2013’DE KADER DÜĞÜMLERİ BURÇLARINIZI NASIL ETKİLİYOR?


RAHU BURÇLARDA HANGİ ETKİLEŞİMDE?
DÖNEM: 23 ARALIK 2012 – 12 TEMMUZ 2014 …
AY/ YÜKSELEN KOÇ BURCU
Birinci eve Ketu ve 7. eve  Rahu gelmiştir. Spekülatif kazançlara meyl edilebilir, yurtdışına çıkış, ticari yolculuklarda artış, yabancılarla ortak çalışmalara girme isteği verecektir. Büyük düşünceler bu dönemde gelişir. Ünlenmek, daha çok tanınmak mümkün. Evlilik fikri baskındır.  Duygusal ilişkilere yoğunlaşma artar, fakat aldatılma veya aldatma riski vardır. Belki size vereceği zararı o bile kestiremeyebilir. Cinsel bölgelerde rahatsızlıklarda artış görülebilir. Baş bölgesi ve yüz tehlikededir, korunmalıdır. Eş, ortak zorlu hastalıklarla uğraşabilir, ortak yüzünden, ticari hatalardan dolayı para kaybına dikkat edilmeli. Ketunun Koç’a etkisi aydınlanma, kişisel farkındalığın gelişmesi şeklindedir. Yaşam gücü bazı mevsimlerde daha azdır.
AY/ YÜKSELEN BOĞA BURCU
Rahu 6. eve Ketu 12. eve geçmiştir. Bu dönem genel olarak olumlu sonuçlara gebedir. Son 1,5 yılın çoğu blokajı kalkacaktır. Para akışında artış gözlemlenir. Yeni kazanç kapıları açılabilir.  6. ev düşmanlıkların artışı demektir. Arkanızdan konuşulan bir dönemdir, düşmanlıklar alanında mücadele oluşabilir.  Mahkemeler biraz can sıkıcıdır, gerek olmadıkça tavsiye edilmez. Ama cesaret yoğundur ve mücadeleden sonra düşmanlar yenilir. Kronik hastalıklarınız varsa bu dönemde biraz artabilir. Mistik, uzak yerlere yolculuk imkanları, meditasyon ve yogaya başlamak gibi kişisel gelişim konuları zevkli bir hal alacaktır.
AY/ YÜKSELEN İKİZLER BURCU Rahu 5. eve, Ketu 11. eve geçmiştir. Kendiniz için eğlenceli bir dönemdir.  Spekülatif kazançlarda artış görülür. Yaşamın rahatına, romantizmine ve keyfine yöneliş artar. Duygusal yaşam hareketlidir. Üstlerden takdir artar, keyif verici şehirlere yolculuk imkanı gelir. Arkadaşlardan fayda bazen çok yükselir bazen de çok alçalır, düşmanlıklar biter, çocuklar da materyal zevklerin tadına varacaklardır. Çocukların dünyasında bir başkaldırı dönemidir. Çocuklarınızın hastalıklarında artış olabilir. Yoğunluğunuz yüzünden çocuklar ihmal edilebilir. Onların sağlığına ve onlarla kurduğunuz duygusal ilişkilerinize çok önem vermelisiniz.
AY/ YÜKSELEN YENGEÇ BURCU
Rahu 4. eve ve Ketu da 10 eve girmiştir. Konfor artar, mal-mülk ve araçlar konusunda değişim zamanıdır, otomobil alımı satımı ve her tip lüks tüketimde artış, anneden dolayı materyal kazançlarda artış gözlenebilir. Güç ve pozisyon yükselmeye geçer. Daha diplomatik olduğunuzu gözlemleyip bunu sevince çevirebilirsiniz. Ruhsal planda evrensel ödüllendirme bu transitin olumlu yönleriyken, annenin sağlığı bozulabilir, aldığınız ilaçlara dikkat edin toksik etki  artabilir. Duygusal sorunlarınız çözemeden bu transite girdiyseniz bu dönemde depresyon veya dalgalanmalara karşı eksersizler yapın. Yangınlara ve yanıklara karşı tedbirli olun. Ev yaşamınızda bazı aylarda sorunlar. Çocuklarınız varsa ilköğretim lise sorunlu alandır.
AY/ YÜKSELEN ASLAN BURCU
Rahu 3. eve Ketu 9. eve girmiştir. Genel olarak 3. ev alanı olan geziler, maceralar artar, iletişim politiktir. Şans konusunda ani yükselme, profesyonel başarı getirir. Kazançların artar fakat dikkatli olun, yasal olmayan taraf cazip gösterilebilir size. Yeterince erdemliyseniz kitabına uygun davranmayan kişilerle iş ortaklığı yaparken son dakikada cayabilirsiniz.  Bunu ayırd etmeye önem verin. Küçük kardeşlerin yaşamı, babanın ise sağlığı zorlaşabilir. Uzak yollu, zorunlu yolculuklar keyifsizce oluşabilir. Ruhsal alanlarda kazançlar daha yüksektir. Değerli bir öğretmenle, himaye eden biriyle veya bir guruyla buluşmak, bir öğretiye girmek, fedakarlığın artması mümkündür.
AY/ YÜKSELEN BAŞAK  BURCU
Rahu 2. eve, Ketu 8. eve girmiştir.  2. ev aile konularında değişimleri verecektir. Aile büyür belki ama serveti dalgalanmaya müsaittir. Özellikle miras yoluyla kazanılmış haklarınıza göz dikenlerle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Zorunlu ödemelerin çok olması ve hırsızlıklar yüzünden kayıplar oluşabilir. Aile içinde sorunlar bu devrede büyütülür. Küçük bir sorun bile devasa algılanabilir. Yiyeceklerinize dikkat edin, daha önce size dokunmayan bir gıda bu sefer zehirleyebilir. Bu dönem özellikle konservelerden ve hazır yiyeceklerden olabildiğince uzak durun. Damak tadınızda değişim gelebilir; alkol merakında artışa dikkat. Bilgi blokajı oluşabilir.
AY/ YÜKSELEN TERAZİ  BURCU
Rahu 1. evde ve Ketu  7. evdedir. Bilgi zaman içinde artar, yolculuklar ve yabancı diyarlar kişinin ilgisi dahilindedir. Daha ziyade kişisel gelişim amaçlıdır. Uzaklara gitme isteği yoğundur. Sık seyahat getirir fakat materyal anlamda bu yolculuklardan fayda görme kapasitesi düşebilir. Eşin sayesinde gelir artar. Eşin libidosunda azalma olabilir. Eşin, ortağın düşünceleri sizinkine göre büyük değişim oluşturmaya başlar, ilişki sorunları oluşabilir. Bu dönemde zihnin endişeleri yüksektir. Nedeni zor anlaşılabilen hastalıklar ve korkular için tedbir alın.
AY/ YÜKSELEN AKREP BURCU
Rahu  12. eve ve Ketu 6. eve girmiştir. Akrep için genel anlamda olumlu bir dönemdir. Maceracı tarafınız uyanır. Yurtdışı kapıları açılacaktır. Gelirde artış olabilir fakat bir yandan da harcamalar da artış oluşur. Karşı cins ile ilişkileriniz biraz yüzeyselleşip, tensel zevkler ön plana çıkabilir. Cinsel hastalıklara karşı korunmanız önerilir. Yarışmalardan veya yaptığınız hertip mücadelede kazançlı taraf siz olabilirsiniz. Düşmanlarınızı yendiğiniz bir dönemdir. Hayır kurumlarında görev almak arzusu gelebilir. Akrabalardan fayda artacaktır. Yediğiniz yiyeceklere dikkat edin, alerjik bir dönemdir.AY/ YÜKSELEN YAY BURCU
Rahu  11. eve ve Ketu  5. eve girmiştir. Oldukça olumludur. Materyal anlamda ipler elinize geçer. Sosyal çevrenizde takdir görülme ve arkadaşlarınızın artışı sizi mutlu sonuçlara götürür. Umutlar yüksek ve amaçlarınız büyümektedir. Kendinizi mutlu hissedeceğiniz bir dönemdir. Çocuklarınız bu durumdan ters etkilenir, Ketu 5. evde çocuklarınız varsa onları içe döndürebilir. Çocukların fiziksel anlamda korunmaya da ihtiyacı yüksektir. Çocukların hastalıklar veya günlük dertlerinde artış oluşabilir. Spekülatif kazançlardan kayıp olasıdır, risk yükselmiştir. Ruhsal alanla ilgilenen arkadaşlarınızda artış olacaktır. Oldukça yaratıcı bir dönemdir.
AY/ YÜKSELEN OĞLAK BURCU
Rahu  10. eve ve Ketu  4. eve girmiştir. Bu dönem sorumluluklarınızda artış olacak, ancak çok çalıştıktan sonra başarı ve takdir gelebilir. Ofiste görevler neredeyse sadece sizin üstünüze yığılmaya başlar. Çalışma saatleri uzar. Mesai bol, gelir ona rağmen düşüktür. Bu bir olgunlaşma ve ustalaşma devresi gibidir. Sabır çoğalır. Sosyal ve psikoloji konularda kitaplar ilginizi çekmeye başlar, annenize daha yakın olmaya gayret edin çünkü anahtar kişi annedir. Gayrimenkul için pek şanslı bir dönem değildir. Evde beklenmedik kazalar ve hasara karşı uyanık olun. Satürn ile birlikte olan Rahu, bol bol tamirat gerektirir. Sonradan niye bunu aldım dememeniz için ev, araba, elektronik eşya almak için çok araştırma yapmalısınız. Aldığınız mal mülk kusurlu, hasarlı çıkabilir.

AY/ YÜKSELEN KOVA BURCU
Rahu  9. eve ve Ketu  3. eve girmiştir. Genel olarak kendini keşif ve uzaklarla irtibat dönemidir.  Yabancı memleketlilerden yardım artar. Kazançlar artıştadır. Yeni tanışmalar yoğundur. İnançlarınızda köklü bir değişim dönemidir.  Komşularınızla ve kardeşlerle ilgili iletişimde yanlış anlaşılmalar yüzünden kopmalar olabilir. Babanın şansı ve repütasyonu azalmıştır. Sizin de şansınız yüksek sayılmaz. Yüksek eğitimde olumsuzluklar olabilir, konuları dersleri algılamanızda darlaşma gibi hissedebilirsiniz bunu. Ruhsal konularda, astrolojide yeni bir eğitime başlamak için bu dönemi pek tavsiye etmem. Seçtiğiniz öğretmenin ya zamanı yoktur ya da size yeterli faydası olmayabilir. Yolculuklar biraz dertlidir, yurtdışı bağlantıları özellikle gecikmelidir veya engellidir, oldurmak için fazla çabanız olacaktır. Hava ulaşımı ile ilgili sorunlara dikkat edin.
AY/ YÜKSELEN BALIK BURCU
Rahu 8. eve ve Ketu 2. eve girmiştir.  İnişli çıkışlı bir devredir. Miras veya başkalarının parası ile kazanç mümkündür. Uzun süreli antlaşmalara girmek tehlikelidir. Zihin dalgalı ve depresif olabilir. Akıl karışıklığı yoğundur. Sizin libido yükselir ama bu sefer de eşin mutluluğu azalmıştır. Psikosomatik hastalıklar ve başka önemli rahatsızlıklar da çıkabilir. Kalabalıklarda daralabilirsiniz, gruplardan ayrılmak ve yalnızlaşma görülebilir, sırlarınızın başkaları tarafından ifşasına dikkat edin. Para aile içinde sürtüşmeye sebeptir. Aile küçülmeye yönelir. Evden ayrılma bir süre ayrı yaşam isteği oluşursa karşı koymayın bir ara verin, akıl karışıklığınıza iyi gelebilir. Tek başınıza araştırma yapmak ve detaylı çalışmaya girmek için iyi bir devredesiniz. Büyük idealler oluşur fakat şu an başlangıç önerilmez. Kendi eksiklerinizi görmeye niyet edin ve kabul edin.

Hepinize esenlikler diliyorum
namaste ♥
Himalaya Ma
vedic astroloji

Kendime Rağmen Yap-a-madıklarım…

Bazen cinler tepenize çıkar, ya da çok aşık olursunuz, ya da bir şeyi çok istersiniz, ya da bir şeyden çok nefret edersiniz ama bilirsiniz ki; içinizden geleni yapmamalısınız.

Çünkü yaparsanız, ya karma size çok kötü bir sürpriz hazırlayacaktır. Ya etik olarak yapmak şık olmayacaktır. Ya da bunu yapmanın size yakışmayacağını düşünürsünüz. İşte o anda, o pozisyonda, kendime rağmen, yapmadığım şeylerin listesi…

Tabi ki en zoru, kız-erkek meseleleri…

Zamanın birinde çok sevdiğim bir kız arkadaşım vardı, onun da hoşlandığı bir adam. Fakat adam ondan değil, benden hoşlanıyordu. Üstelik ben de adamdan hoşlanıyordum. Adam benle üç- beş denedi olacak mı diye, ben nuh dedim, peygamber demedim, adam pes etti gitti. Ama ben günlerce ağladım. Neymiş arkadaşıma bunu yapamazmışım…

Ya da şöyle oldu; kız arkadaşım, sevgilisinden ayrıldı. Aradan bayağı bir yıllar geçti. Benim yolum bu sevgiliyle çakıştı. Adam senden hoşlanıyorum, çıkalım dedi. Ihhh olmaz dedim. Sen arkadaşımın eski sevgilisisin. Adam bir –iki direndi ben gene inat ettim. Adam gitti. Gene ağladım…

Sonra benim eski sevgililerimden biri, çok sevdiğim bir kız arkadaşıma yazıldı. Bir de bana söylemeden çıkmaya başladılar. Ama benim de altıncı his kuvvetli. Bir bakıştan, bir sözden anladım durumu. Gene de aptala yattım. Bakalım ne diyecekler diye. Uzun bir zaman sonra, kız arkadaşım bana geldi, ‘’biz şunla çıkıyoruz, mahsuru var mı?’’ dedi. İçimden saydım, sövdüm kıza. Yaptığın arkadaşlığa sığar mı, bir de beni aptal yerine koydunuz, yeni söylüyorsunuz falan da filan da. Ama dışımdan ne dedim biliyor musunuz? Ooooo o iş biteli yıllar olmuş. Ben sevenlerin arasına girmem buyrun… Halbuki ne güzel sayıp, sayıp gitmek vardı oradan… Yapamadım, eve gidip ağladım sadece…

Tabi ben de sütten çıkmış ak kaşık değilim. Bir kere de ben arkadaşımın sevgilisine aşık oldum. Hem de ne aşık olmak. Adam bana ‘’nasılsın’’ diyordu, ben kekeleyip, kızarıyordum. Baktım durum sarpa sarıyor, ikisinden uzaklaşmam gerektiğini anladım. Fakat orada kalmak istiyorum, nedense mazoşistçe bir zevk alıyorum durumdan. Yani bildiğiniz acı çekmekten zevk alıyorum. Adam benim olmayacak olsa bile, onu görmeye bile razı bir durumdaydım. Sonunda Allaha çok şükür, kendime rağmen, orada kalma isteğime rağmen, kendimde oradan gidecek güç buldum. Bir daha da ikisiyle de konuşmadım. Artık ne olduğunu anladılar mı, anlamadılar mı hiç bilmiyorum…

Bir keresinde de, arkadaşımın sevgilisini, başka bir kadınla öpüşürken gördüm. Yaaa oğlum, madem kaçamak yapacaksın, gitsene evine. Ne getiriyorsun yeni kadını lokantaya. Sanki suçlu benmişim gibi, arkamı dönüp yedim bütün yemeği. Tabi ona da yemek denirse. Boğazıma dizildi her lokma. Sonra eve dönüp telefona sarılıp, senin sevgilini bugün lokantada nefis bir sarışınla gördüm deyip, kadının yüreğine indirmek vardı ama yapmadım işte… Bir süre hiç görüşmedim. Aramalarına da çıkmadım. Aman bir boşluğuma gelir de, ağzımdan kaçar diye. Bekledim üçü arasında halletsin diye…

İki eski arkadaşın da arasında kalmışlığım vardır. Şimdi bunlar feci kavga ettiler. Birisi telefon açar, onu kötüler. Öbürü telefon açar diğerini kötüler. Bir de ikisi de sorar, benim hakkımda neler anlattı diye? İçimden geçer, ya siz nasıl arkadaşsınız. Birbirine söylemediğiniz kalmadı deyip ‘’takır takır anlatmak isterim ama yapamam. Yooo hiçbir şey söylemedi, o zaten seni çok seviyor’’ der, bir de üstüne aralarını yapmaya çalışırım…

Bir de alışveriş yaparken kendime hakim olmaya çalışmışlığım vardır. Alırım bir tişört, ya da ayakkabı, ya da çanta. Çok mu beğendim, aynı modelin ikincisini de alma teamülüne girerim. Ama tutarım kendimi. Almam… Açgözlülük yapmak istemem… Kendime rağmen, almam…

Yani anlayacağınız kendime rağmen, almadığım kıyafetler, girmediğim ilişkiler, söylemediğim sırlar, gösteremediğim öfkeler üzerine kurulmuş bir yaşantım olur… Hiçbir şeyi içine atma demiş ya büyükler, işte ben de içime atmıyorum, yazıyorum. Yazdıkça rahatlıyorum. Yoksa çıldırırım a dostlar…

Sağlıcakla,

İnsanı Yorgun Düşüren 11 Enerji Düşmanı

 

İnsanı yorgun düşüren 11 enerji düşmanı Cep telefonu, floresan ışık, küf gibi etkenler enerjimizden çalıyorlar. Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar… olduğunu tespit ettiler.
1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler:      Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.
2- Kahve ve çay: 6 fincandan sonrası zarar:      Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.
3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar:      Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.
4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır:      Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.
5- Cep telefonu hipnozdan beter:      20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.
6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi      Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!
7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz:      Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, “çölyak” hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerrekir.
8- Kola bünyeyi aside boğar:      Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.
9- Gürültü de yorar:      Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.
10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur:      Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.
11- Küften uzak durmalı: Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.
Alıntıdır

Bazen Bir Şeyleri Oluruna Bırakmak, Onlara Sarılmaya, Uğraşmaya Göre Kat Kat Daha Güçlü Bir Eylemdir…

Fotoğraf: ...

Kendimle savaşmaktan yoruldum. “Yapmam” dediğim ne varsa yaptım, büyüklokma yemedim ama büyük sözlerimin hepsini yuttum.

Kendimle savaşmaktan yoruldum. “Yapmam” dediğim ne varsa yaptım, büyük lokma yemedim ama büyük sözlerimin hepsini yuttum.
Gitmelerden çok, kelimeler yaktı canımı. Geçmişi düzeltmeye çalıştım, sanki zamanı geri döndürebilirmişim gibi.
Kimseden bir şey beklememeyi öğrendiğim gün, işte o zaman özgür olacağım. Akışına bırakmayı bir türlü öğrenemedim.
Bana karşı yapılan her hatadan bile kendimi sorumlu tuttum, ama doğrularımı hiç üstüme alınmadım.
Tek bir kelimeden binlerce anlam çıkardığım günler de oldu, yazılan uzun cümleleri görmezden geldiğim günlerde. İnsanlara inanmaya çalışmaktan yoruldum.  İnsanların gündelik hırsları komik geliyor bana. Yaşamlarına bir kez bile dışarıda bakamamış insanların, gerçekten dürüst olabileceğine inanmıyorum.
kaynak: Sonsuz Şifa

1842’de 22 yaşında Katolik soylu bir kadın ile bir Protestan süvari evleniyor.

1842’de 22 yaşında Katolik soylu bir kadın ile bir Protestan süvari evleniyor. Eşi hem Protestan olduğu, hem de asil olmadığı için skandal niteliğinde oluyor yakınlaşmaları. Ancak göğüs geriyorlar. Adam ölene kadar, yaklaşık 40 yıl sürüyor …evlilikleri.
Sonra adam ölüyor.
Kadın eşinin yanında gömülmek için vasiyet yazıyor. Ancak Katolikler ile Protestanların aynı mezarlıkta yatması yasak. Kadın aile mezarlığında yatmayı reddederek bu mezar yerini ve taşını spariş ediyor. Kendisi ve eşi ayrı mezarlarda ama hâlâ elele tutuşarak uyuyorlar.
İnsanları ayrı koyan bütün değerlerin yerin dibine batması dileği ile…
Kaynak : Özgür Düşler

KİTAPLARIN SESİ OLUR MUSUNUZ?


”İstanbul ve Ankara’da Görme Engelliler İçin Kitap Seslendirme Kampanyası”
Toplumumuzu oluşturan engelli engelsiz her bireyin bilgi edinme,  kendini geliştirme, ruhunu besleme ihtiyacı ve hakkı vardır. Bizler  engelsiz bireyler olarak her türlü imkan ile istediğimiz bilgiye  rahatlıkla ulaşarak, hem beynimizi hem ruh…umuzu geliştirebiliyorken;  kitle iletişim araçları, sosyal ortamlar ve kütüphaneleri araç olarak  kullanıyoruz. İstediğimiz ortamda bulunabilir, istediğimiz bilgiye her  şartta erişebiliriz. Ancak bazı bireyler bizim gibi şanslı olmayabilir.  Doğuştan ya da sonradan görme yetilerini kaybeden bireyler bizden daha  gelişmiş duyuları ile hayatlarını bizim gibi idame ettirmelerine rağmen  onların önüne çıkardığımız engelller sayesinde bazı durumlarda eşit  konumda bulunamamaktadırlar. Gazete, kitap v.b. basılı malzemeleri  kabartma yazıları sayesinde takip imkanları olmalarına rağmen bu tip  yayınların yetersizliği nedeni ile günümüzde sesli kitap kütüphaneleri  ihtiyaç olarak hayata geçmiştir.
Bünyesinde “Görme Engelliler  Bölümü” bulunduran kütüphanelerimizde sesli kitapların sayısı gönüllü  kitap seslendiren vatandaşların sayesinde az da olsa artmaya  başlamıştır. Ancak bu artış her görme engelli vatandaşımızın isteğini  karşılayacak şekilde olmaması nedeni ile yeterli değildir. İşte bu  noktada Kütüphane Haftası’nda Kültür Paylaşım Platformu olarak  vatandaşlarımızı sosyal sorumluk projesi ile bilinçlendirmek, kitap  seslendirmenin nasıl bir duygu olduğunu anlamalarını sağlamak, empati  kurmak, kütüphanelerin Görme Engelliler Bölümü’nün onlarda  farkındalığını oluşturmak ve kitap seslendirme gönüllülerinin sayısını  arttırmak amacı ile “Kitap Seslendirme Kampanyası” başlatıyoruz.  Kampanyamızda gönüllülerimiz Milli Kütüphane Konuşan Kitaplık, Beyazıt  Devlet Kütüphanesi Görmeyenler için Sesli Kitap Merkezi ve İstanbul  Üniversitesi Engelsiz Bilgi Birimi’nde 25 Mart 2013 – 26 Nisan 2013  tarihleri arasında bir ay boyunca kitap seslendirecekler.
Sizleri sosyal sorumluluk kampanyamızın parçası olamaya davet ediyoruz.
TARİH:   25 Mart-26 Nisan 2013 YER:       Beyazıt Devlet Kütüphanesi İstanbul Üniversitesi Engelsiz Bilgi Birimi       Milli Kütüphane DÜZENLEYENLER: Kültür Paylaşım Platformu Beyazıt Devlet Kütüphanesi İstanbul Üniversitesi Engelsiz Bilgi Birimi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yöneticileri Kulübü (BBYON) İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Edebiyat Kulübü Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Hacettepe Üniversitesi Bilgi Topluluğu Milli KütüphaneBeyazıt Devlet Kütüphanesi Görme Engelli Bölümü: İletişim İçin:
Sonay ASLAN Tel: 0212 522 31 67/126 Fax : (0 212) 512 84 74  beyazitkutup@gmail.com / Adres: Beyazıt Devlet Kütüphanesi Görme Engelliler Bölümü Turan Emeksiz sok. No:6 34126 Beyazıt / Eminönü / İSTANBUL
İstanbul Üniversitesi Engelsiz Bilgi Merkezi : İletişim İçin:
Mustafa ÖZYÜREK (Birim Sorumlusu) Didem  ENGELER Serdar KULAK Ilgın AYDINOĞLU  Tel    : 0212 455 57 00/11092 Faks : 0212 455 57 84  Adres: İstanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Engelsiz Bilgi Merkezi 34452 Beyazıt/Fatih-İstanbul
Milli Kütüphane Konuşan Kitaplık İletişim İçin:
Onur BAL Tel: 0 312 212 62 00 Fax : 0 312 223 0451  Adres: Milli Kütüphane Başkanlığı 2009 Bahçelievler Son Durak 06490 Ankarakaynak: Çiğdem Demirözen

Fil Yavrusunun Suyla İlk Tanışması…Günün Fotosu…01/05/2013

Fotoğraf: Fil yavrusunun su ile ilk kez tanışması :))

HEM ÇOK KOLAY HEM DE HAVALI BİR SU TARİFİ!


Vücuttan toksinleri atmanın en şahane yolu nedir? Tabi ki su içmek. Ama sade olarak içmek zorunda değilsiniz. Hem de toksin atarken, bazı ek faydalar da göreceksiniz:
Şimdi içme suyu dolu bir cam… sürahiyi alın ve:
1.LİMONLU Birkaç dilim limon atın. Limon vücudun temizlenmesi ve alkali olmasına katkıda bulunacaktır.
2.NANELİ Birkaç dal nane ekleyin. Hem suyun tadı güzel hale gelecek, hem kokusu! Midenize ve sindiriminize de destek verecektir.
2.SALATALIKLI Dört-beş dilim salatalık ekleyin. Salatalık vücudunuzun nemlenmesi için harikadır ve inflamasyona karşı etkilidir.
4.ZENCEFİLLİ Bir bilemediniz iki ince dilim ekleyin. Midenize iyi gelecek ve sindiriminize de. Özellikle gastritiniz varsa.
Bu suları bir gece buzdolabında bekleterek kullanırsanız, daha da etkili olacaktır. En azından birkaç saat.
Ayrıca ph derecesi 8 üzeri su kullanmanızı tavsiye ediyoruz, mümkün olursa.
___ Alıntı ___

Üzülmekten yoruldum…

Üzülmekten yoruldum.
Beni kırmalarından yoruldum.
Beklemekten yoruldum,
Neyi beklediğimi bilmeden, özlemekten de yoruldum.
En çok da düşünmekten !
Susmaktan yoruldum,
… Sürekli susup içimde avazım çıktığı kadar haykırmaktan.
Hep kendimle başbaşa kalıp,
Hep kendime sığınmaktan YORULDUM…..!
kaynak: Umuda dair hayata yansıyanlar

İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor

Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. Herkes beni sevsin” diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, Herkes sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor.
Oysa “kendime duyduğum sevgi bana yeter” diye düşününce,
Kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor. İste o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek BİR SEVGİ yaratılabiliyor…
Can Yücel

Tesadüf değil karşıma çıkman…Benim hangi veçheme ayna tuttuğunu bulmam lazım…

Enerjitik parazitleri temizleme çalışması


Diğer parazitler kadar zarar veren ve ne yazık ki “Bilimsel Metotlar” içinde yer alamayan bu parazitler, mikroskobik ortamda bile gözle görünmez, duyulmaz ve modern cihazlarla da saptanamazlar. Biz…im enerjimizi kullanan suptil enerji oluşumlarıdır; bizim bilmemiz gereken ise onların var olduğu ve sağlığımızı tehdit ettiğidir.
Hemen her yerde, otobüs, tren, iş yeri, alışveriş merkezleri ve sığınağımız olan evimize kadar, kısaca insanın olduğu her yerde bulunurlar ve varlıklarını sürdürebilmek için bir başka varlığa, “insan enerji alanına” ihtiyaçları vardır. Kendi enerjilerini üretemezler. Buraya kadar yazdıklarım hiç hoş değil, onlardan nerdeyse kaçış yok gibi. Ancak onları tanımasak ve kabul etmesek de onlar var ve biz insanlara karşı 2:1 galipler; “ENERJETİK ASALAK “ denen bir varoluş sistemini bilmediğimiz sürece.
Sebebini bir türlü bulamadığımız, modern tıp teknolojisinin henüz yakalayamadığı; çok geç iyileşen veya hiç iyileşemeyen, sinirsel, psikolojik deyip geçmesini beklediğimiz birçok ağrının sebebi bu ASALAKLAR olabilir. Bilimsel olmayan bir boyuttan, bilimsel olan boyuttaki fiziksel bedenimizi etkilerler. Onların varlığını bilmeyen ya da kabul etmeyen otoritelere ve çok gelişmiş teknolojik cihazlara adeta nanik yaparlar; taa kii bir yeniçağ Robert Koch’u çıkıp “Mokro&Mikro-Kosmoz-Galactic- Energybodyscanner” falan gibi isimli bir cihaz geliştirene ve bir zamanların mikropları nasıl mikroskop altında yakalandıysa enerjitik parazitler de bu şekilde görüntü alanımıza girene dek.
Bu asalakları klasik bilgilerle şimdilik saptamak olanaksız olsa da onların varlığını bilmek 2:1 lik galibiyeti 1:1 lik bir beraberlik durumuna getirir.
Şu ana kadar bilmiyordunuz; şimdi biliyorsunuz!
“Her şeyi yaptık, denedik; iyileşmiyor, ağrı bir türlü geçmiyor!” Diyorsanız, “Öyleyse bir de enerjisel parazit var mı?” bir bakın..!
Bu parazitler enerji alanımıza girip orada yaşarlar. Enerji alanımızdaki enerji onların gıdasıdır ve iyice güçlendikten sonra yavaşça fizik bedene geçip enerjitik varlıklarını kist, ur gibi fiziksel oluşumlara çevirirler. Eğer enerji alanındayken ağrı yapıyorsa şanslısınız, onu bulup çıkartabilirsiniz. Ağrı yapmıyor ve bu konuda hiçbir şey bilinmiyorsa sinsice fizik bedene geçecektir. Şanssızlık, onların varlığını bilmemek ve farkında olmamaktır ki bu da onların varlıklarını enerji alanımızda rahatça sürdürmelerine olanak sağlar.
Bu parazitlerle nasıl başa çıkabiliriz?
Onlardan korunmanın ve enerji alanımızı temizlemenin birçok yolu var.
Parazitlerden korunmak ve onları temizlemek için çok etkili olan “Ra-Sheeba” enerjisi ile çalışmaktır. Böyle bir şeyin adını bile duymadım, üstelik enerjilerle hiçbir işim yoktur diyenlerdenseniz; size bilimsel bir yöntem olan Acmos’u öneririm. Acmos Lecher anteni 9, 9.1 ve 9.8 atu da enerjitik parazitleri temizler. Öyle bir antenim yok, nasıl çalıştığını da bilmem, derseniz;
Kendinize bir “enerji beden terapisti” bulun, ki bu terapistlerin Türkiye’de sayısı çok azdır. Bu durumda eğer isterseniz siz kendi kendinizin terapisti olup kolları sıvayabilirsiniz. Şöyle ki;
Sebepsiz, bir türlü iyileşmeyen ağrılı bölgenin üstünde birkaç santim yukardan elinizi görünmeyen bir şeyi yakalayacak bir kıskaç gibi dolaştırın ve tercihen duyulabilen bir ses tonu ile enerjisel asalaklara seslenin
(seslenirken söyleyecekleriniz sizin inancınıza kalmış)
Bu çok önemli, enerji alanında bir çalışma yaparken, yine kozmosun yaratmış olduğu bir başka varlığa sesleniyorum ve bunu evrenin veya kozmosun izniyle yaptığımın bilincinde olduğumu belirtiyorum; sonra, “Burada bulunan enerjitik parazitlere sesleniyorum!” “Şu anda yanlış bir yerde bulunuyorsunuz! Ben enerji alanımı sizinle paylaşmayı düşünmüyorum. Sizi sevgiyle bulunduğunuz yerden alıyorum; (bunu söyleyip kıskaç gibi duran elimi kapatıp, enerjitik parazitinin sanal varlığını avucuma alıyorum), sizi evrene değişim dönüşüm için geri gönderiyorum.” Diyerek avucumun içine üflüyorum. Şimdi enerji alanımda bir boşluk oluştu. Evrensel yasalarda boşluk hiç sevilmez, oraya başka bir şey dolmadan devam edip boşalan yeri Reiki ile dolduruyorum. Reiki’ye diğer bir alternatif de “burada boşalan alana Beyaz Işık enerjisini davet ediyorum” diyerek boşluk beyaz ışık enerjisi imgelenerek doldurulabilir.
Bütün bunları yaparken biraz modern üfürükçü gibi görünmeyi göze almak gerekebilir, ya da ne yaptığımız doğru anlaşılıncaya kadar bizi hiç kimsenin görmemesi de bir seçenek.
BÜTÜN BUNLAR ÇOK GARİP, SAÇMA VE KOMİK Mİ?
Bunlar çok garip gelebilen , bize öğretilmeyen , öğretecek olan kişilerin de bilmediği gerçeklerdir ki; asalaklar bizim onları bilip bilmediğimize bakmadan hepimizin sağlığını tehdit ederler. Dişlerimizi fırçalamak gibi enerji alanımızı da arındırmak en doğal hakkımız fakat belki daha uzun bir süre bu hakkı kendi kendimize bile vermeyeceğiz ve bu süreçte birkaç saniye içinde enerji alanımızı terk edecek asalaklar, bizi kremalı bir pasta gibi yemeğe devam edecekler.
Tırtılın sindirim sistemi kadar enerji alanımız hakkında ve makro mikro evrenin yasalarını, enerji sistemlerinin varoluş ve insanlarla olan etkileşimlerini bilimsel ortamlarda araştırabilseydik belki bugün bir çok hastalık ve ağrı hiç varolmazdı. Her bir varoluşun; insan, hayvan, bitki, ses, renk, müzik, duygu , düşünce, hastalık, yani her şeyin bir titreşim olup bir dalga boyu olduğunu bilebilseydik; Harflerin, sayıların tek başlarına veya art arda sıralanmış formlarının seslendiklerinde nasıl bir titreşim yarattığını ve bu enerjinin farklı alanlardaki diğer titreşimlere nasıl üstün geldiğini bilseydik belki de duaların bile ne kadar yüksek teknolojik şifa değerleri olduğunu bilebilirdik.
Bu yeni çağda artık daha fazlasını bilmek, yüzleşmek ve çok geniş bir yelpazeden çareler aramak durumundayız. Bir türlü geçmeyen bir çok hastalık var! Bu hastalıkların kökeninde enerjitik parazitler varolabilir; ve sadece bu saklambaç oyununda sobelenmeyi bekliyorlar. Onların farkındaysanız, zayıf taraflarını da tanıyorsunuz demektir ve onları evrene geri gönderin. 1:0 Galip gelin! Biz güçlüyüz, enerji alanımıza giren asalaksa güçsüzdür. Zaten enerjisi yok, bizim enerjimize ihtiyacı var, VARLIĞINI sürdürebilmek için. Bizim zihnimizde, ses frekansımızda ona yönlendirdiğimiz bilinç üstünlüğümüze ve komutlarımıza uymak zorunda; “ENERJİ DÜŞÜNCEYİ İZLER” Bilin, farkında olun ve yapılması gerekeni yapın!
Enerjitik asalaklarla ilgili henüz önerebileceğim internet site adresleri yok . Bu konuda önereceğim, Cemal Bencan’ın kolay anlaşılır ve adına çok uygun olan “Zulmaniler” adlı kitabıdır.
Birçok kez “enerjitik parazitlerin” varoluş sebeplerini düşündüm, hiçbir şeyin sebepsiz yaratılmadığı evrenimizde onların da bir amacı, bu gezegendeki evrimimiz ve öğrenimimiz için büyük bir görevleri var bence; Onlar, “Bilimsel olmayan” veya “beş duyumla algılamıyorsam, öyleyse yoktur” diyen anlayışa enerji alanı ve enerjitik varoluş kavramını öğretmek, deneyimletmek ve diğer boyutları tanıtmak için var olan öğretmenlerdir, diyorum.
Sessiz ve bilgece, temiz enerji alanları olan, ve nasıl koruyacağını bilen bilinçli insanlar olarak hastalıkları sadece dijital ansiklopedilerden hatırlayacağımız ışık ve mutluluk dolu bir geleceğe doğru bir adım daha atmış olma niyetiyle!
“Yeni bir fikir önce saçma diye lanetlenir, sonra önemsiz diye bir kenara atılır ve en sonunda herkesin bildiği bir şey haline gelir.”
_____William Demet Alkan James

YANIĞA KARŞI HER EVDE BULUNMALI


Yurt dışından bir arkadaşımdan gelen bir e-mail için  “aaa iyi oldu aklımızda bulunsun ilk yardım olarak” falan gibi bir teşekk…ür notu geçtim.   5-10 dakika sonra da mutfakta yemek yapmaya koyuldum, bir yandan da bu maili düşünüyorum, acaba sahiden de işe yarıyor mu falan gibi, nasıl oluyor, acaba hafif yanıklarda mı işe yarar, bir de ekmek fobisi var ya hepimizde, bak şimdi şu unun marifetine.
Bir bilene  sorayım işin kimyası nedir falan diye düşünürken, ufak bir tavada kızartma yapacağım, tavanın altını açtığımı unutup yağı elimle tavaya sıvazlayayım dedim ve tabiiii cızzzz. Sol el parmak uçları uffff o biçim yani.  Nasıl acıyor!!!
Hemen kabarıverdiler ben dolaptan un çıkarana kadar, ama hemen elimi soktum unun içine. Acı macı kalmadı, oooohhh. Un torbası elde 10 dakika yemek yapmaya devam ettim, Sonra elimi çıkarınca şaşkına döndüm!!! Hiiiiiiç bi şeycik kalmamış, parmaklar aaaaynennn eskisi gibi, ne ağrı, ne sızı, ne su toplama, vs.
Şimdi hepinize tavsiye hemen bir kavanoza un koyup buzdolabınıza koyun, aramaya uğraşmamak kızgın yağ ile bir iş yapacağınız zaman dolaptaki unu hazır tutun. Denildiğine göre  un soğuk olunca daha iyi hissediyormuş insan.
ARKA BAHCEMİZ

İngiltere’de trafiğin neden soldan aktığını biliyor musunuz?

Yüzyıllar önce yolun karşısından gelenin düşman olma ihtimalini göz önüne alarak, insanlar (çoğu sağ ellerini kullandıkları için) yolun solundan giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.