Hayatını Sonsuza Kadar Değiştirecek Bilgi Burada…

erdil722%20(6)[1]

Sevdiğim Kelimeler: Hoşgördük, Bilmukabele, Vuslat, DiMİ, Eyvallah, Rastgele…

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Türkiye Gezginler Kulübü Dolmabahçe Sanat Galerisi Fotoğraf Sergisi

DOLMABAHÇE__SERGI_SARAYINDA_-_SERGI_AÇILIŞI

Türkiye Gezginler Kulübü Dolmabahçe Sanat Galerisi  Fotoğraf Sergisi

“Yola Çağrı”

11 Temmuz 2012, Saat 16.00 Açılış Kokteyli

Kurucu başkanlığını Prof. Dr. Orhan Kural’ın yaptığı Türkiye Gezginler Kulübü Derneği üyelerinin dünyanın dört bir yanında çektikleri fotoğraflar, derneğin kuruluşunun 13. Yılında Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde sergiliyor.

“Yolculuk” teması ile oluşturulmuş çalışmada, dünyanın değişik coğrafyalarından 51 eser sergileniyor. Türkiye Gezginler Kulübü Derneği Başkan Yardımcısı Selman Arınç; iki yüzü aşan üyelerinin toplam olarak gezdikleri mesafenin dünyanın çevresinde 890 kere dolaşmaya eşdeğer olduğunu ve dernek olarak bozulmamış doğa ve kültür değerlerini görmek istediklerini söyledi. Selman Arınç ayrıca dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen gezginlere, misafirhanelerinde ücretsiz olarak konaklama hizmeti sunduklarını, değişik ülke yiyecek ve içeceklerini yılın belli günlerinde dernek üyeleri ile birlikte düzenlediğimiz gecelerde tattıklarını ve dostluklarını pekiştirdiklerini belirtti.

Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde sergilenen eserler için gezginler Güney Amerika’nın ıssız bölgelerinden, Avrupa’nın gizemli limanlarına, Pasifik Okyanusu’ndaki küçük adalardan, Afrika’nın en ücra köşelerine gittik.

Ayrıca, Nasuh Mahruki, Coşkun Aral, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, İzzet Keribar, İbrahim Zaman, Ara Güler ve Saim Orhan da eserleri ile bu sergiye katılıyor.

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Oha! Hiç Romantik Değilsin Fırat!

erdil721%20(6)[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sesinizi Teypte İlk Kez Dinlediginizde…

Ya da kendinizi ilk kez videoda gördüğünüz zaman,
söylediginizi hatırlıyor musunuz?
Benim sesim böyle değil!
Ben böyle davranmıyorum.!
… Ama arkadaşlarınız şöyle der.
Evet, senin sesin böyle ve sen böyle davranıyorsun.
Yaşamın aynası için de bu böyle.
Aynada gördüğunüz herşey hoşunuza gitmeyebilir,
fakat aynaya bakıp kendinizle ilgili herşeyi kabul edene kadar,
istediğiniz hiçbir değişikliği gerçekleştiremezsiniz..
Eğer birine bakıp “O öfkeli ve ben bundan hoşlanmıyorum” derseniz,
bunun nedeni, kendi öfkenizden hoşlanmamanız olabilir mi?
Eğer birine bakıp, “Onlar korkak, keşke yapabilseler” diyorsanız,
bu, sizin başka şeyden korkmanızdan ya da
bir şeyi keşke yapsaydım demenizden kaynaklanıyor olabilir mi?

Diğer insanları suçlamanın bize faydası yoktur.
Bir başkasının sigara içişinde hoşunuza gitmeyen ne olabilir?
Sağlıksız mı buluyorsunuz?
O zaman siz sağlıgınız için pek de iyi sayılmayacak ne yapıyorsunuz?
Sigara içmek kötü bir alışkanlık diyorsanız,
öyleyse sizin en kötü alışkanlığınız ne?
Para ziyanı mı?
Siz neler için paranızı ziyan ediyorsunuz?
Kendini denetleyememek mi yoksa?
Öyleyse, kendinizle ilgili hangi konuda daha çok kontrol sahibi olmak isterdiniz?
Eğer birine öneriniz, daha fazla fiziksel egzersiz yapması ise
ve siz çok egzersiz yapıyorsanız,
hangi parçanızın (vücudunuz dışında) biraz daha egzersize ihtiyacı var acaba?
Anlıyor musunuz?
Başka insanların eylemleri ve bizim bu eylemlerle ilgili yargılarımız vardır.
Eğer dosdoğru yargıya bakabilirsek,
kendimizle ilgili benzer yargılara ulaşırız.
“Daima en kötü zamanda yağmur yağar”
En kötü zamanda sen ne yaparsın?
Diğerleri hakkındaki acımasız eleştirileriniz,
kendiniz hakkında kabul etmeniz gerekenlerdir.
Bunu yapabilir misiniz?
Biz yapabileceğinizi biliyoruz.
Yapacak mısınız?
Bunun yanıtını sadece siz biliyorsunuz.
Diğerlerine verdiğiniz tüm öğütlerin sonunda
gideceği tek bir yer vardır.. SİZ!
Ve gerçekten değiştirebileceğiniz tek kişi kendiniz olduğu için,
öğütlerinizi gerçekten kullanabilecek olan tek kişi de sizsiniz.

Peter MCWilliams

İlginç Telesekreter Mesajları

“Merhaba.. ben şu anda evde değilim ama telesekreterim evde, benim yerime onunla konuşun… şimdi size biiip diycek”
“Merhaba, ben David’in telesekreteriyim siz kimsiniz??”
“Merhaba.. mesaj bırakırsanız sizi ararım.. “seksi” bir mesaj bırakırsanız, sizi HEMEN ararım”
“Merhaba!!! John’un telesekreteri bozuldu.. ben buzdolabıyım…”
“Merhaba.. bu konuşan bir makinedir.. ben mesajları anlayabilirim.. sahiplerim çok temiz insanlardır, evimiz çok zevkli döşenmiştir.. Bir sürü yardım kurumuna bağışta bulunmuşlardır.. hey hala ordaysanız mesaj bırakın, onlar sizi geri arayacak kadar naziktirler”
“Bu bir telesekreter değildir.. bu bir telepatik düşünce okuma makinesidir. Bip sesinden sonra adınızı, neden aradığınızı ve numaranızı düşünün, ben de sizi aramayı düşünecem”
“Merhaba.. büyük ihtimalle evdeyim, ama hoşlanmadığım birinin aramasından korkuyorum.. Mesajınızı bırakın, size geri dönmezsem demek ki o korktuğum sizsiniz”
“Merhaba.. ben George!! şu anda size cevap veremiyorum.. mesajınızı bırakın, ben size geri dönene kadar telefonun başından ayrılmayın”
“Lütfen sinyalden sonra mesajınızı bırakın.. yine de sessiz kalma hakkınız var.. çünkü söylediğiniz her şey kaydedilecek ve aleyhinize delil olarak kullanılacaktır…”
“Merhaba!! Biz Jim ve Sonya’yız.. şu anda telefonu açamıyoruz, çünkü yapmayı çok sevdiğimiz bişeyle meşgulüz… Sonya’nın tarzı yukarı aşağı, benim tarzım soldan sağa ve yavaş yavaş… Neyse siz mesajınızı bırakın, biz dişimizi fırçalamayı bitirince sizi ararız..”
“Merhaba..Ben John… Telefon şirketinden arıyorsan, faturanızı ödedim merak etme… Anne Baba eğer sizseniz, bana acilen para gönderin.. Yatırım danışmanım eğer arayan sensen, bana yeteri kadar para göndermemişsin.. Erkek arkadaşlarımdan biriysen, bana borcun var hala paramı vermedin.. Kız arkadaşlarımdan biriysen, hiç endişelenme bende para bol”
“Merhaba.. karım ve ben şu an size cevap veremiyoruz… ama numaranızı bırakırsanız işimiz biter bitmez sizi ararız..”

fwmail

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burcunuza Uygun Başarı Sözleri

Dünyaca ünlü özlü sözlerden burcunuza göre seçilmiş başarı sözleri

Koç: İyi bir kafaya sahip olmak yetmez mesele onu iyi kullanmaktır. (Rene Descartes)
Boğa: Başarı istediğini elde etmek, mutluluk ise elde ettiğini sevmektir. (Brown)
İkizler: Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. (S. Keth Moorhead)
Yengeç: Çalışmak bizi üç beladan kurtarır: can sıkıntısı, kötü alışkanlık ve yoksulluk. (Voltaire)
Aslan: İşler asla zor değildir. Yeter ki onları küçük parçalara bölebilelim. (Henry Ford)
Başak: Başarı, her gün toplanan küçük çabaların tekrarıdır. (Robert Callier)
Terazi: Dünyada tutkulu olmaksızın başarılmış hiçbir büyük şey yoktur. (Hegel)
Akrep: Hayat oyunu iyi bir ele sahip olmak değil kötü eli iyi oynamaktır. (Leslie)
Yay: Güçlükler başarının değerini arttıran süslerdir. (Moliere)
Oğlak: İnsan, yenilgiye uğradığı zaman tükenmez; asıl pes ettiği zaman tükenir. (Nixon)
Kova: Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak gerekir. (Balzac)
Balık: İstemek, “istiyorum” demek değil harekete geçmektir. (Maurrois)

Kaynak: fwmail

 

Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi çarığının içine bak.

45101-yaz-gunesi-yakmaya-devam-edecek[1]

 

Adam işitme sorunu yaşadığını düşündüğü karısı için bir doktora gider.

– Doktor, eşim artık eskisi kadar net duyamıyor; ama kırılmasın, bunu dert etmesin diye kendisine söyleyemiyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?

– Bakın muayene etmeden anlamam nerdeyse imkansız; ama size önerim, bu akşam gidin eşinize uzaktan seslenin ve bakın: Kaç metrede size cevap verecek? Ona göre yarın gelin konuşalım…

Adam eve gelir, kapıyı açar, eşi mutfakta, akşam yemeği ile uğraşmaktadır.

Kapı ile mutfak arası 4 metredir, kapıdan seslenir: Hayatım akşam yemeğinde ne var? Ses yok kadından. 3 metre yaklaşır: Hayatım, ne yemek var? Ses yok. 2 metre… Hayatım? Ses yok.  1 metre.. Hayatım? Ses yok. Dibine gelir: Hayatım akşam yemeğinde ne var, diyorum, cevap vermiyorsun?

Kadın döner: İhsancığım 4 defa söyledim ya çorba köfte ve makarna!!!

***

2.

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına:

“Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.” demiş.

Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.

Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş.

Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış “Bak” demiş kocasına

“Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?”

“Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim” diye cevap vermiş kocası :))

***

Bir Kızılderili atasözü der ki;

Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi çarığının içine bak.

İlginç Bir Psikoloji Testi: Albüm Kapağı

 

 

 

 

Eğlenceli bir psikolojik analiz…

Senaryoyu okuduktan sonra size en uygun cevabı seçin.

Cevaplar aşağıda…

Yeni bir şarkıcısınız ve çıkış yapacağınız albümün CD’si henüz basıldı. Şimdi geriye sadece albümün kapağına ne koyacağınıza karar vemek kaldı.

Nasıl bir şey seçersiniz?
1- İmgeler kullanılarak yapılmış huzur verici bir resim ya da egzotik bir yerde çekilmiş fotoğraflar.
2- Komik bir çizgi karakter ya da bir başka eğlenceli desen
3- Özel bir anlamı olmayan ama insanları düşündürmeye sevk eden soyut bir desen
4- Kendi resminiz.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Çözümleme:
Kendi CD’nizi çıkarıyor olmak fikri, psikolojik olarak kendinizi ifade etmek isteği ile ilintilidir.
CD’nizin kapağı için seçtiğiniz desen, diğerlerinin karakterinizde görmesini istediğiniz özellikleri yansıtır.
Seçiminiz kendinizde gördüğünüz en güzel öz niteliklerdir, diye yorumlanabilir.
Şimdi dünyanın geri kalanı sizi nasıl görüyor bir bakalım:
1- İmgeler kullanılarak yapılmış huzur verici bir resim ya da egzotik bir yerde çekilmiş fotograflar:
Kendinizi nazik ve şefkatli, yüzünde başkaları için daima bir gülümseme, dilinde tatlı bir söz olan biri olarak görüyorsunuz. Aslına bakarsanız sizden daha hassas birini hayal etmek mümkün değildir.
Ama başkalarına göre çevrenizde kimi zaman öyle bir duvar çevrili ki kimsenin yanınıza yaklaşmasına izin vermiyorsunuz, o zaman da bütün bu hassasiyet biraz sahte geliyor. Eğer korunma kalkanınızı hiç indirmezseniz ve gerçek hislerinizi göstermezseniz insanlar hep ne düşündüğünüzü merak edecekler.
2- Komik bir çizgi karakter ya da bir başka eğlenceli desen:
Sosyal, konuşkan ve birlikte olunması zevkli bir kişisiniz ve bunu biliyorsunuz. Ama başkaları işin bir başka yüzünü görüyor: güvenilmez, uçarı ve yaşadığı ana kapılıp gidiveren. Başkalarını güldürmek harika birşeydir ama eğer sizinle değil size gülüyorlarsa anlamı çok farklıdır.
3- Özel bir anlamı olmayan ama insanları düşündürmeye sevk eden soyut bir desen:
Doğal yaratıcılığınızı ve yeteneğinizi dünyaya göstermek için çok çaba sarf ediyorsunuz. Yetenekli olabilirsiniz ama unutmayın ki insanlarında yetenekleri var. Parlayabilmeniz için yapmanız gereken başkalarını kabullenmek ve onlarla birlikte çalışmaktır.
Bunu yapana kadar diğerlerine garip gelme riskiniz var. Özgünlüğünüz elbette önemlidir ama bunun sizi kaçık ve eksantirik yapmasına izin vermeyin.
4- Kendi Resminiz:
“İşte bu benim. Beni olduğum gibi kabul edin” deme açık sözlülüğünde birisiniz ve bu dürüstlüğün sizin en güçlü özelliğiniz olduğunu düşünüyorsunuz. Ama sizin dürüstlük olarak adlandırdığınız huy inatçılık olarak da yorumlanabilir: “bu benim ve asla değişmeyeceğim”. Kimse daha iyi olamayacak kadar mükemmel değildir. Eğer aynı imajı sonsuza kadar korumak istiyorsanız bari en azından iyi yanınızı dönün.

Kaynak: fwmail

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Favorilerimden Ayvazoski’den Seçmeler…

 

BÜTÜN MESELE; İYİ, MUTLU VE SAĞLIKLI OLDUĞUN ZAMANLARDA REHAVETE KAPILIP BU DURUMUN EGONU ŞİŞİRMENE…

BÜTÜN MESELE; İYİ, MUTLU  VE SAĞLIKLI  OLDUĞUN ZAMANLARDA REHAVETE KAPILIP BU DURUMUN EGONU ŞİŞİRMENE VE DOLAYISYLA HATALAR YAPIP YERE ÇAKILMANI ENGELLEMEK, KÖTÜ OLDUĞUN ZAMAN DA KARALAR BAĞLAYIP, UMUTSUZLUĞA KAPILIP KENDİNİ BIRAKMANI ENGLE…LLEMEK… BUNUN İÇİN HER DAİM UYANIK OLMAK LAZIM VE BUNUN HATIRLATICISI DA ”BU DA GEÇER YA HU DUR!”’ aNETTE
Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutsuz oldugunda umudunu tazeleyecek, mutlu oldugunda da, mutlulugun rehavetine kendini kaptirmasini, tembellige dusmesini onleyecektir…

dervisin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir koye varir…
karsisina cikan insanlara, kendisine yardim edecek, yemek ve yatacak yer verecek birileri olup olmadigini sorar…
koyluler, dervis’e, kendilerinin de fakir olduklarini,evlerinin kucuk oldugunu soylerler ve sakir diye birinin ciftligini tarif edip,oraya gitmesini salik verirler… dervis yola koyulur, yolda birkac koyluye daha rastlar…
onlarin anlattiklarindan, sakir’in, o yorenin en zengin kisilerinden biri oldugunu ogrenir… bolgedeki ikinci zengin ise, haddad isimli bir baska ciftlik sahibidir… dervis, sakir’in ciftligine varir… cok iyi karsilanir…
iyi misafir edilir, yer, icer ve dinlenir… sakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gonulleri zengin insanlardir… sonra tekrar yola koyulma zamani gelir ve dervis sakir’e ve ailesine tesekkur ederken, “boyle zengin bir insan oldugun icin hep sukret.” der… sakir’den ise soyle bir yanit alir: “hicbir sey oldugu gibi kalmaz… bazen gorunen, gercegin kendisi degildir… bu da gecer…”.
dervis, sakir’in ciftliginden ayrildiktan sonra, bu yanit uzerine uzun uzun dusunur… aradan birkac yil gectikten sonra, dervis’in yolu yine ayni yoreye duser… sakir’ e ugrayip, ziyaret etmek ister…
yolda karsilastigi koylulerle konusurken, koyluler:”haaaa o sakir mi?.. o iyice fakirledi, simdi haddad’in yaninda calisiyor…” derler. dervis, hemen haddad’in ciftligine gider… sakir’i bulur… eski dostu yaslanmistir… uzerinde eski pusku giysiler vardir… gecen sure icindeki bir sel felaketinde butun sigirlari telef olmus, evi barki yikilmistir…topraklari da islenemez hale geldigi icin, tek care olarak, selden hic zarar gormemis ve biraz daha zenginlesmis olan haddad’in yaninda calismak zorunda kalmistir… bu sure zarfinda sakir ve ailesi, haddad’a hizmetkarlik yapmaktadirlar… sakir, dervis’i, bu kez son derece mutevazi olan evinde misafir eder… kit kanaat yemegini onunla paylasir…
dervis, vedalasirken, sakir’e olup bitenlerden ne kadar cok uzgun oldugunu soyler ve sakir’den su yaniti alir: “uzulme… unutma, bu da gecer…” dervis, gezmeye devam eder ve aradan uzun yillar gectikten sonra, yolu yine ayni bolgeye duser… ogrendiklerinden saskina doner… bir sure once olen haddad, ailesi olmadigindan, butun varini yogunu, en sadik hizmetkari ve eski dostu sakir’e birakmistir… sakir, haddad’in konaginda oturmaktadir… kocaman arazileri ve binlerce sigiri ile yine o yorenin en zengin insani olmustur… dervis, eski dostunu iyi gordugu icin ne kadar cok sevindigini dile getirdiginde yine ayni yaniti alir: “bu da gecer…”
birkac yil sonra dervis yine sakir’i arar… ona bir tepe gosterirler… tepede sakir’in mezari vardir ve mezar tasinda soyle yazmaktadir: “bu da gecer”.
dervis, uzgun bir sekilde, “allah allah, olumun nesi gececek?” diye dusunur ve gider…
ertesi yil, dervis, sakir’in mezarini ziyaret etmek icin geri doner ama ortaliklarda mezar falan kalmamistir… buyuk bir sel gelmis, butun tepeyi silmis supurmus ve sakir’in mezarindan geriye hic eser kalmamistir…
o yillarda, ulkenin sultani, kendisi icin cok degisik bir yuzuk yapilmasini ister… bu oyle bir yuzuk olacaktir ki, sultan mutsuz oldugunda umudunu tazeleyecek, mutlu oldugunda da, mutlulugun rehavetine kendini kaptirmasini, tembellige dusmesini onleyecektir…
hic kimse, sultani tatmin edecek boyle bir yuzuk yapmayi basaramaz… sultanin adamlari bir gun bilge dervis’i bulurlar, yardim isterler… sultan yuzuge fena halde takmistir…
dervis, sultanin kuyumcusuna hitaben bir mektup yazar…
kisa bir sure sonra, yuzuk sultana sunulur… sultan onceleri hicbir anlam veremez; cunku, son derece sade bir yuzuktur bu… sonra uzerindeki yaziya takilir gozu… uzerinde biraz dusunur ve yuzu aydinlanir…
buyuk bir mutluluk isigi parlar gozlerinde… sonunda tam da istedigi gibi bir yuzugu olmustur…
yuzugun uzerindeki yazi mi?

su yazilidir yuzugun uzerinde: “bu da gecer”.
+

İlhan Güngören: Hayatı gözlemlemeye başladığımda ilk olarak bana, onunla ilgili anlatılan bazı şeylerin yanlış olduğunu fark ettim.

1987.
Bilsak, Cihangir. Tiyatro Atölyesi.
İlk Zen öğretmenim İlhan Güngören, Nokta Dergisi muhabirinin sorularını yanıtlıyor.

Muhabir: Siz başarılı bir avukatsınız, köklü bir aileden geliyorsunuz ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Hukuk Fakültesi mezunlarındansınız. Nasıl oldu da Zen ile ilgilenmeye başladınız?

İlhan Güngören: Hayatı gözlemlemeye başladığımda ilk olarak bana, onunla ilgili anlatılan bazı şeylerin yanlış olduğunu fark ettim.
(Sessizlik)

Muhabir: Sonra?

İlhan Güngören: Sonra, her şeyin yanlış olduğunu fark ettim

Cem Şen Hocanın Anılarından…

Başkalarının iyi işlerini kötüler; çünkü kendini yüceltmenin yolunun başkasının hatasına vurgu yapmak değil kendini geliştirmek olduğunu unutur.


İnsan unutur. Verdiği sözleri unutur.
İnsan unutur. Bir zamanlar ne hissettiğini unutur.
İnsan unutur. Bir zamanlar ne çektiğini unutur.
İnsan unutur. Çabasının işe yaramadığını unutur.
İnsan unutur. Tüm sevdiklerinin ve kendisinin öleceğini unutur.
İnsan unutur. Önemli kabul ettiği şeylerin büyük bir kısmının önemli olmadığını unutur.
Aynı hataları defalarca yapar; çünkü unutur.
Minnet duymaz; çünkü geçmişte kim olduğunu unutur.
Paylaşmaz; çünkü paylaştığında mutlu olduğunu unutur.
Öfkelenir; çünkü öfkelendiğinde acı çektiğini unutur.
Arzularının pençesine düşer; çünkü arzuları asla tatmin edemediğini unutur.
Başkalarını zor duruma düşürür; çünkü başkalarını zor durumdan kurtardığında sevinçle dolduğunu unutur.
Endişelenir; çünkü geleceği kontrol edemeyeceğini unutur.
Pişmanlıklarla ve suçlulukla yaşar; çünkü geçmişi değiştiremeyeceğini unutur.
Tembellikle yaşar; çünkü en değerli deneyimlerin biz onları beklemezken geldiğini unutur.
Hazırlık yapar; çünkü olanın bizi daima hazırlıksız yakalayacağını unutur.
Hayaller kurar; çünkü olanın daima hayal ettiğimizden farklı olacağını unutur.
Başkalarının iyi işlerini kötüler; çünkü kendini yüceltmenin yolunun başkasının hatasına vurgu yapmak değil kendini geliştirmek olduğunu unutur.
Somurtur; çünkü gülümsemenin bulaşıcı bir iyilik olduğunu unutur.
Açgözlülük yapar; çünkü cesaretin en değerli yatırım olduğunu unutur.
Zamanını boş yere harcar; çünkü bu değerli hayatın kısacık olduğunu unutur.
Başarı elde etmek, alkış almak için kendini türlü acıların, türlü erdemsizliklerin kucağına atar; çünkü her şeyin geçici olduğunu unutur.
Suçlar; çünkü eylemlerin özgür olmadığını, koşullarca belirlendiğini unutur.
Böbürlenir; çünkü başarının kendi ürünü olmadığını unutur.
Kendisiyle konuşur; çünkü gerçeği duyabilmek için susması gerektiğini unutur.
Dinlemeyi unutur; çünkü anlaşılabilmenin tek yolunun anlamak olduğunu unutur.
Kısacası insan unutur.
(Cem Şen)

Kalışımda Bir Ayrılık, Ayrılışımda Bir Kalış Vardır…

“Evim der ki, ‘Beni bırakma,   çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.’
Yolum der ki, ‘Gel ve beni izle,   çünkü ben senin geleceğinim.’
…  Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,   ‘Benim ne geçmişim,   ne de geleceğim var.
Eğer kalırsam,   kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,   ayrılışımda bir kalış.
Yalnızca sevgi ve ölüm   her şeyi değiştirebilir.’ ”
– Halil CİBRAN / Ermiş –