Resimde Gözüne Çarpan İlk Nesneye Göre Duygusal Durumunu Analiz Ediyoruz!

1-40[1]
Bilinçaltımız çok fazla gizem taşıyor. Bizi rahatsız eden şeyleri ve gizli arzularımızı bize gösterebilir. Araştırmacılar, çevremizin ruh sağlığımızı ve duygusal durumumuzu etkilediğini kanıtlamıştır.

Bilinçaltımız çok fazla gizem taşıyor. Bizi rahatsız eden şeyleri ve gizli arzularımızı bize gösterebilir. Araştırmacılar, çevremizin ruh sağlığımızı ve duygusal durumumuzu etkilediğini kanıtlamıştır.
Diyelim ki bu odanın içindesin. Şimdi etrafına bak, dikkatini çeken bir nesne seç ve karakterin hakkındaki sonuçları gör.

Salıncak: Salıncak, duygusal durumları ve arzuları sembolize eder. Bu, biraz saplantın veya bağımlılığın olduğu anlamına gelir.

Peluş Bebek: Bebek, çocukluğunuzla olan bağlantınızı temsil eder. Büyümek istemiyor ve olduğunuzdan daha genç görünmeye çalışıyorsunuz.

Açık Boya Kutusu: Açık boya kutusu, duygularınızı ifade etme ve kendinizi kanıtlama isteğinizi gösterir.

Kapalı Boya Kutusu: Kapalı boya kutusu, etrafınızdakilerden gizlemeye çalıştığınız saldırganlık, endişe ve güvensizliği simgeler. Sosyalleşmekten kaçışınız, diğer insanlarla olan sorunlarınızın sebebidir.

Bisiklet: Bisiklet, iç dengenizi ve değişim isteğinizi temsil eder.

Elma Sepeti: Elma sepeti, derin bilginizi, bilgeliğinizi, kişisel hedeflerinize ulaşmanızı ve mutluluğunuzu ifade eder.

Çiviler: Çiviler, hem kendinize hem de başka insanlara karşı şiddeti temsil eder. Bu, problemli bir duygusal durumun işaretidir.

Kask: Kask, cesaret ve savaşçı ruhun simgesidir. Aynı zamanda bir şeye karar vermekte zorlanmayı da sembolize eder.

Kitaplar: Kitaplar bilgi isteğinizi sembolize eder ve yaşamın anlamını bulmaya çalıştığınız bir işareti olabilir.

Çekiç: Bir çekiç, şiddetin simgesi ve zorla bir şey elde etme arzusudur. Aynı zamanda iç çatışmanın da bir işareti olabilir.

Maskeler: Maskeler, başkalarına karşı tutumumuzu gösterir. Olumlu ya da olumsuz duygularımızı temsil eder.

Resim: Resim, zihnin açıklığını gösterir.

Tekerlek: Tekerlek, yakınlarınızla aranızdaki dostluğu simgeler. Ayrıca, hayatınızda herhangi bir şeyi değiştirmek istemediğinizin işareti olabilir.

Sosis: Sosis, sağlığınızla bağlantılıdır. Genellikle gizli sağlık sorunları olan kişiler bu maddeyi seçer.

Parmaklıklar: Bu nesneyi seçtiyseniz, muhtemelen yalnızsınız. Parmaklıklar, anksiyete ve depresyonun bir simgesi olabilir.

Merdiven: Merdiven, hedeflerinize ulaşma arzunuzu ve bunun için harcadığınız çabayı sembolize eder. Kırık basamaklar ise, hayallerinizi kovalarken karşılaştığınız engellerdir.
Kutular: Kutular kişiliğinizi temsil eder. Diğer insanlardan bir şey saklayabilirsiniz. Neyi sakladığınızı en iyi siz biliyorsunuz.

Süpürge: Süpürge, sevdiğiniz kişi ile daha yakın ve samimi bir ilişkiye sahip olma arzunuzu gösterir.

Kırık Sandalye: Kırık sandalyeyi seçmeniz, stresli, yorgun ve kararsız biri olduğunuzu gösterir. Dinlenmeniz gerektiği anlamına gelir.

Kırık Ayna: Ayna kendimizi nasıl gördüğümüzü simgeler. Fakat kırık olduğu için, ruhunuzu parçalayan bir iç mücadelenin işareti olabilir. Özetle, kendiniz hakkında kötü hissediyorsunuz.

Kerpeten: Bu nesne ise, baskının sembolüdür. Bir seçim yapmak ve önemli bir karar vermek zorundasınız.

Saat:  Geçmiş zamanda sizi üze olayların hala etkisindesiniz ama merak etmeyin yakında feraha kavuşacaksınız

Unutmayın! Duygusal durumunuzu daha olumlu bir bakış açısıyla değiştirmek sizin elinizde!

Kaynak: brightside

Ait Olduğunuz Kan Grubuna Göre Kişiliğinizin Baskın Özelliklerini Öğrenin

kan-grupları-kisilikleri[1]

 

Kan grubunuz kişiliğinizi ve kişiliğinizin hem parlak hem de karanlık yönleri ortaya çıkarabilir. Kan gruplarının yansıttıkları özelliklere ve hangilerinin birbirleriyle uyumlu olduklarına bakalım.

 

A Grubu
Görünüşte sakin durmalarına rağmen, o kadar yüksek standartları(mükemmelliyetçi) vardır ki içlerinde sinir buklelerini taşırlar. Kan grupları içerisinde en sanatsal olanı A grubudur. Utangaç olabilirler ancak vicdanlı, güvenilir ve hassas insanlardır.

B Grubu
Hedef merkezli ve güçlü iradeli insanlardır. Bir işe başlarlar ve bitirene kadar devam ederler. Sorumluluk bilinçleri çok yüksektir, verdikleri sözü tutmak için ellerinden geleni yaparlar. B grubu, kan grupları arasında en bireyci kesimi kesimi oluşturur ve hayatta kendi yollarını çizmeleri ile bilinirler.

AB Grubu
AB grubu kan gruplarının bölünmüş kişilikleridir. Hem utangaç hem dışa dönük, hem ürkek hem de güvenli olabilirler. Sorumluluk sahibi olmalarına rağmen çok fazla sorumluluk onlarda sıkıntıya yol açar. Güvenilir insanlardır ve başkalarına yardım etmeyi severler.

0 Grubu
0 grubundan olan insanlar dışa dönüktür ve çok sosyallerdir. Başladıkları şeyleri genelde bitirme konusunda zaman zaman sıkıntılar yaşasalar bile yeni şeyleri deneyecek cesaretleri vardır ve öncü kişiliklerdir. Yaratıcı ve popülerdirler. Genellikle lafını sakınmayan ve girdikleri ortamlarda ilgi çeken kişiler olarak bilinirler.

Kan grupları arasındaki uyumluluk:
A – A ve AB ile uyumludur.
B – B ve AB ile uyumludur.
AB – AB, A, B ve 0 ile uyumludur.
0 – 0 ve AB ile uyumludur.
Kan gruplarının iyi ve kötü özellikleri
A Grubu
İyi özellikleri: Koruyucu, içine kapanık, sessiz, sabırlı ve dakik. Mükemmelliyetçi.
Kötü özellikleri: Takıntılı, inatçı, utangaç, gergin
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: George Bush, Britney Spears, Adolf Hitler, Jet Li

 

B Grubu
İyi özellikleri: Yaratıcı, tutkulu, hayvanları seven, iyimser, rahat ve bireyci.
Kötü özellikleri: Unutkan, sorumsuz ve benmerkezci.
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: Akira Kurosawa, Jack Nicholson, Pavarotti, Leonardo DiCaprio

AB Grubu
İyi özellikleri: Karizmatik, kontrollü, rasyonel, içedönük ve empatik
Kötü özellikleri: Soğuk, hassas, kararsız ve affetmez
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: John Kennedy, Marilyn Monroe, Thomas Edison

 

0 Grubu
İyi özellikleri: Hırslı, atletik, dinç ve özgüvenli. Doğuştan liderler
Kötü özellikleri: Kibirli, gösteriş meraklısı, duygusuz, merhametsiz
Bu kan grubuna sahip bazı ünlüler: Al Capone, Mikhail Gorbachov, 2. Kraliçe Elizabeth, John Lennon, Elvis Presley

Beyin Kimyanızı Kontrol Edin: Dopamin Seviyenizi Yükselterek Strese Son Verecek 6 Yöntem

yemek-yapan-kadın[1]

 

Dopamin, beyinde bulunan ana kimyasal maddedir. Dopamin seviyenizi doğal yollarla uyararak arttırmayı öğrenirseniz; depresyon, kaygı bozukluğu (anksiyete), apati ve korku gibi sizi aşağı çeken etkenlerden kurtulabilirsiniz. Beyninizdeki bu nöron sağlıklı bir şekilde uyarıldığında, etkilerine inanamayacaksınız.
Dopamin, bazı davranışlar ve duygular sonucu tetiklenir ve bunu bir ödül gibi algılayan vücudumuz bu ödülü kazanmak için aynı davranışları tekrarlar. Bu sebeple bazı insanlar uyarıcı maddelere bağımlı olmaya başlarlar. Dopamin seviyeleri doğal yollarla artmadığı için, bu ihtiyacı birtakım kimyasal maddelerle karşılamaya çalışırlar ve bağımlı olurlar.

 

Dopamin bizi sadece mutlu etmekten daha fazlasını yapar. Kas hareketlerimizi düzenler, bilişsel fonksiyonlarımızı geliştirir, odaklanmamıza yardımcı olur, karar mekanizmamıza katkı sağlar, problemleri değerlendirmemizi ve onları çözüme ulaştırmamızda etkilidir ve prolaktin seviyesini düzenler.
Psikolojik rahatsızlıkların, hatta basit bir stresin bile artık hastalığa dönüştüğü bu son dönemlerde dopamin hakkında bilinçlenen insanlar giderek artıyor. Dopamin seviyesi düştüğünde depresyona, mutsuzluğa, kafa karışıklığına, negatif düşünmeye hatta aynı konu üzerinde düşünüp durmaya daha eğilimli oluruz ve diğer duygusal engellerle baş başa kalma oranımız artar.
Bu birkaç doğal yolla dopamin seviyenizi arttırabilir ve hayata daha pozitif bakmaya başlayabilirsiniz.
1. Egzersiz yapın.

Egzersiz yapmak beyindeki dopamin D2 reseptörlerini harekete geçirir. Serotonin seviyesini ve vücuttaki diğer endorfinleri yükseltir. Düzenli egzersiz yapmak depresyonu önler, stresi azaltır ve zihni güçlendirir. Bunların yanında fiziksel olarak da daha güçlü hissetmenize yardımcı olur.
2. Dopamin seviyesini arttıran yiyecekleri tüketin.

Bir amino asit olan tirozin içeren yiyeceklerden tüketerek, dopamin seviyenizi arttırabilirsiniz. İçerisinde tirozin bulunan yiyeceklere örnek olarak;
Yumurta
Yeşil çay
Süt
Karpuz
Kahve
Badem
Muz
Bitter Çikolata
Yoğurt
3. Detoks yapın.

Toksinleri vücuttan atmanın bilinen en kolay yolu düzenli detoks yapmaktır. Vücudunuzda biriken toksinler dopamin üretimini olumsuz olarak etkiler. Detoks yapmanız için birçok seçeneğiniz var. Yeşil sebzelerden elde edilen suları tüketmek, aktif karbon alımı hatta yoga yapmak birkaç detoks örneği olarak verilebilir. Vücudunuzun toksin oranının düşük olması, dopamin seviyenizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.
4. Sizi hareketece geçirecek müzikler dinleyin.

 

Dopamin seviyenizi arttırmanın en kolay ve en hızlı yollarından biri de müzik dinlemektir. Müzik duygularınızı harekete geçirerek sizi zirveye taşır ve canlı hissetmenize yardımcı olur. Müzik Paleolitik Çağlar’dan beri insanı etkisi altına alabilen muazzam bir güce sahiptir. Her gün sizi daha iyi hissettireceğini düşündüğünüz listenizden bir şarkı dinlemeyi ihmal etmeyin.
5. Yaratıcılığınızı geliştirin.

Yaratıcı olduğunuzu ifade etmek için sanat yapmak zorunda değilsiniz. Bir senfoni yazmak, resim çizmek zorunda da değilsiniz. Basitçe, yaratıcılığı tetikleyen her türlü aktivite dopamin seviyesini yükseltmeye yardımcı olur. Dans etmek, şiir yazmak, yeni bir yemek yapmak beyniniz açısından yeni ödüller kazanmanızın yolunu açar ve dopamin seviyenizi arttırır.
6. Meditasyon yapın.

 

Meditasyon yapmak çoğu insana birtakım karışık hareketlerden oluşan kareografiler ve figürlerden ibaret olan bir etkinlik olarak görünür. Fakat evde basitçe kendi meditasyonunuzu yapabilirsiniz. Çünkü meditasyonun temel mantığında önemli olan şey doğru nefes alabilmek ve birkaç dakikalığına hiçbir şey düşünmeden, sadece nefesinize odaklanmaktır. Nefes alış-verişlerinize odaklanmayı başarabilirseniz, beyninizi düşüncelerden arındırarak dinlendirirsiniz. Çünkü beyin birkaç odadan oluşan eviniz gibidir. Eviniz dağıldığında bulmanız gereken hiçbir şeyi bulamazsınız ve bulamadıkça da etrafı daha fazla dağıtır, yorulursunuz. Beynimizde çözüme ulaşılması zor olan, canımızı sıkan sorunları çevirip durmayı çok sever. Oysa oturup birkaç dakika dinlenmek, sonrasında bulmak istediğiniz eşyaları daha kolay ve sakin bir şekilde bulmanızı sağlar.

KARMİK BAĞ VE KORDON KESME MEDİTASYONU

18034153_1176860949103178_5717524924112542717_n2[1]

Karma, bizim duygusal tarihimizdir. Karma, geçmiş yaşamlarımızın hikayesidir. Ve bizler bu yaşamımızda bu hikayenin ana kahramanlarıyız.
Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde geçmişte yaşadığımız korkular, acılar, eleştiriler, kırgınlıklar öfkeler, olumsuz deneyimler, bizimle o kişiler arasında görünmez karmik bir bağ oluşturur. Ve bizler ne olursa olsun deneyimlediğimiz olaylardan ders çıkararak şimdinin ve yarının yaşam temellerini sağlam atmalıyız. Bu geçmiş yaşam derslerinden farkında olmadan yüklendiğimiz ağrıyı, acıyı temizleyerek ruhumuzu iyileştirmeliyiz.
Bir saat önce yaşadığınız olayda ya da kavga ettiğiniz kişiyle aranızda oluşan durumu geleceğinize taşımadan temizlerseniz yaşanan negatif duygu karmik bağ yaratmaz ve yolunuza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz.
Karmik bağları şifalandırma çalışması ile sadece insanlarla değil, yaşanmış olumsuz duygu ve olaylarla da bağlarımızı şifalandırmış oluruz. Eğer bir ilişki için bu çalışmayı yapıyorsanız ilişkinizin biteceğini veya zarar göreceğini ve o kişinin sizden uzaklaşacağını düşünebilirsiniz. Oysa bu çalışma ile ilişkiniz sorunlardan temizlenecektir. Karmik bağ çalışması, biten ilişkinizi de şifalandırır ve bir sonraki ilişkilerinize daha sağlıklı adımlar atmanızı sağlar.
Şimdi karmik bağ ve kordon kesme meditasyonuna başlayalım:
1- TOPRAKLANMA
Önce oturun. Ayaklarınız birbirine paralel ve yere bassın. Gözlerini kapat. Diyafram nefesi al. Şimdi gövdenin bir ağaç olduğunu hayal et. Hangi ağaç olabilirsin? Çam, akasya, köknar… Gövdenin kalınlığı ne kadar? Ve şimdi omurganının bitiminden aşağı doğru kökler uzuyor ve ayaklarının altından dünya anaya, toprağın en derin katmanına doğru uzuyor. Köklerin toprağa bağlandı, şimdi toprağın kokusunu içine çek… Derin nefes al.
Şimdi gövdene bak. Omurganıın altından başlayarak gövdenden ve kollarından dallar uzuyor, uzuyor ve uçsuz bucaksız evrene doğru yükseliyor. Derin nefes al. Dallarınıza bakın. Çiçek var mı? Varsa ne renk açmışlar. Pembe, kırmızı, turuncu, sarı…
Toprak Ana’ya sevgi ile bağlı olduğunu hatırla, onunla kucaklaş ve verdiği nimetler için şükranını sunun.
2- ŞİMDİ UZANIN
Gözlerini kapat. Derin nefes al ve ver. Şimdi karşına O’nu getir. Eğer vefat etmişse onu bir ışık olarak da hayal edebilirsiniz.
İkinizde karşılılı ayaktasınız ve birbirinizin gözlerinin içine bakıyorsunuz. Ona hangi duygularla bakıyorsun? Kızgın, öfkeli, hüzünlü, acıyarak ya da gözlerin yaşlandı mı? Ya o sana hangi duygularla bakıyor? Ona yeni bir ilişki önerebilir ya da ilişkinizi sonlandırabilirsiniz. Bunu kalbinizden gelen sözlerle ifade edin. ‘Bana yaşattığın tüm deneyimler için teşekkür ederim. Bundan böyle özgür iradem ile seçimlerimi yapmak istiyorum. İkimizin de yeni deneyimlere açılabilmesi için aramızdaki karmik bağın sonlandırılmasını talep ve rica ediyorum…‘ Ve o kişinin başı ile talebinizi onayladığını hayal edin. Artık bağlarınızı kesebilirsin. Elinde altın bir makas tutuyorsun. Makas ne kadar büyük?
…Ve şimdi KÖK ÇAKRANA odaklan. Senin kök çakran ile onun kök çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi SAKRAL ÇAKRANA odaklan. Senin sakral çakran ile onun sakral çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi GÖBEK ÇAKRANA odaklan. Senin göbek çakran ile onun göbek çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi KALP ÇAKRANA odaklan. Senin kalp çakran ile onun kalp çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi BOĞAZ ÇAKRANA odaklan. Senin boğaz çakran ile onun boğaz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi 3. GÖZ ÇAKRANA odaklan. Senin 3. göz çakran ile onun 3. göz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi TAÇ ÇAKRASINA odaklan. Senin taç çakran ile onun taç çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
Şimdi mor bir alev görüyorsun. Mor alev ne kadar yüksek? Mor alevin yanışını gör, etrafa verdiği sıcaklığı hisset. Şimdi yerde üstüste yığılmış olan kablolara bak. Ve onları nazikçe topla, eline al ve şu an yanmakta olan mor alevin içine nazikçe ve sevgiyle at. Kordon bağlarının yanışını gör ve yanarken çıkardıkları sesi duy. Derin bir nefes al ve onlarla son kez vedalaş.
3- KENDİNE GERİ DÖNME
Şimdi bedeninize geri dönün. Bedeninizi baştan aşağıya tarayın. Bedeninizde sadece sevgi bağlarınızı göreceksiniz, ailenize, işinize, yapmayı sevdiğiniz şeylere, arkadaşlarınıza olan sevginiz kaldı diğer tüm bağlar yok oldu. Şimdi sevgili Başmelek Zadkiel‘i çağır ve ondan bedenini mor bir alevle enerji alanını yakarak dezenfekte etmesini iste. Hazır olduğunda kalbinize odaklanın. Başmelek Zadkiel’e, Toprak Ana’ya, meleklerinize, yüksek benliğinize ve tabii ki Tanrı’ya teşekkür edin.
NOTLAR: Geçmişte söylemiş olduğunuz ve pişmanlık duyduğunuz sözlerin bağları boğaz çakranızda, tiroit bezinin olduğu yerde olabilir, üçüncü gözde önceki hayatlarınızdan kalma bağlar, göbek çakranızda kendinizi güçsüz ve çaresiz hissetmekle ilgili bağlar, alt belinizde maddi sorunlar, alt karında yaratıcılık, üreme, cinsellikle ilgili sorunlar, kök çakrada hayatta kalma sorunları, ensenizde ve omuzlarınızın üzerinde taşıdığınız ağır yüklerle ilgili bağlar, kalbinizden çıkan kalp kırıklığı, kendinizi sevememenizle ilgili bağlar olması olasıdır.
“Karma çoğu kez başka bir insana zarar veya acı verdiğimiz ve de kendi irade özgürlüğümüzü dayatmak için onun irade özgürlüğünü ihlal ettiğimizde meydana gelmektedir. Aslında irade özgürlüğünün doğru kullanılışı (sadece) kendimiz için değil, olaya dahil olan herkes için en iyi olanı arayıp bulmakla ilgilidir. Başkalarına çektirdiğimiz acıyı biz çekmek zorunda kaldığımızda ise, ruh düzeyinde, bu eylemimizin ne kadar yanlış olduğunu ve böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağımızı anlamaya başlarız. Bu, ruh varlığının gelişme yollarından biridir.” Uzlaşmanın İyileştirici Gücü – Jan Erik Sigdell
Kaynak :enerji çemberi.com

KARMİK BAĞ VE KORDON KESME MEDİTASYONU

kordon-22[1]

 

Karma, bizim duygusal tarihimizdir. Karma, geçmiş yaşamlarımızın hikayesidir. Ve bizler bu yaşamımızda bu hikayenin ana kahramanlarıyız.
Diğer insanlarla olan ilişkilerimizde geçmişte yaşadığımız korkular, acılar, eleştiriler, kırgınlıklar öfkeler, olumsuz deneyimler, bizimle o kişiler arasında görünmez karmik bir bağ oluşturur. Ve bizler ne olursa olsun deneyimlediğimiz olaylardan ders çıkararak şimdinin ve yarının yaşam temellerini sağlam atmalıyız. Bu geçmiş yaşam derslerinden farkında olmadan yüklendiğimiz ağrıyı, acıyı temizleyerek ruhumuzu iyileştirmeliyiz.
Bir saat önce yaşadığınız olayda ya da kavga ettiğiniz kişiyle aranızda oluşan durumu geleceğinize taşımadan temizlerseniz yaşanan negatif duygu karmik bağ yaratmaz ve yolunuza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz.
Karmik bağları şifalandırma çalışması ile sadece insanlarla değil, yaşanmış olumsuz duygu ve olaylarla da bağlarımızı şifalandırmış oluruz. Eğer bir ilişki için bu çalışmayı yapıyorsanız ilişkinizin biteceğini veya zarar göreceğini ve o kişinin sizden uzaklaşacağını düşünebilirsiniz. Oysa bu çalışma ile ilişkiniz sorunlardan temizlenecektir. Karmik bağ çalışması, biten ilişkinizi de şifalandırır ve bir sonraki ilişkilerinize daha sağlıklı adımlar atmanızı sağlar.
Şimdi karmik bağ ve kordon kesme meditasyonuna başlayalım:
1- TOPRAKLANMA
Önce oturun. Ayaklarınız birbirine paralel ve yere bassın. Gözlerini kapat. Diyafram nefesi al. Şimdi gövdenin bir ağaç olduğunu hayal et. Hangi ağaç olabilirsin? Çam, akasya, köknar… Gövdenin kalınlığı ne kadar? Ve şimdi omurganının bitiminden aşağı doğru kökler uzuyor ve ayaklarının altından dünya anaya, toprağın en derin katmanına doğru uzuyor. Köklerin toprağa bağlandı, şimdi toprağın kokusunu içine çek… Derin nefes al.
Şimdi gövdene bak. Omurganıın altından başlayarak gövdenden ve kollarından dallar uzuyor, uzuyor ve uçsuz bucaksız evrene doğru yükseliyor. Derin nefes al. Dallarınıza bakın. Çiçek var mı? Varsa ne renk açmışlar. Pembe, kırmızı, turuncu, sarı…
Toprak Ana’ya sevgi ile bağlı olduğunu hatırla, onunla kucaklaş ve verdiği nimetler için şükranını sunun.
2- ŞİMDİ UZANIN
Gözlerini kapat. Derin nefes al ve ver. Şimdi karşına O’nu getir. Eğer vefat etmişse onu bir ışık olarak da hayal edebilirsiniz.
İkinizde karşılılı ayaktasınız ve birbirinizin gözlerinin içine bakıyorsunuz. Ona hangi duygularla bakıyorsun? Kızgın, öfkeli, hüzünlü, acıyarak ya da gözlerin yaşlandı mı? Ya o sana hangi duygularla bakıyor? Ona yeni bir ilişki önerebilir ya da ilişkinizi sonlandırabilirsiniz. Bunu kalbinizden gelen sözlerle ifade edin. ‘Bana yaşattığın tüm deneyimler için teşekkür ederim. Bundan böyle özgür iradem ile seçimlerimi yapmak istiyorum. İkimizin de yeni deneyimlere açılabilmesi için aramızdaki karmik bağın sonlandırılmasını talep ve rica ediyorum…‘ Ve o kişinin başı ile talebinizi onayladığını hayal edin. Artık bağlarınızı kesebilirsin. Elinde altın bir makas tutuyorsun. Makas ne kadar büyük?
…Ve şimdi KÖK ÇAKRANA odaklan. Senin kök çakran ile onun kök çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi SAKRAL ÇAKRANA odaklan. Senin sakral çakran ile onun sakral çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi GÖBEK ÇAKRANA odaklan. Senin göbek çakran ile onun göbek çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi KALP ÇAKRANA odaklan. Senin kalp çakran ile onun kalp çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi BOĞAZ ÇAKRANA odaklan. Senin boğaz çakran ile onun boğaz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi 3. GÖZ ÇAKRANA odaklan. Senin 3. göz çakran ile onun 3. göz çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
*Ve şimdi TAÇ ÇAKRASINA odaklan. Senin taç çakran ile onun taç çakrası arasında telefon kablosuna benzer bir bağ hayal et. Şimdi o bağı sevgiyle ve nazikçe kes. Kablonun yere düştüğünü gör. Başınızla birbirinizi onaylayın.
Şimdi mor bir alev görüyorsun. Mor alev ne kadar yüksek? Mor alevin yanışını gör, etrafa verdiği sıcaklığı hisset. Şimdi yerde üstüste yığılmış olan kablolara bak. Ve onları nazikçe topla, eline al ve şu an yanmakta olan mor alevin içine nazikçe ve sevgiyle at. Kordon bağlarının yanışını gör ve yanarken çıkardıkları sesi duy. Derin bir nefes al ve onlarla son kez vedalaş.
3- KENDİNE GERİ DÖNME
Şimdi bedeninize geri dönün. Bedeninizi baştan aşağıya tarayın. Bedeninizde sadece sevgi bağlarınızı göreceksiniz, ailenize, işinize, yapmayı sevdiğiniz şeylere, arkadaşlarınıza olan sevginiz kaldı diğer tüm bağlar yok oldu. Şimdi sevgili Başmelek Zadkiel‘i çağır ve ondan bedenini mor bir alevle enerji alanını yakarak dezenfekte etmesini iste. Hazır olduğunda kalbinize odaklanın. Başmelek Zadkiel’e, Toprak Ana’ya, meleklerinize, yüksek benliğinize ve tabii ki Tanrı’ya teşekkür edin.
NOTLAR: Geçmişte söylemiş olduğunuz ve pişmanlık duyduğunuz sözlerin bağları boğaz çakranızda, tiroit bezinin olduğu yerde olabilir, üçüncü gözde önceki hayatlarınızdan kalma bağlar, göbek çakranızda kendinizi güçsüz ve çaresiz hissetmekle ilgili bağlar, alt belinizde maddi sorunlar, alt karında yaratıcılık, üreme, cinsellikle ilgili sorunlar, kök çakrada hayatta kalma sorunları, ensenizde ve omuzlarınızın üzerinde taşıdığınız ağır yüklerle ilgili bağlar, kalbinizden çıkan kalp kırıklığı, kendinizi sevememenizle ilgili bağlar olması olasıdır.
“Karma çoğu kez başka bir insana zarar veya acı verdiğimiz ve de kendi irade özgürlüğümüzü dayatmak için onun irade özgürlüğünü ihlal ettiğimizde meydana gelmektedir. Aslında irade özgürlüğünün doğru kullanılışı (sadece) kendimiz için değil, olaya dahil olan herkes için en iyi olanı arayıp bulmakla ilgilidir. Başkalarına çektirdiğimiz acıyı biz çekmek zorunda kaldığımızda ise, ruh düzeyinde, bu eylemimizin ne kadar yanlış olduğunu ve böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağımızı anlamaya başlarız. Bu, ruh varlığının gelişme yollarından biridir.” Uzlaşmanın İyileştirici Gücü – Jan Erik Sigdell

Kaynak :enerji çemberi.com

Ben Bilim Kadını Olmak İstiyorum… Günün Fotosu… 22.05.2018

33058676_10214504397037243_4323720027577516032_n[1]

Kız çocuklarını talepkar ve şımarık prensesler olarak değil, kendi ayaklarının üstünde duran bilim insanları olarak yetiştirelim…A.İ.

Korkularımızdan, endişelerimizden, çaresizliklerimizden kurtulmak mı istiyoruz…

323390_105834192862905_563147157_o[1]

 

Korkularımızdan, endişelerimizden, çaresizliklerimizden kurtulmak mı istiyoruz,
Hayatımızdaki tıkanmış enerjiyi harekete geçirip sağlık, mutluluk, aşk mı çekmek istiyoruz,
O zaman 26 mayıs ctesi 10.30-1.900 arası Access bar bilinçaltı temizliği semineri tam size göre
Ve travma sonrası stres bozukluklarını, timüs bezini harekete geçiren beden prosesleriyle birlikte…
Nasıl bu kadar şanslı olduk REZ.TEL.ANETTE 0536 798 68 68
Mantramız: Hayatın tümü bize Kolaylık, Neşe ve İhtişamla gelir!
Yaşamımızda anlam yüklediğimiz önem verdiğimiz duygularımız, düşüncelerimiz, hislerimiz, inançlarımız, kararlarımız beynimizde depolanarak bir elektrik yükü oluştururlar.
Bu elektrik yükü başımızda yer alan (zaman, umut, farkındalık, yaratıcılık, güç, kontrol, şifa, yaşlanma, cinsellik, para gibi) ve “Bars” adı verilen 32 adet enerji noktasında birikir.
“Bars” çalışması ile amaçlanan o noktalara enerji verilerek orada oluşmuş manyetik alanı serbest bırakmaktır. “Bars” seansında bu noktalara parmak uçları ile yumuşakça dokunularak, bu noktalar aktif hale getirilir. Bu noktalardaki enerji birikiminin serbest bırakılması ile vücudunuzdaki blokajların çözülmesi sağlanır.
Her bir “Bars” seansında hayatınızın (dokunulan belli “Bars” noktasının temsil ettiği alanda) 5 ila 10 bin yıllık kısıtlamaları serbest bırakılabilir. “Access Bars” binlerce kişinin uyku, sağlık, kilo, para, seks, ilişkiler, korku, stres gibi birçok konuda değişimine yardımcı olmuştur.
Eğitim sürecinde 2 seans almış ve 2 seans uygulamış olursunuz
Bir seans yaklaşık 60 ile 90 dakika arası sürmektedir
Seminer saatleri hafta içi ve hafta sonu 10:00 – 19:00 arasıdır
“Bars” ların çalışmasının faydaları:
Zihin ve bedendeki gerilimi yok eder
Günlük yaşamın getirdiği stresi azaltır
Yaşamın üzüntülerini en aza indirir
Aşırı kızgınlık ve öfke eğilimlerini azaltır
Öfke, yorgunluk, tükenmişlik gibi duygular tarafından vücudunuzda oluşturulmuş kısıtlamaları çözer
Duygusal iniş çıkışları yatıştırarak, daha dengeli bir ruh hali içinde olmanızı sağlar
Depresyonu ortadan kaldırarak, neşeyi yaşamınıza geri döndürür
Korkularınızın, fobilerinizin, endişelerinizin giderilmesini sağlar
Enerjiyi arttırırken, yıpranmayı azaltır
Bedenin yaşlanma hızını azaltır
Yıkıcı düşünceleri kökünden söküp atar
Kafanızın içinde sürekli konuşup duran gereksiz düşünce diyaloglarını susturur
Huzur, güven ve iyi hal duyguları yaratır
Hamilelikte kolay, rahat ve sakin doğum sağlar
Çocuklarda ve gençlerde sınav öncesi sıkıntı ve endişelerin giderilmesini temin eder
Kendiniz ve diğer kişiler için zihninizde daha geniş bir kabullenme ortamı yaratmanızı sağlar (bu sayede ilişkilerde düzelme sağlanır)
Kendinize koyduğunuz kısıtlamaları ortadan kaldırarak hayatınızın her alanında daha fazla olasılığa yer açmanıza olanak verir ve fırsatları kendinize çekmenizi sağlar
Kendiniz için şu an kullandığınız enerjiden daha fazlasını kullanmanızı sağlar
Artan odaklanma, problem çözme, hayattan daha fazla keyif alma, işlerin daha kolay yürütülmesi, ruhsal gelişme sağlar
Anette İnselberg
Cep: 0(536) 798 68 68 & http://www.anetteinselberg.com
( Access The Bars Eğitmeni / Uygulayıcısı, Kurucular: Gary Douglas ve Dr. Dain Heer)
Nea Yaşam Akademisi 0212 219 19 30
Valikonağı cad. Poyracık sok. İlgen apt. No:28/15 Kat:4 Teşvikiye/Nişantaşı İSTANBUL

Gözyaşlarıma hakim olamadan okuduğum bir yazı😥😥

33072711_10156498061486392_5989443769580126208_n[1]

 

Gözyaşlarıma hakim olamadan okuduğum bir yazı😥😥
Bana, “sen de kimsin?” der gibi baktığınızı hissediyorum. Ben İsmail`in babannesiyim. Seksen yaşında, parkinson hastası bir kadınım. Sabah yediden gece yarısına kadar, belli saatlerde kullanmam gereken bir çok ilaç var. Alzheimerle karıştırılır hastalığım. Unutkan biri değilim fakat bakışlarım donuk olur bazen, ağzım sıkça kurur, sesim cılız çıkar ve ha deyince yürüyemem; bir durdum mu bir iki saat durduğum oluyor son zamanlarda!
Tam üç yıl oldu torunumu yitireli. Halsizlikten ve vücudundaki ağrılardan şikayet edip, tetkikler sonucunda kendisine kanser teşhisi konulduktan iki ay sonra mektuplarımı yollayamayacağım bir yere gitti…
Mektuplar yazıyorum İsmail`e; bazen uydurma da olsa iyi haberler veriyorum kendimle ilgili ve beraber çekildiğimiz fotoğrafın başucunda okuyorum mektuplarımı ona. İsmail`e yazdığım son mektubu okuyacağım size; onun da sizinle paylaşmamı isteyeceğinden emin olarak.
İsmail,
Pır pır ediyor kalbim bu mektubu yazarken. Pikapta yine Zeki Müren plağı çalıyor tahmin edeceğin gibi. Sana teşekkür etmek istiyorum; odanda, kendi başına kaldığında rock dinleyen sen, benimle sanat müziği plakları dinledin ve bir kez olsun sitem bile etmedin bana.
Babannesiyle sanat müziği plakları dinleyen ve kış için kurutma hazırlayan yirmi üç yaşındaki gencecik bir adamın nefesi nasıl tükenir, gözü nasıl kapanıverir diye çok düşündüm ve küçük bir sebep buldum kendimce.
Hatırlıyor musun İsmail, bir sabah, kahvaltıda, “Şimdi Uzaklardasın” şarkısını söylüyordu Zeki Müren. Sen bana demiştin ki, “babanne, bu akşam seni rock bara götüreyim mi?” “Deli deli konuşma, benim ne işim olur öyle yerlerde!” diye çıkışmıştım sana. Gülümsemiştin… “Çok isterim bana eşlik etmeni” demiştin de, yine azarlamıştım seni.
Odanda, senden kalan hatıralara usulca dokunurken, gittiğin rock bara ait kartviziti gördüm geçen gün. Varlığında fark edemediğim önyargılarımı, tutuculuğumu yokluğunda fark edebilmek acıtıyor içimi… Evden zar zor çıkabilen ben, bayram günüymüş gibi giyinip kuşandım dün akşam, taksi çağırdım ve zemin katta oturmama rağmen, evin kapısından çıkıp da taksiye binene kadar sanırım on beş dakika geçti. Şöför bey de, kapıcımız da bana yardım etmek istedi fakat kabul etmedim bunu. Dün akşama dair sana anlatacağım her şeyi tek başıma becerdim!
Dilim dönmedi rock barın adına;Türkçe ve İngilizce karışımı bir adı vardı ve adresi de ezberleyemediğim için doğrudan kartviziti uzattım şöför beye, “kartvizitte yazılı yere gideceğiz” dedim. Şaşkınlıkla baktı adam, “ne yapacaksınız orada?” diye sordu. “Rock dinlemek istiyorum” dedim. Normal karşılamayacağını tahmin ediyordum zaten bu durumu! Neyse, başka bir şey demedi ve yol boyu Ferdi Tayfur dinleyerek ulaştık mekana. Zar zor indim taksiden yardım teklifini reddederek. Baston da işe yaramıyor artık; sanırım yürüteç kullanmalıyım. Birkaç basamak çıkmam gerekiyordu bardan içeri girmem için. Korktum İsmail; çok korktum basamakları ağır ağır çıkarken…
İçeri girdiğimde loş bir ışık, beynimi delercesine bir elektro gitar sesi, başlarını bir o yana, bir bu yana sallayan gencecik insanlar ve bir çok bira şişesi…İlk hissettiğim, gözlemlediğim bunlardı. Kapıda kalakaldım… “İsmail, neredesin?”dedim…”Babannen geldi İsmail” dedim…Bir anda bir çok bakış yöneldi üzerime. Gençlerden biri, “ohaa, gelene bak!” dedi. Bir başkası, “hanginizin ninesi lan bu?” dedi; gülüşmeler, alaylar, beni süzmeler…Bir barmen geldi yanıma, “teyze, yanlış geldin sen; koluna gireyim de çıkartayım seni” dedi. “Hayır” dedim, “doğru geldim, rock dinleyeceğim” Güldü, “yapma teyze, burası sana göre değil!” dedi. Kolumdan tuttu.”Bırak beni” dedim. Sesimi duyuramıyorum da; hem müzik, hem de biliyorsun, sesim bazen çok cılız çıkıyor hastalıktan ötürü. Anlamadı, birkaç kez dedim “bırak beni” diye. Bıraktı…Gözüm seni aradı İsmail… Yadırganacağımı biliyordum fakat içine girmeyince anlayamıyor insan. Öyle çok iğnelediler ki, öyle çok alay ettiler ki benimle… Ve birden müzik kesildi. Solist kadının bana doğru geldiğini gördüm. Hışımla geliyordu benden yana, korktum, elimle yüzümü kapadım…Öyle bir bağırdı ki, “insan mısınız be, ne istiyorsunuz teyzemden!” diye. O bağırdıkça, o kızdıkça nasıl rahatladım biliyor musun İsmail! Fakat elim yüzümdeydi hala ve gözlerimi kapamıştım…”Korkma teyzem” dedi kadın. Elimi çekti yüzümden. “Hadi aç gözlerini teyzem” dedi. Açtım…Kimseden çıt çıkmıyordu. “Hoş geldin, ben Pınar” dedi gülümseyerek. “Hoş buldum kızım” dedim. “Nereye oturmak istersin söyle, doluysa bile boşaltırız!” dedi. Baktım masalara öylece, bütün masalar doluydu ve herkes bana bakıyordu, “Boşver bu şerefsizleri, gel seni sahneye çıkartayım, yanımda otur” dedi. “Yok kızım, sağol, oturt beni bir köşeye” dedim. Duymadı beni. Tekrarladım yine birkaç kez. Bir genç adam çıkıştı Pınar`a, “sen kime şerefsiz diyorsun!” dedi. Bir masadan bira şişesi aldı Pınar, çarptı masaya, ikiye bölündü şişe, bira masaya döküldü olduğu gibi. “Pislik herif, fırlatayım mı bunu yüzüne !” dedi. “Sakin ol be, tamam, yok bir sorun “derken, bu sefer adam kapamıştı eliyle kendi yüzünü. Beraber sahneye çıktık Pınar`la. “Teyzem, seni zor duyuyorum, dur bir yaka mikrofonu takayım sana “ dedi. Yanımdan ayrılmasıyla gelmesi bir oldu sanki. Bluzumun üst kısmına küçük bir mikrofon taktı. “Herkes adına özür dilerim senden, misafirimizsin teyzem, rahat ol benim yanımda” dedi. “Teşekkür ederim kızım” dedim. Korkum geçti iyice. “Biliyorum beni yadırgadınız” dedim. “Seni kim yadırgadıysa, bir parça delikanlıysa söylesin yüzüme!” dedi Pınar. Kimseden ses seda yok! “İsmail çok gelirmiş buraya; hem kendim için, hem de onun için geldim” dedim. “İsmail kim?” diye sordu. “Torunum” dedim, “üç yıl önce vefat etti” dedim…”Başın sağolsun teyzem” dedi, “ben bir aydır sahne alıyorum burada” dedi. “Beni getirmek istemişti buraya da ben istememiştim” dedim. Helal olsun İsmail`e!” dedi. Sarıldı bana. “Helal olsun sana da teyzem, geldin işte” dedi. Elimi öptü…Birden alkış sesleri koptu kıyamet gibi! Benimle alay edenler bile alkışladı beni. “Soft rock sever misin?” diye sordu bana. “Sen söyle kızım, dinlerim ben” dedim. Yine gülüşmeler; ama kaba saba değil öyle. Gülümsedi Pınar. “İsmail için söylüyorum teyzem” dedi. Konuşur gibi, hatta mırıldanır gibi, sakin sakin söylemeye başladı şarkısını.
Karalara büründük
Kıyılara varmalı
Bizi mahvetti şehir
Artık mavilenmeli
Bir gemiye binelim
Derya deniz gezelim
Zaman,mekan silinsin
Kendimizden geçelim
Bir parça incelik beklediğimiz
Bir parça mutluluk dilediğimiz
Bir parça özgürlük istediğimiz
Bir parça da sevda düşlediğimiz
El yazımızla yazmalı artık…
Yıprandık be yıprandık
Buralardan göçmeli
Dünya üç günlük dünya
Artık yenilenmeli
Bir buluta girelim
Yağmur olup düşelim
Yeryüzüne değil de
Yar yüzüne değelim
Bir parça incelik beklediğimiz… diye süren bir güzelim şarkı…
“Sevdin mi teyzem?” dedi Pınar. “Ne rocktı bu?” dedim, “Soft rock teyzem” dedi. “Güftesi, bestesi kimin?” dedim. “Ben kendi şarkılarımı söylüyorum teyzem” dedi. “Aferin sana kızım” dedim. Orkestra, Pınar, gençler, barmenler, herkes beni sahiplenmişti; böyle hissettim bir anda. Birkaç şarkı daha söyledi Pınar. Hepsi çok güzeldi. Ah İsmail, hayatta olaydın bu kızla evlenmeni çok isterdim!
“Şimdi, benimki gibi bir mikrofon vereceğim sana teyzem” dedi Pınar. Şaşırdım. “Beraber bir şarkı söyleyeceğiz” dedi. “Ben söyleyemem kızım, sesim çıkmıyor zaten” dedim. Duymazlıktan geldi beni. Tutuşturdu elime bir mikrofon. “Söyle teyzem, ben eşlik ederim sana “ dedi. Utandım…”Ben sanat müziği severim “dedim. “Söyle be, sanat müziği söylesin teyzem “dedi. Seni düşündüm İsmail…Boğazım düğüm düğüm oldu… Birden alkış sesleri…Baktım gencecik canlara, her biri İsmail`di sanki, her birinde seni gördüm…
“Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu…”
Sesime Pınar`ın sesi eklendi, Pınar`ın sesine bardaki gençlerin sesi eklendi, onların sesine senin sesin eklendi İsmail…
“Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu…”
Ağladım İsmail; ben ağladım, Pınar ağladı, gencecik çocuklar ağladı… Sarıldılar bana İsmail, öptüler elimi, saçımı okşadılar, babanneni çok sevdiler İsmail…
Pınar, kendisi bıraktı beni eve dün gece. Bende kaldı, ona baktıkça seni yad ettim. Kahvaltımı hazırladı bu sabah; kahvaltıda soft rock şarkılar dinledik beraber… Bana “babanne” dedi… Çok mutlu oldum ben…
Babannesiyle sanat müziği plakları dinleyen ve kış için kurutma hazırlayan yirmi üç yaşındaki gencecik bir adamın nefesi nasıl tükenir, gözü nasıl kapanıverir diye çok düşündüm ve küçük bir sebep buldum kendimce.
Senin ruhunda sanat müziğinden de, rocktan da,bütün müziklerden de çok ayrı bir müzik vardı; evrenin müziği vardı senin ruhunda. Ruhunda böyle bir müzik olanlar, ruhundaki müzikle yaşamı, doğayı, evreni hissedenler öyle nadir, öyle naif ki, senin gibi çekiliveriyor canları bu dünyadan.
Benim seçimlerime, yaşam tarzıma, dinlediğim müziğe hep saygılı oldun sen fakat ben beceremedim bunu. Senin ruhunda hissettiğin müzik öyle sarıp sarmalayıcı, öyle barışçıl ve evrensel ki, ben, müziği, duyduğum ve duyulabilen müziklerden ibaret sanmışım bunca yıldır.
Senden özür diliyorum İsmail; ruhundaki müzikle, ruhundaki yaşamla, doğayla, evrenle yaşayan ve yaşamış bütün canlardan özür diliyorum. Beni affet sevgili torunum, beni affedin canlar…
Bana, “sen de kimsin?” der gibi baktığınızı hissediyorum. Ben İsmail`in babannesiyim. Seksen yaşında, parkinson hastası bir kadınım. Kalan ömrümü ruhumda dirilen müzikle geçireceğim.
Seksen yaşında öğrendim müziğin evrensel olduğunu; bana ne mutlu ki, huzur içinde öleceğim…
Ergür ALTAN