BOĞAZ AĞRISI NASIL GEÇER,TEDAVİ NASIL YAPILIR,NE İYİ GELİR?

11988441_939532666113735_3273249708273877503_n[1]

 

Boğaz ağrılarının tedavisi nedenine bağlı olarak yapılabilir. virüslerin neden olduğu durumlarda genellikle ilaç kullanılmaz ve hastalık bir hafta içinde iyileşir,böyle durumlarda vücudu güçlü tutacak besinler alınması önerilir.

Bakterilerin yol açtığı boğaz ağrılarında doktorunuzun önerdiği bir antibiyotik kullanılabilir.

Durumunuza göre bu antibiyotik basit olabildiği gibi penisilin olabilir, oral alınabildiği gibi enjeksiyon yolu ile verilmesi de gerekebilir.

Antibiyotiklerin yeterli süre kullanılmaması sonucu tedavi edilmeyen Strep boğaz iltihabı romatizmal ateş ve ciddi böbrek iltihaplarına yol açabilir.

Aşağıdaki tavsiyeleri deneyebilirsiniz:
Dinlenme. Yeterli miktarda uyuyun ve sessiz bir ortamda dinlenin.

Sıvı tüketimi.
Boğazı nemli tutmak ve su kaybını önlemek için bol su içmeniz önerilir.

Rahatlatıcı yiyecek ve içecekler tüketmeyi deneyin. Kafeinsiz sıcak çay, balla birlikte sıcak su gibi içecekler boğaz ağrısının yatışmasına yardımcı olacaktır.

Tuzlu su ile gargara.

Hava nemlendirici cihazlar ve buharlı banyo yapılması kuru havadan olumsuz etkilenen boğazlar için faydalı olacaktır.

Ağrı ve yüksek ateşi tedavi ediniz. “İbuprofen” veya “asetaminofen” etken maddeli ilaçlar boğaz ağrısını en aza indirebilir.
Aspirin alınması “Reye sendromu” ile ilişkili olduğu için çocuk veya gençlere verirken dikkatli olun.
Aspirinin 2 yaşından büyük çocuklarda kullanımı onaylanmış olmasına rağmen, suçiçeği veya grip benzeri belirtileri yok etmek için asla kullanılmamalıdır.

Soğuk Algınlığı: Sık ya da ağır soğuk algınlığı şikayeti olanlar bir kaşık ılık bal çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir.
Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir,sinüsleri temizleyebilir.

Boğaz Tahrişi: Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı görülmüştür.
Bal ile limonu,sirkeyi ve tarçını karıştırarak sıcak bir bardak suyun içine katın ve bu şekilde tüketin.
Bal boğazınızı kaplayarak yumuşatır,yardımcı olur.

Boğaz kapsülü veya sert bir şeker emin.

Ayrıca havadaki nemi artırmak da balgam zarlarınızın kurumasını önler.
Bu da iltihaplanmayı azaltarak uyumayı daha kolay hale getirir.

Sesinizi veya ses tellerinizi dinlendirin.
Eğer boğaz ağrısı gırtlağınızı etkilediyse,konuşmanız daha fazla tahrişe ve geçici ses kaybına (laranjit) yol açabilir.

ALTERNATİF TIP
Bakteriyel veya viral enfeksiyonlar nedeniyle kaşınan, kızaran, şişen ve tahriş olan boğazınız rahatsızlık verir.

Reçeteli ilaçlar ile etkileşime girebilir ve bazı sağlık koşulları olan çocuklar, hamile kadınlar ve insanlar için güvenli olmayabilirler.

Bu nedenle bitkisel ilaçlar gibi alternatif tedavilere geçmeden önce doktorunuza danışınız.

Nedeni ne olursa olsun ortaya çıkan boğaz ağrılarını hafifletmek ve boğazınızı yumuşatmak için bitki çaylarından faydalanabilirsiniz.
Birincisi, tahriş olan boğaz iç zarı üzerinde mukozaya benzer bir tabaka oluşturarak daha fazla tahriş meydana gelmesini engeller.
İkincisi ise bağışıklık sistemine yardımcı olarak boğazda oluşan iltihaplanmayı azaltmak ve ağrılara neden olan hastalığın daha kısa sürede geçmesini sağlar.

• Papatya Çayı
Genel özellikleri arasında sinirleri yatıştırma ve uyku getirme olan papatya çayının iltihap önleyici özelliği de vardır. Bu nedenle boğaz ağrısı tedavisinde de kullanılabilir.
Gün içerisinde iş başında kullanılması uyku getireceğinden dolayı kaynatılıp hazırlandıktan sonra gargara şeklinde kullanılması daha iyidir.

• Okaliptüs Çayı
Soğuk algınlıkları ve grip belirtilerini hafifletmek için yaygın olarak kullanılan bir bitki olan okaliptüs, boğazdaki tahrişi yatıştırır, bronşit ve sinüzit ağrılarını da hafifletir.
Kaynar suya 2-3 kaşık okaliptüs bitkisi attıktan sonra buharı solunarak burun ve sinüslerin açılması sağlanabilir.
Diğer çaylar gibi okaliptüs çayı da soğumaya bırakıldıktan sonra gargara olarak kullanılabilir.

• Karaağaç Çayı
Latincesi “Ulmus Rubra Muhl” olan madde karaağacın iç kabuklarından elde edilmektedir. Elde edilen kabuk suyla temas ettiğinde jel benzeri bir hale dönüşür ve boğaz iç zarını kaplayarak tahrişi azaltır ve dolayısıyla boğaz ağrısını da hafifletir.
Karaağaç kabuğunun bulunamaması halinde piyasada karaağaç içeren pastil ve şuruplar alınabilir.

• Adaçayı
Soğuk algınlığında ilk akla gelen bitkisel çay adaçayıdır.
Boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde oldukça etkili bir bitkidir.
Mikropları önleme ve anti-enflamatuar özellikleri ile boğazdaki iltihaplanmaları azaltır.
Adaçayına,bir kaç damla limon eklenerek vücuda C vitamini desteği de sağlayabilir ya da doğal bir antiseptik olan balla tatlandırılabilir.
Hazırlamak için 2 çay kaşığı adaçayına 1 bardak kaynar su eklenir ve 5 dakika boyunca demlenmesi beklenir.
Suya çayın çok katılması tadını acılaştırabilir.

• Meyan Kökü Çayı
Latincede “Glycyrrhiza glabra” olarak geçen meyan kökü,boğaz enfeksiyonlarının yanı sıra ağız içinde çıkan yaralar, mide ülseri, alerji ve viral enfeksiyonlar için de etkili bir bitkidir.
Bitkinin çayı sıcak olarak içebildiği gibi soğuduktan sonra günde 3-4 kez gargara şeklinde de kullanılabilir.
Meyan kökü çayının aşırı tüketimi tansiyonu yükseltebilir ve vücuttaki potasyum oranını düşürebilir.

kaynak: sağlık olsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kestane! Büyük mucize!

12249759_939534682780200_1906668573273325539_n[3]
Acaba bu kadar çok sevdiğimiz kestanenin, sağlımız için ne kadar faydalı olduğunu biliyor muyuz? Şayet cevabınız hayır ise buyrun…

Hücrelerin yaşlanmasına karşı savaşır. Erken yaşlanmayı engelleyici etkisi vardır.

Unutkanlığı ve alzheimer’ı önlemeye yardım eder.

Sakinleştirici özelliği vardır, stresin giderilmesine yardım olur.

Yüksek miktarda selenyum ve B1, B2, E vitaminleri içerir.

Birçok kanser türünün önlenmesine yardım eder. Özellikle akciğer kanserinin önlenmesine yardımcıdır.

Kan basıncını düşürür.

Tok tutucu özelliği sayesinde sık sık yemek yemeyi engeller.

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu sayede hastalıklara kolay yakalanmayı önler.

İshali önler.

Kalp hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Kalbi korur.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk durumlarında da enerji verir.

Güçlü bir antioksindandır. Dahası felç geçirme riskini de azaltır.

Kolesterolü düzenler. Ve Mideye karşı da faydalıdır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangi Renk Besin Neye İyi Gelir…

12246727_910043032377510_494422354245996205_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Zencefilin Kadınlar için Faydaları

zencefil[1]

Zencefil, geleneksel olarak iyileştirici özellikleri nedeniyle pek çok kültür tarafından kullanılan, pek çok faydası olan bir köktür. Bu özelliklerin pek çoğu kadınların sağlığıyla ilgilidir. Bunlara soğuk ayakları ısıtmak, menopoz esnasında libidoyu arttırmak, hamilelik süresince mide bulantısını önlemek veya metabolizmayı hızlandırmak örnek gösterilebilir.

Aşağıda, zencefilin kadınlar açısından faydalarını açıklayacağız ve ayrıca zencefili tüketebileceğiniz farklı yolları ve lezzetli, orijinal bazı tarifleri sunacağız.

Zencefil

Doğuda asırlardır kullanılan zencefil (Zingiber officinale), çok değişik bir tada sahiptir. Bu bir nevi tatlı, ferahlatıcı ve acıdır. Özellikleri nedeniyle kullanılan kısmı köksapıdır.

zencefil2

Kadınlar için Faydaları

Zencefili düzenli bir şekilde tüketmek aşağıdaki faydaları sağlar:

  • Anti-inflamatuar ve doğal bir ağrı kesici: Zencefil, artrit, artroz, fibromiyalji veya kronik yorgunluk gibi iltihaplı veya ağrılı hastalıkları doğal bir şekilde tedavi etmek için önerilir.
  • Sindirim: Zayıf sindirim, şişkinlik, gastrit, mide ülseri, ishal gibi durumları tedavi etmeye yardımcı olur. Bu aynı zamanda alkol tüketirken veya ilaç kullanırken bir mide koruyucusu görevini de görür.
  • Boğaz enfeksiyonları: Boğaz enfeksiyonlarını tedavi etmenize yardımcı olur ve özellikle ses kısılmaları durumunda ve profesyonel şarkıcılar için önerilir.
  • Bulantı ve kusma: Özellikle annede veya fetüste bir yan etkiye neden olmaması nedeniyle hamileliğin ilk aylarında tüketilmesi önerilir. Bu aynı zamanda kanser tedavisi için kemoterapi süresince mükemmel bir takviyedir. Ayrıca deniz tutmasını önlemeye yardımcı olur.
  • Isı sağlar: Zencefil, tüketmeniz veya onu harici olarak uygulamanız durumunda yüksek ısıtma değerine sahiptir. Bu özellikle kendini soğuk hissedenlere ve genel olarak soğuk dönemlerde önerilir. Senenin sıcak dönemlerinde bunun terlemeyi arttıracağını göz önünde bulundurunuz.
  • Metabolizmayı hızlandırır: Bu ısıtıcı özellik aynı zamanda metabolizmanızı arttırır ve kilo vermek açısından oldukça faydalıdır.
  • Libidoyu arttırır: Doğal bir afrodizyaktır. Zencefil ve toz tarçını balla karıştırmanızı ve bu karışımı günde bir çorba kaşığı tüketmenizi öneririz.
  • Kalp-damar hastalığını önler ve kan dolaşımını arttırır: Ancak, eğer ilaç kullanıyorsanız, zencefilin ilacın faydalarını engelleme durumu söz konusu olabilir. Bu nedenle doktorunuza danışmanız önerilir.

Nasıl Tüketilmeli?

Bunu pek çok şekilde tüketebilirsiniz:

  • Çiğ kök: Bunu rendeleyebilir ve her türlü tarife katabilirsiniz.
  • Toz haline getirilmiş olarak: Bu tedaviyi gerçekleştirmek için, dozajını kontrol edebilmeniz için onu toz haline getirilmiş biçimde tüketmenizi öneririz. Günde 2 gramı aşmamanızı ve önce hekiminize danışmanızı öneririz.
  • Kristalize edilmiş olarak: Kristalize edilmiş zencefil artık günümüzde bitkisel ürünler satan dükkanlardan kolayca temin edilebilmekte. Bunun yüksek şeker içeriğine sahip olduğunu göz önünde bulundurunuz.
  • Çaylarda: Sıcak bir dem, özellikle soğuğa karşı duyarlı olanlar için idealdir.
  • Sıkma su: Taze zencefil suyu, tüketiminde aşırıya kaçılmadığında elma, ananas, havuç, vs. sularına orjinal ve ek tıbbi bir özellik kazandırır.
  • Uçucu yağ: Zencefili bir uçucu yağ olarak temin edebilirseniz, masajlarda ve soğuk ayaklar için kullanabilirsiniz. Bunu günlük nemlendirici kreminizle karıştırıp ayaklarınıza iyice masaj yapabilirsiniz. Kısa bir sürede onun sağladığı yüksek miktarda ısının farkına varacaksınız.

zencefil-tatlılar

Orjinal Tarifler

Zencefili yukarıda belirtilen herhangi bir şekilde, herhangi bir tarife katabilirsiniz. Bu örneğin pastalara, tatlılara, kurabiyelere veya keklere hoş ve ferahlatıcı bir tat katar.

Zencefili ayrıca tarçın, anason ve zerdeçalla birlikte sütle veya bir sebze içeceğiyle birlikte kaynatabilirsiniz. Böylece vücudunuzu ısıtacak çok lezzetli bir karışım elde edebilirsiniz.

Japon mutfağında, zencefil turşusu suşi ile birlikte sunulur. Belki daha önce fark etmemişsinizdir, ama bu oldukça farklı bir tada sahip turuncumsu bir yaprağa benzer. Japonlar bunu çiğ balık yedikten sonra damaklarını temizlemek için kullanırlar.

Son olarak, kristalize edilmiş zencefil hem tatlı, hem de tuzlu tariflere renk katmak için kullanılabilir. Bunu ayrıca isterseniz sıcak çikolataya katabilirsiniz ve buzdolabında soğumasına izin vererek lezzetli tatlılar hazırlayabilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yağları Eritmeye Yardımcı Akşam Yemekleri

 

Pancar-Çorbası[1]

Akşam yemeği çok önemlidir. Bir çok beslenme uzmanı kilo almayı önleyici sağlıklı bir diyete uyan akşam yemeklerinin önemini vurgulamaktadır. Akşamları kalori alımını kontrol altında tutmak ve en uygun yiyecekleri seçmek doğal yollarla kilo vermenize yardımcı olacaktır. Daha fazlasını öğrenmek ister misiniz?

Sağlıklı ve dengeli bir akşam yemeği sadece fiziksel olarak daha iyi görünmenizi sağlamakla kalmaz, ayrıca geceleri daha iyi dinlenme ve daha kaliteli bir hayat yaşama imkanı sunar. Bazen gün boyunca çok az yemek yiyip, akşamları “ana yemek” yemek gibi vahim hatalar yaparız. Veya kilo vermek için akşam yemeğini es geçeriz. Besin uzmanları bunun bir hata olduğunu söylemektedir. Gün boyunca her bir öğünü, dengeli olduğundan emin olmak kaydıyla, atlamadan tüketmelisiniz ve tabağınızda hangi yemeğin olacağına karar vermelisiniz. Şimdi buna bir göz atalım.

Kilo vermede için akşam yemeğinin önemi

Kilo-vermek

Neden? Aklımda tutmam gerekenler nelerdir?

  • Akşam yemeği günlük enerji ihtiyacınızın %15-20’sini karşılamalıdır. Bu dengeli kaloriler baz alınarak yapılmalıdır ve gün içerisinde kaloriye en az ihtiyaç duyduğumuz an bu zamandır.
  •  Nüfusun büyük çoğunluğu alışkanlık olarak küçük miktarda kahvaltı ve öğle yemeği tüketmektedir. Bu bir hatadır. Acele içinde olmak, çalışmak ve yapılacak işler bazen eve çok aç olarak gelmemize sebep olur ve bu yüzden kendimizi büyük ve yüksek kalorili bir akşam yemeği hazırlarken buluruz.
  • Kolayca yapabileceğimiz başka bir hata daha var: akşam yemeği yememek. Eğer kan şekeriniz düşerse, hipoglisemi sebebiyle metabolizmanız yavaşlar, bu da kullandığınız kalori miktarında azalmaya sebep olur. Kendinizi çok daha huzursuz hissedersiniz ve gün içerisinde kesinlikle çok daha fazla yemek yersiniz.
  • Akşam yemeği günün son öğünüdür. Eğer düzgün beslenirseniz, günün geri kalanındaki öğünleri dengeleyebilirsiniz. Uygun miktarda protein ve çok az miktarda kullanılan yağ metabolizmanızın düzgün şekilde çalışmasına yardımcı olur.
  • Akşam yemeğini asla “atıştırmalık” ile geçiştirmeyin. Atıştırmak, bir kase kahvaltı gevreği ve hatta bir kaç dilim meyve kilo almanıza sebep olabilir. Kahvaltı gevreği lif içermektedir, fakat aynı zamanda bolca şeker de içerir. Aynen meyveler gibi. Beslenme uzmanları akşamları sadece meyve yemenin sindirim problemlerine yol açtığını ve kilo vermeye yardımcı olmadığını söylemektedirler.

Yağları eritmeye yardımcı akşam yemekleri

1. Gün

Biberiyeli-tavuk

  • Bir ufak pancarın ve bir orta boy elmanın suyu: hem arındırıcı hem de doyurucu etkisi vardır.
  • Limon suyu ile pişirilmiş ızgara tavuk göğsü: tavuk veya hindi gibi yağsız etlerde bulunan proteinler, sindirim sırasında metabolizmayı uyarır, dolayısıyla daha fazla enerji (içerdikleri kalorinin %30’u kadar) tüketmenizi sağlar. Limon suyu gibi antioksidan bir sıvı katarsanız, muhteşem bir kombinasyon oluşur.
  • Tarçınlı süzme yoğurt: Bu sizi şaşırtabilir fakat süzme yoğurt bolca protein içerir ve kalori yakmanıza yardımcı olur. Bu karışıma tarçın eklemek iyi bir fikir olacaktır, çünkü yemeklerle karıştırılarak alınan günde bir çay kaşığı tarçın şekerin metabolik olarak işlenmesini %20 oranında hızlandırır ve kan şekeri seviyesini azaltır. Bunu sakın unutmayın.

2. Gün

esmer-pirinç

  • Ananas suyu
  • Mantarlı, biberli tam tahıllı pilav (acı biberle de yapılabilir): acı kırmızı biber, arnavut biberi veya acı biberler vücuttaki lipit oranını azaltır ve yağ hücrelerinin çoğalmasını engeller. Mantar iyot içerir ve tiroidin çalışması ve yağların eritilmesi için harikadır.

3. Gün

pancar

  • Kırmızı salata (yağları eritmede yardımcı doyurucu, idrar söktürücü besinlerle)
    • 150 gram pancar, küçük küçük doğranmış
    • 100 gram havuç, küp küp
    • 1 kereviz sapı
    • 2 domates, küp küp
    • 50 gram soğan, küp küp
    • Portakal suyu, bir yemek kaşığı zeytin yağı ve karabiberle hazırlanmış salata sosu
  • Tek kişilik ızgara hindi

4. Gün

hindili-ıspanaklı-salata

  •  Kereviz çorbası: kereviz sadece idrar sökücü olmakla kalmaz, aynı zamanda harika bir tonik, potasyum, klorin, bakır, sülfür, kalsiyum ve sodyum açısından oldukça zengin bir besindir. İdrar sökücü olarak ürik asidi etkisiz hale getirir.
  • Ispanak ve hindili salata
    • 50 gram ıspanak
    • 1 adet hindi göğsü, parça parça doğranmış
    • 2 diş sarımsak, ince kıyılmış
    • Bir yemek kaşığı elma sirkesi ve zeytinyağı ile hazırlanmış salata sosu
  • Bir ufak kase dolusu üzüm

5. Gün

pancar2

  • Portakal ve havuç salatası
    • Marul, küçük şeritler halinde kesilmiş
    • 100 gram havuç, rendelenmiş
    • 50 gram soğan, küp küp
    • 1 portakal, dilimlenmiş
    • Bir limon suyu, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz ve karabiber ile hazırlanmış salata sosu
  • Bir tane fileto berlam balığı: metabolizmayı aktif hale getiren omega-3 açısından ve yağ asitleri açısından zengindir.

6. Gün (tercihe bağlı)

  •  Soğuk Borş veya soğuk pancar çorbası 

Malzemeler

  • İstenilen miktarda tuz ve karabiber
  • 2 limon
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1 kilo pancar
  • Taze baharatlar

Yapılışı

  • Limonların suyunu sıkın.
  • Pancarları soyun ve dilimleyin. Bol tuzlu suda pişirin. Kaynatın.
  • Kaynamış suyu kenara alın.
  • Pancarların üzerine pişirme suyunu ekleyin.
  • Tuz, karabiber, limon suyu ve şeker ekleyin.

Bir kaç gün içinde, buradaki diyeti kullanarak istediğiniz kombinasyonları yaratabilirsiniz. Tavsiye olarak ise, her zaman çiğ sebze kullanmak daha iyidir (özellikle ıspanak için), çünkü metabolizmayı daha da fazla arttırır ve içerdikleri sindirim enzimleri pişirme sırasında yok olabilir. Ayrıca asitli içeceklerden uzak durmayı ve bunların yerine su kullanmayı unutmayın. Son olarak, yatağa girmeden 2 saat önce yemek yemeniz gerektiğini unutmayın.

kaynak: sağlığa bir adım

 

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eklem Ağrılarına Elveda: 5 Denenmiş Çözüm

eklem-ağrısı[1]

 

Eklem ağrısından mı şikayetçisiniz? Size ağrınızı azaltıp dindirebilecek beş önerimiz var.

Daha önce hiç sanki tüm gece hiç uyumamış gibi yorgun uyandığınız oldu mu? Ellerinizi bile oynatmak canınızı yakar, merdivenlerden inerken dizleriniz acır.

Bu dayanılmaz eklem ağrılarını nasıl tedavi edebilirsiniz? Size bu konuda günlük hayatınızda uygulayabileceğiniz bazı önerilerimiz olacak.

