserin iyileşmesinde rol oynar.
  • Kan yapımını artırarak kansızlığa iyi gelir.
  • Karaciğere iyi gelir.
  • Kemiklerin daha düzgün ve sağlam olmasını sağlar.
  • Kansere karşı korur.
  • Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli olarak çalışmasını sağlar.
  • Böbreklerde oluşan taşların azalmasında rol oynar.
  • Kuru kayısılar, potasyum bakımından daha zengindir.
Kayısı besleyici ve iştah açıcıdır. Bol miktarda demir içerdiğinden kansızlığa iyi gelir. Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Başta akciğer ve cilt kanseri olmak üzere kansere karşı koruyucudur. Vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklara faydalıdır. Raşitizm gibi gelişme bozukluklarını önler. Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Sinirleri sakinleştirir ve uyku verir. Migrene karşı da iyi gelir. Ayrıca cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır.
Kaynak: sağlık sitesi
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kilo Vermek İçin Karaciğerinizi Temizleyin

İyi bir karaciğer temizliği, karaciğerin işlevini güçlendiren bazı besinleri tüketerek yapılabilir. Karaciğeri temizlemek için çeşitli tarifler vardır. Bu tariflerin tümü; yağlar, tuzlar, sebze ve meyve suları veya doğal takviyeler içerir. Karaciğeriniz temizlendiğinde daha sağlıklı olacaksınız çünkü bu organın başlıca görevi, “gereksiz” olan her şeyin vücuttan atılmasına yardımcı olmaktır.

Karaciğer Temizliği Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Öncelikle, genelde kilo vermek isteyen veya karaciğerine bir şekilde zarar vermiş kişilere hitap eden bu işlemin etkilerini bilmeniz gerekiyor. Obezitenin ve aşırı kilonun başlıca sebepleri, çok fazla yemek yemek ve yeterince egzersiz yapmamaktır. Bu, vücudunuzun yediklerinizi yağa çevirerek depolamaya başlamasına neden olur. Karaciğeriniz zarar gördüğünde; idrara çıkma ile ilgili sorunlar, mesane tıkanıklığı, yumuşak dışkı veya kabızlık gibi rahatsızlıklarla karşılaşabilirsiniz. Bunun sebebi, vücutta gereksiz zehirli maddelerin birikmesidir. Karaciğerinizi temizlediğinizde, bunlar ortadan kalkar. Tedavi süresince tüketeceğiniz takviyeler, bu organın görevini yerine getirmesine yardımcı olur. Metabolizmanız ne kadar hızlı ve iyi çalışırsa, kilo verme şansınız o kadar yüksek olur.

Karaciğer temizliği kilo vermek için etkili bir yol olsa da, bunu uygun olmayan bir şekilde veya yalnızca kilo vermek için yapmamalısınız. Tedaviye başlamadan önce, doktorunuzla konuşup yiyebileceğiniz ve yiyemeyeceğiniz şeyleri öğrenmeniz en iyisi olacaktır. Bu işlemin, hastalıkları ve karaciğer bozukluklarını iyileştiremeyeceğini unutmayın. Temizliği fazla abartmayın çünkü bu da sağlığınız için zararlıdır. İşlemi tekrarlamak istediğinizde, bunu makul bir süre sonunda yapın.

liver-woman

Karaciğerinizi temizlemek için uygulayabileceğiniz çeşitli tarifler mevcut. Bu tarifler, bağırsak hareketlerini hızlandırmaya ve karaciğerin yanı sıra mesanenin de vücudun ihtiyacı olmayan her şeyi vücuttan atmasına yardımcı olur. Temizleme esnasında, çok fazla hareket etmemenizi, çok ağır kaldırmamanızı ve mümkün olduğunca evden çıkmamanızı tavsiye ediyoruz. Baş dönmesi, mide bulantısı veya kusmaya yol açabileceği için, seçtiğiniz besinleri yedikten hemen sonra yatmayın.

Karaciğeri Temizlemek Niçin Gereklidir?

Yaşam tarzı, düzensiz ve dengesiz beslenme, yeterince hareket etmeme ve spor yapmama, karaciğerin daha fazla yağ üretmesine ve bu fazla yağları depolamasına neden olur. Karaciğerin işlevini arttırmak ve enerji seviyenizi yükseltmek için, arada bir karaciğeri toksinlerden arındırma diyeti yapmak önemlidir. Böylece; daha fazla hareket etmek, daha erken kalkmak, işte veya okulda daha çok çalışmak vb. daha çok içinizden gelebilir.

Genel olarak, birçok yönden çok daha iyi hissedeceksiniz. Bazıları; cilt tiplerinin değiştiğini, aknelerden kurtulduklarını belirtiyor. Bu temizleme işlemini uygulayanların çoğunluğu, bu yöntemin kilo vermelerine yardımcı olduğunu söylüyor.

Karaciğerinizi Nasıl Temizleyebilirsiniz?

Bu organda, her gün yaptığı görev sebebiyle toksinler biriktiğini unutmayın. Bu yüzden buradaki amaç, bu artıklardan kurtulmaktır. Bu işlemi yılda üç kereye kadar tekrarlayabilirsiniz. Etkili bir karaciğer temizliği için, şu tarifleri aklınızda bulundurun:

  • Sarımsaklı ve zencefilli greyfurt suyu: bunu hafta sonu için. Ayrıca lenfatik sisteminizi güçlendirmeye de yardımcı olacaktır. İhtiyacınız olan malzemeler: iki greyfurt, dört limon, iki diş sarımsak, bir dilim zencefil kökü, 300 ml saf su ve iki yemek kaşığı zeytinyağı. Greyfurtu ve limonları sıkın, zencefili rendeleyin ve sarımsağı dövün. Tüm malzemeleri blendıra koyup iyice karıştırın. Gece uyumadan önce için.

juice-liver

  • Sarımsaklı ve zeytinyağlı portakal suyu: ihtiyacınız olan malzemeler: ¼ fincan zeytinyağı, ¼ fincan taze sıkılmış portakal suyu, yarım yemek kaşığı rendelenmiş zencefil ve yarım yemek kaşığı dövülmüş sarımsak. Tüm malzemeleri blendırdan geçirin ve yatmadan önce için. Sağ tarafınıza yatın. Bunu, art arda üç gece tekrarlayın.

Karaciğer Detoksuna Yardımcı Yiyecekler

Yukarıda bahsedilen iki tarife destekleyici olarak, detokstan bir hafta önce vücudunuzu hazırlayabilir veya bir hafta sonrasında doğal yollarla detoksu sürdürebilirsiniz. Bunun için şu yiyeceklerin tüketilmesini tavsiye ediyoruz:

  • Tam tahıllar: B vitamini içerirler, yağların metabolize edilmesini hızlandırırlar ve karaciğerin işlevini arttırırlar.
  • Yeşil çay: karaciğer için faydalı birçok antioksidan (kateşinler) içerir.

green-tea-3

  • Üzüm: doğal şekerler ve birçok antioksidan içerir. Böylece karaciğeri temizler ve safra üretir.
  • Elma: sindirim sistemindeki toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olan bol miktarda pektin ve kimyasal bileşen içerir.
  • Havuç ve pancar: karaciğerin işlevlerini uyaran flavonoid ve beta karoten bakımından zengindir.
  • Yeşil yapraklı sebzeler: kan akımındaki zehirleri emen klorofil içeriği sayesinde, karaciğer temizliğinde harika birer yardımcıdır. Böylece, çok önemli olan bu organı korurlar.
  • Zeytinyağı: makul miktarda kullanıldığında faydalıdır.
  • Patlıcanmesanenin işlevlerini aktive etmek için kullanılan bir sindirim toniğidir.
  • Kıvırcık hindiba ve beyaz hindiba: ikisi de doğal yollardan mesaneyi boşaltmak için kullanılan, acı bir tada sahip bir madde içerir.
  • Avokado: vücudu fazla toksinlere karşı korur ve tedavinin temizleme etkisini arttırır.

Avocado4

Son ipuçları: porsiyonlarınızı küçültün; alkol, kırmızı et, süt ve süt ürünleri ve rafine gıdalardan uzak durun. Bol bol su için ve ölçülü düzeyde egzersiz yapın.

Fotoğraflar, Maxpax, Dan McKay ve Jaanus Silla izinleriyle kullanılmıştır.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Aspirin karbonat maskesi…

karbonat-aspirin-maskesi-640x320[1]

Saçınıza canlılık, parlaklık kazandırmak ve saç dökülmesini azaltmak için aspirin karbonat ile bakım maskesi yapın..

Bayanların en fazla önem verdiği şey kuşkusuz ki saçlardır. Karbonat aspirin maskesini yaparak saç diplerinizde ve saç derisindeki gözeneklerin açılmasını sağlayabilir, bu şekilde saçınızın daha fazla oksijen almasına yardımcı olursunuz.

Erkekler ve bayanlar olarak hiç fark gözetmeksizin saçlarımıza haftada 1 kere (en kötü hallerde ayda 1 kez) mutlaka bakım yapmalıyız. Bunun için kuaförlere gitmeye de gerek yok. Evimizde doğal malzemeler ile hazırlayacağımız karışımlar ile saçımızın canlılık kazanmasını, parlamasını ve daha sağlıklı olmasını sağlayabiliriz. 

Bu yazımızda sizlere evde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz aspirin karbonat maskesinin hazırlanışını ve uygulanışını anlatacağız. 

Aspirin karbonat maskesiyle saç derisindeki gözeneklerin açılmasını ve saçın daha fazla oksijen alarak; parlamasını, canlanmasını ve daha az dökülmesini sağlayacağız. 

Malzemeler:

  • 1 Bardak Sıcak Su
  • 30 Adet Aspirin
  • 1 Yemek kaşığı karbonat

Aspirin Karbonat Maskesinin Hazırlanışı:

1 bardak sıcak suyun içerisine 30 adet aspirini ekleyerek erimesini sağlayalım. Aspirinler eridikten sonra 1 yemek kaşığı karbonatı ilave ederek ılık olana kadar bekleyelim.

Uygulanışı:

Saçlarınızı yıkadıktan sonra (ıslak haldeki saçınıza) saç diplerinize bu karışımı masaj yaparak uygulayalım. Uyguladıktan sonra 10 – 15 dakika kadar bekleyelim. Daha sonra ılık suyla saçımızı durulayarak temizleyelim.

Bu karışımı düzenli olarak kullandığınızda, saç diplerinde, saç derisinde bulunan şampuan – sabun kalıntılarından ve varsa kepeklerden arınmış olacaksınız. Ayrıca daha parlak ve canlı saçlara sahip olmanın yanı sıra, bu bakım maskesi saç dökülmelerini de azaltacaktır.

kaynak: bilgi doktoru

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Defne yaprağının yararları:

12196172_932277523505916_4968494008109053111_n[1]

Defne yaprağının yararları:
-Defne yaprakları ‪#‎keskin‬ kokusu ile ağızda çiğnenirse ağız kokularını yaraları giderir.‪#‎Baharatlı‬ lezzeti ile sindirim salgılarını arttırır.
‪#‎Mide‬ ağrısı ve gastriti olanlara iyi gelmektedir.
‪#‎Diş‬ ağrılarında, 2-3 yaprağını sirke ile kaynatıp dişe gargara yapıIdığı taktirde ‪#‎ağrıları‬ dindirmeye yardımcı olur.
‪#‎Mikrop‬ öldürücü özelliği vardır.
‪#‎İdrar‬ söktürücüdür.
– Kadın hastalıklarından adetin düzenlenmesinde etkilidir.
‪#‎İştahı‬ açar ve hazmı kolaylaştırır.
‪#‎Sindirimi‬ kolaylaştırır.
‪#‎Romatizmal‬ ağrıları giderir.
-Terletici özelliği vardır.
-Ateş düşürücüdür.
-Her türlü ‪#‎zehirli‬ ‪#‎hayvan‬ ısırığı, arı sokmasında yararlıdır.
-Soğuk algınlığı ve gribe karşı birebirdir.
‪#‎Bedeni‬ uyarır zindeleştirir.
-Spazm çözücüdür.
‪#‎Defne‬ yaprağının zararları:
-Hamilelerin kullanması sakıncalıdır.
-Defne yaprağı alerjiye sebep olabilir.
-Zehirli defne türleri de olduğu için hangi türün kullanıldığına dikkat edilmelidir.
Defne yaprağının kullanım alanları:
‪#‎Anjin‬, ağız ve yaraları için 4 bardak suya 5 yaprak konur. 3-4 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendirilir. Gargara yapılır, sinüzit ağrılarının bulunduğu yere kompres yapılır.
-Defne ‪#‎sabunu‬ ‪#‎saç‬ dökülmesini ‪#‎engeller‬.‪#‎Deri‬ ‪#‎mantarlarında‬ etkilidir.
‪#‎Hazmettirici‬ ve uyku için 3 bardak suya 2 yaprak konur 3 dakika kaynatılır. ‪#‎Akşam‬ yemeğinden sonra 1 fincan içilir.
-10 gr defne#tohumları ‪#‎balla‬ ‪#‎macun‬ yapılır. ‪#‎Kaşık‬ kaşık yenir. Baş ağrısına, romatizmaya nefes darlığına iyi gelir.
– Defne, aromatik bir bitkidir. Kokusu çok hoştur. Defne yaprağı yemeklere lezzet verir. Defne yağı, parfüm sanayisinde kullanılır.
‪#‎Et‬ ya da balık pişirirken tencerenin içine iki adet defne yaprağı attığınızda, yemeğiniz bambaşka bir lezzet kazanır. Ayrıca 2-3 günlük balıkların bayatlığını alır.
‪#‎Tavuk‬, hindi ya da et haşladığınız tencereye iki tane defne yaprağı attığınızda tadı daha lezzetli olacaktır.
– Bir-iki adet taze defne yaprağı fasulye, mercimek, nohut, pirinç gibi kuru yiyeceklerin içine konursa onların kurtlanmalarını önler.
‪#‎SEVDİKLERİN‬ DE OKUYABİLSİN DİYE ‪#‎PAYLAŞMAYI‬ ‪#‎UNUTMAYIN

kaynak: sağlık olsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Kansere karşı bu 15 besinle silahlanın!

Cenk Özyılmaz’ın bilimsel araştırmalar dahilinde önerdiği kanser karşıtı besinler ise şu şekilde:

1. Sarımsak: Araştırmalar tarafından özofagus, mide ve kolon gibi sindirim organlarını kansere karşı koruduğu bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerilerine göre her gün bir diş taze sarımsak tüketilmelidir. Ancak önerilen bu miktardan fazla tüketiminde alerji, ishal, tansiyon düşüklüğü gibi bazı rahatsızlıklara neden olabilir.

2. Soğan: Bağışıklık sitemini güçlendiren soğan, allisin ve sülfür içerikleriyle mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucudur.


3. Orman meyveleri:
Meme, kolon, prostat, akciğer ve diğer kanser türlerinde kanserli hücrelerin büyümesini ve yayılmasını engellerler. Kemik iliğini harekete geçirir, immün sistemini güçlendirir, tümörlerin erimesine neden olurlar. Günde 1 avuç yaban mersini, böğürtlen, çilek gibi meyveleri tüketebilirsiniz.

4. Üzüm: Resveratrolden zengin olan bu meyve kansere karşı koruyucu besinlerin başında gelir ve kanserli hücre oluşumunu ve yayılmasını engeller. Bilimsel çalışmalar tarafından üzüm ve üzüm bazlı ürünlerin çeşitli antikanser ajanların mükemmel kaynakları olduğunu ve onların düzenli tüketilmesi gerektiğini söylemektedir.

5. Yeşil çay: Kateşin adı verilen bir grup kimyasaldan yüksek oranda içermesiyle kanser hücrelerinin gelişmesini bloke ettiği ve azalttığı gösterilmiştir. Hazırlanma şekli nedeniyle siyah çaya oranla 3-10 kat daha fazla kateşin içerir ve daha etkilidir. Kolesterol düşürücü, insan ömrünü uzatıcı ve sağlığa faydalı pek çok etkisiyle mükemmel bir içecektir. Günde 2-3 fincan tüketebilirsiniz.

