

Sevinç, güzelim kıvılcımı Tanrıların,
Cennetin kızı, Yanıp tutuşarak coşkunluktan
Giriyoruz göklerdeki tapınağına senin.
Büyülerin birleştiriyor yeniden
Zamanın kıyasıya ayırdıklarını;
Temiz kanatlarının süzüldüğü her yerde
Kardeş oluverir bütün insanlar.
Kim ermişse yüce mutluluğuna
Bir dost ile dost olmanın
Kim kazanmışsa yüreğini soylu bir kadının,
Evet, kim bu yeryüzünde
Bir cana canım diyebilmişse
Gelsin katılsın sevincimize!
Ama kim tadamamışsa bunu ömründe
Çekilsin gitsin aramızdan ağlayarak…
Schiller.. ( Beethoven 9.senfoninin esin kaynağı, müziği dinlerken )
Her ne olacaksa bu YENİAY’da hepsi, gören göz, açılan kalp, sevgiyle uzanan el için, şifaya vesile olacaktır…” demişim genel eğilimleri aktaran yazıda. Üzerimizde hissettiğimiz duygular, içine girdiğimiz kurgular ZORLU görünebilir… Ama vesile olacakları değişimlerin yolumuz açısından hayırlı olacağını zaman içinde idrak edeceğiz.
Gelelim BURÇ ve YÜKSELEN BURÇ’a göre etkilerine;
KOÇ ve Yükselen KOÇ: Koçların güvenlik, iç huzuru, ev ve aile düzeni konularında radikal tavırlar almaya müsait olacakları bir Yeniay bu… Ya da başlarına gelenler onları biraz düşünülmeyeni düşünmeye, normalde yapmayacakları şeyleri yapmaya sevk edebilir. İş hayatları bu aralar baskıcı olabilir ve bu nedenle ev düzenlerini değiştirmek, alıştıkları yaşama modelinin dışına çıkmak zorunda kalabilirler. Fazla baskıcı ve otoriter ortamlarda zorlanan Koç’ların, iş hayatlarında da değişim yapmaya niyetlenmeleri söz konusu olabilir. Ama bunun sebebinin ‘’uzun vadede anlamsız görünecek bir ego savunması’’ olup olmadığını iyice düşünmeleri yerinde olur. Aşk hayatlarında ise kaçamak yaşamaya, maceracı davranmaya ya da artık küllenmiş olan ateşleri yeniden yakmaya eğilimli olabilirler…
BOĞA ve Yükselen BOĞA: Boğaların ilişkilerini mercek altına alacakları bir Yeniay bu… Kendilerine saygısızca davranıldığı ya da haksızlık yapıldığı yönündeki şüpheleri yüzünden alıngan olabilir ya da olası gerilimlerde kendilerini güçlü gösterme arzusu ile hükmedici bürünebilirler. Ancak Yeniay onlara olaylara ”geçmişten gelen incinme korkuları” ile yaklaşmanın bir faydası olmadığını gösterecektir. Herkes yaralıdır… Bu yüzden bize ”kötü ya da saygısız” davrananlar da, eski yaralarının etkisiyle böyle yapmaktadırlar. İnsanların ”onlar başka türlüsünü bilmediği için” böyle davrandığını hatırlarsak, ACI ya da saldırılmışlık hissi duymaz, o zaman da maksadını aşan cevaplar vermeyiz… Hadi bu Yeniay’da bu konuyu biraz çalışalım 🙂
İKİZLER ve Yükselen İKİZLER: İkizlerlerler’in biraz ateşli ve baharatlı olacakları bir Yeniay bu… Kendilerini ve önemsedikleri her şeyi savunup kollama ve ön plana çıkma arzuları çok yoğun olabilir. Çok talepkar ve beklentili olabilirler. Eğer umdukları ilgi ve kıymeti görmezlerse de fazlasıyla hırçınlaşabilirler… Eğer daha önce takındıkları üsten alan ve hükümran tavırlarının, şimdi iş hayatlarında ve gündelik akışlarında kendi önlerine yol su elektrik faturası olarak geldiğini fark ederlerse, bu Yeniay onlar için dolaylı bir kazanç olacaktır. İş hayatınızda ve gündelik rutinlerinizde karşılaştığınız ve ortak çıkarlar ya da işbirliği ile yürütülmesi gereken fonksiyonlar nedeniyle yanyana durduğunuz insanların yaptıklarını ve yapamadıklarını kişilik meselesi haline getirmeyin 😉 Sizin rahatınız kaçtığı ya da hayatınız zorlaştığı için etrafınızda sorumlu aramaktan da vazgeçin :))) Bazen ”sizin de herkes gibi” sadece biraz sabretmeniz gerekebilir.
YENGEÇ ve Yükselen YENGEÇ: Yengeçlerin kendileri adına biraz endişeli olacakları bir Yeniay bu… Enerjilerini korumakta, sağlık ve mutluluklarını güvenceye almakta zorlandıklarını fark edebilir ve kanatlarını geniş geniş açmak isterken, balkondan aşağı düşmekten de korkabilirler… Her şeyi kapsamak, elinizin eriştiği mesafede olmasını istediğiniz her şeyi sürekli kontrol etmek zorunda değilsiniz. Bazen belirli bir alanda hareket yeteneği kazanmak için, bazı alanların ipini biraz boşaltmak gerekir. Geri çekilmeyi bilmeyen, ileri gitmeyi de beceremez. Hem ileri gidememekten hem de geri çekilmekten korkan ise işte öööle tıkanır kalır 😉 YAPMAYINNNN!
ASLAN ve Yükselen ASLAN: Aslan’ların ”geçmişle vedalaşmak” konusundaki korkularını tavan yaptığı bir Yeniay bu… Bilinçaltları onları sahip olduklarını düşündükleri ya da alıştıkları herşeye tırnaklarını geçirmek konusunda zorluyor… Ama zaman değişim zamanı! Aslanlar tutunduklarından vazgeçmemek ve kayıplardan hesap sormak yoluyla, geleceklerini kazanmak ve onurlarını yeniden ele almak konusunda bir fayda görmeyeceklerini bu Yeniayda anlarlar… Yani anlasalar iyi olur 🙂 Bitirmeden başlanmaz… Bu ayı sizinle çoktan vedalaşmış olanlarla hesabı kapatmak için kullanın ki, önümüzdeki ay yeniden bir nefes alma şansınız olsun. Eğer zamansız ve anlamsız vedaları sırf gurur yüzünden yaşadığınız insanlar ya da ortamlar var ise de, aynı hataları bir daha tekrarlamamak konusunda cebinizde iyi bir dersiniz olsun.
BAŞAK ve Yükselen BAŞAK: Başaklar’ın insan ilişkilerini ve bulundukları sosyal çemberlerdeki rollerini elden geçirecekleri bir Yeniay bu… Siz de biliyorsunuz ki AŞIRI gururlusunuz! Evvett Aslanlara beş basan bir gururunuz var… Etrafınızdaki insanların doğal tavırlarını ”size karşı” takınılmış tavırlar ya da meydan okumalar olarak görmek gibi de bir huyunuz var! Acaba herkesle baş etmek ve sürekli haklı çıkmak isteyen siz olduğunuz için, karşınıza çıkan her insan da bir rakibe dönüşüyor olabilir mi? Hırslı ve agresif – açık ya da kapalı biçimde – davrandığınız özel ya da mesleki her alanda, okun ucu dönüp sizi vurduysa, artık kendinize ”garibem öksüzem” edebiyatı yapmayın da, aynadaki resminize şöyle bir dürüstçe bakın bakalım 🙂 Belki kendi gururunuzu kıranın başkaları değil, kendi bakış açınız olduğunu fark ederseniz, sürekli kaybeden ya da fedakarlık eden olmakla ilgili takıntılarınızı da başka bir gözle görürsünüz…
TERAZİ ve Yükselen TERAZİ: Terazi’ler bu Yeniay’da ”benim sonum ne olacak?” ya da ”büyüyünce ne olacağım” gibi statü ve duruş sorgulamalarına girecekler… Rahatları ile prestijleri, önemsedikleri ile alıştıkları arasında gidip gidip gelebilirler… Arzularımızdan fedakarlık edememek, güvende kalmakla eş anlamlı değildir. Ama Terazi bunu kabul etmekte zorluk çeker. Yıkılacak bir binadan en son çıkan kişi olmak, güvenliğine düşkün olmakla değil koşulları değiştirmekten korkmakla ilgili bir şeydir. Belirsizliğin içine girmektense, kararı hayata bırakıp kaçınılmaz olanı yapmak, bazen bize arada yakaladığımız fırsatları kaçırmaya mal olur! Bazen de hazır olmadığımız, ummadığımız, olasılığını görmek istemediğimiz kayıplar yaşatır. Bu Yeniay’da değer verdiğiniz şeyler – para, saygınlık, rahat, statü – konusunda, sürpriz değişimlere maruz kalacaksınız… Eğer değer verdiklerinizin gerçekte ne kadar önemli olduğunu bir daha gözden geçirirseniz, kaybediyor olmaktan korktuklarınıza da gergin yaklaşmaz, hatta belki bunun sizin için de bir tür özgürleşme olduğunun farkına varırsınız.
AKREP ve Yükselen AKREP: Akrep’ler bu Yeniay’da geçmişte aldıkları kararlar ile yüzleşecekler. İş hayatları, toplumsal statüleri veya sorumluluk taşıdıkları konularla ilgili bazı kararlarının kendilerine zarar verdiğini kabul etmeleri gerekecek. Gururlarını kıran veya onları önce beklentiye sokup sonra hayal kırıklığına uğratan durumlarla karşılaşırlarsa, pire için yorganı yakmaya da kalkabilirler. Ama daha fazla prestij, para ya da özgüven kaybına uğramamak için, sevdikleri insanlara, heyecan besledikleri işlere, mutluluk vesilesi olarak gördükleri konulara yaklaşımlarını elden geçirmeleri yerinde olur. Kararları alan, tavırları belirleyen, koşulları zorlayan olmak her zaman en avantajlı durum değildir… İstediğimizi yapmak ya da yaptırmakta ısrar etmek, durum bazında başarı getirebilir. Ama insanların ve olayların bazı sınırları vardır. Ve bu sınırları fazla zorlayan, son tahlilde kendi sınırlarının zorlanacağını fark etmelidir.
YAY ve Yükselen YAY: YAY’lar kendilerini fazlasıyla güvensiz ve hayatları üzerinde alışmadıkları kadar kontrolsüz hissettikleri bir Yeniay geçirebilirler. İş yerlerinde ve günlük hayat düzenlerinde, tıpkı geçmişte yaşadıklarına benzer hayal kırıklıklarına uğramaktan endişe edebilirler. Bu aralar arzuları uçuk ve sıradışı heyecanlara yelken açmak iken, hayatın mızıl mızıl ilerlemesi morallerini bozmakta ve isyan etme arzularını kabartmaktadır. Ya da kendilerini hazır hissetmedikleri bir konuda ”kopar zincirlerini” diyen bir ses, endişe duymalarına sebep olmaktadır. Özgüven eksikliği aşırı bir kontrol ihtiyacına yol açar. Bu yüzden de elde etmek istediğimiz şeylere ilişkin fazla tutkulu elde ettiğimiz şeyleri kaybetmekten korktuğumuz için de, hep yeni bir kazanıma ya da farklı bir hedefe odaklı oluruz. Oysa yapmamız gereken biraz sabırlı olmak ve biraz zamana bırakmayı kabullenmektir. Bu Yeniay’ın YAY’lar için kayba değil, kazanca dönüşmesi ancak teslimiyeti reddeden tutumları konusunda bilinç geliştirmeleri ile mümkündür.
OĞLAK ve Yükselen OĞLAK: Bu Yeniay devresinde Oğlak’lar düşüşe geçen enerjilerini toparlamak ve kendilerini kontrol altına almak için ekstra çaba göstermek zorunda kalabilirler. İnsan ilişkilerinde güç mücadeleleri yaşamak, ev ortamında huzursuzluklara, kazalara, istenmedik sürprizlere, anlamsız müdahalelere maruz kalmak gibi, sorunlar yaşayabilirler. Bütün bunlar da onları patlama noktasına getirebilir. Yapmaları gereken, kendilerini biraz korumaya almak ve dışa dönük bir mücadelecilik yerine, iç huzur ve dengelerini korumaya odaklı bir gayret göstermektir. Öte yandan, hayatlarına geçmişten gelen insanlar – özellikle de romantik partnerler – ya da tıpkı geçmişte kalmış bir kişiyi hatırlatan yeni yüzler girebilir. İnsan, geçmişten kalan yaraların üzerine yama yapmaya, gördükleri ilgi ya da aldıkları keyif ile gururunu onarmaya meyillidir. Ancak Oğlakların gelecekleri açısından HAYIRLI olacak kararı alabilmek için, geçmişe mantık çerçevesinden bakmaları ve aslında bildikleri bir kitabı bambaşka bir hikaye gibi okumaya kalkmamaları yerinde olur 🙂
KOVA ve Yükselen KOVA: Bu Yeniay devresinde Kova’lar, geçmiş kayıpları yeni kazançlara çevirmekle uğraşmak durumunda kalabilirler. Öz güveniniz sarsıldıysa, para akışınız yavaşladıysa, size verilen kıymet ve sunulan fırsatlar umduğunuz gibi değilse, dönün ve evinizi yani iç dünyanızı toplayın! Zira hayatı sizin için yaşanır hale getiren koşulları ayakta tutmak için fazla sorumsuz, birlikte hareket ettiğiniz insanlarla ilişkinizde de fazla kuralsız davranıyor olabilirsiniz. İlerlemek, prestij kazanmak, konumunuzu sağlamlaştırmak, var olduğunuzu hissetmek, yaptığınız işlerde bir imza bırakmak mı istiyorsunuz… Etrafınızdakilerle kavga etmeyi ya da onları kendinize bahane etmeyi bırakın. Ne olmak istiyorsanız olun. Ne yapmak istiyorsanız yapın. Bunun için de ne etrafınızdakileri kullanın ya da yok sayın… Ne de size her söylediklerine kulak asıp olduğunuz yerde sayın 🙂 Yani hayatınızın sorumluluğunu üzerinize alın…
BALIK ve Yükselen BALIK: Bu Yeniay devresinde Balık’lar, aşk hayatlarını, çocuklarıyla ilişkilerini ve heyecan duydukları tüm konuları masaya yatırabilirler. Kendinizi kırık bir bebek gibi mi hissediyorsunuz. O zaman bu kadar kırılmanıza neden olan seçimlerinizi bir gözden geçirin… Yok kıran siz olduysanız, o zaman ağzınızdan çıkanı kulağınızın duyması için çaba gösterin. MUTLU ama ÇOK MUTLU mu olmak istiyorsunuz… O zaman etrafınızdakilerin mutluluğunu dikkate alan şekilde davranın. Etrafınızdakileri, kendinizi mutlu etmek için ”fazla yemliyor” ama sonuçta istediğinizi alamıyormusunuz… Eh o zaman beklentili ve dolaylı olarak kontrolcü olmaktan vazgeçin. Duygularınız ve arzularınız konusunda sınır tanımaz birisiniz… Bu yüzden de bir yönden çok verici gibi görünürken, diğer yönden de çok bencilsiniz. Bambaşka yönlere giden bu iki eğiliminiz hakkında dürüst olur ve dengeyi bulmaya biraz daha gayret ederseniz, kendinizle bu kadar kavgalı olmayı da bırakabilirsiniz.
Kaynak: juno astrology
facebook: juno: kendi halinde bir gökyüzü gözlemcisi sayfası



Kıskançlık karşılaştırmadır. Bize karşılaştırma öğretilmiştir; karşılaştırmaya, her zaman karşılaştırmaya koşullanmışızdır. Başka birinin daha iyi bir evi vardır, başka birinin daha güzel bir vücudu vardır, başka birinin daha fazla parası vardır, başka birinin de daha karizmatik bir kişiliği vardır. Karşılaştırırsan, kendini her geçenle karşılaştırırsan, sonuç büyük bir kıskançlık olacaktır; bu, karşılaştırma için koşullanmanın bir yan ürünüdür.
Böyle yapmazsan, kıyaslamayı bırakırsan, kıskançlık yok olur. O zaman sadece kendi olduğunu, başka biri olmadığını ve buna ihtiyaç olmadığını bilirsin. Kendini ağaçlarla karşılaştırmaman iyi, yoksa çok kıskanırdın: neden yeşil olmadığını düşünebilirdin. Tanrı’nın çiçeklere karşı değil, sana karşı acımasız davrandığını düşünebilirdin. Kendini kuşlarla, nehirlerle, dağlarla karşılaştırmaman daha iyi; yoksa acı çekerdin. Kendini sadece insanlarla karşılaştırırsın çünkü sadece insanlarla karşılaştırma yapmaya koşullanmışsındır; kendini tavus kuşları veya papağanlarla karşılaştırmazsın. Yoksa gitgide kıskançlığın artardı: kıskançlıkla o kadar dolu olurdun ki, yaşamayı hiç beceremezdin.
Karşılaştırma çok aptalca bir tutumdur çünkü her insan benzersiz ve kıyaslanamazdır. Bu anlayış senin içine yerleştiğinde kıskançlık yok olur. Herkes benzersiz ve kıyaslanamazdır. Sen sadece kendinsin: şimdiye kadar kimse senin gibi olmamıştır ve bundan sonra da hiç kimse senin gibi olmayacaktır. Başka biri gibi olmana da ihtiyaç yoktur.
Tanrı sadece orijinalleri yaratır; kopyalara inanmaz.
Bir grup tavuk bahçede dolaşırken çitin üstünden bir futbol topu gelerek ortalarına inmiş. Horoz topun yanına gitmiş, iyice incelemiş ve tavuklara seslenmiş: “Şikayet etmiyorum kızlar ama yan komşuda becerdikleri işe bakın.”
Yan komşuda büyük işler olmaktadır: çimenler daha yeşil, güller daha pembedir. Herkes çok mutlu görünmektedir―senin kendinden başka herkes. Sen devamlı karşılaştırmaktasındır. Aynı şey başkaları için de geçerlidir, onlar da karşılaştırmaktadırlar. Belki onlar da senin bahçendeki çimenlerin daha yeşil olduğunu―her zaman uzaktan daha yeşil görünür―daha güzel bir karın olduğunu düşünüyorlardır… Sense bıkmışsındır, bu kadın tarafından nasıl tuzağa düşürülebildiğine inanamamakta, ondan nasıl kurtulacağını da bilmemektesindir―oysa komşun böyle güzel bir karın olduğu için seni kıskanıyor olabilir! Sen de onu kıskanıyor olabilirsin… Herkes diğerlerini kıskanmaktadır. Kıskançlık nedeniyle büyük bir cehennem yaratırız ve kıskançlık nedeniyle çok acımasız oluruz.
Yaşlı bir çiftçi üzüntüyle selden sonra etraftaki yıkıntılara bakıyormuş. Bir komşusu, “Hiram!” diye bağırmış. “Domuzlarının hepsi telef oldu.”
“Ya Thompson’ın domuzları?” diye sormuş çiftçi. Komşusu, “Onlar da gitti,” diye cevap vermiş. Çiftçi, “Ya Larsen’inkiler?” demiş. Komşusu, “Evet,” demiş. Çiftçi, “Oh!” demiş. “Durum düşündüğüm kadar kötü değilmiş.”
Eğer herkes sefalet içindeyse, kendini iyi hissedersin; eğer herkes kaybediyorsa, kendini iyi hissedersin. Eğer herkes mutlu ve başarılıysa, bu çok acıdır.
Ama en başka “diğeri fikri” aklına nasıl giriyor? Tekrar hatırlatayım: çünkü içindeki özsuyun akmasına izin vermedin; kendi mutluluğunun büyümesine izin vermedin, varlığının tomurcuklanmasına izin vermedin. Bu yüzden için boş olduğu için, herkesin dışına bakarsın çünkü sadece dışarısı görülebilir.
Kendi için bilirsin ve başkalarının da dışını bilirsin: bu, kıskançlık yaratır. Onlar da senin dışını, kendilerinin de içini bilmektedir: bu, kıskançlık yaratır. Başka hiç kimse senin içini bilmez. Orada hiçbir şey olmadığını, değersiz olduğunu bilirsin. Ve diğerleri dışarıda çok mutlu görünmektedir. Gülümsemeleri sahte olabilir ama sen bunu bilemezsin. Belki kalpleri de gülümsemektedir. Kendi gülümsemenin sahte olduğunu bilirsin çünkü kalbin hiç de gülümsememekte, ağlamaktadır.
Kendi içini bilirsin ve sadece sen bilirsin, başka kimse değil. Herkesin de dışını bilirsin ve insanlar dışlarını güzelleştirmişlerdir.
Dıştakiler gösteriş içindir ve çok aldatıcıdır.
Eski bir Sufi hikâyesi vardır:
Bir adam çok acı çekiyormuş ve her gün Tanrı’ya dua edip, “Neden ben? Başka herkes çok mutlu görünüyor, ben neden böyle acı çekiyorum?” diyormuş. Bir gün büyük bir umutsuzlukla Tanrı’ya dua etmiş: “Bana başka herhangi birinin acısını verebilirsin, onu kabul etmeye hazırım ama benim acımı al. Artık dayanamıyorum.”
O gece güzel bir rüya görmüş―güzel ve çok açıklayıcı. O gece rüyasında Tanrı’nın gökyüzünde görünüp herkese, “Bütün acılarınızı tapınağa getirin,” dediğini görmüş. Herkes kendi acısından bıkmış durumdaymış―aslında herkes hayatının bir döneminde, “Herhangi birinin acısını kabul etmeye hazırım ama benimki al; benimki çok fazla, dayanılmaz,” diyormuş.
Böylece herkes kendi acılarını torbalara doldurmuş, tapınağa gitmiş ve herkes çok mutlu görünüyormuş; artık dualarının kabul olduğunu düşünüyorlarmış. Bizim adam da tapınağa koşmuş.
Tanrı, “Torbalarınızı duvar kenarına koyun,” demiş. Bütün torbalar duvar kenarına konmuş ve Tanrı, “Şimdi seçebilirsiniz,” demiş. “Herkes istediği torbayı alabilir.”
Ve en şaşırtıcı şey şuymuş: bu her zaman dua eden adam, başka herkesten önce kendi torbasını seçebilmek için yanına koşmuş! Ama çok şaşırmış çünkü herkes kendi torbasına koşuyor ve tekrar onu seçmekten mutlu görünüyormuş. Ne oluyormuş? İlk defa olarak herkes başkalarının sefaletlerini, başkalarının acılarını görüyormuş―onların torbaları da büyükmüş, hatta daha da büyükmüş!
Ve ikinci sorun şuydu ki, insan kendi acılarına alışıyordu. Şimdi başka birininkini seçmek―torbada ne tür acılar olduğunu kim bilebilirdi? Uğraşmak niye? En azından kendi acılarını tanırsın, onlara alışmışsındır, katlanılabilirler. Yıllarca onlara katlanmışsındır―niye bilinmeyeni seçesin?
Herkes evine mutlu bir şekilde dönmüş. Hiçbir şey değişmemiş, aynı acıları geri götürüyorlarmış ama herkes kendi torbasını alabildiği için mutluymuş ve gülümsüyormuş.
Ertesi sabah Tanrı’ya dua etmiş ve, “Dua için teşekkür ederim,” demiş. “Bir daha asla böyle bir şey istemeyeceğim. Sen bana her ne verdiysen iyidir, benim için iyi olmalı ki bana verdin.”
Kıskançlık yüzünden sürekli acı içindesin, başkalarına karşı acımasız oluyorsun. Kıskançlık yüzünden sahte olmaya başlarsın çünkü -mış gibi yapmaya başlıyorsun. Sahip olmadığın şeylere sahipmişsin gibi, sahip olamayacağın, senin için doğal olmayan şeylere sahipmişsin gibi davranmaya başlarsın. Gitgide daha yapay hale gelirsin. Başkalarını taklit ederek, başkalarıyla rekabet ederek başka ne yapabilirsin? Eğer birisi bir şeye sahipse ve sen değilsen, sahip olma olasılığın da yoksa, tek yol onun için ucuz bir yedek bulmaktır.
Bu yaz Jim ve Nancy Smith’in Avrupa’da çok iyi zaman geçirdiklerini duydum. Her yere gitmişler ve her şeyi yapmışlar. Paris’e, Roma’ya ve daha bir çok yere gitmişler. Ama eve dönmek ve gümrükten geçmek çok utandırıcı olmuş. Gümrük memurlarını bilirsin, bütün kişisel eşyalarını nasıl didiklerler. Bir çantayı açmışlar ve içinden üç peruk, ipek iç çamaşırları, parfüm, saç boyası vs. çıkarmışlar… Gerçekten utanç verici. Üstelik bu Jim’in çantasıymış!
Sadece kendi çantana bak ve orada pek çok yapay, sahte şey bulacaksın―ne için? Neden doğal ve kendiliğinden olamıyorsun?―kıskançlık yüzünden.
Kıskanç adam cehennemde yaşar. Karşılaştırmayı bırakırsan, kıskançlık yok olur, acımasızlık yok olur, sahtelik yok olur. ama onu ancak içsel hazinelerini büyütmeye başlarsan bırakabilirsin; başka yolu yoktur.
Büyü, gitgide daha özgün bir insan haline gel. Kendini sev ve Tanrı’nın seni yaratış şekline saygı duy. O zaman cennetin kapıları senin için hemen açılacaktır. Her zaman açıktırlar ama sen onlara bakmamışsındır.OSHO-BİLGELİK KİTABİ
Tatil dönüşü durumu: Eve boş gözlerle bakmak…
Boş buzdolabına bomboş gözlerle bakmak…
Dolu bavulu açıp boş çamaşır sepetine koymak…
Desktopun karşısına geçip büyük ekrana şaşkın şaşkın bakmak
Mutfakta bir şişe su bulup şükreden gözlerle bakmak…
En nihayetinde her şeyi boşverip uykuya tatlı tatlı bakmak:)
Anette