Veeee Tutulduk !

ay-tutulmasi[1]
Şimdi kafanı kaldır ve AY’a bak ! O senin aynan …
Kendini sorgula !Bakarken utanıyor musun ? yoksa gururlanıyor musun ?
Gizli saklı ne varsa ortaya çıkacak!
Toprağa tohum atanlar filiz alacak!
Bilgi hak edene akacak,hak etmeyenden alınacak!
Güçlü,güçsüzün yerine geçecek!
Vicdanlar sorgulanacak!
Başını yastığa rahat koyanlar ve koyamayanlar ikiye ayrılacak!
Hayatlarımız değişecek !
Muhasebe zamanı …
Zaman yöneticileri (Satürn ve Jüpiter) “artık birşeylerin ZAMANI GELDİ” diyor…
Mars Güneş’i yönlendiriyor ,adeta gaz veriyor “İLERİ “diyor (ama sakin,ama fevri karar vermeden,ama düşünerek)
Akışını durduran ,seni tıkayan ne varsa bırak gitsin ! Onlar senin ilerlemeni engelleyenlerdir…
Ruhunun prangalarından kurtul ! Zihnini esaretten kurtar !
Kendi karanlığından çık ve bir ışık yak ! Önce kendin aydınlan ,sonra diğerlerini aydınlat …
Haydi ! KARANLIĞA BİR IŞIK YAK !
Yüreğinden yaralı olanlar ,HİKAYEN YENİ BAŞLIYOR …
Sen ne istiyorsun?
Hayat amacın nedir ?
Ne…Nerede…Nasıl …?
Plan yap ,karar ver ve harekete geç !
İlahi mekanizmanın ve kendinin farkında ol !
Toprak,ağaçlar,çiçekler,böcekler,KUŞLAR…bizi TABİAT ANAYA ŞİKAYET ETTİLER …Tabiat ana da hesap soracak ! Var mı verecek cevabımız ?
Kediye ,köpeğe bir kap su verenler
Güçsüze yardım edenler
Empati yapabilenler
Yüreğini,sevgisini,değerlerini ,vicdanlarını satmayanlar
Ne mutlu size …
Bu defa hayatı ISKALAMAYALIM ,bu defa TUTTURALIM…
Tutulma herkesin hayrına olsun ❤
Sevgilerimle
Sema Yavuz

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Mevlana ve Şems’ten Yüreğinizin Derinliklerine İşleyecek 20 Özlü söz

126342016115851[1]
Tüm dünyaca tanınan,  asıl adı Muhammed Celaleddin, ancak ‘efendimiz’ anlamına gelen Mevlana adı ile tanıdığımız şair, düşünce adamı ve mutasavvıf…Onu en güzel Atatürk’ün Konya ziyareti sırasında söylediği şu sözler anlatıyor sanırım: “Ne zaman bu şehre gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz. Mevlana, düşünceleriyle benliğimi sarar. O çok büyük bir dahi, Müslümanlığı Türk ruhuna intibak ettiren ve çağları aşan büyük bir yenilikçidir.”…İşte bu büyük insanın ve onun yoldaşı Şems-i Tebrizi’nin en güzel sözleri…
1. “Dört şey azizdir. Fakirlerin yüküne tahammül eden zengin, kanaat edip haline razı olan fakir, yaptıklarının ayıbından korkan günahkar, günahlardan sakınan alim.”
2. “Kör cehalet çirkefleştirir insanları! Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var, lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye…”
3. “Bir gül kadar güzel ol, ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki ya yaşat ya da öldür, ama asla yaralı bırakma!”
4. “Kısmet etmiş ise Mevla: El getirir, yel getirir, sel getirir…Kısmet etmez ise Mevla: El götürür, yel götürür, sel götürür…”
5. “Nasibinde varsa aIırsın karıncadan biIe ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne seriIse sana ters.”
6. “Anladım ki insanlar susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa ki biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar…”
7. “Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?”
8. “Kadın bilmeyene nefs, bilene nefestir.”
9. “Eğer Allah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok. Lakin kader seni benden almışsa, ağlamaya lüzum yok.”
10. “Ey insan! Kaf dağı kadar yüksek olsan da kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma! Her şeyin bir hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün!”
11. Mevlana’nın yedi öğüdü:
Mevlana’nın yedi öğüdü:
1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. Hoşgörülükte deniz gibi ol.
7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
12. “Cebi zengin fakat ruhu fakir olan insanın hali çok rezil! Çünkü o her şeyin fiyatını bilir, değerini değil.”
13. “Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin?”
14. “İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalp, sabreden beden.”
15. “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzunun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!”
16. “Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için…Bazen hatırlamak gerekir, hatırlanmak için…Bazen ağlamak gerekir, açılmak için…Bazen anmak gerekir, anılmak için…Bazen de susmak gerekir, duymak için. “
17. Hz. Mevlana buyuruyor…
Hz. Mevlana buyuruyor…
Allah der ki: “Kimi benden çok seversen, onu senden alırım.” ve ekler, “Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.” ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya…Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya. Öldüm der durur, yine de yaşarsın…
18. “Hayatta olabileceğiniz en güzel yer, bir duanın içinde yer almaktır.”
19. “Sen de bilirsin ki elde ettiğin şey, yaptığının karşılığıdır. Yoksa adil olan Allah’ın takdiri, insana yaptığına uygun olmayan cezayı nasıl olur da verir? Suçu kendinde bul! Çünkü o tohumu sen kendin ektin.”
20. “Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, ‘ne yapalım, kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bu görsellerden hangisi sana eski ilişkilerini hatırlattı?

 

A     B

CD

A Resmini ( Solmuş Ayçiçeği) seçtiyseniz: Kendinizi adadığınız, kendinizden vazgeçtiğiniz bir ilişki yaşamışsınız. Ürün veren bir ayçiçeği olduğunuzdan sizi çıtır çıtır yemişler. Size tavsiyem bundan sonra ilişkide kendiniz olarak da kalabilmeniz ortak payda yaratmanız. Bunu başarırsanız çok daha mutlu birliktelikler yaşayacaksınız.

B Resmini (Salıncak) Seçtiyseniz: Dengesini tam kuramadığın bir ilişki yaşamışsın. Biraz ileri, biraz geri. Biraz ileri, biraz geri. İlişki karşılıklı güven ortamına girememiş hep salla pati olmuş. Sana tavsiyem bundan sonra ki ilişkinde kendi merkezinde sağlam bir şekilde durup, iletişime açık olman. Bu istediğin sağlamlıktaki ilişkiyi sana getirecektir.

C Resmini (Tatlı)Seçtiyseniz: Artık dip dipe yaşamaktan, konuşmaktan, görüşmekten içiniz bulandı. Arasın dediniz de günde 10 kez değil, buluşalım dediniz de her an değil, beni sevsin dediniz de her an yapış yapışlık değil… Yok mu bunun ortası kardeşim dediğinizi duyar gibiyim… Size tavsiyem bundan sonraki ilişkilerde biraz mesafenizi belli edin, her kes kendi alanında da yaşasın ilişki buluştuğunuz da daha verimli olacaktır…

D Resmini (Balonlar) Seçtiyseniz: Bulutların mı ustundeyim, balonların mı üstündeyim diyorsunuz…Tam da aradığınız gibi bir ilişki… Bize anca Allah mesut etsin, mutluluğunuzu daim etsin demek düşer… Adamı/ kadını eskide bırakma kadir kıymet bil, otur konuş tekrar bir araya gel deriz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Tarafımca hazırlanan bu test kaynak göstererek kullanılmalıdır…

 

 

 

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

50 Yaş Üzerine Enfes Bir Yazı…

nocanvas_50-yasindan-sonra-seksle-ilgili-gercekler[1]

 

Sevginin tüm yaşamın anlamı olduğunu, insanı üzmenin günahla eşdeğer olduğunu, yaşamın çok değerli olduğunu anlaşıldığı yaş.
İlk yirmi yılı hiç bir şey anlamadan aileye topluma kendini kanıtlamakla,
İkinci yirmi yılı iş güç çoluk çocuk aile içi çatışmalarını idare etmekle,
On yılı ise artık olgunlaşmak ve sevginin; salt sevginin değerli olduğunu anlamakla geçer.
Elli yaşındaki insan artık önünde tüm gücüyle yararlı olabileceği en çok on beş ya da yirmi yılı olduğunu çok iyi bilir.
Ve arkasını dönüp baktığında geçen elli yılın hızından ödü kopar.
Önünde kalan yirmi yılında bu hızla geçeceğini çok iyi bildiğinden sevginin önemini anlar.
Mutlu olmanın, mutluluk vermenin yaşamın gerçek yüzü olduğunu; gerisinin hikaye olduğunun farkına varır.
Ve yaşamında sevgiden başkasına yer vermez.
Kısacası elli yaşında olmak; mutluluğa açılan kapının keşfedilmesidir.
(Ekşi Sözlükten)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

POZİTİF ENERJİ YAYMANIN 11 SIRRI

534905_10151759533229106_697609443_n[1]
1- Gülümseyin: Gülmek sizi ve çevrenizdekileri pozitif bir moda sokar. Kötü hissediyor bile olsanız 30 saniyeliğine de olsa gülümsemeyi deneyin ve yaratacağı farkı görün.
2- İltifatlarınız samimi olsun: İltifat ve komplimanlarınızda içten olun, abartıya kaçmayın. Kişinin görünümü ya da herkesçe bilinen özellikleri yerine pek bilinmeyen yönlerini öğrenin. Mesela soul müziğe olan ilgisini… Ve iltifat edecekseniz bunun hakkında güzel şeyler söyleyerek takdirinizi sunun.
3- Sarılın: Sarılmak da gülmek gibi basit ama etkisi büyük sihirli davranışlardandır. Yakınlık ve samimiyet derecesine göre sarılmaktan, kucaklaşmaktan çekinmeyin.
4- Cesaretlendirin: Dünyada cesaret kırıcı yeterince şey var zaten. Haberler, gazeteler, konu-komşu, eş-dost kötü haberler verip durmuyorlar mı? Yüksek potansiyeli olan çok kişi, sırf cesaret kırıcı şeylerden dolayı başarısızlığa uğramakta. Bu nedenle çevrenizdeki kişilere destek olun, cesaretlerini kırmayın, hayallerine saygı duyun.
5- Pozitif duygular geliştirin: Duygular bulaşıcıdır. Pozitif düşünceyi bulaştırmak için de pozitif ve iyimser yaklaşım geliştirin. Gülümsemek yanında yaşama değer verin, olumlu hatıralarınızı hatırlayın, gündeminizde onlar olsun. Böylece pozitif duygu ve düşünceye doğru sıçrayış gerçekleştirirsiniz.
6- Hızlı ve pratik çözümler getirin: Bazen karşınızdaki kişinin cesarete değil de pratik çözüm yollarına ihtiyacı vardır. Bir kağıt mendil, bir bardak su ya da serinlemek için bir yelpaze olabilir ihtiyacı… Belki de arabadan inerken dengesini yitirmemek için elinizi tutmak istiyor. Bu tür pratik yardımlarda uyanık ve istekli olun.
7- Dinleyin: Bazen yardım falan değildir karşınızdaki kişinin istediği… Sadece konuşmaya ve birilerinin kendisini dinlemesine ihtiyacı vardır. Bu tür durumlarda yargılamadan ve sorgulamadan sadece dinleyin.
8- Perspektifinizi paylaşın: Bazen pireyi deve yaparız. Bazen de ciddi konuları hafife alırız. Karşınızdaki kişinin bu hataya düştüğünü görürseniz kendi görüşünüzü paylaşın. Böylece muhatabınızın kendisini çok üzen durumun aslında gülüp geçilecek bir şey olduğunu görmesini sağlarsınız.
9- Bunalım şarkılar dinlemeyin: Dinlediğimiz müzik ruhsal durumumuz üzerinde son derece etkilidir. Sizi depresifleştiren, bol acılı, bunalım şarkılar yerine canlandıran, mutlu eden şarkılar tercih edin. Bu şarkıları çevrenizle de paylaşın.
10- Küçük nezaket kurallarını es geçmeyin: Kapıdan içeri girerken önceliği yanınızdaki kişiye verin, çerez, bisküvi gibi şeyler yiyorsanız ikram edin, otobüste yaşlı ya da ihtiyaç halinde olanlara yer verin, kapıdan geçtikten sonra hemen ardınızda birinin olduğunu fark ederseniz kapıyı tutun (hızla içeri dalıp kapının yüzüne kapanmasını önleyin). Bunlar küçük ama ince şeylerdir; dikkat ettiğiniz takdirde nezaketinizle muhatabınızı memnun etmekle kalmaz, büyülersiniz.
11- Pozitifi başkalarına bulaştırın: Bir arkadaşınız size pozitif bir şey söyledi ya da böyle bir eylemde bulunduysa size geçen bu pozitif ruh halini siz de başkalarına bulaştırın. Güzel bir şey söyleyin, bir jest yapın ki pozitif zincir hızla büyüsün çevrenizde
___ ALINTI __

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bacağınızın Arkasındaki Bu İki Noktaya Bastırın Ve Bel Ağrınızın Kaybolduğunu Görün…

Kronik bel ağrısı çekiyorsanız huzurlu bir şekilde yürüyüşe çıkmaya hasret kalmış olabilirsiniz. Bel ve omurga birbirini destekler. Bu bölgedeki kaslar ve sinirler omuzlara, boyuna, kalçalara ve bacaklara bağlıdır. Yani bazen basit bir hareket yapmanız halinde bile acı duyabilirsiniz.

Bel ağrısı çeken milyonlarca insan var. Fakat bununla yaşamak zorunda değiller. Hayat kalitenizi düşüren bu soruna çözümler bulabilirsiniz. Hiçbir şey için geç değil.  

bel ağrısı çeken genç adam

Doğal Bir Çözüm Arayanlar İçin: Evde Akupunktur

Çin geleneksel tedavi yöntemlerine göre hastalıkların temel nedeni enerji akışının zarar görmesi. Akupunktur tarzı yöntemler vücudumuzdaki enerji akışını düzenlemek için çok sağlıklı ve doğal bir yöntem. Buna ek olarak akupunktur, vücudumuzun ağrılı ve acılı noktalarını, kas gerginliğini tedavi etmede de çok başarılı.  

Bu yöntem insan vücudunun özel noktalarına uygulanan baskılarla yapılıyor. Hatta vücuttaki bazı özel noktalara yapılan baskılar vücudun sorunlu başka bir bölgesini tedavi etmede işe yarayabiliyor. Mesela kulak ve ayak bölgesine yapılan baskının karaciğer, akciğer ve safra kesesi gibi bölgeler için yararlı olduğu söylenir.

 

akupunktur-noktalari

Peki Bel Ağrısı İçin Ne Yapmalı? – Bel Ağrısı Ve Akupunktur

Uzman terapistlerce yapılan seanslar tabi ki daha profesyonelce olacaktır ancak sizde evinizde bel ağrısı için akupunktur noktalarını kullanabilirsiniz. Anlatacağımız uygulaması gayet basit bir yöntem;

 

evde bel ağrısı tedavisi

Yukarıdaki resimde gördüğünüz diz kapağınızın tam arkasındaki nokta ya da B 54 diye adlandırabileceğimiz bölge dizlerimizin arka sağ kısmında yer alır. Bu bölgelere sabitçe yapacağınız baskı bel ağrınızı azaltacaktır. Düzenli olarak günde 2 kez tekrarladıkça özellikle alt bel bölgesindeki ağrılarınızın azaldığını farkedeceksiniz. Bu yöntemi idrar kesesi ağrıları için de kullanabilirsiniz.

Kaynak: filoji.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pablo Neruda’dan İnsan İlişkilerine Derinden Etki Edecek 11 Söz

pablo_neruda_[1]

Pablo Neruda’dan İnsan İlişkilerine Derinden Etki Edecek 11 Söz

 

1.Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi  gerçek mutluluğun kapısına.
2.Hayat yaşandığı kadardır. Ötesi ya hatıralarda bir iz ya da hayallerde bir umuttur.3.Şu iflas etmiş dünyada, en geçerli para birimi; kendin gibi bir insanla paylaştığın duygulardır.
4.Seni sevdiğimi anlayacaksın, sevmediğim zaman…Ağır ağır ölürler; okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörü barındırmayanlar.
6.Biten bir aşkın hemen ardından bir başkasıyla başlayan şeyin adı, ilişki değil çelişkidir.7.Sende bir şey var.. Bana derin derin nefes aldıran bir şey.
8.Bir kadın, söyleyecek çok şeyi olduğu halde susuyorsa, erkek artık tüm şansını kaybetmiştir..9.Bazen dudakların bitiremediği sözleri, gözler tamamlar.
10.Yolun karanlığı olmaz, iyi bir arkadaşla yürüyene.

11.Ne yaşarsanız yaşayın, birine en son davranış şekliniz. Onda bıraktığınız tek fotoğraftır

Kaynak: Filoji.com

Bu 5 Basit Alıştırma Sizi Daha Zeki Yapacak!

beyin[1]

 

Bazı kişilerin nasılda çabucak yaratıcı fikirler bulabildiğini veya nasıl çevrelerinde gelişen olaylara hızlıca tepki vererek karşılaştıkları problemlere farklı ve yaratıcı çözümler üretebildiklerini merak ettiniz mi? Kimileri yaratıcı olmanın doğuştan gelen bir yetenek olduğunu söylesede, zihinsel kapasitesini geliştimeyi hedefleyen hemen herkes biraz çabayla yaratıcı düşünme şekline sahip olabilir. Peki ama bu olay nasıl olacak?
Beyninizi Olağan Dışı Bir Şekilde Çalıştırmalısınız
Yapılan bilimsel araştırmalar beyindeki hipokampüs bölümünde nörogenezin (yeni nöronların büyümesi) oluşabileceğini göstermektedir. Bir başka deyişle, aklımızı düzenli olarak farklı şekillerde harekete geçmeye zorlarsak, beynimizi inşa eden nöronları hızlandırabilir ve hatta süreç içinde yeni beyin nöronlar oluşturabiliriz, böylece düşüncelerimiz daha hızlı ve akıcı bir hal alır. Nöral ağımızın genişlemesi ve hızlanması sonucu ise doğal olarak daha zeki ve yaratıcı oluruz.

 

Standart beyin egzersizleri de beynin uyarılmasına yardımcı olabilir, ancak buradaki önemli nokta beyni her zaman olduğundan farklı bir şekilde çalışmaya zorlamaktır. Aşağıda sıraladığımız 5 basit beyin egzersizi nöral ağınızı farklı bir şekilde hareket etmeye zorlayarak zihin gelişiminizi farkedilebilir bir şekilde hızladıracaktır. Beyninizin her zamankinden farklı düşünmesini sağlamak için bu basit ancak etkili egzersizleri gün içerisinde düzenli olarak tekrar edin;
1. Sabahlarınızı Farklılaştırın
Bir çoğumuz için garip bir yol gibi görünebilir ancak basitçe günlük rutininizi farklı şekillerde uygulayarak beynimizi garip ve farklı bir şekilde çalışmaya zorlayabiliriz. Beyin aktiviteleri açısından günü önemli saatleri olan sabah vaktini daima aynı şekilde geçirmek beyin korteksimizin geniş bölgelerindeki aktivitenin azalmasına sebep olur. Üstelik sabah vakti yapmanız gereken değişikliklerin hiçte öyle büyük şeyler olmasına gerek yok.

 

Basitçe, kalktıktan sonra 1 dakika şınav çekin ya da kahvaltı sırasında her sabah izlediğiniz program yerine normalde hiç izlemeyeceğiniz bir programı izlemeye zorlayın. Ya da daha da öteye gidin ve o sabah radyo dinleyin. Normalde üstlenmeyeceğiniz bir görevi üstlenin, mesela normalde siz yapmıyorsanız, evin perdelerini siz açın. Bu ufacık farklılıklar daha siz onları gerçekleştirirken bile size kendinizi garip hissettireceklerdir.
2. Dişlerinizi Ters Elinizle Fırçalayın
Normalde kullanmadığımız elimizle aktiviteler yapmak beynin zıt tarafını uyarır ve beynin el koordinasyonu ile ilgili kısmında hızlı bir genişlemeye neden olur. Hakim olmayan elimizi kullanmanın sonucu olarak, düşünce süreçlerimizde daha hızlı ve daha yaratıcı olmamıza yol açan beynin sağ hemisferik kısmına erişim artar. Bu egzersizi yaparken, macun tüpünü baskın olmayan ters elinizi kullanarak açmayıda unutmayın. Aynı şekilde diş macununu kapatırken yine aynı şekilde ters elinizi kullanmalısınız.

 

3. Marketteki Ürünleri Tarayın
Marketteyken ya da kalabalık olan herhangi bir alış veriş merkezinde bir çoğumuz ihtiyacımız dışındaki dükkanları ve ürünleri görmezden geliriz. Kendiniz markette bir hayal edin gerçektende normalde ilgilenmediğiniz ürünler hakkında hiç bir fikriniz yok değil mi? Eğer beyninizi aktif tutmak istiyorsanız bu durumu değiştirmelisiniz çünkü etrafınızı gerçekten incelememek beyninizin yeni nöronlar yaratmasına mani olmaktadır.

Bir daha ki sefere markette iken farklı bir koridor ziyaret edin ve asla almayacağınız ürünlerle dolu bir rafı en üstten en alt seviyeye kadar aşağıdan yukarıya inceleyin. Malzemelerden bir kaçını elinize alın, etiketlerini okuyun ve gerçekten üzerine düşünün. Buradaki amaç daha dikkatli olmaktır ve bunu yaparak hayatınızdaki bir başka rutini parçalayıp beyninizi yeni bir şey deneyimlemeye ya da normalde yapmayı düşünmediğiniz bir şeye zorlamaktasınız.
4. Farklı Okuyun
Hemen hepimiz öyle ya da böyle bir şeyler okuruz. Ancak bu okuma işlemini farklı bir şekle bürümek zihninizi tahmin edemeyeceğiniz derecede geliştirebilir. Örneğin okuduğumuz şeyi yüksek sesle okumak veya başkasının okuduğunu dinlemek, beynimizi sessizce okumaktan çok daha farklı bir şekilde harekete geçirir. Ayrıca okuduğunuz şeyi sesli olarak dile getirmek ya da bir başkasını sesli bir biçimde dinlemek sadece nöronları teşvik etmeye yardımcı olmaz aynı zamanda tamamen farklı bir kitap okuma tecrübesi deneyimlemenizi sağlar.

5. Size Farklı Gelen Yiyecekler Tadın
Gıdalar ve kokular burunlarımız ile beynimizin duygusal merkezi arasında bağlantı kurmasına neden olur. Dolayısıyla tat ve koku reseptörlerinizi şaşırtmak beyninizi farklılığa uğratmak için mükemmel bir yoldur. Bunun için mutlaka egzotik ve pahalı yemekler tatmanıza gerek yok. Daha önce tercih etmediğiniz bir sos ile yemeğinizi yiyin. Kesinlikle tadına bakmam dediğiniz herhangi bir yiyeceğin tadına bakın, hep şeftalili meyve suyu içiyorsanız, bir daha ki sefere vişneyi deneyin!

Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HEY DİKKATLİLER BU RESİMDE KAÇ KİŞİ VAR?

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »

Ayak Parmaklarınız Kişiliğiniz Hakkında İpuçları Veriyor

fotnyny[1]

‘Fala inanma, falsız da kalmaz’ derler. İster inanın ister inanmayın hayatınızda en az bir kez fal baktırmışsınızdır. Bu ister el falı olsun isterse de fincan falı.
Şimdilerde ise ayaklarınız ve ayak parmaklarınızla ilgili karakterinize yönelik tahminler revaçta. Rekleksolog Jane Sheehan, insanların ayak şeklinin kişiliklerine dair ipuçları verdiğini öne sürüyor.
A, B, C ve D olmak üzere ayak şekline bakılarak dört farklı kişilik tespiti yapılabiliyor. Hemen kendinizinkini bulun ve karakterinizle ne kadar uyumlu olduğunu karşılaştırın.

 

A Tipi Kişilik

A tipi kişilikte, baş parmağı, ikinci ve üçüncü parmağınız aynı uzunlukta, son iki parmağınız ise bunlardan daha kısa şekilde. A tipi kişiliğe sahip kişilerin özellikleri:
Dışa dönük, sosyal ve karizmatiktirler.
Uzun süre aynı yerde oturmaktan sıkılırlar.
İlgi odağı olmayı severler.
Başarılı bir kariyerleri vardır.
Aşk hayatlarında tutkuludurlar.
B Tipi Kişilik

B tipi kişiliğe sahip bireylerin ayak parmaklarının uzunlukları neredeyse birbirine eşittir. Özellikleri ise şöyledir:
Çekingen ve sessizdirler.
İleri görüşlüdürler ve altıncı hisleri kuvvetlidir.
Duygularını kontrol edemezler.
Güvenilirdirler.
Düzenlidirler.
C Tipi Kişilik

C tipi kişiliğe sahip bireylerin ikinci parmakları başparmaklarından daha büyüktür. İşte özellikleri:
İyimserdirler.
Hevesli ve kararlıdırlar.
Strese dayanıklıdırlar.
Yardım etmeyi severler.
Lider özelliğe sahiptirler ve doğuştan liderdirler.
Spora düşkün ve yaratıcıdırlar.
D Tipi Kişilik

D tipi kişiliğe sahip bireylerin parmakları baştan sona kısalır. İşte özellikleri:
Sır saklamada iyidirler.
İç güzelliğe önem verirler.
Ruh halleri çok değişiktir.
Sevdikleri tarafından pohpohlanmayı severler.
Arkadaşlarınızla yazıyı paylaşarak kişilikleriyle uyuşup uyuşmadığını görmelerini sağlayın.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Zor Zamanlar İçin Meditasyon…

cemşen[1]

“

Eğer sürünüzü kontrol etmek istiyorsanız onlara geniş bir otlak verin.”
—Tibet sözü

Zor zamanlarda zihin kendini cehennemi bir var oluş halinde bulur. Bu var oluş hali yaşanan olayın kendisinden çok daha acı verici ve çok daha tehlikelidir. Budha bu durumu, “ikinci ok” diye tanımlar. Birinci ok, kişiye yaşanan olay sebebiyle isabet etmiştir. Bu ok acı verici olsa da

ender olarak ölümcül ve ıstırap vericidir. Ölümcül olan ve ıstıraba sebep olan ise “ikinci ok”tur. İkinci okun kurbanı olmamızın sebebi zihnimizde oluşan yargılar, içsel konuşmalar ve kontrolden çıkmış yıkıcı duygulardır. İkinci ok hemen her zaman hayati bir organa isabet eder ve kişinin kendisi tarafından kendisine saplanır.
Yine ok örneği verecek olursak, Budha bu durumda çoğu insanın şu soruları sorduğunu söyler: “Bu oku kim attı? Nereden attı? Ok bana niçin atıldı? Oku atan nasıl bir ceza almalı? Okçuya kimler yardım etti?” Oysa kan kaybından ölmek üzereyken bu sorular son derece anlamsızdır. Öncelikli olarak okun hayati organdan çıkarılması ve yaranın tedavi edilmesi gerekir. Kişinin hayatı kurtulduktan sonra dilerse bu soruları sorabilir.
Bu sebeple zor zamanlar yaşarken ilk olarak zihnimizin sakin, gözlemci ve soğukkanlı bir var oluş haline ulaşması gerekir. Bu var oluş hali sorunu ortadan kaldırmayacaktır ancak sorunun çözümü için gerekli olan zihin haline ulaşmamızı ve duygularımızın sakin ve huzurlu olmasını sağlayacaktır.
Şimdi gelin hep birlikte zor zamanlarda zihnimizi huzurlu haline, yuvasına geri döndürecek bir meditasyon deneyelim:
* Meditasyon uygulaması ile ilgili yeterli deneyime sahip değilseniz öncelikli olarak kendinize sakin bir yer seçin.
* Eğer açık, ferah bir alana bakıyorsanız, bu pencereden dışarıyı görmek bile olsa, çalışmanızı kolaylaştıracaktır. Eğer böyle bir olanağınız yoksa önemli değil yalnız kalabileceğiniz bir alan da yeterli olacaktır.

* Giysileriniz rahat olursa kendinizi daha iyi hissedersiniz. En azından kemerinizin belinizi ya da kravatınızın boğazınızı sıkmamasını sağlayın.
* Bağdaş kurmak, lotus pozisyonunda oturmak filan gibi şeylerle, tütsü yakmakla, bu tür dışsal şeylerle ilgilenmeyin. Meditasyon zihniniz ile ilgili burnunuz ya da bacaklarınızla değil.
* Bu sebeple ilk olarak rahat edeceğiniz bir şekilde oturun. Rahat oturun ama sırtınız dik olsun. Koltuğunuza, yere, yatağınızın üzerine ya da rahat edeceğiniz herhangi bir yere oturabilirsiniz. Bacaklarınızı ileriye uzatmak istiyorsanız uzatın, bağdaş kurmak istiyorsanız bağdaş kurun.
* Sırtınızı duvara ya da koltuğa dayayabilirsiniz ama bunu yapmayın. Sırtınızı dayarsanız kısa süre sonra beliniz ağrıyacaktır. Bunun yerine eğer sırtınızı dayama ihtiyacınız var ise beliniz ile duvar arasına bir yastık ya da katladığınız bir havluyu koyabilirsiniz. Başka şekilde söylemek gerekirse belinizi katlanmış bir havlu ya da yastık aracılığıyla duvara dayayabilirsiniz ama sırtınızı duvara dayamayıp dik tutun.
* Eğer bağdaş kurmak istiyorsanız ama bacaklarınız yeterince esnek değilse ya da yerde oturmaya çok alışkın değilseniz, dizlerinizin altına koyacağınız birer yastık biraz daha uzunca bir süre rahat etmenizi sağlayacaktır.
* Yine aynı şekilde, eğer ellerinizi kucağınıza yerleştirerek oturmak istiyorsanız, ellerinizi kucağınıza alacağınız yüksekçe bir yastığın üzerine yerleştirirseniz omuzlarınız rahat kalacaktır.
* Eğer telefonunuzu kapatmanız mümkünse kapatın ya da sessize alın.
* Şimdi meditasyon yapmaya hazırsınız.
* İlk olarak bir şey yapma fikrini bir kenara bırakın. Meditasyon filan yapmayacaksınız. Sakın meditasyon yapmayın! SAKIN! Sadece oturun. Yapmanız gereken şey bu kadar: sadece oturmak!
* Sadece oturun ve dışarıya bakın. Dışarıya bakın ama olup biteni izlemek için dışarıya bakmayın. Gözleriniz rahat bir şekilde açık olsun ve sakince ileriye doğru bakın. Görüş alanınızın içine giren görüntüleri oldukları gibi kabul edin. Onların peşinden gitmeyin ama tıpkı televizyon ekranı gibi gözünüzün önünden geçen görüntülere izin verin.
* İleriye doğru bakmakta olduğunuzun farkına varın. Kendinize “baktığınızı” ya da “izlediğinizi” anımsatın. Bakıyorsunuz. İzliyorsunuz. Şu anki göreviniz bu. Zihninize çeki düzen vermeye çalışmıyorsunuz, zihninizi sakinleştirmiyorsunuz, meditasyon yapmıyorsunuz sadece “izliyorsunuz”; o kadar.
* Bir süre izlemeyi sürdürün. Düşünceler saldırdıkça sizi alıp bir yerlere götürecek. Düşüncelere kapıldığınızda yeniden önünüzde olup biteni izleyin. Kendinize şu anda “izlemekte olduğunuzu” anımsatın.
* Eğer önünüzde izlenecek bir şey yoksa o zaman ikinci aşamadan da başlayabilirsiniz.
* İkinci aşamada dinlemeye başlayacağız. Şimdi dinleyin. Önce, size en uzaktaki sesleri dinlemeye çalışın. Diğer seslerin arasından size en uzaktaki sesleri seçip onları dinleyin. Uzaktaki trafik uğultusu, bir ambulansın sesi, belki yağmur, belki üst kat komşunuzun gürültücü çocuğu… Sesleri yargılamayın. İyi ya da kötü diye sınıflandırmayın. Sadece dinleyin. Kendinize “şu an dinliyorum,” deyin. Kendinize dinlediğinizi anımsatın.
* Görüyorsunuz ve dinliyorsunuz. Gördüğünüzü ve dinlediğinizi fark edin.
* Bir süre uzaktaki sesleri dinledikten sonra şimdi daha yakındaki sesleri dinlemeye başlayın. Apartmanınızdaki sesleri, evinizdeki sesleri, odanızdaki sesleri… Eğer hiç ses yoksa, o zaman da hiç ses olmadığının farkında olun. Kendinize dinlediğinizi anımsatın. Dinliyor ve görüyorsunuz. Eğer düşünceler sizi alıp bir yerlere götürürse ve siz dinlediğinizi ve gördüğünüzü unutursanız, düşüncelere kapıldığınızı fark ederseniz kendi kendinize gördüğünüzü ve duyduğunuzu anımsatın. Düşünceleri durdurmaya çalışmayın. Onlarla boğuşmayın. Sadece gördüğünüzü ve duyduğunuzu anımsayıp görme ve duyma eylemine odaklanın ama asla kendinizi zorlamadan. Kendinizi duymaya da görmeye de zorlamayın. Gördüğünüz kadar görün. Duyduğunuz kadar duyun. Fazlasını istemeyin. Sakinleşmenin bile fazlasını istemeyin. Ne kadar oluyorsa o kadar yeterlidir.
* Şimdi bedeninizi hissedin. Elbisenizin bedeninize değmesini hissedin. Altınızdaki zemini hissedin. Ellerinizin altındaki yastığı hissedin. Kademe kademe tişörtünüzü, pantolonunuzu, yastığınıza değen elinizi, belinize değen yastığı hissedin. Kendinize bedeninizi hissettiğinizi anımsatın. Şu an bedeninizi hissediyorsunuz.
* Şimdi bedeninizin farklı bölümlerini hissetmeye başlayın. Önce ayaklarınızı hissedin. Öyle güçlü hislere ihtiyaç yok. Biraz hissetmeniz yeterli. Hatta eğer ayaklarınızı hissetmiyorsanız o zaman ayaklarınızın orada bir yerde olduğunu bilmeniz de yeterli.
* Bacaklarınızı hissedin. Eğer hissedemiyorsanız bacak kaslarınızı bir süre kasın ve ardından serbest bırakın. Sonra yeniden bacaklarınızı hissetmeyi deneyin. Kalçanızı hissedin. Kalçanızı bir süre kasıp ardından serbest bırakın ve bu sayede daha rahat hissedin. Bedeninizi tararken bu kasma ve serbest bırakma tekniğini tüm beden bölümleriniz için kullanabilirsiniz.
* Belinizi ve karnızını hissedin. Sırtınızı hissedin. Göğsünüzü hissedin. Kollarınızı hissedin. Ellerinizi hissedin. Avuçlarınızı ve parmaklarınızı hissedin. Ensenizi ve boynunuzu hissedin. Çenenizi ve başınızın arka kısmını hissedin. Başınızın tepesini hissedin. Alnınıza ve şakaklarınızı hissedin. Kaşlarınızı ve kaşlarınızın arasını hissedin. Burnunuzu hissedin. Burnunuzun ucunu hissedin.
* Burnunu hissettiğinizde dikkatinizi göğsünüze yönlendirin ve göğüs kafesinizin hafifçe yükselip alçaldığını fark edin. Göğsünüz yükselip alçalıyor ve bedeniniz nefes alıp veriyor. Bedeninizin nefes alıp verdiğini fark edin.
* Kendi kendinize bedeninizin nefes alıp verdiğini hissettiğinizi anımsatın.
* Nefesiniz kısa mı? Uzun mu? Sığ mı? Derin mi? Eğer nefesiniz kısa ise nefesinizin kısa olduğunu fark edin. Bir süre bedeninizin kısa ya da uzun bir şekilde nefes alıp vermesini hissetmeyi sürdürün.
* Eğer gözleriniz kapanmak istiyorsa izlemek haricinde herhangi bir aşamada gözlerinizin kapanmasına izin verebilirsiniz.
* Şimdi dikkatinizi göğsünüzden aşağıya karnınıza yönlendirin. Bakın bakalım karnınız da hafifçe içeri dışarı hareket ediyor mu? Eğer içeri dışarı hareket ettiğini fark ederseniz o zaman karnınızın bu içeri dışırı hareketini izlemeyi sürdürün. Artık nefesi boş verin. Sadece karnın bu içeri dışarı hareketini izleyin.
* Bir süre karnın bu hareketini izledikten sonra zihninizdeki sakinliği fark edin. Eğer zihniniz halen sakin değilse o zaman zihninizin sakin olmadığını fark edin. Zihninizin mutlaka sakin olması ya da huzurlu olması gerekmiyor. Önemli olan tek şey sizin zihninizde ne olup bittiğini, olup bitenden kaygılanmadan gözlemleyebilecek bir hale gelmeniz. Eğer zihninizde olup bitenin farkındaysanız o zaman bir süre bu durumda sakince gözlem yapın. Zihninizde düşünceler ve kaygı varsa bırakın düşünceler ve kaygı olsun. Zihniniz sakinse ve düşünceler gökyüzündeki bulutlar gibi akıp gidiyor ama sizi peyinizden sürüklemiyorlarsa o zaman da bu durumun farkında olun. Huzursuz bir zihin ile huzurlu bir zihin arasında tercih yapmayın. Her iki zihin de sizin zihniniz. Her iki zihinde de bir sorun yok. Farkında olduğunuz sürece her şey yolunda ve siz harika bir meditasyon yapıyorsunuz demektir.
* Bu gözlemci halde bir süre kalın.
* Ardından dilerseniz meditasyonunuzu tamamlayıp dinlenin. Dilerseniz sakinleşmiş ve farkındalık kazanmış zipin halinizle sorununuzun üzerinde soğukkanlı ve sağduyu bir şekilde çalışmaya başlayın.
* Dilerim bu meditasyonun uygulanmasından doğacak olan iyi karma ıstırap çeken tüm varlıkların ıstıraplarından kurtulmalarına yardımcı olur.

Hepinize dostluk duygularımla
Cem Şen

Not: Zamanla bu tekniğe alıştığınızda, dikkatinizi çevrenizde olup biteni gözlemlemeye yönlendirdiğiniz anda zihniniz sakinleşecektir. Bu sayede zihninizi gözlemci ve sakin bir hale ulaşmak bir iki dakikanızı alacaktır.

Baş Tacı Edilecek 12 Kızılderili Sözü…

449398[1]

 

1-Cevap vermemek de bir cevaptır ve ustaca bir cevaptır.
(Hopi Kabilesi)
2-Soru sorma, gözle, dinle, bekle! Cevap sana kendiliğinden gelecektir.
(Pueblo Kabilesi)
3-Dur, dinle! Hep konuşursan hiç bir şey duyamazsın…
4-Sadece gerçekleşmesini arzu ettiğin şeyleri istemek için dua etme, çünkü insan kendisi için en iyinin hangisi olduğunu bildiğini iddia edemez.
(Sioux Kabilesi)
5-Kaybetmeyi ahlaksız bir teklife tercih et !
İlkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
6-Yanlışı gören ve önlemek için elini uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.
7-Bizim halkımız ile beyaz halk arasındaki en büyük fark tevazudadır. Bizim insanımız ne kadar yükselirse yükselsin, ne kadar ileriye giderse gitsin, bilir ki Yaratıcı’nın ve kainatın önünde bir zerredir.
(Athabascan Kabilesi)
8-Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
9-Her şey bir halka gibi hareket eder. Hareketlerimiz de döner dolaşır, bize geri gelir.
10-İçinde bir iyi, bir de kötü köpek kavga eder; hangisini daha çok beslersen o kazanır.
11-Doğru insan, zor ve tehlikeli hizmetler için seçilmeyi şeref, herhangi bir ödül istemeyi de utanç sebebi kabul eder.
(Sioux kabilesi)
12- Her sabah uyandığında; günün ışığı için,
yaşadığın ve gücün yerinde olduğu için,
karnını doyurduğun için şükret;
eğer şükretmek için ortada bir sebep göremiyorsan hata kendinde demektir…

HER ANI YAŞAYIN. HER ANI SEVİN. HER ANIN TADINI ÇIKARIN.

01shutterstock_1144325321[1]

 

Anı yaşamak ile ilgili..
Bir adam ölür … Öldüğünü fark ettiğinde, Tanrı’nın elinde bir çanta ile kendisine yaklaştığını farkeder. Tanrı ile adam arasında şöyle bir konuşma geçer.
Tanrı: Haydi oğlum gitme zamanı.
Adam: Bu kadar mı erken? Bir sürü planım vardı…
Tanrı: Üzgünüm ama gitme zamanı.
Adam: O çantada ne var?
Tanrı: Sahip oldukların!
Adam: Sahip olduklarım mı? Yani eşyalarım mı? Elbiselerim… Param…
Tanrı: Onlar asla sana ait değildi, onlar dünyaya aitti.
Adam: Anılarım mı?
Tanrı: Hayır. Onlar zamana ait.
Adam: Yeteneklerim mi?
Tanrı: Hayır. Onlar koşullara ait
Adam: Arkadaşlarım ve ailem mi?
Tanrı: Hayır oğlum. Onlar yürüdüğün yola ait. Adam: Karım ve çocuklarım mı?
Tanrı: Hayır. Onlar kalbine ait.
Adam: O zaman bedenim olmalı?
Tanrı: Hayır hayır. O toprağa ait.
Adam: O zaman kesinlikle ruhum olmalı!
Tanrı: Üzücü bir hata yapıyorsun oğlum. Ruhun bana ait.
Adam gözlerinde yaşlar ve kalbinde korkuyla çantayı Tanrı’nın elinden alıp açtı… BOŞTU! Kalbi kırık, göz yaşları yanaklarından akarak Tanrı’ya sordu…
Adam: Hiçbir şeye sahip değil miyim?
Tanrı: Doğru. Asla bir şeye sahip değildin. Adam: O halde, benim olan ne vardı?
Tanrı: ANLAR. Yaşadığın anlar senindi. Hayat sadece bir andır.
HER ANI YAŞAYIN. HER ANI SEVİN. HER ANIN TADINI ÇIKARIN.
“İyi insanlar cennete gider demek doğru değildir, iyi insanlar nereye giderse orası cennet olur!”
Osho/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞAMAN “ KORKAK OLMAK YAŞAMI DEĞİŞTİRMEZ ELİNİZ YANSA DA BAZI ACILAR YAŞAMALISINIZ “ DER.

Kam-Şaman[1]

 

ŞAMAN “ KORKAK OLMAK YAŞAMI DEĞİŞTİRMEZ ELİNİZ YANSA DA BAZI ACILAR YAŞAMALISINIZ “ DER.

Değerli Dostlarım…
Daha önceki yazılarımda Şaman hakkında geçen konularda Şaman’ın bir Din Adamı olmadığını özellikle vurgulayarak yazmıştım. Bir takım gruplar çeşitli kaynaklardan,
elde ettikleri bilgiler, ışığı altında, bunu temiz bir yürekle söylediklerini biliyorum.
Ancak; bu bilgi çok yanlış. Aynı “ ŞAMANİZM “ diye bir din olmadığı gibi, Şaman’lar da direk olarak din adamı değillerdir.
Şamanlar yazdığım diğer, yazılar da olduğu gibi, Mu Çocukları olarak Orta Asya ve başka kıtlara , Mu kıtasından ve Atlantis’ten koloni kurmak için ya da göç edenler ile birlikte çıktılar. Bu koloni ya da göç nedeni ile yola çıkanların arasında kesinlikle Tek tanrı inancında olan, MU insanı da vardı.

 

 

Peki, Şamanlar kim oluyordu?
MU KITASINDA kim nasıl eğitim veriyordu, ya da vermişti? Mu Kıtasından çıkan din adamları, nerede yetişmişlerdi?
Mu kıtası ile ilgili daha sonra 14.000 yıldan çok daha eskiler olarak vereceğim bilgiler içinde daha iyi anlayacaksınız. Ama daha önceki yazılarım da( Türklerin Kadim Tarihi ) bir parça açtığım ANA KÖK IRK da bahsettiğim gibi Eterik bir ırk Dünya’ya geldiği, artık çokta inkar edilen bir bilgi değil.

İlk Şamanlar, bazı özelliklerine sahip,Mu insanları arasından çok ufak yaşta“ TANRI YASASI OĞULLARI (bir’in oğulları)  RAHİPLERİ “ tarafından, seçildi. Bu çocuklar kadim ırkın ilkleri yani Eterik insanlar ile temasa geçtiler. Ufak yaştan itibaren toplumdan uzak olarak yaşadıkları yerde bu Astral ya da “ ETERİK “  insanlar tarafından yetiştirildiler.

 

Tüm bilgileri özel kodlamalar ile genlerine yazıldı. Daha sonra bu ilk rahipler Naacal tabletlerinde de yazdığı şekli ile, Mu kıtasında “ Bilgelik Okulları”  kurdular.
Bundan sonra ilk eğitilen bu Şamanlar, seçtikleri, özellikler taşıyan bu çocukları, toplumdan uzak bir yerde, kurulan “ Bilgelik Okulları”  çok ufak yaştan beri eğiterek Şaman yaptılar.Ve ilk şamanlardan itibaren bu bilgiler ile günümüze kadar genetik olarak gelmeye devam ettiler. Halen de babadan oğla geçen bir sistem içinde bu günlere gelmeye davet ediyorlar. Kısacası “ SONRADAN ŞAMAN OLUNMAZ ” . Olsa, olsa Gerçek bir şamanın kabul etti ise

“ ÖĞRETİCİSİ  ” olabilir.

 

PEKİ ŞAMANLAR NEDEN DİNİ TÖRENLERE DE BAZEN YA DA BAZI YERLERDE, ÖNDERLİK ETTİLER?  Ancak; Bu her Oba da olan bir konu değil. Şaman yaşadığı oba da ya da toplum da eğer bir din adamı yoksa, o zaman “ YARATAN ALLAH’A ”  herkesten daha yakın olduğu toplumca kabul edildiği  “ VE DİNSEL BİLGİLERİ “  olduğu için yönetir. Buna örnek vermek gerekirse İmam olmayan Köy de Dini bilgi ve vecibeleri iyi olan kişi İmam gelene kadar, köyde, imam vazifesini görür.
Kısacası Şaman “ BİLGE ADAM “ dır . Onun asıl görevi, karşı olduğu, büyüleri bozmak, yok etmek, hastalara bakmak, onlara yol göstermektir. Kendi yetiştirdiği “ ANA KADINLAR “  ile şifa vermek, semboller ile birlikte tılsımlar yapmak( tılsım asla büyü değildir ) , Şaman dini inançlar üzerinden hiçbir iş yapmaz,  Ruhlar ile konuşmaktır.
Astral ulaşımlar yapmak kadim bilgileri taşımak ve kadimler ile sürekli irtibat halinde, ( “ Kontrolü Şamanlara Verilmiş Pozitif Enerjinin “ )olmaktır.
Dünya da çoğalmasını sağlamak, pozitif insanları ( IŞIK İNSANLARI ) bir araya getirerek, Dünya’da ki negatiflerin bozmaya çalıştıkları dengeyi korumak onun başlıca görevlerinden biridir. Ve Unutulmamalıdır ki “ GERÇEK ŞAMANLAR BİNLERCE YILLIK EMANETLERİN SAHİPLERİDİR “. Yüksek enerjilerini o emanet ile kullanırlar.
Şaman hakkında vermiş olduğum bu bilgilerden sonra, bir Şaman’ın yaşamında olmazsa olmazları sizlere yazarak paylaşmaya çalışacağım.

 

ŞAMANIN YOLU NASIL BİR YOLDUR, GÜNE NASIL BAŞLAR

Her sabah gün doğmadan çok önce etrafında ki en yüksek tepeye çıkara ateşini yakan Şaman ve öğrencileri, doğacak yeni günü, var oldukları dünyada canlı cansız her şeyi yarattığına inandığı ve tek olduğunu kabul ettiği tanrıya yakarış ritüellerini yaktıkları ateşin etrafında yapar.
Bu yalvarış esnasından ŞAMAN çalan davul ve zil sesi ile sallanarak trans içinde olur.
Bu Trans içinde özellikle kartal olarak daha da yükselerek Yaratan Allah’a  daha yakın olmaya çalışır.
Şamanın yardımcıları ( Öğreticiler ) yapılan rütiel’in gereği olarak ateşin etrafında girdikleri trans hali ile ritme uyarak kadim şarkılarını söylerler.
Sabahın ilk ışıkları, “ Doğudan yükselen Güneş “ ile birlikte Dünya’ya vardığın da, o zamana kadar sönmüş ateşin karşısında oturan Şaman ayağa kalkar. Öğrenciler bu hareket üzerine şamanın arkasından toplanır.
Şaman ışığın getirdiği aydınlık ve Dünyayı ısıtan ilk sıcak teması yakaladığın da, o çoktan iki elini avuçları yukarı gelecek şekilde kaldırarak Yaratan Tanrı ya yüksek sesle “ Kendilerine yeni bir gün bağışladığı için “ teşekkür ederek minnetini sunar.

 

Bu nedenle, Şamanın yolundan, gitmek isteyen, kim olursa olsun, Şamanın güne başlama öğüdü olan  “ HER SABAH GÜNÜ YÜREĞİNİZDEKİ SEVGİ İLE SELAMLAYIN.” Sözlerini aklından hiçbir şekilde çıkartmamalıdır.

Her ne kadar aksi, çabuk sinirlenen ve çok detaycı, her şeyi merak eden ve sorgulayan, bir kişiliğe sahip olsa da, Şaman kalbi tertemiz pozitif bir enerjinin esiridir.
Şaman sevgi ile beslenir ve sevgi ile öğretir. Bir öğretmen olarak sert ama öğrencilerini seven yapısı, onun kişiliğinin parçasıdır. Yorgun ve gergin sinirli olmasının en büyük nedeni herkes den az uyuması herkesten fazla çalışması ve kendi için çok beklentileri olmamasından kaynaklanır.
Şamanın etrafına çok fazla Negatif insan gelir. Bunu sebebi aynı mıknatıs gibi düşünürsen daha iyi anlarsınız. Olaylar onu üzse de çabuk atlatır ve yoluna devam eder.

Bunu Şaman insan, kalbinden nefes aldığı için, olaylara kısa bir sürede çok basit yollar ile çözüm bularak, kendi su yoluna o olayı koyar. Şaman her zaman çevresin de ki insanlara var olan Pozitif enerji yollar. Şaman inancı basit bir kavramla ortadadır. Şaman, sevginin bir zerresinin bile TOHUM olduğunu bilir ve en negatif bir insanın kalbine bile üşenmeden bıkmadan her gördüğünde o sevgi tohumunu koyar.
Ve Şaman  şöyle der;
“ SEVGİ BİR TOHUMDUR, TUTTUĞU AN ORMANA DÖNER “

Bu nedenle siz eğer Şamanın yolundan gitmek isterseniz kalbinizden nefes almayı ve kalbinizi dinlemeyi çok iyi öğrenmelisiniz.

 

Bunu yapmak için meditasyon yapmayı öğrenmelisiniz. Bu sakinleştirici yol ile yaşadığınız Dünyayı ve çevrenizi huzur ağı ile örmelisiniz.
Her sabah günü selamladıktan sonra ellerinizi kalbinizin üstüne koyarak nefes alıp verip kalbinizi hissedin, bu şekilde enerji kanallarınız açılacak ve çevreden ne kadar pozitif enerji varsa siz e gelecek, sakinleşeceksiniz içinizi sevgi huzur mutluluk kaplayacaktır.
Şaman en çok kendi ile yüzleşir. Düşünme zamanlarında kendini eleştirerek yaptığı hataları inceler. Sonuçlar çıkartır. Buna göre yaşamında ki hareketlerini ayarlar. Çok fazla topluma yakın olarak yaşamasa da yanına gelenlerin çokluğu bunu ona yapmaya mecbur bırakmıştır.

Unutmayın kadim deneyim ve bilgiler ile donanmış bu” BİLGE ADAM “ da dünya da etten kemikten olarak doğmuş yaratanın yarattığıdır. Tek farkı Yine Yaratan Tanrı, tarafından doğuşunda ona verilmiş, görevleri taşımasıdır. Bu bağlamda baktığınız da Şaman’ın günlük yaşam içinde bu yüzleşmesinden dolayı, çok şaka yaptığını çocukları çok sevdiğini, eğlence tarafının da olduğunu görürsünüz.
Bu şekilde davranarak da kötü enerjinin yani negatif enerjinin çevresinden uzaklaştırmasını onu ve etrafında ki insanları negatif enerjiden korumaya çalışmasıdır. Bu demek değildir ki Şaman ciddiyetten uzak bir adamdır aksine çok ciddi ama eğlenceli tarafı da olan biridir

 

KISA ,KISA ÖZETLERSEK ŞAMANIN YOLUNDA GİTMENİZ İÇİN

Tüm negatif ne varsa hayatınızdan çıkartmalısınız.
Sağlıklı olmak için dikkat etmelisiniz çünkü emanet bir beden taşımaktasınız.
Her zaman aynaya bakarak kendiniz ile yüzleşmelisiniz.
Mücadele etmeyi bırakmamalısınız ve yenilgi kaybetmeyi kabul etmemelisiniz
Kendinizi çok fazla ciddiye alarak ruhunuzun üstünden baskı kurmamalısınız.
Stres, ile hareket ederek daha  sonra pişman olabileceğimiz tarzda davranmadan yaşamayı öğrenmelisiniz.
Duygulara sahip olmayı normal ve hislerinizi kabul etmeyi öğrenmelisiniz
Sevdiğiniz kim olursa olsun denginiz ya da konumunuz ile alakası olmasa bile nerede, ne şekilde, ne konumda, olursa olsun, onu sevmelisiniz, nerede biterse, bitsin, o sevgiyi, yaşamayı, bilmelisiniz.

ŞAMAN “ KORKAK OLMAK YAŞAMI DEĞİŞTİRMEZ ELİNİZ YANSA DA BAZI ACILAR YAŞAMALISINIZ “ DER.

 

Enerjiyi kendinize, başkalarına ve dünyaya bir yollarken çabuk karar vermeyin, hata yapmak burada başlar buna dikkat ediniz
Enerji canlıdır..Duygulu anlarda ki halinizden çıkan enerji yakınlarınız da ki tüm canlılara bulaşır. Buna dikkat etmelisiniz.
Her daim pozitif enerjinizi yükselterek etrafınızı saran koruyucu bir ışık çemberi yaratın. Aynı bedeniniz de nasıl Aura’nız varsa koruyu şeffaf bir enerji ile kendinizi ö şekilde sarın..Bunu yapmanın yolu iyi meditasyon.Meditasyon size bu kalkanı sağlayacaktır.
Duyguları sorunlu olan insanlara fayda veremeyecekseniz siz Şaman değilsiniz uzak durun. Sorunlu olan ve sizin duyguları tetikleyen biriyle karşılaştıysanız, sevdiğiniz birini düşünün ve onu bu kişinin yerine koyarak bir şekilde oradan uzaklaşın. Dediğim gibi siz Şaman değilsiniz. SEVGİ DOLU SÖZLER İLE ORADAN UZAKLAŞIN.
Sözler… Kesinlikle sözlerinize Dikkat Edin. Düşünceleriniz ve duygularınız ile ağzınızdan çıkan kelimeler ile canlanacaktır. Dünya’yı Değiştirmeniz mümkün değil o nedenle oradan uzaklaşın. HER ZAMAN IŞIGIN içinde olun. Asla ışıktan bir an için bile uzaklaşmayın.
Böyle negatif ortamda kalırsanız, en yakın suya koşun. Dereye göl veya denize giderek arının. Bunlar yakın değilse duş alın. Yağmur yağdığında ıslanın ne kadar size yapışmış, negatif enerji varsa uçup gittiğini fark edeceksiniz. Sudan alacağınız şifa mucizedir.

Kendinize iyi bir insan olmadığınızı şanslı olmadığınızı, size yazılan bir yazı olduğunu bunun adının “ KADER “  olduğunu ve dünyaya başarısız ve acı çekmek için geldiğiniz söyleyerek bu konuları kendinize çivileyerek asalağınız yapmayın.
Bu dünyada tek olmadığınız kabul edin.. Egolar kontrol altına alınmalı. Çevrenizde Yaratan Tanrı tarafından yaratılmış başka insanlar olduğunu onun da üstünlüklerini görün.

 

VE EN ÖNEMLİSİ..
DOĞA İLE İRTİBATINIZ ÇOK SIKI BİR BAĞINIZ OLMALI. Yaşamınızda size eşlik edecek hayvanınız bulun. Çünkü sizi o soranlara anlatacak. Onu sevin. Unutmayın
Bizler doğanın birer parçasıyız. Stresli bir yaşam seçerseniz doğanın temel unsurlarından, TOPRAK, HAVA, SU VE ATEŞ İLE OLAN BESLENMEMİZ SON BULUR VE YAŞAM SİZİ HASTA EDER. Çok ciddi hastalıklar ilke yüz yüze kalabilirsiniz.
Çünkü en büyük şifacı DOĞADIR

Bir daha ki konuda buluşmak üzere sevgiler
Bilge Şaman …

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Öğrendim ki… ‘Bittim’ dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.

20246305_10211297989179499_3486535447497603350_n[1]

 

Öğrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki… Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika. Öğrendim ki… Hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli…
Öğrendim ki… İnsanların başına ne geldiği değil o durumda ne yaptıkları önemli…
Öğrendim ki… Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki… ‘Bittim’ dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki… Sen tepkilerini kontrol edemezsen tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki… Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
Öğrendim ki… Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki…Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki… İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir…
Öğrendim ki… Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
Öğrendim ki… Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Öğrendim ki… Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok. Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Öğrendim ki… Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.
Öğrendim ki… Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Öğrendim ki… Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki… Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Öğrendim ki… İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Öğrendim ki… Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Öğrendim ki… Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor..
Ataol Behramoğlu