6. Zerdeçal: Akciğer, kolon, karaciğer, mide, meme, beyin gibi pek çok kanserde tümörlü hücrelerin büyümesini engellediği kanıtlanmıştır. Kanser tedavisi sürecinde kemoterapi ilaçlarının etkilerini de artırdığı söylenmektedir. Yapısındaki kurkuminin sayesinde kanser hücreleriyle savaşan ve Alzheimer, sedef gibi pek çok hastalıkla savaşmada etkisi olduğu bilinen zerdeçalı yemeklerinizde baharat olarak kullanmaya başlayabilirsiniz.

7. Brokoli: Kolon, prostat, rektum, mide, meme ve akciğer kanserleri riskinde belirgin ölçüde azalma sağladığı ortaya konulmuştur.

8. Kara Lahana: Son yılların en dikkat çeken sebzelerindendir. Bilim adamları tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre kanserojen toksinlerin vücuttan atılmasını sağlamaktadır.

9. Domates: Pankreas, kadınlarda meme ve erkeklerde prostat kanserlerini önlediği bilinen domates, içeriğindeki likopen sayesinde bunu yapmaktadır. C vitamininden zengin olmasıyla bağışıklık sistemini de güçlendiren domates mevsiminde bol miktarda tüketilmelidir. Salça ve konserve yaparak kışın da tüketebilirsiniz.
10. Yeşil yapraklı sebzeler: Kanser karşıtı etkisi Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü tarafından desteklenmiştir. Zengin lif içeriğiyle barsak kanserini önlemektedirler. Beta karoten, lutein ve antioksidanları bolca içeren marul, ıspanak, roka gibi  sebzeleri sofranızdan eksik etmemelisiniz.

11. Tam tahıllar: Kolerektal kanser riskini azaltan lif ve antioksidanlarca zengin bileşenler içerir. Kanserojenlerin vücuttan atılmasına yardım ederler.

12. Baklagiller: Tam tahıllarda olduğu gibi zengin lif ve antioksidan içeriğiyle kansere karşı tüketmemiz gereken önemli besinlerdendir. Haftada 2-3 kere mutlaka kurubaklagil tüketmelisiniz.

13. Zeytinyağı: Akdeniz diyetinin en önemli ögesi olan zeytinyağı, antioksidan E vitamini açısından zengindir. Kolesterolü düşürür, kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı koruyucu etkiye sahiptir.


14. Yağlı balıklar:
Balıkla birlikte alınan Omega-3 yağ asitlerinin kanserli doku oluşumunu sağlayan  enzimi baskıladığı ve bu sayede kanser riskini azalttığı düşünülmektedir. Haftada en az 2 kez somon, mezgit, sardalye, uskumru gibi derin su balıkları tüketimiyle bu etkilerden faydalanılabildiği belirtilmektedir.

15. Yağlı tohumlar: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından zengin besinlerdir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere karşı koruyucu olduğu belirtilmiştir.

kaynak: sağlık net gazetesi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Böbrek Taşına İyi Gelen Mucize İçecek…

kansere-karsi-domates-suyu-E7EE-4B0E-4B31[1]

Yılmaz, böbrekte taş oluşması sonucu meydana gelen rahatsızlık için medikal tedavilerin ya da ilaçların çok etkili olmadığını belirtti.

Tedavilerle taş oluşumunu tamamen engelleyemediklerini dile getiren Yılmaz, “Ancak kullanabildiğimiz yardımcı tedaviler, ilaçlar var. En basit taş tedavisi vücut dışından şok dalgalarıyla taşın kırılmasıdır. Endoskopik yöntemlerle taşın böbrekten ve üreterlerden alınması ve son yıllarda çok tercih etmediğimiz açık ameliyat seçeneği de elimizde bulunuyor” dedi.

Böbrekteki taşların ailevi yatkınlık sonucu oluşabildiğini ya da doğuşsal bazı sorunlarla ortaya çıkabildiğini belirten Yılmaz, “İdrarda koruyucu bazı maddeler vardır ki bunların en önemlisi sitrattır. Sitratın azlığı, taş oluşumuna yol açabilir. Bazı gıdalarda sitrat maddesinin daha yoğun olduğu ortaya konmuştur” diye konuştu.

Hastaya dışarıdan vererek, idrardaki sitrat miktarını artırabildiklerini kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti: “Bununla ilgili yapılmış çeşitli bilimsel çalışmalar var. Bunlardan birisi özellikle turunçgillerin taze sıkılmış suları. Bu konuyla ilgili en fazla yapılan çalışma limonla ilgili.   Hastalarımıza limonu bir litrelik suya tamamen sıkmalarını ve çok hafif tatlandırarak içmelerini öneriyoruz. Çünkü idrardaki sitrat miktarı limonata ile artabilir. Bununla ilgili bilimsel çalışmalar var. Limonun yanı sıra portakal suyuyla ilgili de laboratuvar çalışmaları bulunuyor. Hastaların taze sıkılmış portakal ve greyfurt suyu içmesi de benzer şekilde idrarda sitrat miktarını artırarak, koruyucu etki yapacaktır.

” Domates suyundaki sitrat”  

İdrardaki sitrat miktarını artıran ilaçları bazı hastaların kullanamadığına işaret eden Yılmaz, “Özellikle mide hastası olanlar bu ilaçları içemeyebilir. Oysa limon, portakal ve greyfurt suyunun kullanımı kolay ve ilaca eşdeğer sitrat miktarı sağlayabildiği için hastalarımıza önerilebilir.

Turunçgillerin dışında da bazı sebzelerin de içeriğinde sitratın fazla olduğu belirlendi. Kliniğimizde yapılan bir laboratuvar çalışmasında taze sıkılmış domates suyunun da idrardaki sitrat miktarını limon kadar artırabildiği ortaya kondu. Çeri olarak bildiğimiz tür ile bahçe domatesi ya da sera domatesi arasında sitrat açısından fark olmadığını tespit ettik” diye konuştu.

Türkiye’de özellikle böbreklerinde taş olan pek çok hastanın gilaburu meyvesini tükettiğini belirten Yılmaz, bu meyvenin de taş oluşumunda koruyucu özelliğiyle ilgili araştırmalar bulunduğunu aktardı.

Prof. Dr. Erdal Yılmaz, gilaburu suyunda da limon, portakal, greyfurt ve domatesteki kadar sitrat olduğunu sözlerine ekledi.

kaynak: şifa evreni

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Dünya Sağlık Örgütü: İşlenmiş etler kanserojen maddedir

Dünya Sağlık Örgütü’nden dünyayı sarsan açıklama! Örgüt, salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş etleri kanserojen maddeler listesine aldığını belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü’nden dünyayı sarsan açıklama! Örgüt; salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş etleri kanserojen maddeler listesine aldığını belirtti.

İki gün önce açıklama yapacağını duyurmuştu

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), iki gün önce işlenmiş et tüketimiyle ilgili sağlık riski uyarısı yapacağını duyurmuştu. O açıklamanın satır aralarında salam, sosis, sucuk, jambon, pastırma gibi işlenmiş etlerin, sigara ve asbest gibi kansere yol açma ihtimali olduğu belirtilmişti.

15-10/26/sosis.jpg

Kırmızı et bile!

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı bu konudaki raporunu açıkladı. Kırmızı et de kanserojenler arasında listenecek; ancak bu işlenmiş etten daha az tehlikeli sayıldığı anlamına gelecek. Açıklamanın et ve hazır gıda sektöründe şok dalgası yapabileceği belirtiliyor.

İngilizlere göre bağırsak kanserinde önemli rol oynuyor

İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti sitesinde de kırmızı ve işlenmiş et tüketmekle bağırsak kanseri arasında muhtemelen bağlantı olduğuna dair uyarı yer alıyor. Uyarıda, “Bu tür etleri çok fazla tüketen insanların daha az tüketenlere göre bağırsak kanserine yakalanma riski daha yüksek” ifadesi yer aldı.

15-10/26/cancercellsdividing.jpg

Dünya Kanser Araştırmaları Fonu da (WCRF) kırmızı et tüketiminin kişi başına haftada 500 gramı aşmaması gerektiğini tavsiye etti. Kırmızı etin rengini veren ve tıp literatürüne ‘hem’ adı verilen bileşiğin bağırsağın astarına zarar vererek kansere yol açtığı sanılıyor.

salam_sucuk[1]

kaynak: karar gazetesi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »