Ruhumuz İçin Sıcak Bir Hikaye…

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. “Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum” demiş.

Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı “Olur” demiş çekine çekine. Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş. Hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış. “Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana” demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş. Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu. Yemek masasında üç tabak duruyormuş.

Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: “Ne görüyorsun?” Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış. “Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış. Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler. Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: “Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır.

Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler.

Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar.

Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler.

Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler. Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu. “Asıl ders bu değil!” dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi. “Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak. İkisinde de bir tat yok” Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı. “İçmek istersin herhalde” dedi.

Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü. “Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi. Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar.”

Cavit Çağ

Erkeklerin Karşı Koyamadığı 3 Şey

Erkekler kadınların hangi özelliklerinden etkilenir, hangi yönlerine ya da tavırlarına karşı koyamaz? Onları en çok ne etkiler? Parfüm, makyaj, yürüyüş.. İşte erkeklerin karşı koyamadığı 3 şey…

Sıcak bir gülümseme

Gülümseyen, kendine güvenen ve eğlenceli bir kadının erkeğin dikkatini çekmesi kolaydır. Çoğu kadın gülümsemesinin erkeğin hakkında yanlış düşünmesine neden olacağından korkar. Kadınlar, güvenli yakınlaşma anında, istemeyerek yanlış mesaj göndermekten ve karşısındakinin onu kırmasından korkar. Ek olarak, gülümseme karşılık verme olarak da kabul edilebilir.

Dinleyen kadınlar

Erkekler nadiren de olsa dinlenilmek ister. Onların ihtiyacı olan sadece birkaç dakika dinlenilmektir. Çoğu erkek konuşmayı yüzeysel tutmak için kısa konuşur, oysa kadınlar Onlar karşısındaki kadını dinleyerek tanıyacağını düşünür. Eğer kendilerini gözlerinin içine bakarak tüm dikkatiyle onu dinleyen bir kadınla karşılaşırlarsa bunu kendisini etkilemek için yaptığını düşünür. Kadın onu dinlemeye devam ediyorsa çok fazla konuşmaz. Bu tür kadınlar erkeklerin ilgisini çekmez ve evlenilmeyecek kadınlar arasında yer alırlar.

Seksi bir elbise…

Herkes erkeklerin ilk görsel olarak etkilendiğini bilir ancak bazen kadınlar erkeklerin görmek istediklerini nasıl göstereceklerini unutur. Doğru giyinilerek bir erkek hipnotize edilebilir. Kadınlar sadece bununla mükemmel kadınlar farkedilir korkularının üstesinden gelebilirler. Mükemmeliği unutun. Eğer gerçekten hoşlandığınız erkek tarafından farkedilmek istiyorsanız renkleri, elbise ve kıvrımları düşünün. Erkekler yumuşak ve kaliteli kıyafetler giyen kadınlardan hoşlanır.

Erkekler için pantolon giyen ya da rahat elbiseler içindeki kadınlar seksi değildir. Böyle giyinen kadınların etkileyici küpeleri ya da uzun saçları yoksa görmezler bile. Güzel hatta kırmızı ağırlıklı giyinmiş bir kadınla konuşmak erkeklerin seksi düşünmesine neden olur. Kadınsı hafif kumaştan hazırlanan bir elbise, kadınların hayal edemediğinden çok daha çekicidir.

http://www.r2d3dergi.com/2011/09/10/erkeklerin-karsi-koyamadigi-3-sey/

Renkler ve Notaları

Dussaud’a göre, yedi müzik notası arasında var olan titreşim bağlantısıyla, renk spektrumundaki değişik renkler arasında bulunan titreşim bağlantısı aynıdır. Çınlamalı gamın ve ışıltılı gamın güzelliğini sağlayan aynı sayılardır. Bu sayılar: 24, 27, 30, 32, 36, 40 ve 45′tir. Aynı sayıları, gökyüzünde, yıldızlarla çevrelerinde dönen gezegenler arasındaki uzaklıkta ve atomun çekirdeğinden elektronları ayıran aralıkta da buluruz. Baudelaire’in şiirindeki gibi, en büyükten en küçüğe renkler, sesler, tatlar ve kokular orantılıdır. Bu evrensel bir uyumu işaret gösterir.

Tıpkı renklerde olduğu gibi, sesler de iki gruba ayrılır: 1. Temel nota grubu, do, mi, sol, temel renklerde kırmızı, sarı ve mavi’ye karşılık gelir. 2. Tamamlayıcı notalar grubu olan re, fa, la ve si;

tamamlayıcı renkler olan turuncu, yeşil, lacivert, mor’a eştir. Müzikte la, renklerden lacivert’in (mavi ve morun karı¬şımı) oynadığı rolün aynısını oynar. Rancoule’a göre, la, si tarafından yaratılan psikolojik duygularla, sol tarafından doğal yaşamsal ve bedene bağlı hisler arasında bir bağ oluşturur. Öyleyse, müzikteki 7 nota, güneş ışığında yer alan 7 renkle birebir eşlenebilir.

Renk – Nota – Gezegen

Kırmızı — Do — Mars

Turuncu — Re — Jüpiter

Sarı — Mi — Merkür

Yeşil — Fa — Venüs

Mavi — Sol — Satürn

Lacivert — La — Uranüs

Mor — Si — Neptün ——————–

 

Ses-Renk İlişkisinin Ruhsal Yönü

Doğal do gibi, kalın sesler, güç ve sıcaklık hissi sağlayan ve maddesel düzenin düşüncelerini ve duygulannı üreten kırmızı’yla bağlantılıdırlar.

Mi, bir çeşit rahatlık, uyum olduğu kadar kişinin genel durumunda denge sağlayan san renge denktir.

Sol gibi ton olarak daha yüksekte olan sesler, mavi’ye denktir ve organik hassaslığı arttırırlar.

Turuncu’nun mavi’nin tamamlayıcı rengi olması gibi, re de sol’ün tamamlayıcı notasıdır.

Yeşil’in kırmızı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi fa da do’nun tamamlayıcı notasıdır. Mor’un sarı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi, si de mi’nin tamamlayıcı notasıdır

http://www.r2d3dergi.com/wp-content/uploads/2012/05/Colorful-Music-Notes.jpg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Her duyduğuna inanma, bütün paranı harcama, öğlene kadar uyuma

Fotoğraf: *Kimsenin hayallerine gülme.*Kaybettiğinde dersi kazan*Büyük bir dostluğu küçük bir tartışmada kaybetme*Kendi işine bak*Başarını feda ettiklerinle ölç*Bazen en iyi cevap, cevap vermemektir.*Huzurlu ev gibisi yoktur.*Her duyduğuna inanma, bütün paranı harcama, öğlene kadar uyuma*Hızlı düşün, yavaş konuş.*Yeniliklere kulağını aç ama değer yargılarını yitirme.Kimmsenin hayallerine gülme.

Kaybettiğinde dersi kazan

Büyük bir dostluğu küçük bir tartışmada kaybetme …

Kendi işine bak

Başarını feda ettiklerinle ölç

Bazen en iyi cevap, cevap vermemektir.

Huzurlu ev gibisi yoktur.

Her duyduğuna inanma, bütün paranı harcama, öğlene kadar uyuma

Hızlı düşün, yavaş konuş.

Yeniliklere kulağını aç ama değer yargılarını yitirme.

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evlilikte mutluluk için 5 Altın kural

Kaliteli Zaman Geçirmek

Kadınların kocalarından en çok beklediği şeylere ilk olarak ‘zaman’ faktörüyle başlıyoruz. Yalnız, erkeklerin eşleriyle çok daha fazla zaman geçirmelerinden değil, çok daha ‘kaliteli zaman’ geçirmelerinden bahsetmek istiyoruz. Sizinle beraber güldüğü, aynı manzaraya bakabildiği veya aynı diziyi huzurla izleyebildiği anlar mesela… Birlikte keyifli bir Pazar sabahı yürüyüşü yapmak, alışveriş merkezinde üzerinizde denediğiniz yeni gömlek için ‘nasıl görünüyorum’ diye çekinmeden sorabilmek, omzuna yaslanıp güzel bir aşk filmi izlemek gibi…

Ev İşlerinde Yardımcı Olmak

Bir elinde bilgisayar, diğer elinde kumanda, umurumda mı bu dünya? Kadınlar eskisine oranla çalışma hayatına çok daha fazla katılıyor, fakat bazı erkekler ‘ev işini kadın yapar’ algısından kurtulamayarak ev işlerinde eşlerine pek de yardımcı olmayabiliyor. Aslında erkekler, ev işlerine katkıda bulunsalar hem karın bölgesi yağlanmalarını bir nebze durdurabilecek hem de eşlerinden o ‘her zaman’ bekledikleri sıcak ilgi ile daha fazla karşılaşabilecekler.

Takdir Edilmek
Kadınlar, evlilik ilişkisinde erkeklerden çok daha fazla takdir edilmeyi seviyor. Bu gerçek için onları suçlayamazsınız. Evi temizlemek, alışverişi düşünmek, çocuklarla ilgilenmek, geç saatlere kadar mesaiye kalmak, anne-baba ve hatta kayınvalidesi ve kayınpederle ilgilenmek, doğum gününüzde sizi sevindirmek için ufak bir hafta sonu kaçamağı planları yapmak… Tüm bunlar ve daha fazlası, kadınların biraz daha takdir görmesini sağlamaya yetmez mi? Bir iki duygusal söz ve ufak bir kompliman, bir kadını o kadar çok mutlu eder ki…

Şefkat ve Duygusal Yakınlık

Pek çok evlilik ilişkisinde geçen yılların ardından ‘tuhaf bir yabancılaşma’ ve şefkat yoksunluğu görülüyor. El ele tutuşmalar, sırt sıvazlamalar, o, anlık ‘tutku dolu’ öpücükler, kısa vedalardaki o sıkı sıkı sarılmalar ya rafa kaldırılmış oluyorlar, ya da pencereden dışarı fırlatılmış! Kadınlar, eşlerinden sık sık olmasa da ‘şefkat ve sıcak bir temas’ bekliyor

Anlayış

Kadınlar, eşlerinin fikirlerine daha fazla saygı göstermelerini ve onları anlamaya çalışmalarını istiyor. özellikle de yoğun şehir yaşantısının içinde bir oraya bir buraya savrulan ‘çalışan kadınlar’ eşleriyle biraraya geldiğinde düşüncelerinin dinlenmesini istiyor. Bırakın eşinin onu anlamasını, kendini ifade etmek için fırsat verilmeyen kadınların sayısı hiç de az değil. Böylece giderek daha da yalnızlaşıyor ve kaçınılmaz ‘mutsuzluk’ ile karşılaşıyorlar. Kadınların eşlerinin empati kurmalarına ihtiyacı var.

http://www.kadinvekadin.net/evlilikte-mutluluk-icin-5-altin-kural-2012-11-08.html

Keskin Balta!

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş.

Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.

İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: “Bu nasıl olabilir! Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?” İkinci adam yanıt vermiş: Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.
***
Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendini geliştirmek kendi hayat çizgisini gözden geçirip zayıf noktaları güçlendirmek, güçlü yönlerimizi ise iyi kanalize etmektir. Kendimizi geliştirmek dünya hayatında kendini işe yarar kılmaktır. Kendimize dair yenilenmelerimiz olduğu müddetçe hep diri kalırız.

http://fwmail.net/hikaye/keskin-balta/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Eger bir insani kandirabiliyorsaniz,o insanin aptal oldugunu dusunmeyin,anlayin ki size hakettiginizden daha fazla guvenmistir!!

Eger bir insani kandirabiliyorsaniz,o insanin aptal oldugunu dusunmeyin,anlayin ki size hakettiginizden daha fazla guvenmistir!!

Servet İftihar Değil İmtihandır, Mülkiyet Değil Emanettir…Harika Bir Köle, Berbat Bir Efendidir…

Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın…

Fotoğraf: Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın…| Ara Güler | www.pttkitap.com

Yaşam, size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın…

Tutamayacagim sözler VERMEM…!!!

Tutamayacagim sözler VERMEM…!!!
“Kim ne der” diye DÜŞÜNMEM…!!!
BASIT kisilerle polemiğe GIRMEM…!!!
Dünyada KIMSE üzülsün ISTEMEM…!!!
Acıyı tanıdığım için, KIMSEYE ÇEKTIRMEM…!!!
Cesaretsizliği GURURLA ÖRTMEM…!!!
Yalan ve taktirlerle uğraşmayin,YEMEM…!!!
Dostlarıma laf ETTIRMEM….!!!
Gidiyorsa eğer,GİDENE DÖN DEMEM…!!!
Hayatımı kimsenin bozmasına izin VERMEM…!!!
Ağır geliyorsa bunlar, FİRARI SERBEST, BENDE ÜSTELEMEM……♥

Rukiye Genç

Hepimiz ilk ve en önce kendi zihinlerimizin tutsağı değil miyiz?

Fotoğraf: Hepimiz ilk ve en önce kendi zihinlerimizin tutsağı değil miyiz?Hepimiz ilk ve en önce kendi zihinlerimizin tutsağı değil miyiz?

Merhaba, Bunu Okuyan Kişi Bugün Başına Öyle Güzel Bir Şey Gelsin Ki, Birden Kahkaha At,Mutluluktan Ağla İstiyorum…Seviliyorsun…

Kaliteli İnsan, Ona Gösterilen Güler Yüz ve Samimiyetten Cesaret Bulup, Haddini Aşmayandır!..

Su Gibi Yararlı OL!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Geçmişi Geride Bırakmak…

 Fotoğraf: Geçmişi Geride BırakmakLisedeki bir öğretmen laboratuvara bir şişe süt ile gelir. Masasının tam köşesine herkesin görebileceği yere koyar, öğrenciler süte bakıp dersle ne tür bir ilgisi olabi­leceğini merak eder. Birden bire öğretmen eliyle hızla ite­rek, süt dolu şişeyi lavobaya düşürüp şişeyi parçalar ve arkasından bağırır; 'Dökülen sütün arkasından ağlama­yın!'.Bütün öğrencileri, geriye kala...nları görmeleri için lavobaya baktırır ve şunları söyler; 'iyi bakın, çünkü bu dersi hayatınızın sonuna kadar hatırlamanızı istiyorum. O süt gitti. Lavabodan aşağı gittiğini görüyorsunuz. Dünya­daki hiçbir yaygara ve telaş bir damlasını bile geri getir­meyecek. Biraz dikkat edilseydi kurtarılabilirdi. Ama artık çok geç. Yapabileceğimiz tek şey unutup, bir sonraki de­neye geçmekti.Üzülmek, yarının sıkıntısından bir şey eksilt­mez, sadece bugünün gücünü tüketir.Ne kadar adil olmasa da, kızgın da olsan, pişman da olsan, utanıyor da olsan, olumsuzluklar seni alt etmek istese de, birlikte olduğun kişi seni terk edip gitse de, ha­yatına devam etmelisin. Bir şeyi kaybettiğin zaman elbet­te kendini kötü hissedeceksin, canın yanacak, işini kay­bettiğinde ya da birlikteliğin sona erdiğinde üzüleceksin, dünyan kararacak ve kendini umutsuz hissettiğin anlar olacak. Ama bir noktadan sonra hayatına devam etmeye karar vermelisin. Kendine acımayı bırakmalısın.İyi şeylerin seni beklediğine inanmalısın. Olumsuz duyguların seni olduğun yerde tutmasına izin verme. Ha­yat bir kapıyı, başka ve daha büyük bir kapıyı açmadan kapatmaz. Sürekli olarak, 'neler yapabilirdim, hangi okula girebilirdim, şöyle olsaydı, ilişkim devam ediyor olsaydı, şu yatırımı yapabilseydim, bu kadar zaman kaybetmeseydim.' diyerek vazgeçme. Dünün üzüntülerinin yarının umutlarını yok etmesine izin verme.Dün gitti, yarın gelmeyebilir. Geçmişin gitmesine izin verirsen, bugünü beklentiyle yaşarsan, karşına çok farklı yollar çıkacak. Ama bunları karşılaman için devam etmen gerekiyor. Bugünü yaşaman gerekiyor. Birkaç ha­yal kırıklığının geleceğini mahvetmesine izin verme.Feci baş ağrılarına ve acılara sebebiyet veren yan­lış seçimler yapmış olabilirsiniz. Belki her şeyi berbat etti­ğinizi, hayatınızı onarılmaz bir şekilde harap ettiğinizi dü­şünüyorsunuz. İflas eden bir işten veya başarısız bir iliş­kiden dolayı kalbiniz kırılmış olabilir.Yıllar boyu o acıyı beraberinizde taşımayın. Red­dedilmenin içinizi kemirmesine, geleceğinizi zehirlemesi­ne izin vermeyin. Tam bulunduğunuz yerden başlayın. Değiştiremeyeceklerinize değil, değiştirebileceklerinize odaklanın.Biten bir şey için fazla bir şey yapamazsınız, ancak geride kalanlar için yapabileceğiniz çok şey vardır.Hepimiz hata yapmaya devam edeceğiz. Hepimiz insanız, hiçbirimiz mükemmel değiliz. Kendimizi affetmeyi öğrenmeliyiz. Her şeyi düzeltemeyiz. Telafi edilemeyecek bir şeyi telafi etmeye çalışmayın. Silkinip kendinize gelin ve yolunuza devam edin.Geçmişte tutsak olarak yaşamayın. Hataları, piş­manlıkları, hayal kırıklıkları ve yanlış seçimleri sırtınızda taşımayın. Evet, biliyorum, öyle olacağını bilseydin o yatı­rımı yapmazdın. Biraz daha araştırmış olsaydın, öyle bir işe girişmezdin ya da o fırsatı kaçırmazdın. Belki de bir yıl önce dolandırıldın ve paranı alamadın. Geçmiş ders al­mak için vardır, bugünümüzü zehir etmesi, karamsarlığa itmesi için değil.Yerinde duran hayat değil, bizleriz.Bırak geçmiş geçmişte kalsın. Geçmişe sıkı sıkıya sarılırsan, zenginliğin hayatına girmesine izin vermeye­ceksin.Belki de ilişkinize her şeyinizi verdiniz, fedakârlık yaptınız, zamanınızı verdiniz, paranızı verdiniz, kendinizi adadınız, ama yürümedi ve onca zamanı boş yere har­cadığınızı hissediyorsunuz. Bunun daha fazla hayatınızı alt üst etmesine izin vermeyin. Yaşamınıza devam edin. Hayatın sizin için başka bir planı var. O yeni başlangıca doğru gitmelisiniz. Hayatın nokta koyduğu yere soru işa­reti koymayın.Birçoğumuz yanımızda kocaman bir bavul taşıyo­ruz. Çok ağırdır o bavul. O bavul geçmişin kötü deneyim­lerini sakladığımız bavuldur. İlerlemek için çok çaba sarf etsek bile çok az mesafe kat edebiliyoruz. Birkaç adım attıktan sonra da durup bavulu açıp içinde nelerin oldu­ğunu tekrar gözden geçiriyoruz. O acıları, o hayal kırıklık­ları tekrar yaşıyoruzdur. Bazılarımız bu şekilde günlerimi­zi, bazılarımız haftalarımızı, bazılarımızsa yıllarımızı kaybettik. Sonra bavulu tekrar kapatıp ilerlemeye çalışıyor ve çok geçmeden tekrar durup bavulu açıp zaman kaybedi­yoruz.Bazen işlerin neden yürümemiş olduğunu anlaya­mıyoruz. Anlamasak da güvenmemiz gerekir. Hayat ge­reğini yapacak, girmeniz gereken yol karşınıza çıkacak. Devam ederseniz, bu yolu bulabilirsiniz. Belki de planını­za fazlasıyla zaman, enerji ve para harcadınız ve kapının size kapandığını görüyorsunuz. Bunu geride bırakıp, sizin için daha iyi bir planın olduğuna güvenerek devam etme­lisiniz. O anı, o günü en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.Her yeni gün yeni bir başlangıçtır. Her sabah yap­mamız gereken o bavulu geride bırakmak, dünün hayal kırıklıklarını geride bırakmak. Bunu yapabilmenin en etkili yolu onlardan dersler çıkartıp gelecek için kendinize yeni hedefler belirlemektir. O bavulu belki bir anda elinizden bırakamayabilirsiniz. O zaman en azından içindeki ağır­lıkların bazılarıyla vedalaşabilirsiniz.Siz hangi ağırlıklarla vedalaşacaksınız?Karar verdiğinizde isterseniz size rehberlik edebilirim..?Sevgi ve şükranlarımla,   Neşe Yıldız Özdemir

 Lisedeki bir öğretmen laboratuvara bir şişe süt ile gelir. Masasının tam köşesine herkesin görebileceği yere koyar, öğrenciler süte bakıp dersle ne tür bir ilgisi olabi­leceğini merak eder. Birden bire öğretmen eliyle hızla ite­rek, süt dolu şişeyi lavobaya düşürüp şişeyi parçalar ve arkasından bağırır; ‘Dökülen sütün arkasından ağlama­yın!’. Bütün öğrencileri, geriye kala…nları görmeleri için lavobaya baktırır ve şunları söyler; ‘iyi bakın, çünkü bu dersi hayatınızın sonuna kadar hatırlamanızı istiyorum. O süt gitti. Lavabodan aşağı gittiğini görüyorsunuz. Dünya­daki hiçbir yaygara ve telaş bir damlasını bile geri getir­meyecek. Biraz dikkat edilseydi kurtarılabilirdi. Ama artık çok geç. Yapabileceğimiz tek şey unutup, bir sonraki de­neye geçmekti. Üzülmek, yarının sıkıntısından bir şey eksilt­mez, sadece bugünün gücünü tüketir. Ne kadar adil olmasa da, kızgın da olsan, pişman da olsan, utanıyor da olsan, olumsuzluklar seni alt etmek istese de, birlikte olduğun kişi seni terk edip gitse de, ha­yatına devam etmelisin. Bir şeyi kaybettiğin zaman elbet­te kendini kötü hissedeceksin, canın yanacak, işini kay­bettiğinde ya da birlikteliğin sona erdiğinde üzüleceksin, dünyan kararacak ve kendini umutsuz hissettiğin anlar olacak. Ama bir noktadan sonra hayatına devam etmeye karar vermelisin. Kendine acımayı bırakmalısın.

İyi şeylerin seni beklediğine inanmalısın. Olumsuz duyguların seni olduğun yerde tutmasına izin verme. Ha­yat bir kapıyı, başka ve daha büyük bir kapıyı açmadan kapatmaz. Sürekli olarak, ‘neler yapabilirdim, hangi okula girebilirdim, şöyle olsaydı, ilişkim devam ediyor olsaydı, şu yatırımı yapabilseydim, bu kadar zaman kaybetmeseydim.’ diyerek vazgeçme. Dünün üzüntülerinin yarının umutlarını yok etmesine izin verme. Dün gitti, yarın gelmeyebilir. Geçmişin gitmesine izin verirsen, bugünü beklentiyle yaşarsan, karşına çok farklı yollar çıkacak. Ama bunları karşılaman için devam etmen gerekiyor. Bugünü yaşaman gerekiyor. Birkaç ha­yal kırıklığının geleceğini mahvetmesine izin verme. Feci baş ağrılarına ve acılara sebebiyet veren yan­lış seçimler yapmış olabilirsiniz. Belki her şeyi berbat etti­ğinizi, hayatınızı onarılmaz bir şekilde harap ettiğinizi dü­şünüyorsunuz. İflas eden bir işten veya başarısız bir iliş­kiden dolayı kalbiniz kırılmış olabilir. Yıllar boyu o acıyı beraberinizde taşımayın. Red­dedilmenin içinizi kemirmesine, geleceğinizi zehirlemesi­ne izin vermeyin. Tam bulunduğunuz yerden başlayın.

Değiştiremeyeceklerinize değil, değiştirebileceklerinize odaklanın. Biten bir şey için fazla bir şey yapamazsınız, ancak geride kalanlar için yapabileceğiniz çok şey vardır. Hepimiz hata yapmaya devam edeceğiz. Hepimiz insanız, hiçbirimiz mükemmel değiliz. Kendimizi affetmeyi öğrenmeliyiz. Her şeyi düzeltemeyiz. Telafi edilemeyecek bir şeyi telafi etmeye çalışmayın. Silkinip kendinize gelin ve yolunuza devam edin. Geçmişte tutsak olarak yaşamayın. Hataları, piş­manlıkları, hayal kırıklıkları ve yanlış seçimleri sırtınızda taşımayın. Evet, biliyorum, öyle olacağını bilseydin o yatı­rımı yapmazdın. Biraz daha araştırmış olsaydın, öyle bir işe girişmezdin ya da o fırsatı kaçırmazdın. Belki de bir yıl önce dolandırıldın ve paranı alamadın. Geçmiş ders al­mak için vardır, bugünümüzü zehir etmesi, karamsarlığa itmesi için değil. Yerinde duran hayat değil, bizleriz. Bırak geçmiş geçmişte kalsın. Geçmişe sıkı sıkıya sarılırsan, zenginliğin hayatına girmesine izin vermeye­ceksin. Belki de ilişkinize her şeyinizi verdiniz, fedakârlık yaptınız, zamanınızı verdiniz, paranızı verdiniz, kendinizi adadınız, ama yürümedi ve onca zamanı boş yere har­cadığınızı hissediyorsunuz. Bunun daha fazla hayatınızı alt üst etmesine izin vermeyin. Yaşamınıza devam edin. Hayatın sizin için başka bir planı var. O yeni başlangıca doğru gitmelisiniz. Hayatın nokta koyduğu yere soru işa­reti koymayın.

Birçoğumuz yanımızda kocaman bir bavul taşıyo­ruz. Çok ağırdır o bavul. O bavul geçmişin kötü deneyim­lerini sakladığımız bavuldur. İlerlemek için çok çaba sarf etsek bile çok az mesafe kat edebiliyoruz. Birkaç adım attıktan sonra da durup bavulu açıp içinde nelerin oldu­ğunu tekrar gözden geçiriyoruz. O acıları, o hayal kırıklık­ları tekrar yaşıyoruzdur. Bazılarımız bu şekilde günlerimi­zi, bazılarımız haftalarımızı, bazılarımızsa yıllarımızı kaybettik. Sonra bavulu tekrar kapatıp ilerlemeye çalışıyor ve çok geçmeden tekrar durup bavulu açıp zaman kaybedi­yoruz. Bazen işlerin neden yürümemiş olduğunu anlaya­mıyoruz. Anlamasak da güvenmemiz gerekir. Hayat ge­reğini yapacak, girmeniz gereken yol karşınıza çıkacak. Devam ederseniz, bu yolu bulabilirsiniz. Belki de planını­za fazlasıyla zaman, enerji ve para harcadınız ve kapının size kapandığını görüyorsunuz. Bunu geride bırakıp, sizin için daha iyi bir planın olduğuna güvenerek devam etme­lisiniz. O anı, o günü en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.

Her yeni gün yeni bir başlangıçtır. Her sabah yap­mamız gereken o bavulu geride bırakmak, dünün hayal kırıklıklarını geride bırakmak. Bunu yapabilmenin en etkili yolu onlardan dersler çıkartıp gelecek için kendinize yeni hedefler belirlemektir. O bavulu belki bir anda elinizden bırakamayabilirsiniz. O zaman en azından içindeki ağır­lıkların bazılarıyla vedalaşabilirsiniz. Siz hangi ağırlıklarla vedalaşacaksınız? Karar verdiğinizde isterseniz size rehberlik edebilirim..? Sevgi ve şükranlarımla,

Neşe Yıldız Özdemir
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »