CEVİZ VE FAYDALARI


İnsan beyni ile yeşil kabuklu cevizin yapılarını incelersek tüylerimizi diken diken edecek bir gerçekle karşılaşırız.. Yeşil kabuk kafa derisine, tahta kabuk kafatasımıza, cevizin zarı beyin zarımıza ve meyvesi beynimize… benzeyen bu yapının tüm meyveler arasında gümüş iyonu içeren tek meyve olmasıda beynimizle olan inanılmaz bağlanyıtı gözler önüne serer. Çünkü bu gümüş iyonuna ihtiyacı olan tek organ beyindir…
Minyatür beyin görünümündeki Ceviz beyin için gerekli olan gümüş iyonlarını ihtiva eden tek meyvedir ve Asyada beyin gıdası olarak kabul edilir.
Ceviz; fosfor, kalsiyum, potasyum ve demir açısından zengin bir besin maddesidir. Dolayısıyla zihin yorgunluğunu giderici, kemik ve dişleri güçlendiren, kas rahatlatıcı etkisi ve kansızlığa çözüm getiren bir besin kaynağı olarak oldukça önemlidir.

Aşkım İnanamıyorum Yaaaa… Benim İçin Mi Bu? Cevabım Evet! Evet!!!

İyileşme ve Arınma; Kızılderili Bilgeliği


Yeryüzü, yaşamıyım ben onun Hozhoni, hozhoni
Ayakları, ayaklarım Hozhoni, hozhoni
Bedeni, bedenim Hozhoni, hozhoni
Düşünceleri, düşüncelerim … Hozhoni, hozhoni
Sözleri, sözlerim Hozhoni, hozhoni Najaho
Terleme Kulübesi Şarkısı
Najaho dilinde hozhoni uyumu, barışı, güzelliği ve dengeyi ifade eden bir sözcüktür. Kızılderililer için yaşam, içinde her şeyin mükemmel bir uyum içinde olduğu uzun bir şarkı gibidir. Bu doğal dengenin bozulması ise hastalık, kıtlık, kötü av gibi talihsizlikler getirir. Avrupa kültürü, bu hakikati çevreyle olan ilişkisinde keşfetmekte geç kalmıştır. Artık bizler, eko-sistemin pervasız ca tahrip edilmesinin yarattığı önceden tahmin edilmeyen kötü sonuçlara tanık olmaktayız. Bununla birlikte, bu “temel uyum” kavramının yerli halklar için daha derin bir anlamı vardır; denge, onlar için yaşamın her alanındadır. İyi olmak; bireylerin kendileriyle, toplumla ve doğal dünyayla ilişkilerinde dengede olması demektir. Her birey büyük Yaşam Çemberi’nin bir parçasıdır. Eğer bu bütünden ayrıymış gibi yaşanıyorsa, yıkım kaçınılmazdır. Bu yıkım, yargılayan bir Tanrı’dan gelen bir ceza değildir; Bütünle söyledikleri şarkıya uyumsuzluğun mutlak sonucudur sadece.
Tüm Kızılderili ritüellerinde katılımcılara kendileriyle, kabileleriyle ve yaşamın bütünüyle uyum içine girme fırsatı verilir. Çubuk Töreninde, Güneş Dansında, Ateş Töreninde, Terleme Kulübesinde ve diğer ayinlerde katılımcılar “arınır”, birbirleriyle ve doğayla olan bağlarını sağlamlaştırırlar. Onlar her zaman mitakuye oyasın yani “hepimiz akrabayız” diyerek yaşam döngüsünün parçası olduklarını kabul ederler. Her bireyin iyiliği, bütünün iyiliğine dayanmaktadır.
Tabuları Yıkmak
Uyumsuzluğun kökleri “görünmeyen” dünyadadır, ancak o etkilerini “görünen” dünyada gösterir. Uyumsuzluğun izini, kutsal bir kabile tabusunun yıkılmasına dek sürmek de mümkün olabilir. Tabular sadece birer batıl inanç gibi görülmemelidirler. Bu töreler ve ayinler, ancak kutsal bağlamlarından koparıldıkların da, sıradan ve anlamsız görülürler. Kızılderililerin yaşamındaki her şeyin, görünmeyen dünyada bir anlamı vardır. Tabuların genellikle pratik yararları vardır; örneğin, gelecek nesillerin devamını sağlama almak amacıyla kişinin bulduğu ilk otu toplamaması gibi. Ama ayrıca önemli ruhsal yararları da vardır. Bir tabuyu yıkan insan, artık onun gerçek anlamını anlamamaktadır. Kendi ruhuyla dengede olmayan böyle bir insana dokunanlar da, onunla temasa geçenler de dengelerini kaybederler.
İlk Hristiyan misyonerler Kaplumbağa Adasına geldiklerinde, birçok Kızılderili, onların İncil ve “yaşamın doğru yolu” hakkındaki tüm gerçekleri şahsen anladıklarını sanmıştı. Ruh hakkında yalan söylemek yerliler için düşünülemezdi bile çünkü bu, dile söze gelmez bir yıkıma götürürdü insanı. Aynı şekilde onlar, Beyaz Adamın, verdiği sözden dönme yeteneğini de anlayamamışlardı. Kutsal çubukla yapılan anlaşmalara saygı gösterilmeliydi çünkü tersini yapmanın kimseye bir yararı olamazdı! Bugün, Beyaz Adamın yalanlarının sonuçlarını uyumsuzluk olarak tüm dünyada görüyoruz.
Kötü Ruhlar
Görünmeyen dünyada, iyi veya kötü, uyuma ve uyumsuzluğa neden olan birçok ruh bulunur. Wa’Na’Nee’Che’ de birçok Kızılderili gibi bu ruhlardan enerjiler diye söz eder. Bu terim, Avrupalı zihinler için ruh teriminden daha anlaşılır bir sözcüktür çünkü ruhkelimesi onlara, garip ve var olmayan hayaletlere kulak veren cahil vahşiler gibi saçma kültürel saptamaları çağrıştırmaktadır.
Verimli hasat elde edebilmek için toprak nasıl sulanmalıysa, ekinin boy atması için de ruhlarla güzel geçinilmeliydi. Doğanın ruhtan ayrı düşünülmediği bir dünya görüşünde, bu iki cümle de aynı gerçekliği anlatmaktadır. Doğadaki her bir varlık kutsanman, Yaratan’ın parçası olarak saygı görmelidir. Her şeyin bir ruhu ya da enerjisi vardır. Dengede olmayan enerjiler, negatif enerjiler ya da kötü ve kızgın ruhlardır ve zarar verebilirler.
Hastalık ve Sağlık
Enerjiler, iyiye ya da kötüye kullanılabilirler; örneğin, iyileştirmek ya da zarar vermek amacıyla büyü yapmak gibi. Kızılderili Şifacı Şamanlarının kullandığı şifa, onların denge sağlamak için bu enerjilerle birlikte çalışabilme becerileridir. Onlar, görünen dünyanın uyumunu yeniden yakalamak için görünmeyen dünyada çalışırlar. Tedavi amacıyla otların kullanılması bile, Batı tıbbından yana olanlar için ilkel bir “büyü” hareketidir. Bir ot iyileştirir çünkü enerjisi ile hastayı dengeye ulaştırır. Bir Şifacı Şaman hastalığa çözüm bulmaya çalışırken, hastanın görünmeyen dünyada neden dengeden çıktığını belirleyerek, şifalı bitkiler, ayinler ya da daha başka yollarla enerjileri yardıma çağırıp, hastayı tekrar uyuma ve sağlığa kavuştururlar. Modern tıbbın otların kimyasal etkisini “açıklayabilmesi” ilgi çekicidir ancak gerisi batıl inanç olarak görülür, saçmalıktır. Fakat bu çözümleme, esas noktayı gözden kaçırır. Yaratılış’ı ruhun bir ifadesi olarak gören bir dünya görüşü için, şifalı bitkinin iyileştirici gücünün, kendisini hastanın bedeninde kimyasal tepkimelerle göstermesi hiç de şaşırtıcı olmaz. Bu görüşe göre, kimyasallar o bitkinin ruhunun fiziksel bedenini oluşturmakta ve onun şifa gücünü mükemmel biçimde ifade etmektedirler. Modern dünya görüşü ise maddesel dünyayı tüm ayrıntılarıyla açıklamaya odaklanırken, açısı daha geniş olan ruhsal bakışı göz ardı eder.
Daha önce açıkladığımız gibi, bir insan ruh, zihin ve bedenden oluşur. Zihindeki, kaygı ya da suçluluk gibi uyumsuzluklar kendilerini baş ağrısı, ülser, daimi yorgunluk gibi bedensel uyumsuzluklarda gösterirler. Uyumsuzluk kendisini en basitinden mutsuzluk ya da şiddetli bir böbrek sancısı olarak belli edebilir. Her bireyin evrende tek olması ve Yaşam Çemberi’nde kendi­ne has bir yerinin olması nedeniyle uyum, her birey için farklıdır. İşte Şifacı Şamanın becerisi, bir bireye özgü olan durumu anlayabilmesidir ki, iyileşme doğallıkla gerçekleşsin. Modern dünyada bir “uzman” bedeni, bir diğer “uzman” ise zihni tedavi eder. Ruh ise bambaşka bir çalışma alanı olup, “ruhban” diyebileceğimiz insanların işidir. Kızılderililer için ise bu tam bir çılgınlıktır! Şifacı Şamanlar, ne modern hekimler gibi özel olarak hastalığı yok etmeye çalışırlar ne de Yeni Çağ akımlarını uygulayanların iddia ettiği gibi kişinin “bütününü” tedavi etmeye. Bunun yerine, onlar kişiyi yaşamın doğal uyumunda dengeye getirirler. Bu/ Ölümü başarısızlık gibi görmeyip kucaklayan bir tedavi türüdür. Güzel bir ölüm, Yaşam Çemberi’nin doğal bir parçasıdır. Kızılderililer vücudu, bozulduğunda tamire ihtiyacı olan bir otomobil gibi görmezler. Beden, ruhun bir ifadesidir. Her birey kendi sağlığından sorumludur. Kabile öğretileri sayesinde, görünürde önemsiz gibi olmalarına karşın, tüm düşünce ve eylemlerinin hem kendi varlıklarında hem de çevrelerindeki dünyada tıpkı bir göle atılan çakıltaşı gibi dalgalanmalar yarattığını öğrenirler. Uyumsuzluğu yaratan, o kişinin kim olduğu veya başına gelenler değildir. Uyumsuzluğu yaratan, belirli bir durumda verdikleri tepkilerdir: atmayı seçtikleri çakıl taşları.
Çağdaş bir Kızılderili Şifacı Şamanı olan Wa’Na’Nee’Che’, kendisini “Ruhsal Danışman” olarak adlandırmayı tercih etmektedir. Bu terim, bireylere, yaşamlarındaki zorluklarla kendi ruhlarıyla, kendi dünyalarıyla ve her şeyi kucaklayan Büyük Gizemle uyum içinde kalarak başa çıkmalarında yardım eden şamanın elzem rolünü belirler.
Terleme Çadırı
Lakota Siouxlarının inipi olarak adlandırdıkları “Terleme Kulübesi”, sağlık ve dengeye ulaşmak için kullanılan törensel bir yapıdır. Küçük, karanlık bir kulübede banyo buharı yaratmak için taşlar sıcak su ile örtülür. Terleme Kulübesi, Kaplumbağa Adasının her yerinde değişik şekillerde bulunur. Ovalarda, söğüt dallarından kurulan ve bizon derisiyle kaplanan derme çatma yapılardır. Kuzeydoğu bölgesinde, uçları huş ağacı kabuklarıyla kaplanırdı. California’da ise, törensel olduğu kadar günlük yaşamda da kullanılırdı. Eski mo diye bilinen muitlerin buzdan evlerinin içinde bile Terleme Kulübesi vardı!
Ruhsal ve fiziksel arınma için kullanılan Terleme Kulübesi, Kaplumbağa Adasından başka yerlerde de yaygın biçimde kullanılır. Örnekleri Antik dünyada bile vardır. Sauna olarak bilinen Finlandiya’nın “savusauna”sı da buna tipik bir örnektir. Birçoklarımız bunu, yakınlardaki bir sağlık merkezinde hoş bir hafta sonu geçirmek gibi algılayabiliriz. Ancak bir Fin atasözü, “Saunada, kilisedeymiş gibi davran!” der. Bu, Avrupa’da ruhsal ve fiziksel sağlığın birbiriyle yakından bağlantılı olarak düşünüldüğü dönemlerden kalmış bir söz olsa gerek. Eski Keltlerin taştan yapılmış Terleme Odaları vardı. Kuzey Rusya’da, yerin altında tahtadan buhar banyoları inşa edilmişti. Bunlar, bugün bile hem sosyal hem de tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Eski Japonların törensel buhar banyoları mushiburo olarak anılır. Afrika’da buhar banyosu hala yaygındır. Heredot, M.Ö. 425’te Sicilyalıların böyle bir geleneği olduğunu yazmıştı. Homeros ve diğer İyonyalılar, Antik Yunanlıların buhar banyolarından söz ederler. Bu, Romalılara balneum olarak geçti, Roma’nın yıkılmasından soma ise Arap dünyasına geçip, ünlü Türk Hamamı şeklini almıştır.
Niçin Terlemeliyiz?
Terleme bedenin doğal bir işlevidir. Ter gözeneklerinin kapanması, ölüm nedenidir. Gözenekler bedendeki zehirleri dışarı atar. Onların “üçüncü böbrek” olarak anılmalarının nedeni de budur. Terlediğimizde, bedenimizdeki yüksek ısıyla birçok bakteriyi kelimenin tam anlamıyla yakarız. Isı, endokrin bezlerini de harekete geçirir. Kılcal damarlar genleşir ve kalp daha çok kan pompalar. Zehirler böylece bedenden atılır. Özellikle şehirlerin kirli havasında bulunan, sinir ve yorgunluğa neden olan astım, uykusuzluk, kalp krizi ve alerjilerle yakın ilgisi olan pozitif iyon fazlalığı da atılır. Sıcak taşlara su dökülmesiyle bol miktarda negatif iyon açığa çıkar ve bu etkilere karşı iş görür. Bunlar, terlemenin sadece fiziksel yararlarıdır. Terleme Kulübesinin ruh, zihin ve bedene sağlık veren, denge sağlayan, derin bir ruhsal anlamı da vardır ki bu, Görü Arayışı öncesinde kullanılan bir arınma ritüeli olmasıdır. Diğer bütün önemli ruhsal etkinliklerle de kullanılır. Bazı Kızılderili kabileleri fiziksel ve ruhsal sağlık için her gün bu uygulamayı yaparlar. Bununla problemler çözümlenir, ruhlar yardıma çağırılır, Yüce Ruhla yeniden ilişkiye geçilir. Terleme Kulübesi, içindekilerin daha tam olarak yaşayabilmek için yeniden doğduğu bir ana rahmidir. Oya halklarının kubbe şeklindeki inim’ çadırı, Toprak Ana’yı hamileymiş gibi gösterir. Odaya girenler ruhsal ceninler gibi içeri girer ve yeni doğmuş bebek tazeliğiyle dışarı çıkarlar. Burası, kutsal bir yerdir; dua edilen bir yer. Terleme Kulübesinde kullanılan her şey Toprak Ana’dan gelir ve bize onunla içsel bağımızı anımsatır.
Kaburganın Çerçevesi
Terleme Kulübesinin hazırlanması işlemi de kutsal bir farkındalıkla yapılır ki, onun içinde meydana gelen her şey denge ve uyum getirebilsin. Çerçeve düz ve esnek olan söğüt dallarından yapılır. Dallar kesildiklerinde şükran için tütün sunulur. Bu işlemin her adımı kutsal bir anlama sahiptir. Bükülen ve tepede toplanırken kesişen çubuklar, dört kutsal yönü temsil eden kareler oluştururlar. Odayı hazırlayanlar, saygılı bir şükran halini ve sembolik anlamların farkındalığını koruyarak, kendilerini güçlü bir ruhsal deneyime hazır hale getirirler, ayrıca Terleme Kulübesi de pozitif enerjilerle yıkanmış olur. Elbette, en yakındaki sağlık merkezine gitmek çok daha kolaydır ama bunun bedelini, deneyimin ruhsal anlamını elden kaçırarak öderiz.
Terleme Kulübesinin çerçevesi bittiğinde, çubuklar bir arı kovanını ya da ters dönmüş bir sepeti andırır. Bu çatı, gökyüzü yayının bir sembolüdür. Bazı geleneklerde, çubuklar tıpkı önemli totem hayvanları olan dişi ayı ve kaplumbağanınki ya da bir kadirim 28 kaburgası gibi görülürler. 28 sayısı, kadınların adet dönemleriyle bağlantılı Ay Takvimini de ifade eder. Erkeklerin Toprak Ana’nın dişil enerjileriyle bağlantıya geçebilmeleri için bu Terleme Ayinlerine katılmaları genellikle zorunluydu. Kadınlar her adet döneminde doğal olarak temizlendiklerinden ve Toprak Ana’yla ilişkiye geçtiklerinden dolayı bu onlar için gönüllü olarak katılabilecekleri bir ayindi. Söğüt, Terleme Kulübesi Ayininde bitki yaşamının temsilcisidir. Kara Geyik, söğütün yapraklarını dökme özelliğinin, insanlara Terleme Kulübesinde yeniden doğumu öğrettiğinden söz eder ve şöyle devam eder:’
Güzün yaprakları ölür ve toprağa döner, baharda yeniden yaşama gelir. İşte insan da ölür ve ruhlardan başka bir şeyin olmadığı Wakan Tanka’nın gerçek dünyasında yeniden dirilir. Eğer vücudumuzu ve zihnimizi arındırırsak, tamamen safiyet olan Wakan Tanka’ya yakınlaşırken, gerçek yaşamı burada, dünyada da bilebiliriz.
Güzellik sunan ve kolay kırılmayan söğüt, Seneca geleneğinde aşk ağacıdır. Su kenarlarında bulunduğu için suyla özel bir bağı vardır. Su, Terleme Kulübesi ayininin merkezidir. O, sıcak taşların üzerine dökülür ve Yüce Ruh’a buhar olarak yükselirken, Toprak Ana’ya da odadakilerin teri olarak geri döner. Su tüm yaşamı arındırır ve canlandırır. Söğüt ayrıta önemli bir şifa ağacıdır. Kabukları, baş ağrısını ve diğer ağrıları önlemede kullanılır; modern bilim onun etken maddesini asetilsalisilik asit olarak sentezlemiştir; en iyi bilinen adıyla aspirin!
Deri
Kaburganın çerçevesi bizon ya da diğer hayvan derileriyle kaplanır ve küçük, tamamen kapalı, karanlık bir yer elde edilir. Bu örtme işlemi, Terleme Ayinindeki hayvan dünyasının temsilidir. Günümüzde, bunun yerine kaim battaniyeler, yorganlar, branda bezleri ya da plastik malzemeler kullanılmâktadır. Eğer kullanılan deri, ayı gibi güçlü bir hayvanın derisi ise onun enerjisi de Terleme Ayinine davet edilecektir. Kış uykusuna yatan ayı, bize yaşam ve ölüm çemberlerini hatırlatır. Iroquoisların ölülerini diriltmek için Terleme Kulübesi kullandıklarından bile söz edilir! Bu örtü dev bir hayvanın derisi, çubuklar da iskeleti olarak düşünülür. Kulübe artık içinde katılımcıların da olduğu canlı bir varlıktır. Nez Perce, Okanagan, Colville, Yakima ve diğer Kuzeybatı Pasifik kabilelerine göre Terleme Kulübesi, hayvanlara isimlerini veren Şef Ruh’u da cisimleştirmektedir. İçine girdiğinizde yaşayan ve gayet kudretli dönüştürücü güçlere sahip bir şeyin içine girmiş olursunuz.
Kulubenin Dışı
Sıcak taşları koymak için kulübenin merkezine bir çukur açılır. O çukurdan çıkan toprak, kulübenin merkezinden bir buçuk metre kadar uzağa ‘bir “sunak” yapmak için konulur. “Hayat Ağacı”nı temsil eden bir dal tepeciğin merkezine konur ve küçük taşlarla çevrelenir. Sıcak taşları kulübenin içinde oradan oraya itmek için kullanılacak geyik boynuzları, sunağın etrafına kutsal çubukla beraber yerleştirilir. İsteyenler, kutsan­sınlar diye buraya şifa malzemeleri koyabilirler ancak hiç kimse, başkasına ait olan bir şeye dokunamaz. Terleme Kulübesi içinde “Suyu Döken Adam”, kulübenin çevresini arındırmak için, kulübenin dışında adaçayı ya da tatlıçimen gibi şifalı otları tütsüleyerek pozitif enerji oluşmasını sağlar . O, yardımcılarıyla ağaçları keser ve hemen yalanda özel olarak hazırlanmış bir kuyuda ateş yakar. “Suyu Döken Adam” bu ritüelde bir rahiple özdeşleştirilebilir; tüm hazırlıklar boyunca açık ve duru bir ruh halinde olmaya çalışır. Taşları ısıtan ve odaya getiren “taşa bakan” çadırın dışında kalır. O, “Suyu Döken Adam”ın yardımcısıdır. Biri dışında, ısıtılan bütün taşlar kullanılır. Bu taş, törene katılan ruhların terlemesi içindir. Törene katılmak üzere gelen ruhları onurlandırır.
( Kızılderili Bilgeliği – Wa’Na’Nee’Che’ ( Dennis Renault ) & Timoty Freeke )

KIZILDERİLİ ASTROLOJİSİ…TAMAMEN DOĞRU…kAÇIRMAYIN…BENDENSÖYLEMESİ…

YABANKAZI BURCU

22 Aralık – 19 Ocak

 

    • Sembolik Dönem: Toprağın Yenilenmesi
  • Bitki: Kayın Ağacı

 

  • Maden: Kuvars

 

  • Koruyucu Ruhu: Waboose

 

  • Renk: Beyaz

 

  • Kabilesi: Kaplumbağa Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Ağaçkakan

 

Yeni yılın başlangıcı, toprağın kar altında kaldığı, ilkbahara, yenilenmeye hazırlandığı aydır. Bu dönemde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi yabankazı, bitkiler alemindeki totemi kayın ağacı ve madenler alemindeki totemi de kuvarstır.

Uğurlu renkleri beyaz ve kabileleri de Kaplumbağa’dır.Bu burcun madeni olan kuvars, dünyanın hemen her yerinde bulunabilen, oldukça sert ve donuk pırıltılı bir taştır. Yeryüzünü oluşturan doğal ve temel maddelerden sayılan kuvarsın pek çok rengi olmasına karşın, en fazla rastlananı diye adlandırılan, beyaz olanıdır.

Yabankazı insanlarının özellikleriyle bu renk arasında bağlantı vardır.Kuvars, dokunulduğunda insana serinlik duygusu verdiği için, çok eski çağlarda bu taşın sonsuz ve erimeyen bir buzdan oluştuğuna inanılırdı. Çoğu kez kuvarsın içinde donmuş bir su damlası bulunması ve taş kırılınca damlacığın eriyip su olması da bu inancı kuvvetlendiren bir etkendi.

Kuvars gücün simgesi olan bir taştır. Kristalize olmuş kuvarsın günümüzde henüz anlaşılmayan bazı gizil güçler taşıdığı kimi uzmanlarca da kabul edilmektedir.

Yabankazı insanları kuvars kristallerinden, yaşamla ilgili her şeyi açık ve berrak bir şekilde kavramayı ve evrenin tüm enerjisini kendi içlerinden geçirip, iletebilme yeteneklerini öğrenebilir. Bu yeteneğin farkına varan Yabankazı insanları, eğer kabiliyetlerini koruyabilirlerse, tıpkı totemleri gibi evrenin sonsuz gücünü kavrayıp, iletecek bir duruma gelirler.

Bu burcun insanlarının dış görünüşü de kuvars gibi donuk ve duygusuzdur. Ama tıpkı totem taşları gibi kendilerine ilgi ve sıcaklık gösteren herkese, aynı sıcaklığı ve enerjiyi yansıtırlar.Yabankazı insanları coşkun ve taşkın değildirler, aşırı duygusallığa kapılmazlar, ama etraflarındaki insanlar için tükenmeyen bir ısı ve ışık kaynağı rolünü üstlenirler.

Yabankazı insanının öğrenmesi gereken en önemli şey, ne türden olursa olsun, belli bir dünya görüşü ve felsefesi içinde taşlaşıp kalmaktan kaçınmaktır. Yoksa aynı kuvars gibi kaskatı kesilerek, sonunda paramparça olabilir.Yabankazı bireyinin bitkiler alemindeki totemi kayın ağacıdır. Kayın çok uzayabilen gövdesiye, görkemli ve güzel bir ağaçtır.

Kayın ağacı bilge Kızılderililer tarafından hayatın hemen hemen her alanında kullanılmıştır.Yabankazı insanlarının da kayın ağacı gibi, görkemli, eski gelenekleri ve unutulmuş bilgelikleri yansıtan bir görünümleri vardır. Bu burcun insanları, enerjilerini özgürce akıtabilirlerse, yaşamın evrensel kaynaklarıyla ilişki kurabilir, eski gelenekler ve bilgelikler hakkında çok faydalı bilgiler edinebilirler.

Yabankazı insanları kendileri hakkında pek çok şeyi totemleri yabankazından öğrenebilirler. Yabankazlarının yaşamına mevsimler ve kar yön verir. Baharda karlar erimeye başladığı zaman, yabankazları sürüler halinde kuzeye, karlık bölgelerdeki yuvalarına dönerler ve ilk kar taneleriyle yeniden geriye gelirler.

Yabankazı insanları da tıpkı totemleri gibi uzun mesafeleri katetmeyi tercih ederler. Ruhsal ya da fiziksel olan uzaklıklar onları korkutmaz. Bu nedenle içsel güçleri çok fazladır. Toprak elementinden Kaplumbağa Kabilesi’nden olmaları nedeniyle, nesnel dünyaya oldukça bağlıdırlar, fakat yine de ruhsal olarak uzaklara gitmeyi, ufukları aşmayı başarırlar.

Yabankazı insanı geleneklerine çok bağlıdır ve her türlü otoriteyi kolaylıkla kabul edebilir. Hatasız davranmak, alışkanlık ve geleneklere uymaya çalışmak, saygı göstermek ve görmek en temel özellikleri arasındadır.Bu burcun insanı için, çocukları çok önemlidir.

Ailesinin düzenini korumak, güvenliğini sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak için elinden geleni yapar. Ama içe kapanık yapısı nedeniyle, gerçek duygularını açıklamakta zorlanabilir.

Yabankazı insanı Ağaçkakanlar ile çok iyi anlaşır. Diğer anlaştığı kişiler ise, kendisi gibi Kaplumbağa Kabilesi’nden olan Kunduz ve Bozayı insanlarıdır. Kurbağa Kabilesi’nden olan Puma ve Yılan insanları da iyi ilişki kurabileceği bireyler arasındadır.

SUSAMURU BURCU

20 Ocak – 18 Şubat

 

    • Sembolik Dönem: Dinlenme ve Arınma
  • Bitki: Tellikavak

 

  • Maden: Gümüş

 

  • Koruyucu Ruhu: Waboose

 

  • Renk: Gümüş

 

  • Kabilesi: Kelebek Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Mersinbalığı

 

Dinlenme ve Arınma Dönemi’nde doğan insanların hayvanlar alemindeki totemi susamuru, bitkiler alemindeki totemi tellkavak ve madenler alemindeki totemi ise, gümüştür.Uğurlu renkleri gümüş rengi ve kabileleri ise Kelebek’tir.Bu burcun insanları madenleri gümüş gibi, herkes tarafından sevilen ve sayılan insanlardır.

Gümüş her biçime girebilen, yumuşaklığı, parlaklığı ve güzelliği ile ilk çağlardan bu yana insanların çok değer verdiği bir madendir.Susamuru insanları da maden totemleri gibi, yakınları ve arkadaşları tarafından beğenilen, sayılan ve sevilen bireylerdir.

Tıpkı gümüş gibi yumuşak huylu ve kolayca her duruma uyum sağlayan bir yapıları vardır. Bu burcun insanı içinde, insanlara duyduğu sevgiden gelen bir pırıltı taşır ve fiziksel yapısı nasıl olursa olsun, bu pırıltı ona güzellik verir.Susamuru’nun gizemli yetenekleri de olduğu söylenir. Sezgileri çok güçlüdür ve dış görünüşünün altında yatan, insanları yüceltebilecek gerçekleri bulup ortaya çıkartmak ister.

Enerjisini iyi kullanabilen Susamuru insanı, içinden ruhsal güçlerin akıp geçtiğini duyacaktır. Ay ile gizemli bir ilişkisi olan bu kişinin, derin bir iç dünyası vardır. Ama genellikle bunu saklamaya çalışır.

Duyguları çok yoğundur, fakat bunu da çevresindekilere hissettirmek istemez. Bazı Susamuru insanları kendi duygusallıklarını entellektüel yanlarıyla örtmek isterler.Bu burcun insanı, derin duygusallığını, çok sayıda aşk ilişkisine girmek için de kullanır.

Duygularının yoğunluğu ve çekici kişiliğinin yardımıyla kolayca kendine karşı cinsi çekebilme yeteneğindedir.Susamuru burcunun bitkiler alemindeki totemi, akkavak olarak da bilinen, tellikavaktır.

Hafif bir yaz rüzgarı tellikavağın yaprakları arasından esip geçtiğinde, küçük çıngıraklar çalıyormuş gibi ses verir.Susamuru insanı da tellikavaktan, kendisine yumuşak ve uyumlu şekilde gelen uyarıları, tıpkı kavağın yaprakları gibi hafif ve tatlı bir ezgiyle çevresine yaymayı öğrenebilir.

Totem, ayrıca tüm rüzgarlara göğüs germeyi ve rüzgar ister alçaktan, ister yüksekten essin, her koşulda kırılmadan esneyebilmeyi de öğretir.Yani Susamuru insanı oldukça esnektir. Enerjisinin her zaman olumlu ve düzenli bir şekilde akmasını sağlamak için, bu özelliğini de korur.Susamurları denizde ve tatlı sularda yaşayan, sevimli, insancıl ve cana yakın canlılardır.

Ortak bir yaşam sürdüren susamurları, çocuklarına çok düşkün, aile düzeni kurabilen, oldukça iştahlı, pek çok ses çıkarabilen hayvanlardır.Bu burcun insanları da susamuru gibi, sevilen ve aranılan bir yaşam arkadaşıdırlar, onlar da totemleri gibi, akıllı, esnek, yardımsever ve iyi yüreklidirler.

Olağanüstü bir konuşma yetenekleri vardır ve diğer alanlarda olduğu gibi, düşünceleri açıklamakta ve sözcükleri kullanmakta da çok ustadırlar.Susamuru insanı, diğer pek çok yönden de susamuruna benzer. Diğer insanlara yaşamda ilerlemeleri ve saygın bir konuma gelebilmeleri için yardımcı olmayı benimsemiştir.

Güçlü sezgileri ve insancıl duyguları, zamanının pek çoğunu diğer insanlara yardımcı olarak geçirmesine nedendir. Yeni insanlar tanımaktan ve onlara da yardımcı olmaktan büyük zevk alır.Bu burcun insanı yumuşak, sevecen ve uysal yapılı olmasına rağmen, karşısındakinin doğru yolu bulması için esaslı bir “darbe”ye ihtiyacı olduğunu düşünürse, bunu sağlamak için darbeyi indirmekte de kaçınmaz.

Enerji akımı düzgün olduğu sürece, hiç bir zaman yalnızca kötülük olsun diye, sert davranışlarda bulunmaz.Kişisel intikam peşinde koşan Susamuru insanına nadiren rastlanır.Susamuru insanı hemen herkesle çok iyi anlaşır ve uyum sağlar.

Özellikle Mersinbalığı bireyleri ile kolayca bütünleşebilir. Kendisi gibi Kelebek Kabilesi’nden olan Geyik ve Karga ile de çok rahat ilişki kurar.Fırtına Kartalı Kabilesi’nden olan Aladoğan ve Wapiti insanları da olumlu birliktelikler kurabileceği kişiler arasındadır

PUMA BURCU

19 Şubat – 20 Mart

 

    • Sembolik Dönem: Büyük Fırtınalar
  • Bitki: Sinirotu

 

  • Maden: Firuze

 

  • Koruyucu Ruhu: Waboose

 

  • Renk: Mavi-Yeşil

 

  • Kabilesi: Kurbağa Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Bozayı

 

Büyük Fırtınalar Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi puma, bitkiler alemindeki totemi sinirotu ve madenler alemindeki totemi ise, firuzedir.Uğurlu renkleri firuze rengi olan, mavi-yeşil ve kabileleri ise Kurbağa’dır.

En eski süs taşlarından birisi olan firuzede bir çok gizemli gücün saklı olduğu söylenir.Gökyüzünün rengini bu taştan aldığına inanılırdı.Firuze taşıyan insanların korunduklarına dair de inançları vardı. Puma burcu insanı da taşı gibi, bir çok olağanüstü güce sahiptir. Bu insanın doğal şifacılık gücü çok gelişmiştir.

Yardımlarıyla yaşamın ve evrenin çeşitli gizemleri çözülebilir. Aynı firuze gibi, Puma insanı da gökyüzü ile bağlantılıdır.Yaşamın pek çok alanında diğer insanların farkedemediği şeyleri görebilir.Ama gerçeği tam olarak yakalayabilmesi için, firuze gibi iyi işlenmiş olması gerekir.Eğer gerekli yaşam deneyimiyle kendini geliştirme ve işleme konusunda sağlam bir isteme sahip olamazsa, bu doğal gücü kendine karşı dönüşür.Puma’nın bitkiler alemindeki totemi sinirotudur.

Sinirotu pek çok çeşidiyle her derde deva bir bitkidir.Şifalı yanıyla Puma insanına benzer.Ama sinirotununun da dikkatli kullanılması ve Puma insanının ruhu gibi iyi işlenmesi gereklidir.Özellikle Puma’ın ayaklardan çektiği problemlere çok iyi gelir.Bu burcun uğur rengi de, firuze taşının rengi olan, turkuvazdır.

Arayış içinde olan, duyguları güçlü, kendisiyle mücadele eden ve melankoliye yatkın bir insan rengidir.Lekesiz saf bir mavi, çıkarsız, sanatsal ve ruhsal duyguların simgesidir.Maviyle yeşilin karışımı, ruhla kişilik, yerle gök arasında denge kurmak için Puma insanına gereklidir.

Puma, maviyle olduğu kadar yeşille de kaynaşması gerektiğini unutmazsa, neşesini korumayı, kendine gerekli dengeyi yitirdiğinde fiziksel ve ruhsal huzuruna yeniden kavuşmayı öğrenebilir.Bu dönemde doğan insanların hayvanlar dünyasındaki totemi pumadır.

Kedigiller arasında en iyi tırmanıcıdır puma.Yuvasını genellikle kayalık bölgelerde, derin oyuklarda ya da sık çalılıklar arasında kurar.Pumanın tiz ve yüksek bir sesi vardır.Ender bağırır ama sesi de korkutucudur. Çok iyi avcı olan puma etle beslenir. Av bulamadığı zaman, daha küçük hayvanlarla yetinir.Bazen bütün bir gün ya da tüm bir gece ağacın ya da kayanın üstünde tüneyerek, avını pençesine düşürünceye kadar bekler.

Pumalar eşleştikleri zaman genellikle dişileri etkin rolü üstlenir.Totemi puma olan insanların bu soylu hayvana benzeyen pek çok özelliği vardır.Puma insanı da sık sık çevresiyle anlaşamadığı duygusuna kapılarak, kendi düşünce ve ruh dünyasının doruklarına çekilir. Çok duyguludur, küçük şeylerden bile incinebilir.

Aynı puma gibi, Puma insanı da kendi içine çekilip, kendisi ve dünya üzerine düşünebileceği bir sığınağa ihtiyaç duyar.Puma gibi iyi bir tırmanıcı olan bu kişi, insan ruhunun yüceliklerine doğru ilerlemek ister. Puma gibi, bu burcun insanı da, ister kişisel yaşamının bir parçası olsun, isterse iş ve arkadaşlık ilişkilerini kapsasın, kendi alanını belirlemek ve dışarı karşı kapatmak eğilimindedir.

Özellikle kendi kişisel duyguları söz konusu olduğunda, Puma son derece suskundur. Kendini iyi hissettiği zaman çevresindekiler onun sohbetinden çok hoşlanır, fakat bu konuşmalar sırasında karşısındaki kişiye iyice güveninceye kadar, kendi gerçek benliğiyle ilgi hiç bir ipucu vermez.

Başkalarının düşüncelerini sezme yeteneğinde olduğu için, diğer insanların hoşlandığı ya da ilgilendiği konuları hızla kavrar ve onlara yardımcı olmak amacıyla bu konulardaki görüş ve düşüncelerini hoş bir ifade ile açıklar.

Puma burcu en iyi Bozayı insanı ile bütünleşir. Kurbağa Kabilesi’nden olan Ağaçkakan ve Yılanlar ile de iyi anlaşır.Kaplumbağa Kabilesi’nden Kunduz ve Yabankazı bireyleri de diğer iyi anlaştığı burçlar arasındadı

KARTAL BURCU

21 Mart – 19 Nisan

 

    • Sembolik Dönem: Ağaçların Çiçeklenmesi
  • Bitki: Yabani Hindiba

 

  • Maden: Ateş Opal

 

  • Koruyucu Ruhu: Wabun

 

  • Renk: Sarı

 

  • Kabilesi: Fırtına Kartalı Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Karga

 

Ağaçların Çiçeklenmesi Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi aladoğan, bitkiler alemindeki totemi yabani hindiba ve madenler alemindeki totemi ise, ateş opal olarak bilinen, yaldızlı opaldir. Uğurlu renkleri, sarı ve kabileleri ise Fırtına Kartalı’dır.

Opal eskiden beri umut sembolü olarak kullanılır ve üstünde bu taşı taşıyan insanların görünmez olacağına inanılırdı. Opal yüzyıllar boyunca soyluluğun simgesi olarak kabul edilmiştir. Ama bir dönemde de uğursuz olduğu inancı yaygınlaşmıştır.

Aladoğan insanına, taşı gibi, sözcüğün somut ya da soyut anlamıyla sıcak ve sürekli bir gerilimin olduğu yerlerde rastlanabilir. Bu burcun insanı sıcağı ve Güneş’i sever. Yoğun hareket olan yerlerden, ruhsal, fiziksel ve duygusal enerjilerinin zorlanmasından hoşlanır.

Taşı gibi Aladoğan insanı da gözeneklidir; yanlış düşüncelee kapıldığı ya da yanlış bağlantı kurduğu zaman hızla üzülüp, dertlenir. Çok açık yürekli bir insandır, her yeni düşünce ve görüşü benimseyip eyleme geçmeye hazırdır. Bazen sonradan kendisi için zararlı olabilecek işlere de karışabilir. Eğer yanlış ortamda ve gerilim altında kalırsa, aynı taşı gibi çatlar, kendisine ateş ve pırıltı veren yaşam gücünü yitirebilir.

Aladoğan insanı taşı opal gibi, ya durmaksızın etrafına ateşli bir enerji yayar, ya da içindeki ateşin parladığı zamanlarda şimşek gibi çakar. Kişisel duygularının bir simgesi gibi olan Ay ile ilişkileri, işini biraz zorlaştırsa da, enerjisini kullanmayı öğrenmek için buna gereksinimi vardır. Bu burcun insanının ateşi, genellikle diğer insanlardan daha güçlü ve yoğun olan duygu dünyasından gelir. Ama açıklığı, berraklığı sevdiği için, kendinde ve başka kişilerdeki karmaşık duygular onu korkutur. Bitkiler dünyasındaki totemi yabani hindiba, hemen her yerde yetişen ve insanlar tarafından köküyle sökülüp alınan bir bitkidir.

Aladoğan insanı da daldan dala atladığı için, yabani hindiba gibi her yerde belirmek huyundadır. Bu burcun insanının enerjileri ile nasıl başdeceklerini bilmeyen ve bu kişilerin severek çalıştıkları alanlarda ne kadar yararlı olacaklarını göremeyenler, onların bu huyundan rahatsız olabilirler.

Tükenmez enerjisi, bu enerjiyi yönlendirip kullanmayı bilen kişilerin elinde çok yararlı bir güce dönüşebilir. Bu insan, kendisini anlayan ve ona zaman ayıranlar için gerçek bir hazine gibidir. Hayvanlar alemindeki totemi aladoğan, hızla hareket eden, yırtıcı ve aslında tüm diğer kuşlardan farklı bir uçucudur.

Yuvasını genellikle yüksek ağaçların ya da yüksek kayalıkların tepesine kurar. Gökyüzünde şaşılacak kadar uzun süre kalabilen bu kuşun, kuyruğuyla bedeni arasında ilginç bir açı oluşur. Bu dönemde dünyaya gelen kişiler, aladoğanlar gibi, görkemli insanlardır.

Her zaman fiziksel değilse bile, ruhsal bir görkemleri vardır ve kanatlarını geniş bir açıyla açabilirler. Bu burcun insanı sürekli olarak yeni işlerin, yeni projelerin, yeni düşünce akımlarının peşinde koşan usta bir avcıdır. Totemi aladoğan gibi, aydınlık ve karanlık dönemler geçirir. Aydınlık dönemlerinde neşelidir, karşılaştığı her şeye açıktır.

Karanlık devrelerde ise, yalnızlığına çekilir. Yaşamın kendisine neden böyle çarpık göründüğünü bulmaya çalışır. Aladoğan insanı genellikle korkusuzdur. Dünyanın “çıngıraklı yılanı” olarak gördüğü kimselere karşı, kendi güvenliğini hiç düşünmeden harekete geçmeye hazırdır. İkiyüzlü ya da haksız bulduğu insanlara karşı pek sabırlı olamaz.

Karşısındaki istese de istemese de, düşüncelerini yüzüne karşı dosdoğru söyler. Aladoğan burcu doğuştan arkadaş canlısı ve iyi geçinilen bir insan olduğu için, hemen herkesle çok kolay anlaşabilir. Ancak kendisi gibi Fırtına Kartalı Kabilesi’nden Mersinbalığı ve Wapiti ile çok çabuk dostluk kurabilir. Kelebek Kabilesi’nden Geyik, Karga ve Susamuru ile de rahatlıkla anlaşır. Kişisel bütünleşme için Karga ideal eşidir.

KUNDUZ BURCU

20 Nisan – 20 Mayıs

 

    • Sembolik Dönem: Kurbağaların Dönüşü
  • Bitki: Mavi Kamas Çiçeği

 

  • Maden: Krisokol

 

  • Koruyucu Ruhu: Wabun

 

  • Renk: Mavi

 

  • Kabilesi: Kaplumbağa Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Yılan

 

Kurbağaların Dönüşü Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi kunduz, bitkiler alemindeki totemi mavi kamas çiçeği ve madenler alemindeki totemi ise, krisokoldur. Uğurlu renkleri, mavi ve kabileleri ise Kaplumbağa’dır. Krisokol firuzeye benzeyen, mavi-yeşil renkte, fakat daha saydam bir taştır. Üstünde taşıyan insanın bedenini, yüreğini ve ruhunu arındırdığı söylenir.

Yeryüzü ve gökyüzü güçlerini birleştirdiğine inanılır. Kunduz insanları maden totemlerinden yeryüzü ve gökyüzü güçlerini birleştirmeyi öğrenebilirler. Kaplumbağa Kabilesi’nden oldukları için toprağa çok, hatta biraz fazla bağlıdırlar. Yalnızca toprağa yönelerek, gökyüzündeki bilgileri gözardı ederlerse, benliklerini kaybedebilirler.

Taşı gibi Kunduz da çok şanslı bir insan gibi görünür. Ama aslında bu şans sıkı bir çalışma ve doğru zamanda doğru yerde bulunabilme sezgisinden doğmuş bir şanstır. Kunduz, karakterini değiştirecek önemli ve büyük bir olay ortaya çıkmazsa, kişiliğini ve yaşamını değiştirmekte oldukça zorlanır. Dengeli bir insandır ve doğal dengesini koruyabildiği sürece, kendini rahat ve iyi hisseder.

Gönüllü olarak zor bir işe kalkışan Kunduz’a zor rastlanır. Eğer bu tür bir sorumluluğun altına girerse, ya da yaşamında radikal bir değişikliğe giderse, bunu da son derece sistematik bir şekilde yapar. Değişikliğe dirençli yapısı, çok sağlam ve güvenilir dostluklar kurabilmesini sağlar. Aynı krisokol gibi, yakınlaştığı kişilere ve nesnelere saf bir soluk katar.

Kunduz’un bitkiler dünyasındaki totemi, yalnızca Kuzey Amerika’da bulunan mavi kamas çiçeğidir. Bu çiçek pek çok Kızılderili kabilesinin temel besin maddesi olarak kullanılmıştır. Hem çok güzel bir çiçektir, hem de yumru kökü, son derece dengeli bir besin kaynağıdır.

Kunduz bireyi de bitki totemi gibi, yaptığı işin hem güzel hem de yararlı olmasına çalışır. Bu burcun insanları totemleri gibi, yakınlık kurdukları insanları ve nesneleri dengelerler. Kendi kökleri çok derinlere uzandığı için, insanlara ve projelere sağlam bir dayanak oluştururlar.

Mavi kamasın yumruları gibi, onlar da enerji akımlarının dengesini korudukları sürece, herkese yaşam gücü ve tadı verirler. Kunduz’un rengi kamasın pırıl pırıl mavisi ya da krisokolün derin mavisidir. Bu burcun insanı için mavi, içten gelen bir barış özlemini, mutluluktan kaynaklanan fiziksel ve ruhsal honutluğu, huzuru simgeler.

Hayvvanlar alemindeki totemi de kunduz olan bu burcun insanı, aynı kunduz gibi, diğer insanların rahatı, huzuru ve güvenliği için doğayı çarpıcı bir şekilde değiştiren güce sahiptir.

Kunduzların büyük bir ustalıkla çamur ve yapraklarla sıkıştırdıkları ağaçlarla inşa ettikleri setler ve bentler, suların korunmasını sağladığı gibi, balıklar ve bitkiler için de yeni yaşam alanları açarlar. Genellikle sessiz hayvanlardır.

Tehlike sırasında geniş kuyruklarını suya çarparak, birbirlerine haber verirler. Kunduzlar eşleştiklerinde bu beraberlik bir ömür boyu sürer ve beşer kişilik aileler şeklinde yaşarlar. İyi ebeveyn olan bu hayvan, yavrularını iki yıl boyunca gözetir.

Kunduz insanları da aynı hayvan totemleri gibi, rahatları, huzurları ve güvenlikleri için çevrelerini ghüçlü bir şekilde düzenlerler. Bu değişimler, kimi zaman duygusal, kimi zaman ruhsal, bazen de fiziksel olabilir.

Kunduzlar gibi, onlar da bu değişiklikleri yavaş, dikkatli, sürekli ve yaratıcı bir biçimde gerçekleştirirler.

Güven duymadığı bir ortamda bulunan Kunduz insanı, başlangıçta suskun kalmayı tercih eder. Ancak ortama alıştıktan sonra, görüşlerini açıklamaktan çekinmez. Kunduz insanları Yılan bireyleriyle mükemmel bir bütünleşme yaşar.

Kunduz kendisi gibi Kaplumbağa Kabilesi’nden Yabankazı ve Bozayı insanları ile çok çabuk dostluk kurabilir. Kurbağa Kabilesi’nden Puma ve Ağaçkakan ile de son derece iyi an

GEYİK BURCU

21 Mayıs – 20 Haziran

 

    • Sembolik Dönem: Mısır Ekimi
  • Bitki: Civan Perçemi Çiçeği

 

  • Maden: Yosunlu Akik

 

  • Koruyucu Ruhu: Wabun

 

  • Renk: Beyaz ve Yeşil

 

  • Kabilesi: Kelebek Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Wapiti

 

Mısır Ekimi Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi geyik, bitkiler alemindeki totemi civan perçemi çiçeği ve madenler alemindeki totemi ise, yosunlu akikdir. Uğurlu renkleri, beyaz ve yeşil, kabileleri ise Kelebek’dir.

Yosunlu akik, sarkaç olarak bedensel sağlık kontrollerinde kullanılırdı. Bu taş aynı zamanda şifa da veren bir özelliğe sahiptir. Taşın içinde ince bir bitki görüntüsü olduğu için, maden ve bitki dünyalarını birleştirdiği ve onu taşıyanların her iki alemi de daha iyi kavrayacağına inanılırdı. Geyik insanı kullanmayı ve geliştirmeyi öğrenirse, taşı gibi iyileştirici güçlere sahiptir.

Bu totemin insanı yoğun çalışmaya istekliyse, her alanda olağanüstü beceri gösterebilir. Taşı gibi, çevresindeki insanların gözünü ve gönlünü okşayan bir etkiye sahiptir. Çevresindeki her şeyin güzellik taşımasını ister. Bu totemin insanları, taşları gibi bitki ve maden dünyasıyla ruhsal bağlantı kurabilirler. Hem madenlere hem bitkilere yakınlık duyar ve sembolleri uygun şekilde birleştirebilir.

Geyik burcunun bitki totemi olan civan perçemi, güzel görünüşlü, yararlı, çok kullanışlı ve verimli bir bitkidir. Bu ot, yorgunluğa ve hazımsızlığa çok iyi gelir ve aynı zamanda sinirleri güçlendirir. İdrar söktürücü olarak da kullanılabilen bu bitki, sayısız derdin şifasıdır.

Geyik burcunun insanları da, civanperçemi gibi çok yönlü, yararlı ve yaşadıkları dünyaya neşe, güzellik saçmak isteyen kişilerdir. Çok yönlü ve hareketli çalışma tempolarına rahatlıkla uyum sağlar. Genellikle çevrelerini güçlendirici ve destekleyici bir enerjileri vardır. İnsanları kolaylıkla kendine çeker ve birlikte olduklarında onlara yardımcı olmaya çalışır. Dürüst, içten ilgili, geniş kapsamlı bilgileriyle herkese çözüm bulmaya çalışır.

Geyik burcu tam anlamıyla bir insan dostudur ve sorun ne kadar büyük olursa olsun, arkadaşını avutarak, yeniden yüreklendirmek için büyük çaba harcar. Geyik insanının rengi beyaz ve yeşildir. Beyaz, her olanağa ve değişime açık olan boşluğun ve henüz biçimlenmemiş şeylerin rengidir. Aynı beyaz gibi, Geyik insanı da içinde sayısız potansiyel taşır.

Yeşil ise, doğanın iyileşme ve yenilenmesini ifade der. Bu yeşil bazen kendini beğenmiş ve her zaman haklı çıkmak isteğinin de ifadesi olabilir. Bu dönemde doğan insanların hayvan totemi geyiktir.

Geyikler çiftleşme dönemi dışında, sürüler ya da küçük gruplar halinde yaşar. Çiftleşme döneminde erkekler kendi başlarına hareket eder. Bir harem kurmak yerine, dişiden dişiye gezinir ve o sırada birlikte oldukları dişiyi korumaya özen gösterirler. Kimi zaman da bu nedenle çetin kavgalara girişirler.

Geyik insanı da totemi gibi, duyarlı, çekici, hareketli ve uyanıktır. Doğuştan gelen sezgileriyle, çevresindeki insanların duygularını kolayca anlar. Kendi iç dünyası çok değişken olduğu için, başkalarının yeni yeni yaşadığı duygu karmaşalarını o daha önceden yaşayıp, deneyim kazanmıştır. Bu nedenle kimi zaman insanları dinlerken, dikkatini toplamakta zorluk çeker, çünkü anlatılanlarla düşünceleri oradan oraya sıçramaya başlar ve aklından geçeni söylemeden edemez.

Geyik burcunun üyeleri, çevrelerinin her zaman güzelliklerle dolu olmasını ister. Güzel manzaralı yerlerde bulunmak, iyi ve konforlu bir eve sahip olmak önemlidir. Ancak güzelliğin yalnızca dış görünüşte değil, özde olduğunu da bilecek kadar duygulu ve sezgilidir.

Akıllı, araştırıcı ve yaratıcı bir insan olduğu için, gerek fiziksel, gerekse ruhsal alanda günlük, sıradan şeylerden bile büyük güzellikler yaratabilir. Bu burcun insanı her burçtan insanla kolayca anlaşabilir.

Kendisi gibi Kelebek Kabilesi’nden olan Karga ve Susamuru ve Fırtına Kabilesi’nden Aladoğan ve Mersinbalığı bireyleri en iyi iletişim ve ilişki kurduğu insanlar arasında başı çeker. Fırtına Kabilesi’nin diğer bir üyesi olan Wapiti bireyleriyle ise, mükemmel bir bütünleşme yaşar.

AĞAÇKAKAN BURCU

21 Haziran – 22 Temmuz

 

    • Sembolik Dönem: Bol Güneşli Günler
  • Bitki: Yabangülü

 

  • Maden: Kırmızı Akik

 

  • Koruyucu Ruhu: Shawnodese

 

  • Renk: Pembe

 

  • Kabilesi: Kurbağa Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Yabankazı

 

Bol Güneşli Günler Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi ağaçkakan, bitkiler alemindeki totemi yabangülü ve madenler alemindeki totemi ise, kırmızı akikdir. Uğurlu rengi, pembe, kabileleri ise Kurbağa’dır.

Çağlar boyunca süs taşı olarak kullanılan, kırmızı akikin rengi nedeniyle kanla bağlantısı olduğu düşünülür ve kanamaları durduracağına inanılırdı. Kanayan yerin üzeride ince sırıma bağlanmış bir akik taşı sallandırılır ve kanı durudurarak, yarayı iyileştirmesi için dua edilirdi.

Rengi ve bu özellikleri nedeniyle, insan yüreğiyle de bir bağlantısı olduğuna inanılır.Ağaçkakan insanı da taşı gibi, çevresini ve özellikle evini süsleyip, döşemek ister. Rahat ve bakımlı bir yuvası olması, bu burcun insanı için çok önemlidir.

Evcil yaradılışlı olan Ağaçkakanlar, taşı gibi yeni düşünce ve duygulardan çabuk etkilenirler, ancak değişiklik gerçekleştikten sonra, karar verdikleri bu yeni duruma sarsılmaz bir şekilde sıkı sıkı sarılırlar.

Ağaçkakan yaşamında yenilik yapmadan önce, uzun uzun düşünür, tartar ve tasarlar.Zor durumlarda insanın yanında bir Ağaçkakan bulunması çok iyidir, çünkü sezgi gücüyle zorluğun ana nedenini hemen bulur ve dikkatli bir şekilde yardımcı olarak, kendini yeniden toparlamasını sağlar. Bu insan yüreğinden gelen sese göre davranır. Eğer, aşık olup severse, karşısından olumsuz bir tepki almadığı sürece, sağlam temelli ve kalıcı bir ilişki yaşamaya çalışır.

Ebeveyn olarak da dünyanın en sevgi dolu, en iyi kalpli ana-babasıdır.Ağaçkakan’ın bitki totemi yabangülüdür. Yabangülünün meyvesi, vitamin zengini, pek çok hastalığa iyi gelen kuşburnudur. Bedensel ve ruhsal ferahlık sağlar.Ağaçkakan insanı da yaşam enerjisi düzgün aktığı sürece, bitki toteminden hangi olanaklara sahip olduğunu öğrenebilir.

Güller gibi, o da güzel bir insan olabilir ve diğer insanları etkileyebilir. Ağaçkakan’da vahşi bir yan vardır. doğal ortamında bulunduğu zaman çok çekicidir.

Gençlik çağlarında vahşi güzelliğiyle çevresine mutluluk saçar ve yaprakları solmaya başladığı zaman güzelliğin yerini olgunluğun getirdiği bilgelik alır. Ağaçkakan, kuşburnu gibi, ruhsal ve duygusal zenginliğini yansıtan dış görünüşüyle, toplum içinde sevilen ve aranılan bir insandır. Ağaçkakan’ın rengi pembedir.

Bu henüz olgunlaşmamış bir pembe ya da evrensel aşkın pembesi olabilir, rengin türü, o insanın gelişim seviyesine de bağlıdır. Yaşamdaki amacını ve yönünü saptamış olan Ağaçkakanlar, duygu ve duyarlılıklarını tüm insanlara yararlı olacak biçimde kullanabilir.Bu burcun hayvan totemi de ağaçkakandır. Güçlü bir uçuşa sahip bu kuş, hedefine yönelmeyi iyi bilir. Yuvasını ağaç gövdelerine, kabak biçiminde bir oyuk açarak yapar.

Kızılderililer için ağaçkakan cesaretin simgesidir. Bu burcun insanı içinde yatan gizli yetenekleri, dengeli bir ortamda ve durumda olduğu zaman rahatlıkla görebilir. Gerçeğin düzlemini yaratmak ve altındakileri başka gözle algılayabilmek gibi bir yeteneği de vardır.

Bu yeteneği sayesinde, olayların içyüzünü kolayca kavrayarak, doğru olanı seçer. Bir çok Ağaçkakan insanı, kendisini nasıl bir gücün koruduğunu, doğru kararları nasıl aldığını farketmez ve çevresine de açıklayamaz.İnsanlar arası ilişkiler bu burcun bireylerinin yaşamında çok büyük ve önemli bir yer tutar. Enerjisinin büyük bölümünü, diğer insanlarla düzenli, iyi ilişkiler kurmak ve bunları sürdürmek için harcar.

Genellikle uyum sağladığı bir grup bulur ya da hoşlandığı, doğru bulduğu bir topluluğa katılır.Ağaçkakan insanının kendisi gibi Kurbağa Kabilesi’nden olan Puma ve Yılan insanlarının yanında, Kaplumbağa Kabilesi’nden Bozayı ve Kunduz bireyleri en iyi iletişim ve ilişki kurduğu insanlar arasında başı çeker. Fırtına Kabilesi’nin diğer bir üyesi olan Yabankazı bireyleriyle ise, mükemmel bir bütünleşme yaşar.

MERSİN BALIĞI BURCU

23 Temmuz – 22 Ağustos

 

    • Sembolik Dönem: Böğürtlenlerin Olgunlaşması
  • Bitki: Ahududu

 

  • Maden: Gröna ve Demir

 

  • Koruyucu Ruhu: Shawnodese

 

  • Renk: Kırmızı

 

  • Kabilesi: Fırtına Kartalı Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Susamuru

 

Böğürtlenlerin Olgunlaşması Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi mersinbalığı, bitkiler alemindeki totemi ahududu ve madenler alemindeki totemi ise, demir ve grönadır. Uğurlu rengi kırmızı, kabileleri ise Fırtına Kartalı’dır.Kırmızı renkli sert bir taş olan gröna yıllar boyunca değerli bir süs taşı olarak kullanılmıştır.

Grönanın yürek ve kanla ilişkisi olduğuna inanılır. Eskiden gröna parçacıklarından yapılmış bir muska taşımanın, kalp rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılırdı.

Mersinbalığı’nın madenler alemindeki ikinci totemi ise, demirdir.Demir, insanlığı teknoloji çağına taşıyan ve çok farklı alanlarda fayda sağlayan bir madendir. Günlük yaşamda demir kaçınılmaz bir unsurdur.Mersinbalığı insanı da madeni gibi çeşitli ve değişik görünümlerde olabilir, ama kolayca farkedilen bazı ortak özellikleri vardır. Bu insan gröna gibi, iyi yürekli, duyarlı bir kişi olarak dikkati çeker.Eğer yüreğinde taşıdığı iyi ve dostça duygulara kulak verirse, dengeli ve mutlu bir insan olur.Yüreğinin sesine uyduğu sürece, sezgili ve keskin görüşlüdür.

Bazen açıkça ortaya çıkan, bazen de gizliden gizliye süren, ileriyi görme ve sezme yeteneği vardır.Bu yetenekle kendini ve dostlarını bekleyen tehlikeleri önceden görebilir.Mersinbalığı burcundan olan kişi, keskin görüşü ve duyumsama yeteneğiyle öylesine sözler söyler ki, söyledikleri, dostlarının ya da düşmanlarının ta yüreğine işler.

Bu burcun insanı iyi bir dost olduğu kadar, korkulacak bir düşman da olabilir.Aldatıldığına inanırsa, bütün gücüyle harekete geçer ve gerçekten çok yıkıcı olabilir.

İç dengesi yerinde değilse, kendi gücüne karşı dikkatli olması gerekir. Bu güç beklenmedik, hesapsız bir biçimde ortaya çıkabilir ve yarattığı patlamalarla, herkesin canını yakabilir. Bu insanın demir toteminden gelen belli bir sertliği, aynı zamanda yaşamda kazandığı deneyimlerle de sertleşebilme eğilimi vardır.

Bu nedenle yaşadığı ilişkileri yürek ve kanla bağlantılarını güçlendirir.Karşılaştığı insanlarda ve işlerde zaman zaman sıçramalı değişimler yaratmasına neden olur.

Mersinbalığı’nın bitkiler dünyasındaki totemi çilekgillerden, ahudududur.Pek çok hastalığa şifa olan ahududu, lezzeti, rengi ve biçimiyle de pek hoş bir meyvedir.Mersinbalığı insanının topluluk içinde göze çarpma ve sevilen kişi olabilme özellikleri bitki toteminin etkisiyle daha da güçlenir.Diğer insanlar onda gördükleri neşeli ve zevkli hava nedeniyle, daha yakınlaşmak isterler, ancak bu burcun insanı her zaman göründüğü gibi de olmayabilir.

Mersinbalığı’nın çevreye yaydığı izlenimler, dış görünüşünün altında gizlenen bambaşkadır.Bu burcun hayvanlar alemindeki totemi, uzun ömürlü mersinbalığıdır.Bu balık, bulunduğu alanda egemenlik kurmak isteyen, tatlı ve tuzlu sularda yaşayabilen bir canlıdır.Mersinbalığı insanı da bulunduğu her alanda egemenlik kurmak ister.

Doğal gücüyle bunu zorlanmadan başarır.Sanki önder olarak dünyaya gelmiştir ve enerjisi düzenli aktığı sürece, haksever, iyi niyetli bir yönetici olabilir.Sezgileri ve ileriyi görebilme yeteneğiyle, başkalarının sorunlarını önceden kavrayıp, çözümlemek için elinden geleni yapar.İçinde kaynayan güçler sayesinde her zaman etkin ve üstün bir durumda olmayı başarır.

Yaşamla uyum sağladığı sürece, içinde tükenmez bir güç kaynağı ve ruhsal derinlik yatar.Ancak başka insanlar üzerinde egemenlik kurmaktan zevk alan kötü bir yönü olduğunu da unutmamak gerekir.Mersinbalığı insanı ruh sağlığını koruyabildiği zaman, bu tür problemlerden de kendini kolaylıkla uzaklaştırır.

Mersinbalığı insanı, Susamuru burcundan olanlarla mükemmel bir bütünleşme sağlayabilir.En iyi anlaştığı diğer burçlar arasında kendi kabilesinden olan Aladoğan ve Wapitiler vardır.Diğer yandan Kelebek Kabilesi’nden Karga ve Geyik ile de ilişkileri gelişime açıktır.

AYI BURCU

23 Ağustos – 22 Eylül

 

    • Sembolik Dönem: Hasat
  • Bitki: Menekşe

 

  • Maden: Ametist

 

  • Koruyucu Ruhu: Mudjekeewis

 

  • Renk: Shawnodese

 

  • Kabilesi: Erguvan

 

  • Uygun Eş: Kaplumabağa Kabilesi

 

Hasat Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi bozayı, bitkiler alemindeki totemi menekşe ve madenler alemindeki totemi ise, ametisttir. Uğurlu rengi erguvan, kabileleri ise Kaplumbağa’dır.

Ametist, insan mantığının, adaletin ve cesaretin simgesi olarak görülür. Taşıyanın her türlü kötü büyüden, yıldırımdan, çığdan ve zehirlenmelerden korunacağı söylenir. Ametist fiziksel ve ruhsal dünya arasında bağ kurmak için de kullanılmıştır. Bu değerli taş, genellikle sağlam bir mantığa, adalet duygusuna ve büyük bir yaşam cesaretine sahip olan, Bozayı insanına çok uygundur. Bu burcun insanlarının zekası çok keskindir.

Günlük yaşamında bilinçli ve zekice kararlar alır. Bu kararların doğruluğu herkesece onaylanır. Doğru ve sistemli düşünme ve davranabilme yetenekleriyle, değerli bir dost ve iş arkadaşı olan bu kişi, sevdiği ortamda bulunduğu zaman çok rahat eder. Bozayı insanı, taşı ametist gibi, kendisini de arkadaşlarını da alkolizm, kötümserlik gibi aşırılıklardan koruyabilir.

Mantıklı ve rasyonel düşündüğü için, kötümserliğin insanın kendi yarattığı ve isterse, denetim altına alabileceği bir bakış olduğunu kavramıştır. Bu burcun insanının iç uyumu yerindeyse, taşı gibi başkalarının ruhsal dengesini bulmasına, iç ve dış güçlerinin uyum sağlamasına yardımcı olur. Genellikle güzel konuşmasıyla diğer insanlara, kişisel yaşamdaki uyumun önemini kavratabilir.

Soğukkanlı, gerçekçi bir insan olduğu, düşüncelerini kesin, düzgün bir biçimde ortaya koyabildiği için, öğretmen ya da yönetici olabilir. Bu burcun rengi erguvandır. Bu renk insanın evrenin yaşamsal ve yaratıcı güçlerini kavramaya götürebilen inancın, ruhsal acı ve aydınlanmanın rengidir.

Hem deneyden geçmiş bir idealizmi, hem de ruhsal alanı simgeler. Daha açık tonlarında insan sevgisini ve insanların nesnelerin ruhunu kavramaları için bazı törensel yaklaşımların da gerekliliğini gösterir. Bozayı’nın bitki totetmi, insan yüreğinin ince titreyişine benzetilen, zarif bir orman çiçeği olan menekşedir.

Menekşe, insan gövdesinde kılcal damarların ve lenf yollarının ulaşabildiği en derin noktalara sızabilme ve buradaki zehirli maddeleri, çözüp atabilme özelliğindedir. Bozayı insanı çevresine menekşe gibi, serin bir hava yayar, bu yalnızca menekşe gibi duyarlı olan iç dünyasını gizlemeye yarayan bir görüntüdür. Bu insan çok yoğun duygulara sahiptir, ancak duygularını sözler yerine, sevdiği kişinin yaşamını daha iyi geliştirmesine yardım ederek gösterir.

Menekşe gibi, Bozayı da çözücü, söktürü ve antiseptik bir etkiye sahiptir. Sıkı iş disiplini ve görev sorumluluğu taşır. Herkesin de kendisi gibi davranmasını bekler. Nerede olursa olsun, disiplini, kuralları kabul etmeyen insanları, temizleyip, sistemin içinden atar.

Bozayı da menekşe gibi, insanların düşünce dünyalarının gizli derinliklerine sızabilme yeteneğine sahiptir. Bozayı’dan hemen hiç bir şeyin saklanması mümkün değildir. Yalanı hemen anlar ve sık sık aldatıldığını anlarsa, saygısını tamamen yitirir. Bu tür durumlarda kendisinden beklenmeyecek kadar öfkeli bir davranış biçimi de geliştirebilir. Bu burcun hayvanlar alemindeki totemi bozayıdır. Ayılar genellikle mağaralarda, yıkık ağaçaların kuytusunda ve çağlayanaların arkasındaki oyuklarda aileler olarak yaşarlar.

Bozayılar sakıngan ve çekingendir. Ama meraklıdırlar da. Rahat, geniş ve zevkli bir yaşam sürerler. Zaman zaman yuvalarını taşırlar. Bozayı insanları da ayılar gibi, yuva olarak tek bir yere bağlanmaz, buldukları her yerde rahatça yaşayabilirler. Hiç rahatsızlık duymadan uzun süre susabilirler. Kendisine ilginç gelen ya da heyecanlandıran bir şey olursa, şaşılacak bir konuşkanlıkla dile getirir.

Bozayı insanı, kendisi gibi Kaplumbağa Kabilesi’nden olan Yabankazı ve Kunduz bireylerinin yanında, Kurbağa Kabilesi’nden Ağaçkakan, Yılan ve Pumalar ile çok iyi anlaşır. Puma ile olan beraberliğinde gerçek ve mükemmel bir bütünleşme yaşayabilir

KARGA BURCU

23 Eylül – 23 Ekim

 

    • Sembolik Dönem: Yaban Ördekleri
  • Bitki: Sığırkuyruğu Çiçeği

 

  • Maden: Jasper

 

  • Koruyucu Ruhu: Mudjekeewis

 

  • Renk: Kahverengi

 

  • Kabilesi: Kelebek Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Aladoğan

 

Yaban Ördekleri Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar dünyasındaki totemi karga, bitkiler alemindeki totemi sığırkuyruğu çiçeği ve madenler alemindeki totemi ise, jasperdir. Uğurlu rengi kahverengi, kabileleri ise Kelebek’dir. Kantaşı olarak bilinen jasper, uğur olarak da kullanılmıştır.

Eski çağlarda bu taşın Güneş’in ısısını yansıttığına inanılmıştır. Pek çok gizemli özelliği olduğuna inanılan jasper, görünmezlik ve uzun, güvenli yaşam kaynağı olarak da kabul edilmiştir. Jasperin sahibine bereket getirdiği ve bu taşlarda ham toprak enerjisi bulunduğu, hem de bu enerjiyi çektiği inancı yaygındır.

Karga insanı da jasper gibi, eğer iç dengesi yerindeyse, değişik mistik özelliklere sahip olabilir. Dengeli bir Karga insanı, jasper gibi aranılan ve sevilen, candan bir kişidir. Güneş enerjisini özümseme ve çevresine yansıtma gücüne de sahiptir. Bu burcun insanı, yararlansa da yararlanmasa da, kantaşı gibi psişik güçler taşır. Bazen henüz iç dengesine kavuşmadan bu gücü elde edebilir. Böyle bir durumda Karga, başkalarının yaşamlarını etkileme gücünde olduğunu anlar ve bunu kişisel amaçları için kötüye kullanabilir.

İç dengesine kavuşan Karga ise, güçleri sadece kollektif yarar sağlamak için kullanmaya eğilimlidir. Uğur rengi olan kahverengi, yaz boyunca süren gelişme döneminde bütün varlıklara güç veren, şimdi yaklaşan dinlenme ve arınma dönemine hazırlanan sonbahar toprağını sembolize eder. Bu renk insanların toprağın ve soyut dünyanın güçlerini kendi benliklerinde birleştirmelerine yardımcıdır.

Kök salmanın ve bu dünyada kararlı bir biçimde davranırken, öte yana geçerek daha yücelere ulaşmaya hazırlığın rengidir. Bu burcun bitki totemi olan sığırkuyruğu çiçeği çok yönlü ve şifalı bir bitkidir. Akciğer ve kalp hastalıklarında büyük faydaları vardır. Bitki totemine bakarak, Karga insanı çok yönlü ve yararlı yeteneklerini, her zaman hareketli olma ve kendini değiştirme özelliklerini öğrenebilir.

Karga da bu bitkiningörünümüne benzer, bazen sert, yün gibi dalayıcı, bazen de kadife gibi, yumuşak olabilir. Eğer hırçın günündeyse, onunla geçinmek çok zordur, hem kendine, hem de başkalarına büyük acılar verebilir ve duygusal yaraları iyileştirmek için çok dikkat etmek gerekir. Karga insanı da bitkisi gibi, çevresindeki insanların çeşitli dertlerine devadır. Hastalan kişiyle öylesine yakın bir şekilde ilgilenir ve bakar ki, hasta ayağa kalkabilmek için ihtiyaç duyduğu desteği bulmuş olur.

Açık yürekli, inandırıcı sözleri, insana yeryüzündeki tüm sorunların ortadan silindiği duygusunu verir. Bu burcun hayvanlar dünyasındaki totemi de kargadır. Bazen çok saldırgan olabilen kargalar, genellikle temkinli ve çekingendir. Bilinçli ve akıllı bir kuş olan karga, bir istiridye ya da cevizi, havadan atıp kırarak, içindekini yer.

Kızılderililer için karga, insanla doğa arasındaki dengenin simgesidir. Kargalar gibi bu burcun insanının da, havada süzülmek ve uygun yere konarak, toprağın olumlu enerjilerini özümsemek gibi yetenekleri vardır. Bu insan hem dünya sorunlarında, hem de ruhsal alanlarda çok rahattır. Cesaretle, uzun süre yükseklerde uçabilmesdi, iç dengesinin durumuna bağlıdır.

Bu denge Karga için bütün burçlardan daha önemlidir. Çünkü o da, aynı karga gibi, havada çok ani ve beklenmedik manevralar yaparak, yön değiştirebilir. Eğer dengesiz ve kararsızsa, sağa sola kanat çırpması, çevresinde büyük karışıklıklara neden olabilir.

Karga aynı zamanda çelişkinin de simgesidir. Her şeyin iyi ve kötü yanını aynı anda görebilmek, ama seçim yapmanın zorluğunu yaşamak tipik Karga karakterisikleridir. Karga insanı, Kelebek Kabilesi’nden olan Susamuru ve Geyik insanlarıyla çok iyi anlaşır.

Fırtına Kartalı Kabilesi’nden olan Mersinbalığı ve Wapiti biryeleri de rahatça ilişki kurabildikleri arasındadır. Fırtına Kartalı Kabilesi’nin kanatlı temsilcisi Aladoğan ile mükemmel bir bütünleşme yaşar.

YILAN BURCU

24 Ekim – 21 Kasım

 

    • Sembolik Dönem: İlk Soğuklar
  • Bitki: Devedikeni

 

  • Maden: Bakır ve Malakit

 

  • Koruyucu Ruhu: Mudjekeewis

 

  • Renk: Turuncu

 

  • Kabilesi: Kurbağa Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Kunduz

 

İlk Soğuklar Döneminde dünyaya gelen insanların hayvanlar dünyasındaki totemi yılan, bitkiler alemindeki totemi devedikeni ve madenler alemindeki totemi ise, bakır ve malakittir. Uğurlu rengi turuncu, kabileleri ise Kurbağadır. İnsanlar bakırı işlemeye başladıklarından bu yana çeşitli aletlerin ve süs eşyalarının yapımında kullanmışlardır.

Antik çağlarda, bakırın insan ruhunu ve kanını arındırdığına inanılırdı. Yılanların süs taşı olan malakit ise, özel güçler taşıyan ve insanın ruhsal sesler duymasına yardımcı olan bir taş olarak bilinirdi. Malakitin her türlü enerjiyi, özellikle psişik enerjiyi özümseme gücünü arttırdığı söylenirdi.

Yılan insanı da bakır gibi, bulunduğu ortamda değişim yaratma özelliğine sahiptir. Kendisi çok uyumlu olmadığı halde, içinde bulunduğu durumu, istediği biçime sokmayı başarır. Tükenmez bir enerjisi ve durumları düzeltme konusunda sayısız düşünceleri vardır.

İç uyumu yerindeyse, bu düşüncelerin, tasarıların temelleri oldukça sağlamdır ve rahatça gerçekleştirilebilir. Bu burcun insanı genellikle çevresindeki yüksek enerji akımlarının etkisi altında olduğu için, kendini arındırmışsa, başkalarının sorunlarını çözmekte de yardımcı olabilir.

İyileştirici gücüyle diğer insanların bedenlerinin ve ruhlarının arındırılmasında katkıda bulunur. Bilgiye susamış varlığıyla, ruhsal konularda edindiği üstün bilgileri, yakınlarına ve çevresine herkesin anlayabileceği bir dille anlatabilir.

Yılanın malakit gibi özel bir gücü de vardır. Güç dengesi yerinde olduğu zaman, ruhsal seslere karşı çok duyarlıdır, en ince enerji biçimlerini bile algılayabilir. Yılan burcunun bitki dünyasındaki totemi devedikenidir. Hem gıda hem de şifalı ot olarak kullanılabilen bir bitkidir. Her türlü ortamda yetişen bir bitki olan devedikeni, özellikle beyin hastalıklarında kullanılırdı.

Yılan insanı da bitkisi gibi, ruhsal ve duygusal olarak, inanılmaz yüksekliklere ve derinliklere ulaşabilir. Bu özellik, içindeki potansiyel yetenek ve becerileri geliştirip, yararlanmayı başarmasına yardımcıdır. Yılan insanı devedikeninden toprağa sıkı sıkıya bağlanmayı öğrenebilir. Böylece, içinden akıp geçen, enerji akımını doğru biçimde yönlendirebilir.

İç uyumsuzluğa düşen Yılan insanı, toteminin en dikenli, en batıcı temsilcisi de olabilir. Bu tür durumlarda, dar kafalı, aşırı eleştirel, huysuz, kıskanç, hilekar, hemen parlayan bir insan haline gelir ve kendine en yakın olan kişilere bile büyük acılar verebilir. Bu burcun uğurlu rengi turuncudur. Batan Güneşin parlak turuncusu olan bu renk, deneyle ya da öğrenimle elde edilen bilgileri kullanmayı beceren, canlı ve aydın insanın simgesidir. Yılan burcunun hayvanlar alemindeki totemi de yılandır.

Yılan, omurgalıların en eski, en gizemli, en kuşku duyulan ve en yanlış anlaşılan üyesidir. Bu burcun insanları da totemleri gibi, gizemli bir havaya bürünme eğilimindedir. Yılan insanının başkasına açılması için çok zaman gerekir ve açılsa bile, yine de derin duygularını kolayca açıklayamaz. Bu insan gizemli davranışları ve aşılması zor dikenli zırhı nedeniyle yanlış anlaşılır, hatta bazen de istenmez olur.

Damarlarında akan yaşam enerjisi öylesine güçlüdür ki, dışarıdan derin kişiliğini farketmek oldukça zordur. Totemi gibi bu insan da çevresindeki insanların ve olayların gerçeğini kavramaya yarayan bazı duyargalara sahiptir. Çok keskin gözleri olan Yılan insanı, bu gözlerle gerek kendi, gerekse diğer insanların ruhlarını okuyabilir. Ancak huzursuz olduğu ve enerji akımı bozulduğu zaman bu yeteneklerinin hiç birini kullanamaz.

Yılan insanının en iyi anlaştığı burçlar yine aynı kabileden olan Puma ve Ağaçkakan’dır. Kaplumbağa Kabilesinden olan Yabankazı ve bozayı insanlarıyla da çok iyi anlaşır. Yine Kaplumbağa Kabilesinden olan Kunduz ile mükemmel bir bütünleşme yaşar.

WAPİTİ BURCU

22 Kasım – 21 Aralık

 

    • Sembolik Dönem: Karlı Günler
  • Bitki: Karaçam

 

  • Maden: Obsidiyen

 

  • Koruyucu Ruhu: Mudjekeewis

 

  • Renk: Siyah

 

  • Kabilesi: Fırtına Kartalı Kabilesi

 

  • Uygun Eş: Geyik

 

Karlı Günler Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar dünyasındaki totemi wapiti, bitkiler alemindeki totemi karaçam ve madenler alemindeki totemi ise, obsidiyen taşıdır. Uğurlu rengi siyah, kabileleri ise Fırtına Kartalı’dır.

Volkan camı olarak da bilinen obsidiyen, süs eşyalarında yoğun olarak kullanılmıştır. Obsidiyenin temel maddesi toprağın bağrında yattığı için bu taşın, insanları toprak enerjisine bağlayan bir güç taşıdığına, bu güce saygı duymayı ve yararlanmayı öğrettiğine inanılırdı.Wapiti insanı da taşı gibi parlak, saydam yapılı bir kişidir.

Temel özelliklerini iyi geliştirip, eğitmişse, tüm varlığını kaplayan bir pırıltı kazanır. Çevresindekiler, iç dünyasını gösterebilir, ama bunu istediği ölçüde yapar. Wapiti burcu, taşı gibi, yeni bir işe, yeni bir duruma alışmakta zorluk çeker, ancak alıştıktan sonra kararlılık gösterir. İçinde sürekli olarak bir ikilik taşıdığı için, yaşamı boyunca bıçak sırtında da yürüyebilir.

Wapiti insanının iç dünyası berraklığa kavuşmuşsa, çevresi için bir ayna, bir yansıtıcı olur. Böyle bir noktaya ulaştığı zaman, karşısındakinin ruhsal durumunu yansıtarak ortaya çıkarır, sorunlarını çözmesine yardımcı olur.Bu burcun bitkiler dünyasındaki totemi karaçamdır.

Karaçam filizleri gıda olarak kullanılırken, ağacın kendisi özellikle solunum sistemi hastalıkları için çok faydalıdır.Wapiti insanı kendine verilen olanakları, verileri kullanıp ve dengelerse, karaçam gibi görkemli olabileceğini yine karaçamdan öğrenebilir. Bu insan ağacı gibi, yumuşak ama güçlüdür. Bu içsel güç, hep doğru yola yönelebilmekten, başkalarını da kendileri için yararlı olana yöneltmekten gelir.

Wapiti insanı doğuştan sahip olduğu adalet duygusuyla, her durumda gördüğü haksızlıklara karşı çıkar. Güçlü içgüdüleriyle başkalarının da yüreğini okuyabilir, ruhsal düğümlerini çözme konusunda yardımcı olabilir.Bu burcun uğurlu rengi yeryüzünü örten gecenin siyahıdır. Gece biçimlerin silindiği, günün hareketli yaşantısının yerini düşünceye bıraktığı zamandır.

Gecenin siyahı, her şeyi yeniden doğurabilecek, her şeyi gizleyen ve örten siyahtır. Bu siyah sayesinde Wapiti içgüdülerinin ve varlığının derinliklerinden gelen bilgileri yüzeye çıkararak, yaşamına yön verebilir.

Wapiti burcunun hayvanlar dünyasındaki totemi, sadece Kuzey Amerika’da yaşayan, çok iri boynuzlarıyla ünlü, gelişkin ve iri bir Geyik olan wapitidir.Wapitiler, ormanlarda, vadilerde ve yaylalarda yaşarlar. Birbirlerine karşı güven ve sorumluluk duygusu taşıyan bu hayvanlar, gruplar halinde yaşar.

Wapiti burcundan olan insan da totemi gibi, soylu bir izlenim yaratır. Gururlu ve dik bir duruşu, dengesi yerindeyse, saygı ve sevgi uyandıran havası vardır. Kendi içine dönük olduğu, okuduğu, duyduğu, yaşadığı şeyleri özümseyebildiği için, genellikle dış görünüşü, öğrencilerini etkileyen iyi bir öğretmen gibidir. Wapiti insanı bu çekiciliğinden yararlanarak, önce insanları kendisine bağlar, sonra da bilgilerini büyük bir cömertlikle onlara aktarır.

Wapiti hem kuramsal olarak, hem de uygulamada sağlam bir adalet duygusuna sahiptir ve kendisine haksız gelen hiç bir şeye tahammülü yoktur. Haksızlıkla karşılaştığı zaman, yüksek sesle duyurarak, haksızlığın üstesinden gelmeye çalışır. Bu çağrı genellikle herkesin iyiliği içindir.Wapiti insanı gerekli gördüğü zaman başkasının yönetimine girebilse de, aslında çok güçlü bir bağımsızlık duygusuna sahiptir.

Bazen de kendi düşüncelerine dönerek, çevresiyle olan bağlarını adeta koparır. Varlığının derinliklerini gizlemekten hoşlandığı için, gerçekten açılmasını gerektirecek yakın ilişkiler kurmaktan kaçabilir.

Wapiti insanı Fırtına Kartalı Kabilesi’nin diğer üyeleri olan Aladoğan ve Mersinbalığı bireyleriyle büyük bir uyum içindedirler. Kelebek Kabilesi’nden Susamuru ve Karga da iyi ilişki kurabildikleri burçlardır. Wapiti, Kelebek Kabilesi’nden Geyik ile muhteşem bir bütünleşme yaşar.

mahmure

Hangi plastikler zararlı?

 
Plastikler türlerine göre sınıflandırılıyor. Bu türler 1’den 7’ye kadar numaralandırılıyor. Özellikle 3, 6 ve 7 no’lu plastiklerden uzak durmak şart! O halde hangi plastik türünün zararlı olduğunu anlamak için önce…likle numarasına bakmak gerekiyor. Herhangi bir plastik ürün alırken ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Ya bağımsız ya da etrafında oklar olan bir üçgen içinde bu numarayı görebilirsiniz. Eğer ürünün altında hiçbir rakam yoksa -ki Türkiye’de özellikle pazarda satılan ürünlerde yokdaha da kötü! Numara varsa işiniz daha kolay. Peki hangi numara, hangi üründe kullanılıyor? Hangileri zararlı, hangileri değil? İşte evde kullanılan plastikleri ayırmanız için bilmeniz gerekenler:
1. PET veya PETE Polietilen içerir: Genelde su, iki litrelik alkolsüz içecekler ve yağların konduğu pet şişelerde kullanılır. Cam gibi şeffaftır. Zararsızdır.
2. HDPE Yüksek yoğunluklu polietilen: Deterjan ambalajları ve pet süt şişesinde bulunur. Zararsızdır.
3. PVC Polivinil klorid: Streç folyo, dış mekanda kullanılan eşyalar, plastik pipo, zemin malzemesi, duş perdeleri, şeffaf ve kabartmalı plastik ambalajlarda kullanılır. Zararlıdır!
4. LDPE Az yoğunluklu polietilen: Kuru temizleme ve çöp torbaları, yemek saklama kaplarında bulunur. Zararsızdır.
5. PP Poliproplen: Şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında vardır. Zararsızdır.
6. PS Polistiren: Yemiş paketleri, plastik bardak-tabak, markette etin satıldığı köpük tabak, hazır paket fast food ürünlerdedir. Zararlıdır.
7. DİĞER: Bunlar birden altıya kadar kullanılan plastiklerin dışında kalanlardır. Yemek saklama kapları ve bazı pet şişelerde bulunur. Zararlıdır.
kAYNAK: mUKADDES yEŞİLDAĞ

Kızım Git Bi Ayağını Yıka Ya…

Murat, Sen Çok İyi Birisin, Biliyorsun Deyil Mi ?

Niye Kimse Aramıyor?

MAYIS AYINDA Kİ GÜNEŞ TUTULMASININ KISACA ETKİLERİ


10 Mayıs 2013 Güneş Tutulmasının 03.28 saati itibariyle Koç Burcunda Ay ve Güneşin 25.29 dereceyle Bharani Venüs yönetiminde ki Nakhastrada gerçekleşmesi yerleşimler açısından zararlı enerjiler barındırmakta… Tutulma anında Rahu Kuzey Ay Düğümü ile karşıt görünüm hakim..Vediğe göre Yeni Ay dönemleri Ayın ışığının soluk olması sebebiyle değersiz sayılmaktadır…Batı Astrolojisinde ise bu durum tam tersidir…
Tutulma anında Ketu,Merkür, Ay, Güneş ve Mars Koç Burcunda ve tüm Gezegenler Bharani Nakhastrada… Yeni Ay makbul olurken, Vediğe göre değerli olan konum Ayın Dolunay halidir….
Bharani nakhatra zenginlik, lüks ve sorumluluk arasında denge ve uyum sağlamak ile ilgilidir. Beslenme ve başkalarının bakımı hakkında… Annelik bir yönü burada olmasına rağmen, bu nakshatra Venüs tarafından yönlendirilen, ve Venüs ana amacı zenginlik, lüks ve ilişki yoluyla zevk aramak için olduğunu hatırlatmakda yarar görüyorum.. Bu kişiler en yüksek maddi başarıyı elde etmek için çalışırlar.. Ancak, servet için çaba da kıskançlık, düşman ve kıskançlık yaratır.Kişi servet kazanmak her türlü rekabet ortamında var olmaya hazır haldedir… Venüs enerjisi, burada çok iyi Hemşire ve Doktorlar çıkartır… Toplum yararına çalışan kişiler için idealdir…
O halde şunu eklemekte fayda görüyorum, Önümüzde ki günler Venüsün temsili yansıtacağı konular ve bu Nakhastra için önem arzeden konularda tıkanıklık yaşanabilir…Bu Tutulma sağlık sektörünü etkileyecektir…
Tutulma Bharani Nakhastranın 4.Padasında gerçekleşecektir..Bir nevi kıtlıkda söz konusu olabilir…Tutulmanın etkileri 2 yıla yayılacaktır…
LAGNA VE AY KOÇ: Güneş Tutulması 1.Evinizde; Tutulma Haftasına iletişim yönünden aktif başlayacaksınız… Kendinizi daha güzel ifade edebilir, her kesimden insanla kalpten iletişim kurabilirsiniz… Ancak alçak gönüllü ve samimi olmaya gayret edin… Hafta ilerledikçe ev, aile yada size huzur verecek konular ön plana çıkacak…Sinirlerinize hakim olmak, eşinizin tek arzusu emin olunuz…
LAGNA VE AY BOĞA: Güneş Tutulması 12.Evinizde; Bu hafta size enerjiler çok uyumlu akmıyor yazık ki neden mi? Kendinizden emin ve hoşnut olduğunuz ve bu sayede her türlü engellerle çok kolay baş edebileceğiniz enerjiniz 12.evde ki tutulma sebebiyle yerlere yeksan… Duygu, düşünce ve istekleriniz ortaya koymaktan çekinmeyin… Saf arzularınız ve herkesin faydasına olan pozitif düşünceleriniz hayata geçebilirseniz şayet sezgileriniz güçlenecek…
LAGNA VE AY İKİZLER: Güneş Tutulması 11.Evinizde; Bu dönem evren hayatınızdaki tüm koşulların sizin tercihleriniz ve seçimleriniz sonucu oluştuğunu bilmenizi istiyor… İçinizdeki güce inanın ve meditasyonla kendinizi ve isteklerinizi saflaştırın… Bu şekilde siz dengeye geldikçe, hayatınızdaki tüm unsurlarda dengelenecektir….Beraberinde sosyal ortamlarda başınıza geleceklere epeyce üzüleceğe benziyor etkiler, rahatlamanın bir yolunu bulmalısınız kanımca….
LAGNA VE AY YENGEÇ: Güneş Tutulması 10.Evinizde; Ekim ayından bu yana Kariyer alanınızda ve Ev ortamınızda ki belirsizlik sizleri zihnen yordu..Bu hafta başında, çevrenizde ki insanların ihtiyaçlarına karşı duyarlılığınız artacağa ve herkesin faydasına olacak şeyler yapmaya yöneleceksiniz… Hafta ilerledikçe duygusal enerjiniz yoğunlaşabilir, bu sizi geçmişe itebilir…. Bu durumda anda kalmalı ve negatif hiçbir duygu ve düşüncenin sizi etkilemesine izin vermemelisiniz…Devlet kademelerinde ki üst düzey memurlar ile başınız belaya girebilir aman dikkat!
LAGNA VE AY ASLAN: Güneş Tutulması 9.Evinizde; Bu dönem 10. evinizdeki jüpiter sizin maddi ve manevi olarak, büyüyebilmeniz, toplumsal hayat yada iş- kariyer konularında iyi bir yere gelmeniz için sizi oldukça destekliyor… Haziran ayına kadar Jüpiter Transitinin son demleri zira Gezegen Vediğe göre İkizler Burcuna geçecek…Zorlu testlerden geçmiş ve son dönemde hayatınızda değişiklikler yaşamış olabilirsiniz. Ancak sabırlı ve istikrarlı bir şekilde büyüyebileceğiniz bir süreçtesiniz…Rüzgar arkanızdan eserken koşma vaktidir….
LAGNA VE AY BAŞAK: Güneş Tutulması 8.Evinizde; Zararlı evinizde gerçekleşecek olan Tutulma, yakın çevrenizden bir ölüm haberi almanıza sebebiyet olabilir…Bu dönem kendinizi tanımak, kendiniz olmak için arzunuz güçleniyor… Bu saf arzuyla diğer insanlara samimi davrandığınızda takdir ve destek toplayabileceksiniz…. Hafta başında sezgileriniz güçleniyor… Bunu doğruyu ve yanlışı ayırtedebilmeniz için hassas bir şekilde değerlendirebilirsiniz… Hafta ilerledikçe yeni ve yaratıcı fikirler, hayatınızı yenilik katacak ve vizyonunuzu genişletecek fırsatlar yakalayabilirsiniz….
LAGNA VE AY TERAZİ: Güneş Tutulması 7.Evinizde; Satürn 1.evinizde Retroya döndü, bütün sıkıntılarınızı içinize gömerken hemen karşıt eviniz olan Koç Burcunda ki Gezegen yığılması sizleri epey bir zorladı…Bu hafta başında diğer insanlarla olan ilişkilerinizi gözden geçirip, geliştirebilirsiniz. İnsanlara açık ve sevgi dolu bir kalp le yaklaştığınız sürece bu sevgi size katkat geri dönecektir. 1. evinizdeki satürn sizin kimi zaman direncinizi sınayacak ve kendinizi sorgualamanıza sebep olacak şekilde çalışsa da, siz pozitif  kalmaya gayret edin….
LAGNA VE AY AKREP: Güneş Tutulması 6.Evinizde; Bu dönem hayatınızdaki herşey yoluna girmeye başladı… Bu evrenin yollarınıza gül yaprakları serptiği ve tüm zorlukların aşıldığı anlamına gelmiyor. Sadece zorluklarla karşılaştığınızda yapılacak doğru şey ve doğru cevaplar aklına geliyor… Evrensel güç ile bağlantıda kaldığınız sürece o sizi doğru yönlendirecek… Kendi içinizdeki yıllardır kullanmadığınız tüm potansiyeliniz şimdi gün yüzüne çıkıyor… Liderlik yapmak ve girişimlerinizi gerçekleştirmek için doğru zaman….Özellikle kendinizi İş ortamlarında kanıtlama zamanınız…
LAGNA VE AY YAY: Güneş Tutulması 5.Evinizde; Aşk kapıda, hatta içeriye girmiş, naralar atmak gelecek içinizden Tutulma sonrasında lakin, Çocukları olanlar azıcık üzülebilirler..Bu haftaya yaratıcılığınız ve neşeniz yüksek başlıyorsunuz… Hafta ilerledikçe yapılması gereken işler ve sorumluluklarınız ağır basacak… Sabırlı ve verimli şekilde çalışıp yol katedebileceksiniz…Umut Dünyası bu Dünya diye boşuna dememişler değil mi?
LAGNA VE AY OĞLAK: Güneş Tutulması 4.Evinizde; Yaşamın en acımasız davrandığı Tipler olarak siz hani, nerdeyse acıyı bal bellediniz sabrınız sayesinde ancak 4.evinizde ki bu Tutulma hayra alamet değil! Anneniz ve mutluluğunuz genel anlamda zorlanacak konu başlıkları,Bu hafta başında iç huzurunuza önem verip, dikkatinizi size huzur verecek şeylere en önemlisi ruhunuza koyabilirsiniz…. Ev aile konularıyla ilgilenebilir, yakınlarınızın hayatında fark yaratacak küçük şeyler yapabilirsiniz. Hafta ilerledikçe daha dışadönük ve neşeli bir ruh hali gelecek en azından Tutulmalar bittikden sonra…
LAGNA VE AY KOVA: Güneş Tutulması 3.Evinizde; Çevreniz, Kardeşleriniz, yakın Arkadaşlarınız bir değişiklik yaşayacaksınız, yaşamınızdan bazı kişiler silinirken yenileri dahil olacak birde yüreğinizde ki cesaret tetiklenecek….
LAGNA VE AY BALIK: Güneş Tutulması 2.Evinizde; Ekim Ayından bu yana 8. Evinizde Retroya dönen Satürn maddi sıkıntıları en azında eşinizin gelir düzeyinde ki seviyeyi epey aşağı indirgedi, adeta sizi tasarruf yapmaya yöneltti lakin, Bu hafta başında finansal konular ön planda olabilir… Ödeme ve harcamalarınızı düzenleyebilir, sevdiklerinize yada kendinize hediyeler almak istesenizde bunu yapmayın derim… İçinizde ki tatminkarlığı geliştirmeye gayret edebilirsiniz… Hafta ilerledikçe sosyal ve iletişim açısından hareketlenecek… Kendinizi daha aktif ve rahat ifade edebilecek, iletişim yeteneklerinizi kullanabileceksiniz…Konuşmalarınızda yalan sözlerden ve ibarelerden kaçının ayrıca sakın ola sırlarınızı paylaşmayın….
vedicnorm blogcu