İçimde kıyametler kopsa da.Ben baharıyım yarınlarımın,

anette inselberg baharıyım yarınlarımın

 

“Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma…
Köküm sağlamdır sarsılsam da kopmam dalımdan…
Öyle kolay değil, rüzgarın önüne kapılıp gitmem…
Son ana kadar `vazgeçmem` yaşamaktan…
Ne fırtınalar koptu, benim hayat dallarımda…
Hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan…
İçimde kıyametler kopsa da.
Ben baharıyım yarınlarımın,
Çiçek açarım her kışın ardından!”
Tabii ki, Nazım Hikmet 🙏❣❣❣

ZEYTİN AĞACI.

anette inselberg zeytin ağacı
Yunan mitolojisine göre Zeus, kendisine en değerli hediyeyi verene kentin koruyuculuğunu verecektir ve bunun için bir yarışma duzenler.
Denizlerin tanrısı Poseidon, Zeus’a uzak diyarlara dahi uçarak gidebilen ve savaşta yenilmeyecek bir at armağan eder.
Athena ise zeytin ağacını. Yarışma çetindir çünkü ikisi de Zeus’a dünyanın en güzel hediyesini vermek isterler.
Kuşkusuz dünyanın en uzak diyarlarına gidebilecek ve yenilmez savaşçı bir
at mükemmel bir hediyedir, ancak zeytin ağacı daha mükemmeldir.
Zeytin ağacının muazzamlığı karşısında başta Zeus olmak üzere tüm tanrılar, tanrıçalar büyülenmiş ve ağacın kutsallığı karşısında donakalmışlardır.
Tüm hırsına ve kazanma isteğine rağmen
Poseidon bile
zeytin ağacından o kadar etkilenmiştir ki, aralarındaki çekişmeye rağmen
zeytin ağacının üstünlüğünü kabul eder.
Bunun üzerine,
Athena zeytin ağacından bir dal kırıp Poseidon’a verir ve öylece aralarındaki düşmanlık zeytin ağacının rakipsiz güzelliği karşısında yok olur.
O günden sonra Athena’nın ismi Atina kentine verilir.
*Düşmana zeytin dalı uzatmak*
deyimi de neredeyse tüm dillere tam da bu mitten gelmiştir.
Çünkü Zeytin ağacı, düşmanınızın dahi kıyamayacağı güzellikte ve kutsallıktadır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Seyahat Eden İnsanların Başarılı Olmasının Nedenleri

anette inselberg yollar

Çok uzun süredir bir yere gitmiyorum aslında ama bu yazıyı görünce paylaşmak istedim Yazı neden gezmeyi sevdiğimi anımsattı bana… Şöyle sıralayayım:
Konfor alanından çıkınca ne yapacağım beceresini geliştirmek
Bilmediğim ve tanıdığım ortam ve insanlarla hayatımı sürdürebilme becerisi geliştirmek ve böylece kendime güvenimi geliştirmek
Kendi kendimi yönetebildiğimi ve her türlü tatsız durumla baş edebildiğimi görmek
Alışkanlıklarımdan sıyrılmayı becerebilme yeteneğimi geliştirmek
Ve karar verebilme ve verdiğim kararların somuçlarına katlanma beceresini geliştirmek diye sayabilirim.
Kendime güveni geliştirmeyi söyledim biliyorum ama tekrar yazayım dedim…
Kendimle yüzleşmeyi tarafsız bir ortamda sağlamak
Tabi ki yeni yerler görmek, merak gidermek ve yeni şeyler öğrenmek güzel ama benim gezerken esas çabam kendime dönüp içime bakıp bir üst sunumu dolaşıma açmak galiba 🙂
Anette İnselberg

 

“Hiçbir şey zekayı seyahat etmek kadar geliştirmez.” – Emile Zola
Kendimizi geliştirmek için yapabileceğimiz en güzel faaliyetlerden biri gezmektir, seyahat etmek. Yeni yerler görmek, insanlarla tanışmak. Gezmek bize neler kazandırır biliyor musunuz?
Konfor alanlarının dışına nasıl çıkacaklarını biliyorlar
Çok gezen insanlar alışılmadık durumlarla sık sık karşılaşıyorlar. Zorunda oldukları için, bilinmeyenler üzerine kafa yoruyorlar. Belirsizliklerle nasıl başa çıkmaları gerektiği, nasıl sakin ve etkileyici olmaları gerektiği gibi konularda yeni stratejiler geliştiriyorlar. Sayısız yeni tecrübe edinmelerinin katkısı yadsınamaz ve bu da hem liderlik hem de iş için başarının anahtarı.
Değişime kucak açıyorlar
Gezenler yenilikleri keşfederler. Etrafında sürekli yeni ve farklı şeyler olan insanlar hiç sıkılmazlar ve daha iyi odaklanırlar. Bu düşünce yapısı girişimcilik ve yaratıcılık için ilham verir.
Duygularını nasıl kontrol edeceklerini biliyorlar
Sıkışık uçak aktarmaları, hava alanı güvenliği tarafından sorgulanmalar, kaba otel çalışanları gibi stres faktörleri sıradan bir insanın sinirlerini alt üst edebilir. Seyahat eden kişiler duygularını kontrol etme ve baskı altında sakin kalabilme yeteneklerini geliştiriyorlar; kısacası öz farkındalık yaratmış oluyorlar. Öz farkındalık da yaratıcılığı artırıyor ve hayatta kendilerini neyin mutlu edeceğini bulmalarına yardımcı oluyor.
Güvenmesini biliyor, sürekli kontrolü ellerinde tutmuyorlar
Gezginler tanımadıkları kişilere de güvenirler. Dil engeli ve yabancı şehirlerdeki taksi şoförleri gibi problemlerle baş etmek zorunda kalırlar; bu nedenle de yabancıların nezaketine bağlılardır. Sürekli bir şeyleri kontrol etmemeye çalışmaları sayesinde yeni ilişkiler kurup, içten ve güvenilir arkadaş seçimleri konusunda özgüven sahibi olurlar.
Korkuyla baş edebilirler
Başarının anahtarı harekete geçmektir. Çok sık seyahat ettiğinizde, kendinizi geri dönüşü olmayan durumlara düşürebiliyorsunuz. Bu durum, insanların korkularıyla yüzleşmelerine ve korkuya rağmen harekete geçebilmelerine olanak sağlıyor.
İmkanları görür, hemen benimserler
Gezen kişilerin dünya hakkında daha çok bilgisi ve tecrübesi olur. Farklı gelenek ve kültürlerle karşılaştıkları için, pratik ve yeni yöntemler öğrenirler. Bu bilgileri hem yaşadıkları yerde hem de gittikleri diğer ülkelerde, yenilik yapıp geliştirebilecekleri imkanlar görmelerini sağlar.
İstediklerini elde etmek için nasıl pazarlık edeceklerini bilirler
Gezen kişiler, turist statüsünde olmalarından istifade edilmesini engellemek için pazarlık ederler. İyi pazarlık edebilme kabiliyeti – fazla ısrarcı ya da agresif olmadan- istediğinizi ya da ihtiyacınız olan şeyi elde etmenizi sağlar. Bu kabiliyetin faydalığı olduğu bir diğer alan da; gerek lider olarak gerekse iş konularında başkalarını etkilemeniz ve fikirlerinizi anlayıp kabul etmelerini sağlamanızdır.
Çoğunluğun göremediği güzellikleri görürler
Çok gezen kişiler farklı şeyler görür; beyinlerini, güzelliğe ve estetiğe odaklanacak şekilde kullanırlar. Sürekli yenilik hem gözleri hem de zekayı keskinleştirir. Diğer insanların sıradan diye adlandırdığı şeyleri, seyahat eden kişiler güzel olarak görür .Bu yeteneğe farklı fotoğrafçılar, şairler ve yazarlar sahiptir; ilham aldıkları şeyleri geliştirirler.
Daha özgüvenli kişilerdir ve zayıf oldukları zamanlarda da özgüven sahibi gibi görünmeyi bilirler
Bahsettiğimiz kişiler kendilerine güvenmeyi öğrenir ve istedikleri şeyleri başarabilecekleri konusunda özgüven sahibidir. Kendilerine inanmaları, zorluklarla karşılaştıklarında daha inatçı olmalarını ve başarısız olduklarında da kolaylıkla toparlanabilmelerini sağlar.
İnsanların farklılıklarını karşı anlayışlıdırlar ve insanları oldukları gibi kabullenirler
Seyahat ederken sürekli yeni insanlarla tanışırlar. Tanıştıkları kişiler hakkında fikir sahibi olmak, şehirleri ve kültürleri hakkındaki düşünceleri gibi konularda bilgi edinmek için soru sorarlar. Bu sayede doğru soruları sorma konusunda uzmanlaşırlar. Turistlerin, gittikleri yeri öğrenme isteği ve merak duygusu doğaldır. Tanıştıkları kişileri ve düşüncelerini derinlemesine dinleyip güzel bir sohbet sürdürmeleri de bunun bir sonucudur. Kolaylıkla arkadaş edinir ve herkes tarafından sevilirler.
Ne zaman anı yaşamaları gerektiğini bilirler
Anı yaşamayı öğrenmek hem fiziksel hem zihinsel birçok fayda sağlar. Gezenler, gittikleri ülkede zamanlarının kısıtlı olduğunu bilir. Bu durum da, genel insan ortalamasının üzerinde “anı yaşadıkları”nı düşünmelerine yol açar.
Daha çok gülümser, daha mutlu hissederler
Araştırmalar seyahat etmenin bizi mutlu ettiğini gösteriyor. Sık gezen insanlar ortalamadan daha fazla gülümsüyor, çünkü düzenli olarak yeni yerler keşfediyorlar. Sürekli farklı insanlarla tanışıp, inanılmaz manzaralar görüp, yeni ve lezzetli yiyecekler tattıkları için mutlu hissediyorlar. Biraz önce bahsettiğimiz anı yaşama yeteneği de mutlulukla ilişkili.
Dinlemenin önemli olduğunu bilirler
Çoğu insanın zorlandığı bir hayat becerisidir dinlemek. Odaklanmayı öğrenmek ve insanların bize anlattıklarını gerçekten dinlemek, hayatta başarılı olmak için oldukça önemlidir. Başarılı olmak, sağlıklı ilişkiler kurmaktan geçer; sağlıklı ve güçlü ilişkiler de insanları anlamaktan.
Daha az yargılar, daha çok empati kurarlar
Büyük liderler başkalarıyla ilişki kurabilmek için empati yeteneklerini kullanarak hem onların sadakatini kazanırlar, hem de işlerini büyütürler. Empati, anlama isteğinden gelir; seyahat eden kişilerde bu özelliğin olması çok doğal değil mi?
Zengin olmayabilirler, ama paralarını zekice kullanırlar
Seyahat eden kişiler, paralarının nelere gittiğini biliyor. Dünyayı eviniz olarak görürseniz, hayat pahalılığına göre yerler seçebilirsiniz. Hem gezip hem çalışan insanlar daha az kazanıp, birçok ülkede çok iyi şartlarda yaşayabilirler.
Kaynak: http://www.lifehack.org/articles/productivity/15-reasons-why-frequent-travellers-are-more-likely-successful.html
http://www.yolvemacera.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

21 Mart Ekinoks Niyeti…

anette inselberg ekinoks niyeti

 

Zamanın birinde; çok sevdiğim kadın arkadaşlarımın biriyle bir saat falan telefonda konuşmuştuk, sonuçta kelimeleriz de bitmişti ama biz telefonu hala kapatmak istemiyorduk.

Ben öyle sessizce durmaya başladım, hiç bir konu açmadan, sadece karşımda olan kişinin orada olduğunun bilgisiyle, zevkiyle, hatta kalarak. Kız arakadaşım; ”Anette ne güzel sen sessiz durabiliyorsun” demişti.” Ben de evet tabi ki sessiz kalırım, ne oldu ki ”diye sorduğumda? ”Bunu ilk defa senle yapabildim” demişti…
Ne alakaysa bugün aklıma düştü işte…

Birlikte sessizliğin huzurunu paylaşabileceğimiz insanlarla yollarımızın karşılaşmasına niyet ediyorum…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Arınmaya,Yenilenmeye İhtiyacı Olan Herkese!

anett inselberg yenilenme cnlanma
Bu aralar “Secret” adlı kitap herkesin elinde. Peki ne diyor bu kitap? Ana eksen olarak, isteklerinizi nasıl gerçekleştireceğinizin işaretini veriyor. Bunlar öncelikle olumlu düşüne gücüyle ve stresten arınmış bir bedenle mümkün.
Bizi yaşamdan uzaklaştıran en önemli bahanelerden biridir “Zamanım yok!” ifadesi. Kendinize mutlaka zaman ayırın ve beden-zihin bütünlüğünüzü gerçekleştirin.

Aşağıdaki 18 öneriyi planlı bir şekilde yaşama geçirmenizi öneriyoruz. Vakit kaybetmeden “hemen şimdi” uygulayın!
Sevgiyi de hemen şimdi istiyoruz dostluğu da…
Ama işte en zoru da bu. İsteklerine nasıl yaklaşacağını bilmeyen, kendini mutlu edecek yolların adreslerini kaybeden birçok insanın varlığından haberdarız.
Aynı zamanda çözümlerin hep çok uzaklarda arandığının da… İçimize ferahlık kazandıracak bütün “hemen”leri yakalayabilmenin ipuçlarını bulmak hiç de zor değil.
Şunu unutmayın; düşüncelerin zihinde bloke olmasından dolayı, insanlar içlerindeki yaşam sevincini yitirebiliyorlar. Korku ve endişe duyguları bir kanser gibi benliklere hakim olabiliyor.
Oysa, bunları bizden uzak tutacak “arınma” yöntemleri mevcut. Kendinize yatırım yaparak, korkuları ve kaygıları uzaklaştırmaya var mısınız?
İşte, dönem dönem yenilenme sohbetleri düzenleyen ve alternatif terapinin önemli bir adresi olan Işık Terapi’nin de gösterdiği yollarla geliştirdiğimiz 18 öneri…

18 Işık Yöntemi
1- En önemli an, sabah uyandığınız zaman dilimidir. Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin. “Bugüne sağlıkla ve sevgiyle gözümü açabildiğim için şükürler olsun” sözleriyle bu gülümsemeyi tüm bedeninize gönderin ve şunu söyleyin:
“Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum. Bugünüm aydın olsun.” Ardından, yataktan yavaş ve sakin bir biçimde kalkmaya çalışın.
2- Pencerenin önüne gelin ve dışarıya bakarak nefes alıp vermeye başlayın. Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin. Bunu birkaç kez tekrarlayın.
3- Bu 18 öneriyi uygulamak için kendinize bir süre verebilirsiniz. Örneğin 10 gün. Bu 10 gün boyunca, beslenme tarzınızı da gözde geçirin. Özel bir yemek mönüsü hazırlayın örneğin. Yemeklerinizin sebze ve meyve ağırlıklı olmasına dikkat edin. Ağır yemeklere asla sofranızda yer vermeyin.
Bol bol su için. (En az üç litre) Ancak, bu asla “diyet” olarak algılanmamalı. Bu beslenme biçimi sadece bedeni temizlemeye ve tazelemeye ortam hazırlar. Yani yemekle ilişkinizi 10 gün boyunca “yaşamak için yemek” boyutuna indirgeyin.
4- Her gün, ne olursa olsun 5-10 dakika bile olsa açık havaya çıkın. (Deniz kenarı ya da yeşil alan) Bu ortamda varlığınızı fark edin. Dünyada tek ve çok önemli olduğunuzu düşünün.
Elinizdeki her şey için (Şükürler olsun ki sağlıklıyım gibi ifadelerle) teşekkür edin. Bu teşekkürü hücrelerinizin bile hissedeceği bir içtenlikle yapın. Kendinizi o an baş başa kaldığınız doğal ortamla bütünleştirerek…
5- Kendiniz için bir defter edinin ve her gün bu defterle birkaç dakika baş başa kalın. Arınmaya yönelmek için zihninizdeki tüm olayları yazın. İçinizden gelen duygu ve düşüncelerinizi hiçbir baskı altında kalmadan defterinize aktarın.
Sorunları yazarak netleştirmek, onlarla yüzleşmek hayatınıza inanılmaz bir rahatlık getirir ve sırtınızdan büyük bir yük kalkmış gibi bir duyguya kapılırsınız.
6- Arınma programı süresince, sadece çok candan yaptığınız ve ruhsal doyum aldığınız, sizi besleyen şeylerle ilgilenmeye çalışın.
Her gün size huzur ve mutluluk veren kelimeleri ya da olayları defterinize yazın. Bu yazdıklarınızı gün içinde ara ara okumaktan ya da bir göz atmaktan vazgeçmeyin.
7- Ağzınızdan çıkan her kelimeyi kulağınız duysun. “BEN yaparım”, “SEN zaten böylesin” gibi yargılayıcı tavırlar içine kesinlikle girmeyin. Çünkü kendinizi ya da başkasını yargıladığınız anda kendi bedeninizi enerjitik anlamda kirletmeye başlıyorsunuz. Eğer çok gerekiyorsa yapıcı ifadeler kullanmaya özen gösterin.

8- Zaman zaman neler düşündüğünüzü dışarıdan sanki başka bir kişi gibi gözlemleyin ve kendinizi dinleyin. Ancak bu gözleminiz de eleştirel anlam taşımasın. Kendinize dışardan bakabilmeye ve kendi duygularınızla empati kurabilmeye çaba gösterin.
9- Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızda oluşturacağınız bu bağ, emin olun ki sizi şaşırtacaktır. Çünkü yaşam, bizim algılamak istediğimiz kadar bizimle buluşur. Algı boyutlarımızı zenginleştirdiğimizde ise bambaşka bir ortamda bulabiliriz kendimizi.
10- Bu 10 günlük süre içinde çok az konuşun. Olayları, kişileri ya da olguları algılama ve hissetme konusunda zihin-beden buluşmasına sık sık başvurun.
11- Bazı farklılıklarla tanışın. Örneğin, evinizde veya işyerinizde size ait, çok sevdiğinizi hissettiğiniz obje grubu oluşturun. Renkli taşlar, kristal objeler… Bir demet çiçek de olabilir.
Her gün o sevdiğiniz objenize (veya objelerinize) mutlaka dokunun ve sizden onlara, onlardan da size sevgi enerjisi akmasına izin verin.
12- Çiçeklerle veya doğayla kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar. O halde, kendimize sevgiyle verdiğimiz her armağan, motive olmamız için gerekli bir araçtır.
Çiçekleri veya doğayı size sunulmuş bir armağan gibi düşünüp, bu bakış açısıyla onları algılamaya çalışırsanız doğa size ödülünü vermekte gecikmeyecektir.
13- Masanızın üstünde mutlaka, tüm negatif enerjileri çeksin düşüncesiyle bir bardak su bulunsun. Bu suya her gün olumlu düşünceler yükleyerek yenileyin. Su, arınmak için çok önemli bir maddedir.
14- Günde en az 20 dakika meditasyon yapmayı deneyin. Meditasyonun amacı, derinden gevşemek ve bedenle iç varlığın tazelenmesini sağlamaktır.

15- Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. Örneğin, “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın. Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim”, “Ben hallettim” gibi sözler kullanmayın.
16- Gün bittiğinde, tüm gününüzü gözünüzün önünden geçirin. Bir şekilde sanki kendinizi değil de bir başkasını seyrediyormuş gibi neler yaptığınızı gözden geçirin.
17- Kendinize sorular sorun. Örneğin, “Bugün nasılsın? Gün içinde neler yaptın? Neler seni rahatsız, neler seni mutlu etti?” gibi soruların cevaplarını hissetmeye çalışın. Ancak asla kendinizi yargılamayın.
18- Akşam yatarken yine olumlu geçen gün için evrene teşekkürü ihmal etmeyin. Birkaç kez derin nefes egzersizleri ile rahatlayın.
“Gün içinde, bedenimde birikmiş tüm tortulardan, huzursuzluklardan arınıyorum” sözleriyle rahatlayın. Yeni günün ışığının sizinle birlikte, güvenle var olacağını bilmenin huzuru içinde kendinizi rahat bir uykuya bırakın
Alıntı

Nisan 2019 Programı…

nisan 2019 3

21 Mart Ekinoksunda Bolluk Bereket Şans Getiren Tılsımlar Sizlerle… Aslı Tel. 0541 242 23

Untitled (2)

 

 

Tılsımlar

Bildiğimiz gibi yeryüzünde insanlık tarihi kadar eskidir tılsımlar.

Kimi uğur getirsin, bazısı korunma sağlasın diyerek yapılıp taşınmışlar, bir kısım da güç vermesi, işleri kolaylaştırması için kullanılmışlardır.

İnsanlar rahatlıkla üzerlerinde taşıyabilmek için tılsımları kolyeler, yüzükler, küpeler olarak hazırlamışlar, hatta giydikleri gömleklere, yattıkları şiltelere, savaşlara giderken zırhlarına işlemişler yüzyıllar boyunca.

Farklı durumlar için, enerjisine inandıkları değişik malzemelerden türlü türlü tılsımlar üretmiş insanoğlu. Bazen bir melek ya da çiçek kullanmışlar, farklı dinlere mensuplar sembollerini, Tanrı’nın isimlerini, ilkler gökyüzündeki yıldızları doğanın içinde birlikte yaşadıklarını tılsım olarak işlemişler hayatlarına…

Taşların üzerine yontmuşlar, değerli metallerle bezemişler, kimi zaman belirli ritüellerle elden ele, bir jenerasyondan diğerine aktarmışlardır tılsımları.

Şimdiye kadar gördüğünüz gibi AGd’sign olarak tasarımlarımızda bolluk bereket şans koruma niyetiyle hayatın içinden gelen sembolleri farklı kültürlerdeki öğretileri birleştirdik.

Ve, ne mutlu bize!
Sizden gelen mesajlarda, maillerde gördük ki hayatlarımıza nice pozitif yansımalar olmuş.
İlginize teşekkürler.
Sevgiler…

Aslı ve Murat…

Not :Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden bu tılsımları almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.

http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324

Chokurei Kolye 80.-₺
Gümüş Mineli Melek Kolye 140.-₺
Gümüş YaFettah Kolye 110.-₺
Gümüş ElVedud Kolye 110.-₺
Gümüş Mineli Merkabah Kolye 140.-₺
Fiyatlara KDV Kargo dahildir.
Gümüş YaFettah Bileklik 75.-₺

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Şey Değişir…

Canım mı sıkkın, moralsiz misin, için mi yanıyor, işten mi atıldın, hayat yolunda hepsi başımıza gelebilecek şeyler…
Önemli olan düştüysen ayağa kalkmak, korksan da yola devam etmek ve her şeyin değişeceğine, yoluna gireceğine inanmak…
Nasıl mı?
Bu kitapta sana anlattığım ritüellerle, meditasyonlarla, ödevlerle…
Böylece enerjin yükselecek, düşünce yapın değişecek, karanlıktaki ışığı görmeye başlayacaksın…
Eeee hala duruyor musun, gözlerini kapatıp her hangi bir sayfayı aç ve karşına çıkan ritüeli yapmaya başla… Senin ve bütünün hayrına olsun inşAllah…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Her Şey Değişir – Anette İnselberg’in Kitabı Çıktı…

BAĞIŞLAMA TEKNİKLERİ

anette inselberg bağışlama
Zihninizi rahatlatın, iyice dinginleşin ve gevşeyin. Kozmik ışığı ve onun sizi koruduğunu düşünün ve şu olumlamalarda bulunun: “Şu an kendi isteğimle (sizi üzen kişinin adı)…’yı tamamen bağışlıyorum; onu hem zihinsel hem de spiritüel olarak özgür bırakıyorum. Söz konusu olayla ilgili her şeyi affediyorum. Ben özgürüm. O da özgür. Bu harika bir duygu. Bugün genel af çıkarıyorum. Şimdiye kadar beni kıran herkesi bağışlıyor ve onlara sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum. Bunu neşeyle ve sevgiyle yapıyorum beni üzen herkese şöyle söylüyorum: Seni bıraktım, yaşamın bütün nimetleri seninle olsun. Sen de ben de özgürüz.” Gerçekten bağışlamanın büyük sırrı, o kişiyi bağışladığınız an bir daha o dileği tekrarlamamanızdır. Bu kişi bir kez daha aklınıza geldiğinde, ya da üzücü bir olayı hatırladığınızda ona iyi dilekler dileyin ve şöyle deyin: “içiniz huzurla dolsun.” O düşünceler aklınıza geldiğinde bunu yapın. Birkaç gün içinde o kişi ya da olayı daha az düşündüğünüzü, hatta kısa bir süre sonra hiç aklınıza bile gelmediğini göreceksiniz.
Bağışlamak için asit testi
Altının saf olup olmadığını anlamak için ona asit testi uygulanır. Bağışlayıp bağışlamadığınızı anlamak için de asit testi uygulayabilirsiniz. Diyelim ki bir yıl önce sizin canınızı çok yakan bir diş ameliyatı geçirdiniz. Birisi size öylesine “Hala ağrıyor mu?” diye sorsa otomatik olarak şöyle dersiniz: “Tabii ki, hiç ağrımıyor. O günleri hatırlıyorum ama şu anda hiçbir acı yok.” İşte bütün mesele bu. Olayı hala hatırlayabilirsiniz ama artık size hiçbir acı vermemektedir. Bu yaptığınız asit testidir, psikolojik ve ruhsal olarak bununla yüzyüze gelmelisiniz, aksi halde yalnızca kendinizi aldatıyor ve gerçek bağışlama sanatını uygulamıyorsunuz demektir.
Anlamak bağışlamaktır
Kişi kendi zihninin yaratıcı yasasını anladığı zaman, yaşamını değiştirdi diye insanları ya da koşulları suçlamaktan vazgeçer. Kendi kaderini belirleyen şeyin düşünceleri ve duyguları olduğunu da bilir. Dahası, kendi dışında gelişen olayların, yaşamını ya da yaşadığı olayları belirleyen neden ve koşullar olmadığını bilir. Başkalarının sizin mutluluğunuzu bozabileceğini düşünürseniz, sizi kötü bir kader bekliyor demektir; yaşamınız boyunca insanlarla mücadele etmek, onlara karşı çıkmak zorunda kalırsınız.
Oysa, düşüncelerin somut nesnelere dönüştüğünü anlayabilirseniz, bu korkuların hiçbir geçerliliği kalmayacaktır.
Bağışlamanıza yardımcı olacak noktaların özeti
Yaşam kimseyi kayırmaz. Onun için kimse özel değildir. Ama uyum, sağlık, neşe ve huzur ilkelerini benimseyen bir insan iseniz yaşamın sizi kayırdığını hissedebilirsiniz.
Yaşam asla hastalık, rahatsızlık, kaza ya da acı getirmez. Bunları kendi olumsuz ve yıkıcı düşüncelerimizle kendi başımıza biz getiririz. Ne ekerseniz onu biçersiniz.
Kozmik bilinç ya da özdoğa kavramı yaşamınızdaki en önemli şeydir. Gerçekten bu bilince ve sevgiye inanırsanız, bilinçaltınız size sayısız armağanlar gönderecektir.
Yaşam size kin tutmaz. Yaşam asla sizi kınamaz. Yaşam elinizdeki yarayı iyileştirir. Yanan parmağınızı bağışlar. Sizi yeniden kusursuz bir bütün haline getirmek için harekete geçer. Suçluluk kompleksi yaşam kavramını bilmemekten doğar. Yaşam sizi ne yargılar ne de ceza verir. Yanlış inançlarınız, olumsuz düşünceleriniz ve kendinizi kınamanızla bunu siz yapıyorsunuz. Yaşam sizi kınamaz, sizi cezalandırmaz. Doğanın güçleri kötü değildir. Bunların kötü sonuçlar vermesi, içinizdeki gücü nasıl kullandığınıza bağlıdır. Elektriği bir insanı öldürmek için veya evinizi aydınlatmak için kullanabilirsiniz. Suyu ister bir çocuğu boğmak için, ister susuzluğunuzu gidermek için kullanabilirsiniz. İyi ve kötü, bütünüyle insanın kendi zihnindeki düşünce ve amaçlardan kaynaklanmaktadır. Yaşam asla cezalandırmaz. Kişi, yaşam ve evren hakkında kendi yanlış düşünceleriyle kendi kendini cezalandırır. Düşünceleri yaratıcıdır. Kendi felaketini kendi hazırlar. Birisi sizi eleştirirse ve sizde de hata varsa, yapılan yorumları sevgi, anlayış ve minnettarlıkla karşılayın. Bu, yanlışlarınızı düzeltmeniz için sezi verilmiş bir fırsattır. Kendi düşünceleriniz, duygularınız ve tepkilerinizin kontrolü sizde olduğu zaman eleştirilerin sizi yaralamasına imkan yoktur. Bu size yeni bir fırsat verir; o kişilere iyi dileklerde bulunun, böylece kendiniz için de aynı şeyi dilemiş olursunuz.
Doğru olanı yapmak için size yol gösterilmesini istediğinizde, cevap olarak ne gelmişse kabul edin. Bunun iyi, hem de çok iyi olduğunu bilin. Bundan böyle artık kendinize acıma, eleştiri ve nefret olmayacaktır. İyi ya da kötü diye bir şey yoktur, bunları o hale getiren şey, düşüncelerdir. Yemek yemekte, para kazanmakta, kendini rahatça ifade etmekte ve cinsellikte kötülük yoktur. Her şey bu dürtüleri ve arzuları nasıl kullandığınıza bağlıdır. Canınız yemek yemek istiyorsa, bir lokma ekmek için insan öldürmek zorunda değilsiniz. Öfke, nefret, kötü niyet ve düşmanlık bütün hastalıkların ve felaketlerin arkasında yatan sebeptir. Sizi üzenlere sevgi, yaşam, neşe dolu ve iyi niyetli olduğunuzu göstererek kendinizi ve bütün insanları bağışlayın. Bu acılar aklına her geldiğinde onlara huzur dileyin. Bağışlamak demek bir şeyleri azat etmek demektir. Karşınızdakiler için sevgi, huzur, neşe, bilgelik ve yaşamın tüm nimetlerini azat edin. Kafanızda hiç izi kalmayana dek buna devam edin. İşte bu bağışlama konusunda yapılacak en gerçek asit testidir. (alıntıdır)

Filiz Kılıçarslanla Yaşam Öğretiler Sayfasından Alınmıştır

Kendimi yalnızlığa mahkûm ettiğim için, korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için, başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum için özür dilerim.

anette inselberg

 

 

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için, yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum için sonuçta yine yaşama güvenmediğim için kendimden özür dilerim. Sınırlama ve kurallar içinde yaşadığım için, hayatı kontrol etmeye çalışarak inatçı olduğum için, yaratıcılığımı kullanmayı ret ederek yaşadığım için, kendim olmayı reddettiğim için, şükürsüzlüğüm için, şefkat sevgi anlayış hoşgörü paylaşma duygularını unuttuğum için, beklentiler içinde yaşayıp hiçbir beklentim yok diyerek kendime söylediğim tüm yalanlar için kendimden özür dilerim.
Kararsızlıklarım için, öfkem, kızgınlığım için tüm parçalarımdan özür dilerim. Bedenimin kıymetini bilmediğim, ruhumun istekleri doğrultusunda hareket etmediğim, içimden gelen sesi dinlemediğim, zihnimi olumsuz enerjiler içinde doldurup sonrada devamlı yaşamdan şikâyet ettiğim için, ruhumun isteği doğrultusunda adım atmaktan korktuğum için, cesaretsizliğim için, zamanımın değerini bilemediğim, kendime yapmış olduğum tüm saygısızlıklar için, başkalarının beni üzmesine izin verdiğim, yaşam amacıma hizmet etmeyen oyunlar kurduğum vs. vs. vs için kendimden, buna neden olan bugüne kadar yok saydığım kabul etmediğim tüm bu parçalarımdan çok özür dilerim.Gücümü kötüye kullandığım kendimi üstün gördüğüm başkalarını küçümsediğim, haksızlık yaptığım kendimi değersizleştirdiğim için kendimden ve tüm parçalarımdan özür dilerim. Kendime vermiş olduğum sözleri tutmadığım için kendimden özür dilerim.
Hırslarıma yenik düşüp kibir ve gurur içinde davrandığım her an için, kendime olan güvensizliğim inançsızlığım için kendimden özür dilerim. Gücümü başkalarına devrederek beni yönetmelerine izin verdiğim için, kendime yaşatmış olduğum tüm baskılar için, enerjimi düşürüp kendimi yaşamdan kopardığım için, kendime yalnızlığa mahkûm ettiğim için, korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için, başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum için, suçlayıcı konuşmalarım için kendimden özür dilerim. Olumsuz yaşanan her olayın güzel şeyleri arzulayabilmen için yaşadığını, arzu duygusunun yaşanması için deneyimlendiğini bunlara şükrettiğinde, minnettarlık içinde yaşadığında sahip olduğun tüm güzelliklerin büyüdüğünü öğrendim. Farkında olursan eğer, sınırlarını kaldırırsan, yaşanan olaydaki hizmeti ve sevgiyi görmeye niyet edersen her deneyimin insanı ne kadar büyüttüğünü, ilerlettiğini öğrendim…
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne De Olsa Kışın Sonu Bahardır…

54515366_2087416688021450_6465106703212871680_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Soğanın 16 Tedavi Edici Kullanımı

sogan12-kullanimi-980x400[1]
Soğan hemen hemen her mutfağın temel taşıdır. Birçok farklı yemeğin tadına lezzet katıyor ve kesinlikle salatada mükemmel oluyor.
Ancak soğanların sağlık alanında birçok şaşırtıcı yararına sahip olduğunu biliyor muydunuz?

1.Öksürük tedavisi

sogan2[1]
Alerjilerden soğuk algınlığına kadar her çeşit öksürük, can sıkıcı, rahatsız edici olabilir. Ancak, soğan kullanmak öksürüğünüzü hafifletmeye yardımcı olabilir.
Ne yapmalı
Bir soğanı soyup dilimler halinde kesin.
Her dilimin üzerine bir yemek kaşığı esmer şeker koyun ve bir saat boyunca üzerini kapatın. Öksürükten kurtulmak için günde bir veya iki kez bir dilim tüketin. Soğandaki kükürt öksürüğe neden olan mikropları öldüren anti-bakteriyel özelliklere sahiptir.
Kükürtün ayrıca toksinlerin vücuttan atılması için detok etkisi vardır. Soğanın Anti-enflamatuar özellikleri, bir öksürük ile ilişkili ağrı ve iltihabı azaltmada yararlıdır.

2.Saç dökülmesi azaltmak
Saç dökülmesi birçok yetişkin için bir problemdir, ancak soğan bu soruna yardımcı olabilir.
Saçınızda soğan kullanımı basittir:
Bir soğanı suyla kaynatın ve o suyu şampuan öncesi durulama suyu olarak kullanın. Sonrasında yıkama ve bakım yapılması kokuları giderir.
Soğanın antimikrobiyal özellikleri, kepeklenmeyi durduracak ve saç uzamasını teşvik edecek, antioksidanlar ise saç dökülmesini durduracak ve daha güçlü ve daha dolgun hale gelmesine yardımcı olacaktır.
3.Göğüs tıkanıklığı
Soğan göğüs tıkanıklığına doğal bir çözüm sunuyor.
Ne yapmalı
Bir soğanı ezin ve bir macun yapmak için hindistancevizi yağı ekleyin. Göğsünüzü macunla kaplayın ve bir bez ile örtün. Soğanın verdiği buhar, göğsünüzdeki öksürüğe neden olan mukusun gevşetilmesi için balgam söktürücü olarak işe yarayacaktır.
Ayrıca, soğan doğal bir antibiyotiktir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
4.Kulak enfeksiyonu ağrılarını azaltın
Bir soğanı doğrayın ve ince bir çorabın içine koyun. Çorabı kapalı tutun. Çorapları kulağınıza takın ve bir şapka, bandana veya fular ile yerine oturtun. Acı geçene kadar bırakın.
5.Huysuz bir bebeği sakinleştirmek
İlk olarak, suya doğranmış sarı bir soğanı kaynatıp soğan çayı yapın. Çayın soğumasını bekleyin, ardından suyu süzün.
Bebek kendini iyi hissedene kadar her saatte bir çay kaşığı soğan çayını verin. Soğanlar, kasları gevşeten ve sindirimi düzenleyen özelliklere sahiptir.
6.Böcek ısırığını iyileştirme
Bir böcek ısırığına bir parça soğan veya bir miktar taze soğan suyu koyun. Bir soğanın anti-enflamatuar özellikleri, ısırmanın neden olduğu iltihabı ve acıyı azaltır.
7.Kesikler ve sıyrıklar

sogan3[1]
Kesiklerin iyileşmesine yardımcı olmak için soğanın ince zarını kullanın.
Cilt pıhtılaştırıcıdır ve hızlı bir şekilde kanamayı durdurmaya yardımcı olur. Anti-enflamatuar özellikler yaranın iyileşmesine yardımcı olurken, antimikrobiyal özellikler enfekte olmasını önler.

8.Boğaz ağrısı
Soğanla karıştırılan bal, boğaz ağrısından kurtulmayı sağlar. Birkaç soğanı kesin ve üzerine bal ekleyin. Kapalı bir kapta birkaç saat bekletin. Boğaz ağrısını azaltmak için iki-üç saatte bir bir kaşık yiyin.
9.Mide Bulantısını Kesme
Bir soğanı rendeleyin ve soğan suyunu çıkarmak için tülbentten geçirerek sıkın. Nane çayı demleyin ve soğumaya bırakın.
Soğan suyundan iki çay kaşığı alın ve beş dakika bekleyin.

Sonra iki çay kaşığı nane çayı için. Kusmayı bırakana kadar bunu tekrarlayın.
10.Havayı temizleme

sogan5[1]
Soğanların güçlü bir kokusu vardır ancak şaşırtıcı bir şekilde havayı gerçekten temizleyebilirler. Bir soğanı ikiye bölün ve bir odaya bırakarak bırakın. Soğan bakteri ve virüsleri emerek havayı temizler.

11.Yanıklar tedavi etme
Yanıklara biraz taze soğan sürün aynı zamanda soğan güneş yanıkları enfeksiyonunu önler. Sülfürik bileşikler cilt yenilenmesini hızlandıracak ve ağrı ile kızarıklığı azaltacaktır.
12.Ateşi düşürmek

sogan4[1]
Soğanların ateşi düşürmeye nasıl yardımcı olabileceği ise:
Bir soğanı ince dilimler halinde kesin.
Ardından, ayağınızın altına biraz hindistancevizi yağı sürün ve ince dilimleri iki ayağınızın kemerine uygulayın.

Ayağınızı plastik sargıya sarın ve bir çorapla örtün. Soğan, gece boyunca vücuttan toksinleri, bakterileri ve hastalıkları atacaktır.

KAYNAK: DOKTOR

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İNSAN ZİHNİ DÜŞÜNEBİLDİĞİ HER ŞEYE ULAŞIR

anette inselberg düşünce sihin odak

Kendimi mıknatıs bir gibi düşünürsem, mıknatısın bir çekim gücü vardır. Çekim yasasına görede en çok neyi düşünürseniz onu kendinize çekersiniz. Düşünceler nesnelere dönüşür. Bir düşünceyi tekrar tekrar düşünürseniz düşüncenin etrafa yaydığı frekanslar istediğiniz şeyi size çekecektir. Önemli olan frekansı uygun temele oturtmaktır.
Sorun şu çoğu insan başlarına gelmesini istemediği şeyleri düşünür.
İstediğiniz bir şeye bakıp evet dediğinizde çekim yasası bu düşünceyi harekete geçirir ve önünüze getirir. Tabiî ki bu istemediğiniz şeyi de düşündüğünüzde aynı yasa gereği onu da önünüze getirir.
Olmasını istemediğiniz , korktuğunuz, endişelendiğiniz şeylere asla odaklanmayın. İstediğiniz şeylere odaklanın. Siz bir mıknatıssınız ve çekim yasasıyla kendinize çekersiniz. Pozitif olursak pozitif olay ve kişileri kendinize çekersiniz, negatif olursak negatif olay ve kişileri çekeriz.
En çok hasta olan hastalıklardan en çok bahsedenlerdir. En çok bolluk içinde olanda en çok bolluktan bahsedenlerdir.
Kuantum fiziği bu keşfi işaret ediyor. Akıl olmadan bir evren düşünemezsiniz. Aslında algılanan her şeyi akıl şekillendirir.
2 şeyden uzak durun.
Yapıcı düşünce olumsuz düşünceden bin kat üstündür.
Düşüncelerinizi fark etmeli ve bundan hoşlanmalısınız. Siz hayatınızın yaratıcısınız. Yasaları olan bir evrende yaşıyorsunuz. Mesela Yer çekimi yasası .
Hayatınıza her şeyi evet hepsini siz çektiniz. Bunu kavrarsanız, sırrı kavrarsınız ve hayatınız değişir.
Düşüncelerimi değiştirmek çok zor olacak diyorsanız, duygularımız ne düşündüğümüzü anlamımızı sağlar. Çünkü düşüncelerimiz duygularımızı oluşturur. Duygularımız neyi kendimize çektiğimizi anlamamıza yardımcı olur.
Bize göre 2 duygu vardır . İyi ve kötü.
Mesela; suçluluk, öfke, gerilim gibi olumsuz hisler bize kendimizi kötü hissettirir. Bunlara kötü frekans ve kötü dalga denir ve bu hislerle istediğiniz şeyleri kendinize çekemezsiniz.
Sevgi, mutluluk, umut gibi iyi hisler bize düşündüğümüz, istediğimiz şeyleri kendimize çekeceğimizi söyler
Aslında düşündüğünüzden daha çok hissettiğinizi alırsınız. Güne iyi başlar mutlu bir ruh halinde olursanız bu ruh halini sürdürecek kişi ve olaylarla karşılaşırsınız.
Kendinizi mutlu, sevgi dolu, ve iyi hissetmeye başlayın.
Duygu ve düşünceleriniz her zaman oluşanlara denktir. Yaşam boyu kendi filmimizi kendimiz yaratırız.
Hüzünlü olduğumuzda güzel şeyler yapıp his ve duygularımızı değiştirebiliriz. Kendinizi sağlıklı mutlu ve sevgi dolu hissetmeye başlayabilirsiniz. Evren her dileğinizi gerçekleştirecek devasal bir sır gibidir.
Adım İSTEMEK Yaratımın 1. aşamasıdır. ,
Kendini iyi hissetmek bu çok önemli. Gerçekten ne istiyorsanız oturun ve yazın ama şimdiki zamanı kullanın. Evrene sipariş verirsiniz.
2. Adım CEVAPTIR
Cevap vermek için tüm güçler devrededir. Çoğumuz ne istediğimizi söyleyemeyiz. Çünkü nasıl olacağını, gerçekleşeceğini, bilemeyiz. Ama bunu bilmeye de gerek yok.
İstiyorum ama olmuyor diye sorarsanız o zaman anlamanız gereken
3. Adım KABUL ETME
Kendimizi istediğimizle aynı hatta getirmemiz gerekir. Aynı hatta iseniz kendinizi harika hissedersiniz. Bu duyguların gücüdür.
Ama korku, öfke, umutsuzluk hissederseniz bunlar istediğinizle aynı hatta olmadığınızın güçlü göstergesidir.
Hissettiklerinizin önemini fark ettiğinizde ve düşüncelerinizi hislerinize dayayarak yönlendirdiğinizde yavaş yavaş görürsünüz ki düşünceniz gerçeklerini oluşturacaktır.
Almak istediğiniz araba ile deneme sürüşüne gidin,
İstediğiniz evi gidin ve gezin.
Evren hızı sever, ertelemeyin.
Fırsat olduğunda harekete geçin. Para, insanlar, neyi isterseniz kendinize çekersiniz.
Başlangıçta hiçbir şey olmayabilir. Görmesek bile yola devam edersiniz, Hayat bizi olmamız gereken yere götürecektir. 3 dk, 3 gün 30 gün ama bu evrenle ne kadar aynı hatta olduğunuza bağlıdır.
Evrende sihirli bir lambadan çıkan bir cin gibidir. Dileğin benim için emirdir der, Evren her dilediğinizi gerçekleştirecek devasal bir cin gibidir.
Hayat karanlık yolda giden bir araba gibidir. 10 metre öteyi göremezsiniz. Ama arabayla dünyanın bir ucuna gidebilirsiniz.
Evren için kurallar yoktur. Ufak bir şeyle başla uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünün.
Şu an istediğiniz koşullara sahip değilseniz bunu seçiminizle oluşturmuşsunuzdur.
1.Minnettar olduğunuz şeylerin listesini yapın.
Hoşlandığınız her şey için minnettar olun. Küçük şeyler için olsada. Her sabah kalkıp şükretmek . sabahtan kalktığınızda bu minnet duygusunu yaşarsanız gün boyu minnet duyacağınız şeyleri çekersiniz.

Sahip olmadığınız hiçbir şeye odaklanmayın. Sahip olduğunuz için şükrettiğiniz şeylere odaklanın.
2. Tasavvur etmek
Tasavvur ettiğinizde gerçekleştirirsiniz. Gerçekten koşmakla, koştuğunuzu düşünmek zihinde aynı etkiyi doğuruyor. Bir şey zihninizde oluşuyorsa maddende olacaktır. Tasavvur edip hissetmek. Şu an ile ilgili bir his içinde olduğunuzu hissedin , eğlenceli olun bağırın.
Nasıl olacağını bilmek bizim değil evrenin işidir. Burada mucizeler olur. Sır ile ilgili en önemli nokta gerçekten mümkün olduğu kadar kendimizi iyi hissetmektir.
Evren isteğin benim için emirdir der. Yüzeysel bakarsanız erişemezsiniz. Kendinize istediğiniz şeylerin panosunu yapın. Hak ettiğinize ve mümkün olduğuna inanın ve günde birkaç kere gözlerinizi kapatın hayal edin.Hayallerinizi hissedin. Bundan zevk alın. Evrene bunu yayın. Evren bunu nasıl oluşturacağını bilir. Kendinize bir hayal panosu yapın ve her gün bu panoya bakıp hissedin.
İnsan zihni düşünebildiği her şeye ulaşır.
Hayatınıza daha fazla bolluğu çekmek için niyet edin. Niyetiniz nakit para ise sınırını belirleyin. Evrenin katalogundan bunu seçip belirleyin. Birçok kişi borçlarını ödemeyi hep bunu hayal eder, asla borçlarınızı düşünmeyin bunu hedeflemeyin. Yoksa borçlara enerji verirsiniz. Bolluğu hedefleyin. Borcumdan kurtulmak istiyorum diye düşünmeyin yoksa daha fazla borcu çekersiniz. Yapacağınız tek şey daha fazla paraya odaklanmaktır.
Para kazanmak zordur inancına sahipseniz bu inancınızı para kazanmak kolaydır ve sık kazanılır şeklinde beyninizde onaylayın zamanla zihninizde oturacaktır.
Herkesin parayla ilişkisini düzenleyecek kapasitesi vardır. Paraya odaklanarak kendinize çekebilirsiniz. Ancak her şey para demek değil, ev araba demek değil, iç huzuru ve mutluluğu sağlarsanız sağlıklı olursunuz ve bunları çekersiniz.
Hepimiz bu evrende yaratıcıyız ve meydana getirmek istediğimiz her dilek gerçekleşir.
Kendinizi sevin Sağlıklı bir ruh kendini ve etrafındakileri sever. Etrafınızdaki insanların iyi yönlerini görün. Birlikte çok zaman geçirdiğiniz insanların en iyi yönlerini yazın ve listesini yapın.
Kişinin düşünce şekli ve psikolojisi çok önemli.
Kötü ilişkiler ve kötü olaylar yaşayabiliriz. Ama biraz çabayla zihninizde onun olumlu yönlerini düşünebilirsiniz. Onun en sevdiğiniz yönlerine odaklanırsanız size öyle davranır. Size bu davranışları göstermeyecekse çekim yasası bu kişiyi sizin etrafınızda tutmayacaktır.
Kendi gerçekliğinizi yaratan sizsiniz. Ve bunu sadece siz yapabilirsiniz.
Vücudumuzda düşüncemizin bir ürünüdür. Güçlü bir inançla sürekli şükrederek hastalığınız neyse bunu hiç düşünmeyerek sürekli komedi filmleri seyredip, gülerek, hayatınıza hiç stres sokmayarak kendinizi iyileştirebilirsiniz.
Kendimizi iyileştirmeye dair temel bir yapımız var. Vücut her saniye milyarlarca hücre yeniliyor. Bazı hücreler bir günde bazıları ise bir yılda yenileniyor. Kendinizi çok sağlıklı farzedin ve asla hastalığınıza odaklanmayın. Düşüncelerimiz vücudumuzu tekrar tekrar yaratır. Kendimizi iyileştirip, hayatınızı iyileştirebilirsiniz.
İstenmeyeni ittikçe ona güç verirsiniz. Hayır diye bağırdığınızda çekim yasası onu oluşturur. Bunu istemiyorum dediğinizde onu oluşturursunuz. İstemediğinize değil istediğinize odaklanacaksınız. Sakin olmayı ve dikkatinizi istemediğiniz durumdan uzak tutmaya bakın. Tüm enerjinizi yaşamak istediğiniz deneyime yönlendirin. Dışarıdan gelen sesleri dinlemeyin. İç görünüzü ve iç sesinizi dinleyip hayatınızı siz yaratırsınız.
Peki herkes istediğini alırsa yada başka deyişle bu sırrı öğrenirse ne olur . Evrende her şey boldur. Güç, sevgi, neşe, iyilik, bolluk, evrende sonsuz ve çok bol.
Kendimizi çaresiz hissettiğimizde etrafımızdakileri görmüyoruzdur.
İstediklerinizi seçin. Onunla ilgili o duyguyu bulun ondan bahsedin, yazın ; yaşamak istemediklerinize asla dikkatinizi vermeyin.
SİZİN SIRRINIZ
Elinize mikroskopla bakarsanız sadece enerjileri görürsünüz. Her şey enerjidir. Organlarınız, hücreler, molekülleri, atomları enerjidir, evrendeki her şey enerjidir. Vücudunuzda yaşadığınız şehri bir hafta aydınlatacak kadar enerji vardır.
Bir kuantum fizikçisine dünyayı yaratan nedir diye sorarsanız. Enerji der. Ve şöyle tarif eder.Enerji yaratılamaz, yok edilemez, her zaman var oldu, var olan hiçbir şey yok olamaz , form değiştiremez, bir formda bağımsız var olabilir.
Bir din adamına aynı soruyu dünyayı yaratan nedir diye sorsanız aynı tarifi verir.
Her zaman var oldu, var olacak, yaratılamaz, yok edilemez, vs.
Siz ruhsal bir varlıksınız. Hepimiz birbirimize bağlıyız. Sadece bunu göremiyoruz. Tek bir enerji alanı var. Enerji kaynağının uzantısısınız. Siz enerjinin kaynağı sonsuz varlıklarsınız. Siz tanrının gücüsünüz, tanrıya ne diyorsanız osunuz. Tanrının hayali ve suretisiniz. Evrenin kendisi bir bilinçtir. Siz kendi dünyanızı yaratacak potansiyel güce sahipsiniz.
Şimdi sizde bir düşünün! Geçmişteki hangi düşüncelerinizle nerelerin gerçekliğini yarattığınız acaba ?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeni alışkanlığın da zihinde kalıcı sinir ağı “otoyolu” yaratması 21 gün tekrar edilerek oluşu

anette inselberg bilniçaltı

 

 

Alışkanlıklar beyinde 20 günde oluşmaktadır. 20 gün boyunca aynı şeyi yapan insan 21. günde alışkanlık kazanmış olur. Tıpkı sigara alışkanlığı gibi.
Araba kullanmaya başladığımızda vitesi, debriyajın yerini, sinyali verirken düşünürüz ama belli bir süre sonra beyin bunu otomatiğe bağlar hani kişisel gelişim kitaplarında hep yazar ya 20 gün aptalım diyen, 21. gün aptal olur.
Alışkanlık, bir halata benzer. Her gün bir lifi örer ve sonunda onu koparamayacak kadar güçlü yaparız.
Horace Mann
Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler.
St. Augustine
Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olur.
Benjamin Disraeli
Alışkanlıktan daha büyük bir şey yoktur.
Ovidius
Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.
Balzac
İlk gördüğümüz zaman korktuğumuz nice şeyler vardır ki, zamanla alışır, hiç aldırmaz oluruz.
Aisopos
İnsan alışkanlıklarının çocuğudur.
İbn-i Haldun
Mademki alışkanlıklar hayatımızın en ileri gelen hakimleridir, öyle ise ne yapıp yapıp iyi birini edinmeye çalışmalıyız.
Francis Bacon
Tilki, derisinden vazgeçer de, alışkanlıklarından vazgeçmez.
Suetonius
21 GÜN KURALI
Sadece irade kullanarak alışkanlık değiştirme çabaları ancak kısa bir süre işe yarar. Sonra eski alışkanlıklara geri dönülür. Çünkü bilinç ile bilinçaltı çatıştığında kazanan daima bilinçaltıdır. Örneğin, siz bilinçli olarak sigarayı bırakmak isteyebilirsiniz ama bilinçaltınızda sigarayla ilgili olumlu bir kayıt olduğu sürece iradenizi kullanarak sigarayı bir süre bıraksanız bile bir müddet sonra yine başlarsınız. Bilinçli zihin dakikada dokuz düşünceyi bilinçli olarak algılayabilir; ama bilinçaltı bir dakikada 2.3 milyon bilgi parçacığını prosesten geçirir.
Olumlu ve olumsuz alışkanlıkların, yaşam deneyimlerinin, inançların belleği bilinçaltındadır.
Bir alışkanlığı ondan kurtulmaya çalışarak değiştiremezsiniz ama yeni bir alışkanlık yaratabilirsiniz. Kötü alışkanlıkları yok etmek, yeni bir şeyi öğrenmekten daha zordur. Yeni bir alışkanlığı yerleştirmek için 21 gün boyunca hiç ara vermeden tekrar gerekir. Çünkü yeni alışkanlığın zihinde ve hücresel bellekte kalıcı olarak yerleşmesi 21 gün sürer. Alışkanlıklar tekrarlana tekrarlana kazanılır. Yeni alışkanlığın da zihinde kalıcı sinir ağı “otoyolu” yaratması 21 gün tekrar edilerek oluşur. Zihniniz ve kaslarınız tekrar edilen bir şeyi otomatiğe bağlar. Dişinizi fırçalamak, yürümek ya da ayakkabınızı bağlamak için düşünmüyorsunuz değil mi?
Bireysel gelişim yolculuğunuzda bilinçaltınıza belirli bir olgunlaşma süresi tanımanız gerekir; bunu kuluçka dönemi olarak düşünün. Unutmamanız gereken, bu 21 günlük kuluçka dönemini hiç sekteye uğratmadan tamamlamanız gerektiğidir.
http://www.instagram.com/dusunenakil/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »