Archive | 08 Kasım 2018

Uyanır Uyanmaz Söylemeniz Gereken 5 Enerji Kelimesi

anette inselberg sabah enerjik olumlama

 

Zihnimiz uyandığımızda derin bir alpha evresinde bulunur. Peki beynin Alpha evresi ne demektir. Alpha dalgası beynin huzurlu bir hipnotik süreçte olduğunu gösterir. Zihin öğrenmeye ve kabullenmeye en açık andadır. Kısaca her sabah uyandığınızda beyniniz hipnoz durumundadır.
Bu anda her söylediğiniz olumlu düşünce ve enerji kelimesi beyni ve bilinçaltını yönlendirecektir. Bu anda olumlama yapabilirsiniz. Ama bizim Önerimiz bu 5 güçlü enerji kelimesini söylemenizdir. Sabah uyanınca halsiz ve negatif güne başlıyorsanız bu kelimeleri mutlaka kullanın.
Mutsuzluğun birincil sebebi içinde bulunulan durum değil, sizin bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir. Eckhart Tolle
Mutluyum: Tüm gün enerjik ve huzurlu hissetmek istiyorsanız, uyanır uyanmaz bu kelimeyi söyleyin. Bedeniniz ve zihniniz harika bir enerjiye bürünecektir. Mutluluk negatif enerjinin zıttıdır. Zihninizde mutsuzluk ve negatif düşünce hissediyorsanız bunu mutlaka söyleyin.
Zenginim: Negatif düşüncelerimizin altında yatan maddi etkenlerdir. Zihnimizi bu şekilde yönlendirdiğimizde maddi problemlerimizin azaldığını göreceksiniz.
Güzelim: Bu kelime sadece fiziksel güzelliği betimlemez. Ruhsal ve enerjisel olarakta iyiliği gösterir. Güzelim kelimesi harika ve çok yüksek enerjili bir kelimedir.
Sağlıklıyım: İster inanın ister inanmayın sağlığımızın kötü olmasının bir sebebi de stres ve negatif düşüncedir. Zihninize sağlıklıyım dediğinizde tüm beden ve zihin hipnotik süreçte olduğunuz için bunu kolaylıkla kabul edecektir. Zihni ve bedeni sağlıklandırmak için bu enerji kelimesini uygulayın.
“Ben” Benim: Negatif durumların altında genellikle kendimizi kabul edememiz yatar. Bu enerji öbeği ile zihin kendini kabul edecektir. Bu cümle yerine isterseniz Sevgiyim enerji kelimesini de kullanabilirsiniz.
Önemli Not: Her enerji kelimesinin başına “Ben” kelimesini ekleyebilir veya bu kelimelerin geçtiği olumlama cümleleri oluşturabilirsiniz. Bizim tavsiyemiz Enerji kelimesini tek başına veya en fazla “ben” kelimesini ekleyerek kullanmanızdır. Çünkü bilinçaltı uyandığınızda bilgiye en açık haldedir. Enerji kelimeleri en etkili ve hızlı bu şekilde zihnimize ulaşır.
Kaynak:bilgierdemdir

BOŞVER BE YAŞI BAŞI!

boş ver be yaşı başı can yücel anette inselberg

 

BOŞVER BE YAŞI BAŞI!
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?
şöyle atıp grileri siyahları sabahtan
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna ondan haber ver??…
koyma bir kenara yüreğini!
AÇ KAPILARINI!!!
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
GÖMME BAŞINI TOPRAĞA BİR ÇİFT GÜZEL GÖZ UĞRUNA…
bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda…
ama aklını kaybettirecek kadar bir aşk varsa avuçlarında
bırak aksın yollarına
YAĞ GEÇ
YIK GEÇ
KİMSE İNANMAZSA İNANMASIN!
SEN İNAN YÜREĞİNE!…
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
büyü büyü…
bak ellerin,ayakların kocaman,
aklında maşallah yerinde…
E NE DİYE TUTARSIN YÜREĞİNİ UÇMASIN DİYE?…
akıllı ol,yüreğin gelir peşinden
BOŞVER YAŞI BAŞI!
AŞK VAR MI SEN ONDAN HABER VER?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere…
o çizgilerin yüreğine neler kazandırdığını düşün
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü öl gitsin!
BOŞVER BE YAŞI BAŞI
KİM TUTAR SENİ KİMM
KENDİ YÜREĞİNDEN BAŞKA KİM?…
aklını al da öyle git
ister bir duvara
ister bir odaya
ister kıra bayıra vur da git
dert etme ellerini onlar da gelir seninle
bırakmadıkça birine
o biri de gelir gerçekten istediğin oysa
SEVECEKSEN VE ÖLECEKSEN UĞRUNA…?
yaşa be!yaşa da öyle git gireceksen toprağa
yaş 70’e gelmiş ama hayat daha bitmemiş
SEN Mİ BİTECEKSİN??
çekeceksen bile bayrağı
YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR
diyemeyecek misin?…
CAN YÜCEL

Herkes kendisine sorsun.

ANETTE İNSELBERG ÇEVRE FAYDA YEŞİLLİK BİRLİK

 

KARGA BOKU🎡
Köy yerinde ikindi vakti.
Çıt yok.
Herkes susmuş, sessizlik konuşuyor.
Zaman durdu sanki.
Birden bir damlama sesi.
“Şıp…Şıp!.”
Alt mahalledeki çeşmenin musluğu bu.
Tamir edilmeli.
O arada yan arsaya bir karga kondu.
Tedirgin ama ürkek değil.
“Gakk!”
Biraz etrafı kolaçan etti.
Sağa sola baktı, yere pisledi.
Sonra kanatlandı, gitti.
Gece bir domuz girdi o arsaya.
Karganın pislediği yeri eşeledi.
Domuz eşeledikçe toprağın üstündekiler alta indi.
Aylar sonra bir fidan bitti orada.
Karganın pislediği yerde.
Yavaş yavaş büyüdü.
Dal oldu, yaprak oldu.
Ve bir ağaç oldu..
İncir ağacı.
Önce karıncalar sardı ağacı.
Sonra sinekler, sonra börtü böcekler.
En son da kuşlar.
Böcekler ağacın filizlerini, meyvalarını yedi, kuşlar böcekleri.
Alakargalar da incirleri.
Hayvanlar alemi o ağacın çevresinde bir dünya kurmuşlardı kendilerine.
Karganın pisliğiyle harcı karılan, domuzun eşelemesiyle temeli atılan bir dünya.
O yan arsada yaşam böyle süregiderken, bir insan çıktı ortaya.
Arsayı satın almış.
Önce duvarlarla çevirdi dört tarafını.
Üstünü tel örgülerle sardı.
Böylece domuzlar gelmez oldu.
Sonra börtü böcekten şikayet etti.
Etrafı zehire boğdu.
Karıncalar, sinekler, böcekler bir bir öldü.
Ardından onları yiyen kuşlar.
Sadece bir ağaç kaldı ayakta.
Hayvan mezarlığında bir incir ağacı.
Tek başına.
En son onu da kesti adam.
Oradaki hayatı bitirdi.
Bir çuval inciri bok etti!
İnsan denilen yaşam türünün bilimsel adı, Homo Sapiens.
“Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan” demek.
O zaman düşünelim.
Herkes kendisine sorsun.
Çevreye, doğaya bir karga boku kadar katkım var mı?

Ne yapabiliyorsan ,elinden ne geliyorsa, imkanların neyse ona göre, sahip olduğun bilgiyi, enerjiyi, potansiyeli, yeteneği kullan, harekete geç…

anette inselberg yaşam enerji amaç çalışmak

 

Faize Sevim…Kimdir bu derseniz Nişantaşı`nda moda evi sahibeleri. Faize ve Sevim kardeşler. Faize 91, Sevim 85 yaşında. Bilenler bilir zamanın en meşhur modaevidir Faize Sevim moda evi. Ben de annemlerden biliyor hatırlıyorum.
Bir arkadaşıma düğün için kıyafet almak için Nişantaşı caddelerinde dolanırken apartmanın üçüncü katında vitrinde çok şık bir gece elbisesi gördük. Vitrinde Faize Sevim yazıyor.
Arkadaşıma anlattım “Zamanın en ünlü modaeviydi burası,biz gelmiştik buraya sanırım ben 14-15 yaşlarındaydım, annemler kıyafet diktirmişti. Hala duruyor, şimdi çocuklarımı çalışıyor acaba, gel hadi bir bakalım, vitrindeki elbiseyi de görelim“ dedim. Merkür retrosu kendini göstermeye başladı ne de olsa, gittik yıllar evveline.
Çıktık üçüncü kata, zili çaldık. Kapıyı bir kadın açtı, ardından bir kadın daha geldi. Merhaba hoşgeldiniz ben Sevim, ben de Faize dediler. Ben şok…Yaşlarını sonradan öğrendim, karşımızda 85 ve 91 yaşlarında iki tane genç kız duruyor. Evet doğru okudunuz genç kız. Cıvıl cıvıl, renkli, güler yüzlü , dimdik duran iki genç kız bizi karşıladı. Akşam saati çalışanlar çıkmış, bunlar orada daha kapamışlar, biz geldik diye 91 yaşındaki Faize hanım diktiği gelinliğin başından kalkmış bizimle sohbet ediyor. Ben arkadaşımla ağzımız açık hayran ve şaşkın vaziyette dinliyoruz, Ajda Pekkan, Hülya Koçyiğit, film anıları, gazete küpürleri, resimler, sanatçılarla modaevindeki çay partileri neler neler anlatıyorlar. Biz elbiseyi falan unuttuk.
Sonra hadi dedik şu vitrindeki elbiseyi deneyelim, başka birkaç elbise daha çıkardılar. Elbiseleri 85 yaşındaki Sevim hanım yapmış, üzerindeki taşları pulları tek tek eliyle işlemiş. Şimdiki gibi öyle hazır pullu taşlı kumaş yok bizde dedi. Biz yine şok. Sonra arkadaşım Sevim hanımla içeri geçti kıyafeti deneyecek. Biz de Faize hanımla sohbete devam ettik. O sırada içerden Sevim hanım, Faize bir bakarmısın diye seslendi. Benim 91 lik genç kız Faize pire gibi hızla kalktı gitti içeri. Benim ağız açık, ne bir dizini tutma, ne bir oflama, yavaş yürüme yok, sırtında bir kamburluk hiç bir şey yok. Benim belim şimdiden problemli
Sorduk nasıl böyle sağlıklı ve genç bir enerjiniz var anlatın dedik. Faize hanım şöyle dedi “ Çalışmak, üretmek, yaratmak, boş durmamak bütün konu bu.Evet bizim aile yapısı da böyle bu bizim için şans ama bu yeterli değil. Çalışın, üretin, dertle problemle hayattan kopmayın, illa bir yerde çalışmak gerekmiyor, size iyi gelen bir hobiniz olsun, onu yapın, hayatınızda severek yapacağınız bir iş, bir sorumluluk olsun. Bizde de dert vardı, sorun vardı, problem çoktu ama hep ürettik, çalıştık, yaşamak için çözüm ürettik, gezdik, çocuk yaptık büyüttük, hamileydim ben burayı beş kat her gün iner çıkardım, hareketliydim, bugün olmuş Sevim torununun çocuğuna bakıyor çünkü kendi kızı da burada bizimle çalışıyor. Boş durmak, hareketsizlik, kafayı çalıştırmamak, erkenden emekli kafasına girip durmak insanı hemen öldürür ya da hastalık sahibi yapar ” Faize hanımı kulaklarımı dört açarak dinledim. Sarmaştık, fotoğraf çekildik ayrıldık yanlarından.
Sonra düşündüm, 90 yaşındaki Haldun Dormen hala sahneye çıkıyor, Kibarlık Budalası adlı oyununu sergiliyor muhakkak izleyin derim. 104 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ yeni kitap yazıyor, ilk kitabını da zaten 80 yaşında yazmış. O günden bugüne 15 kitabı var yayınlanmış. Betül Mardin 90 yaşında, hala evinde toplantılar düzenliyor, gençlere bilgi aktarıyor, düzenli rutinleri var, hala okuyor öğreniyor. Gülriz Sururi 90 yaşında, hala toplantılara katılıyor, söyleşiler yapıyor, dans ediyor, şu günlerde instagramda yaptığı sporu ve nasıl beslendiğini anlatan yazılar ve videolar paylaşıyor.
Kendi babaanneme bakıyorum 94 yaşında, her zaman ev hanımıydı ama ben bildim bileli hep aktifti, geleni gideni, gezmeleri bitmezdi. Daha yeni halama ne oldu herkes tatilden döndü günlere başlamıyorsunuz gezelim diyordu, el işi yapardı eskiden şimdi gözü izin vermiyor, gazeteleri okurdu, çocukluğunda savaş zamanları, imkansızlıklar fakirlik sebebiyle okula gidemezken babası ona ve kız kardeşlerine evde okuma yazma öğretmiş, evde süsüne yediğine bugün bile hala çok dikkat eder. Takı çok kullanmıyorum diye hep bana söylenir, kızına gelinlerine ayrı ayrı kızar. Bugün olmuş salon takımını değiştirmek istiyor, çocukları ne gerek var derken kendisi yenilemek, yenilenmek istiyor. Ben kışın evi yenilerken bana salona kapı taktırma artık salonlarda kapı yok dedi. Sen Nerden biliyorsun sen bunu dedim şaşırdım, geçen gün komşu uğradı onunla konuştuk dedi İnsan insandan çok şey öğreniyor…
Bu doksanlık gençlerin hepsinin ortak özelliği hepsi Cumhuriyet çocuğu, yaşadıkları zorluklara, imkansızlıklara, savaşlara, göçlere, kayıplara rağmen ayaktalar, hayata bağlılar, üretiyorlar, çalışıyorlar, okuyorlar, hayattan insanlardan kopmuyorlar, planlı programlılar, her saniyeleri değerli…Evet insanın yapısı, karakteri çok önemli bir etken ama bunlar yapılmayacak şeyler değil.
Uzun zamandır hem ülkemiz hem bizler yine zor, önemli değişim zamanlarından geçiyoruz. Bu insanların hayatlarını okuyun,internette izleyin, kendi etrafınızda böyle kişiler varsa konuşun ,sorun anlatsınlar. Bu büyük öğretmenlerden, ustalardan ki bunların hepsi Satürn, bilge saygın kişiler öğrenecek çok şeyimiz var. Onlar Satürn bizle ise Uranüs ve şimdi Satürn-Uranüs arasında çok güzel bir etkileşim var. Eski yapıları yıkıp yeni düzenler, hayatlar, alışkanlıklari sistemler,düzenler kurmaya çalıştığımız bu zamanda eskilerden, ustalardan öğreneceğimiz çok şey var.
Bu zor zamanların üstesinden gelmek, kendimizi yenilemek, başarmak için ne yapmamız gerektiği ortada; çalışmak, üretmek, hareket etmek, hayattan insanlardan uzaklaşmamak, olumsuz duygulara kapılmamak, yapamam edemem, başaramam, benden geçti artık dememek, ne yapabiliyorsan ,elinden ne geliyorsa,imkanların neyse ona göre, sahip olduğun bilgiyi, enerjiyi, potansiyeli, yeteneği kullan, harekete geç, yürüyüş yap, insan içine karış, dostluklar, arkadaşlıklar, ilişkiler kur, tembellik etme, planlı programlı ol.
Cumartesi günü Ay Başak burcunda. Başak burcu sistem düzen demek. Hayatımızda değişmesi, yeniden düzenlenmesi gereken ne varsa gündemde. Ne yapılmalı derseniz yazıyı okuyun, ne yapmalıyız yazdım…
Ayşin Altun….