Hay, bir çalışma yaptırıyor; adı “ayna çalışması”.

Şimdi Louise Hay’in “You can trust your life” DVD’sini çevirirken bir sahneye rastgeldim, acayip hoşuma gitti. Hay, bir çalışma yaptırıyor; adı “ayna çalışması”. Çok basit ama müthiş etkili bir teknik; ben de yapmaya başladığım için biliyorum. Neyse DVD’nin az önceki bölümünde tüm seyircilerle birlikte yapıyorlar çalışmayı. Böyle millet kaymış zaten mutluluktan. Derken kamera bir açı değiştirdi.

En önde bir abi, bildiğin çam yarması. Kolları olduğu gibi dövme dolu, kafa dazlak. Hani gece yolda karşına çıksa korkarsın, öyle bir tip. Eline almış aynayı “Seni seviyorum” deyip duruyor, yüzünde öyle bir mutluluk ifadesi var ki… Bir an çok duygulandırdı o ifade beni. Hani dışardan bakıldığında böyle adamlar “sert adamlar”dır. Böyle çok güçlü görünmeye çalışırlar da aslında içlerinde müthiş acı çekerler ve yalnızlardır.

Bu da sertlik olarak yansır dışarıya. Bu abi hiç kasmamış, gelmiş eğitime ve yumoş yumoş çalışma yapıyordu… Helal olsun abime… Darısı tüm kendini sert ve güçlü göstermeye çalışıp da aslında içinde müthiş acı çekip de yalnız hissedenlerin başına…

H. sONSUZ çELİKTAŞ

HAYAT BENİ SEVİYOR VE BEN GÜVENDEYİM

 Hayatımdaki herkesi, erkek ya da kadın, bir sevgi çemberine alıyorum.

Bu çembere arkadaşlarımı, sevdiklerimi, iş arkadaşlarımı ve geçmişimdeki herkesi ekliyorum. Herkesle karşılıklı saygı ve sevginin olduğu harika ve uyum dolu ilişkiler kurduğumu ifade ediyorum. Huzur, barış ve sevinç içerisinde yaşıyorum.

Sevgi çemberimi tüm gezegeni içine alacak biçimde genişletiyorum ve bu sevgi misliyle bana geri geliyor. İçimde koşulsuz bir sevgi var ve bunu herkese dile getiriyorum. Duyduğum koşulsuz sevgi, beni de kapsıyor; çünkü sevilmeyi hak ettiğimi biliyorum.

Kendimi seviyor ve takdir ediyorum. Gerçekten de öyle!

Louise L. Hay

Ben iyiyi hakediyorum ve bulacağı…

Bedensel hastalıklar sadece mikrop, virüs ve bakteri den oluşmuyor. Bunu tıp da söylüyor, artık biliniyor. Eğer ruhunuza da en az bedeninize gösterdiğiniz kadar özen göstermezseniz, bedeniniz zayıf yerlerini çoğaltır. Üzüldüğünüzde, rahatsızlıklarınızın midenizin ağrımasından, tansiyonunuzun düşmesinden de öteye gitmesini istemiyorsanız ruhunuzun da sesini dinlemeniz gerekiyor…

 Çocukluğunuzdan beri her şey belleğinize yazıldı. Bunlar kendinize olan inançlarınızı da sınırladı. Size sürekli “aptal tembel” diyen bir annenin ruhunuzda yaptığı damgayı görüyor musunuz?: Yeterince iyi değilim, yapamam! Ya, size her kızdığında “seni bırakıp gideceğim başkasının çocuğu ol” diyen bir anne, sizde terk edilmek ve önemsenmemek korkusunu yerleştiren kişi olmasın? Çocukluğunuzda edindiğiniz kalıp inançları “bu sahiden doğru mu?” diye yeniden gözden geçirin.

Ben hayata acı çekmek için gelmişim, kader bana hiç gülmez, beni kimse sevmez ki, insanların hepsi nankördür, hep benim yüzümden, ben önemli değilim, çok güçsüzüm… Bunları çoğaltmak mümkün. Zihninizi de evde temizlik yapar gibi temizleyebilirsiniz. Zihniniz, içinden neler geçtiğini bir tek sizin bildiğiniz bir odadır. Orayı arındırıp olumlu mesajları sürekli tekrarlayarak ve değişmek istediğinizi yineleyerek tertemiz yapabilirsiniz “ben iyiyi hakediyorum ve bulacağım” inancına dönüşecektir. Sadece birkaç gece tekrarlayın bakın neler değişecek yaşamınızda.  L.HAY