Yoga çayı, tüm bedenimize sağlık desteği veren bir içecektir…

yoga-tea-86542329[1]

 

Yoga Çayı

Yoga çayı, tüm bedenimize sağlık desteği veren bir içecek olmasının yanı sıra kuvvet verici bir çeşit tonik görevi de görür. İçerisindeki baharatlar Ayurvedik baharatlardır. Bu baharatlar ısıtıcı etkileri ile özellikle kış aylarında bedeni soğuktan, zihni de durağanlıktan korumaktadır.

ÇUBUK TARÇIN:

Tarçın Ayurveda’da yüzyıllardır kullanılan çok değerli bir bitkidir.
Çok az bulunduğu dönemlerde altından bile daha değerli olduğu söylenir.
Isıtıcıdır.
Sindirime ve besinlerin emilimine yardımcı olur.
Toksin atımında etkilidir.
Kan incelticidir.
Balgam söktürücüdür.
Kan şekerini dengeler.
Kolesterolü düşürür.

KÖK ZENCEFİL:

Zencefil Ayurveda tıbbında başlı başına bir konu başlığı oluşturmaktadır.
Ayurvedik bir Sutra’da her öğünden önce ve sonra taze zencefil yenmesinin sindirimi kolaylaştıracağı yazar.
Ayurvedik bir bilgiye göre, yemeklerden önce zencefil çayı içerseniz yemek sırasında bedeninizin yemek ihtiyaçlarını daha iyi hissedersiniz.
İştah açar.
Ateşi düşürür.
Ağrı kesicidir.
Mde bulantısını geçirir.
Sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelir.

YEŞİL KAKULE:

Ayurveda’da çok kullanılan bir baharattır.
Sinir sistemi için çok faydalıdır.
Dayanma gücünü arttırır, yaşama şevki verir.
Meditatif zihni destekler.
Isıtıcıdır, bu özelliği ile yorgunluğa iyi gelir.
Güçlü bir balgam sökücüdür.

KÖK ZERDEÇAL:

Zerdeçal ile ilgili çok kapsamlı araştırmalar mevcuttur.
Kanser de dahil birçok hastalığın tedavisinde kullanılır.
Ayurveda’da “Altın Tanrıça – Golden Goddess” olarak adlandırılır.
En önemli özelliklerinden biri iltihap giderici olmasıdır.
Hint mutfağında da çok kullanılan bir baharattır.

KARANFİL:

Karanfil de Ayurveda’da yüzyıllardır kullanılan bir baharattır.
Dolaşım sistemi, sindirim ve metabolizmaya iyi gelir.
Astım, öksürük, grip, boğaz ağrısında kullanılabilir.
Kan temizleyicidir.

1 LİTRE ÇAY İÇİN MALZEMELER:

2 adet Çubuk Tarçın (aktardan)
4-5 adet Yeşil Kakule (kurutulmuş – aktardan)
2 adet küçük parça Kök Zerdeçal (kurutulmuş – aktardan)
2 adet küçük parça Kök Zencefil ((kurutulmuş – aktardan) veya 1 cm kalınlığında taze zencefil
6-7 adet Karanfil (aktardan)
İsteğe göre birkaç karabiber tohumu, 1 adet yıldız anason ekleyebilirsiniz.

Bu miktarlar tercihinize göre değişebilir. Deneyerek nasıl bir çaydan daha fazla keyif alacağınızı kendiniz keşfedebilirsiniz..

Tüm baharatları Cam veya porselen demliğe koyun, 1 LT suyu kaynatıp demliğe baharatların üzerine boşaltın. Demliği mum üzerinde demlenmeye bırakın, artık kaynatmayın.
Termosta da demlenmeye bırakabilirsiniz. Termos uzun süre sıcak tutacaktır, burada dikkat edeceğiniz nokta su kaynadıktan iki dakika sonra, yani suyun ısısının biraz düşmesini bekledikten sonra baharatların üzerine eklemektir…
Demlenme süresi size bağlıdır. 10 Dk demleme ile baharatlar aromalarını vermiş olur. Daha etkili aroma için 1-2 saate kadar demleme yapabilir, bu arada içebilir, üzerine su ilave edebilirsiniz. Üzerine su ilave ettikçe baharatlar aromalarını vermeye devam eder…
Tatlandırmaya gerek yoktur, isterseniz içtiğiniz bardağa bir çay kaşığı doğal bir bal ilave edebilirsiniz…

Kaynak: Fatoş Pabuccu Tuncay

Sağlıkla Kal sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYATINIZA EKLEMENİZ GEREKEN 7 BAHARAT VE FAYDALARI…!

12247100_1638843143051220_6563320568218722701_n[1]

Uzm. Dyt. Merve Tığlı’nın hazırladığı bu yazıda Kişniş, Zerdeçal, Karabiber, Tarçın, Kakule, Karanfil ve Zencefil baharatlarının faydaları ve nasıl kullanıldıkları ile ilgili faydaları bilgiler bulabilirsiniz.

Mutfak dolaplarının içinde saklanan baharatların iyileştirici güzelliklerinden faydalanarak dolup taşan ecza dolaplarından kurtulabilirsiniz. Her gün daha fazla araştırmacı yüzyıllardır şifacıların bildiği baharatların şaşırtıcı, iyileştirici özelliklerini araştırmaktadır. Birçok ülkede artan sağlık sorunlarından biri olan tip2 diyabet riskini azaltmak için doğal bileşiklerle dolup taşan baharatlar aynı zamanda ekonomik bir yoldur.
Ayrica baharat tüketmenin en iyi kısmı da çok lezzetli olmaları. Buyrun baharatlar ve kullanim sekillleri.Tadını çıkarın!

Kişniş Faydaları ve Kullanımı:
Aromatik olduğu kadar sagliga ciddi faydalari olan bu baharatın ankiseyete yi azalttigi ve uyumaya yardımcı olduğu birçok calisma sonucunda bulunmuştur. Ayrıca tip 2 diyabeti olan insanlar için de önemli bir baharattır.2001’de Biyolojik ve Kimyasal Bilimler Araştırma Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada kişnişin kan şekeri ve kolesterolü düzenleyici etkisi olduğu gorulmustur.
Kullanımı: salata sosları, haslanmis sebezeler ve yumurta ile birlikte kullanılabilir.

Zerdeçal Faydaları ve Kullanımı:
Yapılan laboratuvar çalışmalarında körinin ana maddesi olan ve zerdeçalın içinde de bulunan curcumin adlı maddenin kanserle savaşmada umut verici etkileri olduğu bulunmuştur. Zerdeçal anti-inflamatuar etkisi ile tümörlerin büyümesini, melanom ve diğer kanserlerin ihtiyacı olan biyolojik yolları engeller.2007 de Çinli bilim adamları curcuminin prostat kanseri için gerekli hormonları baskıladığını bulmuştur.

Kullanımı: Etkilerini ciddi şekilde artırmak isterseniz zerdeçalı karabiber ile kullanın. hintli bilim adamları zerdeçaldaki curcumine karabiberdeki piperine eklendiğinde curcuminin biyoyararlılığının arttığını bulmuşlardır.

Karabiber Faydaları ve Kullanımı:
Dünyanın en çok işlenen baharatı tek başına dahi süper bir besindir. ABD Tarım Bakanlığı Tıbbi Bitki Kaynak Merkezi eski başkanına göre karabiber çok güçlü anti-osteoporoz etkiye sahip bir baharattır. Ayrıca içerdiği bakırın kemik sağlığı üzerinde ve kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı bir şekilde yapılmasında olumlu etkileri vardır. İnsanların bakır ihtiyaçları fazla değildir fakat düşük alımında troid problemleri ve kalp atışlarında düzensizliğe neden olabilir.

Kullanımı: Karabiber istediğiniz gibi kullanabileceğiniz , ülkemizde hemen hemen tum yemeklerde miktari farklılaşarak kullanilan harika bir baharat.

Tarçın Faydaları ve Kullanımı:
Tarcin tip 2 diyabette kan şekerini %10’a kadar düşürebilir. Iceriginde bulunan bileşenler kan şekerini uygun seviyelere düşürmesi için insülin reseptörlerini tetikler.
Kullanımı: bu tatlı baharatı daha iyi bir kan şekeri kontrolü için organik yulaf ezmelerinizin üzerine veya sabah kahvelerinize şeker yerine ekleyebilirsiniz.

Kakule Faydaları ve Kullanımı
Mide krampları ve gaz azaltıcı etkisi vardır. Eski bir sindirim yardımcısı olan kakule aynı zamanda vücudunuzda daha fazla yağ yakımı için safra salınımını tetikler(safra taşı riski olanlar uzmana danışmadan kullanmamalıdır).
Kullanımı: Biraz bal ile tatlandırarak süt ile birlikte kullanabilirsiniz.

Karanfil Faydaları ve Kullanımı
Diş ağrısını evde geçirmenin bir yolu olarak bilinen kararnfil ayrıca içerdiği eugenol ile kan şekerini düzenlemeye yardımcı olan insülin bileşiklerinin salgılanmasını tetikler. Karanfil içerdiği manganez sayesinde doku ve kemik yapımına da yardımcıdır. Düşük manganez düzeyine sahip insanlar artrite daha yatkın olduğundan ozellikle artrit problemi olanlara şiddetle tavsiye ediyorum.

Kullanımı: kurubaklagil yemeklerinize,çorbalarınıza , suyunuza veya günlük çayınıza ekleyebilirsiniz.

Zencefil Faydaları ve Kullanımı:
Yaygın olarak kemoterapi ve gebelikten kaynaklanan bulantıları önlediği için önerilen zencefil migren ağrıları da dahil olmak üzere her türlü sağlık sorunlarına iyi gelir. Zencefil kan şekerini düzenleyici olduğu gibi magnezyum açısından da zengin bir baharattır. Aynı zamanda doğal bir anti-inflamatuardır, kanser, diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklardan korunmada cok etkili olan bu mucizevi besinin bazı laboratuvar testlerinde kanser kök hücrelerini öldürdüğü bile bulunmuştur.

Kullanımı: Taze zencefili rendeleyerek veya toz formunu 1 cay kasigi olcusunde dilediğiniz tum besinlerin içinde veya cayini demleyerek tüketebilirsiniz…

KAYA TUZU LAMBASI

12249877_10156224710475557_302813591000829508_n[1]

Kullanım Şekli

Tuzlamba, içerisinde bulunan ampül’ün yanması ile ısınır. Isınan tuz, havaya (-) eksi iyon dağıtır. Eksi iyon, havanın vitaminleri olan moleküllerdir. 2-3 kilogramlık bir tuzlamba, yeterli ısıya ulaştığında 10m² lik bir mekanın havasını %300 oranında daha temiz hale getirir.

Faydaları

Tuzlambanın yaydığı negatif (-) iyonlar, havadaki tozları, polenleri ve bakterileri temizler. Bunun yanı sıra alerjik rahatsızlıklara, astım hastalarına, bağışıklık sistemi zayıf olanlara, soğuk algınlığına, migren sorununa, saman nezlesine, mevsimsel rahatsızlıklara ve horlama problemlerine de bire bir faydaları bulunmaktadır. Havadaki koku ve nemi azaltır, rahat bir uyku ortamı sağlar, sigaranın etkilerini azaltır ve ayrıca yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.

NEGATİF İYON

Negatif iyonlar bizim soluduğumuz, kokusu ve tadı olmayan moleküllerdir. Yüksek konsantrasyonlarda doğada dağ, şelale, deniz kenarı ve ormanlarda bulunur. İnsanların kendilerini yenilenmiş hissetmelerine, daha enerjik olmalarına yol açar ve bu da stresi, depresyonu azaltır.

Bugün içinde yaşadığımız evler ve ofisler negatif iyonları içeriye alamıyor. Bilgisayarlar, florasan ışıklar havalandırma sistemlerinden gelen suni hava ve modern bina yapımında kullanılan malzemeler yoğun bir pozitif iyon üretimine yol açıyor. Pozitif iyonlar bizim kendimizi yorgun, depresif ve sinirli hissetmemize sebep olabilir.

Bilimsel araştırmalara göre negatif iyon içeren ortamlar saman nezlesi, astım, mevsimsel depresyon, yorgunluk ve baş ağrısı belirtilerini hafifletiyor. Ayrıca negatif iyon içeren ortamlarda hareket kabiliyeti artıyor, iş performansı yükseliyor, zihinsel fonksiyonlar düzeliyor ve hata oranları düşüyor.

Columbia Üniversitesi ve New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda yüksek yoğunlukta negatif iyon içeren ortamlar mevsimsel depresyon SAD, hastalığında antidepresan etkisi yapıyor.

Mevsimsel Depresyon yaşayan 25 kişi bir ay boyunca her sabah havaya negatif iyon yayan bir aletin önünde yarım saat oturmuş. Deneklerin yarısı alçak dozda negatif iyonlu bir ortamda, diğer yarısı ise yüksek dozda negatif iyonlu bir ortamda oturmuşlar. Yüksek düzeyde negatif iyon tedavisi görmek Prozac ve Zolof gibi ağır antidepresan almak kadar etkili oluyor ve ilaçların doğurduğu hiçbir yan etki olmuyor.

Negatif iyonlar solunum yollarına bağlı hastalıkları önlemede etkili.

İsviçre de bir tekstil üretim tesisinde yapılan araştırmada iki 60m² lik odaya negatif iyon makineleri yerleştirilmiş. Her odada 22 çalışan bulunuyormuş. Bir odada çalışma süresince negatif iyon makinesi açık konumda çalışır haldeyken diğer odadaki makine çalıştırılmamış. Ancak ikinci odadaki çalışanlar kendilerinin negatif iyonu arttırılmış bir odada olduklarına inanıyorlarmış. Altı ay süren bu araştırma sonunda negatif iyon makinesinin çalıştırıldığı odadaki çalışanlarda toplam 22 iş günü kaybı olmuş. Diğer odada ise toplamda 64 iş günü kaybı yaşanmış. Bir ay süren grip salgınında birinci grupta toplam 3 gün iş kaybı olurken, ikinci grupta toplam 40 gün iş kaybı yaşanmş. ( Stark, 1971).

Sigaranın etkileri negatif iyonla azalıyor.

Boğazımızda bulunan ve toksinlerin solunum yollarındaki hassas organlara geçmesine engel olan tüylerde sigara dumanının bıraktığı etkiyi yüksek dozda negatif iyon ile nötrilize edebiliyoruz. Bu tüyler ne kadar hızlı hareket ederlerse o kadar etkili oluyorlar. Ancak sigara dumanı bunları yavaşlatıyor ve bedenin kansere yol açan kirlerden korunmasına engel oluyor. Yapılan testlerin sonucunda yüksek düzeyde negatif iyon içeren hava bu tüylerin hareketini tekrardan normale dönüştürüyor. ( Soyka, 1991 )

Negatif iyonla pozitif bir enerji ve olumlu bir yaklaşım.

Ev içi ortamlarda yoğun bir şekilde bulunan pozitif iyonlar aşırı serotonin salgılanmasına yol açar. Seratonin bedenin zihinsel, duygusal ve fiziksel stres ile baş edebilmesini sağlayan bir nöroiletkendir. Aşırı üretildiğinde öncelikle hiperaktivite yaratır ki bu da anksiyeteye yol açar ve bazen depresyona da sebep olabilir. Negatif iyon tedavisinin aşırı seratonin salgılanmasını önlediği ve bazı vakalarda depresyonu hafiflettiği görülmüştür. ( Krueger, 1957 )

Negatif iyonlar bizim daha iyi bir uyku uyumamıza yardımcı olur.

1969 yılında Fransız bir araştırmacı seratoninin aşırı üretilmesinin uykusuzluğa ve kabuslara yol açtığını göstermiş. Uyku bozukluğu yaşayan bir grup insanda negatif iyon yaratan bir hava temizleme cihazını kullandırmanın daha rahat uyumalarını sağladığını görmüştür. ( Soyka, 1991 ).

Bilim adamları ve doktorların görüşleri;

Dr. Krueger : Günün birinde, bugün kapalı alanlardaki sıcaklık ve nemliği düzenlediğimiz gibi iyon seviyesinde düzenleme ihtiyacında olacağız
Dr.E.R. Holiday : Eksi iyonlar havanın vitaminleridir.
Dr. Komblueh : Eksi iyonlar çok acı çeken hastaları sakinleştirdi.
Dr. Roberth Me Gowan : Eksi iyonlar yanıkları daha çabuk kurutup, daha az yara iziyle kısa sürede iyileştirir.

kaynak: facebook sağlık olsun sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KOZALAK İLE YOĞURT MAYALAMA


ÇAM KOZALAĞI İLE YOĞURT MAYALAMA

MALZEME:

  • 2 lt süt
  • 2 tane orta boy yeşil çam kozalağı (kopardıktan sonra  sirkeli suda bekletip iyice yıkanmalı)
  • YAPILIŞI
  • Doğal  köy sütü alıp süzdüm ve  kaynattım.Ilınmaya  bıraktım   ,mayalamaya  uygun  ısıya  geldiğinde   çam  ağacından kopardığım çam  kozalağını  sirkeli  suda  bekletip  yıkadım , çalkaladım ,kurulayıp  yoğurt  mayalayacağım    ılık  sütün için  bırakıp   sarıp  sarmaladım  mayalanmaya bıraktım.5-6 saat  gibi bir  zamanda  mayalandıktan  sonra   4-5  saat  kozalak  içinde  dolapta  bekletip   sonrasında  içinden kozalağı  çıkarttım   ve  mis  gibi  çam  aromalı kokulu  yoğurdum  hazırdı  ..Bence  bu yoğurttan  yapılan  ayranın  bol  köpüklü hafif  rayihalı  olması    yoğurda   göre  daha  çok  tercih  edilme   sebebi  oldu..Merakınızı  giderme  açısından  bir kere  denemenizi  tavsiye  ederim.
  • Bu arada  mayalanmış  yoğurttan  çıkardığınız  yeşil  çam  kozalağını  kavanozda süzülmüş yoğurt  suyu içinde  koruyup  bir kaç  gün  muhafaza  edip  birkaç  kez  kullanabilirsiniz..
  • AFİYET OLSUN
  • SAĞLIKLI  YAŞIYORUZ                  HANDAN  GÖÇENGİL GÜVEN
  • kaynak: Facebook sağlıkla kal sayfası
  • Fatoş Pabuccu Tuncay
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bağırsakları Tedavi Etmek için Şifalı Bitkiler

 

yeşil-çay-tedavileri[1]

Halsizlik, iltihaplanma, kabızlık, huzursuz bağırsak… Bağırsaklarınız sizin sindirim sisteminizin önemli bir parçasıdır. Bağırsaklar besinleri emmenin yanı sıra toksik maddeleri de elimine etmeden sorumludur. Bu nedenle sağlığınız açısından onlara iyi bakmanız, onları temiz ve toksinlerden arınmış bir şekilde muhafaza etmeniz önemlidir. Bazı inanılmaz şifalı bitkilerle bunu nasıl gerçekleştirebileceğinizi açıklayacağız.

Bağırsaklarınızın Tedavi Edilmesi Gerektiğini Nasıl Anlarsınız?

  • Bunu tespit etmek kolaydır. İlgili sorunlar çoğumuzun başına sıkça gelir: gaz, kabızlık, ishal ve hatta bağırsaklarınızla ilgili bir sorun olduğunda dilinizin renginin beyazlaşması gibi klasik bir durum.
  • Stres düzeylerinize dikkat etmeniz gerekir. Bildiğiniz gibi, yaşam tarzınız aynı zamanda bağırsaklarınızın da sağlığını etkiler. Burada sinirler birikir ve sonunda pek çok türde hastalığa neden olur.
  • Ayrıca eklemekte yarar vardır ki bağırsaklarınıza düzenli olarak detoks uygulamanız önerilir. Vücudunuzdaki toksin seviyesini azaltmak için onları temiz bir şekilde muhafaza etmeniz gerekir. Örneğin, ince bağırsağın kanınıza besinleri taşıması gerektiğini unutmayın. Eğer bolca toksin birikimi söz konusuysa, o zaman bu toksinlerin kana aktarılması gerekir. Bu bir nevi tehlikeli olabilir. Bu fenomenin en belirgin belirtileri kuru veya kırışık cilde sahip olmadır. Belirli cilt sorunlarının yanı sıra böbrek veya karaciğerde ağrı ve yorgunluk da söz konusu olabilir. Bunları lütfen aklınızdan çıkarmayın.

Mide-Bağırsak Yangısını (Gastroenterit) Tedavi Etmek için Bitkiler

yeşil-çay-9

Bu herkesin en az bir kez başına gelmiştir. Bu durum bağırsak mukusu bir enfeksiyon veya toksin birikimi nedeniyle iltihaplandığında görülür. Vücudunuz aniden sindirim sistemini etkileyen patojen mikroorganizmalar tarafından saldırıya uğrar. Kusma, ateş, ishal gibi durumları deneyimlersiniz…

Nelere İhtiyacınız Olacak?

İhtiyacınız olacak şifalı bitkiler yumuşatıcılar, büzücüler ve iltihaplanma önleyicileridir. Özellikle ilk birkaç günde katı gıdalar tüketmemenizi öneririz, çünkü bu çaylar önemli bir tedavi gerçekleştirecektir.

1. Hatmi Bitkisi

Hatmi bitkisi mükemmel bir yumuşatıcı ve iltihaplanma önleyicidir. Bunları doğal ürünler satan dükkanlarda bulabilirsiniz. Bir çay hazırlamak için tek ihtiyacınız olacak bu şifalı bitkinden bir fincan su başına bir çorba kaşığıdır. Günde iki fincan içebilirsiniz.

2. Nane ve Yeşil Anason

Nane ve yeşil anason karışımı, mide ağrısını hafifletmek, vücudunuzun yeterli sıvıya sahip olmasını sağlamak ve yavaş yavaş bağırsak iltihaplanmasını tedavi etmek için kullanılır. Bu bitkiden sadece bir çorba kaşığı kadar bir miktara ihtiyacınız olacak. Bunu bir fincan suyla kaynatın. Birkaç dakika beklemesine izin verin ve ardından yavaş yavaş için. Bundan günde üç fincan içebilirsiniz.

3. Siyah Çay ve Limon

Bu, mide-bağırsak yangısını azar azar tedavi etmenin en klasik tedavilerden biridir. Bu çay vücudunuza sıvı sağlar, ishalle savaşır, ağrıyı hafifletir, şişkinlik hissini giderir, iltihaplanmayı azaltır… İlk olarak siyah çayı hazırlayın. Ardından bunun içine birkaç damla limon damlatın; yeter ki bunun sizde kusmaya neden olmayacağından emin olun.

Koliti Tedavi Etmek için Bitkiler

kolit

Kolit, kalın bağırsaktaki bir iltihaplanmadır. Bu söz konusu olduğunda karın ağrısı ve ishal deneyimlersiniz. En şiddetli durumlarda kanama veya irin de görülebilir. Bu aynı zamanda patojenik mikroorganizmaların bir saldırısının sonucu da olabilir ve hatta kullandığınız bir ilacın bir yan etkisi de olabilir.

Nelere İhtiyacınız Olacak?

Bağırsak floranız için dengeleyici ve koruyucu bir etki sağlayan şifalı bitkilere ihtiyacınız olacak. İshal önleyici, büzücü ve iltihaplanma önleyici özelliklere sahip olanlar bağırsakları ve bunun sonucunda koliti tedavi etmek için oldukça uygundur.

1. Okaliptüs Çayı

Okaliptüs, koliti tedavi etmek için mükemmel bir bitkidir. Bu bağırsaklardaki toksinleri emme yeteneğine sahiptir ve bu nedenle bu çaydan günde iki veya üç fincan içmenizi öneririz. Okaliptüsü bitkisel ürünler satan mağazalardan temin edebilirsiniz. Bu çayı hazırlamak için sadece dört beş yaprağa ihtiyacınız olacak. Bunu içtikten sonra kendinizi harika hissedeceksiniz.

2. Kekik Çayı

Kekiği oldukça kolay temin edebileceğinizden eminiz. Bu çay hem lezzetlidir, hem de oldukça etkilidir. Kekiğin bağırsak çürümesine karşı savaşma yeteneği vardır; bunun sonucunda iltihaplanma ile mücadele etme ve toksinlere ve bakterilere karşı savaşmada oldukça etkilidir. Günde iki fincan içmenizi öneriyoruz. Birini kahvaltıda, diğerini ise akşam yemeğinden önce için. Bundan bir çay kaşığı kaynatın, 5 dakika bekletin ve ardından azar azar için.

Koliği Tedavi Etmek için Bitkiler

infüzyonlar

Bağırsak koliğinin nedeni sindirim sisteminde bir tıkanmadır. Bu bağırsak kaslarında bir kasılmaya neden olur ve bazen iltihaplanmalara ve çok iyi bilinen huzursuz bağırsak sendromuna neden olur. Bu oldukça can sıkıcı ve ağrılı bir hastalıktır.

Nelere İhtiyacınız Olacak?

Sindirim sistemi kaslarını gevşetmek ve dışkı için engel oluşturan durumları gidermek için spazm önleyici bir etkiye sahip bitkilere ihtiyacınız olacaktır. Peki, en iyi çaylar hangileridir? Çok özel ve etkili bir çay var, not almanızı öneririz.

1. Keten Tohumu, Melisa ve Papatya

Bunun tadı hafif ve zariftir. Bu çay koliği tedavi eder, sindirimi iyileştirir ve etkili bir spazm çözücü görevi görür. Ayrıca iyi bir yatıştırıcı ve gevşetici olarak da faydalıdır. Keten tohumunun yanı sıra melisa ve papatya da kolay bir şekilde temin edilir. Bunu hazırlamak için bu bitkileri iki fincan suda kaynatın. Sonra beş dakika beklemesine izin verin ve her beş saatte bir, bir fincan için. Bu sizi rahatlatacak ve tedavi edecek. Bu çok hoş ve sağlıklıdır, onun için mutlaka denemenizi öneririz.

kaynak: sağlığa bir adım

 

Lahana Turşusunun Faydaları Ve Tarifi…

lahana-tursusu[1]

 

Sadece lezzetli değil, ayrıca çok besleyici bir besin olan lahana turşusunu tüketmenizin, damak tadından başka etkileri de var.

Probiyotik bakteri, C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, folik asit, kalsiyum, potasyum, demir, fosfor, sodyum ve magnezyum gibi minerallerden bol miktarda içermektedir. İşte lahana turşusunun faydaları.

– Lahana turşusu sindirimi geliştirir. Sağlıklı bir bağırsak florasının büyümesini teşvik eder. Kabızlık gidericidir. İrritabl bağırsak sendromu azaltır ve birçok potansiyel hastalıklara karşı sindirim sistemi korur.

– Lahana turşusu C vitamini ve diğer yararlı vitamin ile mineraller ve fermantasyon işlemi sırasında oluşturulan önemli fitokimyasallar ile doludur. Bu cilt bozuklukları, bacaları ve soğuk algınlığı, kilo alımı ve kusurlu kan gibi pek çok sağlık sorunları ile baş etmenizde destek olur.

– Ona keskin, güçlü tadını ve kokusunu veren, güçlü antioksidanlar olarak adlandırılan glukosinolat içerir. Lahana turşusu fermantasyon işlemi sırasında, bu antioksidan phytochemicalas büyük antikanser etkileri bileşikleri içerir.

– C vitamini birçok fiziksel fonksiyonlarda önemli rol oynayan bir antioksidandır. Diğer antioksidanları (örneğin, E vitamini gibi) aktive eder ve bu vücut dokusu hücrelerinin büyümesi ve onarımı için önemli olan kolajen oluşumu için gereklidir. C vitamini sağlıklı diş etleri, kas, kan damarları, kemik ve dişlerin korunmasına yardımcı olur ve iyi bir beyin işleyişini teşvik etmektedir.

– Kandaki kolesterol seviyesini düşürme kapasitesine sahip flavonoidler, fitokimyasalları içerir ve böylece çok kalp hastalığı riskini azaltır.

Lahana Turşusu tarifi Malzeme Listesi


  • 1 orta boy beyaz lahana
  • 1 bardak üzüm sirkesi
  • 1 bardak limon suyu
  • 1 bütün sarımsak(diş diş ayrılacak)
  • 3 adet küçük acı sivri biber
  • 1 adet doğranmış havuç
  • Alabildiği kadar su
  • Su miktarına göre tuz (1 bardak suya 1 kaşık tuz)

  • Lahananın orta kısmızı oyup yapraklarını doğrayıp istediğimiz büyüklükte doğruyoruz. Akşamdan tuzla ovup kapalı bir yerde bekletiyoruz.
  • Lahanaları yıkayıp istenilen büyüklükteki kavanozlara dolduruyoruz. sıkıca bastırıyoruz. sarımsakları havuçları ve biberleri de içine atıyoruz
  • Ben 5 litrelik kullandım. Üzerine sirke,limon suyu ve tuzlu suyu üzerini geçecek kadar döküyoruz.
  • Ağzını sıkıca kapatıp 15-20 gün kapağını açmadan bekletiyoruz.
  • 15 gün sonra kontrol amaçlı kapağını açıp tadına bakabiliriz.
  • Lahana turşusu nefis tadıyla hazır Afiyet olsun
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Şekeri Düşürmek İçin Nar Ekşisi…

Hazırlanışı: 1 S bardağına serçe parmağınız kalınlığında nar ekşisi konur üzerine içme suyu konarak karıştırılarak içilir.

% 100 güvenlidir…

Kaynak: Sağlık olsun

Bu Bitki Karaciğerinizi Yenileyecek…

Söylenilmesi zor bir ismi var, ama özellikleri mucizevi. Desmodium Adscendens nemli Afrika’nın Ekvator bölgelerinde palmiye ağaçlarının altında büyür.  Karaciğerinizi yenileyen bu bitkiyle tanışın

Karaciğerin İşlevi

Karaciğeri yenileyen bu harika bitkiyi tanıtmadan önce karaciğer ve bazı işlevlerinden bahsetmeliyiz. Karaciğer sizi sağlıklı tutmak, vücudu dengelemek ve toksik maddelerden arındırmak için sürekli çalışır. Proteinleri sentezler ve yiyecek ile içeceklerle vücuda giren sağlıksız maddeleri eler.

Karaciğer en büyük ve en karmaşık iç organdır. Safra kesesiyle beraber çalışarak gerçekleştirdiği 500’ün üzerinde işlevi vardır. Metabolizmayı düzenler, vitaminleri emer, hormonları dengeler ve çok daha fazlasını yapar. 
karaciger

Doğru maddeler verildiğinde karaciğer kendini yenileme özelliğine sahiptir. Hastalık nedenli ameliyatlarla bir kısmının alınması ardından kendini yeniden büyütebilir. Bunun olabilmesi için karaciğerin en az %25’inin sağlıklı olması gerekir.

Dahası, çok duyarlıdır ve diğer organlara nazaran daha hızlı yenilenir. Alkol ve aşırı yağ tüketimi ve belli başlı metabolik hastalıklar karaciğeri zayıflatır ve işlevini tam olarak yerine getirmesini önler.

Desmodium adscendens: Karaciğer için bir Mucize

Şevketibostan, karahindiba, siyah turp ve enginar gibi karaciğere çok iyi gelen bitkiler vardır. Ancak Desmodium adscendens çok güçlüdür ve inanılmazdır.

bagisiklik

Bu bitki Afrika’da büyür, açık renkli yeşil yapraklıdır ve sürünerek hindistan cevizi ve palmiye ağaçlarına dolanır. Açık renkli mor çiçekleri vardır ve 25 santimetreye ulaşır. Sağlam sırtlı veya Amor seco olarak bahsedilir.

Senegal, Fildişi Sahilleri ve Kongo’da yüzyıllardır kullanılmaktadır. Örneğin Gana’da astım, dizanteri, kabızlık ve karın ağrıları için doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Bölgede çalışan iki Fransız doktor tarafından 1960’da modern tıbba tanıtılmıştır.

Hepatit hastaları için kullanılır ve bir kaç hafta içerisinde tedavi sağlar. Yerli şifacılar aasında bilinir ve bazı örnekleri laboratuar analizinden geçmiştir. Sonuçlar Desmodium adscendens’in alkaloid, saponin, flavanoid, antosiyanin ve bazı yararlı bileşenler içerdiğini ortaya koymuştur. 

İngiltere, Fransa ve Kanada’da yapılan klinik deneyler bu bitkinin sadece karaciğer sorunlarına iyi gelmediğini, aynı zamanda alerjisi olanların ve uzun süren yoğun kemoterapi tedavileri alanların karaciğerini de koruduğunu ortaya çıkarmıştır.

