Archive | 04 Mayıs 2018

Arzuları Altına Çeviren Altı Adım

0000000059801-1[1]

 

Napoleon Hill, artık bir gelişim klasiği haline gelmiş eseri “Düşün ve Zengin Ol” kitabında, zenginlik yaratmanın çok çalışmaktan önce, zenginlik bilinci oluşturmakla sağlanacağını belirtiyor. İşte yazarın bir yöntem olarak sunduğu altı büyük adım.
Zenginlik arzusunu parasal eşdeğerine çeviren yöntem altı kesin, pratik adımdan oluşur:
1. Zihninizde arzu ettiğiniz kesin para miktarım belirleyin. Sadece, “Çok para istiyorum,” demek yeterli değildir. Miktar konusunda kesin olun.
2. Arzu ettiğiniz paranın karşılığında ne verme niyetinde olduğunuza tam olarak karar verin. (Hiçbir bedel ödemeden bir şey elde edilemez.)
3. Arzu ettiğiniz parayı elde etmek için kesin bir tarih belirleyin.
4. Arzunuzu gerçekleştirmek için bir plan ortaya koyun ve hazır olsanız da olmasanız da bu planı uygulamaya koymak için hemen harekete geçin.
5. Kazanmaya niyetli olduğunuz para miktarını açıkça belirleyin; bunu kazanmak için bir zaman sınırı koyun; bu para karşılığında ne vermeye niyetli olduğunuzu belirtin; parayı kazanmak için düşündüğünüz planı açıkça tarif edin ve tüm bunları kâğıda dökün.
6. Yazılı ifadenizi günde iki kez okuyun, bir kere yatmadan hemen önce ve bir kere de kalktıktan hemen sonra. OKUDUKÇA HALİHAZIRDA O PARAYA SAHİP OLDUĞUNUZU GÖRECEK, HİSSEDECEK VE İNANACAKSINIZ.

Bu altı adımda belirtilen talimatları izlemeniz çok önemlidir. Altıncı maddedeki talimatları gözlemlemeniz ve izlemenizin özel bir önemi vardır. Paraya gerçekten sahip olmadan kendinizi “paraya sahip olarak görmenin” imkânsızlığından yakınabilirsiniz. Burada, içinizde ateşleyici o arzunun yardımı devreye girecektir. Eğer parayı bir saplantı derecesine getirecek kadar çok isterseniz, kendinizi bu parayı gerçekten elde edeceğinize ikna etmeniz çok zor olmayacaktır. Amaç, parayı istemek ve ona sahip olmaya çok kararlı olmaktır, böylece kendinizi bu paraya sahip olacağınıza inandırabilirsiniz.

İnsan zihninin çalışma prensipleri konusunda eğitim görmemiş, deneyimsiz kişiler için bu talimatlar pek pratik görünmeyebilir. Altı adımın sağlamlığını kabul edemeyenler için bu adımlardaki bilgilerin Andrew Carnegie’den alındığını bilmenin yardımı olabilir. Andrew Carnegie işe bir çelik fabrikasında sıradan bir işçi olarak başlamış, ama kötü başlangıcına rağmen bu prensiplerin kendisine yüz milyon dolardan fazla bir servet getirmesini sağlamayı başarmıştı. Burada önerilen altı adımın Thomas A. Edison tarafından titizlikle incelendiğini, bu adımların sadece para kazanmak için değil, her türlü hedefin gerçekleştirilmesinde önemli olduğunun onaylandığını bilmenin de yardımı olabilir.

Adımlar “zorlu bir çalışmayı” ve herhangi bir özveriyi gerektirmemektedir. İnsanın gülünç ya da saf görünmesine neden olmamaktadır. Bunları uygulamak önemli ölçüde eğitim görmüş olmayı da gerektirmez. Ancak bu altı adımın başarıyla uygulanması, insanın para kazanmanın şansa, talihe, kadere
bırakılamayacağını görmesini ve anlamasını mümkün kılacak yeterli hayal gücünü gerektirmektedir. İnsan şunu fark etmelidir ki, büyük servetleri elde edenlerin hepsi parayı gerçekten kazanmadan önce belli bir ölçüde hayal kurmuş, ümit etmiş, arzu etmiş, dilemiş ve plan yapmıştır.
Napoleon Hill – “Düşün ve Zengin Ol”

Eski Bir Şaman Duası

31899599_10215329137852314_5514463722862542848_n[1]

 

Bütün ilişkilerim. Sizi bugün onurlandırıyorum. Bu duada sizi kutsamaktan dolayı minnettarım.
Yaratana, hayatın harika hediyeleri için teşekkür ediyorum.
Kemiklerimi koruyan ve hayat deneyiminin tüm temellerini sürdüren minerallere teşekkür ediyorum.
Organlarımı ve bedenimi koruyan, sağlık veren bitkilere teşekkür ediyorum.
Beni kendi etiyle besleyen ve bu yaşam yürüyüşünde sadık arkadaşlık yapan hayvanlara teşekkür ediyorum.
Yeryüzü hayatının kutsal tekerleği üzerinde bir ruh olarak yolumu paylaşan insanlara teşekkür ediyorum.
Hayatın iniş ve çıkışları boyunca bana görünmez bir şekilde rehberlik eden ve çağlar boyunca ışığın meşalesini taşıyan ruhlara teşekkür ediyorum.
Dört değişim ve büyüme rüzgarına teşekkür ediyorum.
Hepiniz benim ilişkilerim, akrabalarım, kim olduğum ve olmadan yaşayamayacağımsınız. Hayatın çemberinde birlikte var olarak, birbirimize bağımlıyız ve kaderimizi birlikte yaratmaktayız. Birimiz, diğerinden daha önemli değil. Birimiz ötekinden evrimleşiyor ve yine de her birimiz diğerlerine bağımlıyız. Hepimiz büyük gizemin bir parçasıyız.
Bu hayat için teşekkür ediyorum. 🙏👼❤🦄🐞🌞💕
Eski Bir Şaman Duası

Enginarın Mucizevi Faydaları… Mutlaka Sofranızda Bulundurun…

486481_235376309935138_1143302189_n[1]

1)Enginar karaciğer için çok faydalıdır; karaciğeri korur ve karaciğer hastalıklarının daha çabuk iyileşmesini sağlar.
2)Karaciğer, böbrek ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve böbrek kumlarını döker.
3)Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Kandaki şeker oranını ayarlar, kolesterolü düşürür.
4)Vücuda dinçlik verir. Bedeni ve zihinsel yorgunluğu giderir.
5)Meme, rahim ağzı ve prostat kanserini önlemeye yardımcı olur.
6)Enginar kalbi ve damar sağlığını korumakta da etkilidir.
7)Hücrelerin yıpranmasını engelleyerek yaşlanmanın etkilerini azaltır.
8)Sarılıkta faydalıdır.
9)Romatizma şikâyetlerini azaltır.
10)İshali keser. Ter kokusunu giderir.
11)Ateş düşürücü ve iştah açıcıdır.
12)Yapılan bilimsel araştırmalarda Enginar Suyunun Karaciğer hücrelerinin yenilenmesinde ve güçlenmesinde safra salgısının düzenlenmesinde ve kolesterol düşürülmesinde son derece etkili olduğu kanıtlanmıştır.
13)Mide ekşimesi, kusma, mide bulantısı ve gibi sindirim sorunlarına karşı kullanılabilir.
14)Antioksidan içeriği ile cildinizin daha görünmesini ve kırışıklıkların oluşumunun gecikmesini olmasını sağlar.
15)Sık alkol kullananlarda daha ciddi sorunlar meydana gelmeden karaciğer fonksiyonlarını arttırır ve koruma sağlar.
16)İdrar söktürücü özelliği vücuttan fazla suyun atılmasını sağlar. Bu özelliğinin yanı sıra düşük kalorili olduğu için zayıflamak için diyet yapanlara tavsiye edilir.

17)Tüylü kabuklarının kaynatılmasıyla elde edilen enginar suyu ile saçlar yıkanırsa saçları güçlendirir.

18)Enginar suyu kalp çarpıntısına iyi gelir.

Enginar Çayı Nasıl Yapılır ?
Büyükçe bir enginarı bütün olarak iyice yıkadıktan sonra sapının tamamını kesin.Daha sonra kaynayan iyi suya yine bütün olarak atın ve 1 saat kaynatın. Bu süre sonunda suyun rengi açık kahverengine dönecektir. Ocağı kıstıktan sonra bir yarım saat daha bekletin ve ateşin üzerinden alın. Bu suyu çay olarak içebilir dilerseniz balla tatlandırabilirsiniz. Soğuk veya sıcak tüketebilirsiniz. Kötü kolesterolü düşürmedeki etkisiyle damar sağlığının korunmasında etkili bir çözüm olarak kullanılabilir. Ancak kolesterol ilacı kullanıyorsanız enginar çayı içmeye başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Enginar çayı içerek vücudunuz için gerekli folik asit, A, B1 ve C vitaminleri ve magnezyum, fosfor, kalsiyum, demir, potasyum, çinko ve diyet lifi gibi mineralleri alabilirsiniz.

Taze enginar yaprağı kaynatılarak hazırlanan enginar çayı karaciğer hastalıklarında oldukça faydalıdır.

 

Kendi Frekansımızı Yükselterek İyileş(tir)mek

Bir dalganın belli bir zaman birimi (genellikle saniye) içerisinde tekrarlanma sıklığına, yani bir saniye içindeki döngü sayısına “frekans” denir. “Hertz” birimiyle ölçülür. Herşey titreşmektedir. Bu nedenle herşeyin frekansı vardır. İnsan bedenindeki her hücrenin kendine göre bir doğal frekansı vardır. Aynı şekilde, her hastalığın, her bakterinin , her virüsün de doğal frekansı vardır. Her hücreyi kendi doğal frekansına döndürmek, bedeni sağlığa kavuşturur. Bedenin frekansıyla çatışan, onu bloke eden dalga boyları ise hastalığa hatta ölüme neden olabilir. Yalnız maddî/fiziksel şeylerin değil, duyguların, düşüncelerin, isteklerin, ilişkilerin, filmlerin, kitapların, dokümanların, toplumsal konuların ve bireysel bilincimizin de frekansı vardır.
Amerikalı Bilim Adamı Dr. David Hawkins , ( 1927-2012) frekanslar , frekansların bilinç düzeylerinde etkisi , ilişkisi üzerine binlerce araştırma yapmış ve ortaya Hawkins bilinç haritası denen Tabloyu çıkarmıştır. Yaptığı deneylerde , yüksek frekanslı duygu ve düşüncelerin ; düşük frekanslı olanlardan daha güçlü ve etkili olduğunu . En yüksek frekansa ulaşmış bir bilincin düşük frekanslı 70 milyon bilinci dengelediğini klinik olarak kanıtlamış ve Power vs Force – An Anatomy ofConsciousness ( Güç Kuvvete Karşı – Bilincin Anatomisi ) Kitabında detaylı olarak anlatmış

IMG_1953 (1)
Bilinç Haritası

Yapılan araştırmalardan kritik seviyenin 200-cesaret olduğu, ölçümü 200 un altında çıkan duyguların düşüncelerin, durumların kişiyi ve çevresini zayıflattığı , yorduğunu, aşağıya çektiğini ortaya çıkartmış.
Bir başka ilginç bulguysa , yüksek bilinç frekanslarının şaşırtıcı sayıda düşük frekansı dengelediği yönünde . Bireylerden herhangi birinin bilinç frekansı yükseldiğinde , çok sayıda düşük frekanslı bilinci etkileyip dengeleme imkanı olması .

Tablo şöyle :
300 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 90.000 kişiyi,
400 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 400.000 kişiyi,
500 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 750.000kişiyi,
600 seviyesindeki bir kişi 200’ün altındaki 10 milyon kişiyi,
700 seviyesindeki bir kişi ise 200’ün altındaki 70 milyon kişiyi dengelediği görülmüş.

Yapılan araştırmalar ve sonuç teyitleri yıllar sürmüş ve yüzbinlerce denek üzerinde çalışılmış .
Hawkins, insanlığın %85’inin 200’ün altında titreştiğini, son dönemde insanlığın ortalama farkındalık seviyesinin 204’e ulaştığını, yani negatif-pozitif sınırını aştığını, ancak insanın anlamlı bir şekilde tatmininin 250’nin altında gerçekleşemediğini yazmaktadır. Bireyler gibi, toplumların ve kültürlerin, ülkelerin, coğrafyaların da titreşim seviyeleri vardır. Bu titreşimler , o alanda yaşayan insanlar, bitkiler , toprak, hava, eşyalar,binalar vs tarafından oluştulmaktadır.

200’ün altındaki enerji alanları, açlık, kıtlık ve hastalıkların çok yaşandığı, cahillik ve işsizliğin çok olduğu, ilkel şartlara sahip ortamlardır. Tatmin edici bir yaşam 250 lerde başlamaktadır. 300’lerde teknolojik ve ekonomik olarak çok gelişmiş bir toplum mümkün olmakta, 400’lerde ise yüksek bir eğitim, bilgi, kültür ve sanat seviyesi yaşanacaktır. 500, başka bir büyük sıçramanın gerçekleştiği bir eşiktir. 500’lerin sonlarında toplum artık spiritüel bir toplum haline gelmektedir. 600, bütün topluma şefkat ve sevginin hâkim olduğu, bütün eylemleri sevginin yönlendirdiği bir seviyedir.

Şimdi tablonun 200 ün altında kalan ve 200 ün üstünde kalan kısımlarına tekrar göz atalım . Sonra dönüp içimize, düşüncelerimize, sözlerimize, dualarımıza bakalım . Biz acaba bu tablonun neresindeyiz. Yaşadığımız yeri, mahalleyi, kenti, ülkeyi, dünyayı iyileştirmek için bizim üzerimize düşen nedir ?

Begüm Karace
Kaynak : Power vs Force
Dr. David Hawkins

Not: Reiki sevgi ve şifa enerjisi, Access bar bilinçaltı temizliği, kendini sev hayatını iyileştir gibi çalışmalarla frekansımızı yüseltebilir 250 baremin üstüne çıkabiliriz…

Detaylı bilgi içn beni arayabilirsiniz Anette 0536 798 68 68

Seksen Yaşındaki Bir Adamın Eşine Yazdığı Mektup

2527f[1]

Seksen yaşındayım ve geçen yıl, yetmiş sekiz yaşında ölen eşim, son nefesini vermeye yakın, “var mı bir isteğin?” diye sorduğumda, kedilerden nefret eden bana dedi ki, “lütfen kedimize iyi bak…” Evimizdeki kedinin, eşimin değil, ikimizin de kedisi olduğunu, evladımız olduğunu daha yeni anlayabildim. Meğer bir kedide eşimin kokusunu, sevgisini, şefkatini duyumsayabiliyormuşum ben…

Bugün sekseninci doğum günüm ve eşime bir mektup yazdım. Bir özür, bir vefa, bir veda mektubu belki de. Eşim herkesi can bildiği için, yüreği herkese açık olduğu için, bu mektubu sizinle paylaşmamı isterdi diye düşünüyorum.

Canım,

Elli iki yıllık evliliğimizde beni hep çok sevdin, bana sabırlı ve incelikli davrandın. Sana çok teşekkür ediyorum bir tanem.

 

Düğünümüzü anımsıyorum. Davetliler arasında olmayan Çingene çocuklar, sahneye çıkıp bizimle bir dans ettiklerinde çok kızmıştım ve sen bana demiştin ki, “ah, ne güzel bir düğün bu; çocuklar ne güzel dans ediyorlar…”

İkimiz de Alevi değiliz ve sen birçok Aleviyle komşuluk ettin, dostluk kurdun. Seni çok incittim böyle yaptığın için. Geçen hafta ilk kez bir Alevi deyişi ezberledim. Ne kadar yaşarım daha bilmiyorum ama sana söz veriyorum, neyim varsa Alevi canlarla da paylaşacağım; aşımı, suyumu, yüreğimi…

“Bana bisiklet alır mısın?” demiştin otuzuncu doğum gününde. “El alem ne der, hem ayıp bu yaşında bisiklete binmen!” diye bağırmıştım. Ağlamıştın ve ben gözyaşlarını görmezden gelmiştim. İki ay önce, ilk kez bisiklete bindim ve kapımızın önünde bir bisiklet var şimdi…

Çocuğumuz olmadı ve kontrollerde bununla ilgili sağlık sorununun benden kaynaklandığı anlaşıldı. Beni bir kez olsun incitmedin ve dedin ki, “yetiştirme yurdundan bir çocuğumuz olsun, o çocuk ikimizin de can’ı olsun…” Seninle günlerce konuşmamıştım…

Cumartesi Anneleri’yle ilgili her haberi gözlerin dolarak takip ederdin ve ben onların terörist anneleri olduğundan öyle emindim ki. “Devlet diliyle konuşman reva mıdır, can dilidir bize yaraşan” dediğinde, seni cahillikle suçlamıştım…

Ağrılı hastalıklarında bile gülümseyendin sen; bense nezle olduğumda bile suratını asan. Yorgan döşek yattığım zamanlarda, çorba pişirememeyi sana, hiç dert etmedim…

Kırklı yaşlardaydık, bir Anneler Günü`nde dedin ki bana, “annemi çok özlüyorum… “ Daha çocukken yitirmişsin anneni ve verdiğim cevaptan bu yaşımda utanabildim daha. “mekanı cennet olsun!” Sana sımsıkı sarılamamak öyle acıtıyor ki şimdi içimi…

“Canım, gökyüzü yıldız dolu, gelsene” diye beni balkona çağırmıştın ben futbol maçı seyrederken. “Asıl yıldızlar bizim takımda; vur lan, vursana be, puu şerefsiz!” diye bağrışımı ve “senin yüzünden golü kaçırdık!” deyişimi anımsadım şimdi. Seni çok yalnız bıraktım ben…

İşaret dili öğrenmek isteyişini yadırgadım, “ne konuşulur ki sağır biriyle” dediğimde bana ilk kez acıyarak baktığını duyumsadım. Saatlerce sohbet edebildiğin sağır-dilsiz bir arkadaşın olmuştu ve ben çok şaşırmıştım…

“Beraber bir kitap okuyalım mı?” demiştin bir gün; Sabahattin Ali’nin bir öykü kitabını göstermiştin “Bir öyküyü sen bana oku, bir öyküyü ben sana okuyayım” dediğinde gülümseyerek, “saçmalama, oku istediğin kitabı; sana karışıyor muyum hiç?” dedim ve bana ilk kez sitem ettin. “Çok şey mi istedim, bir öykü bile okumuyorsun bana…”

Canım,

Üç ay önce kanser hastası olduğumu öğrendim. Kanser hastası olduğumu öğrendiğim günden beri, şimdiye dek kanser hastası olanlara verdiğim tepkileri düşündüm. “Allah yardımcıları olsun” dedim en çok. Hiçbir kanser hastasıyla empati yapmadım; sen de dahil… Hiçbir kanser hastasının elini tutmadım; sen de dahil… Kemoterapi sonraları saçları dökülen sen, benden ısırgan otlu şampuan istemiştin saç dökülmesine iyi geliyor diye. İçimden, “boşuna para veriyorum kozmetikçiye” demiştim satın alırken. Ah, budala ben… Hayata bağlılığını ve hayata bağlı olmam gerektiğini anlamam için kanser tedavisi görmem gerekiyormuş illaki…

Masal kitapları aldım bugün ve öykü kitapları. Yetiştirme yurtlarına gideceğim, hastanelere ve huzurevlerine. Kimsesiz çocuklara masallar okuyacağım, ağrısı sızısı olanlara Sabahattin Ali öyküleri ve belki de son demlerini yaşayanlara Sait Faik pasajları…

Bugün sekseninci doğum günüm ve kocan olup da eşin olamayan beni bağışlaman en güzel hediye olacaktır bana bir tanem. İçini ferah tut olur mu; kedimize iyi bakıyorum ve ona senin şiir defterinden şiirler okuyorum gece yarıları…
Yazan: Ergür Altan

Sevdiklerine bıkıp usanmadan sen ne yaparsan yap, kim olursan ol seveceğim

ilkbaharda-detoks-04-700x437[1]

Ne yapmayı sevdiğini bul ve sonra o sevdiğin şeyi yapabiliyormusun ona bak.
Yapamıyorsan boşuna enerjini tüketme, yapabilenler yapsın.
Yapıyorsan, dünyanın en şanslı insanlarından birisi dilini ısır kimseye söyleme.
sevdiğin insanlar bul, işlerini onlarla yapmanın yollarına bak.
Hayat yap, et, çalış, başarla geçiyor.
Ve bu maroton çok sevdiklerinle geçerse iş yapmamış sürekli aşk yapmış olursun.
🔆Bi kaç kişinin elini sıkı sıkı tut.
Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver.
Onları kaybetme.
Herşey değiştiğinde senin en orjinal halini bilip sevenlere ihtiyacın olacak.
🔆Kendini onunla bununla karşılaştırma.
Başkalarının kriterlerine göre seçim yap
MA!
O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin.
Oralarda ne işin var, senin yolun başka yokuşların başka!
🔆Konu komşu ne der diye dinleme.
Komşu senin hayatın hakkında topu topu 15 dakika konuşacak, Sense ölene dek onu yaşayacaksın.
🔆Hareket et, hergün hareket etmeyi alışkanlık haline getir.
Bir spora kafayı tak, dansa kafayı tak, satranca kafayı tak.
Kafaya taktıkların ileride yaldız olup üzerine yağacak, yaldız olup üzerine yağacak.
🔆Hergün oku, herşeyi oku.
Ağaç olmak nasıldır, Vangogh olmak nasıldır, ikinci dünya savaşına katılmış olmak
nasıldır, öğren!
Bir gün hepsi yapboz gibi yapışıp sana inanılmaz gerçekleri gösterecek.
🔆Kızlar; zekadan, çalışıp başarandan, ve espiriden hoşlanır.
Erkekler; güzellikten, edadan ve huzurdan hoşlanır.
🔆Hayat alışkanlıklıklarla yürüyor.
Birşeyi iyi yapmak istiyorsan hemen alışkanlık haline getir.
Alışkanlıksa tekrarla oluyor.
Beyin böyle programlanıyor.
Birşeyi sürekli yaparsan başka şeyi düşünmüyor, onu hep öyle yapıyor.
O yüzden alışkanlıklarına çok dikkat et!
Neyi alışkanlık yaparsan hayatın ondan oluşacak unutma.
🔆Erken kalkmak kulağa berbat geliyor, biliyorum ama erken kalkan yol alır hayatımda
duyduğum en doğru şey.
Bazen saat 8: 30 da üç şey bitirmiş oluyorsun ve inanamıyorsun zamanın göreceliğine.
🔆Dedikodu yapma!
Dekikodu nasıl birşey biliyor musun, böyle evinin içine çöp boşaltmışsın gibi.
Ağzını, içini, evini kokutuyor.
Rahatlatır sanıyorsun ama pisletiyor insanı.
Gül geç.
Hem dedikodu yapanların başına mutlaka ayıpladıkları, beğenmedikleri, çekiştirip
durdukları şey gelir unutma.
Hayatın mizah anlayışı böyle.
🔆Kızlar güzel mi güzel bi kadın olduğunuzda kendi atınız olsun.
Kendi paranızı kendiniz kazanın, onu şakır şakır harcayın.
Böylece ayrılıklarla ve boşanmalarla attan inip eşeğe binmezsiniz.
Atınızı kimse altınızdan alamaz.
Dört nala başka yere gidebilirsiniz.
Erkekler; yakışıklı mı yakışıklı bir erkek olduğunuzda kadınlara çocuklara ve hatta
birbirinize asla el kaldırmayın.
O güç, güç değil!
Kaba kuvvet o.
Korkudan kaynaklanır.
Kaybetme korkusundan.
Ve kimseyi avucunuzda sıkarak elinizde tutamazsınız.
Tam tersi avucu apaçık bırakacaksınız.
🔆Kimseyi suçlama suçlamak; nasıl diyeyim, zehirli bi duygu.
İnsanı frenler, insanı kurban piskolojisine sokar.
Atıl bırakır.
Hatta şimdiden duvara ” kendimi suçlu hissetmiyorum” yaz.
Çok faydasını göreceksin.
🔆Ceplerden, bilgisayarlardan televizyonlardan uzak bir saat ayır kendine.
Kendinle sosyalleş yoksa unutursun nasıl biri olduğunu.
Hayatın, sana başkaları tarafından yansıtılmayan bi aslı var.
Onu dinle deniz kabuğu dinler gibi.
Yalnızlığını kimseye verme.
Yalnızlığın hariç herşeyi paylaş.
Çünkü hayat paylaşınca güzel.
🔆Hergün şükret!
Teşekkürü dualarından asla eksik etme.
Teşekkür kadar insana iyi gelen birşey yoktur.
Birşeyi istemekten dilemekten bile iyidir.
Sıcacık yapar ruhunu.
Bendeki bana yeter, hatta artar bile dünyanın en güzel felsefesinidir.
Birinden birşey isteme onun yerine birine birşey ver, bak neler olacak seyret sonra.
🔆Karanlık günler olacak.
Düşeceksin de.
Yaralar da açılacak.
O zamanlarda şunu unutma; Tünel bitecek.
Kalkacaksın da, kabuk da bağlayacaksın.
Sevdiklerine bıkıp usanmadan ”
Seni seviyorum.
Seni çok seviyorum” de.
Hatta ” sen ne yaparsan yap, kim olursan ol seveceğim” de.
🔆Korkmaktan korkma.
Ödün bile kopsun.
Sonra kapa gözünü bas karanlığına.
Belki biri taş döşemiştir, kim bilir…
🔆Böbürlenme, Kibirlenme, Köpürme.
Abart, Çoğalt, Parlat.
👍Böbürlenme, Kibirlenme, Köpürme.
Abart, Çoğalt, Parlat.👍🔆
🔆Böyle mutlu olmak ister miydin?
İstiyorsan başarıyorsun.
Ne Mutlu size çocuklarım . Hep mutlu olun . Hep iyi insan olun . Ve hayat sizin karşınıza hep iyi insanlar çıkartsın .
Sevgiler alıntıdır

Evi terk etmeye karar vermişti.

esin-evi-terk-etmesi-bosanma-nedeni-bosanmadavam[1]

 

Evi terk etmeye karar vermişti.
“Diş fırçalarken suyu açık bırakma”
“Salondan en son kim çıktı? Işıklar neden açık”
“Makası neden yerine bırakmıyorsun?” Gibi babasının ikaz ve söylemlerine dayanamıyordu.
Sabah bir iş görüşmesine gidecekti ve eğer kabul edilirse aile evini bırakıp, kedisine bir ev kiralayacaktı. Artık kendi hayatını yaşamak istiyordu.
Sabah, babası onu kapıda uğurladı.
– Dikkatli ol ve bütün soruları cevaplamaya çalış, oğlum dedi.
Görüşme adresine gelince, kapıda bekçi yoktu. Bahçe kapısı açıktı ama sürgülü kilidinin demiri dışarıdaydı, giren çıkan herkes bu demire değiyordu. Hemen kilit sürgüsünü geri çekti ve içeriye girdi. Bahçede bir hortum suyunu boşa akıtıyordu. Onu aldı ve sulasın diye bir ağacın dibine bıraktı. Bir avluya girdi, duvar dibinde boşa çalışan bir vantilatör gördü. Gayrı ihtiyarı bir hareketle, vantilatörü kapattığını fark etti. Artık huyu nefsine galip geliyordu. Kendisini tuhaf hissetti.
Oradan küçük bir odaya girdi. Üzerindeki okla görüşme salonuna gider, yazan bir kağıt ters bir şeklide asılı duruyordu. Kağıdı düzeltip, görüşme salonuna girdiğinde diğer adaylar oturmuş sıralarını bekliyorlardı. Salonun ışıkları açıktı ve günün ışığı yeterince her yer aydınlatıyordu. Aldırmak istemedi fakat babasının sesini duyar gibi oldu sanki “kapatın bu ışıkları” diyordu. Bu ses dikkatini dağıtıyordu. Duramadı hemen gidip ışıkları kapattı ve sırasını beklemek için bir kenara oturdu.
Sırası gelince görüşme odasına çağrıldı.
Masanın öbür tarafında oturan kişi evraklarını istedi. Diplomalarını inceledikten sonra, işe ne zaman başlayabileceğini sordu. Bunu bir tuzak saydı ve imtihanın bir parçası olmalı. Dedi kendi kendine. Ne cevap vereceğini bilemedi.
Tedirginliği yüzüne yansımaya başladı.
Karşısındaki adam; Neyi düşünüyorsunuz? Diye sordu
Biz burada kimseye soru sormadık. Adayları cevaplarıyla değil davranışlarıyla değerlendirmek istedik. Adaylardan hiç birisi senin gibi davranmadı. Bahçe girişinden itibaren herkesi izledik. Açık sürgü kilidi, boşa akan su, vantilatör, ışıkları ve ters kağıt hepsi imtihanın birer aşamasıydı. Bu sınavı başarılı bir şeklide tek sen geçtin. Yeni işin hayırlı olsun.
Babasının disiplini ve sürekli ikazlarına, kızması geldi aklına ondan pişmanlık duydu ve bu işi sadece disiplinle kazandığını anladı. Eve çok mutlu döndü.
Hayatta başarılı olmanın yolu, disiplin ve çevremize gösterdiğimiz sorumluluktan geçiyor.