Dinmeyecek sanılan fırtınaları sevdim… yaşamın her döneminde, savaşmam gerektiğini öğrettiği için…

bir-affetme-calismasi1

Çocukların gözlerini sevdim… içimde huzuru, mutluluğu yaşattığı için…

Dinmeyecek sanılan fırtınaları sevdim… yaşamın her döneminde, savaşmam gerektiğini öğrettiği için…

Başarısızlıkları sevdim… başarıya giden yolu gösterdikleri için…

Geceleri sevdim… tüm günümü nasıl geçirdiğimi değerlendirme olanağı verdiği için…

İnsanların sorunlarını dinlemeyi sevdim… yaşamın gerçeklerini görüp, daha olgun insan olacağımı bildiğim için…

duyulan eksiklikleri sevdim… her şeye sahip olmanın, insanı ne kadar mutsuz ettiğini bildiğim için…

Sabahın erken saatlerinde çalan çalar saatimin sesini sevdim… bana bugün de yaşama olanağı verildiğini gördüğüm için…

Buzlu yollarda yürümeyi sevdim…yaşamda da atılan yanlış bir adımın, insana ne denli acı vereceğini anımsattığı için…

uzaklıkları sevdim… özlemlerin duyguları pekiştirdiğini bildiğim için…

Yaşamın renklerini sevdim… yaşanılan tüm duyguları tablolara döktüğü için…

Bir şeylere inanmanın mutluluğunu sevdim…kendimi iyi duyumsadığımda, yanımda olacak insanların varlığını bildiğim için…

Her ne olursa olsun bir şeyin bittiği için üzülmek yerine yaşandığı için sevinmeyi sevdim… üzüntülere liman olursak, mutluluğun başka yerlere demir atacağını bildiğim için… Sevmekten ve sevilmekten korkmayan insanları sevdim… sevme ve sevilmenin yapaylıktan değil, doğallıktan geldiğini bildikleri için…

Arkadaşlarımla geçirdiğim zamanları sevdim… içten bir sohbetin, tüm ağrılara iyi geldiğini bildiğim için…

ve sevdiklerimin ellerini tutmayı sevdim…avcumun içine bıraktığım yüreğime dokundukları için…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

EL EKLEM YERLERİNDEKİ AĞRILARDAN MUZDARİP OLANLAR.

14523085_565559376973689_917002817782404053_n1
Doğal ürünlerle ovarak rahatlayalım.Bunlar neler aşağıdaki resimde isimleri var.

Kaynak Luna Akademi

Bitki Alemi, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Hayat Tavsiyesi

 

 

90 Yaşındaki Bir Kadından 30 Hayat Tavsiyesi


Çoğu zaman büyüklerden nasihat almak bize sıkıcı da gelse, hayatı  dolu dolu ve mutlu yaşayan 90 yaşındaki bir hanımefendiden hayat tavsiyeleri almanın güzel olacağını düşündük.
Biricik ve kısa hayatımızın ne kadar değerli olduğunu anımsamak için, bu önerilere bir göz atmanı öneririz!

1. Hayat adil değil ama yine de güzel!

1

2. Hayat o kadar kısa ki, birisinden nefret ederek vakit harcama.

2

3. Kimse ama kimse, kendini çok ciddiye almamalı!

3

4. Kredi kartlarını her ay düzenli öde.

4

5. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Bazen kabul et, gitsin.

5

6 Birisinin omzunda ağlamak, yalnız ağlamakdan daha iyi gelir.

6

7. İlk maaşından itibaren, emeklilik için para biriktirmeye başla.

7

8. Konu çikolata olunca, direnmek gereksizdir. :)

8

9. Geçmişinle barış ki, geleceğini zehir etmesin.

arkadbirak

10. Çocuklarının seni ağlarken görmesinde sorun yok.

10

11. Hayatını, başkalarının hayatıyla ile kıyaslama. Hangi koşullardan geçerek buraya geldiklerini bilemezsin.

kiskanc

12. Eğer ilişkinin bilinmemesini istiyorsan, o ilişki içinde olmamalısın.

12

13. Mutlu bir çocukluk yaşamak için hiç bir zaman geç değil. Yeniden çocukluğunı yaşamak tamamen sana bağlı ve kimse de karışamaz!

13

14. Hayatta neye tutku duyuyorsan peşinden gitmeli ve bu yolda ‘hayır’ı bir cevap olarak kabul etmemelisin.

14

15. Güzel mumlarını yak, güzel çarşaflarını ser, çeyizindeki yemek takımını kullan. Özel günleri bekleme, bugün gayet de özel!

15

16. Mor giymek için daha da yaşlanmayı bekleme, eksantrik olmanın tam sırası!

16

17. Çok kötü olaylardan sonra şöyle düşün: “5 yıl sonra bu olayın bir önemi olacak mı?”

17

18. Herkesi ve her yapılanı bağışla.

18

19. Başkalarının, senin hakkında ne düşündüğünden sana ne!

19

20. Ne demişler; zaman her şeyin ilacı! Zaman ver.

20

21. Durum ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, değişecek.

21

22. Hasta olduğunda işin sana bakmayacak, arkadaşların bakacak. Bağlarını koparma, dostlarına zaman ayır.

22

23. Mucizelere inan.

23

24. Unutma, seni öldürmeyen şey, seni güçlü kılar.

24

25. Çocuğunun, tek bir bebeklik dönemi var, değerini bil, unutulmaz kıl.

25

26. Her gün mutlaka dışarı çık, mucizeler her yerde!

26

27. Hayatı çok fazla sorgulama, harekete geç ve gerekeni şimdi yap.

27

28. En iyi şeyler henüz gerçekleşmeyenler, umudunu kaybetme.

28

29. Ne yapacağını bilemediğinde derin bir nefes al, iyi gelecektir.

give3

30. Güzel bir pakette ve kurdeleyle bağlı değil ama HAYAT  YİNE DE BİR HEDİYE.

Kaynak: Hayatkolay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Tuğba ve Birhan çifti, Caddebostan’da arkadaşlarına arabalarla “caka” satan bir gençlik içinde büyüdüler.

14947717_1822490494635780_6738526947088230066_n1

 

Tuğba ve Birhan çifti, Caddebostan’da arkadaşlarına arabalarla “caka” satan bir gençlik içinde büyüdüler. Tüketim toplumunun sıradan bireyleriyken, yaklaşık 10 yıl önce hayatlarını değiştirmeye karar verip Antalya’da dağ başına yerleştiler.
Çift, 10 yıl susuz, elektriksiz ve parasız yaşadı. Rastalı saçlarıyla onları ilk gördüklerinde “satanist” ve “altın avcısı” sanan köylülere, kısa sürede samimiyetleriyle kendilerini kabul ettirdiler.
Tuğba, İstanbul Caddebostan’da doğup büyüdü. Birhan’la yolu lisede kesişti. Her ikisi de doğayla birlikte çıktıkları okul gezilerinde tanıştı. Zamanla arkadaşlıkları ilerledi, doğaya birlikte gitmeye ve yeni şeyler keşfetmeye başladılar. Bu arada üniversiteye girdiler. Tuğba, Marmara İktisat bölümünü bitirdi, Birhan ise Yıldız Teknik’te İnşaat Mühendisliği okudu. 23-24 yaşlarında ailelerinden izin alarak tek başlarına Hindistan’a gittiler. Otobüsle, otostopla, dolaşa dolaşa vardıkları Hindistan’da 1 yıl kalarak kendi kendilerine yetmeyi ve ayaklarının üzerinde durabilmeyi öğrendiler.
2003’te ise Irak Savaşı’na karşı barış eylemlerine katıldılar. Orada bağırıp protesto yaptıktan sonra, evlerine dönüp “Bush gibilerine yarayacak” çarkın içinde yer almaktan rahatsızlık duyduklarını hissettiler.
Birhan, gitme kararı aldıkları günü şöyle anlatıyor: “Tuğba ile göz göze geldik. Aktivist olarak şehirde de yaşantımızı sürdürüyorduk ama o sistem içinde evlerinize geri dönüp yine yeni George Bush’lar yaratmak adına, ‘sistem yandaşı’ olmak istemedik.”
Tuğba ise, “Barışçıl, huzur dolu bir dünya özlemimiz vardı. İnsanların sağlıklı besin hakkı olsun istiyorduk. Bunu şehir ortamında yaratabilecek miyiz’ düşüncesiyle gitmeye karar verdik” diyor.
Genç çift sırtlarında çanta, Anadolu’yu karış karış dolaştı. Karadeniz’i gezdiler ama Karadeniz’de 4 mevsim yaşam için doğa şartları çetin cevizdi. Bu kez Adana’dan yola çıkıp Toroslar’a gittiler. Antalya Alakır Vadisi’nde bir su değirmeninin önünde mola verdiklerinde, Hamidiye Teyze’nin kendilerini şaşkın bakışlarda izlediğini gördüler. “Toprak arıyoruz Teyze” dediklerini görünce, Hamidiye Teyze gülerek yanıt verdi: “Her yer toprak lan! Ama yapabilecek misiniz?” Bu söz üzerine yaşadıkları yerin orası olabileceğine karar verdiler.
Çift, Kuzca Köyü’ne bağlı 40 yıl önce terk edilmiş bir araziyi ailelerinin de desteği ile satın alıp kendi yaşamlarını kurdular. Bu yeni yaşamın adımlarını şöyle anlatıyorlar: “Burası 15 dönümlük bir arazi. Ama geldiğimizde resmen orman olmuştu. 2-3 ay sadece buranın temizliği sürdü. Tuğba’yla ellerimizde orakla, nacakla, toprağı temizleyip kendi yaşam alanlarımızı açtık. Ben hâlâ ‘Biz buranın kör cahiliyiz’ diyorum. Her yıl ne kadar gerizekâlı olduğumu öğreniyorum. Çok komik çünkü biz hep teknik kafa ile eğitilmişiz. İlk geldiğimizde ‘öğretmenimiz’ yaşı 80’e dayanan ve bizim gibi tek başına yaşayan Dursun Amca’ydı.
O başkasına bizim hikâyemizi anlatırken ‘Bu çocuklar ilk geldiklerinde demir çubuklarla çalı dövdüler’ der. Demek istiyor ki, ben çalı kesmeye çalışıyorum, ama baltayı tutuşumdan onu bileyleyişime kadar hiçbir şeyi bilmiyormuşum.”
Rastalı saçlı gençlerin gelişi, en yakın köy olan 7 km ötedeki Söğütcuması’ndaki köylülerin de gözünden kaçmamış. Başta iki genci “satanist” sanan da olmuş, “altın aramaya geldiler” diyen de. Ama zamanla tek tek bütün köylüleri kapı kapı dolaşıp “bizim niyetimiz budur” diyen gençleri görünce, onlar da tanıyıp sevmişler bu iki İstanbullu genci.
Onların reddettikleri ve ‘cahil’ dedikleri babalarının, dedelerinin topraklarına gelip onların eski yaşantısının benzerini yaşadığım için, en çok kafası karışanlar, köylülerin gençleriydi.
Köyün ahalisi, ‘Bu adam emek veriyor, toprakla uğraşıyor, toprakla uğraşan adamdan hiçbir zarar gelmez’ diyerek çifti kucakladı. Birhan ve Tuğba, işe koyularak önce “kızılderili tipi” tek odalı bir çadır ev inşa ettiler.
Kütüklerden lavabo yapıp yer altını buzdolabı gibi kullanmayı öğrendiler. Ama Birhan’ın “doğanın bir kullanma kılavuzu” olmadığını da deneyimleriyle öğrendi: “Ben ormanda ilk kez odun toplarken çok dayak yedim. Ağzımı burnumu sopayla dövdü doğa. Çünkü nasıl yürüyeceğimi, nereye basacağımı, hangi dalı nasıl keseceğimi bilmiyordum. Ama bunların hepsi de bir deneyim olarak artık bir daha yapmamayı öğrendiğim şeyler.”
Birhan, evini 6 yıl önce yaptığını ama her türlü doğa afetine karşı ayakta kaldığını anlatıyor: “Doğadaki en yakındaki malzeme, en doğru malzemedir. O yüzden evimizi köylülerin ‘Alaçık’ adını verdikleri tarzda, çamurdan, çalıdan ve su basmanlı olarak yaptık. İç güdüsel yapılmış bir yapı ama 6 yıldır ne fırtınalar, ne seller geçirdi, hiçbir şey yok.”
Doğada yaşamayı da bir anlamda yaşayarak öğrendiklerini söyleyen ikili bir de ilginç anı anlatıyor: “İnsanlar beni çardakta durmadan hep sofrayı süpürür ve yerleri temizler halde görüp bana “Birhan ne o, hijyen hastalığı mı geldi sana” diye takılıyorlar.
Ama bir keresinde yere tuz dökülmüştü, biz de önemsemedik. Sonra bir de baktık, kocaman bir karayılan geldi. Sonra Durmuş Amca’ya anlattım. Bana ilk sorusu ‘Tuz mu döktünüz’ oldu. Daha hiç tuz dökme olayını bilmeden. Doğanın bu tip kurallarını öğrendik artık.”
Tuğba, şehirli bir kadın olarak nasıl doğaya uyum sağladı? Şöyle anlatıyor: “Kadınlar için özellikle çamaşır makinesi ve buzdolabı olmaması sorun olabilir. Ama ben çamaşır makinesine kıyasla elle yıkamaktan daha büyük keyif alıyorum. Çünkü kendin yıkayınca neyi yıkadığını biliyorsun.
Vahşi yaşamdan, kışları kurt gelme tehlikesini ise Tuğba şu sözlerle anlatıyor: “Hayvanlar öyle sandığınız gibi insana gelmiyorlar. Şehre indiğimizde, ‘Aman o hırsız mı’ diye daha tedirgin yürüyorsun. Her şeyi bekliyorsun. Ama burada biliyorsun ki, bir domuz insana direkt saldırmaz.
Bence şehirde daha büyük paranoyalar var.” Birhan da eşiyle aynı fikirde: “Arkadaşlarım ‘Birhan, dağda ne cesaretle yaşıyorsun?’ diyor. Esas sen o kadar çocuk pornocusunun, katilin, ırz düşmanının içinde 30 adet kilitle nasıl yaşıyorsun? Bence şehir insanı çok cesur. Trafikte atlattıkları tehlikenin haddi hesabı yok.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeni İmparator Kim Olacak???

haber_konfucyus-jpg_378702007_14477769071

 

Bir zamanlar, Uzak Doğuda, artık yaşlandığını ve yerine geçecek birini seçmesi gerektiğini düşünen İmparator varmış.Yardımcılarından ya da çocuklarından birini seçmek yerine, kendi yerine geçecek kişiyi değişik bir yolla seçmeye karar vermiş. Bir gün ülkesindeki tüm gençleri çağırmış ve:
– Artık tahttan inip bir imparator seçme vakti geldi. Sizlerden birini seçmeye karar verdim.
Gençler şaşırmışlar, ancak O sürdürmüş:
– Bugün hepinize birer tohum vereceğim. Bir tek tohum… Ama güzel bir tohum. Evlerinize gidip onu ekmenizi, sulayıp büyütmenizi istiyorum. Tam bir yıl sonra büyüttüğünüz o tohumla buraya geleceksiniz.
Yetiştirdiğiniz o tohuma göre değerlendirip birinizi İmparator seçeceğim. Saraya çağrılan gençlerin arasında Ling adında biri de varmış. O da diğerleri gibi tohumunu almış. Evine gidip heyecanla olayı annesine anlatmış. Annesi bir saksı ve biraz toprak bulup, onun tohumunu ekmesine yardım etmiş. Sonra birlikte dikkatlice sulamışlar. Her gün sulayıp büyümesini bekliyorlarmış.
Yeterince zaman geçtikten sonra diğer gençlerin ne kadar büyüdüğünü anlatırken, Ling hayal kırıklığı içinde kendi tohumunda hiçbir değişiklik olmadığını görüyormuş. Üç hafta, dört hafta, beş hafta geçmiş. Hala hiçbir gelişme yokmuş.
Diğerleri yetişen bitkilerden söz ederken Ling çok üzülüyormuş. İmparatorun beceriksiz sanmasından çok endişeleniyormuş. Arkadaşlarına da hiç bir şey demiyor, sabırla bekliyormuş. Sonunda bir yıl bitmiş ve gençlerin yetiştirdikleri bitkileri imparatorun huzuruna götürecekleri gün gelip çatmış.
Ling, annesine boş saksıyı götüremeyeceğini söyleyince annesi ona cesaret verip, saksısını götürüp dürüst bir şekilde olanları imparatora anlatmasını istemiş. Ling, pek istemese de annesinin sözünü tutmuş ve boş saksıyla saraya gitmiş.
Saraya varınca arkadaşlarının yetiştirdiği bitkilerin güzellikleri karşısında şaşırmış. Sonra imparator gelmiş ve tüm gençleri selamlamış. Ling arkalarda bir yerlere saklanmaya çalışıyormuş.
– Ne büyük bitkiler, çiçekler ve ağaçlar yetiştirmişsiniz. Bugün biriniz İmparator olacak.
Aniden arkada elinde boş saksıyla Lingi fark etmiş. Hemen muhafızlarına ön tarafa getirmelerini emretmiş. Ling çok korkmuş, “Sanırım beceriksizliğinden dolayı beni öldürebilir” demiş. Ling ön tarafa gelince imparator adını sormuş:
– Adım Ling…
Diğer gençler gülüp alay etmeye başlamışlar. Ama imparator susturmuş. Ling´nin elindeki saksıya dikkatli bakıp kalabalığa doğru dönmüş:
– Yeni imparatorunuzu selamlayın. Adı Ling demiş.
Ling inanmamış, çünkü tohumu yeşermemiş bile… Nasıl imparator olacak…
İmparator devam etmiş:
– Bir yıl önce burada herkese bir tohum verdim, siz ekip sulayıp bir yıl sonra getirecektiniz. Ama hepinize “kaynamış tohum” vermiştim. Asla büyüyemeyecek tohumlar.  Ling’in dışında herkes ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdi. Çünkü tohumun büyümediğini fark edince hepiniz onu bir başka tohumla değiştirdiniz. Sadece Ling içinde benim verdiğim tohum olan boş saksıyı getirme cesaretini ve dürüstlüğünü gösterdi. Beklediği olmayınca ümitsizliğe kapılsa da dürüstlükten vazgeçmedi. Onun için yeni imparatorunuz O olacak!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hissettiğim tüm duyguların nedeni zihnindeki yerinde duramayan, şakacı Maymunun eseri…

668808452-23f6a54126-b-dd2f-91bd-cb8d1

 

Zihin Maymuna Benzer !
Kulaklarını çekip, dilini çıkar dışarı… Şimdi kulaklarını bırak, dil içeri… Minik maymun seni !! Kaç maymun var içinde… Kaçı zıplar, kaçı daldan dala hoplar, biri diğerini dürter, diğeri şakacıdır… Hiç durmaz onlar… Kulaklarını çekip, dilini çıkar dışarı…Şimdi kulaklarını bırak, dil içeri… Minik maymunlar olduk …  Dil dışarıya çıkabilen tek kasımız. Dili dışarı çıkarmak yüzdeki mimikleri rahatlatırken, çenemizde konuşurken yüklenen enerjiyi veya çenemiz kilitlendiğinde oluşan duygusal kasılmayı dışarı salmamıza yarıyor. Aynı zamanda uyurken çenesini kilitleyip, dişlerini gıcırdatanlar için iyi bir çene egzersizi… Küçük yaşlarda dil gelişimi sorunlarında terapiler uygulanıyor. Çocuklar bu anlamda çok yararını görüyor bu egzersizin…
Kulakta insanın bağırsağı, kalbi, karaciğeri ile ilgili noktalar ve meridyenler bulunuyor. Kulağı çekmek, aynı zamanda hem bu organlara masaj uygularken, strese dayalı baş ağrılarını da geçiriyor. Ama bırakın tüm bu yararları biz sadece Maymun taklidi yapıyoruz aslında…. Birkaç dakika bu pozda kalınca gözlerimiz yaşarıyor, bu gözyaşları kendi halimize gülememekten olabilir ya da göz yaşıyla toksin atıyoruzdur, kimbilir… Çok eğleniyoruz. Dili ve kulakları bırakınca, bir enerji geliyor üstümüze…
Günlük kahve molalarımdan birindeyim. Yan masada 3 genç oturuyor. Onları duymamak elde değil. Birini çekiştiriyorlar. Normaldir diyorum, hatta gülümsüyorum. Kızlardan biri Hayatının ilk kazığını yediğini anlatıyor, hararetle… İyi tecrübe diyorum içimden… Biraz zaman geçiyor. Masalarına yeni biri katılıyor. Biraz önce hakkında konuştukları kişi bu, fakat masa da konuşulan herşey şimdi çok sevgi dolu… Komik geliyor. Nasıl birbirimizden besleniyoruz. Alıyor, veriyor, eksiltiyor, çoğaltıyor bazen başakalarının yaptıklarından yara alıyoruz… İnsanlar olarak ancak insanlarla tanımlı kılıyoruz kendimizi… Ayna gibi… Böyle öğrendiğimiz için belki de… Sevginin, mutluluğun, öfkenin karşısında hep bir insan yok mu hayatımızda? Gülümsememizin nedeni bizi mutlu eden biri…
En büyük korkumuz ise yanlız kalmak, kaybetmek sevdiklerimizi… Onay bekliyor başardıklarımız..” ne güzel, ellerine sağlık, harikasın… “ En unutamadığımız anın içinde bile bir insan gizli… Kızgın olduklarımız var bir de… Affedemediklerimiz, durup durup öfke yüklendiklerimiz… Bize kıyanlar var sonra, çelme takanlar hayatımıza… Böyle gidiyor liste… İnsanlar var hayatımızda… Beslendiğimiz, eksildiğimiz, çoğaldığımız beraber, hayatımıza giren, var olan veya çıkarttığımız… Hayat böyle geçiyor, yatay enerjilerle beslenerek… Alarak, vererek… \ Bir de dikey bir enerji var. Hep dolan, hiç eksilmeyen… Hep akan, hiç durmadan tamamlanan… Karşımda oturan biriyle sohbet içindeyiz, ben binbir duygunun içinde dönüp dururken, bir an eksildiğimi, bir an çoğaldığımı, başka bir an kızdığımı hissettiğim zaman artık içimden akan enerjiye dönüyor algım… Sonsuz kaynaktan akan o enerjiyle dolduğumu hissediyorum… Ne eksiğim, ne fazlayım… Tamamım. Tam`ım aslında… .
Hissettiğim tüm duyguların nedeni zihnimdeki yerinde duramayan, şakacı Maymunun eseri…
O aslında sadece oyun oynamak istiyor. Öfke, kızgınlık hep onun oyunda elde edemedikleri yüzünden… Şakacı bazen, bazen de vurdumduymaz oluyor… Bazen sevilmek için yapmadığını bırakmıyor. Sevilmediğinde hırçınlaşıyor. Elinden birşey alın, hemen saldırganlaşıyor… Sizi devamlı o daldan bu dala , geçmiş pişmanlıklarından, gelecek korkularına o taşıyor… . Ne zaman yatay enerjiye saplansam, algımı değiştiriyorum artık… Bizi besleyen, yaşatan, var eden , o güzel enerjinin akışını hissediyorum her nefesimde… Tam başın üstünden geçiyor o enerji… Kalbimde yuvalanıyor, tüm hücrelerimi doluyor.. Ve Maymunu özgür bırakıyorum…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşam Kalitenizi Yükseltmek İçin Hayatınızın Geri Kalanında Yapabileceğiniz 22 Şey –

 

1. Hareket edin.

Hareket edin.

 

Mutlaka egzersiz yapın. Sporu hayatınıza dahil etmek size birçok yönden fayda sağlar. Geceleri rahat uyursunuz ve gün içinde daha zinde hissedersiniz. Mümkünse sabahları egzersiz yapmaya çalışın. Sabah egzersizleri kan dolaşımınızı hızlandırarak daha kolay ayılmanızı sağlar. Stresten kurtulursunuz ve işinize daha kolay odaklanabilirsiniz.

2. Bugünün işini yarına bırakmayın.

Bugünün işini yarına bırakmayın.

”Yarın” henüz varolmamış hayali bir kavramdır. İnsanlar çoğu zaman ”Yarın hallederim şimdi vaktim yok.” cümlesini kurar. Fakat bunun asıl sebebi üşengeçliktir. Ayrıca bugün yapmanız gereken bir şeyi ertelemek yarının yükünün artması demektir. Ertelememek düzenli yaşamın ve başarının sırlarından yalnızca biridir.

3. Mazeret üretmeyin.

Mazeret üretmeyin.

Yapın gitsin. Kendinizi daha iyi mi hissedeceksiniz? Sadece iyi vakit geçirmek mi istiyorsunuz yoksa yeni bir deneyim yaşamak mı? Peki neyi bekliyorsunuz? Zaman geçip gidiyor ve hayat bahaneler üretecek kadar uzun değil. Eğer hala mazeretleriniz varsa yeterince istekli ya da olgun değilsiniz demektir.

4. Kitap okuyun.

Kitap okuyun.

Kitap okumayı ihmal etmeyin. Okumak kelime haznenizi ve hayal gücünüzü genişletir, yaratıcılığınızı arttırır.

5. Para biriktirin.

Para biriktirin.

Para harcayarak kendinizi mutlu etmeye çalışmayın ve gereksiz harcama yapmaktan kaçının. 5-10 yıl içinde bunu yaptığınız için kendinize müteşekkir olacağınız kesin. Yarın ne olacağı belli olmaz.

6. Kin tutmayın.

Kin tutmayın.

İçinizde kin ve nefret barındırmayın. Bu duygular sizi boş yere yorar ve kendinizi sürekli kötü hissedersiniz. Zamana bırakmayı öğrenin. Sizde kötü duygular uyandıran insanları hayatınızda bulundurmayın. Bu kadar basit.

7. Gülümseyin, hatta kahkaha atın.

Gülümseyin, hatta kahkaha atın.

Gülümsemeyi ve kahkaha atmayı ihmal etmeyin. Kötü bir gün mü geçiriyorsunuz? İlk iş gülümseyin. Hatta biraz daha zorlayın ve ağzınız kulaklarınıza varsın. Sadece mutlu olduğunuzda gülümsemek zorunda değilsiniz. Çünkü gülümsemek ya da kahkaha atmak da sizi mutlu eder. En kötü ihtimalle komik video seansı düzenleyin; mutlaka yardımı dokunacaktır.

8. Kendinize vakit ayırın.

Kendinize vakit ayırın.

Hayatınızı daha iyi bir hale getirmenin ilk koşullarından biri de kendinize vakit ayırmaktır. Bunun için kendinizi dinlemeli ve dinlendirmelisiniz.

9. Mutlu olmayı öğrenin.

Mutlu olmayı öğrenin.

Hayatınızda yalnızca olumsuzluklara odaklanmayın. Herkes zor dönemlerden geçebilir ama önemli olan onlardan sonra daha güçlü ve deneyimli olabilmektir. Eğer üzgün ya da mutsuz hissediyorsanız birkaç dakikalığına durup düşünün. Hayatınızdaki her şey kötüye gidiyor olamaz; iyi şeyleri görmezden gelmeyin. Mutlu olmanın yollarından en önemlisi de bir şeyleri olduğu gibi kabul edip ve ona göre hareket etmektir. Yaşamınızın görmezden geldiğiniz iyi yanlarının değerini sonradan anlamayın.

10. Yardımsever olun.

Yardımsever olun.

Yardımseverlik yalnızca paranızı ya da vaktinizi paylaşmak değildir. Bu özelliği kişiliğinizin bir parçası haline getirin. Yalnızca ”Kim olsa aynı şeyi yapardı.” diyebileceğiniz durumlarda değil, her zaman yardımsever olmak için çaba gösterin. Trafik ışıklarında beklerken yanınızda yaşlı biri yoksa yardım edebileceğiniz kişi daha uzakta olabilir. Yalnızca size gülümseyenlere değil üzgün görünen insanlara da gülümseyebilir ve hatta dertlerini sorabilirsiniz. Bahşiş bırakmak için garsondan güler yüz beklemeyin belki de kötü bir gün geçiriyordur.İyi niyetinizin kaybolmasına izin vermeyin.

11. Bencil olun.

Bencil olun.

Her zaman olmasa da bazen bencillik yapın. Ruhsal ve fiziksel sağlığınıza önem verin. Bir kez de kendinizi başkalarının yerine değil de kendi yerinize koyun. Saçma gelebilir ama kendinizi tamamlamadan diğer insanlara bir faydanız dokunmaz.

12. Cep telefonunuz cebinizde kalsın.

Cep telefonunuz cebinizde kalsın.

Arkadaşlarınız ya da ailenizle vakit geçirirken cep telefonunuzdan kurtulun. Onlarla geçirdiğiniz zamanın tadına varın. Teknolojiyi nasılsa kullanırsınız ama sevdikleriniz her zaman sizinle olmayacak.

13. Çekingen olmayın.

Çekingen olmayın.

Konuşmaktan utanmayın. Tanımadığınız insanlarla iletişim kurmaktan korkmayın. En kötü ne olabilir ki? Size kulak asmasalar ya da kaba davransalar ne farkeder? Onlarla tekrar konuşmak zorunda değilsiniz. Fakat yaşadığınız deneyimler; insanlarla kolaylıkla bağ kurmanızı ve onları daha kolay tanımanızı sağlayacaktır.

14. Dinlemeyi öğrenin.

Dinlemeyi öğrenin.

Karşınızdaki insanların sözlerine kulak verin. Karşılığında ne söyleyeceğinizi düşünmek yerine karşınızdakinin ne söylediğini dinleyin ve anlamaya çalışın. Daha sonra ne söyleyeceğinize karar vermek daha kolay olacaktır.

15. Kendiniz olun.

Kendiniz olun.

Kendiniz olmaktan korkmayın. Başkaları ne düşünür diyerek yaşadığınız hayat asla sizin olmamış bir hayattır. Sizi olduğunuz gibi kabul edemeyen insanlar hayatınızdan çıkıp gitmekte özgür. Aslında oldukça basit. Tabii eğer herkesten aynı eleştirileri alıyorsanız durup düşünmenin vakti gelmiş olabilir. Kendinizi sorgulamaktan da kaçmayın.

16. Seyahat edin.

Seyahat edin.

Seyahat etmek ve farklı yerler görmek kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Otobüs, uçak, tren ya da belki bir bisiklet ile… Yeni insanlarla ve kültürlerle tanışmak size unutulmaz deneyimler yaşatabilir. Hatırlamaktan zevk alacağınız anılarınız ve daha geniş bir bakış açınız olur.

17. Yeniliklere açık olun.

Yeniliklere açık olun.

Her şeyi bilmeniz ya da anlamanız pek mümkün değil. Bunun farkında olmanız açık görüşlü olmanız için yeter de artar.

18. Sevmeyi öğrenin.

Sevmeyi öğrenin.

İnsanlarla aranıza sınırlar koymaktan vazgeçin ve karşılıksız sevin. Kırılsanız da geçeceğini ve daha güçlü olacağınızı unutmayın.

19. Merak edin.

Merak edin.

Heyecanınızı yitirmeyin ve ”Neden?” diye sorun. Bu çok güçlü bir sorudur ve size birçok kapıyı açar. Bir dahaki sefere size söylenenlerin üzerine nedenini sorun ve öğrenin. Değişimi farkedin.

20. Hayallerinizin peşinden gidin.

Hayallerinizin peşinden gidin.

 

Sevdiğiniz şeyleri yapmayı unutmayın ve yaptıklarınızdan zevk alın. Tutkularınızın ve hayallerinizin size yol göstermesine izin verin. Daha iyisini ya da fazlasını yapabileceğinizi biliyorsanız durmayın. Sahip olduklarınızın kıymetini bilin ama kanaatkar olmayın.

21. Kendinizi sevin.

Kendinizi sevin.

Her şeyden önce kendinizi sevin ve kendinize saygı duyun. Sonrasında aynı şeyleri karşınızdakilerden bekleyebilirsiniz.

22. Çocuk olun.

Çocuk olun.

Kendinizi sevmek, hayallerinizin peşinden gitmek, yeniliklere açık olmak ya da merak etmek… Yukarıda bahsettiğimiz her şey aslında bir çocuk gibi olmanın incelikleri. Aynı zamanda vaktinizi yalnızca dış dünyayı yargılamakla harcamadığınız kaliteli bir yaşamın…

BONUS

BONUS

“Eğer bugün hayatının son günü olsaydı, bugün normalde yapacağın şeyleri yapmak ister miydim?” Uzun süre art arda, “Hayır,” yanıtını verdiğimde, bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anladım. İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları – tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan.” 

Steve Jobs

kaynak: listeliste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Asitli Yiyecekleri Hayatınızdan Çıkarın…

alkali1

 

ASİTLİ YİYECEKLER :
Asitli yiyecek ve içecekler çok fazla tüketilmemelidir.Yaptığımız diyetler içinde %20 oranında tüketilmesi bizim için en sağlıklı olanıdır.Şimdi asitli yiyecekler listesinden öğrendiğim küçük notları sizlerle paylaşalım….
ASİTLİ YİYECEKLER LİSTESİ:
Hafif Asidik Yiyecekler: Nohut,pirinç,kestane,tatlı su balığı,ayçiçek yağı,bitki çayları,mandalina,olgun üzüm,portakal,papaya,incir,kivi….
ORTA DÜZEYDE ASİDİK YİYECEKLER:
Kepek ekmeği,Çavdar ekmeği,yulaf,balık,ayva,nar,ceviz,kaju,Antep fıstığı…
YÜKSEK ASİDİK YİYECEKLER:
Türk kahvesi,siyah çay,kakao,bal,tavuk eti,hindi eti,bisküvi,çikolata,sucuk,kabuklu deniz hayvanları,sirke,maya….
Sıra geldi diyet yaparken tüketmememiz gereken asitli yiyeceklere.
Bu yiyecekleri ve asitli yiyecekleri diyet yaparken
ASLA KULLANMAYALIM:
Alkol,sosis,salam,cips,ketçap,meyveli yoğurt,gazlı içeceklerin hepsi,margarin ve listede bulunan diğer içecekler ve yiyecekler tüketilmemelidir.
DİYET İÇERİSİNDE MAKSİMUM % 20 TÜKETİLMESİ GEREKEN YİYECEKLER:
NÖTR /HAFİF ASİDİK:
Nohut,Barbunya,Darı,Soya fasülyesi,Pirinç,Soya sütü,Tatlı su balığı,Kestane,Fındık,Ayçiçek yağı,Bitki çayları.Olgun üzüm,Mandalina,Mango,Kuş üzümü,Portakal,Kayısı,Papaya,Şeftali,İncir,Kivi.
ORTA DÜZEY ASİDİK:
Buğday,Kepek ekmeği,Çavdar ekmeği,Beyaz ekmek,Yulaf,Tereyağı,Doğal meyve suyu,Balık.Ayva,Nar,Armut,Üzüm,Elma,Kayısı,Muz,Ananas,Kuşburnu,Kuru meyveler,Kızılcık,Ceviz,Kaju,Antep fıstığı,Yer fıstığı.
YÜKSEK ASİDİK: Türk kahvesi,Diğer kahveler,Siyah çay,Kakao,Bal,Reçel,Tatlılar,Hardal,
Soya sosu,Sirke,Maya,Dana/Sığır eti,Tavuk/Hindi eti,Yumurta,Kültür balığı,Kuzu eti,Kabuklu deniz hayvanları,Istakoz,Sakatatlar,Tavşan eti,Peynir,İnek sütü,Mandra ürünleri,Yapay tatlandırıcı,Rafine şeker,Pastalar/Dondurma,Piza,Bisküvi,Çikolata,Sucuk,Maden suyu.
TÜKETİLMEMESİ GEREKEN YİYECEK İÇECEKLER:
Alkol,Sosis,Salam,Cips,Sigara,Ketçap,Mayonez,Kola&Gazoz vs.,İlaçlar,Şekerler,Rafine tuz,Jöle,Fruktoz,Mısır Şurubu,Domuz eti,Margarin,İşlenmiş gıdalar,Şekerli süt,Paket meyve suyu,Meyveli yoğurt,Sürülen çikolata.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutlu Bir Yaşam İçin Tavsiyeler…

mutlu-yasam1

 

1.Kaygılanmayı Bırak
Yaşam seni bir darbe ile dağıttı ve senin tek yaptığın şey oturup kaygılanmak. Sen benim senin tüm yüklerini almak ve onları senin için taşıdığımı unuttun mu? Yoksa sen yolunun üzeri…ndeki her küçük şey için kendi kendini yemekten hoşlanıyor musun?
2.Liste Yap
Yapılması ya da ilgilenilmesi gereken şeyler vardir. Onları liste yap. Kendi listene değil benim listeme yaz. O problem ile benim ilgilenmeme izin ver. Ben sen onu bana gönderene kadar sana yardım edemem. Benim listem uzun olmasına rağmen sonuçta ben Tanrı’yım. Ben senin ellerime bıraktığın her şey ile ilgilenebilirim. Gerçek şu ki gerçekten ben senin fark edemediğin pek çok şey ile uğraşıyorum.
3.Güven
Sırtındaki yükleri bana bıraktığında onları geri almayı denemekten vazgeç. Bana güven. Senin tüm ihtiyaçlarınla ve problemlerinle ilgileneceğime inan. Hangi problemler mi? Finansal problemler? Benim listeme ekle. Duygusal hayatındaki çalkantılar mı? Benim iyiliğim için onu listeme ekle. Sana yardım etmek istiyorum. Tek yapman gereken sadece istemek.
4.Bırak
Bir sabah kalkıp “Ben kendimi daha güçlü hissediyorum, bu sorunu burada ben hallederim “deme. Neden şimdi kendini daha güçlü hissediyorsun? Çok basit. Sen sorunlarını bana bıraktın ve ben onlarla ilgileniyorum. Ben ayrıca senin gücünü yeniledim ve seni barış ile sardım. Sen bütün bu yükleri sana geri verdiğimde başladığın yere geri döneceğini bilmiyor musun? Onları bana bırak ve unut. Sadece işimi yapmama izin ver.
6.İnan
Ben buradan, yukarıdan senin görmediğin pek çok şeyi görürüm. Benim ne yaptığımı bildiğime inan. Güven bana, benim gözlerimle görmeyi istemeyeceksin. Ben ihtiyaçlarını karşılamaya, seni korumaya ve seninle ilgilenmeye devam edeceğim. Sen sadece bana inanmak zorundasın. Benim senden çok işim olmasına rağmen sen kendine düşeni yapmakta zorlanıyorsun. Güvenmek ne kadar zor olabilir ?
7.Paylaş
Sen paylaşmayı iki yaşındayken öğrendin. Ne zaman unuttun? O kural halen geçerli. Senden daha zor durumda olanlarla paylaşmalısın. Sevincini ihtiyacı olanlarla paylaş. Gülüşünü, uzun zamandır gülmeyenlerle paylaş. Gözyaşlarını ağlamayı unutanlarla paylaş. İnancını inancı olmayanlarla paylaş.
8.Sabırlı Ol
Ben hayatı öyle bir düzenledim ki senin pek çok deneyimin olacak. Sen çocukluktan çıkıp olgunlaşacaksın, çocukların olacak, pek çok iş değiştireceksin, pek çok şey öğreneceksin, pek çok yere seyahat edip, çok fazla insanla tanışıp, pek çok şey deneyimleyeceksin. Sen benim listemdekileri yerine getirmem senin beklediğinden birazcık uzun sürdü diye nasıl sabırsız olabilirsin? Benim zamanlamama inan çünkü benim zamanlamam mükemmel. Çünkü bütün bu evreni ben yarattım. Herkes benim acele etmem gerektiğini düşünüyor.
9.Kibar Ol
Başkalarına kibar davran çünkü ben onları da seni sevdiğim gibi seviyorum. Onlar senin gibi giyinmeyebilir, senin gibi konuşmayabilir, senin gibi yaşamayabilir ama ben hepinizi sevmeye devam ediyorum. Lütfen benim için geçinmeyi dene. Ben hepinizi bir şekilde değişik yarattım. Hepiniz aynı olsaydınız bu çok sıkıcı olurdu. Lütfen benim farklılıklarınıza rağmen hepinizi sevdiğimi bil.
10.Kendini Sev
Ben seni bu kadar severken sen nasıl kendini sevmezsin? Seni ben tek bir sebepten dolayı yarattım: SEVMEK ve SEVİLMEK için .Ben sevgiyim.Sev beni.Kendini de sev.İşler ters gittiğinde kendine sinirlenmen benim kalbimi acıtır.Sen benim için çok değerlisin. Bunu sakın unutma .
Birlik Üniversitesi
Çeviri: Burçin – Oneness Türkiye

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Uykusuzluk, baş ağrısı, gerginlik sorunlarınızı çözmek için…

14572245_561311597398467_5712319544235102676_n1

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

K a d ı n ı m    B e n…

14721616_1806117856299771_3711899270887056344_n1

 

 

K a d ı n ı m    B e n
Kadınım ben..
Minicik yüreğinde
dünyayı taşıyan.
Elleri hamur kokan,
kırılgan, alıngan.
Gözyaşları içinde gizli,
biraz çocuk, biraz anne,
biraz deli.

Aşkın her hali,
tutkulu, düşbaz,
haylaz bir kadınım ben.
İncitmeyin beni.
Giydiğim fistanlar bile çiçekli.
Bedenimin ne önemi var ki..
Benim hazinelerim
yüreğimde gizli..
Can YÜCEL

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Yarışmadan öğrendim ki, kimi bilgiyi çöpten çıkartır, kimi önüne altın tepsi ile sunulan bilgiyi çöpe süpürür!

14670681_605934756258660_1712924196988608935_n1

 

 

Çöpten 30 bin lira çıktı (!)
Pazartesi akşamı atv’nin ‘Kim Milyoner Olmak İster?’ yarışmasında koltuğa Ahmet isimli gencecik bir temizlik işçisi oturdu.
Tarzı, rap’çileri andırıyordu.
Konuşmalarından çıkardığım kadarıyla rap müziğine ilgi duyuyor ve amatör çalışmalar da sergiliyordu.
Ahmet, öncelikle 15 bin liralık banka borcunu kapatmak için yarışmaya katılmıştı. Ama hedefini geçti. 30 bin liralık soruda ünlü edebiyatçı Amin Maalouf’u bile bildi. Şaşırdım…
Sebebini Ahmet anlattı.
Meğer çöplerden bulduğu kitapları biriktirirmiş. Onları okur, sonra ihtiyaç sahiplerine verir, kalanları da kütüphanesinde saklarmış…
Ahmet’ten sonra yarışmacı koltuğuna Derya isimli genç kız oturdu.
Üniversite üçüncü sınıfta Halkla İlişkiler okuyordu.
Mezuniyetine sadece bir yıl kalmıştı. ABD başkanlığı için Hillary Clinton ile Donald Trump’ın yarıştığını seyircilere sorarak öğrendi!
Yarışmadan öğrendim ki, kimi bilgiyi çöpten çıkartır, kimi önüne altın tepsi ile sunulan bilgiyi çöpe süpürür!
Sabah / YÜKSEL AYTUĞ (A)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

En zor sınav – Kendimi Affediyorum…

1374378_10201527471940854_259746164_n1
Hayatlarımızı sağlığımızı hiçbir zaman kaybetmeyecekmiş, başkasına hiç muhtaç kalmayacakmış gibi yaşarız. Sanırız ki bize hiçbir şey olmaz, hep güçlü, hep ayaklarının üzerinde duran kişiler olacağız.
An gelir evrenin bir imtahanı zor bir sınav sorusu gibi kapınızı çalıverir. Görünmez bir kaza ya da bir haber bir anda pamuklar içinde sakladığınız hayatınızın tüm düzenini alt üst eder.
Düşünün bir kere, bir anda normal rutin olarak kullandığınız bir uzvunuz is göremez hale gelirse, o çok güvendiğiniz sağlığınız, bütünlüğünüz elinizden saniyeler içinde kayıp giderse ne olur?
Hastaneye giderken ve sonrasında yanınızda kim olsun istersiniz?
Önce kime haber verirsiniz? Kim sizin kara gün dostunuzdur? Bu soruların cevaplarını bulmak için derin bir nefes alın ve kalbinizden yanıtlamasını isteyin.
Eşiniz mi? Çocuğunuz mu? Kardeşiniz mi? Anne veya Babanız mı? Yoksa tüm sırlarınızı paylaştığınız arkadaşınız mı?
Hayatınızın içinde o veya bu şekilde vakit geçirdiğiniz, onsuz yapamayacağınızı hissettiğiniz ve aynı zamanda uzun birlikteliklerden dolayı tolerans ve tahammül seviyenizin azaldığı kişi, aslında okyanusun ortasında düşmüş olduğunuz durumdan sizi çıkartacak ve o meşakkate girecek tek can simidinizdir. Birden onun değerini idrak eder ve varlığına şükredersiniz.
Kendinize yeterli iken birden bire yetersiz ve çaresiz kaldığınız, hep başkalarına yardım ederken, yardıma muhtaç duruma geldiğinizi idrak etmek, çoğunlukla kendinizi, hayatınızı, ve nereden gelip nereye gittiğinizi sorgulamanıza sebep olur. Neden herşey hep benim başıma geliyor? Neden hep yeniden başlamak güçlü olmak zorundayım? Ne zaman mutlu olacağım? V.s.
Kuantuma meraklıysanız farklı biçimde sorarsınız, Evren bana neyi deneyimletmeye çalışıyor? Neyi idrak etmem lazım? Ne konuda kendimi değiştirmem veya düzeltmem lazım? Uyanmam farkına varmam için yeterince sarsıldım mı? Hangi enerjileri kendime çekiyorum. Acaba Evrene doğru mesajlar veremiyor muyum?
Sizi arayan, soran ziyaretinize gelen, geçmiş olsun diyen ya da bir an olsun koruyucu kanatlarını üzerinizden ayırmayan yakınlarınızı arkadaşlarınızı ve ailenizi gördükçe ve onların sıcak enerjilerini hissettikçe, sevildiğinizi ve değerli olduğunuzu her bir hücreniz idrak eder, mutlu olursunuz.
Hayatınız boyunca kontrolü elinizde tutmaya çalıştınız da ne oldu? Farkında mısınız ki artık kontrol sizin elinizde değil.
Hani sizden başkası başaramazdı, beceremezdi? Siz çaresiz durumdayken her şeyi tıkır tıkır halleden bir arkadaşınız, eşiniz, kardeşiniz, çocuğunuz varmış değil mi?
Bunca zaman, sadece kendinizi ve çevrenizi kontrol etmek için ne kadar çok enerji harcadığınızın ve bu enerjinin aslında sizden kopan önemli bir değer olduğunun farkına varmanın zamanı gelmedi mi?
Ne yaparsanız yapın, hayatı, çevrenizi, ilahi akışı ve yaşadığınız imtahanları kontrol edemiyorsunuz değil mi?? Bilin ki edemeyeceksiniz de.
Yaşamakta olduğunuz herşey, Evrenden size deneyimlemek istediğiniz ve bunu isterken yaydığınız enerjiyi cevaplayacak şekilde, güzelce paketlenmiş ve önünüze sunulmuş olarak akmaya devam ediyor. Yaydığınız enerjinin gerçekten istediğiniz ve arzu ettiğiniz enerji olabilmesi için ne yapmalısınız?
Kendi içinize dönerek önce kendinizi Affedin. Sonra Hiç affetmeyeceğinizi söylediğiniz kişileri içinizden affedin. Affedin ki oralara harcadığınız gereksiz enerjileri artık yaşam kalitenizi, huzurunuzu, mutluluğunuzu arttırmak için kendinize doğru yönlendirin. Bırakın bu enerjiler gereksiz yere başkalarına değil, ait olduğu kişiye yani size hizmet etsin. Dengede olmaya çalışın. Zor da olsa hayatınızdaki dengeyi yakalayın. Yaradan’ın en güzel parçası olarak diğer en güzel parçaları da sevin ki akışın en güzel mucizeleri size doğru gelmeye başlasın.
“ Ben Kendimi şu anda olduğum gibi kabul ediyorum ve onaylıyorum.
Kendimi gerçekten çok seviyorum.
Dengede olmayı seçiyorum
Bugüne kadar yaşadığım her sınavı, her olayı, her anı, tüm deneyimlerimi, bunlarla ilgili tüm kararlarımı ve tüm seçimlerimi şu an itibari ile kabule geçiyorum.
Ne yaşandıysa yaşandı ve bitti. Artık kendimi Affediyorum.
Bütün bu yaşadıklarım, deneyimlediklerim şu an ki iyi, doğru sevgi dolu insan olmama yardım ettiği için Yaradan’a şükrediyorum.
Doğduğum günden bu güne kadar beni üzen, beni kıran, bana kötülük yapan herkesi Affediyorum. Kendi iyiliğim için, daha önce hiç affetmeyeceğim dediğim herkesi de koşulsuz şartsız affediyorum.
Artık,
Mutlu ve huzurlu olmayı hak ediyorum.
Sevmeyi ve sevilmeyi hak ediyorum.
Sağlıklı olmayı hak ediyorum.
Bolluk ve Bereket içinde olmayı hak ediyorum.
Güzel olan her şeyi yaşamayı ve deneyimlemeyi hak ediyorum.
Hayatımın akışına güveniyorum. Tanrımdan bana gelecek tüm mucizelere kendimi açıyorum ve bu mucizeleri yaşamayı hak ediyorum.
Kalbi güzellikler ve iyilikler dolu insanların artık mutlu olma ve başarılı olma döneminin geldiğini kabul ediyorum.
Elimde olan herşey için, sevdiklerim yanımda olduğu için aklım yerinde olduğu için, tüm organlarımla sağlıklı olduğum için, bana bahşedilen tüm nimetler için Yaradanıma şükrediyorum.
Şükürler olsun….
Sevgiyle Serkan Sorguç

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

PERFORMANS DEĞERLENDİRME TERİMLERİ…

pagebanner635811987693363778_performans-yonetim-sistemi1
Motivasyonu yüksek: Sazan gibi her işe atlayan, bilumum angarya yüklenebilir şahsiyet
Etkili sunuş yeteneğine sahip: Ortalamanın üzerinde güzel/yakışıklı kişi; cillop gibin
Beden dilini kullanabilen: “Bir su alabilir miyim” derken kaşı gözü oynayan sakat kişilik; Ne yapacağı belli olmaz
Problem çözme yeteneği olan: Havuz problemleri çözerek büyümüş olduğundan her konuda çözülecek bir problem arayan, rahatsız mizaçlı kolej talebesi; problem çözebiliyorsa, problem de çıkartabilir, dikkatle izlenmesi lazım gelir
Takım çalışmasına yatkın: İki eliyle bi şeyi doğrultamayan, lakin kalabalığın arasında kaynamayı becerebilen ve iş yapıyor imajı çizebilen; çakal
Stresle başa çıkabilir: Dünya yansa umurunda olmayan rahat kişilik, gevşeklikte ve lakayitle sınır tanımayan (Not: Polyannagillerin istihdam edilebilenleri de benzer özellikler gösterir, zinhar karıştırılmamalıdır)
Zamanı iyi kullanan: Müdürünün ruhu bile duymadan, mesai saatleri içinde kahve içip fal baktıran, internette gezip solitaire oynayan, icabında kuaföre gidip saç-baş bile yaptıran yaratıcı, neşeli, eğlenceli kişilik; ha bir de saat 6 oldu mu bir dakka bile durmaz ve çıkar gider bu tipler.
Değişime açık: Yalaka, bukalemun, fırıldak kişilik
Koç’luk yapabilir: Ara gaz verip çalışanları bedavaya çalışmaya ikna edebilen hin oğlu hin
Etkili satış becerilerine sahip: Ağızlarından girip burunlarından çıkmak suretiyle, müşterileri kandırmayı başarabilen tilki şahsiyet; herşeyi satabilir bu tipler, sizi de satabilir, dikkatli olun
Müşteri odaklı: Şirkete karşı müşterilerle ittifak yapan hain tip; brütüs
Temsil yeteneği olan: Her toplantıda basına demeç veriyormuşcasına havalara giren, kendini bir birşey sanan, ….. havada kisilik
Uyumlu: Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan silik kişican, TRT’nin beraber ve solo şarkılar korosunda 30 yıl soloya çıkmadan durabilir, otistik te olabilir
Dışarıya açık bir kişiliğe sahip: Süekli ofis dışında
Iyi iletisim becerilerine sahip: Sürekli telefonla konuşur
Ortalama bir eleman: Kafası pek basmaz
Üstün niteliklere sahip: Şimdiye kadar önemli bir hata yapmadı
İşi her zaman birinci önceliktir: Flört bulamayacak kadar çirkin
Sosyal hayatinda aktif: Sürekli kafa çeker
Ailesinin sosyal hayatı aktifdir: Eşi ve çocukları da kafa çeker
Bağımsız çalışabilir: Kimse tam olarak ne iş yaptığını bilmez
Süratli düşünür: İyi bahaneler uydurur
Dikkatlice düşünür: Karar veremez
Mantığını iyi kullanır: İşi baskasına yaptırır
Kendini çok iyi ifade edebilir: Türkçe konuşabilir
Liderlik yeteneklerine sahiptir: Uzun boyludur ve bağıra çağıra konuşur
Geleceği çok iyi okur: Bayağı şanslıdır
Neşesi yerindedir: Belden asağı birçok fıkra bilir
Kariyerine çok önem verir: Adamı arkadan bıçaklayabilir
Sadıktır ve güvenilirdir: Baska yerde iş bulamamıştır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her derde deva 3 Derin nefes aktivasyonu…

1396001_238171559671578_892970501_n1
*Nefes nefese kalacak kadar bir hareketlilik içinde olduğunuzda; merdiven çıkarken veya hızlı yürürken, farkına varmadan hızlandırdığınız ve kapasitesini düşürdüğünüz nefes alışverişlerinizin arasına 3 derin nefes kattığınızda nefesinizin düzeldiğini göreceksiniz.
-Herhangi bir rahatsızlık sonucu artan safra miktarı midenizin bulanmasına sebebiyet verdiğinde, yol veya deniz tutması sonucunda mideniz bulandığında 3 derin nefes almak mide bulantınızın geçmesini sağlayabilir.
-Çok korktuğunuzda 3 derin nefes kendinize getirir.
-Heyecanlanıp kontrolsüz hareketler sergilediğinizde ve kendinize hakim olamadığınızda 3 derin nefes almak bütün heyecanı alarak tam anlamı ile dengeli davranmanızı sağlar.
-Kafanızın karıştığı, hiçbir şeyi düşünemez ve anlayamaz duruma geldiğinde 3 derin nefes alarak beyin kimyanızın dengelendiğini, beyninizin oksijenlenerek görevini en iyi şekilde yapacak duruma geldiğini görebilirsiniz.
-İstem dışı alışkanlıklarınızı, kekemelik sorunu yaşadığınızı veya konuşmada tutulduğunuzu fark ettiğinizde 3 derin nefes almak durumunuzu hemen düzeltecektir.
*3 derin nefes an farkındalığı yaşamanızı, burada ve şimdi de kalmanızı, bozulan motivasyon ve dikkatinizi arttırmanızı, daha sonra pişman olacağınız seçimler yapmamanızı ve negatif karma yüklenmemenizi sağlar.
*3 derin nefes ciğerlerin tamamının kullanılarak yavaşça ve uzunca verildiği nefesler olmalıdır. 3 derin nefes gerektiğinde yaşam kurtarıcıdır. Daha önce zor anlarda kullanmak için programlanmadığı için birisi sizi ikaz etmeden 3 derin nefes almak aklınıza gelmez…em.
*Gerektiğinde kullanmak üzere 3 derin nefes alıp vermeyi bir çalışma disiplini haline getirebilirsiniz. Çok önemli anlar dışında da zaman zaman 3 derin nefes almayı alışkanlık haline getirerek genel durumunuzu her zaman en üst potansiyellerde kullanmayı öğrenebilirsiniz…
Mustafa Kartal/Nefes Farkındalığı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »