Karaciğer ve Böbrek Sağlığı İçin En İyi 5 Meyve

limon-çayı[1]

Karaciğer ve böbreklerinize nasıl daha iyi bakabileceğinizi bilmek ister misiniz? Öncelikle, yapacağınız en önemli şey sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmektir. Tuz ve yağ alımınızı sınırlayan akıllı bir beslenme de bunun temel bir parçasıdır.

Düzenli egzersiz yapmak, sigarayı bırakmak ve duygularınızı yönetmek unutmamanız gereken diğer faktörlerdir. Ancak doğa her zaman karaciğer ve böbrek sağlığınız için olmaz olmazsa küçük bir yardım sunar: meyveler.

Bugünkü yazımızda karaciğer ve böbreklerimize bakmamıza yardımcı olan en iyi meyvelerin hangileri olduğunu öğreneceğiz. Okumaya devam edin!

Bugünkü yazımızda karaciğer ve böbreklerimize bakmamıza yardımcı olan en iyi meyvelerin hangileri olduğunu öğreneceğiz. Okumaya devam edin!

1. Karpuz

karpuz-armutKarpuz… kim karpuz sevmez ki? Yaz aylarında içimizi serinleten o hafif ve leziz tadıyla herkesin favorisi karpuz genelde öğle ve akşam yemeklerinden sonra tercih edilir. Peki hiç ıspanak, peynir, fındık, karpuz ve naneyle salata yapmayı denediniz mi?

O zaman karpuzun neden özellikle karaciğer ve böbreklere iyi geldiğini inceleyelim:

  • Karpuz, idrar sökücü ve detoksa yardımcı özelliği sayesinde böbrekleri temizleyen ve karaciğerin düzgün çalışmasını teşvik eden en iyi meyvelerden biridir.
  • Karpuz suyu karpuzu tüketmenin en sağlıklı yollarından biridir; çünkü bu şekilde dokulara ve kan dolaşımına çok daha kolay nüfuz eder ve bu da böbreklerin düzgün çalışmasını sağlar.
  • Daima taze karpuzları seçin. Meyveniz fazla olgunlaşmışsa, yarardan çok zararı dokunabilir.

2. Yabanmersini

orman-meyveleri-suyuYabanmersini tüketmenin en iyi yolu suyunu sıkmaktır. Lezzetli olmasının yanı sıra yabanmersini suyu karaciğer, böbrek ve idrar fonksiyonlarını da düzenler. İşte yabanmersininin mükemmel faydalarından birkaçı:

  • Yabanmersini doğal bir antioksidandır ve doğal detoks için bulabileceğiniz en iyi meyvelerden biridir.
  • Toksinlerin atılmasına, vücudun ve kan dolaşımının arınmasına yardımcı olurlar ve sizi serbest radikallerin etkilerine karşı korurlar.
  • Yabanmersininin bilinen en önemli özelliklerinden biri de bakterilerin mesane duvarlarına tutunmasını engellemesidir. İster inanın ister inanmayın, bu da tüm mide bağırsak sisteminin bakımını gerçekleştirir.

3. Limon

limon-balLimon ve limon suyu günlük olarak tüketebileceğiniz en iyi doğal ve şifalı gıdalardan biridir. Bu blog üzerinde aç karna limon suyu içmenin faydalarından sıklıkla konuşuyoruz, ancak aç karna limon suyu içmenin aynı zamanda karaciğer ve böbrek sağlığı için de son derece faydalı olduğunu bilmelisiniz. 

  • Limon karaciğer yağlanmasını tedavi etmeye yardımcı olan doğal bir detoks gıdasıdır.
  • Vitamin ve mineral deposu olan limon karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını güçlendirir.
  • Limonun bir diğer faydası da mideye varan yemeklerin parçalanmasın yardımcı olmasıdır. Bu şekilde hazmı kolaylaştırır.

4. Elma

elmalarYeşil elma, kırmızı elma… istediğinizi seçin! En sevdiğiniz çeşidini ya da en güzel gözükeni seçin; çünkü hepsi bir yandan kalp sağlığınızı korurken diğer yandan karaciğer ve böbreklerinize etkili şekilde bakarlar. Peki kahvaltınıza bugün neden birkaç dilim elma eklemiyorsunuz? Elmalar harika bir seçenektir, ancak kabuğuyla beraber yemeyi ihmal etmeyin. En iyi yerleri kabuklarıdır! 

  • Kan dolaşımındaki kötü kolesterol ve trigliserit seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olmanın yanı sıra aynı zamanda karaciğer detoksunu ve böbreklerin düzgün çalışmasını da teşvik ederler.
  • Maksimum fayda için ideal olarak günde bir elma tüketmelisiniz. Yalnızca iyi yıkmaya dikkat edin ve mutlaka kabuğuyla beraber tüketin.

5. Kırmızı üzümler

üzümHer zaman en koyu renkli üzümleri seçin. Neden mi? Açık renklilere göre içlerinde daha fazla antioksidan ve diğer şifalı özellikler bulunur.

  • Kırmızı üzümler böbrekleri arındıran ve karaciğerin daha iyi çalışmasına yardımcı olan güçlü bir idrar sökücüdür.
  • Sizin de muhtemelen bildiğiniz üzere, vücuttan toksin ve diğer zararlı atık ürünleri uzaklaştırmaya yardımcı olmanın yanı sıra antioksidan, vitamin ve mineral depolarıdır.
  • Kırmızı üzümlerin neredeyse %80’e varan yüksek su içeriği bulunur. Bu özellikleri de onları günlük olarak tüketmemize uygun kılar ve tıpkı elmalar gibi kırmızı üzümleri de kabuklarıyla yemelisiniz; çünkü birçok faydası meyvenin bu kısmındadır.
  • Üzümleri farklı şekillerde tüketebilirsiniz: kahvaltıda bir kase yulaf ezmesi veya sade yoğurt ile ya da ıspanak, fındık, peynir ve hatta isterseniz bir dilim karpuz salatasına ekleyebilirsiniz.
  • Günde bir kadeh kırmızı şarap içmenin de böbrek ve karaciğere iyi gelip gelmeyeceğini merak ediyorsanız, cevap evettir! Kırmızı şarabın faydası kırmızı üzümlerde bulunan güçlü bir antioksidan olan resveratrolden gelir ve yapılan çeşitli çalışmalara göre bu madde karaciğer yağlanmasının tedavisi için oldukça idealdir. Yalnızca kendinizi bir kadehle sınırlandırmayı unutmayın. Her şey tadında güzel!
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BRONŞİT ASTIM BALGAM İÇİN BİTKİSEL KARIŞIM

Malzemeler :

1- Tatlı kaşığı toz zencefil
2- Bir kase yoğurt 

Toz zencefili bir kase yoğurtun üstüne döküp karıştırın sabahları aç karna yiyeceksiniz. 15/20 dakika sonra bogaz ve gögüs kafesinizde rahatlama hissedeceksiniz .

kaynak: sağlık olsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ayakta Kramp: Nasıl Saniyeler İçinde Kurtuluruz?

ayakta-kramp[1]

Ayağınıza giren kramptan kurtulmak için, yavaşça masaj yapıp ayağınızı esnetmelisiniz. Bu ayrıca diğer aktivitelerle uğraşırken önleyici bir egzersiz görevi de görebilir.

Ayak krampları, çok uzun süre oturduğunuzda ya da ayağınızı uzun süre boyunca koşmak gibi yoğun dozda egzersize maruz bıraktığınızda meydana gelir. Bu can sıkıcı kramp hissi kısa sürede geçebilir, ya da ayak parmaklarınızın içe doğru kıvrılmasına sebep olarak uzun süre boyunca devam edebilir. Kramplar genelde arada bir görülür, ancak bazı insanların ayaklarına düzenli aralıklarla kramp girebilir. Ayaklarında sıklıkla kramp problemi yaşayan insanların dolaşımla ilgili sorunları olabilir, yeterli su içmiyor olabilirler, yetersiz besleniyor ya da sinirsel problemlerden şikayetçi olabilirler.

Doktorunuza kramp şikayetiniz için gitmek nadir rastlanan bir durumdur; ancak, çok sık görülmeye başlar ve sizi endişelendirirse, sık sık tekrarlayan bu kramplara neyin sebep olabileceğini tespit etmek amacıyla bir uzmana görünmelisiniz. Bazı hastalıkların ayak ve dizlerde kramp gibi belirtileri olabilir. Ancak durumunuz çok ciddi olmasa dahi, gelecek sefer ayağınıza kramp girdiğinde uygulayabileceğiniz yöntemleri denemenizi tavsiye etmek isteriz.

Ayak kramplarını geçirmenin yolları

ayak-masajı

  • Yalnızca bir ayağınıza kramp girerse, tüm vücut ağırlığınızı birkaç saniye boyunca kramplı ayağınızın üzerine yükleyin. Diğer ayağı yüksek bir yere koyun, zemine dokunmasın.
  • Kapalı ayakkabı veya çorap giyiyorsanız, çıkartın ve ayağınızı birkaç dakika boyunca esnetin.
  • Parmaklarınızı esnetin, kramplı ayağı yüksek bir yere koyun ve yalnızca topuğunuzu kullanarak destekleyin. Hafifçe parmaklarınızı oynatın ve ağrı geçene kadar tekrarlayın.
  • Parmaklarınızı aşağı yukarı oynatın ve ağrı devam ediyorsa parmaklarınızı elinizle hareket ettirin.
  • Gelecekteki krampları önlemek için kramp geçer geçmez bir yürüyüşe çıkın.
  • Spazmlar birkaç dakika boyunca devam ederse, nemli ve sıcak bir bezi bu bölgeye uygulayabilirsiniz.
  • Yaklaşık 30 dakika boyunca üst dudağınıza bastırmak üzere başparmak ve işaret parmağınızı kullanarak krampı geçirmek için aküpresür uygulayabilirsiniz.
  • Saniyeler içinde sizi kramptan kurtaracak diğer bir aküpresür noktası da ayak başparmağınız ile yanındaki parmak arasında bulunan noktadır. Bu bölgeye 30-40 saniye boyunca basınç uygulayın.

Ayak kramplarını geçiren ev tedavileri

Yukarıdaki yöntemler ayak krampları konusunda size yardımcı olmuyorsa aşağıdaki ev tedavilerini deneyebilirsiniz.

Masaj

Fiziksel aktivitelerle dolu uzun bir gün geçirdiyseniz ya da ayaklarınız yorgun hissediyorsa, iyi bir ayak masajı herhangi bir krampı önlemenin ve azaltmanın harika bir yoludur. Bu durumda kasları gevşetmek ve spazmı azaltmak için ayaklarınızı sürtün. Ayağınızın ön kısmını kan akışını arttırmak ve tamamen rahatlamanıza yardımcı olmak üzere öne doğru getirin. Gece boyunca kramp yaşamaktan endişeleniyorsanız, yatmadan önce kendinize yapacağınız ayak masajı krampı önlemenin iyi bir yoludur.

Esneme egzersizleri

ayak-ovmaEsnemek saniyeler içinde kramptan kurtulmanın en güvenli yollarından biridir. Amerikan Ortopedi Cerrahları Akademisi’ne (AAOS) göre, ayak kasının yumuşak ve hafif bir şekilde esnetilmesi ve masaj yapılması kramplardan tamamen kurtulmanıza yardımcı olacaktır. Esnemek aynı zamanda farklı egzersiz çeşitleriyle uğraştığınız zamanlarda krampların oluşmasını da önleyecektir.

Mabet ağacı

Mabet ağacından yapılan bu çayı içerek hızlı bir şekilde kramplarınızdan kurtulabilirsiniz. Üç yemek kaşığı mabet ağacı yaprağını bir bardak suyun içinde yaklaşık 10 dakika kadar kaynatın, beş dakika bekletip derhal tüketin.

Esans yağları

yağIsı, kramptan etkilenen bölgelerin rahatlamasına yardımcı olabilir ve ayağınızda hissettiğiniz o rahatsız hissi azaltmada genelde etkili sonuç verir. Isıtma pedi kullanmak istemiyorsanız, okaliptus, çam, çay ağacı, biberiye veya kekik gibi sıcaklık hissi veren esans yağlarından birini seçebilirsiniz. İdeal olarak, yağ sürdükten sonra en iyi sonuç için ayağınıza çorap giymelisiniz.

Arnika bitki çayı

Arnika, iltihabı azaltır ve kas ağrısı ile krampları geçirirken bir yandan da dolaşımı teşvik etmek gibi güçlü özelliklere sahip başka bir bitkidir. Bunun için arnika köküyle yapılmış bir çay hazırlamanız ve bu çayı kramplı bölgeye beş dakika boyunca sıcak bir kompres yardımıyla uygulamanız gerekmektedir. Diğer bir seçenek ise sıcak su dolu bir kabın içine birkaç damla arnika eklemek ve ayağınızı bu karışımın içinde 10 dakika kadar bekletmektir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Limon Çekirdeğiyle Eviniz Her Zaman Mis Gibi Kokacak

12715765_230095544002853_2166613897214502410_n[1]

İhtiyacımız olan malzemeler: Limon çekirdeği, saksı, çakıl taşı ve topraktır.

Limon çekirdeklerini ayırarak 1 gece önceden suda bekletiyoruz ve ertesi gün üstündeki kabuğu soyuyoruz. Toprağın içine küçük tohumları yerleştirerek üzerine bir kaç çakıl taşı koyup bitiriyoruz.

Ve evet evimiz için hazırladığımız doğal bir parfüm hem de sürekli kokacak üstelik 10 dakikada hazırladık.

1 hafta 10 gün içerisinde filizlenerek büyüdüğünü ve etrafa mis gibi kokular yaydığını göreceksiniz üstelik çok da dekoratif.

Ayakkabı dolabının olduğu yere ve salonunuza yerleştirdiğinizde bütün eviniz mis gibi kokacaktır…

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kemik suyunun yararlari ve yapilisi

kemik suyu biz turklerin kulturunde her zaman yeri olan, ‘ölüyü bile diriltir’ seklinde bir atasozune dahi konu olmus bir icecek… bazi gidalari zamanla unuttugumuz bir gercek, kemik suyu da eskiden belki de her evde kaynayan, corbaya, pilava hep eklenen ama bulyonlar cikinca, evde yemek yapma azalinca unutulan lezzetlerden biri olmus durumda… ancak dunyada kemik suyu hakettigi onemini geri kazanmaya coktan basladi. paleo beslenmenin dogdugu amerika’da ayni starbucks’in kahve sattigi gibi kemik suyu satan kafeler var, marketler hazir paketlenmis kemik suyu dolu, evlere kemik suyu servisi yapan firmalar, kemik suyunu beslenmenin bas kosesine oturtan beslenme uzmanlari, botox uygulamasi sonrasinda kemik suyu takviyesi tavsiye eden plastik cerrahlar, ellerinde kemik suyu ile fotografi cekilen hollywood yildizlari… kisaca kemik suyu modasini da diger herseyi oldugu gibi gec takip ediyoruz (dunyada 1990larda, bizde ise 2000li yillarda moda olan UGGlar gibi)… ancak bu moda gecmeyecek gibi gorunuyor cunku kemik suyu coook eskiden beri sagligin anahtari…
Bone-Broth-3-2
peki kemik suyunun yararlari kisaca neler?
oncelikle bir besin size yararliysa hucre bazinda sizi iyilestirdigi icindir, bu sebeple birsey bir yerinize iyi geliyorsa her yerinize de iyi geliyor demek… fakat bazi besinler vucudunuzda bazi yerlerinize daha spesifik olarak yariyor, kefirin bagirsak sagliginda one cikmasi gibi, ancak bagirsaginizin en buyuk ve beyinle beraber en onemli organiniz oldugunu, butun organ ve sistemlerinizin bagirsaginizla birebir baglantili oldugunu dusunurseniz her yeriniz kefirden faydalaniyor. kemik suyunu da ayni mantikla dusunun, asagida sayili yarari var, kesfedilmemis ya da bahsedilmeyen neler oldugunu dusunmek heyecan verici…
1. ilginizi cekmek icin hemen belki de diger yararlari yaninda en anlamsiz ama kadinlar icin cok onemli bir yarari kemik suyunun kolajen yapisinin selulitlere cok iyi gelmesi!
2. gecirgen bagirsak sendromunuzu iyilestirmek icin cok yararli. bagirsak duvarinizdaki delikleri kemik suyu icerigindeki kolajen ile onarabilir, boylece onlarca otoimmun rahatsizlik, depresyon, kanser, diyabet gibi sayisiz hastaligi hem tedavi edip hem de kendinizi bu hastaliklardan koruyabilirsiniz.
3. icerigindeki glycine, proline, and arginine isimli aminoasitler antienflamatuar ozelliktedir ki enflamasyon neredeyse butun hastaliklarin ana sebeplerinden kabul ediliyor. ozellikle arginin’in sepsis tedavisinde yararli oldugu kanitlandi.
4. cildi genclestirmeyi vadeden butun kremlerin icerisinde bulunan kolajen kemik suyunun etken maddelerinden. yani yuzunuze surdugunuz yuzlerce liralik kremin faydasininin daha fazlasini iceriden cildinize, tirnaklariniza, saclariniza gonderebilirsiniz, gecliginizi iceriden besleyebilirsiniz.
5. icerigindeki mineraller sayesinde bagisikliginizi guclendirebilirsiniz. hasta oldugunuzda akla ilk kemik ya da tavuk suyuna corba gelmesi bosuna degil, kemik suyu hastaliklari iyilestirme ve onlemede birebir. harvard universitesi’nde yapilan bir calisma kemik suyu icen otoimmun rahatsizliga sahip kisilerin semptomlarinda rahatlama yasadigi, bazilarinin hastaliklarinin tamamen  geriledigini gosteriyor.
6. icerigindeki arginine bagisikligi ve yara iyilesmesini, buyume hormonu salgilanmasini, karaciger hucre yenilenmesini ve erkeklerde sperm olusumunu destekliyor.
7.  icerigindeki glycine kas yikimini engelliyor, safra tuzu ve glutatyon uretimini destekliyor, detoksifikasyona kati saglayan bir antioksidan gorevi goruyor ve uykuyu iyilestiren bir nörotransmitter olarak calisiyor, hafizayi guclendiriyor.
8. icerigindeki proline cildi dolduruyor, selulitleri azaltiyor, bagirsak deliklerini kapatiyor.
9. icerigindeki glutamin bagirsagi koruyor, ince bagirsak hucrelerine metabolik yakit sagliyor, metabolizma ve kas yapimina yariyor.
10. icerigindeki gelatin bagirsaklardaki probiyotik sagligini destekliyor.
11. midedeki asit refluyu tedavi ediyor.
12. vucudun asit tamponlamasinda kullandigi kalsiyum ve magnezyumu bol miktarda iceriyor.
13. kemik suyu icerisindeki glucosamine eklem sagliginiz icin son derece faydalidir. ayrica icerigindeki chondroitin sulfate maddesinin osteoartrit’i engelledigi kanitlandi.
14. kaynattiginiz kemiklerden suya sizan fosfor, kalsiyum ve magnezyum sizin kemiklerinizi guclendirmek icin en gerekli mineraller arasnda yer aliyor…
15. kemik suyunu duzenli icen herkesin hemfikir oldugu iki sey enerji verdigi ve uzun sure tok tuttugu ki kilo vermek ya da enerji seviyesini yukseltmek isteyen herkesin kullanmasi icin mukemmel bir icecek…
HEMSLEYHEMSLEY_BON_3255124b
defalarca soruldugu icin kemik suyunu nasil yaptigimi birkez de burada anlatmak istedim:
oncelikle kasaptan koyun ve danadan ilikli kemik ve eklem uclari satin aliyorum. eve gelip kemikleri yikayip yavas pisiriciye (isteyen buyuk bir celik tencere kullanabilir) koyuyorum. icine istedigim kadar sogan, sarimsak, havuc ve zencefil dilimliyor ve toz karabiber ve zerdecal ekliyorum, aci istersem kurutulmus biber koyuyorum. kemiklerdeki minerallerin suya gecmesini saglamak icin iki kasik sirke ekliyorum. en son icme suyu ekleyip tencerenin agzini kapatip makinenin altini yuksek ayarda aciyorum (tencere kullananlar icin yuksek isi) su isinip da kaynamaya baslayacakken (ancak kaynamasina izin vermiyorum) kisik ayara dusuruyorum (tencere kullananlar icin en kisik ates) ve bu sekilde 10-12 saat arasi pisiriyorum. onemli nokta kemik suyundaki kolajen yapinin bozulmamasi icin asla fokur fokur kaynama olmamali, sadece kenarlardan minik baloncuklar cikmasi yeterli… ayrica ne kadar uzun piserse o kadar yararli bir kemik suyunuz olur, asla erkenden pisti sanip altini kapatmayin. pistikten sonra suzup, sogutup cam kapta buzdolabina kaldiriyorum. ertesi gun dolaptan cikarip uzerinde olusmus yagi alip atiyorum (ya da omlet gibi cok yuksek ateste pismeyen seylerde kullanmak icin ayiriyorum) ve altta kalan jellesmis kemik suyu sifasini sunmaya hazir. buzdolabinda 4 gun, buzlukta 3 ay bekliyor (ben hic gormuyorum o kadar zaman gectigini tabi, bizde cok tuketiliyor)… ben hergun sabahlari isitip 200-250 ml bardakta iciyorum, yararli olmasi icin sık tuketilmesi lazim. isteyen corba ya da pilav da yapabilir ama ben kiyamam, direkt icmeye bayiliyorum.
kAYNAK: pinoeatshealthy.wordpress.com-kemiksuyunun
Pınar çetiner
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 16 Comments »

İdrar Yolu Enfeksiyonları İçin 7 Tedavi

idrar-yolu-enfeksiyonu[1]

İdrar yolu enfeksiyonu genellikle E.coli gibi gastrointestinal bakteriler yüzünden oluşur, bunlar idrar yoluna yerleşir ve çoğalmaya başlar. Bu, hem kadınların hem de erkeklerin yaşayabileceği bir sorundur, ama genelde bu hastalıktan en çok kadınlar etkilenir. Maalesef, bir kere idrar yolu enfeksiyonu yaşadıktan sonra tekrar oluşma riski daha fazladır.

İdrar yolu enfeksiyonu; idrarı uzun süre tutmak, cinsel ilişki, hamilelik veya menopoz gibi durumlarda, bakteriler nedeniyle oluşur. En genel belirtiler sık idrara çıkma ihtiyacı, çok az idrar, idrara çıkarken yanma hissi, idrarın renginde değişiklikler, karın ağrısı, ateş, baş dönmesi ve kusmadır.

Özellikle ilk belirtilerden sonra en kısa zamanda harekete geçmek önemlidir, böylece enfeksiyonun böbreklere sıçramasını önleyebiliriz. Ancak en iyisi elbette doktorunuza başvurmaktır. Bunun yanı sıra bu problemle savaşmak için başvurabileceğiniz ev yapımı tedavi yöntemleri var. 

Elma sirkesi

elma sirkesi

Elma sirkesi enzimler, potasyum ve diğer mineraller açısından zengindir; böylece idrar yolunda iltihaba yol açan bakterilerin büyümesini önler. Bu tür enfeksiyonları iyileştirmek için tıbbi ilaçlara alternatif olarak elma sirkesi kullanılabilir. 

Ne yapmalı?

  • İki yemek kaşığı elma sirkesini bir bardağa koyun ve için. Daha iyi sonuçlar almak için limon suyu veya bal kullanabilirsiniz.
  • Bunu günde iki kez içmelisiniz.
  • Bir diğer seçenek ise küvette banyo yaptığınız suyun içine biraz elma sirkesi koyup yıkanmak.

Kızılcık suyu

Kızılcık suyu, enfeksiyona sebep olan E. coli bakterisinin oluşumunu önleyen antibiyotik özelliklere sahiptir. Kızılcık suyunu doğal, şekersiz ve katkı maddesiz içmek en faydalısıdır.

Ne yapmalı?

  • İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmak için her gün yarım bardak kızılcık suyu için. 
  • Eğer idrar yolu enfeksiyonunuz varsa günde 3 ila 4 bardak kızılcık suyu içmelisiniz.
  • Dikkat: Eğer böbrek taşı sorunu yaşadıysanız kızılcık suyu içmemelisiniz.

Çay ağacı yağı

Çay ağacı yağı idrar yolu veya mesane enfeksiyonlarına neden olan bakterileri ortadan kaldırmak için etkili bir antibiyotiktir. 

Ne yapmalı?

  • 10 damla çay ağacı yağını suyla karıştırın ve genital bölgenizi bu karışımla yıkayın.
  • Bir diğer seçenek eşit miktarda çay ağacı yağı, sandal ağacı yağı ve ardıç yağını karıştırın. Bu karışımı safra kesesi yakınındaki karın bölgesine sürün. Bu karışım enfeksiyondan kaynaklanan ağrıyı dindirmeye yardımcı olur.
  • Başka bir seçenek de iç çamaşırınıza iki damla çay ağacı yağı damlatmak. Bu şekilde yağ yarattığı ısı ile enfeksiyona iyi gelir.

At kuyruğu (Kırkkilit otu) çayı

atkuyruğu

At kuyruğu çayı güçlü bir idrar söktürücüdür, böylece idrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelir. 

Ne yapmalı?

  • Enfeksiyonun ilk belirtileriyle her gün iki veya üç bardak at kuyruğu çayı içmeye başlayın.
  • Çok uzun süre içmemelisiniz.

Nar suyu

İçeriğindeki yüksek oranda antioksidanlar ile nar suyu mesane duvarında oluşan bakterilerle savaşır. Bol C vitamini içerir, bu da bağışıklık sistemini güçlendirir ve idrar yolunda oluşan enfeksiyonlarla savaşır. 

Ne yapmalı? 

  • Enfeksiyonla savaşmak için günde iki veya üç bardak nar suyu için.

Sarımsak çayı

Sarımsak güçlü antibiyotik ve antibakteriyel özellikler içerir. Böylece olası bakteri ve idrar yolu enfeksiyonu oluşumu ile savaşır ve oluşumunu önler. 

Ne yapmalı?

  • İki diş ezilmiş sarımsağı bir bardak sıcak suya koyun, 5 dakika bekletin, enfeksiyona karşı günde en az üç bardak için.
  • Bir diğer seçenek ise her gün çiğ sarımsak yemektir.

Karpuz suyu

karpuz

Tazeleyici ve temizleyici olmasının yanı sıra karpuz suyu idrar yolunu temizlemede ve enfeksiyona neden olabilecek bakterileri temizlemekte de çok başarılıdır.

Ne yapmalı?

  • Karpuzun suyunu mikserden geçirerek çıkarabilirsiniz.
  • Tercih ederseniz karpuzu dilimleyerek yiyebilirsiniz.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ORGANLARIN YENİLENMESİ

12742409_987758774624457_4067826911111659306_n[1]
Bilim adamları, vücuttaki organların yaşlanma sürecini aydınlattı. Göz ve beyin dışında kalan tüm organlar kendini yenileyebiliyor ve böylece vücudumuz hayat boyu 10 yaşın altında kalmayı başarabiliyor.

İngiltere’de yayınlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre bu durumun nedeni, hücrelerin yenilenmesi yani eski hücrelerin yerini yeni hücrelerin alması olarak açıklanıyor.
Ancak bu “kalıcı gençlik” durumundan nasibini alamayan şanssız organlar da yok değil. Beyin, gözler ve sinir sistemi kendini yenileyemiyor.

Beyinde; koku alma ve öğrenme merkezleri haricindeki diğer hücreler, tıpkı tam anlamıyla oluşumunu tamamladıktan sonra yenilenemeyen sinir sistemi ve kornea haricinde yenilenemeyen gözler gibi, yaşlanmaya karşı direnemiyor.

KALP KENDİNİ 20 YILDA YENİLİYOR

Yıllarca kalbi oluşturan hücrelerin doğduktan sonra değişmediği sanıldı.

Ancak New York Üniversitesi’nden Dr. Piero Anversa tersini ispatlamayı başardı. Kalbin kendini yenilediğini belirten Anversa bunun en az 20 yıl aldığını kaydetti.

SAÇLAR KENDİSİNİ 3-6 YILDA YENİLİYOR

Yaklaşık 100 bin adet olan saçların her bir teli ayda 1.25 santimetre uzuyor.

Dolayısıyla saçların kaç yaşında olduğu da saçın uzunluğuna göre değişiyor.

MİDE DUVARI KENDİSİNİ 3-5 GÜNDE YENİLİYOR

Midedeki asit karşısında hücrelerin dirençli olmadığını belirten İsveç-Karolinska Enstitüsü’nden Jonas Frisen, hücrelerin 3 ila 5 gün arasında yenilendiğini vurguladı.

Ancak nikotin, hücrelerin yenilenmesini ağırlaştırıyor.

BAĞIRSAK KENDİSİNİ 2-5 GÜNDE YENİLİYOR

Midede olduğu gibi bağırsaklarda da hücrelerin zor şartlar altında olduğunu söyleyen İsveçli Dr. Frisen

bu hücrelerin hızla yenilendiklerini ve bu sürenin 2 ila 5 gün arasında değiştiğini ifade etti.

İSKELET SİSTEMİ KENDİSİNİ 10 YILDA YENİLİYOR

İskelet de vücudun sürekli kendini yenileyen bölümlerinden biri.

Kemiklerin 10 yılda bir tam anlamıyla kendini yenilediği tahmin ediliyor.

DİL KENDİSİNİ 10 GÜNDE YENİLİYOR

Tat moleküllerini sinirler yoluyla beyne ileten dilde bulunan 10 bin tomurcuğun her birinde 50 hücre bulunuyor.

Bu hücreler her 10 günde bir kendini yeniliyor.

KARACİĞER KENDİSİNİ 6 AYDA YENİLİYOR

Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolayan karaciğer vücudun en güçlü organlarından biri.

İngiltere Karaciğer Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre karaciğerin kendini yenileme süresi 6 ay.

AKCİĞER KENDİSİNİ 1 YILDA YENİLİYOR

Akciğerde hücreler farklı periyotlarda yenileniyor. Bu da havanın temizliğine, sigara içilip içilmemesine göre değişiyor.

Yenilenme süresi ise altı ayla bir yıl arasında…

GÖZLER YENİLENMİYOR

Gözler, kornea tabakası haricinde kendini yenileme özelliğine sahip değil. Zaman geçip yaş ilerledikçe gözleriniz de sizinle birlikte yaşlanıyor.

Aynı şekilde beyin hücreleri de kendini yenileyemiyor ve yaşlanıyor.

Hangi Saatlerde Hangi Organlarımız Yenileniyor?

Yaşam şeklimizi de bu saatlere göre düzenlediğimiz takdirde bu yenilenmeye katkıda bulunabilirsiniz. Örneğin akşam saat 11 de uyumazsak, saat 11 de kendini yenilemeye başlayan safra kesesi bu görevini yapamaz, ve ertesi günü yeterli performansta çalışamaz. Bununla birlikte göz altındaki torbalar ve şişkinlikler safra kesesinde çamur veya taş olduğunun bir belirtisi olabilir. Bunun için en az haftada 3 gece saat 11 de uyumamız gereklidir.

İşte organlar ve saatleri:

23 – 01 arası : Safra Kesesi
01 – 03 arası : Karaciğer
03 – 05 arası: Akciğer
05 – 07 arası : Kalın bağırsak
07 – 09 arası : Mide
09 – 11 arası : Dalak, Pankreas
11 -13 arası : Kalp
13 -15 arası : İnce bağırsak
15 -17 arası : Mesane
17 -19 arası : Böbrek
19 -21 arası : Kalp Kası
21 – 23 arası : Bedenin Isıtılması

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kanserle Savaşmak için Bal ve Zencefil Tarifi

  • bal-zencefil[1]
  • Zencefil kökü son yıllarda kanser karşıtı özellikleriyle popüler oldu, ve hatta bu hastalık için verilen konvansiyonel ilaçlardan daha etkili olduğu durumlar var.
  • Zencefil dünya çapında yiyeceklerde kullanılan bir köktür ve ayrıca bir çok hastalığın tedavisinde kullanılır. Ama bir çok insan bu lezzetli kökün kanser karşıtı özellikleri olduğunu bilmiyor, bu özellikler ilerlememiş hastalıkların tedavisinde anahtar olabilir.

    Zencefil bazı kanser ilaçlarına göre neden daha yararlı?

    Georgia Devlet Üniversitesinde yapılan bir araştırma zencefil özünün deney farelerinde prostat tümörlerini %56 azalttığını ortaya koydu. Bu araştırma sayesinde bilim insanları bu bitkinin kanser karşıtı özelliklerini ve tümörleri küçültmedeki işlevini keşfetti. Ve dahası, sağlığa çok yararlı olan bir çok antioksidan içerdiği ortaya kondu. Peki neden bu şifalı bitki ticari kanser ilaçlarına nazaran daha etkili olabiliyor?
    zencefil
    Doktorlar genellikle bu hastalık için ‘tek çare’ olarak çeşitli ilaçlar yazsalar da, işin aslı bazı ilaçların hastanın durumunu kötüleştirebileceği, tümörün büyüme hızını arttırabileceği, ve hatta bazen iyileşme olasılığını azaltabileceğidir. İlaçlar kanserle savaşmak için yararlı olsa da potansiyel yan etkileri bazen iyilikten çok kötülük eder ve bazı durumlarda hastanın yaşama olasılığını azaltır.

    Kesinlikle hastaların ilaçlarını bırakmasını önermiyoruz. Ama bu hastalığın tedavisinde faydalanabileceğiniz alternatif bir yöntem sunmak istiyoruz. Bu kök bitki hem ucuzdur, hem hazırlaması kolaydır hem de düzenli tüketildiğinde harika sonuçlar verir.

  • Zencefilin vücuda herhangi bir yan etkisi yoktur. Bunun yerine kötü niyetli tümörlerin büyümesini önlerken, prostat kanseri hücrelerini de azalttığı kanıtlanmış durumda. Diğer çalışmalar ise bu bitkinin kullanımının kanser büyümesi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini gösteriyor. Aslında, aynı çalışmalar zencefilin neredeyse 101 hastalık için faydalı olduğunu ortaya koydu.

    Kanserle savaşmak için zencefil ve bal

    bal
    Bu ballı lezzetli tarif internette çok popüler oldu çünkü bir çok insan kanserle savaşım süreçlerinde bundan faydalandıklarını dile getirdi. Bu tedavi yöntemini kullanan kanser hastalarının durumu iyileşti veya ameliyat ile kemoterapi olmadan hastalığın üstesinden geldiler. 

    Malzemeler

    • 2 büyük parça zencefil kökü
    • 450 gr organik bal
  • Zencefil kökünü soyun, rendeleyin, ve balla karıştırın. Bir kaba koyun ve günde iki üç kaşık alın.
  • Tahta veya plastik kaşık kullanın. Bu ayrıntı oldukça önemli.

 

Kanserle savaşmak için zencefil ve sarımsak macunu

sarımsak
Bu güçlü tarif zencefil ve sarımsağı beraber kullanarak bu iki farklı bitkinin kanser karşıtı özelliklerinden faydalanır. Çalışmalar, sarımsağın mide ve kolorektal kanserlerle savaşmadaki başarılarını ortaya koyuyor. Ayrıca göğüs, prostat, akciğer ve safra kesesi gibi diğer kanser türleri ile savaşmakta da çok faydalıdırlar. Diğer yandan zencefil kolon ve prostat kanseri tedavisinde pozitif sonuçlar ortaya koymuştur. 

Bu sarımsak ve zencefil pestili çok sağlıklıdır ve kanser tedavisinde çok faydalıdır.

Malzemeler

  • 120 gram sarımsak
  • 120 gram zencefil
  • 1 yemek kaşığı organik zeytinyağı

Hazırlanışı

  • Tüm malzemeleri bir kapta karıştırın. Mikserden geçirin ve her şeyin tamamen karıştığına emin olun.
  • Bu sosu yemeklerin yanında kullanabilirsiniz ve günde bir veya iki yemek kaşığı olarak doğrudan tüketebilirsiniz.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zencefilin Dört Farklı Kullanımı..

