Affetmek Üzerine… O iki adam; tüküren adam ve tükürülen adam, artık yok. Yakına gel. Başka şeylerden konuşalım

anette inselberg affetme
Günlerden bir gün: Buddha bir ağacın altında öğrencileriyle oturmaktadır. B ir adam gelir ve yüzüne tükürür. B uddha yüzünü siler ve adama sorar, “ B aşka? B aşka ne söylemek istiyorsun?” Adam şaşırır, çünkü bir insanın yüzüne tükürülünce “ B aşka?” diye sormasını beklememiştir. B öyle bir deneyimi yoktur. Daha önce insanları hep aşağılamıştır ve onlar da kızarak tepki vermiştir. Ya da korkudan gülümsemiş ve adama yaranmaya çalışmışlardır. Ama B uddha ikisini de yapmamış, ne öfkelenmiş, ne de korkmuştur. Sadece düz bir şekilde “ Başka?” diye sormuştur. Tepki vermemiştir.
Ama Buddha’nın öğrencileri öfkelenir, tepki verir. En yakın öğrencisi Ananda der ki: “ Bu çok fazla, buna tahammül edemeyiz. Sen öğretine devam et, biz de şu adama bunu yapamayacağını gösterelim. Cezalandırılması gerekiyor. Yoksa herkes aynı şeyi yapmaya başlar.”
Buddha konuşur:”Sesini çıkartma. O beni kızdırmadı, ama siz kızdırdınız. O bir yabancı, buralara yeni gelmiş. Benim hakkımda bir şeyler duymuş olmalı; ‘bu adam tanrı tanımaz, tehlikeli, insanları yoldan çıkarıp yanıltıyor’ gibi şeyler. Benim hakkımda bir fikir edinmiş. O bana tükürmedi, kendi fikrine tükürdü; beni tanımıyor ki, bana nasıl tükürmüş olabilir? Eğer düşünürseniz, o kendi zihnine tükürdü. Ben onun bir parçası değilim, ve görüyorum ki bu zavallı adamın söyleyecek başka bir şeyi olmalı. Çünkü bu, bir şey söylemenin bir yolu; tükürmek bir şey söylemenin bir yolu. Bazen dilin yetmediğini hissettiğin anlar olur; derin sevgide, yoğun öfkede, nefrette, duada. Dilin yetmediği yoğun anlar olur. O zaman bir şey yapman gerekir. Derin sevgi duyduğunda, birine sarılırsın; ne yaparsın orada? B ir şey söylersin. Çok öfkelendiğinde birine vurursun, tükürürsün, bir şey söylüyorsundur. B u adamı anlayabiliyorum. Söyleyecek başka bir şeyi daha olmalı. O yüzden ‘ Başka?’ diye sordum.”
Adam daha da çok şaşırır! Ve Buddha öğrencilerine der ki: “Siz beni daha çok kızdırdınız, çünkü siz beni tanıyorsunuz, benimle yıllarca yaşadınız, ama yine de tepki veriyorsunuz.”
Şaşıran, kafası karışan adam evine döner. Bütün gece uyuyamaz. Bir buddha gördükten sonra artık eskisi gibi uyumak zordur, mümkün değildir. Bu deneyim tekrar tekrar aklına gelir. Ne olduğunu kendine açıklayamaz. Titreme, terleme nöbetleri geçirir. Böyle bir adama hiç rastlamamıştır; bütün zihni, bütün kalıpları, bütün geçmişi dağılır.
Ertesi sabah geri döner. Buddha’nın ayaklarına kapanır. Buddha sorar: “ Başka? Bu da sözle söylenemeyeni söylemenin başka bir yolu. Ayaklarıma dokunduğun zaman, sözcüklere sığmayan, sıradan dille anlatılamayan bir şey söylüyorsun.” Buddha devam eder: “ Bak Ananda, bu adam yine burda, bir şey söylüyor. Çok derin duyguları olan bir adam bu.”
Adam Buddha’ya bakar: “Dün yaptığım şey için beni affet.”
Buddha cevap verir: “Affetmek mi? Ama ben, dün o hareketi yaptığın adam değilim ki. Ganj nehri sürekli akıyor, o hiçbir zaman aynı Ganj değil. Her adam bir nehirdir. Senin tükürdüğün adam artık burada değil; aynı onun gibi görünüyorum, ama aynı değilim, bu yirmidört saatte öyle çok şey oldu ki! Nehirden çok su aktı. O yüzden seni affedemem, çünkü sana kızgın değilim.”
“Ve sen de yenilendin. Görüyorum ki sen dün gelen adam değilsin, çünkü o adam kızgındı. O kızgındı, ama sen önümde eğilip ayağıma dokunuyorsun, nasıl aynı adam olabilirsin? Sen o değilsin, o yüzden bunu unutalım. O iki adam; tüküren adam ve tükürülen adam, artık yok. Yakına gel. Başka şeylerden konuşalım

ORGANLARIMIZI ANLAMADAN, SORUNLARIMIZA ÇÖZÜM ÜRETEMEYİZ…

ANETTE İNSELBERG ORGANLAR SAĞLIK ŞİFA ENERJİ REİKİ

Aşağıdaki organların yaşamdaki simge anlamları verilmiştir. Bunlar dünyada yapılan istatiksel bilgilere ve duyudışı algıları güçlü bütünsel / holistik uygulayıcıların deneyimlerine göre şekillenmiştir. Her organın birden fazla derin anlamı da vardır. Organların anatomik yapıları ve teşhis-tedavi için uzman doktorunuza görünmeniz salık verilir.
Ayaklar: Kendimizi, başkalarını, hayatı anlama kapasitemizi temsil eder.
Ayak parmakları: Geleceğin küçük ayrıntılarını temsil eder.
Eklemler: Hayatımızın yön değiştirmesini temsil eder.
Ayakbileği: Hareket ve yol belirlemeyi temsil eder.
Dizler: Egoyu, kendimize ve çevreye yargımızı temsil eder.
Bacaklar: Yaşam yolunda ilerlemeyi temsil eder.
Kalça: Büyük kararları ve gidilecek yönü temsil eder.
Omuz: Bedenin eylem merkezidir. Taşıdığımız sorumlulukları temsil eder.
Kollar: Hayat deneyimlerini, sevgiyi kucaklama kapasitesi, yeteneğini ve eylemi temsil eder.
Dirsekler: Eylemlerimize zindelik ve esnekliği temsil eder.
Eller: Hayatla ve kendimizle alış verişi temsil eder. Sağ; alan el (eril). Sol; veren el (dişil). hayatı ele alış biçimimizi temsil eder.
El bileği: Hareketi ve kolaylığı temsil eder.
El Parmakları: Hayatın detaylarını simgeler.
Boyun: Zihin beden dengesini, mantık duygu dengesini ve başı dik tutmayı temsil eder.
Diş ve Diş eti: Sınırları, kararlılığı temsil eder.
Çene: Rahat olmayı ve güveni temsil eder.
Sırt, Hayata karşı dik durmamızı ve gücü temsil eder.
Karın: Kendimize ve çevreye güveni, değeri temsil eder.
Göğüs: Dışarıdan nasıl göründüğümüzü, imajımızı temsil eder.
Göğüsler: Anneliği ve şefkati temsil eder.
Yüz: Dünyaya gösterdiğimizi temsil eder.
Kaslar: Hareketi, gücü ve kararlılığı temsil eder.
Kaba etler (butlar): Gücü temsil eder. Gevşek olması, kabahatler, gücün kaybolması.
Omurga: Hayatın esnek desteğini temsil eder.
Kemikler: İnsanın temel yapısını, dengesini ve gücünü temsil eder.
Rahim ve Yumurtalıklar : Yaratıcılığı, yaşam kaynağını temsil eder.
Vajina: Açıklık ve teslimiyeti temsil eder.
Testisler: Cinsel arzu ve gizli tutkuları temsil eder.
Prostat: Cinsel ve yaşamsal gücü temsil eder.
Kan: Bedende hazzı temsil eder.
Mide: Kişi ve olayları sindirimi, kaygıyı temsil eder.
Böbrek: Duyguları, ikili ilişkileri ve dengeyi temsil eder.
Mesane: Yaşanılan korku ve sorunların depo edilişini temsil eder.
Bağırsaklar: Özümsemeyi, alış-verişi ve duyguları temsil eder.
Rektum: Boşaltmayı, öfke ve şiddet duygularının dışa vurumunu temsil eder.

Karaciğer: Değişimi, dönüşümü ve öfke – kin – tepki duygularını temsil eder. Varlık amacımızla da ilgilidir.
Safra: Bilgileri değerlendirme ve özümsemeyi temsil eder.
Kalp: Sevgi, güven ve neşeyi temsil eder.
Akciğerler: Yaşam alanımızı, duyguları ve bağımsızlığı temsil ederler.
Nefes: Hayatı içimizde hissetme yeteneğini temsil eder.
Diyafram: Duygu paylaşımını temsil eder.
Epifiz: Gece gündüz dengesini, dünyevi – uhrevi dengeyi temsil eder. Ruhun yeri olarak bilinir.
Hipofiz: Başkalarını ve kendimizi ( otokontrol ) kontrolü temsil eder.

Tiroid: İletişim ve hayattaki akış hızımızı temsil eder.
Timüs: Bağışıklık sistemini temsil eder.
Böbreküstü: hayattaki heyecanı ve kendi ayaklarımız üzerinde duruşu temsil eder.
Pankreas: Hayatın tadını simgeler.
Eşeysel bezler: Üreticiliği, yaratıcılığı, hayattan alınan keyfi temsil eder.

5 Duyu
Antik filozoflar duyuları “ruhun pencereleri” olarak tanımlamışlardır. Aristo bugün en çok bilinen 5 duyudan bahsetmiştir.
Duyu organları, en basit haliyle, “5 duyu” olarak da adlandırılan; görme, koklama, işitme, tat alma ve dokunma işlevlerini yerine getiren göz, burun, kulak, dil ve deridir.
Gözler: Geçmişteki, an’daki ve gelecekteki berrak görüşü ve vizyonu simgeler. Gözler ruhun aynasıdır.
Kulaklar: İşitme kapasitesini, duymak isteyip istemediğimiz kişi ve olayları temsil eder. “Kulak kesilmek.”
Burun, oksijeni ve yaşam enerjisi prana’yı akciğerlere alış yolumuzdur. Yaşamın hem tatlı hem de sert yanlarını algılamamızı temsil eder. “Havayı koklamak.”

Dil, hayatın tadını ve söylenen şeyleri yutmayı, kendimizi ifade etmemizi temsil eder.
kaynak: sağlıkla kal sayfası
Fatoş Pabuccu Tuncay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »