Bundan böyle yapmayacağımız 13 şey

ANETTE İNSELBERG NİL KARAİBRAHİMGİL

Evet biliyorum listelerden ve bizi kolumuzdan tutup kaldırmaya çalışan ‘kişisel gelişim kitapları’ndan bıktık usandık ama yine de bu liste kaçmaz dedim.
İnsan başına gelmedikçe pek kıpırdamıyor.
Buna ikna olduğum için, evinde tembel tembel oturanın içindeki devi uyandıracağına filan inancım kalmadı.
Okumak iyi hoş insanın sularını kabartıyor ama okuyup, ‘hadi o zaman’ deyip, yapmadığım o kadar çok şey olmuş ki.
Koşa koşa alışkanlık değiştirme bileziği almıştım mesela.
21 gün bir alışkanlık değiştirip koluna her gün birer ip takıyorsun.
21 ip olduğunda A-aaaa!
Alışkanlığın gitmiş bile!
İşte bunların pek de olmadığını ve uygulanmadığını görünce, yine dolup dolaşıp insanın içten çatırdaması gerektiğine inandım.
Değişim kitaptan, bilezikten, günlüklerden gelmiyor. İçeriden fay kıracaksın.
Ha, sen fayını kırabilir misin ya da fayını neler kırar, o kısmına hiçbir guru bulaşamaz.
Ulaşamaz daha doğrusu.
Bugün paylaşacağım liste, ruhu güçlü insanların yapmadıkları şeyler. Sevdim ben.
1 Kendilerine acıyarak zaman kaybetmezler.
2 Güçlerini başkalarına bırakmazlar. Güçlerini bırakmazlar.
3 Değişimden ve değişmekten korkmazlar.
4 Kontrol edemedikleri şeylere odaklanmazlar.
5 Herkesi mutlu etmeye uğraşmazlar.
6 Hesaplanmış risk almaktan korkmazlar. (Hesapsız risk başka şey)
7 Geçmişte kaybolmazlar.
8 Sürekli aynı hatayı yapmazlar.
9 Başkalarının başarılarından mutsuz olmazlar.
10 İlk başarısızlıktan sonra pes etmezler.
11 Tek başına zaman geçirmekten korkmazlar.
12 Hayatın onlara bir şey borçlu olduğunu düşünmezler.
13 Anında sonuç beklemezler.
Gençlikte duvarlar önemlidir. İnsan duvarına hayallerini, kahramanlarını ve ona yol gösteren lafları asar.
Benim duvarlarla ilgili çok anım var.
Başucu lambama bile kartpostal tutuştururdum.
Uzun süre Walt Whitman’ı duydum uyandığımda: ‘Kendimle mi çelişiyorum? Ne güzel, demek içimde büyük bir zenginlik var.’
Şimdi bu listedeki her şeyin el yaktığını biliyorum.
İnsan kendine de acıyor.
Gücünü kararlarını başkalarına da bırakıyor. Değişimden de korkuyor.
Kontrol edemediği şeylerle yıllarını geçiren var.
Etrafım herkesi hoş tutmaktan bitap düşmüş insan dolu.
Risk almak köşe bucak kaçılan şey. Hesaplamaya bile kalkışılmıyor.
Geçmiş çoğu insanın tek ülkesi. Sürekli aynı hatayı yapanlar sürekli aynı ‘hayat’ı yapıyor aynı zamanda.
Farkında olmadan. Başkalarının başarılarından mutsuz olma demirbaş bir duygu.
Kolaysa kaldır, pencereden at! Kas gerekir. Geniş yürek hacmi gerekir.
İlk başarısızlığı, sonsuz başarısızlık addedip vaz geçen tanımadınız mı hiç?
Yalnız zamanının kıymetini bilmeyip hiç kendine uğramayan, uğrasa da sosyal medyasız üşüyen insan kalabalığı içindeyiz.
Bir yalnızlığımız vardı o da gitti.
Hayata öfkelilerin en büyük öfkesi, hayatın onlara borçlu olduğunu düşünmeleri…
Bana bunu verecekti, vermedi. Ne ağır duygu, kaldırsan altı solucan dolu.
Anında sonuç beklememeyi ben de yeni öğreniyorum.
Oğluma öğretmek için en başta. Mecbur kaldım.
Geçenlerde bir cümle okudum çok hoşuma gitti, “Bir kadını eğitirsen, bir aileyi eğitirsin” diyor.
Biliyorum böyle alt alta yazınca olmuyor ama duvar işe yarabilir bak.
Bu listeyi asıp, her gün göz göze gelmeye değmez mi?
Biri değişse, bir sürü taş oynar yerinden bak görürsünüz.
Müjdeli haftalar hepimize.
Kaynak: Nil Karaibrahimgil

Bundan böyle yapmayacağımız 13 şey

anette inselberg nil karaibrahimgil

 

Evet biliyorum listelerden ve bizi kolumuzdan tutup kaldırmaya çalışan ‘kişisel gelişim kitapları’ndan bıktık usandık ama yine de bu liste kaçmaz dedim.

İnsan başına gelmedikçe pek kıpırdamıyor.
Buna ikna olduğum için, evinde tembel tembel oturanın içindeki devi uyandıracağına filan inancım kalmadı.
Okumak iyi hoş insanın sularını kabartıyor ama okuyup, ‘hadi o zaman’ deyip, yapmadığım o kadar çok şey olmuş ki.
Koşa koşa alışkanlık değiştirme bileziği almıştım mesela.
21 gün bir alışkanlık değiştirip koluna her gün birer ip takıyorsun.
21 ip olduğunda A-aaaa!
Alışkanlığın gitmiş bile!
İşte bunların pek de olmadığını ve uygulanmadığını görünce, yine dolup dolaşıp insanın içten çatırdaması gerektiğine inandım.
Değişim kitaptan, bilezikten, günlüklerden gelmiyor. İçeriden fay kıracaksın.
Ha, sen fayını kırabilir misin ya da fayını neler kırar, o kısmına hiçbir guru bulaşamaz.
Ulaşamaz daha doğrusu.
Bugün paylaşacağım liste, ruhu güçlü insanların yapmadıkları şeyler. Sevdim ben.

1 Kendilerine acıyarak zaman kaybetmezler.
2 Güçlerini başkalarına bırakmazlar. Güçlerini bırakmazlar.
3 Değişimden ve değişmekten korkmazlar.
4 Kontrol edemedikleri şeylere odaklanmazlar.
5 Herkesi mutlu etmeye uğraşmazlar.
6 Hesaplanmış risk almaktan korkmazlar. (Hesapsız risk başka şey)
7 Geçmişte kaybolmazlar.
8 Sürekli aynı hatayı yapmazlar.
9 Başkalarının başarılarından mutsuz olmazlar.
10 İlk başarısızlıktan sonra pes etmezler.
11 Tek başına zaman geçirmekten korkmazlar.
12 Hayatın onlara bir şey borçlu olduğunu düşünmezler.
13 Anında sonuç beklemezler.
Gençlikte duvarlar önemlidir. İnsan duvarına hayallerini, kahramanlarını ve ona yol gösteren lafları asar.
Benim duvarlarla ilgili çok anım var.
Başucu lambama bile kartpostal tutuştururdum.
Uzun süre Walt Whitman’ı duydum uyandığımda: ‘Kendimle mi çelişiyorum? Ne güzel, demek içimde büyük bir zenginlik var.’
Şimdi bu listedeki her şeyin el yaktığını biliyorum.
İnsan kendine de acıyor.
Gücünü kararlarını başkalarına da bırakıyor. Değişimden de korkuyor.
Kontrol edemediği şeylerle yıllarını geçiren var.
Etrafım herkesi hoş tutmaktan bitap düşmüş insan dolu.
Risk almak köşe bucak kaçılan şey. Hesaplamaya bile kalkışılmıyor.
Geçmiş çoğu insanın tek ülkesi. Sürekli aynı hatayı yapanlar sürekli aynı ‘hayat’ı yapıyor aynı zamanda.
Farkında olmadan. Başkalarının başarılarından mutsuz olma demirbaş bir duygu.
Kolaysa kaldır, pencereden at! Kas gerekir. Geniş yürek hacmi gerekir.
İlk başarısızlığı, sonsuz başarısızlık addedip vaz geçen tanımadınız mı hiç?
Yalnız zamanının kıymetini bilmeyip hiç kendine uğramayan, uğrasa da sosyal medyasız üşüyen insan kalabalığı içindeyiz.
Bir yalnızlığımız vardı o da gitti.
Hayata öfkelilerin en büyük öfkesi, hayatın onlara borçlu olduğunu düşünmeleri…
Bana bunu verecekti, vermedi. Ne ağır duygu, kaldırsan altı solucan dolu.
Anında sonuç beklememeyi ben de yeni öğreniyorum.
Oğluma öğretmek için en başta. Mecbur kaldım.
Geçenlerde bir cümle okudum çok hoşuma gitti, “Bir kadını eğitirsen, bir aileyi eğitirsin” diyor.
Biliyorum böyle alt alta yazınca olmuyor ama duvar işe yarabilir bak.
Bu listeyi asıp, her gün göz göze gelmeye değmez mi?
Biri değişse, bir sürü taş oynar yerinden bak görürsünüz.
Müjdeli haftalar hepimize.

Kaynak: Nil Karaibrahimgil

Soğuk bir kış sabahı sahildeki küçük bir köyden bir balıkçı filosu denize açıldı.

anette inselberg gün doğar

 

Soğuk bir kış sabahı sahildeki küçük bir köyden bir balıkçı filosu denize açıldı.
Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu.
Gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti.
Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini açıp, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Tanrı’ya yakararak kıyıda dolaştılar.
Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı.. Hiçbir şeyi kurtarmak mümkün olmadı.
Gün ışırken, herkes sevinçle balıkçı teknelerinin tümünün sapasağlam limana döndüğünü gördü..
Kıyıda ağlayan tek kişi vardı. Yangında evi kül olan kadın.. Kocası karaya çıkarken “Mahvolduk! Evimiz, içindeki her şeyle birlikte
yangında kül oldu” diye haykırdı. Adam karısına sarıldı.. “O yangına şükürler olsun! Gecenin zifiri karanlığında, o müthiş fırtınada, dağ gibi dalgalar arasında, yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler, yolumuzu bulduk ve salimen dönebildik.”
HAYAT BU!
Üzülüyorsun, takma diyorlar,
Kızıyorsun, değmez diyorlar,
Boşveriyorsun gamsız diyorlar.
Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar,
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar,
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar,
Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar..
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen :
Ölüm sana yakışmadı.
Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler !
Neyzen Tevfik demiş ki:
Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer…
İçsen de tükenir içmesen de;
Bu yüzden hayattan tat almaya bak…
Çünkü yaşasan da bitecek,
Yaşamasan da!..Alıntıdır

İstanbul’un 10 Tarihi Apartmanı ve Etkileyici Hikayeleri

İstanbul sokaklarında dolaşmak, sadece farklı medeniyetlerden günümüze ulaşmış tarihi eserler sayesinde değil; bir yüzyıl öncesine ait onlarca tarihi apartman, han, pasaj ve yapı sayesinde daha bir güzel…
Sokaklarda yürürken bize nostalji yaşatan, mimarileriyle gözlerimizi kamaştıran, kimi zaman “keşke burada yaşasaydım” dedirten 10 tarihi apartman sizler için bu yazıda bir araya geldi, her birinin hikayesi fazlasıyla ilgi çekici!
Ragıp Paşa Apartmanı | Taksim

istanbul-eski-apartmanlar-ragip-pasa[1]

Fotoğraf: @beyogluguzeli, instagom.com
II. Abdülhamit döneminin en zengin devlet adamlarından biri, mabeyin başkâtibi olarak görev yapan Eğribozlu Sarıca Ragıp Paşa’ymış. Bu paşa, Beyoğlu’nda üç büyük pasajı yani Afrika Pasajı, Rumeli Pasajı ve Anadolu Pasajı’nın yanı sıra bir de İstiklal Caddesi üzerindeki bu apartmanı yaptırmış. 1900 yılında inşa edilen beş katlı tarihi apartman, caddenin köşelerinden birini tutuyor ve art-nouveau tarzında. Binanın mimarı Mimar Aram Karakaş, Ragıp Paşa Apartmanı’na hareketlilik katan şöyle bir şey düşünmüş: dikkatli bakın, binanın her katındaki pencereler farklı ve hepsi de büyüleyici geometrik süslemelere sahip.
Mısır Apartmanı | Galatasaray

istanbul-eski-apartmanlar-misir-apartmani-768x514[1]

Fotoğraf: gezitta.com
İstanbul’un birçok noktasında rastlayabileceğiniz Mısır esintileri, Galatasaray’daki bu ünlü apartmanı sadece sanatsal ve mimari açıdan etkilemekle kalmıyor, ona adını da veriyor. 1905-1910 yılları arasında inşa edilen ve mimar Hovsep Aznavuryan’ın tasarladığı Mısır Aparmanı, Osmanlı döneminde Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın yeğeni ve sadrazam Sait Halim Paşa’nın kardeşi olan Abbas Halim Paşa tarafından yaptırılmış. II. Abdülhamit ve Atatürk’ün diş hekimi Sami Günzberg’in muayenehanesinin yer aldığı, Mehmet Akif Ersoy’un kısa bir süre yaşadığı ve vefat ettiği yer olarak da bilinen tarihi apartman, bugün hala Beyoğlu’nun en görkemli binalarından biri. Muhteşem İstanbul manzarasıyla binanın terasındaki 360’da İstanbul’da bir akşam yemeği ya da içki içmek için veya halen Mısır Apartmanı’nda kalmayı sürdüren galerileri ziyaret etmek için buraya bir hafta sonu yeniden uğramak şart.
İlginizi çekebilir: Melisina’dan “Mısır Apartmanı: İstiklal’de Saygı Duruşu”
Doğan Apartmanı | Galata

istanbul-eski-apartmanlar-dogan-apartmani[1]

Fotoğraf: Melike Alpay, theMagger
İstanbul’da en sevdiğimiz sokaklardan olan Serdar-ı Ekrem Sokak’ta yer alan, sapsarı ve görkemli bu apartman yani Doğan Apartmanı, belki de eski İstanbul apartmanları arasında en ünlüsü. 1892-1894 yılları arasında Belçika kökenli tüccar ve banker Albert Helbig tarafından mimar Raymondo d’Aranco’ya yaptırılan apartman, bugün de ünlü isimlerin ikamet ettiği bir bina. 52 dairesi, 330 metrekarelik avlusu ve İstanbul’un ayaklar altında olduğu çatı katıyla etkileyici bir adres olan Doğan Apartmanı, adını 1942 yılından itibaren binanın sahibi olan Kazım Taşkent’in küçük yaşta bir çığ kazasında ölen (ve adını Doğan Kardeş dergisine de veren) oğlundan alıyor. Serdar-ı Ekrem Sokak’tan geçerken ağzınız açık kalırsa yalnız olmadığınızı bilin; apartman “Eşkiya” ve “Muhsin Bey” başta olmak üzere bir sürü filmde de arz-ı endam ediyor.
İlginizi çekebilir: Melike Alptay’dan “Doğan Apartmanı: Serdar-ı Ekrem’in Tarihi Sarı Binası”
Kamondo Apartmanı | Galata

istanbul-eski-apartmanlar-kamondo-768x508[1]

Fotoğraf: tas-istanbul.com
Yalnızca Kamondo Apartmanı değil; İstanbul’daki birçok önemli tarihi yapıyı, görkemli binayı ve hatta Kamondo Merdivenleri gibi şehrin sakinlerine bugün hâlâ hizmet eden eserleri yaptırmış bir Sefarad aile olan Kamondo Ailesi’nin hikâyesi de ne yazık ki biraz trajik. Çok sevdikleri ve çok şey kattıkları İstanbul’u, Osmanlı’nın çöküş yıllarında terk ederek Paris’e yerleşen ailenin tüm fertleri II. Dünya Savaşı sırasında Auschwitz’e yollanarak can vermiş. Ailenin Serdar-ı Ekrem Sokak’taki ikametgahı olan Kamondo Apartmanı’nın tam olarak hangi tarihte ve hangi mimar tarafından yapıldığı bilinmese de hakkında bilinen iki önemli bilgi var. Biri, burada mimar Gabriel Tedeschi, padişahın diş hekimi Hantz Von Der Heyde ve sanatçı Abidin Dino’nun da yaşadığı; ikincisi ise ünlü Kamondo Merdivenleri’nin, Avram Kamondo’nun bu apartmandan çıkıp Voyvoda Caddesi’ndeki banka binasına kolayca gidebilmesi için yapıldığı.
Hidivyal Palas | Tünel

istanbul-eski-apartmanlar-hidivyal[1]

Fotoğraf: diken.com.tr
Beyoğlu’ndaki birçok eski apartman otellere dönüşürken, Hıdivyal Palas’ın değişimi biraz tersine işlemiş. 1841 yılında İstanbul’un en lüks otellerinden biri olarak, Hotel d’Angleterre adıyla kapılarını açan Hıdivyal Palas, 1895 yılında el değiştirerek Mısır Oteli, Hıdiv Oteli gibi isimler almış. İlk açıldığı dönemde iki-üç dil bilen personeli, şarapları ve yemekleriyle tarih kitaplarına geçen Boğaz manzaralı Fransız restoranı ve başta Pierre Loti olmak üzere ünlü konuklarıyla ünlenen bu bina, bugün Lebon Pastanesi’ne ve (Beyoğlu’nda sayısı gittikçe azalan esnaf lokantalarından) Armada Restoran’a ev sahipliği yapıyor. Binanın manzarası hakkında bir fikir sahibi olmak için ziyaret edebileceğiniz ilginç bir adres ise üst katlardaki Işık Ozalit!
Botter Apartmanı | Tünel

istanbul-eski-apartmanlar-botter-768x576[1]

Fotoğraf: gezerbocek.blogspot.com
Uzun süredir bakımsız halde kaldıktan sonra birkaç yıldır restorasyon altında olan Botter Apartmanı, art-nouveau tarzında bir tarihi apartman ve aynı zamanda bu tarzda yapılmış İstanbul’un en önemli binalarından da biri. II. Abdülhamit’in terzisi Mösyö Jan Botter tarafından Raymondo d’Aranco’ya yaptırılan Botter Apartmanı; geometrik motifleri, Medusa başları ve bitkisel süslemeleriyle göz kamaştıran bir cepheye sahip. Hollanda kralının terzisi, stilist olarak ün ve para kazanmış Jan Botter; İstanbul’a padişahın terziliğini yapmak üzere ailesiyle birlikte gelmiş ve zenginliğine zenginlik katarak bu beş katlı apartmanı yaptırmış. Alt katı mağaza, birinci kat terzihane, ikinci kat kendi daireleri, üçüncü kat çocuklarının daireleri ve en üst kat da hizmetlilerin daireleri olarak tasarlanmış. Bugünlerde Botter Apartmanı’nın önünden geçerken ahşap paneller yerine ipek abiyeler ve yüz yıl öncesinin “haute couture” örneklerini giyen mankenleri mutlaka görün.
Frej Apartmanı | Şişhane

istanbul-eski-apartmanlar-frej-768x576[1]

Fotoğraf: kamilpark.blogspot.com
İstanbul’da, özellikle de Galata civarındaki apartman furyasının hızlı yükseldiği yıllarda, 1905-1906’da Selim Hanna Frej tarafından yaptırılan binanın mimarı Khyrikiadis. Art-nouveau’nun Alman versiyonu da denilen Jugendstil özellikleri taşıyan binayı yaptıran Frej ailesi; Lübnan asıllı, zengin ve sosyetenin vazgeçilmezi bir aileymiş. Devlete borç verecek, hatta Doğu Akdeniz’deki tüm Osmanlı limanlarını kiralayabilecek güçteki servetlerini, Galata’nın yarısına sahip olan Glavani ailesi ile çocuklarını evlendirerek katbekat arttırmışlar. Yıllarca burada yaşayıp sonunda Nişantaşı modasına uyarak taşınan Frej ailesinden sonra, bina yeni sahibi Sarkuysan’ın genel müdürlük binası olarak hizmet vermiş, şimdi ise otel olmayı bekliyor.
Deniz Palas | Şişhane

istanbul-eski-apartmanlar-deniz-palas-768x508[1]

Fotoğraf: tas-istanbul.com
Şişhane metrosunun Sadi Konuralp Caddesi çıkışının hemen yanında yer alan Deniz Palas, bugün Nejat Eczacıbaşı Binası adıyla İstanbul’un kültür sanat yaşamındaki en önemli kurum olan İKSV’ye ve vakfın konser mekanı Salon’a ev sahipliği yapıyor. 1920’de Mimar Georges Couloutros tarafından, Kirzade Apartmanı adında bir apartman olarak inşa edilen Deniz Palas; art-nouveau stilinin İstanbul’daki örneklerinden biri. Binanın bir başka önemli özelliği, dünyaca ünlü soprano Leyla Gencer’in vasiyetini gerçekleştiren müze-eve mekan sağlaması. Gencer’in tek vasiyeti İstanbul’da bir Leyla Gencer Evi açılmasıymış ve bu 6 Mayıs 2010’da İKSV tarafından gerçekleştirilmiş: Leyla Gencer’in Milano’daki evinin eşyalarıyla döşenen Leyla Gencer Evi, Deniz Palas’ın birinci katında yer alıyor.
Arif Paşa Apartmanı | Elmadağ

istanbul-eski-apartmanlar-arif-pasa-768x576[1]

Fotoğraf: twitter.com/seda_ozen
Cumhuriyet Caddesi’nden Elmadağ Caddesi’ne inildiğinde görebileceğiniz Arif Paşa Apartmanı – ya da bugünkü adıyla Sarıcazade Abdullah, Osmanbey Apartmanı – adını İstanbul’da dört büyük apartman ve büyük köşk yaptırmış olan, Osmanlı’nın son saray doktoru Sarıcazade Arif Paşa tarafından yaptırılmış. 800 metrekarelik, Cenova mimari tarzındaki binada 36 daire ve dükkan, büyük bir avlu ve ayrıca ahırlar bulunuyor. Yapılma amacı ise oldukça ilginç: saraydan ayrılmak zorunda kalan kişilerin, aynı hayatı devam etmelerine imkan sağlamak. Bu nedenle, oldukça yüksek tavanlı dairelere açılan kapılardan, çatı katında bulunan hizmetlilerin odaları birbirlerine bağlı.
Sarıca Arif Paşa Köşkü | Moda

istanbul-eski-apartmanlar-sarica-arif-pasa-768x510[1]

Fotoğraf: gozecicek.wordpress.com
İstanbul’un farklı semtlerine tıpkı Elmadağ’daki bina gibi üç bina daha yaptırmış Arif Paşa. Bunlardan biri Karaköy, biri Florya, biri de Moda’da. Elmadağ’daki apartmanla aynı Rum mimarın imzasını taşıyan Moda’daki Sarıca Arif Paşa Köşkü, bir aile apartmanı olarak tasarlanmış. Bina Roma işlemeleri ile süslü ve bugün halen dünyaca ünlü piyanistimiz, Arif Paşa’nın torunu, Ayşegül Sarıca’nın da yaşadığı yer.
Tarihi apartman denince ilk akla gelen 10 binayı sizler için listeledik, keşif başlasın!
İlginizi çekebilir: “İstanbul Müzeleri: Keşfetmeniz Gereken 20 Müze”
İlginizi çekebilir: “İstanbul’da Sizi Turist Gibi Hissettirecek 10 Yer”
Bu yazı hazırlanırken Turgay Tuna’nın “Taksim’den Tünel’e Adım Adım Beyoğlu” kitabından faydalanılmıştır.