
Her biten gün yeni bir umut , her yenilgi yeni bir başlangıç, her tükeniş yeni bir varoluş tur. Sadece inancınızı, umutlarınızı ve güveninizi kaybetmeyin.
Alp’e teşekkürlerimle…

Her biten gün yeni bir umut , her yenilgi yeni bir başlangıç, her tükeniş yeni bir varoluş tur. Sadece inancınızı, umutlarınızı ve güveninizi kaybetmeyin.
Alp’e teşekkürlerimle…

Tanzan ile Ekido çamurlu bir yolda ilerliyorlardır. Yağmur ha bire yağmaktadır. Bir dönemeçte, ipek kimonolu, beli kuşaklı bir Japon güzeli çıkar karşılarına. Kızcağız, çamur dolu bir hendekten karşıya geçmeye çabalamaktadır.
Tanzan düşünmeden, “Gel kız!” der, kızı kucaklayıp kaldırır, çamurdan aşırtır. Geceye dek Ekido’nun ağzını bıçak açmaz. Geceleyecekleri tapınağa varınca artık dayanamaz: “Hani biz keşişler kadınlara yaklaşmazdık! Hele öyle güzel kızlara! Sakıncalı buluyorum. Neden yaptın o işi?” diye vırlar.
“Vay, sen hala taşımakta mısın kızı?” der Tanzan, “Ben onu orda bırakmıştım.”
101 Zen Öyküsü, “Zen Eti Zen Kemiği”, Yol Yayınları

Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü
zorlukla tamamlamıştı
arabasının patlayan lastiği onun işe bir saat geç gelmesine neden olmuş,
elektrikli testeresi iflas etmiş ve şimdi de eski püskü pikabı çalışmayı
reddetmişti.
Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi oturuyordu.
Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti.
Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu.
Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde deşişti. Yanık yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi.
Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum.
“O, benim dert ağacım,” dedi. “Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama şundan eminim ki o sorunlar evime, eşime ve çocuklarıma ait değil.
Bunun için bu sorunları her akşam eve girerken o ağaca asıyorum. Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama komik olan ne biliyor musunuz? Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, astığım kadar çok olmadıklarını
görüyorum.”
Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir.
~Emerson~

Yaşamınız tatlı,
Hüzünleriniz uzak,
Sevdiklerinizin yakınınızda olm…ası,
Yüzlerinizin gülmesi,
Sözlerinizin sevgi dolu olması dilediklerimle
Güneşin bereketiyle, güllerin mis kokusuyla, coşkusuyla gününüz
Hayatınız aydın olsun

KENDİNE GÜVENMEK
Kendine güven, aklın kesin inanç ve güvenle büyük ve gurur verici işlerde kullanımıdır! Kendinize güvenmedikçe ve gücünüze inanmadıkça asla başarılı ve mutlu olamazsınız! Oysa aşağılık ve yetersizlik duygusu ümitlerinizin kırılmasına yol açar, fakat kendinize güvenirseniz başarıya ulaşırsınız!
Sürekli olumlu şeyler düşünmek, kendinize güven duygunuzu geliştirir ve ne kadar zor olursa olsun bütün güçlükleri yenmenizi, onları aşmanızı sağlar! Kendinize güvenirseniz büyük güçlerin size yardıma geldiğini görürsünüz! Kendine güven duygusu kazanıp inancınızı kuvvetlendirirseniz, korkularınızın yok olduğunu, güvensizlik duygusunun ortadan kalktığını görürsünüz!
Beyninizi inançla, kendinizi güven duygusuyla doldurun! Bunlar bütün şüphe ve güvensizlik duygularınızı kovacaktır
1 Paket Makarna
8 Domates
5-6 diş sarımsak
Bolca yeşil zeytin
Zeytinyağ,tuz
Domatesleri küp küp hesiyoruz.
Sarımsakları ayıklayıp havanda eziyoruz.
Zeytinlerin çekirdeklerini çıkarıyoruz…
Tavaya zaytinyağı koyup arkasaından sarımsakları atıyoruz… Sarımsaklar kızarmaya yüz tutmuşken domatesleri ekliyoruz…
Diğer tarfata makarna için suyu haşlıyoruz. Haşlanmış suya zeytinyağ , tuz ve makarnayı ilave ediyoruz. Yaklaşık 15 dk sonra makarnayı iyice süzüyoruz…
Arkasından makarnaları tekrar tencereye atıyoruz, tavada hazırladığımız sosu makarmanın üstüne ekliyoruz, 1 orta boy kaşık tuz ekleyip 5-6 dk döndüre döndüre pişiriyoruz. Ocağın altını kapatıp zeytinleri üstüne atıp, tekrar iyice karıştırıyoruz…
Tencerenin bitmediği görülmemiştir… Herkese afiyet olsun…

Benmişim kendimden bir korkak yaratmışım
Kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm
Benmişim kendimi savunurken en çok hançerleyen
Bir meçhul olmuşum failim ben
Nevzat Doğansoy
Derler ki, vaktiyle Siirt Tillo’da bir tekkede mürit, tasavvufa gönül vermiş bir zat yaşarmış. Temiz, saf, güzel gönüllü bir genç adammış. Gel zaman git zaman âşık olmuş, hem de sırılsıklam. Karşılık da bulmuş. Sevdiği kız da ona sevdalanmış. Evlenmişler. Mutlu seneler geçirmişler. Ne var ki bir zaman sonra karısı dikilmiş karşısına. …“Ben gitmek istiyorum” demiş. “Şu yolların ardında başka ne yollar var görmek istiyorum. Sana âşık değilim artık. Bir başkasını gördüm, ona aktı yüreğim. Onunla uzaklara gitmek istiyorum.”
Mürit öfkeden deliye dönmüş. Aklından ilk geçen şey, karısını öldürmek olmuş. “Bana yâr olmayacağına göre kimselere yâr olmasın” diye geçirmiş içinden. Kapanmış eve, planlar yapmış kendince. Kimseyle konuşmaz olmuş. Derken bir sabah şeyhini kapıda beklerken bulmuş. “Hakiki âşık” demiş şeyh, “sevdiği insanın mutluluğunu ister. Âşık kişi, sevdiğinin mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyar. Gerçekten seven insan, özgür bırakır. Sahiplenmek, hak iddia etmek, can almak, can acıtmak, âşıkların tutacağı yol değildir… Düşün. Düşün de öyle karar ver. Ve bil ki vereceğin karar, senin gerçek sınavındır.”
İşte o zaman mürit için çetin bir iç muhasebe başlamış. Günler, haftalar boyu nefsi bir yana çekiştirmiş, yüreği bir yana. Sonunda bir sabah fırlamış yataktan. Açmış tüm pencereleri, kapıları sonuna kadar. Işık dolmuş içeri, efil efil rüzgâr. Dönmüş karısına, “Dilediğin yere git” demiş usulca. “Ben hakkımı sana helal ettim. Sen de bana helal et, öyle çık yola.”
Elif Şafak

Yaşamınızın tüm sorumluluğunu alın. Eğer yaşamınız çirkinse bunun sorumluluğunu duyun. Eğer yaşamınız acıdan başka birşey değilse bunun sorumluluğunu alın. Başlangıçta bu cehennemin nedeni benim düşüncesini kabul etmek zordur, fakat sadece başlangıcta. Çok geçmeden bu değişim kapıları açmaya başlar, çünkü eğer bu cehennemden ben sorumluysam o zaman cennetimi de yaratabilirim. Eğer kendim için bu kadar acı yaratabildiysem o kadar çoşku da yaratabilirim. Sorumluluk özgürlük getirir, yaratıcılık getirir.
Her ne iseniz bunu kendinizin yarattığını gördüğünüz an tüm dış nedenlerden ve şartlardan kurtulursunuz. Şimdi bu size kalıyor ; güzel bir şarkı söyleyebilirsiniz , güzel bir dans edebilirsiniz , mutlu bir hayat sürebilirsiniz , yaşamınız daimi bir bayram olabilir; bunu kimse bozamaz. İnsan ancak kendisine karşı tüm sorumluluğu üstüne aldığı zaman birey olur.
Gerçek kişi sadece tek bir şeyi umursar ; hayatımı yaşıyormuyum , yaşamıyormuyum , hayatımı kendi vizyonuma, kendi varoluşuma göre mi yaşıyorum? Bu benim hayatım ve kendime karşı sorumluyum
Zihin her zaman sorumluluğu başkasına atmak ister ; zihin her zaman köle olmak ister. Zihin bir köledir. O özgürlükten korkar , o sorumluluktan korkar
Bu sizin hayatınız. Başka biri yok. Eğer gülerseniz siz gülersiniz; eğer ağlarsanız , siz ağlarsınız. Başka kimse sorumlu değildir.
Tao Üç Hazine , Cilt III
The Book of the Books , Cilt III
Osho