Archive | 04 Kasım 2018

Kendinizi başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsanız, içinizde huzur bulmanız o kadar daha kolay olur.

anette inselberg akışa bırak

 

Alçakgönüllülük ve iç huzuru birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür . Kendinizi başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsanız, içinizde huzur bulmanız o kadar daha kolay olur.
Kendini kanıtlama çabası tehlikeli bir tuzaktır . Sürekli kendi başarılarınızı göstermek, böbürlenmek ve ne kadar değerli bir insan olduğunuza başkalarını inandırmak için muazzam bir enerji harcamak gerekir. Oysa, insan böbürlendiği zaman başarısının veya gurur duyduğu bir şeyin yaratacağı olumlu duyguları sulandırmış olur.
Oysa, ilginçtir; insan takdir görmeye ne kadar az düşkün olursa, o oranda daha çok beğeni toplar.Sessiz bir özgüven sahibi olup,kendilerini her an haklı ve iyi gösterme kaygısı duymayan, kimsenin başarısını çalmaya kalkmayan insanlara da,herkes hayranlık duyar.Övünme gereği duymayan, ortaya egosunu değil,yüreğini koyan bir insanı, herkes çok sever.
Gerçek tevâzu pratik yaparak geliştirilebilir.Bu çok güzel bir şeydir,çünkü karşılığı sakin bir huzur duygusuyla hemen gelir.Bir daha karşınıza böbürlenme fırsatı çıktığında, bu dürtüye karşı direnin

RESET DÜĞMESİNE BASIN

anette inselberg bugün reset düğmesine basın

Eğer oturup neden burada olduğunu merak ediyorsan, varoluşunun amacını sorguluyorsan,o zaman sadece dışarı çık ve gökyüzündeki bulutları izle. Bu dünyanın, bu evrenin çokluğuna dikkat et. Farklı bir ülkede, farklı kıtada, farklı kültürlere, farklı dillere, farklı dinlere veya inançlara sahip olabilsek de, hepimiz aynı gökyüzünün altında duruyoruz.

Git bir akış bul ve suyun parmaklarınızın arasından geçmesine izin verin. Suyun nezaketini hissedin, ama onun nezaketsizliğini de hissedin, durdurulamayan ve yolunda herhangi bir şeyi aşağıya çekebilen güçlü bir güç olduğunu anlayın.

Bir kasırganın güçlü kuvvetine bir yaz esintisinin yumuşaklığına,yağmurun yağışına bakın. Doğanın güzelliği ve gücü her gün bize kendini gösterir. Bu yaratılıştır ve yumuşak nazik varoluş olabilir ya da gitmek istediğiniz yönde hayatınızı sürebilirim kuvveti olabilir bu doğanın bir parçasıdır.

Mevcut insan deneyiminizin amacı için, çok özel bir amaç için gelmiş olabilirsiniz, ancak temel nedenimiz aynıdır. Tüm yaratımla bir bağlantı kurup,bilgi edinip, insan olmanın tüm yönlerini deneyimleyip,Evrenin genişlemesi için öğrendiğimiz tüm dersleri üstlenmek üzere buradayız. Bu Dünya’nın maneviyatını ilerletmek ve onun üzerindeki tüm canlıların varlığı için daha iyi bir yer olmasını sağlamak için, sevgi vermek ve yaşamın ihtişamını deneyimlemek üzere bir amaç için gönderildik.

Bununla birlikte, yaratılışımızda özgür irade, seçimler yapma ve sadece içgüdülere tepki verme yeteneği, bize dünya üzerindeki diğer canlılardan ayrılmak için verildi. Bazen kendimize beklediğimiz hayatı yaşayabilmemiz için bize verilmiş olanı tanımakta başarısız oluyoruz.

Hayatınızdaki mutluluk ve sevinç eksikliği nedeniyle, sefalet içinde yaşamak zorunda değilsiniz, bunu değiştirmek için özgür iradeye sahipsiniz ve ihtiyacınız olan tek şey cesarettir.

Hayatınız mutlu değilse ya da olmak istemediğiniz bir yerde ya da içinizle uyum içinde olmayan bir hayat yaşıyorsanız, o zaman sıfırlama düğmesine basma zamanı geldi.

Şu an düşündüğünüz düşüncelerden dolayı nerede olduğunuzu ve olumsuz düşünceleriniz varsa, olumlu bir sonuç veya hayata sahip olmayı bekleyemeyeceğinizi unutmayın.

Başka birinin ayağa kalkmasına yardım etmek için elinizi uzattığınızda, sadece onlara yardım etmiyorsunuz, burada olmanın manevi amacını yerine getiriyorsunuz, diğer insan için sevgi ve şefkat dolu olduğunuzu gösteriyorsunuz.

Düşüncelerinizi sıfırlamanın yanı sıra, Ego’nun varlığından haberdar olun, yaşam zenginliklerinin sahip olduğunuz mülklere veya sahip olduğunuz pozisyonlara bağımlı olmadığını anlayın. Varlığımızın zenginliği, verebileceğimiz sevginin miktarına veya şefkat ve cömertliğimize dokunabildiğimiz ya da ihtiyaç duyan kişilere bencil olmayan hizmet yoluyla karşılanabilir. Evet, Dünya enerjisi parayla değiş tokuş edilir ve hepimizin alması gereken belirli bir miktara ihtiyacımız var, ama paranızı ya da eşyalarınızı itici gücünüzün olmasına izin vermeyin.

Hayatınızda ya yakından ya da sadece sokakta geçen her kişi içte aynıdır ve sadece dış farklılıklar bizi birbirinden ayırır. Hepimiz bir kıvılcımdan ve tek bir hücreden doğarız, büyürüz. Vücudumuz bu büyüme ile değişir ve yaşam deneyimlerimiz boyunca değişiriz, yine de hepimiz bir kaynak , bir başlangıç ve işgal ettiğimiz bu insan vücudu vazgeçtiğinde bile devam edeceğiz, bu yüzden bu insan deneyimini olabildiğince iyi hale getirmek için kendinize borçlusunuz, bu yüzden sıfırlama düğmesine basarsınız ve hayatınızı değiştirmeye başlarsanız.

Eğer bunu okurken, size neşe ve mutluluk (varlığınızın en önemli amacı) getiren bir yerde değilseniz, o zaman bu sıfırlama düğmesine basmanız ve hayatınızın yönünü değiştirmenin zamanıdır.

Kendinize her gün bu cümleleri hatırlatın.

Bugün hayatımın geri kalanının başlangıcı olacak.

Kendime ve insanlığa karşı daha çok sevgi dolu olacağım

Hayatın kendisinin olduğu mucizeyi ve nimeti takdir edeceğim ve bu yeryüzünün güzelliği üzerine yürümeye ve üzerindeki tüm canlıları takdir edeceğim.

Varoluş sebebim hakkında daha olumlu olacağım ve hayatın değişebileceğine ve değişeceğine inanıyorum çünkü kim olduğumu ve daha iyi bir hayata layık olduğumu seviyorum.

Bugün Yeniden Başlat düğmesine basın. Ertelemeyin çünkü sadece siz ve düşünceleriniz olabiliceğinizin en iyisi olmanızı engeller.

Kaynak: spritüeller

O Bardağı Şimdi Bırak…

45302143_1989306064700188_6582762272815316992_n[1]

Elinizde bir bardak su olduğunu hayal edin.

1 dakika tutarsanız bir problem olmaz.

1saat tutarsanız kolunuz hissizleşir ve felç olur.

Bardağın ağırlığı değişmemiştir ama tutukça daha ağır hissedersiniz ve zarar vermeye başlar.

Stres ve endişe de böyledir.

Bir an düşünmek normaldir. Uzun düşününce acı verir. Bütün gün düşünürsen seni felç eder.

O BARDAĞI ŞİMDİ BIRAK!

BİR VEDA MEKTUBU

Gabriel Garcia Marquez Portrait Session

 

Gabriel Garcia Marquez’in ölmeden az önce tüm insanlığa hediye gibi bıraktığı Veda Mektubu internette okunma rekorları kırıyor. İşte o mektup:

Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup, can vererek beni ödüllendirse; aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı düşünürdüm.

İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır…

Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim.Başkaları uyurken, uyanık kalmaya gayret ederdim.Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir,sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı, nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenadlar söylerdim. Gozyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek, dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.

Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım.

Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır.

Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım.

Yaşlılara ise, ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.

Yeni doğan küçük bir bebeğin babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak.

Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim.

Mutsuz bir şekilde…

Artık ölebilir miyim?

* Gabriel Garcia Marquez

Her sabah kalktığımda kendime diyorum ki: Bu gün iki seçeneğin var:

anette inselberg yaşamak zamanı

Her sabah kalktığımda kendime diyorum ki:
Bu gün iki seçeneğin var: Ya iyi bir ruh halinde olabilirsin, ya da kötü bir ruh halinde, seçimini yap…
Ben de iyi bir ruh halinde olmayı tercih ediyorum. Kötü bir şey olduğunda, ya kendimi kurban olarak görebilirim ya da bu durumdan bir şey öğrenebilirim.
Ben de bir şey öğrenmeyi tercih ediyorum.
Ne zaman birisi bana derdini anlatsa, onu sadece dinleyebilir, ya da hayatin olumlu taraflarını gösterebilirim.
Ben de ikincisini tercih ediyorum…
Hayat seçeneklerden ibarettir…
Gereksiz ayrıntıları bir kenara bıraktığında her durumun bir seçenek olduğunu görürsün.
Olaylara nasıl tepki vereceğini sen seçersin…
İnsanların senin ruh halini nasıl etkileyeceğini kendin seçersin…
Nasıl bir ruh hali içinde olacağını kendin seçersin…
Hayatını nasıl yaşayacağın da senin seçimine bağlıdır…
Her gün hayatı dolu dolu yaşamak için seçme hakkımız olduğunu ondan öğrendim… Hayata olan tavır ve bakış açımız her şeydir…
Bu nedenle yarın için üzülmeyin, bırakın yarın kendisi için üzülsün…
Her geçen günün kendine yetecek kadar derdi vardır…
Kaldı ki, bugün, dün kaygılandığınız yarındır…
~Spencer Johnson~