Desmodium karaciğerde enzim seviyelerini normalleştirir ve hücre yenilemesine yardımcı olan düz kas dokularını rahatlatır. Ayrıca, bronkodilatör olarak işler ve antihistaminik özellikler taşır.

Bu güçlü bitki virüsler, kimyasallar, alkol ve uyuşturucu gibi toksik maddelerle gelen karaciğer sorunları için harika bir doğal ilaçtır. Bunlar yetmez gibi bağışıklık sistemini güçlendirir ve HIV hastaları için muhteşem bir onarıcıdır.

Desmodium adscendens hepatit belirtileri (sarılık, baş ağrısı, yorgunluk, iştah kaybı) için çok etkili bir tedavi aracıdır. Kullanıldığı takdirde etkileri bir kaç günde görülecektir. Geleneksel bir tedavi yöntemi olarak epilepsi için kullanılması da araştırmacıların ilgisini çekmiştir.

Karaciğeri için Desmodium adscendens

Bu olağanüstü bitki aktarlarda ve doğal ürün dükkanlarında kurutulmuş, öz, tentür ve kapsül şeklinde bulunabilir. Yenileyici etkilerini arttırmak için biberiye ve şevketibostan ile karıştırılarak kullanılabilir.

Herhangi bir aşırı kullanım vakası görülmemiş olsa da bu bitkinin gevşetici etkileri unutulmamalıdır.

Eğer bir karaciğer sorunu yaşıyorsanız 6-10 gram kurutulmuşunu bir litre su ile kaynatarak kullanın. Tedavi ciddi problemler için 2-4 hafta, kronik vakalar için 6-8 haftadır.

Tırnak mantarı ve benzeri hastalıklar için karaciğere zarar veren haplar kullanmış kişilerin her gün tedavi sonrasında da kaynatılmışını tüketmesi gerekir. Normal dozaj bir litre suya 6 gramdır.

Karaciğerinizi canlandırmak ve temizlemek için bu harika bitkiden yararlanmak istiyorsanız -özellikle karaciğer yağlanması sorununuz varsa- 1-3 gün boyunca günde 10 gram kullanın. Alerjisi olanlar günde çay olarak 5 gram kullanmalıdır.

kaynak: sağlığa bir adım

Cennet Hurmasının Faydaları…

12241343_940582036008798_6924833507410979648_n[1]

Mide ve bağırsaklar için adeta doğal bir ilaç

Mideyi kuvvetlendiriyor, gastriti önlüyor.

Bağırsak iltihabını iyileştirmeye yardımcı

Kalp- damar sistemi hastalıları tedavisine destek

Sindirim sistemi hastalıkların iyi gelir

Kanser hastalıklarını korumada iyi bir aktör

Protein, karbonhidrat, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, tanen, potasyum, magnezyum, A,B1,B2,B3,C vitaminleri içeriyor.

İshali kesmekte ve kabızlığı önlemekte…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KAYA TUZU İNSAN ÖMRÜNÜ UZATIYOR

12247194_10156222261550557_6294250351430010341_n[2]

Prof. Dr. Canan Karatay: Kaya tuzu ömrü uzatıyor

Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay konferans için Çankırı’ya geldi. 100. Yıl Kültür Merkezinde sağlıklı beslenme ve Çankırı’nın kaya tuzu ile ilgili açıklamalarda bulunan Karatay, kaya tuzunun insan ömrünü uzattığını ifade etti.

Prof. Dr. Canan Karatay, yaptığı açıklamada kaya tuzunun insan vücudundaki etkilerinden de bahsetti. Karatay, şu ifadeleri kullandı: “Kaya tuzu sağlıklıdır. Kaya tuzu en önemli bir mineraldir. Saftır, rafine olmamıştır. Rafine edilmemiştir. Hiçbir ek kimyasal ve çevresel kirlenme içermez. İnsan vücudunun ihtiyacı olan 92 elementten 84’ünü doğal olarak dengeli bir şekilde içermektedir. Doğal ve dengeli ömrü uzatır. Ömrü uzattığını zeytin ağacından biliyoruz. Zeytin ağaçları 13 asır, 20 asır yaşıyorlar ve zeytin ağaçları kayalardan besleniyorlar. Zeytin ağacının kökü kayalardadır. Kayalardan beslendiği için ölmüyorlar. Zeytinde öyle, zeytin yağı da öyle, zeytin ağacının yaprağı da öyle kayalardan aldığı kaya tuzunun onlara sağladığı minerallerden ayakta duruyorlar. En önemli 84 element var ama en önemlileri bizim insan vücudumuzda makro dediğimiz, kalsiyum, demir, çinko, potasyum, magnezyum, bakır bunların hepsi kaya tuzunda var.”

Karatay, kaya tuzunun faydalarını ise şu şekilde sıraladı: “Hazmı kolaylaştırır. Gaz gidericidir. Mide yanmasını önler. Gastriti önler. Vücuda giren minerallerin, hücrelerin içerisine girmesini hızlandırır. Vücudumuzdaki elektrolitlerin tuz dengesini sağlar. Kan dolaşımımızı uyarır, düzenler ve vücuttaki bütün hücreler mineralle çalışır. Böbreklerimiz, kalbimiz, akciğerlerimiz tuzla çalışır. Dengeli olması lazım. Vücudumuzda biriken toksiK mineralleri redakte edilmiş diğer tuzların atılmasını sağlar. Kan basıncını düzeltir. Kan basıncını yükselten rafine tuzdur. Çünkü o sülfür florürdür. Rafine tuz mineral değildir ve o tehlikelidir. Acıkmayı önler ve tok tutar. Hastalandığımız zaman kaya tuzu ile yapılmış suyla eritilmiş bir gargara boğaz ağrılarını giderir. Nefes açıcıdır. Kaya tuzu mağaralarında astım tedavisi yapılıyor. Tuzlu su buharı ile astımlı, alerjik çocuklara, bronşite ve burunu ve nefesi açar. Kulak tıkanıklığı şikayetlerini azaltır. Banyonuza tuzlu su koyup içerisine girdiğiniz zaman evde yapılmış kaynak suyu gibidir. Eklem ve kas ağrılarını hemen giderir. Vücuttaki birikmiş ödemleri çözer. Özelikle adet öncesi ödemleri çözer. Adalelere ve eklemlere güç sağlar. En önemlisi bağışıklık sistemini güçlendirir. Solunum, dolaşım sistemlerini güçlendirir. Kemik ve bağ dokusunu güçlendirir. Ostiyoporozu önler. Metabolizmayı hızlandırır. Tuz lambaları ise oda havasını temizler.”

Konferansa, Vali Vahdettin Özcan, daire amirleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Vali Özcan, Karatay’a tuz lamba ve kaya tuzu hediye etti.

kaynak: sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hangi sebze, neye iyi geliyor?

541568_352516984850064_296148207_n[1]

Sebze ve meyveler ne kadar çiğ ve taze yenirse faydaları da o kadar çok oluyor.

– Demir yönünden zengin olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Biberde bulunan bol beta karoten ve C, P, K vitaminleri mideyi kuvvetlendiriyor. A vitamini ve fosfor kaynağı patlıcan sinirlere iyi geliyor, kalp çarpıntısını gideriyor. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyor, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlıyor. Fosfat ve potasyum ihtiva eden karnabaharın içeriğinde aynı zamanda kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunuyor. İçeriğinde bolca, güçlü bir kanser savaşçısı olan beta karoten bulunduğundan brokoli, yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden biri…

ISPANAK
ABD’de, tüketimde ıspanak salatası başı çekiyor. Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor.
Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri öneriliyor.
Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, ‘kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için’ bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.

FASULYE
Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.

BEZELYE
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor.

SİVRİ BİBER
Uzmanlar, biberlerde, bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloidler bulunduğunu kaydederek, bunların, mideyi kuvvetlendirdiğini, iştah açtığını ve mide tembelliğini giderdiğini söylüyor. Özellikle acı biberin, erkeklerde cinsel isteği arttırdığını belirten uzmanlar, P vitamini ile damarları yumuşatıp kanamayı önlediğini, K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini arttırarak kanamaları durdurduğunu bildiriyor.

PATLICAN
Uzmanlar, patlıcanın, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükunet verdiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre, patlıcan, en sağlıklı olarak kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmalı ve ince kıyılmalı.

LAHANA
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığını bildiriyor. Uzmanlar, lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğunu da kaydediyor.
Uzmanlar, sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, selenyumun ayrıca, sağlıklı görünüşlü bir cilt verdiğini ve erkeğin cinsel gücünü arttırdığını da belirtiyor.

KARNABAHAR
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, “Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler” diyorlar.

BROKOLİ
Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.
Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.

PIRASA
Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitritleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, pırasa yemeğinin, bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroidi olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, pırasa çorbasının, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidi ve ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor.

ENGİNAR
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.

KEREVİZ
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

SEMİZOTU
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor.
Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten uzmanlar, semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediyor.

PATATES
Avrupa ve ABD’de mutfağın baş köşesinde yer alan patatesin besleyici maddelerinin çoğunluğunun, kabuğunun hemen altında veya yakınında olduğunu belirten uzmanlar, bu sebeple patatesin, kül veya buharda pişirildikten sonra soyulması gerektiğini vurguluyor.
Patatesin mutlaka salata veya soğanla yenilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, patates, yağda kızarmış olarak yenmezse kilo aldırmadığını, şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıda olduğunu bildiriyor. Şeker hastalarının, ekmek yerine bol patates yiyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak potasyumun zayi olmaması için, patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede pişirilmesi gerektiğini kaydediyor.
Uzmanlara göre, patatesin yaklaşık yüzde 20’si karbonhidrat ve kalori değeri oldukça düşük. Bol B vitaminleri, C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve fazla miktarda potasyum içeriyor. Orta boy bir patates, günlük C vitamini miktarının 1/3’ünü temin ediyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizliyor, kabızlığı önlüyor. Kansere karşı koruyor ve yorgunluğa karşı birebir.

DOMATES
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domatesin, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum verdiğini vurgulayan uzmanlar, bir domatesteki C vitamininin, tavsiye edilen günlük miktarın yüzde 50’sinden fazla olduğunu bildiriyor.
Uzmanlar, domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini belirterek, kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şekerliler için çok faydalı olduğunu ifade ediyor.
Domatesin, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarını eriterek idrarla dışarı attığını, vücutta biriken suyu boşalttığını kaydediyor. Uzmanlar, kansere tutulmamak için domatesin iyi bir sebze olduğunu bildiriyor.
Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.

SOĞAN
Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.
Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.
Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.

SARIMSAK
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki “allicin” denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.
Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, “Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur” diyorlar.
Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.

HAVUÇ
Uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmış 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.
Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor.
Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığını belirten uzmanlar, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor.
Uzmanlar, havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor.

SALATALIK
Salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı attığını bildiriyor. Salatalığın, içeriğindeki bol kükürdü ile kanı temizlediğini, ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirten uzmanlar, bol vitamin ve madeni madde verdiğini, böylece cildin taze ve pürüzsüz olmasına yardım ettiğini vurguluyor.
Salatalığın kendisi veya suyunun, cildi bir tonik kadar temizlediğini söyleyen uzmanlar, et yemeklerinin verdiği susuzluğu kestiğini kaydediyor. Salatalığın, sıcak bir havada iç ısısının dış ısıdan 20 derece daha düşük olduğu ve bu sebeple serinletici olarak yendiği bildiriliyor.

TURP
Uzmanlar, çeşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürdüyle turpun, karaciğeri midçalıştırdığnı, böbreklerdeki kum ve taşı döktüğünü, bronşlara çok iyi tesir ettiğini, dalak şişliğini giderdiğini ve cildi güzelleştirdiğini ifade ediyor. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte edip pekliği giderdiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.

MAYDANOZ
Uzmanlara göre maydanoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden birisi ve bir demir deposu durumunda. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu.

MARUL
Bol miktarda çeşitli mineralleri içeren marulun, sinirleri teskin edip iyi uyku verdiğini ve erkeklerde cinsel arzuyu frenlediğini belirten uzmanlar, yemekten önce salata şeklinde yenen marulun, şeker hastalarının kandaki şeker seviyesini düşürdüğünü bildiriyor. Marulun bol idrar söktürdüğünü ve kanı pisliklerden temizlediğini vurgulayan uzmanlar, karaciğer ve dalak şişliğini, sarılığı giderdiğini, kadınlarda adet dönemlerinin, zamanında ve ağrısız olmasını sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, marul suyu, yüze sürülürse ergenlik sivilcelerini giderdiğini, oralara tazelik ve pembelik verdiğini kaydediyor.

ROKA
Çeşitli esansları, P ve K vitaminleri, çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını, böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor.

TERE
Terenin, çiğ salatalara lezzet ve canlılık kattığını, ayrıca değerli bir sebze suyu olduğunu vurgulayan uzmanlar, çeşitli vitaminler ve özellikle C vitamini, bazı faydalı esanslar ve mineralleri ile çok tesirli ve faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, terenin, karaciğer, böbrek ve bronşları çalıştırdığını, gribi geçirdiğini, kanda şekeri düşürdüğünü, kansızlığı giderdiğini, acı tadı ve diğer maddeleriyle mideyi çalıştırıp hazmı arttırdığını, iştahsızlık çekenlere çok fayda verdiğini, bol demiri ile kanı tazelediğini, kansere karşı koruduğunu, bağırsaklardaki çeşitli solucanları döktüğünü kaydediyor.
Uzmanlar, terenin sinirleri dinlendirdiğini ve cinsel isteği arttırdığını belirterek, çiğ olarak, az miktarlarda yenilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, fazlasının zarar verdiği uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.

ŞALGAM
Şalgamın taş ve kum döktüğünü, bronşları boşalttığını, bol idrar söktürdüğünü ve pekliği giderdiğini söyleyen uzmanlar, şalgamın yaprakları ince kıyılarak salata şeklinde yenirse yukarıdaki hastalıklara iyi geldiğini bildiriyor. Uzmanlar, şeker hastalarının da şalgam yiyebileceğini vurguluyor ve şalgam ne kadar çiğ yenirse o kadar faydalı olduğunu hatırlatıyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Tavuk Etinde Arsenik Bulundu…

12227792_10153748657579169_5733213816918874793_n[1]

Marketlerde satılan tavuk eti analizleri sır gibi saklansa da, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin bir açıklama yaptığını söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Ümit Aktaş, “Test edilen tavukların % 50’sinin karaciğerinde inorganik arsenik bulunmaktadır ve bu madde kanserojen kimyasallar arasında en zehirli olanıdır” dedi.

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada tavuk etiyle ilgili tartışmalar bitip tükenmek bilmiyor, bazı otoritelere göre tavuk eti zararlı ve kesinlikle uzak durulmalı, bazılarına göre ise zararsız ve gönül rahatlığı ile yenebilir. Tüketicinin kafası ise uzun zamandır karışık. Vatandaş, önemli beyaz et kaynaklarından biri olan tavuk etini tüketip tüketmeme konusundaki soru işaretlerinden bir türlü kurtulamıyor. Konuyla ilgili son açıklama ise Bahçeşehir Üniversitesi Fitoterapi Eğitim Koordinatörü Dr. Ümit Aktaş’tan geldi. Aktaş, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin nisan ayında yaptığı açıklamaya dikkat çekti.

“FDA TAVUKLARDA ARSENİK BULUNDUĞUNU DUYURDU”

Marketlerde satılan tavuk eti analizlerinin genellikle bir sır gibi saklandığını söyleyen Dr. Aktaş, “Ancak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi sonunda bir açıklama yaptı. FDA’nın bulgularına göre, test edilen tavukların % 50’sinin karaciğerinde inorganik arsenik bulunmaktadır ve bu madde kanserojen kimyasallar arasındaki en zehirli olanıdır” dedi.

Arsenik içeren ürünleri çok miktarda tüketenlerde kanser gelişimine neden olan hücre değişikliklerinin görüldüğünü vurgulayan Dr. Aktaş, arseniğe maruz kalmanın yaratacağı sonuçları, “Cilt kanserlerine ve son raporlara göre akciğer, böbrek, mesane ve karaciğer gibi iç organlarda da görülebilen kanser çeşitlerine yol açabilmektedir. Arseniğin tıpkı civa ve kurşun gibi, ceninde ve çocuklarda son derece zehirli etkileri bulunmaktadır” şeklinde özetledi.

“AMAÇ DAHA FAZLA PARA KAZANMAK”

Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş’a göre, buradaki en büyük problem, arseniğin tavuk yemlerine kasten karıştırılmış olması. Peki arsenik tavuk yemlerine neden karıştırılıyor? Dr. Aktaş’ın yanıtı: “Tabii ki daha fazla para kazanmak için. IATP’nin (Institute for Agriculture and Trade Policy) 2006 raporunda, daha az gıdayla daha hızlı büyüyebilmesi ve etinin daha sağlıklı görünen bir rengi olması için tavuk ve hindilerin % 70’inden fazlasının arsenikli ilaç karıştırılmış yemlerle beslendiği belirlenmiştir. Arsenik içeren ve yemlere karıştırılan bu ilaç (3-Nitro), antiparaziter etkiye sahip ve arsenik içeriyor. Tavuk etinin daha dolgun, güzel ve pembe bir renkte görünmesi için tavukların yemine katılıyor. Yapılan analizlerde, bu ilacın karıştırıldığı yemlerle beslenen tavukların karaciğerinde yüksek seviyelerde inorganik arsenik tespit edildi. İnorganik arsenik, arseniğin en zehirli formudur.”

Aktaş’ın verdiği bilgiye göre, tüm bu gelişmeler üzerine üretici firma, söz konusu ilacın üretimini gönüllü olarak durduracağını açıkladı.

“ARSENİK HER HALÜKARDA ZEHİRDİR VE ZARARLIDIR”

“Bu ürünün Amerika’daki tüm satış noktalarından toplatılması gerçeğine ragmen, FDA tavukların hala güvenli miktarda arsenik içerdiğini ve bunu yemenin güvenli olduğunu iddia etmektedir. Yani her zamanki ilkeli (!) FDA tutumu…” şeklinde konuşan Dr. Aktaş, Türkiye’deki durum hakkında ise şunları söyledi: “Arsenik, her halükarda zararlı ve zehirdir. Türkiye’deki ilgili mevzuatlara ve Türk Gıda Kodeksi’ne göre, sadece bulaşkanlık kabul edilip tahammül edilebilir limit konuluyor. Yani kullanımına izin vermek diye bir durum yok.”

TÜRKİYE’DE TAVUK ETİ GÜVENİLİR Mİ?

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ceylan, FDA açıklamasını ve Türkiye’deki durumu şu sözlerle değerlendirdi:

“FDA’nın 2015 yılında askıya aldığı ve şu anda kullanmadığı ilaç, tavuk karaciğerinde arseniğe rastlanmasına neden olmuştur. Amerika’da bir dönem, bu ilaç kullanıldı, ancak arseniğin tavuk etinde bulunması üzerine kullanımdan kaldırıldı.

AB ülkelerinde ve bizim ülkemizde bu bileşiklerin kullanılması yasaktır. Yani büyümeyi destekleyici ürünlerin kullanımı yasak olduğu için ülkemizdeki piliç ve tavuk etlerinde böyle bir riskin olmadığını kabul etmek gerekir.”

“GDO’LU YEMİN 1 GRAMINA BİLE İZİN VERİLMEMELİ”

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Biyogüvenlik Kurulu’nun, GDO içeren 6 çeşit mısır ve 2 çeşit soyanın tavuk yemlerinde kullanılmasına onay verdiğini hatırlatmamız üzerine, “GDO’lu yem kesinlikle kabul edilemez” ifadesini kullanan Dr. Aktaş’ın bu konudaki yorumu ise şöyle:

“GDO’lu yemin 1 gramına bile izin verilmemelidir. Üstelik, bu yemlerin hayvanların etine ve sütüne geçmediğine dair bir açıklama da yaptılar, böyle bir şey mümkün olabilir mi? Zaten bu yemler hayvan daha hızlı büyüsün diye veriliyor, hayvanın etine geçmiyor da, hayvanın et ağırlığı nasıl artıyor? Aldığı nefes sayesinde mi büyüyor bu hayvan? GDO’lu yem, hayvanın etine, sütüne, yumurtasına tabii ki geçiyor ve onları yiyen insanlar da GDO’lu ürünleri vücutlarına dolaylı yoldan almış oluyor. Bu, son derece büyük bir tehlike.

“PATRON FAZLA KAZANSIN DİYE TOPLUM SAĞLIĞI TEHDİT EDİLİYOR”

AB’de GDO’lu yeme izin verildiği savına gelince: Eğer söz konusu olan Bulgaristan veya Hırvatistan ise, evet, GDO’lu yeme izin var ama Almanya, Fransa gibi büyük ülkeler, asla GDO’lu yeme izin vermedikleri gibi, ithal ettikleri üründe kullanılmış olmasına da izin vermiyor, gümrükten içeri almıyorlar. Bizim ülkemizde de asla GDO’lu yeme izin verilmemelidir. Nihayetinde, GDO’lu yemler bir tek amaç için kullanılıyor: Para! Patronun daha fazla kazanması için tüm bir toplumun sağlığı ve geleceği tehdit altında tutuluyor. Başka bir amaç ya da fayda yoktur bu uygulamada.”

“AB ÜLKELERİNDE 58 ADET GDO’LU ÜRÜN YASAL OLARAK İZİNLİDİR”

Prof. Dr. Necmettin Ceylan ise Avrupa Birliği’nde GDO’lu yeme izin verilmediği görüşünün gerçeği yansıtmadığını söyleyerek, “AB’de 58 adet GDO’lu ürün yasal olarak izinlidir ve ülkemizde hayvan yemi olarak ithal edilen GDO’lu yemlerin çok daha fazlası (40 milyon tonun üzerinde) AB ülkelerinde hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Bu yemleri tüketen hayvanların etine, sütüne ve yumurtasına herhangi bir şekilde gen aktarımı olduğuna dair bilimsel bir çalışma yoktur” dedi.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Lavanta yağının faydaları nelerdir?

12239671_940011866065815_7544841737835186436_n[1]

LAVANTA

Lavanta yağı, bitkisel ve aromatik yağlar dediğimizde ilk aklımıza gelenlerden birisidir. Sakinleştirici, ferahlatıcı hoş kokusu ile kurutulmuş lavantadan hazırlanan ufak kesecikler yastığımızın altında, dolaplarımızın içinde yerini alır. Huzurlu uyku uyumamıza, kendimizi ve yaşadığımız ortamı daha ferah bir hale getirebilmemize yardımcı olur.

Peki Lavantadan elde edilen yağın faydaları nelerdir?

Lavanta (lavanta yağı) tüm esansiyel yağların arasında en çok yerde kullanılan yağdır. En iyi bilinen özelliği vücut üzerindeki rahatlatıcı etkisidir. Aynı zamanda, cildi iyileştirici etkisiyle tedavi edici özelliğe sahiptir. Lavanta yağı kesikleri temizlemek, çürükleri ve cilt tahrişlerini iyileştirmek için kullanılabilir. Güzel ve hoş kokusu, fiziksel ve duygusal yönden sakinleştirici, rahatlatıcı ve dengeleyicidir. Çantanızda bir şişe lavanta yağı taşımak ilk yardım çantanızın önemli gerecinin ve en güzel parfümünüzün yanınızda olması demek.

Aşağıda lavantayı hayatınızın bir parçası haline getirmenizi sağlayacak 13 nedeni şöyle sıralayabiliriz:

Yatıştırıcı:

Avuçlarınızı 2-3 damla lavanta yağı ile ovuşturun, ellerinizden derin bir nefes çekin. Lavanta kokusunun beyindeki amigdal bölgesine yapacağı bu yolculuk (duygusal depo) zihninizi sakinleştirecektir. Vücudunuzu hızlı bir şekilde rahatlatmak istiyorsanız ayaklarınızı, bileklerinizi lavanta yağı ile ovabilirsiniz. Lavanta yağı kalabalık yerlerde de (uçaklar, metro, tren vs.) rahatlamanıza yardımcı olacaktır.

Uyku yardımcısı:

Yastığınızın üzerine damlatabileceğiniz bir kaç damla lavanta yağı, inhalasyon ile ( soluma yolu) daha rahat ve huzurlu bir uykuda size yardımcı olacaktır.

Arı sokması / Böcek ısırması

Arı sokmasından kaynaklanabilecek şişliklerin azaltılmasında yada böcek ısırması sonucu kaşıntının durdurulmasında lavanta yağı oldukça etkilidir. Isırıldığınız bölgeye bir kaç samla lavanta yağı dökebilirsiniz.

Küçük yanıklar

Eğer küçük bir yanığınız varsa ve bu yüzden acı çekiyorsanız, yanığın üstüne 2-3 damla lavanta yağı dökebilirsiniz.

Kesikler

Kesiğin üstüne dökülen bir kaç damla lavanta yağı, kanamayı durdurur, bakterileri öldürür ve yarayı temizler.

Egzama/Dermatit

Bir kaç damla lavanta yağı ile karıştırabileceğiniz fındık yağı yada bitkisel yağı (hindistan yağı, susam yağı vs.) karıştırarak egzama veya dermatitli bölgenize uygulayın.

Yol Tutması/ Mide Bulantısı

Yol tutmasından kaynaklanan ya da normal bir zamanda kaynaklanan mide bulantılarınızı azaltmak için kulaklarınızın arkasına, gebek deliğinizin etrafına ya da dilinizin altına bir kaç damla lavanta yağı damlatabilirsiniz.

Burun kanaması

Burun kanamasını durdurmak için, bir mendilin üzerine bir kaç damla lavanta yağı damlatın ve küçük bir buz parçası ile birlikte mendili burnun etrafına sarın. Üst dudağınızın üstüne buruna doğru mendili ittiriin. Kişinin kanaması duruncaya kadar mendili burunda tutun.

Kuru veya çatlak ciltler

Kurumuş veya çatlamış ciltlerin üzerine lavanta yağı sürün.

Çatlamış ya da güneş yanığı dudaklar

Çatlamış ya da güneş yanığı dudaklara lavanta yağı damlatın.

Saman nezlesi

Avuç içinize lavanta yağını damlatın ve ellerinizden derin nefelser alın. Lavanta yağı saman nezlesi belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur.

Kepek

Kepeği ortadan kaldırmak için kafa derisine birkaç damla lavanta yağı sürün.

Uçuk

Uçuk üzerine bir damla lavanta yağı damlatın.

Lezzet güçlendirici!

Tadını lezzetleştirmek istediğiniz herhangi bir tarifin içine birkaç damla lavanta ekleyin. Favoriler: Su ya da çayın içine, kek, barlar, kurabiye, tatlı tarifleri, ham çikolata

Magnezyum Klorürün 18 İnanılmaz Faydası

Magnesium-chloride[1]

 

Magnezyum klorür depresyon, baş dönmesi ve yorgunlukla baş etmenize yardımcı olur. Ancak antibiyotik kullanırken ilacın etkisini azaltabilir.

Magnezyum klorür çeşitli enfeksiyonlarla başa çıkmanıza yardımcı olmanın yanı sıra vücudunuzun genç ve enerjik görünmesine ve kalmasına yardımcı olan birçok sağlıklı özelliği içinde bulunduran bir besin takviyesidir. Bu bileşen her türlü yaştan insan için oldukça faydalı ve yararlıdır, ancak tüm aktif maddelerde olduğu gibi magnezyum klorürürün de ihmal edilmemesi gereken birkaç önemli kontraendikasyonu bulunmaktadır.

Magnezyum klorür klorür ve magnezyumdan oluşan bir bileşendir ve sağlık ve güzellik açısından tonlarca faydası bulunmaktadır. Aslında, bileşen endüstriyel olduğu kadar tıbbi amaçlarla da kullanılmaktadır. Siz de Magnezyum klorürün faydaları hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz?

Magnezyum klorür aşağıdaki faydaları sunar:

  • Mükemmel bir kan temizleyicisi işlevi görerek, vücudun pH’ının düzenlenmesine yardımcı olur. Bu faydası sayesinde, magnezyum klorür birçok hastalıkla başa çıkmanıza yardımcı olur.
  • Magnezyum klorür böbreklerde biriken asitten kurtulmanıza yardımcı olarak, böbrek sağlığını teşvik eder.
  • Beyin fonksiyonu ve sinir sinyali iletimini uyararak, genel ruhsal dengeye katkıda bulunur.
  • Kas yaralanmalarını, krampları, yorgunluğu ve/veya kas yorgunluğunun önlenmesine yardımcı olduğu için yoğun fiziksel aktivite yapan atletler için idealdir.
  • Düzgün çalışan kalp damar sistemini teşvik ederken, eş zamanlı olarak kalp rahatsızlıklarının önlenmesine yardımcı olur.
  • İyi kan dolaşımını uyararak ve hastalıklarla savaşarak kötü kolesterolle mücadele eder.
  • Depresyon, baş dönmesi ve yorgunlukla savaşmada da yardımcı olan güçlü bir antistres ilacıdır.
  • Vücut sıcaklığını düzenlemede önemli bir rol oynar.
  • Hemoroid problemlerinin önlenmesine yardımcı olur, bağırsak sağlığına katkı sağlar ve kalınbağırsak yangısı, kabızlık gibi rahatsızlıkların giderilmesinde rol oynar.
  • Prostat problemlerinin önlenmesine ve bu problemlerle baş edilmesine yardımcı olur.
  • Araştırmalar kanserli hücrelerin önlenmesine yardım edebildiğini göstermiştir.
  • Soğuk algınlığı, balgam ve enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olarak, bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Erken yaşlanmayı önleyerek vücudu daha enerjik yapar ve hücrelerin yeniden büyümesini teşvik eder.
  • Kalsiyumu kemiklere yapıştırdığı için osteoporozu önlemenin anahtarıdır.
  • Magnezyum klorür böbrek taşlarının oluşumunu önleyerek kalsiyum oksalatın böbreklerde birikmesini engeller.
  • Premenstrual sendrom belirtileri azaltarak ve hormon seviyelerini düzenleyerek kadın sağlığına katkıda bulunur.
  • Serbest radikallerle savaşarak tümör ve siğil oluşumunu engeller.
  • Magnezyum klorür temiz arterleri teşvik ederek arteriosklerozu önler.

Magnezyum klorürün kontraendikasyonları

magnezyum-klorür

Magnezyum klorürün sağlık yönünden tonlarca faydası olmasına rağmen, bazı vakalar için önerilmediği ve kullanılmaya başlanmadan önce doktora danışılması gerektiği unutulmamalıdır.

  • Laksatif etkisi sebebiyle ishal vakalarında kullanılmamalıdır.
  • Başta böbrek yetmezliği olmak üzere böbrek rahatsızlıkları olanlar tarafından kullanılmamalıdır.
  • İshali ağırlaştırabileceğinden ülseratif kolit problemi yaşayanlar tarafından alınmamalıdır.
  • Antibiyotik kullanıyorsanız, magnezyum klorür antibiyotiğin etkisini azaltabilir; bu sebeple antibiyotik almadan üç veya dört saat önce kullanılmalıdır.

Magnezyum klorürü nasıl hazırlayabilirim?

Magnezyum klorürü tablet formunda alabileceğiniz gibi, aynı zamanda aşağıdaki malzemeleri kullanarak evde de hazırlayabilirsiniz:

  • 1 litre su
  • 30 gram kristalize magnezyum klorür
  • 1 tahta kaşık

Ne yapmalıyım?

Bir litre suyu kaynatın ve soğutmaya bırakın. Ardından cam bir kavanoza boşaltın ve içinde 30 gr kristalize magnezyum klorür eritin. Sıvıyı tahta bir kaşık ile karıştırın, ağzını sımsıkı kapatın ve kaldırın.

Ne kadar almalıyım?

Almanız gereken magnezyum klorür miktarı mevcut sorununuz ve yaşınıza bağlıdır. İdealde, bu bileşenden ne kadar almanız gerektiğine doktorunuzla beraber karar vermelisiniz. Ancak genelde önerilen doz günde bir ila iki yemek kaşığı arasıdır, ancak 35 yaş üstü olanlar için bu doz yalnızca yarım yemek kaşığıdır.

Susuzluğun Belirtileri…

12249668_939484636118538_1397680307171231631_n[1]

Kabızlık

Ürperme

Baş

ağrısı

Tatlı isteği

Kas krampları

Kötü nefes kokusu

Sırt ve eklem ağrıları

Ruh halinde dalgalanmalar

Mat, kuru cilt veya kırışıklık

Yorgunluk veya baş dönmesi

Her 25 kilomuz için 1 lt su içmemiz gerektiğini biliyor musunuz?

En basit şekilde yeterli su içip içmediğinizi idrarınızın renginden anlayabilirsiniz?

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »