QUETZAL’İN HİKÂYESİ ***

 

Uzak bir diyarda, özel yetenekleri olan insanların yaşadığı bir kabile varmış. Bu kabile, “selam” anlamına gelen “HU” adıyla bilinirmiş. Kabiledeki herkesin özel bir yeteneği varmış. Uçabilenler, kurt adamlar, telepatlar, astral seyahat yapanlar, aynı anda iki farklı yerde olabilenler, rüzgâr çıkartanlar, geleceği görenler, ışık hızından hızlı koşanlar…. Ve daha bi…rçoğu… Günlerden bir gün kabilede yaşayan ailelerden birinin kız çocuğu olmuş.

Her yeni doğan çocuğa yapıldığı gibi onu da Bilge Adama götürmüşler. Küçük bebeğin isminin belirlenebilmesi için Bilge Adamın, kabilenin ataları ile bağlantıya geçmesi gerekiyormuş. Bu sefer ki isim koyma ritüeli her zamankinden biraz daha uzun sürmüş. Bilge adam ritüeli tamamladığında Ataların bu minik kıza “kutsal” anlamına gelen Quetzal adını verdiklerini söylemiş. Kabiledekiler bu yeni bebeğin bembeyaz teni, masmavi gözleri, ince telli sarı bukleli saçları ve huzur dolu bakışı ile Quetzal ismini hak ettiğini düşünmüşler. Hepsi bu güzel bebeğin alışılmışın dışında bir yeteneği olduğuna inanıyormuş. Yıllar geçmiş, Quetzal, okulunu başarıyla bitirmiş ama yeteneğini hala öğrenememiş olması nedeniyle çok üzgünmüş. Kendisinde bir gariplik olduğuna iyice inanmaya başlamış.

Yeteneğinin olmadığına dair üzüldüğü günlerden birinde, ormanda oturup uçuşan kelebekleri izlerken Bilge Adam’ın kendisine doğru yürüdüğünü fark etmiş. Bilge Adam, gülümseyerek Quetzal’e yaklaşmış ve ona nasıl olduğunu sormuş. Quetzal de Bilge Adam’a; — Çok mutsuzum. Artık çok iyi biliyorum ki benim diğerleri gibi bir yeteneğim yok. Bilge adam hafifçe gülümseyerek; — Sevgili Quetzal, anladığım kadarıyla diğerlerinden farklı olmak seni çok üzüyor. Unutma ki evrende, olan biten her şeyin bir nedeni var. Biliyorum uçabilen, rüzgâr çıkaran, biçim değiştiren, hislerini okuyan içgüdüleri kuvvetli arkadaşların var.

Hiç düşündün mü ki tüm bu yetenekler çevrende gördüğün hayvan dostlarının özellikleri. Önemli olan; hayvanları taklit etmek değil, kendimizi ne oranda geliştirip etrafımızdakilere faydalı olduğumuzdur. — Doğru haklısınız. Uzun zamandır yeteneğimin ne olabileceğine o kadar çok odaklandım ki ailemle bile yemekten yemeğe konuşuyorum. Sanki hiç yaşamıyor gibiyim. Yetenek konusu beni her şeyden uzaklaştırıyor. En iyisi bu konuyu tamamen unutmak olacak. Çünkü tanrı beni terk etti, diye yanıtlamış Quetzal. Bilge adam Quetzal’in son söylediklerine anlamayarak; — Sevgili Quetzal, tanrı seni nasıl terk etmiş olabilir ki? — Uzun zamandır tanrıya dua ediyorum ve ondan yeteneklerim konusunda yol göstermesini istiyorum  Şimdiye kadar yanıt alamadım. Belli ki beni terk etti, demiş Quetzal. Bunun üzerine Bilge adam gülümseyerek; — Tanrı, bizlerle birbirimizle konuştuğumuz gibi konuşmaz.

Ondan bir şey istediğinde durup olmasını beklemek yerine isteğine uygun hareketlerde bulunmalısın. Eğer attığın her adımda arzuna gittikçe yaklaştığına dair işaretler alıyorsan, işte o zaman tanrı seninle konuşuyor demektir. İlerlemezsen onu duyamazsın. Eğer pasta yemek istiyorsan un, şeker, yumurta, kakao satın alıp mutfağa getirmelisin ki senin için pasta yapılsın. Pasta yemeyi arzularken patates, soğan satın alırsan hiç bir zaman çok istediğin o pastayı yiyemezsin. — Hımm, anladım galiba. Ben yeteneğimin ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu durumda ne yapmalıyım?

Diye sormuş Quetzal. — Hepimizin yeteneklerini tanrı belirler öncelikle olmasını arzuladığımız yeteneğin yerine sana ait olanı keşfetmeye ihtiyacın var. Düşün bir bakalım, çaba göstermeden kolayca yaptığın şeyler neler? Quetzal, çaba harcamadan kolayca yaptığı şeylerle yeteneği arasında bağlantı kuramamış olsa da Bilge Adamın sözünü dinleyerek çaba sarf etmeden kolayca yaptığı şeyleri düşünmeye başlamış. Quetzal’in yavaş yavaş zihni açılmaya başlamış. Ve — Galiba buldum. Benimle birlikteyken insanlar sakinleşiyor ve gözlerinin içi gülmeye başlıyor. Aynı şekilde çevremde sürekli kuşlar, böcekler geziniyor.

Geçenlerde çok ilginç bir şey oldu. Kardeşim ile birlikte ormanda dolaşıyorduk. Birden karşımıza   kızgın bir aslan çıkıverdi. Kardeşim henüz farklı bir yere ışınlanma gücünü kontrol edemediğinden aslanın korkusundan gücünü aktive edemedi. Ve çaresiz arkamızdaki ağaca yaslanıp tanrıya dua etmeye başladık.

Kızgın aslanın gözlerine baktığımda bir de fark ettim ki o da beni izliyor. Bir müddet sonra aslan birden sakinleşerek kedi gibi mırıldanmaya başladı. Önce bizi kokladı sonra arkasını döndü ve yürüyerek yanımızdan uzaklaştı. Bu olay olduğunda ona zarar vermeyeceğimizi anladığı için bizi rahat bıraktığını düşünmüştüm. Kardeşim ise aslana ne yaptığımı sormuştu. Ben ise şaşırarak hiç bir şey yapmadığımı söylemiştim. Kardeşim bana inanmasa da gülerek eve dönmemiz gerektiğini söylemişti. Bundan bir şey çıkar mı acaba? Diye Bilge adam’a soru sormuş. Bilge adam; enteresan, istersen bu konu üzerinde biraz daha düşün sonra tekrar konuşuruz demiş ama o an Quetzal’in kendisini dinlemediğini ve öylece dalıp gittiğini fark etmiş. Quetzal, bir müddet sonra gözlerinde gittikçe parlayan bir gülümsemeyle tekrar Bilge Adam ile konuşmaya başlamış. — Sanırım bende ne olduğunu buldum.

Geçenlerde annem ben dünyaya geldikten sonra kurt adam olan babamın daha da sakinleştiğini söylemişti. Okulda da benzer şeyler olmuştu, herhangi birilerini kavga ederken gördüğümde onların yanına yaklaşır yaklaşmaz kavga aniden bitiveriyordu. Bunun tek bir anlamı olabilir. Galiba ben sakinleştiriciyim. Tüm olanların normal olduğunu düşünmüştüm. Sanırım yanılmışım. Hâlbuki bu benim yeteneğimmiş. Pek rastlanmayan bir yetenek ama olsun bu yeteneğimi çok sevdim. Hemen annemlerle paylaşmalıyım,  çok teşekkür ederim demiş ve koşarak Bilge adamın yanında ayrılmış. Bilge adam Quetzal’in gidişini izlerken kendi çocukluğu aklına gelmiş. Annesi, sakinleştirici olduğunu ona ilk kez söylediğinde, önceleri diğer arkadaşları gibi uçamadığı ve ışınlanamadığı için üzülse de sonradan sakinleştirici olmanın büyük bir sorumluluk gerektirdiğini anlamış. Bilge adam olduğunda sakinleştirici olmanın faydasını çok görmüş. Sakinleştirici olması, yıllarca insanların kendi içlerindeki gerçeği yani sevgiyi görmeye aynalık yapmasına yardımcı olmuş.

Bilge adam, Quetzal bebekken isminin belirlenmesi için ilk defa kendisine getirildiğinde onun içindeki sevginin çok güçlü olduğunu ve ileride kendisi gibi kabilenin Bilgesi olacağını hemen anlamış. Artık bu dünyada pek zamanı kalmadığından eminmiş. Kalan zamanını Quetzal’in kabilenin yeni Bilgesi olarak yetiştirmeye harcaması gerektiğini düşünüyormuş. Ertesi gün Quetzal’in ailesi ile buluşmaya niyetlenerek evinin yolunu tutmuş.

Evet, Quetzal gibi yeteneğinizin ne olduğunu keşfetmek isterseniz hiç çaba harcamadan kolayca yaptığınız şeylerin ne olduğunu belirleyin. Ve bunlarla etrafınızdakilere ne kadar faydalı olabileceğinizi düşünün. Yeteneğiniz uzun zamandır orada sabırla sizi bekliyor. Onunla buluşmanın zamanı artık geldi…