Damarlarda Biriken Kolesterolü Temizleyin

sarımsak-limon[1]

Limon temizleyici görevi görür ve kan dolaşımındaki toksik maddeler ile yağların uzaklaştırılmasını kolaylaştırır.

Kolesterol kendini arter duvarlarına yapıştıran bir tür yağ olup insanların sağlığını büyük riske sokmaktadır. Vücut düzgün çalışmak için belli bir miktar kolesterole ihtiyaç duyar; ancak kötü kolesterolün fazlası kişinin başta kalp hastalığı ve felç olmak üzere kalp damar sistemi rahatsızlıklarına yakalanma riskini arttırır.

Kolesterol seviyelerinin kontrolü ağırlıklı olarak ne tür besinler tükettiğimize bağlıdır. Sebze, meyve, tahıl ve su yönünden zengin bir beslenme kötü kolesterol kalıntılarının azalmasına yardımcı olur ve daha şiddetli sağlık sorunlarına yakalanma riskini azaltır. Bu sebeple yüksek kolesterollü ve arterlerde yağ birikmesine sebep olan yiyecekleri beslenmeden çıkarmak gerekmektedir.

İyi beslenme alışkanlıkları edinmenin yanı sıra, kolesterol kalıntılarının temizlenmesini ve kan dolaşımında bulunan yağ ve toksik maddelerin atılmasını kolaylaştıran birtakım doğal tedaviler de mevcuttur. Aşağıda sizlerle arterleri temizlemeye yardımcı olan ve dolaşıma iyi gelen harika bir sarımsak ve limon tedavisi paylaşacağız.

Kolesterol kalıntısına yönelik bu doğal tedavi neleri içeriyor?

sarımsak

Günümüzde yüksek kolesterol seviyelerini aşağı çeken ve kontrol altına alan birçok farklı ilaç çeşidi bulunmasına rağmen, birçok uzman bu problemi kontrol altına almak üzere doğal tedavilerin kullanılmasından yana. İlaçların birçok yan etkisi bulunurken doğal tedaviler yan etkisiz ve pek çok fayda sağlıyor.

Bu yazımızdaki arterleri temizlemek ve kolesterol seviyelerini aşağı çekmek için doğal tedavi sarımsak ve limondan yapılmış bir kür. Bu kürün içinde sağlığınızı etkileyebilecek tüm atık ürünlerin uzaklaştırılmasını teşvik eden önemli besin maddeleri bulunuyor.

Sarımsağın faydaları

Sarımsak kullanabileceğimiz en iyi doğal antibiyotiktir. Bu gıda yiyeceklerimize tat katmanın yanı sıra sağlığımız için faydalı birçok önemli besin maddesi içermesiyle eski zamanlardan beri beslenmemizin bir parçası haline gelmiştir.

Hindistan ve dünyanın diğer ülkelerinde yapılan çalışmalarda, sarımsak tüketiminin damar sertliği ve hipertansiyona yakalanma riskini azalttığı tespit edilmiş ve sarımsağın kalp sağlığı için diğer birçok faydası olduğu bulunmuştur:

  • Doğal bir iltihap sökücüdür.
  • Damar açıcı, pıhtı önleyici ve arındırıcı işlevi görür.
  • Antiseptik ve antibiyotik özellikleri vardır.
  • Arterleri genişleterek kolesterolün atılmasını ve dolaşımı teşvik eder.
  • Kalbi korur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • İnsülin seviyesini arttırarak kan şekeri seviyesini aşağı çeker.

Limonun faydaları

Limon içeriğindeki besin maddeleri sayesinde birçok hastalığı önleyen ve tedavi eden son derece şifalı bir gıdadır. Limon yüksek C vitamini içeriğinin yanı sıra B-kompleks vitaminleri, E vitamini ve potasyum, magnezyum, kalsiyum, fosfor, bakır, çinko ve manganez gibi birçok mineral ve antioksidan içerir.

Kolesterol ve arter sağlığı konusunda, limon detoks işlevi görerek kan dolaşımında bulunan yağ ve toksik maddelerin atılmasını teşvik eder. Sitrik asit damarlarda bulunan yağları oksitleyip ortamdan uzaklaştırarak arter duvarlarına yapışıp bir tıkanıklık yaratmalarını önler.

Kan damarlarını ve kolesterol kalıntılarını temizlemenin yöntemi

sarımsak-bos-mide

Bu sarımsak ve limon kürü geçtiğimiz yıllarda dünyada oldukça popüler hale gelmiş ve kolesterol seviyesini düşürüp bağışıklığı güçlendirmenin etkili bir yolu olduğu kanıtlanmıştır.

Malzemeler

  • 4 diş sarımsak
  • 4 küçük limon
  • 3 litre kaynatılmış ve damıtılmış su

Hazırlanışı

Önce sarımsağı temizleyip ince ince doğramalısınız. Ardından limonu dilim dilim kesip sarımsakla birlikte bir kasenin içinde karıştırın. Ilık suyu sarımsak ve limon karışımının üstüne dökün ve tüm malzemeler sıvılaşana kadar iyice blenderden geçirin. Hazır olduğunda karışımı cam kavanozların içine dökün ve buzdolabının içinde 3 gün kadar bekletin. Üç günün sonunda, süzüp kullanmaya başlayabilirsiniz.

Miktar

Bu kürden günde üç defa, her öğünden önce 50 ml kadar içmek idealdir. Ancak, her öğünden önce yalnızca 1 veya 2 kaşık içerek yavaş yavaş başlamanız önerilir.

Bu kürü arka arkaya 40 gün tüketerek detoksu yılda bir defa yapın.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu 7 Yiyeceği Asla Tekrar Isıtmayın

yiyecekleri-yeniden-ısıtmak[1]

Evinizde, yiyecekleri çöpe atmamak konusunda bir kural geliştirmiş olabilirsiniz. Dünyanın bir yerlerinde her gün tonlarca besin çöpe atılırken bir diğer taraftan da bazı insanlar, açlık çekmekte, yeterli besinden yoksun kalmaktadırlar.

Her zaman yiyeceklerimizi dolapta saklamamız ve bir ya da iki gün sonra ısıtarak çöpe atılmalarını engellememiz tavsiye edilegelmiştir.

Ancak birçok insan, bazı yiyeceklerin, sağlık problemlerine sebep olabilecekleri için asla tekrar ısıtılmamaları gerektiği gerçeğinden bihaberdir. Peki bu yiyecekler hangileridir merak ediyor musunuz?

Aşağıdaki Yiyecekleri Asla Tekrar Isıtmayın

Tavuk

Tavuk, en fazla buzdolabında saklanan yiyeceklerdendir, çünkü çabuk bozulmaz ve ısıtıldığında da tadını korumaktadır. Ama tavuk aslında ya taze pişmiş ya da soğuk olarak tüketilmelidir.

Tavuğu tekrar ısıtmak, protein kompozisyonunun değişmesine dolayısı ile de düzgünce sindirilememesine sebep olmaktadır. Eğer hazırlandıktan hemen sonra tüketilmezse, tekrar ısıtılabilir ancak sadece düşük ısıda.

Mantar

mantar

Bu besini hazırlamak için birçok yöntem mevcuttur ve hazırladıktan sonra da yeniden ısıtmak fikri kulağa doğru gelebilir. Ancak mantar tüketmenin en ideal yolu, henüz besin değerlerini ve sağlığa olan olumlu özelliklerini muhafaza ediyorken taze olarak hazırlayıp tüketmektir.

Eğer bir önceki öğünden az miktarda mantarınız kaldı ise, soğuk olarak tüketmeyi deneyebilirsiniz. Mantarlar ayrıca tekrar ısıtıldıklarında, besin komposizyonları değişeceğinden, karın ağrısı ve şişkinliğe de sebep olabilirler.

Patates

Patates birçok besleyici içermektedir ve buzdolabında birkaç gün muhafaza edilebilir; ancak onu asla tekrar ısıtmamalısınız. Çünkü tekrar ısıtmak tadını bozabilir, içeriğini değiştirebilir, hatta zehirli hale dahi getirebilir.

Kalan patatesi tüketmek için en ideal yöntemler püre yapmak veya soğuk olarak salatada kullanmak olabilir.

Ispanak

ıspanak

Bu yeşil sebze, beslenme diyetiniz için tavsiye edilmektedir. Ancak bu besini tekrar ısıtmaktan kaçınmalısınız çünkü içeriğinde yüksek oranda nitrat bulunmaktadır ve bu madde de yüksek ısıya maruz kaldığında nitrite dönüşmektedir. Nitrit sağlığımız açısından tehlikelidir ve ciddi rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu sebeple ıspanağı her zaman taze olarak tüketmelisiniz.

Pancar

Pancar da, yeniden ısıtıldığında nitrite dönüştüğü bilinen nitrat içermektedir. Bu sebeple pancar da; eğer sağlık problemleri ile karşılaşmak istemiyorsanız; yeniden ısıtmaktan kaçınmanız gereken besinlerdendir. Pancardan maksimum fayda sağlamak için salatalarda veya smoothie yapımında kullanmayı deneyebilirsiniz.

Kereviz

kereviz

Eğer çorbanızda kereviz bulunuyorsa, vücudunuza verebileceği zarardan dolayı tekrar ısıtmaktan kaçının. Kerevizde de, tekrar ısıtıldığında nitrite dönüşen nitrat bulunmaktadır.

Bu da kerevizin yeniden ısıtılması durumunda potansiyel kanserojen bir yiyecek olması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, çorbanızı yeniden ısıtırken içeriğindeki kerevizi çıkarmayı deneyebilirsiniz.

Yumurta

Yumurta, aromasının ve kıvamının değişmesi sebebi ile fazlaca ısıtılan bir yiyecek değildir. Ancak her ihtimale karşın bilin diye belirtmek isteriz ki; yumurtanın yeniden ısıtılması, içeriğinin yüksek ısı ile teması durumunda toksik maddelere dönüşebileceği ihtimali sebebiyle, tehlikeli bir eylemdir.

Yiyecekleri Güvenli Şekilde Nasıl Yeniden Isıtabilirsiniz?

yiyecekleri-güvenle-yeniden-ısıtmak

Yukarıda söz ettiğimiz yiyecekleri yeniden ısıtmaktan kaçınmanız gerekse de bu kalan yemekleri ısıtamayacaksınız anlamına gelmiyor.

Yiyecekleri güvenli bir şekilde yeniden ısıtmak için aşağıdaki ipuçlarını aklınızda bulundurabilirsiniz.

  • Yeniden ısıtma işlemi hızlı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Isı 65 dereceye kadar olmalıdır ve yiyeceğin ortasına denk gelmelidir.
  • Sadece yiyeceğiniz miktarda yiyecek ısıtın.
  • Çapraz bulaşmayı engellemek amacıyla pişirilmiş gıdalar ile çiğ olanların temasından kaçınmalısınız.
  • Unutmayın ki tüm içerikler aynı değildir ve her biri aynı şekilde ısıtılamayabilir. Tek çeşitten fazla yiyeceği ısıtıyorken, bir çeşidini sarmayı deneyebilirsiniz. Böylelikle o da eşit olarak ısınmış olacaktır.
  • Eğer yiyecekleri dört gün içinde tüketemeyeceğinizi düşünüyorsanız, en iyi fikir bir kısmını dondurmak olabilir.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Binlerce hasta böyle iyileşti!

Uzmanlar tarafından ballı tarçının tam anlamıyla mükemmel bir doğal ilaç olduğu kanıtlanmıştır. Tarçın bal karışımının soğuk algınlığından kalp hastalıklarına, kanserden cilt enfeksiyonlarına hatta kilo vermeye kadar bir çok alanda faydası mevcut.
Tarçınlı Balın Hazırlanışı
1 bardak kaynamış su içerisine bir miktar tarçını ilave edin ve demlemeye bırakın. Karışım oda sıcaklığına geldiğinde eklediğiniz tarçının 2 katı kadar balı karışıma ekleyin ve karıştırın. Yaptığınız bu bal tarçın karışımının yarısını akşam yatmadan önce için, kalan yarısını ise sabah kalktığınızda tüketin.
Tarçın ve bal karışımını hazırlamak bu kadar kolay. Şimdi gelelim bitmek bilmeyen faydalarına. Karışımın o kadar etkili ve çok faydası var ki ilaç firmaları bu karışımın yayılmasından hoşlanmayacak. Çünkü bir çok alanda faydası görülüyor. Bir çok ülkede tedavi amaçlı kullanılan doğal bir takviye…

 

 

İşte Ballı Tarçının Mucizevi Etkileri – Bal Tarçın Neye iyi gelir – Faydaları Nelerdir..?
Bağışıklı Sistemi: Karışım bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve bakteriyel hastalıklara karşı direnci artırıcı etkisi var.

İdrar Yolu Enfeksiyonu:
Bu karışımın idrar yollarında oluşan mikropları öldürdüğü bilinmektedir.

Sindirim Güçlüğü:
Bu karışım midede asit oluşumunu engelliyor ve en ağır yemekleri dahi kolayca sindirmenize olanak sağlıyor.
Kolesterol: Bu karışımı tükettikten 2 saat sonra kandaki kolestrol oranının Yüzde 10 azaldığı tespit edilmiştir.

Sivilceler: 3 yemek kaşığı bal ile 1 çay kaşığı tarçını gece yatmadan önce sivilcelerinizin üzerine sürün. Ertesi gün sürdüğünüz bölgeyi ılık su ile durulayın. 2 hafta boyunca her gün uyguladığınız da sivilcelerinizin tamamı yok olacaktır.

İşitme Kaybı: Her gün düzenli olarak bal tarçın karışımı tüketirseniz duyma kaybınız gidebiliyor.
Gaz: Bal ve Tarçın karışımı midede oluşan gazı önler.
Cilt Enfeksiyonları: Mantar, egzama gibi cilt enfeksiyonu olan bölgelere düzenli olarak sürdüğünüzde iyileştirme göstermektedir.
Kötü Nefes: Sabahları bal ve tarçın karışımı bir suyla gargara yapmak gün boyu güzel bir nefese sahip olmanızı sağlayacaktır.
Kanser: Düzenli olarak tüketilen bal ve tarçın karışımı mide ve kemik kanserini yenmede önemli bir rol oynuyor.
Grip: Balın içerisindeki doğal bir bileşimin grip mikrobunu öldürdüğü kanıtlanmıştır.
Yorgunluk: Balın içerisinde bulunan şeker vücudun güç kazanmasını sağlar. Bal ve tarçın karışımı ise vücudun daha zinde ve esnek olmasını sağlamakta.
Soğuk Algınlığı: 3 gün boyunca bir kaşık bal ve çeyrek kaşık tarçın tüketilmesi soğuk algınlığını tedavi etmektedir.
Zayıflama: Bal tarçın kürü olarak bilinen bu karışım bir çok kişi tarafından zayıflamak amaçlı kullanılmaktadır. Bal tarçın kürünü yaparak 21 günde 4 kilo veren okurlarımız var. Sabahları aç karnına ve yatmadan önce olmak üzere, günde 2 kez tüketerek kilo verebilirsiniz.

Büyük Hazine Tarçın

Binlerce yıl boyunca, tarçın farklı ev yapımı tedavilerinde kullanılmıştır. Modern bilim yapılan çeşitli araştırma ve çalışmaların ardından tarçının birçok faydasını doğrulamıştır.Bu baharat Mısır gibi bazı ülkelerde bulunan cinnamomum isimli bir ağacın iç kabuğundan elde edilir. İlk kullanımının izleri de Mısır’a kadar sürülmüştür. O zamanlar tarçın, yalnızca krallar tarafından lüks bir şekilde kullanılabilen çok değerli, nadir ve pahalı bir ürün ve hediyeydi.

 

Ürün süreci ağacın sapını keserek, kabuğunu alarak gerçekleşir. Ardından, çubuk şeklinde çizgiler oluşur. Ayrıca toz tarçın elde etmek üzere öğtülebilir.Neyse ki, günümüzde tarçın kolaylıkla temin edilebilen ve marketlerden satın alınabilen bir baharat haline gelmiştir. Karakteristik aromasını yağlı kısmına borçludur. Yağlı kısmı ise metabolizma ve sağlığa yönelik birçok fayda içeren baharın en önemli özelliklerinden sorumlu cinnamaldehyde adı verilen maddeden gelmektedir.

 

İki türlü tarçın vardır:

 

Ceylon tarçını; aynı zamanda hakiki tarçın olarak da bilinir.

Cassia tarçını; en sık tüketilen türüdür.

Tarçının Faydaları
Kendine has tadı ve mutfaktaki çeşitli kullanımlarıyla tarçının (bilim tarafından kanıtlanmış) faydalarından bazıları şöyle:

 

Antioksidan deposu
Bu maddeler “serbest radikaller” tarafından verilen oksidatif hasarlara karşı vücudunuzu korumaya alır. Çalışmalara göre tarçının içinde yüksek kaliteli polifenoller bulunmaktadır. Çalışmalarda 26 baharatın antioksidanlarıyla tarçınınkini karşılaştırmışlar ve içlerinden en güçlüsü oregano ve sarımsakla beraber tarçın çıkmıştır.

 

İltihap sökücü

 

Tarçın vücudun farklı yerlerindeki şişliği azaltmakla beraber, iltihaplarla savaşır, hasar almış dokuları onarır ve eklem yangısı veya gut hastalarının belirtilerine iyi gelir.

 

Kalp Hastalıklarına Yakalanma Riskini Azaltır
Ailenizde kalp damar hastalığı geçmişi varsa ya da riskli hasta konumundaysanız (obezite, diyabet, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon) daha fazla tarçın tüketmeye çalışın. Bu baharatın ölüme kadar gidebilecek  kalp sorunlarına karşı riski azaltma kapasitesi bulunmaktadır. Tip II diyabet hastaları için ise, günde bir gram tarçının kan şekeri üzerinde oldukça iyi etkileri gözlemlenmektedir.

 

Ayrıca tarçın “kötü” kolesterol seviyelerini ve trigliseriti azaltmaya yardımcı olur. Yapılan bazı çalışmalara göre tarçın “iyi” kolesterol miktarını arttırırken hipertansiyonu da azaltmaktadır. Bütün bunlar daha sağlıklı bir kalbe sahip olmanıza katkı sağlar.

 

İnsülin Hassasiyetini İyileştirir

 

Bu da tarçının diyabetli hastalara yönelik insülin hormonuna olan hassasiyeti iyileştirebilme kapasitesinden gelen başka bir faydası. İnsülin hormonu vücuttaki enerji seviyelerinin ve metabolizmanın en başlıca gelen düzenleyicilerinden biri. Ayrıca özellikle kan akışında ve hücrelere doğru olmak üzere kanda şekeri taşır. İnsülin direnci olan hastalar diyabetin ötesinde ciddi sorunlardan şikayetçi olurlarsa tarçın burada da devreye girer.

 

Diyabet Önleme Gücü
Daha önce söylediklerimize ilişkin olarak, tarçın kan şekeri seviyesini düşürür; işte bu sebeple diyabet hastalarının tarçını daha sıklıkla tüketmesini öneriyoruz. Tarçının yemek yendikten sonra kan akışına giren glukoz seviyesini düşürdüğü, sindirim enzimlerine müdahale edebildiği, sindirim yolundaki karbonhidratların bozulmasını azalttığı ve taşıma hücrelerine etkime yaptığı kanıtlanmıştır.

 

Tarçını şekersiz tatlılarla ya da öğle veya akşam yemeğinden sonra kahveyle beraber tüketmenizi öneririz. Diyabetli hastalar üzerine yapılan çalışmalar tarçının şeker seviyesini %30’a kadar düşürebildiğini göstermiştir. Önerilen günlük doz ise 6 grama kadardır.

 

Dejeneratif Hastalıkları Azaltır
Nörodejeneratif problemler beyin hücrelerinin yapısı veya fonksiyonunda progresif bir kayıpla karakterize edilir. Alzheimer ve Parkinson hastalıklarını en sık görülen iki dejeneratif hastalığa örnek olarak verebiliriz. Beyinde biriken proteinler Alzheimer hastalığını tetiklerken, tarçında bulunan iki madde bu birikimi engelleyebilmekte, nöronları korumakta, motor işlevlerini iyileştirmekte ve Parkinsonlu hastalarda nörotaşıyıcı seviyelerini normalleştirmektedir.

 

 

Kansere Karşı Korur

Kanser kötü huylu hücrelerin kontrol edilemeyen bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkar. Yıllar boyunca tarçın tüketimi ile kanserli hastaların sayısının azalması ve iyileşmeleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu sebeple çeşitli çalışmalar tarçının kanserin önlenmesinde doğal tedavi olarak görülebileceğini belirtmektedir.

 

Tarçın iyi huylu hücrelerin ölümüne yol açan tümörlerdeki kan damarlarının oluşumunu azaltır. Ayrıca, serbest radikaller ortamdan uzaklaştırıldığı takdirde, örneğin son günlerde en çok karşımıza çıkan kanser türlerinden kolon kanserine yakalanmanız önlenir.

 

Mantar ve Bakteri Enfeksiyonlarıyla Savaşır

 

Tarçının ana aktif maddesi (cinnamaldehyde) solunum yolu enfeksiyonlarını mantara karşı korur, Salmonella gibi bakterilerin çoğalmasını engeller, diş çürüklerini ve ağız kokusunu önler.
Kaynak: sağlık haberleri
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çörek Otunun Faydaları Üzerine Klinik Bulgular

12800116_794842963993841_6349968992182712324_n[1]

Çörek otu modern tıbbın oldukça ilgisini çeken az sayıda bitkiden biridir. Hastalıklara etkisi üzerine yüzlerce deney yapılmıştır ve onlarcası da halen devam etmektedir. Bu kadar araştırma ve deney hep olumlu sonuçlanmış ve her defasında asırlar öncesinden buyrulan ve kıymeti yeni yeni anlaşılan “Ölümden başkasına şifadır” hadisi şerifine ulaşılmıştır. Ancak ilginçtir ki yine bu yüzlerce çalışmaya rağmen çörek otunun etki mekanizması hala tam olarak çözülememiştir.

👉 Çörek Otunun Faydaları Klinik ve Terapötik Özellikleri

Çörek otu tohumları binlerce yıldır baharat ve gıda koruma maddesi olarak kullanılmıştır. Bitkinin tohumları ve yağı geleneksel tıp alanında kullanılabilecek potansiyel ilaç özellikleri göstermektedir. Bu derlemede çörek otunun terapötik (iyileştirici) kullanım alanları ve vücut sistemlerini etkileyen hastalıkların tedavisindeki rolü incelenmiştir.

Çörek otu, oksidan ajanları temizleyen antioksidan sistemi harekete geçirme özelliğine de sahiptir. İnflamatuar (iltihabi) süreçlerin mediatörü (arabulucu) olan prostaglandinleri ve lökotrienleri baskılayarak antienflamatuar (iltihap önleyici) özellik göstermektedir. Bitkinin immunomodülatör (bağışıklık sistemini düzenleyici) özellikleri, T hücrelerini ve doğal katil hücrelerini artırarak immun cevaba (savunma sistemine) katkıda bulunma şeklindedir.

Çeşitli kanser ve mikroorganizmalara karşı anti–kanser ve anti–mikrobiyal özellikler göstermektedir. Toksik ajanlara maruz kalmış kolon dokusunda DNA hasarını azaltmakta, karsinogfenezin yani sağlıklı hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmeye başlamasını önlemektedir. Çörek otu diabetes mellitus (DM) da da (Şeker Hastalığı) önemli tedavi edici etkilere sahiptir. Glukoz tarafından indüklenen insülin salgısını artırmanın yanında, intestinal mukozadan glukoz emilimini azaltma yönünde etkisi de bulunmaktadır.

Çörek otu, hepatik dokunun zararlı etkilere karşı korunmasında etkili olmanın yanında hepatik lipit peroksidasyonunu da düzenlemektedir. Çörek otunun etkileri anti–inflammatuar, antioksidan ve antineoplastik (kanseri geriletme, durdurma) etkilerin kombinasyonu şeklinde olduğu düşünülmektedir.

👉 Çörek Otunun İyileştirici Etkisine İlişkin Bazı Bilgiler;

Günümüzde modern tıbbın olanakları ne kadar genişlemiş olursa olsun geleneksel uygulamalar varlığını sürdürmektedir. Bir folklorik tıp uygulama bitkisi olarak çörek otunun insanda gözlemlenen bazı etkileri şöyledir:

* Antikanserojen (Kanseri engelleyen, durduran, gerileten)
* İmmunomodulator (Bağışıklık sistemini düzenleyici)
* Antidiyabetik (Diyabeti tedavi edici)
* Antihipertansif (Yüksek tansiyonu tedavi eden)
* Antiallerjik (Alerjiyi önleyen)
* Antiastmatik (Astıma karşı)
* Antidiaretik (İshal kesici/önleyici)
* Antienflamatuvar (İltihap önleyici)
* Mide hastalıklarında tedavi edici
* AİDS’i önleyici (HIV enfeksiyonunu kontrol altına alır)
* Böbrek hastalıklarını tedavi edici
* Kalp ve damarları koruyucu
* Kolesterol düşürücü
* Antiromatizmal (Romatizma tedavi edici/önleyici)
* Antikoagülan (Kanın pıhtılaşmasını önleyici)
* Antimikrobiyal (Mikrop aktivitelerini engelleyen)
* Antimikotik (Mantar gelişmesini önleyen)
* Antioksidan
* Nöroprotektif (sinir sistemini koruyucu)

👉 Çörek otunun günümüzde tedavi amaçlı olarak faydalanıldığı alanlardan bazılarını da şöyle sıralayabiliriz:

* Çörek otunun hem tane hem de yağ formu antimikrobik amaçla kullanılmaktadır
* Çörek otu yağı, mantar hastalıklarında antifungal olarak etki göstermektedir
* Sitotoksik etkisi nedeniyle zehirlenmelerde sıklıkla antidot olarak kullanılmaktadır
* İdrar yolları ve böbrek hastalıklarında ise diüretik etkisinden yararlanılmaktadır.
* Mide barsak şikayetlerini gidermede etkilidir.
* Çörek otu yağının düz kasları gevşetici özelliği nedeniyle pek çok durumda antispazmodik olarak etki gösterdiği bilinmektedir.
* Antitümoral etkisinden dolayı kanser hastalıklarında,
* Antiastmatik etkisinden dolayı da göğüs hastalıklarında tedavi amaçlı kullanılmaktadır.
* Genç kadınlarda çörek otu tohumları ağızdan alındığında adet kanamasını uyarmaktadır.
* Menstrüel siklusu düzenlemek ve doğum sırasında da uterus kasılmalarını artırmak için de yararlanılmaktadır.
* Emziren genç kadınlar tarafından çörek otu tohumları süt salınımını arttırdığı için kullanılmaktadır.
* Çörek otu tohumu taneleri hipertansif/hipotansif etkileri iyi bilindiğinden tansiyonun düzenlenmesinde, yağ metabolizması üzerine olan etkileri nedeniyle kan lipid seviyesinin düzenlenmesinde etkili olmaktadır.
* Çocuklarda cilt hastalıklarının tedavisinde, küçük çocuklarda ve genç yetişkinlerde antidiyaretik ve antiemetik olarak kullanılmaktadır.
* Çörek otunun genç erişkinlerde antihelmintik olarak kullanıldığı da bilinmektedir.
* Çörek otu taneleri ayrıca farenjit, grip, paralizi, karın ağrısı ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

Çörek otu tohumlarının ya da yağının yukarıda bahsedilen olumlu ve tedavi edici etkisinin yanında, uygunsuz ve özensiz kullanımına bağlı olarak istenmeyen hatta beklenenin aksi etkilerinin görülebileceği dikkate alınmalıdır. Oldukça geniş bir hastalık grubunda ve yaygın olarak kullanılan bir folklorik tıp bitkisi olarak çörek otu, etkisi en iyi bilinen bitkilerden biridir. Ülkemizde çörek otu ve yağının tedavide kullanımına ilişkin çalışmalar yok denecek kadar azdır.

Bitkinin tohumları veya yağının şifa verici olması için hem yöntem hem de miktar olarak uygun alınmasına özen gösterilmelidir. Bununla birlikte hangi yaş grubunun hangi rahatsızlıkta ne kadar kullanılacağı konusunda net bilgiler oluşmamıştır.

Çörek otundan fayda bulabilmek için sadece çörek otunu bir kaç kez kullanmak yetmemektedir. Çörek otunu düzenli olarak uzun süre kullanmak gereklidir. Ki bunu Peygamber Efendimiz (sav) çörek otunun ölümden başka her şeye şifa olduğuna işaret ederken “Çörek otuna devam ediniz…” tavsiyesinde bulunarak çörek otunun bu olumlu etkilerinden faydalanabilmek için çörek otu kadar çörek otuna uzun süre ve düzenli olarak devam etmenin de çörek otu kadar önemli olduğunu bildirmişlerdir.

Son olarak böylesine faydalı ve çok kolay ulaşılabilir bir şifa kaynağının herkes tarafından bilinmemesi de gerçekten üzücü ve ilginçtir. Eğer yakınlarınız ile hasta ziyaretlerinde değilde başka sebeplerle bir araya gelmek istiyorsanız lütfen bu bilgilerden haberdar olmasını sağlayınız.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Kaynak: Sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

VÜCUTTAKİ İLTİHAPLANMAYA DÜŞMAN BESİNLER..!

12670386_794872730657531_1563039160409553780_n[1]

Uzman Diyetisyen Şebnem Kandıralı, besinlerde ki antioksidanın vücuttaki iltihaplanmayı yok etmeye yardımcı olduğunu söyledi. İşte vücuttaki iltihaplanmayı yok eden o besinler;

👉 Pancar

Kıpkırmızı rengi ile güçlü bir antioksidan ve anti inflamatuar besindir. Enerjinizi arttırıp, kan basıncınızı düşürebilir. Hipertansiyon Dergisi 2008 sayısında 500 ml’lik bir pancar suyunun kan basıncını 10.4/8 mm düşürdüğü gösterilmiştir. Pancarlar nitrattan zengindir. Avrupa Uygulamalı Fizyoloji Dergisi Aralık 2012’ de yayınlanan bir çalışmada bir porsiyon pancar suyu atletik performansı \%1-3 arasında arttırdığı saptanmıştır.

👉 Yaban mersini

Hayvanlar üzerinde yapılan çoğu çalışmada inflamasyonu azalttığı gösterilmiştir. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda örneğin Amerikan Bilim Degisi Ocak/Şubat 2011 sayısında beyin sağlığı için iyi bir besin olduğu belirtilmiştir. Berrie grubu meyveleri boyutlarından ötürü yıkamak zor olduğundan organik tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

👉 Brokoli

Detoksifiye edici antioksidanlar ile doludur. Kaempferol ve izotiyosiyanatlardan zengindir, her ikisi de anti inflamatuar fitonutrientler (bitkisel besin öğeleri) dir. İnflamasyon Araştırma Dergisi Kasım 2010’da yayınlanan çalışmada kaempferolün vücutta alerji oluşumuna neden olan maddelerin etkisini azalttığını göstermiştir. Brokoli belirgin miktarda iyi bilinen bir antiinflamatuar olan omega-3 yağ asidi de içermektedir.

👉 Keten tohumu yağı

Omega-3 ve omega- 6 yağ asidi dengesini içerir. Omega-3 yağ asidi inflamasyonu azaltır. Anti Kanser Araştırması 2001’de yayınlanan bir çalışmada lignanların prostat kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı gösterilmiştir. Lignanlar aynı zamanda meme kanseri tanısı alan binlerce kadın üzerinde yapılan çalışmalarda (Göğüs kanseri araştırma ve tedavisi Temmuz 2010, Nisan 2012 ve Klinik Onkoloji Dergisi Ekim 2011) meme kanserinden hayatta kalmayı da arttırmada önemli bir rol üstlenmektedir.

👉 Yeşil çay

Çok sayıda anti inflamatuar flavonoid içerir. İmmünoloji Dergisi 2002’deki bir çalışmada en bol kateşin bulunan yeşil çayın tedavi edici potansiyeli olan güçlü bir antiinflmatuar bileşik olduğu saptanmıştır. Antioksidan içeriği etkili olan yeşil çay meme kanseri gelişme riskinde \%22 (Karsinojenez temmuz 2006) , prostat kanseri gelişme riskinde \%48 (Amerikan Epidemiyoloji dergisi 2007) ve kolorektal kanser gelişme riskinde \% 57 (Kanser epidemiyolojisi belirteçler ve önleme haziran 2007) azalma kaydetmiştir.

👉 Sarımsak

İnflamasyonu azaltmaya yardımcıdır. Washington State Üniversitesi Mayıs 2012’de yapılan bir çalışmada sarımsağın bağırsak hastalıklarının nedenlerinden olan Campylobacter bakterisi ile mücadele eden iki antibiyotikten 100 kat daha etkili olduğu bulunmuştur.

👉 Zencefil

İnflamasyonu azaltır ve kan şekerini kontrol eder. Zencefil çayı bir diyete ilave edilebilecek büyük bir ektir. Artirit Dergisi 2012’de yayınlanan bir çalışmada zencefil ve ağrı kesiciler karşılaştırılmış ve zencefilin ağrıyı azaltmada çok daha etkili olduğu bulunmuştur.

👉 Zeytin yağı

İltihapla mücadelede yardımcı olur. Zeytinyağ kalp ve kan damarlarını koruyan polifenollerden oldukça zengindir.
Kuersetin içerir, vücudun inflamasyonlarla mücadelesine yardımcı olabilecek güçlü bir antioksidandır. Solunum yollarını uyarır ve balgam söktürücüdür. Soğan kanıtlanmış antioksidan içeren bir besindir, özellikle kolon kanseriyle tedavide yardımcı olduğu (Kimya ve İlaç Araştırmaları

👉 Yosun

Fukoidan isimli kompleks karbonhidratları içerir, inflamasyonu azaltır. Deniz yosunları sütten ağırlık olarak 14 kat daha fazla kalsiyum içerir. Kelp, kombu, wakame, arame yosunun iyi kaynaklarıdır.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN

kaynak: sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tip 2 Diyabeti Azaltan Sebze Meyve Suları

ıspanak-suyu[1]

Diyabet vücut kan şekeri seviyesini kendi düzenleyemediği zaman yaşanan bir hastalıktır. Bu hastalık aralarında genetik faktör, obezite, yetersiz beslenme, diğer hastalıklar, ameliyatlar, ilaç ve virüsün bulunduğu birçok sebep tarafından tetiklenebilir.

İnsülin kan şekeri seviyesini düzenlemekle sorumlu pankreas tarafından üretilen bir hormondur. Diyabet vücut yeterince insülin üretemediği veya insüline direnç geliştirdiği zaman meydana gelir.

 

Farklı diyabet türleri nelerdir?

diyabeti-engellemek

İki tür diyabet vardır ve her birinin farklı sebepleri ve risk faktörleri vardır:

  • Tip 1 Diyabet: Bu diyabet tipi yer yaşta gelişebilir, ancak özellikle çocukları, ergenleri ve genç yetişkinleri etkiler. Bu tip diyabette, vücut insülin üretemez ya da insülin üretmekle sorumlu hücreler düzgün çalışmayı bıraktığı için çok az miktarda insülin üretilir. Bu durumda, çözüm her gün insülin dozu enjekte etmektir, bu da her hastanın özel ihtiyaçlarına göre tıbbi bir uzman tarafından önerilmelidir.
  • Tip 2 Diyabet: En sık görülen diyabet tipidir. Genelde 60 yaş üstü yetişkinleri etkilemektedir, ancak bugünlerde genç nüfus da obezite ve yetersiz beslenme sebebiyle bu hastalıktan şikayetçi olmaktadır. Bu durumda, diyabet genelde çok ileri seviyede teşhis edilir; çünkü insanlar bu hastalığa yakalandıklarını çok geç fark ederler.

Diyabetin belirtileri nelerdir?

Tip 2 diyabet genelde çok yavaş gelişir ve birçok örnekte belirtiler hastalık çok ilerleyene kadar kendini göstermez.

Diyabet sebebiyle görülebilen belirtilerden bazıları aşağıdaki gibidir:

  • Sık sık idrara çıkma
  • Sürekli susuz hissetme
  • Yorgunluk
  • Yavaş iyileşme
  • Sürekli enfeksiyon
  • Saç ve diş dökülmesi
  • Aşırı kilo kaybı
  • Bulanık görüntü

Diyabeti doğal yollarla kontrol altına almak mümkün mü?

Diabetes

Diyabet hastaları her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak için bir doktor gözetiminde olmalılar; ancak tedaviye kan şekeri düzeyini düşürebilecek ve diyabeti kontrol altında tutacak doğal alternatifler de eklenebilir. Bu yazımızda, insülin üretimini teşvik etmenin mümkün olduğu Tip 2 diyabetten bahsedeceğiz. Siz de bu rahatsızlıktan şikayetçiyseniz, belki de aşağıda vereceğimiz sebze meyve suları tarifi size de yardımcı olacaktır.

Tip 2 diyabeti kontrol altına almak için ıspanak, havuç ve kereviz suyu

ıspanak-maydanoz

Bu sebze suyu Tip 2 diyabet hastalarına yardımcı olan ıspanak, havuç ve kerevizin özelliklerini bir araya getirir.

Faydaları: 

  • Havuç genelde hipertansiyon (yüksek kan basıncı) ile bağdaştırılan sodyum seviyesini dengelemek için gerekli olan potasyum yönünden zengindir. Bu gıda aynı zamanda kanı düzenler ve diyabet hastalarının görme problemlerinin önlenmesine yardımcı olur.
  • Ispanağın içinde bulunan kalsiyum, beta-karoten ve A ile C vitaminlerinin hepsi kandaki şekerin azaltılması dahil olmak üzere sağlığımız üzerinde birçok fayda sağlarlar. Kereviz kalp damar sistemi için son derece yararlı olan magnezyum ve potasyum içerir. Son olarak malik asit içeriği sayesinde kandaki şeker seviyesini düşüren yeşil elmaları da kullanabilirsiniz.

Malzemeler

  • 3 avuç ıspanak
  • 2 kereviz
  • 1 havuç
  • 1 yeşil elma
  • 1 salatalık (tercihe bağlı)

Hazırlanışı

Elma ve havucu yıkayıp soyun. Ardından geri kalan malzemelerle blenderden geçirin. Karışımı daha kolaylaştırmak için biraz su ekleyebilirsiniz.

Brüksel lahanası ve taze fasulye suyu

Tıpkı yukarıdaki sebze meyve suyu gibi, bu içecek de kandaki şeker seviyesini indirmeye ve aynı zamanda tansiyonu düşürmeye yardımcı olacaktır.

Faydaları:

Brüksel lahanası ve taze fasulye kan şekeri seviyesini düşürmenin anahtarı olan B6 vitamini ve çeşitli mineraller yönünden zengindir. Her iki gıda da doğal bir bitkisel insülin kaynağıdır.

Malzemeler

  • 10-12 adet Brüksel lahanası
  • 2 bardak taze fasulye
  • 1 adet soyulmuş limon
  • 1 salatalık (tercihe bağlı)

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri iyice yıkayın ve ardından karışımı kolaylaştırmak için biraz su ekleyip blenderden geçirin.

Bu sebze meyve sularından birini Tip 2 diyabeti azaltmak için her gün aç karna içmeniz önerilir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HANGİ BESİN NEYE FAYDALI?

12821530_794394397372031_3379542587790237416_n[1]

Besinlerin sağlık açısından vazgeçilmez öğeler olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bazı besinler var ki, tıpkı vücudumuzdaki organlara benzemekte ve bu sebeple benzediği organa daha çok fayda sağlamakta. Pek çok insan buna inanmayabilir, ama aşağıdaki makalemizi okuduğunuz zaman, siz de bize hak vereceksiniz.

👉 Armut : Armut şekil olarak kadın rahmine benzemektedir.. Bu sebeple de rahmim hastalıklarından koruyucu özelliği bulunmaktadır.

👉 Havuç: Havucu dilimlediğiniz zaman insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

👉 Domates: Domateste de tıpkı kalpte olduğu gibi, dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermektedir.

👉 Üzüm salkımı: Üzüm salkımına dikkatli bakarsanız salkım hali ile kalp şekline benzer. Tane olarak da her bir üzüm tanesi, kan hücresi gibi görünür. Yapılan araştırmalar, üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.

👉 Ceviz : küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.

👉 Fasulye : böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.

👉 Sap kereviz, Çin Lahanası ve Rhubarb (bizde yok): Bu üç sebze, kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.

👉 Patlıcan, Avokado ve Armut : Bu meyveler,kadınların rahim -rahim sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler. Görünümleri bu organa benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks (rahim) kanserini önlediğini göstermiştir.

👉 İncir: Tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.

👉 Tatlı Patates : Şekil olarak pankreasa benzeyen patates, şeker hastaları için özellikle faydalı bir besindir. Şeker hastalarında glisemik indeksi dengeler.

👉 Zeytin: Zeytin pek çok derde devadır. Ama özellikle, yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.

👉 Greyfurt, Portakal ve Diğer Narenciye Meyveleri : Hepsi de şekil itibari ile,kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.

👉 Soğan: Soğanın görüntüsü, vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitel katlarını yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur. Soğan doğramaktan nefret eden ve soğan doğrarken ağlamak istemeyen okurlarımıza duyurulur.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Kaynak: sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Erik PESTİLİ Tam Bir Enerji Deposu…

25a6aErik-Pestili-500-GR_1432_1[1]

 

EriK Pestilinin  Faydaları:

Erik vücuda güç ve enerji verir. Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.

Sinirleri sakinleştirir. Kansızlığa iyi gelir. Erik sindirim sistemine de faydalıdır.

İştah açıcıdır. Hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür ve kabızlığı giderir.

Bağışıklık sistemimizi de güçlendirmektedir.

Vücudumuzun dokuları ile hücrelerinin yenileme ve güçlenmesine katkı sağlamaktadır.

Vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atmaya yardımcı olarak böbrekleri dinlendirir.

Romatizmaya iyi gelir.

Östrojen seviyesini dengelediği için özellikle Menopoz dönemindeki kadınlar için yardımcıdır.

alıntı

.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YÜZLERCE YILDIR RUSLAR TARAFINDAN KULLANILAN ,EKLEM AĞRILARINI DOĞAL TEDAVİ İKSİRİ…

10801535_956694527692613_2058680490705626682_n[2]

Romatizma , Kireçlenme , Eklem ağrıları ( Travma, ağır kaldırma, kırıklar, arthrit, romatizma, ve diğer birçok sağlık problemi sonucu olarak ortaya çıkan )
Malzemeler:
1 yemek kaşığı süzme bal
1 yemek kaşığı öğütülmüş acı hardal tohumu tozu
1 yemek kaşığı kaya tuzu yada Himalaya tuzu ince öğütülmüş
1 yemek kaşığı kabartma tozu (Karbonat )
Cam bir kaseye tüm malzemeyi koyun, güzel ve homojen bir karışım elde edinceye kadar iyice karıştırın içine çok az su yada sızma zeytinyağı katarak krem görüntüsü oluşana kadar karıştırmaya devam edin ve bu karışımı bir krem kabı içine aktarınız.
Kullanım şekli :
Ağrıyan bölgenize , el, bilek , dirsek, diz , ayak …..vd .krema şeklindeki bu karışımdan sürün üzerine streç film yada bir yünlü kumaş, tercihen bir eşarp ile sarın.
Ama, dolaşımı bozmaması için yeterince gevşek bıraktığınızdan emin olunuz ,
1.5 -2 saat kremi üzerinde bırakın. Daha sonra yıkayınız.
Eğer gece uyurken yapabilirseniz daha da etkili olacaktır ancak uygulama yaptığınız alanı fazla sıkmadığınızdan ve dolaşımı bozmadığınızdan emin olunuz .
Uygulama alanını sabah yıkayabilirsiniz.
Ağrılarınız geçinceye kadar aynı tedaviyi hergün tekrarlayın.
İlk uygulamadan sonra bile ağrılarınızın azaldığı ve rahatlamaya başladığınızı fark edeceksiniz .
Bu karışımdaki miktarlar küçük alanlar için örneğin parmaklar , el gibi , bir kaç tedavi için yeterlidir, uyguladıktan sonra kalanını bir kavanoz içinde buzdolabında saklayınız.
Ayrıca bu uygulamanıza destek amaçlı olarak aşağıdaki karışımı da hazırlayıp tüketirseniz eğer çok daha kısa sürede faydasını görmeye başlayacaksınız.
Ağız yolundan doğal destek için karışım formülü :
2 tatlı kaşığı Zerdaçal
Yarım çay kaşığı taneden yeni çekilmiş Karabiber
1 Tatlı kaşığı Zencefil
1 yemek kaşığı Yemeklik Hindistan cevizi yağı yada Sızma zeytinyağı içinde iyice karıştırarak her gün yerseniz inanılmaz faydasını göreceksiniz
Not : Bu karışım sizi aynı zamanda Kansere karşıda koruyacaktır ve tedavinize de yardımcı olacaktır .
Zerdaçallı karışımın yeme şeklinde kullanım süresi hakkında önemli not :
Bu karışımı 2 ay tüketip, 3 hafta ara verecek şekilde
yada
3 ay tüketip 1 ay ara verecek şekilde kullanınız .
Önemli : Bu karışımın içinde Zerdaçal olduğundan , şiddeti Demir eksikliği anemisi,
Reflu ve şiddetli Karaciğer ve Safra kanalı fonksiyon bozukluğu sorunu olanların bunu tüketmemeleri gereklidir.
Keza ;
Sabah kahvaltısı esnasında ve Gece yatmadan önce , % 100 Vişne suyundan ,
1 Bardak içmeyi de mutlaka alışkanlık haline getiriniz .
Vişne suyu içerisinde ki yüksek Anthocyaninler sayesinde doğal anti-enflamatuar etki göstererek kas ve eklem dejenarasyonlarını geriye çevirebildiği , keza gut hastalığında ürik asit seviyesini düşürdüğü , kilo vermeye yardımcı olduğu , stres hormonu olan Kortizol seviyesini düşürdüğü , kalp krizlerini önlediği ,
kolesterolü düşürdüğü , kanser hücrelerinde proğramlı ölümü başlattığı , metastazı engellediği ,
Alzheimer ve Parkinson hastalarında yaşam kalitesini artırdığı , sinir hücrelerini koruduğu klinik çalışmalarla gösterilmiştir .
Yatmadan önce içilen 1 bardak % 100 Vişne suyu aynı zamanda ,Melatonin salınımını artırarak iyi ve kaliteli bir şekilde uyumanıza ve hormonal sisteminizin düzenli çalışmasına da yardımcı olacaktır.
% 100 Vişne suyu bulmanız zor olacaksa eğer , marketlerden dondurulmuş Vişne alarak bunlardan 1 bardak dolusu kadarını , Smothie blender ( yani Yüksek hızlı blender -buz kırma fonskiyonlu ) , Arçelik firmasında mevcut ) dan geçirerek suyunu evde kendiniz hazırlayabilirsiniz . Böylece içine şeker yada tatlandırıcı katılmadığından da emin olabilirsiniz.
ROMATOID ARTHRIT problemi olan kişiler için özel bilgilendirme :
1- Besin Intolerasyon testi yaptırmayı unutmayınız .. besin tahammülsüzlüğü olduğu besinleri mutlaka beslenme rejiminizden çıkartmaya özen gösteriniz.
2- İçinde GLUTEN olan BUĞDAY unundan yapılan TÜM unlu mamülleri hayatınızdan çıkarınız . Sadece Mısır ekmeği kullanmaya özen gösteriniz.
Keza Gluten içeren , arpa, çavdar ve yulaf içeren her türlü ekmek,
simit, poğaça, kek, pasta, börek, çörek, bisküvi, makarna, pizza, ketçap, salça, hazır çorbalar ve salata sosları, hazır yoğurt, rokfor peyniri, jambon, , aromalı kahve, meyan kökü ve soya sosu çikolatalı süt, mayonez, dondurma, alkollü içeceklerden: bira, cin, viski de beslenme rejiminizde bulunmaması gerekenlerden önemli olanlarıdır.
3- Probiyotik içeren besin maddelerinden tüketimine özen gösteriniz ( Ev yapımı , içinde sirke kullanılmamış Turşular ( Salatalık, Pancar, Lahana gb ) ,
keza orijinal %100 Nar ekşisi ve Boza tüketimine de özen gösteriniz.
ve Eczacınızla konuşarak Enterik kaplı Probiyotik takviyesi de alarak kullanabilirsiniz. Tiroid ile ilgili problemi olanlar , Lahana turşusu yerine salatalık yada pancar turşusunu tercih edebilirler.
4- Süt ve taze süt ürünlerinden ( taze peynir, krem peynir , süzme peynir vb ) uzak durunuz .
Süt ürünü tüketmeden yapamam diyenler içinse ; Sadece ev yapımı , %100 keçi sütünden yapılmış keçi lor peyniri , keçi yoğurdu ve eski klasik peynir (en az 6 ay dinlenmiş ) eski kaşar , gravyer peynirinden azar miktarda kullanmaya dikkat ediniz Çünkü ;taze süt ürünleri enflamasyonu artırmaktadır ve süt ürünleri tükettiğiniz sürece Romatizma ağrısı çekmeye devam edeceksiniz, bu sebeple süt ürünlerinden mümkün mertebe uzak durunuz.
5- D vitamini seviyenizi mutlaka ölçtürünüz ( 25(OH) D3 ) , eksikliği durumunda doktorunuzun size önerdiği dozda takviye alınız. Doktorunuza sorarak yanında mutlaka Magnezyum, Mena K2 vitamini ve Boron ( Günde 6-9 mg ‘ a kadar ) takviyesi de almayı da unutmayınız … !!!
Özellikle Boron arthrite bağlı ağrı tedavilerinde çok önemlidir ve başlı başına tedavi etkinliği sağlamaktadır . Bu hususa özellikle dikkat …!!!
6- Haftada 2- 3 kez , Paça çorbası ve Kemik suyuna pişmiş çorbalardan tüketmeyi unutmayınız ( içeriğinde Bağ doku ( Kollajen ) ve kök hücreler , Arthritin tedavisinde destek sağlayacaktır.
7- Deterjanlardan uzak durunuz …Organik temizlik malzemeleri kullanmaya dikkat ediniz.
8- Haftada en az 3 gün ANANAS yemeye dikkat ediniz . Günlük ananas tüketim miktarı ortalama 3 parmağınızın kalınlığı kadardır. Daha fazla tüketmeyiniz.
Ananas bulmanız zor ise , Doktorunuzla konuşarak içeriğinde BROMELAIN ENZIMI olan , gıda takviyesini Eczaneden alıp kullanabilirsiniz.
Bromelain enzimi aynı zamanda sindirime yardımcı olurken Kanserden korunmanıza da takviye olacaktır .
9- Omega-3 desteği için özellikle Balık, Semiz otu ,Badem, Ceviz, Kuru Fasulye, Yeşil yapraklı sebze tüketimine dikkat edilmelidir . Özellikle Omega-3 yağ asidi seviyesi çok yüksek olan , Organik Keten tohumundan günde 1 yemek kaşığı Keten tohumunu döverek yada Siemens marka küçük Kahve çekme makinesinde çekerek ( bilginizin olması açısından bu kahve öğütme makinesinin fiyatı yaklaşık 90. TL’dir , 10 saniye içinde,1 -2 yemek kaşığı keten tohumunu , çörek tohumu vb. tohumları un haline getirmekte ve sindirime ve kolay yemeye uygun hale getirmektedir, dolayısıyla evinizde bulunmasında fayda var , muadili olan başka bir markayı da alabilirsiniz) un haline gelen Keten tohumunu salatanızın üzerine yada %100 keçi yoğurdunun üzerine serperek tüketebilirsiniz.
Keten tohumu her seferinde taze olarak hazırlanmalıdır çünkü çok kısa bir süre içinde okside olmaktadır dolayısıyla bir kaç günlük hazırlanması ÖNERİLMEZ !!! Keten tohumu unu , her gün taze olarak hazırlanmalı ve hemen tüketilmelidir . Haftada en az 2-3 kez Omega-3 yağ asidi yönünden zengin bu besin maddelerinden yemeye özen gösteriniz. Yukarıdakileri yapamadığınız durumlarda ise ; takviye olarak Kaliteli Balık yağı kapsüllerinden de kullanabilirsiniz. ( 3 gr kadar ) .
Ancak kan inceltici, pıhtılaşma önleyici ilaç kullanıyorsanız Balık yağı kullanımı önerilmemektedir. Bu hususa lütfen dikkat . Dolayısıyla mutlaka doktorunuza danışmayı unutmayınız …
10- Keza BOSWELIA ekstraktı da özellikle Romatoid Arthrit tedavisinde sabah ,ve akşam 1 adet ,dozlarında pek çok bilimsel çalışmada önerilmektedir .
Doktorunuz onayladığı takdirde destek tedaviniz içine eklenebilir.
11- Yemeklerinizde , yağ olarak sadece Sızma zeytinyağı, Organik Hindistan cevizi yağı yada Keçi terayağı kullanınız, diğer tüm yağlardan ise uzak durunuz.
Şifa olsun …

kaynak: Yıldıray Kaya

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GECE YATMADAN ÖNCE NE YİYEBİLİRİM?

12821427_793840407427430_4624952055736148141_n[1]

Gece yatmadan önce midenizin kıyıldığını hissettiğiniz, canınızın bir şeyler yemek istediği zamanlar mutlaka olmuştur. Hatta bu bazılarınız için alışkanlık haline gelmiş bile olabilir. Ancak ne yazık ki bu çok da iyi bir alışkanlık değil. Fakat çok acıktıysanız gece yatmadan önce yiyebileceğiniz bazı besinler bulunuyor. Bu besinlerin neler olduğunu bir an önce öğrenmek istiyorsunuz biliyorum smile ifade simgesi Buyrun göz atalım…

Probiyotik yoğurt

Yatmadan önce yediğiniz bir kase probiyotik yoğurt uyumanızı kolaylaştıracak olan proteini sağlar. Ayrıca yoğurdun probiyotik özellikleri bağırsaklarınızı çalıştırmaya yardımcı olur.

Tavuk göğüs eti

Gece iki küçük parça yağsız tavuk göğüs eti yiyebilirsiniz. Böylece az yağlı besin tüketmiş olursunuz ve yüksek miktarda protein alırsınız.

Yağsız çikolatalı puding

Gece yağsız çikolatalı puding yerseniz gece boyunca tok kalırsınız. Ayrıca yağsız çikolatalı puding kilo aldırmaz.

Sert peynir

Herhangi yağsız sert bir beyaz peynir sizi hem tok tutar hem de yalnızca 80 kalori almanızı sağlar. Tabi ki gece tüketeceğiniz peynirin büyüklüğü bir kibrit kutusunu geçmemeli.

Elma

Elma bol lifli bir meyvedir. Hem tatlı ihtiyacınızı karşılar hem de tok kalmanızı sağlar.

Muz

Açlığı bastıran muz aynı zamanda doyurucudur. Bu nedenle gece yatmadan önce rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Yulaf ezmesi

Bir kasesi 200 kalori olan yulaf ezmesi sindirime yardımcı olur ve aynı zamanda midenizdeki kazınma hissine de iyi gelir.

kaynak: sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aloe Vera İle Kilo Vermenin 4 Yolu

aloe[1]

Aloe vera vücudun toksin ve atıklardan arınmasına yardımcı olur. Çilek, ananas veya zencefille karıştırarak harika içecekler hazırlayabilirsiniz ancak bu arınma yöntemini en fazla 10 gün uygulayabilirsiniz.

Aloe vera ile kilo vermek mümkün mü? Aloe vera gün geçtikçe hem sağlık hem de kilo verme alanlarında daha sık kullanılmaya başlanan bir bitkidir. Aloe, arındırıcı özelliği sayesinde vücudumuzdaki fazla yağları atmamıza yardımcı olur. Bu yazımızda sizinle, sağlıklı bir şekilde aloe vera ile kilo vermenize yardımcı olacak 4 tarif paylaşacağız.

Aloe vera ile kilo vermek mümkün

kilo

  • Aloe veranın kilo verdirici özelliği gittikçe daha çok kişinin kulağına ulaşıyor. Her gün bu güzel yaprak ve içerdiği jelin yeni kullanım alanları keşfediliyor. Tamamen doğal olan bu jel, beslenme düzeninize eklendiğinde kilo vermenize yardımcı olabilir; bu yüzden pek çok sağlık uzmanı çeşitli aloe vera tüketme yöntemleri önermektedir. Peki aloe vera kilo vermemize nasıl yardımcı oluyor?
  • Aloe vera doğanın bize sunduğu, bedenimizdeki atıklardan kurtulmamızı sağlayan harika bir arındırıcıdır. Bunu aloe veranın içerdiği, uygun miktarlarda tüketildiğinde arındırıcı özelliği olan aloin sağlar.
  • Aloe vera yağ yakmanıza yardımcı olabilir. Evet doğru okudunuz. Aloe vera metabolizmanızı hızlandırıp yağ asitleri üretilmesini arttırarak fazla yağlardan kurtulmanıza yardımcı olur.
  • Ayrıca, aloe vera doğal bir laksatiftir. Bu sayede bağırsaklarımızın daha iyi çalışmasını ve yiyecekleri daha iyi sindirmemizi sağlar ve bedenimizin doğal dengesini korumasına yardımcı olur.

Aloe vera ile kilo verme yöntemleri

Aloe verayı kilo vermek için en rahat meyve suları veya smoothielerle karıştırarak kullanabilir ve bu şekilde bitkinin yağ yakıcı ve arındırıcı özelliklerini arttırabilirsiniz.

1- Aloe vera ve limon suyu

aloe jel

Bu karışımı her sabah kahvaltıdan önce içmelisiniz ve içtikten sonra en az 1 saat bir şey yememelisiniz. Bu karışım bedeninizdeki toksinleri atmaya yardımcı olur ve bağırsaklarınızı temizleyerek güne dinç başlamanızı sağlar. Ayrıca bu karışımın hoş bir tadı vardır.

Bu güzel karışımı hazırlamak için bir bardak suya bir limonun suyunu sıkın ve içine bir yemek kaşığı aloe vera jeli ekleyin. Aloe vera bitkisinden jel çıkartmak için, aloe vera yaprağını bir bıçak ile dikkatlice uzunlamasına ortadan bölün ve kaşık yardımıyla içerisindeki jeli sıyırın. Jel suyun içerisinde tamamen eriyene kadar karışımı ısıtın. Ardından bir yemek kaşığı bal ekleyin ve hala ılıkken için.

2- Portakal, çilek ve aloe veralı smoothie

cilekli-smoothie

Çileğin kilo vermede size yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz? Çilek hem düşük kalorilidir hem de şeker hastalarının tüketimi için de uygundur.  Ayrıca çilek bol miktarda lif içerir, doğal bir idrar söktürücüdür ve vücudumuzun su tutmasını önleyen harika bir arındırıcıdır. Çileği portakal suyu ve aloe vera ile karıştırarak hem vücudunuz hem de kanınız için harika bir içecek hazırlayabilirsiniz.

Bu smoothie hem fazla yağları yakmanıza yardımcı olacak hem de sindirim sisteminize iyi gelecektir. Hazırlamak için, üç çileği dilimleyin, bir portakalın suyunu sıkın. Çilekleri, portakal suyunu, 1 yemek kaşığı aloe vera jelini ve bir bardak suyu blendırdan geçirin. Sabahları aç karınla içmenizi öneriyoruz.

3- Ananas, salatalık ve aloe vera suyu

ananas

Bu karışımı ne zaman içmelisiniz? Yemekten sonra içmeniz daha yararlı olacaktı. Bu sayede bir yandan bedeninizi arındırıp, fazla yağlardan kurtulurken bir yandan da ananasın sindirim sistemine olan faydalarından yararlanabilirsiniz. Salatalık bedeninizi nemlendirmek için harika bir sebzedir; ayrıca sindirim sistemine ve mideye çok iyi gelir.

Bu içeceği hazırlamak için yarım salatalık, bir dilim ananas, bir yemek kaşığı aloe vera jeli ve bir bardak suya ihtiyacınız olacak. Tüm malzemeleri blendırdan geçirin. Yemeklerden sonra için.

4- Aloe vera ver zencefil çayı

Bu çayı öğleden sonraları içmenizi öneriyoruz. Doğal bir anti-enflamatuar oluşu, arındırıcı etkisi, sıvı birikimini önlemesi, sindirime yardımcı olması gibi özellikleri ile bilinen zencefil, aloe vera ile bir araya geldiğinde vücuttaki fazla yağların atılmasına yardımcı olur.

Bu lezzetli ve şifalı çayı hazırlamak için bir yemek kaşığı rendelenmiş zencefil köküne ve bir tatlı kaşığı aloe vera jeline ihtiyacınız olacak. Zencefil ve aloe vera jelini bir bardak suya ekleyip kaynatın. Kaynadıktan sonra altını kapatın; 10 dakika soğumasını bekleyip içebilirsiniz.

Kilo vermek için aloe vera içmek

elma

Aloe veranın tam etkisini görebilmek için beslenmenize dikkat etmeli ve düşük yağ içeren bir diyet uygulamalısınız. Beslenme düzeninize salata, sebze ve meyve gibi yiyecekleri daha çok ekleyerek, işlenmiş yiyecekler, rafine şekerler ve meşrubatlardan uzak durmalısınız.

Yukarıda paylaştığımız basit aloe veralı limon suyu ve portakallı smoothie tarifleri ile güne kendinizi arındırarak başlayabilirsiniz, ancak tam etkilerini göstermeleri için bir ay içerisinde en az 10 gün üst üste düzenli içmelisiniz. Ek olarak öğleden sonraları veya akşamları zencefil ve aloe veradan oluşan bir çay veya çilek ve ananas smoothiesini hazırlayabilirsiniz. Ancak aloe vera tüketiminize dikkat etmelisiniz, 10 günden uzun süre tüketmemelisiniz. Ayrıca aloe vera tüketmeye başlamadan önce, aklınızda bir şüphe varsa doktorunuza veya beslenme uzmanınıza danışmalısınız.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Rahatlatıp Anksiyeteyi Azaltan 9 Bitki

ruda[1]

Çarkıfelek çiçeği boyun ağrıları için öneriliyor. Bu bitki ayrıca baş ağrılarını ve aybaşı kramplarını azaltmak için de kullanılıyor. Ginseng ise vücudun yin ve yang’ını dengeliyor.

Bugün ve bu çağda, problemler, zorunluluklar, stres, iş yerindeki baskı, yarış hali ve günün her anındaki uyarıcılarla ”aklınızı kaybedebilirsiniz.” İşi arkada bırakıp kırsal kesime kaçmak en ideal fikir olsa da, büyük çoğunluğumuz için mümkün olmayabilir. Ama en azından, sinirlerinizi rahatlatıp anksiyeteyi azaltmak için bitkilerden yararlanabilirsiniz. Bugünkü makalede en iyi bitkileri bulacaksınız!

Sinirleri rahatlatıp anksiyeteyi azaltan şifalı bitkiler

İnsanlar bir çok nedenden dolayı gergin hissederler ve bu vücuda olumsuz etki edebilir.  İş değiştirirsiniz, evleniyor olabilirsiniz, çok sevdiğiniz biriyle buluşacak olabilirsiniz, veya iş yerinde bir problem yaşıyor, kendi işinizi başlatıyor, veya zorlu bir sınava hazırlanıyor olabilirsiniz. Bu durumların hepsinde (ve tabii ki diğer bir çok konuda) doğa anadan faydalanabilirsiniz. Aşağıda sinirleri ve anksiyeteyi rahatlatan şifalı bitkilere bir göz atın:

Çarkıfelek

Çarkıfelek çiçeği kasları rahatlatarak ana sinir sistemini etkiler. Çarkıfelek tükettiğimizde, sinir bağlantılı acıları azaltır – mesela zayıf duruştan kaynaklanan kas ağrılarını dindirmekte kullanılır. Bu bitki ayrıca baş ağrıları ve aybaşı krampları için harikadır. Aktarlarda veya benzeri marketlerde çarkıfelek çiçeği özü bulabilirsiniz. Bir bardak su, çay veya taze portakal suyuna bir kaç damla ekleyin.

 

Ginseng

Geleneksel Çin tıbbına göre, ginseng vücudun yin ve yang’ını dengeler. Popüler inancın aksine, sinir bozukluğu ve heyecan yaratmaz. Aslında depresyon, üzüntü ve kronik yorgunluk çekenleri harekete geçirir. Aynı zamanda stresli ve sinirli insanlar üzerinde rahatlatıcı etkisi vardır. Ginseng özünü su, meyve suyu veya çaya bir kaç damla damlatarak almanızı öneriyoruz.

Mine çiçeği

Mine çiçeği bir çok özellik taşır. Vücudu rahatlatmasının yanı sıra, stres, sinir, anksiyete veya uykusuzlukla oluşan problemleri iyileştirir. Bazı insanlar bu bitkiyi sindirimi hızlandırdığı için içerler, çünkü gazı ve sancıları azaltır. Taze çiçek ve yapraklarını yemeklere, meyve sularına ve limonatalara tat vermek için kullanabilirsiniz. Kuru yapraklarıyla çay yapabilirsiniz (bir avuç yaprak ile bir bardak suyu kaynatarak hazırlayın). Ayrıca mine çiçeğini kediotu, papatya ve nane ile karıştırabilirsiniz.

Kantaron

Bu bitki flavanoidler gibi bir çok besleyici öge taşır. Ama en önemli özelliği taşıdığı hiperisindir, bu dopamin olarak bilinen enzimin işlevini arttırır. Böylece kendimizi daha iyi hissederiz. Ayrıca adrenalin üretimini azaltır, bu şekilde de anksiyete, sinir bozukluğu ve depresyona iyi gelir. Kantaronu yağ şeklinde de alabilirsiniz, bu yağla dairesel olarak masaj yapın. Unutmayın her zaman biraz badem yağı, zeytinyağı ve benzeri yağlarla kullanın. Alternatif olarak, aromaterapi yaparken sıcak suya bir kaç damla damlatıp buharı içinize çekebilirsiniz. Bazı insanlar hiperisin çayı içer, bu bitkinin bir kaç yaprağını suda kaynatarak hazırlayabilirsiniz. Ama günde 3 bardaktan fazla içmeyin.

Kediotu

Kediotu sinir bozukluğu ve anksiyete tedavisinde en yaygın kullanılan bitkidir. Bu bitkinin çiçekleri sinirleri yatıştırır. Daha iyi uyku sağlar ve dinlenmeye yardımcı olur. Kediotu ayrıca aybaşı krampları için faydalıdır. Bir avuç kediotunu bir litre su kaynatıp çay yapın. Günde üç bardak için.

kediotuFesleğen

Bir çok insan bu bitkinin rahatlatıcı etkilerinden bihaberdir. Bu bitki genelde yemeklerde kullanılır ve bazı yemeklerin ana tadını verir. Ayrıca sindirim sistemine yardımcı olur. Fesleğen çayı içmek sindirimi geliştirir – özellikle öğlen veya akşam yemeğinde ağır yedikten sonra. Fesleğen sinir sistemini rahatlatır ve daha iyi dinlenmenize yardımcı olur. Ayrıca rahatsız mide belirtilerini azaltmak için birebirdir.

Limon otu (Yalancı melisa)

Bu sinir bozukluğu, stres ve anksiyete yaşayan insanlar için mükemmel bir bitkidir. Limon otu iyi uyumak, rahatlamak ve uykusuzluktan korunmak için çok uygundur. Eğer tadını sevmiyorsanız, bir yemek kaşığı limon otu ve bir kaşık da papatya, kediotu veya mine çiçeği ile çay yapın.

Beyaz alıç

Bu çiçek bir çok özellik taşır, ama kesinlikle kardiyovasküler hastalıklara karşı koruma ve tedavilerinde ilerleme sağladığı için önemlidir. Yüksek tansiyonu azaltır ve kan dolaşımını arttırır, çünkü kalbin daha iyi kan pompalamasını sağlar. Hafif anksiyete ve sinir bozukluğu yaşayan kişilerde sinir sistemini rahatlatıcı etkisi vardır. Beyaz alıç meyve sularına, suya eklenebilir veya çayı yapılabilir.

Melisa otu

naneMelisa polen açısından zengindir (dolayısıyla da Yunanca’da arı anlamında gelen Melisa ismi). Rahatlatıcı ve antispazmodik özellikler taşır. Özellikle çok spor ve fiziksel aktivite yapan insanlar için önerilir. Bu da yetmezmiş gibi melisa karın ağrılarını azaltmak için de kullanılabilir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AKCİĞERİ TEMİZLEMEK İÇİN TERE OTU KÜRÜ..!

12806135_792469360897868_2424290154910283364_n[1]

Ah sigara. Çoğumuz için onunla da olmuyor, onsuz da. Zararlı olduğu kesin. Zararı ne yaparsak, yapalım içtiğimiz sürece ortadan kaldırmak da tam anlamıyla mümkün değil.

E ama bir türlü bırakamıyorsak? Üstelik çoğu kez bırakmaya çalıştığımız halde… Ya da yakınlarınız nedeniyle pasif olarak içiyorsak? Tamamen başka bir nedenle akciğerleriniz doluysa?

Hadi o zaman, akciğerlerinize aşağıdaki iyiliği yapın:)

TERE OTU KÜRÜ

👉 Malzemeler;

-Yarım litre su
-15 yaprak taze ve yeşil tere

👉 Yapılışı;

Suyu kaynatın. İçine taze ve yeşil tere otlarını atın. Ve üzeri kapatılmış olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatarak haşlayın. 3 dakika sonunda soğuması için bekletmeden hemen süzün.
Ilıkken veya soğuduktan sonra için.

👉 Ne Zaman İçeceğiz?

Aç karnına veya yemeklerden 2-2,5 saat sonra tamamını için. İçine hiçbir şey ilave etmeyin. Mutlaka tek başına tüketin, salata veya yemekle birlikte tüketildiğinde etkisini büyük oranda kaybeder.

👉 Bu Kürü Kimler Kullanmamalı?

1. Böbrek yetmezliği olanlar
2. Diyaliz hastaları
3. Hamileler

👉 Hangi tereyi kullanalım?

Mutlaka taze, yeşil ve iyi yıkanmış tere otunu kullanmalısınız. Sararmış tere otu yaprakları toksik madde içerdiği için kesinlikle kullanılmamalıdır. Kuru tere otunu da kullanmayınız.

👉 Ne kadar süreyle uygulayacağız?

5 gün boyunca her gün içmelisiniz. Kür ayda bir kez tekrar edilebilir, sadece 5 gün olarak.

👉 Tadını beğenmedim?

O zaman aç karnına veya yemeklerden 2 saat sonra 15 yaprak tereyi çiğ olarak ve üzerine bir şey ilave etmeden iyice çiğneyin.

👉 Kür kendini nasıl gösterecek?

Kürü uygulamaya başladıktan bir iki gün sonra balgam sökmeye başlayacaksınız. Kür boyunca bazen idrar yapma sırasında yanma görülebilir normaldir, bu terenin içerdiği etken maddelerden kaynaklanır.

👉 Terenin içinde neler var?

B6 vitamini, demir, potasyum, Omega 3 ve Omega 9 yağ asitleri ve kükürt açısından da oldukça zengin bir gıdadır. Kür dışında sabah kahvaltılarında tüketilmesi de beslenme açısından edinilebilecek iyi bir alışkanlıktır.

👉 ÖNEMLİ UYARI:

Bu paylaşımda yer alan her şey bütünsel sağlığı destek amaçlıdır ve hiçbir rahatsızlık ve/veya hastalığın teşhis ve tedavisinde kullanılmamalıdır. Herhangi bir rahatsızlık ya da hastalık durumunda mutlaka ve zaman kaybetmeden uzman bir sağlık kuruluşuna ve hekime başvurulmasını öneririz. Ayrıca herhangi bir tedavi sürecinde olan ve/veya ilaç kullananların bu kürü uygulamadan önce mutlaka tedaviyi yürüten hekimlerine danışarak kendisinin onayını almalarını tavsiye ederiz.

Bu paylaşım için Sayın Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu’nun Tıbbi Bitkiler Rehberi isimli kitabından yararlanılmıştır.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

(Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu Önerisidir)

kaynak: sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kahve Ve Çaydan Önce Bir Bardak Su İçin…

12670925_792502284227909_3551803996139773829_n[1]

Çayın Ph dengesi 6, kahvenin Ph dengesi 5’dir.

Bu vücuttaki asit seviyesini yükseltir

Asidite kanser, ülser gibi ciddi hastalıklara sebep olabilir

Kahve ve çaydan önce bir bardak su içmek sizi bu etkilerden korur…

Kaynak: sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HÜNNAP: BİR NARENCİYEDEN 20 KAT DAHA FAZLA C VİTAMİNİ İÇERİR!

12801438_792673857544085_812070101860668670_n[1]

Hünnap çok sayıda minerali birden içerir: Magnezyum, potasyum, bakır, kalsiyum, manganez, fosfor ve demir.

Herhangi bir narenciyeden 20 kat data fazla C vitamini içerir ve bu da bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve enfeksiyonlara karşı iyi bir gıdadır. Bu durunda, mevsiminin tam da yazdan sonbahara geçtiğimiz bu günlerde olmasına şaşırmamalı! Birçok kültürde yüzyıllarca boğaz rahatsızlıklarına karşı çay olarak kullanılmış.

Tıbbi araştırmalara göre, hünnap kan basıncını düşürmeye, kansızlığın tedavisine destek. Yine cilt bakımı ürünlerinde de, kırışıklıklara, kuru ciltlere ve güneş yanıklarına karşı kullanılıyor.
Çin tıbbında ise, asabiyet ya da uykusuzlupun tedavisinde kullanılıyor.

HÜNNAP’ IN FAYDALARI: (Dr.Ender Saraç’ tan )

*İlaç kadar faydalı bir meyvedir.
*Astım ve solunum sistemi hasTalarına çok faydalıdır.
*Balgam söktürücü özelliği vardır.
*Sebebi bilinmeyen öksürüğü keser
*Böbrek hastaları tuz yemeyi azaltarak hünnap meyvesini yerlerde idrar söktürücü özelliği vardır.
*Bağırsakları çalıştırır.
*Kanı temizler
*Şeker hastalarının rahatlıkla yiyebilecekleri bir meyvedir.
*Çocukların beslenmesinde de mutlaka yemeleri gereken bir besindir.

DİKKAT!
Fruktoz içerdiği için, özel sağlık koşullarınızı dikkate alarak ölçülü tüketin. Unutmayalım, zarar miktardadır:)

Bilinen Bileşimi : Şeker, nitrat, tartrat, pektin, müsilaj, C vitamini, tanen.

Kullanıldğı Yerler :
Güneşte kurutulan olgun meyveler çerez olarak çay ile tüketilebilir. Ayrıca kaynatılıp içilmekte ve reçeli yapılmaktadır. Bitkisel ilaç olarak da kullanılmaktadır.

Faydaları :

Çok eskiden beri yumuşatıcı, balgam ve idrar söktürücü ve kabız edici olarak kullanılmaktadır.

Hünnap meyvası: Eczacılık da 21 günlük kürler halinde (sabah aç 2 tane meyve) tüketilir.

Kolestrol ve lipid düşürücü olarak da kullanılır.

Hünnap Yaprağı: Çay olarak bronşit, astım, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır.

Kullanım Şekli : 4 bardak süte 30-60 gr. meyve konularak 15-20 dakika kaynatılır. Günde 4 kere 1′er bardak içilir.

Bileni pek azdır hünnabın. Oysa ki İstanbul pazarlarında bile kolayca bulunabilir bir meyvedir . Tabi ki zamanını kollamak gerekir. Sadece belli bir dönem ( eylül sonları ile ekim ayının başları) piyasalara çıkan hünnap, oldukça da az kalır tezgahlarda.Elmamsı, armudumsu, değişik karma bi tadı vardır ve oldukça lezizdir. Kurusunu aktarlarda bulabilirsiniz..

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN

kaynak: sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »