İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yanyana gelebilirler.

545946_234680856669984_1199693496_n[1]

İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak ortak bir şeylere sahip olur ya da yanyana gelebilirler.

Bunu kavramak o kadar önemli ki, son çümleyi tekrar okuyup üzerinde düşünmenizi isterim. Bunun dış görünüş, kültürel geçmiş, eğitim, deri rengi, mali durum, ülke, ilgi vs ile en ufak bir ilgisi yoktur.

İki insan ancak aynı frekansa sahipse, yanyana gelir ve birlikte olurlar…..T.Alexander

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben ruhunu keşfetmiş olmanın huzuru içindeki şanslı insanlardan biriyim.

550042_613834975312084_952546238_n[1]

Ben ruhunu keşfetmiş olmanın huzuru içindeki şanslı insanlardan biriyim.

Sadece kendimi değil, yaşamın ruhunu ve anlamını da hissetmeye, onu özümseyip, yaşadığım zaman dilimi içindeki halini kendime mal etmeye çalışırım, yaşadığım her türlü olumlu olumsuz olayların tek sorumlusu olduğumu biliyorum eklemeliyim ki sorumluluğun sadece bize ait olduğunu kabullenmek cesaret istiyor ama ilerleyebilmek için tek yol bu. Bu alış veriş, insanı hem çok mücadeleci, hemde alçakgönüllü ve huzurlu bir şekilde olgunlaştırıyor.

Kendi kapasitemi, hayatı ne kadar anlayıp, neye ne kadar tahammül edebileceğimi, içimdeki en güzel, en üretken olanı, yaşamımın, varlığımın sebeplerini ve benim yaşama verebileceklerimi, hayatta ardımda bırakabileceklerimi, ruhumu, yüreğimin yardımı ile dinleyerek keşfediyorum. İç dünyamla öylesine güzel bir anlaşma ve sohbet içindeyim ki dengelerimin bozulması çok zordur…

Bu kendini beğenmişlik hali değil; ama kendinden memnunluk hali… ♥

Kaynak: Özde Aura

Kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.

547526_482187891850882_1764835168_n[1]

 

Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar. Kainatın matemetiğidir. Bir koyar, bir alır insan. Bilmeden kendi hesabını dürer diyor dost…
Hiçbir konuda emin olma diyor dost…
Kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.

kAYNAK: bERRİN OCAKOĞLU

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Herkes Bir Yaşam Seçer ve Seçtiği Yaşmın Bedelini Öder…

Saksıyı Çalıştır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

İbretlik bir Hikaye…Buyrun…

Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak. Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır.. … Bir oraya, bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider..
Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar ge…lir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar.. Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını.
Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs. derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan.. Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar.. Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile.. İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar..
İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini, şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki:
“Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”
Bunu duyan meczub melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar
“Âdetiniz böyle değil mi?”
“Ne âdeti?!” der Hoca..
Cemaat da toplanmış, merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra..
Der ki meczub bu kez:
“Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye, şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım, gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki adet böyledir, ben de şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız, tek bana değil!
Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der..
“Evet” der meczub, “Hepinizin sırtı yüklü!”..
Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasına,bıyık altından gülüşmeler başlamıştır..
Meczub bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bağırır:
“Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, bunda kocaman bir elma ağacı vardı..
Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, bunda kızarmış tavuk, şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de yaşlı annesi vardı!..”
Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca;
“ Boş yok, boş yok hiç!..diye tekrarlar.
O böyle söyleyince, herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar!
Aynen doğrudur dedikleri çünkü; Kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda, kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını, biri onaracağı kapıyı, diğeri lokantasında pişireceği yemeği.. Biri açtır aklında yiyeceği tavuk, birinin sırtında sevdiği kadın, diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır.
“Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, bu kez endişeyle Hoca..
O da der ki: “Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı!
Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, “öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda…
“Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.” Bildirince bildiren, yüreği olan görüyor elbetDevamını Gör

İnsanlar, kendi yaşamlarını istekleri doğrultusunda şekillendirebilmek ve gerek gördüğünde değiştirebilmek için ihtiyaç duyduğu tüm kaynaklara kendi içinde sahiptir."

545463_10151020125894254_826656330_n[1]

İnsanlar, kendi yaşamlarını istekleri doğrultusunda şekillendirebilmek ve gerek gördüğünde değiştirebilmek için ihtiyaç duyduğu tüm kaynaklara kendi içinde sahiptir.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gülümsüyorum…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Ayışı Sonatının Öyküsü…

479954_10200144695072965_699884588_n[1]

 

”Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte viyana sokaklarında dolaşmaktadır. tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve ses oradan gelmektedir. arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler. ikisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve muhakkak çalan kişiyi görmek istediğini söyler. kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek onları içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız kördür. bunu gören Beethoven, “lütfen benden birşey isteyin” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. kızın cevabı şu olur; “ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?”
Bunun üzerine Beethoven piyanonun başına geçerek, ayışığı sonatını, doğaçlama olarak besteler.”

* Beethoven – Şefkatin büyüsü.

İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır…

Kaynak: Tunç Kılınç

ŞÜKÜR DUASI

541495_350009401765272_1061507009_n[1]

Yerine gelmiş her arzu için, olan her yaratım için ŞÜKREDİN.

Hayatın sunduğu olanaklar için, öğrenilen dersler için ve düzeltme ve yeniden deneme şansları için ŞÜKREDİN.

Her buluşma için, her karşılaştığınız insan için, aldığınız her gülümseme için, bir arkadaşla beklenmedik bir karşılaşma veya onunla geçirilen zaman için ŞÜKREDİN.

Teselli zamanları için olduğu kadar hareket ve eğlence için ŞÜKREDİN.

Hayatınıza giren her yeni kişi için ŞÜKREDİN.
… Doğanın verdiği bolluk, bereket ve sevinç için, mevsimlerin değişimi için, değisik topraklar için, ayın yükselişi, ısıtan ve iyileştiren muhteşem günışığı için ŞÜKREDİN.

Her özel an için ŞÜKREDİN ve bilin ki hiçbir şey boşuna değildir, her şeyin bir amacı vardır, siz göremeseniz veya anlayamasanız da…
… Hayatın kendisi bir mucizedir, burada olduğunuz için ŞÜKREDİN ve her gün için müteşekkir olmaya karar verin.

ŞÜKRETMEK, açılıp kendi iç güzelliğini dışarı vuran bir çiçek gibidir.

ŞÜKREDİN ve kendinizin ŞÜKRETME ruhu içinde ortaya çıkışınıza izin verin.

Hiçbir gününüzün ŞÜKRETMEDEN geçmesine izin vermeyin.

ŞÜKRETMEK hediyeler arasında en basit ama en büyük ödülleri getirebilecek olandır.
Olan her şey için ŞÜKREDİN, asla o gün olanlar için teşekkür etmeden uykuya dalmayın.

Ertesi günün şafağı ve getirebilecekleri için ŞÜKREDİN ve onu özel yapın..

Reiki Master Ayfer İğdebeli
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hiç kimse, belirli bir yolun tek yol olduğunu söyleyemez.

“Hiç kimse, belirli bir yolun tek yol olduğunu söyleyemez. İnsanın izlediği yol tamamen bireysel ruha bağlıdır;onun geçmiş enkarnasyonlarından kazandığı deneyim…lere ve karmasınası bağlıdır. Çünki bu karmanın bedeli belirli bir yolda temizlenmelidir ve herkes kendi bireysel yol veya eğitimini izlemelidir. Işık çok farklı şekilli ve renkli pencerelerden yayılmaktadır, ancak sonunda bütün renkler tek bir ışıkta birleşmektedir: Yüce Beyaz Işık.”

(Beyaz Kartal-Sevgide Ayrılık Yoktur.)

Bir çok insan "kendisi olmak" istiyor ama bunu da yine kendisi kısıtlıyor

533924_433444556744866_729514872_n[1]

Bir çok insan “kendisi olmak” istiyor ama bunu da yine kendisi kısıtlıyor. Kendimize “kendimiz olma izni” vermeliyiz… İçimizden doğru gelerek, ortaya çıkmasına…
Kendin ol. Her şeyden önce kim olduğuna, ne olduğuna, yazdığın her cümlenin içinde,  bitirdiğin her parçada parlayacağına inanıyorum. Ailen gibi olmayarak, arkadaşların gibi olmayarak. Kendin gibi olmak. Kendini taştan yaratmak…
Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadığı değil, çıkartacak bir şey kalmadığı zaman… oluşur…
İtalya’da yaşlı bir heykeltraş evinin bahçesine bir kaya getirir ve yontmaya başlar. Onu seyretmekte olan torunu o kocaman kayanın ne olduğunu sorar. Dedesi de “melek” cevabını verir.
Küçük çocuk o kocaman, sevimsiz kayayı bir türlü meleğe benzetemez.
Aradan epey uzun bir zaman geçer. Bir gün, dedesi torununu bahçeye çağırır ve biten eserini gösterir. Bir “melek heykeli!..” Torunu o kocaman ve sevimsiz kayanın yerinde duran melek heykelinden gözlerini ayıramadan sorar: “Dede, bu melek nereden çıktı?”
Dedesi de aynı hayranlıkla melek heykeline bakarak cevap verir: “Melek o kayanın içinde idi.”
Torunu yine sorar: “Peki, nasıl çıkarttın?” Dedesi gülümseyerek cevap verir:
“Çok kolay. Meleğe benzemeyen kısımlarını yok ettim.”
Kişisel gelişim, hiç bir zaman olamayacağın birine değil, özüne dönmektir.
Aslında değişmek değil, orada zaten var olanı yeniden keşfetmektir…
Karakterine bir şeyler eklemek değil, sana benzemeyeni törpülemektir…
Kendini değiştirmek, başkası olman değildir. Kendin olmandır…
Lâle Rona

Bunu okuyan kişi; seni tanımıyorum. Şuan kimle, nerde, napıyorsun bilmiyorum…

İnsanoğlu bir gün; Virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı.

İnsanoğlu bir gün; Virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı.

Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.

Ünlem işaretini kaybetti bir gün: Sevincini, öfkesini bütün duygularını kaybetti.

Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Soru sormayı unuttu.

 Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu. İki noktayı kaybetti bir başka gün. Hiçbir açıklama yapamadı.
Hayatın sonuna geldiğinde, elinde sadece tırnak işareti kalmıştı, “içinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca.”

Kaynak: Miryam Şulam