12651096_548531325313484_1761604213951523247_n[1]

Zencefilin Sağlığa Faydaları Mide Bulantısı: Hamilelik yaşamış kadınlar bilir, zencefil çayı hamilelikte görülen sabah bulantıları için en etkili ve en güvenli doğal çözümler arasında ilk sırada yer alır. Bu alanda yapılan araştırmalar zencefilin mide bulantısını geçirmedeki etkisini doğrular niteliktedir. Gebelik döneminde şiddetli mide bulantısı ve kusma atakları yaşayan kadınlar az miktarda zencefil ile olumlu sonuçlar elde edebilir. Üstelik mide bulantısı için alınabilecek ilaçlardan daha güvenli olduğu söylenir. Ancak hamilelikte zencefili tablet veya kapsül şeklinde kullanmayı düşünüyorsanız, tabletler gıda şeklinde alınan zencefilden daha güçlü olduğu için öncelikle doktorunuza danışmalısınız.

İltihap Önleyici: Zencefilde bulunan “gingerol” güçlü bir iltihap önleyicidir ve bu nedenle osteoartrit ve romatoid artrit gibi şiddetli ağrılara yol açan hastalıkların tedavisinde tüketilmesi önerilen bitkiler arasında yer almaktadır. Ayrıca yaşa bağlı eklem ağrıları, diz ağrısı gibi yaşlılıkta sık görülen ağrıların hafifletilmesine yardımcı olur.

Kolon Kanseri: Tüm dünyadan uzmanların katıldığı ve kanser üzerine yapılan araştırmaların tartışıldığı “Frontiers in Cancer Prevention Research” (2003) konferansında sonuçları açıklanan bir çalışmaya göre, düzenli olarak zencefil tüketimi veya zencefil takviyesi kullanımı, kolorektal (bağırsak, rektum veya her ikisi birden) kansere neden olan hücre yapısı değişimini baskılıyor ve tümörlerin büyümesini engelliyor. Ancak bu alanda zencefilin faydalarının tam olarak belirlenebilmesi için daha çok bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtelim.

Yumurtalık Kanseri: Michigan Üniversitesi’nden Dr Rebecca Lui önderliğinde yapılan laboratuvar araştırmasında zencefilin ana bileşeni “gingerol” kanserli yumurtalık hücrelerinin sayısını azaltarak mevcut tümörlerin küçülmesini sağladığı belirlenmiş.

Hareket Hastalığı: Araç, uçak veya tekne tutması olarak da bilinen taşıt hareketi nedeniyle yaşanan mide bulantısına karşı zencefil kullanabilirsiniz. Bu konuda kusma, mide bulantısı gibi tekne tutması belirtileri gösteren 80 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre toz zencefil taşıt tutmasının yarattığı rahatsızlıkları azaltıyor.

Bağışıklık Sistemi: Vücut ısısını yükselten zencefil grip sırasında sağlıklı terlemeyi sağlayarak hastalığın vücuttan daha kısa sürede atılmasına yardımcı olur. Özellikle bulaşıcı hastalıkların yaygın olarak görüldüğü kış aylarında düzenli olarak zencefil çayı içerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir ve hastalığa yakalanma riskini azaltabilirsiniz.

Astım: Son yıllarda astım ve astım tedavisi üzerine yapılan bazı araştırmalar zencefilde bulunan bazı bileşenlerin geleneksel astım ilaçları ile birlikte kullanıldığında ilacın etkisini artırdığı yönünde sonuçlara sahip.

Diyabet: Sidney Üniversitesi Eczacılık Fakültesi tarafından yapılan bir çalışamaya göre zencefil şeker hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde kullanılabilir. Araştırmada zencefilin diyabeti önleyici ve tedavi edici etkisinin insülin üretimi ve kullanımıyla, karbonhidrat ve lipidin sindirimi sırasında kullanılan enzimler üzerindeki olumlu etkisinden ileri geldiğinin altı çiziliyor. Aynı araştırmada 30 gün boyunca günde 3 gram zencefil tozu tüketen şeker hastalarının kan şekeri, trigliserid, toplam kolesterol ve LDL kolesterol seviyelerinde önemli düşüşler tespit edilmiş.

Ağrılı Adet Dönemi: Zencefil tıpta “dismenore” adı verilen çok şiddetli adet dönemi ağrılarını hafifletir. Zencefilin bu faydası konusunda İslami Azad Üniversitesi (Pakistan) tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre adetten 3 gün önce zencefil kapsülü kullanmaya başlayan kadınların %83’ü adete bağlı olarak yaşadıkları ağrıların hafiflediğini belirtmiş. –

kaynak: Herşeyden önce sağlık

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 5 Comments »

HİÇ BAKIR BARDAKTA SU İÇMENİN FAYDASINI DUYDUNUZMU .BELKİ İLK DEFA DUYANLAR OLACAKTIR KİMİNİZ İSE AAA HAYRET DİCEK.

12540950_960576817330627_5961268192665755778_n[1]

HİÇ BAKIR BARDAKTA SU İÇMENİN FAYDASINI DUYDUNUZMU .BELKİ İLK DEFA DUYANLAR OLACAKTIR KİMİNİZ İSE AAA HAYRET DİCEK.

Su içmek yararlı, bakır bardakta su içmek çok daha yararlı! İşte bakır bardakta su içmenin faydaları…

Hindistan’da yüzyıllardır kabul edilen ve Vedik kültürünü esas alan bir doğal şifa yöntemi vardır. Bu yönteme ayurveda ismi verilir. Ayurveda bir yaşam tarzıdır ve içinde bilincimizi yükselten, genel sağlık halimize olumlu özellikler kazandıran, yaşlanmayı geciktiren, aromaterapi barındıran bir sistemdir.

Ayurveda sistemine göre temel sıvı kaynağımız olan su, bakır bardakta içilirse, çok şifalı olduğuna inanılır. Eğer direkt olarak bakır kaptan su içmek istemiyorsanız, 8 saat bakır kabın içinde beklettiğiniz suyu, cam bardaklara dökere de içebilirsiniz. Ayrıca kullandığınız bakırın kalaylanmış ve steril olmasına dikkat edin.

İşte bakır bardakta su içmenin faydaları…

Bakır oligodinamik yapısıyla, bakterileri öldürebilme özelliğine sahiptir. Suyu arındırıp temizler ve sterilize hale getirir. Bakır kaplar, bazı ülkelerde suyu sterilize etmek amacıyla da kullanılır.

bakır bardakBeynimiz, verileri ileten sinir taşıyıcıları ile görevini yerine getirir. Bu iletkenler miyelin adı verilen ve beyindeki nöron akışını hızlandıran bir maddeyle kaplıdır. Bakır, bu akışları hızlandırmaya yardımcı olarak beynimizdeki veri alışverişini hızlandırır ve etkili düşünmemizi sağlar.

Vücuttaki bakır seviyesinin eksikliği tiroid bezlerinin düzenli çalışmasını engeller ancak bakır, tiroid bezinin fonksiyonlarını yerine getirmesi için ihtiyaç duyduğu önemli minerallere sahiptir. Bunu da bakır bardakta içtiğimiz suyla elde edebiliriz. Bakır bardaktan su içildiği zaman vücuttaki olası mineral eksikliği önemli ölçülerde giderilir ve salgı bezinin fonksiyonları düzenli bir hale gelir.

Aynı zamanda ayurvedik düşünce ve sağlık sistemine göre bakır kapların suya pozitif elektrik yükleme özelliği vardır ve bu pozitif elektrik vücudun sinirsel anlamda dengelenmesini sağlar ve hayata daha pozitif bakmamızı sağlar. Bakırın özelliğini alan su, içildiğinde kireçlenme ve romatizma gibi eklem ağrılarını hafifletme özelliği de bulunur.

Melanin vücudu koruyup ciltteki yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar, akne ve kızarıklıkların önüne geçer. Melanin üretimi açısından oldukça etkili olan bakır, bu maddenin oluşmasını sağlar. İçtiğiniz suya temas ettiği için, bakırın doğrudan bu özelliğinden de faydalanabilirsiniz.

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sadece Üç Malzemeli Güçlü Antiviral İçecek

Vücudunuz her gün virüs, bakteri ve mantarlardan kaynaklanan enfeksiyonları kapabileceği birçok faktöre ve duruma maruz kalmaktadır. Vücudunuzda bir bağışıklık sistemi vardır ki bu da mikro-organizmaların yaratabileceği sağlık problemleri konusunda yetki sahibidir.

Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, iklimdeki ani değişiklikler veya fiziksel aktivite yoksunluğu gibi durumlar, bağışıklık sistemini zayıflatarak onu mikro-organizmalardan kaynaklı hastalıklara karşı daha savunmasız kılabilir.

Belirli bazı yiyeceklerden alacağınız besleyiciler, güçlü bir bağışıklık sistemi için anahtar niteliğindedir; bu sayede vücudunuz viral hastalıklara karşı daha dirençli olacaktır. Bağışıklık sisteminin doğru beslenmeye ihtiyaç duyduğunu unutmamalısınız. Aşağıda vereceğimiz tarif, bağışıklık sisteminizin güçlü olabilmesi, ve her tür enfeksiyonla savaşabilmesi için birbirinden güçlü üç besini içeren antiviral bir içecektir.

Bu Gizli Antiviral İçecek İçin Malzemeler Nelerdir?

İnanması zor olsa da, bu gizli antiviral içecek, çok faydalı olduğu bilinen ve yaygın olarak kullanılan üç besin maddesinden yapılmaktadır: limon, zencefil ve bal.

Limon

4-limon

Limon, C vitamini içeriği ile ün salmış bir meyvedir; ancak bunun yanı sıra güçlü bir antibiyotiktir ve beyaz kan hücrelerini aktive etme özelliği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu meyve, özellikle solunum yolu ile ilgili yüksek miktarda virüs ve bakteri ile savaşta etkili olan, antibiyotik ve antiviral özelliklere sahiptir.

Zencefil

Zencefil kökü, anti-enflamatuar oluşu ve mukolitik eylemlerinden kaynaklı tıbbi özellikleri sayesinde gitgide daha popüler hale gelmektedir. Bu faydalarına ilaveten zencefil, yüksek miktarda antioksidan içermektedir. Bu bitki, vücudun bağışıklık sistemini uyarmaya yardım edicidir ve soğuk algınlığı, grip, öksürük veya astım gibi birçok hastalığa sebep olan virüs ve bakteri ile savaşta oldukça etkilidir. Mukolitik eylemi, mukus salgısını teşvik edicidir, böylelikle öksürük ve boğaz ağrısı gibi semptomların iyileştirilmesi açısından harikadır.

Tıp dilinde ayrıca, anti-bakteriyel, anti-fungal, anti-toksin, anti-histamin ve anti-enflamatuar özellikleri ile bilinmektedir.

Arı Balı

bal

Yakın zamanda yapılan araştırmalar arıdan elde edilen balın soğuk algınlığı ve gribe neden olan virüs ve bakterilere karşı savaşabilecek güçlü antibiyotik özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Bu besin ayrıca, yıllardır solunum yolu ve viral rahatsızlıkların tedavisinde de kullanılagelmiştir.

Yine aynı araştırmalar, balın balgam sökücü özelliği olduğunu vurgularlar; bu özellik de balı, zayıf bağışıklık sistemi sebebiyle karşılaşılan astım ve diğer solunum yolu problemleri tedavisinde kullanılması için ideal kılmaktadır.

Antiviral Limon, Zencefil ve Bal İçeceği

Bu üç içeriğin antiviral faydalarından söz ettiğimize göre şimdi sıra vücudumuzun savunma mekanizmasını arttırıcı, bu sayede de alerji veya viral enfeksiyonlar sebebiyle oluşabilecek solunum yolu problemlerini engellemeye yardımcı, bu güçlü antiviral içeceği hazırlamaya geldi.

Bu üç faydalı malzemeyi her zaman elinizin altında bulundurmanızda yarar var, çünkü bunlar her an karşılaşabileceğiniz soğuk algınlığı, grip ve çeşitli solunum yolu alerjilerine karşı oldukça etkilidirler.

Malzemeler

  • İki büyük limon (soyulmamış),
  • Yarım zencefil kökü,
  • 200 ml organik arı balı (8 yemek kaşığı).

Hazırlanışı

  • Öncelikle limonları su ve sirke solüsyonu ile güzelce yıkayın ve muhtemel tüm böcek ilacı kalıntılarından kurtulmalarını sağlayın. Limon, kabuğu ile birlikte kullanılmalıdır çünkü C vitamini içeriğinin yanı sıra diğer tüm besleyici içeriklerinin büyük kısmı kabuğunda bulunmuştur.
  • Zencefil kökünü güzelce yıkayın, küçük parçalara ayırın ve böldüğünüz limonlarla birlikte karıştırıcıya atın. Son olarak, tavsiye edilen miktarda balı da ilave edin ve tüm malzemeler tamamen karışıncaya kadar karıştırmaya devam edin.
  • Hazır olduğunda karışımı cam bir kavanoza koyun ve ağzını kapatarak buzdolabında muhafaza edin.
  • Eğer karışım buzdolabında uzun süre beklerse bal kristalleşmeye başlayacaktır. Bu durumda benmari yöntemi ile eritmek, ziyan olmasını engellemek açısından iyi bir fikir olacaktır.

Tüketimi:

13 yaş ve üzeri bireyler için, bu karışımdan her gün bir yemek kaşığı tüketmek idealdir. Çocuklar sadece günde bir çay kaşığı tüketmelidirler. Dilerseniz karışımı sıcak suda, çay içerisinde veya diğer herhangi bir sıcak içecekte çözerek de tüketebilirsiniz.

Binlerce hasta böyle iyileşti!

Uzmanlara göre balla tarçın karışımı tam bir şifa deposu.. İşte ballı tarçının bilinmeyen mucize faydaları..

binlerce_hasta_boyle_iyilesti_h102207_fc284[1]

Uzmanlar tarafından ballı tarçının tam anlamıyla mükemmel bir doğal ilaç olduğu kanıtlanmıştır. Tarçın bal karışımının soğuk algınlığından kalp hastalıklarına, kanserden cilt enfeksiyonlarına hatta kilo vermeye kadar bir çok alanda faydası mevcut.

Tarçınlı Balın Hazırlanışı
1 bardak kaynamış su içerisine bir miktar tarçını ilave edin ve demlemeye bırakın. Karışım oda sıcaklığına geldiğinde eklediğiniz tarçının 2 katı kadar balı karışıma ekleyin ve karıştırın. Yaptığınız bu bal tarçın karışımının yarısını akşam yatmadan önce için, kalan yarısını ise sabah kalktığınızda tüketin.
Tarçın ve bal karışımını hazırlamak bu kadar kolay. Şimdi gelelim bitmek bilmeyen faydalarına. Karışımın o kadar etkili ve çok faydası var ki ilaç firmaları bu karışımın yayılmasından hoşlanmayacak. Çünkü bir çok alanda faydası görülüyor. Bir çok ülkede tedavi amaçlı kullanılan doğal bir takviye…

İşte Ballı Tarçının Mucizevi Etkileri – Bal Tarçın Neye iyi gelir – Faydaları Nelerdir..?
Bağışıklı Sistemi: Karışım bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve bakteriyel hastalıklara karşı direnci artırıcı etkisi var.

İdrar Yolu Enfeksiyonu:
Bu karışımın idrar yollarında oluşan mikropları öldürdüğü bilinmektedir.

Sindirim Güçlüğü:
Bu karışım midede asit oluşumunu engelliyor ve en ağır yemekleri dahi kolayca sindirmenize olanak sağlıyor.
Kolesterol: Bu karışımı tükettikten 2 saat sonra kandaki kolestrol oranının Yüzde 10 azaldığı tespit edilmiştir.
Sivilceler: 3 yemek kaşığı bal ile 1 çay kaşığı tarçını gece yatmadan önce sivilcelerinizin üzerine sürün. Ertesi gün sürdüğünüz bölgeyi ılık su ile durulayın. 2 hafta boyunca her gün uyguladığınız da sivilcelerinizin tamamı yok olacaktır.

İşitme Kaybı: Her gün düzenli olarak bal tarçın karışımı tüketirseniz duyma kaybınız gidebiliyor.
Gaz: Bal ve Tarçın karışımı midede oluşan gazı önler.
Cilt Enfeksiyonları: Mantar, egzama gibi cilt enfeksiyonu olan bölgelere düzenli olarak sürdüğünüzde iyileştirme göstermektedir.
Kötü Nefes: Sabahları bal ve tarçın karışımı bir suyla gargara yapmak gün boyu güzel bir nefese sahip olmanızı sağlayacaktır.
Kanser: Düzenli olarak tüketilen bal ve tarçın karışımı mide ve kemik kanserini yenmede önemli bir rol oynuyor.
Grip: Balın içerisindeki doğal bir bileşimin grip mikrobunu öldürdüğü kanıtlanmıştır.
Yorgunluk: Balın içerisinde bulunan şeker vücudun güç kazanmasını sağlar. Bal ve tarçın karışımı ise vücudun daha zinde ve esnek olmasını sağlamakta.
Soğuk Algınlığı: 3 gün boyunca bir kaşık bal ve çeyrek kaşık tarçın tüketilmesi soğuk algınlığını tedavi etmektedir.
Zayıflama: Bal tarçın kürü olarak bilinen bu karışım bir çok kişi tarafından zayıflamak amaçlı kullanılmaktadır. Bal tarçın kürünü yaparak 21 günde 4 kilo veren okurlarımız var. Sabahları aç karnına ve yatmadan önce olmak üzere, günde 2 kez tüketerek kilo verebilirsiniz.

Büyük Hazine Tarçın

Binlerce yıl boyunca, tarçın farklı ev yapımı tedavilerinde kullanılmıştır. Modern bilim yapılan çeşitli araştırma ve çalışmaların ardından tarçının birçok faydasını doğrulamıştır.Bu baharat Mısır gibi bazı ülkelerde bulunan cinnamomum isimli bir ağacın iç kabuğundan elde edilir. İlk kullanımının izleri de Mısır’a kadar sürülmüştür. O zamanlar tarçın, yalnızca krallar tarafından lüks bir şekilde kullanılabilen çok değerli, nadir ve pahalı bir ürün ve hediyeydi.

 

Ürün süreci ağacın sapını keserek, kabuğunu alarak gerçekleşir. Ardından, çubuk şeklinde çizgiler oluşur. Ayrıca toz tarçın elde etmek üzere öğtülebilir.Neyse ki, günümüzde tarçın kolaylıkla temin edilebilen ve marketlerden satın alınabilen bir baharat haline gelmiştir. Karakteristik aromasını yağlı kısmına borçludur. Yağlı kısmı ise metabolizma ve sağlığa yönelik birçok fayda içeren baharın en önemli özelliklerinden sorumlu cinnamaldehyde adı verilen maddeden gelmektedir.

 

İki türlü tarçın vardır:

 

Ceylon tarçını; aynı zamanda hakiki tarçın olarak da bilinir.
Cassia tarçını; en sık tüketilen türüdür.

Tarçının Faydaları
Kendine has tadı ve mutfaktaki çeşitli kullanımlarıyla tarçının (bilim tarafından kanıtlanmış) faydalarından bazıları şöyle:

 

Antioksidan deposu
Bu maddeler “serbest radikaller” tarafından verilen oksidatif hasarlara karşı vücudunuzu korumaya alır. Çalışmalara göre tarçının içinde yüksek kaliteli polifenoller bulunmaktadır. Çalışmalarda 26 baharatın antioksidanlarıyla tarçınınkini karşılaştırmışlar ve içlerinden en güçlüsü oregano ve sarımsakla beraber tarçın çıkmıştır.

 

İltihap sökücü

Tarçın vücudun farklı yerlerindeki şişliği azaltmakla beraber, iltihaplarla savaşır, hasar almış dokuları onarır ve eklem yangısı veya gut hastalarının belirtilerine iyi gelir.

 

Kalp Hastalıklarına Yakalanma Riskini Azaltır
Ailenizde kalp damar hastalığı geçmişi varsa ya da riskli hasta konumundaysanız (obezite, diyabet, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon) daha fazla tarçın tüketmeye çalışın. Bu baharatın ölüme kadar gidebilecek  kalp sorunlarına karşı riski azaltma kapasitesi bulunmaktadır. Tip II diyabet hastaları için ise, günde bir gram tarçının kan şekeri üzerinde oldukça iyi etkileri gözlemlenmektedir.

 

Ayrıca tarçın “kötü” kolesterol seviyelerini ve trigliseriti azaltmaya yardımcı olur. Yapılan bazı çalışmalara göre tarçın “iyi” kolesterol miktarını arttırırken hipertansiyonu da azaltmaktadır. Bütün bunlar daha sağlıklı bir kalbe sahip olmanıza katkı sağlar.

 

İnsülin Hassasiyetini İyileştirir

Bu da tarçının diyabetli hastalara yönelik insülin hormonuna olan hassasiyeti iyileştirebilme kapasitesinden gelen başka bir faydası. İnsülin hormonu vücuttaki enerji seviyelerinin ve metabolizmanın en başlıca gelen düzenleyicilerinden biri. Ayrıca özellikle kan akışında ve hücrelere doğru olmak üzere kanda şekeri taşır. İnsülin direnci olan hastalar diyabetin ötesinde ciddi sorunlardan şikayetçi olurlarsa tarçın burada da devreye girer.

 

Diyabet Önleme Gücü
Daha önce söylediklerimize ilişkin olarak, tarçın kan şekeri seviyesini düşürür; işte bu sebeple diyabet hastalarının tarçını daha sıklıkla tüketmesini öneriyoruz. Tarçının yemek yendikten sonra kan akışına giren glukoz seviyesini düşürdüğü, sindirim enzimlerine müdahale edebildiği, sindirim yolundaki karbonhidratların bozulmasını azalttığı ve taşıma hücrelerine etkime yaptığı kanıtlanmıştır.

 

Tarçını şekersiz tatlılarla ya da öğle veya akşam yemeğinden sonra kahveyle beraber tüketmenizi öneririz. Diyabetli hastalar üzerine yapılan çalışmalar tarçının şeker seviyesini %30’a kadar düşürebildiğini göstermiştir. Önerilen günlük doz ise 6 grama kadardır.

 

Dejeneratif Hastalıkları Azaltır
Nörodejeneratif problemler beyin hücrelerinin yapısı veya fonksiyonunda progresif bir kayıpla karakterize edilir. Alzheimer ve Parkinson hastalıklarını en sık görülen iki dejeneratif hastalığa örnek olarak verebiliriz. Beyinde biriken proteinler Alzheimer hastalığını tetiklerken, tarçında bulunan iki madde bu birikimi engelleyebilmekte, nöronları korumakta, motor işlevlerini iyileştirmekte ve Parkinsonlu hastalarda nörotaşıyıcı seviyelerini normalleştirmektedir.

 

Kansere Karşı Korur

Kanser kötü huylu hücrelerin kontrol edilemeyen bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkar. Yıllar boyunca tarçın tüketimi ile kanserli hastaların sayısının azalması ve iyileşmeleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu sebeple çeşitli çalışmalar tarçının kanserin önlenmesinde doğal tedavi olarak görülebileceğini belirtmektedir.

 

Tarçın iyi huylu hücrelerin ölümüne yol açan tümörlerdeki kan damarlarının oluşumunu azaltır. Ayrıca, serbest radikaller ortamdan uzaklaştırıldığı takdirde, örneğin son günlerde en çok karşımıza çıkan kanser türlerinden kolon kanserine yakalanmanız önlenir.

 

Mantar ve Bakteri Enfeksiyonlarıyla Savaşır

 

Tarçının ana aktif maddesi (cinnamaldehyde) solunum yolu enfeksiyonlarını mantara karşı korur, Salmonella gibi bakterilerin çoğalmasını engeller, diş çürüklerini ve ağız kokusunu önler.
KAYNAK: SAĞLIK HABERLERİ
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Maydanoz Çayının Faydaları

987233_620x410[1]

Tarih boyunca maydanoz tohumları şişliği almak ve kolik ağrılarını hafifletmek, maydanoz kökü ve suyu idrar sökmek, karaciğeri temizlemek, maydanoz yağı ise bit, parazitleri temizlemek için kullanılmıştır.

Maydanoz çayının ise böbrek ve safra taşlarının tedavisi başta olmak üzere pek çok faydaları bulunmaktadır.

Vitamin eksikliğinde destek olarak kullanılır

Demir eksikliğinde kullanılır

Antioksidandır

Yüksek oranda C vitamini içerir

Romatizma ağrılarını hafifletir

Diyabet ve kolon kanserine karşı koruma sağlar

Çeşitli kanser türlerine karşı koruma sağlar

Folik asit içeriği ile kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar

İdrar söker

Vücudun su tutmasını önler

Fazla suyun vücuttan atılmasına yardımcı olur

Adet dönemi ağrılarını hafifletir

Safra hastalıklarında kullanılır

Böbrek taşının vücuttan atılmasına yardımcı olur

Sindirime yardımcı olur

Maydanoz Çayı Nasıl Hazırlanır?

Maydanoz çayını kurutulmuş maydanoz yapraklarından da hazırlayabilirsiniz ancak taze maydanoz kullanırsanız daha lezzetli olacaktır. 1 bardak çay için 2 çay kaşığı ince kıyılmış taze maydanoz yaprağı yeterli olacaktır. Suyu kaynattıktan sonra ocağın altını kapatıp maydanoz yapraklarını içine atın ve 5 dakika demlenmesini bekledikten sonra süzün.

Bazılarına maydanoz çayı biraz acı gelebilir. Bu acılığı almak için demlenme süresini 2-3 dakikaya düşürebilir veya yarım çay kaşığı balla veya birkaç damla limonla tatlandırabilirsiniz.

Maydanozun Sağlığa Faydaları

Maydanozun yararları içerdiği iki grup bileşenden ileri gelmektedir. Birincisi uçucu yağ bileşenleri olan myristicin, limonen, eugenol ve alfa-thujene, ikincisi ise flavonoid grubu apiin, apigenin, crisoeriol ve luteolin’dir. Maydanozda bulunan uçucu yağlar kullanılarak hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar yağın tümör gelişimini durduğu yönünde sonuçlara sahiptir. Ayrıca bu bileşenler sigara dumanı gibi zararlı maddelerin yol açtığı tahribatı en düşük seviyede tutmaya yardımcı olmaktadır.

Flavonoidler ise antioksidan etkisi göstererek özellikle oksijen bazlı hücrelerde meydana gelebilecek yapı bozukluklarına karşı koruma sağlamaktadır. Yapılan araştırmalar maydanozdan elde edilen yağın kanın antioksidan özelliğini arttırdığının altını çizmektedir.

Maydanozda bol miktarda bulunan C vitamininin pek çok farklı fonksiyonu vardır. C vitamini vücutta bulunan serbest radikallerin hücre yapılarında yol açabileceği hasarlara karşı etkili bir koruma sağlar. Bu sayede serbest radikallerin neden olduğu ateroskleroz, kolon kanseri, diyabet, astım gibi hastalıklara karşı vücudun direnci artar. C vitamini ayrıca iltihap önleyici özelliği ile osteoartrit ve romatoid artrit gibi inflamatuar hastalıkların tedavisine yardımcı olur.

B vitaminleri arasında en önemlilerinden biri olan folik asit bakımından zengin olan maydanoz kalp damar hastalıklarından etkili korunmaya yardımcı olabilir. Kalp krizi ve inme riskini düşürebilir.

Maydanozun Yan Etkileri

Yemeklerle birlikte kullanıldığında güvenli olarak kabul edilen maydanozu yağ, özüt ve çay olarak yüksek miktarda kullanmaya başlamadan önce doktora danışılmalıdır. Adet dönemi akışını uyardığı için hamilelikte kullanılmamalıdır. Emzirme dönemindeki yan etkileri konusunda yeterli miktarda bilgi bulunmamaktadır. Düzenli maydanoz yağı tüketimi baş ağrısı, baş dönmesi, denge kaybı, çarpıntı ve böbrek hasarı gibi yan etkilere yol açabilir.

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Antibiyotik Etkisi Olan Mucize Tarifler!

antibiyotik_etkisi_olan_mucize_tarifler_h101987_29f0d[1]

Ev yapımı antibiyotik etkili tarifler sayesinde ecza dolaplarını, antibiyotikleri, ağrı kesici ve ateş düşürücüler artık unutacaksınız. Soğuk havalarda özellikle vücudumuzu hastalıklardan korumak için bu tarz içecekleri tüketmek gerekli. Vücut kırgınlığına soğuk algınlığına iyi gelen bu doğal antibiyotik etkili içecekler, mikropları yok ediyor.

Ballı su

Sabah uyandığınızda bir bardak ılık suyun içine bir tatlı kaşığı bal ekleyerek içmek vücut direncinizi artırmaya yetecektir. Çünkü bal doğal bir enerji kaynağıdır. Tüm bunların yanı sıra bakterilerle savaşarak bağışıklık sisteminizi de güçlendirir.
Zerdeçallı mercimek çorbası

Zerdeçal ile annelerimizin şifalı çorbası olan mercimek çorbasının gücünü düşünebiliyorsunuz değil mi? Bizde lezzetli bir tarifi bulunan mercimek çorbasını hazırlarken tuz ve karabiberi eklediğiniz sırada toz olarak tarife ek 1-2 çay kaşığı zerdeçal ekleyebilirsiniz.

Zencefil çayı

Taze veya kuru zencefil ile hazırlayabileceğiniz hoş kokulu bir çay olan zencefil çayı, göğüs tıkanıklığını açmak ve grip ile bağlantılı boğaz ağrılarını hafifletmek için etkilidir. Ayrıca zencefilin içinde bulunan bileşenler, vücudunuzun viral hücrelere karşı direncini artırarak grip ve soğuk algınlığından kurtulma sürecini hızlandıracaktır.

Zerdeçal

Mikroplarla savaşma özelliği bulunan zerdeçal, tüketildiği andan itibaren kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan şifalı ve hatta mucizevi diyebileceğimiz bir bitkidir. Bitki çaylarının geneli gibi sıcak su içerisinde 2-4 dakika demlemek yeterlidir. Ancak unutmamak gereken bir konu, zerdeçalın çay olarak günde 2-3 bardaktan fazla tüketilmemesi gerektiğidir.
kaynak: sağlık haberleri

Asit Reflüsü İçin 6 Tedavi

Asit reflüsü günümüzde oldukça yaygın görülen bir problemdir. Bu rahatsızlık ayrıca, gastroözofageal reflü veya peptik ülser hastalığı olarak da bilinmektedir. Bu hastalık, mide asitleri boğaza geri gittiği zaman ortaya çıkar ve genelde bir yanma hissine yol açar. Hatta birçok insan bu durumu kalp krizi ile karıştırır.

Asit reflüsünden yakınan kişiler, ayrıca vücutlarının farklı bölgelerinde farklı rahatsızlıklardan da yakınmaya meyillidirler. Yanma hissi ve asidite hemen hemen her durumda uyku bozukluklarına ve horlamaya neden olur; dolayısı ile astıma, hazımsızlığa, kötü kokan nefese, yemek borusu iltihabına, ülser oluşumuna ve bazı durumlarda yemek borusu kanserine sebep olabilmektedir.

Asit reflüsü ve semptomları ile etkili şekilde savaşabilmek için günlük beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekmektedir. İşlenmiş yiyecekler, aşırı şeker, rafine gıda, kafein, alkol veya yağ gibi besinlerin tüketimini azaltmalısınız. Bunlar yerine, meyve, sebze ve tam tahıllı gıdaların, özellikle de bol miktarda lif içerenlerin tüketimini arttırmalısınız.

Eğer sık sık asit reflüsünden ve yukarıda belirttiğimiz semptomlarından yakınıyorsanız, muhtemelen takip eden ev yapımı tedavilerden biri size yardımcı olacak, rahatsız edici yanma hissi ve diğer semptomları ortadan kaldırabilecektir.

Aloe Vera Suyu

aloe-vera

Aloe vera, sağlığınıza birçok açıdan faydalı olacak içeriklere sahiptir. Önemli özelliklerinden biri, anti-enflamatuar olmasıdır, bu sayede asit reflüsü semptomlarını azaltabilmektedir. Yemeklerden önce en az yarım bardak aloe vera suyu içmenizi tavsiye ederiz. Bu meyve suyunun ayrıca kabız giderici etkisi de vardır, aklınızda bulundurmalısınız.

Saf Elma Sirkesi

Saf elma sirkesi, asit reflüsünü tedavi edebilmek için oldukça popüler bir tedavi yöntemidir. Bir büyük bardak suyun içerisine bir yemek kaşığı saf elma sirkesi ekleyerek sirkeyi seyreltin ve ilk asit reflü semptomunu yaşadığınız an bu karışımı için.

Karbonat

3-karbonat1

Karbonat, bir diğer ekonomik malzemedir ve pH seviyesini düzenlemesi için tavsiye edilmektedir. Bu tedavi, ayrıca asit reflüsünü hafifletmek açısından da oldukça etkilidir. Karbonatı bir büyük bardak su içerisine bir çay kaşığı ekleyerek seyreltin ve bu şekilde tüketin.

Meyan kökü

Meyan kökü, aynı zamanda bir koruyucu gibi hareket eder çünkü midede bir tabaka oluşturur. Bu ise, asit reflüsünün rahatsız edici semptomlarını ortadan kaldırmak ve ortaya çıkmalarını engellemek açısından mükemmeldir. Meyan kökünü çay olarak veya esans olarak tüketmenizi tavsiye ederiz.

Zencefil

dilimlenmiş-zencefil

Birçok araştırma göstermektedir ki zencefil, mide koruyucu etkilere sahip bir bitkidir çünkü asitleri engelleyici ve Helikobakter pilori bakterisini bastırıcı özelliklerdedir. İşin gerçeği, bu doğal içerik, ülser engelleyici tedavi olan lansoprazolden sekiz kata kadar daha etkilidir. Asit reflüsü problemleri ile başa çıkabilmek için bir çay kaşığı taze zencefil ve bir fincan kaynar su ile bir çay yapın, beş dakika bekletin ve her yemek öncesi tüketin.

Glutamin

Glutamin, bir amino asittir ve Helikobakter pilori bakterisinden kaynaklanan mide ve bağırsak problemlerinin çözümlenmesinde oldukça etkilidir. Vücut bu amino asidi doğal olarak üretiyor olsa da; sığır eti, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri ve bazı meyve ve fesleğen, ıspanak gibi bazı sebzeleri tüketerek de bu asidi alabilmeniz mümkündür.

Asit Reflüsü ile Savaşta Yardımcı Diğer İpuçları

Yukarıda bahsettiğimiz ev yapımı tedavilere ilaveten asit reflüsü ile savaşta tavsiye edilen anahtar niteliğindeki bu önerilere de özen göstermeniz son derece önemlidir.

  • Yemeklerinizi düzgünce yemek ve çiğnemek için yeterli miktarda zaman ayırın, böylelikle herhangi bir iltihaplanma veya mide baskısı hissetmezsiniz.
  • Günün son öğünü hafif olmalıdır ve yatmadan en az üç saat önce tüketilmelidir.
  • Asit reflüsüne sebep olabilecek tahriş edici veya asitli yiyeceklerden kaçının.
  • Yemeğe başlarken, nişasta açısından zengin besinlerden kaçının. Sebze veya et ile yemeğe başlayıp ekmek veya patatesi sona bırakmak en iyisidir.
  • Eğer obezite probleminiz varsa, kilo verme alternatifleri üzerine düşünmeniz gerekmektedir çünkü obezite, alt özofagus kasının kapalı kalmasını zorlaştırmaktadır; asit reflüsüne sebep olan da budur.
  • Aşırı alkollü içecek tüketiminden kaçının çünkü bu tarz içecekler tahriş edici etki ederler ve asit reflüsüne adeta davetiye çıkarırlar.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »