Bağırma, çağırma, korku ve öfkenin altında sadece sevilme ihtiyacı yatar…

Tüm bağırma, çağırma, öfke, endişe, nefret ve korku, daha çok SEVGiYE duyulan ih…tiyacı açığa VURAN duygulardır. Sen yüreğini sevgiye AÇ, sevgi AKIT, onlar kendiliğinden GiDER
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaşer kroket…

500gr. Kaşar peyniri, 3adet yumurta akı

Kaşar Kroket nasıl yapılır ?
Kaşar peynirini önce rendeleyip sonrada yumurta aklarıyla yoğurunuz. Bunları küçük toplar haline getirip kızdırdığınız sıvı yağda kızartınız

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ulan bi durun be!

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güzel bir gün ve ben bunu göremiyorum…

http://youtu.be/ym6WzaibnvA

2010 yılının en iyi kısa filmi…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sizi böyle bekleyen var mı? …

 

9 Yaşındaki bir çocuğun çizmiş olduğu resim.
Anlamına Gelince…

Denizde tahterevalliye binmiş iki kuş değil…
Çocuğun açıklaması…
İki kuş var biri kafeste diğeri özgür gibi gözüküyor ama ….

Aslında İkiside Esir…
Çünkü diğeri uçarsa arkadaşı Ölecek

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kimse başkasının eğlencesi olmak istemiyor…

 

 

…Deniz kenarında yaşayan ve martıları seven bir çocuk vardı. Her sabah denize inip martılarla dolaşırdı. Yanına sayılamayacak kadar çok, yüzlerce kuş gelirdi.Bir gün babası ona deki ki, ‘Martıların seninle dolaşmaya geldiklerini duyuyorum  birkaçını bana getir de oynayayım.’ Ertesi gün, deniz kıyısına gittiğinde, martılar başının üstünde turladılar ama aşağı inip yanına gelmedi-ler…

Herkes özgür olmak istiyor… Kimse başkasının eğlencesi olmak istemiyor…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bunlar neden başıma geldi diyenlere ufak bir öykü…

Brenda, yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir   kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.

Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.

Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda’nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.

Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens, yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah’a dua edebilirdi yalnızca… Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. “Allah’ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.”

Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri “Aranızda lens kaybeden var mı?” diye bağırdı.”

Brenda’nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.

Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:

“Allah’ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım…”

Alıntı…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Uyandım baktım ki bir sabah,Güneş vurmuş içime…

Uyandım baktım ki bir sabah,
Güneş vurmuş içime;Kuşlara, yapraklara dönmüşüm,
Pır pır eder durur, bahar rüzgârında.

Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
Kuşlara,
Yapraklara.

Orhan Veli Kanık

Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

sevgilisini bekleyen çiçeğe Kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğede Hercai denilir…

Çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar. Her bahar diğer ç…içekler gibi onlarda açıp güneşe merhaba derler.Fakat bir bahar bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine; Biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki bütün doğa bize ait olsun der. Ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler.Biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. O gün bugündür karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe Kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğede Hercai denilir.

İşte bu yüzden hayırsız sevgiliye Hercai denilir

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yuvasından çıkan köstebek… Günün fotosu 08/08/2011

 

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

O sabaha kadar uluyan sendin demek…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Patlıcanlı Börek…

Patlıcanlı Börek tarifiMalzemeler 
2 Çorba Kaşığı Zeytinyağı
1 Adet Soğan
250 gr Kıyma
2 Adet Patlıcan
1 Çay Kaşığı Kırmızıbiber
Karabiber
Yarım Demet Maydanoz
3-4 Adet Yufka
Yarım Su Bardagı Süt
Yarım Su Bardağı Su
Yarım Su Bardağı Sıvı Yağ
Üzerine: 1 Adet Yumurtanın Sarısı

Yemeğin Tarifi

Tavaya 2 çorba kaşığı zeytinyağ  aktarın. Küçük küçük kestiğiniz soğanı yağda pembeleştirin. Sonra kıymayı ilave edin. Rengi değişene dek kavurun. Son olarak 1 çay kaşığı kırmızıbiber ve karabiber ile ince ince doğranmış maydanozu ekleyin. Tavayı ateşten alın. Közlediğiniz ve kabuklarını soyduğunuz patlıcanları küçük küçük kesin. Kıymalı harcın üzerine ekleyin. Ayrı bir kapta yarım su bardağı sütü, suyu ve sıvıyağı karıştırın.

Yufkayı temiz ve düz bir zemine serin. Bir firça yardımıyla sütlü karışımdan yufkanın üzerine sürün. Yufkayı yuvarlak kenarlarını ortada birleşecek şekilde katlayın. Kuru yerlerine sütlü karışımdan sürün. Dörde kesin.

Her bir karenin içine patlıcanlı harçtan koyun.

Kenarlarını içe doğru kapatın.

Kat yerleri altta kalacak şekilde yağlanmış tepsiye dizin. Diğer yufkalarada aynı işlemi uygulayın. üzerine yumurta sarısı sürün. Önceden ısıtılmış 180 dereceli firında pişirin

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ormanda kendimi iyi hissetmek, bana,doğal geldiği için esenliğimin nedenini analiz etmek aklıma gelmedi. Meğer bu konuda bilimsel araştırmalar varmış…

 

Günün kendimi en iyi hissettiğim zamanı ormanda yürüdüğüm anlardır. İlk adımlarımı atamaz hissediyorum, ormanda yürümenin bana iyi geldiğini. Ana yoldan ormana dönen tenha yola girmemle başlıyor hatta bu duygu.
Ormanın eşsiz kokusu içeri doluyor. Güneş, ağaçları limon gibi sıkıp çıkardığı kokularını ormanın üstüne serpti sanki.
Bu yürüyüş anlarının günün en iyi anları olması diğer saatleri sevmediğim şeyleri yaparak geçirdiğim anlamına gelmiyor. Sevmeden yapmadığım bir şey yok. Hayatım basit, tenha, temiz, gürültüsüz, acelesiz, düzenli, mütevazı.
Ormanda kendimi iyi hissetmek, bana,doğal geldiği için esenliğimin nedenini analiz etmek aklıma gelmedi. Meğer bu konuda bilimsel araştırmalar varmış.

Manzaranın olumlu etkisi
İlklerinden biri 1985’te bir hastanede yapıldı ve beni hiç şaşırtmayan bir gerçeği ortaya çıkardı: Pencereleri doğal bir manzaraya bakan ameliyat geçirmiş hastalar, odaları duvarlara bakanlardan daha çabuk taburcu oluyor. Daha az ağrı kesiciye ihtiyaç duyuyor.
Daha sonra yapılan birçok araştırmanın ortak sonucu doğada geçirilen zamanın insan sağlığına iyi geldiğidir.
Japonya’da koru gezintilerine shinrin-yoku deniyor- Orman Banyosu.
Aynı kişiler üzerinde, ormanda ve şehirde yapılan tansiyon ölçümleri Orman Banyosu yapanların tansiyonunda kayda değer düşüş olduğunu gösterdi. Şehirde yapılan yürüyüş ile ormanda yapılan yürüyüşten sonra alınan idrar örneklerinin ikincisinde çok daha az stres hormonu bulundu. Kalp atışlarında yavaşlama oldu. Olumlu duygular çoğaldı, olumsuz duygular azaldı. Hastalık önleyici bazı hormonlarda yükselme görüldü.
Bu incelemeleri yapan bilim adamlarına göre olumluluklar, muhtemelen, bitkilerin bakteri ve mantarlara karşı korunmak için çıkardıkları bazı bileşimlerin nefes yoluyla insana geçmesinden kaynaklanıyor.
Kuş sesleri duyuyorum. Dönüş yolunda göçmen kuşlar sanıyorum önce. Ama sessiz ormanın üstünde döne döne, hiçbir zaman birbirlerinden fazla ayrılmadan, garkk garkk öterek uçanlar kartal. On üç tane. İlk defa bu kadar büyük bir grup görüyorum. İkisi kanat dokunduracak kadar yaklaşıyor birbirine, sonra uzaklaşıyor. Biri diğerini kovalayıp üzerine konuyor, birkaç dakika böyle uçuyorlar.
Görünmez oluncaya kadar seyrediyorum onları. Ve içimde isimsiz bir minnet duygusu, yürümeye devam ediyorum, doğanın enerjisini, dinginliğini, güzelliğini, sonsuzluğunu soluyarak.

 

oRMAN bANYOSU-mETİN mÜNİR

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

…Dalmışız…

 

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Atlar özgürdür… Günün fotosu…07/08/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »