Kendini kabul ettiğin an güzelleşirsin…:))

Kendini kabul ettiğin an güzelleşirsin…:))

 

Serap Özger…

"Tanrı sizi kıyıya doğru itiyorsa yalnızca iki nedeni vardır. Ya sizi düşerken yakalayacaktır ya da size uçmayı öğretecektir."…….♥

 

 

“Tanrı sizi kıyıya doğru itiyorsa yalnızca iki nedeni vardır. Ya sizi düşerken yakalayacaktır ya da size uçmayı öğretecektir.”…….♥

 

Sibel Şen

Cahil insan her sözünde kendini aklar…Alim insan her sözünde kendini yoklar…

Bir kadın güzelse korkun, terkedilmişse 2 kere korkun, alışverişe gidememiş ve makyap yapamamışsa ölü taklidi yapın :)

Hayatımızdaki Değişimlerin Nazikçe Olmasını Dilemek İçin Aşağıdaki Olumlamayı Kullanabilirsiniz…

13 kasım salı gününün enerjisi ve olumlaması Bugün ay akrep burcunda ilerlemeye devam edecek. Ay akrepte iken kendi içimize bakmak, olayların  gerçek yüzlerini görmek, derin kökleri olan sorunlarımızı şifalandırmak için uygun etkiler verir.  Yeni ay öncesi son günde o…

lduğumuz için bugün ay akrep burcunda iken yapılabilecek korkularımızdan  arınma çalışmaları için çok uygun bir gün olacaktır. Eğer bu konuda çalışma yapmak istiyorsanız  çalışmak istediğiniz korkunuzu belirledikten sonra özellikle akşam saatlerinde; ” Falanca korkumla tamamen vedalaşmaya niyet ediyorum. Korkumu serbest bırakıyorum ve  yerine saf  sevgiyi koyuyorum” şeklinde bir niyetle çalışabilirsiniz. Sabah erken saatlerde ay ile plütonun olumlu açısı kendimizi daha güçlü hissetmemize yardım  edecektir. Gün içinde ayın başka etkili bir açısı olmayacak.

14 kasıma girdiğimiz ilk dakikalarda 00:09 da çok önemli bir güneş tutulması olacak. Aslında bu 14  kasımın konusu ama ben bugünden bu konuda bilgi vermek istiyorum. Güneş tutulmaları astrolojik olarak başlangıçları, ay tutulmaları ise sonlanmaları simgeler. Ancak  bu başlangıç yada sonlar beklediğimizden hızlı ve sarsıcı olabilir. Tutulma öncesi 2-3 gün ve  sonraki 2-3 gün hayatınıza dikkat edin, yaşadığınız olaylar ve karşınıza çıkan yenilikler yaşam  yolunuzla ilgilidir. Yine tutulmalardan sonra hayatımızda önemli değişimlerin olabileceğini de  eklemek istiyorum. Bu günlerde hayatınızdaki küçük olaylara ve değişimlere dikkat edin. Bunlar  gelecekte yaşayacağınız büyük olayların işaretini verebilir. Eğer sizi zorlayacak şeyler yaşarsanız  sadece akışa uyarak hareket etmek ve yaşadığınız herşeyin hayrınıza olduğunu düşünmek en doğru  davranış olacaktır. Şimdi gelelim bugünkü güneş tutulmasına…

14 kasımdaki güneş tutulması akrep burcunda olacak. Akrep  burcu dönüşümü ve değişimi simgeler. Hepimizin hayatında bir şeyler başka bir şeylere dönüşecek.  Eğer bu dönüşüm hoşunuza gitmezse en azında gerekli olduğunu bilmeniz iyi gelebilir. Akrep burcundaki güneş tutulması için size iki şey önereceğim. Birincisi tamamen olumlu düşüncelere  odaklanarak, pozitif enerjiler üretmeniz ve ikincisi ise hayatınızda yaşayacağınız değişim ve  dönüşümlerin “NAZİKÇE” olmasına niyet etmeniz. Bu salı günü tüm gün boyunca düşüncelerinizi olumlu  bir noktada tutmaya çalışın, özellikle olumlamanızla bol bol çalışmanızı öneririm. Tam güneş  tutulması saatinde ise yani 00:09 da aşağıdaki niyeti tamamen odaklanarak 7 kere okumanızı da  özellikle öneriyorum. ” Gelişmem, büyümem, zenginleşmem ve en iyi ben olmam için yaşayacağım tüm değişimlerin nazikçe  gerçekleşmesine niyet ediyorum. Hayat beni harika bir yere götürüyor ve ben bu yolculuğun tadını  çıkartmayı seçiyorum”

Ayrıca enerjilerle çalışanlara bugün korunma çalışmaları yapmalarını öneririm. Auranızı  güçledirmenin faydalaları olacaktır. Bugün üzerinizde kaplan gözü taşı taşıyabilirsiniz ancak temizlemeyi unutmayın. Ayrıca aşağıda  vereceğim olumlamayı gün içinde bol bol içinizden tekrar etmenizi öneririm. Günün enerjisine uygun bir olumlama hazırladım ve faydalı olmasını seçiyorum. ” Olumlu düşünüyorum ve güzel enerjilerle kendimi çevreliyorum” Yukarıdaki yorumlar ve olumlama Berna Özcan Demir tarafından yazılmış olup paylaşımlarınızı kaynak  göstererek yapınız.

Acı çekmiş hiç kimse, artık eskisi gibi değildir…

Herkes aynı dilde gülümser…

Fotoğraf

İçimden Gelen…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Haddini aşan herşey zıddına döner!..

Keşke; insanların da prospektüsü olsaydı ve bilseydik…

30 GÜZEL TAVSİYE

1) Ağaç dikin, yabani otları yolun, bırakın elleriniz toprakla buluşsun.

2) Gülmek için, size eşlik edecek birilerinin olmasını beklemeyin. …

3) Bahçenizde, balkonunuzun uygun bir köşesinde domates, biber, maydanoz yetiştirin. Az bile olsa tohumunu elinizle ektiğiniz bir sebzeyi yemek çok tatlı gelecektir.

4) Sabredin, istediklerinizin gerçekleşmesi için belirlenmiş doğru bir zamanı vardır.

5) Bir şeyler üretin. Resim yapın, yazı yazın, atkı ya da kazak örün.

6) Yavaşlayın ve anın keyfini çıkartın.

7) Uzun zamandır kin beslediğiniz birisini affedin.
8) Bir çocuğu veya bebeği sevin. Onlardan pozitif bir enerjinin size geçtiğini görecektir.
9) Çocukları üzecek ve incitecek bir şey yapmaktan sakının.
10) Çocukluğunuzda okuduğunuz masal kitapları sakladığınız yerden çıkarın ve tekrar okuyun.
11) Bir işi bitirmek için kendinize yeterli süre tanıyın.

12) Başarılarınızı ve başarısızlıklarınızı şansa bağlamayın.
13) Bir hayvanı sevin ya da yapabiliyorsanız ona sarılın.
14) Gün doğumu ve gün batımının ihtişamını hissedin.
15) Geçmişin geride kaldığını ve geleceğin belki de hiç gelmeyeceğini hatırlayın

16) Kusurlu yanlarınızı sevmek zorunda değilsiniz ama en azından onları kabul edebilirsiniz.
17) Karıncaların evlerini inşa edişlerini ve kendi ağırlılarının 10 katı yiyecek taşıyışlarını izleyin.
18) Ara sıra içinizdeki çocuğun yaramazlık yapmasına izin verin.
19) Başarı bir süreçtir, bir varış noktası değildir. Bunu hep hatırlayın.
20) Evinizde çiçek besleyin.
21) Cebinizde veya çantanızda şeker taşıyın. Arkadaşlarınıza veya karşılaştığınız çocuklara bunlardan verebilirsiniz.
22)İşlerinizi ertelemeyin. Böylece geriye dönüp hataları düzeltmek için yeterli zamanınız olur.
23) Uzun zamandır aramadığınız bir arkadaşınızvarsa hemen şimdi onu arayın.
24) Uzun zamandır rafta okunmayı bekleyen kitabınızı alın ve okumaya başlayın.
25) Ara sıra nostaljik takılın. Çocuk parkına gidip salıncağa binin, elma şekeri veya pamuk şekeri yiyin. İp atlayın, ya da misket oynayın.
26) Yeni bir dil öğrenin.
27) Rutinlerinizin dışında çıkın. Her zaman kullandığınız yoldan farklı bir yol keşfedin, mobilyalarınızın yerini değiştirir. Farklı bir yerden alış-veriş yapın. Yani bir şeyi farklı yapın.28) Birisine yardım elini uzatın.

29) Hayatınızda değiştirebileceklerinizi değiştirin ve geri kalanları kendi haline bırakın.

30) Ve bugün sahip olduğunuz bir şey için şükredin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayattan ve tetristen şunu öğrendik: Eninde sonunda uyan bir parça gelir. Önemli olan, geldiğinde telaşa kapılmamak…

Herkesin kendine göre bir kantarı ve bir ağırlığı vardır:

 Fotoğraf: Herkesin kendine göre bir kantarı ve bir ağırlığı vardır:Bir kırlangıç gök gürültüsünden çok korkuyormuş.Bu korkusunu bir kumruya anlatmış.-“Şu gök gürültüsünden öyle korkuyorum ki, gök gürlediği zaman sanki kırk kantar yağım eriyor”Kırlangıcın küçük, narin cüssesine bakan kumru gülümseyerek karşılık vermiş.-“Sen ne kadarsın ki, senin kırk kantar yağın olsun.”Kırlangıç çok ciddi bir şekilde yanıtlamış.-“Herkesin kendine göre bir kantarı ve kendine göre bir ağırlığı vardır.”“Ne ZAMAN insanlara BURUN kıvırmayıp, onları dinlediysem; yaşama dair en büyük gerçekleri de o zaman öğrendim.”_____ALINTI______

 Bir kırlangıç gök gürültüsünden çok korkuyormuş. Bu korkusunu bir kumruya anlatmış. -“Şu gök gürültüsünden öyle korkuyorum ki, gök gürlediği zaman sanki kırk kantar yağım eriyor” …

Kırlangıcın küçük, narin cüssesine bakan kumru gülümseyerek karşılık vermiş.

-“Sen ne kadarsın ki, senin kırk kantar yağın olsun.” Kırlangıç çok ciddi bir şekilde yanıtlamış.

-“Herkesin kendine göre bir kantarı ve kendine göre bir ağırlığı vardır.”

“Ne ZAMAN insanlara BURUN kıvırmayıp, onları dinlediysem; yaşama dair en büyük gerçekleri de o zaman öğrendim.”

_____ALINTI

TAŞ MI SERT, KAFA MI?

 

 Vaktiyle bir çocuk vardı. Medresede okurdu. Alimlerden ders alır, öğretilenleri anlamaya çalışırdı. Fakat kafası kalınca idi. Bütün gayretine rağmen pek bir şey öğrenemezdi. Okumaya karşı da fazla istek duy­mazdı. Arkadaşları onu geçmiş, okumayı ilerletmişlerdi. O ise hâlâ bir yıl öncesin in kitaplarını okuyordu. Günlerden bir gün kararını verdi: — Kafam çok kalın, diye düşündü. Zekâm az.

Bu du­rumda okuyamam. İyisi mi köyüme dönüp tarla işlerine Bu maksatla bir sabah yola koyuldu. Az gitti, uz gitti bir ovaya düştü. Sıcak bastırmıştı. Çok da yorulmuştu. Yolun kenarında bir mağara vardı, ama girmeye korku­yordu. İçerisinin serin olduğundan emindi. Çünkü güneş al­mıyordu, ama ya ayıya filan rastlarsa ne olacaktı? Bunları düşündüğü için yüreği ürperiyor, içeri girme­ye bir türlü cesaret edemiyordu. Sonunda sıcak ve yorgunluk baskın çıktı. Ne olursa olsun mağaraya girecekti. Kararını verdi. Adımlarım ağır ağır attı. Korktuğu şeylerle karşılaşmayınca sevindi.

Korkusu biraz olsun dağıldı. Bir köşeye büzüldü. Sonra uzanıverdi. Birden gözü mağaranın tavanından yere damlayan su­ya takıldı. Yukarda birikiyor, büyüyor ve damla kendini taşıyamayacak kadar büyüyünce kopup yerdeki taşın üstüne düşüyordu. Kim bilir kaç yıldır böyle devam edip gidiyordu bu. Taş oyulmuştu. Oysa taş sertti. Su damlası ise yumuşacıktı. Yumuşacık su damlası nasıl oluyor da taşı deliyordu? Birden şimşekler çaktı beyninde. Yumuşacık su dam­laları senelerce aka aka sert taşlan deliyordu. Kendisi de ısrarla derslerine çalışır, okuma isteğiyle hocalarını din­lerse zamanla kafasına bir şeyler girerdi.

— Benim kafam şu taştan daha sert değil ya, diye söy­lendi. Önemli olan sebat etmekti. Şu su kadar sebat etmek. Şu taş kadar sebat etmek, o zaman kitaplarda yazılı olanlarla hocaların anlattıkları, kalın da olsa, kafada iz bırakırlardı. Hızla kalkıp gerisin geri medreseye döndü. Çalıştı, çabaladı, arkadaşlarına yetişti. Hattâ zaman içinde hepsini geçti. Öyle bir bilgin oldu ki. kitapları hâlâ ellerde dola­şır, Bu yüzden “Taş oğlu” mânasına gelen “İbn-i Hacer” dendi adına.

Kaynak: Cem Özüak

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . Leave a Comment »

ÇİFT YARIK DENEYİ

Fotoğraf: ÇİFT YARIK DENEYİ              Young deneyi olarak da bilinen çift-yarık deneyi, madde ve enerjinin aynı anda dalga ve parçacık özellikleri sergileyebileceğini gösterir. Deneyin basit versiyonunda lazer ışını gibi tutarlı bir ışık kaynağı, iki paralel yarık açılmış ince bir levhayı aydınlatır, ve yarıktan geçen ışık levhanın arkasındaki bir ekranda gözlemlenir. Işığın dalga doğası ışık dalgalarının iki yarıktan da geçerek girişim yapmasını, ve ekranda aydınlık ile karanlık bantlar oluşturmasını sağlar, ki bu sonuç ışık tamamen parçacıklı yapıda olsa beklenemez. Fakat, parçacıklardan veya fotonlardan oluşuyormuş gibi, ekranda her zaman ışığın soğurulduğu görülür. Bu durum dalga-parçacık ikiliği olarak bilinen prensibi ortaya koyar.    Eğer ışık tamamen sıradan parçacıklardan oluşsaydı ve bu parçacıklar bir yarıktan geçirilip ekrana çarptırılsaydı, yarığın büyüklüğüne ve şekline bağlı bir desen görürdük. Hâlbuki, tek yarık deneyi gerçekleştirildiğinde, ekrandaki desen bir dağılma desenidir, ortada dar bir merkezi bant ve ona paralel olarak dizilmiş daha karanlık bantlar olarak görünür.   Benzer şekilde, ışık sadece parçacıklardan oluşsaydı ve iki paralel yarıktan geçirilseydi, ekrandaki desen basitçe iki adet tek yarığın oluşturduğu desenlerin toplamı olurdu. Fakat gerçekte, desen daha geniş ve daha detaylı hale gelir, bir dizi aydınlık ve karanlık bant içerir. Thomas young bu olguyu ilk defa ispatladığında, ışığın dalgalardan oluştuğuna işaret ediyordu, ki aydınlık bölgelerin dağılımı dalga cephelerinin girişimiyle açıklanabilir.      Young deneyi, Isaac Newton tarafından öne sürülen ve 17. ve 18. yüzyılda ışığın yayılma modeli olarak kabul edilen ışığın parçacık teorisini mağlup ederek, 1800lerin başında ışığın dalga teorisinin kabul edilmesinde çok önemli bir rol oynadı. Yine de, fotoelektrik etkisinin daha sonraki keşfi, farklı şartlar altında ışığın parçacıklardan oluşuyormuş gibi davranabileceğini gösterdi. Birbiriyle çelişiyormuş gibi görüen bu keşifler klasik fiziğin ötesine geçerek ışığın kuantum doğasını hesaba katmayı gerekli hale getirdi.     Çift-yarık deneyi ışıktan başka birşey ile denenmemişti, ta ki1961 yılında Tübingen Üniversitesi’nden Clauss Jönsson bunu elektronlarla deneyene kadar. 2002 yılında, Physics World okuyucuları tarafından Jönsson’un çift-yarık deneyi ’en güzel deney’ olarak seçildi.   1999’da mikroskopta görülebilecek kadar büyük parçacıkların- buckyball molekülleri (0.7 nm çağında, protondan yarım milyon kat daha büyük)- dalga-tipi girişim sergiledikleri bulundu. Çift-yarık deneyi (ve varyasyonları) kuantum mekaniğinin temel bilmecesini açıkça ortaya koyabildiği için klasik bir düşünce deneyi haline geldi. Richard Feynman, bu tek deney üzerinde dikkatlice düşünerek tüm kuantum mekaniğinin derlenebileceğini söylemiştir.Young deneyi olarak da bilinen çift-yarık deneyi, madde ve enerjinin aynı anda dalga ve parçacık özellikleri sergileyebileceğini gösterir. Deneyin basit versiyonunda lazer ışını gibi tutarlı bir ışık kaynağı…

, iki paralel yarık açılmış ince bir levhayı aydınlatır, ve yarıktan geçen ışık levhanın arkasındaki bir ekranda gözlemlenir. Işığın dalga doğası ışık dalgalarının iki yarıktan da geçerek girişim yapmasını, ve ekranda aydınlık ile karanlık bantlar oluşturmasını sağlar, ki bu sonuç ışık tamamen parçacıklı yapıda olsa beklenemez. Fakat, parçacıklardan veya fotonlardan oluşuyormuş gibi, ekranda her zaman ışığın soğurulduğu görülür. Bu durum dalga-parçacık ikiliği olarak bilinen prensibi ortaya koyar.

Eğer ışık tamamen sıradan parçacıklardan oluşsaydı ve bu parçacıklar bir yarıktan geçirilip ekrana çarptırılsaydı, yarığın büyüklüğüne ve şekline bağlı bir desen görürdük. Hâlbuki, tek yarık deneyi gerçekleştirildiğinde, ekrandaki desen bir dağılma desenidir, ortada dar bir merkezi bant ve ona paralel olarak dizilmiş daha karanlık bantlar olarak görünür.

Benzer şekilde, ışık sadece parçacıklardan oluşsaydı ve iki paralel yarıktan geçirilseydi, ekrandaki desen basitçe iki adet tek yarığın oluşturduğu desenlerin toplamı olurdu. Fakat gerçekte, desen daha geniş ve daha detaylı hale gelir, bir dizi aydınlık ve karanlık bant içerir. Thomas young bu olguyu ilk defa ispatladığında, ışığın dalgalardan oluştuğuna işaret ediyordu, ki aydınlık bölgelerin dağılımı dalga cephelerinin girişimiyle açıklanabilir.

Young deneyi, Isaac Newton tarafından öne sürülen ve 17. ve 18. yüzyılda ışığın yayılma modeli olarak kabul edilen ışığın parçacık teorisini mağlup ederek, 1800lerin başında ışığın dalga teorisinin kabul edilmesinde çok önemli bir rol oynadı. Yine de, fotoelektrik etkisinin daha sonraki keşfi, farklı şartlar altında ışığın parçacıklardan oluşuyormuş gibi davranabileceğini gösterdi. Birbiriyle çelişiyormuş gibi görüen bu keşifler klasik fiziğin ötesine geçerek ışığın kuantum doğasını hesaba katmayı gerekli hale getirdi.

Çift-yarık deneyi ışıktan başka birşey ile denenmemişti, ta ki1961 yılında Tübingen Üniversitesi’nden Clauss Jönsson bunu elektronlarla deneyene kadar. 2002 yılında, Physics World okuyucuları tarafından Jönsson’un çift-yarık deneyi ’en güzel deney’ olarak seçildi.    1999’da mikroskopta görülebilecek kadar büyük parçacıkların- buckyball molekülleri (0.7 nm çağında, protondan yarım milyon kat daha büyük)- dalga-tipi girişim sergiledikleri bulundu.

Çift-yarık deneyi (ve varyasyonları) kuantum mekaniğinin temel bilmecesini açıkça ortaya koyabildiği için klasik bir düşünce deneyi haline geldi. Richard Feynman, bu tek deney üzerinde dikkatlice düşünerek tüm kuantum mekaniğinin derlenebileceğini söylemiştir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »