Sıkıysa Biri Gelsin Dokunsun… Gebertirim…

Kısa da olsa yaşam yaşamaya değsin insan gibi…

1ed49-aret-vartanyan[1]

Eğer başka bir ailede, başka bir ülkede, hatta belki bir arka sokakta doğmuş olsaydık bugün bambaşka kimliklerimiz olacaktı. O yüzden iyi, kötü, doğru, başarı neye göre kime göre… Eğer sen inandığını yaşıyorsan, yüreğindeysen insanların dediklerine içerlenme. Her birimiz kendi iki gözümüzün arkasından bakıyoruz.

Seni yaralayanlar da kendi dünyalarından bakıyorlar sadece. Sen bu değilsin. Sen sadece iki gözünün arkasından gördüklerinle değil, yüreğinin sonsuzluğundan, sığ kalıpların üzerinden bakıyorsun. Kimlikler, o,şu,bu aslolan değil. Aslolan hepsinin ötesinde insan ve saf sevgi, varoluş.

Kalıplar, şablonlar, sınırlar, bayraklar, binalar, insanı anlamaya, hayatı hissetmeye gölge etmeye devam edecek. Sen gözünün önünde durana, ilüzyona takılmadan rüyana koş. Kartvizitinde yazan ünvanlar, bol sıfırlı hesaplar, etiketler değil, yüreklerde hissettirdiklerin seni ölümsüz kılacak. Kısa da olsa yaşam yaşamaya değsin insan gibi…

Tıpkı bir kelebeğin yaşamı gibi… /Gerçekten Yaşıyor Musun?’dan alıntı…

ERİL VE DİŞİL ENERJİLER…

Cinsel kimlik konusu toplumun en hassas olduğu konulardan biri. Toplum o kadar katı kurallarla cinsiyetlerin sözde zorunluluklarını belirlemiş ve titizlikle bu sınırları korumak için savaşmakta ki erkek-kadın kutupları, birbirinden tamamen uç konumlarda yaşamlarını idame ediyor.

Hepimizin içinde, hem kadın hem de erkek enerji mevcut.

Yüzyıllardır şovenizmin dar kalıpları içinde yaşamış bir insana bunu söylemeye çalışmak herhalde küfretmek gibi gelir. O kadar kimliğin belirlediği sınırların içinde yaşamaya alışmışız, yaşantımızda, zevklerimizde sınırlarımızı koymuşuz ki içinde diğer cinse ait olan bir şeyi taşıdığımızı bilmek bile istemiyoruz.

Şimdiye kadar devir erkek enerji egemenliğindeyken, son 10–20 yıldır kadın enerjisinin yükselişine şahit oluyoruz. Dünyamız feminen enerji döneminde. Bunun toplumsal yaşantıdaki izdüşümlerini de fark ediyorsunuzdur. Daha önce hiç konuşulamayan konular gündeme geliyor, yaratıcı yönümüzün değerini daha çok biliyoruz, aile yapısı tamamen değişiyor, erkek duygusallığından bahsediliyor.

İnsanın içinde her iki cinse ait enerjileri içerdiği bilgisi, esasında yeni bir konu değil. Uzakdoğu felsefelerinde Yin (Dişil) ve Yang (Eril) yönlerin insanda ve evrenin tüm yapısında olduğu yüzyıllardır söylenirken, batı dünyası Carl Gustav Jung zamanına kadar bunu dillendirmemişti. Jung’un öncül çalışmalarında her erkekte feminen taraf (anima), kadında da maskulen taraf (animus) olduğu konusu yoğun bir şekilde geçiyor.

İnsanlar kendilerindeki bu taraflarını baskılamaya ve toplumsal rollerin sınırları içinde yaşamaya çalıştıkları için birçok içsel sorun baş gösteriyor.

Nedir bu içimizde taşıdığımız bölümler?

Feminen (Dişil) taraf kişinin sezgisel yanını ifade eder. İçimizdeki bilgeyi bu enerjiyle örtüştürebiliriz. Bu enerji bizle iletişimini, sezgiler, hisler, öngörüler, rüyalar aracılığıyla kurmaya çalışır. Evrenselliğe açılan kapı bu enerjinin kontrolündedir. Maskulen (Eril) enerji ise hareket ve eylemi yaptıran bölümümüzdür.

Tanımlamalara baktığımızda aslında bu iki enerjinin birbirini tamamlayıcı olduğunu görebiliriz. Bir yaratım prosesini düşünelim. Önce fikir ortaya çıkar (feminen enerji) ardından eylemin katkısıyla (maskulen enerji) eser oluşur.

Besteci bir müzik eseri yazmak istediğinde önce müziğin tınıları içsel olarak belirir ardından eserin notalara dökülüp çalınması gerçekleşir.

İnsanın tüm yaşamsal çabalarına baktığımızda bu iki enerjinin beraber çalışması gerektiğini anlayabilirsiniz. Fikir olmadan eylem, eylem olmadan yaratım olamaz.

Kadın tarafımız hisseder, erkek tarafımız gerçekleştirir.

Ne yazık ki günümüz toplumunda birçoklarımız, içimizdeki bu iki enerjiyi bir denge içinde ilişkilendirmeyi beceremiyoruz. Erkek içindeki sezgisel yanı ya dinlemiyor ya da kontrol altına almaya çalışıyor. İçindeki sezgisel tarafı dinlerse evrensel bütünlük hissine girip kişilik tanımlamasını kaybedeceğinden korkuyor. Bu yüzden duygusuz, robotik bir yaşam tarzını seçip toplumdaki kadın yanın baskı altında tutulmasını tercih ediyor. Bu dediğim örneğin iş dünyasında acımasızca sergilendiğini hepimiz biliyoruz.

Kadın ise bu erkek egemen toplumda ayakta kalabilmek için dişil tarafını baskılayıp, erkek enerjisini ön plana geçirmek için uğraşıyor. Bunun sonucu da erkek bağımlı, gücünü indirekt olarak manipülasyonlarla belirtmeye çalışan bir yapıda yaşam savaşını sürdürmeye çalışıyor. Kadınların perde arkasından manipülasyon yöntemlerinin ne kadar çok kullanıldığına hepimiz şahit olmuşuzdur.
Bütün bu söylediklerim aslında artık değişimin eşiğinde. Tabular yıkılıyor, her şey değişiyor.

Yeni insanı oluştururken içimizdeki hem yaratıcı hem de eylemci yanımızı dengelemenin gerekliliğini bilmeliyiz. Bu iki yanımızın da aslında düşman değil, birbirini tamamlayan taraflar olduğunu ve içsesimizin en iyi rehberimiz olduğunu unutmamalıyız.

Biz, bize dikte edilmiş toplumsal kalıpların tuğlalarının tek tek yıkıldığı bir süreçte geldik buraya. Yeni toplumsal yapının inşaatı bizlerin elinde. Eserimizin bizi yeniçağa güvenle taşıyabilmesi için önce her iki cins enerjinin dengelendiği bir içyapı oluşturmamız gerekiyor.

Yani her şey bireyde bitiyor.

Dr. Erkan Sarıyıldız…

 

Stres Asidi” oluşturan duygu, düşünce ve eylemler:

Olumsuz duygu, düşünce ve eylemler bedenimizde, yanlış beslenmenin oluşturduğundan daha fazla zararlı asit üretimine neden olmakta ve ciddi hastalıklar için zemin hazırlamaktadırlar.

Kendi ürettiğimiz zehirlerden bazıları :

-Öfke
-Kıskançlık
-Korku
-Endişe
-Şüphe
-Kaygı
-Sinir
-Acı
-Keder
-Hırs
-Huzursuzluk
-Düşmanlık
-Kin
-Nefret
-Umutsuzluk
-Kibir
-Aşağılama
-Alınganlık
-Yalnızlık
-İhanet
-Yalan
-Gülmemek
-Sıkıntıları içe atmak
-Uykusuzluk
-Aşırı yorgunluk
-Akciğerden nefes almak
-Hareketsizlik
-Gürültülü ortamda yaşam

Araştırmacılara göre, olumsuz duygu, düşünce ve eylemler sonucu oluşan stres tek başına bir hastalığa sebep olmuyor ama bedenimizde üremesine sebep olduğu asit türlerinin oluşturduğu oksidasyon tüm hücrelerimizin yapılarını tahribata uğratıp, kanser ve diğer hastalıkları hızlandırıyor ve arttırıyor.

Olumsuz duygu, düşünce ve eylemler sonucu kişisel olarak üretilmiş olan stres asidi oksidasyonu, insanın bağışıklık sistemini çökerterek bulaşıcı hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor.

Bu arada; migren, astım, kilo sorunları, hipertansiyon, panik atak ve depresyon gibi ‘stresin direkt etkileri’ yabana atılmamalı…

Derleme

RUHSAL KURALLAR…

Dr.Deepak Chopra

1. Saf Güç Kuralı

Bizlerin asıl hali saf bilinçliliktir; bu da saf güç demektir. Saf bilinçlilik ruhsal özümüzdür, sonsuz ve sınırsızdır, saf coskudur, saf bilgidir, sonsuz sessizliktir, kusursuz dengedir, yenilmezliktir, basitliktir, mutluluktur.

“Saf Güç” Kuralının uygulanması:

A. Sessiz olmak için her gün zaman ayırın. Günde iki defa meditasyon yapın.
B. Dogayla basbasa kalabilmek ve her varlıgın içindeki zekâya şahit olmak için her
gün zaman ayırın.
C. Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir seyi yargılamayacagım.” sözüyle baslayın.

2. Verme Kuralı

Evren dinamik alısveris ile var olmaktadır. Vermek ve almak evrendeki enerji akısının  degisik görünüsleridir. Aramakta oldugumuz seyi istekli olmakla, evrenin bereketinin
yasamımıza yansımasını saglarız. Cosku istiyorsanız baskalarına cosku verin; sevgi  istiyorsanız sevgi vermeyi ögrenin; ilgi ve takdir istiyorsanız ilgi ve takdir göstermeyi ögrenin;  maddi zenginlik istiyorsanız zengin olmalari için yardımcı olun.

“Verme” Kuralının uygulanması :

A. Nereye gidersem, kime rastlarsam onlara bir hediye vereceðim. Bu hediye hos bir söz, bir çiçek veya dua olabilir.
B. Bugün yasamın bana verecegi bütün hediyeleri sükranla alacagım. Doganın hediyelerini alacagım; bunlar, günes ısını ve kus sesleri…
Baskalarından gelecek madde, para, kompliman veya dua seklindeki hediyeleri almak için  açık olacagım.
C. ınsanlara her rastlayısımda onlara mutluluk ve cosku dileyecegim.

3. “Karma” veya Etki ve Tepki Kuralı

Her hareket bize aynen geri dönen bir enerji gücü yaratır…. Ne ekersek onu biçeriz. Baskalarına mutluluk ve basarı getiren hareketlerde bulundugumuz zaman, “karma”mızın
meyvasýıda mutluluk ve basarı olacaktir.

“Karma” Kuralının Uygulanması:

A. Bugün yaptıgım bütün seçimlerin sahibi olacagım. Gelecekteki herhangi bir ana hazırlık  yapmann en iyi yolunun simdiki anın tam olmak oldugunu bilecegim.
B. Her seçim yaptıgımda kendime su iki soruyu soracagım: “Yapmakta oldugum bu  seçimin sonuçları neler olacaktır?” ve “Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diger
insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?”
C. Yapmıs oldugum seçim bana rahatlık veriyorsa, o seçimi tamamen teslim olarak  uygularım. Yasmıs oldugum seçim bana rahatlık vermiyorsa, hareketimin sonuçlarını
içgörümle görürüm. Bu yol gösteris kendim ve çevremdeki bütün insanlar için kendiliğinden  dogru seçimler yapmamı saglayacakır.

4. En Az Çaba Kuralı

Doganın “zekâsı” islevlerini en az çabayla yerine getirir… Kaygısızca, uyum içinde ve sevgiyle.  Otlar büyümeye çalısmazlar, sadece büyürler. Balıklar yüzmeye çalısmazlar, sadece yüzerler.  Hareketleriniz sevgi tarafından yönlendirildiginde en az çaba harcanir; çünkü doga, yaşamını sevgi enerjisiyle sürdürür. Egoya önem vermek çok fazla enerji tüketir.

“En Az Çaba” Kuralının Uygulanması:

A. “Kabul etme”yi uygulayacaıım. Bugün, insanları durumu, sartları ve olayları oldugu gibi  kabul edecegim. Bu anın olması gerektigi gibi oldugunu biliyorum, çünkü bütün evren olması gerektigi gibi.
B. ıçinde bulundugum durumun sorumluluğunu kabul edecegim. Sorumluluk almanın,  içinde bulundugum durum için hiç kimseyi ve hiçbir seyi suçlamamak oldugunu biliyorum.
C. Görüşlerimi savunmak alıskanlıgından vazgeçecegim. Baskalarını benim görüşlerimi  kabul için ikna etmeye çalismayacagım. Bütün görüslere açık olacagım ve hiçbir görüşe  kaskatı baglı olmayacagım.

5. Niyet ve Arzu Kuralı

Saf güç alanında niyet ve arzu sonsuz düzenleme gücüne sahiptir. Dikkat, enerji verir,  niyet dönüstürür. Dikkatinizi neye yogunlastırırsanız, onun, yasaminizda daha önemli bir yeri  olacaktir. Diger ruhsal basari kurallarina uymak kaydiyla, dikkatinizi üzerinde yogunlastirdiginiz  seye ilginiz, niyet edilen sonucun alinmasi için sonsuz uzay-zaman olaylari yaratir.  Bunun gerçeklesmesi için, niyetiniz insanligin iyiligini gözetmelidir.

“Niyet ve Arzu” Kuralinin Uygulanmasi :

A. Arzularımın listesini yapacagiım. Bu listeyi her zaman yanimda tasıyacagım.  Sessizlik ve meditasyona geçmeden önce bu listeye bakacagım.  Gece uyumadan önce bu listeye bakacagım. Sabah uyandıgımda bu listeye yine bakacagım.
B. Olaylarin istedigim gibi gelismedigi zamanlarda, bunun için bir neden bulunduguna ve  kozmik planın düsünebildigimden çok daha büyük olduguna inanarak, arzularımın listesini  serbest bırakıp onu yaradana teslim edecegim.
C. Bütün hareketlerimde, simdiki anın farkındalıgının gerekliliðini kendime hatırlatacagım.  Engellerin dikkatimi dagıtmalarına izin vermiyeceğim. şimdiki zamanı oldugu gibi kabul  edecegim ve gelecegi, el üstünde tuttugum niyetlerim ve arzularımla gerçeklestirecegim.

6. “Ayri Olmak” Kuralı

Belirsizligin hikmeti “ayrı olmak”tır. Belirsizligin hikmeti, geçmisten, geçmiste yaşanan  sartlanmadan ve bilinenden kurtulmakta yatar. Bilinmeyene ve saf güç alanına dogru
yönelmekteki istekliligimizle, evrene güzel hareketlerini yaptıran yaratıcı zekâya kendimizi  teslim ederiz. Fiziksel evrende herhangi bir þeyi elde etmek için, o şeye olan bağımlılığınızdan  vazgeçmeniz gerekir. Bu, arzunuzu gerçekleşirmek için gerekli olan niyetten vazgeçmeniz  gerektiği anlamına gelmez. Niyetinizden vazgeçmiyorsunuz; arzunuzdan da vazgeçmiyorsunuz.  Sonuca bağımlılıktan vazgeçiyorsunuz. Ayrı olmak kuralı, evrimin oluşmasını hızlandırır.  Bu kuralı anladığınızda, kendinizi çözümü zorlamaya mecbur hissetmezsiniz.
Sorunun çözümünü zorlarsaniz sadece yeni sorunların oluşmasına sebep olursunuz.  Halbuki, dikkatinizi belirsizliğin üzerinde yoğunlaştırır ve -kaosun içinden çözümün çıkmasını beklerken- belirsizliği yaşarsanız, ortaya harika ve heyecan verici seyler çikar.

“Ayrı Olmak” Kuralının Uygulanması:

A. Bugün, kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olmaları özgürlüğünü tanıyacağım.
B. Belirsizliği kabullenme arzumdan dolayı, sorunların, kaosun ve karışıklığın çözümü  endiliğinden oluşacaktır. Belirsizliğin özgürlüğe giden yol olmasından dolayı, belirsizlik ne  kadar fazla olursa kendimi o kadar güvende hissedeceğim. Belirsizliğin hikmetiyle güvene  kavuþacağım.
C. “Tüm olasılıklar alanı”na girerek, sonsuz seçime açık olduğumda yasayabilecegim  heyecanı öngörecegim. Tüm olasılıklar alanına girdigimde yasamın tüm macera, gizem ve  büyüsünü yaşayacagim.

7. “Dharma” veya “Yasamın Amacı” Kuralı

Herkesin yasamda bir amacı ve baskalarına verecek özel bir hediyesi veya yetenegi vardir.  Bu özel yetenegi baskalarına hizmetle birlestirdigimizde, kendi ruhumuzun coskusunu ve  sevincini yasarız. Yaşam da bütün amaçlarn esas ve nihai amacıdır.

“Dharma” veya “Yasamın Amacı” Kuralının Uygulanması :

A. Ruhumun derinliklerinde olusmakta olan Tanrı’yı sevgiyle besleyecegim.  Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim.
B. Özel yeteneklerimin bir listesini yapacagım. Özel yeteneklerimi ifade ettigimde ve  onları insanlıgın hizmetinde kullandıgımda zamanın nasıl geçtiginin farkında olmadan
hem kendi hayatımda hem de baskalarının hayatların da bolluk yaratacagım.
C. Her gün, kendime, “Nasıl hizmet edebilirim?” ve “Nasıl yardım edebilirim?”  diye soracagım. Bu soruların cevapları insanlara sevgiyle yardım ve hizmet etmemi
saglayacaktır.

Dr.Deepak Chopra ©

Kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor…

8610c9770444a3c4[1]

Özellikle kış aylarında tüketilen kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor.Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç konu ile ilgili bilgiler verdi.

Kuru meyveler, zamanında ve ürün çok iken toplanmış meyvelerin suyunun uçurulması ile hazırlanır.Özellikle kış aylarında tüketilen kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmez.Lif açısından zengin olan kuru meyveler sindirim sisteminin de dostudur.Özellikle diyet yapanlar için vazgeçilmez bir Araöğün alternatifidir.Kış ayları için hazırlanan kayısı,erik,üzüm gibi…meyve kurularına tropikal olan meyvelerden kivi,papaya,ananas gibi..renkli renki meyve kuruları da eklenmiştir.Kurutma işleminin yiyecekleri korumak için kullanılan en eski yöntemlerden biri olduğunu ve uzun süre dayanıklılığını koruyacağını ve içerdiği su miktarı düşük olduğundan yiyeceği bozacak mikroorganizmaların gelişip çoğalamamaktadır.Kuru meyvelerin, yaş meyvenin içerdikleri yüzde 90 oranındaki suyun yüzde 10-20 oranlarına düşürülmesi ile elde edilmektedir.Bu işlem ile içlerindeki su oranı azalan sebze ve meyvelerin şeker oranları yükselir ve dayanıklılıkları artar. Kurutma işlemi sonrası C vitamini dışında bütün mineralleri korunur, kuru meyveler, vücudu yüksek antioksidan potansiyeller ile öncelikle serbest radikallere karşı korur. Meyveler arasında ise kurutmaya en elverişli olanları elma, armut, vişne, erik, kayısı, üzüm ve dut tur, kivi, mango, muz, çilek, ananastır.Bu kurularının da çeşit çeşit faydaları vardır.

Armut Kurusu;

Armut kurusu vitamin bakımından çok zengindir.böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri gerekir.Yemeklerden önce yenecek olursa faydasından daha da fazla artar.

Erik Kurusu;

Akşamları özellikle şeker oranı düşük meyveler tüketmek gerekir.Bayanların kara erik kurusunu tüketmelerinde fayda var.Çünkü için de bol miktarda Kalsiyum ve D Vitamini bulunur.Bu nedenle tüketimi kemik sağlığının ciddi oranda korunması demektir.Bunun dışında kuru eriğin içerdiği zengin potasyum ve magnezyum mineralleri nedeniyle; tansiyon,karaciğer, kalp,böbrekler için faydası vardır. Güçlü antioksidanları ile kalp hastalıklarına yakalanma ve kriz riskini azaltıcı etkisi bulunmaktadır.kan şekerini düşürür. Kansere karşı koruyucudur ve cildin yaşlanmasını önler

Kivi Kurusu;

A ve C vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, demir ve magnezyumdan çok zengindir. Besleyici değeri de çok yüksek tir.Yüksek lif içeriği bağırsak çalışmasında olumlu etki yaratarak sindirimi kolaylaştırır. Bu durumda kabızlığı önler.Kan basıncını dengeler, tansiyon ve kolesterolü düşürür.Bağışıklık sistemini güçlendirir, nezle ve soğuk algınlığına, kansızlık ve mide rahatsızlıklarına da iyi gelir.Ayrıca cildi güzelleştirir.

Dut Kurusu; 

Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Beyaz dut ateş düşürücü ve idrar söktürücü (diüretik) etkiye sahiptir. Karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Mango kurusu:  

A, C ve E vitamini içeriği yüksek olan mangonun da sinirler, cilt güzelliği ve saçlar için çok faydalı olduğu ve aynı zamanda kanı temizlediği,  sindirimi hızlandırdığı , kuvvetli antioksidan olan besinlerden birtanesidir.

Kayısı Kurusu;

Besleyicidir ve potasyum açısından çok zengindir. Sindirim sorunlarına iyi gelir; stresi, kansızlığı önler. İçerdiği A vitamini akne gibi cilt bozukluklarının oluşmasını engeller. Büyümeye yardımcıdır, görme fonksiyonlarını güçlendirir, şeker hastalığının gelişimini düşmandır, bağışıklık sistemini korur. Potasyum başta kalp kasları tüm kasların ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar. Kayısı lifli bir meyvedir. Lifli besinlerin kan şekerinin dengeli yükselmesini sağladıkları, zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısalttıkları için kanserden korunmada faydalı oldukları tespit edilmiştir.

Çilek Kurusu;

Çilek kurusunda da çok miktarda fosfor  ve demir mevcuttur. Ayrıca C, B ve K vitamini açısından da zengindir. Çilek vücuda kuvvet verir, kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Bunun yanı sıra çok iyi bir antioksidan olan çilek, bağışıklık sistemini güçlendirir, kansere karşı kuruyucudur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına çok faydalıdır. Bağırsak kurtlarını döker, idrar söktürür ve zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır, kanı temizler, diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir, sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürür ve stresi azaltır, ateşi düşürür, romatizma ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir ve cildi nemlendirir.

ALINTI

395. Level Mı? Vay…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »