BOĞAZ AĞRISI NASIL GEÇER, TEDAVİSİ NASIL YAPILIR, NELER İYİ GELİR?

12289643_745111298967008_6228437494327537492_n[1]

Boğaz ağrılarının tedavisi nedenine bağlı olarak yapılabilir. virüslerin neden olduğu durumlarda genellikle ilaç kullanılmaz ve hastalık bir hafta içinde iyileşir, böyle durumlarda vücudu güçlü tutacak besinler alınması önerilir.

Bakterilerin yol açtığı boğaz ağrılarında doktorunuzun önerdiği bir antibiyotik kullanılabilir.

Durumunuza göre bu antibiyotik basit olabildiği gibi penisilin olabilir, oral alınabildiği gibi enjeksiyon yolu ile verilmesi de gerekebilir.

Antibiyotiklerin yeterli süre kullanılmaması sonucu tedavi edilmeyen Strep boğaz iltihabı romatizmal ateş ve ciddi böbrek iltihaplarına yol açabilir.

Aşağıdaki tavsiyeleri deneyebilirsiniz:

Dinlenme: Yeterli miktarda uyuyun ve sessiz bir ortamda dinlenin.

Sıvı tüketimi: Boğazı nemli tutmak ve su kaybını önlemek için bol su içmeniz önerilir.

Rahatlatıcı yiyecek ve içecekler tüketmeyi deneyin: Kafeinsiz sıcak çay, balla birlikte sıcak su gibi içecekler boğaz ağrısının yatışmasına yardımcı olacaktır.

Tuzlu su ile gargara

Hava nemlendirici cihazlar ve buharlı banyo yapılması kuru havadan olumsuz etkilenen boğazlar için faydalı olacaktır.

Ağrı ve yüksek ateşi tedavi ediniz. “İbuprofen” veya “asetaminofen” etken maddeli ilaçlar boğaz ağrısını en aza indirebilir.

Aspirin alınması “Reye sendromu” ile ilişkili olduğu için çocuk veya gençlere verirken dikkatli olun.

Aspirinin 2 yaşından büyük çocuklarda kullanımı onaylanmış olmasına rağmen, suçiçeği veya grip benzeri belirtileri yok etmek için asla kullanılmamalıdır.

Soğuk Algınlığı: Sık ya da ağır soğuk algınlığı şikayeti olanlar bir kaşık ılık bal çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir.
Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir, sinüsleri temizleyebilir.

Boğaz Tahrişi: Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı görülmüştür.
Bal ile limonu,sirkeyi ve tarçını karıştırarak sıcak bir bardak suyun içine katın ve bu şekilde tüketin.
Bal boğazınızı kaplayarak yumuşatır,yardımcı olur.

Boğaz kapsülü veya sert bir şeker emin.

Ayrıca havadaki nemi artırmak da balgam zarlarınızın kurumasını önler.
Bu da iltihaplanmayı azaltarak uyumayı daha kolay hale getirir.

Sesinizi veya ses tellerinizi dinlendirin.
Eğer boğaz ağrısı gırtlağınızı etkilediyse,konuşmanız daha fazla tahrişe ve geçici ses kaybına (laranjit) yol açabilir.

ALTERNATİF TIP

Bakteriyel veya viral enfeksiyonlar nedeniyle kaşınan, kızaran, şişen ve tahriş olan boğazınız rahatsızlık verir.

Reçeteli ilaçlar ile etkileşime girebilir ve bazı sağlık koşulları olan çocuklar, hamile kadınlar ve insanlar için güvenli olmayabilirler.

Bu nedenle bitkisel ilaçlar gibi alternatif tedavilere geçmeden önce doktorunuza danışınız.

Nedeni ne olursa olsun ortaya çıkan boğaz ağrılarını hafifletmek ve boğazınızı yumuşatmak için bitki çaylarından faydalanabilirsiniz.

Birincisi, tahriş olan boğaz iç zarı üzerinde mukozaya benzer bir tabaka oluşturarak daha fazla tahriş meydana gelmesini engeller.
İkincisi ise bağışıklık sistemine yardımcı olarak boğazda oluşan iltihaplanmayı azaltmak ve ağrılara neden olan hastalığın daha kısa sürede geçmesini sağlar.

• Papatya Çayı

Genel özellikleri arasında sinirleri yatıştırma ve uyku getirme olan papatya çayının iltihap önleyici özelliği de vardır. Bu nedenle boğaz ağrısı tedavisinde de kullanılabilir.
Gün içerisinde iş başında kullanılması uyku getireceğinden dolayı kaynatılıp hazırlandıktan sonra gargara şeklinde kullanılması daha iyidir.

• Okaliptüs Çayı

Soğuk algınlıkları ve grip belirtilerini hafifletmek için yaygın olarak kullanılan bir bitki olan okaliptüs, boğazdaki tahrişi yatıştırır, bronşit ve sinüzit ağrılarını da hafifletir.
Kaynar suya 2-3 kaşık okaliptüs bitkisi attıktan sonra buharı solunarak burun ve sinüslerin açılması sağlanabilir.
Diğer çaylar gibi okaliptüs çayı da soğumaya bırakıldıktan sonra gargara olarak kullanılabilir.

• Karaağaç Çayı

Latincesi “Ulmus Rubra Muhl” olan madde karaağacın iç kabuklarından elde edilmektedir. Elde edilen kabuk suyla temas ettiğinde jel benzeri bir hale dönüşür ve boğaz iç zarını kaplayarak tahrişi azaltır ve dolayısıyla boğaz ağrısını da hafifletir.
Karaağaç kabuğunun bulunamaması halinde piyasada karaağaç içeren pastil ve şuruplar alınabilir.

• Adaçayı

Soğuk algınlığında ilk akla gelen bitkisel çay adaçayıdır.
Boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde oldukça etkili bir bitkidir.
Mikropları önleme ve anti-enflamatuar özellikleri ile boğazdaki iltihaplanmaları azaltır.
Adaçayına,bir kaç damla limon eklenerek vücuda C vitamini desteği de sağlayabilir ya da doğal bir antiseptik olan balla tatlandırılabilir.
Hazırlamak için 2 çay kaşığı adaçayına 1 bardak kaynar su eklenir ve 5 dakika boyunca demlenmesi beklenir.
Suya çayın çok katılması tadını acılaştırabilir.

• Meyan Kökü Çayı

Latincede “Glycyrrhiza glabra” olarak geçen meyan kökü,boğaz enfeksiyonlarının yanı sıra ağız içinde çıkan yaralar, mide ülseri, alerji ve viral enfeksiyonlar için de etkili bir bitkidir.
Bitkinin çayı sıcak olarak içebildiği gibi soğuduktan sonra günde 3-4 kez gargara şeklinde de kullanılabilir.
Meyan kökü çayının aşırı tüketimi tansiyonu yükseltebilir ve vücuttaki potasyum oranını düşürebilir.

Bir araştırmaya göre 3 günlük açlık diyeti vücudun bağışıklık mekanizmasını tamamiyle sıfırdan yeniden oluşturuyor…

Bir araştırmaya göre 3 günlük açlık diyeti vücudun bağışıklık mekanizmasını tamamiyle sıfırdan yeniden oluşturuyor…

Neden hastalanınca iştahımız kesilir hiç düşündünüz mü? Acaba vücudumuz, sindirim sistemini kapatarak hastalıkla tüm gücüyle ilgilenebilmek için bize işaret mi veriyor?
water-fasting-for-weight-loss
Uzun süreli açlık diyetinde su dışında hiçbir besin maddesi alınmaz. Yazar olarak ben şahsen 3 hafta boyunca hiç yemek yememiş birini tanıyorum, kendisi 2 haftadan sonra hayatımda hiç görmediğim kadar sağlıklı bir şekilde karşıma geçmiş ve vücudundaki değişiklikleri anlatmıştı. Söylediğine göre bütün eski yaraları tamamiyle yok olmuş, vücudu kendini onarmak için yaralardaki malzemeyi kullanmıştı. Ayrıca astımı ve gluten intoleransı da kaybolmuştu. Bana kendini yeniden doğmuş gibi hissettiğini söylüyordu.

Aşağıdaki makaleyi The Telegraph gazetesinde bulduk. Sıcağı sıcağına sizin karşınıza getiriyoruz:
Fasting-Diet
3 günlük oruçtan sonra vücudun bağışıklık mekanizması yeni akyuvar oluşumunu tetikleyerek vücudun bağışıklık sistemini tamamiyle yeniliyor.

Çığır açan bir araştırmaya göre 3 günlük oruç yaşlılarda bile vücudun bağışıklık mekanizmasını komple yenileyerek vücudun dinçleşmesini sağlıyor.

Diyet uzmanları tarafından oruç diyetleri sıkı bir şekilde eleştirilse de, araştırmaya göre vücudu aç bırakmak kök hücreleri tetikleyerek yeni akyuvar üretilmesine yol açıyor.

Güney Kaliforniya üniversitesindeki bilim adamları bu bulgunun bağışıklık sistemi zarar görmüş hastalarda mesela kemoterapi gören kanser hastalarında çığır açabileceğini belirttiler.

Ayriyeten bağışıklık sistemleri yaşlılık nedeniyle zayıflamış,ve basit hastalıklara karşı bile dirençsiz kalmış yaşlılarda da bu oruç faydalı oluyor.

Açlık vücuttaki kök hücrelerindeki bir düğmeyi aktif hale getirerek vücudun bağışıklık sisteminin kendini yenilemesini gerçekleştiriyor.

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki gerontoloji ve biyolojik bilimler profösörü Walter Longo’ya göre oruç kök hücrelere ‘AKTİF OL’ emri vererek onların bağışıklık sistemini yenilemesine neden oluyor.
shutterstock_139450574

Ve işin güzel tarafı vücut bu bağışıklık sistemini yenilemek için gereksiz ve hasarlı parçaları yokederek bunlardan elde ettiği malzemeyle yeni sistemi oluşturuyor.

Kemoterapi yada yaşlanma nedeniyle aşırı şekilde hasar görmüş bir sistemle başlasanız bile oruç döngüleri kelimenin tam anlamıyla yeni bir bağışıklık sistemi oluşturulmasına neden oluyor.

Uzun süreli açlık, glikoz ve yağ depolarını kullanmak için vücudu zorlar ama aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin de önemli bir bölümünü yokeder. Beyaz kan hücrelerindeki bu azalma kök hücre bazlı rejenerasyonu tetikler ve bu da yeni bağışıklık sistemi hücrelerinin değişimini gerçekleştirir.

Yapılan testlerde insanlardan altı ayı aşan sürelerde 2 ile 4 gün arasında oruç tutmaları istendi.

Uzun süreli oruç sırasında yaşlanma ve kanser riskini ve tümör büyümesini artıran bir hormon olan enzim PKA da azalmış bulundu.

Doktor Longo’ya göre, uzun süreli açlık süresince vücut hücreleri azalan enerjiyi korumaya çalıştıkları için öncelikli olarak hasarlı ve çok verimli olmayan bağışıklık hücrelerini yok etti.

Hem insan hem hayvanlarda ölçümlerimize göre akyuvar sayısı kayda değer miktarda azaldı. Ardından kişi tekrar yemeye başlayınca tüm akyuvarlar tekrar yerine geldi. Biz acaba nereden ortaya çıktı, nereden üredi bu akyuvarlar diye merak ettik. Kök hücrelerinin aktifleşip bunları ürettiğini sonradan bulduk

dedi.

72 saat tutulan oruç aynı zamanda kemoterapi gören kanser hastalarına da faydalı oldu.Araştırmanın yazarlarından olan USC Norris Kanser merkezi asistan profösör Tanya Dorff’a göre

Kemoterapi hayat kurtarmasına rağmen vücudun bağışıklık sistemini önemli miktarda çökertir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre uzun süreli açlık kemoterapinin zararlı etkilerini büyük miktarda azaltıyor.

Daha fazla klinik test yapılmalı. Ve böyle bir diyet kesinlikle doktor gözetiminde yapılmalı.

Profosör Longo ayriyeten belirtti ki, daha fazla klinik deneyler yapmaktalar ve sadece bağışıklık sistemi değil diğer organ ve sistemlerin de olumlu olarak etkilendiği bulunabilir.

Fakat burada belirtmekte fayda var ki bazı İngiliz bilim adamları bu bulgulara kuşkuyla yaklaştılar.

Londra üniversite hastanesi profösörlerinden Doktor Graham Rook’a göre böyle bir şey katiyen mümkün değil.

UCL’de yeniden oluşturma ilaçları Profösörü Chris Mason’a göre: Çok ilginç sonuçlar bulunmuş. Bu araştırmaya göre 72 saatlik bir açlık sırasında vücudun akyuvar ve diğer bağışıklık hücresi sayısı hatırı sayılır miktarda azalıyor, ardından tekrar yemek yenildiğinde bu sefer hücre sayısı eskisinden de yüksek miktarda geri geliyor. Potansiyel olarak faydalı olabilir, çünkü 72 saat çok uzun bir süre değil, kanser hastalarını geri dönüşü olmayacak şekilde zarar verdirecek kadar bir süre değil. Bence en doğru devam yolu bir şekilde ilaçlarla birlikte oruç tutturmak hastalara. Ayrıca oruç konusunda kesin olarak emin olduğumu söyleyemem insanlar düzenli yemek yiyerek savaşıyorlar hep hastalıklarıyla.

Doktor Longo’ya göre oruç zarar vermiyor, tam tersine bulgulara göre fayda sağlıyor.

Kanser hastalarından yüzlerce e-mail aldım. Onkolojistleri gözetiminde oruç tutuyorlar ve çoğunda ilerleyiş olumlu yönde. Sadece az sayıda yan etki görüldü bayılma ve karaciğer işaretleyici testlerinde kötü sonuç tespit edildi. Bunun dışında herhangi bir yan etkiye rastlanmadı.

kAYNAK: SUPERİLERİ.COM

KANSER HÜCRELERİNİ ÖLDÜREN MUCİZE İÇECEK

13-08-2013-15-05-4511[1]

 

Bay Seto akciğer kanseri. Çin’de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başlıyor.  3 ay boyunca düzenli şekilde bu içeceği kullanıyor ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda.

Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan şeyler ;

1 adet pancar kökü

1 havuç

1 elma

Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz.

Bu mucize sayılabilecek içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar:

1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte.

2)Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte.

3)Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler.

4) Bağışıklık sistemini güçlendirir.

5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir.

6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır.

8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.

9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur.

10) Saman nezlesine iyi gelir.

kaynak: galaksi arşivi

BİTKİLERİN DİLİ VE MİSTİK İNANÇLARI..

6281_360846767350419_1576017247_n[1]

ADAÇAYI “Sage”
Genelde şans bitkisidir. Ardarda sekiz sabah yenilirse, sıtmaya iyi geldiğine, astımı tedavi ettiğine inanılırdı. Kurutulmuş adaçayı, pipoya konulur içilirdi, taze yaprakları diş temizliğinde kullanılırdı. Adaçayının çeşitli renkleri vardır, baharatlı hoş kokulu mor çiçekler açar. Bitkinin adı Latin kökenli “kurtarıcı” anlamına gelir. Adaçayı, boğaz hastalıklarına, dişeti hastalıklarına, tifoya, yüksek ateşe ve kızamığa iyi gelir, ayrıca sayısız rahatsızlığa karşı da etkin olduğu kabullenilmektedir.

ADAMOTU “Mandrake”
Kıskançlığın ama yanısıra da kısırlığın bitkisidir. Çok eskiden afrodizyak olarak kullanıldı; ayrıca anestezik etkileri bulunmaktadır. Eğer bir tarlada ikiz olarak bulunursa, şeytani bir etkiden korkulur, söküldüğünde çığlıklar attığına inanılırdı. Bu ses bitkinin ölümü demekti. Ayrıca çevredeki et yiyen aç hayvanların yakalanması için özellikle ekilirdi.

BAHAR ÇİÇEKLERİ “Blossoms”
Tüm zamanlarda zamansız açan çiçeklerin kötü şans getireceği kabul edilmiştir. Özellikle çok sert geçen kışlarda çiçekler açarsa hastalıkların ve ölümün geleceğine inanılırdı. Geç açan Noel çiçekleri kısa zaman içinde hastalık ve ölüm demekti.

BAHÇE NANESİ “Spearmint”
El çatlaklarına iyi gelir, sivri uçlu lila renkli çiçeklerini yaz aylarında açar. Antik Yunan Mitolojisi’nde yeri vardır; “Mentha” bitkiye dönüştürülmüş ve “Mint” adını almış bir su perisidir (Nymph).

BİBERİYE “Rosemary”
Biberiye bolluğun simgesidir; ev kadınları mutfakta iyi bir tadlandırıcıdır, aynı zamanda biberiye eski çağlarda ölüleri anmak için kullanılıyordu, yaprakları cenazelerde serpilirdi. Biberiye, Akdeniz ve Avrupa’da yetişen aromatik, iğne yapraklı (mavi-yeşil, gümüş ve altın renkli olabilir), mavi, beyaz ve pembe çiçekli bir bitkidir. Biberiye, ılımlı kışların, uzayan baharın da simgesiydi.
BÖĞÜRTLEN “Blackberrie”
Böğürtlenin romatizma, ateş, öksürük gibi hastalıkları yatıştırdığına hep inanılmıştır ama buna karşın eski Fransa ve İngiltere’de böğürtlen, şeytanla ilişkilendirilirdi. Fransızlar’a göre bu meyve, şeytanın ağzından çıkmıştı. İngiltere’de uğursuzluğa karşı böğürtlen, özellikle Başmelek Cebrail’in günü kabul edilen 11 Ekim’de toplanırdı, o günde şeytanın böğürtlen çalılıklarının içine düşeceğine, dikenlerden yaralanarak lanetinden vazgeçmek zorunda kalacağına inanılırdı.
CİVANPERÇEMİ “Yarrow”
Orta Çağ’da büyücülerin “Şeytanın Oyuncağı-ısırganı” adını verdikleri bitki. Doğaüstü güçleri sağladığına inanılıyordu. İsveç kökenlidir ve bira üretiminde kullanılır. Uzun ömürlü, koyu yeşil tüylü yapraklı, yaz aylarında açan salkım halinde soluk lila ve beyaz renkli çiçekleri vardır, ezildiği zaman hoş bir aroma yayar. Troya Savaşı’nda Achilles tarafından yaraları sağıltmak için kullanılmıştır. Günümüzde yara izlerini yok etmek ve dokuları gençleştirmek için kullanılmaktadır.

ÇUHA ÇİÇEĞİ “Primrose”
Bir kış çiçeğidir ve evlere alınması hoş karşılanmıyor, ölüm anlamına geliyordu. Tarlalardan en az 13 demet çuha çiçeği toplanmalıydı, aksi halde tavuklar zarar görebilirdi. Gal folklöründe Haziran’dan evvel çuha çiçeğinin açması iyi değildir, bunlara karşın kötü ruhlar bu çiçeği sevmezler uzaklaşırlardı, bir dönem uykusuzluğa karşı ilaç olarak kullanılmıştı.
DEFNE “Bay”
Defne yaprakları, Eski Roma’da kahramanların veya zafer kazanan kumandanların başlarına çelenk yapılarak konulurdu. Defne eğer gölgede yavaş yavaş kurutulur ve kapalı bir yerde iyi saklanırsa tüm pişirimlerde kullanılabilir. Defne parlak ve düz yapraklarını dökmeyen bir bitkidir, küçük krem-beyaz rengi çiçekleri yaz aylarının ortalarında açar.
DEREOTU “Dill”
Orta Çağlar’da büyücülükte ve büyü ilaçlarının yapımında kullanılırdı, buna karşın yatmadan önce çay olarak kaynatılırsa iyi bir uyku uyumak için yararlıdır. Tüylü yeşil yaprakları ve ince sarı çiçekleri vardır ve solunum kolaylaştırıcıdır.
DİKENLİ ÇALI “Bramble Bushe”
Eski dünyada, çalılardan yapılan kemerlerin altından geçildiğinde, hastalıkların uzaklaşacağına inanılırdı. Çalılarda oluşan yaban böğürtlenleri yenirse çıbanlara, romatizmaya, deri lekelerine, öksürüğe iyi geldiği kabul edilirdi.
DÜĞÜN ÇİÇEĞİ “Buttercup”
Geleneklere göre çenesinin altında düğün çiçeği tutan çocuğun, gelecekte yıldızı parlayacaktır. Düğün çiçeği aynı zamanda da tereyağ sevmeyen çocukların yanına konurdu.

EŞEK MARULU “Sow Thistle”
Büyülere karşı güçlü bir koruyucudur, yakaya takılırsa dayanıklılık verir ve yorgunluğu engeller. Suda kaynatılırsa, göz banyosu yapılabilir.
FASULYE “Bean”
Özellikle Uzak Doğu’da uzak geçmişte, birçok ülkede şeytanların kızgınlığını yatıştırmak için yerlere fasulye serpilirdi, aynı inanç ölüm ve ölülerin ruhları için de geçerliydi. Eski İngiltere’de eğer bir avuç fasulye, yeşil yerine beyazlaşırsa ölümle bağlantı kurulurdu. Güneydoğu Asya’da ise, böbrek biçimli fasulyelerin iyi bir ürün için kesinlikle 3 Mayıs tarihinde toplanmasına özen gösterilmektedir.
FESLEĞEN “Basil”
2000 yıldan beri kullanılmaktadır. Fesleğen aşkın simgesidir. Geçmişte genç kızlar, pencerelerinin dışına fesleğen yaprakları koyduklarında, bir talip aradıklarını duyurmuş olurlardı. İngiltere’de Tudor’lar döneminde, çiftçilerin eşleri evlerine gelen ziyaretçilerine küçük kaplar içinde fesleğen hediye ederlerdi. Aynı şeyi bir kadını seven erkek, aşkını ilan etmek için yapardı. Fesleğenin büyük yeşil yaprakları ve küçük beyaz çiçekleri vardır; başağrılarında derin derin koklanması önerilirmektedir.
FRENK MAYDANOZU “Chervil”
Kutsal Salı gününde ve Paskalya’dan önceki 40 günlük “Büyük Perhiz” döneminde yeni yaşamın ve yeniden doğmanın simgesi olduğuna inanılırdı. Kanın ve derinin temizlenmesinde etkindir. Soluk yeşil yaprakları, küçük beyaz çiçekleri vardır.
GÜL “Rose”
Çok çeşitli inançların konusu olan gülün yaprakları, yere rasgele dökülürse iyiye işaret değildir, eğer yerdeki yapraklar toplanmazsa bir ölüm olacak demektir. Eğer sonbaharda güller açarsa gelecek yıl şanssız olunacaktır, yanısıra gülün tüm kötü ruhları kovduğuna inanılıyordu. Gül elbette ki, aşkın simgesidir ve kehanette de kullanılıyordu. Güllerin beyaz kağıtlara sarılması eski bir gelenektir, bu buketler yılbaşına kadar saklanır, bozulmayan gülleri bekar genç kızlar yakalarına iliştirirlerdi, beğenen erkek hayranlığını belirtirse kızın gelecekteki kocası olacaktı.
HANIMELİ “Honeysuckle”
Yakın bir zamanda gerçekleşecek olan bir evliliğin simgesidir, bir başka inanca göre bir dişinin yatak odasına konacak olan olan hanımelleri erotik rüyalar gördürecektir.
HATMİ ÇİÇEĞİ “Marshmallow”
Genelde bir karışım bitkisidir; yüksek ateşe karşı yararlıdır. Kilise tarafından önerilmiştir. Özsuyu, ellerdeki lekelere iyi gelir.
KARDELEN “Snowdrop”
Güzelliğine karşın ölümü simgeler. Öte yandan saflığı da simgeler, eve getirilirse birisi hastalanacak ve ölecektir.

KEKİK “Thyme”
Genelde mezarlıklarda da yetişen bir bitki olduğu için ölümle ilişkisi olduğu sanılırdı. Akdeniz kökenli bu bitki çok güçlü kokusuyla tanınır, yaz aylarında leylak rengi küçük çiçekler açar. Kekik yağı değerlidir, hem tıbbi amaçlarla hem de mutfakta kullanılır. Yağ, romatizmaya, cüzzama ve öksürüğe iyi gelir, çaya katılırsa ateş düşürür. Romalılar kekik yağını depresyonlarda kullanırlardı, 16. Yüzyıl’da kekik yağı siyatik ve baş ağrılarına karşı kullanıldı. Kekik aynı zamanda da dezenfektandır.

SARIMSAK “Garlic”
Tüm kötü güçleri, ruhları ve kötü şansı evlerden kovma bitkisi; bu nedenle hala pencerelere ve kapılara sarımsak demetleri asılır. Fransa’da bugün dahi korunmak amcıyla yaz ayları başında sarımsak kavrulur. Uzak Doğu’da, sarımsağın kayıp ruhları geri getirdiğine inanılır ve tüm dinsel ayinlerde kullanılır. Sarımsak etkin bir afrodizyaktır, 17. Yüzyıl’daki salgınlardan beri enfeksiyonlara karşı antiseptik olarak sarımsak suyu kullanılmaktadır ve I. Dünya Savaşı’nda Fransız ordusunda yaraların temizlenmesinde özellikle kullanılmıştı. Sarımsak, pırasa ve soğanla aynı ailedendir.

ALINTI

kaynak: şifacı ve şifa evreni

AKCİĞERLERİ TEMİZLEMEK İÇİN BİTKİSEL KARIŞIM

217426_355310564570706_2005770282_n[1]

Gerekli malzemeler:

– 1/2 lt su

– 4–5 gr (bir tutam) ebegümeci

– 4–5 gr (bir tutam ısırgan otu )

Hazırlanışı:

Suyun içine, ebegümeci ve ısırgan otunu atıp, hafif ateşte, ağzı kapalı olarak, 4 dakika kaynatın.

Ilıdıktan sonra süzün, ama içerisindeki kalan bitkileri mutlaka ayıklayın.

Aç karnına, sabah ve akşam önleyici olarak, birer çay bardağı, kanser hastaları için ise, birer su bardağı için.

Bitki suyunu içtikten en az 20 dakika sonra yemek yiyin.

Bu küre, önleyici olarak 1 ay, kanser hastaları için ise; 3 ay, hiç ara verilmeden, devam edilmesi faydalıdır.

Yılda en az iki defa uygulanır.

Üç ay tamamlandıktan sonra 15 gün ara verilip, tekrar 3 ay boyunca iki günde bir, bir su bardağı içilir.

Daha sonraki günlerde zaman zaman uygulanır.

Kullanım şekli:

– Birinci hafta bir gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– İkinci hafta iki gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Üçüncü hafta üç (bilgi yelpazesi.net) gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Dördüncü hafta dört gün arayla, sabah ve akşam aç karna

– Beşinci haftadan itibaren haftada bir defa sabah ve akşam aç karna birer çay bardağı içilecek.

Uyarı:

Kullanılan her iki bitkinin, kullanım sırasında ya ikisi birden kuru, ya da ikisi birden, taze olarak kullanılması gerekir.

Bitkilerden birisi taze, birisi kuru olursa hiç bir faydası olmaz.

Doktor Ömer COŞKUN

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Genetiği Değişmemiş Siyez Bulgurunun Faydaları Nelerdir?

12278874_10156235786050557_3172691819582900382_n[1]

Bulgur, insanoğlunun M.Ö 2000’li yıllarda keşfettiği olağanüstü işlenme özelliklerine sahip bir gıdadır. Pişme suyuna çözülen besin maddeleri ve vitaminler tekrar buğday tanesinin içine emilerek, besin kaybı engellenmektedir. Siyez türü bulgur ağırlıklı olarak Kastamonu’da üretilmektedir.

Siyez Bulgurunun Faydaları Nelerdir?

– Genetiği değişmemiş, 2n=14 kromozom yapısıyla tarihteki ilk buğdaydan yapılmaktadır.

– Nuh’un tatları olarak da bilinen Presidium’a Türkiye’den seçilen ilk ve tek üründür.

– Yüksek antioksidan içeriğe sahiptir. Hücre yapısını korur, yaşlanmayı geciktirir.

– İçerdiği B1, B2, B6, B12 vitaminleriyle sindirim ve sinir sistemi için hayati öneme sahiptir.

– Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir.

– Glisemik indeks değeri, (besinlerin kan şekerini düşürme yüzdesi) çok düşüktür.

– Kolesterol içermez. Posa / Lif bakımından zengin bir gıdadır.

– Yüksek miktarda mineral ve selüloz sayesinde kabızlığı önler ve bağırsak kanserinden korur.

– İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir.

– Sarı renkli bulgurlar gibi üretilirken rengi açılmadığından besin değeri düşmektedir.

BU HARİKA BULGURLA YAPILAN BİR DE TARİFİM VAR

-Yüksek antioksidan içeriğine sahiptir. Hücre yapısını korur, yaşlanmayı geciktirir.

-Karbonhidrat değeri düşük,protein değeri yüksektir.

-Glisemik indeks değeri çok düşüktür.

-Posa bakımından zengindir.

-Hiçbir bitki hastalıklarından etkilenmiyor.

MALZEMELER

1 bardak siyes bulguru

2 bardak sıcak su(tavuk suyu,et suyu)

tuz

2 kaşık z.yağ

1 adet soğan

2 adet sarmısak

1 demet kuşkonmaz(doğranmış)

1 adet kırmızı biber(doğranmış)

1 adet çarliston biber(doğranmış)

-Tencereyi ocağa koyup z.yağında soğan ve sarmısakları kavurun.

– Siyes bulgurunu koyup biraz kavurun.

-Sıcak suyu ekleyip tuzu ve koymak istediğiniz diğer baharatları da katabilirsiniz.

-Pişmeye başladığı sırada diğer tarafta tavada kesilmiş kuşkonmazları ve doğranmış biberleri az yağda 2-3 dakika kavurun.Fazla tutarsanız fazla pişecek ve rengini kaybedecektir.

-siyes ,üretilirken renklendirilmediği için pişerken rengini kaybetmez,besin değeri düşmez.

-Pişme suyuna çözülen besin değerleri ve vitaminler tekrar buğday tanesinin içine emilerek besin kaybı engellenir.

-Suyunu çekene kadar pişirin,ocağı kapatıp 15 dakika kapağını açmadan dinlendirin.

En son kavrulmuş kuşkonmaz ve renkli biberleri ekleyip karıştırın.

Affiyet olsun

Kaynak: Sağlıkla Kal

Fatoş Pabuccu Tuncay

Genetiği değişmemiş Siyez Bulgurunun Faydaları Nelerdir?

Siyez Bulguru

Bulgur, insanoğlunun M.Ö 2000’li yıllarda keşfettiği olağanüstü işlenme özelliklerine sahip bir gıdadır. Pişme suyuna çözülen besin maddeleri ve vitaminler tekrar buğday tanesinin içine emilerek, besin kaybı engellenmektedir. Siyez türü bulgur ağırlıklı olarak Kastamonu’da üretilmektedir.

Siyez Bulgurunun Faydaları Nelerdir?

– Genetiği değişmemiş, 2n=14 kromozom yapısıyla tarihteki ilk buğdaydan yapılmaktadır.

– Nuh’un tatları olarak da bilinen Presidium’a Türkiye’den seçilen ilk ve tek üründür.

– Yüksek antioksidan içeriğe sahiptir. Hücre yapısını korur, yaşlanmayı geciktirir.

– İçerdiği B1, B2, B6, B12 vitaminleriyle sindirim ve sinir sistemi için hayati öneme sahiptir.

– Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir.

– Glisemik indeks değeri, (besinlerin kan şekerini düşürme yüzdesi) çok düşüktür.

– Kolesterol içermez. Posa / Lif bakımından zengin bir gıdadır.

– Yüksek miktarda mineral ve selüloz sayesinde kabızlığı önler ve bağırsak kanserinden korur.

– İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir.

– Sarı renkli bulgurlar gibi üretilirken rengi açılmadığından besin değeri düşmektedir.

BU HARİKA BULGURLA YAPILAN BİR DE TARİFİM VAR

-Yüksek antioksidan içeriğine sahiptir. Hücre yapısını korur, yaşlanmayı geciktirir.

-Karbonhidrat değeri düşük,protein değeri yüksektir.

-Glisemik indeks değeri çok düşüktür.

-Posa bakımından zengindir.

-Hiçbir bitki hastalıklarından etkilenmiyor.

MALZEMELER

1 bardak siyes bulguru

2 bardak sıcak su(tavuk suyu,et suyu)

tuz

2 kaşık z.yağ

1 adet soğan

2 adet sarmısak

1 demet kuşkonmaz(doğranmış)

1 adet kırmızı biber(doğranmış)

1 adet çarliston biber(doğranmış)

-Tencereyi ocağa koyup z.yağında soğan ve sarmısakları kavurun.

– Siyes bulgurunu koyup biraz kavurun.

-Sıcak suyu ekleyip tuzu ve koymak istediğiniz diğer baharatları da katabilirsiniz.

-Pişmeye başladığı sırada diğer tarafta tavada kesilmiş kuşkonmazları ve doğranmış biberleri az yağda 2-3 dakika kavurun.Fazla tutarsanız fazla pişecek ve rengini kaybedecektir.

-siyes ,üretilirken renklendirilmediği için pişerken rengini kaybetmez,besin değeri düşmez.

-Pişme suyuna çözülen besin değerleri ve vitaminler tekrar buğday tanesinin içine emilerek besin kaybı engellenir.

-Suyunu çekene kadar pişirin,ocağı kapatıp 15 dakika kapağını açmadan dinlendirin.

En son kavrulmuş kuşkonmaz ve renkli biberleri ekleyip karıştırın.

Affiyet olsun

Kaynak: Sağlıkla Kal

Fatoş Pabuccu Tuncay

HEM ÇOK KOLAY HEM DE HAVALI BİR SU TARİFİ: İÇMEDEN VE İKRAM ETMEDEN DURAMAYACAKSINIZ!

62642_354345874667175_980329257_n[1]

Vücuttan toksinleri atmanın en şahane yolu nedir? Tabi ki su içmek. Ama sade olarak içmek zorunda değilsiniz. Hem de toksin atarken, bazı ek faydalar da göreceksiniz:

Şimdi içme suyu dolu bir cam sürahiyi alın ve:

1.LİMONLU Birkaç dilim limon atın. Limon vücudun temizlenmesi ve alkali olmasına katkıda bulunacaktır.

2.NANELİ Birkaç dal nane ekleyin. Hem suyun tadı güzel hale gelecek, hem kokusu! Midenize ve sindiriminize de destek verecektir.

2.SALATALIKLI Dört-beş dilim salatalık ekleyin. Salatalık vücudunuzun nemlenmesi için harikadır ve inflamasyona karşı etkilidir.

4.ZENCEFİLLİ Bir bilemediniz iki ince dilim ekleyin. Midenize iyi gelecek ve sindiriminize de. Özellikle gastritiniz varsa.

Bu suları bir gece buzdolabında bekleterek kullanırsanız, daha da etkili olacaktır. En azından birkaç saat.

Ayrıca ph derecesi 8 üzeri su kullanmanızı tavsiye ediyoruz, mümkün olursa.

Derin Üzüntü, Mutsuzluk, Umutsuzluk Durumların Da Bu Yiyeceklerden Yemelisiniz…

b-393028-üzgün_kız_çocuğu[1]

 

Depresyon, bir kişinin derin bir üzüntü, umutsuzluk, düşük benlik saygısı, yaşam ve sosyal hayatla karşı ilgi kaybı deneyimlemesine yol açabilecek ciddi ve ne yazık ki yaygın bir hastalıktır. Bu hastalık genelde genetik faktörlerin bir ürünüdür, ancak nedenleri ayrıca kişinin sosyal ve duygusal yaşamına bağlı da olabilir.

Depresyona farklı tedaviler bulmak için pek çok araştırma gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen çalışmalarda depresyonla ve anksiyeteyle mücadele etmeye yardımcı olan ve çok olumlu reaksiyonlara neden olan, antidepresan özelliğe sahip gıdaların olduğu belirlenmiştir.

Aşağıda, kendinizi depresif hissettiğiniz zaman tüketebileceğiniz bazı antidepresan gıdalar hakkında bilgi vereceğiz.

Melas (Şeker pekmezi)

Bu gıda temel olarak kristalize edilmemiş sakarozdan oluşur. Melas, DNA’nın depresyonla savaşmak için hücrelerin enerji üretme sürecine yardımcı olma yeteneğine sahip birimlerinden biri olan üridin açısından zengindir. Ancak bunun bir şeker olması nedeniyle melas tüketiminizi kontrollü bir şekilde gerçekleştirmenizi öneririz.

Balık

somon

Somon, sardalye, ton balığı ve hamsi gibi balıklar yüksek miktarda Omega-3 yağ asidi içeren et ürünleridir. Bu asitler vücuttaki trigliserid miktarını azaltarak kalp hastalıklarıyla mücadele etme ve kan pıhtılarının oluşumunu önleme özellikleri ve faydalarıyla bilinirler. Buna ilaveten, bu tür etin depresyon ve stresle mücadele etmede yardımcı olduğu görülmüştür ve bu nedenle tüketimleri şiddetle önerilir.

Şeker Pancarı

Şeker pancarları aynı melas gibi üridin adı verilen madde açısından zengindir. Üridin beyindeki sitidin seviyesini arttırır. Bu maddenin ruh halini düzenlemeden sorumlu olduğu düşünülen dopamini etkilediği düşünülmektedir.

Soya

süt-2

Sağlık açısından faydalı özelliklere sahip bir gıda olduğunu gösteren araştırmalar sayesinde soya tüketimi özellikle son senelerde artış gösterdi. Bu sebze proteini pek çok üründen elde edilebilir. Böylece tüketiciler onun faydalarından yararlanmak için bol şansa sahipler. Bu ürünler aminoasitler açısından zengindirler. Bunlar doygun yağ açısından düşüktür ve kolesterol içermezler.

Soya ayrıca kalp sağlığı açısından faydalarının yanı sıra depresyonla mücadele etme açısından da oldukça faydalı olan Omega-3 yağ asitleri içerir.

Ceviz

fındıklar

Ceviz, Omega-3 yağ asitlerinin bileşenlerinden biri olan alfa-linolenik asit açısından muazzam bir kaynaktır. Depresyonla mücadele etmek için ceviz tüketmenizi öneririz. Ceviz, bu sorunla başak çıkmanın yanı sıra kalbinizi korumak için de idealdir.

Kahverengi Pirinç

Kahverengi pirinç B1 ve B3 vitaminlerini içermesi ile karakterize edilir. Bu aynı zamanda folik asit içerir ve düşük glikemik indekse sahip bir gıdadır. Şeker içeriğinin düşük olması nedeniyle bu pirinç vücudunuzdaki şeker düzeyinin düşmesini ve bunun neden olduğu ruh değişikliklerini engeller.

Bira Mayası

bira-mayası

Bu gıda B1, B2 ve B3 vitaminleri açısından zengindir. Bu ayrıca sinir sistemini güçlendirmek için oldukça faydalı olan 16 aminoasit içerir.

Yulaf Ezmesi

Bu gıda folik asit ve V1 ve B6 vitaminleri içerir. Bunlar sindirim sistemine yardımcı olur ve aynı zamanda vücudunuzdaki şekerin düşmesini engeller. Şekerin düşüşü kuvvetli ruh hali değişikliklerine ve sinirliliğe neden olur.

Lahana

Brüksel-lahanası

Amerikan Kanser Araştırma Derneğinin bir araştırmasına göre bu gıda C vitamini ve folik asit açısından zengindir. Bu iki bileşen stresi, farklı koroner hastalıkları ve ayrıca çeşitli türde kanseri önlemek için idealdir.

Kakao

Kakao, depresyonla mücadeleye yardımcı olma özellikleriyle bilinen başlıca gıdalardan biridir. Aynı ceviz ve melas gibi, kakao da ruh halini düzenleyen, beyni güçlendiren ve yaşlanmanın belirtileriyle mücadele eden selenyum içerir. Ancak bu gıdayı aşırı tüketmekten kaçınınız. Saf çikolata yemenin de pek çok duygusal ve fiziksel yararı olduğu görülmüştür.

kaynak: sağkığa bir adım

Gıdaları Nerede Saklayalım? Hangileri buzdolabında, hangileri oda sıcaklığında daha uzun ömürlü ve sağlıklı kalır?

12227844_10156230780330557_4305747230554478896_n[1]

SAKLAMA

Gıdaları ne ısıda saklamalı biliyor musunuz?
Hangileri buzdolabında, hangileri oda sıcaklığında daha uzun ömürlü ve sağlıklı kalır?
İşte listesi…

Buzdolabında Saklanması Gereken Yiyecekler
Yeşillikler
Zencefil
Elma
Brokoli
Havuç
Pırasa
Çilek
Kiraz Patlıcan
Üzüm
Biber
Kabak
Enginar
Borokoli
Karnabahar

Oda Sıcaklığında Saklanması Gereken Yiyecekler
Muz
Avokado
Soğan
Sarımsak
Patates
Kayısı
Domates
Limon
Kivi
Kavun
Karpuz
Armut
Şeftali
Ananas
Mantar

kaynak: sağlıkla kal

Fatoş Pabuccu Tuncay

Vücudun Vitamin Ve Mineral Eksikliğinde Verdiği Sinyaller

12088345_927897297277272_6037153927812915070_n1[1]

 

Çatlayan Dudak: B 12 Vitamini

Kırmızı Cilt: B Grubu Vitaminleri

Kalçada Sivilce: B ve E Vitaminleri

Az Uzayan Saç: Çinko

Kırmızı Gözler: B6 Vitamini

Kırılan Tırnak: Demir ve kalsiyum

Bacak Uyuşması:Demir, B6 vitamini ve folik asit

Diş Eti Hastalığı: C vitamini

Egzama: Çinko ve C Vitamini

Ağızda Aftlar: Demir ve Folik Asit

Regl Öncesi Şikayetler: Çinko Eksikliğini Gösterir

Müzmin Yorgunluk: B Grubu Vitaminler, C Vitamini ve demir

HERKES OKUSUN DİYE SADECE BİR DEFA PAYLAŞ !

10329021_656415001123619_4391780898803781469_n1[1]

 

Ev temizliği ürünlerine harcadığınız paradan tasarruf edin  ve kendi doğal solüsyonunuzu kendiniz hazırlayın!!
Nasıl mı?
Kapalı bir kabın içerisine koyduğunuz 1 litre sirkeye portakal,  limon veya herhangi bir turunçgil kabuğunu ekleyin ve
2 hafta boyunca bekletin.

Ardından süzgeçten geçirin ve %50-50 olana kadar su ekleyin  ve bir şişede muhafaza edin.
Yüzeylerde, parkede, armatürlerde,  banyo ve mutfakta vs. kullanabilirsiniz.
Anti-bakteriyeldir, güzel kokar, ayrıca kir ile yağ üzerinde çok başarılı sonuçlar edersiniz.
En güzeli ise kesinlikle hiç bir şekilde  zararlı kimyasallar içermemesidir

Karaciğerinizi Bir Haftada Temizleyin

karaciger[1]

 

 

Karaciğer, vücudumuzdaki en önemli organlardan birisidir. Kendini yenileme konusunda oldukça başarılı olsa da sağlıksız beslenmeden, kötü alışkanlıklardan ve olumsuz duygulardan en çok etkilenen de yine karaciğerimizdir. Bu yazımızda, karaciğerinizi nasıl yedi gün içinde temizleyebileceğinizi anlatacağız.

Karaciğerimize Fazla Yüklendiğimizi Nasıl Anlarız?

Karaciğerinizi temizlemeniz gerektiğine işaret eden belirtiler şunlardır:

  • Sindirim sorunları: Karaciğer sindirim sisteminde önemli bir role sahiptir. Hazımsızlık, karın ağrısı, kabızlık ve gaz karaciğer problemlerinin belirtileridir.
  • Ruh hali: Karaciğerdeki rahatsızlıklar ruh halimizi de etkiler, kendimizi sinirli, yılgın ve öfkeli hissetmemize neden olur.
  • Sağ gözde ağrı
  • Gözlerin altındaki mor halkalar
  • Cildin ve dişlerin sararması
  • Yüksek tansiyon
  • Alerjiler ve cilt sorunları

Temizlenme Haftasına Hazırlık

Temizlenme haftası sadece bir hafta sürdüğü için verilen yönergelere tamı tamına uymanız çok önemli. Ayrıca, bir önceki ve bir sonraki hafta içerisinde de benzer bir beslenme düzeni uygulayarak vücudun aşırı tepki vermesini önleyebilirsiniz. Eğer ilaç kullanıyorsanız ve ciddi sağlık sorunlarınız varsa burada söylenenleri uygulamadan önce bir doktora danışmanız gereklidir.

Son olarak belirtmeliyiz ki karaciğerinizi temizlerken baş ağrısı, yorgunluk, hafif ateş, ishal gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle beslenme düzeninizde ve hayat tarzınızda değişiklik yapmadan önce bir doktora danışmanızı öneririz. Ayrıca yan etkilerin artması durumunda da bir doktora başvurun.

Yasak Yiyecekler

Bu hafta boyunca şu yiyeceklerden tamamen kaçınmalısınız:

  • Alkol
  • Kızartmalar
  • Kırmızı Et
  • Önceden pişirilmiş yiyecekler
  • Süt ürünleri
  • Beyaz şeker
  • Yapay tatlandırıcılar

 

Aç Karnına

Sabahları kalktığımızda vücudumuz bütün bir gece boyunca aç kalmış olur, bu süre boyunca kendini yenilemiş ve dinlenmiştir. Bu nedenle, aç karnına yediğimiz ilk şeyi seçerken akıllıca davranmamız önemlidir. Sabahları, iki bardak ılık su içeceğiz ve ardından bir çorba kaşığı limon suyu ve bir çorba kaşığı sızma zeytin yağı içeceğiz. Bu basit adımlarla, vücudumuzu temizleyip, organlarımızın işleyişine yardım edeceğiz ve karaciğerimizi harekete geçirmiş olacağız.zeytin-yagi-ve-limon

Kahvaltı

Yarım saat sonra kahvaltı edebiliriz. Kahvaltıya taze sıkılmış greyfurt suyuyla başlamayı öneriyoruz. Eğer tatlandırmak istersek biraz bal ya da stevia ekleyebiliriz.

Ardından aşağıdaki seçeneklerden birisini seçebiliriz:

  1. 1. Seçenek: Meyveli içecek (elma, armut, ananas ya da muz) ya da sebzeli pilav ya da yulaf içeceği, bir tatlı kaşığı maya, bir tatlı kaşığı toz polen, bir avuç kuru erik ve öğütülmüş badem.

  2. 2. Seçenek: Tahin ve avokadoyla kızarmış ekmek

  3. 3. Seçenek: Tam tahıllı ekmek ve lavaşla yapılmış sandviçmuz-icecegi

Ara Öğün

Karaciğeri temizleme diyetinin amacı kilo vermek değil, bu nedenle aç kalmamıza gerek yok. Kahvaltının ardından acıkırsak bir meyve ya da bir avuç kuru yemiş yiyebiliriz.

Yapmamız gereken bir diğer şey de bu otlardan birisini demleyip içmek:

  • Boldo
  • Deve dikeni
  • Karahindiba

Öğlen Yemeği

Bu öğün istediğimiz gibi birleştirebileceğimiz üç çeşit yemekten oluşacak:

  • Başlangıç: Soğuk çorba, salata ya da pişmiş elma
  • Ana Yemek: Esmer pilav, kinoa, tam tahıllı makarna, mısır ya da patates
  • Üçüncü Yemek: balık, beyaz et ya da sebze

Yemeklere sızma zeytinyağı, biraz deniz tuzu ve sirke ekleyebiliriz. Yemeği yukarıda söz ettiğimiz demlenmiş içeceklerden birisiyle bitireceğiz.

Öğleden Sonra

Öğlenden sonra da bir meyve ya da bir avuç kuru yemiş yiyebiliriz ve günün üçüncü ve son demlenmiş içeceğini içeceğiz.

Akşam Yemeği

Eğer karaciğerimize önem veriyorsak akşam yemeği her zaman hafif olmalı ve çok geçe kalmamalı çünkü karaciğerimiz gece boyunca kendini yeniler ve bunu yapabilmesi için önce sindirimi tamamlaması gerekir.

Bu nedenle, bu hafta boyunca evde hazırladığınız bir sebze püresini yemenizi öneriyoruz, içine yosun, keten tohumu ve buğday tohumu ekleyebilirsiniz. Eğer doymazsanız, bir yumurta (haşlanmış ya da tavada) ya da biraz pilav ya da mısır ekmeği yiyebilirsiniz.

Bu yazıda verilen önerileri günlük hayatınıza uyarlayarak karaciğerinizin sağlıklı kalmasını sağlayabilirsiniz.

kaynak: sağlığa bir adım

ELMA SİRKESİ DOĞAL BİR YAŞAM İKSİRİDİR…!

12241174_742910789187059_2719482566517006419_n[1]

Bileşim: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-carotin, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri.

Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.

İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o.

Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek,
çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini nasıl kullanabileceğinizi anlatmak istiyorum.
Kullanım biçimleri:

Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:

*1 bardak su
*1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesi
*1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı

Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir.

Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır.

Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık.

Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktır:

► Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır.

Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde,
kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir.
Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve
her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

► Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler,
bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için,
bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır.
Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.
-Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

► Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir.
Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

► Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile
3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür.
Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

► Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

► Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

-Varise karşı, elma sirkesiyle ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

► Hemoroite karşı, yarım su bardağı elma sirkesi ve bir su bardağı adaçayı katkılı
ılık oturma banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

► Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının temelini atın.
Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

► Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ılık suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi
ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

-Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.

► Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce , içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için.

Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve
2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin,
1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5-10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

► Güneş yanığına karşı, inceltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelere dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır.
Banyo süresi 10 dakikadır.
Elma sirkesinin pH değeri(asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir.

Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir.

Uyarı: Elmanın ve elma sirkesinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

Not: Ritüellerin vazgeçilmez sirkesidir 🙂

Alıntı

Çam Kozalağı Mucizesi…Astıma, Öksürüğe, Nezleye Birebir…

11988521_10156228166825557_9642216530614428_n[1]

Astım, öksürük, bronşit, grip, nezle ve balgama karşı 5 adet yeşil çam kozalağı doğranıp üzerine su konur. 24 saat bekletilir, yarım saat kaynatılır. Şeker veya balla tatlandırılır, elde edilen mayiden günde 3 çay kaşığı içilir. Veya 1 bardak suya, 4-6 gr ufalanmış taze kozalak konur, 10 dk kaynatılır, tatlandırılır, günde 1 bardak içilir. Veya taze kozalak suya konulur, 1 gece bekletilip içilir.

Astım ve bronşitte 4 kilo suya, 20 adet kozalak parçalanıp konur, üzerine 1-5kilo limonun suyu sıkılır, 1 kilo kalıncaya kadar kaynatılır, sabahları aç karna 1 çay bardağı içilir ton, benzin gibi eriyiklerde sulandırılarak deriye sürülür.

Sarı Katran (Sedirağ, Katran yağı): Sarı katran elde edilen ağacın dalları kaynatılır, elde edilen su yundan içilirse içteki ve dıştaki yaralan iyi eder. Gül ve zeytinyağı ile kaynatılu, suyu saçlara sürülürse dökülmelerini önler. Meyveleri bal ile Macun yapılıp yenilirse göğüs ağrılarına ve ök sürüğe iyi gelir.

Uyuzda, yaraların temizlenmesinde, saçların kepeklenmesine karşı kullanılır. Diş eti çekilmelerinde dişlere katran sürülürse iyi olur.

Katran özellikle egzamada faydalıdır, egzamanın akut safhasından sonra kullanılmaktadır. Akut devrede % 1 fenol veya diğer bir antiseptik eklenmiş kalarnin sürülür, kaşınmanın giderilmesi için aspirin veya parasetamol kullanılır.

Bazı dermatozlarda sedefte, kepekli egzamada ve siviıcelerde kullanılır. Katranın kanser oluşumuna yol açtığı söylerıirse de insanda yıllar boyu sürülmedikçe kanser yapmaz.

 

Kaynak: Sağlıkla kal Facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay