Burçlarda Aşk…

•Koç: Koç Dışarıya ayrı bir alemdir kalbindeki insana apayrı bir alemdir. Kalbindeki insan anlar diğer tün insanlardan “Farklı” sevildiğini..
•Boğa: Boğa yeri geldi mi kalbine gömmeyi çok iyi bilir! Daha önce Gömdükleri bunu çok iyi bilir!
•Balık: Bir Balığın pabucunu kimse dama atamaz! O bir şekilde hep özel olarak kalır…
•Kova: Bir Kovayı 1000 kişi ister ama hiç biri alamaz çünkü bir Kova kendini isteyenleri değil, kendi gönlünün istediğini alır!
•Oğlak: Oğlak burcu insanı karşısındaki insandan gıcık aldığı zaman bir “Sen ne ayaksın?” bakışı var… İşte ben o bakışa hastayım!
•İkizler: Çabuk aşık olur, çabuk bıkar ikizler ama bir kez severse tam sever ve sevdiği insanın yerine kimseyi koyamaz ikizler…
•Yay : Yay bir merkezdir kimsenin etrafında kolay kolay dönmez!…. ve birinin etrafında dönüyorsa bil ki onu çok seviyordur!
•Başak: Tüm Dünyayı karşısına alıp senin için savaşmayı da bilir bir Başak.. Kıymetini bilmezsen Tüm Dünyayı senin başına yıkıp gitmeyi de!
•Yengeç: Bir Yengecin aşkı ölümsüzdür ama onun bile aşkını öldürme yeteneğine sahip odunlar var şu Dünyada!
•Aslan:Herkesten hoşlanmaz bir Aslan…Kendine göre bulduğu insanları toplasan ancak bir elin parmağı kadardır ve sen onlardan biriysen özelsin…
•Akrep: Dünyada yaşanmadan ölünmemesi gereken bir şey varsa; oda bir Akrep’in aşkıdır…
•Terazii: Bir Terazi “İmkansız” dediğin anda karşına çıkar, kendine aşık eder, aşkın var olduğunu gösterir ve hayatına en imkansız yerinden girer!
Alıntı…
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kadınım bu sağa son mesajım.

41815_147563918596647_6248_n[1]

Osman amcanın hanımı, dayak yiyip memleketteki anasının yanına gitmiş.. Cep telefonuyla yaptığı çağırmalarına cevap alamayan Osman amcanın; çamaşır, bulaşık, yemek, temizlik ve çocuklarla uğraşmaktan takadı tükenmiş. Osman amca kadınını telefonla bir daha aramış… ancak anasının yanından koca evine dönmek istemeyen kadın, telefona cevap bile vermemiş. Bunun üzerine Osman amca mesaj atmaya karar vermiştir.

Ve mesajdan bir saat sonra evin kadını kapıda belirmiş. İşte o mesaj; Kadınım bu sağa son mesajım. Bebelerinen evde oturup ağlarım. Çamaşır, bulaşık tarih yaptı. Kadınım ben bu işlerden ne ağnarım. Bi tokat salladım değmedi bile, La bok mu var babağan evinde. Ula ne bilinmez bir avradmışsın, Bebelerinen beni Mevlam gayırsın. Arkadaşın Hatçe yan yan bakıyo.

Üzelme Osman abi deyiveriyo, Bebelerin başını okşayaraktan, Kendi düşen ağlamaz deyip gülüveriyo. Bugün geliverdi zabahın köründe, Vallaha, yalnız bi gecelik vardı zillinin üzerinde. Bulaşığa daldı, çamaşırı yıkadı, La kadınım bak göğnüm çok daraldı. Bebeleri banyoya sokup yıkayıveedi. Osman abi sende gir, keseleyim diyiveedi. Ben de buğün olmaz yarın diyiveedim, La kadınım sağa bir şans daha veedim. Zabaha kadar geliyosan gel eve, Vallahi gelmezsen böyük tehlike. Hatçe bekliyoo elinde kese, Vallah keseynen kalsa keşke..

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Arkadaşı Kaybetmiş Olmanın Kekremsi Tadı…

Bir Arkadaşı Kaybetmiş Olmanın Kekremsi Tadı…

Hepimize kucak dolusu papatya gönderiyorum bu sabah… İsteyen alsın…

Hepimize kucak dolusu papatya gönderiyorum bu sabah… İsteyen alsın…

Anette

Bitmiş Olan Bitmiştir…

 

 

 

Bitmiş Olan Bitmiştir…

Alıntı

Kafanı duvara ne kadar sert vurursan, öğrenmenin keskinliği o kadar yüksek olur…

 

Kafanı duvara ne kadar sert vurursan, öğrenmenin keskinliği o kadar yüksek olur…

Anette

Hayatı boyunca kendi kafasına göre hareket etmiş bir kadın, dans için bile olsa kendini bir erkeğe teslim edebilir mi?

 

 

 

Hayatı boyunca kendi kafasına göre hareket etmiş bir kadın, dans için bile olsa kendini bir erkeğe teslim edebilir mi?

Anette

17.07.2013 tarihi itibariye ”AZ LAF ÇOK İŞ” kampanyamız başlamıştır…

17.07.2013 tarihi itibariye ”AZ LAF ÇOK İŞ” kampanyamız başlamıştır…İsteyen herkes kampanyaya katılabilir…

Değişmek Mi İstiyorsun O Zaman Konforlu Alanından Çıkacaksın Kardeşim…

954754_164849860353208_436429574_n[1]

Dışardan nasıl göründüğümün bir önemi yok, içerden görebilenler yetiyor bana…

Seçtikleri hayatı değil../ istediğin hayatı../ yaŞa…./

Seçtikleri hayatı değil../
istediğin hayatı../
yaŞa…./

Ahmet Peker

KAHVE ÇEKİRDEĞİ.


Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum” demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı “Olur” demiş çekine çekine. Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini … suyla doldurup üçünün de altını yakmış. “Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana” demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş…
Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu. Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: “Ne görüyorsun?” Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış. “Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış. Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler  sonunda da öyleler.. “
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: “Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler. Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu. “Asıl ders bu değil!” dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak… İkisinde de bir tat yok ” Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı. “İçmek istersin herhalde” dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü. Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi… Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar.” Kahve taneleri gibi olabileceğiniz bir yaşam geçirmeniz dileklerimle…
Alıntı

Nerdesin Kaç Gündür?

erdil719%20(7)[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Aklını Kullanan Kazanır!

Yaşlı tüccar emekliye ayrılıyordu. İşini iki oğlundan hangisine bırakacağına, onları tecrübe ederek karar vermek istedi.
Bu sebeple her ikisine de aynı miktarda çok az bir para verdi ve

“Bu para ile evi dolduracak herhangi bir şey alınız.” dedi.

 

 

Büyük çocuk, hemen pazara gitti. Elinde az para ile çok miktarda alınabilecek şeyin ancak saman olduğunu düşündü. Samanları alıp getirdi, ama evin her tarafını onunla kaplamak mümkün olmadığını gördü.

Küçük çocuk, babasının akıl ve zekâ ile yerine getirilebilecek bir iş verdiğini düşündü.

Elindeki para ile yeterli sayıda mum satın aldı. Onları eve götürüp tüm odalara koydu. Geceleyin mumları yaktı. Mumların ışığı bütün evi aydınlatmıştı. Baba, işi küçük oğluna bırakmaya karar verdi. Çünkü o, aklını kullanmayı başarmıştı.

kaynak: fwmail

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir

İki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere yatacak yer olarak koca malikhanenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir …köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
– Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir…
Sabah malikhaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş:
– Bunun olmasına nasıl izin verebildin? O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu; buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
– Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin malikânenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu fark ettim. Malikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş:
– Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm. Ben de onun yerine ölüm meleğine ineği verdim.
Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
– Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. Bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında, aslında bizim de başımıza gelen tam da budur işte. Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir. Bunun böyle olduğunu, ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »