Türkiye’de Yahudiler neden susar?


Türkiye’de Yahudiler neden susar?

M. Serdar Korucu

Nedir bir insanı yaşadığı toprağa bağlayan?
Orada doğmak…
Büyümek, yaşamak…
Ekmeğini kazanmak…
Ve ölmek mi?
Atalarının köklerinin bağlı olması mı?

Peki vatandaş olmak için neye ihtiyaç var?
Damarda akan “çoğunluk” kanına…
İnanılan aynı Tanrı’ya…
Konuşulan ortak dile…
Binlerce yıla uzanan “tek” tarihe mi?

Bunların hepsini birden sağlayamıyorsanız, işte o zaman “yarım
vatandaş” olursunuz bu ülkede. Sivil hayatta vali olamazsınız mesela,
askerde “önemli” mevkilere getirilmezsiniz. Size tam olarak güven
duymaz başkent. Her an bir ihanetinizi bekler içten içe. En zayıf
düştüğü anda sizin “kendiniz gibiler”in desteği ile kuracağınız
kumpası görür kabuslarında. Zaman zaman uyanır,
paranoyasından
sıyrılıp “açılım” yoluyla irtibat kurmaya çalışır. Ancak bu bir kısır
döngüdür sürüp giden. Bundan kurtulmanın yolu yok mudur? Vardır elbet.

Ne zaman silip atarsanız size ait “farklı” olanı, işte o zaman en
“has” adamları oluverirsiniz onların. “Yanlış” yoldan vazgeçmiş,
“doğru” yola girmişsinizdir. “Hoş görülecek”, idare edilecek değil
böbürlenecek birisinizdir artık.

Son dönemdeki “Yahudi açılımı” iddiaları bu gerçeği hatırlattı bir kez
daha. Var mı, yok mu hala bilmiyoruz aslında. Ne Kürt açılımı, ne de
sekteye uğrayan Ermenistan ile normalleşme süreci gibi açık seçikti
olup biten. Belki tesadüftü peş peşe gelen olaylar, belki de işleme
konan bir planın parçası. Ama bu tartışma bile gösterdi ki bu ülkede
azınlık olmak elde her an kullanıma hazır bir koz olmaktır. Hele
de
akrabalarınızın kurmuş olduğu bir ülkeniz varsa…

Mesela şarkı mı söylüyorsunuz, üstelik de başarılı mısınız? Ama
azınlıktan geldiğiniz anda durum değişiverir. Asla başarınız nedeniyle
gönderil(e)mezsiniz yurtdışına. Önce başkaları tarafından bu kararın
arkasında bir neden aranır. Ardından onlar susar, siz başlarsınız
benzer soruları sormaya: Bu ülkede o kadar “has” vatandaş şarkıcı
varken sistem neden sizi seçmiştir? “Acaba kullanılıyor muyum” diye
düşünmeden hemen dağıtıverirsiniz kaygı bulutlarını söyleyiverirsiniz
çoğunluğun duymak istediği sözleri. Sadakatinizi sonuna kadar belli
ederek, üstüne basa basa “Ben Türk’üm” diyerek…

Ya da işadamısınızdır mesela. İşinizde başarılısınızdır. Çok badireler
atlatmışsınızdır doğduğunuz, büyüdüğünüz, ekmek kazandığınız, emek
verdiğiniz topraklar
için. Ama gelin görün ki asla inandıramazsınız
kendinizin buraya ait olduğuna. Azcık geçmiş uygulamaları eleştirmeye
başlasanız hemen uyarırsınız kendinizi, savunmaya geçersiniz,
“Hitler’den kurtardı İnönü, Varlık Vergisi’ni de affettim böylece.
Eğer bizi Hitler’e verseydi sabun olacaktık.” diye. Yani ölümü görüp
sıtmaya razı olursunuz…

Bu da yetmez asla. “Benim gidecek başka ülkem yok” sözünü
tekrarlarsınız bir kez daha. “İsrail filan diyorlar, bırak şimdi.
Benim İsrail’de bir tane akrabam yok. Bizim vatanımız Türkiye’dir,
bitti.” diye yanıtlarsınız size sorulan soruları. Belki sağır kulaklar
bir gün duyar da ikna olur diye…

Ağzınızı açıp yahu “Trakya olaylarını neden aydınlatmıyorsunuz?”
demezsiniz mesela ya da Naziler’in emriyle kurulduğu iddia edilen
“Balat Fırınları” için konuşamazsınız. 2.
Dünya Savaşı döneminde
Boğaz’dan geçirilmedikleri için batan ve batırılan, aç susuz gelinen
ama “misafirperver” Türk limanlarında kötü muamele gören gemiler ise
söz konusu bile olmaz, olamaz.

Peki neden susarsınız bu konularda? Yaşamak için, sadece hayatta
kalmak için. Bunun için de hep bir temenni ile bitirirsiniz
sözlerinizi aslında her şeyi anlatan: İnşallah çocuklarım sulh içinde
yaşarlar

Recep Dayı Nerde Hata Yaptığını Düşündün Mü Hiç?

Fotoğraf

Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken;

Fotoğraf

Birisi sana iyilik yaptı diye sahibin olmayacak…

Hayatta, istemediğin şeylerin başına gelmesini istemiyorsan asla ‘Büyük Konuşma’…

Kendinden hoşnut olmayan birçok insan gördüm;

Fotoğraf: “ Kendinden hoşnut olmayan birçok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesi altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil. “Nietzsche…

“ Kendinden hoşnut olmayan birçok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesi altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil. “

Nietzsche

Küçük bir hikaye…Dallarımıza tüneyip, bize tanıdık gelen şeylere tutunmayı tercih ediyoruz

 

 Bir zamanlar bir kral’a Arabistan’dan iki tane doğan hediye edilir. Bunlar kralın şimdiye dek gördüğü en güzel kuş türü olan aladoğanlardır. Kral, bu değerli kuşları eğitmesi için onları doğancıbaşı’na verir. Aylar ayl…

arı kovalar ve bir gün doğancıbaşı Kral’ın huzuruna gelip, doğanlardan bir tanesinin mükemmel bir şekilde çok yükseklerde süzülerek uçtuğunu, fakat diğerinin geldiği günden beri tünediği daldan kımıldamadığını söyler. Bunun üzerine kral, ülkenin her yerinden şifacılar ve büyülcüler getirtip doğanı iyileştirmelerini emreder ama hiçbiri doğanı iyileştiremez. Kral daha sonra bu görevi saray çalışanlarına verir fakat ertesi gün baktığında doğan’da hala bir iyileşme gerçekleşmemiştir. Bildiği her yolu deneyen kral en sonunda şöyle düşünür: “Belki de bu problemin kaynağını anlayabilmesi için dağlık bölgeleri tanıyan birine ihtiyacım var,” der. Böylece saray çalışanlarına emreder: “Gidin ve bana bir çiftçi bulun!” Ertesi sabah doğan’ı göklerde uçarken gören kral şaşkına döner ve emrindekilere seslenerek “bu mucizeyi yapan kişiyi getirin bana” diye buyurur. Görevliler hemen gidip çiftçiyi bulup getirirler. Kral sorar,”Ne yaptın da doğan uçmaya başladı?” Boynu bükük çiftçi şöyle cevap verir: “Çok basit yüce kralım. Sadece kuşun tünediği dalı kestim.” Hepimiz uçmak için, bir insan olarak içimizdeki olağanüstü potansiyelin farkına varmak için yaratıldık. Fakat bunun yerine, dallarımıza tüneyip, bize tanıdık gelen şeylere tutunmayı tercih ediyoruz. Sınırsız olasılıklar mevcut ama birçoğumuz onların neler olduklarını keşfedemiyoruz bile. Tanıdık şeylerin, bize konforlu gelen alanın ve dünyevi meselelerin dışına çıkmadan yaşıyoruz. Bu nedenle çoğu zaman hayatlarımız heyecandan, tatminkarlıktan yoksun bir hal alıyor. Öyleyse, var mısınız tutunduğumuz korku dallarını kırıp kendimizi uçmanın mutluluğuna ve özgürlüğüne bırakalım? Isha Judd’un “Why Walk When You Can Fly” kitabından alıntıdır. Çeviri: Bahar Varol  – Oneness Türkiye https://www.facebook.com/groups/onenessturkiye

Yaradan bize her gün, bizi mutsuz yapan şeyleri değiştirmemizin mümkün olduğu bir an sunar

BAZEN HAYATININ BİR SAHNESİNDE TAKILIR KALIRSIN.

BAZEN HAYATININ BİR SAHNESİNDE TAKILIR KALIRSIN. O SAHNEKİ MIH GİBİ GÖZLERİNE ÇAKILIR. HATTA EZBERLERSİN SU GİBİ KELİMESİ KELİMESİNE SÖYLENEN TÜM SÖZLERİ SONRAMI?

AKAR GİDER İŞTE………

Sana layık bir kadın olamadım…

Fotoğraf

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Eğer bir dış etmen sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur.Onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır.

Eğer bir dış etmen sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur.Onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır.

Marcus Aurelius

Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar,

FOR LADIES: Do you like to wear High Heels? Then please read this.

Fotoğraf: FOR LADIES: Do you like to wear High Heels? Then please read this. Prolonged wearing of high heels can cause a permanent damages like bunions, hammertoes, leg tendons.. This are mainly caused due to pressure on ball of the foot. The higher the heels, the greater is the pressure. This can also affect the knee and back. So on wearing high heels continuously you are increasingly damaging you feet. If you love your health be cautious. . P.S.:-Gents please spread this awareness with the women in your family and friendsSHARE IT frnds if u care for your dear ones.Admin : Dr.Azhar Sheikh (www.facebook.com/mohd.azharsheikh)

FOR LADIES: Do you like to wear High Heels? Then please read this.
Prolonged wearing of high heels can cause a permanent damages like bunions, hammertoes, leg tendons.. This are mainly caused due to pressure on ball of the foot. The highe…

r the heels, the greater is the pressure. This can also affect the knee and back.   So on wearing high heels continuously you are increasingly damaging you feet. If you love your health be cautious.   .

  P.S.:-Gents please spread this awareness with the women in your family and friends SHARE IT frnds if u care for your dear ones. Admin : Dr.Azhar Sheikh (www.facebook.com/mohd.azharsheikh)

Şeffaf Kelebek…Günün Fotosu…24/08/2012

Fotoğraf

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

PSİKOLOJİK TEST …% 100 DOĞRU ÇIKIYOR…KAÇIRMAYIN…

Fotoğraf: PSİKOLOJİK TESTJaponya'nın ünlü psikoloğu Isamu Saito'nun Kokology (Kokoloji) adlı kitabından bir test;Bir cumartesi günü evde tembellik ederken zil sesiyle yerinizden sıçradınız. Kapıyı açtığınızda çok şaşırıyorsunuz. Eşikte 2 hayvan duruyor. Size 2 mektup getirmişler. İçlerinde de geleceğe ait öngörüler var. Zarfları açınca 2 mektubun içeriğinin çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir mektuptasizi mutlu bir geleceğin beklediği yazıyor. Diğeri ise felaketleri ve mutsuzluğu haber veriyor.Aşağıda hayvanlardan hangisi size iyi haberi getirdi, hangisi kötü kehaneti iletti?1.Kaplan2.Köpek3.Kuzu4.Papağan5.KaplumbağaGeleceğin Habercileri için Anahtar;Seçtiği eş çoğu kişinin geleceğini etkiler. Hayvanlarla ilgili olumlu ve olumsuz çağrışımlarınız, psikolojik açıdan zengin ve karmaşık anlamlar taşır. Bu senaryoda mutluluk mesajı getiren hayvan, ideal eş olarak gördüğünüz kişiyi temsil eder. Diğeri ise sizi derin karanlıklara çekmesinden korktuğunuz kişiyi tanımlar.1.KAPLANİyi Haber: Coşkulu, güçlü ve irade sahibi, hükmedici bir eşle mutlu olacağınıza inanıyorsunuz.Kötü: Kibirli, oranın sahibiymiş gibi etrafınızda dolaşan, ev işlerine yardımcı olmaktan söz ettiğinizde homurdanan hükmedici bir eşe rast gelmekten ürküyorsunuz.2.KÖPEKİyi Haber: Bir eşte aradığınız en temel özellik kesin sadakat ve koşulsuz adanmışlıktır.Kötü: Herkesi memnun etmeye çalışan ve başkalarının ne düşündüğüne fazla önem veren kişilerle asla anlaşamazsınız.3.KUZUİyi: Sizin için mutluluğun anahtarı sıcak kalpli ve ilgili bir eştir.Kötü: Evde pinekleyen, her gün aynı şeyleri yapan sıkıcı bir eşle yaşamak zorunda kalmak sizi ürkütüyor.4.PAPAĞANİyi: Size uygun olan eğlenmeyi seven, konuşkan ve güldürmeyi bilen bir eş.Kötü: Çalışmaktan hoşlanmayan, sürekli gevezelik eden biriyle asla anlaşamazsınız.5.KAPLUMBAĞAİyi: Ciddi, güvenilir, ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda bulunan bir eşle mutlu olursunuz.Kötü: En büyük kabusunuz hayatınızı ağır hareket eden , pek zeki olmayan biriyle geçirmektir.http://cemozuak.blogspot.com/
Japonya’nın ünlü psikoloğu Isamu Saito’nun Kokology (Kokoloji) adlı kitabından bir test;
Bir cumartesi günü evde tembellik ederken zil sesiyle yerinizden sıçradınız. Kapıyı açtığınızda çok şaşırıyorsunuz.Eşikte 2 hayvan duruyor. Size 2 mektup getirmişler. İçlerinde de geleceğe ait öngörüler var. Zarfları açınca 2 mektubun içeriğinin çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir mektupta sizi mutlu bir geleceğin beklediği yazıyor. Diğeri ise felaketleri ve mutsuzluğu haber veriyor. Aşağıda hayvanlardan hangisi size iyi haberi getirdi, hangisi kötü kehaneti iletti?
1.Kaplan
2.Köpek
3.Kuzu
4.Papağan
5.Kaplumbağa
Geleceğin Habercileri için Anahtar; Seçtiği eş çoğu kişinin geleceğini etkiler. Hayvanlarla ilgili olumlu ve olumsuz çağrışımlarınız, psikolojik açıdan zengin ve karmaşık anlamlar taşır. Bu senaryoda mutluluk mesajı getiren hayvan, ideal eş olarak gördüğünüz kişiyi temsil eder. Diğeri ise sizi derin karanlıklara çekmesinden korktuğunuz kişiyi tanımlar.
1.KAPLAN
İyi Haber: Coşkulu, güçlü ve irade sahibi, hükmedici bir eşle mutlu olacağınıza inanıyorsunuz.
Kötü: Kibirli, oranın sahibiymiş gibi etrafınızda dolaşan, ev işlerine yardımcı olmaktan söz ettiğinizde homurdanan hükmedici bir eşe rast gelmekten ürküyorsunuz.
2.KÖPEK
İyi Haber: Bir eşte aradığınız en temel özellik kesin sadakat ve koşulsuz adanmışlıktır. Kötü: Herkesi memnun etmeye çalışan ve başkalarının ne düşündüğüne fazla önem veren kişilerle asla anlaşamazsınız.
3.KUZU İyi: Sizin için mutluluğun anahtarı sıcak kalpli ve ilgili bir eştir. Kötü: Evde pinekleyen, her gün aynı şeyleri yapan sıkıcı bir eşle yaşamak zorunda kalmak sizi ürkütüyor.
4.PAPAĞAN
İyi: Size uygun olan eğlenmeyi seven, konuşkan ve güldürmeyi bilen bir eş. Kötü: Çalışmaktan hoşlanmayan, sürekli gevezelik eden biriyle asla anlaşamazsınız.
5.KAPLUMBAĞA İyi: Ciddi, güvenilir, ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda bulunan bir eşle mutlu olursunuz. Kötü: En büyük kabusunuz hayatınızı ağır hareket eden , pek zeki olmayan biriyle geçirmektir
alıntı: cem özüak