Eklem ağrısını geçirmek için öneriler

Pek çok kişi romatizma, artrit ve osteoartrit gibi hastalıkların neden olduğu eklem ağrılarından şikayetçidir. Bu ağrılar her zaman geçirilemeyebilir ancak çeşitli taktikler sayesinde ağrıların şiddeti azaltılıp yaşam kalitesini düşürmesi önlenebilir.

Her zaman doktorunuzun önerilerine uymalı ve anti-enflamatuar alımını abartmamalısınız çünkü onların da zararlı yan etkileri olabilir. Bu yüzden size çeşitli doğal çözümler öneriyoruz!

1: Her gün zencefil

zencefil

Yakın dönemde Miami Üniversitesinde yapılan bir çalışma, günde 2 kapsül zencefil tüketmenin eklem ağrısı ve enflamasyonuna iyi geldiğini ortaya çıkartmıştır. Zencefilin etkisi ibuprofenden hem daha faydalıdır hem de mide yanması ve dolaşım bozukluğu riski taşımaz. İster sağlık ürünü satan yerlerden ister marketlerden zencefil alabilirsiniz. Her gün, günde iki sefer bir yemek kaşığı zencefili bir bardak su ile tüketirseniz günlük önerilen miktarda tüketmiş olursunuz.

2: Çeşitli yiyeceklere dikkat edin

süt

Bu yiyecekleri ya hiç tüketmemelisiniz ya da çok az miktarda tüketmelisiniz:

  • Laktoz: Laktozun içindeki süt proteini eklem enflamasyonuna neden olur. Eğer çok sık süt ve yoğurt tüketiyorsanız, yaşam kalitenizi arttırmak için bu besinleri yavaş yavaş beslenme düzeninizden çıkartmalısınız.
  • Kırmızı et: Kırmızı etleri tamamen hayatınızdan çıkartmaya çalışın, kırmızı et hem sağlıklı değildir hem de damarlarda kolesterol sorunlarına yol açabilir.
  • Buğday: Şaşırdınız mı? Yapılan çalışmalar buğday ve diğer tahılların içerdiği glutenin, artriti olan kişilerde eklem ağrısı ve enflamasyona neden olduğunu göstermektedir. Beslenme düzeninizden gluteni çıkartmak biraz rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Gluten tüketmeyi bıraktıktan sonra bir değişiklik görmediklerini söyleyen bazı kişiler olsa da, pek çok kişi gluteni tamamen hayatlarından çıkarttıktan sonra yaşam kalitelerinde ciddi bir artış olduğunu belirtmektedir.
  • Yumurta: Eklem ağrılarını şiddetlendirecek diğer şeylerin yanısıra sarısında kolesterol barındıran bu hayvansal ürünü tüketirken dikkatli olmalısınız. Yumurta hem sağlıklı bir besin hem de iyi bir protein kaynağı olsa da, istenmeyen yan etkilere neden olabilirler.
  • Patlıcangiller: Bu ismi daha önce duydunuz mu? Patlıcangiller derken domates, biber, patlıcan gibi yiyeceklerden bahsediyoruz. Bu çiğ sebzeler kas-iskelet sisteminde soğukluğa neden olabilirler; ayrıca eklem enflamasyonu ve migrene de neden olabilirler. Bunun nedeni solanin adı verilen bir toksik bir alkaloittir ve bu madde enflamasyona neden olabilir veya zaten bu tarz bir şikayeti olan kişinin durumunu kötüleştirebilir. Bu durumda tüketebileceğiniz en sağlıklı sebze havuçtur.

3: Sabahları yeşil çay

Yeşil çay sever misiniz? Seviyorsanız çok şanslısınız! Yeşil çayın içerdiği antioksidanlar artrit ve eklem ağrısı ile savaşıp oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Her sabah bir bardak içmeyi unutmayın.

4: E vitamini, en büyük yandaşınız

e vitamini

E vitamininin artrite karşı olan faydalarını biliyor musunuz? Günde iki kapsül almanızı öneriyoruz. E vitamini kapsüllerini eczane veya sağlıklı yaşam mağazalarından alabilirsiniz. Ayrıca pek çok yeşil yapraklı sebze de E vitamini içerir ama gerekli miktarda E vitamini alabilmeniz için günde 2 kapsül almanızı öneriyoruz.

5: Ağrınızı azaltıp ruh halinize iyi gelecek besinler

süt

Yaşam kalitenizi arttırmanız çok önemlidir. Bunu düzgün beslenerek başarabilirsiniz. Ağrınızı azaltmaya yardımcı olacak yiyeceklerin yanı sıra kendinizi de daha iyi hissetmenizi sağlayacak şeyler tüketmelisiniz. Peki bunu nasıl mı yapabilirsiniz?

  • Taze ürünler tüketin, özellikle de sebze ve meyve. Dondurulmuş veya önceden hazırlanmış çeşitli kimyasallar içeren yiyecekler eklem ağrılarını arttırır.
  • Kuru meyveler: Badem, antepfıstığı ve benzeri yemişler sağlıklı birer enerji kaynağıdır.
  • Limon suyu: Limon suyu ihtiyacımız olan antioksidanları almamızı sağlar ve daha etkili olması için sabahları içilmelidir.
  • Balıkyağı: Eklem ağrılarının şiddetini azaltmaya yardımcı olduğu kanıtlanmış bir Omega 3 kaynağıdır. Her gün bir çay kaşığı tüketmeyi unutmayın.
  • Organik elma sirkesi: Ağrıyı azaltmaya yardımcı olur ve genel sağlığınız için yararlıdır.
  • Kinoa ve Amarant: Bu iki besini denediniz mi? Süper besin olarak adlandırılan bu tahıllar hem tükettikçe size harika faydalar sağlayacak hem de eklem ağrısını azaltmaya yardımcı olacaktır.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Uykudan önce su içmek, uyurken kalp krizi geçirme riskini ortadan kaldırır.

12241664_939218959478439_2539217372961436798_n[1]

Yatağa girmeden önce 1 bardak su içmeyi sakın unutmayın…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

PANCARIN DANSI…

6c8d410e-85e6-4fe7-9b80-08e78064aa95[1]

 

 

 

işte güzel bir çorba:

* 2-3 adet orta boy pancar
* 1 büyük siyah havuç
* 1 tane soğan
* 4-5 diş sarımsak
* 1 çay kaşığı kimyon
* 1/4 ç.k karabiber
* 1/2 ç.k zerdeçal
* 1/4 ç.k zencefil
* 1 yemek k. biber salçası
* 2 yemek k. zeytinyağı
** başka tercih ettiğiniz baharatlar da eklenebilir.Darıfülfül benim tercihim:))
Hepsi tencerede 30 dk kadar pişirilir; blender dan geçirilir.
Üzerine maydanoz, dereotu veya kereviz yaprakları– kıtır ekmek:)) ohh misss…
AFİYET OLSUN.

KIRMIZI PANCARIN FAYDALARI:
– A, B, C ve P vitaminlerinden zengindir.
– Serinletici, iştah açıcı, besleyicidir.
– Bileşiminde bulunan ve radyoaktif bir eleman olan rubidyumun sindirim üzerinde olumlu bir etkisi vardır.
– Pancar aynı zamanda fosfor, demir, bakır, potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, çinko, manganez ve şeker bulunur.
– Karaciğerin muntazam çalışmasını sağlar.
– Sinirleri yatıştırır.
– Kalp sağlığını korur.
– Böbrekleri çalıştırır.
– Vücudu kuvvetlendirir.
– İdrar söktürür ve kabızlığı giderir.
– Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir.
– Mide ağrılarını ve ekşimelerini azaltır.
– Yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir.
– İştahı açar ve hazmı kolaylaştırır.
– Kansere karşı iyi bir koruyucudur.
– Kansızlığı giderir.

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Böbrekleri Arındıran Doğal İçecekler

elma-pancar-suyu[1]

Gününüze bu meyve sularından biriyle başlarsanız, siz de vücudunuzda tutulan fazla sudan kurtulabilir ve enerji düzeyinizi arttırabilirsiniz. Ayrıca, böbreklerinize sıcaklık uygulayarak daha da sağlıklı olabilirsiniz.

Siz de sağlıklı bir bedene sahip olmak istiyorsanız, mutlaka organlarınıza özen göstermeli, sağlıklı beslenmeli ve zaman zaman, özellikle tatillerden sonra vücudun arınmasına yardımcı olan takviyeler kullanmalısınız.

Bu yazıda, böbreklerinizi arındırmanın neden bu kadar önemli olduğunu ve sağlıklı olduğu kadar lezzetli de olan birbirinden güzel doğal sebze ve meyve suları içerek bunu nasıl başarabileceğinizden bahsedeceğiz.

 Neden böbrekleri toksinlerden arındırmalı?

Böbreklerinizin görevi olası zararlı maddelerin vücudunuzdan idrar yoluyla atılmasını sağlayarak kanınızı bu maddelerden arındırmaktır. Ayrıca böbrekler, su tutulumunu da düzenlerler. Bu temel organlar hayatta kalmanız için çok önemlidir; onlara çok iyi bakmanız ve sağlıklı beslenip özellikle vücudunuzu farklı arındırıcı gıda ve takviyeleriyle zehirlerinden arındırarak dengede tutmalısınız.

Doğal meyve ve sebze suları

Doğal meyve ve sebze suları kısa bir sürede birçok faydalı besin maddesini vücuda almanın kolay ve sağlıklı bir yoludur.

Gününüze bir hafta içinde etkisini kesinlikle gösterecek bu meyve ve sebze sularıyla başlamanızı tavsiye ediyoruz. Fazla tutulan sudan kurtulacağınız  için kendinizi daha hafif, daha enerjik hissedecek, aynı zamanda böbrek hastalıklarıyla daha iyi başa çıkabileceksiniz.

Bu farklı seçeneklerden birini seçebilir ya da daha da iyisi, hepsini dönüşümlü olarak deneyebilirsiniz.

Elma ve kereviz suyu

Kereviz en iyi  idrar söktürücü sebzelerden biri olup, çok keskin olmayan tadı sayesinde aşağıdaki tarif dahil neredeyse her türlü meyve ve sebze suyuna eklenebilir. Bu örnekte, elmanın içeceğe vereceği hoş, güzel tat ve bunun yanı sıra oldukça faydalı içeriğiyle neredeyse diğer tüm gıdalarla kombine edilebilmesi ve aynı zamanda böbrek rahatsızlıklarına da iyi gelmesi sebebiyle biz bu örnekte kerevizi elmayla karıştıracağız.

Malzemeler:

  • Alt kısmı ve yaprakları dahil bir sap taze, yeşil kereviz.
  • 3 elma (organikse, kabuğuyla da kullanabilirsiniz).
  • Opsiyonel: birkaç taze nane yaprağı.

nane-salatalık-içecek

Marul ve rezene suyu

Bu şaşırtıcı kombinasyon oldukça lezzetli; hem de birçok faydalı özelliğe sahip olmakla kalmayıp marulu sindirmekte zorlanan bünyeler için marul tüketmenin yepyeni bir yolu.

Marul idrar söktürücüdür ve aynı zamanda sinir sisteminizin düzenlenmesine yardımcı olur. Bu sebze suyu akşamüstü ya da akşam saatleri için idealdir.

Rezenenin özel aroması bu sebze suyunu tatlı hale getirirken sizin de aşırı sıvıdan kurtulmanıza yardımcı olur. 

Malzemeler:

  • 5 adet yıkanmış, yeşil ya da kırmızı yapraklı marul (besin değeri yüksek olmayan iceberg marulu kullanmaktan kaçının
  • Bir parça taze rezene kökü.
  • Bir çay kaşığı bal.

maydanoz-içecek

Domates, soğan ve tuzlu su suyu

Soğanlar böbrek sağlığı için en iyi gıdalardan biridir. Bu tarif için, potasyum açısından zengin bir gıda olan domatesleri tuzlu su ile birleştiriyoruz Tuzlu su ise sisteminizi dengelemenize yardımcı olacak doğal bir takviyedir. 

Bu element tuzlu olmasına rağmen, içinde vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm mineralleri doğru oranlarda barındırır ve böbreklerinize fazla sıvıdan kurtulmasına yardımcı olarak su tutulumunu engeller.

Malzemeler:

  • 4 olgun domates
  • Yarım soğan.
  • 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı.
  • 4 yemek kaşığı tuzlu su.

domates-suyu

Diğer ipuçları

Karaciğerinizle beraber böbrekleriniz doğrudan sıcaklıktan faydalanan tek organdır. Bunun sebebi ise bu hayati organların üşümeye meyilli olmasıdır. Ayrıca, böbrekleriniz enerji seviyenizle güçlü bir ilişki içindedir. Siz de böbreklerinize sıcaklık uygulayarak onları daha sağlıklı hale getirebilirsiniz.

Günde yarım saat boyunca sıcak su şişesi veya bir ısıtma yastığı yardımıyla ya da tüm bölgenin üstünü doğal yünle kaplayarak böbreklerinize sıcaklık uygulayın.

Bu ipucunu özellikle soğuk mevsimlerde öneriyoruz.

Ayrıca böbreklerinize kötü gelen maddeleri fazla tüketmekten de kaçınmalısınız: 

  • Süt ve süt ürünleri
  • Beyaz şeker
  • Tuz
  • İlaçlar
  • Ayrıca başta hayvansal protein olmak üzere böbrekleri strese sokan protein alımınızı da sınırlandırmalısınız.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bastırılan Duygular Karaciğerinizi Tıkıyor

Cleanse-your-liver[1]

Karaciğerinizdeki tıkanıklığı açmak isterseniz, sağ kolunuzu hareket ettiren egzersizlere yönelmelisiniz. Bu kolunuzu kullanarak yaptığınız egzersizler aynı zamanda karaciğerinize masaj yapar ve tıkanıklığı açmış olursunuz.

Genelde yetersiz beslenme alışkanlıkları, kirlilik ve etrafımızdaki toksik maddeler gibi karaciğerinize zarar verebilecek tüm farklı faktörlerden bahsettik, ancak kendine özen gösteren ve bu faktörlerden kendini koruyan birçok insan hala karaciğer sorunlarından muzdarip. Peki bunun sebepleri ne olabilir?

Bu yazıda, karaciğerin başta öfke olmak üzere bastırdığımız olumsuz duygulardan nasıl etkilendiğini ve karaciğer sağlığınız için doğal yollara başvurarak neler yapabileceğinizi anlatacağız.

Karaciğer ne saklıyor?

Antik Çin tıbbına göre, her bir organımız üzerinde güçlü bir etki yapan farklı bir duygu ile ilişkilendirilir. Bu da bize hangi duygusal tepkilerin hangi kronik hastalıklara yol açabileceğine dair birkaç ipucu verir. Örneğin, akciğerler üzüntü; böbrekler ise korkuyla ilişkilidir.

Karaciğer ise asla bastırılmaması ya da saklanmaması gereken iki ana duygudan etkilenmektedir. Bu duygular öfke ve hayal kırıklığıdır ve karaciğerinizi tıpkı bir tabak dolusu yağlı yemeğin etkilediği gibi doğrudan etkilemeleri söz konusudur.

Öfke ve diğer duygular

Öfkeye odaklanmakla beraber, öfkeyle eşit ölçüde zararlı olan gücenme, kızgınlık ya da sinirlilik gibi diğer benzer duyguları da dikkate almalıyız.

Ayrıca, bastırılan aşırı öfke karaciğerinizin tıkanmasına yol açabilir, bu da fiziksel sağlığınızı (boyun ve omuzlarda kas gerilimi, baş ağrıları, görme problemleri vs.) bozup içinden çıkması epeyce güç olan bir döngü yaratabilir. Uzun vadede, bu durum kronik hastalığa kadar gidebilir.

O zaman, duygularınızı nasıl ifade etmelisiniz?

Bu duyguların ifade edilmesine ilişkin çözüm göründüğü kadar kolay değildir ve bu sorunlardan muzdarip kişiler günlük hayat mücadelesine verdikleri tepkiyi değiştirmenin ne kadar zor olduğunu bilirler. Etrafımızda sürekli olarak kızgınlık nöbeti geçiren insanlar görürüz ve sağduyumuz bize bunun sağlıklı olmadığını söyler. Aslında, öfkeli tepkiler vermeye meyilli insanlarda çoğu zaman kalp sorunları baş gösterir.

Peki o zaman, çözüm nedir? Olumsuz duyguların sonuçlarını çekmeye meyilli bir organ olan karaciğerinizdeki tıkanıklığı açmaya dair birkaç ipucuna beraber bir göz atalım.

Yoga

Etrafınızda olanların farkına varın

Ne olduğunun farkına varmak, bu gibi yoğun bir durumun kendini sürekli tekrarlamasını önlemenin ilk adımıdır. Öncelikle çoğu zaman gülümseyerek ya da sessizliğinizi koruyarak kendinizi tanımalı, ne tip insanların sizde öfke uyandırdığını fark etmeli ve bu tepkiden nasıl kaçınabileceğinizi keşfetmelisiniz.

Bu durumda, duygularınızı yönetmenize yardımcı olabilecek bir terapiste gidebilir ya da hiçbir yan etkisi olmayan, kısa sürede alacağınız olumlu sonuçla sizi şaşırtacak doğal bir homeopatik alternatif olan Bach çiçeklerini deneyebilirsiniz.

İletişim kurmayı öğrenin

Duygularınızı bastırmanın ilk adımı iletişim kurmayı öğrenmektir. Nasıl hissettiğiniz ve neyin sizi incittiği konusunda sevdiğiniz insanlar başta olmak üzere evinizde ve işyerinizde sizinle her gün iletişim kurmak zorunda olan insanlarla sakince konuşabiliyor olmalısınız. Bu zorlu bir adım olsa da olumlu sonuçlar sizi devam etmeye yöneltecektir.

Fiziksel aktivite yapın

Fiziksel aktivite pek çok farklı sorun için varolan çözümlerin en iyilerinden biridir. Fiziksel aktivite sizin fiziksel gerilimden kurtulmanızı sağladığı için faydalı olacaktır. Karaciğerdeki tıkanıklığı açmak istiyorsanız, mutlaka sağ kolunuzu hareket ettirmenizi sağlayacak egzersizler yapmalısınız. Bu kolunuzu hareket ettirdiğinizde, aynı zamanda karaciğerinize masaj yapmış ve tıkanıklığı açmış olursunuz; o yüzden ne kadar sıkı bir sporcu olduğunuza bağlı olarak tenis ya da boks gibi bir aktivite denemenizde fayda var.

Ayrıca açık havada da zaman zaman fiziksel aktivite yapabilir ve hatta istediğiniz kadar sesli bir şekilde bağırabilirsiniz. Bu son ipucunu denemekten çekinmeyin, göründüğünden daha çok işe yaradığından emin olabilirsiniz.

doğada-yürüyüş

Kendinizi ifade edin

Özellikle kelimelerle iletişim kurmakta zorlanıyorsanız kendinizi ifade etmenin birçok başka yolu olduğunu hatırlamakta fayda var. Örneğin, sanat hisleri ifade etmenin harika bir yoludur ve birçok içe dönük kişi yalnızca bir örnek vermek gerekirse olağanüstü müzisyenler olma yolunda bu aracı kullanır. Siz de üzerinizde hiçbir kontrol ya da beklenti olmaksızın özgürce hoşça vakit geçirmenizi sağlayacak sanatsal bir alan arayışınızdan vazgeçmeyin.

kaynak: sağlığa bir adım

Not: Bastırılan duyguları dönüştürmek için 17 aralıktaki kendini sev hayatını iyileştir seminerine hepinize beklerim. Rez tel Anette 0536 798 68 68

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

********Mutfaktaki Mucize Baharat Tarçın***********

12208656_937903046276697_7051021007097279218_n[1]
.Çay olarak içilebileceği gibi çeşitli yiyeceklerin üzerine serpilip ya da direk yenilerek de tüketilebilir.
İşte Tarçının Faydaları:
1-Kolestrolü düşürür.
Çalışmalar günde sadece yarım çay kaşığı tarçın tüketilmesinin kolestrolü düşürdüğünü göstermiştir.Tarçın kandaki kötü
kolestrol ve trigliserid seviyesini düşürür.

2-Kan şekerini düşürür Tip 2 Diyabeti tedavi eder.

Çalışmalar günde sadece yarım çay kaşığı tarçının kan şekerini dengelediğini göstermiştir.Tarçın insülünün daha etkin
olmasını sağlar ve bu sayede kilo kontrolü ve kalp krizi riskinin azaltılmasında yardımcı olur.
3. Kalp Hastalıklarına Faydalıdır.

Tarçın kalp damar sistemini güçlendirir.Tarçında bulunana kalsiyum ve lif kalp hastalıklarına karşı bir koruma sağlar.Biraz
tarçın koroner damar hastalığında ve yüksek tansiyonda yardımcı olur.

4-Kanserle Savaşır.

Aeerika Maryland’de yapılan bir araştırma tarçının kan kanseri ve lenf kanserinde kanserli hücrelerin bölünmesini azalttığını
göstermiştir.

Tarçındaki kalsiyum ve lif kombinasyonu safra salgısını artırarak kolon hücrelerinin zarar görmesini dolayısıyla kolon
kanserini önler.

5-Diş Ağrısı ve Ağız Kokusu Giderici.

Tarçın geleneksel olarak diş ağrısı tedavisinde ve ağız kokusu giderici olarak kullanılır.Bir kaç çimdik tarçın ağızda
çiğnenebilir ya da çayı yapılıp gargara olarak kullanılabilir.

6- Solunum sorunlarını tedavi eder.

Tarçın grip için çok faydalı bir ev ilacıdır.Bir çay kaşığı bal ve çeyrek çay kaşığı tarçın karıştırılır ve yenir.3 gün
boyunca devam edilir.Bu reçete öksürüğe,soğuk algınlığına ve sinüzite iyi gelir.
7- Beyin Toniği

Tarçın beyin aktivitesini artırdığından beyin için iyi bir toniktir.Sinirsel tansiyonu tedavi eder,hafıza kayıplarını önler.

Çalışmalar tarçını koklamanın bilişsel fonksiyona,hafızaya,zihinsel performansa iyi geldiğini,uyanıklığı ve konsantrasyonu
artırdığını göstermiştir.
8- Enfeksiyonlara iyi gelir.

Anti mantarianti bakteriyel,anti viral anti parazitik ve antiseptik özellikleri nedeniyle dahili ve harici enfeksiyonlarda
etkilidir.

9- Adet dönemini kolaylaştırır.

Tarçın kadın sağlığında da faydalıdır.Adet kramplarında ve diğer adet sorunlarında rahatlama sağlar.
10-Doğum Kontrolü

Tarçın aynı zamanda bir doğal doğum kontrol aracıdır.Doğumdan sonra düzenli olarak kullanılması adeti geciktirir ve gebeliği
önler.

11- Anne Sütünü Artırır.

Tarçın anne sütünde artış sağlar.

12. Eklem iltihabından kaynaklanan ağrılarda rahatlama sağlar.
Tarçın anti iltihap maddeler içerdiğinden,eklem iltihabı gibi hastalıklarda rahatlama sağlar.
Copenhagen Üniversitesinde yapılan bir çalışma sonucunda bir hafta boyunca her sabah 1 çay kaşığı balla çeyrek çay kaşığı
tarçını karıştırıp yiyen hastlarda belirgin bir rahatlama görülmüş,bir ay boyunca kullanan hastalar ağrısız yürüyebilmişler.
13- Sindirim Toniği

Tarçın pek çok yiyeceğe baharat olarak eklenmeli,güzel bir tat vermesini dışında ayrıca hazmı kolaylaştırarak sindirime katkı
sağlar.Tarçın hazımsızlık,mide bulantısı,kusma,mide sorunları,ishal ve gazda çok etkilidir.Bağırsak ve mideden gazı atmak
konusunda çok yardımcıdır. Asitliliği,ishali ve sabah halsizliğini bitirir.Çok etkili bir sindirim toniğidir.

14-İdrar Yolları Enfeksiyonlarına İyi Gelir.

Düzenli bir şekilde tarçın tüketen insanlarda idrar yoları enfeksiyonları daha az görülmektedir.Tarçın idrar
söktürücüdür,İdrarı artırır ve söktürür.

15- Pıhtılaşma Önleyici Etki

Tarçında bulunan Cinnamaldehid adlı maddenin kanın pıhtılaşmasını önleyici etkisi vardır.Acil durumlarda kanamanın durması ve
yaraların kapanması için gerekli olan kanın pıhtılaşması normal şartlarda da olursa damar tıkanıklığına neden
olur.Cinnamaldehid kandaki gereksiz pıhtılaşmaları önleyici bir maddedir.

16- Doğal Gıda Koruyucu
Yiyeceklere eklendiği zaman bakteri oluşumunu engeller ve doğal bir koruyucu görevi üstlenir.
17- Baş Ağrısı Ve Migrende Faydalıdır.

Soğuk çarpması nedeniyle oluşan başağrısında tarçın az bir suya eklenir ve macunumsu hale gelince ince bir tabaka halinde
şakaklara ve alna sürülür.

18- Sivilce ve Siyah Noktalarda Etkilidir.

Tarçın kanı temizler bu yüzden sivilcelerde faydalıdır.Bir kaç damla limon suyuna bir iki çimdik tarçın karıştırılarak elde
edilen macun sivilce ve siyah noktalrın üzerine uygulanırsa faydalı olur.

19- Kanı inceltir ve kan akışını hızlandırır.

Tarçın kan incelticidir ve bu sayede kan dolaşımını hızlandırır.Bu etkisi sayesinde ağrıların azalmasında yardımcı olur.İyi
kan dolaşımı hücrelere daha fazla ve daha çabuk oksijen gitmesine yardımcı olur ve böylece metabolizmayı hızlandırır.Düzenli
olarak tarçın kullanarak kalp krizi riskini azaltabilirsiniz.

20- Kasları Gevşetir.

21-Kas ve Eklem Ağrılarını Rahatlatır.

Düzenli olarak tarçın tüketenler,tarçın tükettikten sonra kas ve eklem ağrılarında belirgin rahatlama olduğunu söylerler.
22-Bağışıklık Sistemini Güçlendirir.

Bal ve tarçın karışımı bağışıklık sistemini güçlendirir,halsizliği yok eder,ömrü uzatır.Yaşlanmayı geciktirici etkiye
sahiptir.

23- Kaşınmada Etkilidir.

Bal-Tarçın macunu bözek ısırmalarına ve kaşınmaya karşı da kullanılır.

24-Çok zengin bir manganez,fiber(lif),demir ve kalsiyum kaynağıdır.

25-Tarçın kanamayı durdurucu etkiye sahiptir bu yüzden yaraların daha çabuk iyileşmesini sağlar.
Tarçını sağlığınızı düzeltmek veya bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için kullanabilirsiniz.Tarçını çayınıza,kahvenize
ekleyebilir yediğiniz meyvelerin,tatlıların üzerine serpebilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

BOZA

12249651_937897836277218_7953591907251295901_n[1]

– Bünyesinde A ve B vitaminlerinin dört türü ile C ve E vitaminleri de bulunuyor. Mayalanması sırasında ürettiği laktik asit ise ender gıda maddelerinde bulunuyor ve bu değerli asit türünün hazmı kolaylaştırıcı etkisi var. Süt yapıcı özelliği nedeniyle hamile bayanlara ve vitamin kaynağı olarak sporculara tavsiye ediliyor. İçinde ilk başta yüzde 20 şeker olsa da daha sonra yüzde 8’lere kadar düşüyor. İçindeki yağ oranı da sıfır. Bağırsak florasını düzenler. İçindeki aktif mayalarla probiyotik özelliği vardır. Zengin karbonhidrat, protein ve B vitamini içeriği nedeniyle enerji ihtiyacı fazla olan kişiler, gebeler, sporcular ve kilo almak isteyen kişilerin kullanımı için uygundur. Karbonhidrat ve proteinin yanı sıra birçok besin öğesini içerdiğinden besleyici özelliği nedeniyle “sıvı ekmek” olarak anılır. Zihin açıcı ve sinirleri dinlendirici etkisi vardır. Öksürük tedavisine yardımcı olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Tarçını iyice karıştırarak içeceksiniz yoksa daha çok gıcık yapabilir..

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BU TESTİ YARIN SABAH UYANDIĞINIZDA MUTLAKA YAPIN!

10624948_342983449200609_3192211753528119787_n1[1]  10563164_342983582533929_1844733278240096601_n1[1]

 

YAZIYI SONUNA KADAR OKUYUN!
Bağırsaklarınızın florası ne durumda?
Bağırsaklarınızda CANDIDA (kandida) maya mantarının arttığını basit bir testle anlayabiliriz. Bir bardak içme suyuna sabah aç karnına tükürün ve 15 dakika izleyin. Eğer tükürük suyun üstünde kalıyorsa sağlıklı bağırsak florasına sahipsiniz. Eğer tükürük dibe çöküyorsa, saçak gibi aşağıya iniyorsa, kar yağmış gibi oluyorsa veya suya rakı konmuş gibi bulanıyorsa candida bağırsak floranızı bozmuş demektir. Evdeki herkes testi yapsın..
Bir parça yeseniz bile karnınız şişiyor ve ağrıyorsa, yaptığınız bütün diyetlere rağmen karnınızın şişliğini ve sertliğini gideremiyor, lifli besinler tükettiğiniz halde çoğu zaman kabızlık sorunu yaşıyorsanız, yeme krizlerinize care bulamıyorsanız sebebi büyük ihtimalle candida maya mantarıdır.

Candida mantarları gıdalardan aldığınız sofra şekeriyle imal edilmiş ürünleri ve unlu mamülleri önce piruvat’a sonradan asetaldehid ve karbondioksit’e dönüştürür. Asetaldehid, hem karaciğer hem de mantar tarafından etil alkol’e dönüştürülür. Açığa çıkan karbondioksitin etkisiyle karnınızda şişkinlik ve sertlik oluşur.
“CANDIASIS, 21. yüzyılın insanlara hediye ettiği hastalık!”
Son elli yılda sessiz ve yıkıcı hastalıklarda patlama yaşandı ve tetkiklere, testlere bol bol para harcanırken yanlış teşhisler yanlış ilacların kullanılmasına ve çok daha kötü sonuçlara yol açtı. Kimse bağırsaklarından tüm vucuduna geçen ve organlarına büyük zarar veren Candida Albicans maya mantarı ve onun yol açtığı Candiasis (Kandiyasis) hastalığından şüphelenmedi.
Kandiyasis hastalığı ile mücadele Aşmanya’da son on yılda sağlık bakanlığı politikası haline gelmişken maalesef ülkemizde adını duyan çok az insan var.
Kandiyasis’in sebep olabileceği hastalıklardan obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları, hormonal bozukluklar, kanser ve sinir sistemi hastalıkları adeta insanların kaderi haline geldi. Çocuklarda alerjik hastalıklar, akıntılar, tıkanıklıklar, otizm, hiperaktivite ve dikkat bozukluğu giderek artıyor.
Yorgunluk, unutkanlık, asabiyet, cinsel isteksizlik, tahammülsüzlük, durumlarında psikyatrlar ilaçlar yazdı, eklem ağrıları ve ödemler için avuç avuç romatizma ilaçları içildi. Zihinsel ve fiziksel performansı artıracak besin takviyelerini kullanmayan kalmadı, cinsel gücü arttırmak için her yol denendi, saç dökülmesi ve cilt sorunları için derkozmetik ve kozmetiğe harcanan parayı biliyorsunuz…
Kandida mantarından arınarak vücudunuzda varolduğunu düşündüğünüz pek çok hastalıktan ve fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.

Peki Kandiyasis nedir?

Bağırsaklarda 100 trilyon bakteri bizimle birlikte yaşar. Normal bağırsak florasında bu bakterilerin %90’ının faydalı bakterilerden olması gerekir. Altta saydığımız nedenlerle yararlı bakteriler azalır, zararlılar çoğalır. Bifidobakteriyum ve laktobasillus adlı faydalı bakterilerin azalmasıyla bağırsak florasındaki denge candida (kandida) lehine bozulur.

Antibiyotikler, antiasitler, mide ülseri ve reflü ilaçları, doğum kontrol hapları, şekerli ve beyaz unlu besinler, hormonlu besinler, tedavilerde kortizon kullanımı, klorlu su içilmesi, bağırsak parazit enfeksiyonları, alkol kullanımı, tetkik öncesi kullanılan barsak temizleyici ilaçlar, yağsız beslenme, kanser tedavileri (kemoterapi, radyoterapi) ve şeker hastalığı katkı maddeleri, ayçiçeği, mısır özü, soya ve margarinlerin omega-3,/omega-6 dengesini bozması, östrojen tedavileri, yanlış diyetler, laksatifler, asitli beslenme sonucu oluşan asidoz, yediğimiz hayvanlar ve bitkilerde kullanılan ilaçlar faydalı bakterilerin azalmasına ve bağırsaklarda kandida mantarı nufüsunun patlamasına yol açtı.

Kısaca gıda ya da ilaç zannederek aldıklarımız, önce bağırsaklarımızın doğal florasını bozdu. Bağırsak geçirgenliğini arttırdı, kanımıza karışan sindirilmemiş maddeler, ağır metaller, katkı maddeleri ile birlikte kandida maya mantarı kılcal damarlara kadar ulaştı ve organlarımıza zarar vermeye başladı.
Kısaca nedenleri:
• Beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar.
• Şekerli besinlerin fazla miktarda tüketilmesi.
• Sezaryen ile yapılan doğumlar.
• Günlük beslenme programında karbonhidratlara ağırlık verme.
• Gereksiz yere kullanılan antibiyotikler.
• Yanlış diyetler, faydalı yağların beslenmeden çıkartılması, laksatif ilaç ve çayların çok kullanılması sonucu bağırsak florasının bozulması.
• Antibiyotik kullanımının artması başta olmak üzere yanlış tedavi yöntemleri bu artışa neden oldu.

Neden olduğu enfeksiyonlar ve belirtileri:

Sıklıkla şeker hastalarının şikâyetlerine benzer şikâyetlere yol açar.
Enfeksiyonunun klasik bir belirtisi alkoliklerde ya da sarılıkta olduğu gibi, karaciğerde bozukluktur. Çünkü mantarlar aynı zamanda alkol de üretir. Bağırsaktaki maya mantarları şekeri alkole dönüştürür. Oluşan alkol, özellikle karaciğer için çok toksiktir
Mantar enfeksiyonu olan birçok kişi eklem ve kas ağrılarından yakınır. Bu şikâyetler muhtemelen mantarların çoğalması sırasındaki metabolizma ürünlerine bağlıdır. Bu durumda uygulanan romatizma tedavisinin yararı olmaz.
Bağırsakta mantar enfeksiyonu olan birçok kişide sürekli olarak burun ve sinüs mukozasında şişme ve tıkanıklık olur. Bağırsak mukozalarında mantarların yaptığı tahriş, diğer mukozalara da (doğrudan mantar enfeksiyonu olmaksızın) yansır.
• GAz/şişkinlik
• Kabızlık ya da ishal
• Kolit
• Makatta kaşıntı ve kızarıklık, hemeroid
• Adrenal/Tiroid yetmezliği
• Mide yaraları
• Ruhsal ve fiziksel yorgunluk görülür.
• Uyuşukluk/tembellik
• Allerjiler
• Uykusuzluk
• Düşük kan şekeri
• Mide yanması
• İntihar eğilimleri
• Bağırsak ağrıları
• Anti-sosyal davranışlar
• Ağız kokusu ve mide ağrısı
• Pamukçuk
• Kuru ağız
• Parmak/ayak tırnağı mantarı
• Akne ya da pul pul dökülen cilt
• Üşüme/ titreme
• Kimyasallara hassasiyet
• Dişlerde pas benzeri tabaka ve dilde beyazımsı bir görüntü
• Açlık hissi ve aşırı derecede tatlı yeme isteği.
• Burun tıkanıklığı ve nefes darlığı
• Kulaklarda iltihaplanma ve kulak çevresinde kaşıntı, çınlama
• Sırt, ense ve omuz ağrısı
• Eklemler ağrıları, eklemde şişmeler
• Ciltte sivilce, akne, kızarıklık, kaşıntı, saç dökülmesi
• Küf benzeri koku
• Şeker ihtiyacını karşılamak için, aşırı derecede yemek yemek ve ayrıca candidanın ürettiği aside bloke etmek için yağ hücrelerinin çoğalması bölgesel yağlanmaya, kilo artışı, obezite
• Gözlerin önünde noktaların uçuşması gibi görme bozuklukları, yaşarma, yanma..
• Şiş gözler
• Hormonal dengesizlik
• Kronik vajina ve mesane iltihabı
• Konsantrasyon bozukluğun ve hafıza zayıflığı
• Alkol içilmese de alkol kokan nefes
• Aşırı yorgunluk , bitkin, tükenmiş hissetmek.
• Depresyon,
• Uyuşukluk, yanma, karıncalanma, hissizlik
• Kas ağrıları, Kas güçsüzlüğü, uyuşma
• Eklemlerde ağrı, şişme, artrit, artroz
• Karın bölgesinde ağrı
• Kabızlık, ishal, rahatsız edici gaz
• Sorunlu vajinal akıntı, vajinal yanma ya da kaşıntı
• Prostatitis
• Iktidarsızlık
• Cinsel arzu kaybı
• Endometriosis
• Kramp ve regl düzensizlikleri, regl öncesi aşırı gerginlik
• Uykulu olma hissi, koordinasyon bozukluğu
• Sık ruh hali değişimleri
• Huysuzluk ya da çok sinirli olmak
• Konsantre olamamak
• Baş ağrısı
• Sersemlik, denge kaybı
• Kulakların üstünde basınç, şişkinlik ya da karıncalanma hissi.
• Kaşıntı ve kızarıklıklar
• Mide ekşimesinden dolayı boğazda yanma
• Sindirimsizlik, geğirme ve bağırsaklarda gaz
• Dışkıda sümüksü madda
• Dışkının çok kuru ve küçük parçalar halinde olması
• Hemoroit
• Ağız kuruluğu, ağızda kızarıklık ya da kabarcık
• İdrar yaparken yanma
• Postnasal akıntı
• Göğüste ağrı ya da gerginlik
• Nefes darlığı hırıltı
• Öksürük
• Sık ya da acil idrara çıkma ihtiyacı, idrar yaparken yanma

Vucudu nasıl ele geçirir?

Candida maya mantarlarının oksijene gereksinimleri yoktur. Bu bakımdan ideal yerleşim yerleri ince bağırsaklardır. Burada mantarlar her zaman bol miktarlarda bulunan besin içerisinde yüzerler. İlk önce kendileri en önemli besin maddelerini alırlar. Artıkları asalak oldukları kişiye bırakırlar. Yani yaşadıkları vucudu asalak (çürükçül) hale getirirler.

Eğer vücut bağışıklık sistemi güçlü değilse ve bağırsakta beslenmeleri yeterli olmazsa, mantarlar bağırsak duvarının derin tabakalarına kadar iner, kan damarları içine kadar girerler. Böylece dolaşımla tüm vucuda ve her organa yayılırlar. Burada kandaki şeker ile beslenirler.

Mantarların kurnazca uyguladıkları bir yöntem, dış görünüşlerini insan bağışıklık sisteminin yabancı kabul etmeyeceği bir biçime sokabilmeleridir. Böylece bağışıklık sistemi mantarları kendi öz hücreleri sanır ve bunlarla mücadele etmez. Ayrıca candidas maya mantarları mide asidine de dayanıklıdır.

Beyaz şeker ve beyaz unla beslenen mantarlar, oldukça hızlı çoğalırlar. Zaten candida mantarının çoğaldığı ve bğırsak flolasının bozulduğuna dair en net belirti tatlı besinlere karşı bağımlılıktır. Bu mantarların yararı olmadığı gibi, insanları ölüme götürecek özellikleri yoktur. Yaşamlarını sürdükleri ortamı korumak istediklerinden, kişilerin zarar görmesini istemezler. Yavaş bir şekilde geliştiklerinden, genelde çoğalma yapmazlar. Çoğalma gösterdiklerinde ise, vücutta bulunan yararlı bakterilerin azalmasına sebep olurlar. Mantarlar alkol ve çeşitli kimyasal toksinler üretirler. Bu maddeler kana karışarak, temizlenmek üzere karaciğere giderler. Karaciğer bunların temizlik aşamasında daha fazla efor sarf eder. Temizlenmemiş kimyasal maddeler baş ağrısı, kronik yorgunluk, eklem ağrıları gibi farklı şikayetlere neden olurlar. Bağışıklık sistemi zayıflar ve beden alerjik tepkiler vermeye başlar. Bunun sonucunda kişilerde akne, egzama, astım gibi rahatsızlıklar gelişir.

Mantarların üretmiş olduğu toksik maddeler nedeniyle vücudun pH değerini bozar, asidoza sebep olur. Kanın hafif bazik pH=7,40 değerinde % 0,2 bir asitlenme dahi hayati tehlikeye sebep olur. Asit minerallerle asidik baz’a (curuf) dönüştürülerek vücudun zayıf noktalarına depolanır. Depolanan bu curufa önce ölü mikroplar ve hücreler yapışarak büyür ve sonra içerisine canlı mikroplar yerleşir ve toksik madde üreten merkezler oluşur. Sadece mantarlar değil, tatlı, hamurlu (beyaz un mamüleri), şarkuteri (sucuk, salam, sosis), çay, kahve, kola ve katkı maddesi içeren hazır yiyecek ve içecekler ve de fastfood asidoza sebep olur. Bozulan pH dengesini sağlamak için alkali beslenme önerilir. Asitli ortam (asidoz) bağışıklık sisteminin zayıflaması ve mikropların çoğalması ve hastalıkların tedavi edilemez bir hal alması demektir.
Yukarıda sıralanan etmenler nedeniyle barsakta sayıları artan kandida türleri öncelikle şekere, alkole ve unlu mamüllere olan iştahı kamçılıyor. Alınan bu besinler kandida sayısının daha da artmasına neden oluyor ve sonuçta kronik alkol zehirlenmesi oluşuyor. Siroz tehlikesi var.

Asetaldehid; kırmızı kan hücre işlevini bozarak dokulara oksijen taşınmasını azaltıyor, beyinde hücrelerarası ilişkileri sağlayan maddelerin (nörotransmiter) ve oksijen ile birleşerek beyin hücrelerinin etkinliğini azaltıyor.

Bağışıklık sistemini baskılayan ve immünosupresif olarak kullanılan bir madde olan gliotoksin, kandida tarafından salgılanarak vücudun savunma sistemleri zayıflatılıyor.

Kandida, barsak geçirgenliğini arttırarak (Leaky Gut Syndrome) allerjen özelliği olan büyük maddelerin vücuda girmesini sağlıyor ve allerjik reaksiyonların gelişmesine neden oluyor.

Faydalı bakteriler, enerji kaynağı olan kısa zincirli yağ asitleriyle B ve K vitaminlerinin oluşumunu sağlarlar. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirir, pH dengesini sağlar, zararlı bakterilerden korur, ilaç, hormon ve kanser nedeni olan maddelerin zararlarını önlerler.

Faydalı bakterilerin azalmasıyla hastalık gelişim süreci daha da hızlanır.

Barsak kandida oranının artması ve faydalı bakterilerin azalması sonucu gelişen yakınmalar, 50’ye yakın madde halinde sıralanabilir. Kısaca; beyin çalışma özelliklerini bozarak baş ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik, başta hissedilen ses, uyku bozuklukları, yorgunluk hali, unutkanlık, depresyon, mizaç değişiklikleri, görme sorunları; mide-barsak sistemini bozarak İBS( spastik kolon, kolit), distansiyon(karında şişlik), kabızlık vb.; kokulara karşı hassasiyet, geçmeyen prostat ve vajinal iltihaplar, tekrarlayan sistit ve böbrek enfeksiyonları, kronik sinüzit, geniz akıntısı, egzema, kas ve eklem ağrıları, astım benzeri yakınmalar ve de özellikle her türlü allerjik yakınmalar.

Bilindiği gibi kaşıntı, kurdeşen, polen, ve besin alerjisi, akne, sedef, ekzema vb. deri hastalıkları, nefes darlığı, astım, faranjit, behçet, romatizma, ankilozan spondilit, saçkıran, kabızlık, ishal, kolit vb. mide bağırsak rahatszılıklarının ana sebebi mantarlardır. Hatta kanserin sebebinin de mantarlar olduğunu onkolog Dr. Simoncini ispatlamış ve yıllardır tedavi edilemeyen kanser hastalarını 3-4 günde tedavi etmiş ve 100 yıldır kanser üzerine yazılıp çizilenlerin mesnetsiz olduğunu belgelemiştir.Peki mantarlar bu kadar çok hastalığa sebep oluyorda neden teşhis ve tedavi edilemiyor, çünkü tahlillerde mantar görünmüyor. Doktorlar da herhangi bir bakteri, virüs veya mantar yok o halde sizin rahatsızlığınız tamamen piskolojik nedenlerden kaynaklanıyor, bunun sebebi ailevi, stres, depresyon vs diyebiliyorlar. Bu sebeple antidepresan kullanan pek çok insan var.

Bağırsak mantarı tedavisi nasıl yapılır?
Unutmayın ki kandidadan kurtulmak zaman alan bir süreçtir. Bu süreçte beslenme kurallarına uymanız ve sabırlı olmanız gerekir. Hücrelerinize kadar yerleşmiş ve yaşam formunu oluşturmuş kandidadan bir ilaçla iki günde kurtulmak mümkün değildir. Önce bozulmuş olan bağırsak florasını, kan Ph değerini düzeltmeniz, faydalı bakterileri çoğaltmanız, toksinlerden kurtulmanız , zarar görmüş bağırsak çeperini onarmanız ve candida oranını kontrol altına almanız gerekir. Kandidanın artıklarıyla beslenen ve verdiği zararlarla yaşayan vucudunuzu sağlıklı hale getirmeniz ve bunu devam ettirebiliyor olmanız gerekir.

Klinik uygulamalarda sıklıkla tedavilerden fayda görmemiş, geçmeyen mide-bağırsak yakınması olan; uzun süreli yorgunluk, halsizlik, isteksizlik yakınmaları olan; diyabet (şeker) hastalığı, hipertansiyonu olan; yaygın vücut ve eklem ağrıları, baş ağrıları ve baş dönmesi olan kişilerde azımsanmayacak oranda kandida enfeksiyonu olduğu görülmektedir.

Uzun süreli ve geçmeyen yakınmalarda mutlaka düşünülmesi gereken bir hastalık olan kandida enfeksiyonuna yakalanan kişiler, gereksiz yere kullandıkları hormon ilaçları, antibiyotikler, mide ve bağırsak ilaçlarıyla enfeksiyonun daha da güçlenmesine neden oluyorlar. Ayrıca şekerli ve unlu besin maddeleriyle oluşturulmuş, yağdan kısıtlı diyetler; kandida türünün üremesine kolaylık sağlayan beslenme biçimlerini oluşturuyor.

Kandida, az sayıda normal bağırsak florasında bulunması nedeniyle tanısını kesin olarak koymak zor oluyor. Bu nedenle klinik uygulamalarda tanısını koyamayan hekimler, kandida enfeksiyonunu gözardı etmek zorunda kalıyorlar. Kandida’nın ürettiği şeker alkolu olan arabinitol(arabinoz) kan ve idrarda saptanabilir. Ancak rutin laboratuvar hizmetlerinde arabinoz çalışılmıyor.

Tanısı kesin konulamasa da tükrük testiyle kandida enfeksiyonu bir ölçüde saptanabilir. Bunun için sabah aç karnına, bir bardak içme suyuna tükürülerek basitçe test uygulanabilir. Normalde su yüzeyinde hava kabarcıkları dışında bir görüntünün oluşmaması gerekir. Suda bulanıklık, bulutsu görünüm, su dibinde çöküntü görülmesi; testin pozitif olduğunun işaretleridir.
Sayılan yakınmaları yıllarca yaşayan, tetkiklerden ve tedavilerden sonuç alamayan hastalar alternatif yollar denemekte, kimi zaman denk gelen mantar tedavisinden ve doğal yöntemlerden kısa ya da uzun süreli fayda görmektedirler.

Kandida tedavisinde ilk hedef, beslenme tarzını değiştirmek olmalıdır. Rafine ya da sofra şekeri içeren besinleri kesmeyen, unlu besinlere hayır diyemeyen, alkolu ve yağsız beslenme biçimini bırakamayan kişilerin tedavisi olası görünmemektedir.
Son yıllarda yaratılan kolesterol düşmanlığı sonucunda uygulanan yağdan kısıtlı diyetlerin barsakta kandida nüfusunu arttırdığı açıktır. Asıl sorun doğal beslenmemektir. Yağlar doğaldır ve kandidanın baş düşmanıdır. Vücudun temel yapı taşları olan yağların alınımının azaltılması, doğal ve gerçekçi olmayan bir yöntemdir. Önceki yazılarımda da sıklıkla kaynak gösterdiğim bir yayında, son 10 yıl içinde şeker ve unlu mamüllerin diyetten çıkartılması ve yağ oranlarının arttırılmasıyla ilgili yapılan yayınların gözden geçirildiği makalede; beyin, kalp ve diğer hastalıklarda belirgin düzelmenin olduğu saptanmıştı. Bu makalenin yorum bölümünde şu sözcüklere yer veriliyor; Hayretle farketmekteyiz ki yüksek yağlı yiyeceklerin insanları şişmanlattığı ve kolesterol düzeylerini arttırdığı doğru değildir.

Kısaca, öncelikle doğal beslenme yöntemi uygulanmalı, bu amaçla meyveler dışında her türlü şekerli gıdalar ve unlu mamüller diyetten çıkartılmalı; et, yağ, sebze ve meyvelerle birlikte doğal olan kuruyemiş, kurumeyveler yenilmelidir. Süt diyetten çıkartılmalı, süt ürünleri kullanımı kısıtlanmalıdır.

Doğum kontrol hapları, mide koruyucu ilaçlar, antibiyotikler, kolesterol düşürücü ilaçlar, tıbbi zorunluluk durumları dışında ve uzun süreli kullanılmamalıdır.

Bağırsak hareketliliğinin arttırılması amacıyla düzenli, günlük yürüyüş yapılmalıdır.

Uygun beslenme ile önce kandidanın çoğalması önlenilmeli ve ardından bir doktora danışılarak mantar tedavisi için önerilen mantar ilacı kullanılmalıdır (kendi başınıza almayın).

Normal bağırsak florasını geri yerine koymak amacıyla probiyotik içeren ilaçlar kullanılmalıdır.

Haftada bir kez tükrük testi tekrarıyla enfeksiyon durumu takip edilebilir.

Beslenme kurallarına dikkat etmek, bol su içmek, ilaç ve besin takviyelerinin draje formatında alınması, bitkisel formüller ve yaşam şeklini tedaviye gore şekillendirmek, detoks ile arınma.. Bunların hepsine dikkat etmek kandida mantarından kurtulmanızı ve süresini etkileyecektir.

Öncelikle kendinize bir kandida diyeti hazırlayın. Bu diyette yiyebileceğiniz besinleri listeleyin. Asla yememeniz gerekenler listesi de yapın. Açlık ve şeker krizlerini bastıracak alternatif çözümler bulun (tarçın serpilmiş yogurt, kefir, şekersiz prebiyotik tozlar, ürünler, bitkisel çaylar vs)

Alkali beslenmeye ve kanın Ph’sını dengede tutmaya özen gösterin. Tedavi süresince şeker ihtiva eden her şey ve beyaz un kesinlikle çıkartılmalıdır.

Kontrolsüz olarak ilaç kullanımından kaçınmak gerekir. Özellikle antibiyotikler, hormon ilaçları ve kortizon ilaçlarının kullanımına dikkat etmek gerekir.

Bağırsaklardaki mantarları besleyecek mayalı ve şekerli ürünleri kullanmamak gerekir. Şekerli ürünler sadece baklava, çikolata, dondurma değildir; kavun, karpuz, üzüm ve tüm kuru meyveler de tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

Alkol ve sigara kullanmaktan sakınmak gerekir.

Üzerinde küf barındırabilecek olan kuru yemişler, eski peynirler tüketilmemelidir.

Bağırsak florasının dengesini sağlamak için, yoğurt, kefir prebiyotikler tüketilmelidir.

Vücuttaki toksinlerden kurtulmak için, bol miktarda su içilmelidir.
Asitli gıdalardan sakınmak, peynir ve et tüketimini azaltmak ve şarküteri tüketmemek gerekir. Bağırsak florasını düzenlemeye faydası olan sakatat tüketimine yer verin. Tabi yediğiniz etlerinde candida mantarı etkisinde olmaması gerekir. Hayvanların doğal ortamda yetişmiş olması, antibiyotikler verilmemiş olması gerekir. Bu açıdan keçi eti ve ürünleri tavsiye edilir. Tavuk yerine balık özellikle somon (ızgara, buharda, çorbası yapılarak) tüketilmelidir.
Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir. Yatmadan 2-3 saat öncesine kadar bir şey yemeyin, bitki çayları içebilirsiniz.

Fermente gıdaları bol miktarda tüket: Kefir (günde 1-2 bardak) ve prebiyotikler faydalı bakterilerin kağnağıdır. Boza, şalgam, meyankökü, şalgam, evde yapılan turşular (özellikle lahana turşusu;lahana turşusu ve suyunda bulunan bir maddenin kanseri önlediği konusunda çalışmalar var.)

Sarmısak, soğan, taze kekik, tarhutotu, fesleğen, çörekotu, çemen, toz zencefil bağırsak florasını düzenleyen bitkilerdir.

Kaşar peyniri, Hollanda peyniri, ev yapımı peynirler ve beklemiş peynirlerden bir sure uzak durun. Süt ve süt ürünlerini minimum indirin, hatta tüketmeyin.

Her öğünde bol miktarda yeşil sebzeler ve otları çiğ veye pişmiş (bakteriyel flora, proteinlerin hazmı ve bağırsak kimyasının düzenlenmesi, ayrıca bitkisel besin yoğunluğunu arttırmak için) yiyin.

Kekik, ekinezya, mate, taheebo çaylarından gün boyu istediğiniz kadar için.

Alkali beslenme ve candida diyetleri hakkında bilgi edinin. Bağırsak florası ne kadar asitli olursa o kadar mantar ve zararlı bakteriler artar.

Beslenmede iyi yağları arttır: zeytinyağı, tereyağı, ve özellikle Hindistan cevizi yağı (günde bir çorba kaşığı) ve avakado tüketin.

Ayrıca kan şekerini dengelemek ve insülin metabolizmasını dengeleyerek hormonal ve bağışıklık sistemlerine desteği arttırmak için öğün aralarında ve geceleri atıştırmayı kesin ve ara öğünleri minimize edin.

Tedavi sırasında kandida yok olurken bazı semptomlarla karşılaşılabilir. Maya organizması candida içlerinde zehir (toksin) taşır. Yok olurlarken zarları yırtılır ve toksinler sisteme yayılır. Bu aşamada kendinizi iyi hissetmezsiniz. Bu toksinler bağışıklık sisteminizi daha da zayıflatabilir; enfeksiyon, allerji, kronik hastalıklar ve aşırı yorgun olma hissi ortaya çıkar. Bunlar aslında iyileşme krizleridir. Sakın vazgeçmeyin!

Bu sırada bağışıklığınızı destekleyecek doğal takviyelere devam edin.

Kandida mantarının ölümünü takiben bu toksinleri atmak için detoks yapılmalıdır. Karaciğer, böbrek ve bağırsakların temizlenmesine yardım edecek vitamin ve mineral kombinasyonlarının bitkilerle birlikte kullanıldığı bir program uygun olur. Temizlik ve detaks işleminin ardından vucuda faydalı bakterileri yenilemek gerekir.
Bağışıklığı arttıran multi-vitaminler ve germanium minerali ile omega3 kullanılmalıdır. Antioksidan, beta karoten, B vitamin olan biotin iyi gelir. Kandidanın bağırsakta yarattığı hasarı gidermek gerekir. Besinler iyi absorbe edilemez. Bu yüzden manganez, çinko, potasyum, selenium, silis, bor, molibden, bakır mineralleri diyete eklenmelidir.

KANDİDE DİYETİ İÇİN ALIŞVERİŞ LİSTESİ

ET
• Sığır
• Keçi eti
• Sakatat

KANATLI
• Tavuk organik
• Kaz
• Hindi
• Devekuşu
• Ördek
• Bıldırcın
• Sülün

BALIK VE DENİZ ÜRÜNLERİ
• Hamsi
• Kabuklu deniz ürünleri
• Sockeye Somon

HUBUBAT
• Amaranth
• Karabuğday
• Darı
• Yulaf Kepeği
• Kinoa
• Kahverengi pirinç

ÇEKİRDEK VE KURUYEMİŞ
• Badem
• Kestane
• Keten Tohumu
• Fındık
• Macadamia fındığı
• Çam Kuruyemiş
• Kabak Çekirdeği
• Ayçekirdeği
• Ceviz

SEBZELER
• Enginar
• Kuşkonmaz
• Avokado
• Brokoli
• Brüksel Lahanası
• Lahana
• Havuç
• Karnabahar
• Kereviz
• Pazı
• Hindiba
• Taze soğan
• Karalahana
• Salatalık
• Patlıcan
• Hindiba
• Sarımsak
• Yeşil Soğan
• Kale
• Kim Chi (mayalanmış kırmızıbiber ve sebzelerden özellikle çin lahanasından yapılan, geleneksel bir Kore yemeği )
• Pırasa
• Marul
• Bamya
• Zeytin
• Soğan
• Turp
• Rutabaga (bir tür şalgam)
• Lahana turşusu
• Yosun
• Kar Bezelyesi
• Ispanak
• Pazı
• Tomatillos (yeşil meksika domatesi)
• Domates
• Şalgam Yeşiller
• Şalgam
• Taze zencefil
• Kabak
• Kohlrabi
• Dereotu

CANLI KÜLTÜRLER
• Yoğurt (ev yapımı ya da organic, sade, şekersiz)
• Probiyotikler
• Kefir

SÜT
• Yumurta
• Badem Sütü (tatlandırılmamış)
• Coconut Milk (tatlandırılmamış)
• Hindistan cevizi Krem

YAĞLAR
• Tereyağ
• Zeytinyağ sızma

MEYVE
• Kayısı
• Böğürtlen
• Kızılcık
• Kivi
• Limon
• Yeşil limon
• Kavun
• Şeftali
• Erikler
• Çilek

BAHARATLAR
• Tarçın
• Karanfil
• Kekik
• Toz zencefil
• Çörekotu
• Zerdeçal
• Kimyon
• Tarhun
• Kişniş
• Rezene

ÇAYLAR
• Ekinezya
• Mate
• Isırganotu
• Dereotu
• Rezene

ASLA ALMAYIN YEMEYİN
• Şekerler
• Ayçiçeği ve mısırözü yağları
• Bal / Şurup
• Çikolata
• Meyveler
• İşlenmiş Gıda
• Deniz
• Sirke
• Maya
• Peynir
• Süt
• Krema
• Alkol
• Kafein
• Baklagiller
• Fasulye
• Fıstık
• Kaju
• Soya
• Mantarlar
• Salata sosları
• Ketçap
• Hardal
• Mayonez
• Buğday
• Çavdar
• Arpa
• Yulaf
• Kılçıksız buğday
• Mısır
• Patates
• Havuç
• Pancar
• Bezelye
• Kabak
• Karpuz
• Üzüm
• Kavun
• Kahve, siyah çay (çok içilirse faydalı bakterileri öldürüyor)
• Mayalar
• Mayalı yiyecek ve içecekler
• Mantarlar
• Glutenli yiyecekler

kaynak: Esin Bozdoğangil

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DESTEKLEMENİN EN UCUZ YOLU: FERMENTE YİYECEKLER TÜKETMEK!

11235809_10156201945360557_6328691116173255664_o[1]

Fermente yiyecek tüketilmesinin K2 vitamininden B vitaminlerine, probiyotiklerden detoksa kadar pek çok faydası var. Health Positive‘deki bu yazıyı sizler için çevirdik:

“Dünyada asırlardır değişik kültürlerde fermente yiyecekler tüketiliyor. Kore’nin Kimichi si, Almanya’nın Sauerkraut’ u ilk akla gelen örnekler.

Günümüzde teknolik gelişmeler sonucu gıdaların hazırlanması ve korunmasında yeni yöntemler bulunduğu için doğal fermente yiyeceklere rağbet azaldı.

Fermente yiyecekler lakto-fermantasyon sürecinden geçerler. Bu süreçte doğal bakteriler yiyecekteki şeker ve nişastayla beslenerek laktik asit oluşturur.

Bu süreç gıdaların korunmasını sağlar ve vitaminler ve probiyotikler gibi temel maddeler oluşur.

Doğal fermantasyon yiyeceklerdeki besinlerin korunmasını sağladığı gibi bunların sindirilebilecek ölçülerde parçalanmasını sağlar.

Besinlerin parçalanması ve fermantasyon sırasında oluşan probiyotikler fermente yiyeceklerle sindirim bağlantısını kuvvetlendirirler.

Fermente yiyecek tüketilmesinin pek çok yararı vardır. Bunlardan bazıları:

– K2 Vitamini

Bu vitamin damar plaklarını, dolayısıyla kalp hastalığını önleyen ve fermente gıdalarda bulunan çok önemli bir vitamindir.

– B Vitaminleri

Fermente yiyecekler B vitaminleri açısından da zengindir.

– Probiyotikler

Probiyotikler sindirim sistemi mukozasına dayalı bağışıklık sisteminin gelişmesi ve işlevini yapabilmesi için gereklidir. Bağırsakları yabancı maddelerden koruyan antijenlerin faaliyetine yardımcı olarak bağırsak sağlığını korurlar. Sonuç olarak bağışıklık sisteminin %81’i bağırsaklarımızda bulunduğundan probiyotikler bağışıklığımızı güçlendirir.

– Detoks

Fermente yiyecekler farklı toksinlerin atılmasına yol açarak detoks işlevine yardımcıdırlar. Kurşun, cıva gibi ağır metallerin bile uzaklaştırılmasını sağlarlar. Bu işlemi yapan bu gıdalardaki bakterilerdir.

– Ekonomik

Takviye kullanmaktan daha ekonomiktir. Fermente gıdalar herhangi bir takviyeden daha fazla probiyotik içerirler.

Fermente yiyecekleri evde kendimiz yapmalı ve doğal olarak fermente olmasını sağlamalıyız.”

Özet çeviri: Nurçin Çağlar

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuççu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Binlerce İnsanın Kansere karşı Kullandığı Doğal Tarif

12191565_10153723074054932_5789809224890491351_n1[1]

Bu reçete Rus bilim adamı Prof.Dr. Hristo Mermersky in reçetesidir  binlerce kanser hastasını tedavi etmiştir.

Bu Karışımın Sırları
* Vücüdun tam tedavisi için besindir
* Kan damarlarını temizler
* Kalbe şifa
* Karaciğer ve Böbrekleri temizler
* Bağışıklık sistemini güçlendirir
* Beyin Fonksiyonunu ve Belleği geliştirir
* Kalp krizini önler
* Kalp krizi ve İnme geçirmiş insanlar için tam kurtarma sağlar
* Tüm kanser çeşitleri için en iyi çare

Malzemeler :
——————–
15 Adet Taze Organik Limon
12 Baş Taze Sarımsak
1 Kg Bal
400 gr Buğday
400 gr Taze ceviz

Taze Mısırın Hazırlanması :
—————————————-
400 gr Buğdayı bir cam kaba koyun üzerini su ile doldurun.tercihen
gece bunu yapın.sabaha kadar beklesin 10 – 12 saat

Sabah suyu süzün ve buğdayları yıkayın ve su kalmasın diye tekrar süzgeçten süzün

sonra süzülmüş buğdayları cam kaba koyun 24 saat bekletin
24 saat sonra buğdaylar üzerinde 1 – 2 mm uzunluğunda filizler oluşacaktır. ( filizlenmiş buğday olacak )

Karışımın hazırlanması :
—————————————–
Filizlenmiş Buğdayları, Ceviz ve temizlenmiş Sarımsakları iyice ezin ve karıştırın.
Sonra Kabuğu ile beraber 5 Limonu ezin ve karıştırın.
Diğer 10 Limonun sadece suyunu karıştırın.
Bal ekleyin ve tahta kaşıkla karıştırın.
Cam kavanoza dökün. ve Buzdolabında 3 gün bekletin.

Buzdolabında 3 gün bekledikten sonra tüketmeye başlayın.

Uygulama :
——————————
Bu mucizevi ilaç her yemekten önce ve yatmadan 30 dakika önce
alınır. ( Günde 4 defa )

Eğer Kanser tedavisi için kullanılacaksa her 2 saatte 1 – 2 yemek kaşığı
alınacaktır.

Prof. Mermersky diyorki
Bu tarif insanlara sağlık ve iyi yaşam sağlar.Vücüda gençlik ve Enerji sağlar.
kansere karşı reçetedir.
Bu tedavi tüm gerekli vitamin, mineraller , Biyoaktif maddeler, Proteinler,
Karbonhidratlar ve bitkisel yağlar içerir.
Bu nedenle sağlıklı bir vücüdu korumak iç organları ve bezleri geliştirir
(iyileştirir ) ve kanseri ortadan kaldırır.

Not: Mermersky in bir önceki reçetenin Mısır filizi yerine Buğday filizinin
ilave edilmiş halidir ,

————————————————————

Kaynak :Healthy Food And Home Remedies
healthyfoodandhomeremedies………com/ natural-recipe-against-cancer-which-have-cured-thousands-of-people/

tamer yılmazın sayfasından alınmıştır

kaynak: şifa doğada

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »