İlişkilerindeki Sorunları Adamakıllı Çözmek İsteyen Çiftler İçin 17 Uzman Tavsiyesi

kadin-ayakta-woman-standing(2)
Harvard, M.I.T. ve Yale profesörlerinin 2010’da yayınladıkları bir araştırmaya göre insanlar sert, tahta bir sandalyede otururken daha katı bir tutum içerisinde oluyorlar, yumuşak ve konforlu bir sandalyede oturduklarında ise daha uzlaşmacılar. Bu da daha hızlı ve kalıcı bir çözüme ulaştırıyor.
2. Konuşmalarınıza ‘sen’ ile değil ‘ben’ ile başlayın.
Konuşmayı ‘sen’ ile başlatmak bir suçlamanın habercisi olarak görülür. New York’tan bir terapist olan Irina Firstein’e göre karşınızdakinin savunma moduna girmesini istemiyorsanız ciddi bir tartışmaya her zaman ” Benim seninle paylaşmak istediğim bir konu var.” gibi bir şey ile başlayın.
3. Ara verin, bir süre belirlemek koşuluyla.
Psikoterapist, yazar ve “Couple’s Therapy” (Çiftler Terapisi) programının sunucusu Dr. Jenn Mann böyle durumlarda ara verebilmenin bir ilişkinin en önemli ögelerinden biri olduğunu söylüyor, ” Birbirinize, kan beyninize sıçradığında ara vereceğinize dair söz verin.” Kapıyı çarpıp çıktığınızı sanmaması için de ne kadar zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyin. ” Söyleyeceğiniz şey şöyle bir şey olabilir, ‘Şu an fazla öfkeliyim, bunu biraz daha sakinleştiğimde konuşmak istiyorum, bu yüzden 5 dakikalık bir yürüyüşe çıkıyorum.'”
4. Tartışma sırasında elinizi kalbinizin üzerine koyun.
“Karşınızdaki insana bakarak bu hareketi yapmanız o an ne kadar duygusallaştığınızı gösteriyor bence.” diyor Firstein ve ekliyor, ” Havayı gerçekten yumuşatabiliyor.
5. Öfkenizden kurtulmak için birlikte koşuya çıkın veya spor yapın.
Terapist ve ilişki uzmanı Rachel A. Sussman ” Sonrasında, neler olduğu veya nasıl hissettikleri hakkında konuşmak isteyip istemediklerini sorun.” diyor.
6. Büyük konuşma öncesi el ele tutuşun.
“Fiziksel temas, oksitosin – aşk hormonu diye de bilinir- salgınmasına sebep olur.” diyor çift terapisti Lori Gottlieb. “Elinizi tutan bir kişiye sesinizi yükseltmenin ne kadar zor olduğuna şaşıracaksınız.”
7. Hissettiklerinizi bir isteğe çevirin.
Terapist Jean Fitzpatrick “‘Bütün dikkatin hep telefonunda’ demek yerine ‘Neden bugün akşam saat 10’da telefonlar olmadan birer kadeh şarap içmiyoruz?’ demeyi deneyin.” diyor.
8. Yatağa girmeden hemen önce büyük bir kavga etmeyin.
Sizi bütün gece düşündürecek ve uyanık tutacak ciddi bir konuşma kimseye yardımcı olmadı şimdiye kadar. Fitzpatrick, Partnerinizle konuşmak için zaman ayırmak istediğinizde ‘Seninle konuşmak istediğim bir konu var. Yemekten sonra birkaç dakikanı ayırabilir misin?’ gibi bir şey söylemeyi öneriyor.
9. Onlara cevap vermeden önce bir saniye bekleyin.
“Partnerinizin söylediği veya yaptığı bir şeye çok takıldıysanız bunu kelimelere dökmeden önce kendi içinizde hesaplaşın. Bu sayede birden parlamak yerine daha yapıcı ve sakin şekilde konuşabilirsiniz.” diyor Fitzpatrick.
10. Tartışmaya birkaç sınır koyun.
Tartışmalar hep olacak, ama adil bir şekilde tartışmanızı sağlayacak bir anlaşma yapın. Mann, ” Birbirinize hakaret etmek, dalga geçici sözler söylemek veya tehditkar hareketler olmamalı.” diyor ve partnerinize, onları özellikle sinirlendiren hareketler veya sözler olup olmadığını sormanızı öneriyor.
11. Uzlaşma dönemini sağ salim atlatmaya çalışın.
Mann’e göre, “Uzlaşma dönemi, cicim aylarından sonra gelir ve çift olarak kendinizi nasıl tanımladığınızı ve anlaşmazlık durumlarını nasıl idare ettiğinizi belirler, bu yüzden ilişki için oldukça ciddi bir aşamadır.” Uzlaşma aşamasında bazı çiftler diğerlerine göre daha çok tartışabilir, bu onların ilişkilerinin daha sağlıksız olduğu anlamına gelmez. ” İki taraf da bu dönemde kendi ihtiyaçlarını karşılarken karşıdakinin ihtiyaçlarını da karşılamanın yollarını arıyor.”
12. Birbirinize takma isimlerle hitap edin.
“Partnerinizin asıl adını kullanmak sizi daha ciddi gösterip aranızdaki uzaklığın artmasına sebep olabilir.” diyor Gottlieb. “Sesinizi alçaltıp, tabi isterseniz, ona değer verdiğinizi gösteren bir lakapla hitap edin.”
13. Kavgalarınızın sürekli hale gelmeye başladığını fark ederseniz yardım almaktan çekinmeyin.
Eğer aynı konular üzerinde yavaş yavaş artan ve bir süre sonra tıkanan tartışmalar yaşıyorsanız çift terapisi almayı düşünün. “Terapiye sadece ilişkinin bir tarafının gitmek istediği, diğerininse ‘Daha şu kadar aydır birlikteyiz!’ diye itiraz ettiği durumlarla karşılaşıyoruz.” diyor Mann. “Ancak çoğu çiftin ilişki sürdürmeyi öğrenmesi gerekiyor ve bunu ne kadar çabuk öğrenirlerse ilişkileri o hızda iyileşiyor.”
14. Duygularınızı bir şeyleri değiştirmek için kullanın.
“Duygularınız önemlidir, ancak en büyük öneme, onları bir işaret olarak algıladığınızda sahip olurlar.” diyor Fitzpatrick. “Herkes bazen duygularını dışa vurur. Ama sadece dışa vurmak için izin vermektense bu duyguların, sizi ilişkinizde yapmak istediğiniz değişikliğe götürmesine izin verin.”
15. Tartışmada biraz yol almadan arkadaşlarınıza partnerinizle ilgili içinizi dökmeyin.
“Yaşadığınız tartışma ile ilgili arkadaşlarınızla konuşmak sizi daha sert ve öfkeli bir hale getirebilir.” diyor Gottlieb. ” Arkadaşlarınıza konuyu bir şekilde çözdükten sonra daha da aydınlatmak için içinizi dökün.”
16. Evlilik öncesi terapilerini deneyin.
“İlişkisinde çok mutlu olup eskiden zamanlarda evlenmeden önce din adamlarına gidenler gibi bana gelip konuşan nişanlı çiftler oldu.” diyor Gottlieb. “Genellikle para, çocuklar, iş hayatı ve çatışmaların çözümü konularına odaklanıyoruz ve 4 seans yapıyoruz.”
17. Partnerinizi kendisiyle ilgili daha çok şey öğrenmesi için cesaretlendirin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşlı kadının verdiği tavsiyeleri ve söylediklerinden etkilenerek yazıyı hemen arkadaşlarımla paylaştım

s-b7674fe063b3bc417a95c109a20ff7025a84258c

 

Sınıf Arkadaşının 87 Yaşında Olduğunu Öğrenince Çok Şaşırdı. Yaşlı Kadının Söyledikleri İse Herkese Okulda Öğrenemeyeceği Türden Bir Ders Verdi.

Aşağıdaki hikayeyi ilk okuduğumda biraz duygulandım ve gözlerim doldu. Hikayeyi anlatan erkek üniversite öğrencisi, hikayesinde üniversite hayatında karşılaştığı en nadir şeyi anlatıyor. Sınıftaki 87 yaşında yaşlı bir teyze var. Hikayeyi okuyunca yaşı kadar tecrübesi olduğunu da anlayacaksınız. Yaşlı kadının verdiği tavsiyeleri ve söylediklerinden etkilenerek yazıyı hemen arkadaşlarımla paylaştım. Yazıyı okur okumaz muhtemelen siz de aynısını yapacaksınız.

Üniversitenin ilk günü profesörümüz kendini tanıttı ve sınıf arkadaşlarımızla kaynaşmamış için bizi serbest bıraktı.
Ayağa kalktım ve etrafıma bakmaya başladım. Aniden omzuma bir elin nazikçe değişini hissettim. Arkamı döndüğümde ise suratında hafif kırışıklar olan yaşlı bir kadın gördüm.
“Merhaba, yakışıklı. Adım Rose. 87 yaşındayım. Tanışalım mı?” dedi bana.
Güldüm ve büyük bir içtenlikle, “Tabii ki” dedim. Karşılığında bana samimice gülümsedi.
“Bu kadar genç yaşta üniversitede ne yapıyorsun?” diye sordum. Yaşlı kadın şakayla karışık bir şekilde, “Zengin biriyle tanışmak, evlenmek ve birkaç çocuk yapmak için buradayım” diye cevap verdi.
“Gerçekten soruyorum” diye üsteledim. Bu yaşta üniversiteye başlamasına onu neyin motive ettiğini öğrenmeyi çok istiyordum.
“Hep üniversite diplomam olsun istemiştim ve ileride o da olacak!” diye cevap verdi. Dersten sonra kantine gidip çikolatalı milkshake içtik. İyi birer arkadaş olmaya başlamıştık artık. Üç ay boyunca her ders sonrası bir yerlerde sohbet ediyorduk. Tecrübelerini ve bilgeliğini bana aktaran ‘Zaman makinesi’ne benzettiğim yaşlı kadını dinlemekten asla sıkılmıyordum.
Dönem sonunda Rose’u konuşma yapması için kürsüye davet ettik. Bize öğrettiği şeyi asla unutmayacağım. Çağrıldıktan sonra yavaş adımlarla kürsüye doğru ilerledi. Konuşmasını yapmaya başlayacakken cebinden çıkardığı önceden hazırlanmış konuşma kağıdını yere düşürdü.
Şaşıran ve utanan Rose mikrofona doğru eğildi ve “Kusura bakmayın. Ne kadar da sakarım. Lent’in ısrarı üzerine bira içmeyi bıraktım ve viski beni öldürüyor! Size kağıttan okumak yerine, aklımdan geçenleri anlatacağım” dedi.
Biz gülerken, Rose yutkundu ve konuşmasına başladı: “Yaşlandığımız için oyun oynamaktan vazgeçmiyoruz; oyun oynamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanıyoruz. Her daim genç kalmanın iki sırrı var; mutluluk ve başarı. Her gün gülmeli ve sizi güldürecek şeyler bulun. Bir hayaliniz olsun. Hayal etmeyi bıraktığınız an ölürsünüz. Her gün karşılaştığımız yabancılar bir gün ölüyor ve biz öldüklerinden birhaberiz. Yaşlanmak ve büyümek arasında ince bir çizgi var. 19 yaşındaysanız ve önünüzdeki bir yılı yatarak geçirirseniz ve işe yarayacak tek bir şey yapmazsanız, doğal olarak 20 yaşında girersiniz. 87 yaşındayım ve önümdeki bir yılı hiçbir şey yapmadan yatarak geçirirsem, 88 yaşına gireceğim. Her insan yaşlanır. Yaşlanmak yetenek ya da kabiliyet gerektirmek. Büyümekteki fark ise değişime ayak uydurmaktır. Pişman olmamaktır. Benim yaşımdakiler genelde yaptıklarından değil de yapamadıklarından dolayı pişmanlık duyuyorlar. Ölmekten korkan kişiler pişmanlıkları olan kişilerdir.”
Konuşmasını, “The Rose” şarkısını mırıldanarak bitirdi. Şarkının sözlerini öğrenmemizi ve hayatımıza yansıtmamızı tavsiye etti. Rose, üniversiteyi bitirdi ve diplomasını aldı. Mezuniyetinden bir hafta sonra uyumaktayken vefat etti.
Rose’un konuşmasını genç yaşlı gözetmeksizin herkesle paylaşın!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

EN GÜZEL TATİL ÖDEVİ

569e3ce618c77350a4dd693a

Keşke bütün Öğretmenler böyle olsa 🙏
EN GÜZEL TATİL ÖDEVİ
Niğde / Bor Veli Bengü İÖO Sınıf öğretmeni ÜMİT DEVECİ’nin
öğrencilerine yaz ödevi.
SEVGİLİ BEZELYELERİM,
Birlikte harika bir yıl geçirdik.
Ne kadar çok şey öğrendik,
ne kadar çok şey başardık.
Şimdi artık tatil zamanı.
Aşağıda sizler için hazırladığım
tatil ödevleri var.
Hepsinin yapılmasını istiyorum.
Şimdiden uyarıyorum,
bahane kabul etmem…
1- Çok iyi beslenin, bol bol taze meyve ,sebze ve annenizin, babanızın yaptığı harika yemeklerden yiyin.
Bu sizi SAĞLIKLI BİR ÇOCUK yapar…
2- Dışarıda bol bol oynayın.
Bolca güneş ışığı depolayın.
Çamurdan evler, köprüler yapın.
Bu sizi sağlıklı, güçlü çocuklar
ve büyünce mühendis yapar.
Geceleri yıldızları izleyin,
dünyanın döndüğünü anlamaya çalışın.
Bu sizi BİLİM ADAMI yapar…
3- Oyun zamanınızı televizyonla,
tabletle, bilgisayarla falan
boşa harcamayın.
Arkadaşlarınızla buluşun ve harika oyunlar oynayın. Bu sizi ARKADAŞ CANLISI yapar.
4- Çok eğlenin, gülmekten bayılın e mi…
Bu sizi HARİKA HİSSETTİRİR…
5- Kitap okuyun.
Bu sizi harika bir insan yapar.
Okuduğunuz kitapların adını bir deftere yazın, ikinci sınıfta listesi en uzun olanı
bir sürpriz bekliyor.
Bu sizi sınıfın ŞAMPİYONU yapar…
6- Hafta sonları ailenizle birlikte yapacağınız etkinlikler planlayın.
Sinemaya gidin, tiyatroya gidin,
parka gidin, gezmeye gidin,
pikniğe gidin…
Bu sizi HARİKA BİR A İ L E yapar…
7- Aile büyüklerini sık sık ziyaret edin. Dedenizi, babaannenizi, anneannenizi sık sık görmeye gidin, ellerini, yanaklarını öpün. Benim de selamımı söyleyin.
Bu sizi
ÇOK İYİ YÜREKLİ BİR TORUN yapar…
8- Başka şehirlere giderseniz bana mutlaka resim gönderin.
Aman unutmayın, merakla bekleyeceğim. Hatta kitap okurken, sinemada, tiyatroda, piknikte falan da resimlerinizi gönderin. Belki bende oralardayımdır,
yanınıza geliveririm.
Bu da ÖĞRETMENİ MUTLU yapar…
9- Güvenli yerlerde oynayın, ailenizin haberi olmadan evden ayrılmayın.
Ailenize haber vermeden kimse ile
bir yere gitmeyin.
Ailenizden olmayan
hiçbir büyük adam ile yalnız kalmayın.
Hiçkimsenin size istemediğiniz,
sizi üzen ya da utandıran bir şey yapmasına izin vermeyin.
Böyle bir şey olursa tüm gücünüzle bağırın. Bu sizi KÖTÜLÜKLERDEN KORUR…
10- Doğayı, canlıları sevin ve koruyun.
Bu sizi SORUMLU BİR İ N S A N ve
DOĞA KAHRAMANI yapar…
11- Üç ay sonra BÜYÜMÜŞ,
SAĞLIKLI, MUTLU bir şekilde bana dönün. Sizi 2-A sınıfında bekliyor olacağım.
12- Canınız ne zaman isterse
beni arayabilirsiniz.
Numaram hepinizin hem annesinde,
hem babasında var.
Bazılarınızın dedesinde,
ninesinde bile var.
Siz beni özlediğiniz zaman,
ben sizi daha fazla özlemiş olacağım. Unutmayın, sizlerden sadece bir telefon kadar uzakta olacağım.
Hepinize harika bir yaz tatili diliyorum.
Öğretmeniniz
Ümit DEVECİ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Değersizlik Duygusunu Nasıl Temizleyeceksiniz…

tumblr_inline_ndqg3s9edA1ro80l2

 

 

Bilinçaltında en fazla görülen sorunlardan bir tanesi de değersizlik duygusudur. Bu duygu bütün hayatı çok olumsuz olarak etkiler. Özellikle 0-5 yaş arasından da herhangi bir nedenle ben değersizim inancı k…işinin bilinçaltına kayıt olmuşsa ,bu inanç zaman içinde benzer enerjiler bir birini çeker kuralıyla daha da büyümüş ve gelişmiş olabilir. Eğer bilinçaltınızda değersizlik duygusu varsa bu duyguyu mutlaka temizlemeniz gereklidir.

Değersizlik Duygusunu nasıl temizleyeceksiniz?

Öncelikle kişisel deneyimlerime dayanarak bu duygunun oldukça zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Benim en temel sorunum değersizlik duygusuydu ve uzun bir zaman bu sorunla uğraşmıştım. Temizlediğimi sandığım zamanlarda bile defalarca karşıma çıkarak tekrar tekrar bu sorunla uğraşmama neden olmuştu. Bu nedenle değersizlik duygusuna sahip olduğunuza inanıyorsanız sabırlı bir şekilde çalışmanız gereklidir. Bunun için yapabileceklerinizi aşağıda verdim ama azimli bir şekilde çalışmak sizin yapmanız gereken bir şeydir.

1- Afirmasyon; 21 gün aşağıdaki afirmasyonla çalışmanızı öneririm. 21 kuralına tam olarak uymanız önemlidir. Değersizlik duygusu 21 günde temizlenmeye bilir, eğer hala devam ettiğini düşünüyorsanız bir süre ara verip tekrar başlayın. Temizlik süreci kişiden kişiye değişir bu nedenle bu sorundan kurtulduğunuza emin olana kadar tekrar 21 gün çalışmaları yapmak faydalıdır.

Afirmasyon: “Ben çok değerliyim, kendi değerimi biliyorum ve kabul ediyorum”

2- Niyet; Değersizlik duygusu için aşağıdaki niyeti kullanabilirsiniz. ” Kendi değerimi görmeyi ve kendime gerçekten değer vermeyi seçiyorum. Başka insanlara hak ettikleri değeri vermeyi kabul ediyorum. Gerçekten değerli olduğumu biliyorum ve bunun her zaman farkında olmaya, kendi değerimden emin olmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim şimdi gerçekleşmeye başladı, bunun için teşekkür ediyorum”

3- Enerji çalışmaları Değer duygusu solar pleksus chakra ile ilgilidir, eğer reiki yada başka bir şifa enerjisi sistemi ile çalışıyorsanız bu chakraya daha fazla reiki verin. Solar pleksus chakrasına reiki verirken içinizden sürekli ben değerliyim diye tekrar etmenizin çok faydası olacaktır.

4- Doğal taş kullanma Değerlilik duygusu için pirit taşı mükemmeldir, bu taşı alarak temizleyebilir ve üzerinizde taşıyabilirsiniz. Pirit taşını programlamaya gerek yoktur, zaten doğasında değer duygusu veren bir özellik vardır. Eğer pirit taşı bulamıyorsanız bu durumda erkek bir kuvars edinin ve kuvarsınızı önce temizleyin.. Programlama için şu cümleleri kullanabilirsiniz. ” Evrenin tüm sevgi, şifa ve pozitif enerjilerinin sana dolmasını ve sende olan enerjiyi bundan sonra benim ve ilgili herkesin en yüksek iyiliği için kullanmanı istiyorum. Bana kendimi değerli hissettirecek ve kendi değerimi görmemi sağlayacak şekilde çalışmanı, bana bunun için gerekli enerjileri bana vermeni istiyorum. Teşekkür ederim” Taşınızı haftada bir kere temizleyin ve her temizlediğiniz de yeniden programlayın.

5- Louise L. Hay’in kendini sev hayatını iyileştir seminerlerine katılabilirsiniz. Ya da düşübce gücüyle tedavi kitabını alıp uygulamaları tek başınıza yapabilirsiniz…

• Kendinize değer verdiğinizi kendinize gösterecek şeyler yapın. Maddi durumunuzu zorlamadan kendinize kaliteli bir şey alın, kaliteli bir lokantada kendinize yemek ısmarlayın, saçlarınızı yaptırın. Özellikle eskiden yapmadığınız ama yapmayı aslında istediğiniz şeyleri yapmaya başlayın.

• Size değer vermeyen insanlara karşı kendinizi kapatın. Eğer hayatınızdan uzaklaştırma şansınız varsa uzaklaştırın, yoksa en azından o kişi ile birlikteyken içinizden sürekli ” falancadan gelen olumsuz etkilere ve enerjilere karşı kendimi kapatıyorum” diye tekrar edin. Şunu da unutmayın, siz kendinize değer verince o insan da size değer vermeye başlayacaktır. Sistem bu şekilde çalışır, kendine değer verene, evren değer verir.

• Sabahları aynanın karşısına geçin, gülümseyin ve bir kaç kere ben çok değerliyim ve değerli olan her şeyi hak ediyorum diye tekrar edin. Başlarda buna inanmayabilirsiniz, hatta size zor gelebilir ama yaptıkça inanmaya başladığınızı göreceksiniz.

• Kağıtlara aynadaki görüntüsü ile “Ben Çok Değerliyim” yazın ve evde görebileceğiniz yerlere asın. Yatağınızın yanında uyanınca ilk göreceğiniz yere asmanız çok önemlidir.

Bunu nasıl yapacağınız Refah içinde bir yaşam sürdürme rehberinde etkili bir teknik- ayna görüntüsü bölümünde açıklanmıştır. Buradan okumanızı ve bire bir uygulamanızı öneririm.

• Başkalarına değer verin ve verdiğiniz değeri her fırsatta gösterin. Başkalarına ne kadar değer verirsek, kendi değerimizi o kadar büyütürüz.

Neden- sonuç yasası gereği başkalarına değer vermeyen bir kişi, kendi içinde de öz değer geliştiremez. İnsanların değerli yönlerini görmeye çalışın ve değerli taraflarına odaklanın. Bunu her gün kendinize hatırlatın. “Allah’ım ben milyonlarca olasılıktan sadece bir tanesiydim. Beni sen seçtin, sen istedin, sen yarattın. Senin tarafından istendiğim ve seçildiğim şükürler olsun!”

Unutmayın siz seçilmiş ve istenmiş bir insansınız, sizin asıl değeriniz buradan geliyor. Siz zaten değerlisiniz, tek sorun henüz bunu görememiş olmanız.Yukarıdaki çalışma size değer vermeyecek, sadece sizin gerçek değerinizi görmenizi sağlayacak. Bu yazıyı buraya kadar okumuşsanız ve bu çalışmayı yapmaya karar vermişseniz,aşağıda bireysel olarak size yazdığım özel notu da okumanızı rica ediyorum. ”

 

Varlığının evrene kazandırdığı anlamı tam olarak biliyorum. Hepimizin bir ve bütün olduğu bu evrende sen olmasaydın bir yanım hep eksik kalırdı, asla bütün ve tamamlanmış olamazdım. Hiç bir şey olmak zorunda değilsin, hiç bir şey yapmak zorunda değilsin, hiç bir şeyi başarmaya da ihtiyacın yok. Sen olduğun gibi, varoluşunla çok değerlisin. Hatalarına rağmen, pişmanlıklarına rağmen, aldanmalarına ve aldatmalarına rağmen, aklına bile getirmek istemediğin anılarına yada acılarına rağmen, her şeye rağmen sen çok değerlisin. Sen olmasaydın ben hep yarım kalırdım, hepimiz hep yarım kalırdık, evrende büyük bir boşluk olurdu…Evren boşluk sevmez, boşlukla var olamaz. Sen o kadar değerlisin ki, sen olmasaydın bu evren nasıl bir yer olurdu, ya da olur muydu inan bilmiyorum. Kendi gerçek değerini anlamak için yapacağın her çalışmada seni tüm kalbimle destekliyorum ve en kısa zamanda değerini tam olarak anlamanı seçiyorum. ”

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

POZİTİF ENERJİ YAYMANIN 11 SIRRI.

untitled

 

1- Gülümseyin: Gülmek sizi ve çevrenizdekileri pozitif bir moda sokar Kötü hissediyor bile olsanız 30 saniyeliğine de olsa gülümsemeyi deneyin ve yaratacağı farkı görün
2- İltifatlarınız samimi olsun: İltifat ve komplimanlarınızda içten olun, abartıya kaçmayın Kişinin görünümü ya da herkesçe bilinen özellikleri yerine pek bilinmeyen yönlerini öğrenin Mesela soul müziğe olan ilgisini Ve iltifat edecekseniz bunun hakkında güzel şeyler söyleyerek takdirinizi sunun
3- Sarılın: Sarılmak da gülmek gibi basit ama etkisi büyük sihirli davranışlardandır Yakınlık ve samimiyet derecesine göre sarılmaktan, kucaklaşmaktan çekinmeyin
4- Cesaretlendirin: Dünyada cesaret kırıcı yeterince şey var zaten Haberler, gazeteler, konu-komşu, eş-dost kötü haberler verip durmuyorlar mı? Yüksek potansiyeli olan çok kişi, sırf cesaret kırıcı şeylerden dolayı başarısızlığa uğramakta Bu nedenle çevrenizdeki kişilere destek olun, cesaretlerini kırmayın, hayallerine saygı duyun
5- Pozitif duygular geliştirin: Duygular bulaşıcıdır Pozitif düşünceyi bulaştırmak için de pozitif ve iyimser yaklaşım geliştirin Gülümsemek yanında yaşama değer verin, olumlu hatıralarınızı hatırlayın, gündeminizde onlar olsun Böylece pozitif duygu ve düşünceye doğru sıçrayış gerçekleştirirsiniz
6- Hızlı ve pratik çözümler getirin: Bazen karşınızdaki kişinin cesarete değil de pratik çözüm yollarına ihtiyacı vardır Bir kağıt mendil, bir bardak su ya da serinlemek için bir yelpaze olabilir ihtiyacı? Belki de arabadan inerken dengesini yitirmemek için elinizi tutmak istiyor Bu tür pratik yardımlarda uyanık ve istekli olun
7- Dinleyin: Bazen yardım falan değildir karşınızdaki kişinin istediği Sadece konuşmaya ve birilerinin kendisini dinlemesine ihtiyacı vardır Bu tür durumlarda yargılamadan ve sorgulamadan sadece dinleyin
8- Perspektifinizi paylaşın: Bazen pireyi deve yaparız Bazen de ciddi konuları hafife alırız Karşınızdaki kişinin bu hataya düştüğünü görürseniz kendi görüşünüzü paylaşın Böylece muhatabınızın kendisini çok üzen durumun aslında gülüp geçilecek bir şey olduğunu görmesini sağlarsınız
9- Bunalım şarkılar dinlemeyin: Dinlediğimiz müzik ruhsal durumumuz üzerinde son derece etkilidir Sizi depresifleştiren, bol acılı, bunalım şarkılar yerine canlandıran, mutlu eden şarkılar tercih edin Bu şarkıları çevrenizle de paylaşın
10- Küçük nezaket kurallarını es geçmeyin: Kapıdan içeri girerken önceliği yanınızdaki kişiye verin, çerez, bisküvi gibi şeyler yiyorsanız ikram edin, otobüste yaşlı ya da ihtiyaç halinde olanlara yer verin, kapıdan geçtikten sonra hemen ardınızda birinin olduğunu fark ederseniz kapıyı tutun (hızla içeri dalıp kapının yüzüne kapanmasını önleyin) Bunlar küçük ama ince şeylerdir; dikkat ettiğiniz takdirde nezaketinizle muhatabınızı memnun etmekle kalmaz, büyülersiniz
11- Pozitifi başkalarına bulaştırın: Bir arkadaşınız size pozitif bir şey söyledi ya da böyle bir eylemde bulunduysa size geçen bu pozitif ruh halini siz de başkalarına bulaştırın Güzel bir şey söyleyin, bir jest yapın ki pozitif zincir hızla büyüsün çevrenizde
* Genç Gelişim Dergisi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendi Kendinizin En Büyük Düşmanı Siz Olabilirsiniz: 15 Maddede

kendim-oldum-pisman-oldum-B328-C1C7-24DD
Farkında olmadan kendi kendine zarar veriyor olabilir misiniz? Sizin için son derece normal olan, hatta karakterinizin bir parçası haline gelen bazı davranışlarınız bu durumun en büyük sebebi olabilir mi? En büyük düşmanınız kendiniz olabilir misiniz gerçekten? Biraz öz eleştiri zamanı…
1. Kendinizi bir bütün olarak değil, iyi ve kötü yanlara ayırarak yargılıyorsanız;
Herkesin iyi ve kötü olan huyları, özellikleri var. Ama insanları veya kendinizi, sanki bir peri masalındaymış gibi iyi ve kötü olarak ayırmak doğru değil. Bir bütün olarak değerlendirmelisiniz.
2. Bu hayattaki en güvendiğiniz kişi kendiniz değilseniz;
Eğer önce kendinize güveniniz olmazsa ve hayatınızdaki diğer insanlara, örneğin sevgilinize, daha fazla güvenirseniz, hayal kırıklığına uğradığınız zamanlar çok olacak ve böyle zamanlarda dünya başınıza yıkılmış gibi hissedeceksiniz. Önce kendiniz, sonra diğerleri.
3. Olası eleştirilerden kaçınmak için sürekli olarak beğenmediğiniz yönleriniz veya fiziksel özellikleriniz hakkında konuşuyorsanız;
Kimse mükemmel değil, elbette. Ama siz her tanıştığınız, her konuştuğunuz insana direk kötü yönlerinizden bahsetmeye başlarsanız, insanlara sizinle ilgili bir seçim şansı vermek yerine, sizi yargılamalarına sebep olursunuz.
4. Başınıza gelen kötü durumlar için kendinizi saf dışı bırakıp başka bir günah keçisi arıyorsanız;
Kötü bir şey yaşadığınızda suçu başkasına yüklemek en kolayıdır. Asıl zor olan ise “Ben nerede yanlış yapmış olabilirim” diye düşünmektir.
5. Yanınızdaki insanların rahatı ve mutluluğu sizinkinden daha önemliyse;
Elbette ki topluca gidilen bir mekanda kimse huzursuz olsun istemeyiz. Herkes eğlensin, mutlu olsun isteriz. Ama siz oranın komedyeni veya çocuk bakıcısı değilsiniz. Kendi rahatınız ve mutluluğunuz da en az herkesinki kadar önemli.
6. Kendinizi duygularınızla tanımlıyorsanız;
Hepimizin üzgün, sinirli ve stresli zamanları oluyor. Ama böyle zamanlarda yaşadığınız şeyi içinizde büyütürseniz, tüm gününüzü etkilersiniz. Örneğin işe giderken trafikte kavga ettiniz diyelim. “Bütün günüm mahvoldu işte sabah sabah” diye düşünmeniz sizin için hiç de iyi olmaz. Bırakın o kavgayı orada kalsın, siz hayatınıza devam edin.
7. Sürekli başarısız olduğunuz fikrine kapıldıysanız;
“Ama öyle” demeyin. Eğer sürekli başarısız olduğunuzu düşünüyorsanız, büyük ihtimalle kendinize fazla yükleniyorsunuz demektir. Belirlediğiniz hedefleri iyi seçin, imkansız şeyler isteyip de olmadığı zaman başarısızlığı kabul etmeyin.
8. Herkesin sizi sevmesi için aşırı bir çaba içerisindeyseniz;
Tabii ki insanlar sizi sevmeli; ama bunun için aşırı bir çaba göstermenize gerek yok. Bu sizi yıpratır ve karşınızdaki insana olduğunuzdan farklı bir imaj çizersiniz. Bu dünyadaki tüm varlıklar sizi sevecek diye bir şey yok. Hepimiz insanız. Siz kendiniz olun, sizi seven yine sevecektir.
9. Hareket geçmek için bir şeyler olmasını bekliyorsanız;
Hayatınızda sizi mutsuz eden herhangi biri veya durum var ise, bunu durdurabilecek tek kişi sizsiniz. Eğer sürekli bir konuda şikayet ediyor; ama onunla ilgili hiçbir şey yapmıyorsanız, şikayet etmeyi bırakın. Çünkü gerçekten de rahatsız olmadığınız anlamına gelir.
10. Sizin için önemli olan kim olduğunuz değil de, diğerlerinin sizin hakkınızda ne düşündüğüyse;
Şu elalem mantığından kurtulmanız lazım. Siz kendinizden eminseniz, ne yaptığınızı biliyorsanız, sorun yok. Zaten kötü bir şey düşünen de olmaz. Eğer varsa dahi, onların niyetleri kötüdür. Bunun da sizinle bir alakası yok. Kimsenin düşüncelerini kontrol edemezsiniz, öyle değil mi?
11. Farkında olmadan başkalarının fikirleriyle yaşıyorsanız;
Bilmediğiniz veya çok üstüne düşmediğiniz bir konu olabilir. Hatta tam tersi olarak çok iyi bildiğiniz bir konuda da olabilir; başkalarının fikirlerini körü körüne kabul etmeyin. Her zaman savunacağınız bir fikriniz olsun.
12. Değiştirmek istediğiniz huylarınız için hayatınıza birinin girmesini bekliyorsanız;
Eğer gerçek çocuk olmak için Mavi Peri’yi bekleyen Pinokyo değilseniz, yanlış kişiyi bekliyorsunuz. Kimse için değişmeyin, kendiniz istediğiniz, kendiniz için değişin.
13. Huzursuz olduğunuz konularda çözüm aramak yerine huzursuzluğu kabul ediyorsanız;
Ne olursa olsun, bir sıkıntınız varsa, ki bu herhangi bir şeyle ilgili olabilir, bunu çözmeye çalışın. Kötü olan hiçbir şeyi savaşmadan kabullenmeyin.
14. Yeni olan her şey sizi korkutuyorsa;
Yeni ne kadar çekici olursa olsun, çoğu zaman alıştığımız şeylerden vazgeçmek kolay olmadığı gibi yeni olanın bilinmezliği de bizi korkutur. Ancak hayatınızı bu şekilde sürdürmek istediğinizden emin misiniz? Hayat kısa ve şimdiye kadar yaşamaya alışan yok. Siz farkında olmasanız da zaten her gün yeni bir şeyler oluyor. Ya da her gün yepyeni bir güne uyanıyorsunuz. Hayatınızı kısırlaştırmayın.
15. Öncelikleriniz söz konusu olduğunda ilk sırada kendiniz yer almıyorsanız;
Bu sizin hayatınız, başkalarının değil. Bu hayat bir kere geleceksiniz, kendi kıymetinizi bilin. Siz değerlisiniz!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biyolojik yaşım 55 peki ya bilinçaltı yaşım?

cocuk-biyolojik-bilincalti-ruhsal-yas

Hepimiz yaşamımız boyuca farklı yaşlarımızda farklı deneyimlere çekiliriz. Her bir deneyim günün sonunda bizlere birşeyler öğretir, bizim gelişmemizi, ilerlememizi sağlar. Yada yaşlıların deyimiyle tecrübe ediniriz. Bir sonraki benzer deneyimde edindiklerimizle ve yeni yapılanmamızla olaylara bakar, yeni bakış açımızla da sorunları daha kolay çözer hale geliriz. Aslında her şeyin özeti bizlerin huzurlu, mutlu, dingin bir hayat sürmemizden ibarettir.

Bilinçaltı Yaşı
55 yaşında olduğumu biliyorum da bilinçaltım kaç yaşında?
Her zaman çözümlere ulaşmak yukarıda ifade ettiğimiz kadar kolay da olmayabilir. Kimi zaman çekirdek inançlarımız gelir karşımıza dikilir. Bulunduğumuz yaşa kadar bir şekilde öğrenmişizdir ve onun gerçekliği içimizde inanca dönüştüğü için de kolay kolay değişmez. Elbette öncelikle o inanca ulaşıp, onu farkındalık seviyesine çekmek ve bugünkü algımızla tekrar bakmak gerekir.

Bazı davranış kalıplarımız vardırki onlara anlam verebilmek hiç mümkün olmaz. Sürekli tekrarlanan ve güçlü davranış ve düşünce kalıplarına haline gelirler. Onların değişimi, dönüşümü neredeyse imkansızdır. Bunlar kimi zaman fobiler olarak kendini gösterir, kimi zaman kalıplaşmış davranış modelleridir. Ancak ilerleyen yaşlardaki bu davranışlar mantık sınırlarını zorlar ve anlamsız bir hal alır.

Örneğin kimileri hayvandan korkar. Yanından bir kedi yada köpek geçse kendini başka bir tarafa atar.Bilinçli düşünce çerçevesinde sorduğunuzda niye korktuğunu bilmez. Kimisinin bazı davranışları çocuk ürkekliğindedir ve bir türlü bu halinden vazgeçemez. Hepiniz hayatınıza baktığınızda bunlara benzer örnekleri görebilirsiniz. Pek çoğumuz ne yaparsak yapalım bu durumun üstesinden gelemeyiz. Bir tür blokaj oluşmuştur. Dışsal davranış olarak ne olduğunu bilsek de içimizde neler olduğunu bilemeyiz.
İçimizde bu durumun sorumlusu bilinçaltı kayıtlarımızdır. Her bireyin gerçekliğine göre değişkenlik arzeder bu kayıtlar. Peki nedir bunlar?

Bilinçaltı içeriksiz olarak her şeyi kaydeder. Örneğin hipnoz seanslarında farklı zaman dilimlerine gidildiğinde hipnoz uygulaması yapılan kişi o zaman dilimini en ince ayrıntısına kadar anlatabilir. Bilinçte ise hatırlamaz. Çünkü kayıtlar herkesin algı seviyesine göre silinir, bozulur ve genellerek ifade bulur.

Bilinçaltı değişimden nefret eder!

Bilinçaltı doğru, yanlış, iyi, kötü, gerçek, hayal bunları ayırt edemez. Duyduğu kelimeyi cümleden bağımsız olarak kaydeder. İçeriksizdir.

Bilinçaltı değişimden nefret eder, değişimi içinde bulunduğu güvenlik alanının dışına çıkış olarak algılar o nedenle de öğrendiği yaşta kalır. Geçmişimizde, belki çocukluğumuzda bir deneyim yaşarız ve o deneyimin sonucunda bir şeyler öğreniriz. Öğrendiklerimiz bizim gelişimimiz için gereklidir. Ancak eğer yaşanan deneyim yaşandığı yaşta, kişiye ağır gelmişse ve o yaşta o deneyimle baş etmeyi öğrenmemişse olumsuz duygular üretir ve o yaşta kalır. Benzer deneyim geldiğinde ise o yaşın tepkilerini verir. Yetersizlik veya değersizlik duygularının yoğun yaşandığı blokajlarda genelde bilinçaltında buna benzer bir kayıt vardır.

 

Kişi artık yetişkin olmuştur ama bilinçaltı onun hala küçük bir çocuk olduğunu zanneder ve onu korumak adına atalet içinde tutar. Geçmiş zaman kayıtlarındaki güçlüzlüğünü, yetersizliğini şimdiki zamana çeker ve kişiyi durdurur. Kişinin kendisini huzursuz hissetmesine neden olur . Oysaki gerçekte kişinin huzursuzluğu, kendini hala küçük bir çocuk gibi zannetmesindendir. Gözleri kapalı olarak “huzursuz olan sen kaç yaşındasın?” sorusu sorulduğunda ilk söylenen yaş blokajın oluşum yaşıdır. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen hala o yaş tepkisi içinde olan kişi şimdiki zaman algısı ile bu durumu farkettiğinde ve olaya artık bir yetişkin olduğunu kabullenerek baktığında düğüm çözülür, kaos biter. Birden bire her şey değişir . Çünkü bilinçaltı yeni durumu algılamış ve kendisini kaldığı yaş blokajından çıkarmıştır.

Dolayısıyla yaşamımızdaki blokajlara bakarken bilinçaltı yaşımızın dikkate alınması önemlidir. Bilinçaltı her şeyi kaydettiği için o herşeyi bilir ve verdiğimiz içsel tepkilerimiz kendi gerçekliğimizde her zaman doğrudur. Çünkü duyguların enerjisinden birebir etkilenir.

Not: Access bar bilinçaltı temizliği sistemiyle bilinçaltına attığımız tüm blokajlar temizlenebilir. 17 haziran ctesi 10.00-19.30 arası access bar bilinçaltı temizliğine hepinizi bekliyorum. Bilgi ve rezervasyon Anette 0536 798 6868

Bu nedenle daha huzurlu ve mutlu bir yaşam için bilinçaltımızla iletişim içinde olmamız önemlidir. Dışa vuran duygusal ve bedensel tepkilerimiz bilinçaltının ifadesidir. Şimdi ve burada olabilmekle ve anda yaşamı sürdürebilmekle fark ettiğimiz kayıtlarımızı bilince çıkararak hem kendimizi ifade edebilir hem de yaşamımızı daha anlamlı kılarız.

Kaynak: indigo dergisi rüya göksel

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GÜNDE 5 BASİT ŞEY YAPIN HAYATINIZ DEĞİŞSİN

382887-3-4-cab4b

 

İngiltere’de 400’den fazla bilim insanı araştırmaları sonunda ‘günde beş basit şey’ yapıldığında insanların daha sağlıklı bir ruh haline sahip olduklarını buldu. İsterseniz bu listeden başlayabilirsiniz:

Günde beş basit şey…

1. Her gün insanlarla iletişim halinde olun
Güçlü aile ve arkadaşlık bağları duygusal destek ve mental uyarılma sağlar.

2. Her gün mutlaka bir fiziksel aktivite yapın
Fiziksel aktivite fit olmanızı sağlayarak genel sağlığınıza ve mutluluğunuza katkıda bulunur.

3. Kendinizi ifade etmenin yollarını bulun
Örneğin bahçeyle uğraşmak etrafınızdaki dünyayla iletişime girmeye yardımcı olur. Ya da şiir okumak duygularınızın farkına varmanıza yardımcı olur.

4. Her gün yeni bir şey öğrenmeye çalışın

Örneğin yeni bir dil veya yemek pişirmeyi öğrenmek için zaman ayırın. Hayat boyunca devam eden öğrenme hem zekanızı keskin tutmaya yarar hem de eğlencelidir.

5. Başkalarına yardım edin
Yardım kuruluşlarına arkadaşlarınıza ailenize veya yabancılara yardım edin. Vermenin kendi başına bir ödül olduğunu göreceksiniz.

(Alıntıdır)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sivrisineklerden Nefret Mi Ediyorsunuz? – İşte Doktorların Önerdiği Gelmiş Geçmiş En Etkili Sivrisinek Önleyici

shutterstock_626634332

Yaz yaklaşırken sivrisinekler de görevlerine başlıyorlar. Muhtemelen yazın en can sıkıcı olayı da sivrisinekler.

Gerek bahçenizde gerekse de pikniğe gittiğinizde sivrisinekler gününüzü mahvedebiliyor.

Her ne kadar losyon veya krem sürseniz de bu sivrisinekleri sizi ısırmaktan alıkoymuyor.
Marketten alınan sivrisinek sprey ve kremleri kimyasal içerdiğinden vücudumuza aslında zararlı.

Öte yandan daha iyi sonuçlar alabileceğiniz ev yapımı karışımlar hazırlamak da sizin elinizde.

Araştırmacılar, buldukları bir karışımla sivrisineklerden kurtulmanızı ve aynı zamanda güzel kokmanızı sağlıyorlar.
Sivrisinekler hem ısırdıklarında canınızı acıtırlar hem de sonrasında vücudunuzda kabarıklıklar ve kaşıntılar bırakırlar.

Dünyanın çeşitli yerlerinde ise sivrisinekler hastalık taşıyarak insanları öldürmektedir.
Kendinizi sivrisinek ısırıklarından korumak istiyorsanız aşağıdaki karışımı deneyebilirsiniz:

Malzemeler:

15 damla okaliptüs yağı
15 damla limon yağı
1 çay kaşığı vanilya
100 ml vodka
Hazırlanışı:

Yağları, vodkayı ve vanilyayı karıştırın ve sprey şişesine koyun. Dışarıya çıkmadan önce vücudunuza bu spreyi sıkın.

Araştırmacıların belirttiğine göre bu karışım sizi toplamda dört saat %97 oranında koruyormuş. Marketten aldığınız hazır sprey veya kremler ise %84 oranında koruyorlarmış.

Karışım sayesinde sivrisineklerden bütün yaz korunabilirsiniz
Sivrisinek ısırıklarından nefret eden arkadaşlarınızla karışımı paylaşmayı unutmayın.

Kaynak: newsner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇOK SEVDİĞİM BİR DOSTUMDAN PAYLAŞTIM… HARİKA…

pkorum5

 

Soğuk bir kış sabahı sahildeki küçük bir köyden bir balıkçı
filosu denize açıldı.Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu.Gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti.Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer
ellerini açıp, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Tanrı’ya
yakararak kıyıda dolaştılar.
Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın
çıktı.Hiçbir şeyi kurtarmak mümkün olmadı.
Gün ışırken, herkes sevinçle balıkçı teknelerinin tümünün
sapasağlam limana döndüğünü gördü..
Kıyıda ağlayan tek kişi vardı. Yangında evi kül olan kadın..
Kocası karaya çıkarken “Mahvolduk! Evimiz, içindeki her şeyle birlikte
yangında kül oldu” diye haykırdı.
Adam karısına sarıldı.. “O yangına şükürler olsun! Gecenin
zifiri karanlığında, o müthiş fırtınada, dağ gibi dalgalar arasında,
yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler, yolumuzu bulduk ve
salimen dönebildik.”
HAYAT BU
Üzülüyorsun, takma diyorlar,
Kızıyorsun, değmez diyorlar,
Boşveriyorsun gamsız diyorlar.
Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar,
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar,
Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar,
Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar..
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen …ölüm sana yakışmadı.
Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler !
Neyzen Tevfik demiş ki:
Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer…
İçsen de tükenir içmesen de;
Bu yüzden hayattan tat almaya bak…
Çünkü yaşasan da bitecek…,
yaşamasan da…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evet Affettim

EVET AFFETTIM!

” Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim olduğumuzu ya da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz.

 

Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki oda arkadaşınız, komşunuz, profesörünüz, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiğiniz bir yabancı…

 

Her kim olursa olsun, o kader anında hayatınızın bir biçimde etkileneceğini bilirsiniz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür.

 

Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün, azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamayacağınızı anlarsınız.

 

Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardır. Hiçbir şey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır.

 

İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu küçük testler olmasaydı hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız…

 

Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşüşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır.

 

Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları AFFEDİN.

 

Eğer biri sizi severse, siz de bunun karşılığında onu KOŞULSUZ SEVİN ; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için.

 

Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacağınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın. ŞİMDİ’NİN GÜCÜNÜ iliklerinize çekin.

 

Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun, ONLARI DİNLEYİN, aşık olun, zincirlerinizi kırın; YARGILAMAYIN ve gözünüzü zirveye dikin.

 

BAŞINIZI DİK TUTUN, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve KENDİNİZE İNANIN. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz.

 

Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın!”

 

Oyunun kurallari şudur: ” Bilmek, kabullenmek, bağışlamak, dengelemek ve kendini sevgiyle acmak” OYUN BİTTİĞİNDE ŞAH VE PİYON AYNI KUTUYA KONULUR…

 

Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kan Grubunuza Göre Nasıl Beslenmelisiniz?

Blood-Types-1-850x468

Günümüzde bir çok kişi kilo vermeye çalışıyor ve farklı farklı diyetler deniyor. Ama her diyet planı her kişide aynı etkiyi göstermiyor, bu da sağlıklı ve çabuk bir şekilde kilo vermenin yollarını bulmayı zorlaştırıyor.
Kan grubu insanların kişiliğini ve sağlığını etkileyen önemli bir faktördür. Bu noktadan yola çıkan Dr. Peter J. D’Adamo da kan grubu ve kişiliğe dayanarak “Kan Grubunuza Göre Beslenme” kitabını yazıyor.
“Diyet derken sadece bir kilo verme planından bahsetmiyoruz, planı takip ederseniz o da yan faydası olmuş oluyor. Diyeti daha geleneksel olarak ele alıyoruz ve aslında yeme şeklini, beslenmeyi kastediyoruz.” diye açıklıyor.
Dr. Peter J. D’Adamo’nun konseptine dayanarak kan grubuna göre yapılan öneriler aşağıdaki şekildedir:

A Grubu
Bu kan grubuna sahip kişiler vejetaryen bir beslenmeyi tercih ederler ve et yerine sebze yerlerse fazlasıyla kilo verebilirler diye açıklıyor Dr. D’Adamo.
Ayrıca saf, organic ve taze besinler tüketmeleri gerektiğini söylüyor. “A grubunun hassas bağışıklık sistemi için bu beslenme düzenine geçmenin ne kadar önemli olduğunu anlatamam. Bu beslenme düzeni ile bağışıklık sisteminin gücünü arttırabilir ve hayati tehlike taşıyan hastalıkları ortadan kaldırabilirsiniz.” diyor.

B Grubu
Kitapta B grubu insanlarının mısır, susam, mercimek, tavuk, yer fıstığı, buğday, domates ve karabuğday gibi metabolizmayı etkileyen gıdaları tüketmelerinden dolayı kilo aldıkları belirtiliyor.
Dr. D’Adamo da bu grubun üyelerine keçi, kuzu ve koyun ürünlerini, yağsız veya az yağlı süt ürünlerini ve yeşil sebzeleri tercih etmelerini öneriyor.
AB Grubu
Dr. D’Adamo AB grubu üyelerinin mide asitlerinin düşük olduğunu ama buna rağmen et yemekten vazgeçmediklerini düşünüyor. Bu durumda da mideleri eti tam olarak sindiremiyor ve vücutta yağ olarak depoluyor. Eğer bu kişiler az az ama sık sık yerlerse sindirim problemlerini çözebilirler.
Ayrıca kafein ve alkolden uzak durup, deniz mahsülleri, süt ürünleri, tofu ve yeşil sebzelere odaklanmaları tavsiye ediliyor. “Fümelenmiş, tütsülenmiş, isli etlerden uzak durun. Bu yiyecekler mide asidi az olan kişilerde mide kanserine yol açabilir.” diyor Dr. D’Adamo.
O Grubu
Bir önceki grubun tam tersine O grubu kişilerde mide asidi oldukça yükse oluyor ve bu nedenle de protein ve yağ açısından yüksek gıdaları kolaylıkla sindirebiliyorlar.
İstedikleri gibi et yiyebilirler ama basit karbonhidratlardan özellikle de buğdaygillerden uzak durmaları gerekiyor çünkü bunlar yağa ve trigliseride dönüşüyor.  Dr. D’Adamo’ya göre bu grubun insanları buğday, süt ürünleri, kafein ve alkolden uzak durup, meyve,sebze ve yağsız organik et tüketmelidir.

Kaynak: Hayat bilgileri

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dolunay Ritüeli: Serbest Bırakma ! Dolunayın enerjisi yardımıyla istemediğiniz durumlardan, olaylardan, düşüncelerden, kişilerden vs… kurtulun!

nocanvas_dolunay-ritueli-serbest-birakma-8sngh

 

Binlerce yıldır atalarımız ayın gücünden ve enerjisinden etkin şekilde yararlanmış olmalarına rağmen, günümüz modern dünyasında bir çoğumuz evrensel enerjilerin varlığına ve döngüsüne gereken önemi vermemekteyiz. Hemen hemen her kültürde güneşin, ayın, toprağın, suyun, çeşitli bitkilerin, doğal taşların, metallerin vs.. güçlerinden yararlanılarak istenilen enerjilerin hayata çekilmesi ya da istenmeyen enerjilerden arınma ritüelleri ve çalışmaları gerçekleştirilir.

Özellikle mayalar, druidler, şamanlar vs.. gibi bir çok eski medeniyette yaşayan kişiler, yapacakları işleri ayın ve güneşin döngüsüne göre ayarlayıp, evrensel güçlerden yararlanmak için çeşitli ritüeller yapmaktaydılar. Bunlar arasından basit bir örnek vermek gerekirse, yeni ay zamanını yeni bir girişime başlamak için, dolunay zamanını ise istenmeyen bir durumdan, duygudan, kişiden, olaydan vs.. kurtulmak ya da arınmak için kullanmaktaydılar.

Bugün dolunay zamanı olduğu için, sizlerle dolunayda yapabileceğiniz basit ve rahatlatıcı bir “dolunay serbest bırakma ritüeli”ni paylaşmak istiyoruz. Ritüel için en gerekli olan şeyler ise “niyet” ve “konsantrasyon”dur. Bunlar haricinde kullanacağınız malzemeler ise evinizde bulunan ve ekonomik malzemelerdir.

Ritüele Hazırlık:
Öncelikle ritüeli gerçekleştireceğiniz ortamın temiz ve derli toplu olması önemlidir. Ayrıca ortamı negatif enerjilerden arındırmak için adaçayı bitkisini bir kibrit ile yakarak odanın kapıları kapalıyken odayı tütsüleyebilirsiniz. Aynı işlemi sevdiğiniz bir doğal tütsüyle de gerçekleştirebilirsiniz. Tütsüleme işlemini takiben odanın kapı ve pencerelerini açarak negatif enerjilerin ortamı terk etmesini dileyiniz. Daha da iyisi ritüeli, dolunayı görebileceğiniz açık bir mekanda ya da balkonunuzda yapmanızdır. Ritüeli gerçekleştirmek için yere dilediğiniz büyüklükte temiz bir örtü serdikten sonra oldukça basit bir altar hazırlamalısınız. Bunun için ihtiyacınız olan malzemeler:
Bir kase içinde bir miktar tuz (tercihen Himalaya tuzu ya da deniz tuzu),
Birkaç adet mum (içinizden gelen renkleri kullanın),
Bir bardak ya da kase dolusu içme suyu (mümkünse ay ışığının suyun yüzeyine yansımasını sağlayın),
Tercihen sevdiğiniz bir tütsü,
Kağıt yakmaya uygun boş bir metal ya da porselen kap,
Temiz bir parça kağıt ve kalem,
Uğuruna inandığınız ya da size pozitif enerji verdiğini hissettiğiniz objeler (çiçekler, buda heykelciği, hayvan bibloları, çeşitli kristal ya da doğal taşlar vs.. gibi).

Tüm bu malzemeleri yere serdiğiniz ve üzerinde ritüeli gerçekleştireceğiniz örtünün üzerine, hepsini aynı anda görebilecek şekilde, istediğiniz şekillerde yerleştirebilirsiniz.

Altarınızı hazırladıktan sonra, büyükçe bir kaba dolduracağınız ılık suyun içerisine yarım fincan elma sirkesi ve 4-5 çorba kaşığı Himalaya veya deniz tuzunu katın. Bu karışımı negatif enerjilerden arındırmak istediğiniz hemen her şey için kullanabilirsiniz. Alacağınız ılık duş sonrasında bu karışımı başınızdan aşağı döküp birkaç dakika bekleyerek tüm günün negatif titreşimlerinden kurtulacaksınız.

Ritüele hazırlık öncesinde aldığınız duştan çıkmadan önce hazırladığınız arındırıcı karışımı, tüm vücudunuza dökmeden önce “Bu arındırıcı karışım fiziki bedenimi ve enerji bedenlerimi arındırarak, negatif enerjilerden temizliyor, beni arıtarak saflaştırıyor” şeklinde niyet edebilir, dilerseniz niyetinizi suya bakarak ve sesli olarak da 3 kez tekrarlayabilirsiniz. 1-2 dakika bekledikten sonra durulanabilirsiniz. Durulanırken gözlerinizi kapatıp birkaç dakika boyunca vücudunuzdan akan suyun, tümüyle sizi arındırdığını imgeleyin. Duş sonunda ne kadar rahatladığınıza şaşıracaksınız.

Ritüele başlamadan önce temiz, bol ve rahat kıyafetler giyin. Mümkünse pamuklu ve organik kumaşları tercih ediniz. Dilediğiniz takdirde, daha fazla rahatlamak için meditasyon müzikleri ya da doğa sesleri kaydedilmiş CD’lerden yararlanabilir, 1 kadeh şarap içebilirsiniz. Fakat şarap dışında diğer alkollü içecekleri tercih etmemeniz ve 1 kadehten fazla şarap tüketmemenizçok önemlidir. Aksi takdirde çalışmanızdan istediğiniz verimi alamayabilirsiniz.

Ritüel:
Yere serdiğiniz örtünün üzerine rahat hissedebileceğiniz şekilde oturun ve mumlarınızı yakın. Ritüel öncesinde sizi koruyacağına inandığınız olumlama cümlelerini, duaları ya da mantraları tekrar edebilirsiniz.

Dolunayda her zaman “serbest bırakma” ritüelleri uygulanacağından, kurtulmak istediğiniz durumu, olayı, kişileri, hislerinizi vs.. ne varsa maddeler halinde kağıda yazın ve hatta neden kurtulmak istediğinizi de belirtin. Fakat cümleleri kurarken “şimdiki zaman”a ait cümleler kurun.  Cümleleriniz asla “gelecek zaman”a ait olmamalıdır.

Örneğin size acı veren eski ilişkinizden kurtulmak için aşağıdaki olumlamayı deneyebilirsiniz:

“Bana acı veren eski sevgilimden ve ilişkimden kurtuluyor, onu ve kendimi serbest bırakıyorum. Onunla yaşayarak edinmem gereken tecrübeleri edindim ve dersimi aldım. Fakat bu ilişki artık benim kişisel gelişimime hizmet etmiyor. Ona karşı hissettiğim duygulardan kurtulmak benim elimde ve bu güce sahibim. Onu ve ilişkimi geçmişte bırakıyorum ve bu sayede özgürleşiyorum. Acı geçmişte kaldı, huzursuzluk geçmişte kaldı, hayal kırıklıkları vs.. geçmişte kaldı… Artık onu ve ilişkimi geçmişte bırakarak özgürleşiyorum. Artık bitti… Artık bitti… Artık bitti… Artık özgürüm… Artık özgür olduğuma göre kendimi daha yüce sevgilere ve yüksek enerjilere açıyorum. Benim ve bütünün hayrına olması dileğiyle, teşekkür ederim…”

Ya da kurtulmak istediğiniz şey borçlarınız, istemediğiniz kişisel davranışlarınız, duygularınız, etkisinden kurtulmak istediğiniz bir olay vs… her şey olabilir. Bahsedilen konular hakkında pratik olumlama kalıplarını kullanmak yerine kendi belirlediğiniz sözcükleri kullanabilirsiniz. Olumlarınız kısa ya da uzun cümleler olabilir. Önemli olan şey “inanç enerjisi” haricinde “şimdiki zaman” kipini kullanmanızdır. Bir de terk etmek istediğiniz şeyin yerine gelmesini istediğiniz durumu veya olayı da yazın. Çünkü evren o kadar mükemmel bir dengeye sahiptir ki hiçbir şekilde boşluk bırakmaz! Mesela “kilolarımdan kurtuluyorum” dediğinizde, “artık daha sağlıklı ve ince bir bedene sahibim” de deyin. Ya da “değersizlik duygumdan kurtuluyorum” dediğinizde “ben de evrenin bir parçası olduğuma göre eşsiz, değerli ve özgüven sahibiyim” diye niyet edin.

Aşama aşama yapmanız gerekenler:
Kurtulmak istediğiniz durumları kağıda yazın.
Yazdıklarınızı 5 kez sesli olacak biçimde tekrarlayın.
Gözlerinizi kapayarak kurtulduğunuzda nasıl hissedeceğinizi gerçekten “hissedin”.
Elinizdeki metal ya da porselen kabın içerisinde kağıdınızı yakarken kağıdın yanışını izleyin ve ateşin kağıtta yazanları da erittiğini bilin. Küller elinize ya da vücudunuza hiçbir şekilde değmemeli…
Külleri denize atabilir, toprağa gömebilir ya da lavoboya dökerek musluğu açabilir ve onlardan kurtulabilirsiniz.
Külleri döktükten sonra altarınıza geri dönün, dileklerinizin gerçekleştiği için şükredin ve teşekkür edin. Bazı dilekleriniz hemen gerçekleşmese de onlar gerçekleşmişler gibi teşekkür etmelisiniz.
Ay ışığının vurduğu suyu içerek bu suyun sizi arındırdığını ve enerjiyle doldurduğunu hissedin. Dilerseniz ritüelin başında yaptığınız gibi sizi korunduğunu ya da arındırdığını düşündüğünüz dua, mantra, olumlama tekrarlayabilirsiniz. Ritüelinizin bittiğini kendi kendinize söyledikten sonra ayağa kalkın ve altarınızdaki eşyaları toplayın.
Son olarak yaptığınız ritüeli ve niyetlerinizi unutun. Niyetleri sürekli aklınızdan geçirmenize gerek yoktur. Verdiğiniz enerji evrene yayılmıştır ve bitmesi gerekenler bitmiştir…
Ay, psişik güçler, 6. his, algılar ve dişilikle ilgili bir gök cismi olduğundan sezgilerinizin güçlendiğini görebilirsiniz. Özellikle ritüeli yaptığınız gece gördüğünüz rüyalar size yol gösterici ve mesaj verici olabilir.

“Ay”ın enerjisinin sizi arındırması dileğiyle.

Kaynak: alternatif terapi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Adım Muhammet. 19 yaşındayım. Beni nefretle bakarken göremezsiniz; kabalaştığıma, etiketler koyduğuma, yaftaladığıma şahit olamazsınız.

18952802_10155270710966380_1452838561097941748_n

13 yaşından beri kağıt topluyorum Ankara`da. Niğdeliyim. İlkokula başladığım yıl geldik Ankara`ya. Ortaokulu bitirebildim yalnızca; hep takdir alarak geçtim sınıfları. Liseye yazdırmadı babam; sokağa saldı beni çalışıp da işe yaramam için. O gün bugündür sokaklardayım; çizgili, çizgisiz, kareli, beyaz ve rengarenk kağıtlar, kartonlar topluyorum.
Çalışmaya başladığım yıl babam terk etti bizi. Kumar borcu vardı; çekti gitti bir sabah erkenden. Ben geçindirdim evi. Annem severdi beni, “aslan oğlum” derdi. Yanaklarımı okşardı bazen. Babam gideli dört ay olmuştu; komşular bir adam bulmuşlar anneme. Kumar oynamazmış, namazında niyazında bir adammış. Eşi vefat etmiş. İki kızı varmış adamın. Anneme demiş, “sen kabulümsün, çocukların da kabulüm ama Muhammet olmaz!” Şaşırmış annem, “niye olmazmış Muhammet, o da benim çocuğum” demiş. “İki kızım var; biri on iki yaşında, biri on dört yaşında. Caiz değildir Muhammet`le kızlarımın aynı hane içinde olması” demiş adam. Üç kız kardeşim vardı ve çok düşkündük birbirimize. Annem için kolay olmadı karar vermek. Oturttu beni karşısına bir gece. “Bak Muhammet” dedi, “seni asla bırakmayacağım, ama bir süre dayınlarda kal oğlum.” Sarıldı bana; o ağladı, ben ağladım…
İmam nikahı kıyıldı, dayımlara geçtiğimin ertesi günü. Haftasına kalmadan annemi, kızlarını ve kardeşlerimi alarak memleketine götürmüş adam, Kastamonu`ya. Dayım dedi, “annenin emanetisin bana, burası senin de evin. Arada bir gelip kalabilirsin Muhammet!”
On üç yaşındaydım, bana kalacak bir yer de ayarlamamıştı dayım. Komşulardan, akrabalardan kimse demedi bana, “sana yardım edelim” diye. On üç yaşındaydım, Ankara`daydım, bir başınaydım…
Altı yıldır görmedim annemi ve kardeşlerimi. Bir çok kez niyetlendim Kastamonu`ya gitmeye. Dedim, “kovar beni o adam; göstermez bana ailemi.” Anneme küsüm; istese bana ulaşabilirdi diye düşünüyorum. Çok özlüyorum kardeşlerimi; Hülya`yı, Havva`yı ve Hanife`yi… Domino oynardık dördümüz. Ben bir kere bile kazanmadım; “çocuk onlar, sevinsinler” derdim. Ben de çocuktum oysa…
Yürürken, kağıt toplarken, sabahtan akşama bitap düşene kadar çalışırken hep yüzlerini seyrediyorum insanların. Mesela, sevgililer geçiyor yanımdan ve erkekler beni görünce daha bir ötemden geçirtiyorlar kadınları. Erkekler, kadınlar, muhafazakarlar, devrimciler, hippiler, İbo dinleyenler, Metallica dinleyenler, Kafka okuyanlar, dua kitapları okuyanlar, türbanlılar, mini etekliler, herkes öyle sevgisiz bakıyor ki bana; öyle incitici, öyle hoyrat olabiliyor ki herkes…
İbo`yu bilmeme şaşırmadınız, ama Metallica`yı ve Kafka`yı biliyor olmam ilginç gelmiştir size belki. Olgunlar Sokak`taki seyyar kitapçılardan kitaplar alıyorum. Milena`ya Mektuplar`ı okudum Kafka`dan, diğerlerini de okuyacağım. Birçok kitap okuyacağım ben; Nietzsche`nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabını çok merak ediyorum mesela, bir de Oruç Aruoba`nın şiirlerini. Keşfetmem, okumam, sorgulamam gereken öyle çok yazar, hikaye, roman ve şiir var ki…
Kitapçılar bile önyargılı bana; emeği, vicdanı, barışı savunanlar bile beni gördüklerinde kıyıcı sözler söyleyebiliyorlar ve eminim onlara ürkütücü geldiğimden.
İkinci el kasetlerim var; Metallica kasetim de var, Fikret Kızılok kasetim de. Annem, beni dayımlara yollarken teybi bana verdi,”sıkıldıkça müzik dinle, ama sesini kıs ha” dedi. Şimdilerde teybi son ses açıyorum Metallica`yı dinlerken!
Adım Muhammet. 19 yaşındayım. Beni nefretle bakarken göremezsiniz; kabalaştığıma, etiketler koyduğuma, yaftaladığıma şahit olamazsınız. Bir anlama çabam var; kendimi, annemi ve sizi. Bir öğrenme çabam var; yeryüzünü, doğayı ve evreni. Yazmaya da başlayacağım; sevgisizliği yazacağım önce çöp kutularından topladığım kağıtlara ve sevgisizliği yazdığım kağıtlar geri dönüşüme gidip sevgi olarak dönecek aramıza. Sevgi`li insan dostlarım olacak kağıtlarda diriliveren; sevgiyle var olan canlar, kardeşler, halklar…
Kendime ait bir kütüphanem olacak sonra. Atık kağıtlar topluyor olabilirim; işim gereği tenimden yayılan koku pis gelebilir size ama en sevdiğim koku kitap kokusudur.
Doğada bir başıma yaşama projem de var. Yoruldum incitilmekten, ötekileştirilmekten, lanetlenmekten. Tabiat Ana`ya sığınmak istiyorum ve bunun için otlarla ilgili kitaplar alıyorum. Otlarla beslenmek, otlarla iyileşmek, otlarla huzur bulmak istiyorum. Doğada bir başıma yaşayacaksam otların bütün kerametlerini bilmem gerekiyor.
Böbrek yetmezliği var Abbas`ın; benim kardeşim oldu Abbas, kız kardeşlerimin yokluğunda. Ona biz bakıyoruz ve Abbas iyileşmeden Tabiat Ana`nın yanına gitmeyeceğim.
Kafka kırk bir yaşında ölmüş; onun kadar yaşasam yeter. Kitaplar gibi kokmaktır özgürlük; otlardan sevgi büyüleri yapmak ve toprağa karıştığımda bir gün, Tabiat Ana`nın beni şefkatle anmasıdır…
Böyle buyurdu Muhammet!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »

İNSANLIKTAN SAKLANAN EN BÜYÜK SIR: EPİFİZ

epifiz

 

İnsan vücudunda (beyinde) epifiz bezi olarak bilinen, aynı zamanda üçüncü göz olarak adlandırılan bir organ bulunmakta.
Epifiz bezinin ingilizce asıl adı Pineal Gland’dır. Pineal denmesinin sebebi ise bu organ çam kozalağına benzemekte. Hatta birebir aynı şekilde. Çam kozalağının ingilizcesi de pine cone. Bunları detaylı belirtiyoruz çünkü birazdan lazım olacak. Beynin merkezine yakın iki yarım küresi arasında yer alan bu küçük çam kozalağı, uyuma, uyanma zaman kavramı, vücudu geceye gündüze göre ayarlama, mevsimsel fonksiyonlar dahil kabataslak bütün işlerle uğraşan, asıl görevi seratonin ve melatonin hormanlarını salgılamak olan bir doku parçası. Hatta astral seyahat denilen gerçekliği kanıtlanmamış ama çoğu kişinin inandığı ruh seyahati olayının bu doku parçası ile mümkün olduğu söyleniyor. Göçmen kuşların ve görme engelli insanların yol bulma kabiliyeti bile Epifiz bezi sayesinde başarılı olduğu söyleniyor.
Yüksek güçlerin bu bilgiyi bizden saklamasının en büyük sebebi ise insanların nasıl güçlü bir dokuya sahip olduklarını, nasıl bir potansiyelleri olduklarının farkına varmalarını istememelerinden kaynaklanıyor.
Hz. İsa’nın “karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler” sözünün epifiz bezi için söylendiği iddia edilmekte. Bezin 3. göz olarak adlandırılmasının bir diğer sebebi ise dokusal olarak göz yapısına benzemesiymiş. Ancak bir fark ile, gözlerimiz ışık ile harekete geçerken, epifiz bezi ise karanlıkta, ışık kesildiğinde aktif oluyor. Hz. İsa’nın sözüne de buradan bir çıkarım yapılmış.
Epifiz bezi kelimenin tam anlamıyla insanlar için fiziksel ve ruhsal dünya arasındaki bir bağlantı noktası. Hatta ünlü bilim adamı Rene Descartes insan ruhunun bu salgı bezinin üstünde bulunduğunu iddia etmiş yüzyıllar önce.. Bu bezi etkinleştirmenin yoga, meditasyon ve diğer gizli yöntemlerle mümkün olduğu söyleniyor. Bu etkinleştirmeyi mümkün kılmak demek, astral seyahat ile başka boyutlarda seyahat etmek ile aynı şey demek oluyor bu arada Eski Sovyetler Birliği hükümetleri dahil olmak üzere çeşitli gölge örgütler, kamudan gizli şekilde kilitli odalar arkasında bu bilgiyi uzun yıllar araştırıp saklamışlar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »